Dünya'nın iklimini değiştirmek - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, iklim değişikliğine bir yanıt olarak deneysel jeomühendisliği inceliyor. Güneş ışığını elmas tozuyla yansıtma ve balina dışkısıyla okyanusu besleme önerilerinden, madencilik atıklarını karbon tutan kayaç ayrışmasında yeniden kullanma fikrine geçiyor; bu sıra dışı teknolojilerin hâlâ kuramsal veya tartışmalı olduğunu da belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. we're heading for a catastrophic global temperature rise — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: head for ifadesinin gerçek bir yolculuğu değil, bir eğilimin muhtemel ve çoğunlukla istenmeyen bir sonuca ilerlemesini anlatabildiğini öğrenin. Bu birleşimi iklim risklerini, ekonomik sıkıntıları, proje başarısızlığını veya mevcut işaretlerden öngörülen başka sonuçları doğal biçimde dile getirmek için kullanabilirsiniz. 2. literally groundbreaking idea — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İki anlamın kesişmesiyle oluşan mizahı fark edin: groundbreaking normalde son derece yenilikçi demektir, ancak burada madenciliğin gerçekten kırdığı zemin ve kayalara da gönderme yapar. Böylece bilim iletişimindeki kelime oyunlarını yakalayabilir, mecazlı övgü ile sözcüğün gerçek anlamını ayırabilirsiniz. 3. an economic system which values sharing, reusing, and recycling over consumption and waste. — Kültür, medya ve gerçek dünya bağlamı: Döngüsel ekonominin bu açık tanımını ve tüketip atmaya dayalı modelle karşıtlığını anlayın. Elmas madeni atıklarını karbon yakalamak için yeniden amaçlandırmanın, malzemeleri daha uzun süre yararlı tutan bir sisteme nasıl örnek olduğunu açıklayabilirsiniz.
Bu derste
Six Minute English from BBClearningenglish.com.
0:01BBClearningenglish.com'dan Altı Dakikalık İngilizce.
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, BBC Learning English'ten Altı Dakikalık İngilizce programındayız.
It's hard to feel positive when you hear about climate change, Dilbilgisi
0:14İklim değişikliği hakkında bir şeyler duyduğunuzda olumlu hissetmek zor,
It's hard to + fiilin yalın hâli
It's hard to + fiilin yalın hâli yapısı; bir şeyi yapmanın, hissetmenin ya da bir tepki yaşamanın zor olduğunu anlatır. Bu cümlede feel fiilin yalın hâlidir; feel positive ise umutlu veya iyimser duygular taşımak demektir. Buradaki hard, «zor» anlamındadır; «sert» veya «katı» anlamında değildir. Bu yapı hem pratik eylemleri hem de içsel tepkileri anlatabilir. to'dan sonra fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
Örnekteki kısaltılmış It's hard to yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: After three more delays, ____ stay positive.
Cevabı göster
it's hard to
don't you think, Neil? ile onay beklemek
Bir ifadenin arkasından gelen don't you think?, dinleyiciyi tepki vermeye davet eder ve çoğu zaman konuşanın onay beklediğini gösterir. Neil, cevap vermesi istenen kişiyi belirtir. Bu ifade, Neil'in düşünüp düşünemediğini gerçek anlamıyla sormaz.
Alıştırma
Örnekteki don't you think, Neil? ifadesinin temel işlevi nedir?
- Neil'in düşünme yeteneği olup olmadığını kontrol eder.
- Neil'e fikrini değiştirmesini emreder.
- Neil'i cevap vermeye ve muhtemelen katılmaya davet eder.
Cevabı göster
Neil'i cevap vermeye ve muhtemelen katılmaya davet eder.
Yes, according to the UN's Cop26 conference, Kalıp ifadeler
0:18Evet, BM'nin Cop26 konferansına göre,
we're heading for a catastrophic global temperature rise of 3 degrees Kalıp ifadeler
0:213 derecelik feci bir küresel sıcaklık artışına doğru gidiyoruz,
According to + kaynak: bilginin nereden geldiğini belirtmek
According to + bir kişi, kuruluş, rapor veya başka bir kaynak, ardından gelen bilginin o kaynaktan geldiğini belirtir. Burada COP26 konferansı, sıcaklık tahmininin dayanağı olarak sunuluyor. Bu ifade, kaynağın iddiasını konuşanın kendi dayanaksız görüşünden ayırır. Bilgiyi bir kaynağa dayandırır, ancak konuşanın her ayrıntıya mutlaka katıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilgi kaynağını belirten ve according içeren sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the latest safety report, the bridge is still safe.
Cevabı göster
According to
Be heading for + sonuç: muhtemel bir sonuca doğru ilerlemek
Be heading for + bir isim öbeği, mevcut hareketin veya koşulların bir varış noktasına ya da sonuca doğru ilerlediğini belirtir. Bu cümlede mecazidir: mevcut iklim eğilimi fiziksel bir yolculuğa değil, küresel sıcaklıkta feci bir artışa işaret ediyor. Bu ifade, eğilim devam ederse sonucun gerçekleşmesinin muhtemel olduğunu anlatır. For, varış noktasını veya sonucu belirtir; amaç anlamı taşımaz.
Alıştırma
Muhtemel bir sonucu anlatmak için cümleyi be heading for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After losing its funding and two engineers, the project ____ serious trouble.
Cevabı göster
is heading for
Fires are blazing from the Amazon to the Arctic,
0:27Amazonlardan Kuzey Kutbu'na kadar yangınlar alev alev yanıyor,
and even if we stopped burning all fossil fuels tomorrow, Dilbilgisi
0:30ve yarın tüm fosil yakıtları yakmayı bıraksak bile,
it would take decades to feel the effects. Dilbilgisi
0:33etkilerini hissetmemiz on yıllar alacaktır.
even if ...: sonucu değiştirmeyen bir koşul
even if, varsayılan bir koşul sunar ve ana cümledeki sonucun yine de geçerli olacağını belirtir. Bu, taviz bildiren bir koşuldur: Konuşan kişi, savını ilerletmek için güçlü bir olasılığı varsayım olarak kabul eder ama sonuç değişmez. Burada tüm fosil yakıtları yakmayı yarın bırakmak varsayılan koşuldur; zaman gecikmesi yine devam ederdi. stopped geçmiş zaman biçimindedir ancak burada geçmişte yaşanmış bir olayı anlatmaz. Ana cümledeki would take ile birlikte gerçek dışı veya büyük ölçüde varsayımsal bir durum kurmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu olası koşulda da sonucun geçerli kalacağını anlatan iki sözcüklü bağlacı yazarak cümleyi tamamlayın: ____ the outdoor field is wet tomorrow, the match will continue in the gym.
Cevabı göster
Even if
it would take decades to ...: varsayımsal bir durumda gereken süre
it would take + süre + to + fiil kalıbı, varsayılan bir durumda bir eylem veya sonuç için ne kadar zaman gerekeceğini belirtir. Burada decades gereken süreyi, to feel the effects ise bu gecikmeden sonra gerçekleşecek şeyi gösterir. Burada take, “taşımak” veya “alıp götürmek” değil, “gerektirmek” anlamındadır. it biçimsel bir öznedir; to ile başlayan mastar bölümü zaman gerektiren eylemi veya sonucu açıklar. would ise bu zaman tahminini varsayımsal koşula bağlar.
Alıştırma
months sözcüğünü süre olarak kullanıp cümleyi it would take + süre + to kalıbıyla tamamlayın: Even with expert help, ____ repair the old bridge safely.
Cevabı göster
it would take months to
thanks to some amazing ideas by some very imaginative scientists. Kalıp ifadeler
0:41çok yaratıcı bazı bilim insanlarının inanılmaz fikirleri sayesinde.
I agree, but there is hope: kaygıyı kabul edip umutlu bir yöne geçmek
“I agree” önceki olumsuz değerlendirmeyi kabul eder. Ardından “but there is hope”, tartışmanın yönünü sorundan daha olumlu bir olasılığa çevirir. Buradaki but karşıt bir yön ekler; ifade edilen kabulü geri almaz. Önce kabul edip sonra yön değiştiren bu kalıp, iki düşünceyi dengelemeye ve ciddi bir kaygıdan çözümlere ya da iyimserlik nedenlerine doğal biçimde geçmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede “I agree, but there is hope” ne işe yarıyor?
- Kaygıyı kabul eder, ardından konuyu daha umutlu bir yöne çevirir.
- Önceki kaygıyı reddeder.
- Yeni bir yön sunmadan konuyu bitirir.
Cevabı göster
Kaygıyı kabul eder, ardından konuyu daha umutlu bir yöne çevirir.
catastrophes can be avoided: can + be + geçmiş zaman ortacı
“catastrophes can be avoided” ifadesinde can + be + avoided, kiplik fiilli edilgen bir yapı oluşturur. Burada can olasılık bildirir ve avoided, avoid fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Catastrophes öznesi eylemden etkilenir: insanlar bu felaketleri önleyebilir. Edilgen yapı, eylemi kimin yapacağını belirtmeden dikkati olası sonuca, yani felaketlerin önlenmesine verir. Başka cümlelere uygulanabilen kalıp özne + can + be + geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Cümleyi can avoid ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: With early warning, many injuries ____.
Cevabı göster
can be avoided
thanks to some amazing ideas: yararlı bir nedeni sunmak
thanks to + isim öbeği, bir sonucu mümkün kılan nedeni tanıtır. Burada some amazing ideas, felaketlerden kaçınmayı mümkün kılabilecek etken olarak sunulur; by some very imaginative scientists ise bu fikirleri kimin ürettiğini belirtir. Bu ifade nedeni yalnızca tarafsız biçimde belirtmez; aynı zamanda onu yararlı veya takdire değer bir etken olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, yararlı bir nedeni gösteren bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the bus driver's quick action, everyone got to safety.
Cevabı göster
thanks to
the name for a collection of new scientific plans
0:49atmosferden karbonu çıkarmak ve küresel ısınmayı durdurmak için
to remove carbon from the atmosphere and stop global warming.
0:52yeni bilimsel planların oluşturduğu koleksiyonun adı.
