Peppa ve George Baloncuklar Yapıyor!: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa, George’a baloncuk yapmayı öğretir; karışımları bitince Baba yeni bir karışım hazırlar ve yaşanan bir kaza, etkinliği baloncuklu çamurlu bir su birikintisinde zıplama oyununa dönüştürür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. First, / Then, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bir işlemin yönergelerini anlaşılır bir sırayla vermek için bu sıralama belirteçlerini tanımayı ve kullanmayı öğrenin. Çubuğu önce karışıma batırıp ardından üflemeyi anlatırken olduğu gibi, bunlar dinleyicinin her aşamayı karıştırmadan takip etmesini sağlar. 2. running out of breath. — Phrasal verb’ler: Bu ifadenin, bir etkinliği sürdürmek için gereken nefesin yetmemesini anlattığını; kişinin gerçek anlamda sahip olduğu bir hava stokunu tüketmesi demek olmadığını kavrayın. run out of kalıbını zaman, para, malzeme veya başka kaynakların tükenmesiyle ilgili durumlara da aktarabilirsiniz. 3. I've spilled all my bubble mixture. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect yapısının yeni tamamlanan bir eylemi gözle görülen sonucuna nasıl bağladığını görün: Karışım artık yerdedir ve başka baloncuk yapılamaz. Bu yapıyı, henüz gerçekleşmiş ve etkisi mevcut durum açısından hâlâ önemli olan bir olayı bildirirken kullanın.
Bu derste
little brother: daha küçük erkek kardeş
Bu aile tanıtımında little brother, konuşan kişiden daha genç olan erkek kardeş anlamına gelir. Little, George'un boyunu veya vücut yapısını değil, yaş ilişkisini anlatır. Yakın aile üyelerini belirten sözcüklerle little, little sister örneğinde olduğu gibi daha küçük olan kişiyi gösterebilir. Bu kullanım günlük konuşmada genellikle sıcak ve doğal duyulur.
Alıştırma
"Leo is my little brother," cümlesinde little brother en doğal olarak ne anlama gelir?
- Leo benim küçük erkek kardeşimdir.
- Leo benim kısa boylu erkek kardeşimdir.
- Leo benim oğlumdur.
Cevabı göster
Leo benim küçük erkek kardeşimdir.
What noisy little piggies: What + sıfat + çoğul isim ünlemi
Burada What bir soru sormaz. Küçük domuzların çok gürültücü olduğunu güçlü biçimde değerlendiren bir ünlem başlatır. Kalıp What + sıfat + çoğul sayılabilen isim biçimindedir; What noisy little piggies! bunun bir örneğidir. Çoğul bir isimden önce a veya an kullanılmaz. Altyazı noktayla bitse de cümle ünlem işlevini sürdürür.
Alıştırma
Birkaç nazik komşuyla ilgili What ünlemini tamamlayın: ____ friendly neighbors!
Cevabı göster
What
look at: dikkati adı belirtilen bir nesneye yöneltmek
Look at + bir kişi veya şey, gözlerini o kişiye ya da şeye çevirmek anlamına gelir. Burada Look at ..., George'un dikkatini baloncuklara çeken kısa bir yönergedir. Bakılacak şey look sözcüğünden sonra açıkça söylendiğinde at kullanılır: look at the bubbles. Look! tek başına “Bak!” anlamında kullanılabilir, ancak look the bubbles standart İngilizce değildir.
Alıştırma
Birinin gözlerini adı belirtilen bir nesneye yöneltmek için kullanılan kalıbı tamamlayın: Look ____ the rainbow.
Cevabı göster
at
make bigger bubbles: daha büyük baloncuklar üretmek
make bigger bubbles ifadesinde make “üretmek, yapmak” anlamına gelir ve bigger bubbles neyin üretildiğini gösterir. Bigger, bubbles sözcüğünden önce gelir ve yeni baloncukları anlatır: bu baloncuklar diğerlerinden daha büyüktür. Bu sözcük dizilişi, zaten var olan baloncukları büyütmek anlamına gelmez. O anlam için make + nesne + sıfat yapısı kullanılır: make the bubbles bigger.
