Dünya'nın iklimini değiştirmek - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
890 kelime 158 kel/dk

Video özeti: Program, iklim değişikliğine bir yanıt olarak deneysel jeomühendisliği inceliyor. Güneş ışığını elmas tozuyla yansıtma ve balina dışkısıyla okyanusu besleme önerilerinden, madencilik atıklarını karbon tutan kayaç ayrışmasında yeniden kullanma fikrine geçiyor; bu sıra dışı teknolojilerin hâlâ kuramsal veya tartışmalı olduğunu da belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. we're heading for a catastrophic global temperature rise — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: head for ifadesinin gerçek bir yolculuğu değil, bir eğilimin muhtemel ve çoğunlukla istenmeyen bir sonuca ilerlemesini anlatabildiğini öğrenin. Bu birleşimi iklim risklerini, ekonomik sıkıntıları, proje başarısızlığını veya mevcut işaretlerden öngörülen başka sonuçları doğal biçimde dile getirmek için kullanabilirsiniz. 2. literally groundbreaking idea — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İki anlamın kesişmesiyle oluşan mizahı fark edin: groundbreaking normalde son derece yenilikçi demektir, ancak burada madenciliğin gerçekten kırdığı zemin ve kayalara da gönderme yapar. Böylece bilim iletişimindeki kelime oyunlarını yakalayabilir, mecazlı övgü ile sözcüğün gerçek anlamını ayırabilirsiniz. 3. an economic system which values sharing, reusing, and recycling over consumption and waste. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Döngüsel ekonominin bu açık tanımını ve tüketip atmaya dayalı modelle karşıtlığını anlayın. Elmas madeni atıklarını karbon yakalamak için yeniden amaçlandırmanın, malzemeleri daha uzun süre yararlı tutan bir sisteme nasıl örnek olduğunu açıklayabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from BBClearningenglish.com.

0:01

BBClearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce programındayız.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Sam.

0:12

Ben de Sam.

It's hard to feel positive when you hear about climate change, Dilbilgisi

0:14

İklim değişikliği hakkında bir şeyler duyduğunuzda olumlu hissetmek zor,

don't you think, Neil? Ton ve niyet

0:17

öyle değil mi Neil?

Dilbilgisi

It's hard to + fiilin yalın hâli

It's hard to + fiilin yalın hâli yapısı; bir şeyi yapmanın, hissetmenin ya da bir tepki yaşamanın zor olduğunu anlatır. Bu cümlede feel fiilin yalın hâlidir; feel positive ise umutlu veya iyimser duygular taşımak demektir. Buradaki hard, «zor» anlamındadır; «sert» veya «katı» anlamında değildir. Bu yapı hem pratik eylemleri hem de içsel tepkileri anlatabilir. to'dan sonra fiilin yalın hâli kullanılır.

Alıştırma

Örnekteki kısaltılmış It's hard to yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: After three more delays, ____ stay positive.

Cevabı göster

it's hard to

Ton ve niyet

don't you think, Neil? ile onay beklemek

Bir ifadenin arkasından gelen don't you think?, dinleyiciyi tepki vermeye davet eder ve çoğu zaman konuşanın onay beklediğini gösterir. Neil, cevap vermesi istenen kişiyi belirtir. Bu ifade, Neil'in düşünüp düşünemediğini gerçek anlamıyla sormaz.

Alıştırma

Örnekteki don't you think, Neil? ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Neil'in düşünme yeteneği olup olmadığını kontrol eder.
  2. Neil'e fikrini değiştirmesini emreder.
  3. Neil'i cevap vermeye ve muhtemelen katılmaya davet eder.
Cevabı göster

Neil'i cevap vermeye ve muhtemelen katılmaya davet eder.

Yes, according to the UN's Cop26 conference, Kalıp ifadeler

0:18

Evet, BM'nin Cop26 konferansına göre,

we're heading for a catastrophic global temperature rise of 3 degrees Kalıp ifadeler

0:21

3 derecelik feci bir küresel sıcaklık artışına doğru gidiyoruz,

by the end of this century.

0:25

bu yüzyılın sonuna kadar.

Kalıp ifadeler

According to + kaynak: bilginin nereden geldiğini belirtmek

According to + bir kişi, kuruluş, rapor veya başka bir kaynak, ardından gelen bilginin o kaynaktan geldiğini belirtir. Burada COP26 konferansı, sıcaklık tahmininin dayanağı olarak sunuluyor. Bu ifade, kaynağın iddiasını konuşanın kendi dayanaksız görüşünden ayırır. Bilgiyi bir kaynağa dayandırır, ancak konuşanın her ayrıntıya mutlaka katıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilgi kaynağını belirten ve according içeren sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the latest safety report, the bridge is still safe.

Cevabı göster

According to

Kalıp ifadeler

Be heading for + sonuç: muhtemel bir sonuca doğru ilerlemek

Be heading for + bir isim öbeği, mevcut hareketin veya koşulların bir varış noktasına ya da sonuca doğru ilerlediğini belirtir. Bu cümlede mecazidir: mevcut iklim eğilimi fiziksel bir yolculuğa değil, küresel sıcaklıkta feci bir artışa işaret ediyor. Bu ifade, eğilim devam ederse sonucun gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu anlatır. For, varış noktasını veya sonucu belirtir; amaç anlamı taşımaz.

Alıştırma

Muhtemel bir sonucu anlatmak için cümleyi be heading for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After losing its funding and two engineers, the project ____ serious trouble.

Cevabı göster

is heading for

Fires are blazing from the Amazon to the Arctic,

0:27

Amazonlardan Kuzey Kutbu'na kadar yangınlar alev alev yanıyor,

and even if we stopped burning all fossil fuels tomorrow, Dilbilgisi

0:30

ve yarın tüm fosil yakıtları yakmayı bıraksak bile,

it would take decades to feel the effects. Dilbilgisi

0:33

etkilerini hissetmemiz on yıllar alacaktır.

Dilbilgisi

even if ...: sonucu değiştirmeyen bir koşul

even if, varsayılan bir koşul sunar ve ana cümledeki sonucun yine de geçerli olacağını belirtir. Bu, taviz bildiren bir koşuldur: Konuşan kişi, savını ilerletmek için güçlü bir olasılığı varsayım olarak kabul eder ama sonuç değişmez. Burada tüm fosil yakıtları yakmayı yarın bırakmak varsayılan koşuldur; zaman gecikmesi yine devam ederdi. stopped geçmiş zaman biçimindedir ancak burada geçmişte yaşanmış bir olayı anlatmaz. Ana cümledeki would take ile birlikte gerçek dışı veya büyük ölçüde varsayımsal bir durum kurmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu olası koşulda da sonucun geçerli kalacağını anlatan iki sözcüklü bağlacı yazarak cümleyi tamamlayın: ____ the outdoor field is wet tomorrow, the match will continue in the gym.

Cevabı göster

Even if

Dilbilgisi

it would take decades to ...: varsayımsal bir durumda gereken süre

it would take + süre + to + fiil kalıbı, varsayılan bir durumda bir eylem veya sonuç için ne kadar zaman gerekeceğini belirtir. Burada decades gereken süreyi, to feel the effects ise bu gecikmeden sonra gerçekleşecek şeyi gösterir. Burada take, “taşımak” veya “alıp götürmek” değil, “gerektirmek” anlamındadır. it biçimsel bir öznedir; to ile başlayan mastar bölümü zaman gerektiren eylemi veya sonucu açıklar. would ise bu zaman tahminini varsayımsal koşula bağlar.

Alıştırma

months sözcüğünü süre olarak kullanıp cümleyi it would take + süre + to kalıbıyla tamamlayın: Even with expert help, ____ repair the old bridge safely.

Cevabı göster

it would take months to

It's all very depressing.

0:36

Bunların hepsi çok moral bozucu.

I agree, but there is hope that catastrophes can be avoided Notlar

0:38

Katılıyorum ama felaketlerin önlenebileceğine dair umut var

thanks to some amazing ideas by some very imaginative scientists. Kalıp ifadeler

0:41

çok yaratıcı bazı bilim insanlarının inanılmaz fikirleri sayesinde.

Anlatım akışı

I agree, but there is hope: kaygıyı kabul edip umutlu bir yöne geçmek

“I agree” önceki olumsuz değerlendirmeyi kabul eder. Ardından “but there is hope”, tartışmanın yönünü sorundan daha olumlu bir olasılığa çevirir. Buradaki but karşıt bir yön ekler; ifade edilen kabulü geri almaz. Önce kabul edip sonra yön değiştiren bu kalıp, iki düşünceyi dengelemeye ve ciddi bir kaygıdan çözümlere ya da iyimserlik nedenlerine doğal biçimde geçmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede “I agree, but there is hope” ne işe yarıyor?

  1. Kaygıyı kabul eder, ardından konuyu daha umutlu bir yöne çevirir.
  2. Önceki kaygıyı reddeder.
  3. Yeni bir yön sunmadan konuyu bitirir.
Cevabı göster

Kaygıyı kabul eder, ardından konuyu daha umutlu bir yöne çevirir.

Dilbilgisi

catastrophes can be avoided: can + be + geçmiş zaman ortacı

“catastrophes can be avoided” ifadesinde can + be + avoided, kiplik fiilli edilgen bir yapı oluşturur. Burada can olasılık bildirir ve avoided, avoid fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Catastrophes öznesi eylemden etkilenir: insanlar bu felaketleri önleyebilir. Edilgen yapı, eylemi kimin yapacağını belirtmeden dikkati olası sonuca, yani felaketlerin önlenmesine verir. Başka cümlelere uygulanabilen kalıp özne + can + be + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Cümleyi can avoid ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: With early warning, many injuries ____.

Cevabı göster

can be avoided

Kalıp ifadeler

thanks to some amazing ideas: yararlı bir nedeni sunmak

thanks to + isim öbeği, bir sonucu mümkün kılan nedeni tanıtır. Burada some amazing ideas, felaketlerden kaçınmayı mümkün kılabilecek etken olarak sunulur; by some very imaginative scientists ise bu fikirleri kimin ürettiğini belirtir. Bu ifade nedeni yalnızca tarafsız biçimde belirtmez; aynı zamanda onu yararlı veya takdire değer bir etken olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, yararlı bir nedeni gösteren bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the bus driver's quick action, everyone got to safety.

Cevabı göster

thanks to

In this program, we'll be discussing geoengineering, Notlar

0:46

Bu programda, jeomühendisliği tartışacağız,

the name for a collection of new scientific plans

0:49

atmosferden karbonu çıkarmak ve küresel ısınmayı durdurmak için

to remove carbon from the atmosphere and stop global warming.

0:52

yeni bilimsel planların oluşturduğu koleksiyonun adı.

Anlatım akışı

In this program, we'll be discussing...: konuyu önceden bildirmek

In this program, ardından gelecek içeriğin çerçevesini belirler; we'll be discussing ise ana konuyu duyurur. Konu bu ifadenin hemen ardından gelir; burada konu geoengineering'dir. Bu açılışta will be discussing esas olarak planlanmış içeriği önceden bildirir; gelecekte belirli bir anda sürmekte olacak bir eylemi anlatmak ön planda değildir. Bu kalıp, dinleyicilerin programın nasıl düzenleneceğini anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Açılışı, konuyu önceden bildiren discuss fiilinin future continuous biçimiyle tamamlayın: In today's science club meeting, ____ three ways to save water.

