Peppa ve George Baloncuklar Yapıyor!: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
383 kelime 151 kel/dk

Video özeti: Peppa, George’a baloncuk yapmayı öğretir; karışımları bitince Baba yeni bir karışım hazırlar ve yaşanan bir kaza, etkinliği baloncuklu çamurlu bir su birikintisinde zıplama oyununa dönüştürür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. First, / Then, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir işlemin yönergelerini anlaşılır bir sırayla vermek için bu sıralama belirteçlerini tanımayı ve kullanmayı öğrenin. Çubuğu önce karışıma batırıp ardından üflemeyi anlatırken olduğu gibi, bunlar dinleyicinin her aşamayı karıştırmadan takip etmesini sağlar. 2. running out of breath. — Phrasal verb’ler: Bu ifadenin, bir etkinliği sürdürmek için gereken nefesin yetmemesini anlattığını; kişinin gerçek anlamda sahip olduğu bir hava stokunu tüketmesi demek olmadığını kavrayın. run out of kalıbını zaman, para, malzeme veya başka kaynakların tükenmesiyle ilgili durumlara da aktarabilirsiniz. 3. I've spilled all my bubble mixture. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect yapısının yeni tamamlanan bir eylemi gözle görülen sonucuna nasıl bağladığını görün: Karışım artık yerdedir ve başka baloncuk yapılamaz. Bu yapıyı, henüz gerçekleşmiş ve etkisi mevcut durum açısından hâlâ önemli olan bir olayı bildirirken kullanın.

Bu derste

I'm Peppa Pig.

0:03

Ben Peppa Pig.

This is my little brother George. Kelime

0:05

Bu küçük erkek kardeşim George.

Kelime

little brother: daha küçük erkek kardeş

Bu aile tanıtımında little brother, konuşan kişiden daha genç olan erkek kardeş anlamına gelir. Little, George'un boyunu veya vücut yapısını değil, yaş ilişkisini anlatır. Yakın aile üyelerini belirten sözcüklerle little, little sister örneğinde olduğu gibi daha küçük olan kişiyi gösterebilir. Bu kullanım günlük konuşmada genellikle sıcak ve doğal duyulur.

Alıştırma

"Leo is my little brother," cümlesinde little brother en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Leo benim küçük erkek kardeşimdir.
  2. Leo benim kısa boylu erkek kardeşimdir.
  3. Leo benim oğlumdur.
Cevabı göster

Leo benim küçük erkek kardeşimdir.

This is Mummy Pig, and this is Daddy Pig.

0:08

Bu Anne Domuz, ve bu da Baba Domuz.

Peppa Pig

0:14

Peppa Pig

Bubbles

0:20

Baloncuklar

Peppa and George are drinking orange juice.

0:26

Peppa ve George portakal suyu içiyorlar.

What noisy little piggies. Dilbilgisi

0:32

Ne gürültülü küçük domuzcuklar.

Dilbilgisi

What noisy little piggies: What + sıfat + çoğul isim ünlemi

Burada What bir soru sormaz. Küçük domuzların çok gürültücü olduğunu güçlü biçimde değerlendiren bir ünlem başlatır. Kalıp What + sıfat + çoğul sayılabilen isim biçimindedir; What noisy little piggies! bunun bir örneğidir. Çoğul bir isimden önce a veya an kullanılmaz. Altyazı noktayla bitse de cümle ünlem işlevini sürdürür.

Alıştırma

Birkaç nazik komşuyla ilgili What ünlemini tamamlayın: ____ friendly neighbors!

Cevabı göster

What

George, look at all the tiny bubbles. Kalıp ifadeler

0:36

George, şu minik baloncuklara bak.

Kalıp ifadeler

look at: dikkati adı belirtilen bir nesneye yöneltmek

Look at + bir kişi veya şey, gözlerini o kişiye ya da şeye çevirmek anlamına gelir. Burada Look at ..., George'un dikkatini baloncuklara çeken kısa bir yönergedir. Bakılacak şey look sözcüğünden sonra açıkça söylendiğinde at kullanılır: look at the bubbles. Look! tek başına “Bak!” anlamında kullanılabilir, ancak look the bubbles standart İngilizce değildir.

Alıştırma

Birinin gözlerini adı belirtilen bir nesneye yöneltmek için kullanılan kalıbı tamamlayın: Look ____ the rainbow.

Cevabı göster

at

I can make bigger bubbles. Kalıp ifadeler

0:41

Ben daha büyük baloncuklar yapabilirim.

Kalıp ifadeler

make bigger bubbles: daha büyük baloncuklar üretmek

make bigger bubbles ifadesinde make “üretmek, yapmak” anlamına gelir ve bigger bubbles neyin üretildiğini gösterir. Bigger, bubbles sözcüğünden önce gelir ve yeni baloncukları anlatır: bu baloncuklar diğerlerinden daha büyüktür. Bu sözcük dizilişi, zaten var olan baloncukları büyütmek anlamına gelmez. O anlam için make + nesne + sıfat yapısı kullanılır: make the bubbles bigger.

Alıştırma

Hangi cümle, onun artık eskiden yaptıklarından daha büyük kekler üretebildiği anlamına gelir?

  1. She can make bigger cakes now.
  2. She can make more cakes now.
  3. She can make the cakes bigger now.
Cevabı göster

She can make bigger cakes now.

Peppa is blowing bubbles in her drink. Kalıp ifadeler

0:45

Peppa içeceğinin içine baloncuk üflüyor.

