😴Rahatlatıcı Uyku Masalları: Uykucu Kuş GALAKSİYE SEVGİ saçıyor | Pocoyo | Uyku Vakti!: İngilizce çalışma notları

Pocoyo English - Official Channel

Öğrenme zorluğu
264 kelime 144 kel/dk

Video özeti: Anlatıcı, evrene sevgi mesajı taşımak için Dünya’dan ayrılan sevimli küçük Voyager’ın uzay masalını okur. Uğradığı gezegenlerde hiçbir dünya dışı canlı bulamayan Voyager, uzaktaki Dünya’ya bakar, bilinen bölgelerin ötesine gitmeyi seçer ve galaksiler arasında dolaşan hayalî bir sevgi habercisine dönüşür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Would you like me to read — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Başka biri için bir şey yapmayı teklif ederken kullanılan bu nazik kalıbı tanıyıp kullanmayı öğrenin. Dinleyicinin ne istediğini doğrudan sormaktan daha yumuşak ve düşünceli duyulduğu için yardım ya da hizmet tekliflerinde özellikle uygundur. 2. Having reached the furthest planet — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Perfect yapılı sıfat-fiil öbeğinin, ana olaydan önce tamamlanmış bir eylemi nasıl gösterdiğini anlayın. Bu kısa yapı zaman sırasını netleştirir; düşünceyi iki ayrı tam cümleye bölmeden akıcı yazılı anlatıları takip etmenize veya oluşturmanıza yardımcı olur. 3. intergalactic postman of love. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu eğlenceli metaforu gerçek bir meslek değil, Voyager’ın üstlendiği rolün yaratıcı bir tasviri olarak yorumlayın. Uzay yolculuğu, mesaj ulaştırma ve sevgi fikirlerini bir araya getirerek hayalî bir unvanın karakterin serüvenini nasıl özetlediğini ve masalsı bir mizah yarattığını görmenizi sağlar.

Bu derste

Hello, Pocoyo.

0:00

Merhaba, Pocoyo.

Hello to you too, Pato. Ton ve niyet

0:02

Sana da merhaba, Pato.

Ton ve niyet

Hello to you too: aynı selamla karşılık vermek

Hello to you too, “Ben de sana merhaba diyorum” anlamına gelir. Birisi konuşan kişiye önce selam verdikten sonra yanıt olarak kullanılır; too aynı selamı karşı tarafa geri verir. to you içindeki you, selamı alan kişidir. İfade bir hareketi veya yönü anlatmaz.

Alıştırma

Biri “Hello, Nina!” diyor. Hangi yanıt aynı selamı karşı tarafa verir?

  1. Hello to you too!
  2. Where are you going?
  3. Goodbye for now!
Cevabı göster

Hello to you too!

Hello, Sleepy Bird.

0:05

Merhaba, Sleepy Bird.

Oops.

0:07

Hoppa.

Oh, right.

0:07

Ah, doğru ya.

You're sleeping.

0:08

Uyuyorsun.

Sorry.

0:09

Özür dilerim.

So, what are you two reading?

0:12

Peki, siz ikiniz ne okuyorsunuz?

The Sweet Little Voyager.

0:15

Tatlı Küçük Voyager.

Oh, that's a good one.

0:18

Oh, o güzel bir kitap.

Would you like me to read the story? Ton ve niyet

0:21

Hikayeyi size benim okumamı ister misiniz?

Ton ve niyet

Would you like me to read...?: kibar bir teklif

Would you like me to + fiilin yalın hâli? başka biri için bir şey yapmayı kibarca teklif etmenin bir yoludur. Burada konuşan kişi hikâyeyi okumayı teklif ediyor. Me, eylemi kimin yapacağını gösterir: me to read, “ben okuyacağım” anlamına gelir. Dinleyenin konuşan kişiyi sevip sevmediğini sormaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın ağır bir kutuyu taşımakta zorlandığını görüyorsunuz. Bu dersteki kalıpla kibar teklifi tamamlayın: “____ carry that box?”

Cevabı göster

Would you like me to

Well, I'd be honored. Ton ve niyet

0:24

Şey, bundan onur duyarım.