In this program, we'll be discussing...: konuyu önceden bildirmek
In this program, ardından gelecek içeriğin çerçevesini belirler; we'll be discussing ise ana konuyu duyurur. Konu bu ifadenin hemen ardından gelir; burada konu geoengineering'dir. Bu açılışta will be discussing esas olarak planlanmış içeriği önceden bildirir; gelecekte belirli bir anda sürmekte olacak bir eylemi anlatmak ön planda değildir. Bu kalıp, dinleyicilerin programın nasıl düzenleneceğini anlamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Açılışı, konuyu önceden bildiren discuss fiilinin future continuous biçimiyle tamamlayın: In today's science club meeting, ____ three ways to save water.
Cevabı göster
we'll be discussing
geoengineering: iklim müdahalesi teknolojileri için genel bir terim
Geoengineering, iklim sistemine bilinçli olarak büyük ölçekli müdahalede bulunmayı amaçlayan teknoloji önerileri için kullanılan genel bir terimdir. Bu cümlede atmosferden karbon gidermeye veya küresel ısınmayı sınırlamaya yönelik planları kapsar; genel anlamda sıradan mühendislik demek değildir. Virgülden sonraki the name for... isim grubu bir apposition, yani açıklayıcı eş görevli yapıdır. Dinleyicinin konuyu takip edebilmesi için yabancı gelebilecek terimi hemen açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede geoengineering için en uygun tanım hangisidir?
- Harita çizme ve yerel hava durumunu tahmin etme bilimi
- İklim sistemine müdahale etmek üzere önerilmiş bir grup teknoloji
- Sıradan inşaat ve makine mühendisliği
Cevabı göster
İklim sistemine müdahale etmek üzere önerilmiş bir grup teknoloji
geoengineering is still in the experimental stages. Kalıp ifadeler
0:58jeomühendislik hâlâ deneysel aşamalardadır.
Also called climate repair: alternatif bir adı tanıtma
Also called climate repair, “climate repair adıyla da bilinen” anlamına gelir. Ardından gelen özneye, yani geoengineering terimine başka bir ad ekler. Bu, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Tam biçimi Geoengineering is also called climate repair. şeklindedir. Kısaltılmış yapıyı başa taşımak, ana bilgi verilmeden önce alternatif adı tanıtmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi Also called + name başlangıç yapısıyla tamamlayın: Also ____, Mars has a reddish appearance.
Cevabı göster
called the red planet
still in the experimental stages: hâlâ deneysel aşamada
Be in the experimental stages kalıbı, bir teknolojinin, tedavinin veya planın hâlâ test edilip geliştirildiğini ve yerleşik ya da yaygın kullanıma henüz hazır olmadığını belirtir. Still, bu durumun günümüze kadar sürdüğünü vurgular. Buradaki stages, tiyatro sahnelerini değil, gelişimdeki aşamaları veya dönemleri ifade eder.
Alıştırma
Tedavinin hâlâ test edildiğini belirten vurgulanmış kalıpla cümleyi tamamlayın: The treatment is ____, so it is not available for routine use.
Cevabı göster
still in the experimental stages
Some technologies are controversial because they interfere with natural climate systems, Kelime
1:02Doğal iklim sistemlerine müdahale ettikleri için bazı teknolojiler tartışmalıdır,
controversial because ... interfere with ...: müdahale ettiği için tartışmalı
Controversial, bir şeyin ciddi görüş ayrılığına yol açtığını belirtir. Because ile başlayan yan cümle bu görüş ayrılığının nedenini verir: teknolojiler doğal iklim sistemlerine interfere with edebilir. Interfere with, bir sistemin çalışma biçimini istenmeyen veya potansiyel olarak zararlı bir şekilde etkilemek demektir. İfade bütünü, bu sistemlerin bozulması ihtimalini kaygının kaynağı olarak sunar; ancak teknolojilerin yanlış veya zararlı olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir planın başka bir sistemi bozabileceği için görüş ayrılığına yol açtığını söyler?
- The construction plan is experimental because it may interfere with wildlife migration.
- The construction plan is controversial because it may support wildlife migration.
- The construction plan is controversial because it may interfere with wildlife migration.
Cevabı göster
The construction plan is controversial because it may interfere with wildlife migration.
to cool the planet: amaç bildiren mastar
'to cool the planet' mastar öbeği, 'idea' sözcüğünden sonra gelir ve fikrin ulaşmayı amaçladığı hedefi, yani Dünya'nın sıcaklığını düşürmeyi belirtir. 'Bu fikir ne için?' sorusunu yanıtlar. Burada 'cool', 'bir şeyi daha az sıcak hâle getirmek' anlamına gelen geçişli bir fiildir. 'Havalı veya etkileyici' anlamında değildir. İsim + to + fiilin yalın hâli yapısı; bir fikrin, planın, cihazın veya yöntemin amacını belirtmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi to ve 'daha az sıcak hâle getirmek' anlamındaki İngilizce fiille tamamlayın: The engineers added vents ____ the battery.
Cevabı göster
to cool
involves spraying diamond dust ... to deflect the sun's rays: önerilen mekanizma
Cümle, önerilen bir iklim mühendisliği yöntemini anlatıyor. Son derece küçük elmas parçacıkları, gelen güneş ışığının bir bölümünün yönünü değiştirmek veya onu dağıtmak için gökyüzüne püskürtülecektir. Dünya'ya ulaşıp onu ısıtan güneş enerjisi azalırsa gezegen soğuyabilir. Burada 'diamond dust', ışığı dağıtacak bir malzeme olarak düşünülen ince elmas parçacıklarıdır; gökyüzünü süslemek için kullanılan mücevherler değildir. 'Involves spraying' önerilen eylemi, 'to deflect the sun's rays' ise bu eylemin amacını belirtir. Bu ifade bir fikri sunar; yöntemin yaygın biçimde kullanıldığını ya da güvenli ve etkili olduğunun kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Öneri hangi mekanizmayı anlatıyor?
- Güneş ışığının bir bölümünü Dünya'dan uzağa yönlendirmek için gökyüzüne ince elmas parçacıkları püskürtmek
- Gökyüzünü süslemek için görünür elmaslar kullanmak
- Daha fazla ısı üretmek için atmosferde elmas yakmak
Cevabı göster
Güneş ışığının bir bölümünü Dünya'dan uzağa yönlendirmek için gökyüzüne ince elmas parçacıkları püskürtmek
But before we find out more, I have a question for you, Sam. Anlatım akışı
1:17Ancak daha fazlasını öğrenmeden önce sana bir sorum var Sam.
But before we find out more, I have a question for you: soruya geçiş
Bu geçişte But, anlatımın yönünün geçici olarak değiştiğini gösterir. before we find out more, ana açıklamanın daha sonra süreceğini belirtirken I have a question for you şimdi etkileşimli bir soruya geçer. Burada find out more, “konu hakkında daha fazla bilgi edinmek” demektir; belirli bir cevabı aramak anlamına gelmez. before yan cümlesi sırayı düzenler: ana konuyu duraklat, soruyu sor ve sonra konuya dön.
Alıştırma
Bu cümle programda hangi işlevi görüyor?
- Programın sona erdiğini duyurur.
- Ana açıklamayı kısa süreliğine durdurup bir soru sunar.
- Konuşmacının cevabı zaten bulduğunu söyler.
Cevabı göster
Ana açıklamayı kısa süreliğine durdurup bir soru sunar.
there was a band who wrote a song called Lucy in the Sky with diamonds. Kültür
1:26Lucy in the Sky with Diamonds adında bir şarkı yazan bir grup vardı.
sounds futuristic: izlenim anlatan sound + sıfat yapısı
sound + sıfat, bir şeyi duyduğunuzda onun bıraktığı izlenimi anlatır. sounds futuristic, “geleceğe ait bir teknoloji ya da fikir gibi görünüyor” demektir; fikrin gerçekten gelecekten geldiğini söylemez. Özne, Spraying diamond dust in the sky etkinliğinin tamamıdır. Bu nedenle sound üçüncü tekil şahıs biçimi olan sounds olur. futuristic, bağ fiili sound’dan sonra izlenimi anlatan sıfattır.
Alıştırma
sound fiilinin doğru biçimini promising ile kullanın: The new idea ____, but we still need to test it.
Cevabı göster
sounds promising
called Lucy in the Sky with diamonds: bir şarkı adına yapılan göndermeyi tanımak
called Lucy in the Sky with diamonds ifadesinde called, “adı … olan” anlamına gelir ve ardından gelen sözler Beatles’ın bir şarkısının adıdır. Bunlar Lucy adlı bir kişiyi sıradan biçimde betimleyen sözler değil, özel bir ad olarak okunmalıdır. Bu gönderme önemlidir çünkü şarkı adındaki sky ve diamonds sözcükleri, daha önceki gökyüzündeki elmas tozu fikrini çağrıştırır. Bunun bir şarkı adı olduğunu fark etmek, soru ile konu arasındaki sözcük bağlantısını gösterir.
Alıştırma
Lucy in the Sky with Diamonds bu bağlamda neden anılıyor?
- Sky ve diamonds sözcükleriyle bilimsel fikri çağrıştıran bir şarkı adıdır.
- Mücevherleri gökyüzüne koyma talimatıdır.
- Atmosferdeki elmas tozunun bilimsel adıdır.
Cevabı göster
Sky ve diamonds sözcükleriyle bilimsel fikri çağrıştıran bir şarkı adıdır.
I think most people would say the answer is C, the Beatles. Ton ve niyet
1:36Sanırım çoğu insan cevabın C, Beatles olduğunu söylerdi.
I think most people would say...: yaygın görüşe ilişkin bir tahmini yumuşatmak
I think, ifadenin konuşanın kendi değerlendirmesi olduğunu gösterir. Most people would say ise konuşanın tipik bir grubun vereceğini düşündüğü cevabı tahmin eder; buradaki would say, geçmişteki bir noktadan bakılan gelecek bir olayı anlatmaz. Bu sözcükler birlikte iddianın tonunu yumuşatır. Konuşan, cevabın geniş ölçüde paylaşılacağını düşündüğünü belirtir ama bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmaz.
Alıştırma
Kimseyle anket yapmadınız ve yaygın görüş hakkında yumuşak bir tahminde bulunmak istiyorsunuz. En uygun cümle hangisidir?
- Most people have proved that the park needs more trees.
- I think most people would say the park needs more trees.
- Most people say the park needs more trees.
Cevabı göster
I think most people would say the park needs more trees.