Cevabı göster

we'll be discussing

Kültür

geoengineering: iklim müdahalesi teknolojileri için genel bir terim

Geoengineering, iklim sistemine bilinçli olarak büyük ölçekli müdahalede bulunmayı amaçlayan teknoloji önerileri için kullanılan genel bir terimdir. Bu cümlede atmosferden karbon gidermeye veya küresel ısınmayı sınırlamaya yönelik planları kapsar; genel anlamda sıradan mühendislik demek değildir. Virgülden sonraki the name for... isim grubu bir apposition, yani açıklayıcı eş görevli yapıdır. Dinleyicinin konuyu takip edebilmesi için yabancı gelebilecek terimi hemen açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede geoengineering için en uygun tanım hangisidir?

  1. Harita çizme ve yerel hava durumunu tahmin etme bilimi
  2. İklim sistemine müdahale etmek üzere önerilmiş bir grup teknoloji
  3. Sıradan inşaat ve makine mühendisliği
Cevabı göster

İklim sistemine müdahale etmek üzere önerilmiş bir grup teknoloji

Also called climate repair, Kalıp ifadeler

0:56

Aynı zamanda iklim onarımı olarak da adlandırılan

geoengineering is still in the experimental stages. Kalıp ifadeler

0:58

jeomühendislik hâlâ deneysel aşamalardadır.

Kalıp ifadeler

Also called climate repair: alternatif bir adı tanıtma

Also called climate repair, “climate repair adıyla da bilinen” anlamına gelir. Ardından gelen özneye, yani geoengineering terimine başka bir ad ekler. Bu, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Tam biçimi Geoengineering is also called climate repair. şeklindedir. Kısaltılmış yapıyı başa taşımak, ana bilgi verilmeden önce alternatif adı tanıtmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi Also called + name başlangıç yapısıyla tamamlayın: Also ____, Mars has a reddish appearance.

Cevabı göster

called the red planet

Kalıp ifadeler

still in the experimental stages: hâlâ deneysel aşamada

Be in the experimental stages kalıbı, bir teknolojinin, tedavinin veya planın hâlâ test edilip geliştirildiğini ve yerleşik ya da yaygın kullanıma henüz hazır olmadığını belirtir. Still, bu durumun günümüze kadar sürdüğünü vurgular. Buradaki stages, tiyatro sahnelerini değil, gelişimdeki aşamaları veya dönemleri ifade eder.

Alıştırma

Tedavinin hâlâ test edildiğini belirten vurgulanmış kalıpla cümleyi tamamlayın: The treatment is ____, so it is not available for routine use.

Cevabı göster

still in the experimental stages

Some technologies are controversial because they interfere with natural climate systems, Kelime

1:02

Doğal iklim sistemlerine müdahale ettikleri için bazı teknolojiler tartışmalıdır,

Kelime

controversial because ... interfere with ...: müdahale ettiği için tartışmalı

Controversial, bir şeyin ciddi görüş ayrılığına yol açtığını belirtir. Because ile başlayan yan cümle bu görüş ayrılığının nedenini verir: teknolojiler doğal iklim sistemlerine interfere with edebilir. Interfere with, bir sistemin çalışma biçimini istenmeyen veya potansiyel olarak zararlı bir şekilde etkilemek demektir. İfade bütünü, bu sistemlerin bozulması ihtimalini kaygının kaynağı olarak sunar; ancak teknolojilerin yanlış veya zararlı olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle bir planın başka bir sistemi bozabileceği için görüş ayrılığına yol açtığını söyler?

  1. The construction plan is experimental because it may interfere with wildlife migration.
  2. The construction plan is controversial because it may support wildlife migration.
  3. The construction plan is controversial because it may interfere with wildlife migration.
Cevabı göster

The construction plan is controversial because it may interfere with wildlife migration.

and others may not even be possible.

1:07

ve diğerleri belki de mümkün bile olmayabilir.

One ingenious idea to cool the planet involves spraying diamond dust Notlar

1:09

Gezegeni soğutmak için dâhiyane bir fikir, elmas tozunu havaya püskürtmeyi içeriyor

in the sky to deflect the sun's rays.

1:13

güneş ışınlarını yansıtmak için.

Dilbilgisi

to cool the planet: amaç bildiren mastar

'to cool the planet' mastar öbeği, 'idea' sözcüğünden sonra gelir ve fikrin ulaşmayı amaçladığı hedefi, yani Dünya'nın sıcaklığını düşürmeyi belirtir. 'Bu fikir ne için?' sorusunu yanıtlar. Burada 'cool', 'bir şeyi daha az sıcak hâle getirmek' anlamına gelen geçişli bir fiildir. 'Havalı veya etkileyici' anlamında değildir. İsim + to + fiilin yalın hâli yapısı; bir fikrin, planın, cihazın veya yöntemin amacını belirtmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi to ve 'daha az sıcak hâle getirmek' anlamındaki İngilizce fiille tamamlayın: The engineers added vents ____ the battery.

Cevabı göster

to cool

Kültür

involves spraying diamond dust ... to deflect the sun's rays: önerilen mekanizma

Cümle, önerilen bir iklim mühendisliği yöntemini anlatıyor. Son derece küçük elmas parçacıkları, gelen güneş ışığının bir bölümünün yönünü değiştirmek veya onu dağıtmak için gökyüzüne püskürtülecektir. Dünya'ya ulaşıp onu ısıtan güneş enerjisi azalırsa gezegen soğuyabilir. Burada 'diamond dust', ışığı dağıtacak bir malzeme olarak düşünülen ince elmas parçacıklarıdır; gökyüzünü süslemek için kullanılan mücevherler değildir. 'Involves spraying' önerilen eylemi, 'to deflect the sun's rays' ise bu eylemin amacını belirtir. Bu ifade bir fikri sunar; yöntemin yaygın biçimde kullanıldığını ya da güvenli ve etkili olduğunun kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Öneri hangi mekanizmayı anlatıyor?

  1. Güneş ışığının bir bölümünü Dünya'dan uzağa yönlendirmek için gökyüzüne ince elmas parçacıkları püskürtmek
  2. Gökyüzünü süslemek için görünür elmaslar kullanmak
  3. Daha fazla ısı üretmek için atmosferde elmas yakmak
Cevabı göster

Güneş ışığının bir bölümünü Dünya'dan uzağa yönlendirmek için gökyüzüne ince elmas parçacıkları püskürtmek

Amazing.

1:16

İnanılmaz.

But before we find out more, I have a question for you, Sam. Anlatım akışı

1:17

Ancak daha fazlasını öğrenmeden önce sana bir sorum var Sam.

Anlatım akışı

But before we find out more, I have a question for you: soruya geçiş

Bu geçişte But, anlatımın yönünün geçici olarak değiştiğini gösterir. before we find out more, ana açıklamanın daha sonra süreceğini belirtirken I have a question for you şimdi etkileşimli bir soruya geçer. Burada find out more, “konu hakkında daha fazla bilgi edinmek” demektir; belirli bir cevabı aramak anlamına gelmez. before yan cümlesi sırayı düzenler: ana konuyu duraklat, soruyu sor ve sonra konuya dön.

Alıştırma

Bu cümle programda hangi işlevi görüyor?

  1. Programın sona erdiğini duyurur.
  2. Ana açıklamayı kısa süreliğine durdurup bir soru sunar.
  3. Konuşmacının cevabı zaten bulduğunu söyler.
Cevabı göster

Ana açıklamayı kısa süreliğine durdurup bir soru sunar.

Spraying diamond dust in the sky sounds futuristic, Kelime

1:21

Gökyüzüne elmas tozu püskürtmek kulağa fütüristik geliyor,

but in the 1960s,

1:24

ama 1960'larda,

there was a band who wrote a song called Lucy in the Sky with diamonds. Kültür

1:26

Lucy in the Sky with Diamonds adında bir şarkı yazan bir grup vardı.

Kelime

sounds futuristic: izlenim anlatan sound + sıfat yapısı

sound + sıfat, bir şeyi duyduğunuzda onun bıraktığı izlenimi anlatır. sounds futuristic, “geleceğe ait bir teknoloji ya da fikir gibi görünüyor” demektir; fikrin gerçekten gelecekten geldiğini söylemez. Özne, Spraying diamond dust in the sky etkinliğinin tamamıdır. Bu nedenle sound üçüncü tekil şahıs biçimi olan sounds olur. futuristic, bağ fiili sound’dan sonra izlenimi anlatan sıfattır.

Alıştırma

sound fiilinin doğru biçimini promising ile kullanın: The new idea ____, but we still need to test it.

Cevabı göster

sounds promising

Kültür

called Lucy in the Sky with diamonds: bir şarkı adına yapılan göndermeyi tanımak

called Lucy in the Sky with diamonds ifadesinde called, “adı … olan” anlamına gelir ve ardından gelen sözler Beatles’ın bir şarkısının adıdır. Bunlar Lucy adlı bir kişiyi sıradan biçimde betimleyen sözler değil, özel bir ad olarak okunmalıdır. Bu gönderme önemlidir çünkü şarkı adındaki sky ve diamonds sözcükleri, daha önceki gökyüzündeki elmas tozu fikrini çağrıştırır. Bunun bir şarkı adı olduğunu fark etmek, soru ile konu arasındaki sözcük bağlantısını gösterir.

Alıştırma

Lucy in the Sky with Diamonds bu bağlamda neden anılıyor?

  1. Sky ve diamonds sözcükleriyle bilimsel fikri çağrıştıran bir şarkı adıdır.
  2. Mücevherleri gökyüzüne koyma talimatıdır.
  3. Atmosferdeki elmas tozunun bilimsel adıdır.
Cevabı göster

Sky ve diamonds sözcükleriyle bilimsel fikri çağrıştıran bir şarkı adıdır.

But which band?

1:30

Peki hangi grup?

Was it A, the Rolling Stones,

1:31

A, Rolling Stones mu,

B, the Beach Boys,

1:33

B, Beach Boys mu,

or C, the Beatles?

1:34

yoksa C, Beatles mı?

I think most people would say the answer is C, the Beatles. Ton ve niyet

1:36

Sanırım çoğu insan cevabın C, Beatles olduğunu söylerdi.

Ton ve niyet

I think most people would say...: yaygın görüşe ilişkin bir tahmini yumuşatmak

I think, ifadenin konuşanın kendi değerlendirmesi olduğunu gösterir. Most people would say ise konuşanın tipik bir grubun vereceğini düşündüğü cevabı tahmin eder; buradaki would say, geçmişteki bir noktadan bakılan gelecek bir olayı anlatmaz. Bu sözcükler birlikte iddianın tonunu yumuşatır. Konuşan, cevabın geniş ölçüde paylaşılacağını düşündüğünü belirtir ama bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz.

Alıştırma

Kimseyle anket yapmadınız ve yaygın görüş hakkında yumuşak bir tahminde bulunmak istiyorsunuz. En uygun cümle hangisidir?

  1. Most people have proved that the park needs more trees.
  2. I think most people would say the park needs more trees.
  3. Most people say the park needs more trees.
Cevabı göster

I think most people would say the park needs more trees.

Okay, we'll find out the answer later in the programme. Anlatım akışı

1:40

Pekâlâ, cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Anlatım akışı

we'll find out ... later in the programme: cevabı ertelemek

Sunucu, hemen cevap vermek yerine açıklamayı ertelemek için we'll find out the answer later in the programme ifadesini kullanır. Bu, programa açık bir yapı kazandırır: soru şimdi ortaya atılır, cevabı ise ilerleyen bir bölümde gelir. Burada find out, bir nesnenin fiziksel yerini bulmak değil, “cevabı öğrenmek veya ortaya çıkarmak” demektir. Tekrar kullanılabilen We'll find out ... later kalıbı, bilginin şimdilik saklandığını ama daha sonra verileceğini dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Sunucu bu cümleyle ne yapıyor?

