Romantizm Aşkı Nasıl Mahvetti: İngilizce çalışma notları
The School of Life
Video özeti: Video Romantizmin evlilik, tutku, cinsellik, sezgi ve kabulü zorlu bir aşk idealine çevirdiğini gösteriyor ve daha pratik, hoşgörülü kalıcı aşk öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "put a special premium on" — Deyimler ve mecazi ifadeler: ek ücret değil, “özel değer vermek” anlamını öğrenin ve öncelikleri anlatın. 2. "is taken to be a sign that" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: olgu değil yorum aktaran resmî edilgen kalıbı tanıyın ve kanıtı sonuçla bağlayın. 3. "make amends" — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: özür veya eylemle zararı telafi eden sabit ifadeyi öğrenin; amends sıradan çoğul isim değildir.
Bu derste
we've been living in a highly distinctive era in the history of love
0:03aşk tarihinde son derece belirgin bir çağda yaşıyoruz,
Since around 1750, we've been living: hâlâ süren bir zaman çizgisi
Since around 1750 geçmişteki bir başlangıç noktasını belirtir. We've been living, present perfect continuous yapısındadır: have + been + fiilin -ing biçimi. Bu iki unsur, bu çağda yaşama durumunu yaklaşık 1750'de başlamış ve hâlâ devam eden bir durum olarak sunar. Geçmişteki bir başlangıç noktasını şu anda sürmekte olan bir etkinlik veya durumla bağlamak istediğinizde bu kalıbı kullanın. Burada since zaman bildirir; çünkü anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için work fiilinin present perfect continuous biçimini kullanın: Since 2022, Maya ____ at the same clinic.
Cevabı göster
has been working
Romanticism emerged as an ideology in Europe in the mid-18th century
0:09Romantizm 18. yüzyılın ortalarında Avrupa'da bir ideoloji olarak
Conquered the world: küresel etkiyi anlatan bir mecaz
Conquered the world burada mecazi anlamdadır. Özne aşkla ilgili bir fikir olduğu için ifade, bu fikrin uluslararası ölçekte yayıldığı ve çok etkili ya da baskın hâle geldiği anlamına gelir; askerî bir savaş kazandığı anlamına gelmez. Bu mecaz ifadeye dramatik bir güç katar: spread around the world yalnızca yayılma alanını anlatırken conquered güçlü bir başarıyı ve insanların düşünme biçimi üzerindeki etkiyi de ima eder.
Alıştırma
Bir medya incelemesinde “The small app quickly conquered the world” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Dünya çapında büyük başarı kazandı ve etkili hâle geldi.
- Yalnızca tek bir yerel pazarda kısa süreliğine bulunabildi.
- Yaratıcıları bütün ülkelere karşı askerî bir savaş kazandı.
Cevabı göster
Dünya çapında büyük başarı kazandı ve etkili hâle geldi.
No single relationship ever follows the romantic template exactly,
0:19Hiçbir ilişki romantik şablonu birebir takip etmez,
but its broad outlines are frequently present nevertheless
0:23ancak yine de onun genel hatları sıklıkla mevcuttur
Sonraki içeriği tanıtmak için “can be summed up as follows”
“Can be summed up”, bir şeyin ana noktaları verilerek kısaca ifade edilebileceği anlamına gelir. Edilgen yapı, dikkati özeti yapan kişiden çok özetlenen düşünceler üzerinde tutar. “As follows” ileride gelecek içeriğe işaret eder. Bu ifade, hazırlık bölümünü kapatır ve özetin ya da listenin hemen ardından geleceğini bildirir.
Alıştırma
“The results can be summed up as follows,” cümlesinde vurgulanan ifade neyi bildirir?
- Ardından bir özet veya liste geleceğini bildirir.
- Daha önce verilmiş bir özete geri gönderme yapar.
- Önceki cümlenin bir örneğini sunar.
Cevabı göster
Ardından bir özet veya liste geleceğini bildirir.
Romanticism is deeply hopeful about marriage.
0:29Romantizm evlilik konusunda son derece umutludur.
hitherto seen as a practical and emotionally temperate union,
0:35ki o zamana kadar pratik ve duygusal olarak ılımlı bir birliktelik olarak görülüyordu,
and fused it together with a passionate love story Kalıp ifadeler
0:39ve onu tutkulu bir aşk hikayesiyle birleştirdi,
to create a unique proposition of a lifelong passionate love marriage.
0:42böylece ömür boyu sürecek tutkulu bir aşk evliliğinin eşsiz önermesini yarattı.
fuse A (together) with B: iki parçayı tek bir bütünde birleştirmek
Fuse A with B, önceden ayrı olan iki şeyi tek bir bütün oluşturacak kadar sıkı biçimde birleştirmek demektir. Burada evlilik ile tutkulu bir aşk hikâyesinin tek bir idealde birleştirilmesini anlatır. Kalıp fuse A with B şeklindedir. Birlik fikrini vurgulamak için A’dan sonra together gelebilir, ancak bu sözcük isteğe bağlıdır; ikinci öğeyi tanıtan edat with olur.
