Japon Yılan Balığı Neden Bu Kadar Pahalı | Çok Pahalı: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Japon yılan balığının fiyatı, doğadan gelen yavruların azlığına, oynak piyasaya ve çiftlikteki ağır işe bağlıdır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “just the beginning.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: daha zor işlerin ileride olduğunu anlayın ve bu ifadeyi uzun bir sürecin ilk adımı için kullanın. 2. “has declined by more than 75%,” — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: düşüş miktarını veren decline by ile son düzeyi veren decline to ayrımını yaparak verileri doğru aktarın. 3. “has been working as an eel farmer for almost 40 years.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: geçmişte başlayıp bugün süren bir mesleği anlatmak için present perfect continuous yapısını work as ve for ile kullanın.
Bu derste
the most expensive fish: üstünlük derecesi isim öbeği oluşturma
the most expensive fish bir üstünlük derecesi isim öbeğidir. the most + adjective + noun kalıbı, belirtilen veya bağlamdan anlaşılan bir karşılaştırma grubu içinde fiyatı en yüksek olan balığı gösterir. Burada in Japan karşılaştırma kapsamını verir. Bu kapsam cümlenin başka bir yerinde de bulunabilir; ancak öbek gruptaki en üst öğeyi seçtiğinde most sözcüğünden önce normalde the kullanılır. Ayrıca expensive gibi uzun sıfatlar üstünlük derecesini most ile oluşturur; expensivest denmez.
Alıştırma
difficult ve route sözcüklerinden oluşturulan üstünlük derecesi isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: This is ____ in the city.
Cevabı göster
the most difficult route
a kilogram of these baby eels cost around $35,000.
0:05bu yavru yılan balıklarının bir kilosu yaklaşık 35.000 dolardı.
and almost as much as the price of gold at the time. Dilbilgisi
0:12ve neredeyse o dönemdeki altın fiyatı kadardı.
almost as much as: neredeyse eşit miktarları karşılaştırma
almost as much as, bir miktarın ya da fiyatın diğerine yakın ancak yine de biraz daha düşük olduğunu göstermek için almost sözcüğünü as much as yapısının önüne getirir. Tam eşitlik anlamına gelmez. Bu cümlede much, sayılamayan bir para miktarını veya değeri temsil eder: balığın fiyatı o zamanki altın fiyatına yakındır. Ayrı ve sayılabilir çoğul öğelerin sayısını karşılaştırmak için almost as many as kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi almost ile başlayan as much as karşılaştırmasıyla tamamlayın: The repair cost ____ buying a new laptop, but it was still a little cheaper.
Cevabı göster
almost as much as
But catching these eels is just the beginning. Deyimler
0:15Ancak bu yılan balıklarını yakalamak sadece başlangıç.
just the beginning: yalnızca ilk aşama
Burada “just” sözcüğü “yalnızca” anlamına gelir ve “the beginning” çok daha uzun bir sürecin ilk aşamasını belirtir. Yılan balıklarını yakalamak işin tamamı değil, ardından gelecek çalışmaların başlangıcıdır. “X is just the beginning” kalıbı, X’ten sonra daha pek çok şeyin gerçekleşeceğini veya yapılması gerekeceğini bildirir. Genellikle ilerideki çaba, zorluk ya da gelişmeler için bir beklenti oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca ilk aşama” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Getting accepted into the program is ____; the real work starts next week.
Cevabı göster
just the beginning
take a year of work: gereken zaman ve çabayı ifade etmek
Burada “take”, “taşımak” değil “gerektirmek” veya “tüketmek” anlamındadır. “A year” süreyi belirtirken “of work”, bu yılın devamlı çaba içerdiğini vurgular. Yeniden kullanılabilir kalıplar “something takes + süre (+ of work)” ve “it takes + süre + to do something” biçimindedir. “Take” kullanıldığında özne genellikle işi yapan kişi değil, süreç veya görevdir.
Alıştırma
Cümleyi “bir yıllık sürekli çaba gerektirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Rebuilding the trail could ____.
