Lezzet uzmanlarıyla tanışın - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
874 kelime 150 kel/dk

Video özeti: Program, lezzetin yalnızca dille değil; yiyeceğin görünüşü, kokusu ve nasıl anlatıldığıyla da şekillendiğini açıklıyor. Gizli 19. yüzyıl tariflerinden günümüzün endüstriyel laboratuvarlarına uzanan değişimi izliyor ve aroma uzmanlarının kimya ile yaratıcı zanaatkârlığı nasıl birleştirdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. much more than — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Aşırı basitleştirilmiş bir görüşü düzeltmek ve konunun başka önemli boyutları da bulunduğunu vurgulamak için bu kalıbı kullanmayı öğrenin; burada lezzetin dilin algıladıklarıyla sınırlı olmadığını anlatır. 2. But it wasn't always like that. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Günümüzdeki bir durumu farklı bir geçmiş dönemle karşılaştıran bu eksiksiz geçiş cümlesini tanıyıp kullanın. Cümle, dinleyiciyi bugünün büyük aroma endüstrisinden 19. yüzyıldaki gizli başlangıçlarına açıkça yönlendirir. 3. the marriage of science and art. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: marriage sözcüğünü gerçek bir evlilik olarak değil, iki alanın yakın ve verimli birlikteliğini anlatan bir mecaz olarak anlayın. Kimya bilgisi ile yaratıcı ustalığın birlikte işlediği aroma tasarımı gibi çalışmaları bu ifadeyle anlatabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from BBC Learning English.

0:00

BBC Learning English'ten Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Sam.

0:10

Ben Sam.

And I'm Neil.

0:11

Ve ben Neil.

In this program we're finding out all about food flavors. Öbek fiiller

0:12

Bu programda gıda aromaları hakkında her şeyi öğreniyoruz.

Öbek fiiller

finding out all about: bir konuyu ayrıntılı olarak öğrenmek

Find out, bilgi edinmek veya bir bilgiyi keşfetmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Kelimesi kelimesine dışarıda bir şey bulmak anlamına gelmez. Burada finding out, programın neyi araştırdığını anlatır. find out all about + konu kalıbı, bir konu hakkında birçok ayrıntı öğrenmek demektir. All about kapsamın geniş olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadenin -ing biçimiyle tamamlayın: At the museum, we're ____ life in ancient Rome.

Cevabı göster

finding out all about

Although everyone knows what food they like the taste of, Dilbilgisi

0:16

Herkes sevdiği yemeğin tadını bilmesine rağmen,

the science behind flavors is complex.

0:19

aromaların ardındaki bilim karmaşıktır.

Dilbilgisi

Although: beklenmedik bir karşıtlık kurmak

Although, bir gerçek böyle olmasına rağmen anlamını taşır. Ana cümledeki bilginin şaşırtıcı veya beklenenden farklı görünmesini sağlayan bir gerçeği sunar. Bu cümlede insanların hangi tatları sevdiğini bildiği kabul edilir, ancak asıl vurgu tat biliminin yine de karmaşık olmasıdır. Yaygın kalıp Although + yan cümle, ana cümle biçimindedir. Although ile başlayan yan cümle arka planı verir; ana cümle ise konuşanın vurgulamak istediği mesajı taşır.

Alıştırma

Hangi cümle beklenmedik bir karşıtlığı göstermek için although sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. Because the bag was heavy, Mia carried it upstairs.
  2. Although the bag was heavy, but Mia carried it upstairs.
  3. Although the bag was heavy, Mia carried it upstairs.
Cevabı göster

Although the bag was heavy, Mia carried it upstairs.

Flavor involves much more than tasting with the tongue. Kalıp ifadeler

0:23

Tat almak sadece dille tatmaktan çok daha fazlasını içerir.

Kalıp ifadeler

much more than: basit bir düşüncenin çok ötesine geçmek

Much more than, “çok daha fazlası” veya “yalnızca bununla sınırlı değil” anlamına gelir. than sonrasındaki bölüm, konuşanın düzeltmek istediği sınırlı düşünceyi belirtir; much ise gerçek anlamın bu düşünceyi ne kadar aştığını güçlendirir. Bu cümlede tasting with the tongue sınırlı düşüncedir. Cümle yalnızca daha büyük bir miktardan söz etmez; lezzette başka etkenlerin de rol oynadığını belirtir.

Alıştırma

Okumanın tek bir temel becerinin çok ötesine geçtiğini göstermek için dersteki ifadeyi kullanın: Reading is ____ recognizing words.

Cevabı göster

much more than

It's also influenced by how food looks, smells, Dilbilgisi

0:26

Ayrıca yiyeceğin nasıl göründüğünden, koktuğundan

and even how it's described.

0:29

ve hatta nasıl tanımlandığından da etkilenir.

Dilbilgisi

influenced by: etkinin kaynağını belirtmek

Be influenced by, influence fiilinin edilgen biçimidir. Etkilenen şey özne konumunda bulunur; by ise onu şekillendiren kişiyi, şeyi veya etkeni tanıtır. Burada It, lezzeti ifade eder. by sonrasındaki yan cümleler ise yiyeceğin görünüşü, kokusu ve tarif ediliş biçimi gibi etki kaynaklarını belirtir. Bu yüzden by sonrasında mutlaka bilinçli olarak eylem yapan bir kişi gelmez.

Alıştırma

Cümleyi influence fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimi ve ardından by ile tamamlayın: Our mood ____ the weather.

Cevabı göster

is influenced by

In this program we'll be meeting the flavorists, Notlar

0:31

Bu programda, yemeğimizde tatmayı sevdiğimiz aromaları yaratmak için

Kelime

flavorists: ürün aromalarını tasarlayan uzmanlar

Flavorists, flavorist sözcüğünün çoğuludur. Flavorist; yiyecek ve içecek gibi ürünlerin aromasını oluşturan veya ayarlayan, çoğu zaman bileşenleri birleştirip tat ve kokuyu test eden bir uzmandır. -ist eki sık sık belirli bir beceriye veya mesleğe sahip kişiyi adlandırır. Burada flavorist yalnızca aromaları seven biri anlamına gelmez; teknik bir mesleğin adıdır.

Alıştırma

Bir yoğurt şirketi için yeni bir çilek aroması oluşturma olasılığı en yüksek kişi hangisidir?

  1. a chef
  2. a flavorist
  3. a waiter
Cevabı göster

a flavorist

scientists who combine different natural and artificial ingredients Kalıp ifadeler

0:34

farklı doğal ve yapay bileşenleri bir araya getiren bilim insanları,

to create the flavors we love to taste in our food.

0:38

yani aroma uzmanlarıyla tanışacağız.

Dilbilgisi

we'll be meeting: planlanmış bir gelecek etkinliğini önceden bildirmek

we'll be meeting, we'll + be + meeting yapısından oluşan kısaltılmış bir gelecek zamanın sürekli hâlidir. we'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır. Burada programın planlanmış bir bölümünü haber verir: sunucular aroma uzmanlarıyla konuşma anında değil, programın ilerleyen kısmında tanışacaktır. Bu yapıyı, yaklaşan bir programın veya sıranın önceden belirlenmiş parçasını tanıtmak için kullanabilirsiniz. Etkinliği bundan sonra olacakların doğal bir aşaması gibi gösterir.

Alıştırma

Tanıtımı meet fiilinin kısaltılmış gelecek zamanın sürekli hâliyle tamamlayın: Later in the show, ____ a wildlife photographer.

Cevabı göster

we'll be meeting

Kalıp ifadeler

combine different natural and artificial ingredients: farklı doğal ve yapay malzemeleri birleştirmek

Combine + çoğul isim, iki veya daha fazla şeyi bir karışım ya da bütün oluşturacak şekilde bir araya getirmek demektir. Burada bilim insanları lezzetler oluşturmak için farklı malzemeleri bir araya getiriyor. Natural ve artificial iki malzeme türünü anlatır. Artificial, doğal olarak oluşmak yerine insanlar tarafından yapılmış veya üretilmiş demektir; bu cümlede otomatik olarak zararlı ya da kalitesiz anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle sos yapmak için malzemeleri bir araya getirmeyi doğal biçimde anlatır?

  1. The chef stores several ingredients beside the sauce.
  2. The chef combines several ingredients to make the sauce.
  3. The chef serves several ingredients on separate plates.
Cevabı göster

The chef combines several ingredients to make the sauce.

And of course,

0:42

Ve elbette,

we'll be learning some new vocabulary as well. Kalıp ifadeler

0:42

bazı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Kalıp ifadeler

as well: cümle sonunda başka bir bilgi eklemek

As well, “de/da” veya “ayrıca” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Aynı türden bir bilgiyi daha ekler. Burada konuşmacıların yapacağı diğer şeylere yeni kelimeler öğrenmeyi de ekler. Genellikle yan cümlenin ya da cümlenin sonunda yer alır. As well tek bir ifade olarak anlaşılmalıdır; buradaki well, “iyi bir şekilde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu nottaki “de/da” anlamına gelen ve normalde cümlenin sonunda kullanılan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo plays the piano, and he sings ____.