  1. Cevabın zaten verildiğini duyurur.
  2. Sunucuların fiziksel bir nesneyi araması gerektiğini söyler.
  3. Cevabı erteler ve daha sonra geleceğini bildirir.
Cevabı göster

Cevabı erteler ve daha sonra geleceğini bildirir.

Now, throwing diamonds in the sky might sound crazy, Anlatım akışı

1:42

Şimdi, gökyüzüne elmas fırlatmak kulağa çılgınca gelebilir,

but it's far from the wildest idea Deyimler

1:46

ama gezegeni karbondan arındırmak için

scientists have thought up to decarbonise the planet. Öbek fiiller

1:48

bilim insanlarının düşündüğü en çılgın fikir olmaktan çok uzak.

Anlatım akışı

might sound crazy, but it's far from ...: tepkiyi kabul edip bakışı yeniden yönlendirmek

Now, konuşmayı yeni bir noktaya taşır. throwing diamonds in the sky might sound crazy önce dinleyicinin verebileceği tepkiyi kabul eder. Ardından but, konuşmacının vurgulamak istediği mesajı getirir. Bu karşıtlık, elmas fikrinin mantıklı veya hiç çılgın olmadığını söylemez. far from the wildest, bilim insanlarının daha da uç fikirler düşündüğü anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen X might sound ..., but ... kalıbı önce kuşkuyu veya şaşkınlığı kabul eder, ardından dikkati başka bir değerlendirmeye yöneltir.

Alıştırma

Hangi cümle önce olumsuz bir ilk izlenimi kabul edip ardından bunu olası bir faydayla karşılaştırıyor?

  1. This sounds expensive, so we should reject it immediately.
  2. This could save money over time, and everyone already agrees.
  3. This might sound expensive, but it could save money over time.
Cevabı göster

This might sound expensive, but it could save money over time.

Deyimler

it's far from the wildest idea: en üstünlük derecesini güçlü biçimde reddetme

Burada far from fiziksel uzaklığı değil, derece bakımından büyük bir farkı anlatır. It's far from the wildest idea, bu fikrin en çılgın fikir olmaya hiç yaklaşmadığını güçlü biçimde belirtir. Ayrıca bilim insanlarının çok daha çılgın fikirler önerdiğini ima eder. Bir tanımın açıkça doğru olmadığını söylemek için far from bir sıfatın veya isim öbeğinin önünde kullanılabilir: far from ready, far from perfect ya da far from a success.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The bridge is ____ safe; inspectors found several serious faults.

Cevabı göster

far from

Öbek fiiller

scientists have thought up: bir fikir geliştirmek

Think up, düşünerek yeni bir fikir, plan veya çözüm oluşturmak ya da geliştirmek anlamına gelir. scientists have thought up ifadesinde have thought up present perfect yapısındadır ve bilim insanlarının şimdiye kadar geliştirdiği fikirleri anlatır. Tam cümlede idea, thought up fiil öbeğinin anlamca nesnesidir: the idea [that] scientists have thought up. İlgi sözcüğü that düşürülmüştür, bu nedenle nesne up sözcüğünden sonra tekrar görünmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: The team must ____ a cheaper way to store energy.

Cevabı göster

think up

Oceans hold 16 times more carbon than the Earth's atmosphere Dilbilgisi

1:51

Okyanuslar, Dünya atmosferinden 16 kat daha fazla karbon barındırıyor

and could hold even more if the fish and plankton living there Dilbilgisi

1:55

ve eğer orada yaşayan balıklar ile planktonlar

had more available nutrients,

1:59

daha fazla mevcut besine, yani

Dilbilgisi

16 times more carbon than ...: miktarları katlarla karşılaştırmak

Burada 16 times more carbon than ... okyanuslar ile atmosferin depoladığı toplam karbon miktarlarını karşılaştırır. Bağlamda, okyanusların Dünya atmosferindeki karbon miktarının yaklaşık on altı katını depoladığı anlamına gelir; fazladan on altı birim demek değildir. Sayı + times + more + isim + than kalıbına haber ve raporlarda sıkça rastlanır. more sözcüğünden sonraki isim ölçülen şeyi, than sözcüğünden sonraki ifade ise karşılaştırma temelini verir.

Alıştırma

Videodaki cümlede amaçlanan karşılaştırma hangisidir?

  1. Okyanuslar, Dünya atmosferine kıyasla fazladan on altı birim karbon depolar.
  2. Okyanuslar, Dünya atmosferindeki karbon miktarının yaklaşık on yedi katını depolar.
  3. Okyanuslar, Dünya atmosferindeki karbon miktarının yaklaşık on altı katını depolar.
Cevabı göster

Okyanuslar, Dünya atmosferindeki karbon miktarının yaklaşık on altı katını depolar.

food that animals and plants need to grow. Kültür

2:02

hayvanların ve bitkilerin büyümek için ihtiyaç duyduğu yiyeceğe sahip olsaydı daha da fazlasını barındırabilirdi.

Dilbilgisi

could hold even more if ... had ...: varsayımsal bir koşul

could hold ifadesinin anlaşılması gereken öznesi, önceki cümlecikteki oceans sözcüğüdür. could hold even more olası sonucu, if ... had more available nutrients ise koşulu verir. could + fiilin yalın hâli ... if + özne + geçmiş zaman biçimi kalıbı, varsayımsal veya henüz gerçek olmayan bir koşulda neler olabileceğini anlatır. Buradaki had, durumu geçmiş zamana yerleştirmez. Koşulun mevcut gerçeklikten uzak olduğunu gösterir. even more, zaten büyük olan bir miktara daha fazlasının eklenmesini anlatır: Okyanuslar şimdi de çok karbon depolar ve koşul değişirse bu miktar daha da artabilir.

Alıştırma

Bu varsayımsal iyileştirmeyi could ... if ... had kullanarak tamamlayın: The library ____ serve even more readers if it ____ longer opening hours.

Cevabı göster

could · had

Kültür

food that animals and plants need to grow: nutrients için basit bir tanım

Bu cümlede food that animals and plants need to grow ifadesi, nutrients teriminin ardından gelerek onu basit sözlerle tanımlar. Buradaki food geniş anlamlıdır: canlıların alıp büyümek için kullandığı besleyici maddeleri anlatır, hazırlanmış yemekleri değil. that animals and plants need to grow ilgi yan cümlesi food sözcüğünü niteler ve onu kullanım amacıyla tanımlar. Bilimsel açıklamalarda teknik bir terimin hemen ardından tanıdık bir açıklama verilerek dinleyicinin terimi hızla anlaması sağlanır.

Alıştırma

nutrients teriminin bu açıklamasında food ne anlama geliyor?

  1. yalnızca okyanus hayvanlarının yediği yiyecekler
  2. canlıların büyümek için ihtiyaç duyduğu besleyici maddeler
  3. hayvanlara ve bitkilere sunulan pişmiş yemekler
Cevabı göster

canlıların büyümek için ihtiyaç duyduğu besleyici maddeler

But how to provide these nutrients?

2:04

Peki bu besinleri nasıl sağlayacağız?

Believe it or not, one answer involves, you guessed it, whale poo. Notlar

2:06

İster inanın ister inanmayın, cevaplardan biri tahmin ettiğiniz gibi, balina kakasını içeriyor.

Ton ve niyet

Believe it or not: şaşırtıcı bir gerçeği sunmak

Believe it or not, dinleyiciyi şaşırtıcı veya inanılması zor gelebilecek bir bilgiye hazırlayan bir söylem belirleyicisidir. Konuşan kişi bu bilgiyi gerçek olarak sunar. Dinleyiciden gerçekten inanıp inanmamaya karar vermesini istemez. Cümlenin başında kullanıldığında merak uyandırır ve dikkati ardından gelen beklenmedik gerçeğe çeker.

Alıştırma

Şaşırtıcı fakat gerçek bir bilgiyi haber veren, dersteki sabit giriş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, some seeds can remain dormant for decades.

Cevabı göster

Believe it or not

Ton ve niyet

you guessed it: dinleyiciyi katan bir cevap açıklaması

You guessed it, dinleyici cevabı zaten bulmuş gibi bir cevabı açıklamak için cümleyi kısa süreliğine böler. Burada ileride gelen whale poo ifadesini gösterir ve şaşırtıcı açıklamaya eğlenceli bir hava katar. Gerçekten yapılmış bir tahmini bildirmek zorunda değildir. Ara söz olarak hayalî bir etkileşim anı yaratır; genellikle cevap tahmin edilebilir, tekrarlanan veya eğlenceli biçimde şaşırtıcı olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede you guessed it, cevabı açıklayan bir ara söz olarak kullanılmıştır?

  1. Our old science teacher asked you to guess it.
  2. The surprise guest was—you guessed it—our old science teacher.
  3. You guessed it after our old science teacher gave you a clue.
Cevabı göster

The surprise guest was—you guessed it—our old science teacher.

Kelime

whale poo: gündelik ve yumuşak bir ifade

Whale poo ifadesinde poo, dışkı anlamına gelen gündelik bir isimdir. İnsanların veya hayvanların atıklarını ifade edebilir; burada balinaların ürettiği dışkıyı topluca anlatan sayılamayan bir isim olarak kullanılmıştır. Teknik ifadelerle karşılaştırıldığında poo basit, yumuşak ve bazen çocuksu gelir. Bu seçim, bilimsel açıklamanın çok resmî değil, samimi ve mizahi olmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle resmî bir bilimsel rapora en uygundur?

  1. Researchers analysed nutrients in whale poo.
  2. Researchers analysed nutrients in whale faeces.
  3. Researchers analysed nutrients in whale mess.
Cevabı göster

Researchers analysed nutrients in whale faeces.

David King chairs the Centre for Climate Repair at Cambridge University. Kelime

2:12

David King, Cambridge Üniversitesi'ndeki İklim Onarımı Merkezi'ne başkanlık ediyor.

Kelime

chairs the Centre: fiil olarak chair

Burada chairs, chair fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. David King'in Merkezin başkanı olduğunu veya Merkezi yönettiğini anlatır; bir mobilyadan söz etmez. chair fiil olarak kullanıldığında, yönetilen grup veya etkinlik doğrudan nesne olur: chair a centre, chair a committee veya chair a meeting.

Alıştırma

chair fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Dr Patel ____ the committee that reviews safety rules.

Cevabı göster

chairs

He explained how his unusual idea would work Anlatım akışı

2:16

BBC World Service programı Discovery'ye

to BBC World Service programme Discovery.

2:19

bu sıradışı fikrinin nasıl işe yarayacağını anlattı.

Anlatım akışı

explained how ... would work: bir açıklamayı aktarmak

Haberde, uzmanın kendi açıklaması dinletilmeden veya aktarılmadan önce katkısını özetlemek için explained how his unusual idea would work kullanılır. Bu tür bir giriş, dinleyiciye sırada hangi bilginin olduğunu söyler. How his unusual idea would work, explained fiilinin nesnesi olarak kullanılan dolaylı soru yapısıdır. Doğrudan soru sırası yerine how + özne + would work şeklindeki düz cümle sırasını kullanır. Buradaki would work, önerilen fikrin uygulandığında nasıl işleyeceğini anlatır; çalışmaya istekli olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle dolaylı bir how yan cümlesiyle açıklamayı doğru biçimde aktarır?