Kalıp ifadeler

blowing bubbles: üfleyerek baloncuk oluşturmak

Blow bubbles, hava üfleyerek baloncuk oluşturmayı anlatan doğal bir fiil ve isim birleşimidir. Sürekli zamanda kullanılan is blowing bubbles, eylemin o anda gerçekleştiğini belirtir. Burada baloncuklar içeceğin içinde oluşturuluyor. Bu ifade, var olan baloncukları üfleyerek uzaklaştırmak anlamına gelmez; bu anlam için blow the bubbles away örneğindeki gibi away gerekir.

Alıştırma

Cümleyi, üfleyerek baloncuk oluşturmak anlamındaki tam iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The children used soap wands to ____.

Cevabı göster

blow bubbles

Bubble!

0:49

Baloncuk!

George wants to blow bubbles too.

0:50

George da baloncuk üflemek istiyor.

Peppa, George.

0:57

Peppa, George.

You really shouldn't play with your food. Dilbilgisi

0:58

Yemeğinizle gerçekten oynamamalısınız.

Dilbilgisi

really shouldn't play with your food: bir şeyi yapmama konusunda kesin öğüt vermek

You really shouldn't + fiilin yalın hâli yapısında shouldn't olumsuz bir öğüt verir: Konuşan kişi, eylemin kötü bir fikir olduğunu veya beklenen bir kurala aykırı olduğunu belirtir. Really bu öğüdü güçlendirir; böylece uyarı kesin ve biraz eleştirel duyulur. Eylemin gerçekleşmeyeceğine ilişkin bir tahmin değildir. Play with your food, yemeği düzgünce yemek yerine ona oyuncak gibi davranmak anlamına gelir. Cümlenin tamamı sofra davranışını açıkça düzeltir; ancak shouldn't, mustn't gibi doğrudan bir yasaktan yine de daha az mutlaktır.

Alıştırma

Hangi cümle bir tahmin veya mutlak yasak yerine kesin bir olumsuz öğüt veriyor?

  1. You really shouldn't stay up all night before the exam.
  2. You really wouldn't stay up all night before the exam.
  3. You mustn't stay up all night before the exam.
Cevabı göster

You really shouldn't stay up all night before the exam.

Sorry, Daddy.

1:01

Özür dilerim, Baba.

Peppa, if you like bubbles, why don't you play with your bubble mixture? Notlar

1:02

Peppa, eğer baloncukları seviyorsan, neden baloncuk karışımınla oynamıyorsun?

Dilbilgisi

if you like bubbles: öneriyi desteklemek için geniş zamanlı bir koşul kullanmak

Burada if you like bubbles, ardından gelen önerinin gerekçesini hazırlar. Konuşan kişi Peppa'nın baloncukları sevmesini ilgili durum olarak ele alır: bu tercihe göre baloncuk karışımıyla oynamak uygun bir seçenektir. Bu kalıpta mevcut bir tercih veya durumu belirtmek için if + geniş zaman kullanılır, ardından ana cümlede tavsiye ya da öneri verilir. Buradaki if mutlaka gerçek bir kuşku anlatmaz; gerekçeyi ve ona verilen karşılığı düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle, mevcut bir tercihe dayalı öneri vermek için if + geniş zaman kullanır?

  1. If you will like mysteries, you could try this book.
  2. If you like mysteries, you could try this book.
  3. If you like mysteries, you tried this book yesterday.
Cevabı göster

If you like mysteries, you could try this book.

Ton ve niyet

why don't you + fiilin yalın hâli: öneride bulunmak

Why don't you + fiilin yalın hâli, öneride bulunmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede Why don't you play...? “Oynamanı öneriyorum...” anlamındadır; konuşan kişi başka bir etkinlik sunar, Peppa'nın bunu neden yapmadığını gerçekten sormaz. Ardından gelen fiil yalın hâlde kullanılır: Why don't you try...? ya da Why don't you ask...?

Alıştırma

Sınıf arkadaşın ödev dosyasını bulamıyor. Öğrenilen öneri kalıbıyla cümleyi tamamla: ____ email the teacher?

Cevabı göster

Why don't you

Yes, my bubble mixture.

1:06

Evet, baloncuk karışımım.

George, let's blow bubbles in the garden. Ton ve niyet

1:09

George, hadi bahçede baloncuk üfleyelim.

Ton ve niyet

let's blow bubbles: birlikte hareket etmeyi önermek

Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir. let's blow bubbles yapısında let's + fiilin yalın hâli blow, konuşan kişinin ve George'un etkinliği birlikte yapmasını önerir. Burada let's, “Bunu birlikte yapalım” anlamında bir davet veya öneridir. Birinden izin istemek için kullanılmaz.

Alıştırma

Birlikte yapılacak bir etkinliği doğal biçimde öneren cümleyi seçin.

  1. Let's make a kite together.
  2. Let's to make a kite together.
  3. Let's making a kite together.
Cevabı göster

Let's make a kite together.

Peppa is showing George how to blow bubbles. Kalıp ifadeler

1:16

Peppa George'a nasıl baloncuk üfleneceğini gösteriyor.

Kalıp ifadeler

showing George how to blow bubbles: show someone how to... yapısı

Show someone how to do something, birine bir şeyin nasıl yapıldığını öğretmek veya göstererek anlatmak demektir. showing George how to blow bubbles ifadesinde gösterimi izleyen kişi George'dur; how to blow bubbles ise gösterilen beceridir. Yapı show + kişi + how to + fiilin yalın hâli şeklindedir. how to ifadesinden sonra blowing veya blew değil, blow kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi show + kişi + how to + fiilin yalın hâli yapısını ve use sözcüğünü kullanarak tamamlayın: Maya showed Leo ____ the printer.

