Japon Yılan Balığı Neden Bu Kadar Pahalı | Çok Pahalı: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
336 kelime 194 kel/dk

Video özeti: Japon yılan balığının fiyatı, doğadan gelen yavruların azlığına, oynak piyasaya ve çiftlikteki ağır işe bağlıdır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “just the beginning.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: daha zor işlerin ileride olduğunu anlayın ve bu ifadeyi uzun bir sürecin ilk adımı için kullanın. 2. “has declined by more than 75%,” — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: düşüş miktarını veren decline by ile son düzeyi veren decline to ayrımını yaparak verileri doğru aktarın. 3. “has been working as an eel farmer for almost 40 years.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: geçmişte başlayıp bugün süren bir mesleği anlatmak için present perfect continuous yapısını work as ve for ile kullanın.

Bu derste

This is the most expensive fish in Japan. Dilbilgisi

0:00

Bu, Japonya'daki en pahalı balık.

Dilbilgisi

the most expensive fish: üstünlük derecesi isim öbeği oluşturma

the most expensive fish bir üstünlük derecesi isim öbeğidir. the most + adjective + noun kalıbı, belirtilen veya bağlamdan anlaşılan bir karşılaştırma grubu içinde fiyatı en yüksek olan balığı gösterir. Burada in Japan karşılaştırma kapsamını verir. Bu kapsam cümlenin başka bir yerinde de bulunabilir; ancak öbek gruptaki en üst öğeyi seçtiğinde most sözcüğünden önce normalde the kullanılır. Ayrıca expensive gibi uzun sıfatlar üstünlük derecesini most ile oluşturur; expensivest denmez.

Alıştırma

difficult ve route sözcüklerinden oluşturulan üstünlük derecesi isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: This is ____ in the city.

Cevabı göster

the most difficult route

In January 2018,

0:04

Ocak 2018'de,

a kilogram of these baby eels cost around $35,000.

0:05

bu yavru yılan balıklarının bir kilosu yaklaşık 35.000 dolardı.

That's more than bluefin tuna

0:10

Bu, mavi yüzgeçli orkinostan daha pahalıydı

and almost as much as the price of gold at the time. Dilbilgisi

0:12

ve neredeyse o dönemdeki altın fiyatı kadardı.

Dilbilgisi

almost as much as: neredeyse eşit miktarları karşılaştırma

almost as much as, bir miktarın ya da fiyatın diğerine yakın ancak yine de biraz daha düşük olduğunu göstermek için almost sözcüğünü as much as yapısının önüne getirir. Tam eşitlik anlamına gelmez. Bu cümlede much, sayılamayan bir para miktarını veya değeri temsil eder: balığın fiyatı o zamanki altın fiyatına yakındır. Ayrı ve sayılabilir çoğul öğelerin sayısını karşılaştırmak için almost as many as kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi almost ile başlayan as much as karşılaştırmasıyla tamamlayın: The repair cost ____ buying a new laptop, but it was still a little cheaper.

Cevabı göster

almost as much as

But catching these eels is just the beginning. Deyimler

0:15

Ancak bu yılan balıklarını yakalamak sadece başlangıç.

Deyimler

just the beginning: yalnızca ilk aşama

Burada “just” sözcüğü “yalnızca” anlamına gelir ve “the beginning” çok daha uzun bir sürecin ilk aşamasını belirtir. Yılan balıklarını yakalamak işin tamamı değil, ardından gelecek çalışmaların başlangıcıdır. “X is just the beginning” kalıbı, X’ten sonra daha pek çok şeyin gerçekleşeceğini veya yapılması gerekeceğini bildirir. Genellikle ilerideki çaba, zorluk ya da gelişmeler için bir beklenti oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca ilk aşama” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Getting accepted into the program is ____; the real work starts next week.

Cevabı göster

just the beginning

It can take a year of work Kalıp ifadeler

0:18

Bir yıl boyunca emek vermek gerekebilir,

Kalıp ifadeler

take a year of work: gereken zaman ve çabayı ifade etmek

Burada “take”, “taşımak” değil “gerektirmek” veya “tüketmek” anlamındadır. “A year” süreyi belirtirken “of work”, bu yılın devamlı çaba içerdiğini vurgular. Yeniden kullanılabilir kalıplar “something takes + süre (+ of work)” ve “it takes + süre + to do something” biçimindedir. “Take” kullanıldığında özne genellikle işi yapan kişi değil, süreç veya görevdir.