Cevabı göster
take a year of work
large enough to be sold: sıfat + enough + edilgen mastar
large enough to be sold ifadesindeki sıfat + enough + to’lu mastar kalıbı, gerekli dereceye ulaşıldığını anlatır. Enough sıfattan sonra gelir: large enough; sıfattan önce gelmez. Buradaki mastar edilgendir: to be sold, birinin yılan balıklarını satabileceği anlamına gelir. Satma eylemini yılan balıkları yapmaz. Kalıp bir eşik belirler ve bu eşiğe ulaşıldığında neyin mümkün hâle geldiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi sturdy, enough ve ship sözcüklerini kullanarak tamamlayın: The crate is ____ overseas.
Cevabı göster
sturdy enough to be shipped
So, what makes these eels so popular? Dilbilgisi
0:22Peki bu yılan balıklarını bu kadar popüler yapan ne?
What makes + nesne + sıfat?
What makes these eels so popular? sorusu, nesnenin o niteliğe sahip olmasına hangi etkenin yol açtığını sormak için What makes + nesne + sıfat kalıbını kullanır. Burada these eels nesnedir ve so popular ortaya çıkan durumu niteler. Make burada “üretmek” veya “oluşturmak” anlamında değil, ettirgen anlamdadır. Bu söyleyiş nedeni doğrudan soru konumuna yerleştirir ve doğal biçimde bir açıklamaya geçiş sağlar.
Alıştırma
Bir niteliğin nedenini sormak için What makes + nesne + sıfat kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- What does make this town so attractive to tourists?
- What makes so attractive this town to tourists?
- What makes this town so attractive to tourists?
Cevabı göster
What makes this town so attractive to tourists?
People in Japan have eaten eel for thousands of years. Dilbilgisi
0:30Japonya'da binlerce yıldır yılan balığı yeniyor.
have eaten eel for thousands of years ifadesindeki devamlılık anlamı
Have eaten, have + geçmiş zaman ortacı eaten yapısıyla kurulan present perfect biçimidir. for thousands of years ile birlikte, yılan balığı yeme geleneğini geçmişte başlayıp günümüze kadar devam eden bir uygulama olarak sunar. Bir alışkanlık, gelenek veya durum hâlâ bugünle bağlantılıysa present perfect ile for + süre kullanılabilir. For sürenin uzunluğunu, since ise normalde başlangıç noktasını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, celebrate fiilinin present perfect biçimini ve 200 yıllık süreyi belirten for ifadesini kullanarak tamamlayın: The town ____ this festival ____.
Cevabı göster
has celebrated · for 200 years
Restaurants like this can sell 40 to 50 tons of eel each year.
0:35Bunun gibi restoranlar yılda 40 ila 50 ton yılan balığı satabiliyor.
Japanese eel or Anguilla japonica can be found across East Asia, Kültür
0:41Japon yılan balığı, yani Anguilla japonica, Doğu Asya'nın dört bir yanında bulunur,
Japanese eel or Anguilla japonica ifadesindeki or: başka bir ad
Japanese eel or Anguilla japonica ifadesinde or, aynı türe ait iki adı birbirine bağlar. Anguilla japonica, Japanese eel ifadesinin hangi türü anlattığını belirleyen bilimsel addır; cümle iki yılan balığı arasında seçim sunmaz. Bu açıklayıcı kullanım sıklıkla yaygın ad + or + teknik, bilimsel veya alternatif ad yapısında görülür. Burada or ifadesini “diğer adıyla” şeklinde anlayın ve seçim bildiren or kullanımından ayırmak için çevredeki tanımlama veya adlandırma bağlamına bakın.
Alıştırma
Bu cümlede or ne anlama gelir: “The monarch butterfly, or Danaus plexippus, migrates long distances”?
- Konuşanın hangi kelebeğin kastedildiğinden emin olmadığını gösterir.
- İki farklı kelebek arasında seçim sunar.
- Aynı kelebeğin bilimsel adını tanıtır.
Cevabı göster
Aynı kelebeğin bilimsel adını tanıtır.
have caused a huge decline in eel populations. Kalıp ifadeler
0:48yılan balığı sayısında büyük bir düşüşe yol açtı.
Cause a huge decline in + isim
Cause a decline in + isim, “bir şeyin miktarının, sayısının, düzeyinin veya kalitesinin azalmasına yol açmak” anlamına gelir. Bu cümlede a huge decline sonucu, in eel populations ise neyin azaldığını belirtir. Çoğul özne overfishing and changing habitats sonrasında have caused kullanılır. Present perfect, bu etkiyi şimdiye kadar gelişmiş bir sonuç olarak sunar. Bu kalıp, neden-sonuç ilişkilerini kısa ve açık biçimde aktarmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Raporu cause a decline in + isim kalıbıyla tamamlayın: Repeated droughts have ____ crop yields.