Okay, we'll find out the answer later in the programme. Anlatım akışı
1:40Pekâlâ, cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
we'll find out ... later in the programme: cevabı ertelemek
Sunucu, hemen cevap vermek yerine açıklamayı ertelemek için we'll find out the answer later in the programme ifadesini kullanır. Bu, programa açık bir yapı kazandırır: soru şimdi ortaya atılır, cevabı ise ilerleyen bir bölümde gelir. Burada find out, bir nesnenin fiziksel yerini bulmak değil, “cevabı öğrenmek veya ortaya çıkarmak” demektir. Tekrar kullanılabilen We'll find out ... later kalıbı, bilginin şimdilik saklandığını ama daha sonra verileceğini dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Sunucu bu cümleyle ne yapıyor?
- Cevabın zaten verildiğini duyurur.
- Sunucuların fiziksel bir nesneyi araması gerektiğini söyler.
- Cevabı erteler ve daha sonra geleceğini bildirir.
Cevabı göster
Cevabı erteler ve daha sonra geleceğini bildirir.
Now, throwing diamonds in the sky might sound crazy, Anlatım akışı
1:42Şimdi, gökyüzüne elmas fırlatmak kulağa çılgınca gelebilir,
scientists have thought up to decarbonise the planet. Öbek fiiller
1:48bilim insanlarının düşündüğü en çılgın fikir olmaktan çok uzak.
might sound crazy, but it's far from ...: tepkiyi kabul edip bakışı yeniden yönlendirmek
Now, konuşmayı yeni bir noktaya taşır. throwing diamonds in the sky might sound crazy önce dinleyicinin verebileceği tepkiyi kabul eder. Ardından but, konuşmacının vurgulamak istediği mesajı getirir. Bu karşıtlık, elmas fikrinin mantıklı veya hiç çılgın olmadığını söylemez. far from the wildest, bilim insanlarının daha da uç fikirler düşündüğü anlamına gelir. Tekrar kullanılabilen X might sound ..., but ... kalıbı önce kuşkuyu veya şaşkınlığı kabul eder, ardından dikkati başka bir değerlendirmeye yöneltir.
Alıştırma
Hangi cümle önce olumsuz bir ilk izlenimi kabul edip ardından bunu olası bir faydayla karşılaştırıyor?
- This sounds expensive, so we should reject it immediately.
- This could save money over time, and everyone already agrees.
- This might sound expensive, but it could save money over time.
Cevabı göster
This might sound expensive, but it could save money over time.
it's far from the wildest idea: en üstünlük derecesini güçlü biçimde reddetme
Burada far from fiziksel uzaklığı değil, derece bakımından büyük bir farkı anlatır. It's far from the wildest idea, bu fikrin en çılgın fikir olmaya hiç yaklaşmadığını güçlü biçimde belirtir. Ayrıca bilim insanlarının çok daha çılgın fikirler önerdiğini ima eder. Bir tanımın açıkça doğru olmadığını söylemek için far from bir sıfatın veya isim öbeğinin önünde kullanılabilir: far from ready, far from perfect ya da far from a success.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The bridge is ____ safe; inspectors found several serious faults.
Cevabı göster
far from
scientists have thought up: bir fikir geliştirmek
Think up, düşünerek yeni bir fikir, plan veya çözüm oluşturmak ya da geliştirmek anlamına gelir. scientists have thought up ifadesinde have thought up present perfect yapısındadır ve bilim insanlarının şimdiye kadar geliştirdiği fikirleri anlatır. Tam cümlede idea, thought up fiil öbeğinin anlamca nesnesidir: the idea [that] scientists have thought up. İlgi sözcüğü that düşürülmüştür, bu nedenle nesne up sözcüğünden sonra tekrar görünmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: The team must ____ a cheaper way to store energy.
Cevabı göster
think up
Oceans hold 16 times more carbon than the Earth's atmosphere Dilbilgisi
1:51Okyanuslar, Dünya atmosferinden 16 kat daha fazla karbon barındırıyor
and could hold even more if the fish and plankton living there Dilbilgisi
1:55ve eğer orada yaşayan balıklar ile planktonlar
16 times more carbon than ...: miktarları katlarla karşılaştırmak
Burada 16 times more carbon than ... okyanuslar ile atmosferin depoladığı toplam karbon miktarlarını karşılaştırır. Bağlamda, okyanusların Dünya atmosferindeki karbon miktarının yaklaşık on altı katını depoladığı anlamına gelir; fazladan on altı birim demek değildir. Sayı + times + more + isim + than kalıbına haber ve raporlarda sıkça rastlanır. more sözcüğünden sonraki isim ölçülen şeyi, than sözcüğünden sonraki ifade ise karşılaştırma temelini verir.
Alıştırma
Videodaki cümlede amaçlanan karşılaştırma hangisidir?
- Okyanuslar, Dünya atmosferine kıyasla fazladan on altı birim karbon depolar.
- Okyanuslar, Dünya atmosferindeki karbon miktarının yaklaşık on yedi katını depolar.
- Okyanuslar, Dünya atmosferindeki karbon miktarının yaklaşık on altı katını depolar.
Cevabı göster
Okyanuslar, Dünya atmosferindeki karbon miktarının yaklaşık on altı katını depolar.
food that animals and plants need to grow. Kültür
2:02hayvanların ve bitkilerin büyümek için ihtiyaç duyduğu yiyeceğe sahip olsaydı daha da fazlasını barındırabilirdi.
could hold even more if ... had ...: varsayımsal bir koşul
could hold ifadesinin anlaşılması gereken öznesi, önceki cümlecikteki oceans sözcüğüdür. could hold even more olası sonucu, if ... had more available nutrients ise koşulu verir. could + fiilin yalın hâli ... if + özne + geçmiş zaman biçimi kalıbı, varsayımsal veya henüz gerçek olmayan bir koşulda neler olabileceğini anlatır. Buradaki had, durumu geçmiş zamana yerleştirmez. Koşulun mevcut gerçeklikten uzak olduğunu gösterir. even more, zaten büyük olan bir miktara daha fazlasının eklenmesini anlatır: Okyanuslar şimdi de çok karbon depolar ve koşul değişirse bu miktar daha da artabilir.
Alıştırma
Bu varsayımsal iyileştirmeyi could ... if ... had kullanarak tamamlayın: The library ____ serve even more readers if it ____ longer opening hours.
Cevabı göster
could · had
food that animals and plants need to grow: nutrients için basit bir tanım
Bu cümlede food that animals and plants need to grow ifadesi, nutrients teriminin ardından gelerek onu basit sözlerle tanımlar. Buradaki food geniş anlamlıdır: canlıların alıp büyümek için kullandığı besleyici maddeleri anlatır, hazırlanmış yemekleri değil. that animals and plants need to grow ilgi yan cümlesi food sözcüğünü niteler ve onu kullanım amacıyla tanımlar. Bilimsel açıklamalarda teknik bir terimin hemen ardından tanıdık bir açıklama verilerek dinleyicinin terimi hızla anlaması sağlanır.
Alıştırma
nutrients teriminin bu açıklamasında food ne anlama geliyor?
- yalnızca okyanus hayvanlarının yediği yiyecekler
- canlıların büyümek için ihtiyaç duyduğu besleyici maddeler
- hayvanlara ve bitkilere sunulan pişmiş yemekler
Cevabı göster
canlıların büyümek için ihtiyaç duyduğu besleyici maddeler
Believe it or not, one answer involves, you guessed it, whale poo. Notlar
2:06İster inanın ister inanmayın, cevaplardan biri tahmin ettiğiniz gibi, balina kakasını içeriyor.
Believe it or not: şaşırtıcı bir gerçeği sunmak
Believe it or not, dinleyiciyi şaşırtıcı veya inanılması zor gelebilecek bir bilgiye hazırlayan bir söylem belirleyicisidir. Konuşan kişi bu bilgiyi gerçek olarak sunar. Dinleyiciden gerçekten inanıp inanmamaya karar vermesini istemez. Cümlenin başında kullanıldığında merak uyandırır ve dikkati ardından gelen beklenmedik gerçeğe çeker.
Alıştırma
Şaşırtıcı fakat gerçek bir bilgiyi haber veren, dersteki sabit giriş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, some seeds can remain dormant for decades.
Cevabı göster
Believe it or not
you guessed it: dinleyiciyi katan bir cevap açıklaması
You guessed it, dinleyici cevabı zaten bulmuş gibi bir cevabı açıklamak için cümleyi kısa süreliğine böler. Burada ileride gelen whale poo ifadesini gösterir ve şaşırtıcı açıklamaya eğlenceli bir hava katar. Gerçekten yapılmış bir tahmini bildirmek zorunda değildir. Ara söz olarak hayalî bir etkileşim anı yaratır; genellikle cevap tahmin edilebilir, tekrarlanan veya eğlenceli biçimde şaşırtıcı olduğunda kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede you guessed it, cevabı açıklayan bir ara söz olarak kullanılmıştır?
- Our old science teacher asked you to guess it.
- The surprise guest was—you guessed it—our old science teacher.
- You guessed it after our old science teacher gave you a clue.
Cevabı göster
The surprise guest was—you guessed it—our old science teacher.
whale poo: gündelik ve yumuşak bir ifade
Whale poo ifadesinde poo, dışkı anlamına gelen gündelik bir isimdir. İnsanların veya hayvanların atıklarını ifade edebilir; burada balinaların ürettiği dışkıyı topluca anlatan sayılamayan bir isim olarak kullanılmıştır. Teknik ifadelerle karşılaştırıldığında poo basit, yumuşak ve bazen çocuksu gelir. Bu seçim, bilimsel açıklamanın çok resmî değil, samimi ve mizahi olmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle resmî bir bilimsel rapora en uygundur?
- Researchers analysed nutrients in whale poo.
- Researchers analysed nutrients in whale faeces.
- Researchers analysed nutrients in whale mess.
Cevabı göster
Researchers analysed nutrients in whale faeces.
David King chairs the Centre for Climate Repair at Cambridge University. Kelime
2:12David King, Cambridge Üniversitesi'ndeki İklim Onarımı Merkezi'ne başkanlık ediyor.
chairs the Centre: fiil olarak chair
Burada chairs, chair fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. David King'in Merkezin başkanı olduğunu veya Merkezi yönettiğini anlatır; bir mobilyadan söz etmez. chair fiil olarak kullanıldığında, yönetilen grup veya etkinlik doğrudan nesne olur: chair a centre, chair a committee veya chair a meeting.
Alıştırma
chair fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: Dr Patel ____ the committee that reviews safety rules.
