Antik Roma'da bir gencin hayatına kısa bir bakış - Ray Laurence: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: MS 73 yılındaki Liberalia’da 17 yaşındaki Lucius’u izleyin: kardeşinin yetişkinliğe geçiş töreninden Roma’nın kalabalık sokaklarına, hamamlara ve kutlama yemeğine uzanan gün, ileride onun geleceğini tehdit edebilecek bir terör dönemine bağlanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. which poses considerable risk. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Açıklayıcı bir which yan cümlesinin tek bir isme değil, önceki durumun tamamına gönderme yapabileceğini anlayın. Burada kiracıların sıkışık yaşamasından doğan tehlike değerlendiriliyor; bu kalıbı tanımak, neden ve sonuçları yoğun biçimde aktaran açıklamaları izlemeyi kolaylaştırır. 2. campaigns; on the frontier between — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: campaigns sözcüğünün sıradan projeleri değil düzenli askerî harekâtları, frontier sözcüğünün ise çekişmeli bir sınır bölgesini anlattığını fark edin. Bu bağlamsal anlamlar Roma’nın nerelerde savaştığını kavramanızı ve askerî tarih dilini gündelik kullanımdan ayırmanızı sağlar. 3. Will Lucius survive? — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Son sorunun bir kişinin kaderini yaklaşan terör dönemiyle bağlayarak nasıl merak yarattığını görün. Bir belgesel ya da öykü sonucu çözümsüz bırakıp dikkati sonraki gelişmelere yönelttiğinde bu merak unsurunu tanıyabilir ve kullanabilirsiniz.
Bu derste
AD 73: AD/CE çağındaki 73 yılı
in AD 73 ifadesinde AD takvim çağını belirtir; dolayısıyla tarih, geleneksel AD/BC sistemindeki 73 yılıdır. AD, Latince anno Domini ifadesinin kısaltmasıdır ve “Rab'bin yılında” anlamına gelir. Burada çağ etiketi, sahneyi birinci yüzyıldaki antik Roma'ya yerleştirir. Bu bir yerin ya da kuruluşun adı değildir. Belirli bir yılla kullanıldığında AD geleneksel olarak sayıdan önce gelir.
Alıştırma
Bu cümlede “AD 73” hangi zamanı belirtir?
- AD/CE çağındaki 73 yılı
- AD adlı bir yer
- 73 yaşındaki bir kişi
- AD/CE çağından önceki 73 yılı
Cevabı göster
AD/CE çağındaki 73 yılı
an annual festival that celebrates the liberty of Rome's citizens.
0:24Antik Roma'yı ziyaret ediyoruz.
the Liberalia: antik Roma'ya özgü belirli bir festival
the Liberalia, antik Roma'daki belirli bir festivalin özel adıdır; “özgürlük” anlamına gelen genel bir sözcük değildir. Virgülden sonraki an annual festival ifadesi açıklayıcı eş görevli bir yapıdır ve bilinmeyen adın neyi belirttiğini açıklar. Festival, halka açık kutlamalara ve özgür doğmuş bazı Romalı erkek çocuklarının yetişkin vatandaş statüsüne geçişlerini belirttikleri erginlenme törenlerine kültürel bir ortam sağlar. Genel olarak tarihî bir özel adın ardından virgül ve bir ad öbeği gelirse sözcüğü sözcüğüne çeviri aramadan önce adı sınıflandırmak için bu öbeği kullanın.
Alıştırma
Cümlede “the Liberalia” neyi ifade ediyor?
- Bir Roma vatandaşının sahip olduğu yasal bir unvan
- Siyasi özgürlük için kullanılan genel bir terim
- Roma'nın bir bölgesi
- Antik Roma'da düzenlenen belirli bir yıllık festival
Cevabı göster
Antik Roma'da düzenlenen belirli bir yıllık festival
We're looking in at a 17-year-old named Lucius Popidius Secundus. Öbek fiiller
0:30Lucius Popidius Secundus adında 17 yaşındaki bir genci inceliyoruz.
looking in at: anlatımı bir sahneye taşımak
Bu cümlede we're looking in at, izleyicinin bakış açısını geniş bir konudan belirli bir kişiye kaydırır. Anlatımın artık Lucius'u bulunduğu ortamda gözlemlememizi sağladığı anlamına gelir; birinin gerçekten pencereden içeri bakması gerekmez. Bu ifade, dışarıdaki bir gözlemcinin kısa süreliğine bir sahneye girdiği bakış açısını verir. Anlatım veya kamera belirli bir kişiye, yere ya da ana geçtiğinde özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Şu cümlede looking in at ne işlev görür: “Next, we're looking in at a classroom during a science fair.”?
- İzleyiciyi gözlemlemek üzere sınıf sahnesine yönlendirir.
- Konuşanın sınıfa kısa bir sosyal ziyaret yaptığını belirtir.
- Konuşanın bir kapı aralığından baktığını kanıtlar.
Cevabı göster
İzleyiciyi gözlemlemek üzere sınıf sahnesine yönlendirir.
He's not from a poor family, but he lives in the region known as the Subura, a poorer neighborhood in Rome, Kalıp ifadeler
0:36O fakir bir aileden gelmiyor, ancak Roma'nın daha fakir bir mahallesi olan Subura olarak bilinen bölgede yaşıyor,
known as the Subura: bir adı tanıtmak
the region known as the Subura ifadesinde known as the Subura, region sözcüğünü niteleyen geçmiş ortaç grubudur. the region that is known as the Subura ifadesinin kısaltılmış biçimidir. be known as + ad, unvan veya kimlik yapısı, birine ya da bir şeye ne dendiğini belirtir. Burada the Subura bölgenin özel adıdır.
Alıştırma
Cümleyi yerleşmiş bir adı tanıtan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This neighborhood is ____ the Arts District.
Cevabı göster
known as
The tenants of these apartments are crammed in, which poses considerable risk. Notlar
0:47Bu apartmanların kiracıları tıkış tıkış yaşıyor, ki bu da önemli bir risk oluşturuyor.
are crammed in: gereğinden küçük bir alana sıkışmış
Are crammed in ifadesindeki be + geçmiş zaman ortacı, kalabalık bir durumu anlatır: kiracılar gereğinden küçük bir alana sıkışmıştır. Bu ifade yoğunluk, rahatsızlık ve olası güvenlik sorunları çağrıştırır; yalnızca kiracıların dairelerin içinde olduğunu söylemez. Edilgen yapı be crammed in, bu koşulu yaşayan insanlara odaklanır. Etken yapı cram people or things into a place ise çok sayıda insanı veya nesneyi sınırlı bir alana yerleştirme eylemine odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle, çok fazla insanın küçük bir alana sıkıştığını en açık biçimde anlatır?
- The hikers were crammed into a tiny shelter during the storm.
- The hikers spread out across a large empty field.
- The hikers stored their bags beside the shelter.
Cevabı göster
The hikers were crammed into a tiny shelter during the storm.
which poses considerable risk: which önceki durumun tamamına gönderme yapar
Buradaki which, apartments sözcüğünü karşılamaz. Virgül + which yan cümlesi, kiracıların dar bir alana sıkışmış olması şeklindeki önceki durumun tamamına gönderme yapar ve bunun sonucunu ekler: bu durum önemli ölçüde risk oluşturur. Tam bir ifade, which + fiil... kalıbı, konuşanın önceki ifadenin tamamı hakkında yorum yapmasını veya sonucunu belirtmesini sağlar. Pose a risk, “risk yaratmak veya oluşturmak” anlamına gelen nispeten resmî bir kalıptır; tekil poses, önceki durumun tek bir olgu olarak ele alınmasıyla uyumludur.
Alıştırma
Hangi cümlede virgül + which yapısı, virgülden önceki durumun tamamı hakkında yorum yapmak için kullanılmıştır?
- The meeting room, which has large windows, is upstairs.
- The power went out, which delayed the meeting.
- The report which contains the figures is on my desk.
Cevabı göster
The power went out, which delayed the meeting.
and the smell of ash and smoke in the morning is not uncommon. Kalıp ifadeler
0:56ve sabahları kül ile duman kokusu duymak alışılmadık bir durum değildir.
is not uncommon: «oldukça yaygın» demenin ölçülü bir yolu
Not uncommon, kelime anlamıyla uncommon sözcüğünü olumsuzlar; ancak bu cümlede kokunun belli bir düzenlilikle ortaya çıktığını, yani nadir değil oldukça yaygın olduğunu anlatır. Bu dolaylı olumlu anlatım ölçülü bir tona sahiptir. Sıklığı common kadar doğrudan veya kesin konuşmadan belirtir ve bir şeyin mutlaka son derece yaygın olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
'The reaction is not uncommon.' cümlesinin en doğal anlamı nedir?
- Tepki oldukça sık meydana gelir.
- Tepkinin ne sıklıkta meydana geldiğini kimse bilmiyor.
- Tepki her zaman meydana gelir.
- Tepki nadirdir.
Cevabı göster
Tepki oldukça sık meydana gelir.