Cevabı göster

how to use

First, dip the stick in the mixture. Notlar

1:18

Önce, çubuğu karışıma batır.

Kalıp ifadeler

dip the stick in the mixture: dip + nesne + in/into + sıvı

Burada dip the stick in the mixture, çubuğu kısa süreliğine sıvıya sokup genellikle sıvının çubuğu kaplamasını sağladıktan sonra çıkarmak demektir. Bu sahnede the mixture, hazırlanmış baloncuk sıvısını ifade eder. Yeniden kullanılabilir yapı dip + nesne + in/into + sıvı şeklindedir. dip sonrasında hem in hem into doğaldır; into, sıvının içine doğru hareketi biraz daha vurgular.

Alıştırma

Fırçayı kısa süreliğine boyaya batırma anlamını hangi cümle doğal biçimde verir?

  1. Dip the paint on the brush.
  2. Dip in the brush the paint.
  3. Dip the brush in the paint.
Cevabı göster

Dip the brush in the paint.

Then, take a big breath and blow. Kalıp ifadeler

1:23

Sonra, derin bir nefes al ve üfle.

Anlatım akışı

First, ... Then, ...: talimat adımlarını sıraya koymak

First ve Then sıra bildiren ifadelerdir. First ilk adımı başlatır, Then ise dinleyeni bir sonraki adıma geçirir. Talimatlarda, tariflerde ve yol tariflerinde bu kelimeler eylemleri zaman sırasına koyar. Bunlar boş dolgu sözcükleri değildir; önce ne yapılacağını ve ardından ne yapılacağını gösterir.

Alıştırma

İki aşamalı yönergeyi First ve Then ile tamamlayın: ____, wash your hands. ____, put on the gloves.

Cevabı göster

First · Then

Kalıp ifadeler

take a big breath: bolca hava içine çekmek

Take a big breath, çok miktarda havayı içine çekmek demektir. İngilizcede take + a breath doğal bir eşdizimdir; big, nefesin fiziksel boyutunu değil, içe çekilen hava miktarını anlatır. Bu ifade çoğunlukla üfleme gibi bir eylemden önce hazırlık yaptırmak için kullanılır. Take a deep breath de yaygındır ve derin nefes almaya vurgu yapar.

Alıştırma

Bu dersteki hedef ifadeyi tamamlayın: Before you blow out the candles, ____. Cevabınızda big breath kullanın.

Cevabı göster

take a big breath

Bubble!

1:31

Baloncuk!

George, now it's your turn. Kalıp ifadeler

1:34

George, şimdi senin sıran.

Kalıp ifadeler

now it's your turn: sırayı birine vermek

It's your turn, sıradaki fırsatın veya yapılması gereken eylemin hitap edilen kişiye ait olduğunu gösterir. Burada turn, yön değiştirmeyi değil, bir kişinin sıra içindeki yerini anlatır. Now sıranın devredildiğini gösterir: başka biri işini bitirmiştir, bu yüzden sıradaki eylemi dinleyen kişi yapmalıdır. Eylemi belirtmek için It's your turn to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın; örneğin It's your turn to read.

Alıştırma

Bir sonraki sırayı Ben'e veren kalıp ifadeyi tamamlayın: Ava has finished reading. Ben, now it's ____ to read.

Cevabı göster

your turn

Dip the stick in the mixture.

1:38

Çubuğu karışıma batır.

Hold it up. Öbek fiiller

1:41

Yukarı kaldır.

Öbek fiiller

Hold it up: yukarı kaldırıp havada tutmak

Bu komutta hold it up, baloncuk çubuğunu yukarı kaldırıp daha yüksek bir konumda tutmak anlamına gelir. hold, nesneyi kavramayı ve konumunu korumayı vurgularken up daha yüksek konumu belirtir. Nesne it gibi bir zamirse hold ile up arasına gelir: hold it up denir, hold up it denmez. Bu, ayrılabilen phrasal verb yapılarında zamir kullanıldığında gereken sözcük dizilişidir. Buradaki bağlam fiziksel bir eylemdir; bu nedenle hold up burada geciktirmek veya soymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle birinden posteri herkes görebilsin diye kaldırıp yukarıda tutmasını doğal biçimde ister?

  1. Hold up it so everyone can see it.
  2. Hold it up so everyone can see it.
  3. Pick it up and put it on the table.
Cevabı göster

Hold it up so everyone can see it.

Take a big breath.

1:43

Derin bir nefes al.

And blow.

1:46

Ve üfle.

George is trying really hard, but he is running out of breath. Notlar

1:49

George gerçekten çok çabalıyor ama nefesi tükeniyor.

Kalıp ifadeler

trying really hard: çok büyük çaba göstermek

trying really hard, bir şeyi yapmak için çok büyük çaba göstermek anlamına gelir. hard burada trying sözcüğünü niteleyen bir zarftır; really ise hard sözcüğünün derecesini güçlendirir. Burada hard, sert anlamına gelmez ve görevin zor olduğunu doğrudan söylemez. George’un ne kadar çaba gösterdiğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle Maya’nın bulmacayı çözmek için çok büyük çaba gösterdiği anlamına gelir?

  1. Maya found the puzzle really hard.
  2. Maya hardly tried to solve the puzzle.
  3. Maya tried really hard to solve the puzzle.
Cevabı göster

Maya tried really hard to solve the puzzle.