Cevabı göster

as well

Sounds delicious, Neil,

0:45

Kulağa lezzetli geliyor, Neil,

but first I have a question for you. Anlatım akışı

0:46

ama önce sana bir sorum var.

Anlatım akışı

but first I have a question for you: önce yapılacak bir adımı tanıtmak

Burada but first yemekle ilgili konuşmayı kısa süreliğine durdurur ve konuşmaya devam edilmeden önce bir soru geleceğini belirtir. Önemli olan yalnızca konuşanın bir sorusu olması değil, konuşmadaki sıradır. Bir konudan veya planlanan bir eylemden söz ettikten sonra, önce yapılması gereken küçük bir adım eklemek istediğinizde but first kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Örnekte but first ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Mevcut konuyu kısa süreliğine durdurup önce gerçekleşecek bir şeyi tanıtır.
  2. Sorunun zaten cevaplandığını gösterir.
  3. Mevcut konuyu reddedip kalıcı olarak başka bir konuyla değiştirir.
Cevabı göster

Mevcut konuyu kısa süreliğine durdurup önce gerçekleşecek bir şeyi tanıtır.

No one really knows why,

0:48

Nedenini kimse gerçekten bilmiyor,

but certain flavors seem to work well together. Kalıp ifadeler

0:50

ancak bazı aromalar birlikte iyi çalışıyor gibi görünüyor.

Kalıp ifadeler

seem to work well together: temkinli ve olumlu bir değerlendirme yapmak

Work well together, iki ya da daha fazla şeyin bir araya geldiğinde iyi bir uyum oluşturduğu veya iyi sonuç verdiği anlamına gelir. Buradaki work, bir işte çalışmak değil, iyi sonuç vermek demektir. Seem to, yargıyı daha az kesin hale getirir. Konuşan kişi tatların iyi uyduğunu gözlemliyor, ancak bunu kesin bir gerçek olarak sunmuyor.

Alıştırma

'İyi bir uyum oluşturuyor gibi görünmek' anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The two ideas ____.

Cevabı göster

seem to work well together

Some scientists think classic combinations like lemon and lime,

0:53

Bazı bilim insanları, limon ve misket limonu

or strawberries and cream are so popular

0:57

veya çilek ve krema gibi klasik kombinasyonların çok popüler olduğunu,

because their chemicals overlap in special ways. Kalıp ifadeler

1:00

çünkü kimyasallarının özel yollarla örtüştüğünü düşünüyor.

Kalıp ifadeler

overlap in special ways: bazı ortak özelliklere sahip olmak

Burada overlap, bir nesnenin fiziksel olarak başka bir nesnenin üstünü kapatması anlamına gelmez. Yiyeceklerin kimyasal bileşenlerinin bazı ortak özelliklere sahip olduğunu belirtir. overlap in ... ways kalıbı, iki şeyin hangi şekillerde veya hangi açılardan kısmen aynı olduğunu gösterir. Bunların tamamen aynı olması gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümlede overlap, iki şeyin bazı ortak özelliklere sahip olduğunu anlatır?

  1. The two clubs overlap in several important ways.
  2. The two clubs are identical in every way.
  3. The two clubs meet at different times and share no activities.
Cevabı göster

The two clubs overlap in several important ways.

Sometimes this creates new, interesting, and unusual flavors.

1:04

Bazen bu yeni, ilginç ve sıradışı tatlar yaratır.

So what weirdly popular combination was invented by British chef Heston Blumenthal? Notlar

1:08

Peki İngiliz şef Heston Blumenthal tarafından icat edilen garip derecede popüler olan kombinasyon neydi?

Kelime

weirdly popular: beklenmedik bir popülerlik

Burada weirdly, combination sözcüğünü değil popular sözcüğünü niteler. Bu eşleşmenin popüler olmasının tuhaf veya beklenmedik göründüğünü belirtir. Bu nedenle a weirdly popular combination, popülerliği şaşırtıcı olan bir eşleşmedir. İfade, eşleşmenin kendisinin de sıra dışı olduğunu sezdirebilir; ancak dil bilgisi açısından weirdly doğrudan onun popülerliğini yorumlar.

Alıştırma

Hangi cümle oyuncağın popülerliğinin şaşırtıcı olduğunu anlatır?

  1. The unusual toy became extremely popular, just as everyone expected.
  2. The unusual toy became weirdly popular.
  3. The unusual toy looked weird but never became popular.
Cevabı göster

The unusual toy became weirdly popular.

Dilbilgisi

was invented by: icadı öne çıkarmak

was invented by, geçmiş zaman edilgen yapısıdır: was + past participle + by + mucit. Özne, icat edilen şeydir; by'dan sonraki isim ise mucidi belirtir. İcat edilen şey ana konu ya da soruda aranan bilgi olduğunda bu yapıyı kullan. Bu soruda önce birleşim öne çıkarılır; birleşimin kendisi bir şey icat etmiş değildir.

Alıştırma

Cümleyi invent fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamla: The new device ____ a young engineer.

Cevabı göster

was invented by

Was it A, dark chocolate and sea salt?

1:14

A, bitter çikolata ve deniz tuzu mu?

B, milk chocolate and chili?

1:17

B, sütlü çikolata ve kırmızı biber mi?

Or C, white chocolate and caviar?

1:19

Yoksa C, beyaz çikolata ve havyar mı?

Well, I've tried sea salt and chocolate. Dilbilgisi

1:22

Şey, ben deniz tuzu ve çikolatayı denedim.

Dilbilgisi

I've tried: şimdiye kadarki deneyimlerden söz etmek

I've tried, I have tried ifadesinin kısaltmasıdır. Present perfect kullanarak bir şeyi denemenin konuşanın şimdiye kadarki deneyiminin parçası olduğunu anlatır. Kesin zaman önemli değildir; önemli olan bu deneyimin mevcut konuşmayla ilgili olmasıdır. Bitmiş bir geçmiş zaman belirtilmediğinde have/has tried kullan. Cümlede yesterday veya last week gibi bitmiş bir zaman varsa bunun yerine simple past tried kullan.

Alıştırma

Bitmiş bir geçmiş zaman belirtmeden bir deneyimi anlatmak için cümleyi try fiilinin kısaltılmış present perfect biçimiyle tamamla: ____ rock climbing before.

Cevabı göster

I've tried

I think it tastes great. Dilbilgisi

1:25

Bence tadı harika.

Dilbilgisi

it tastes great: taste + sıfat

it tastes great ifadesinde tastes bir bağ fiilidir. Özne olan it ile tadın niteliğini anlatan great sıfatını birbirine bağlar. Kalıp özne + taste/tastes + sıfat şeklindedir. look, sound, smell veya feel gibi diğer duyu fiilleri de aynı kalıbı kullanabilir. Sıfat, öznenin bir duyu aracılığıyla nasıl algılandığını belirtir.

Alıştırma

Tadı anlatmak için taste fiilini bağ fiili olarak doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. The soup tastes like delicious.
  2. The soup tastes deliciously.
  3. The soup tastes delicious.
Cevabı göster

The soup tastes delicious.

So I'll say A.

1:26

Bu yüzden A diyeceğim.

Okay, Neil.

1:28

Tamam, Neil.

I'll reveal the correct answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

1:28

Programın sonunda doğru cevabı açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the correct answer: doğru cevabı açıklamak

reveal the correct answer ifadesinde reveal, gizlenmiş, saklı tutulmuş veya henüz açıklanmamış bir bilgiyi bilinir hâle getirmek anlamına gelir. Bu ifade, fiziksel bir nesnenin üstünü açmak değil, cevabı herkese açıklamak demektir. reveal, bilinmeyen bir bilginin bilinir hâle gelmesini vurguladığı için cevabı daha sonraya saklayan testlere, yarışmalara, bilmecelere ve programlara uygundur.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The quiz host will ____ after the final round.

Cevabı göster

reveal the correct answer

Nowadays,

1:31

Günümüzde,

the flavor industry is big business. Deyimler

1:32

aroma endüstrisi büyük bir iştir.

Deyimler

big business: büyük ve ticari açıdan önemli bir alan

Bu cümlede big business, büyük ölçekte faaliyet gösteren, çok para içeren veya ekonomik açıdan çok önemli olan bir sektör ya da etkinlik anlamına gelir. Fiziksel olarak büyük tek bir şirket anlamına gelmez. X is big business yapısı, X’i ticari açıdan önemli bir alan olarak sunar. Burada business sayılamayan bir kavram olarak kullanıldığı için big business ifadesinden önce artikel bulunmaz.