Cevabı göster
caused a decline in
the global catch of eel has declined by more than 75%, Kalıp ifadeler
0:53dünya genelinde yakalanan yılan balığı miktarı %75'ten fazla azaldı,
Decline by more than 75%: %75'ten fazla azalmak
Decline by + sayı veya yüzde, azalmanın büyüklüğünü belirtir. Has declined by more than 75%, günümüzdeki küresel yılan balığı avının önceki referans düzeyden %75'ten fazla düşük olduğu ve bu düzeyin %25'inden daha azının kaldığı anlamına gelir. More than kesin bir sayı değil, bir eşik belirtir: azalma %75'ten fazladır. Değişim miktarı için by kullanın; son düzeyi belirtmek için kullanmayın.
Alıştırma
Bir balık stoku 1.000 tondu ve şimdi 250 ton. Hangi cümle azalmanın büyüklüğünü doğru ifade eder?
- The fish stock declined to 75% of its original level.
- The fish stock declined by 75%.
- The fish stock declined by 25%.
Cevabı göster
The fish stock declined by 75%.
Önceki tüm cümleciğe gönderme yapan which
Buradaki which, yakındaki eel ismine değil, önceki olgunun tamamına gönderme yapar: küresel yılan balığı avı %75'ten fazla azalmıştır. Bu durum tek bir olgu olarak ele alındığı için tekil has kullanılır. Virgül, bu olgunun sonucunu ekleyen açıklayıcı bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu kalıp, tamamlanmış bir ifadeyi sonucuna kısa ve sıkı biçimde bağlar: tam cümlecik, which + fiil öbeği.
Alıştırma
“The global catch of eel has declined by more than 75%, which has had a huge effect on price,” cümlesinde which neye gönderme yapar?
- Küresel yılan balığı avının %75'ten fazla azalması olgusu
- price ismi
- eel ismi
Cevabı göster
Küresel yılan balığı avının %75'ten fazla azalması olgusu
the price of eels has fluctuated wildly. Kalıp ifadeler
1:01yılan balığı fiyatları büyük dalgalanmalar gösterdi.
Has fluctuated wildly: büyük dalgalanmalar gösterdi
Has fluctuated wildly, fiyatın büyük veya öngörülemez değişimlerle tekrar tekrar yükselip düştüğü anlamına gelir. Fluctuate, change sözcüğünün genel bir eş anlamlısı değildir ve yalnızca tek yöndeki hareketi anlatmaz. Present perfect biçimi has fluctuated, şimdiyle bağlantılı bir zaman dilimindeki hareket örüntüsünü özetler. Bu kullanım fiyatlar, döviz kurları, sıcaklıklar ve diğer ölçülebilir değerlerle doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümle fiyatın büyük miktarlarda tekrar tekrar yükselip düştüğü anlamına gelir?
- The price has risen steadily.
- The price has fallen slightly.
- The price has fluctuated wildly.
Cevabı göster
The price has fluctuated wildly.
it can be 3 times the price of last year, Dilbilgisi
1:09geçen yılki fiyatın üç katına çıkabiliyor,
Açıklama belirteci olarak I mean,
Burada I mean, az önce söylenen genel ifadeye dönerek onun daha açık ve ayrıntılı bir biçimini sunan bir söylem belirtecidir. Ardından gelen sayılar, fiyat farkının somut olarak nasıl olabileceğini gösterir. Bu ifade, konuşanın sözlerini kelimesi kelimesine tanımladığını bildirmez. Konuşmada I mean kullanarak yeni ve bağlantısız bir cümleye başlamadan söylediğiniz şeyi ayrıntılandırabilir, düzeltebilir veya daha kesin hâle getirebilirsiniz.
Alıştırma
Örnekte I mean ne işe yarıyor?
- Konuyu tamamen ilgisiz bir düşünceye çevirir.
- Önceki ifadenin daha ayrıntılı bir açıklamasını sunar.
- Konuşanın price sözcüğünün anlamından emin olmadığını söyler.