Lucius, who awoke at dawn, has family duties to perform today. Kalıp ifadeler
1:01Şafak vakti uyanan Lucius'un bugün yerine getirmesi gereken ailevi görevleri var.
family duties to perform: yerine getirilmesi gereken ailevi sorumluluklar
Family duties to perform, yerine getirilmesi gereken ailevi sorumluluklar anlamına gelir. Perform duties ifadesinde perform, seyirci önünde gösteri yapmak değil, sorumlulukları yerine getirmek veya yürütmek demektir. Mastar yapısındaki to perform, duties sözcüğünden sonra gelir ve ne yapılması gerektiğini belirtir. İsim + to-infinitive kalıbı, tasks to complete örneğinde olduğu gibi, çoğunlukla hâlâ yapılması gereken bir şeyi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle resmî perform duties kalıbını doğru kullanıyor?
- She must play several official duties before noon.
- She must perform several official duties before noon.
- She must act several official duties before noon.
Cevabı göster
She must perform several official duties before noon.
coming of age: tanınan yetişkin statüsüne geçmek
Come of age, bir kişinin toplumsal, yasal veya kültürel olarak yetişkin kabul edildiği noktaya ulaşması anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Yalnızca yaşlanmayı değil, statü ve sorumluluk değişimini anlatır. is coming of age yapısındaki sürerlik biçimi, bu geçişi şu sıralarda gerçekleşen bir süreç olarak sunar. Burada yaşla bağlantılı tören, kardeşin yetişkin statüsüne geçişini işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi 'tanınan yetişkin statüsüne geçti' anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: At the end of the community ceremony, Mara officially ____.
Cevabı göster
came of age
Half the children in ancient Rome die before they reach adulthood, Anlatım akışı
1:12Antik Roma'da çocukların yarısı yetişkinliğe erişmeden öldüğü için
before they reach adulthood, so: arka plandan sonuca
Before they reach adulthood, ölümlerin yetişkinlik eşiğinden önce gerçekleştiğini belirtir. Bu yan cümle, dönüm noktasının neden önemli olduğunu anlamak için gereken arka plan gerçeğini sunar. Ardından so bir sonuç veya çıkarım bildirir: Pek çok çocuk yetişkinliğe kadar hayatta kalamadığı için yetişkinliğe ulaşmak özellikle önemlidir. Arka plan gerçeği + so + değerlendirme düzeninde, so sonrasındaki değerlendirme bağımsız bir görüş değil, önceki bilginin desteklediği bir sonuçtur.
Alıştırma
'Half the children in ancient Rome die before they reach adulthood, so this is a particularly important milestone.' cümlesinde so ne yapar?
- Konuyla ilgisiz bir başlık sunar.
- Yüksek çocuk ölüm oranını, dönüm noktasının önemli olmasının bir nedeni hâline getirir.
- Yetişkinliğin önceki ölümlere neden olduğunu gösterir.
- Dönüm noktasının ölümlerden önce gerçekleştiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Yüksek çocuk ölüm oranını, dönüm noktasının önemli olmasının bir nedeni hâline getirir.
Lucius watches his brother stand in his new toga before the household shrine with its protective deities,
1:20Lucius, yeni togasını giymiş kardeşinin, koruyucu tanrıların bulunduğu ev tapınağının önünde dikilişini izlerken;
as he places his bulla, a protective amulet in the shrine with a prayer of thanks. Kültür
1:27kardeşi de koruyucu bir muska olan bulla'sını bir şükran duası eşliğinde tapınağa yerleştiriyor.
his bulla, a protective amulet: bilinmeyen bir terimi açıklayıcı ara sözle anlatmak
his bulla, a protective amulet ifadesinde a protective amulet ad öbeği açıklayıcı bir ara sözdür: bulla ile aynı nesneyi gösterir ve bilinmeyen bir terimi hızlıca açıklar. İkinci bir nesnenin adı değildir. Bulla, Romalı çocukların korunmak amacıyla taktıkları bir muskaydı. Yetişkinliğe geçişle ilgili bu bağlamda onu kutsal bir bölmeye bırakmak çocukluğun sona erdiğini gösterir; bu nedenle sıradan bir takıdan daha fazlasıdır.
Alıştırma
Örnekte a protective amulet ifadesinin dil bilgisel görevi nedir?
- Duanın nasıl söylendiğini açıklar.
- Bulla’yı başka bir ifadeyle belirtip açıklar.
- Kutsal bölmeye bırakılan ikinci bir nesnenin adını verir.
Cevabı göster
Bulla’yı başka bir ifadeyle belirtip açıklar.
had worked: work fiilinin işe yaramak anlamı
had worked ifadesinde work, amaçlanan sonucu vermek veya işe yaramak anlamına gelir. Bulla’nın bir iş yaptığı anlamına gelmez. Past perfect yapıdaki had worked, bu etkinin bullanın kutsal bölmeye bırakıldığı daha sonraki geçmiş andan önce gerçekleşmiş olduğunu gösterir. Anlatım, muskanın çocuğu koruduğuna dair inancı yansıtır.
Alıştırma
Work fiilinin past perfect biçimini “işe yaramak” anlamında kullanın: By the time the doctor checked, the medicine ____.
Cevabı göster
had worked
Unlike many others, he had survived to become an adult. Notlar
1:39Diğer pek çok çocuğun aksine hayatta kalmış ve bir yetişkin olmuştu.
Unlike many others: cümleye karşıtlıkla başlamak
Unlike many others, cümle başında kullanılan bir karşıtlık öbeğidir. Önce bir grubu karşılaştırma ölçütü olarak belirler, ardından ana cümle bu kişinin gruptan nasıl farklı olduğunu açıklar. Bu bilgi sırası, onun hayatta kalmasını beklenen bir sonuçtan çok istisna gibi gösterir. Burada unlike sözcüğünden sonra many others isim öbeği gelir. Others, bağlamdan anlaşılabilen diğer kişilerin yerini tutar; bu cümlede yetişkinliğe kadar hayatta kalamayan kişileri belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kişiyi karşılaştırma grubundaki bir istisna olarak göstermek için cümle başında unlike öbeği kullanır?
- Because many other applicants had experience, Maya applied for the job.
- Maya and many other applicants already had three years of experience.
- Unlike many other applicants, Maya already had three years of experience.
Cevabı göster
Unlike many other applicants, Maya already had three years of experience.
had survived to become an adult: daha sonraki bir aşamaya ulaşmak
Survive to + fiil, daha sonraki bir eylem veya aşama gerçekleşene kadar hayatta kalmak anlamına gelir. had survived to become an adult ifadesinde yetişkin olmak, hayatta kalmanın ardından ulaşılan sonuçtur; hayatta kalmanın amacı değildir. Had survived, past perfect yapıdadır. Yetişkinliğe kadar hayatta kalma durumunu anlatıdaki başka bir geçmiş referans noktasından önceye yerleştirir.
Alıştırma
Sonraki olaya bir sonuç olarak ulaşıldığını göstermek için cümleyi survive to yapısının past perfect biçimiyle tamamlayın: By the end of the war, he ____ see peace return.
Cevabı göster
had survived to
At 17, Lucius has almost completed his education.
1:4417 yaşındaki Lucius eğitimini neredeyse tamamladı.
and how to read and write both Latin and Greek. Dilbilgisi
1:53ve hem Latinceyi hem de Yunancayı okuyup yazmayı öğrendi.
learned to speak ..., make ... ve how to read ... tek bir beceri listesi olarak
Has learned tüm beceri listesini yönetir. İlk öğe to speak well ifadesidir; ikinci öğe olan make public speeches, ilk öğedeki to ile ortaktır ve bu yüzden has learned to make public speeches anlamına gelir. Son öğe, how to ile kurulan how to read and write yan cümlesidir; burada read ve write, how to yapısını paylaşır. Tamamlayıcılar to + fiil yapısından how to + fiil yapısına geçse de hepsi onun öğrendiği şeyleri belirtir. Uzun bir listede önce tümünü yöneten fiili bulun, ardından her eşgüdümlü öğeyi bu fiile bağlayın.
Alıştırma
Cümlede make public speeches nasıl bir işlev görür?
- Has learned tarafından yönetilen ikinci bir beceridir ve to anlaşılmasına rağmen yazılmamıştır.
- Learned fiilini tamamlamak yerine public speeches ifadesini niteler.
- Yalnızca how to read and write ifadesine aittir.
- Onun şimdi ne yaptığını anlatan yeni bir ana fiildir.
Cevabı göster
Has learned tarafından yönetilen ikinci bir beceridir ve to anlaşılmasına rağmen yazılmamıştır.
both Latin and Greek: iki eşgüdümlü öğeyi de kapsama
Both A and B, A ile B’nin ikisinin de dâhil olduğunu belirten ikili bir eşgüdüm yapısıdır. Burada both Latin and Greek, okuma ve yazmanın yalnızca birine değil, iki dile de uygulandığını belirtir. both ilk eşgüdümlü öğeden önce, and ise ikinci öğeden önce gelir. A ile B aynı dilbilgisel biçimde olmalıdır; burada ikisi de dil adıdır.
Alıştırma
İki dilin de dâhil olduğunu göstermek için both ... and kullanın: She can work in ____ English ____ Spanish.
Cevabı göster
both · and
His father has taught him the types of things you can't learn in the classroom, Anlatım akışı
1:56Babası ona sınıfta öğrenemeyeceğiniz türden şeyler öğretti,
the types of things you can't learn in the classroom: önce bir kategori oluşturmak
the types of things you can't learn in the classroom isim öbeği geniş bir kategori oluşturur: sınıf eğitimiyle edinilemeyeceği belirtilen pratik bilgi veya beceriler. Babanın öğrettiklerini resmî okul eğitimiyle karşılaştırır ve okuyucuyu daha sonra verilen becerileri bu kategorinin örnekleri olarak anlamaya hazırlar. Buradaki you genel anlamlıdır; belirli bir dinleyiciyi değil, genel olarak insanları ifade eder. Bu genel you kullanımı, insanların sınıfta neleri öğrenip neleri öğrenemeyeceğine ilişkin geniş bir ifade kurmayı sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin metindeki temel görevi nedir?