Alıştırma

Büyük ölçekte faaliyet gösteren ve çok para içeren bir sektörü anlatan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: For many island communities, tourism is ____.

Cevabı göster

big business

Flavorists work in high-tech laboratories Kelime

1:35

Aroma uzmanları yüksek teknolojili laboratuvarlarda çalışır

Kelime

high-tech laboratories: ileri teknoloji kullanan laboratuvarlar

High-tech laboratories, ileri teknoloji, özel ekipman veya modern teknik süreçler kullanan laboratuvarlar anlamına gelir. Bu cümlede ifade, aroma uzmanlarının yalnızca sıradan mutfaklarda değil, teknolojik açıdan gelişmiş ortamlarda bilimsel çalışmalar yaptığını gösterir. High-tech, laboratories sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. High ve tech birlikte çalışarak çoğul ismi tek bir özellik şeklinde tanımlar.

Alıştırma

İleri teknoloji kullanan laboratuvarları anlatan vurgulanmış iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new research center tests samples in ____.

Cevabı göster

high-tech laboratories

and every new ice cream, crisp,

1:37

ve her yeni dondurma, cips

or toothpaste flavor is the result of years of scientific research. Kalıp ifadeler

1:40

veya diş macunu aroması yıllar süren bilimsel araştırmaların sonucudur.

Kalıp ifadeler

be the result of years of research: yıllarca süren araştırmanın sonucu olmak

Be the result of, “bir şeyin sonucunda ortaya çıkmak” demektir. Ardından yapılan işi veya nedeni belirten bir isim öbeği gelir. Burada her yeni aromanın arkasındaki araştırmayı gösterir. Years of scientific research, araştırmanın uzun bir süre yapıldığını anlatır. Years of belirli takvim yıllarını adlandırmaz; uzun süre boyunca tekrar tekrar harcanan emeği vurgular.

Alıştırma

Bir başarının arkasındaki çalışmayı göstermek için be the result of yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The discovery was the result of years of careful research.
  2. The discovery was resulted of years of careful research.
  3. The discovery was the result by years of careful research.
Cevabı göster

The discovery was the result of years of careful research.

But it wasn't always like that. Anlatım akışı

1:44

Ancak her zaman böyle değildi.

Anlatım akışı

But it wasn't always like that: şimdiki zamandan geçmişe geçiş

But, az önce anlatılan durumla bir karşıtlık kurar. It o durumun tamamına gönderme yapar; wasn't always like that ise dinleyiciye geçmişte durumun farklı olduğu bir dönem bulunduğunu söyler. Bu cümle bir geçiş görevi görür: Şimdiki durumun anlatımını bitirir ve önceki koşulların açıklanmasına hazırlık yapar. Not always, “her zaman değil” demektir; “hiçbir zaman” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümle bir hikâyede veya açıklamada temel olarak ne yapar?

  1. Durumun hiçbir zaman değişmediğini söyler.
  2. Şimdiki durumdan geçmişteki farklı bir duruma geçer.
  3. Konuyla ilgisiz bir gelecek planı sunar.
Cevabı göster

Şimdiki durumdan geçmişteki farklı bir duruma geçer.

Here's food historian Dr. Nadia Berenstein Anlatım akışı

1:46

İşte yemek tarihçisi Dr. Nadia Berenstein,

describing the beginnings of the flavor industry in the 19th century

1:50

BBC World Service programı

to Ruth Alexander,

1:54

The Food Chain'in sunucusu

presenter of the BBC World Service program,

1:55

Ruth Alexander'a,

The Food Chain.

1:58

19. yüzyıldaki aroma endüstrisinin başlangıcını anlatıyor.

Anlatım akışı

Here's ... describing: sıradaki konuşmacıyı ve konuyu tanıtmak

Here's + kişi veya görev + -ing yapısı, sırada duyulacak ya da görülecek kişiyi tanıtır ve bu kişinin ne yapacağını önceden belirtir. Bu cümlede food historian Dr. Nadia Berenstein uzmanı ve görevini tanıtırken describing açıklayacağı konuyu ortaya koyar. Buradaki Here's, birinin bir şeyi uzattığı anlamına gelmez. Medya anlatımında “Şimdi ... dinleyelim” veya “Sırada ... var” gibi işlev görür ve dinleyicinin yeni bir bölüme geçmesine yardım eder.

Alıştırma

Bu cümlede Here's food historian Dr. Nadia Berenstein describing... ne işe yarıyor?

  1. Birinin yiyecek uzattığını söyler.
  2. Uzmanı tanıtır ve ardından gelecek açıklamayı önceden belirtir.
  3. Dr. Nadia Berenstein'ın nerede durduğunu sorar.
Cevabı göster

Uzmanı tanıtır ve ardından gelecek açıklamayı önceden belirtir.

There's really only a handful of people Kelime

1:59

Gerçekten sadece bir avuç insan

Kelime

a handful of: çok az sayıda

a handful of people ifadesinde a handful of, “çok az sayıda insan” anlamına gelir. Bu yaklaşık bir miktardır; kesin bir sayı ya da kelimesi kelimesine bir avuç değildir. Bu mecazî miktar kalıbında a handful of ifadesinden sonra people, shops veya chances gibi sayılabilen çoğul bir isim gelir. Only sözcüğü, sayının beklenenden de az olduğu düşüncesini genellikle güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi “çok az sayıda” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Only ____ volunteers knew the route.

Cevabı göster

a handful of

and maybe a dozen or so companies that are really involved. Kelime

2:01

ve belki bir düzine kadar şirket işin içinde.

Kelime

a dozen or so: yaklaşık on iki

A dozen “on iki” demektir. or so eklendiğinde sayı yaklaşık hâle gelir; bu nedenle a dozen or so companies “yaklaşık on iki şirket” anlamına gelir, tam olarak on iki şirket demek değildir. or so ifadesini bir sayıdan veya miktar ifadesinden sonra kullanın: twenty minutes or so, a hundred pages or so. Buradaki or so iki seçenek sunmaz.

Alıştırma

“Yaklaşık on iki” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: A ____ children joined the art club.

Cevabı göster

dozen or so

And at that point, Anlatım akışı

2:05

Ve o noktada,

Anlatım akışı

at that point: daha önceki bir aşamaya gönderme yapmak

At that point, sonraki bilgiyi daha önce belirtilmiş bir zamana ya da aşamaya yerleştirir. Burada “o ilk aşamada” anlamına gelir ve anlatımın zaman çizelgesinin aynı bölümünde kaldığını gösterir. Bu ifadede point bir görüşü veya ana fikri değil, zaman içindeki bir konumu anlatır. That sözcüğü önceki aşamaya geri gönderme yapar.

Alıştırma

Okuyun: "The trail was still covered in snow. At that point, we decided to turn back." at that point burada ne yapar?

  1. Patikadaki bir yeri belirtir.
  2. Konuşanın patika hakkındaki görüşünü sunar.
  3. Patikanın hâlâ karla kaplı olduğu zamana geri gönderme yapar.
Cevabı göster

Patikanın hâlâ karla kaplı olduğu zamana geri gönderme yapar.

they really are kind of working with secret recipes Ton ve niyet

2:06

gerçekten çok güvenli tutulan

that were kept very secure

2:10

ve bazen aile içinde babadan oğula geçen

and sometimes passed down within families from father to son. Notlar

2:12

gizli tariflerle çalışıyorlar.

Ton ve niyet

Konuşmada yumuşatıcı olarak kind of

Bu cümlede kind of, working with secret recipes ifadesindeki iddiayı yumuşatır. Bir bakıma ya da bir dereceye kadar anlamına gelir: tanım genel olarak doğrudur, ancak konuşmacı onu tamamen kesin bir gerçek olarak sunmaz. Burada kind of konuşmada tek bir birim olarak işlev görür. Bu yapıda kind, tür anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnek cümlede kind of ne işe yarıyor?

  1. Tanımı daha az kesin hâle getirir.
  2. Tariflerin nazik olduğunu söyler.
  3. Belirli bir tarif kategorisini gösterir.
Cevabı göster

Tanımı daha az kesin hâle getirir.

Öbek fiiller

Nesiller boyunca aktarılan passed down

Passed down, bir şeyin daha eski bir nesilden daha genç bir nesle aktarılması anlamına gelir. Tarifler, bilgiler, beceriler, hikâyeler, gelenekler veya değerli eşyalar için yaygın biçimde kullanılır. Cümlede edilgen were passed down biçimi kullanıldığı için odak, aktarılan tariflerdedir. Down fiziksel olarak aşağı yönde hareketi değil, nesiller arasındaki geçişi gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: This story has been ____ through four generations.