Ton ve niyet

I'd be honored: saygıyla kabul etme ifadesi

I'd be honored, I would be honored ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bir daveti, isteği veya fırsatı kabul ederken seçilmiş olmanın özel ve değerli hissettirdiğini belirtir. Yalnızca I'd be happy to demekten daha güçlü ve törensel bir ifadedir. Bu hikâyede bu fazladan resmiyet, samimi ve şakacı biçimde dramatik duyulur.

Alıştırma

Bir toplum temsilcisi sizden önemli bir törende konuşmanızı istiyor. Hangi yanıt daveti nazikçe kabul eder ve davete değer verdiğinizi gösterir?

  1. I'd be honored.
  2. I'd rather not.
  3. I guess I can.
Cevabı göster

I'd be honored.

Long ago in a solar system, Anlatım akışı

0:29

Uzun zaman önce bir güneş sisteminde,

Anlatım akışı

Long ago in a solar system: zamanı ve yeri belirleme

Long ago in a solar system önce hikâyeyi uzak ve kesin olmayan bir geçmişe yerleştirir, ardından hikâyenin geçtiği yeri verir. Bu zaman ve yer çerçevesi, ana karakter veya olay ortaya çıkmadan önce dinleyiciyi yeni bir hikâye dünyasına taşır. Long ago, hikâye anlatımında kullanılan bir zaman işaretidir; kesin bir tarih değildir. Sondaki virgül, açılış bölümünün henüz tamamlanmadığını ve ardından ana cümlenin gelmesinin beklendiğini gösterir.

Alıştırma

Bu açılış ifadesinin hikâye anlatımındaki temel işlevi nedir?

  1. Ana olaydan önce uzak bir zamanı ve hikâyenin geçtiği yeri belirler.
  2. İki farklı güneş sistemini karşılaştırır.
  3. Astronomik bir olayın kesin tarihini verir.
Cevabı göster

Ana olaydan önce uzak bir zamanı ve hikâyenin geçtiği yeri belirler.

there was a sweet little Voyager Notlar

0:33

tatlı küçük bir Voyager vardı;

who left the Earth to explore the universe. Dilbilgisi

0:35

evreni keşfetmek için Dünya'dan ayrılan.

Dilbilgisi

there was ... who ...: bir karakteri tanıtıp eylemini eklemek

there was + isim öbeği kalıbı, bir öyküye yeni bir karakteri ya da nesneyi tanıtır. Burada a sweet little Voyager öyküye yeni bilgi olarak katılır. who left the Earth ... yan cümlesi Voyager’ı niteler ve bu karakterin ne yaptığını anlatır. Who, left fiilinin öznesidir; bu nedenle yan cümle ayrı bir ana cümle başlatmak yerine Voyager’a bağlı kalır. Who kullanımı uzay sondasının bir karakter gibi kişileştirilmesine de yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi there was ... who ... kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: ____ a young scientist ____ studied the stars.

Cevabı göster

There was · who

Kültür

Voyager: NASA’nın uzay sondalarından esinlenen bir öykü karakteri

Büyük harfle yazılan Voyager adı, Dünya’dan dış Güneş Sistemi’ni ve derin uzayı keşfetmek üzere gönderilen NASA’nın robotik Voyager 1 ve Voyager 2 uzay sondalarına gönderme yapar. Cümle, gerçek dünyadaki bu göndermeyi küçük bir öykü karakterine dönüştürür; belirli bir sondayı belirtmez. Bu arka plan, Dünya’dan ayrılma ve evreni keşfetme düşüncelerinin yanı sıra sweet little ve who ifadelerindeki kişileştirmeyi de açıklar. Voyager’ı yalnızca “gezgin” anlamındaki İngilizce voyager cins ismi olarak okumak, uzay görevine yapılan göndermeyi gözden kaçırır.

Alıştırma

Bu cümlede büyük harfle yazılan Voyager adı büyük olasılıkla neye gönderme yapıyor?

  1. NASA’nın Voyager uzay sondalarından esinlenen kişileştirilmiş bir öykü karakteri
  2. Bir gezegenin adı
  3. Herhangi bir gezgini anlatan genel bir kelime
Cevabı göster

NASA’nın Voyager uzay sondalarından esinlenen kişileştirilmiş bir öykü karakteri

Dilbilgisi

left the Earth to explore: amaç bildiren mastar yapısı

left the Earth to explore ifadesinde left the Earth yapılan eylemi, to explore ise bu eylemin amacını belirtir: Voyager, evreni keşfetmek için Dünya’dan ayrılmıştır. Yapı eylem + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Mastar, “İlk eylem neden yapıldı?” sorusunu yanıtlar. Buradaki to, mastar işaretleyicisidir; yön bildiren bir edat değildir.