  1. She explained how the new device would work.
  2. She explained how the new device would worked.
  3. She explained how would the new device work.
Cevabı göster

She explained how the new device would work.

Imagine now a pod of whales Notlar

2:24

Şimdi bir balina sürüsü hayal edin

all coming up and pooing in the same area of the ocean. Kalıp ifadeler

2:26

hepsi su yüzeyine çıkıyor ve okyanusun aynı bölgesinde dışkılıyorlar.

Anlatım akışı

Imagine now a pod of whales: varsayımsal bir sahne açmak

Imagine now + bir ad öbeği ya da yan cümle, dinleyiciyi zihinsel bir sahneye yönlendiren emir yapısıdır. Burada Imagine now a pod of whales, açıklamanın devamında geliştirilecek görüntüyü kurar; kimseye balinaların yaptığı hareketleri gerçekleştirmesini söylemez. Bu çerçevede now, dinleyicinin dikkatini açıklamanın bir sonraki aşamasına taşır. Yeniden kullanılabilir kalıp Imagine now + bir sahne biçimindedir; ardından o sahnede ne olduğu anlatılır.

Alıştırma

Dikkati varsayımsal bir sahneye taşıyan, dersteki iki kelimelik ifadeyle başlangıcı tamamlayın: ____ a library where books can talk.

Cevabı göster

Imagine now

Kültür

a pod of whales: topluluk adı pod

a pod of whales ifadesinde pod, bir balina grubunu anlatan topluluk adıdır. Kalıp a pod of + çoğul hayvan adı biçimindedir ve pod, yunuslar ile bazı diğer deniz memelileri için de yaygın biçimde kullanılır. Burada whales sözcüğü ve okyanus bağlamı, pod sözcüğünün “tohum kabuğu” ya da “küçük bölme” anlamını değil, bu grup anlamını seçer.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen topluluk adıyla tamamlayın: We watched a ____ of dolphins swimming beside the boat.

Cevabı göster

pod

Kalıp ifadeler

all coming up and pooing: bütün grubun hareketini anlatma

Daha geniş olan a group of whales + all + coming... yapısında all, daha önce sözü edilen balina grubuna gönderme yapar ve grubun her üyesinin katıldığını belirtir. coming ve pooing şeklindeki -ing biçimleri, eylemleri ayrı tam yan cümleler olarak vermek yerine tek bir sahnenin parçaları olarak gösterir. Burada coming up, okyanus yüzeyine yükselmek demektir. and, coming up ile pooing eylemlerini eş görevli olarak bağlar; böylece aynı grubun tamamı iki eylemi de yaparken canlandırılır. Bu kalıp imagine veya see gibi fiillerden sonra kullanışlıdır: isim öbeği + all + -ing.

Alıştırma

Hangi cümlede isim öbeği + all + -ing yapısı doğal biçimde kullanılarak bütün grubun iki eylem yaptığı anlatılır?

  1. Imagine the children all running outside and wave to the bus.
  2. Imagine the children all running outside and waving to the bus.
  3. Imagine the children all to run outside and wave to the bus.
Cevabı göster

Imagine the children all running outside and waving to the bus.

This could be in an eddy current, Kelime

2:30

Bu bir girdap akıntısında olabilir,

and it could lead to something like 10,000 to 20,000 square kilometres Kalıp ifadeler

2:32

ve yaklaşık 10.000 ila 20.000 kilometrekarelik bir alanın

being covered in nutrients,

2:37

besinlerle kaplanmasına yol açabilir,

including iron.

2:39

buna demir de dâhil.

Kelime

an eddy current: dönen bir su akıntısı

Bu denizcilik bağlamında an eddy current, dairesel veya girdaplı biçimde dönen bir su akıntısıdır. Current, hareket eden su anlamındaki bir isimdir; eddy ise dönme biçimini belirtir. This could be in an eddy current, az önce anlatılan durumun bu dönen akıntının içinde gerçekleşebileceği anlamına gelir. Bu hareket, maddeleri bir alan boyunca taşıyabilir veya yayabilir; böylece terim, devamında besin maddelerinin geniş bir alanı kaplamasından söz edilmesiyle bağlantı kurar.

Alıştırma

Okyanusla ilgili bu cümlede an eddy current ne anlama gelir?

  1. Okyanusun şu anki durumu.
  2. Bir kablodan geçen elektrik.
  3. Dairesel veya girdaplı biçimde dönen bir su akıntısı.
Cevabı göster

Dairesel veya girdaplı biçimde dönen bir su akıntısı.

Kalıp ifadeler

could lead to ... being covered: olası bir edilgen sonucu ifade etme

Could lead to, sonucu kesin değil, olası bir durum olarak sunar. Buradaki something like 10,000 to 20,000 square kilometres yaklaşık bir aralık belirtir. lead to + isim öbeği + being + geçmiş zaman ortacı yapısında to bir edattır. İsim öbeği etkilenen şeyi belirtir; being covered ise edilgen sonucu anlatır: besin maddeleri alanı kaplar, alan başka bir şeyi kaplamaz.

Alıştırma

Olası bir edilgen sonucu anlatmak için lead to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Heavy rain could lead several roads to being closed.
  2. Heavy rain could lead to several roads being closed.
  3. Heavy rain could lead to several roads be closed.
Cevabı göster

Heavy rain could lead to several roads being closed.

And as we know from observations today, Anlatım akışı

2:40

Ve günümüzdeki gözlemlerden bildiğimiz üzere,

within three months, Kalıp ifadeler

2:43

üç ay içinde,

that region is chock-a-block with fish. Deyimler

2:44

o bölge tıklım tıklım balık doluyor.

Anlatım akışı

as we know from observations today: iddiadan önce kanıt sunma

As we know from observations today, ana iddiadan önce yer alan ve bilgiye çerçeve oluşturan bir yan cümledir. Günümüzdeki gözlemleri dayanak olarak gösterir; böylece iddia bir tahmin değil, gözleme dayalı bir sonuç olarak sunulur. Buradaki as, ‘-dığı zaman’ değil, ‘bildiğimiz üzere’ veya ‘gösterdiği gibi’ anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen bilgi düzeni As we know from + kanıt kaynağı, + iddia şeklindedir.

Alıştırma

Bir iddianın kanıtını tanıtmak için as we know from ... yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. As we know from recent measurements, sea levels are rising.
  2. As know we from recent measurements, sea levels are rising.
  3. As we know during recent measurements, sea levels are rising.
Cevabı göster

As we know from recent measurements, sea levels are rising.

Kalıp ifadeler

within three months: en geç üç ay içinde

Within three months bir üst zaman sınırı belirler. Sonuç önümüzdeki üç ayın herhangi bir anında ortaya çıkabilir, ancak bu sürenin bitiminden daha geç olamaz. Bu cümlede ifade, değişimin hızlı olduğunu vurgular. Üç ay boyunca hiçbir şey olmayıp değişimin ancak daha sonra başlayacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle onarımların bugünden itibaren en geç üç ay içinde tamamlanacağını söyler?

  1. The repairs will be completed within three months.
  2. The repairs will begin after three months.
  3. The repairs took three months to complete.
Cevabı göster

The repairs will be completed within three months.

Deyimler

chock-a-block with fish: balıkla tamamen dolu

Chock-a-block with, bir yerin çok sayıda insan veya nesneyle tamamen dolu olduğunu belirten günlük bir ifadedir. Buradaki is chock-a-block with fish, bölgede çok büyük miktarda balık bulunduğunu anlatır. be chock-a-block with + isim kalıbını kullanın. chock ve block sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine chock-a-block ifadesini tek bir kalıp olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “tamamen dolu” anlamına gelen günlük ifadeyle tamamlayın: By noon, the market was ____ shoppers.

Cevabı göster

chock-a-block with

Whales live in groups called pods. Kalıp ifadeler

2:48

Balinalar, sürü (pod) adı verilen gruplar halinde yaşarlar.

Kalıp ifadeler

in groups called pods: bir grup türünün adını belirtme

In groups called pods, balinaların gruplar hâlinde birlikte yaşadığını ve bu gruplara pods adının verildiğini anlatır. Burada called, “adı verilen” demektir; “telefonla aranan” anlamında değildir. Called pods, groups ismini niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve groups that are called pods ile aynı anlama gelir. Yeniden kullanılabilen isim + called + ad kalıbı, bir şeyin veya kategorinin adını tanıtır.

Alıştırma

Called + grup adı yapısıyla cümleyi tamamlayın: Some seabirds nest in groups ____ colonies.

Cevabı göster

called

They swim up to the ocean surface to poo,

2:50

Dışkılamak için okyanus yüzeyine yüzerler,

and this poo can be spread in an eddy, Dilbilgisi

2:53

ve bu kaka bir girdapta (eddy) yayılabilir,

Dilbilgisi

can be spread in an eddy: can sonrasında edilgen yapı

Can be spread, can + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapıdır. Bu yapı, this poo ifadesini etkilenen madde olarak sunar: Bir girdap onu suyun içinde taşıyıp dağıtabilir ve suyun hareketini özne yapmak gerekmez. Bilimsel açıklamalarda, bir maddeye ne olabileceğine odaklanmak için bu yapı sıkça kullanılır. Burada spread geçmiş zaman ortacıdır ve fiilin yalın hâliyle aynı yazılır.

Alıştırma

Can fiilini edilgen yapıda ve spread fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Fine dust ____ over long distances by strong winds.

Cevabı göster

can be spread

a large current of water moving in a circular motion, Kültür

2:56

dairesel bir hareketle hareket eden devasa bir su akıntısı,

like a giant whirlpool.

2:59

dev bir su girdabı gibi.

Kültür

a large current ... moving in a circular motion: eddy tanımı

Bu isim öbeği bağlamda eddy sözcüğünden sonra açıklayıcı bir ifade olarak gelir: teknik terimi başka sözlerle yeniden adlandırır ve sade bir şekilde tanımlar. Öbeğin ana sözcüğü current'tır ve burada “su akıntısı” anlamına gelir. Moving in a circular motion, current sözcüğünü niteler ve suyun nasıl hareket ettiğini açıklar: su düz akmak yerine daire çizerek döner. Ardından gelen giant whirlpool benzetmesi bu dairesel hareketi gözünde canlandırmana yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi seçenek cümledeki eddy tanımına en uygundur?

  1. Resmî bir toplantıda sunulan bir önerge.
  2. Dairesel hareket eden bir su akıntısı.
  3. Doğrudan kıyıya doğru ilerleyen bir su akıntısı.
Cevabı göster

Dairesel hareket eden bir su akıntısı.

As a result, huge areas of the ocean are covered in nutrients Notlar

3:01

Sonuç olarak, okyanusun devasa alanları besinlerle kaplanıyor

and become chock-a-block with fish, Kalıp ifadeler

3:04

ve balıkla 'chock-a-block' (tıklım tıklım) hale geliyor,

Anlatım akışı

As a result: sonucu tanıtmak

As a result, “sonuç olarak” ya da “az önce anlatılan durum nedeniyle” anlamına gelen bir söylem bağlayıcısıdır. Dinleyiciye, sonraki ifadenin önceki neden veya sürecin sonucu olduğunu gösterir. Bir cümlenin ya da yan cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir. Üç sözcüğü tek bir bağlayıcı ifade olarak düşün; buradaki as, “olarak” anlamını tek başına taşımaz.