Cevabı göster

passed down

Kalıp ifadeler

from father to son: erkek soy hattı üzerinden aktarım

From father to son, bir şeyin bir babadan oğluna aktarıldığını ve bunun çoğu zaman birkaç kuşak boyunca sürdüğünü anlatır. from ... to ... yapısı, aktaran ve alan kişiyi belirtir. Bu cümlede ifade, genel olarak aile içi mirası değil, özellikle erkeklerden oluşan bir aile soyunu anlatır. Ayrıca bilgi veya mesleklerin yalnızca erkeklere aktarıldığı eski bir geleneği de yansıtabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “erkek aile soy hattı boyunca” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: For generations, the workshop secrets were passed ____.

Cevabı göster

from father to son

So it really seemed like a guild structure from the Middle Ages at that point. Kültür

2:16

Yani o zamanlar gerçekten Orta Çağ'daki bir lonca yapısı gibi görünüyordu.

Kültür

a guild structure from the Middle Ages: Orta Çağ lonca yapısı

Orta Çağ Avrupası'nda guild, yani lonca, aynı meslekteki zanaatkâr veya tüccarların oluşturduğu bir birlikti. Loncalar çoğu zaman mesleğe kimin girebileceğini, insanların nasıl eğitileceğini ve uzmanlık bilgisinin nasıl korunacağını denetlerdi. Bir sistemi a guild structure from the Middle Ages diye tanımlamak bir benzetmedir: sistemi kapalı, çıraklığa dayalı ve içeridekiler tarafından kontrol edilen bir yapı gibi gösterir. Burada guild, sıradan bir modern şirketi veya yalnızca günümüzdeki bir sendikayı ifade etmez.

Alıştırma

Bu cümlede a guild structure from the Middle Ages esas olarak neyi çağrıştırıyor?

  1. Orta Çağ kentlerini yöneten bir devlet kurumu.
  2. Herkese açık sıradan bir modern şirket.
  3. İçeridekilerin mesleğe girişi, eğitimi ve bilgiyi kontrol ettiği kapalı bir meslek sistemi.
Cevabı göster

İçeridekilerin mesleğe girişi, eğitimi ve bilgiyi kontrol ettiği kapalı bir meslek sistemi.

Was it seen as some kind of dark art? Deyimler

2:23

Bir tür karanlık sanat olarak mı görülüyordu?

Deyimler

some kind of dark art: gizemli ve anlaşılması güç bir beceri

Bu soruda a dark art, uzman olmayan kişilere gizemli, anlaşılması zor ve hatta şüpheli gelebilen bir beceri ya da yöntem için kullanılan bir benzetmedir. Gerçek büyü anlamına gelmez. Some kind of, tanımı daha az kesin hâle getirir. Konuşmacı insanların bu işi kabaca böyle görüp görmediğini soruyor; onun gerçekten a dark art olduğunu söylemiyor.

Alıştırma

Konuşmacı some kind of dark art diyerek neyi soruyor?

  1. İnsanların bu işi gizemli, anlaşılması zor ve belki de şüpheli görüp görmediğini soruyor.
  2. İşin hiç ışık olmayan bir yerde yapılması gerekip gerekmediğini soruyor.
  3. İşin koyu renkler kullanılan bir resim türü olup olmadığını soruyor.
Cevabı göster

İnsanların bu işi gizemli, anlaşılması zor ve belki de şüpheli görüp görmediğini soruyor.

Yes,

2:27

Evet,

the term black art does come up Öbek fiiller

2:27

kara büyü (black art) terimi

in some of the early writing

2:31

o dönemde aroma üreten insanların

of people who are producing flavors at this point.

2:33

bazı ilk yazılarında gerçekten geçiyor.

Öbek fiiller

does come up: bir şeyin gerçekten anıldığını vurgulayan yapı

Burada come up, bir yazıda veya konuşmada “geçmek” ya da “anılmak” anlamındadır. Özne the term black art olduğu için fiziksel olarak yukarı çıkma anlamı yoktur. Olumlu bir cümlede does vurgu ekler: terim ilk dönem yazılarında gerçekten geçmektedir. does sonrasında comes veya came değil, fiilin yalın hâli olan come kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi does ve come up öbek fiiliyle tamamlayın: The issue ____ in the final report.

Cevabı göster

does come up

To begin with, Anlatım akışı

2:37

Başlangıçta,

Anlatım akışı

To begin with: başlangıç noktasını belirtmek

To begin with, dinleyeni bir hikâyenin, sürecin veya açıklamanın başlangıç noktasına götüren bir bağlama ifadesidir. Burada, sıradaki bilginin en ilk aşamadaki durumu anlatacağını gösterir. Ayrıca bir nedenler ya da noktalar listesinin ilkini sunabilir. Ardından gelen bilgiyi düzenler; birinin başlamak amacıyla bir şey yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, en ilk aşamada neyin doğru olduğunu göstermek için To begin with ifadesini kullanıyor?

  1. In the end, the school library moved to a larger room.
  2. For example, the school library has books about animals.
  3. To begin with, the school library had only one shelf.
Cevabı göster

To begin with, the school library had only one shelf.

there were only around a dozen,

2:38

gıda aromaları ile deneyler yapan

that's 12,

2:40

sadece bir düzine civarında,

companies experimenting with food flavors. Kalıp ifadeler

2:42

yani 12 şirket vardı.

Kalıp ifadeler

experimenting with food flavors: experiment with + nesne yapısı

Experiment with + nesne, bir malzemeyi, yöntemi veya fikri deneyip ne olacağını görmek anlamına gelir. experimenting with food flavors ifadesinde food flavors, şirketlerin deneyip değiştirdiği şeyleri belirtir. Nesne with sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıp yalnızca resmî bilimsel deneylerde değil; yemek yapma, sanat, tasarım ve problem çözme gibi alanlarda da kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi experiment fiilinin -ing biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The robot team is ____ lighter materials for its new model.

Cevabı göster

experimenting with

The recipes they used were kept secret Dilbilgisi

2:45

Kullandıkları tarifler gizli tutuluyordu

and only shared with family or trusted friends.

2:47

ve sadece aileleriyle veya güvenilir arkadaşlarıyla paylaşılıyordu.

Dilbilgisi

were kept secret: keep something secret yapısının edilgen biçimi

Were kept secret, keep something secret yapısının edilgen biçimidir. Recipes eylemden etkilenen ögedir: İnsanlar tarifleri gizli tutmuştur; keep eylemini tariflerin kendisi yapmaz. be + kept + secret kalıbı, sorumlu kişileri belirtmeden korunan duruma odaklanır. be, özneye ve zamana göre değişir: geçmiş zamanda tekil özneyle was kept secret, çoğul özneyle were kept secret kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi keep ve secret sözcüklerinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The launch plans ____ until Monday.

Cevabı göster

were kept secret

Dr. Berenstein compares these companies to a guild, Kalıp ifadeler

2:51

Dr. Berenstein bu şirketleri bir loncaya (guild),

an organization of people who do the same job

2:54

yani aynı işi yapan veya

or have the same interests.

2:57

aynı ilgi alanlarına sahip insanlardan oluşan bir organizasyona benzetiyor.

Kalıp ifadeler

compares these companies to a guild: compare A to B benzetme yapısı

compare A to B yapısında A, B'ye nasıl benzediği gösterilerek açıklanır. Burada A, these companies; B ise a guild ifadesidir. Lonca fikri, dinleyicinin bu şirketlerin ne tür kuruluşlar olduğunu gözünde canlandırmasına yardımcı olur. Bu yapı açıklayıcı bir benzetme kurar. A ile B'nin tamamen aynı olduğunu iddia etmez veya aralarındaki bütün benzerlik ve farklılıkları ayrıntılı biçimde incelemez.

Alıştırma

Benzetmeyi compare A to B yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: The teacher ____ the human brain ____ a computer.

Cevabı göster

compared · to

Because it was so secretive and mysterious,

2:59

Çok gizli ve gizemli olduğu için,

people saw making flavors as a dark art, Dilbilgisi

3:01

insanlar aroma yapımını karanlık bir sanat (dark art),

a method of achieving something in a clever Kelime

3:05

bir şeyi zekice

but dishonest or wicked way.

3:07

ancak dürüst olmayan veya kötü bir şekilde başarmanın bir yöntemi olarak gördüler.

Dilbilgisi

people saw making flavors as a dark art: see A as B kalıbı

See A as B, “A’yı B olarak düşünmek, değerlendirmek veya tanımlamak” anlamına gelir; yalnızca A’yı gözlerle görmek demek değildir. Burada A making flavors, B ise a dark art ifadesidir. Saw, see fiilinin geçmiş zaman biçimidir. -ing öbeği making flavors, değerlendirilen etkinliği adlandırır. Yeniden kullanılabilen sıra özne + see + A + as + B şeklindedir.