Alıştırma

Cümleyi “in order to charge” ipucunun belirttiği amaç mastarıyla tamamlayın: Ava plugged in the tablet ____ it before class.

Cevabı göster

to charge

But this little Voyager was different from the others. Kalıp ifadeler

0:40

Fakat bu küçük Voyager diğerlerinden farklıydı.

Kalıp ifadeler

different from the others: bir üyeyi grubun geri kalanıyla karşılaştırmak

Different from, “...den farklı” anlamına gelir ve from karşılaştırılan şeyi tanıtır. The others, bilinen bir grupta geriye kalan üyelerin tümünü belirtir. Burada aynı gruptaki diğer Voyager’ları ifade eder; yani cümle bu Voyager’ı genel olarak başka kişi veya nesnelerle değil, grubun geri kalanıyla karşılaştırır.

Alıştırma

Doğal tamamlamayı seçin: Of the five balloons, one is red and ___ are blue.

  1. another
  2. others
  3. the others
Cevabı göster

the others

He didn't just want to explore the moons, Dilbilgisi

0:46

Sadece uyduları,

the planets,

0:49

gezegenleri

and the stars up above.

0:51

ve yukarıdaki yıldızları keşfetmek istemiyordu.

Dilbilgisi

didn't just want to: isteği değil, “yalnızca” anlamını reddetmek

didn't just want to explore ifadesinde not ... just, “yalnızca … değil” anlamına gelir. Keşfetme isteğini ortadan kaldırmaz. Keşfetmek onun hedeflerinden biriydi, ancak istediği tek şey değildi. didn't just want to + fiilin yalın hâli kalıbı, “yalnızca bu” şeklindeki sınırlı yorumu reddeder ve dinleyiciyi başka ya da daha önemli bir noktaya hazırlar.

Alıştırma

“He didn't just want to explore” burada ne anlama geliyor?

  1. Keşfetmek istiyordu, ancak bu onun tek hedefi değildi.
  2. Keşfetmek onun tek hedefiydi.
  3. Keşfetme isteği hiç yoktu.
Cevabı göster

Keşfetmek istiyordu, ancak bu onun tek hedefi değildi.

The Sweet Little Voyager

0:54

Tatlı Küçük Voyager,

dreamed of delivering a message of love Kalıp ifadeler

0:55

evrendeki tüm yolculukları boyunca

through all his travels through the universe.

0:59

bir sevgi mesajı iletmeyi hayal ediyordu.

Kalıp ifadeler

dreamed of delivering: dream of sonrasında -ing biçimi

Dream of doing something, bir şeyi yapmayı hayal etmek veya bunu yapmayı çok istemek anlamına gelir. Burada dreamed geçmiş zamandadır ve delivering, hayalin içeriğini oluşturan eylemi belirtir. Of bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: dreamed of delivering doğrudur, dreamed of deliver değildir. Buradaki delivering bir isim-fiildir; sürmekte olan bir eylemi göstermez.

Alıştırma

Cümleyi open fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya dreamed of ____ a neighborhood bakery.

Cevabı göster

opening

Up close, Kalıp ifadeler

1:09

Yakından bakıldığında,

the Moon was magnificent.

1:10

Ay muhteşemdi.

Kalıp ifadeler

Up close: çok kısa bir mesafeden bakmak

Up close, çok kısa bir mesafeden veya yakından bakıldığında anlamına gelir. Cümlenin başında, Ay'ın nasıl göründüğünü anlatmadan önce gözlem açısını belirler. Up close ifadesini tek bir zarf öbeği olarak anlayın. Buradaki up, yukarı doğru hareket anlamına gelmez; ifade bir insanın, nesnenin, resmin veya manzaranın yakından nasıl göründüğünü anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi çok kısa bir mesafeden bakıldığında anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The tiny lettering is easy to read ____.