Alıştırma
Cümleyi fuse fiilinin geçmiş zamanı ve doğru edatla tamamlayın: The architect ____ traditional details together ____ a modern layout.
Cevabı göster
fused · with
people had imagined that they could have sex with characters they didn't love
0:52insanlar sevmedikleri kişilerle de seks yapabileceklerini
and that they could love someone without having extraordinary sex with them.
0:55ve biriyle olağanüstü seks yapmadan da onu sevebileceklerini düşünürlerdi.
Romanticism elevated sex to the supreme expression of love. Kelime
0:59Romantizm seksi aşkın en yüce ifadesine yükseltti.
Elevate A to B: daha yüksek bir statü verme
Buradaki elevated, fiziksel olarak yukarı kaldırmak anlamına gelmez. elevate A to B kalıbı, A'ya B'nin belirttiği statü veya rolü vermek anlamındadır. Cümle, Romantizmi sekse aşk ifadeleri arasındaki en yüksek sembolik statüyü veren bir akım olarak anlatır. Bu ifade, Romantizmle ilişkilendirilen bir görüşü aktarır; konuşanın bu görüşe mutlaka katıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi elevate A to B kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The movement ____ personal freedom ____ a guiding principle.
Cevabı göster
elevated · to
mutually satisfying sex became the bellwether of the health of any relationship. Kelime
1:04ve karşılıklı tatmin edici seks, her ilişkinin sağlığının göstergesi haline geldi.
Bellwether: daha geniş bir durumun işareti
Burada bellwether, daha geniş bir durumu değerlendirmek veya genel bir eğilimi öngörmek için kullanılan şeydir. Karşılıklı tatmin sağlayan seksi ilişki sağlığının bellwether'ı olarak adlandırmak, onu bir ilişkinin ne kadar sağlıklı olduğunu gösteren temel bir işaret olarak sunar. Bellwether, daha geniş bir alanda neler olabileceğine işaret eder; o duruma neden olmaz. Cümle, bu ilişki değerlendirme biçimini aktarır, doğruluğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Analistler taşımacılık talebini izler, çünkü bu talep çoğu zaman bütün ekonominin hangi yöne gittiğini gösterir. Bu rolü en iyi hangi sözcük adlandırır?
- cause
- benchmark
- bellwether
Cevabı göster
bellwether
Romanticism made infrequent sex and adultery into catastrophes. Dilbilgisi
1:11Romantizm seyrek seksi ve aldatmayı felaketlere dönüştürdü.
Without necessarily meaning to: niyet ile etkiyi ayırmak
Without necessarily meaning to bir sonucu ortaya koyar ve onu açık bir niyetten ayırır. meaning to içinde, bağlamdan anlaşılan eylem söylenmez; ardından gelen sonucu meydana getirmeyi amaçlamak anlamına gelir. Necessarily ifadeyi daha temkinli yapar. Cümle, Romantizmin kesinlikle böyle bir niyeti olmadığını söylemez; sonucun ortaya çıkması için bilinçli bir niyet varsaymanın gerekli olmadığını söyler.
Alıştırma
Örnekte Without necessarily meaning to ne anlatıyor?
- Etki amaçlanmamış olabilir, ancak niyet ihtimali tamamen dışlanmaz.
- Etki en başından açıkça planlandı.
- Etki kesinlikle kazara oluştu ve hiç kimse bunu amaçlamadı.
Cevabı göster
Etki amaçlanmamış olabilir, ancak niyet ihtimali tamamen dışlanmaz.
made A into B: dönüşüme veya yeniden sınıflandırmaya yol açmak
Made A into B, A’nın B olarak görülmeye, biçimlendirilmeye veya anlaşılmaya başladığını göstermek için make + nesne + into + sonuç yapısını kullanır. Burada infrequent sex and adultery A, catastrophes ise B’dir. Değişim fiziksel değil, kavramsaldır: Romantizm insanların bu durumları felaket olarak görmesine yol açmıştır. Catastrophes vurgulu bir değerlendirmedir; her olayın gerçekten bir felakete neden olduğu yönünde kelimesi kelimesine bir iddia değildir.
Alıştırma
Cümleyi make A into B yapısıyla tamamlayın: Good lighting can ____ a small room ____ a welcoming space.
Cevabı göster
make · into
Romanticism proposed that true love must mean an end to all loneliness.
1:16Romantizm, gerçek aşkın tüm yalnızlığın sonu anlamına gelmesi gerektiğini öne sürdü.
possibly without needing even to speak to us.
1:25muhtemelen bizimle konuşmaya bile ihtiyaç duymadan.
might understand us without needing to say anything.
1:34hiçbir şey söylememize gerek kalmadan bizi anlayabileceği fikrine özel bir değer atfetti.
put a special premium on: özel önem vermek
Bu cümlede put a special premium on, “bir şeyi özellikle önemli veya değerli görmek” anlamına gelir. Romantikler, bir partnerin onları sözsüz anlayabilmesi ihtimaline özel bir değer verir. put a premium on + isim veya -ing biçimi yapısı, bir kişinin, grubun ya da kültürün neye fazladan öncelik verdiğini gösterir. Buradaki premium soyut bir değeri ifade eder; sigorta primi veya daha yüksek fiyat anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi put a premium on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Our team ____ clear communication, especially during emergencies.