Alıştırma
Hangi cümle, onun artık eskiden yaptıklarından daha büyük kekler üretebildiği anlamına gelir?
- She can make bigger cakes now.
- She can make more cakes now.
- She can make the cakes bigger now.
Cevabı göster
She can make bigger cakes now.
blowing bubbles: üfleyerek baloncuk oluşturmak
Blow bubbles, hava üfleyerek baloncuk oluşturmayı anlatan doğal bir fiil ve isim birleşimidir. Sürekli zamanda kullanılan is blowing bubbles, eylemin o anda gerçekleştiğini belirtir. Burada baloncuklar içeceğin içinde oluşturuluyor. Bu ifade, var olan baloncukları üfleyerek uzaklaştırmak anlamına gelmez; bu anlam için blow the bubbles away örneğindeki gibi away gerekir.
Alıştırma
Cümleyi, üfleyerek baloncuk oluşturmak anlamındaki tam iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The children used soap wands to ____.
Cevabı göster
blow bubbles
really shouldn't play with your food: bir şeyi yapmama konusunda kesin öğüt vermek
You really shouldn't + fiilin yalın hâli yapısında shouldn't olumsuz bir öğüt verir: Konuşan kişi, eylemin kötü bir fikir olduğunu veya beklenen bir kurala aykırı olduğunu belirtir. Really bu öğüdü güçlendirir; böylece uyarı kesin ve biraz eleştirel duyulur. Eylemin gerçekleşmeyeceğine ilişkin bir tahmin değildir. Play with your food, yemeği düzgünce yemek yerine ona oyuncak gibi davranmak anlamına gelir. Cümlenin tamamı sofra davranışını açıkça düzeltir; ancak shouldn't, mustn't gibi doğrudan bir yasaktan yine de daha az mutlaktır.
Alıştırma
Hangi cümle bir tahmin veya mutlak yasak yerine kesin bir olumsuz öğüt veriyor?
- You really shouldn't stay up all night before the exam.
- You really wouldn't stay up all night before the exam.
- You mustn't stay up all night before the exam.
Cevabı göster
You really shouldn't stay up all night before the exam.
Peppa, if you like bubbles, why don't you play with your bubble mixture? Notlar
1:02Peppa, eğer baloncukları seviyorsan, neden baloncuk karışımınla oynamıyorsun?
if you like bubbles: öneriyi desteklemek için geniş zamanlı bir koşul kullanmak
Burada if you like bubbles, ardından gelen önerinin gerekçesini hazırlar. Konuşan kişi Peppa'nın baloncukları sevmesini ilgili durum olarak ele alır: bu tercihe göre baloncuk karışımıyla oynamak uygun bir seçenektir. Bu kalıpta mevcut bir tercih veya durumu belirtmek için if + geniş zaman kullanılır, ardından ana cümlede tavsiye ya da öneri verilir. Buradaki if mutlaka gerçek bir kuşku anlatmaz; gerekçeyi ve ona verilen karşılığı düzenler.
Alıştırma
Hangi cümle, mevcut bir tercihe dayalı öneri vermek için if + geniş zaman kullanır?
- If you will like mysteries, you could try this book.
- If you like mysteries, you could try this book.
- If you like mysteries, you tried this book yesterday.
Cevabı göster
If you like mysteries, you could try this book.
why don't you + fiilin yalın hâli: öneride bulunmak
Why don't you + fiilin yalın hâli, öneride bulunmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede Why don't you play...? “Oynamanı öneriyorum...” anlamındadır; konuşan kişi başka bir etkinlik sunar, Peppa'nın bunu neden yapmadığını gerçekten sormaz. Ardından gelen fiil yalın hâlde kullanılır: Why don't you try...? ya da Why don't you ask...?