- Sınıf eğitiminin hiçbir değeri olmadığını kanıtlar.
- Daha sonraki pratik becerilerin örnek olarak anlaşılmasını sağlayan geniş bir kategori oluşturur.
- Dinleyicinin okulda hiçbir şey öğrenmediğini söyler.
Cevabı göster
Daha sonraki pratik becerilerin örnek olarak anlaşılmasını sağlayan geniş bir kategori oluşturur.
Lucius could choose at 17 to become a military tribune and command soldiers on the edge of the empire. Notlar
2:08Lucius 17 yaşında askeri bir tribün olmayı ve imparatorluğun sınırlarında askerlere komuta etmeyi seçebilirdi.
could choose at 17 to become: belirtilen yaşta mümkün olan bir seçim
Could choose at 17 to become, askerî tribün olmanın Lucius için 17 yaşında mevcut bir seçenek olduğu anlamına gelir. Buradaki could, fiziksel beceriyi değil, koşulların veya toplumsal kuralların sağladığı geçmişteki bir olasılığı belirtir. Ayrıca Lucius'un gerçekten bu seçimi yaptığını söylemez. Tekrar kullanılabilir kalıp could choose to + fiilin yalın hâlidir. at 17 zaman ifadesi, seçeneğin ne zaman mevcut olduğunu göstermek için choose ile to become arasına girer. Bu ifade çıkarıldığında dil bilgisel çekirdek Lucius could choose to become a military tribune. olur.
Alıştırma
Hangi cümle, programa katılmanın on sekiz yaşında mevcut bir seçenek olduğunu ancak onun gerçekten katıldığını söylemediğini ifade eder?
- At eighteen, she chose to join the program.
- At eighteen, she could choose to join the program.
- At eighteen, she was chosen to join the program.
Cevabı göster
At eighteen, she could choose to join the program.
a military tribune: Antik Roma'ya ait bir askerî görev
A military tribune, Antik Roma ordusunda bir subaylık göreviydi. Kesin görevleri ve statüsü döneme göre değişiyordu, ancak askerî idareyi ve askerler üzerinde yetkiyi içerebiliyordu. Burada bu terim, Lucius'un on yedi yaşında askerî ve kamusal yaşamda saygın bir yola girebildiğini gösterir. Bunu modern bir askerî rütbenin tam karşılığı olarak ya da tribune sözcüğünün gazete veya konuşma kürsüsüyle ilgili anlamlarından biri olarak değil, Roma'ya özgü kurumsal bir unvan olarak anlamak gerekir.
Alıştırma
Bu cümlede a military tribune neyi ifade ediyor?
- Topluluk önünde konuşmak için kullanılan yüksek bir kürsü
- Askerler üzerinde yetki içeren bir Antik Roma askerî görevi
- Modern bir gazete veya medya kuruluşu
Cevabı göster
Askerler üzerinde yetki içeren bir Antik Roma askerî görevi
But in other ways, Lucius is still a child. Anlatım akışı
2:17Ancak başka yönlerden Lucius hala bir çocuktur.
in other ways: farklı bir açıya geçiş
Burada in other ways, başka açılardan veya farklı yönler dikkate alındığında anlamına gelir. Ways soyut bir anlam taşır; yolları veya yöntemleri ifade etmez. Bu ifade But ile birlikte bir karşıtlık kurar. Önceki nokta yetişkinlere özgü bir fırsat sunarken bu cümle başka yönlere geçer ve Lucius'un hâlâ çocuk olduğu yönündeki farklı yargıyı destekler.
Alıştırma
Nina'nın durumunun bir yönünden farklı bir yönüne geçiş yapan ifadeyi seçin: Nina is independent at school, but ___, she still relies on her parents.
- in other words
- in other ways
- by the way
Cevabı göster
in other ways
He's not trusted to arrange business deals. Dilbilgisi
2:21Ticari anlaşmalar yapması konusunda ona güvenilmiyor.
not trusted to arrange business deals: dürüstlük değil, sınırlı sorumluluk
Be trusted to do something edilgen bir yapıdır: Başkaları ya da bir kurum, bir kişiyi belirli bir işi yapacak kadar güvenilir, yetenekli veya olgun görür. Burada not trusted to arrange business deals, bu sorumluluğun henüz ona verilmediği anlamına gelir. Bu bağlamda ifade yaş, olgunluk veya yetkiyle ilgili sınırlamalara işaret eder; onu mutlaka dürüst olmamakla suçlamaz.
Alıştırma
Burada not trusted to arrange business deals ne anlama geliyor?
- Bütün anlaşmaları zaten tek başına düzenlediğini biliyorlar.
- Onu anlaşmalarla ilgilenecek kadar hazır veya güvenilir görmüyorlar.
- Her ticari anlaşmanın dürüst olmadığını düşünüyorlar.
Cevabı göster
Onu anlaşmalarla ilgilenecek kadar hazır veya güvenilir görmüyorlar.
His father will take care of that until he is 25. Öbek fiiller
2:24O 25 yaşına gelene kadar bu işle babası ilgilenecek.
take care of that: bir konuyu halletmek
Take care of that ifadesindeki deyimsel fiil, konuyu halletmek veya sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir. That, daha önce sözü edilen ticari anlaşmaları düzenleme işine gönderme yapar; dolayısıyla bu işi babası yönetecektir. Take care of ifadesinin anlamı nesnesine göre değişir: Bir kişi veya hayvanla kullanıldığında genellikle bakımını üstlenmek; bir görev, sorun, ödeme veya düzenlemeyle kullanıldığında ise onu halletmek ve tamamlanmasını sağlamak anlamına gelir.
Alıştırma
I'll take care of the booking cümlesinde konuşan kişi ne yapacak?
- Konuşan kişi rezervasyonu iptal edecek.
- Konuşan kişi rezervasyonu unutacak.
- Konuşan kişi rezervasyonla ilgilenecek.
Cevabı göster
Konuşan kişi rezervasyonla ilgilenecek.
And dad will arrange Lucius's marriage to a girl 10 years younger. Kalıp ifadeler
2:30Ve babası, Lucius'un kendisinden 10 yaş küçük bir kızla evliliğini ayarlayacak.
arrange Lucius's marriage to: kiminle evleneceğini seçmek
Arrange someone's marriage to someone, bir kişinin evleneceği kişiyi seçmek ya da bu seçime yardımcı olmak ve evliliğin gerçekleşmesini sağlamak anlamına gelir. İyelik yapısı olan someone's marriage, ayarlanan evliliği belirtir; to ise evlenilmesi planlanan kişiyi tanıtır. Bu cümlede seçimi yapan Lucius değil, babasıdır. Dolayısıyla ifade yalnızca düğün törenini düzenlemeyi değil, eş seçiminin aile tarafından kontrol edildiğini düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi arrange someone's marriage to kalıbıyla tamamlayın: In the historical novel, the queen decided to ____ a neighboring ruler's daughter.
Cevabı göster
arrange her son's marriage to
His dad has his eye on a family with a 7-year-old daughter. Deyimler
2:36Babasının gözü 7 yaşında kızı olan bir ailenin üzerinde.
has his eye on: belirli bir hedefi değerlendirmek
Have one's eye on, belirli bir kişi ya da şeye olası bir seçim, edinilecek şey veya hedef olarak ilgi duymak anlamına gelen bir deyimdir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I have my eye on; she has her eye on. Bu cümlede baba, planı için belirli bir aileyi değerlendiriyor. İfade yalnızca fiziksel olarak bakmayı değil, niyet veya ilgiyi gösterir ve kesin kararın çoktan verildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi have one's eye on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After comparing several laptops, Mia ____ the lightest one.
Cevabı göster
has her eye on
Konuya dönüş geçişi olarak Back to the Liberalia
Burada Back to the Liberalia, konuya dönüş bildiren kısa bir geçiş ifadesidir. Anlatıcı, arka plan bilgisi vermek için festival anlatısına ara vermiştir ve şimdi dikkati yeniden Liberalia'ya yöneltir. Back to + konu, hareket anlatmak yerine bilgiyi düzenleyebilir. Bir ara açıklamanın bittiğini ve ana akışa dönüldüğünü gösterir.
Alıştırma
Bir sunumcu "Now, back to the agenda." diyor. Bu geçiş neyi belirtir?
- Ana konuya dönüş.
- Sunumu tamamen bitirme.
- Fiziksel bir yere gitme.
Cevabı göster
Ana konuya dönüş.
As Lucius leaves with his family, the shops are open as the population goes about its business. Notlar
2:42Lucius ailesiyle birlikte yola çıkarken, halk kendi işiyle gücüyle uğraştığı için dükkanlar açıktır.
as the population goes about its business: eş zamanlı arka plan
as the population goes about its business ifadesindeki as, yaklaşık olarak while anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. Halkın günlük faaliyetleriyle dükkânların açık olmasını aynı zaman çerçevesine yerleştirir. Buradaki as, sahne için eş zamanlı bir arka plan sunar. Temel işlevi dükkânların neden açık olduğunu açıklamak değildir.