Cevabı göster
Önceki ifadenin daha ayrıntılı bir açıklamasını sunar.
3 times the price ... 1/3 the price ile fiyat katları ve kesirleri
3 times the price yapısında çarpan, the price isim öbeğinin hemen önüne gelir: number + times + the + ölçü bildiren isim. Bu, fiyatın karşılaştırılan fiyatın üç katına eşit olduğu anlamına gelir; bir şeyin üç kez gerçekleştiği anlamına gelmez. Kesir de times kullanılmadan aynı konuma gelebilir: 1/3 the price, fiyatın üçte biri demektir. last year ve next year ifadeleri, karşılaştırmada hangi yılın fiyatının kullanıldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi number + times karşılaştırmasıyla tamamlayın. The old printer produces 20 pages per minute, and the new one produces 80. The new printer produces ____ the output of the old one.
Cevabı göster
four times
Unlike other types of fishing: cümle başında karşıtlık çerçevesi
Cümle başındaki Unlike other types of fishing, ana ifadeden önce bir karşıtlık çerçevesi kurar. Okura, devamındaki bilgiyi diğer balıkçılık türlerindeki olağan durumdan farklı olarak yorumlaması gerektiğini bildirir. Burada unlike bir edattır; bu nedenle ardından tam ve çekimli bir cümlecik değil, other types of fishing ad öbeği gelir. Bu çerçeveyi başa almak, açıklayıcı metinde karşılaştırma noktasını hızla değiştirmeye ve temel farkı öne çıkarmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi, un- ile başlayan ve “-den farklı olarak” anlamına gelen tek sözcüklük edatla tamamlayın: ____ city buses, this express train stops only twice.
Cevabı göster
Unlike
are raised, not caught: kısa bir edilgen karşıtlık
are raised, not caught ifadesinde iki eylem de edilgendir: insanlar yılan balıklarını yetiştirir veya yakalar; dil bilgisel özne ise yılan balıklarıdır. Burada raised, “kaldırılmış” veya para toplamakla ilgili değil, “yetiştirilmiş, çiftlikte büyütülmüş” anlamındadır. Yardımcı fiil are iki geçmiş zaman ortacına da uygulanır. İngilizce, caught önündeki tekrarlanan are sözcüğünü düşürerek bir süreci diğer seçeneğin karşısında vurgulayan kısa be + geçmiş zaman ortacı, not + geçmiş zaman ortacı kalıbını oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi raise ve catch fiillerinin edilgen biçimleriyle tamamlayın. İkinci bölümde tekrarlanan yardımcı fiili düşürün: The eels ____, not ____ as adults.
Cevabı göster
are raised · caught
are caught in the wild and raised on farms like this. Kalıp ifadeler
1:23doğada yakalanıp bunun gibi çiftliklerde büyütülür.
glass eels: neredeyse saydam genç yılan balıklarının adı
Glass eels terimi, neredeyse saydam oldukları bir evredeki çok genç yılan balıklarını adlandırır. Burada glass, hayvanların içi görülebilen görünümünü betimler; hangi maddeden yapıldıklarını belirtmez. called X kalıbı, bir kişi ya da şey için kullanılan adı tanıtır. Bu nedenle young eels called glass eels, bu evrenin adı olan glass eels olarak bilinen genç yılan balıkları demektir.
Alıştırma
Bu cümlede glass eels ne anlama geliyor?
- Cam tanklarda tutulan yılan balıkları
- Neredeyse saydam bir evredeki genç yılan balıkları
- Yılan balığı biçimindeki cam nesneler
Cevabı göster
Neredeyse saydam bir evredeki genç yılan balıkları
are caught in the wild ... raised on farms: doğada yakalama ve çiftlikte yetiştirme
İki ifade, aynı süreçteki farklı aşamaları anlatır. Are caught in the wild, insanların yılan balıklarını doğal ortamlarında yakalaması demektir; raised on farms ise daha sonra büyürlerken çiftliklerde tutulup beslenmeleri anlamına gelir. Dil bilgisi açısından are, iki geçmiş zaman ortacı tarafından paylaşılır: are caught ... and (are) raised .... Bu paralel edilgen yapı dikkati yılan balıklarında tutar ve yakalama ya da yetiştirme işini yapan kişileri belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi iki hedef ifadeyle tamamlayın: Some young fish ____ and then ____ before they are sold.