Öbek fiiller

running out of breath: kullanılabilir nefesin azalması

Burada is running out of breath, George'un üflemeye devam etmek için kullanabileceği havanın giderek azaldığını anlatır. Run out of dışarı koşmak anlamına gelmez; sınırlı bir şeyi çok az kalana veya tamamen bitene kadar kullanmak demektir. İlerleyen eylem biçimi running out of, bu miktarın şu anda azaldığını gösterir. Bu kalıp run out of time, money, milk veya paper örneklerindeki gibi başka sınırlı kaynaklarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi run out of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The deadline is close, and we are ____ time.

Cevabı göster

running out of

Achoo!

1:54

Hapşu!

George, you didn't blow hard enough. Dilbilgisi

1:57

George, yeterince sert üflemedin.

Dilbilgisi

hard enough: sıfat veya zarftan sonra gelen enough

Hard enough ifadesinde hard, George'un nasıl üflediğini anlatan bir zarftır. Enough bir sıfatı veya zarfı nitelediğinde o sözcükten sonra gelir: hard enough, warm enough, quickly enough. Olumsuz didn't blow hard enough yapısı, George'un üflediğini ancak gücün gereken düzeye ulaşmadığını anlatır.

Alıştırma

Enough sözcüğünü doğru konuma koyarak cümleyi tamamlayın: The music isn't loud ____ for us to hear.

Cevabı göster

enough

I know a way George can make bubbles. Dilbilgisi

2:02

George'un baloncuk yapabileceği bir yol biliyorum.

Dilbilgisi

a way George can make bubbles: a way + özne + can + fiil

Bu cümlede a way George can make bubbles, “George'un baloncuk yapmak için kullanabileceği bir yöntem” anlamına gelir. George, sonraki yan cümlenin öznesidir; can make bubbles ise yöntemin neyi mümkün kıldığını belirtir. Günlük İngilizcede way sözcüğünün ardından doğrudan özne + can + fiil yapısında bir yan cümle gelebilir. Bu yan cümlede düz cümle sırası kullanılır; can George değil, George can denir.

Alıştırma

“Lina'nın kutuları taşımak için kullanabileceği bir yöntem biliyoruz” anlamını vermek için a way + person + can + verb kalıbını kullanın. We know a way ____.

Cevabı göster

Lina can carry the boxes

Dip the stick in the mixture.

2:05

Çubuğu karışıma batır.

Then, lift it up. Öbek fiiller

2:08

Sonra, yukarı kaldır.

Öbek fiiller

lift it up: lift ... up yapısında zamirin yeri

Lift it up, “onu daha yüksek bir konuma kaldır” anlamına gelir. It, daha önce hangi nesne olduğu bilinen şeyi gösterirken up hareketin yukarı yönünü belirtir. Buradaki lift ... up ayrılabilir bir yapıdır. Nesne it zamiri olduğu için fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: lift up it değil, lift it up denir.

Alıştırma

lift, it ve up sözcüklerinin her birini bir kez kullanarak doğru sırayla cümleyi tamamlayın: The bag is on the floor. ____ carefully.

Cevabı göster

Lift it up

And wave it around. Öbek fiiller

2:09

Ve etrafta salla.

Öbek fiiller

wave it around: onu farklı yönlere sallamak

Wave + nesne + around, bir nesneyi havada farklı yönlere tekrar tekrar hareket ettirmek anlamına gelir. Burada it, hareket ettirilen nesnedir; around ise hareket yönünün değiştiğini anlatır. Bu kalıpta around hareket bildirir. Başka bir şeyin çevresindeki sabit bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: Hold the ribbon by one end and ____.

Cevabı göster

wave it around

Bubble!

2:13

Baloncuk!

It's even better if you run along. Dilbilgisi

2:17

Eğer koşarsan daha da iyi olur.

Dilbilgisi

It's even better if: bir koşul sonucu iyileştirir

It's even better if + yan cümle, belirli bir koşulun sonucu mevcut duruma veya daha önce belirtilen bir seçeneğe göre iyileştireceğini anlatır. If koşulu getirir; even ise karşılaştırma bildiren better sözcüğünü güçlendirerek sonucun daha da iyi olacağını belirtir. If sonrasındaki yan cümle bu değerlendirmenin bir parçasıdır. İlgisiz ikinci bir öneri vermek yerine, hangi değişikliğin iyileşme sağlayacağını açıklar.

Alıştırma

Bir koşulun sonucu iyileştirdiğini anlatmak için It's even better if... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. If the soup tastes good, you can add fresh herbs.
  2. The soup tastes good, even if you don't add fresh herbs.
  3. The soup tastes good, but it's even better if you add fresh herbs.
Cevabı göster

The soup tastes good, but it's even better if you add fresh herbs.

Wait for me. Ton ve niyet

2:24

Beni bekle.

Ton ve niyet

Wait for me: wait for + kişi kullanımı

Wait for me, birinden durmasını veya yavaşlamasını isteyerek ona yetişmenizi sağlayan yaygın bir ifadedir. wait ile beklenen kişi veya şey belirtiliyorsa wait for + isim ya da zamir kullanılır: wait for me. Nesne doğrudan wait sözcüğünden sonra getirilmez.

Alıştırma

Arkadaşınız önünüzde yürüyor. wait ile kişiyi bağlayan sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: Wait ____ me!

Cevabı göster

for

George is having fun making bubbles. Kalıp ifadeler

2:27

George baloncuk yaparken eğleniyor.