Cevabı göster

up close

But this little Voyager had a message to deliver. Kalıp ifadeler

1:15

Fakat bu küçük Voyager'ın iletmesi gereken bir mesajı vardı.

Kalıp ifadeler

had a message to deliver: hâlâ iletilmesi gereken bilgi

Had a message to deliver, Voyager'ın bir mesaja sahip olduğu ve bunu hâlâ iletmesi gerektiği anlamına gelir. To-infinitive yapısındaki to deliver, message sözcüğünden sonra gelir ve mesajla ne yapılması gerektiğini belirtir. Deliver yalnızca paket taşımaktan daha geniş bir anlama sahiptir. Deliver a message içinde mesajı başka insanlara iletmek veya sunmak anlamına gelir; bu nedenle yapı bir amaç ya da henüz tamamlanmamış görev duygusu ekler.

Alıştırma

Bazı bilgilerin hâlâ iletilmesi gerektiğini göstermek için ders yapısını kullanın: At the meeting, the director ____ to the staff.

Cevabı göster

had a message to deliver

So, he ventured on to the next planet in our solar system. Öbek fiiller

1:19

Böylece, güneş sistemimizdeki bir sonraki gezegene doğru maceraya atıldı.

Öbek fiiller

ventured on: bilinmeyene doğru ilerlemeye devam etmek

Ventured on, “belirsizliğe veya olası bir riske rağmen ilerlemeye devam etti” anlamına gelir. Venture harekete macera ve keşif duygusu katarken on yolculuğun sürdüğünü gösterir. Ventured on to the next planet ifadesinde on, ventured ile bir bütün oluşturur; hedefi ise to tanıtır. Buradaki on, “üstünde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “belirsizliğe rağmen ilerlemeye devam etti” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The map ended at the river, but the explorers ____.

Cevabı göster

ventured on

Mars.

1:27

Mars'a.

And while Mars was marvelous, Dilbilgisi

1:31

Ve Mars harika olsa da,

there was nobody there to receive his message. Dilbilgisi

1:34

orada mesajını alacak kimse yoktu.

Dilbilgisi

while Mars was marvelous: ödünleme bildiren while

Buradaki while, “olduğu sırada” anlamına gelmez. “Her ne kadar” veya “-e rağmen” anlamındadır ve konuşmacının zıt bir gerçeği sunmadan önce kabul ettiği bir gerçeği tanıtır. while + yan cümle, ana cümle yapısı, “iyi bir yön var ama önemli bir sınırlama da var” biçimindeki karşıtlığı düzenleyebilir. Mars harikaydı, fakat bu durum sorunu çözmüyordu: mesajı alacak kimse yoktu.

Alıştırma

While bu cümlede hangi ilişkiyi ifade ediyor: “While the room was small, it felt bright and comfortable”?

  1. Oda küçük olsa da aydınlık ve rahat hissettiriyordu.
  2. Oda küçülürken aydınlık ve rahat hissettiriyordu.
  3. Oda küçük olduğu için aydınlık ve rahat hissettiriyordu.
Cevabı göster

Oda küçük olsa da aydınlık ve rahat hissettiriyordu.

Dilbilgisi

there was nobody there ifadesinde there sözcüğünün iki işlevi

İki there farklı görevler üstlenir. there was nobody içindeki ilk there, hiç kimsenin bulunmadığını belirten bir yapıyı başlatır. Buna varlık-yokluk bildiren yapı denir. Bu there tek başına “orada” anlamına gelmez; nobody bir kişinin bulunmadığını ifade eder. İkinci there, nobody sözcüğünden sonra gelir ve “orada” anlamındaki yer zarfıdır. to receive his message mastar yapısı, bulunmayan kişinin ne yapacağını anlatır. Tüm yapı, o yerde mesajı alacak hiç kimsenin bulunmadığını belirtir.

Alıştırma

There was nobody there to receive his message cümlesindeki iki there hangi görevleri üstlenir?

  1. İlki varlık-yokluk bildiren bir yapıyı başlatır; ikincisi “orada” anlamına gelir.
  2. İkisi de “orada” anlamına gelir.
  3. İlki “orada” anlamına gelir; ikincisi varlık-yokluk bildiren bir yapıyı başlatır.
Cevabı göster

İlki varlık-yokluk bildiren bir yapıyı başlatır; ikincisi “orada” anlamına gelir.