Cevabı göster
are caught in the wild · raised on farms
No farms have been able to efficiently breed the eels in captivity. Kalıp ifadeler
1:27Hiçbir çiftlik, yılan balıklarını kontrollü ortamda verimli biçimde üretmeyi başaramadı.
Yılan balıklarını insan kontrolündeki ortamda üretmek
Burada breed geçişli bir fiildir: çiftliklerin yılan balıklarını yalnızca tutması veya beslemesi değil, üremelerini yönetmesi anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir yapı breed + animal + in captivity şeklindedir. In captivity, hayvanların doğada değil, insan kontrolü altında yaşadığını belirtir. İfade bir bütün olarak kontrollü bir ortamda yönetilen üremeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi breed + animal + in captivity yapısıyla tamamlayın: The conservation center plans to ____ the rare parrots ____ to help rebuild the population.
Cevabı göster
breed · in captivity
So, farmers depend on the catch of young eels to make a profit. Kalıp ifadeler
1:31Bu yüzden yetiştiriciler kâr etmek için yavru yılan balığı avına bağımlı.
depend on: gerekli desteğe veya kaynağa bağlı olmak
Depend on; destek almak, başarılı olmak veya çalışmayı sürdürmek için bir kişiye ya da şeye ihtiyaç duymak veya güvenmek anlamına gelir. Burada yetiştiricilerin para kazanabilmesi için yakalanan genç yılan balıklarının sağlanması gerekir. depend on + isim veya isim öbeği yapısını kullanın. On gerekli kaynağı ya da koşulu tanıtır ve bu kullanımda atılamaz.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The rescue center depends ____ donations to buy food for the animals.
Cevabı göster
on
make a profit: maliyetlerden fazlasını kazanmak
make a profit ifadesinde make, a profit ile birlikte kullanılır ve alınan paranın masraflardan fazla olduğunu belirtir. Profit, tüm alınan para değil, masraflar çıktıktan sonra kalan tutardır. Bu cümlede to make a profit, yetiştiricilerin amacını ifade eder: genç yılan balıklarını yakalamak, işletmenin maddi kazanç sağlamasına imkân verir. Aynı eşdizim bir şirket, satış, yatırım veya küçük bir kişisel işlem için de kullanılabilir.
Alıştırma
Toplam maliyetlerden daha fazla parayla sonuçlanmak anlamındaki hedef eşdizimle cümleyi tamamlayın: After paying all her expenses, Nina sold the handmade bags and managed to ____.
Cevabı göster
make a profit
Raising this many eels requires constant attention. Notlar
1:48Bu kadar çok yılan balığı yetiştirmek sürekli ilgi gerektiriyor.
this many + çoğul sayılabilen isim
this many + çoğul sayılabilen isim yapısı, az önce belirtilmiş, gösterilmiş veya durumdan açıkça anlaşılan belirli bir sayıya gönderme yapar. Buradaki this, these anlamına gelmez; miktarın büyüklüğüne işaret eder ve many çoğul sayılabilen bir isim gerektirir. Cümlede this many eels, daha önce belirtilen toplamı Raising this many eels ulaç öbeğinin içinde raising fiilinin nesnesi olarak sunar. Bu yapı çoğu zaman miktarın büyük veya dikkat çekici olduğunu vurgular, ancak tam sayı bağlamdan gelir.
Alıştırma
this many + çoğul isim books yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: A library received 8,000 donated books. Sorting ____ will take weeks.
Cevabı göster
this many books
requires constant attention: sürekli ilgi gerektirmek
Bu cümlede requires constant attention, bu kadar çok yılan balığı yetiştirmenin sürekli gözlem ve bakım gerektirdiğini anlatır. Attention kısa bir bakış değildir; constant, uzun aralar vermeden düzenli olarak izlemeyi vurgular. Aktarılabilir kalıp subject + require(s) + constant attention şeklindedir. Sürekli izleme gerektiren işleri, ekipmanları, sağlık durumlarını veya projeleri anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi sürekli izleme gerektirdiğini belirten ifadeyle tamamlayın: Because its temperature can change quickly, the incubator ____.