Kalıp ifadeler

having fun making bubbles: have fun + fiilin -ing biçimi

Have fun doing something, bir etkinliği yaparken keyif almak demektir. Burada making bubbles, George’un keyif aldığı etkinliği belirtir. have fun sonrasında etkinliği belirtmek için fiilin -ing biçimi kullanılır: have fun making; mastar kullanılmaz. Is having, bu keyfin o anda sürdüğünü gösterir.

Alıştırma

had fun sonrasında build fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: We had fun ____ a sandcastle.

Cevabı göster

building

Peppa is having fun popping them. Kelime

2:31

Peppa onları patlatırken eğleniyor.

Kelime

popping them: pop fiilinin “baloncukları patlatmak” anlamı

Burada pop, genellikle bir baloncuğa dokunarak veya onu dürterek patlatmak anlamına gelen bir eylem fiilidir. Popping them, “baloncukları patlatmak” demektir; them daha önce sözü edilen bubbles ifadesine gönderme yapar. Bu kullanım, balon gibi şeylerle de kullanılabilir. Pop music ifadesindeki pop ile ilgili değildir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi pop fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Lina touched the soap bubble, and she ____ it.

Cevabı göster

popped

I love bubbles.

2:34

Baloncukları seviyorum.

Oh dear, the bubble mixture is all used up. Notlar

2:39

Ah canım, baloncuk karışımı tamamen bitti.

Ton ve niyet

Oh dear: küçük bir soruna verilen hafif bir tepki

Oh dear, küçük bir şey ters gittiğinde veya biri biraz endişe, hayal kırıklığı ya da üzüntü hissettiğinde kullanılan hafif bir ünlemdir. Burada baloncuk karışımının bitmesine yumuşak bir tepki verir. İfadenin tamamı tek bir tepki olarak kullanılır. Dear burada birine hitap etme sözü değildir ve konuşanın birine “sevgilim” dediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Oh dear hangi durumda doğal ve hafif bir tepki olur?

  1. Bir ödül kazanmanı kutluyorsun.
  2. Birinin yakın bir tehlikede olduğunu görüyorsun.
  3. Biraz su döktüğünü fark ediyorsun.
Cevabı göster

Biraz su döktüğünü fark ediyorsun.

Öbek fiiller

all used up içindeki all used: tamamen tükenmiş

Bu cümlede all used, ardından gelen up ile birlikte anlaşılmalıdır; tam ifade all used up'tır. Be used up, bir stoğun tamamen tüketildiğini ve hiçbir şey kalmadığını belirtir. All, tamamen bittiği anlamını daha da vurgular. Buradaki used, “ikinci el” anlamına gelmez. Used up, bir şeyin tamamı kullanıldıktan sonraki sonucu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen tüketilmiş” anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: We cannot finish the wall because the paint is ____.

Cevabı göster

all used up

Daddy, Mummy, there's no more bubble mixture. Dilbilgisi

2:43

Baba, Anne, hiç baloncuk karışımı kalmadı.

Dilbilgisi

there's no more + isim: hiç kalmadı

There's no more + isim, o şeyden hiç kalmadığını veya artık bulunmadığını bildirir. Burada no more, bubble mixture ifadesini doğrudan niteleyerek stoğun tükendiğini söyler; bu yapıda no more, “hiç kalmadı” anlamına gelen tek bir birimdir. There's, there is ifadesinin kısaltmasıdır. Sayılamayan bir isimle There's no more water. kullanılır. Çoğul sayılabilen bir isimle standart uyum There are no more tickets. biçimindedir.

Alıştırma

Şişede hiç meyve suyu olmadığını söylemek için hedef yapının kısaltmalı biçimini kullanın: ____ juice in the bottle.

Cevabı göster

There's no more

Don't worry, Peppa. Ton ve niyet

2:48

Endişelenme, Peppa.

Ton ve niyet

Don't worry: yardım önermeden önce rahatlatmak

“Don't worry”, birini rahatlatmak için kullanılan yaygın bir ifadedir. Burada “endişelenmene gerek yok; bunun çözülebileceğini düşünüyorum” anlamına gelir. Bu ifadenin ardından genellikle bir güvence, açıklama veya çözüm gelir. Amaç Peppa'yı sakinleştirmektir; endişelendiği için onu eleştirmek değildir.

Alıştırma

Arkadaşınız defterini bulamadığı için endişeli. Yanıtı derste öğrendiğiniz rahatlatıcı ifadeyle tamamlayın: “____. I'll help you look for it.”

Cevabı göster

Don't worry

I have an idea. Kalıp ifadeler

2:50

Bir fikrim var.

Kalıp ifadeler

I have an idea: bir planı dile getirmek

“I have an idea”, yalnızca bir düşüncenin var olduğunu bildirmekten daha fazlasını yapar. Konuşanın olası bir plan düşündüğünü ve bunu açıklamak üzere olduğunu belirtir. Bu girişin ardından İngilizcede plan genellikle “Let's...” veya “We could...” gibi bir cümleyle anlatılır.

Alıştırma

Az önce bir plan düşündünüz. Girişi derste öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: “____. Let's make a list first.”

Cevabı göster

I have an idea

Mummy Pig, bring me a bucket, please. Ton ve niyet

2:51

Anne Domuz, bana bir kova getir lütfen.

Ton ve niyet

bring me a bucket, please: bring + alıcı + şey

bring me a bucket ifadesinde bring iki nesne alır: me alıcıyı, a bucket ise taşınan şeyi gösterir. bring + kişi + şey kalıbı bring + şey + to + kişi biçiminde de kurulabilir: bring a bucket to me. Burada bring, kovanın konuşana veya alıcıya doğru hareket ettiğini anlatır. Please, emir cümlesinin sertliğini azaltıp onu kibar bir isteğe dönüştürür; ancak yapı dil bilgisi bakımından hâlâ doğrudan bir emir cümlesidir.