Alıştırma
Sınıf arkadaşın ödev dosyasını bulamıyor. Öğrenilen öneri kalıbıyla cümleyi tamamla: ____ email the teacher?
Cevabı göster
Why don't you
George, let's blow bubbles in the garden. Ton ve niyet
1:09George, hadi bahçede baloncuk üfleyelim.
let's blow bubbles: birlikte hareket etmeyi önermek
Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir. let's blow bubbles yapısında let's + fiilin yalın hâli blow, konuşan kişinin ve George'un etkinliği birlikte yapmasını önerir. Burada let's, “Bunu birlikte yapalım” anlamında bir davet veya öneridir. Birinden izin istemek için kullanılmaz.
Alıştırma
Birlikte yapılacak bir etkinliği doğal biçimde öneren cümleyi seçin.
- Let's make a kite together.
- Let's to make a kite together.
- Let's making a kite together.
Cevabı göster
Let's make a kite together.
Peppa is showing George how to blow bubbles. Kalıp ifadeler
1:16Peppa George'a nasıl baloncuk üfleneceğini gösteriyor.
showing George how to blow bubbles: show someone how to... yapısı
Show someone how to do something, birine bir şeyin nasıl yapıldığını öğretmek veya göstererek anlatmak demektir. showing George how to blow bubbles ifadesinde gösterimi izleyen kişi George'dur; how to blow bubbles ise gösterilen beceridir. Yapı show + kişi + how to + fiilin yalın hâli şeklindedir. how to ifadesinden sonra blowing veya blew değil, blow kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi show + kişi + how to + fiilin yalın hâli yapısını ve use sözcüğünü kullanarak tamamlayın: Maya showed Leo ____ the printer.
Cevabı göster
how to use
dip the stick in the mixture: dip + nesne + in/into + sıvı
Burada dip the stick in the mixture, çubuğu kısa süreliğine sıvıya sokup genellikle sıvının çubuğu kaplamasını sağladıktan sonra çıkarmak demektir. Bu sahnede the mixture, hazırlanmış baloncuk sıvısını ifade eder. Yeniden kullanılabilir yapı dip + nesne + in/into + sıvı şeklindedir. dip sonrasında hem in hem into doğaldır; into, sıvının içine doğru hareketi biraz daha vurgular.
Alıştırma
Fırçayı kısa süreliğine boyaya batırma anlamını hangi cümle doğal biçimde verir?
- Dip the paint on the brush.
- Dip in the brush the paint.
- Dip the brush in the paint.
Cevabı göster
Dip the brush in the paint.
First, ... Then, ...: talimat adımlarını sıraya koymak
First ve Then sıra bildiren ifadelerdir. First ilk adımı başlatır, Then ise dinleyeni bir sonraki adıma geçirir. Talimatlarda, tariflerde ve yol tariflerinde bu kelimeler eylemleri zaman sırasına koyar. Bunlar boş dolgu sözcükleri değildir; önce ne yapılacağını ve ardından ne yapılacağını gösterir.
Alıştırma
İki aşamalı yönergeyi First ve Then ile tamamlayın: ____, wash your hands. ____, put on the gloves.
Cevabı göster
First · Then
take a big breath: bolca hava içine çekmek
Take a big breath, çok miktarda havayı içine çekmek demektir. İngilizcede take + a breath doğal bir eşdizimdir; big, nefesin fiziksel boyutunu değil, içe çekilen hava miktarını anlatır. Bu ifade çoğunlukla üfleme gibi bir eylemden önce hazırlık yaptırmak için kullanılır. Take a deep breath de yaygındır ve derin nefes almaya vurgu yapar.
Alıştırma
Bu dersteki hedef ifadeyi tamamlayın: Before you blow out the candles, ____. Cevabınızda big breath kullanın.