Cevabı göster
requires constant attention
Michio has been working as an eel farmer for almost 40 years. Dilbilgisi
1:52Michio neredeyse 40 yıldır yılan balığı yetiştiriciliği yapıyor.
has been working as ... for almost 40 years: yaklaşık 40 yıldır bir meslekte çalışıyor olmak
Has been working, present perfect continuous yapısıdır: has + been + verb-ing. Geçmişte başlayan ve şu anda hâlâ devam eden bir işi anlatır; almost 40 years ise süresini belirtir. Work as, eel farmer mesleki rolünü tanıtır; for ise bir zaman süresini belirtir. Aktarılabilir kalıp subject + has/have been working as + role + for + duration şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi work fiilinin present perfect continuous biçimiyle ve süre belirten edatla tamamlayın: Lena ____ as a school nurse ____ six years.
Cevabı göster
has been working · for
I don't think eels are strong at all. Ton ve niyet
1:57yılan balıklarının dayanıklı canlılar olduğunu hiç düşünmüyorum.
Konu belirteci olarak Regarding + isim öbeği
Regarding + bir isim öbeği, ardından gelen yorumun hangi konuyla sınırlı olduğunu gösterir. Bu cümlede Regarding eel farming, konuşanın sonraki değerlendirmesini yılan balığı yetiştiriciliği konusuyla sınırladığını belirtir. Bu ifade giriş niteliğinde bir edat öbeğidir ve bilgiyi açıkça düzenlemek için bir yanıtın başına getirilebilir. Regarding zaten about veya concerning anlamını taşır; bu nedenle konu doğrudan ardından gelir ve ayrıca about kullanılmaz.
Alıştırma
Regarding sözcüğünü resmî bir konu belirteci olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ your application, we need one more document.
Cevabı göster
Regarding
Güçlü bir olumsuz yargı olarak I don't think ... at all
I don't think + bir yan cümle, çoğu zaman konuşanın o yan cümlenin içeriğine ilişkin olumsuz yargısını ifade eder. Dil bilgisi bakımından olumsuzluk think fiiline bağlıdır, ancak burada amaçlanan anlam I think eels are not strong cümlesine yakındır. At all olumsuz yargıyı güçlendirir ve hiçbir derecede olmadığını belirtir. Bu bağlamda strong, kaslı veya fiziksel olarak güçlü değil; dayanıklı ya da yetiştirme koşullarındaki sorunlarla başa çıkabilecek durumda olmak demektir.
Alıştırma
I don't think eels are strong at all? ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Konuşan, yılan balıklarının hiçbir derecede dayanıklı olmadığını düşünüyor.
- Konuşan, yılan balıklarının dayanıklı olup olmadığını düşünmemiş.
- Konuşan, yılan balıklarının son derece dayanıklı olduğunu düşünüyor.
Cevabı göster
Konuşan, yılan balıklarının hiçbir derecede dayanıklı olmadığını düşünüyor.
survival rate: hayatta kalanların oranı
Survival rate, belirli bir süre sonunda veya belirli koşullar altında tanımlanmış bir grubun hayatta kalan kısmının oranı ya da yüzdesidir. Buradaki rate, fiyat veya değerlendirme puanı değil, ölçülen bir orandır. Bu cümlede survival rate, gerekli düzeyde tutulamayan sonuç ölçütünü adlandırır. Bu ifade tıp, yetiştiricilik ve bilimsel raporlarda yaygındır; grup, zaman aralığı ve koşullar önem taşır.
Alıştırma
Cümleyi “hayatta kalanların oranı” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce terimle tamamlayın: After the air system was improved, the chicks' ____ rose from 70% to 90%.
Cevabı göster
survival rate
survival rate cannot be maintained: ölçüte edilgen odak
rate cannot be maintained kalıbı edilgen bir yapıdır: rate, maintain eyleminden etkilenir; sorumlu kişi veya sistem ise belirtilmeyebilir. Maintain a rate, ölçülen düzeyi sabit ya da kabul edilebilir bir hedefte tutmak demektir; oranı onarmak anlamına gelmez. Cannot, mevcut koşullar altında o düzeyde devam etmenin imkânsız olduğunu gösterir. Edilgen biçim, oranı koruyamayan kişiden çok ölçütü ve sorunu öne çıkardığı için resmî raporlara uygundur.
Alıştırma
Hangi cümle ölçütü en iyi biçimde öne çıkarır ve sorumlu tarafı belirtmez?