Cevabı göster
puts a premium on
Romanticism believed that choosing a partner should be about letting oneself be guided by feelings
1:37Romantizm, partner seçiminin pratik hususlardan ziyade
rather than practical considerations. Dilbilgisi
1:43insanın kendini duygulara bırakmasıyla ilgili olması gerektiğine inanırdı.
feelings rather than practical considerations: pratik kaygılardan ziyade duygular
Rather than iki seçenek arasında karşıtlık kurar. Bu cümlede partner seçerken duygular tercih edilen rehber olarak sunulurken pratik kaygılar geri plana atılır. Kalıp be guided by A rather than B şeklindedir. İkinci by söylenmese de anlaşılır; dolayısıyla tam ilişki by feelings rather than by practical considerations biçimindedir. Daha genel olarak rather than, tercih veya seçim göstermek için paralel sözcükleri ya da ifadeleri bağlayabilir.
Alıştırma
İlk eylemin ikinci eyleme tercih edildiğini gösteren bağlayıcıyı yazın: The committee decided to delay the launch ____ release an unfinished product.
Cevabı göster
rather than
Romanticism has manifested a powerful disdain for practicalities and money. Kalıp ifadeler
1:49Romantizm, pratiklik ve paraya karşı güçlü bir küçümseme sergiledi.
a powerful disdain for: …e karşı güçlü küçümseme
a powerful disdain for ifadesindeki disdain, güçlü bir küçümseme anlamına gelir: özne bir şeyi saygıya değmez görür ve bunu çoğu zaman üstünlük duygusuyla yapar. Burada ifade, Romantizmin pratik kaygıları ve parayı güçlü biçimde küçümsediğini söyler; bunların farkında olmadığını söylemez. Kalıp a/an + sıfat + disdain for + isim şeklindedir. Powerful tutumun şiddetini artırarak ifadeyi sıradan bir dislike sözcüğünden çok daha güçlü ve resmî hâle getirir.
Alıştırma
Yazar sıradan bir hoşlanmamadan ziyade güçlü ve resmî bir küçümseme anlatmak istiyorsa cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? The philosopher showed ___ purely commercial values.
- a general dislike of
- a powerful disdain for
- a practical interest in
Cevabı göster
a powerful disdain for
unromantic,
1:56ya da banyo adabı ve dakikliğe olan tutumu gibi şeylere değer vermeniz olduğunu söylemek
or because you cherish the things like bathroom etiquette and attitudes to punctuality.
2:02romantizmden uzak hissettirir.
Romanticism believes that true love is synonymous with accepting everything about someone. Kalıp ifadeler
2:07Romantizm, gerçek aşkın biriyle ilgili her şeyi kabul etmekle eşanlamlı olduğuna inanır.
is synonymous with: …ile eş anlamlı veya özdeş olmak
is synonymous with ifadesindeki synonymous, aynı anlama sahip kabul edilmek veya iki şeyden birinin diğerini temsil edecek kadar yakından bağlantılı olması demektir. Cümle, gerçek aşkın bir insanla ilgili her şeyi kabul etmeye eşit olduğu yönündeki Romantizm inancını sunar; bunun nesnel bir gerçek olduğunu iddia etmez. Kalıp X + be + synonymous with + isim veya -ing biçimi şeklindedir. Tanım yapmak ve bir kültürün ya da kişinin iki fikri nasıl eş tuttuğunu anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi ‘…e eşdeğer kabul edilir’ anlamındaki üç sözcüklü resmî ifadeyle tamamlayın: In this policy, repeated lateness ____ refusing to follow the rules.
Cevabı göster
is synonymous with
The idea that one's partner or oneself may need to change
2:12Kişinin partnerinin veya kendisinin değişmesi gerekebileceği fikri
is taken to be a sign that the relationship is on the rocks. Notlar
2:16ilişkinin sallantıda olduğunun bir işareti olarak kabul edilir.
is taken to be a sign that: bir şeyi işaret olarak yorumlamak
Edilgen X is taken to be a sign that Y kalıbı, X'in Y'nin doğru olduğunu düşündüren bir kanıt olarak yorumlandığı anlamına gelir. Burada değişme gereği olabileceği düşüncesi, ilişkinin ciddi sıkıntıda olduğuna dair bir kanıt olarak yorumlanıyor. Bu ifade kanıtlanmış bir gerçeği değil, bir yorumu aktarır. Edilgen is taken yapısı yorumu kimin yaptığını belirtmediği için kalıp genellikle resmî ve analitik duyulur.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî edilgen kalıpla tamamlayın: A sudden rise in complaints ____ customer satisfaction is falling.
Cevabı göster
is taken to be a sign that
on the rocks: ciddi sıkıntıda olmak
something is on the rocks kalıbında bu deyim, bir şeyin ciddi sıkıntıda olduğu ve başarısız olma ya da sona erme riski taşıdığı anlamına gelir. Bu cümlede bitmeye yaklaşmış olabilecek bir ilişkiyi anlatır. İfade kısa süreli bir tartışmadan veya küçük bir sorundan daha ciddi bir duruma işaret eder. Anlamı rocks sözcüğünün olağan anlamından değil, ifadenin tamamından gelir.