Alıştırma

See A as B kalıbını geniş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Our coach ____ teamwork ____ the key to success.

Cevabı göster

sees · as

Kelime

a clever but dishonest or wicked: but sonrasında olumsuz dönüş

In a clever but dishonest or wicked way, beceri veya yaratıcılık kullanan ama ahlaki açıdan yanlış olan bir yöntemi anlatır. Clever, yöntemdeki beceriyi kabul eder; but ise bunun yöntemi iyi ya da övgüye değer yapmadığını gösterir. Dishonest, dürüst veya adil olmamak demektir. Wicked burada daha güçlüdür ve ahlaki açıdan çok kötü ya da şeytani anlamına gelir. Bu yüzden bütün ifade, clever olduğu için basit bir övgü değil, bir eleştiridir.

Alıştırma

clever but dishonest or wicked, yöntem hakkında ne söyler?

  1. Yöntem beceri kullanabilir, ancak ahlaki açıdan yanlıştır.
  2. Yöntem basit, zararsız ve anlaşılması kolaydır.
  3. Yöntem zekice, dürüst ve övgüye değerdir.
Cevabı göster

Yöntem beceri kullanabilir, ancak ahlaki açıdan yanlıştır.

But all this changed after the Second World War, Anlatım akışı

3:10

Ancak tüm bunlar İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra değişti;

Anlatım akışı

But all this changed: önemli bir dönüm noktası işareti

“But all this changed” ifadesi anlatıda önemli bir dönüm noktasına işaret eder. “But” sonraki yeni aşamayı daha önceki durumla karşılaştırırken “all this” tek bir nesneyi göstermek yerine daha önce anlatılan durumun tamamını tek bir fikirde toplar. Burada “after the Second World War” değişimin ne zaman başladığını söyler. Bu kalıp, dinleyiciyi eski bir durumdan daha sonra farklılaşan duruma taşır.

Alıştırma

“But all this changed” bu cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Daha önceki durumu özetler ve yeni bir aşamaya geçildiğini belirtir.
  2. Bir nesnenin başka bir nesneyle değiştirildiğini söyler.
  3. Savaş sırasında meydana gelen bütün değişiklikleri sıralar.
Cevabı göster

Daha önceki durumu özetler ve yeni bir aşamaya geçildiğini belirtir.

when the invention of processed food, Kelime

3:13

süpermarketlerden satın alınabilen

Kelime

the invention of processed food: endüstriyel üretilen gıdaların yükselişi

Bu tarihsel açıklamada “the invention of processed food”, tek bir özel yemeğin icat edilmesini değil, endüstriyel olarak işlenmiş gıdaların geliştirilip yayılmasını ifade eder. Burada “processed food”; konserveleme, dondurma, malzeme ekleme veya paketleme gibi ticari ya da endüstriyel yöntemlerle değiştirilmiş gıda demektir. Yalnızca evde yıkanmış veya kesilmiş gıdayı değil, saklanması, taşınması ya da satılması kolaylaştırılmış ürünleri anlatır.

Alıştırma

Bu tarihsel gıda endüstrisi bağlamında “processed food” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca evde yıkanmış herhangi bir gıda
  2. Ticari veya endüstriyel işlemlerle hazırlanmış ya da değiştirilmiş gıda
  3. Tek bir aşçı tarafından icat edilmiş özel bir yemek
Cevabı göster

Ticari veya endüstriyel işlemlerle hazırlanmış ya da değiştirilmiş gıda

which could be bought in supermarkets Dilbilgisi

3:15

ve evde buzdolabında taze tutulabilen

and kept fresh at home in the fridge,

3:17

işlenmiş gıdaların icadı,

Dilbilgisi

which could be bought ... and kept fresh: paylaşılan edilgen yapıyla ek bilgi verme

which, daha önce geçen processed food ifadesine geri gönderme yapar. Bu sınırlayıcı olmayan ilgi cümleciği, o yiyecekler hakkında ek bilgi verir; belirli olarak hangi yiyeceklerin kastedildiğini seçmez. could be bought ve (could be) kept fresh, and ile bağlanan iki edilgen bölümdür. İkinci bölüm de could be yapısını paylaşır; dolayısıyla yiyecekler hem satın alınabilir hem de taze tutulabilir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: The reusable bottle, which can be bought online and cleaned in a dishwasher, is popular. which cümleciği ne işe yarar?

  1. Bulaşık makinesini cümlenin ana öznesi yapar.
  2. Yeniden kullanılabilir şişe hakkında ek bilgi verir.
  3. Okuyucudan belirli bir şişeyi seçmesini ister.
Cevabı göster

Yeniden kullanılabilir şişe hakkında ek bilgi verir.

increased the demand for new and exciting flavors. Kalıp ifadeler

3:19

yeni ve heyecan verici aromalara olan talebi artırdığında.

Kalıp ifadeler

increase the demand for: bir şeye duyulan ihtiyacı artırmak

increase the demand for + isim, insanların bir şeyi daha fazla istemesine veya ona daha fazla ihtiyaç duymasına neden olmak demektir. Örnekteki increased, bu değişimin geçmişte olduğunu gösterir. Buradaki demand, emir değil, insanların istediği veya ihtiyaç duyduğu bir şeyin miktarını anlatan bir isimdir. for edatı, talep edilen ürünü, hizmeti, beceriyi veya kaynağı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi increase the demand for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The heat wave ____ cold drinks.

Cevabı göster

increased the demand for

Here's Dr. Berenstein again

3:23

İşte yine Dr. Berenstein

explaining the work of present-day flavorists

3:25

günümüz aroma uzmanlarının işini

to BBC World Service program,

3:28

BBC World Service programı

The Food Chain.

3:29

The Food Chain'e açıklıyor.

So essentially becoming a flavorist today Dilbilgisi

3:31

Yani aslında günümüzde aroma uzmanı olmak

is still an apprenticeship process.

3:33

hala bir çıraklık sürecidir.

Dilbilgisi

Becoming a flavorist today is ...: özne görevindeki gerund öbeği

Burada becoming a flavorist today ifadesinin tamamı öznedir ve bu mesleğe girme sürecini adlandırır. Cümlenin temel fiili is sözcüğüdür. So ve essentially önceki düşünceyi bağlayıp özetler; becoming önünde bir be biçimi olmadığı için şimdiki zaman yapısının parçası değildir. Özne olarak kullanılan bir gerund öbeği, bir faaliyeti veya süreci genellikle tek bir düşünce olarak sunar. Bu nedenle çoğunlukla tekil fiil alır: Learning a trade takes time.

Alıştırma

Cümleyi take fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Becoming a pilot ____ years of training.

Cevabı göster

takes

There's no academic path to it, Kalıp ifadeler

3:37

Buna giden akademik bir yol yok,

right?

3:39

değil mi?

Kalıp ifadeler

academic path to it: bir hedefe giden resmî eğitim yolu

Burada academic path; dersler veya diplomalar gibi resmî eğitim yoluyla ilerlenen bir güzergâhı ifade eder, fiziksel bir patikayı değil. Cümlede it, aroma uzmanı olma hedefini yeniden gösterir. path to + hedef kalıbı, bir sonuca ulaşmanın yolunu anlatır. Burada to bir edattır; bu yüzden arkasından bir isim veya -ing biçimi gelebilir: a path to success; a path to becoming an engineer.

Alıştırma

Hedef kalıbı path to + hedef şeklinde tamamlayın: Mentoring can be a path ____ leadership.

Cevabı göster

to

Your training is on the job, Kelime

3:40

Eğitiminiz iş başında (on the job) olur,

Kelime

on the job: gerçek işi yaparak öğrenmek

Burada on the job, “iş yerinde gerçek işi yaparken” anlamına gelir. Eğitim yalnızca sınıfta değil, uygulamalı deneyim yoluyla gerçekleşir. Bu ifade zarf görevi görür: eğitimin nerede veya nasıl gerçekleştiğini belirtir. “Belirli bir görev üzerinde” anlamına gelmez.

Alıştırma

Gerçek iş yoluyla öğrenmeyi göstermek için cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: I learned how to use the booking system ____.

Cevabı göster

on the job

working alongside a master flavorist Kalıp ifadeler

3:42

bir aroma ve koku şirketinde

Kalıp ifadeler

working alongside a master: bir uzmanla yakın iş birliği

Working alongside a master, son derece becerikli bir uzmanla yakın biçimde birlikte çalışmak demektir. Alongside fiziksel bir konumu anlatabilir, ancak burada esas olarak iki kişinin işi birlikte yaptığını gösterir. Bu eğitim bağlamında yakın iş birliği, öğrenen kişiye izleme ve öğrenme fırsatı verir. Ancak alongside tek başına uzmanın resmî olarak ders verdiği veya denetim yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Denetimi ana fikir hâline getirmeden, bir çırağın uzmanla yakın biçimde birlikte çalıştığını en iyi gösteren cümle hangisidir?