- The target rate cannot be maintenance.
- The target rate cannot be maintained.
- We cannot maintain the target rate.
- The target rate cannot maintain.
Cevabı göster
The target rate cannot be maintained.
Feeding them is ... the most expensive part: etkinliğin özne olması
Feeding them, cümlede özne görevi yapan -ing'li bir ad-fiil öbeğidir. Feeding tüm besleme etkinliğini adlandırır, them ise onun nesnesidir. them birden fazla yılan balığına gönderme yapsa da özne tek bir etkinliktir; bu nedenle tekil fiil is kullanılır. The most expensive part, bu etkinliği maliyet açısından sürecin diğer bölümlerinin üstünde sıralayan üstünlük dereceli bir tamamlayıcıdır. After the cost of the eels themselves, yılan balıklarının satın alma maliyetinin ayrı tutulduğunu ve besleme maliyetinin önünde yer aldığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, etkinliği belirten özneyle uyumlu be fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Caring for young animals ____ the most demanding part of the job.
Cevabı göster
is
Günde iki ila üç kez
Two to three times a day, cümle başına getirilmiş ve feed fiilini niteleyen bir sıklık ifadesidir. Two to three bir aralık verir, times gerçekleşme sayısını belirtir, a day ise günde anlamına gelir. İfade başta kullanıldığında, ana cümleden önce programın sıklığını çerçeveler. Aralık belirten to alt ve üst sınırı birbirine bağlar; to feed gibi bir ifadede kullanılan mastar işareti değildir.
Alıştırma
Talimatı, her gün iki ila üç kez aralığını to ile belirten tam sıklık ifadesiyle tamamlayın: Take the tablets ____.
Cevabı göster
two to three times a day
feed eels this: feed + alıcı + yiyecek
feed eels this ifadesinde feed, feed + alıcı + yiyecek kalıbını kullanır. Eels yiyeceği alan canlıları, this ise verilen yiyeceği, yani hemen ardından açıklanan karışımı belirtir. Bu çift nesneli kalıp, alıcı bir insan veya hayvan olduğunda yaygındır; feed the baby some soup ve feed the dog its dinner buna örnektir. Sözcük sırası iki nesnenin görevini belirler; nesnelerin yerini değiştirmek aynı yapıyı korumaz.
Alıştırma
“the seals” ve “fish” ifadelerini feed + alıcı + yiyecek sırasıyla kullanın: Every morning, the keeper feeds ____.
Cevabı göster
the seals fish
a mixture of + bileşenler
a mixture of fish meal, wheat, soybean meal, and fish oil ifadesinde a mixture, birkaç malzemenin birleştirilmesiyle oluşan tek bir maddeyi veya malzemeyi adlandırır. Of ile başlayan bölüm bileşenleri belirtir. a mixture of + isimler kalıbı, fiziksel malzemelerin yanı sıra a mixture of excitement and fear örneğindeki gibi bir arada bulunan nitelikleri veya duyguları da anlatabilir. Unsurların yalnızca ayrı parçalar olarak sıralanmasını değil, birlikte bulunmasını vurgular.
Alıştırma
Birleştirilmiş malzemeler için hedef ifadeyle tamamlayın: The sauce is ____ tomatoes, garlic, and olive oil.
Cevabı göster
a mixture of
fish meal ve soybean meal ifadelerinde meal sözcüğünün anlamı
Fish meal ve soybean meal ifadelerinde meal, hayvan yeminde kullanılmak üzere işlenip öğütülmüş kuru malzeme anlamına gelen teknik bir yem maddesi adıdır. Fish meal, balık veya balık yan ürünlerinden yapılır; soybean meal ise genellikle yağ çıkarıldıktan sonra geriye kalan, protein açısından zengin bir soya ürünüdür. Çevresindeki buğday, balık yağı ve iki meal türünden oluşan liste, her ifadenin bir yem maddesini adlandırdığını gösterir. Meal burada tek seferde yenen yemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: The feed contains soybean meal. Burada soybean meal ne anlama gelir?
- Soya fasulyesinin yendiği zaman
- Soya fasulyesiyle sunulan bir öğün
- Hayvan yeminde kullanılan işlenmiş bir soya maddesi
Cevabı göster
Hayvan yeminde kullanılan işlenmiş bir soya maddesi