Alıştırma

Cümleyi “bir yıllık sürekli çaba gerektirmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Rebuilding the trail could ____.

Cevabı göster

take a year of work

until they're large enough to be sold. Dilbilgisi

0:19

satılabilecek kadar büyüyene dek.

Dilbilgisi

large enough to be sold: sıfat + enough + edilgen mastar

large enough to be sold ifadesindeki sıfat + enough + to’lu mastar kalıbı, gerekli dereceye ulaşıldığını anlatır. Enough sıfattan sonra gelir: large enough; sıfattan önce gelmez. Buradaki mastar edilgendir: to be sold, birinin yılan balıklarını satabileceği anlamına gelir. Satma eylemini yılan balıkları yapmaz. Kalıp bir eşik belirler ve bu eşiğe ulaşıldığında neyin mümkün hâle geldiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi sturdy, enough ve ship sözcüklerini kullanarak tamamlayın: The crate is ____ overseas.

Cevabı göster

sturdy enough to be shipped

So, what makes these eels so popular? Dilbilgisi

0:22

Peki bu yılan balıklarını bu kadar popüler yapan ne?

Dilbilgisi

What makes + nesne + sıfat?

What makes these eels so popular? sorusu, nesnenin o niteliğe sahip olmasına hangi etkenin yol açtığını sormak için What makes + nesne + sıfat kalıbını kullanır. Burada these eels nesnedir ve so popular ortaya çıkan durumu niteler. Make burada “üretmek” veya “oluşturmak” anlamında değil, ettirgen anlamdadır. Bu söyleyiş nedeni doğrudan soru konumuna yerleştirir ve doğal biçimde bir açıklamaya geçiş sağlar.

Alıştırma

Bir niteliğin nedenini sormak için What makes + nesne + sıfat kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. What does make this town so attractive to tourists?
  2. What makes so attractive this town to tourists?
  3. What makes this town so attractive to tourists?
Cevabı göster

What makes this town so attractive to tourists?

And why are they so expensive?

0:25

Ve neden bu kadar pahalılar?

People in Japan have eaten eel for thousands of years. Dilbilgisi

0:30

Japonya'da binlerce yıldır yılan balığı yeniyor.

Dilbilgisi

have eaten eel for thousands of years ifadesindeki devamlılık anlamı

Have eaten, have + geçmiş zaman ortacı eaten yapısıyla kurulan present perfect biçimidir. for thousands of years ile birlikte, yılan balığı yeme geleneğini geçmişte başlayıp günümüze kadar devam eden bir uygulama olarak sunar. Bir alışkanlık, gelenek veya durum hâlâ bugünle bağlantılıysa present perfect ile for + süre kullanılabilir. For sürenin uzunluğunu, since ise normalde başlangıç noktasını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, celebrate fiilinin present perfect biçimini ve 200 yıllık süreyi belirten for ifadesini kullanarak tamamlayın: The town ____ this festival ____.

Cevabı göster

has celebrated · for 200 years

Restaurants like this can sell 40 to 50 tons of eel each year.

0:35

Bunun gibi restoranlar yılda 40 ila 50 ton yılan balığı satabiliyor.

Japanese eel or Anguilla japonica can be found across East Asia, Kültür

0:41

Japon yılan balığı, yani Anguilla japonica, Doğu Asya'nın dört bir yanında bulunur,

Kültür

Japanese eel or Anguilla japonica ifadesindeki or: başka bir ad

Japanese eel or Anguilla japonica ifadesinde or, aynı türe ait iki adı birbirine bağlar. Anguilla japonica, Japanese eel ifadesinin hangi türü anlattığını belirleyen bilimsel addır; cümle iki yılan balığı arasında seçim sunmaz. Bu açıklayıcı kullanım sıklıkla yaygın ad + or + teknik, bilimsel veya alternatif ad yapısında görülür. Burada or ifadesini “diğer adıyla” şeklinde anlayın ve seçim bildiren or kullanımından ayırmak için çevredeki tanımlama veya adlandırma bağlamına bakın.

Alıştırma

Bu cümlede or ne anlama gelir: “The monarch butterfly, or Danaus plexippus, migrates long distances”?