Alıştırma

Sonucu doğru biçimde tanıtan bağlayıcıyı seç: The road was flooded. ___, the match was cancelled.

  1. In contrast
  2. For example
  3. As a result
Cevabı göster

As a result

Dilbilgisi

are covered in nutrients: be covered in + madde

are covered in nutrients, be + past participle yapısını kullanarak huge areas of the ocean bölümünü etkilenen alanlar olarak sunar. Cümle, buna kimin ya da neyin yol açtığından çok bu alanların ortaya çıkan durumuna odaklanır. be covered in + madde, bir maddenin bir yüzeyin, nesnenin veya alanın üzerine ya da her tarafına yayılmış olduğunu belirtir. Burada covered dağılım durumunu anlatır; haberlerde ele alınmayı ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi be covered in yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the eruption, the fields ____ ash.

Cevabı göster

were covered in

Kalıp ifadeler

become chock-a-block with fish: canlı bir durum değişikliği

become chock-a-block with fish ifadesinde become bir durum değişikliğini gösterir: okyanus alanları sonunda yeni bir duruma gelir. Chock-a-block with fish tamamen balık dolu anlamına gelir ve çoğu zaman balıkların her yerde olduğu izlenimini verir. Aktarılabilir kalıp become + yeni durumu anlatan bir ifadedir. Burada chock-a-block with + isim, sonucu belirten bir sıfat öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi become fiilinin geçmiş zaman biçimi ve chock-a-block with ile tamamlayın: After the concert ended, the station ____ passengers.

Cevabı göster

became chock-a-block with

an informal way to say full of fish. Anlatım akışı

3:07

balıkla dolu olduğunu söylemenin gayriresmi bir yolu.

Anlatım akışı

an informal way to say ...: kullanım düzeyini ve açık anlamı belirtmek

“an informal way to say + anlam” kalıbı, bir ifadenin hem nasıl kullanıldığını hem de ne anlama geldiğini açıklar. Burada “chock-a-block with fish” ifadesinin açık anlamının “full of fish” olduğunu ve gündelik dile ait olduğunu belirtir. “Informal” ifadenin kullanım düzeyini gösterir; “full of fish” anlamının bir parçası değildir. Gerektiğinde artikel de değiştirilerek “a formal way...” veya “a polite way...” gibi başka etiketler kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle “kids” sözcüğünün hem gündelik kullanım düzeyini hem de açık anlamını doğru biçimde verir?

  1. “Kids” means that children are informal.
  2. “Kids” is a formal way to say “children.”
  3. “Kids” is an informal way to say “children.”
Cevabı göster

“Kids” is an informal way to say “children.”

Another original idea being explored is rock weathering. Notlar

3:11

Keşfedilmekte olan bir başka orijinal fikir de kayaç ayrışmasıdır.

Anlatım akışı

Another ... being explored is ...: hâlâ incelenen ek bir fikri sunmak

“Another” bu cümleyi daha önceki bir maddeye bağlar ve bir fikir daha sunar. Böylece olası çözüm veya örneklerden oluşan bir dizi düzenli biçimde anlatılabilir. “Being explored”, “idea” sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve “that is being explored” anlamına gelir. Fikrin hâlâ araştırıldığını veya değerlendirildiğini, henüz yaygın biçimde uygulanmadığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle hâlâ araştırılan ek bir teklifi doğal biçimde tanıtır?

  1. The only proposal being explored is the use of algae-based fuel.
  2. Another proposal that has already been adopted is the use of algae-based fuel.
  3. Another proposal being explored is the use of algae-based fuel.
Cevabı göster

Another proposal being explored is the use of algae-based fuel.

Kültür

rock weathering: kayacın aşamalı olarak ayrışması

Rock weathering, yani kayaç ayrışması, su, hava ve sıcaklık değişimleri gibi doğal süreçlerle kayacın yavaş yavaş parçalanması veya kimyasal olarak değişmesidir. Buradaki weathering bir jeoloji terimidir; günlük hava durumunu ifade etmez. Bu iklim bağlamında bazı ayrışma tepkimeleri karbondioksitin uzaklaştırılmasına ve karbonun daha uzun ömürlü biçimlerde tutulmasına yardımcı olabilir. Enhanced rock weathering, normalde yavaş olan bu doğal sürecin bilinçli olarak hızlandırılmasıdır.

Alıştırma

Bir jeoloji dersinde rock weathering ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Gevşek kaya parçaları bir nehir tarafından taşınır.
  2. Kayaç doğal süreçlerle yavaş yavaş parçalanır veya değişir.
  3. Bir dağın yakınındaki hava tahmini değişir.
Cevabı göster

Kayaç doğal süreçlerle yavaş yavaş parçalanır veya değişir.

Carbon is slowly locked into rocks and mountains over thousands of years Dilbilgisi

3:15

Karbon, binlerce yıl boyunca kayalara ve dağlara yavaşça hapsolur

by natural geological processes.

3:18

doğal jeolojik süreçlerle.

Dilbilgisi

Carbon is slowly locked into rocks: edilgen be locked into

Carbon is slowly locked into rocks and mountains cümlesinde geniş zamanın edilgen yapısı kullanılır: carbon süreçten etkilenen unsurdur; daha sonraki by öbeği ise nedenin doğal jeolojik süreçler olduğunu belirtir. Slowly, değişimin uzun bir sürede gerçekleştiğini gösterir. Buradaki be locked into mecazidir. Fiziksel bir kilitle kilitlenmek değil, salınması zor olacak biçimde kararlı bir malzemenin içine katılmak veya orada sabitlenmek anlamına gelir. Bu yapı, maddelerin uzun süreli depolanmasını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi lock into fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: After the reaction, some carbon ____ stable minerals.

Cevabı göster

is locked into

This literally groundbreaking idea would speed up the process Notlar

3:21

Kelimenin tam anlamıyla 'çığır açıcı' olan bu fikir süreci hızlandıracaktır

by locking carbon into rocks

3:26

karbonu kayalara hapsederek

that have been dug up through industrial mining. Dilbilgisi

3:28

endüstriyel madencilik yoluyla kazılıp çıkarılan kayalara.

Deyimler

literally groundbreaking idea: yenilik ve kazı üzerine kelime oyunu

Groundbreaking idea normalde son derece yenilikçi ve yeni bir alan açan bir fikir anlamına gelir. Buradaki temel betimleme bu mecaz anlamdır. Öneride madencilikle yerden çıkarılmış kayalar kullanıldığı için groundbreaking aynı zamanda toprağı fiziksel olarak kırmayı veya açmayı çağrıştırır. Literally bu gerçek bağlantıya dikkat çeker; böylece ifade olağan anlamını kaybetmeden bir kelime oyununa dönüşür.

Alıştırma

Literally groundbreaking idea bu cümlede neden bir kelime oyunudur?

  1. Fikrin tek amacının kayaları elle kırmak olduğunu söyler.
  2. Fikri yenilikçi olduğu için överken madencilik planındaki gerçek kazıyı da çağrıştırır.
  3. Fikrin yakındaki bütün toprağa zaten zarar verdiğini söyler.
Cevabı göster

Fikri yenilikçi olduğu için överken madencilik planındaki gerçek kazıyı da çağrıştırır.

Öbek fiiller

would speed up: bir süreci daha hızlı hâle getirmek

Speed up, hızlanmak veya bir şeyin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak demektir. Burada bir nesne aldığı için geçişlidir: the process, fikrin hızlandıracağı şeydir. Up yukarı yönlü hareketi değil, hızdaki artışı belirtir. Would bunu daha önce gerçekleşmiş bir sonuç olarak değil, önerilen fikrin beklenen sonucu olarak sunar. Speed up, Production sped up. örneğindeki gibi nesne almadan, yani geçişsiz olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi «daha hızlı hâle getirmek» anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Better software would ____ the analysis.

Cevabı göster

speed up

Dilbilgisi

that have been dug up through industrial mining: ilgi cümleciği ve present perfect edilgen yapı

that have been dug up through industrial mining yan cümleciği rocks sözcüğünü niteler. That, rocks sözcüğünün yerini tutar ve ilgi cümleciğinin öznesidir. Böylece bu bölüm hangi kayaların kastedildiğini ve nereden geldiklerini açıklar. Have been dug up, present perfect edilgen yapıdır: have been + geçmiş zaman ortacı. Kayalar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Bu yapı, endüstriyel madencilikle çıkarma işlemini tamamlanmış ve sonucu şu anki kullanım açısından önemli bir işlem olarak sunar. Through industrial mining, kayaları çıkaran süreci belirtir.

Alıştırma

that ile dig up fiilinin present perfect edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum displays coins ____ near the old harbour.

Cevabı göster

that have been dug up

Listen as geochemist Professor Rachael James explains her idea Anlatım akışı

3:30

Jeokimyager Profesör Rachael James fikrini

to BBC World Service's Discovery.

3:34

BBC World Service'in Discovery programına anlatırken dinleyelim.

Anlatım akışı

Listen as ... explains ...: sıradaki konuşmacıyı ve konuyu önceden bildirme

Listen as geochemist Professor Rachael James explains her idea, sunucunun sırada ne olduğunu düzenleyen bir yönlendirme ifadesidir. Listen, dinleyiciye ne yapacağını söyler; as ile başlayan yan cümle ise sıradaki konuşmacıyı ve onun açıklayacağı konuyu önceden bildirir. Buradaki as, while yani “-iken” anlamındadır: dinleme ve açıklama aynı anda gerçekleşir. Bu yapıda because yani “çünkü” veya “olarak” anlamına gelmez. Listen as + kişi + fiil yapısını duyduğunuzda, ardından hangi bilgilerin geleceğini tahmin etmek için kişi ve fiil grubunu kullanın.

Alıştırma

Dinleyiciden birinin bir konuyu açıklamasını dinlemesini isteyen doğal sunucu yönlendirmesi hangisidir?

  1. Listen Dr Khan as explaining how the device works.
  2. Listen as Dr Khan explains how the device works.
  3. Listen as Dr Khan to explain how the device works.
Cevabı göster

Listen as Dr Khan explains how the device works.

For every tonne of rock that's mined, Anlatım akışı

3:39

Çıkarılan her bir ton kaya için,

only a very tiny proportion,

3:42

sadece çok küçük bir kısmı,

a couple of grams of that is actually diamond. Kalıp ifadeler

3:44

birkaç gramı aslında elmastır.

Anlatım akışı

For every tonne ..., only ...: toplamı küçük bir sonuçla karşılaştırmak

For every + miktar, oranın karşılaştırma temelini önce verir: burada anlamı 'dikkate alınan her miktar başına'dır, 'her biri amacıyla' değildir. Ardından only çok daha küçük olan sonucu sunar. Bu sıralama, aradaki farkın kolayca görülmesini sağlar. Bu cümlede çıkarılan bir ton kaya karşılaştırmanın temelidir; birkaç gramlık elmas ise sonuçtur. A couple of grams, çok küçük oranı somut bir ağırlıkla gösterir. Bu yapı verim, başarı oranı, kayıp veya büyük bir girdinin küçük bir sonuç verdiği başka durumları açıklamak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Her yüz başvurudan yalnızca beşinin mülakat aşamasına ulaştığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. For every hundred applications, only five reach the interview stage.
  2. For every hundred applications, all five reach the interview stage.
  3. Five interviews are held for every application.
Cevabı göster

For every hundred applications, only five reach the interview stage.