Perhaps on Jupiter? Anlatım akışı

1:39

Belki Jüpiter'de?

Anlatım akışı

Perhaps on Jupiter?: aramayı başka yere yönelten eksiltili soru

Perhaps on Jupiter?, önceki arama sayesinde kolayca anlaşılabilen sözleri dışarıda bırakır. Bu, eksiltili bir sorudur: özne ve fiil söylenmez. Daha tam bir soru Perhaps there is someone on Jupiter? olabilir. Parçada yalnızca belirsizlik bildiren perhaps ile yeni olası yer on Jupiter kalır. Anlatıcı yalnızca sıradaki olası yeri söyleyerek dikkati aramanın bir sonraki adımına taşır ve merak yaratır. Konuşmada ve hikâye anlatımında, bağlam eksik bilgiyi tamamlıyorsa bir cümle parçası tam bir söz sırası gibi işlev görebilir.

Alıştırma

Herkes anahtarları arıyor. Anahtarlar masada ya da çantada değil. Başka bir olası yeri önermek için eksiltili soruyu en doğal kullanan sonraki cümle hangisidir?

  1. Perhaps we checked it.
  2. Perhaps in the car?
  3. The car is perhaps.
Cevabı göster

Perhaps in the car?

While Jupiter and all its moons were incredible,

1:46

Jüpiter ve tüm uyduları inanılmaz olmasına rağmen,

there were still no extraterrestrials to be found. Kalıp ifadeler

1:51

hala bulunacak hiçbir dünya dışı varlık yoktu.

Kalıp ifadeler

still no ... to be found: sonuçsuz kalan bir arama

there were still no extraterrestrials to be found, aramanın sonucunun hâlâ sıfır olduğunu anlatır: Hiçbir dünya dışı varlık bulunmamış ve durum değişmemiştir. still durumun sürdüğünü vurgular; no extraterrestrials ise sayının sıfır olduğunu belirtir. Buradaki to be found, “bulunabilir durumda olmak” anlamındadır; bir şeyin gelecekte bulunacağını söylemez. Tekrar kullanılabilen there is/are still no + isim + to be found kalıbı, kontrol veya aramadan sonra hâlâ sonuç alınamadığını özetler.

Alıştırma

Cümleyi tamamlarken still no ... to be found kalıbını ve seats ismini aynen kullanın: We checked every row, but there were ____.

Cevabı göster

still no seats to be found

Just as there were none on Saturn, Anlatım akışı

2:06

Tıpkı Satürn'de de hiç kimsenin olmadığı gibi,

Uranus,

2:12

Uranüs'te,

or Neptune.

2:14

ya da Neptün'de.

Anlatım akışı

Just as there were none: aynı sonucu başka yerlere taşımak

Just as there were none bu parçayı önceki sonuca bağlar: Hiçbir dünya dışı varlık bulunmamıştır. Just as aynı durumun başka yerlerde de geçerli olduğunu belirtir; none ise daha önce sözü edilen extraterrestrials ifadesinin yerini tutar. Bu bilgi sıkıştırması sayesinde anlatıcı, tam isim grubunu veya arama sonucunu tekrarlamadan aynı sonucu Satürn, Uranüs ve Neptün'e hızla taşır. Hem karşılaştırma hem de none sözcüğünün neyi belirttiği önceki cümleye bağlıdır.

Alıştırma

Just as there were none bu anlatıda hangi işlevi görür?

  1. Bu gezegenlerin tam olarak aynı zamanda keşfedildiğini söyler.
  2. Satürn, Uranüs ve Neptün'de farklı bir sonuç sunar.
  3. Satürn, Uranüs ve Neptün'de de aynı sonucun alındığını, oralarda da hiçbirinin bulunmadığını gösterir.
Cevabı göster

Satürn, Uranüs ve Neptün'de de aynı sonucun alındığını, oralarda da hiçbirinin bulunmadığını gösterir.

Having reached the furthest planet in our solar system, Dilbilgisi

2:17

Güneş sistemimizdeki en uzak gezegene ulaştığında,

the little Voyager turned back to see how far he'd come. Notlar

2:21

küçük Voyager ne kadar uzağa geldiğini görmek için arkasına dönüp baktı.