Cevabı göster
chairs
He explained how his unusual idea would work Anlatım akışı
2:16BBC World Service programı Discovery'ye
explained how ... would work: bir açıklamayı aktarmak
Haberde, uzmanın kendi açıklaması dinletilmeden veya aktarılmadan önce katkısını özetlemek için explained how his unusual idea would work kullanılır. Bu tür bir giriş, dinleyiciye sırada hangi bilginin olduğunu söyler. How his unusual idea would work, explained fiilinin nesnesi olarak kullanılan dolaylı soru yapısıdır. Doğrudan soru sırası yerine how + özne + would work şeklindeki düz cümle sırasını kullanır. Buradaki would work, önerilen fikrin uygulandığında nasıl işleyeceğini anlatır; çalışmaya istekli olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle dolaylı bir how yan cümlesiyle açıklamayı doğru biçimde aktarır?
- She explained how the new device would work.
- She explained how the new device would worked.
- She explained how would the new device work.
Cevabı göster
She explained how the new device would work.
all coming up and pooing in the same area of the ocean. Kalıp ifadeler
2:26hepsi su yüzeyine çıkıyor ve okyanusun aynı bölgesinde dışkılıyorlar.
Imagine now a pod of whales: varsayımsal bir sahne açmak
Imagine now + bir ad öbeği ya da yan cümle, dinleyiciyi zihinsel bir sahneye yönlendiren emir yapısıdır. Burada Imagine now a pod of whales, açıklamanın devamında geliştirilecek görüntüyü kurar; kimseye balinaların yaptığı hareketleri gerçekleştirmesini söylemez. Bu çerçevede now, dinleyicinin dikkatini açıklamanın bir sonraki aşamasına taşır. Yeniden kullanılabilir kalıp Imagine now + bir sahne biçimindedir; ardından o sahnede ne olduğu anlatılır.
Alıştırma
Dikkati varsayımsal bir sahneye taşıyan, dersteki iki kelimelik ifadeyle başlangıcı tamamlayın: ____ a library where books can talk.
Cevabı göster
Imagine now
a pod of whales: topluluk adı pod
a pod of whales ifadesinde pod, bir balina grubunu anlatan topluluk adıdır. Kalıp a pod of + çoğul hayvan adı biçimindedir ve pod, yunuslar ile bazı diğer deniz memelileri için de yaygın biçimde kullanılır. Burada whales sözcüğü ve okyanus bağlamı, pod sözcüğünün “tohum kabuğu” ya da “küçük bölme” anlamını değil, bu grup anlamını seçer.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen topluluk adıyla tamamlayın: We watched a ____ of dolphins swimming beside the boat.
Cevabı göster
pod
all coming up and pooing: bütün grubun hareketini anlatma
Daha geniş olan a group of whales + all + coming... yapısında all, daha önce sözü edilen balina grubuna gönderme yapar ve grubun her üyesinin katıldığını belirtir. coming ve pooing şeklindeki -ing biçimleri, eylemleri ayrı tam yan cümleler olarak vermek yerine tek bir sahnenin parçaları olarak gösterir. Burada coming up, okyanus yüzeyine yükselmek demektir. and, coming up ile pooing eylemlerini eş görevli olarak bağlar; böylece aynı grubun tamamı iki eylemi de yaparken canlandırılır. Bu kalıp imagine veya see gibi fiillerden sonra kullanışlıdır: isim öbeği + all + -ing.
Alıştırma
Hangi cümlede isim öbeği + all + -ing yapısı doğal biçimde kullanılarak bütün grubun iki eylem yaptığı anlatılır?
- Imagine the children all running outside and wave to the bus.
- Imagine the children all running outside and waving to the bus.
- Imagine the children all to run outside and wave to the bus.
Cevabı göster
Imagine the children all running outside and waving to the bus.
and it could lead to something like 10,000 to 20,000 square kilometres Kalıp ifadeler
2:32ve yaklaşık 10.000 ila 20.000 kilometrekarelik bir alanın
an eddy current: dönen bir su akıntısı
Bu denizcilik bağlamında an eddy current, dairesel veya girdaplı biçimde dönen bir su akıntısıdır. Current, hareket eden su anlamındaki bir isimdir; eddy ise dönme biçimini belirtir. This could be in an eddy current, az önce anlatılan durumun bu dönen akıntının içinde gerçekleşebileceği anlamına gelir. Bu hareket, maddeleri bir alan boyunca taşıyabilir veya yayabilir; böylece terim, devamında besin maddelerinin geniş bir alanı kaplamasından söz edilmesiyle bağlantı kurar.
Alıştırma
Okyanusla ilgili bu cümlede an eddy current ne anlama gelir?
- Okyanusun şu anki durumu.
- Bir kablodan geçen elektrik.
- Dairesel veya girdaplı biçimde dönen bir su akıntısı.
Cevabı göster
Dairesel veya girdaplı biçimde dönen bir su akıntısı.
could lead to ... being covered: olası bir edilgen sonucu ifade etme
Could lead to, sonucu kesin değil, olası bir durum olarak sunar. Buradaki something like 10,000 to 20,000 square kilometres yaklaşık bir aralık belirtir. lead to + isim öbeği + being + geçmiş zaman ortacı yapısında to bir edattır. İsim öbeği etkilenen şeyi belirtir; being covered ise edilgen sonucu anlatır: besin maddeleri alanı kaplar, alan başka bir şeyi kaplamaz.
Alıştırma
Olası bir edilgen sonucu anlatmak için lead to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Heavy rain could lead several roads to being closed.
- Heavy rain could lead to several roads being closed.
- Heavy rain could lead to several roads be closed.
Cevabı göster
Heavy rain could lead to several roads being closed.
And as we know from observations today, Anlatım akışı
2:40Ve günümüzdeki gözlemlerden bildiğimiz üzere,
as we know from observations today: iddiadan önce kanıt sunma
As we know from observations today, ana iddiadan önce yer alan ve bilgiye çerçeve oluşturan bir yan cümledir. Günümüzdeki gözlemleri dayanak olarak gösterir; böylece iddia bir tahmin değil, gözleme dayalı bir sonuç olarak sunulur. Buradaki as, ‘-dığı zaman’ değil, ‘bildiğimiz üzere’ veya ‘gösterdiği gibi’ anlamındadır. Başka durumlarda da kullanılabilen bilgi düzeni As we know from + kanıt kaynağı, + iddia şeklindedir.
Alıştırma
Bir iddianın kanıtını tanıtmak için as we know from ... yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- As we know from recent measurements, sea levels are rising.
- As know we from recent measurements, sea levels are rising.
- As we know during recent measurements, sea levels are rising.
Cevabı göster
As we know from recent measurements, sea levels are rising.
within three months: en geç üç ay içinde
Within three months bir üst zaman sınırı belirler. Sonuç önümüzdeki üç ayın herhangi bir anında ortaya çıkabilir, ancak bu sürenin bitiminden daha geç olamaz. Bu cümlede ifade, değişimin hızlı olduğunu vurgular. Üç ay boyunca hiçbir şey olmayıp değişimin ancak daha sonra başlayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle onarımların bugünden itibaren en geç üç ay içinde tamamlanacağını söyler?
- The repairs will be completed within three months.
- The repairs will begin after three months.
- The repairs took three months to complete.
Cevabı göster
The repairs will be completed within three months.
chock-a-block with fish: balıkla tamamen dolu
Chock-a-block with, bir yerin çok sayıda insan veya nesneyle tamamen dolu olduğunu belirten günlük bir ifadedir. Buradaki is chock-a-block with fish, bölgede çok büyük miktarda balık bulunduğunu anlatır. be chock-a-block with + isim kalıbını kullanın. chock ve block sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine chock-a-block ifadesini tek bir kalıp olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “tamamen dolu” anlamına gelen günlük ifadeyle tamamlayın: By noon, the market was ____ shoppers.
Cevabı göster
chock-a-block with
Whales live in groups called pods. Kalıp ifadeler
2:48Balinalar, sürü (pod) adı verilen gruplar halinde yaşarlar.
in groups called pods: bir grup türünün adını belirtme
In groups called pods, balinaların gruplar hâlinde birlikte yaşadığını ve bu gruplara pods adının verildiğini anlatır. Burada called, “adı verilen” demektir; “telefonla aranan” anlamında değildir. Called pods, groups ismini niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir ve groups that are called pods ile aynı anlama gelir. Yeniden kullanılabilen isim + called + ad kalıbı, bir şeyin veya kategorinin adını tanıtır.
Alıştırma
Called + grup adı yapısıyla cümleyi tamamlayın: Some seabirds nest in groups ____ colonies.
Cevabı göster
called
can be spread in an eddy: can sonrasında edilgen yapı
Can be spread, can + be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapıdır. Bu yapı, this poo ifadesini etkilenen madde olarak sunar: Bir girdap onu suyun içinde taşıyıp dağıtabilir ve suyun hareketini özne yapmak gerekmez. Bilimsel açıklamalarda, bir maddeye ne olabileceğine odaklanmak için bu yapı sıkça kullanılır. Burada spread geçmiş zaman ortacıdır ve fiilin yalın hâliyle aynı yazılır.
Alıştırma
Can fiilini edilgen yapıda ve spread fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Fine dust ____ over long distances by strong winds.
Cevabı göster
can be spread
a large current ... moving in a circular motion: eddy tanımı
Bu isim öbeği bağlamda eddy sözcüğünden sonra açıklayıcı bir ifade olarak gelir: teknik terimi başka sözlerle yeniden adlandırır ve sade bir şekilde tanımlar. Öbeğin ana sözcüğü current'tır ve burada “su akıntısı” anlamına gelir. Moving in a circular motion, current sözcüğünü niteler ve suyun nasıl hareket ettiğini açıklar: su düz akmak yerine daire çizerek döner. Ardından gelen giant whirlpool benzetmesi bu dairesel hareketi gözünde canlandırmana yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi seçenek cümledeki eddy tanımına en uygundur?
- Resmî bir toplantıda sunulan bir önerge.
- Dairesel hareket eden bir su akıntısı.
- Doğrudan kıyıya doğru ilerleyen bir su akıntısı.
Cevabı göster
Dairesel hareket eden bir su akıntısı.
and become chock-a-block with fish, Kalıp ifadeler
3:04ve balıkla 'chock-a-block' (tıklım tıklım) hale geliyor,
As a result: sonucu tanıtmak
As a result, “sonuç olarak” ya da “az önce anlatılan durum nedeniyle” anlamına gelen bir söylem bağlayıcısıdır. Dinleyiciye, sonraki ifadenin önceki neden veya sürecin sonucu olduğunu gösterir. Bir cümlenin ya da yan cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir. Üç sözcüğü tek bir bağlayıcı ifade olarak düşün; buradaki as, “olarak” anlamını tek başına taşımaz.