Kalıp ifadeler

a couple of grams: yaklaşık ve küçük bir miktar

A couple of + çoğul isim normalde iki veya yaklaşık iki anlamına gelir. Rahat ve kesinlik gerektirmeyen konuşmada az sayıda şeyi daha esnek biçimde anlatmak için de kullanılabilir; bu yüzden tam miktar bağlamdan anlaşılır. Burada a couple of grams, çok küçük bir oranı somut bir ağırlıkla göz önüne getirir. Anlatılmak istenen, elmasın bir ton kayanın yanında yalnızca birkaç gram gelmesidir; konuşan kişi laboratuvar hassasiyetinde bir değer vermemektedir.

Alıştırma

'The sample contained a couple of grams of metal,' cümlesindeki a couple of grams, resmî olmayan ve kesinlik gerektirmeyen bir açıklamada en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Tam olarak yirmi gram
  2. İki ton metal
  3. Çok küçük bir miktar, normalde yaklaşık iki gram
Cevabı göster

Çok küçük bir miktar, normalde yaklaşık iki gram

The rest of it is effectively waste. Kalıp ifadeler

3:47

Geri kalanı fiilen atıktır.

Kalıp ifadeler

effectively waste: effectively sözcüğünün 'uygulamada' anlamı

Bu cümlede effectively, 'uygulamada' veya 'fiilen' anlamına gelir. Geriye kalan çıkarılmış kaya fiziksel olarak hâlâ kayadır, ancak söz konusu kullanım bakımından atık sayılır. Burada effectively, is waste yargısını niteler. Bir şeyin iyi ya da verimli biçimde yapıldığını anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede 'uygulamada' anlamına gelen sözcüğü seçin: Without the password, the file is ____ unusable.

  1. effective
  2. efficiently
  3. effectively
Cevabı göster

effectively

So, mine waste material Kelime

3:50

Yani, maden atık malzemesi

is potentially a really great source of material Kalıp ifadeler

3:52

kaya ayrışmasını artırmak için yeniden amaçlandırılabilecek

that could be repurposed for enhanced rock weathering. Kelime

3:56

gerçekten harika bir malzeme kaynağıdır potansiyel olarak.

Kelime

mine waste: madencilik sonucunda oluşan atık

Mine waste, madencilikten geriye kalan ve çıkarılması hedeflenen ürün olmayan malzeme anlamına gelir. Bu ifadede mine ismi, atığın nereden geldiğini göstermek için waste sözcüğünden önce gelir. Buradaki mine, The bag is mine cümlesindeki iyelik zamiri mine değildir. İngilizcede bir ismin önünde iyelik belirtmek için my kullanılır; bu nedenle my waste, konuşan kişiyle bağlantılı atık anlamına gelir.

Alıştırma

Bu çevre bağlamında mine waste ne anlama gelir?

  1. atıktan çıkarılan bir mineral
  2. madencilik sonucunda oluşan atık
  3. konuşan kişiyle bağlantılı atık
Cevabı göster

madencilik sonucunda oluşan atık

Kalıp ifadeler

is potentially a really great source of material: temkinli bir malzeme kaynağı değerlendirmesi

Burada is potentially a really great source of material, maden atıklarının belirli bir amaç için kullanılabilecek malzeme sağlayabileceği anlamına gelir. Source, haber veya bilgi kaynağını değil, bir kaynağın elde edildiği yeri ya da şeyi belirtir. Potentially, iddiayı kesinlikten uzak tutar: kanıtlanmış bir gerçeği değil, umut vadeden bir olasılığı anlatır. Really great ise güçlü, olumlu ve konuşma diline özgü bir değerlendirme ekler.

Alıştırma

Hangi cümle, bir atık ürünün yararlı malzeme sağlayabileceğini ancak bunun kesin olmadığını doğal biçimde ifade eder?

  1. Rice husks are definitely a useful source of material for building panels.
  2. Rice husks are potentially a useful source of material for building panels.
  3. Rice husks are potentially a useful source of information about building panels.
Cevabı göster

Rice husks are potentially a useful source of material for building panels.

Kelime

could be repurposed for ...: olası yeni bir kullanım kazandırmak

that could be repurposed for enhanced rock weathering ilgi cümleciği material sözcüğünü açıklar. Could be repurposed, kiplik fiil içeren edilgen bir yapıdır: malzeme eylemden etkilenir ve could bunun olası bir kullanım olduğunu gösterir. Repurpose something, bir şeye farklı bir amaç kazandırmak demektir. Burada for, doğal kayaç ayrışmasını hızlandıran bir yöntem olan enhanced rock weathering adlı yeni amacı tanıtır. Repurpose, aynı şeyi yalnızca tekrar kullanmayı değil, işlev değişikliğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi repurpose something for something yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: Unused offices could be ____ affordable housing.

Cevabı göster

repurposed for

And I think that's really good because it creates a circular economy. Notlar

3:59

Ve bence bu gerçekten çok iyi çünkü döngüsel bir ekonomi yaratıyor.

Anlatım akışı

And I think that's really good because: değerlendirme ve ardından neden

And bu yorumu önceki tartışmaya bağlar. I think değerlendirmenin konuşanın kendi yargısı olduğunu gösterir, that's really good güçlü ve olumlu bir değerlendirme yapar, because ise sonraki yan cümlenin nedeni açıklayacağını belirtir. Bu, görüş + değerlendirme + neden biçiminde kullanışlı bir kalıptır. Genel bir övgüyü gerekçelendirilmiş bir görüşe dönüştürür: bu cümlede konuşanın fikri iyi bulmasının somut nedeni, döngüsel bir ekonomi yaratmasıdır.

Alıştırma

Hangi cümle kişisel bir değerlendirmeyi açıkça belirtip hemen bir nedenle destekliyor?

  1. I think the new schedule is helpful.
  2. I think the new schedule is helpful because it gives us more practice time.
  3. The new schedule gives us more practice time.
  4. Because it gives us more practice time, we changed the schedule.
Cevabı göster

I think the new schedule is helpful because it gives us more practice time.

Kültür

it creates a circular economy: kaynakları kullanımda tutmak

Bu cümlede it, maden atıklarının yeniden kullanılmasını ifade eder; creates ise bir sistemin oluşmasına yardımcı olmak anlamındadır. Döngüsel ekonomi, onarım, yeniden kullanım, başka amaçlara uyarlama ve geri dönüşüm gibi yöntemlerle ürün ve malzemeleri kullanımda tutar. Böylece daha az yeni kaynağa ihtiyaç duyulur ve daha az atık oluşur. Burada circular, kaynakların kullanım ve geri kazanım döngüsünde hareket etmesini anlatır; ekonominin yuvarlak bir şekli olduğu anlamına gelmez. Bu, kaynakların alındığı, kullanıldığı ve atıldığı tek yönlü bir modelden farklıdır.

Alıştırma

Bu cümledeki circular economy ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Ürün ve malzemeleri kullanımda tutan bir ekonomik model
  2. Paranın yalnızca daireler çizerek hareket ettiği bir piyasa
  3. Her ürünün yuvarlak olduğu bir ekonomi
  4. Malzemeleri bir kez kullandıktan sonra atan bir sistem
Cevabı göster

Ürün ve malzemeleri kullanımda tutan bir ekonomik model

Mining for diamonds creates tonnes of waste rock, Kalıp ifadeler

4:04

Elmas madenciliği tonlarca atık kaya yaratır,

which could be used to capture carbon. Dilbilgisi

4:07

bu da karbon yakalamak için kullanılabilir.

Kalıp ifadeler

Mining for diamonds creates tonnes of waste rock: bir faaliyetin çok miktarda atık ürettiğini anlatmak

Mining for diamonds, cümlede özne görevi gören bir -ing grubudur ve madencilik faaliyetinin kendisini konu yapar. creates tonnes of waste rock, bu sürecin çok büyük miktarda atık kaya oluşturduğunu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen yapı faaliyet veya süreç + creates/produces + atık, yan ürün veya emisyonlar şeklindedir. Çevresel bir sonucu anlatmak için kullanılır. Burada tonnes of miktarın büyüklüğünü vurgular; bir sayı verilmemişse ölçülmüş kesin bir ağırlık belirtmesi gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir faaliyetin çevresel yan ürün oluşturduğunu aynı yapıyla doğal biçimde anlatır?

  1. Producing cement is large amounts of carbon dioxide.
  2. Large amounts of carbon dioxide producing cement.
  3. Producing cement creates to large amounts of carbon dioxide.
  4. Producing cement creates large amounts of carbon dioxide.
Cevabı göster

Producing cement creates large amounts of carbon dioxide.

Dilbilgisi

which could be used to capture carbon: which ile olası bir kullanım eklemek

Virgül ve which, ayırt edici olmayan bir ilgi cümleciği başlatır ve hemen önceki tonnes of waste rock isim grubuna ek bilgi verir. Burada which, diamonds sözcüğüne değil waste rock ifadesine gönderme yapar; cümlecik belirli bir kaya grubunu seçmez. could be used to, modal + be + geçmiş zaman ortacı + to-infinitive yapısındadır. Hâlihazırda gerçekleşen bir kullanımı değil, olası bir kullanım alanını belirtir. capture carbon, karbonu yakalayıp tutarak atmosfere salınmasını önlemek demektir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak which + could be used to yapısıyla tamamlayın: The old jars, ____ store seeds, were cleaned.

Cevabı göster

which could be used to

Professor James wants to repurpose this rock Kalıp ifadeler

4:10

Profesör James bu kayayı yeniden amaçlandırmak

to find a new use for it.

4:13

ve onun için yeni bir kullanım bulmak istiyor.

Kalıp ifadeler

repurpose this rock: aynı malzemeye yeni bir kullanım alanı bulmak

Repurpose something, aynı nesneyi veya malzemeyi koruyup ona yeni bir kullanım amacı vermek demektir. Burada to find a new use for it, repurpose sözcüğünü daha basit ifadelerle yeniden açıklar. This rock daha önce sözü edilen atık kayayı, it ise yine aynı malzemeyi gösterir. İfade başka bir kaya bulmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle eski bir istasyon binasına toplum merkezi olarak yeni bir işlev verildiğini anlatır?

  1. They repurposed the old station as a community center.
  2. They demolished the old station and recycled its metal.
  3. They reopened the old station as a train station.
Cevabı göster

They repurposed the old station as a community center.

Not only would this lock more carbon, Dilbilgisi

4:15

Bu sadece daha fazla karbonu hapsetmekle kalmaz,

it also creates a circular economy,

4:18

aynı zamanda döngüsel bir ekonomi de yaratır,

Dilbilgisi

Not only would this..., it also...: cümle başında devriklik

Cümle başındaki Not only önce bir yarar sunar ve ardından başka bir yararın geleceğini gösterir. Not only başa taşındığı için ilk yan cümlede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: this would lock değil, would this lock. Aktarılabilir kalıp Not only + yardımcı fiil veya kiplik fiili + özne + fiilin yalın hâli..., (but) özne + also + fiil... biçimindedir. Burada daha fazla karbon hapsetmek ile döngüsel ekonomi oluşturmak birbirine bağlanır. Özenle düzenlenmiş İngilizcede tamamen paralel biçim Not only would this lock more carbon, but it would also create a circular economy. olur.

Alıştırma

Cümleyi başa alınmış Not only ve doğru devriklikle tamamlayın: ____ the new filter reduce smoke, but it also saved energy.