Alıştırma
"After months of conflict, their partnership is on the rocks," cümlesinde on the rocks ne anlama gelir?
- Ortaklık ciddi sıkıntıda ve sona erebilir.
- Ortaklık hızla iyileşiyor.
- Ortaklar kayalık bir kıyının yakınında buluşuyor.
Cevabı göster
Ortaklık ciddi sıkıntıda ve sona erebilir.
last-ditch: son ve çaresiz bir önlem
Last-ditch, “diğer seçenekler başarısız olduktan sonra yalnızca son ve çaresiz bir önlem olarak kullanılan” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. İfadeye aciliyet ve risk katar; yalnızca bir sıradaki son eylemi belirtmez. Genellikle last-ditch threat, effort, attempt veya appeal örneklerinde olduğu gibi isimden önce gelir. Bu cümlede tehdidi, konuşanın karşı tarafı değişmeye zorlamak için kullandığı son yol olarak sunar.
Alıştırma
“Son ve çaresiz bir önlem olarak kullanılan” anlamındaki birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: The doctors tried a ____ treatment after every standard option had failed.
Cevabı göster
last-ditch
It's a hugely beautiful and often enjoyable one,
2:27Son derece güzel ve çoğunlukla keyifli bir şeydir,
Romanticism has been a disaster for relationships.
2:32Romantizm ilişkiler için bir felaket olmuştur.
which has had a devastating impact on the ability of ordinary people Kalıp ifadeler
2:38başarılı duygusal hayatlar sürme becerisi üzerinde yıkıcı bir etki yaratan
have a devastating impact on: ciddi zararı anlatmak
have a(n) + adjective + impact on + noun kalıbı, “bir kişi veya şey üzerinde etki yaratmak” anlamına gelir. Devastating, etkinin yalnızca fark edilir değil, son derece zararlı olduğunu gösterir. Tam has had ifadesinde has, present perfect yardımcı fiilidir; had ise have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. On sözcüğünden sonraki nesne, neyin zarar gördüğünü belirtir: sıradan insanların başarılı bir duygusal yaşam sürme becerisi.
Alıştırma
have an impact on kalıbını geçmiş zamanda, dersteki güçlü olumsuz sıfatla birlikte kullanın: The long drought ____ local farms.
Cevabı göster
had a devastating impact on
lies in overcoming a succession of errors within Romanticism. Kalıp ifadeler
2:46Romantizmin içindeki bir dizi hatanın üstesinden gelmekte yatar.
lies in overcoming: anahtarı bir eylemin içinde konumlandırmak
lie in + isim veya -ing biçimi yapısında lie, “bir şeyde bulunmak” ya da “temeli bir şeye dayanmak” anlamındadır; “uzanmak” veya “yalan söylemek” anlamına gelmez. Burada lies in overcoming, sevgiyi kurtarmanın yolunun hataların üstesinden gelmekte bulunduğunu anlatır. Bu yapı bir anahtarın, nedenin veya cevabın hangi fikir ya da eylemde bulunduğunu gösterir: X lies in Y. Salvation üçüncü tekil şahıs bir özne olduğu için lies kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi lies in + overcome fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The key to solving the conflict ____ our fear of honest conversation.
Cevabı göster
lies in overcoming
That we should meet a person of extraordinary inner and outer beauty
2:53Olağanüstü iç ve dış güzelliğe sahip biriyle tanışmalı
and immediately feel a special attraction to them and they to us. Notlar
2:56ve hemen ona karşı özel bir çekim hissetmeliyiz, o da bize karşı.
feel a special attraction to: attraction to kalıbı
Feel an attraction to someone, bir kişiye karşı çekim hissetmek demektir; bu bağlamda çekim çoğunlukla romantik veya fizikseldir. Attraction bu duyguyu adlandırır, to ise bu duyguya neden olan kişiyi tanıtır. Kalıp feel + sıfat + attraction + to + kişi şeklindedir: feel a special attraction to them. Them daha önce sözü edilen person ifadesine gönderme yapar. Tekil they/them, cinsiyet belirtmeden bir kişiyi gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi feel a special attraction to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Although they had just met, Lena immediately ____ Omar.
Cevabı göster
felt a special attraction to
and they to us: paralel cümlede eksilti
and they to us ifadesinde they, yeni bir bağlı cümlenin öznesidir. Eksik sözcükler önceki cümleden anlaşılır: and they should immediately feel a special attraction to us. Bu bir eksiltidir; daha özel adıyla gapping yapısıdır. Tekrarlanan fiil bölümü atılır, karşılaştırılan kısımlar ise kalır. Burada we/them, they/us biçimine dönüşür ve karşılıklı çekim kısa bir şekilde anlatılır. They, tekil a person adına gönderme yapar; tekil they kullanımı cinsiyet belirtmekten kaçınır.
Alıştırma
she kullanarak kısa ve paralel bir cümle oluşturun; tekrarlanan felt an instant connection sözlerini atın: I felt an instant connection to Maya, ____.