  1. Konuşanın hangi kelebeğin kastedildiğinden emin olmadığını gösterir.
  2. İki farklı kelebek arasında seçim sunar.
  3. Aynı kelebeğin bilimsel adını tanıtır.
Cevabı göster

Aynı kelebeğin bilimsel adını tanıtır.

but overfishing and changing habitats

0:46

ancak aşırı avlanma ve değişen yaşam alanları

have caused a huge decline in eel populations. Kalıp ifadeler

0:48

yılan balığı sayısında büyük bir düşüşe yol açtı.

Kalıp ifadeler

Cause a huge decline in + isim

Cause a decline in + isim, “bir şeyin miktarının, sayısının, düzeyinin veya kalitesinin azalmasına yol açmak” anlamına gelir. Bu cümlede a huge decline sonucu, in eel populations ise neyin azaldığını belirtir. Çoğul özne overfishing and changing habitats sonrasında have caused kullanılır. Present perfect, bu etkiyi şimdiye kadar gelişmiş bir sonuç olarak sunar. Bu kalıp, neden-sonuç ilişkilerini kısa ve açık biçimde aktarmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Raporu cause a decline in + isim kalıbıyla tamamlayın: Repeated droughts have ____ crop yields.

Cevabı göster

caused a decline in

Since 1980,

0:52

1980'den bu yana,

the global catch of eel has declined by more than 75%, Kalıp ifadeler

0:53

dünya genelinde yakalanan yılan balığı miktarı %75'ten fazla azaldı,

Kalıp ifadeler

Decline by more than 75%: %75'ten fazla azalmak

Decline by + sayı veya yüzde, azalmanın büyüklüğünü belirtir. Has declined by more than 75%, günümüzdeki küresel yılan balığı avının önceki referans düzeyden %75'ten fazla düşük olduğu ve bu düzeyin %25'inden daha azının kaldığı anlamına gelir. More than kesin bir sayı değil, bir eşik belirtir: azalma %75'ten fazladır. Değişim miktarı için by kullanın; son düzeyi belirtmek için kullanmayın.

Alıştırma

Bir balık stoku 1.000 tondu ve şimdi 250 ton. Hangi cümle azalmanın büyüklüğünü doğru ifade eder?

  1. The fish stock declined to 75% of its original level.
  2. The fish stock declined by 75%.
  3. The fish stock declined by 25%.
Cevabı göster

The fish stock declined by 75%.

which has had a huge effect on price. Dilbilgisi

0:57

bu da fiyatı ciddi ölçüde etkiledi.

Dilbilgisi

Önceki tüm cümleciğe gönderme yapan which

Buradaki which, yakındaki eel ismine değil, önceki olgunun tamamına gönderme yapar: küresel yılan balığı avı %75'ten fazla azalmıştır. Bu durum tek bir olgu olarak ele alındığı için tekil has kullanılır. Virgül, bu olgunun sonucunu ekleyen açıklayıcı bir ilgi cümleciğini başlatır. Bu kalıp, tamamlanmış bir ifadeyi sonucuna kısa ve sıkı biçimde bağlar: tam cümlecik, which + fiil öbeği.

Alıştırma

“The global catch of eel has declined by more than 75%, which has had a huge effect on price,” cümlesinde which neye gönderme yapar?

  1. Küresel yılan balığı avının %75'ten fazla azalması olgusu
  2. price ismi
  3. eel ismi
Cevabı göster

Küresel yılan balığı avının %75'ten fazla azalması olgusu

Well, in recent years,

0:59

Son yıllarda ise

the price of eels has fluctuated wildly. Kalıp ifadeler

1:01

yılan balığı fiyatları büyük dalgalanmalar gösterdi.

Kalıp ifadeler

Has fluctuated wildly: büyük dalgalanmalar gösterdi

Has fluctuated wildly, fiyatın büyük veya öngörülemez değişimlerle tekrar tekrar yükselip düştüğü anlamına gelir. Fluctuate, change sözcüğünün genel bir eş anlamlısı değildir ve yalnızca tek yöndeki hareketi anlatmaz. Present perfect biçimi has fluctuated, şimdiyle bağlantılı bir zaman dilimindeki hareket örüntüsünü özetler. Bu kullanım fiyatlar, döviz kurları, sıcaklıklar ve diğer ölçülebilir değerlerle doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle fiyatın büyük miktarlarda tekrar tekrar yükselip düştüğü anlamına gelir?