Cevabı göster

Not only did

an economic model which involves sharing, reusing, and recycling products Kültür

4:20

ürünleri olabildiğince uzun süre paylaşmayı, yeniden kullanmayı ve geri dönüştürmeyi içeren

for as long as possible to avoid waste and to reduce low levels of carbon.

4:25

israfı önlemek ve düşük karbon seviyelerini azaltmak için bir ekonomik model.

Kültür

an economic model which involves...: döngüsel ekonominin tanımı

Bu bölüm circular economy'yi, yani döngüsel ekonomiyi tanımlar: paylaşma, yeniden kullanma ve geri dönüştürme yoluyla ürünleri mümkün olduğunca uzun süre kullanımda tutan bir ekonomik modeldir. Temel fikir, ürünleri hızla atığa dönüştürmek yerine kullanım sürelerini uzatmaktır. which involves... ilgi cümleciği, modelin neleri içerdiğini sıralar. to avoid... ve to reduce... biçimindeki iki to ifadesi amaçlanan sonuçları belirtir: daha az atık ve daha düşük karbon etkisi.

Alıştırma

Cümlede tanımlanan ekonomik modele en uygun açıklama hangisidir?

  1. Her ürünün daire biçiminde olmasına odaklanır.
  2. Paylaşma, yeniden kullanma ve geri dönüştürme yoluyla ürünleri daha uzun süre kullanımda tutar.
  3. Kullanılmış ürünleri olabildiğince çabuk yenileriyle değiştirir.
  4. Geri dönüşümü tek ekonomik faaliyet olarak görür.
Cevabı göster

Paylaşma, yeniden kullanma ve geri dönüştürme yoluyla ürünleri daha uzun süre kullanımda tutar.

While these ideas might sound strange, Anlatım akışı

4:30

Bu fikirler kulağa garip gelse de,

they're all theoretically possible.

4:32

hepsi teorik olarak mümkündür.

Anlatım akışı

While..., they're...: ana iddiadan önce bir noktayı kabul etmek

Burada while, ‘... sırasında’ değil, ‘... olsa da’ anlamına gelir. Açılış yan cümlesi fikirlerin tuhaf gelebileceğini kabul eder; ana cümle ise ardından konuşanın temel iddiasını verir: bunların hepsi teoride mümkündür. Bu yapı, konuşanın sonucunu savunmadan önce olası bir itirazı kabul etmesini sağlar. might sound, yargıyı bir izlenim olarak sunarak yumuşatır; theoretically possible ise bir şeyin test edilmiş, pratik veya kanıtlanmış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede While ne işlev görür? While the new design looks unusual, it solves the problem.

  1. Tasarımın yalnızca alışılmadık göründüğü süre boyunca sorunu çözdüğünü söyler.
  2. Tasarımın neden alışılmadık göründüğünü açıklar.
  3. Tasarımın her durumda zaten test edildiğini gösterir.
  4. Tasarımın alışılmadık göründüğünü kabul ettikten sonra temel olumlu iddiayı belirtir.
Cevabı göster

Tasarımın alışılmadık göründüğünü kabul ettikten sonra temel olumlu iddiayı belirtir.

And looking to science for positive solutions Kalıp ifadeler

4:35

Ve olumlu çözümler için bilime bakmak

reminds some people of the early ecological movement Kültür

4:37

bazı insanlara erken dönem ekoloji hareketini hatırlatıyor

which started in the 1960s,

4:41

1960'larda başlayan,

and now, 50 years later,

4:43

ve şimdi, 50 yıl sonra,

is being taken seriously. Dilbilgisi

4:45

ciddiye alınan.

Kalıp ifadeler

look to science for positive solutions: yardım için bir kaynağa başvurmak

Bu cümlede look to science for positive solutions, bilime cevap ve yardım kaynağı olarak başvurup olumlu çözümler aramak demektir. Fiziksel olarak gözleri bilime doğru çevirmek anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilecek yapı look to + kişi, grup, kurum veya alan + for + ihtiyaç duyulan şey biçimindedir. Burada looking to science for positive solutions şeklindeki -ing öbeğinin tamamı reminds fiilinin öznesidir.

Alıştırma

Cümleyi look to someone for something yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the bridge became unsafe, the council ____ engineers ____ advice.

Cevabı göster

looked to · for

Kültür

the early ecological movement ... is being taken seriously: ilk dönem çevre hareketinin ciddiye alınması

Buradaki the early ecological movement, ekoloji ve çevrenin korunmasıyla ilgilenen ilk dönem toplumsal hareketi ifade eder. Movement, fiziksel hareket değil, toplumsal değişim amaçlayan örgütlü ortak çabalar ve fikirler anlamındadır. Which started in the 1960s ilgi cümleciği bu hareketi tanımlar; now, 50 years later, is being taken seriously ise ilk dönemiyle daha sonra kabul görmesini karşılaştırır. Cümle, günümüzde bilimden yararlanan çevresel çözümleri, ciddi ilgi görmesi onlarca yıl süren fikirlerle ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede the early ecological movement neyi ifade ediyor?

  1. Ekolojiye ve çevrenin korunmasına odaklanan toplumsal bir hareket
  2. 1960'lardan kalma bir fiziksel egzersiz türü
  3. Hayvanların bir ekosistem içindeki hareketi
  4. Çevresel değişimi ölçen bilimsel bir cihaz
Cevabı göster

Ekolojiye ve çevrenin korunmasına odaklanan toplumsal bir hareket

Dilbilgisi

is being taken seriously: present continuous edilgen yapı

Take something seriously, bir şeyi önemli, güvenilir veya ilgiye değer görmek anlamına gelir. Edilgen biçimdeki something is taken seriously ise insanların o şeye bu tür bir önem verdiğini anlatır. Is being taken, present continuous yapısının edilgen biçimidir: is + being + geçmiş zaman ortacı taken. Burada, erken dönem çevre hareketinin önceki dönemlerin aksine şimdi ciddi biçimde dikkate alındığını gösterir. Taken bu kalıbın parçasıdır; burada gerçek anlamıyla “alıp götürülmek” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi take fiilinin present continuous edilgen biçimiyle tamamlayın: After years of being ignored, the problem ____ seriously now.

Cevabı göster

is being taken

Speaking of the 1960s, Anlatım akışı

4:47

1960'lardan bahsetmişken,

it's time to reveal the answer to my question, Sam. Anlatım akışı

4:48

sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi Sam.

Anlatım akışı

Speaking of the 1960s: bağlantılı bir konuya geçmek

Speaking of + isim öbeği, “bu konudan söz edilmişken onunla bağlantılı başka bir şeyden bahsedeyim” anlamına gelir. Birinin resmî bir konuşmaya başlayacağı anlamına gelmez. Burada 1960'lardan daha önce söz edilmiş olması, sunucunun sorusuna geri dönmek için bir köprü görevi görür. İfade, bağlantılı bir konuya geçildiğini belirterek bilgiyi düzenler; ardından gelen bölüm yeni odak olur.

Alıştırma

Cümleyi Speaking of... konu geçiş kalıbıyla tamamlayın. Bir sınıf arkadaşınız az önce okul kulüplerinden söz etti: ____ clubs, have you joined the chess club?

Cevabı göster

Speaking of

Anlatım akışı

It's time to reveal the answer to ...: cevap açıklama aşamasını duyurmak

“It's time to + fiilin yalın hâli”, bir şeyi yapma zamanının geldiğini bildirir. Buradaki “reveal the answer”, daha önce saklı tutulan bir cevabı açıklamak anlamına gelir. Bu ifade aynı zamanda bir geçişi gösterir: Konuşmacı soru veya tahmin aşamasından cevabın açıklandığı aşamaya geçer. “Bir sorunun cevabı” için “the answer to a question” denir; answer ile question, to kullanılarak bağlanır.

Alıştırma

Hedef ifadeyle duyuruyu tamamlayın: Everyone has submitted an answer. ____ the bonus question.

Cevabı göster

It's time to reveal the answer to

Ah, yes.

4:52

Ah, evet.

You asked me which '60s band wrote the song Lucy in the Sky with Diamonds.

4:53

Bana 60'ların hangi grubunun Lucy in the Sky with Diamonds şarkısını yazdığını sormuştun.

I said confidently C, the Beatles. Ton ve niyet

4:58

Ben de kendimden emin bir şekilde C, Beatles demiştim.

Ton ve niyet

I said confidently: konuşma biçimini bir zarfla göstermek

“Confidently”, “said” fiilini niteleyen bir zarftır. Konuşmacının cevabı nasıl verdiğini, yani emin ve kuşku duyuyormuş gibi görünmeden konuştuğunu belirtir. Cevabın kendi özelliğini değil, konuşma biçimini anlatır. Aynı yapı başka konuşma fiilleriyle de kullanılabilir: “She answered quietly” veya “He replied nervously” gibi.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için “confident” sözcüğünün doğru biçimini kullanın: Leo knew the result, so he answered ____.

Cevabı göster

confidently

Which was, of course, the correct answer. Ton ve niyet

5:00

Ki elbette bu doğru cevaptı.

Ton ve niyet

Which was, of course, ...: önceki ifadeye yorum eklemek

Burada Which, hemen önce sözü edilen seçimin veya cevabın tamamına gönderme yapar; yakındaki tek bir isme gönderme yapmaz. Which was ... önceki seçimin doğru cevap olduğunu belirten ek bir yorum getirir. Of course parantez içi bir yorum gibi çalışır: konuşanın bu değerlendirmeyi beklenen veya açık bir şey olarak gördüğünü gösterir. Virgüller araya giren bu ifadeyi işaretler; ifade bir koşul bildirmez.

Alıştırma

“Nina chose the blue door. Which was, of course, the right choice,” cümlelerinde Which neye gönderme yapıyor?

  1. Nina'nın mavi kapıyı seçmesi
  2. Kimliği belirtilmeyen bir kişi
  3. of course ifadesi
Cevabı göster

Nina'nın mavi kapıyı seçmesi

John Lennon and Paul McCartney wrote the song in 1967,

5:03

John Lennon ve Paul McCartney bu şarkıyı 1967'de yazdılar,

but I doubt even they could have predicted Dilbilgisi

5:07

ama onların bile tahmin edebileceklerinden şüpheliyim

that it would inspire a scientific idea to save the planet.

5:09

bunun gezegeni kurtarmak için bilimsel bir fikre ilham verebileceğini.

Dilbilgisi

I doubt even they could have predicted that ...: beklenmedik bir sonuca geriye dönüp bakmak

I doubt + yan cümle, konuşanın yan cümledeki düşüncenin muhtemelen doğru olmadığına inandığını gösterir. Even they, bunu bilmesi en olası görünen kişileri, yani şarkının yazarları John Lennon ve Paul McCartney'yi özellikle vurgular. Could have predicted bir kiplik fiilinin tamamlanmış yapısıdır. Geçmişteki o anda tahminde bulunmanın mümkün olup olmadığına sonradan bakar; I doubt sonrasında, onların daha sonraki sonucu muhtemelen öngöremediği anlamına gelir. that it would inspire ... bölümünde it şarkıya gönderme yapar, would ise 1967'den bakıldığında gelecekte gerçekleşecek sonucu gösterir.

Alıştırma

Geçmişe dönüp bakma anlamını vermek için cümleyi could + have + predict yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: I doubt even the founder ____ how popular the app would become.

Cevabı göster

could have predicted

Mhm.