Cevabı göster
and she to me
We should have highly satisfying sex not only at the start but forever. Dilbilgisi
3:00Sadece başlangıçta değil, sonsuza dek oldukça tatmin edici seks yapmalıyız.
not only at the start but forever: daha güçlü bir B fikri eklemek
Not only A but B, A'nın doğru olduğunu belirtir ve ardından daha güçlü ya da daha şaşırtıcı bir nokta olarak B'yi ekler. Vurgu B'ye doğru ilerler. Burada A ve B, at the start ve forever şeklindeki paralel zaman ifadeleridir. Cümle, hem başlangıçta hem de sonrasındaki tüm zaman boyunca tatmin bekler; but, not only ile birlikte çalışır ve ilk zaman dilimini reddetmez.
Alıştırma
Hangi cümle programın iki zaman diliminde de yardımcı olması gerektiğini, daha uzun dönemi özellikle vurgulayarak söyler?
- The program should help us not at the start but later in the year.
- The program should help us not only at the start but throughout the year.
- The program should help us at the start but not throughout the year.
Cevabı göster
The program should help us not only at the start but throughout the year.
We may need to train to become a pilot or brain surgeon,
3:10Pilot veya beyin cerrahı olmak için eğitime ihtiyacımız olabilir,
We'll pick that up along the way by following our feelings. Notlar
3:15Bunu sadece duygularımızı takip ederek yol boyunca öğreneceğiz.
Gayriresmî biçimde öğrenmek anlamındaki “pick that up”
Burada “pick that up”, “resmî bir eğitim almadan o beceriyi zamanla öğrenmek veya edinmek” anlamına gelir. “That” sözcüğü fiziksel bir nesneye değil, konuşulan beceriye gönderme yapar. Pick up’ın bu kullanımı, öğrenmeyi maruz kalma, gözlem veya pratik yoluyla gerçekleşen bir süreç olarak gösterir. Bir şeyi kelimenin gerçek anlamıyla yerden kaldırmak demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi gayriresmî biçimde öğrenmek anlamındaki pick up ile tamamlayın ve zamiri doğru konuma yerleştirin: No one taught Ava the card game, but she managed to ____ by watching us play.
Cevabı göster
pick it up
Bir süreçteki gelişmeleri anlatan “along the way”
Burada “along the way”, “daha uzun bir süreç devam ederken” anlamına gelir. “Way” mecazidir; fiziksel bir yolu değil, devam eden deneyimi veya süreci ifade eder. Bu ifade, başka bir yolculuk, proje veya yaşam süreci ilerlerken bir şeyin zamanla öğrenildiğini, keşfedildiğini ya da değiştiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede “along the way” ifadesi “daha uzun bir süreç devam ederken” anlamında kullanılmıştır?
- Nina was on the way to the office when she called her team.
- During her first year as a manager, Nina learned several useful lessons along the way.
- By the way, Nina called her team this morning.
Cevabı göster
During her first year as a manager, Nina learned several useful lessons along the way.
We should have no secrets and spend constant time together.
3:19Hiçbir sırrımız olmamalı ve sürekli birlikte vakit geçirmeliyiz.
“get in the way”: “engel olmak” anlamı
Get in the way, bir şeyi engellemek veya gerçekleşmesini zorlaştırmak demektir. Burada iş, çiftin yaşamı için olası bir engel olarak görülür; gerçek anlamda bir yolu kapatmaktan söz edilmez. Neyin etkilendiği zaten belliyse ifade tek başına kullanılabilir. Etkilenen amacı belirtmek için get in the way of + isim veya -ing biçimi kullanılır: Long hours get in the way of spending time together.
Alıştırma
Cümleyi “engel olmak” anlamındaki hedef deyimle tamamlayın: We have a clear plan, but constant interruptions ____.
Cevabı göster
get in the way
“Our lover must be ...”: eleştiri için birikimli sıralama
Bu cümlede birikimli sıralama kullanılır: Our lover must be şeklindeki tek bir dil bilgisi kalıbı, art arda gelen rollerin tümünü yönetir. Virgüller yeni bilgiler eklemeyi sürdürür, sondaki and ise diziyi kapatır. Samimi soulmate rolünden pratik accountant rolüne ve bilerek komik seçilen co-chauffeur rolüne kadar uzanan rollerin sayısı ve çeşitliliği abartı oluşturur. Konuşmacı, tek bir sevgilinin her şeyi yapmasını bekleme baskısını eleştirir; bunların gerçek zorunluluklar olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümledeki uzun listenin temel işlevi nedir?
- Her mesleğin görevlerini tarafsız bir sırayla açıklar.
- Her sevgilinin tamamlamak zorunda olduğu gerçek bir kontrol listesi verir.
- Tek bir sevgiliden beklenen rollerin sayısını abartır ve eleştiri ifade eder.
Cevabı göster
Tek bir sevgiliden beklenen rollerin sayısını abartır ve eleştiri ifade eder.