Alıştırma
Örnekte as the population goes about its business temel olarak neyi gösterir?
- Halkın faaliyetleri dükkânların açılmasına neden olur.
- Halkın faaliyetleri dükkânların kapalı olmasıyla karşıtlık oluşturur.
- Halkın faaliyetleri, dükkânların açık olduğu aynı zaman sahnesinde gerçekleşir.
Cevabı göster
Halkın faaliyetleri, dükkânların açık olduğu aynı zaman sahnesinde gerçekleşir.
goes about its business: günlük işlere devam etmek
Go about one's business, günlük veya olağan işleri genellikle kesintiye uğramadan ya da özel dikkat çekmeden sürdürmek anlamına gelir. Bu cümlede, Lucius ayrılırken şehir sakinlerinin normal hayatlarına devam ettiğini gösterir. Buradaki business, bir şirketi veya ticari faaliyeti değil, insanların normalde yaptığı işleri ifade eder. Population tekil bir topluluk adı olarak ele alındığı için cümlede goes ve its kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi go about one's business ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the brief interruption, the neighbors ____.
Cevabı göster
went about their business
The streets are full of itinerant traders selling trinkets and people bustling from place to place. Notlar
2:50Sokaklar ıvır zıvır satan seyyar satıcılarla ve bir yerden bir yere koşturan insanlarla doludur.
itinerant traders: bir yerden başka bir yere giden tüccarlar
Itinerant traders, sürekli tek bir dükkânda çalışmak yerine mal satmak için bir yerden başka bir yere giden tüccarları ifade eder. Cümlede bu ifade, sokakları dolduran gezici satıcıları tanımlar. Itinerant, traders sözcüğünü niteler ve yalnızca traders veya sellers demekten daha belirgin ve nispeten resmî bir tanım sunar. Temel fikir, sadece meşgul olmak veya bir kez seyahat etmek değil, tekrarlanan hareketin işin bir parçası olmasıdır.
Alıştırma
Hangi tanım itinerant traders ifadesine en uygundur?
- Mal satmak için bir yerden başka bir yere giden tüccarlar.
- Sürekli olarak tek bir sabit yerde çalışan dükkân sahipleri.
- Bir şey satın almadan önce birkaç mağazayı gezen müşteriler.
Cevabı göster
Mal satmak için bir yerden başka bir yere giden tüccarlar.
bustling from place to place: yoğun ve enerjik hareket
Burada bustling from place to place, farklı yerler arasında hızlı ve meşgul bir şekilde gidip gelmek anlamına gelir. Bustling enerji ve canlı bir hareketlilik hissi verir; yalnızca insanların hareket ettiğini söylemez. -ing yapısı people sözcüğünden sonra gelir ve bu insanların ne yaptığını açıklar. people who are bustling from place to place ifadesinin kısaltılmış biçimi gibidir.
Alıştırma
Hangi cümlede bustling, yoğun ve enerjik bir hareketi ifade eder?
- The station was full of travelers bustling from platform to platform.
- The station was full of travelers waiting silently in one place.
- The empty station remained still all night.
Cevabı göster
The station was full of travelers bustling from platform to platform.
Large wagons are not allowed in the city until after the ninth hour, Kültür
2:57Büyük arabaların dokuzuncu saatten önce şehre girmesine izin verilmiyor,
after the ninth hour: Roma zaman sistemindeki anlamı
Bu Roma bağlamında the ninth hour, gün doğumundan başlayarak sayılan on iki gündüz diliminin dokuzuncusudur. Gün ışığının süresi mevsime göre değiştiği için bu, modern saatteki sabit altmış dakikalık bir saat değildi. Burada after the ninth hour, Roma gündüzünün geç bir noktasından sonra, ekinoks civarında yaklaşık öğleden sonra ortalarında anlamına gelir; tam olarak sabah 9:00 ya da akşam 9:00 değildir. İfadeyi anlamanın anahtarı tarihsel zaman ölçme sistemidir.
Alıştırma
Antik Roma hakkındaki bir metinde after the ninth hour büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Gün doğumundan itibaren sayılan dokuzuncu gündüz diliminden sonra, yaklaşık öğleden sonra ortalarında
- Yılın her gününde tam akşam 9:00'dan sonra
- Yılın her gününde tam sabah 9:00'dan sonra
Cevabı göster
Gün doğumundan itibaren sayılan dokuzuncu gündüz diliminden sonra, yaklaşık öğleden sonra ortalarında
Fathers and uncles take the kids to the Forum of Augustus Kültür
3:06Babalar ve amcalar çocukları Augustus Forumu'na götürüyor
the Forum of Augustus: antik Roma’daki kamusal bir kompleks
The Forum of Augustus, antik Roma’da Augustus tarafından yaptırılan anıtsal bir kamusal yapı kompleksinin adıdır. Bu cümlede babaların ve amcaların çocukları götürdüğü, Roma tarihi ve kamusal hafızayla bağlantılı gerçek bir yerdir. Buradaki Forum, antik Roma’daki anlamıyla yurttaşlık, siyaset ve tören yaşamında kullanılan kamusal bir meydan ve yapı kompleksini belirtir. İnternetteki bir tartışma forumu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the Forum of Augustus neyi ifade ediyor?
- Augustus’a ait özel bir konut.
- Antik Roma’daki anıtsal bir kamusal yapı kompleksi.
- İnsanların Roma tarihini tartıştığı bir internet sitesi.
Cevabı göster
Antik Roma’daki anıtsal bir kamusal yapı kompleksi.
to see statues of Rome's famous warriors.
3:10Roma'nın ünlü savaşçılarının heykellerini görmeleri için.
Like Aeneas, who led Rome's ancestors, the Trojans, to Italy, Kültür
3:14Romalıların ataları Troyalıları İtalya'ya götüren Aeneas
Aeneas... Roma’nın ataları olan Truvalılar
Aeneas, Roma’nın geleneksel köken anlatısındaki Truvalı bir kahramandır. Efsaneye göre Truva düştükten sonra hayatta kalan Truvalıları İtalya’ya götürdü; Roma geleneği daha sonra Truvalıları Roma halkının ataları olarak sundu. who led ... to Italy ilgi cümleciği Aeneas hakkında ek bilgi verir. the Trojans, Rome's ancestors ifadesine açıklama getiren eşlemeli bir ad öbeğidir; dolayısıyla iki ad öbeği aynı grubu belirtir. Like Aeneas, daha geniş bir listedeki örneklerden biri olarak onu tanıtır ve belirsiz bir benzetmeden çok such as Aeneas anlamına yakındır.
Alıştırma
Rome's ancestors, the Trojans ifadesindeki the Trojans neyi açıklar?
- Yalnızca Aeneas’ın Roma’nın atası olduğunu söyler.
- Roma’nın atalarının kim olduğunu açıklar.
- İtalya’ya giderken yola çıktıkları yerin adını verir.
Cevabı göster
Roma’nın atalarının kim olduğunu açıklar.
Romulus, Rome's founder: bir kişiyi tanıtan açıklayıcı ad öbeği
Romulus, geleneksel anlatıda Roma'yı kurduğu kabul edilen efsanevi kişidir. Buradaki founder, bir şirketin kurucusunu değil, Roma'nın kuruluş öyküsünde şehri kuran kişiyi anlatır. Rome's founder, Romulus adının yanına yerleştirilerek onun kim olduğunu açıklayan eşlemeli bir ad öbeğidir. Virgüller bunun ek kimlik bilgisi olduğunu gösterir. Tarihsel anlatılarda ad, kimlik açıklaması kalıbı, bilinmeyen bir özel adı kişinin rolüyle hızla ilişkilendirmenizi sağlar.
Alıştırma
Rome's founder ifadesinin cümledeki görevi nedir?
- Romulus'un modern bir şirket kurduğunu söyler.
- Romulus'un rolünü açıklayarak onun kim olduğunu belirtir.
- Roma şehrine ikinci bir ad verir.
Cevabı göster
Romulus'un rolünü açıklayarak onun kim olduğunu belirtir.
and all the great generals of the Republic from more than 100 years earlier. Kültür
3:21ve 100 yılı aşkın bir süre öncesine ait Cumhuriyet'in tüm büyük generalleri gibi.
the Republic: Roma Cumhuriyeti'nin belirli tarihsel dönemi
Bu cümlede the Republic özellikle Roma Cumhuriyeti'ni, yani Roma'nın imparatorluk yönetiminden önceki yönetim biçimini ve tarihsel dönemini anlatır. Generaller Roma tarihinin bu daha eski dönemine aittir. Büyük R harfi, belirli tanımlık the ve Roma tarihi bağlamı, bilinen ve belirli bir devlete ya da döneme işaret eder. İfadeyi cumhuriyet yönetimine sahip herhangi bir ülkenin genel adı olarak anlamayın.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede the Republic ne anlama gelir? In this history of ancient Rome, years of civil war weakened the Republic.
- Belirli bir tarihsel devlet ve dönem olarak Roma Cumhuriyeti.
- Cumhuriyet yönetimine sahip herhangi bir modern ülke.
- Romalı askerî komutanlardan oluşan bir grup.
Cevabı göster
Belirli bir tarihsel devlet ve dönem olarak Roma Cumhuriyeti.