  1. The price has risen steadily.
  2. The price has fallen slightly.
  3. The price has fluctuated wildly.
Cevabı göster

The price has fluctuated wildly.

The difference in prices has been very great.

1:05

Fiyatlar arasındaki fark gerçekten çok büyüktü.

I mean, Ton ve niyet

1:08

Yani,

it can be 3 times the price of last year, Dilbilgisi

1:09

geçen yılki fiyatın üç katına çıkabiliyor,

or it can be 1/3

1:10

ya da üçte birine düşebiliyor,

the price next year.

1:12

bir sonraki yıl.

Ton ve niyet

Açıklama belirteci olarak I mean,

Burada I mean, az önce söylenen genel ifadeye dönerek onun daha açık ve ayrıntılı bir biçimini sunan bir söylem belirtecidir. Ardından gelen sayılar, fiyat farkının somut olarak nasıl olabileceğini gösterir. Bu ifade, konuşanın sözlerini kelimesi kelimesine tanımladığını bildirmez. Konuşmada I mean kullanarak yeni ve bağlantısız bir cümleye başlamadan söylediğiniz şeyi ayrıntılandırabilir, düzeltebilir veya daha kesin hâle getirebilirsiniz.

Alıştırma

Örnekte I mean ne işe yarıyor?

  1. Konuyu tamamen ilgisiz bir düşünceye çevirir.
  2. Önceki ifadenin daha ayrıntılı bir açıklamasını sunar.
  3. Konuşanın price sözcüğünün anlamından emin olmadığını söyler.
Cevabı göster

Önceki ifadenin daha ayrıntılı bir açıklamasını sunar.

Dilbilgisi

3 times the price ... 1/3 the price ile fiyat katları ve kesirleri

3 times the price yapısında çarpan, the price isim öbeğinin hemen önüne gelir: number + times + the + ölçü bildiren isim. Bu, fiyatın karşılaştırılan fiyatın üç katına eşit olduğu anlamına gelir; bir şeyin üç kez gerçekleştiği anlamına gelmez. Kesir de times kullanılmadan aynı konuma gelebilir: 1/3 the price, fiyatın üçte biri demektir. last year ve next year ifadeleri, karşılaştırmada hangi yılın fiyatının kullanıldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi number + times karşılaştırmasıyla tamamlayın. The old printer produces 20 pages per minute, and the new one produces 80. The new printer produces ____ the output of the old one.

Cevabı göster

four times

Unlike other types of fishing, Anlatım akışı

1:15

Diğer balıkçılık türlerinin aksine,

the majority of eels are raised, Dilbilgisi

1:16

yılan balıklarının çoğu çiftliklerde yetiştirilir,

not caught as adults.

1:18

yetişkin hâlde yakalanmaz.

Anlatım akışı

Unlike other types of fishing: cümle başında karşıtlık çerçevesi

Cümle başındaki Unlike other types of fishing, ana ifadeden önce bir karşıtlık çerçevesi kurar. Okura, devamındaki bilgiyi diğer balıkçılık türlerindeki olağan durumdan farklı olarak yorumlaması gerektiğini bildirir. Burada unlike bir edattır; bu nedenle ardından tam ve çekimli bir cümlecik değil, other types of fishing ad öbeği gelir. Bu çerçeveyi başa almak, açıklayıcı metinde karşılaştırma noktasını hızla değiştirmeye ve temel farkı öne çıkarmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi, un- ile başlayan ve “-den farklı olarak” anlamına gelen tek sözcüklük edatla tamamlayın: ____ city buses, this express train stops only twice.

Cevabı göster

Unlike

Dilbilgisi

are raised, not caught: kısa bir edilgen karşıtlık

are raised, not caught ifadesinde iki eylem de edilgendir: insanlar yılan balıklarını yetiştirir veya yakalar; dil bilgisel özne ise yılan balıklarıdır. Burada raised, “kaldırılmış” veya para toplamakla ilgili değil, “yetiştirilmiş, çiftlikte büyütülmüş” anlamındadır. Yardımcı fiil are iki geçmiş zaman ortacına da uygulanır. İngilizce, caught önündeki tekrarlanan are sözcüğünü düşürerek bir süreci diğer seçeneğin karşısında vurgulayan kısa be + geçmiş zaman ortacı, not + geçmiş zaman ortacı kalıbını oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi raise ve catch fiillerinin edilgen biçimleriyle tamamlayın. İkinci bölümde tekrarlanan yardımcı fiili düşürün: The eels ____, not ____ as adults.