  1. The apprentice worked alongside an experienced carpenter.
  2. The apprentice worked for an experienced carpenter.
  3. The apprentice worked under an experienced carpenter.
Cevabı göster

The apprentice worked alongside an experienced carpenter.

at a flavor and fragrance company Kelime

3:46

veya kendi aroma bölümlerine sahip

Kelime

flavor and fragrance company: aroma ve koku şirketi

Sektörel bir ifade olan flavor and fragrance company içinde flavor, yiyecek ve içeceklerin tadını oluşturan bileşenleri veya formülleri; fragrance ise parfüm, kozmetik ve ev ürünleri gibi ürünlerde kullanılan kokuları anlatır. Flavor ve fragrance sözcüklerinin birlikte kullanılması, şirketin bağlantılı olan bu iki alanda da çalıştığını gösterir. Buradaki fragrance, yiyeceğin tadını değil, kokuyu ifade eder.

Alıştırma

Hem çilekli yoğurdun aromasını hem de el sabununun kokusunu geliştirme olasılığı en yüksek olan şirket hangisidir?

  1. a fragrance company
  2. a flavor and fragrance company
  3. a flavor company
Cevabı göster

a flavor and fragrance company

or at some of the bigger food companies

3:48

daha büyük gıda şirketlerinden bazılarında

will have their own flavor divisions.

3:51

usta bir aroma uzmanıyla birlikte çalışarak.

It's a scientific profession for sure. Ton ve niyet

3:53

Kesinlikle bilimsel bir meslektir.

Ton ve niyet

for sure: güçlü kesinlik ifadesi

Burada cümle sonundaki for sure tüm yargıyı güçlendirir: konuşan kişi bu mesleğin bilimsel olduğundan emindir. İfade “kesinlikle” veya “şüphesiz” anlamına gelir; kelimesi kelimesine “emin olmak amacıyla” anlamına gelmez. Bir ifadenin sonunda kullanıldığında, kendinden emin bir ek onay gibi duyulur. For sure. tek başına da güçlü bir “evet” veya kesin bir onay bildirebilir.

Alıştırma

Güçlü bir “evet” bildiren, dersteki iki sözcüklü ifadeyle yanıtı tamamlayın: “Will you help us tomorrow?” “____.”

Cevabı göster

For sure

You have to know a lot about chemistry,

3:56

Kimya hakkında çok şey bilmelisiniz,

but it is a creative profession. Anlatım akışı

4:00

ancak bu yaratıcı bir meslektir.

Anlatım akışı

but it is a creative profession: but ile farklı bir yönü vurgulamak

but, birbirinden farklı görünebilen iki gerçeği bağlar: iş bilimseldir ve aynı zamanda yaratıcıdır. İkinci gerçek birincisini geçersiz kılmaz; ikisi de doğrudur. Bu cümlede but sonrasındaki fikir daha fazla dikkat çeker. Konuşan kişi, kimyaya dayalı bir işin hayal gücü de gerektiremeyeceği yönündeki dar düşünceyi düzeltiyor.

Alıştırma

Bu cümlede but ne yapıyor? The work needs careful measurements, but it also needs imagination.

  1. Hayal gücünün dikkatli ölçümlere yol açtığını gösterir.
  2. İlk gerçeğin artık doğru olmadığını söyler.
  3. Karşıtlık oluşturan bir gerçeği ekler ve ona daha fazla dikkat çeker.
Cevabı göster

Karşıtlık oluşturan bir gerçeği ekler ve ona daha fazla dikkat çeker.

At the very heart of this industrial food system, Deyimler

4:03

Bu endüstriyel gıda sisteminin tam kalbinde,

Deyimler

At the very heart of ...: tam merkezinde

At the heart of, “merkezinde” ya da “en önemli kısmında” anlamına gelen bir benzetmedir. Endüstriyel bir gıda sisteminin gerçek bir kalbi yoktur. very eklemek vurguyu güçlendirir: at the very heart of, “tam merkezinde” demektir. Bu ifade, daha büyük bir şeyin içindeki merkezi bir yeri, kişiyi, fikri veya konuyu gösterebilir.

Alıştırma

“Merkezi ve en önemli kısmında” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Trust is ____ a strong friendship.

Cevabı göster

at the very heart of

there's these craft artisans Kelime

4:07

aslında yemeğin tadının nasıl olacağını şekillendiren aromaları

who are essentially designing molecule by molecule Kalıp ifadeler

4:10

molekül molekül tasarlayan

Kelime

craft artisans: yalnızca sanatçı değil, becerikli zanaatkârlar

Craft artisans, becerikli el işçiliğiyle veya uzmanlık gerektiren bir zanaatla tanınan kişilerdir. Artisan sözcüğü uygulamalı tekniği, özeni ve deneyimi vurgular; yalnızca artist anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, tasarımcıları ince ayrıntıları kontrol ederek çalışan üreticiler gibi gösterir. Teknik bir sistem içinde olsalar bile yaptıkları işin zanaat ve yaratıcılık gerektirdiği anlatılır.

Alıştırma

Bir kişi geleneksel birleştirme teknikleriyle ahşap sandalyeleri elde yapıyor. En uygun tanım hangisidir?

  1. an audience member
  2. an industrial buyer
  3. a craft artisan
Cevabı göster

a craft artisan

Kalıp ifadeler

molecule by molecule: X by X yapısı

Molecule by molecule, “her seferinde bir molekül” anlamına gelir. Aynı birimin tekrarlanması, tasarımın birbirinden ayrı ve çok küçük aşamalar hâlinde ilerlediğini gösterir; böylece ifade son derece yüksek bir hassasiyeti vurgular. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı, tekil isim + by + aynı tekil isim biçimindedir ve genellikle tanımlık almaz: piece by piece, room by room ve line by line. Buradaki by, iki molekülü karşılaştırmaz; birim birim ilerlemeyi belirtir.

Alıştırma

X by X yapısını tamamlamak için piece sözcüğünü kullanın: The class rebuilt the model ____.

Cevabı göster

piece by piece

the flavors that shape the way that food is made to taste. Kelime

4:14

bu zanaatkarlar (craft artisans) var.

Kelime

shape the way ... is made to taste: yiyeceğin son tadını etkilemek

Burada shape, “fiziksel bir şekil vermek” değil, soyut olarak “etkilemek veya belirlemek” anlamına gelen bir fiildir. shape the way ... bir şeyin nasıl gerçekleştiğini ya da nasıl sonuçlandığını etkilemek demektir. food is made to taste ifadesinde make edilgen yapıdadır ve to taste hedeflenen tat sonucunu gösterir: üreticilerin yiyeceğe nasıl bir tat kazandırdığı. İfadenin tamamı, aromaların bitmiş üründe tasarlanan tadı etkilediğini anlatır.

Alıştırma

Burada shape the way that food is made to taste ne anlama geliyor?

  1. Yiyeceğin aromaları tatması istenir.
  2. Aromalar, üreticilerin yiyeceğe kazandırdığı tadı etkiler.
  3. Aromalar yiyeceğin yalnızca fiziksel şeklini değiştirir.
Cevabı göster

Aromalar, üreticilerin yiyeceğe kazandırdığı tadı etkiler.

Today's flavorists learn their art Kalıp ifadeler

4:19

Günümüzün aroma uzmanları sanatlarını

by serving an apprenticeship,

4:21

becerilerini öğrenmek için,

Kalıp ifadeler

learn their art by serving an apprenticeship: çıraklık yaparak mesleği öğrenmek

learn their art, kişinin uzmanlık gerektiren mesleğini öğrenip ustalaşması demektir. Burada art yalnızca resim gibi güzel sanatları değil, beceri gerektiren bir meslek veya zanaatı anlatır. by + V-ing yapısı yöntemi gösterir. serve an apprenticeship, çırak olarak gözetim altında uygulamalı eğitim dönemini geçirmek ve tamamlamak demektir. Burada serve, bir müşteriye hizmet etmeyi değil, bu eğitim döneminden geçmeyi anlatır.

Alıştırma

by + V-ing yapısını ve serve an apprenticeship ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Traditional watchmakers often learn their craft ____.

Cevabı göster

by serving an apprenticeship

a period of time spent working for a skilled master,

4:23

genellikle düşük bir ücret karşılığında,

often for low payment,

4:27

yetenekli bir ustanın yanında çalışarak geçirilen bir zaman dilimi olan

in order to learn their skills.

4:28

çıraklık yaparak öğrenirler.

Although a background in chemistry is important,

4:30

Kimya geçmişine sahip olmak önemli olsa da,

you can't study flavors at university. Kelime

4:33

üniversitede aroma okuyamazsınız.