Lovingly, we can imagine fathers and guardians with their now adult children remembering stories of Rome's glory Anlatım akışı
3:27Babaların ve vasilerin, artık yetişkin olan çocuklarıyla birlikte Roma'nın ihtişamlı hikayelerini sevgiyle andıklarını
we can imagine: akla yatkın bir yeniden kurmaya davet
we can imagine, dinleyiciyi anlatıcıyla birlikte akla yatkın bir sahneyi zihninde canlandırmaya davet eder. Burada anlatımı, bilinen tarihsel bağlamdan bu ailelerin yapmış olabileceği şeylerin yeniden kurulduğu bir sahneye taşır. Bu ifade kesinlik düzeyini de düşürür. Sahneyi hayal etmek makuldür, ancak her ayrıntının doğrudan kayda geçtiği ileri sürülmez.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Burada we can imagine, ardından gelen sahneyi doğrudan belgelenmiş tarihsel bir gerçek olarak sunar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
and retelling the good deeds and sayings of the great men of the past.
3:36ve geçmişin büyük adamlarının iyi işlerini ve sözlerini onlara tekrar anlattıklarını hayal edebiliriz.
remembering stories ... retelling the good deeds and sayings: paralel -ing eylemleri
Remembering stories ve retelling the good deeds and sayings, and ile bağlanan paralel iki -ing öbeğidir. İkisi de babaların, vasilerin ve yetişkin çocukların yaptığı hayal edilen eylemleri betimler. Bu sıralama bilgiyi geçmişi hatırlamaktan onu yeniden anlatmaya taşır. Bu bağlamda iyi işler ve sözler, hayranlık duyulan insanlardan kalan akılda tutulacak örneklerdir; dolayısıyla iki eylem tarihsel ve ahlaki hafızanın nasıl korunduğunu ve aktarıldığını gösterir.
Alıştırma
remembering stories ve retelling the good deeds and sayings paralel yapısı cümlede ne yapar?
- Geçmişi hatırlamanın insanların hikâye anlatmayı bırakmasına neden olduğunu gösterir.
- İki eylemi farklı dönemlerdeki ilgisiz gruplara atfeder.
- Geçmişi hatırlamaktan onu aktarmaya uzanan bağlantılı iki eylem sunar.
Cevabı göster
Geçmişi hatırlamaktan onu aktarmaya uzanan bağlantılı iki eylem sunar.
Lessons on how to live well and to overcome the follies of youth. Notlar
3:41Nasıl iyi yaşanacağına ve gençlik hatalarının nasıl aşılacağına dair dersler.
Lessons on how to ... and to ...: öğretilen iki eylemi belirtme
Lessons on how to do something, bir şeyin nasıl yapılacağına ilişkin öğretim, rehberlik veya bilgelik anlamına gelir. Buradaki on bir konumu değil, «hakkında» anlamını belirtir; how to ifadesinden sonra fiilin yalın biçimi gelir. how to live well and to overcome ... içinde how, to live ve to overcome olmak üzere birbiriyle eş görevli iki mastar eylemini başlatır. Bu kalıp bir kursun, hikâyenin veya deneyimin öğrettiği iki eylemi sıralayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle lessons on how to kalıbını eş görevli iki eylemle doğru kullanır?
- The workshop offers lessons at how to speak confidently and to handle difficult questions.
- The workshop offers lessons on how to speak confidently and to handle difficult questions.
- The workshop offers lessons on how speaking confidently and to handle difficult questions.
Cevabı göster
The workshop offers lessons on how to speak confidently and to handle difficult questions.
the follies of youth: gençlik davranışlarına yönelik resmî eleştiri
The follies of youth, genç ve deneyimsiz olmakla ilişkilendirilen aptalca, düşüncesiz veya kötü değerlendirilmiş davranışları belirtir. Follies, nötr mistakes sözcüğünden daha eleştireldir; davranışı açıkça akılsızca olarak değerlendirir. Bu cümlede overcome, böyle bir davranışı olgunlaştıkça aşılması gereken bir zayıflık olarak gösterir. Bu nedenle ifade yalnızca sıradan hataları adlandırmakla kalmaz, resmî ve ahlak dersi veren bir ton da katar.
Alıştırma
Hangi seçenek the follies of youth ifadesinin anlamını ve tonunu en iyi yansıtır?
- Gençlerin hoşlandığı tüm etkinlikler için nötr bir ifade.
- Yalnızca okulda istemeden yapılan küçük hatalar için kullanılan bir ifade.
- Genç olmakla ilişkilendirilen aptalca veya düşüncesiz davranışlar için resmî ve eleştirel bir ifade.
Cevabı göster
Genç olmakla ilişkilendirilen aptalca veya düşüncesiz davranışlar için resmî ve eleştirel bir ifade.
There is a sense of history in this place relevant to their present. Kalıp ifadeler
3:47Bu mekanda, bugünleriyle de ilgili bir tarih duygusu var.
a sense of history: geçmişin bugün de var olduğunu hissetmek
a sense of history ifadesi, geçmişin bir yerde hâlâ mevcut veya önemli olduğuna dair belirgin bir duygu anlamına gelir. Burada sense, beş fiziksel duyudan biri değil, soyut bir farkındalık veya izlenimdir. a sense of + isim kalıbı, doğrudan ölçülmesi zor olabilecek bir atmosferi veya izlenimi adlandırır. Bu cümlede tarih, eski gerçeklerin bir listesi olarak değil, insanların bugünkü yaşamlarıyla bağlantılı olarak ele alınır.
Alıştırma
Hangi cümlede a sense of history, bir yerin geçmişi hâlâ mevcutmuş gibi hissettirmesi anlamında kullanılmıştır?
- The restored station gives the town a strong sense of history.
- The station was built without any connection to the past.
- The guide has memorized every date in the town's history.
Cevabı göster
The restored station gives the town a strong sense of history.
Romans made an empire without end in time and space. Deyimler
3:53Romalılar zaman ve mekan içinde sonu olmayan bir imparatorluk kurdular.
without end in time and space: sınırsızlığa dair görkemli bir iddia
Without end in time and space, imparatorluğu süre veya coğrafi erişim bakımından hiçbir sınırı yokmuş gibi sunar. In time sonsuza kadar sürmeyi, in space ise her yere yayılmayı anlatır. Bu iddia gerçek bir ölçüm değil, retorik bir ifadedir. Roma'nın uzun tarihini ve geniş topraklarını sonsuz ve sınırsız bir imparatorluğun idealleştirilmiş görüntüsüne dönüştürür.
Alıştırma
without end in time and space bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?
- İmparatorluğun kesin tarihlerini ve sınırlarını verir.
- Romalıların zaman ve mesafeyi ölçmeyi bıraktığını söyler.
- Bilinçli bir abartıyla imparatorluğu sonsuz ve sınırsız olarak tasvir eder.
Cevabı göster
Bilinçli bir abartıyla imparatorluğu sonsuz ve sınırsız olarak tasvir eder.
Rome was destined to be eternal through warfare. Kelime
3:58Roma, savaşlar sayesinde sonsuz olmaya mahkumdu.
was destined to be eternal: kader ve kaçınılmazlık
was destined to be eternal, Roma'nın sonsuz varlığını sanki kader ya da tarih tarafından önceden belirlenmiş gibi sunar. Edilgen be destined to + fiilin yalın hâli yapısı, bir sonucun önceden belirlendiğini ve ondan kaçınmanın zor ya da imkânsız olduğunu ifade eder. Burada eternal yalnızca “uzun ömürlü” değil, “sonu olmayan” demektir. destined ve eternal birlikte bir uygarlık hakkında görkemli ve kaderci bir iddia oluşturur; bu, tarafsız ve kanıtlanabilir bir tarihsel tahmin değil, retorik bir anlatımdır.
Alıştırma
Hangi seçenek was destined to be eternal ifadesinin tonunu en iyi yansıtır?
- Roma'nın yalnızca sınırlı bir süre ayakta kalmak üzere inşa edildiğini söyler.
- Yalnızca mevcut kanıtlara dayanan temkinli bir tahmin sunar.
- Roma'nın varlığını sürdürmesini kaçınılmaz ve neredeyse kaderde yazılı olarak sunar.
Cevabı göster
Roma'nın varlığını sürdürmesini kaçınılmaz ve neredeyse kaderde yazılı olarak sunar.
Wars were a fact of life even in AD 73. Deyimler
4:02Savaşlar M.S. 73 yılında bile hayatın bir gerçeğiydi.
a fact of life: kaçınılmaz bir gerçeklik
A fact of life, yaygın, kalıcı veya kaçınılması zor bir gerçekliği, özellikle de hoş olmayan bir durumu anlatan kalıplaşmış bir deyimdir. Bu cümlede savaşlar tek seferlik bir olay olarak değil, insanların birlikte yaşamak zorunda olduğu olağan bir durum olarak sunulur. Bir şeyi a fact of life olarak adlandırmak, onun varlığını kabul etmek demektir; onu onaylamak veya devam etmesi gerektiğini söylemek değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “genellikle kaçınılamayan hoş olmayan bir gerçeklik” anlamına gelen dört sözcüklü deyimle tamamlayın: Delays are ____ when you travel during the holiday season.
Cevabı göster
a fact of life
to the north of the river Danube into Romania,
4:10Tuna Nehri'nin kuzeyinde Romanya'nın içlerine doğru
and on the frontier between Syria and Iraq to the east.