Cevabı göster

are raised · caught

Young eels called glass eels Kelime

1:21

Cam yılan balığı denen yavru yılan balıkları

are caught in the wild and raised on farms like this. Kalıp ifadeler

1:23

doğada yakalanıp bunun gibi çiftliklerde büyütülür.

Kelime

glass eels: neredeyse saydam genç yılan balıklarının adı

Glass eels terimi, neredeyse saydam oldukları bir evredeki çok genç yılan balıklarını adlandırır. Burada glass, hayvanların içi görülebilen görünümünü betimler; hangi maddeden yapıldıklarını belirtmez. called X kalıbı, bir kişi ya da şey için kullanılan adı tanıtır. Bu nedenle young eels called glass eels, bu evrenin adı olan glass eels olarak bilinen genç yılan balıkları demektir.

Alıştırma

Bu cümlede glass eels ne anlama geliyor?

  1. Cam tanklarda tutulan yılan balıkları
  2. Neredeyse saydam bir evredeki genç yılan balıkları
  3. Yılan balığı biçimindeki cam nesneler
Cevabı göster

Neredeyse saydam bir evredeki genç yılan balıkları

Kalıp ifadeler

are caught in the wild ... raised on farms: doğada yakalama ve çiftlikte yetiştirme

İki ifade, aynı süreçteki farklı aşamaları anlatır. Are caught in the wild, insanların yılan balıklarını doğal ortamlarında yakalaması demektir; raised on farms ise daha sonra büyürlerken çiftliklerde tutulup beslenmeleri anlamına gelir. Dil bilgisi açısından are, iki geçmiş zaman ortacı tarafından paylaşılır: are caught ... and (are) raised .... Bu paralel edilgen yapı dikkati yılan balıklarında tutar ve yakalama ya da yetiştirme işini yapan kişileri belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi iki hedef ifadeyle tamamlayın: Some young fish ____ and then ____ before they are sold.

Cevabı göster

are caught in the wild · raised on farms

No farms have been able to efficiently breed the eels in captivity. Kalıp ifadeler

1:27

Hiçbir çiftlik, yılan balıklarını kontrollü ortamda verimli biçimde üretmeyi başaramadı.

Kalıp ifadeler

Yılan balıklarını insan kontrolündeki ortamda üretmek

Burada breed geçişli bir fiildir: çiftliklerin yılan balıklarını yalnızca tutması veya beslemesi değil, üremelerini yönetmesi anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir yapı breed + animal + in captivity şeklindedir. In captivity, hayvanların doğada değil, insan kontrolü altında yaşadığını belirtir. İfade bir bütün olarak kontrollü bir ortamda yönetilen üremeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi breed + animal + in captivity yapısıyla tamamlayın: The conservation center plans to ____ the rare parrots ____ to help rebuild the population.

Cevabı göster

breed · in captivity

So, farmers depend on the catch of young eels to make a profit. Kalıp ifadeler

1:31

Bu yüzden yetiştiriciler kâr etmek için yavru yılan balığı avına bağımlı.

Kalıp ifadeler

depend on: gerekli desteğe veya kaynağa bağlı olmak

Depend on; destek almak, başarılı olmak veya çalışmayı sürdürmek için bir kişiye ya da şeye ihtiyaç duymak veya güvenmek anlamına gelir. Burada yetiştiricilerin para kazanabilmesi için yakalanan genç yılan balıklarının sağlanması gerekir. depend on + isim veya isim öbeği yapısını kullanın. On gerekli kaynağı ya da koşulu tanıtır ve bu kullanımda atılamaz.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The rescue center depends ____ donations to buy food for the animals.