Kelime

study ... at university: Britanya İngilizcesinde artikelsiz kullanım

Britanya İngilizcesinde at university, üniversite eğitimi aşamasında olmayı veya üniversite öğrencisi olarak okumayı ifade ettiğinde artikelsiz kullanılır. study flavors at university ifadesinde söz konusu olan belirli bir kurum değil, genel eğitim ortamıdır. the eklendiğinde gönderme değişir: at the university genellikle durumdan veya bağlamdan bilinen belirli bir üniversiteyi gösterir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde, belirli bir kurumun adını vermeden onun üniversite eğitimi sırasında mühendislik okuduğunu en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. She studied engineering at university.
  2. She studied engineering on university.
  3. She studied engineering at the university.
Cevabı göster

She studied engineering at university.

The training happens on the job,

4:36

Eğitim iş başında (on the job),

at your place of work,

4:38

iş yerinizde,

while you are working.

4:39

siz çalışırken gerçekleşir.

Dr. Berenstein calls flavorists craft artisans, Dilbilgisi

4:41

Dr. Berenstein aroma uzmanlarını zanaatkarlar (craft artisans),

Dilbilgisi

calls flavorists craft artisans: call A B yapısı

Calls flavorists craft artisans, call + A + B yapısını kullanır. A, yani flavorists, ad verilen veya sınıflandırılan kişi ya da şeydir; B, yani craft artisans, A'ya verilen ad veya kategoridir. Bu etken yapıda B doğrudan A'dan sonra gelir: call flavorists craft artisans denir, call flavorists as craft artisans denmez.

Alıştırma

Cümleyi call A B yapısını oluşturan fiille tamamlayın: People ____ this small room the studio.

Cevabı göster

call

people doing skilled work with their hands,

4:45

elleriyle vasıflı işler yapan insanlar olarak adlandırıyor

and she describes their creations as the marriage of science and art. Deyimler

4:47

ve kreasyonlarını bilim ve sanatın evliliği olarak tanımlıyor.

Deyimler

the marriage of science and art: İki alanın birleşmesi

Buradaki the marriage of science and art, iki alanın yakın ve verimli biçimde birleşmesini anlatan bir mecazdır. Marriage burada insanların evlenmesi anlamına gelmez. the marriage of A and B kalıbı, iki farklı unsurun tek bir sonuç oluşturmak için birlikte çalıştığını ve çoğu zaman her birinin önemli bir katkı sunduğunu anlatır.

Alıştırma

Mecazı a marriage of A and B sabit kalıbıyla tamamlayın: The new museum is a ____ tradition and modern technology.

Cevabı göster

marriage of

Yes,

4:52

Evet,

I love the idea of the flavorist as a magician Deyimler

4:52

aroma uzmanının bir sihirbaz olarak,

Deyimler

the idea of the flavorist as a magician: A’yı B olarak görmek

the idea of the flavorist as a magician ifadesinde the idea of A as B kalıbı, B’yi A’yı hayal etmenin veya anlamanın bir yolu olarak sunar. Burada as, aroma uzmanını sihirbaz imgesi veya rolüyle ilişkilendirir. Bu mecazi bir anlatımdır, gerçek anlamlı değildir. Kişinin gerçekten sihir yaptığını söylemek yerine aroma uzmanının gizemli yaratıcılığını ve becerisini vurgular.

Alıştırma

Kütüphaneyi yeni bir rolde sunan sözcükle cümleyi tamamlayın: I like the idea of the library ____ a community hub.

Cevabı göster

as

adding a pinch of this flavor or a drop of that oil Kalıp ifadeler

4:55

mükemmel sihirli tadı yaratmak için

Kalıp ifadeler

Çok küçük miktarlar için a pinch of ... veya a drop of ...

A pinch of ve a drop of, çok küçük miktarları belirten isim öbekleridir. A pinch, parmakların arasında tutulabilen kuru ve taneli ya da toz bir malzemenin küçük miktarıdır; a drop ise sıvının küçük bir damlasıdır. Bu cümlede flavor, bir tutamla ölçülen aroma verici malzemeyi; oil ise damlayla ölçülen yağı anlatır. Kalıp a + miktar ismi + of + madde şeklindedir. Burada pinch ve drop miktar belirten isimlerdir; çimdiklemek ve düşürmek anlamındaki fiiller değildir.

Alıştırma

Önce kuru malzeme ölçüsünü, ardından sıvı ölçüsünü kullanın: Add ____ salt and ____ olive oil.

Cevabı göster

a pinch of · a drop of

to create the perfect magical taste.

4:59

şu aromadan bir tutam veya bu yağdan bir damla eklemesi fikrine bayılıyorum.

I wonder if that's what British chef Heston Blumenthal was trying to do. Ton ve niyet

5:01

İngiliz şef Heston Blumenthal'in yapmaya çalıştığı şey bu muydu merak ediyorum.

Ton ve niyet

I wonder if: bir olasılığı nazikçe dile getirmek

I wonder if, kesin olmayan bir olasılık hakkındaki düşünceyi dile getirir. Burada konuşmacı bunun şefin amacı olup olmadığını nazikçe tahmin eder; ifade Ben bunu tuhaf buluyorum anlamına gelmez. if'ten sonra düz cümle sırası kullanılır: I wonder if she is ready denir, I wonder if is she ready denmez. Bu başlangıç, doğrudan bir soru veya iddiadan daha yumuşak ve daha az kesin duyulur.

Alıştırma

Hangi cümle Maya'nın müsait olma olasılığını nazikçe dile getirir?

  1. I wonder if is Maya free.
  2. I wonder if Maya is free.
  3. I wonder that Maya is free.
Cevabı göster

I wonder if Maya is free.

In my question,

5:05

Sorumda,

I asked what popular flavor combination was invented by chef Heston Blumenthal?

5:06

Şef Heston Blumenthal tarafından icat edilen popüler aroma kombinasyonunun ne olduğunu sormuştum.

And I said it was A,

5:12

Ve ben A demiştim,

dark chocolate and sea salt.

5:13

bitter çikolata ve deniz tuzu.

So,

5:15

Peki,

was I right? Ton ve niyet

5:15

haklı mıydım?

Ton ve niyet

Önceki bir cevabı veya tahmini kontrol etmek için Was I right?

Was I right? konuşanın daha önce verdiği bir cevabın, yaptığı bir tahminin veya belirttiği bir yargının doğru olup olmadığını sorar. Burada right, “doğru” anlamına gelen bir sıfattır. Daha önceki bir an kontrol edildiği için geçmiş zaman biçimi was ve was + I + right soru dizilişi kullanılır. Am I right? ise konuşanın şu anda dile getirdiği görüşü kontrol eder.

Alıştırma

Dün bugün yağmur yağacağını tahmin ettiniz. Bugün gerçekten yağmur yağdığını öğrendiniz. Dünkü tahminin doğru olup olmadığını hangi soru sorar?

  1. Will I be right?
  2. Am I right?
  3. Was I right?
Cevabı göster

Was I right?

It's true that sweet and salty flavors go together well, Notlar

5:16

Tatlı ve tuzlu tatların birbirine iyi uyduğu doğru,

Kalıp ifadeler

sweet and salty flavors go together well: uyumlu bir eşleşme

Bu cümlede sweet and salty flavors go together well, tatlı ve tuzlu tatların hoş bir birleşim oluşturduğu anlamına gelir. Buradaki go hareket etmeyi anlatmaz; go together “birbirine uymak” veya “iyi bir birleşim oluşturmak” demektir. A and B go together well kalıbı yiyeceklerin, renklerin, kıyafetlerin veya tasarım öğelerinin birbirine yakıştığını anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekteki “birbirine yakışmak” anlamına gelen ifadeyi kullanın: This jacket and these boots ____.

Cevabı göster

go together well

but the correct answer was white chocolate and caviar, Kültür

5:19

ancak doğru cevap İsviçreli usta aroma uzmanı François Benzi tarafından

Anlatım akışı

It's true that ... but ... ile önce kabul edip sonra düzeltme

It's true that ... but ... bir yanıtı iki aşamada düzenler. that ile başlayan bölüm konuşanın kabul ettiği noktayı belirtir; but ise bir düzeltme, sınırlama veya daha önemli bir sonuç getirir. Bu cümlede ilk bölüm, tatlı ve tuzlu tatların birbirine yakışabileceğini kabul eder. Ancak bu gerçek, önceki cevabın doğru olduğunu kanıtlamaz; belirleyici bilgi but sözcüğünden sonra gelir. Dinlerken veya okurken konuşanın tüm görüşüne karar vermeden önce but bölümünü bekleyin.

Alıştırma

Cümleyi It's true that ... but ... kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: ____ the route is longer, ____ it is much safer.