4:13ve doğuda Suriye ile Irak sınırında askeri harekatlar var.
campaigns ... on the frontier between: askerî anlam
Bu askerî tarih bağlamında campaigns, stratejik bir amaç için belirli bir süre boyunca yürütülen örgütlü askerî harekâtlar anlamına gelir. Reklam veya seçim tanıtımı anlamında değildir. On the frontier between Syria and Iraq, bu harekâtların Suriye ile Irak'ı ayıran sınır bölgesinde gerçekleştiğini belirtir. Frontier çoğu zaman yalnızca haritadaki kesin bir çizgiyi değil, bir devletin veya imparatorluğun dış kenarındaki geniş ve savunmasız bölgeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede campaign askerî harekât, frontier ise geniş bir sınır bölgesi anlamında kullanılmıştır?
- The company delayed its advertising campaign until the border reopened.
- The army launched a campaign along the northern frontier.
- The charity launched a campaign to protect wildlife near the frontier.
Cevabı göster
The army launched a campaign along the northern frontier.
Roma'nın gündüz zaman düzeninde the eighth hour
Roma'nın gündüz zaman düzeninde, gün doğumundan gün batımına kadar olan aydınlık süre on iki saate ayrılırdı. The eighth hour, gün doğumundan başlayarak sayılan bu gündüz dilimlerinin sekizincisiydi ve normalde öğleden sonraya denk gelirdi. Gündüzün uzunluğu mevsime ve yere göre değiştiği için bu saatler yıl boyunca sabit altmış dakikalık dilimler değildi. Burada ifade günün programının ilerlediğini gösterir; modern saatte sabit olarak sabah 8:00 veya akşam 8:00 şeklinde anlaşılmamalıdır.
Alıştırma
İfadenin doğru olup olmadığına karar verin: In Roman daytime timekeeping, the eighth hour always means 8:00 a.m. on a modern clock.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
head for the baths: bir varış noktasına yönelmek
Head for + bir yer, o yeri amaçlanan varış noktası kabul ederek oraya doğru hareket etmeye başlamak veya ilerliyor olmak demektir. Burada head, baş anlamındaki isim değil, gitmek ya da yönelmek anlamındaki fiildir. Bu cümlede head for the baths sıradaki eylemi belirtir. Konuşan ya da anlatan kişi, dikkati birinin daha sonra gideceği yere çevirdiğinde bu kalıp kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle istasyona doğru yola çıkma zamanının geldiğini doğal biçimde anlatır?
- It's time to head for the station.
- It's time to arrive for the station.
- It's time to head for to the station.
Cevabı göster
It's time to head for the station.
Lucius and his family head up the Via Lata, the wide street, Notlar
4:22Lucius ve ailesi geniş bir cadde olan Via Lata'dan yukarıya doğru yürüyerek
head up the Via Lata: bir güzergâh boyunca ilerlemek
Head up + bir yol, cadde veya patika, bağlamdan anlaşılan yönde o güzergâh boyunca ilerlemek demektir. Burada up, Via Lata'yı Lucius ve ailesinin izlediği güzergâh olarak gösterir. Bu yapıda up otomatik olarak yokuş yukarı veya kuzeye gitmek anlamına gelmez. Yön; harita düzeninden, yerel kullanımdan ya da konuşanın bakış açısından anlaşılabilir. Bunlar bilinmiyorsa ifadeyi, adı verilen güzergâh boyunca bir yönde ilerlemek şeklinde anlayın.
Alıştırma
Hangi cümle yürüyen kişilerin bir cadde boyunca müze yönünde ilerlediğini doğal biçimde anlatır?
- We headed up the avenue toward the museum.
- We headed the avenue toward the museum.
- We headed for the avenue toward the museum.
Cevabı göster
We headed up the avenue toward the museum.
to the Campus Martius and the enormous Baths of Agrippa.
4:26Campus Martius'a ve muazzam Agrippa Hamamı'na gidiyor.
the Via Lata ... the Campus Martius ... the enormous Baths of Agrippa: bir Roma kent rotasının çizilmesi
Via Lata bir cadde adıdır; ardından gelen “the wide street” açıklaması bunun geniş bir cadde olduğunu kısaca belirtir. Campus Martius Roma'nın bir bölgesidir; Baths of Agrippa ise özel küvetler değil, halka açık büyük bir hamam kompleksidir. Bu üç özel ad birlikte bir cadde boyunca ilerleyip bir kent bölgesine giren ve bir hedefe yönelen rotayı çizer. Tarih ve gezi metinlerinde büyük harfle başlayan yer adları art arda geldiğinde, yerler bilinmese bile bir güzergâh oluşturabilir.
Alıştırma
Vurgulanan üç adı doğru tanımlayan yorum hangisidir?
- Lucius'un ailesinden üç kişiyi anlatırlar.
- Bir caddeyi, Roma'nın bir bölgesini ve halka açık bir hamam kompleksini anlatırlar.
- Bir yolu, askerî bir birliği ve bir grup özel küveti anlatırlar.
Cevabı göster
Bir caddeyi, Roma'nın bir bölgesini ve halka açık bir hamam kompleksini anlatırlar.
The family members leave the clients and freedmen outside and enter the baths with their peer group. Notlar
4:31Aile üyeleri, müşterileri ve azatlı köleleri dışarıda bırakıp kendi yaşıt gruplarıyla hamama giriyorlar.
clients and freedmen: Antik Roma'daki toplumsal kimlikler
Bu Roma toplumu bağlamında clients, bir hamiyle bağımlılık ilişkisi içinde olan kişilerdi: koruma ya da destek görür, karşılığında sadakat veya hizmet sunarlardı. Bunlar modern ticaretteki sıradan müşteriler değildir. Freedmen ise köleleştirilmişken hukuken azat edilmiş erkeklerdir; her zaman özgür olmuş erkekler değildir. Aile kendi statüsündeki grupla içeri girerken bu iki grubu dışarıda bırakmak, sahnedeki statü sınırını gösterir. Dolayısıyla tarihsel anlamlar hem bu kişilerin kim olduğunu hem de ayrımın neden önemli olduğunu açıklar.
Alıştırma
Antik Roma'yla ilgili bir metinde clients and freedmen büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Avukatların müşterileri ve ziyaretçi turistler.
- Alışveriş yapanlar ve özgür doğmuş erkekler.
- Hami-bağımlı ilişkilerindeki kişiler ve köleleştirildikten sonra azat edilmiş erkekler.
Cevabı göster
Hami-bağımlı ilişkilerindeki kişiler ve köleleştirildikten sonra azat edilmiş erkekler.
with their peer group: yaş veya statü bakımından benzer kişilerle
Peer group; yaş, toplumsal statü, rol veya deneyim gibi önemli bir yönden birbirine benzeyen kişilerden oluşur. Bu cümlede with their peer group, kendileriyle benzer toplumsal konumdaki kişilerle birlikte anlamına gelir. Bu ifade yalnızca arkadaşlar demek değildir. Ortak özelliğin ne olduğu bağlama göre değişir: sınıf arkadaşları yaş bakımından, iş arkadaşları ise aynı mesleki düzeyde olmaları bakımından akran sayılabilir.
Alıştırma
Mesleğe yeni başlayan bir avukat kendisini sık sık aynı kariyer düzeyindeki meslektaşlarıyla karşılaştırıyor. Bu meslektaşları en doğru biçimde hangi cümle anlatır?
- They are people who happen to be the same age, regardless of career level.
- They are part of her peer group.
- They make up her customer base.
Cevabı göster
They are part of her peer group.
Baths would change from dark steamy rooms to light ones. Dilbilgisi
4:38Hamamlar karanlık, buharlı odalardan aydınlık olanlara dönüşürdü.
would change from ... to ...: tarihsel anlatıda sonraki değişimi belirtmek
Bu tarihsel anlatıda would change, geçmişteki bir bakış açısından daha sonra gerçekleşen bir gelişmeye işaret eder. Burada gerçek dışı bir koşul sunmaz. change from A to B kalıbı başlangıç durumunu ve sonraki durumu belirtir. light ones ifadesindeki ones, rooms sözcüğünün yerini aldığı için karanlık ve buharlı odalarla aydınlık odalar karşılaştırılır.
Alıştırma
Hangi cümlede would, tarihsel bir anlatı içindeki daha sonraki gelişmeyi sunmak için kullanılmıştır?
- In later centuries, homes would change from simple shelters to larger buildings.
- Homes would change into taller buildings if new laws required it.
- Last year, the museum changed from paper tickets to digital tickets.
Cevabı göster
In later centuries, homes would change from simple shelters to larger buildings.
had perfected window glass: fiil olarak perfect
Bu cümlede perfect, bir şeyi yüksek ölçüde etkili ve olgun bir düzeye ulaşana kadar geliştirip iyileştirmek anlamında bir fiildir. Window glass hem malzemeyi hem de onu üretme bilgisini temsil eder; anlatılan şey Romalıların yalnızca cama sahip olması değil, teknolojinin gelişmiş olmasıdır. Had perfected past perfect yapısıdır: geliştirme işi, anlatıda sözü edilen daha sonraki bir geçmiş durumdan önce tamamlanmıştı. Buradaki perfect, her cam parçasının kelimenin tam anlamıyla kusursuz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ekip, pil tasarımını üretim başlamadan önce güvenilir biçimde çalışana kadar geliştirmeye devam etti. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?
- They had perfected the battery design before production began.
- They had invented the battery design before production began.
- They had owned the battery design before production began.