If we question the assumptions of the romantic view of love,
3:36Eğer romantik aşk görüşünün varsayımlarını sorguluyorsak,
Gerçek amacı açıklayan not in order to A, but to B kalıbı
Bu cümlede not in order to destroy love, varsayımların neden sorgulandığına ilişkin olası bir yorumu reddeder. Ardından but to save it, konuşanın gerçek amacını belirtir. It, love sözcüğünü ifade eder. Kalıp not in order to A, but to B şeklindedir. A ve B paralel mastar yapılarıdır. İkinci bölümde tekrarlanacak in order kullanılmaz; bu yüzden but to save it, but in order to save it anlamına gelir. Bu kalıbı, tahmin edilen bir güdüden gerçek güdüye geçmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi not in order to A, but to B kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: We reviewed the mistake ____ embarrass anyone, ____ learn from it.
Cevabı göster
not in order to · but to
We need to piece together a post-romantic theory of couples Öbek fiiller
3:42Çiftlere dair post-romantik bir teoriyi bir araya getirmeliyiz
piece together: dağınık bilgilerden bir bütün oluşturmak
Burada piece together, ayrı fikirleri tam bir teori oluşturana kadar parça parça birleştirmek anlamına gelir. Nesne a post-romantic theory of couples olduğundan ifade yalnızca fiziksel parçalar için değil, soyut fikirler için kullanılmıştır. Başlangıçtaki bilgiler eksik veya dağınıksa ve sonuçta daha eksiksiz bir tablo, açıklama veya anlayış elde ediliyorsa piece together kullanılır. Sıklıkla clues, evidence, memories, stories ve theories sözcükleriyle görülür.
Alıştırma
Cümleyi piece together ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: From several short interviews, Maya ____ the full story.
Cevabı göster
pieced together
because in order to make a relationship last, Kalıp ifadeler
3:46çünkü bir ilişkinin uzun ömürlü olmasını sağlamak için,
make a relationship last: make + nesne + fiilin yalın hâli
Burada make a relationship last, bir ilişkinin zaman içinde devam etmesini sağlamak veya buna yardımcı olmak demektir. Last, «sürmek» anlamındaki bir fiildir; «son» anlamındaki last sıfatı değildir. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâlidir: make + a relationship + last. Bu etken yapıda last, önünde to olmadan kullanılır. Aynı kalıp make a friendship last ve make a battery last longer gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Düzenli iletişimin bir ortaklığın sürmesine yardımcı olduğunu anlatmak için make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Regular communication can make a partnership last.
- Regular communication can make a partnership to last.
- Regular communication can make last a partnership.
Cevabı göster
Regular communication can make a partnership last.
that get us into it in the first place. Kalıp ifadeler
3:51romantik duygulara sadakatsiz olmak zorundayız.
in the first place: ilk nedene dönmek
Bu cümlede in the first place, ilişkinin başlamasının ilk nedenine gönderme yapar: Romantik duygular insanları bu ilişkinin içine çekmiştir. «Başlangıçta» veya «en başta» anlamındadır; «sıralamada birinci sırada» anlamına gelmez. Daha genel olarak bu ifade, konuşmayı ilk güdüye veya öncüle döndürür. Bir şeyin neden gerçekleştiğini sorarken ya da en başta gerçekleşmesi gerekip gerekmediğini sorgularken özellikle yaygındır.
Alıştırma
In the first place ifadesinin sıralama değil, «başlangıçta» veya «en başta» anlamına geldiği cümleyi seçin.
- Why did Maya sign the contract in the first place?
- At first, Maya did not want to sign the contract.
- First of all, Maya checked the price.
Cevabı göster
Why did Maya sign the contract in the first place?
and which encourages in us a range of unfamiliar,
4:00ama umarız etkili bir dizi tutumu teşvik eden
that it's normal that love and sex may not always belong together. Kalıp ifadeler
4:06aşk ve seksin her zaman birlikte olmamasının normal olduğu fikriyle.
belong together: doğal bir çift veya bütün oluşturmak
Belong together, iki veya daha fazla şeyin doğal biçimde birbirine uyup bir çift ya da bütün oluşturduğunu anlatır. Burada aşk ile seksin genellikle bağlantılı olması beklenir. may not always bu iddiayı sınırlar: bazı durumlarda ayrı olabilirler; bu, hiçbir zaman bağlantılı olmadıkları anlamına gelmez. Aynı kalıp, konuşmacının doğal bir bütünün parçaları olarak gördüğü kişileri, nesneleri, fikirleri veya deneyimleri de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede belong together, “doğal bir çift veya bütün oluşturmak” anlamında kullanılmıştır?
- Please put the books together on the shelf.
- This coat belongs to Mia.
- These two ideas belong together in the same paragraph.
Cevabı göster
These two ideas belong together in the same paragraph.
That discussing money ... is not: ulaç özneli bir içerik yan cümlesi
That bir içerik yan cümlesi başlatır. Bu yan cümlenin içinde discussing money early on, up front, in a serious way, özne görevini gören uzun bir ulaç grubudur. Money, discussing fiilinin nesnesidir ve üç zarf ifadesinin tümü discussing sözcüğünü niteler. Yan cümledeki temel çekimli fiil is sözcüğüdür; tam yüklem is not a betrayal of love şeklindedir. Çevresindeki konuşmada that yan cümlesinin tamamı daha önce tanıtılmış bir tutum veya fikri adlandırır; bu yüzden burada altyazı parçası olarak görünür.