Cevabı göster

on

Kalıp ifadeler

make a profit: maliyetlerden fazlasını kazanmak

make a profit ifadesinde make, a profit ile birlikte kullanılır ve alınan paranın masraflardan fazla olduğunu belirtir. Profit, tüm alınan para değil, masraflar çıktıktan sonra kalan tutardır. Bu cümlede to make a profit, yetiştiricilerin amacını ifade eder: genç yılan balıklarını yakalamak, işletmenin maddi kazanç sağlamasına imkân verir. Aynı eşdizim bir şirket, satış, yatırım veya küçük bir kişisel işlem için de kullanılabilir.

Alıştırma

Toplam maliyetlerden daha fazla parayla sonuçlanmak anlamındaki hedef eşdizimle cümleyi tamamlayın: After paying all her expenses, Nina sold the handmade bags and managed to ____.

Cevabı göster

make a profit

So, in this one year,

1:35

Yani bir yılda,

we raise a amount of eels

1:36

belli miktarda yılan balığı yetiştiriyoruz.

Well, it depends on the year,

1:39

Tabii, yıla göre değişiyor,

but it is about 30 tons.

1:40

ama yaklaşık 30 ton.

It is about 150,000 to 160,000 eels.

1:41

Bu da yaklaşık 150.000 ila 160.000 yılan balığı demek.

Raising this many eels requires constant attention. Notlar

1:48

Bu kadar çok yılan balığı yetiştirmek sürekli ilgi gerektiriyor.

Dilbilgisi

this many + çoğul sayılabilen isim

this many + çoğul sayılabilen isim yapısı, az önce belirtilmiş, gösterilmiş veya durumdan açıkça anlaşılan belirli bir sayıya gönderme yapar. Buradaki this, these anlamına gelmez; miktarın büyüklüğüne işaret eder ve many çoğul sayılabilen bir isim gerektirir. Cümlede this many eels, daha önce belirtilen toplamı Raising this many eels ulaç öbeğinin içinde raising fiilinin nesnesi olarak sunar. Bu yapı çoğu zaman miktarın büyük veya dikkat çekici olduğunu vurgular, ancak tam sayı bağlamdan gelir.

Alıştırma

this many + çoğul isim books yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: A library received 8,000 donated books. Sorting ____ will take weeks.

Cevabı göster

this many books

Kalıp ifadeler

requires constant attention: sürekli ilgi gerektirmek

Bu cümlede requires constant attention, bu kadar çok yılan balığı yetiştirmenin sürekli gözlem ve bakım gerektirdiğini anlatır. Attention kısa bir bakış değildir; constant, uzun aralar vermeden düzenli olarak izlemeyi vurgular. Aktarılabilir kalıp subject + require(s) + constant attention şeklindedir. Sürekli izleme gerektiren işleri, ekipmanları, sağlık durumlarını veya projeleri anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi sürekli izleme gerektirdiğini belirten ifadeyle tamamlayın: Because its temperature can change quickly, the incubator ____.

Cevabı göster

requires constant attention

Michio has been working as an eel farmer for almost 40 years. Dilbilgisi

1:52

Michio neredeyse 40 yıldır yılan balığı yetiştiriciliği yapıyor.

Dilbilgisi

has been working as ... for almost 40 years: yaklaşık 40 yıldır bir meslekte çalışıyor olmak

Has been working, present perfect continuous yapısıdır: has + been + verb-ing. Geçmişte başlayan ve şu anda hâlâ devam eden bir işi anlatır; almost 40 years ise süresini belirtir. Work as, eel farmer mesleki rolünü tanıtır; for ise bir zaman süresini belirtir. Aktarılabilir kalıp subject + has/have been working as + role + for + duration şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi work fiilinin present perfect continuous biçimiyle ve süre belirten edatla tamamlayın: Lena ____ as a school nurse ____ six years.

Cevabı göster

has been working · for

Regarding eel farming, Anlatım akışı

1:56

Yılan balığı yetiştiriciliğine gelince,

I don't think eels are strong at all. Ton ve niyet

1:57

yılan balıklarının dayanıklı canlılar olduğunu hiç düşünmüyorum.

Anlatım akışı

Konu belirteci olarak Regarding + isim öbeği

Regarding + bir isim öbeği, ardından gelen yorumun hangi konuyla sınırlı olduğunu gösterir. Bu cümlede Regarding eel farming, konuşanın sonraki değerlendirmesini yılan balığı yetiştiriciliği konusuyla sınırladığını belirtir. Bu ifade giriş niteliğinde bir edat öbeğidir ve bilgiyi açıkça düzenlemek için bir yanıtın başına getirilebilir. Regarding zaten about veya concerning anlamını taşır; bu nedenle konu doğrudan ardından gelir ve ayrıca about kullanılmaz.