Cevabı göster
They had perfected the battery design before production began.
from ... to ... and to ... ile sıralı bir rota anlatmak
Burada from A to B and to C bir rota çizer: from başlangıç noktasını gösterir, her to ise sonraki bir hedefi tanıtır. Sıralama soğuk, ılık ve ardından çok sıcaktır; to sözcüğünün tekrarlanması B ile C’yi hedefler olarak paralel tutar. Bu kalıp fiziksel bir hareketi veya aşamalardan oluşan bir süreci düzenleyebilir. Sırayı daha güçlü vurgulamak gerektiğinde son to öncesine then eklenebilir: from A to B and then to C.
Alıştırma
Bu rotayı belirtilen sırayla from ... to ... and to ... kullanarak tamamlayın: The guide leads us ____ the entrance ____ the main hall and ____ the rooftop terrace.
Cevabı göster
from · to · to
and have been scraped down with a strigil to remove the remaining dirt. Kültür
5:04ve kalan kirleri temizlemek için strigilis ile kazınmış olarak çıkarlar.
leave massaged, oiled: öznenin ayrılırken içinde bulunduğu durum
leave massaged, oiled ifadesinde leave “ayrılmak” anlamındadır. Geçmiş zaman ortaçları massaged ve oiled, yıkanan kişilerin o andaki durumunu anlatır: masaj yapılmış ve vücutlarına yağ sürülmüştür. Bu sözcükler kişilerin nasıl hareket ederek uzaklaştığını anlatmaz. Yeniden kullanılabilen yapı özne + leave + durum tümlecidir. Tümleç, leave tired, leave satisfied veya leave fully prepared örneklerinde olduğu gibi bir sıfat ya da geçmiş zaman ortacı olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, yürüyüşçülerin ayrıldıklarında bitkin olduklarını anlatmak için leave + durum tümleci yapısını kullanır?
- The climb left the hikers exhausted.
- The hikers left exhausted after the climb.
- The hikers left before the exhausting climb.
Cevabı göster
The hikers left exhausted after the climb.
scraped down with a strigil: antik bir kazıyıcıyla temizlenmek
Strigil, Antik Yunan ve Roma hamamlarında kullanılan kıvrık bir kazıyıcıydı. Cilde yağ sürüldükten sonra bu araçla yağ, ter ve kir kazınırdı. Sıradan bir havlu ya da modern bir banyo fırçası değildi. have been scraped down with a strigil yapısında edilgen biçim, yıkanan kişilerin eyleme maruz kaldığını gösterir; with ise kullanılan aracı belirtir. Burada scraped down, temizlik için cildin ya da vücudun kazınması anlamındadır. down yalnızca “yere doğru” yönünü belirtmez.
Alıştırma
Anlatılan yıkanma sürecinde strigil neydi?
- Yalnızca ıslak saçı kurutmak için kullanılan bir bez.
- Ciltten yağ, ter ve kiri çıkarmak için kullanılan kıvrık bir kazıyıcı.
- Banyo suyunu taşımak için kullanılan bir kap.
Cevabı göster
Ciltten yağ, ter ve kiri çıkarmak için kullanılan kıvrık bir kazıyıcı.
the men return for a celebratory dinner. Kalıp ifadeler
5:14erkekler bir kutlama yemeği için geri dönerler.
a celebratory dinner: kutlama amacıyla düzenlenen bir akşam yemeği
a celebratory dinner ifadesinde celebratory, “özel bir olayı veya başarıyı kutlamak için düzenlenen” anlamında bir sıfattır. Yalnızca yemeğe katılanların mutlu olduğunu değil, akşam yemeğinin amacını belirtir. celebratory + isim yapısı celebratory meal, celebratory party, celebratory ceremony ve celebratory drink gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi “kutlamak için düzenlenen” anlamındaki hedef sıfatla tamamlayın: After winning the championship, the team had a ____ dinner.
Cevabı göster
celebratory
Dinner is an intimate affair with nine people reclining around the low table. Notlar
5:17Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masanın etrafına uzandığı samimi bir olaydır.
an intimate affair: küçük ve özel bir etkinlik
Burada affair, “etkinlik” veya “buluşma” anlamında sayılabilen bir addır; intimate ise bunun küçük, özel ve yakın bir grupla sınırlı olduğunu anlatır. İfade, akşam yemeğini büyük ve halka açık bir yemek yerine kişisel bir buluşma olarak sunar. Bu cümlede affair romantik bir ilişki anlamına gelmez. Dinner ve with nine people ifadeleri, “etkinlik” anlamını seçmemizi sağlayan bağlamı verir.
Alıştırma
Örnek cümlede an intimate affair ne anlama gelir?
- Yemeğe katılanlar arasında gizli bir romantik ilişki
- Herkese açık büyük bir halka açık ziyafet
- Sınırlı bir grup için küçük ve özel bir akşam yemeği
Cevabı göster
Sınırlı bir grup için küçük ve özel bir akşam yemeği
reclining around the low table: Roma ziyafetindeki uzanarak yemek yeme duruşu
Bu sahnede reclining around the low table, yemek yiyenlerin alçak bir masanın çevresine yerleştirilmiş sedirlere yaslanarak yemek yediği anlamına gelir. Modern ve normal yükseklikteki bir masanın yanında sandalyelerde dik oturmuyorlar. Bu duruş, varlıklı Romalıların resmî ziyafetleriyle ilişkilendirilirdi. Bu özel akşam yemeğini gözünüzde canlandırmanıza yardım eder; ancak bütün Romalıların her öğünü böyle yediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümledeki reclining around the low table ifadesine en uygun sahne hangisidir?
- Yemek yiyenler modern ve normal yükseklikteki bir masanın yanında sandalyelerde dik oturur.
- Yemek yiyenler bir tezgâhın yanında ayakta durarak yer.
- Yemek yiyenler alçak bir masanın çevresindeki sedirlere yaslanır.
Cevabı göster
Yemek yiyenler alçak bir masanın çevresindeki sedirlere yaslanır.
Slaves attend to their every need if the diners Öbek fiiller
5:24Yemek yiyenler el kol hareketleriyle
attend to their every need: her ihtiyaçlarıyla eksiksiz ilgilenmek
Burada attend to, bir şeyin ele alınması için ona ilgi göstermek veya bakım sağlamak anlamına gelir. Their every need, yemek yiyenlerin bütün ihtiyaçlarını ifade eder; dolayısıyla ifadenin tamamı eksiksiz ve özenli bir hizmeti anlatır. Every, yalnızca their needs demekten daha güçlüdür ve hiçbir ihtiyacın karşılıksız bırakılmadığını vurgular. Başka bağlamlarda attend to, attend to a problem örneğinde olduğu gibi bir konuyu ele almak anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi attend to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A technician will ____ the problem shortly.
Cevabı göster
attend to
through gestures demand more food and wine. Ton ve niyet
5:28daha fazla yemek ve şarap talep ettiğinde köleler her türlü ihtiyaçlarını karşılar.
through gestures demand: güçlü bir talebi sözsüz iletmek
Through gestures, kullanılan yöntemi gösteren bir ifadedir: yemek yiyenlerin talebi sözlü olarak değil, hareketlerle ilettiğini belirtir. Bu cümlede özne olan the diners ile fiil olan demand arasına yerleştirilmiştir. Demand, karşı tarafın uymasının beklendiği bir durumda bir şeyi almak için ısrar etmek demektir. Bu bağlamda fiil, yemek yiyenlerle onlara hizmet eden köleleştirilmiş insanlar arasındaki eşitsiz güç ilişkisini gösterir; dolayısıyla sıradan bir ricadan çok daha güçlüdür.
Alıştırma
Hangi cümlede demand, örnekteki gibi güçlü ve seçenek bırakmayan bir anlamda kullanılmıştır?
- The supervisor asked if everyone was ready to leave.
- The supervisor demanded that everyone leave at once.
- The supervisor requested a copy of the schedule.
Cevabı göster
The supervisor demanded that everyone leave at once.
As the day closes, we can hear the rumble of wagons outside. Anlatım akışı
5:33Gün kapanırken, dışarıdan gelen arabaların gürültüsünü duyabiliriz.
As the day closes: gün sonuna geçiş için zaman çerçevesi oluşturmak
As the day closes, cümlenin başında yer alan ve “gün sona yaklaşırken” anlamına gelen bir zaman yan cümlesidir. Closes burada mecazidir: gün sona ermektedir; bir işletme gibi kelimenin gerçek anlamıyla kapanmamaktadır. Anlatıcı bu zaman çerçevesini başa koyarak dinleyeni günün o aşamasında belirginleşen şeye, yani dışarıdaki gürültüye hazırlar. Yan cümle, bilgiyi gündüz etkinliklerinden akşama geçiş şeklinde düzenler; burada as neden değil, zaman bildirir.
Alıştırma
As the day closes ifadesinin cümledeki temel işlevi nedir?
- Yeni bir olay sunmadan önce gün sonuna ait bir zaman çerçevesi oluşturur.
- Yakındaki işletmelerin o gün için kapandığını söyler.
- Arabaların neden gürültü çıkardığını açıklar.
Cevabı göster
Yeni bir olay sunmadan önce gün sonuna ait bir zaman çerçevesi oluşturur.