Dilbilgisi

Having reached the furthest planet: ana eylemden önce tamamlanma

Having reached the furthest planet, ulaşma eyleminin ana eylem olan turned back başlamadan önce tamamlandığını gösterir. having + past participle biçimindeki bu yapıya perfect participle yapısı denir. Bu ifade tam bir ana cümle değildir; zamanla ilgili arka plan bilgisi verir. Örtük öznesi the little Voyager olduğundan, gezegene ulaşan ve arkasına dönen aynı Voyager'dır.

Alıştırma

Finish fiilinin having + past participle biçimini kullanın: ____ the report, Maya emailed it to her manager.

Cevabı göster

Having finished

Öbek fiiller

turned back: gelinen yöne doğru geri dönmek

Turned back, turn back ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Yalnızca olduğu yerde dönmek değil, gelinen yola veya yere doğru yön değiştirmek anlamına gelir. Buradaki to see how far he'd come, Voyager'ın geride kalan yoluna bakmak için o yöne döndüğünü gösterir. İfade tek başına dönüş yolculuğunu tamamladığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, rota tehlikeli hâle geldiğinde yürüyüşçülerin yönlerini tersine çevirdiğini anlatır?

  1. The hikers looked back at the bridge.
  2. The hikers went back to the cabin the next morning.
  3. The hikers turned back when the bridge became unsafe.
Cevabı göster

The hikers turned back when the bridge became unsafe.

Dilbilgisi

how far he'd come: dolaylı soruda düz cümle söz dizimi

how far he'd come ifadesinde how far, küçük Voyager'ın dönüp kontrol etmek istediği bilgiyi, yani o ana kadar katettiği mesafeyi başlatır. Yan cümlenin tamamı see fiilinin nesnesidir. Dolaylı soruda özne yardımcı fiilden önce gelir: how far + özne + fiil. Bu nedenle he had come kullanılır ve bu ifade he'd come şeklinde kısaltılır. come geçmiş zaman ortacı olduğu için buradaki he'd, he had anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, wondered fiilinden sonra mesafeyle ilgili soruyu doğru biçimde yerleştirir?

  1. She wondered how far he had come.
  2. She wondered how far did he come.
  3. She wondered how far had he come.
Cevabı göster

She wondered how far he had come.

Off in the distance was the tiniest light. Dilbilgisi

2:26

Uzaklarda minicik bir ışık vardı.

Dilbilgisi

Off in the distance was ...: yerin önce geldiği devrik yapı

Off in the distance, «uzaklarda» anlamına gelen ve cümlenin başına alınmış bir yer ifadesidir. Özne değildir. Özne the tiniest light, fiil ise was sözcüğüdür. Cümle, sahneyi göstermek için yer + fiil + özne sırasını kullanır: önce yer, sonra orada görülen şey gelir. Öznenin başta olduğu normal sırayla cümle The tiniest light was off in the distance. olurdu.

Alıştırma

Off in the distance was the tiniest light? cümlesinin dil bilgisel öznesi hangi sözcüklerdir?

  1. the distance
  2. Off
  3. the tiniest light
Cevabı göster

the tiniest light

It was Earth.

2:30

O, Dünya'ydı.

He'd traveled all this way and seen spectacular things, Kalıp ifadeler

2:33

Bunca yolu katetmiş ve muhteşem şeyler görmüştü,

Kalıp ifadeler

all this way: buraya kadar olan yolun tamamı

Bu cümlede all this way, “bu noktaya kadar olan uzun mesafenin tamamı boyunca” anlamına gelir. Traveled fiilinden sonra gelen way, bir yöntemi değil, gidilen yolu veya mesafeyi belirtir. All yolculuğun tamamını vurgular; this ise yolculuğa ulaşılan noktadan bakar. Bu ifade çoğu zaman yolculuk için harcanan zamanın veya emeğin de önemli olduğunu hissettirir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sizi ziyaret etmek için üç saat araba kullandı. Bulunduğunuz yere kadar yaptığı tüm yolculuğu en doğal biçimde hangi cümle vurgular?