Cevabı göster

It's true that · but

a combination described by Swiss master flavorist François Benzi

5:23

garip ama harika olarak tanımlanan bir kombinasyon olan

as weird but wonderful. Deyimler

5:28

beyaz çikolata ve havyardı.

Kültür

white chocolate and caviar: beklenmedik bir yiyecek eşleşmesi

Beyaz çikolata tatlıdır. Havyar, genellikle mersin balığından alınan ve tuzlanarak hazırlanan balık yumurtasıdır; bu nedenle tuzlu ve yoğun bir tada sahiptir. İnsanlar normalde bu ikisini aynı tür yiyecekler veya bariz bir ikili olarak düşünmez. Bu karşıtlık, birleşimin cümlede neden “tuhaf” olarak tanımlandığını açıklar. Tanıdık bir tatlıyı, çoğunlukla özel günlerde sunulan tuzlu bir yiyecekle bir araya getirir; yine de sonuç lezzetli olabilir.

Alıştırma

“White chocolate and caviar” bu bağlamda neden sıra dışı bir birleşim gibi geliyor?

  1. Birbirine benzeyen iki deniz ürünü yemeğini anlatır.
  2. İki tür tatlı çikolatayı adlandırır.
  3. Tatlı bir yiyeceği, normalde tatlı malzemesi olarak kullanılmayan tuzlu ve yoğun lezzetli bir yiyecekle eşleştirir.
Cevabı göster

Tatlı bir yiyeceği, normalde tatlı malzemesi olarak kullanılmayan tuzlu ve yoğun lezzetli bir yiyecekle eşleştirir.

Deyimler

weird but wonderful: tuhaf ama harika

Weird but wonderful, bir şeyin tuhaf, alışılmadık veya şaşırtıcı görünmesine rağmen çok hoş ya da etkileyici olduğunu anlatır. But, ilk baştaki olası olumsuz tepkiyi sonundaki olumlu değerlendirmeye dönüştürür. Bu tür karışık değerlendirmeleri anlamak için but sözcüğünden sonra gelen bölüme dikkat edin; konuşanın asıl sonucu oradadır. Burada birleşim alışılmadıktır, ancak konuşan sonuçta onu beğenmektedir.

Alıştırma

Yeni bir tatlının tadı tuhaf, ama hoşunuza gidiyor. Dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: It tastes ____.

Cevabı göster

weird but wonderful

Right,

5:30

Pekala,

let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:30

öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

starting with a dozen, Anlatım akışı

5:32

12 anlamına gelen

which means 12.

5:34

a dozen ile başlayarak.

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary we've learned: tekrar bölümüne geçmek

Let's recap the vocabulary we've learned, tekrar gözden geçirme bölümüne geçiş yapan bir ifadedir. Recap, temel noktaları kısaca yeniden ele almak demektir; dolayısıyla konuşan kişi yeni bir konuya başlamak yerine daha önce sunulan içeriğe dönüleceğini belirtir. Let's + fiilin yalın hâli, birlikte bir şey yapma önerisi veya daveti oluşturur. Nesne olan the vocabulary we've learned, tam olarak neyin gözden geçirileceğini belirtir.

Alıştırma

Konuşan kişi Let's recap the vocabulary we've learned dediğinde neyin başlayacağını belirtir?

  1. Daha önce öğretilen kelimelerin kısa bir tekrarı başlamak üzere.
  2. Dersteki her kelime tüm ayrıntılarıyla yeniden öğretilecek.
  3. İlgisiz yeni bir konu başlamak üzere.
Cevabı göster

Daha önce öğretilen kelimelerin kısa bir tekrarı başlamak üzere.

Anlatım akışı

starting with a dozen: ilk maddeyi belirtmek

Starting with a dozen, a dozen ifadesini bir listenin veya tekrarın ilk maddesi olarak gösterir. Burada starting with bilginin sırasını düzenler; şu anda gerçekleşen bir eylemi vurgulamaz. Birden fazla şeyden söz ettikten sonra hangisinin önce geldiğini göstermek için starting with + isim veya isim öbeği kullanabilirsin.

Alıştırma

Hangi cümle bir dizinin ilk maddesini göstermek için starting with ifadesini kullanıyor?

  1. We'll review our only topic, online safety.
  2. We'll review three topics, starting with online safety.
  3. We started the computer to review three topics.
Cevabı göster

We'll review three topics, starting with online safety.

Something described as a dark art Kalıp ifadeler

5:35

Dark art (karanlık sanat) olarak tanımlanan bir şey,

refers to a method of achieving something in a clever but dishonest way. Kalıp ifadeler

5:37

bir şeyi zekice ama dürüst olmayan bir şekilde başarmanın bir yöntemini ifade eder.

Kalıp ifadeler

Something described as a dark art: bir şeyi adlandırmak veya değerlendirmek

Something described as a dark art ifadesinde described geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifade something that is described as a dark art anlamına gelir; that is sözcükleri çıkarılmıştır. Bu kısaltılmış ilgi cümleciği, tanımlanan şeyin türünü belirtir. Described as yapısından sonra bir şeye verilen ad, kategori veya değerlendirme gelir. Burada a dark art açıklamanın içeriğidir, açıklamayı yapan kişi değildir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bu değerlendirme verilmiş” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamla: The plan was ____ risky by several experts.

Cevabı göster

described as

Kalıp ifadeler

refers to a method of achieving something: resmî tanım kalıbı

Burada X refers to Y bir tanım kalıbıdır: X, Y anlamına gelir veya Y’yi ifade eder. Vurgulanan sözcükler açıklanan terimin anlamını verir; bu cümlede refer to, “bir kaynağa bakmak” anlamında değildir. Bu kalıp sözlüklerde ve resmî açıklayıcı metinlerde yaygındır. a method of achieving something yapısında of edatından sonra -ing biçimindeki achieving gelir. Bu yapı yöntemin ne işe yaradığını, yani bir hedefe ulaşma yöntemi olduğunu belirtir.

Alıştırma

Tanımı, “anlamına gelir” karşılığındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: In this guide, “backup” ____ a copy of your files.

Cevabı göster

refers to

A guild is an organization of people who do the same job.

5:42

A guild (lonca), aynı işi yapan insanlardan oluşan bir organizasyondur.

An apprenticeship is the period of time an apprentice spends watching

5:45

An apprenticeship (çıraklık), bir çırağın becerilerini öğrenmek için yetenekli bir ustayı izleyerek

and working with a skilled master in order to learn their skills.

5:49

ve onunla birlikte çalışarak geçirdiği süredir.

When you do something on the job,

5:53

Bir şeyi on the job (iş başında) yaptığınızda,

it happens in the workplace,

5:55

bu iş yerinde,

while you're working.

5:57

siz çalışırken gerçekleşir.

And finally,

5:58

Ve son olarak,

an artisan is a person doing skilled work with their hands.

5:59

an artisan (zanaatkar), elleriyle yetenek gerektiren bir iş yapan kişidir.

Once again, Kalıp ifadeler

6:03

Bir kez daha,

our six minutes are up.

6:03

altı dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

Once again, our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi

our six minutes are up ifadesinde up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Bu ifade konuşmacıların bitirmesi gerektiğine işaret eder; burada up yukarı yön anlamına gelmez. Once again, düzenli ve süreli bir programda olduğu gibi aynı kapanış noktasının daha önce de yaşandığını gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıplar Time is up ve Your ten minutes are up ifadeleridir.

Alıştırma

Zamanlayıcı çaldı. Ayrılan sürenin sona erdiğini belirten iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Your five minutes ____.

Cevabı göster

are up

Bye for now. Ton ve niyet

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Ton ve niyet

Bye for now: geçici bir vedalaşma

Bye for now, ayrılığın geçici olduğu durumlarda bir konuşmayı bitirmenin samimi bir yoludur. For now, ‘şimdilik’ anlamına gelir; bu nedenle ifade daha sonra başka bir buluşma, konuşma, mesajlaşma veya bölüm olacağını sezdirir. Yalnızca Bye demeye kıyasla ayrılığın geçici olduğunu daha açık gösterir. O anki iletişimi bitirir, ancak son bir veda gibi duyulmaz.

Alıştırma

Bye for now hangi durumda en doğal kullanılır?

  1. Ertesi gün yeniden konuşmayı planladığınız samimi bir telefon görüşmesini bitirirken
  2. Kalıcı bir ayrılıktan önce son kez veda ederken
  3. Tanımadığınız birine gönderilen resmî hukuki bildirimi bitirirken
Cevabı göster

Ertesi gün yeniden konuşmayı planladığınız samimi bir telefon görüşmesini bitirirken

Bye-bye.

6:05

Bay bay.

Six Minute English from BBC Learning English.

6:08

BBC Learning English'ten Six Minute English.