Alıştırma
Sonucu doğru biçimde tanıtan bağlayıcıyı seç: The road was flooded. ___, the match was cancelled.
- In contrast
- For example
- As a result
Cevabı göster
As a result
are covered in nutrients: be covered in + madde
are covered in nutrients, be + past participle yapısını kullanarak huge areas of the ocean bölümünü etkilenen alanlar olarak sunar. Cümle, buna kimin ya da neyin yol açtığından çok bu alanların ortaya çıkan durumuna odaklanır. be covered in + madde, bir maddenin bir yüzeyin, nesnenin veya alanın üzerine ya da her tarafına yayılmış olduğunu belirtir. Burada covered dağılım durumunu anlatır; haberlerde ele alınmayı ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi be covered in yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the eruption, the fields ____ ash.
Cevabı göster
were covered in
become chock-a-block with fish: canlı bir durum değişikliği
become chock-a-block with fish ifadesinde become bir durum değişikliğini gösterir: okyanus alanları sonunda yeni bir duruma gelir. Chock-a-block with fish tamamen balık dolu anlamına gelir ve çoğu zaman balıkların her yerde olduğu izlenimini verir. Aktarılabilir kalıp become + yeni durumu anlatan bir ifadedir. Burada chock-a-block with + isim, sonucu belirten bir sıfat öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi become fiilinin geçmiş zaman biçimi ve chock-a-block with ile tamamlayın: After the concert ended, the station ____ passengers.
Cevabı göster
became chock-a-block with
an informal way to say full of fish. Anlatım akışı
3:07balıkla dolu olduğunu söylemenin gayriresmi bir yolu.
an informal way to say ...: kullanım düzeyini ve açık anlamı belirtmek
“an informal way to say + anlam” kalıbı, bir ifadenin hem nasıl kullanıldığını hem de ne anlama geldiğini açıklar. Burada “chock-a-block with fish” ifadesinin açık anlamının “full of fish” olduğunu ve gündelik dile ait olduğunu belirtir. “Informal” ifadenin kullanım düzeyini gösterir; “full of fish” anlamının bir parçası değildir. Gerektiğinde artikel de değiştirilerek “a formal way...” veya “a polite way...” gibi başka etiketler kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle “kids” sözcüğünün hem gündelik kullanım düzeyini hem de açık anlamını doğru biçimde verir?
- “Kids” means that children are informal.
- “Kids” is a formal way to say “children.”
- “Kids” is an informal way to say “children.”
Cevabı göster
“Kids” is an informal way to say “children.”
Another original idea being explored is rock weathering. Notlar
3:11Keşfedilmekte olan bir başka orijinal fikir de kayaç ayrışmasıdır.
Another ... being explored is ...: hâlâ incelenen ek bir fikri sunmak
“Another” bu cümleyi daha önceki bir maddeye bağlar ve bir fikir daha sunar. Böylece olası çözüm veya örneklerden oluşan bir dizi düzenli biçimde anlatılabilir. “Being explored”, “idea” sözcüğünü niteleyen kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir ve “that is being explored” anlamına gelir. Fikrin hâlâ araştırıldığını veya değerlendirildiğini, henüz yaygın biçimde uygulanmadığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle hâlâ araştırılan ek bir teklifi doğal biçimde tanıtır?
- The only proposal being explored is the use of algae-based fuel.
- Another proposal that has already been adopted is the use of algae-based fuel.
- Another proposal being explored is the use of algae-based fuel.
Cevabı göster
Another proposal being explored is the use of algae-based fuel.
rock weathering: kayacın aşamalı olarak ayrışması
Rock weathering, yani kayaç ayrışması, su, hava ve sıcaklık değişimleri gibi doğal süreçlerle kayacın yavaş yavaş parçalanması veya kimyasal olarak değişmesidir. Buradaki weathering bir jeoloji terimidir; günlük hava durumunu ifade etmez. Bu iklim bağlamında bazı ayrışma tepkimeleri karbondioksitin uzaklaştırılmasına ve karbonun daha uzun ömürlü biçimlerde tutulmasına yardımcı olabilir. Enhanced rock weathering, normalde yavaş olan bu doğal sürecin bilinçli olarak hızlandırılmasıdır.
Alıştırma
Bir jeoloji dersinde rock weathering ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Gevşek kaya parçaları bir nehir tarafından taşınır.
- Kayaç doğal süreçlerle yavaş yavaş parçalanır veya değişir.
- Bir dağın yakınındaki hava tahmini değişir.
Cevabı göster
Kayaç doğal süreçlerle yavaş yavaş parçalanır veya değişir.
Carbon is slowly locked into rocks and mountains over thousands of years Dilbilgisi
3:15Karbon, binlerce yıl boyunca kayalara ve dağlara yavaşça hapsolur
Carbon is slowly locked into rocks: edilgen be locked into
Carbon is slowly locked into rocks and mountains cümlesinde geniş zamanın edilgen yapısı kullanılır: carbon süreçten etkilenen unsurdur; daha sonraki by öbeği ise nedenin doğal jeolojik süreçler olduğunu belirtir. Slowly, değişimin uzun bir sürede gerçekleştiğini gösterir. Buradaki be locked into mecazidir. Fiziksel bir kilitle kilitlenmek değil, salınması zor olacak biçimde kararlı bir malzemenin içine katılmak veya orada sabitlenmek anlamına gelir. Bu yapı, maddelerin uzun süreli depolanmasını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi lock into fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: After the reaction, some carbon ____ stable minerals.
Cevabı göster
is locked into
that have been dug up through industrial mining. Dilbilgisi
3:28endüstriyel madencilik yoluyla kazılıp çıkarılan kayalara.
literally groundbreaking idea: yenilik ve kazı üzerine kelime oyunu
Groundbreaking idea normalde son derece yenilikçi ve yeni bir alan açan bir fikir anlamına gelir. Buradaki temel betimleme bu mecaz anlamdır. Öneride madencilikle yerden çıkarılmış kayalar kullanıldığı için groundbreaking aynı zamanda toprağı fiziksel olarak kırmayı veya açmayı çağrıştırır. Literally bu gerçek bağlantıya dikkat çeker; böylece ifade olağan anlamını kaybetmeden bir kelime oyununa dönüşür.
Alıştırma
Literally groundbreaking idea bu cümlede neden bir kelime oyunudur?
- Fikrin tek amacının kayaları elle kırmak olduğunu söyler.
- Fikri yenilikçi olduğu için överken madencilik planındaki gerçek kazıyı da çağrıştırır.
- Fikrin yakındaki bütün toprağa zaten zarar verdiğini söyler.
Cevabı göster
Fikri yenilikçi olduğu için överken madencilik planındaki gerçek kazıyı da çağrıştırır.
would speed up: bir süreci daha hızlı hâle getirmek
Speed up, hızlanmak veya bir şeyin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak demektir. Burada bir nesne aldığı için geçişlidir: the process, fikrin hızlandıracağı şeydir. Up yukarı yönlü hareketi değil, hızdaki artışı belirtir. Would bunu daha önce gerçekleşmiş bir sonuç olarak değil, önerilen fikrin beklenen sonucu olarak sunar. Speed up, Production sped up. örneğindeki gibi nesne almadan, yani geçişsiz olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi «daha hızlı hâle getirmek» anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Better software would ____ the analysis.
Cevabı göster
speed up
that have been dug up through industrial mining: ilgi cümleciği ve present perfect edilgen yapı
that have been dug up through industrial mining yan cümleciği rocks sözcüğünü niteler. That, rocks sözcüğünün yerini tutar ve ilgi cümleciğinin öznesidir. Böylece bu bölüm hangi kayaların kastedildiğini ve nereden geldiklerini açıklar. Have been dug up, present perfect edilgen yapıdır: have been + geçmiş zaman ortacı. Kayalar eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Bu yapı, endüstriyel madencilikle çıkarma işlemini tamamlanmış ve sonucu şu anki kullanım açısından önemli bir işlem olarak sunar. Through industrial mining, kayaları çıkaran süreci belirtir.
Alıştırma
that ile dig up fiilinin present perfect edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum displays coins ____ near the old harbour.
Cevabı göster
that have been dug up
Listen as geochemist Professor Rachael James explains her idea Anlatım akışı
3:30Jeokimyager Profesör Rachael James fikrini
to BBC World Service's Discovery.
3:34BBC World Service'in Discovery programına anlatırken dinleyelim.
Listen as ... explains ...: sıradaki konuşmacıyı ve konuyu önceden bildirme
Listen as geochemist Professor Rachael James explains her idea, sunucunun sırada ne olduğunu düzenleyen bir yönlendirme ifadesidir. Listen, dinleyiciye ne yapacağını söyler; as ile başlayan yan cümle ise sıradaki konuşmacıyı ve onun açıklayacağı konuyu önceden bildirir. Buradaki as, while yani “-iken” anlamındadır: dinleme ve açıklama aynı anda gerçekleşir. Bu yapıda because yani “çünkü” veya “olarak” anlamına gelmez. Listen as + kişi + fiil yapısını duyduğunuzda, ardından hangi bilgilerin geleceğini tahmin etmek için kişi ve fiil grubunu kullanın.
Alıştırma
Dinleyiciden birinin bir konuyu açıklamasını dinlemesini isteyen doğal sunucu yönlendirmesi hangisidir?
- Listen Dr Khan as explaining how the device works.
- Listen as Dr Khan explains how the device works.
- Listen as Dr Khan to explain how the device works.
Cevabı göster
Listen as Dr Khan explains how the device works.
For every tonne ..., only ...: toplamı küçük bir sonuçla karşılaştırmak
For every + miktar, oranın karşılaştırma temelini önce verir: burada anlamı 'dikkate alınan her miktar başına'dır, 'her biri amacıyla' değildir. Ardından only çok daha küçük olan sonucu sunar. Bu sıralama, aradaki farkın kolayca görülmesini sağlar. Bu cümlede çıkarılan bir ton kaya karşılaştırmanın temelidir; birkaç gramlık elmas ise sonuçtur. A couple of grams, çok küçük oranı somut bir ağırlıkla gösterir. Bu yapı verim, başarı oranı, kayıp veya büyük bir girdinin küçük bir sonuç verdiği başka durumları açıklamak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Her yüz başvurudan yalnızca beşinin mülakat aşamasına ulaştığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- For every hundred applications, only five reach the interview stage.