  1. You drove away from me just to visit me?
  2. You found a way to visit me?
  3. You drove all this way just to visit me?
Cevabı göster

You drove all this way just to visit me?

but he still hadn't delivered his universal message of love. Notlar

2:37

fakat evrensel sevgi mesajını henüz iletememişti.

Dilbilgisi

still hadn't delivered: geçmişteki bir noktaya kadar hâlâ tamamlanmamış

Still hadn't delivered, still ile olumsuz past perfect biçimi olan had not delivered yapısını birleştirir. Geçmişteki ilgili noktaya kadar mesajın hâlâ iletilmemiş olduğunu anlatır; past perfect, geçmişteki daha sonraki bir noktadan öncesine bakar. Still, tamamlanmamış durumun beklenenden daha uzun sürdüğünü vurgular. But ile birlikte bir karşıtlık oluşturur: birçok deneyim zaten yaşanmıştı, ancak ana görev tamamlanmamıştı.

Alıştırma

Cümleyi still ve deliver fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By the time the office closed, the courier ____ the urgent package.

Cevabı göster

still hadn't delivered

Deyimler

universal message of love: herkes için ve universe çağrışımıyla

Bu cümlede a universal message of love, herkese yönelik bir sevgi mesajıdır. Universal sözcüğünün temel anlamı “tüm insanlarca paylaşılan veya herkese uygulanabilen”dir; bu nedenle mesaj belirli bir yer ya da grupla sınırlı değildir. Hikâye bu mesajı evrende yapılan yolculukla ilişkilendirdiği için universal aynı zamanda universe sözcüğünü çağrıştırır. Bu kelime oyunu uzayla ilgili ek bir çağrışım yaratır, ancak “herkes için” olan temel anlamın yerini almaz.

Alıştırma

Cümlede universal sözcüğü temel olarak ne anlama geliyor?

  1. Mesaj yalnızca uzayda anlaşılabilir.
  2. Mesaj herkese yöneliktir.
  3. Mesaj bir paketin nasıl teslim edileceğini açıklar.
Cevabı göster

Mesaj herkese yöneliktir.

Would he just give up on his dream? Öbek fiiller

2:42

Hayalinden öylece vazgeçecek miydi?

Öbek fiiller

give up on his dream: inanmayı veya peşinden gitmeyi bırakmak

Give up on his dream, hayalinin peşinden gitmeyi veya gerçekleşebileceğine inanmayı bırakmak demektir. On edatı, birinin artık umut beslemediği kişiyi, planı ya da hedefi belirtir. Would he just...? sorusu merak ve gerilim yaratır. Just, pes etmenin yalnızca tarafsız bir seçim değil, zorluk karşısında hızlı veya hayal kırıklığı yaratan bir tepki olacağını ima eder.

Alıştırma

“Hedefe inanmayı veya onun peşinden gitmeyi bırakmak” anlamındaki üç sözcüklü ders ifadesini kullanın: After one setback, Maya refused to ____ her dream.

Cevabı göster

give up on

No.

2:46

Hayır.

The little Voyager was determined to deliver his message, Kalıp ifadeler

2:47

Küçük Voyager mesajını iletmeye kararlıydı,

Kalıp ifadeler

was determined to deliver: be determined to + fiilin yalın hâli

Be determined to do something, kesin bir karar vermiş olmayı ve denemeye devam etmeyi amaçlamayı ifade eder. Buradaki was determined to deliver, Voyager'ın zorluğa rağmen mesajını iletmekte kararlı olduğunu gösterir. Yapı be determined to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Zamanı be biçimi gösterir—burada was—ve deliver yalın hâlde kalır. Determined, Voyager'ın kararlı tutumunu anlatır; başka birinin onun yerine karar verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be determined to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Even after two setbacks, Lena ____ finish the race.

Cevabı göster

was determined to

even if that meant going where no voyager had gone before. Notlar

2:52

bu, daha önce hiçbir voyager'ın gitmediği bir yere gitmek anlamına gelse bile.

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, ödünleyici bir koşul bildirir: olası veya varsayılan bir zorluğu sunar, ancak asıl kararın ya da sonucun değişmeyeceğini belirtir. Tam düşünce, “X gerçekleşse bile Y yine gerçekleşir” şeklindedir. Altyazıda even if yan cümlesi, mesajı iletmenin olası bir bedelini gösterir. Bilinmeyen bir yere gitmenin Voyager'ın kararlılığını değiştirmeyeceğini vurgular.