Alıştırma

İsteği bring + alıcı + şey yapısıyla tamamlayın. Masadasınız ve bir bardak suyun size getirilmesini istiyorsunuz: Please ____.

Cevabı göster

bring me a glass of water

Yes, Daddy Pig.

2:55

Tamam, Baba Domuz.

Peppa, bring me some soap.

2:56

Peppa, bana biraz sabun getir.

Yes, Daddy Pig.

2:59

Tamam, Baba Domuz.

George, bring me my old racket.

3:01

George, bana eski raketimi getir.

A bucket, some soap, a tennis racket.

3:05

Bir kova, biraz sabun, bir tenis raketi.

What is Daddy Pig doing?

3:09

Baba Domuz ne yapıyor?

First, I need some water.

3:11

Önce, biraz suya ihtiyacım var.

Then the soap. Dilbilgisi

3:18

Sonra sabun.

And now, the tennis racket, please.

3:22

Ve şimdi, tenis raketi lütfen.

Dilbilgisi

Then the soap: adım sıralamasında eksilti

Then the soap. eksiltili bir adımdır: First, I need some water cümlesinden zaten anlaşılan sözcükler tekrar söylenmez. Bu bağlamda dinleyen kişi Then I need the soap gibi bir anlam çıkarabilir; eylem, konuşanın yaptığı hareketten de anlaşılabilir. Then bir sonraki aşamayı gösterirken the soap yeni bilgiyi verir. Yalnızca sıra bildiren sözcüğü ve temel isim grubunu bırakmak, sözlü yönergeleri daha kısa ve ritmik hâle getirir.

Alıştırma

Hazırlık listesini tam olarak Then + sıradaki eşya kalıbıyla tamamlayın. Sıradaki eşya el feneridir: First, the map. ____.

Cevabı göster

Then the flashlight

Thank you.

3:25

Teşekkürler.

Now, watch this. Ton ve niyet

3:26

Şimdi, bunu izleyin.

Ton ve niyet

Watch this: gösteriden önce dikkat çekmek

Watch this, bir şeyi yapmadan veya göstermeden önce birinin dikkatini çekmenin doğrudan bir yoludur. Buradaki this yalnızca yakındaki bir nesneyi değil, birazdan gerçekleşecek hareketi gösterir. Genellikle Şimdi ne yapacağıma bak veya İyi izle anlamına gelir.

Alıştırma

Canlı bir gösteriden önce birinin dikkatini doğal biçimde hangi cümle çeker?

  1. I watched a spoon trick yesterday.
  2. Look at this spoon. It has a blue handle.
  3. Watch this. I can balance the spoon on my nose.
Cevabı göster

Watch this. I can balance the spoon on my nose.

Ooh!

3:32

Ooh!

Wow!

3:33

Vay canına!

Daddy Pig has made his own bubble mixture. Dilbilgisi

3:36

Baba Domuz kendi baloncuk karışımını yaptı.

Dilbilgisi

Has made his own ...: şimdiki sonucu vurgulamak

Has made, has + geçmiş zaman ortacı made ile kurulan present perfect yapısıdır. Yapma işini tamamlanmış olarak sunar ve şimdiki zamana bağlar: kendi baloncuk karışımı artık hazır ve kullanılabilir durumdadır. Cümle, yapma işinin ne zaman gerçekleştiğini söylemez. Ana nokta, belirli bir geçmiş zamana yerleştirilmiş olay değil, şu anda var olan sonuçtur.

Alıştırma

Hangi cümle, şimdi mevcut olan tamamlanmış bir sonucu vurgulamak için present perfect kullanır?

  1. Leo was making a paper boat at six.
  2. Leo made a paper boat yesterday and gave it away.
  3. Leo has made a paper boat, and it is floating in the sink now.
Cevabı göster

Leo has made a paper boat, and it is floating in the sink now.

Come on, everyone. Ton ve niyet

3:40

Gelin, herkes.

Ton ve niyet

Come on: bir grubu harekete çağırmak

Burada Come on, herkesin bir etkinliğe başlaması veya katılması için yapılan samimi bir çağrıdır. “Haydi gidelim” ya da “Başlayalım” anlamına yakındır; insanlardan kelimenin tam anlamıyla konuşana doğru gelmelerini istemez. Aynı ifade birini cesaretlendirmek veya daha hızlı hareket etmesi için acele ettirmek amacıyla da kullanılabilir. Hangi işlevin amaçlandığını durum ve ses tonu gösterir; buradaki everyone, çağrının tüm gruba yönelik olduğunu açıkça belirtir.

Alıştırma

Bir antrenör, çalışmaya başlamak için tüm takımı bir araya çağırmak istiyor. Hangi cümlede Come on bu amaçla doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Come in, everyone. The gym door is open.
  2. Come on, everyone. Let's get started.
  3. Come back, everyone. Practice is over.
Cevabı göster

Come on, everyone. Let's get started.

Be careful, Daddy Pig. Ton ve niyet

3:43

Dikkatli ol, Baba Domuz.

Ton ve niyet

Be careful: uyarı olarak be + sıfat

Be careful, birine olası bir tehlikeyi fark edip dikkatli davranmasını söyleyen doğrudan ve günlük bir uyarıdır. Careful bir sıfattır. Bu emir cümlesinde be, dinleyiciyi bu durumla ilişkilendirir: be + careful. Be sözcüğünden sonra carefully kullanılmaz; carefully bir eylemin nasıl yapıldığını anlatan zarftır ve Walk carefully. örneğindeki gibi kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede birini ıslak zemin konusunda uyarmak için be + sıfat yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. Do careful! The floor is wet.
  2. Be careful! The floor is wet.
  3. Be carefully! The floor is wet.
Cevabı göster

Be careful! The floor is wet.