Alıştırma
Örnekte is fiilinin tam dilbilgisel öznesi hangisidir?
- money early on
- a betrayal of love
- discussing money early on, up front, in a serious way
Cevabı göster
discussing money early on, up front, in a serious way
up front: en baştan açıkça konuşmak
Bu cümlede up front, çiftin para konusunu hem nasıl hem de ne zaman konuştuğunu anlatır: ilişkinin erken bir aşamasında konuyu açıkça ele alırlar. early on ve in a serious way ile birlikte, söylenmemiş beklentiler sorun yaratmadan önce açık ve dürüst iletişim kurulmasını vurgular. Daha genel olarak discuss or say something up front, önemli bir noktayı daha sonra açıklamak yerine en baştan açıkça belirtmek demektir.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: Let's discuss the budget up front so no one is surprised later. up front ne anlama gelir?
- Açıkça ve en başta
- Yalnızca proje bittikten sonra
- Odanın ön tarafında
Cevabı göster
Açıkça ve en başta
That realizing that we're rather flawed and our partner is too Dilbilgisi
4:16Oldukça kusurlu olduğumuzu ve partnerimizin de öyle olduğunu fark etmenin
we're rather flawed and our partner is too: too ile eksilti
İlk yan cümle we're rather flawed ifadesini belirtir. Paralel yan cümle our partner is too içinde tekrarlanan rather flawed bölümü atılır: our partner is [rather flawed] too. Burada too, “de/da” anlamındadır; dolayısıyla cümle iki kişinin de kusurları olduğunu söyler. Bu tür eksilti, eksik fikir kolayca anlaşılabildiğinde tekrarı önler. İkinci yan cümlede bağlayıcı fiil is kalır; too ise partnerin de aynı özelliğe sahip olduğunu ekler.
Alıştırma
rather nervous ifadesini tekrarlamamak için is ve too kullanın: Maya is rather nervous, and Leo ____.
Cevabı göster
is too
because it increases the amount of tolerance and generosity in circulation. Deyimler
4:21bir çifte çok büyük fayda sağladığı fikriyle.
İnsanlar arasında dolaşan hoşgörü ve cömertlik
Burada in circulation, genellikle para, mal veya bilgi için kullanılan bir ifadeyi genişletir. Hoşgörü ve cömertliği insanlar arasında hareket edebilen ve kullanıma hazır kalabilen kaynaklar gibi gösterir. Dolayısıyla bunların dolaşımdaki miktarını artırmak, ilişkilerde daha fazla hoşgörü ve cömertliğin gösterilip aktarılması demektir. Kullanım mecazidir: Bu nitelikler gerçek para değildir ve ifade yalnızca herkesçe bilinmelerinden daha fazlasını anlatır.
Alıştırma
Burada tolerance and generosity in circulation ne anlama geliyor?
- Hoşgörü ve cömertlik daha fazla gösterilip daha geniş biçimde paylaşılıyor.
- Hoşgörü ve cömertlik gerçek para olarak kullanılıyor.
- İnsanlar hoşgörü ve cömertliğin tanımlarını kamuya açık biçimde tartışıyor.
Cevabı göster
Hoşgörü ve cömertlik daha fazla gösterilip daha geniş biçimde paylaşılıyor.
That we will never find everything in one person, Dilbilgisi
4:25Asla her şeyi tek bir kişide bulamayacağımız,
nor they in us ifadesinde söylenmeden bırakılanlar
İlk yan cümle, aradığımız bütün nitelikleri tek bir kişide asla bulamayacağımızı söyler. Nor buna paralel bir olumsuz fikir ekler: Karşıdaki kişi de bizde her şeyi bulamayacaktır. nor they in us bölümünde, ilk yan cümleden anlaşılabildiği için tekrarlanan yüklem düşürülür. Eksik bölüm kabaca will ever find everything şeklindedir; olumsuz bağlantıyı ise nor sağlar. Tam biçim nor will they ever find everything in us olur. Kısa biçim dengeli ve resmî tınlayan bir paralellik yaratır; they genel olarak karşıdaki kişiyi veya partneri ifade eder.
Alıştırma
Karşılık gelen olumsuz yan cümleyi ekleyen bağlaçla bu resmî paralel cümleyi tamamlayın: We cannot expect perfect patience from our teammates, ____ they from us.
Cevabı göster
nor
but because that's just the way human nature is.
4:31insan doğasının tam da böyle olmasından kaynaklandığı fikriyle.
not because of ..., but because ...: bir nedeni reddedip gerçek nedeni vermek
not because A, but because B kalıbı, varsayılan bir açıklamayı düzeltir. Önce nedenin A olmadığını belirtir, ardından gerçek neden olarak B’yi sunar. Burada özel bir kusur olduğu düşüncesini reddeder ve nedenin genel insan doğası olduğunu söyler. Biçimi, arkasından gelen yapıya göre seçin: because of ifadesinden sonra because of some unique flaw örneğindeki gibi bir isim öbeği gelir; because ifadesinden sonra ise because that's just the way human nature is örneğindeki gibi özne ve fiil içeren bir yan cümle gelir. Arkasındaki yapı uygun olduğu sürece not ... but ... kalıbının iki tarafında da iki biçimden biri kullanılabilir.