Alıştırma

Regarding sözcüğünü resmî bir konu belirteci olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ your application, we need one more document.

Cevabı göster

Regarding

Ton ve niyet

Güçlü bir olumsuz yargı olarak I don't think ... at all

I don't think + bir yan cümle, çoğu zaman konuşanın o yan cümlenin içeriğine ilişkin olumsuz yargısını ifade eder. Dil bilgisi bakımından olumsuzluk think fiiline bağlıdır, ancak burada amaçlanan anlam I think eels are not strong cümlesine yakındır. At all olumsuz yargıyı güçlendirir ve hiçbir derecede olmadığını belirtir. Bu bağlamda strong, kaslı veya fiziksel olarak güçlü değil; dayanıklı ya da yetiştirme koşullarındaki sorunlarla başa çıkabilecek durumda olmak demektir.

Alıştırma

I don't think eels are strong at all? ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Konuşan, yılan balıklarının hiçbir derecede dayanıklı olmadığını düşünüyor.
  2. Konuşan, yılan balıklarının dayanıklı olup olmadığını düşünmemiş.
  3. Konuşan, yılan balıklarının son derece dayanıklı olduğunu düşünüyor.
Cevabı göster

Konuşan, yılan balıklarının hiçbir derecede dayanıklı olmadığını düşünüyor.

If there is a problem,

1:59

Bir sorun çıkarsa,

90% or more of the

2:00

%90 veya üzerindeki

survival rate cannot be maintained. Notlar

2:10

hayatta kalma oranı korunamaz.

Kelime

survival rate: hayatta kalanların oranı

Survival rate, belirli bir süre sonunda veya belirli koşullar altında tanımlanmış bir grubun hayatta kalan kısmının oranı ya da yüzdesidir. Buradaki rate, fiyat veya değerlendirme puanı değil, ölçülen bir orandır. Bu cümlede survival rate, gerekli düzeyde tutulamayan sonuç ölçütünü adlandırır. Bu ifade tıp, yetiştiricilik ve bilimsel raporlarda yaygındır; grup, zaman aralığı ve koşullar önem taşır.

Alıştırma

Cümleyi “hayatta kalanların oranı” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce terimle tamamlayın: After the air system was improved, the chicks' ____ rose from 70% to 90%.

Cevabı göster

survival rate

Kalıp ifadeler

survival rate cannot be maintained: ölçüte edilgen odak

rate cannot be maintained kalıbı edilgen bir yapıdır: rate, maintain eyleminden etkilenir; sorumlu kişi veya sistem ise belirtilmeyebilir. Maintain a rate, ölçülen düzeyi sabit ya da kabul edilebilir bir hedefte tutmak demektir; oranı onarmak anlamına gelmez. Cannot, mevcut koşullar altında o düzeyde devam etmenin imkânsız olduğunu gösterir. Edilgen biçim, oranı koruyamayan kişiden çok ölçütü ve sorunu öne çıkardığı için resmî raporlara uygundur.

Alıştırma

Hangi cümle ölçütü en iyi biçimde öne çıkarır ve sorumlu tarafı belirtmez?

  1. The target rate cannot be maintenance.
  2. The target rate cannot be maintained.
  3. We cannot maintain the target rate.
  4. The target rate cannot maintain.
Cevabı göster

The target rate cannot be maintained.

So, this kind of daily management is very important.

2:12

Bu yüzden bu tür günlük bakım çok önemli.

After the cost of the eels themselves,

2:18

Yılan balıklarını satın alma maliyetinden sonra,

feeding them is the most expensive part. Dilbilgisi

2:20

en büyük gider onları beslemek.

Dilbilgisi

Feeding them is ... the most expensive part: etkinliğin özne olması

Feeding them, cümlede özne görevi yapan -ing'li bir ad-fiil öbeğidir. Feeding tüm besleme etkinliğini adlandırır, them ise onun nesnesidir. them birden fazla yılan balığına gönderme yapsa da özne tek bir etkinliktir; bu nedenle tekil fiil is kullanılır. The most expensive part, bu etkinliği maliyet açısından sürecin diğer bölümlerinin üstünde sıralayan üstünlük dereceli bir tamamlayıcıdır. After the cost of the eels themselves, yılan balıklarının satın alma maliyetinin ayrı tutulduğunu ve besleme maliyetinin önünde yer aldığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, etkinliği belirten özneyle uyumlu be fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Caring for young animals ____ the most demanding part of the job.