Don't slip and fall. Kalıp ifadeler

3:44

Kayıp düşme.

Kalıp ifadeler

slip and fall: kayıp düşmeden oluşan iki aşamalı kaza

Slip and fall, iki hareketi tek bir kaza dizisi içinde birbirine bağlar. Slip ayağın kayması veya beklenmedik şekilde dengenin bozulmasıdır; fall ise ardından yere düşüldüğünü belirtir. Ayağın kayması her zaman düşmeyle sonuçlanmaz. And fall eklendiğinde sonuç açıkça söylenir; böylece kazanın hem nasıl başladığı hem de sonra ne olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Tüm hareket dizisini göstermek için cümleyi slip ve fall fiillerinin geçmiş zaman biçimleriyle tamamlayın: On the icy path, Nora ____, but she was not hurt.

Cevabı göster

slipped and fell

I'll be fine. Ton ve niyet

3:46

Ben iyi olurum.

Ton ve niyet

I'll be fine: Bundan sonra iyi olacağına dair güven vermek

I'll be fine, birinin endişesine verilen kendinden emin bir yanıttır. İyi olmayı veya durumu yönetebilmeyi beklediğiniz için karşıdaki kişinin endişelenmesine gerek olmadığını anlatır. I'll, I will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki will, önünüzdeki durumla ilgili güvenli bir tahmin verir ve dinleyeni rahatlatır; yalnızca uzak gelecekle ilgili tarafsız bir ifade değildir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız eve yürümeniz konusunda endişeli. Güvence veren yanıtı tamamlamak için fine ve I will ifadesinin kısaltmasını kullanın: Don't worry. ____. The streets are well lit.

Cevabı göster

I'll be fine

Are you okay, Daddy Pig? Ton ve niyet

3:56

İyi misin, Baba Domuz?

Ton ve niyet

Are you okay?: Birinin iyi olup olmadığını sormak

Are you okay? birinin yaralanıp yaralanmadığını veya kendini iyi hissedip hissetmediğini sorar. Burada bir şey ters gittikten sonra duyulan kaygıyı gösterir; okay kişinin fiziksel ya da duygusal durumunu anlatır, onay verip vermediğini değil. Bu yapıda be fiili gereklidir: Are + you + okay? Kişinin durumuyla ilgili evet-hayır sorusudur.

Alıştırma

Bir arkadaşınız az önce sertçe düştü. Hangi cümle yaralanıp yaralanmadığını doğal biçimde sorar?

  1. Are you agree? That was a hard fall.
  2. Do you okay? That was a hard fall.
  3. Are you okay? That was a hard fall.
Cevabı göster

Are you okay? That was a hard fall.

Yes. I'm fine.

3:58

Evet. İyiyim.

Wow!

4:02

Vay canına!

Daddy Pig has made the biggest bubble ever. Dilbilgisi

4:04

Baba Domuz şimdiye kadarki en büyük baloncuğu yaptı.

Dilbilgisi

the biggest bubble ever: üstünlük derecesinden sonra ever

the biggest bubble ever ifadesinde biggest, big sözcüğünün üstünlük derecesidir. The, üstünlük derecesindeki isim grubundan önce; ever ise ondan sonra gelir. İfade bir bütün olarak ilgili zaman aralığında şimdiye kadar daha büyük bir balon yapılmadığını anlatır. Burada ever üstünlük derecesini güçlendirir; yalnızca geçmişte herhangi bir zamanda anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp the + üstünlük derecesi + isim + ever biçimindedir.

Alıştırma

Üstünlük derecesindeki ifadeyi tamamlamak için funny, show ve ever sözcüklerini kullanın: That was ____.

Cevabı göster

the funniest show ever

Oh dear, I've spilled all my bubble mixture. Dilbilgisi

4:09

Ah canım, bütün baloncuk karışımımı döktüm.

Dilbilgisi

I've spilled ...: şimdiki sonucu anlatan present perfect

I've spilled, present perfect yapısındadır: I've, I have anlamına gelir; spilled ise geçmiş zaman ortacıdır. Dökme eylemi şimdiden önce gerçekleşmiştir, ancak konuşan kişi bunu şu anla bağlantılı olarak sunar. All my bubble mixture ifadesi şimdiki sonucu gösterir: kullanılacak hiç sıvı kalmamıştır. Bu kullanım, sıvının geçmişte tam olarak ne zaman döküldüğüne değil, şu anki duruma odaklanır.

Alıştırma

Az önce bütün meyve suyunu devirdiniz ve zemin şu anda ıslak. Bitmiş bir geçmiş zaman belirtmeden şimdiki sonuca en iyi odaklanan cümle hangisidir?

  1. I've spilled all the juice, so the floor is wet.
  2. I spilled all the juice yesterday.
  3. I spill juice every morning.
Cevabı göster

I've spilled all the juice, so the floor is wet.

Now we can't make any more bubbles. Dilbilgisi

4:13

Artık daha fazla baloncuk yapamayız.