- For every hundred applications, all five reach the interview stage.
- Five interviews are held for every application.
Cevabı göster
For every hundred applications, only five reach the interview stage.
a couple of grams: yaklaşık ve küçük bir miktar
A couple of + çoğul isim normalde iki veya yaklaşık iki anlamına gelir. Rahat ve kesinlik gerektirmeyen konuşmada az sayıda şeyi daha esnek biçimde anlatmak için de kullanılabilir; bu yüzden tam miktar bağlamdan anlaşılır. Burada a couple of grams, çok küçük bir oranı somut bir ağırlıkla göz önüne getirir. Anlatılmak istenen, elmasın bir ton kayanın yanında yalnızca birkaç gram gelmesidir; konuşan kişi laboratuvar hassasiyetinde bir değer vermemektedir.
Alıştırma
'The sample contained a couple of grams of metal,' cümlesindeki a couple of grams, resmî olmayan ve kesinlik gerektirmeyen bir açıklamada en doğal olarak ne anlama gelir?
- Tam olarak yirmi gram
- İki ton metal
- Çok küçük bir miktar, normalde yaklaşık iki gram
Cevabı göster
Çok küçük bir miktar, normalde yaklaşık iki gram
effectively waste: effectively sözcüğünün 'uygulamada' anlamı
Bu cümlede effectively, 'uygulamada' veya 'fiilen' anlamına gelir. Geriye kalan çıkarılmış kaya fiziksel olarak hâlâ kayadır, ancak söz konusu kullanım bakımından atık sayılır. Burada effectively, is waste yargısını niteler. Bir şeyin iyi ya da verimli biçimde yapıldığını anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede 'uygulamada' anlamına gelen sözcüğü seçin: Without the password, the file is ____ unusable.
- effective
- efficiently
- effectively
Cevabı göster
effectively
is potentially a really great source of material Kalıp ifadeler
3:52kaya ayrışmasını artırmak için yeniden amaçlandırılabilecek
that could be repurposed for enhanced rock weathering. Kelime
3:56gerçekten harika bir malzeme kaynağıdır potansiyel olarak.
mine waste: madencilik sonucunda oluşan atık
Mine waste, madencilikten geriye kalan ve çıkarılması hedeflenen ürün olmayan malzeme anlamına gelir. Bu ifadede mine ismi, atığın nereden geldiğini göstermek için waste sözcüğünden önce gelir. Buradaki mine, The bag is mine cümlesindeki iyelik zamiri mine değildir. İngilizcede bir ismin önünde iyelik belirtmek için my kullanılır; bu nedenle my waste, konuşan kişiyle bağlantılı atık anlamına gelir.
Alıştırma
Bu çevre bağlamında mine waste ne anlama gelir?
- atıktan çıkarılan bir mineral
- madencilik sonucunda oluşan atık
- konuşan kişiyle bağlantılı atık
Cevabı göster
madencilik sonucunda oluşan atık
is potentially a really great source of material: temkinli bir malzeme kaynağı değerlendirmesi
Burada is potentially a really great source of material, maden atıklarının belirli bir amaç için kullanılabilecek malzeme sağlayabileceği anlamına gelir. Source, haber veya bilgi kaynağını değil, bir kaynağın elde edildiği yeri ya da şeyi belirtir. Potentially, iddiayı kesinlikten uzak tutar: kanıtlanmış bir gerçeği değil, umut vadeden bir olasılığı anlatır. Really great ise güçlü, olumlu ve konuşma diline özgü bir değerlendirme ekler.
Alıştırma
Hangi cümle, bir atık ürünün yararlı malzeme sağlayabileceğini ancak bunun kesin olmadığını doğal biçimde ifade eder?
- Rice husks are definitely a useful source of material for building panels.
- Rice husks are potentially a useful source of material for building panels.
- Rice husks are potentially a useful source of information about building panels.
Cevabı göster
Rice husks are potentially a useful source of material for building panels.
could be repurposed for ...: olası yeni bir kullanım kazandırmak
that could be repurposed for enhanced rock weathering ilgi cümleciği material sözcüğünü açıklar. Could be repurposed, kiplik fiil içeren edilgen bir yapıdır: malzeme eylemden etkilenir ve could bunun olası bir kullanım olduğunu gösterir. Repurpose something, bir şeye farklı bir amaç kazandırmak demektir. Burada for, doğal kayaç ayrışmasını hızlandıran bir yöntem olan enhanced rock weathering adlı yeni amacı tanıtır. Repurpose, aynı şeyi yalnızca tekrar kullanmayı değil, işlev değişikliğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi repurpose something for something yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: Unused offices could be ____ affordable housing.
Cevabı göster
repurposed for
And I think that's really good because it creates a circular economy. Notlar
3:59Ve bence bu gerçekten çok iyi çünkü döngüsel bir ekonomi yaratıyor.
And I think that's really good because: değerlendirme ve ardından neden
And bu yorumu önceki tartışmaya bağlar. I think değerlendirmenin konuşanın kendi yargısı olduğunu gösterir, that's really good güçlü ve olumlu bir değerlendirme yapar, because ise sonraki yan cümlenin nedeni açıklayacağını belirtir. Bu, görüş + değerlendirme + neden biçiminde kullanışlı bir kalıptır. Genel bir övgüyü gerekçelendirilmiş bir görüşe dönüştürür: bu cümlede konuşanın fikri iyi bulmasının somut nedeni, döngüsel bir ekonomi yaratmasıdır.
Alıştırma
Hangi cümle kişisel bir değerlendirmeyi açıkça belirtip hemen bir nedenle destekliyor?
- I think the new schedule is helpful.
- I think the new schedule is helpful because it gives us more practice time.
- The new schedule gives us more practice time.
- Because it gives us more practice time, we changed the schedule.
Cevabı göster
I think the new schedule is helpful because it gives us more practice time.
it creates a circular economy: kaynakları kullanımda tutmak
Bu cümlede it, maden atıklarının yeniden kullanılmasını ifade eder; creates ise bir sistemin oluşmasına yardımcı olmak anlamındadır. Döngüsel ekonomi, onarım, yeniden kullanım, başka amaçlara uyarlama ve geri dönüşüm gibi yöntemlerle ürün ve malzemeleri kullanımda tutar. Böylece daha az yeni kaynağa ihtiyaç duyulur ve daha az atık oluşur. Burada circular, kaynakların kullanım ve geri kazanım döngüsünde hareket etmesini anlatır; ekonominin yuvarlak bir şekli olduğu anlamına gelmez. Bu, kaynakların alındığı, kullanıldığı ve atıldığı tek yönlü bir modelden farklıdır.
Alıştırma
Bu cümledeki circular economy ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Ürün ve malzemeleri kullanımda tutan bir ekonomik model
- Paranın yalnızca daireler çizerek hareket ettiği bir piyasa
- Her ürünün yuvarlak olduğu bir ekonomi
- Malzemeleri bir kez kullandıktan sonra atan bir sistem
Cevabı göster
Ürün ve malzemeleri kullanımda tutan bir ekonomik model
Mining for diamonds creates tonnes of waste rock, Kalıp ifadeler
4:04Elmas madenciliği tonlarca atık kaya yaratır,
Mining for diamonds creates tonnes of waste rock: bir faaliyetin çok miktarda atık ürettiğini anlatmak
Mining for diamonds, cümlede özne görevi gören bir -ing grubudur ve madencilik faaliyetinin kendisini konu yapar. creates tonnes of waste rock, bu sürecin çok büyük miktarda atık kaya oluşturduğunu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen yapı faaliyet veya süreç + creates/produces + atık, yan ürün veya emisyonlar şeklindedir. Çevresel bir sonucu anlatmak için kullanılır. Burada tonnes of miktarın büyüklüğünü vurgular; bir sayı verilmemişse ölçülmüş kesin bir ağırlık belirtmesi gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir faaliyetin çevresel yan ürün oluşturduğunu aynı yapıyla doğal biçimde anlatır?
- Producing cement is large amounts of carbon dioxide.
- Large amounts of carbon dioxide producing cement.
- Producing cement creates to large amounts of carbon dioxide.
- Producing cement creates large amounts of carbon dioxide.
Cevabı göster
Producing cement creates large amounts of carbon dioxide.
which could be used to capture carbon: which ile olası bir kullanım eklemek
Virgül ve which, ayırt edici olmayan bir ilgi cümleciği başlatır ve hemen önceki tonnes of waste rock isim grubuna ek bilgi verir. Burada which, diamonds sözcüğüne değil waste rock ifadesine gönderme yapar; cümlecik belirli bir kaya grubunu seçmez. could be used to, modal + be + geçmiş zaman ortacı + to-infinitive yapısındadır. Hâlihazırda gerçekleşen bir kullanımı değil, olası bir kullanım alanını belirtir. capture carbon, karbonu yakalayıp tutarak atmosfere salınmasını önlemek demektir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak which + could be used to yapısıyla tamamlayın: The old jars, ____ store seeds, were cleaned.
Cevabı göster
which could be used to
Professor James wants to repurpose this rock Kalıp ifadeler
4:10Profesör James bu kayayı yeniden amaçlandırmak
repurpose this rock: aynı malzemeye yeni bir kullanım alanı bulmak
Repurpose something, aynı nesneyi veya malzemeyi koruyup ona yeni bir kullanım amacı vermek demektir. Burada to find a new use for it, repurpose sözcüğünü daha basit ifadelerle yeniden açıklar. This rock daha önce sözü edilen atık kayayı, it ise yine aynı malzemeyi gösterir. İfade başka bir kaya bulmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle eski bir istasyon binasına toplum merkezi olarak yeni bir işlev verildiğini anlatır?
- They repurposed the old station as a community center.
- They demolished the old station and recycled its metal.
- They reopened the old station as a train station.
Cevabı göster
They repurposed the old station as a community center.