The clients and freedmen with a meal of robust, if inferior, food inside them, Dilbilgisi
5:38Müşteriler ve azatlı köleler, daha düşük kalitede olsa da doyurucu bir yemek yemiş olarak,
robust, if inferior: ödünleme bildiren if + sıfat
robust, if inferior, food ifadesinde if inferior, ödünleme bildiren bir ara sözdür; “kalitesi düşük olsa da” anlamına gelir, “yiyecek düşük kaliteliyse” şeklinde bir koşul değildir. Ana niteleme robust food, yani doyurucu ve kuvvetli bir yemektir; ara söz ise kalitenin daha düşük olduğunu kabul eder. “sıfat A, if sıfat B, + isim” kalıbı, önce ana değerlendirmeyi sunup ardından bir çekince eklemeyi sağlar. İki değerlendirme de doğru kabul edilir: yemek doyurucudur ve aynı zamanda düşük kalitelidir.
Alıştırma
a practical, if expensive, solution ifadesinde konuşan kişi ne demek istiyor?
- Çözüm pahalı olduğu için kullanışsız hâle gelir.
- Çözüm yalnızca pahalı olduğunda kullanışlıdır.
- Çözüm pahalı olsa da kullanışlıdır.
Cevabı göster
Çözüm pahalı olsa da kullanışlıdır.
shuffle off to the now tepid baths before returning to their apartment blocks. Öbek fiiller
5:43apartman bloklarına dönmeden önce ayaklarını sürüyerek artık ılıklaşmış olan hamamlara giderler.
shuffle off: ayaklarını sürüyerek yavaşça ayrılmak
Burada shuffle off, kısa ve sürüklenen adımlarla ayrılmak ya da uzaklaşmak anlamına gelir. Shuffle yürüme biçimini anlatır, off ise bulunulan yerden ayrılma anlamını ekler. Bu ifade, insanların çoğu zaman yorgun, güçsüz ya da isteksiz oldukları için yavaş ve enerjisiz hareket ettikleri bir görüntü oluşturur. Yalnızca leave demekten daha betimleyicidir; hangi tutumun ima edildiğini bağlam belirler.
Alıştırma
Bir kişi uzun bir yürüyüşten sonra bitkin düşüyor ve yavaş, sürüklenen adımlarla ayrılıyor. Hangi cümle en uygundur?
- After the long hike, Maya shuffled off toward the cabin.
- After the long hike, Maya skipped off toward the cabin.
- After the long hike, Maya strode off toward the cabin.
Cevabı göster
After the long hike, Maya shuffled off toward the cabin.
Back at Lucius's house, the drinking continues into the night.
5:49Lucius'un evine dönüldüğünde içki içme gecenin ilerleyen saatlerine kadar devam eder.
Lucius and his stepbrother don't look too well. Ton ve niyet
5:54Lucius ve üvey kardeşi pek iyi görünmüyor.
don't look too well: birinin iyi görünmediğini nazikçe söylemek
Burada don't look too well, birinin dış görünüşüne bakıldığında hasta veya kötü durumda göründüğü anlamına gelir. Look bir bağ fiilidir; well ise kişinin görünüşünden çıkarılan sağlık veya genel durumunu belirtir. Bu olumsuz yapıda too well, gereğinden daha iyi anlamına gelmez. Don't look too well, They are sick gibi kesin bir teşhis koymak yerine olumsuz bir izlenimi yumuşak ve temkinli biçimde ifade eder.
Alıştırma
Birinin iyi görünmediğini nazikçe anlatan, bu dersteki dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Nina ____ after the long trip, so I asked if she was okay.
Cevabı göster
doesn't look too well
A slave stands by in case either of them needs to vomit. Notlar
5:57İkisinden birinin kusma ihtimaline karşı bir köle hazır bekliyor.
stands by: yakında bekleyip harekete geçmeye hazır olmak
Burada stands by, birinin yakında bekleyip harekete geçmeye hazır durumda kalması anlamına gelir. Kişi henüz harekete geçmez, ancak olası ihtiyaç ortaya çıkarsa hemen yardım edebilir. in case yan cümlesi bekleme nedenini açıklar. By sözcüğünden sonra bir kişi gelmediği için stand by burada hazır beklemek anlamındadır; birini desteklemek veya birine sadık kalmak anlamına gelmez. Stands, A slave öznesiyle kullanılan üçüncü tekil şahıs biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve ‘harekete geçmeye hazır kalmak’ anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: During the software update, a technician will ____ in case anything goes wrong.
Cevabı göster
stand by
in case either of them needs to: bir olasılığa karşı hazırlanmak
In case, gelecekte gerçekleşebilecek bir durumu tanıtır ve şu anda neden önlem alındığını açıklar. Köle, herhangi biri kusmadan önce hazır bekler; dolayısıyla bu ifade kusmanın başladığını değil, bu olasılığa hazırlıklı olduğunu anlatır. Either of them, “ikisinden herhangi biri” demektir. Özenli standart uyumda either tekil kabul edilir; bu yüzden needs to vomit kullanılır.
Alıştırma
Vurgulanan önlem yapısıyla cümleyi tamamlayın: A lifeguard stays close to two swimmers ____ ask for help.
Cevabı göster
in case either of them needs to
With hindsight, we know Lucius's future. Anlatım akışı
6:04Geçmişe bakarak, Lucius'un geleceğini biliyoruz.
With hindsight: geçmişe sonradan bakış açısı kazandırmak
With hindsight, cümlenin başında yer alan bir bakış açısı çerçevesidir; dinleyiciye devamındaki bilgiyi sonuç bilindikten sonraki bir zamandan yorumlamasını söyler. Burada bakış açısı, Lucius'un o zamanki sınırlı bilgisinden anlatıcının daha sonra edindiği tarihsel bilgiye geçer. Bu, Lucius'un o sırada kendi geleceğini bildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
With hindsight cümlede bilgiyi düzenleyen nasıl bir işlev görür?
- İfadeyi, sonradan öğrenilenlere dayanan daha sonraki bir bakış açısıyla çerçeveler.
- Geleceği, herhangi bir olay gerçekleşmeden önce yapılmış belirsiz bir tahmin olarak gösterir.
- Lucius'un başına ne geleceğini o sırada zaten tam olarak bildiğini söyler.
Cevabı göster
İfadeyi, sonradan öğrenilenlere dayanan daha sonraki bir bakış açısıyla çerçeveler.
In 20 years' time: gelecekteki bir zaman noktası
In 20 years' time, referans alınan zamandan yirmi yıl sonrasını belirtir. Bu tarihsel anlatıda, söz konusu yıldan başlayarak zaman çizgisini ileri taşır; bir şeyin yirmi yıl boyunca sürdüğü anlamına gelmez. Yapı in + süre + time şeklindedir. Çoğul bir sayı kullanıldığında kesme işareti çoğul s takısından sonra gelir: in twenty years' time. In twenty years da aynı temel zaman anlamına sahiptir ve özellikle Amerikan İngilizcesinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi ‘bugünden yirmi yıl sonra’ anlamına gelen years' time ifadesiyle tamamlayın: ____, this young tree will be fully grown.
Cevabı göster
In twenty years' time
the emperor Vespasian's youngest son, Domitian, as emperor,
6:09imparator Vespasian'ın en küçük oğlu Domitian, imparator olarak
will enact a reign of terror: baskıcı yönetimi uygulamaya koymak
will enact a reign of terror ifadesinde enact, yürürlüğe koymak veya uygulamak anlamına gelir. Enact sık sık yasalarla kullanılsa da burada nesnesi bütün bir yönetim biçimidir; bu nedenle ifade, baskıcı yönetimin bilinçli olarak kurulduğunu gösterir. A reign of terror, iktidardakilerin yaygın korku, şiddet, ağır cezalar veya gözdağı yoluyla denetimi sürdürdüğü bir dönemi anlatır. İfade resmî ve güçlü biçimde kınayıcıdır; bir hükümdarın saltanatını tarafsız biçimde anlatmaz.
Alıştırma
Korku ve şiddet yoluyla hükmeden yeni bir yönetici için doğru yazılmış cümleyi seçin.
- The new ruler began a rain of terror, punishing anyone who spoke against him.
- The new ruler began a reign of terror, punishing anyone who spoke against him.
- The new ruler began a rein of terror, punishing anyone who spoke against him.
Cevabı göster
The new ruler began a reign of terror, punishing anyone who spoke against him.
Yanıtsız bırakılan bir merak sonu sorusu olarak Will Lucius survive?
Yüzeyde, Will Lucius survive? Lucius'un geleceği hakkında bir evet-hayır sorusudur. Burada tehlikeli bir siyasi geleceğe ilişkin uyarının ardından gelir ve bu daha geniş tehdidi tek bir kişinin kaderine indirger. Bir anlatı bölümünün sonunda soruyu yanıtsız bırakmak merak uyandıran, ucu açık bir son oluşturur. Sonu en önemli çözümsüz mesele etrafında düzenler, gerilim yaratır ve izleyiciden hemen yanıt istemek yerine onu izlemeye veya düşünmeye devam etmeye çağırır.
Alıştırma
Will Lucius survive? şeklindeki son sorunun temel anlatı işlevi nedir?
- Lucius'un kaderini çözümsüz bırakır, gerilim yaratır ve izleyiciyi devam etmeye teşvik eder.
- İzleyiciden Lucius hakkında hemen olgusal bir yanıt vermesini ister.
- Lucius'un yaklaşan tehlikeden kesinlikle kurtulacağını doğrular.
Cevabı göster
Lucius'un kaderini çözümsüz bırakır, gerilim yaratır ve izleyiciyi devam etmeye teşvik eder.