Dilbilgisi

can't make any more bubbles: başka baloncuk yapılamaz

can't make any more bubbles ifadesinde can't, şu anda bir şeyi yapamama durumunu belirtir. Any more bubbles, daha önce yapılanlara ek olarak başka baloncuklar anlamına gelir. İfadenin bütünü, artık hiç baloncuk yapılamayacağını söyler. Daha fazla baloncuk yapılamadığı için etkinlik de devam edemez. Any ve more sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine, olumsuz ifadenin bütününü ek baloncuk yok şeklinde anlayın.

Alıştırma

Yazıcının mürekkebi bitmiş. Cümleyi any more ve pages kullanarak tamamlayın: We can't print ____.

Cevabı göster

any more pages

But we can play jumping in muddy puddles. Notlar

4:18

Ama çamurlu su birikintilerinde zıplama oyunu oynayabiliriz.

Anlatım akışı

But we can: bir sınırlamadan yeni bir olasılığa geçmek

But, ardından gelen fikri daha önce belirtilen bir sorun veya sınırlamayla karşılaştırır. Sonraki we can ise hâlâ mümkün olan bir eylemi sunar. But we can ... birlikte kullanıldığında dikkati yapılamayan şeyden uygulanabilir bir alternatife çevirir. Bir hikâyede veya konuşmada olumlu bir dönüş oluşturabilir; mutlaka tartışma ya da itiraz anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir sınırlamadan alternatife geçmek için But we can kullanıyor?

  1. We can't use the playground, so let's go home.
  2. We can't use the playground, but we can play indoors.
  3. We can use the playground, and we can play indoors.
Cevabı göster

We can't use the playground, but we can play indoors.

Kalıp ifadeler

jumping in muddy puddles: in etkinliğin yerini belirtir

Jumping, zıplamayı bir etkinlik olarak adlandırır; in muddy puddles ise bu etkinliğin nerede gerçekleştiğini belirtir. Muddy, çamurla kaplı veya çamur içeren anlamına gelir; puddles ise küçük su birikintileridir. Burada in, su birikintilerini tekrarlanan zıplama etkinliğinin yapıldığı yer olarak sunar. Bir su birikintisinin dışından içine doğru tek bir harekete özellikle odaklanmaz.

Alıştırma

Bir çocuk zaten su birikintisinin içinde duruyor ve sürekli yukarı aşağı zıplıyor. Hangi cümle etkinliği en iyi anlatır?

  1. The child is jumping into a muddy puddle.
  2. The child is jumping in a muddy puddle.
  3. The child is jumping over a muddy puddle.
Cevabı göster

The child is jumping in a muddy puddle.

Look. Daddy Pig's bubble mixture has made a big muddy puddle.

4:21

Bakın. Baba Domuz'un baloncuk karışımı büyük bir çamurlu su birikintisi yaptı.

Peppa loves jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler

4:28

Peppa çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.

Kalıp ifadeler

jumping up and down: tekrarlanan yukarı-aşağı hareket

Jumping up and down, tekrar tekrar yukarı ve aşağı zıplamak demektir. Up and down, birbirine zıt iki yön arasında gidip gelen hareketi gösteren tek bir yön ifadesidir. Aynı ifade, move up and down örneğinde olduğu gibi başka hareket fiillerinden sonra da kullanılabilir. Bunu birbiriyle ilgisiz iki hareket olarak değil, tekrarlanan tek bir hareket düzeni olarak anlayın.

Alıştırma

Tekrarlanan dikey hareketi anlatan yön ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The child was so excited that she kept jumping ____.

Cevabı göster

up and down

Look, the bubble mixture has made the puddle all bubbly. Dilbilgisi

4:31

Bakın, baloncuk karışımı su birikintisini köpüklü yaptı.

Dilbilgisi

has made the puddle all bubbly: make + nesne + sıfat

Temel yapı make + nesne + sıfat biçimindedir: make bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamına gelir, the puddle etkilenen nesnedir ve bubbly ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır. Burada has made, değişimin gerçekleştiğini ve sonucunun şimdi görülebildiğini gösterir. All, bubbly sözcüğünü güçlendirerek su birikintisinin tamamen veya belirgin biçimde baloncuklarla dolduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, var olan bir şeyin durum değiştirdiğini göstermek için make + nesne + sıfat yapısını kullanır?

  1. The funny story made everyone laugh.
  2. The spilled juice made the floor sticky.
  3. The carpenter made a wooden table.
Cevabı göster

The spilled juice made the floor sticky.

Peppa loves jumping up and down in muddy bubbly puddles. Kelime

4:37

Peppa köpüklü çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.

Kelime

muddy bubbly puddles: art arda sıfatlar ve eğlenceli ritim

muddy bubbly puddles ifadesinde muddy ve bubbly, puddles isminden önce gelir ve aynı anda iki özelliği anlatır: su birikintilerinde çamur vardır ve suyun içinde ya da yüzeyinde kabarcıklar bulunur. Burada bubbly, 'kabarcıklarla dolu' demektir; 'neşeli ve enerjik' anlamında değildir. Kısa ve -y ile biten bu iki sıfatı art arda kullanmak görüntüyü daha canlı hâle getirir. Benzer sesleri ve ilk hecedeki vurguları da ifadeye hareketli, eğlenceli bir ritim katar. Sözcükler birbirini ses bakımından çağrıştırır, ancak tam kafiye oluşturmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede bubbly, 'kabarcıklarla dolu' anlamındadır ve iki sıfat da ismin önünde doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The muddy children laughed with their bubbly friend.
  2. The children splashed in muddy, bubbly water.
  3. The children watched bubbles float over muddy water.
Cevabı göster

The children splashed in muddy, bubbly water.

Everyone loves jumping up and down in muddy bubbly puddles.

4:41

Herkes köpüklü çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.