Not only would this lock more carbon, Dilbilgisi
4:15Bu sadece daha fazla karbonu hapsetmekle kalmaz,
Not only would this..., it also...: cümle başında devriklik
Cümle başındaki Not only önce bir yarar sunar ve ardından başka bir yararın geleceğini gösterir. Not only başa taşındığı için ilk yan cümlede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: this would lock değil, would this lock. Aktarılabilir kalıp Not only + yardımcı fiil veya kiplik fiili + özne + fiilin yalın hâli..., (but) özne + also + fiil... biçimindedir. Burada daha fazla karbon hapsetmek ile döngüsel ekonomi oluşturmak birbirine bağlanır. Özenle düzenlenmiş İngilizcede tamamen paralel biçim Not only would this lock more carbon, but it would also create a circular economy. olur.
Alıştırma
Cümleyi başa alınmış Not only ve doğru devriklikle tamamlayın: ____ the new filter reduce smoke, but it also saved energy.
Cevabı göster
Not only did
for as long as possible to avoid waste and to reduce low levels of carbon.
4:25israfı önlemek ve düşük karbon seviyelerini azaltmak için bir ekonomik model.
an economic model which involves...: döngüsel ekonominin tanımı
Bu bölüm circular economy'yi, yani döngüsel ekonomiyi tanımlar: paylaşma, yeniden kullanma ve geri dönüştürme yoluyla ürünleri mümkün olduğunca uzun süre kullanımda tutan bir ekonomik modeldir. Temel fikir, ürünleri hızla atığa dönüştürmek yerine kullanım sürelerini uzatmaktır. which involves... ilgi cümleciği, modelin neleri içerdiğini sıralar. to avoid... ve to reduce... biçimindeki iki to ifadesi amaçlanan sonuçları belirtir: daha az atık ve daha düşük karbon etkisi.
Alıştırma
Cümlede tanımlanan ekonomik modele en uygun açıklama hangisidir?
- Her ürünün daire biçiminde olmasına odaklanır.
- Paylaşma, yeniden kullanma ve geri dönüştürme yoluyla ürünleri daha uzun süre kullanımda tutar.
- Kullanılmış ürünleri olabildiğince çabuk yenileriyle değiştirir.
- Geri dönüşümü tek ekonomik faaliyet olarak görür.
Cevabı göster
Paylaşma, yeniden kullanma ve geri dönüştürme yoluyla ürünleri daha uzun süre kullanımda tutar.
While..., they're...: ana iddiadan önce bir noktayı kabul etmek
Burada while, ‘... sırasında’ değil, ‘... olsa da’ anlamına gelir. Açılış yan cümlesi fikirlerin tuhaf gelebileceğini kabul eder; ana cümle ise ardından konuşanın temel iddiasını verir: bunların hepsi teoride mümkündür. Bu yapı, konuşanın sonucunu savunmadan önce olası bir itirazı kabul etmesini sağlar. might sound, yargıyı bir izlenim olarak sunarak yumuşatır; theoretically possible ise bir şeyin test edilmiş, pratik veya kanıtlanmış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede While ne işlev görür? While the new design looks unusual, it solves the problem.
- Tasarımın yalnızca alışılmadık göründüğü süre boyunca sorunu çözdüğünü söyler.
- Tasarımın neden alışılmadık göründüğünü açıklar.
- Tasarımın her durumda zaten test edildiğini gösterir.
- Tasarımın alışılmadık göründüğünü kabul ettikten sonra temel olumlu iddiayı belirtir.
Cevabı göster
Tasarımın alışılmadık göründüğünü kabul ettikten sonra temel olumlu iddiayı belirtir.
And looking to science for positive solutions Kalıp ifadeler
4:35Ve olumlu çözümler için bilime bakmak
look to science for positive solutions: yardım için bir kaynağa başvurmak
Bu cümlede look to science for positive solutions, bilime cevap ve yardım kaynağı olarak başvurup olumlu çözümler aramak demektir. Fiziksel olarak gözleri bilime doğru çevirmek anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilecek yapı look to + kişi, grup, kurum veya alan + for + ihtiyaç duyulan şey biçimindedir. Burada looking to science for positive solutions şeklindeki -ing öbeğinin tamamı reminds fiilinin öznesidir.
Alıştırma
Cümleyi look to someone for something yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the bridge became unsafe, the council ____ engineers ____ advice.
Cevabı göster
looked to · for
the early ecological movement ... is being taken seriously: ilk dönem çevre hareketinin ciddiye alınması
Buradaki the early ecological movement, ekoloji ve çevrenin korunmasıyla ilgilenen ilk dönem toplumsal hareketi ifade eder. Movement, fiziksel hareket değil, toplumsal değişim amaçlayan örgütlü ortak çabalar ve fikirler anlamındadır. Which started in the 1960s ilgi cümleciği bu hareketi tanımlar; now, 50 years later, is being taken seriously ise ilk dönemiyle daha sonra kabul görmesini karşılaştırır. Cümle, günümüzde bilimden yararlanan çevresel çözümleri, ciddi ilgi görmesi onlarca yıl süren fikirlerle ilişkilendirir.
Alıştırma
Bu cümlede the early ecological movement neyi ifade ediyor?
- Ekolojiye ve çevrenin korunmasına odaklanan toplumsal bir hareket
- 1960'lardan kalma bir fiziksel egzersiz türü
- Hayvanların bir ekosistem içindeki hareketi
- Çevresel değişimi ölçen bilimsel bir cihaz
Cevabı göster
Ekolojiye ve çevrenin korunmasına odaklanan toplumsal bir hareket
is being taken seriously: present continuous edilgen yapı
Take something seriously, bir şeyi önemli, güvenilir veya ilgiye değer görmek anlamına gelir. Edilgen biçimdeki something is taken seriously ise insanların o şeye bu tür bir önem verdiğini anlatır. Is being taken, present continuous yapısının edilgen biçimidir: is + being + geçmiş zaman ortacı taken. Burada, erken dönem çevre hareketinin önceki dönemlerin aksine şimdi ciddi biçimde dikkate alındığını gösterir. Taken bu kalıbın parçasıdır; burada gerçek anlamıyla “alıp götürülmek” demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi take fiilinin present continuous edilgen biçimiyle tamamlayın: After years of being ignored, the problem ____ seriously now.
Cevabı göster
is being taken
it's time to reveal the answer to my question, Sam. Anlatım akışı
4:48sorumun cevabını açıklamanın zamanı geldi Sam.
Speaking of the 1960s: bağlantılı bir konuya geçmek
Speaking of + isim öbeği, “bu konudan söz edilmişken onunla bağlantılı başka bir şeyden bahsedeyim” anlamına gelir. Birinin resmî bir konuşmaya başlayacağı anlamına gelmez. Burada 1960'lardan daha önce söz edilmiş olması, sunucunun sorusuna geri dönmek için bir köprü görevi görür. İfade, bağlantılı bir konuya geçildiğini belirterek bilgiyi düzenler; ardından gelen bölüm yeni odak olur.
Alıştırma
Cümleyi Speaking of... konu geçiş kalıbıyla tamamlayın. Bir sınıf arkadaşınız az önce okul kulüplerinden söz etti: ____ clubs, have you joined the chess club?
Cevabı göster
Speaking of
It's time to reveal the answer to ...: cevap açıklama aşamasını duyurmak
“It's time to + fiilin yalın hâli”, bir şeyi yapma zamanının geldiğini bildirir. Buradaki “reveal the answer”, daha önce saklı tutulan bir cevabı açıklamak anlamına gelir. Bu ifade aynı zamanda bir geçişi gösterir: Konuşmacı soru veya tahmin aşamasından cevabın açıklandığı aşamaya geçer. “Bir sorunun cevabı” için “the answer to a question” denir; answer ile question, to kullanılarak bağlanır.
Alıştırma
Hedef ifadeyle duyuruyu tamamlayın: Everyone has submitted an answer. ____ the bonus question.
Cevabı göster
It's time to reveal the answer to
You asked me which '60s band wrote the song Lucy in the Sky with Diamonds.
4:53Bana 60'ların hangi grubunun Lucy in the Sky with Diamonds şarkısını yazdığını sormuştun.
I said confidently C, the Beatles. Ton ve niyet
4:58Ben de kendimden emin bir şekilde C, Beatles demiştim.
I said confidently: konuşma biçimini bir zarfla göstermek
“Confidently”, “said” fiilini niteleyen bir zarftır. Konuşmacının cevabı nasıl verdiğini, yani emin ve kuşku duyuyormuş gibi görünmeden konuştuğunu belirtir. Cevabın kendi özelliğini değil, konuşma biçimini anlatır. Aynı yapı başka konuşma fiilleriyle de kullanılabilir: “She answered quietly” veya “He replied nervously” gibi.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için “confident” sözcüğünün doğru biçimini kullanın: Leo knew the result, so he answered ____.
Cevabı göster
confidently
Which was, of course, ...: önceki ifadeye yorum eklemek
Burada Which, hemen önce sözü edilen seçimin veya cevabın tamamına gönderme yapar; yakındaki tek bir isme gönderme yapmaz. Which was ... önceki seçimin doğru cevap olduğunu belirten ek bir yorum getirir. Of course parantez içi bir yorum gibi çalışır: konuşanın bu değerlendirmeyi beklenen veya açık bir şey olarak gördüğünü gösterir. Virgüller araya giren bu ifadeyi işaretler; ifade bir koşul bildirmez.
Alıştırma
“Nina chose the blue door. Which was, of course, the right choice,” cümlelerinde Which neye gönderme yapıyor?
- Nina'nın mavi kapıyı seçmesi
- Kimliği belirtilmeyen bir kişi
- of course ifadesi
Cevabı göster
Nina'nın mavi kapıyı seçmesi
John Lennon and Paul McCartney wrote the song in 1967,
5:03John Lennon ve Paul McCartney bu şarkıyı 1967'de yazdılar,
but I doubt even they could have predicted Dilbilgisi
5:07ama onların bile tahmin edebileceklerinden şüpheliyim
that it would inspire a scientific idea to save the planet.
5:09bunun gezegeni kurtarmak için bilimsel bir fikre ilham verebileceğini.
I doubt even they could have predicted that ...: beklenmedik bir sonuca geriye dönüp bakmak
I doubt + yan cümle, konuşanın yan cümledeki düşüncenin muhtemelen doğru olmadığına inandığını gösterir. Even they, bunu bilmesi en olası görünen kişileri, yani şarkının yazarları John Lennon ve Paul McCartney'yi özellikle vurgular. Could have predicted bir kiplik fiilinin tamamlanmış yapısıdır. Geçmişteki o anda tahminde bulunmanın mümkün olup olmadığına sonradan bakar; I doubt sonrasında, onların daha sonraki sonucu muhtemelen öngöremediği anlamına gelir. that it would inspire ... bölümünde it şarkıya gönderme yapar, would ise 1967'den bakıldığında gelecekte gerçekleşecek sonucu gösterir.