Cevabı göster

is

Two to three times a day, Kalıp ifadeler

2:27

Günde iki ya da üç kez,

workers feed eels this. Dilbilgisi

2:28

çalışanlar yılan balıklarına bu yemi veriyor.

Kalıp ifadeler

Günde iki ila üç kez

Two to three times a day, cümle başına getirilmiş ve feed fiilini niteleyen bir sıklık ifadesidir. Two to three bir aralık verir, times gerçekleşme sayısını belirtir, a day ise günde anlamına gelir. İfade başta kullanıldığında, ana cümleden önce programın sıklığını çerçeveler. Aralık belirten to alt ve üst sınırı birbirine bağlar; to feed gibi bir ifadede kullanılan mastar işareti değildir.

Alıştırma

Talimatı, her gün iki ila üç kez aralığını to ile belirten tam sıklık ifadesiyle tamamlayın: Take the tablets ____.

Cevabı göster

two to three times a day

Dilbilgisi

feed eels this: feed + alıcı + yiyecek

feed eels this ifadesinde feed, feed + alıcı + yiyecek kalıbını kullanır. Eels yiyeceği alan canlıları, this ise verilen yiyeceği, yani hemen ardından açıklanan karışımı belirtir. Bu çift nesneli kalıp, alıcı bir insan veya hayvan olduğunda yaygındır; feed the baby some soup ve feed the dog its dinner buna örnektir. Sözcük sırası iki nesnenin görevini belirler; nesnelerin yerini değiştirmek aynı yapıyı korumaz.

Alıştırma

“the seals” ve “fish” ifadelerini feed + alıcı + yiyecek sırasıyla kullanın: Every morning, the keeper feeds ____.

Cevabı göster

the seals fish

It's a mixture of fish meal, Notlar

2:31

Bu, balık unu içeren bir karışım.

wheat, soybean meal, and fish oil.

2:33

İçinde buğday, soya küspesi ve balık yağı da var.

Kalıp ifadeler

a mixture of + bileşenler

a mixture of fish meal, wheat, soybean meal, and fish oil ifadesinde a mixture, birkaç malzemenin birleştirilmesiyle oluşan tek bir maddeyi veya malzemeyi adlandırır. Of ile başlayan bölüm bileşenleri belirtir. a mixture of + isimler kalıbı, fiziksel malzemelerin yanı sıra a mixture of excitement and fear örneğindeki gibi bir arada bulunan nitelikleri veya duyguları da anlatabilir. Unsurların yalnızca ayrı parçalar olarak sıralanmasını değil, birlikte bulunmasını vurgular.

Alıştırma

Birleştirilmiş malzemeler için hedef ifadeyle tamamlayın: The sauce is ____ tomatoes, garlic, and olive oil.

Cevabı göster

a mixture of

Kelime

fish meal ve soybean meal ifadelerinde meal sözcüğünün anlamı

Fish meal ve soybean meal ifadelerinde meal, hayvan yeminde kullanılmak üzere işlenip öğütülmüş kuru malzeme anlamına gelen teknik bir yem maddesi adıdır. Fish meal, balık veya balık yan ürünlerinden yapılır; soybean meal ise genellikle yağ çıkarıldıktan sonra geriye kalan, protein açısından zengin bir soya ürünüdür. Çevresindeki buğday, balık yağı ve iki meal türünden oluşan liste, her ifadenin bir yem maddesini adlandırdığını gösterir. Meal burada tek seferde yenen yemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The feed contains soybean meal. Burada soybean meal ne anlama gelir?

  1. Soya fasulyesinin yendiği zaman
  2. Soya fasulyesiyle sunulan bir öğün
  3. Hayvan yeminde kullanılan işlenmiş bir soya maddesi
Cevabı göster

Hayvan yeminde kullanılan işlenmiş bir soya maddesi

150,000 eels have to eat

2:36

150.000 yılan balığının yemesi gerekiyor