Alıştırma

Yarın yağmur yağması yalnızca bir ihtimal ve yürüyüş planı değişmeyecek. En uygun bağlacı seçin: I'll go hiking ___ it rains tomorrow.

  1. even though
  2. if
  3. even if
Cevabı göster

even if

Kalıp ifadeler

that meant going: sonucu anlatan mean + -ing

that meant going ifadesindeki that, daha önceki bir karara gönderme yapar. Meant, mean fiilinin geçmiş zaman biçimidir; going ise bu kararın gerektirdiği veya yol açtığı eylemi adlandıran -ing biçimidir. mean + -ing yapısı bir sonucu, gerekliliği ya da pratik bedeli anlatır. Birinin ne yapmayı amaçladığını anlatmaz; bu anlam için mean + to-infinitive kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle taşınmanın işi kabul etmenin bir sonucu olduğunu belirtir?

  1. I mean to move to another city after taking the job.
  2. Taking the job means to move to another city.
  3. Taking the job means moving to another city.
Cevabı göster

Taking the job means moving to another city.

Kültür

where no voyager had gone before: bilim kurgu keşif söylemine gönderme

Cümlede where no voyager had gone before, daha önce hiçbir yolcunun ulaşmadığı bir yeri anlatır. Ayrıca Star Trek ile yaygın biçimde ilişkilendirilen ünlü bilim kurgu keşif kalıbı where no one has gone before ifadesini güçlü biçimde çağrıştırır. Bu çağrışım, bilinmeyene girmenin cesur ve kahramanca havasını ekler. one yerine voyager kullanılması uzay keşfi temasını güçlendirir. Bu, kasıtlı bir gönderme olabilir; ancak yalnızca altyazıya bakarak doğrudan alıntı olduğu kanıtlanamaz.

Alıştırma

where no voyager had gone before, gerçek yer anlamının ötesinde burada öncelikle nasıl bir etki yaratır?

  1. Geç gelen bir teslimatla ilgili resmî şikâyet
  2. Sıradan bir seyahat rotasının tarafsız açıklaması
  3. Bilinmeyene girmenin dramatik ve bilim kurguya özgü hissi
Cevabı göster

Bilinmeyene girmenin dramatik ve bilim kurguya özgü hissi

And that's how our little voyager became the first intergalactic postman of love. Notlar

3:41

Ve işte küçük voyager'ımız böylece aşkın ilk galaksiler arası postacısı oldu.

Anlatım akışı

And that's how ...: süreci sonuçla bağlayan anlatım

And that's how ... bir hikâyeyi sonuca bağlayan anlatı kalıbıdır. That az önce anlatılan olaylara gönderme yapar, how ise “bu şekilde” anlamına gelir. Ardından gelen cümle bu olayların sonucunu belirtir. Burada soru sorulmaz. Bu kalıp, bir olaylar dizisini süreç ve sonuç olarak kısaca özetler; çoğu zaman birinin yeni bir duruma veya kimliğe nasıl ulaştığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bu şekilde” anlamına gelen kalıbın aynısıyla tamamlayın: We followed the trail through the woods, and ____ we found the cabin.

Cevabı göster

that's how

Deyimler

intergalactic postman of love: masalsı bir metafor

Intergalactic postman of love, masal havası taşıyan eğlenceli bir metafordur. Intergalactic, galaksiler arasında çalışmak veya yolculuk etmek anlamına gelir; postman ise sevgi mesajları taşıma gibi soyut bir görevi tanıdık bir postacı görüntüsüyle anlatır. Karakterin gerçekten posta sektöründe çalıştığı söylenmiyor. Bu ifade, sevgiyi uzaya taşıyan birine sıcak ve mizahi bir unvan oluşturuyor.

Alıştırma

Bu hikâyede intergalactic postman of love ne anlama geliyor?

  1. Bir galaksiden diğerine sevgi mesajları taşıyan bir karakter.
  2. İletişim uyduları yapan bir mühendis.
  3. Mahalle postanesinde sıradan posta dağıtan bir çalışan.
Cevabı göster

Bir galaksiden diğerine sevgi mesajları taşıyan bir karakter.

The end.

3:51

Son.