Alıştırma
Geçmişe dönüp bakma anlamını vermek için cümleyi could + have + predict yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: I doubt even the founder ____ how popular the app would become.
Cevabı göster
could have predicted
Okay, let's recap the vocabulary from the programme, Anlatım akışı
5:13Pekâlâ, programdaki kelimeleri özetleyelim,
food that plants and animals need to grow.
5:18bitkilerin ve hayvanların büyümek için ihtiyaç duydukları yiyecek.
Let's recap ..., starting with ...: sıralı bir tekrarı başlatmak
Okay bir geçişi işaret eder; Let's recap the vocabulary ise programı temel kelimelerin kısa bir tekrarına geçirir. Recap, ana noktaları özetleyip yeniden gözden geçirmek demektir; her şeyi baştan öğretmek anlamına gelmez. Starting with nutrients tekrarın ilk maddesini belirtir ve ardından başka maddelerin geleceğini düşündürür. Aktarılabilir kalıp Let's recap + konu, starting with + ilk madde biçimindedir; dinleyiciye hem şimdi ne yapılacağını hem de tekrarın hangi sırayla ilerleyeceğini anlatır.
Alıştırma
Sunumun kapanışını hedef kalıpla tamamlayın: ____ the main points, ____ the budget.
Cevabı göster
Let's recap · starting with
a group called a pod: balina veya yunus grubunun adı
Bu tanımda pod, balina, yunus ve benzer deniz memelilerinden oluşan grubun adıdır. a group called + ad kalıbı, bu tür bir grup için kullanılan terimi tanıtır. Like dolphins, örneğin yunuslar anlamına gelir ve diğer deniz memelilerine bir örnek verir. Buradaki like örnek gösterir; sevmek ya da hoşlanmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen, yunus gruplarına özel topluluk adıyla tamamlayın: During the boat trip, we saw a ____ of dolphins near the harbour.
Cevabı göster
pod
An eddy is a large current of water moving in a circular motion. Kültür
5:26Girdap (eddy), dairesel bir hareketle hareket eden büyük bir su akıntısıdır.
An eddy: dairesel hareket eden bir su akıntısı
Eddy, yalnızca düz bir yönde akmak yerine bir merkezin çevresinde dönen su akıntısıdır. Bu tanımda large akıntının büyüklüğünü, moving in a circular motion ise onun eddy olarak tanınmasını sağlayan özelliği anlatır. An X is a Y... tanım kalıbı önce bir terimi tanıtır, onun genel sınıfını söyler ve ardından ayırt edici özelliğini ekler. Burada current, “su akıntısı” anlamındaki bir isimdir; “mevcut” veya “güncel” anlamındaki sıfat değildir.
Alıştırma
Hangi sahnede bir eddy görülür?
- Su bir kayanın arkasında daire çizerek döner.
- Yağmur açık bir kovaya dümdüz düşer.
- Güneş ışığı bir gölün yüzeyini ısıtır.
- Bir tekne sakin suyu düz bir çizgide geçer.
Cevabı göster
Su bir kayanın arkasında daire çizerek döner.
Chock-a-block is an informal way to say full of something. Kelime
5:30Tıklım tıklım (chock-a-block), bir şeyin dolu olduğunu söylemenin gayriresmi bir yoludur.
Chock-a-block: “bir şeyle dolu” demenin gayriresmî yolu
Chock-a-block, son derece dolu, çoğu zaman da çok az boş yer kalmış veya hiç kalmamış demektir. Yaygın kalıp be chock-a-block with + insanlar veya nesnelerdir; örneğin bir tren be chock-a-block with passengers olabilir. Cümle ayrıca bu ifadenin gayriresmî olduğunu belirtir. Özellikle Britanya İngilizcesinde yaygındır ve kalabalığı canlı, konuşma diline özgü bir şekilde anlatır; nötr full of ifadesinden daha güçlü ve renklidir.
Alıştırma
Cümleyi “son derece dolu” anlamındaki gayriresmî ifadeyle tamamlayın: The bus was ____ passengers.
Cevabı göster
chock-a-block with
repurpose: asıl amacın dışında yeni bir kullanım bulmak
Cümle, repurpose sözcüğünü tanımlamak için If you + fiil, you + açıklama kalıbını kullanır. Buradaki if, belirli bir hayalî durumu anlatmaz; repurpose sözcüğünün anlamıyla ilgili genel bir kural sunar. Repurpose, mevcut bir nesneye veya malzemeye başlangıçta amaçlanandan farklı yeni bir kullanım vermektir. Fiil re- ile purpose sözcüklerini birleştirir; bu nedenle temel değişiklik nesnenin işlevindedir. Bu, nesneyi yalnızca onarmak, aynı şekilde tekrar kullanmak veya malzemesini işlemek değildir.
Alıştırma
Hangi eylem repairing veya recycling değil, repurposing örneğidir?
- Fix the broken wheel on an old suitcase.
- Turn an old suitcase into a bedside table.
- Process the suitcase's plastic into new material.
Cevabı göster
Turn an old suitcase into a bedside table.
over consumption and waste.
5:50paylaşmaya, yeniden kullanmaya ve geri dönüştürmeye değer veren bir ekonomik sistem.
might depend on the circular economy: kesinlik değil, olasılık
Might depend on, bir sonucun belirli bir koşuldan güçlü biçimde etkilenebileceği anlamına gelir. Might ifadeyi belirsiz tutar; depend on ise döngüsel ekonomiyi önemli bir etken olarak gösterir. Burada gezegenin ona duygusal olarak bağımlı olması kastedilmez. Döngüsel ekonomi, paylaşma, yeniden kullanma ve geri dönüşüm yoluyla ürünleri ve malzemeleri kullanımda tutar; yeni tüketimi ve israfı azaltır. Cümle bu fikirden genel bir sonuç çıkarır: bu tür bir sistem gezegenin geleceği için önemli olabilir, ancak bunun tek etken veya başarısı kesin bir çözüm olduğu ileri sürülmez.
Alıştırma
Hangi cümle might depend on ifadesinin hem anlamını hem de belirsizliğini en iyi korur?
- The planet's future is certain to be saved by a circular economy.
- A circular economy may depend on the planet's future.
- The planet's future may depend on the success of a circular economy.
- The planet may feel emotionally dependent on a circular economy.
Cevabı göster
The planet's future may depend on the success of a circular economy.
an economic system which values A over B: A’ya B’den daha çok önem veren ekonomik sistem
Bu ifade, döngüsel ekonominin tanımını tamamlar. Bir şeyleri tüketip atık üretmek yerine paylaşmaya, yeniden kullanmaya ve geri dönüşüme daha çok önem veren bir ekonomik sistemi anlatır. which ile başlayan ilgi cümleciği system sözcüğünü açıklar. Burada values, value fiilinin bir biçimidir ve “önemli saymak” anlamına gelir. value A over B kalıbı bir öncelik belirler: A, B’den daha önemli kabul edilir. Over fiziksel bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Okulun meraka kusursuz sınav sonuçlarından daha çok önem verdiğini söylemek için value A over B kalıbını kullanın: This school ____ curiosity ____ perfect test scores.
Cevabı göster
values · over
might mean that time is not yet up for planet Earth, Deyimler
5:54Dünya gezegeni için sürenin henüz dolmadığı anlamına gelebilir,
might mean that time is not yet up for planet Earth: Dünya için hâlâ zaman olduğu anlamına gelebilir
time is not yet up cümleciği, belirlenmiş bir sürenin sona erdiğini anlatan time is up deyimini olumsuza çevirir. Burada Dünya’nın harekete geçip en kötü sonucu önlemek için hâlâ zamanı olabileceğini söyler; up, “yukarıda” veya “yukarı doğru hareket ediyor” anlamına gelmez. Might mean, iddiayı kesin değil, temkinli hâle getirir. Yenilikler umut için bir neden sunar ancak Dünya’nın güvende olduğunu garanti etmez. Bir süre sınırı ifadesinin gezegen için kullanılması, sona sıradan bir time is up duyurusunu çağrıştıran, kelime oyununa benzer bir etki de verir.
Alıştırma
“The new treatment suggests that time is not yet up for this endangered species,” cümlesinde time is not yet up ne anlama gelir?
- Nesli tükenmekte olan türü kurtarmak için hâlâ zaman olabilir.
- Türü kurtarma fırsatı çoktan sona ermiştir.
- Tür, başka bir yardım olmadan kesinlikle hayatta kalacaktır.
Cevabı göster
Nesli tükenmekte olan türü kurtarmak için hâlâ zaman olabilir.
time is up for this programme: programın süresi doldu
Bu cümlede time is up for this programme, programa ayrılan yayın süresinin sona erdiğini belirtir. Programın başarısız olduğu veya iptal edildiği anlamına gelmez. Konuşmacı önce Dünya için sürenin henüz dolmamış olabileceğini söyler, ardından but ile aynı ifadeyi programa yöneltir. time is up ifadesinin tekrarı bir kelime oyunu yaratır ve bölümü doğal biçimde bitirir.
Alıştırma
Burada but time is up for this programme ne anlama geliyor?
- Program bir daha asla yayımlanmayacak.
- Programa ayrılan süre sona erdi.
- Program başarısız oldu.
Cevabı göster
Programa ayrılan süre sona erdi.
Join us again soon for more trending topics and related vocabulary Anlatım akışı
5:59Daha fazla trend olan konu ve ilgili kelime bilgisi için yakında tekrar bize katılın
Join us again soon for more ...: program sonu daveti
Bir medya programının sonunda Join us again soon, izleyici veya dinleyiciyi başka bir zaman yeniden dinlemeye, izlemeye ya da katılmaya çağıran samimi bir davettir. Burada join us, bir kuruluşun üyesi olmak anlamına gelmez. for more trending topics and related vocabulary, izleyicinin daha sonra neler bekleyebileceğini haber verir. Cümle, mevcut bölümü kapatırken dikkati gelecek bölümlere yöneltir.
Alıştırma
Bir podcast sunucusunun kapanış daveti olarak en doğal cümle hangisidir?
- Apply today to join the science club.
- Join us again next week for more science stories.
- Join these two cables before turning on the device.
Cevabı göster
Join us again next week for more science stories.