5:12

Hı hı.

Okay, let's recap the vocabulary from the programme, Anlatım akışı

5:13

Pekâlâ, programdaki kelimeleri özetleyelim,

starting with nutrients,

5:16

besinlerle (nutrients) başlayarak,

food that plants and animals need to grow.

5:18

bitkilerin ve hayvanların büyümek için ihtiyaç duydukları yiyecek.

Anlatım akışı

Let's recap ..., starting with ...: sıralı bir tekrarı başlatmak

Okay bir geçişi işaret eder; Let's recap the vocabulary ise programı temel kelimelerin kısa bir tekrarına geçirir. Recap, ana noktaları özetleyip yeniden gözden geçirmek demektir; her şeyi baştan öğretmek anlamına gelmez. Starting with nutrients tekrarın ilk maddesini belirtir ve ardından başka maddelerin geleceğini düşündürür. Aktarılabilir kalıp Let's recap + konu, starting with + ilk madde biçimindedir; dinleyiciye hem şimdi ne yapılacağını hem de tekrarın hangi sırayla ilerleyeceğini anlatır.

Alıştırma

Sunumun kapanışını hedef kalıpla tamamlayın: ____ the main points, ____ the budget.

Cevabı göster

Let's recap · starting with

Whales and other sea mammals like dolphins Kültür

5:20

Balinalar ve yunuslar gibi diğer deniz memelileri

live in a group called a pod.

5:23

sürü (pod) adı verilen bir grup halinde yaşarlar.

Kültür

a group called a pod: balina veya yunus grubunun adı

Bu tanımda pod, balina, yunus ve benzer deniz memelilerinden oluşan grubun adıdır. a group called + ad kalıbı, bu tür bir grup için kullanılan terimi tanıtır. Like dolphins, örneğin yunuslar anlamına gelir ve diğer deniz memelilerine bir örnek verir. Buradaki like örnek gösterir; sevmek ya da hoşlanmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen, yunus gruplarına özel topluluk adıyla tamamlayın: During the boat trip, we saw a ____ of dolphins near the harbour.

Cevabı göster

pod

An eddy is a large current of water moving in a circular motion. Kültür

5:26

Girdap (eddy), dairesel bir hareketle hareket eden büyük bir su akıntısıdır.

Kültür

An eddy: dairesel hareket eden bir su akıntısı

Eddy, yalnızca düz bir yönde akmak yerine bir merkezin çevresinde dönen su akıntısıdır. Bu tanımda large akıntının büyüklüğünü, moving in a circular motion ise onun eddy olarak tanınmasını sağlayan özelliği anlatır. An X is a Y... tanım kalıbı önce bir terimi tanıtır, onun genel sınıfını söyler ve ardından ayırt edici özelliğini ekler. Burada current, “su akıntısı” anlamındaki bir isimdir; “mevcut” veya “güncel” anlamındaki sıfat değildir.

Alıştırma

Hangi sahnede bir eddy görülür?

  1. Su bir kayanın arkasında daire çizerek döner.
  2. Yağmur açık bir kovaya dümdüz düşer.
  3. Güneş ışığı bir gölün yüzeyini ısıtır.
  4. Bir tekne sakin suyu düz bir çizgide geçer.
Cevabı göster

Su bir kayanın arkasında daire çizerek döner.

Chock-a-block is an informal way to say full of something. Kelime

5:30

Tıklım tıklım (chock-a-block), bir şeyin dolu olduğunu söylemenin gayriresmi bir yoludur.

Kelime

Chock-a-block: “bir şeyle dolu” demenin gayriresmî yolu

Chock-a-block, son derece dolu, çoğu zaman da çok az boş yer kalmış veya hiç kalmamış demektir. Yaygın kalıp be chock-a-block with + insanlar veya nesnelerdir; örneğin bir tren be chock-a-block with passengers olabilir. Cümle ayrıca bu ifadenin gayriresmî olduğunu belirtir. Özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır ve kalabalığı canlı, konuşma diline özgü bir şekilde anlatır; nötr full of ifadesinden daha güçlü ve renklidir.

Alıştırma

Cümleyi “son derece dolu” anlamındaki gayriresmî ifadeyle tamamlayın: The bus was ____ passengers.

Cevabı göster

chock-a-block with

If you repurpose something, Kelime

5:34

Eğer bir şeyi yeniden amaçlandırırsanız (repurpose),

you find a new use for it,

5:36

onun için yeni bir kullanım bulursunuz,

a use other than what was originally intended.

5:38

başlangıçta amaçlanandan farklı bir kullanım.

Kelime

repurpose: asıl amacın dışında yeni bir kullanım bulmak

Cümle, repurpose sözcüğünü tanımlamak için If you + fiil, you + açıklama kalıbını kullanır. Buradaki if, belirli bir hayalî durumu anlatmaz; repurpose sözcüğünün anlamıyla ilgili genel bir kural sunar. Repurpose, mevcut bir nesneye veya malzemeye başlangıçta amaçlanandan farklı yeni bir kullanım vermektir. Fiil re- ile purpose sözcüklerini birleştirir; bu nedenle temel değişiklik nesnenin işlevindedir. Bu, nesneyi yalnızca onarmak, aynı şekilde tekrar kullanmak veya malzemesini işlemek değildir.

Alıştırma

Hangi eylem repairing veya recycling değil, repurposing örneğidir?

  1. Fix the broken wheel on an old suitcase.
  2. Turn an old suitcase into a bedside table.
  3. Process the suitcase's plastic into new material.
Cevabı göster

Turn an old suitcase into a bedside table.

And finally, the planet's future might depend on the circular economy, Kültür

5:41

Ve son olarak, gezegenin geleceği döngüsel ekonomiye (circular economy) bağlı olabilir,

an economic system which values sharing, reusing, and recycling Kültür

5:45

tüketim ve israf yerine

over consumption and waste.

5:50

paylaşmaya, yeniden kullanmaya ve geri dönüştürmeye değer veren bir ekonomik sistem.

Kültür

might depend on the circular economy: kesinlik değil, olasılık

Might depend on, bir sonucun belirli bir koşuldan güçlü biçimde etkilenebileceği anlamına gelir. Might ifadeyi belirsiz tutar; depend on ise döngüsel ekonomiyi önemli bir etken olarak gösterir. Burada gezegenin ona duygusal olarak bağımlı olması kastedilmez. Döngüsel ekonomi, paylaşma, yeniden kullanma ve geri dönüşüm yoluyla ürünleri ve malzemeleri kullanımda tutar; yeni tüketimi ve israfı azaltır. Cümle bu fikirden genel bir sonuç çıkarır: bu tür bir sistem gezegenin geleceği için önemli olabilir, ancak bunun tek etken veya başarısı kesin bir çözüm olduğu ileri sürülmez.

Alıştırma

Hangi cümle might depend on ifadesinin hem anlamını hem de belirsizliğini en iyi korur?

  1. The planet's future is certain to be saved by a circular economy.
  2. A circular economy may depend on the planet's future.
  3. The planet's future may depend on the success of a circular economy.
  4. The planet may feel emotionally dependent on a circular economy.
Cevabı göster

The planet's future may depend on the success of a circular economy.

Kültür

an economic system which values A over B: A’ya B’den daha çok önem veren ekonomik sistem

Bu ifade, döngüsel ekonominin tanımını tamamlar. Bir şeyleri tüketip atık üretmek yerine paylaşmaya, yeniden kullanmaya ve geri dönüşüme daha çok önem veren bir ekonomik sistemi anlatır. which ile başlayan ilgi cümleciği system sözcüğünü açıklar. Burada values, value fiilinin bir biçimidir ve “önemli saymak” anlamına gelir. value A over B kalıbı bir öncelik belirler: A, B’den daha önemli kabul edilir. Over fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Okulun meraka kusursuz sınav sonuçlarından daha çok önem verdiğini söylemek için value A over B kalıbını kullanın: This school ____ curiosity ____ perfect test scores.

Cevabı göster

values · over

These incredible scientific innovations

5:52

Bu inanılmaz bilimsel yenilikler

might mean that time is not yet up for planet Earth, Deyimler

5:54

Dünya gezegeni için sürenin henüz dolmadığı anlamına gelebilir,

Deyimler

might mean that time is not yet up for planet Earth: Dünya için hâlâ zaman olduğu anlamına gelebilir

time is not yet up cümleciği, belirlenmiş bir sürenin sona erdiğini anlatan time is up deyimini olumsuza çevirir. Burada Dünya’nın harekete geçip en kötü sonucu önlemek için hâlâ zamanı olabileceğini söyler; up, “yukarıda” veya “yukarı doğru hareket ediyor” anlamına gelmez. Might mean, iddiayı kesin değil, temkinli hâle getirir. Yenilikler umut için bir neden sunar ancak Dünya’nın güvende olduğunu garanti etmez. Bir süre sınırı ifadesinin gezegen için kullanılması, sona sıradan bir time is up duyurusunu çağrıştıran, kelime oyununa benzer bir etki de verir.

Alıştırma

“The new treatment suggests that time is not yet up for this endangered species,” cümlesinde time is not yet up ne anlama gelir?

  1. Nesli tükenmekte olan türü kurtarmak için hâlâ zaman olabilir.
  2. Türü kurtarma fırsatı çoktan sona ermiştir.
  3. Tür, başka bir yardım olmadan kesinlikle hayatta kalacaktır.
Cevabı göster

Nesli tükenmekte olan türü kurtarmak için hâlâ zaman olabilir.

but time is up for this programme. Deyimler

5:57

ancak bu program için süremiz doldu.

Deyimler

time is up for this programme: programın süresi doldu

Bu cümlede time is up for this programme, programa ayrılan yayın süresinin sona erdiğini belirtir. Programın başarısız olduğu veya iptal edildiği anlamına gelmez. Konuşmacı önce Dünya için sürenin henüz dolmamış olabileceğini söyler, ardından but ile aynı ifadeyi programa yöneltir. time is up ifadesinin tekrarı bir kelime oyunu yaratır ve bölümü doğal biçimde bitirir.

Alıştırma

Burada but time is up for this programme ne anlama geliyor?

  1. Program bir daha asla yayımlanmayacak.
  2. Programa ayrılan süre sona erdi.
  3. Program başarısız oldu.
Cevabı göster

Programa ayrılan süre sona erdi.

Join us again soon for more trending topics and related vocabulary Anlatım akışı

5:59

Daha fazla trend olan konu ve ilgili kelime bilgisi için yakında tekrar bize katılın

here at Six Minute English.

6:03

burada, Altı Dakikalık İngilizce'de.

Anlatım akışı

Join us again soon for more ...: program sonu daveti

Bir medya programının sonunda Join us again soon, izleyici veya dinleyiciyi başka bir zaman yeniden dinlemeye, izlemeye ya da katılmaya çağıran samimi bir davettir. Burada join us, bir kuruluşun üyesi olmak anlamına gelmez. for more trending topics and related vocabulary, izleyicinin daha sonra neler bekleyebileceğini haber verir. Cümle, mevcut bölümü kapatırken dikkati gelecek bölümlere yöneltir.

Alıştırma

Bir podcast sunucusunun kapanış daveti olarak en doğal cümle hangisidir?

  1. Apply today to join the science club.
  2. Join us again next week for more science stories.
  3. Join these two cables before turning on the device.
Cevabı göster

Join us again next week for more science stories.

Goodbye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:06

Hoşça kal.

Six Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den Altı Dakikalık İngilizce.