Alıştırma
because of ve because ifadelerini birer kez kullanın: We canceled the picnic not ____ the heat, but ____ the park was closed.
Cevabı göster
because of · because
That we need to make amends and often rather artificial-sounding efforts Kalıp ifadeler
4:33Birbirimizi anlamak için hataları telafi etmemiz
to understand one another.
4:37ve sıklıkla oldukça yapay duyulan çabalar sarf etmemiz gerektiği fikriyle.
make amends: özür dilemek ve zararı onarmak
Make amends, bir yanlışın ardından özür dileyip verilen zararı düzeltmeye çalışmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca özür dilemekten daha fazlasını anlatır; odak noktası düzeltici bir eylemde bulunmak veya ilişkiyi onarmaktır. Bu cümlede, sağlıklı bir ilişkiyi sürdürmek için gerekebilecek bilinçli onarım çalışmalarından birini adlandırır.
Alıştırma
Özür dilemek ve verilen zararı onarmak anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: After damaging Maya's bike, Ken offered to pay for it and tried to ____.
Cevabı göster
make amends
That intuition can't get us where we need to go. Deyimler
4:38Sezgilerin bizi gitmemiz gereken yere götüremeyeceği fikriyle.
get us where we need to go ifadesindeki soyut yolculuk
Bu cümlede get us where we need to go, “ihtiyacımız olan sonuca veya duruma ulaşmamızı sağlamak” anlamına gelir. Buradaki get ettirgen bir işlev taşır: sezgi araçtır, us ilerleyen kişileri belirtir ve where we need to go fiziksel bir yeri değil, istenen sonucu gösterir. Cümle, ilerlemeyi bir yolculuğa benzetir. Bu sezginin tek başına söz konusu olgun ve sürdürülebilir ilişkiyi kurmaya yetmediğini anlatır. Aynı kalıp, başka hedeflere doğru ilerlemeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede get us where we need to go ne anlama geliyor?
- Bu sezgi, ne söylediğimizi anlayamaz.
- Bu sezgi, fiziksel olarak hangi yoldan gitmemiz gerektiğini söyleyemez.
- Bu sezgi, ihtiyaç duyduğumuz ilişki sonucuna ulaşmamıza yardımcı olamaz.
Cevabı göster
Bu sezgi, ihtiyaç duyduğumuz ilişki sonucuna ulaşmamıza yardımcı olamaz.
And that spending 2 hours discussing whether bathroom towels should be hung up Dilbilgisi
4:42Ve banyo havlularının asılması mı
or can be left on the floor
4:46yoksa yerde mi bırakılması gerektiği konusunu tartışmak için 2 saat harcamanın
İki seçenek için whether A should ... or can ... yapısı
Whether ile başlayan yan cümle, tartışılan iki seçeneği verir: havlular asılmalıdır ya da yerde bırakılabilir. Whether cümle içine yerleştirilmiş seçimi başlatır, or ise seçenekleri birbirine bağlar. Bu yan cümle discussing sözcüğünden sonra geldiği için doğrudan soru devriği yerine düz cümle dizilişini kullanır. Should doğru veya beklenen davranışı, can ise izin verilen davranışı ifade eder; böylece seçenekler bir kural ile izin arasındaki farkı da gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle discussed sonrasında gömülü bir whether ... or ... yan cümlesini doğru kullanıyor?
- We discussed whether the school trip should be postponed or can go ahead as planned.
- We discussed either the school trip should be postponed whether it can go ahead as planned.
- We discussed whether should the school trip be postponed or can it go ahead as planned.
Cevabı göster
We discussed whether the school trip should be postponed or can go ahead as planned.
is neither trivial nor unserious. Dilbilgisi
4:47ne önemsiz ne de ciddiyetsiz bir durum olmadığı fikriyle.
is neither trivial nor unserious: iki nitelemeyi de reddetme
Burada neither ... nor, paralel iki sıfatı tek bir olumsuz yapı altında birleştirir. Cümle iki nitelemeyi de reddeder: özne trivial, yani önemsiz değildir; unserious, yani ciddiyetsiz de değildir. unserious zaten olumsuz un- önekini taşısa da nor tüm yapının olumsuzluğunu kaldırmaz; reddedilen ikinci nitelemeyi tanıtır. Anlamca yakın iki olumsuz nitelemeyi yan yana getirmek vurguyu artırır: konuşan, özneyi önemli ve ciddi olarak güçlü biçimde sunar. Genel olarak neither A nor B, “ne A ne de B” demektir; A ile B paralel dil bilgisel biçimlerde olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi neither ... nor yapısındaki iki sözcükle tamamlayın: The decision was ____ rushed ____ careless.
Cevabı göster
neither · nor
There is a special dignity around issues of laundry and timekeeping.
4:50Çamaşır ve zaman çizelgesi gibi konularda kendine has özel bir haysiyet vardır.