Cevabı göster
take a big breath
now it's your turn: sırayı birine vermek
It's your turn, sıradaki fırsatın veya yapılması gereken eylemin hitap edilen kişiye ait olduğunu gösterir. Burada turn, yön değiştirmeyi değil, bir kişinin sıra içindeki yerini anlatır. Now sıranın devredildiğini gösterir: başka biri işini bitirmiştir, bu yüzden sıradaki eylemi dinleyen kişi yapmalıdır. Eylemi belirtmek için It's your turn to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın; örneğin It's your turn to read.
Alıştırma
Bir sonraki sırayı Ben'e veren kalıp ifadeyi tamamlayın: Ava has finished reading. Ben, now it's ____ to read.
Cevabı göster
your turn
Hold it up: yukarı kaldırıp havada tutmak
Bu komutta hold it up, baloncuk çubuğunu yukarı kaldırıp daha yüksek bir konumda tutmak anlamına gelir. hold, nesneyi kavramayı ve konumunu korumayı vurgularken up daha yüksek konumu belirtir. Nesne it gibi bir zamirse hold ile up arasına gelir: hold it up denir, hold up it denmez. Bu, ayrılabilen phrasal verb yapılarında zamir kullanıldığında gereken sözcük dizilişidir. Buradaki bağlam fiziksel bir eylemdir; bu nedenle hold up burada geciktirmek veya soymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle birinden posteri herkes görebilsin diye kaldırıp yukarıda tutmasını doğal biçimde ister?
- Hold up it so everyone can see it.
- Hold it up so everyone can see it.
- Pick it up and put it on the table.
Cevabı göster
Hold it up so everyone can see it.
George is trying really hard, but he is running out of breath. Notlar
1:49George gerçekten çok çabalıyor ama nefesi tükeniyor.
trying really hard: çok büyük çaba göstermek
trying really hard, bir şeyi yapmak için çok büyük çaba göstermek anlamına gelir. hard burada trying sözcüğünü niteleyen bir zarftır; really ise hard sözcüğünün derecesini güçlendirir. Burada hard, sert anlamına gelmez ve görevin zor olduğunu doğrudan söylemez. George’un ne kadar çaba gösterdiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın bulmacayı çözmek için çok büyük çaba gösterdiği anlamına gelir?
- Maya found the puzzle really hard.
- Maya hardly tried to solve the puzzle.
- Maya tried really hard to solve the puzzle.
Cevabı göster
Maya tried really hard to solve the puzzle.
running out of breath: kullanılabilir nefesin azalması
Burada is running out of breath, George'un üflemeye devam etmek için kullanabileceği havanın giderek azaldığını anlatır. Run out of dışarı koşmak anlamına gelmez; sınırlı bir şeyi çok az kalana veya tamamen bitene kadar kullanmak demektir. İlerleyen eylem biçimi running out of, bu miktarın şu anda azaldığını gösterir. Bu kalıp run out of time, money, milk veya paper örneklerindeki gibi başka sınırlı kaynaklarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi run out of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The deadline is close, and we are ____ time.
Cevabı göster
running out of
hard enough: sıfat veya zarftan sonra gelen enough
Hard enough ifadesinde hard, George'un nasıl üflediğini anlatan bir zarftır. Enough bir sıfatı veya zarfı nitelediğinde o sözcükten sonra gelir: hard enough, warm enough, quickly enough. Olumsuz didn't blow hard enough yapısı, George'un üflediğini ancak gücün gereken düzeye ulaşmadığını anlatır.
Alıştırma
Enough sözcüğünü doğru konuma koyarak cümleyi tamamlayın: The music isn't loud ____ for us to hear.
Cevabı göster
enough
I know a way George can make bubbles. Dilbilgisi
2:02George'un baloncuk yapabileceği bir yol biliyorum.
a way George can make bubbles: a way + özne + can + fiil
Bu cümlede a way George can make bubbles, “George'un baloncuk yapmak için kullanabileceği bir yöntem” anlamına gelir. George, sonraki yan cümlenin öznesidir; can make bubbles ise yöntemin neyi mümkün kıldığını belirtir. Günlük İngilizcede way sözcüğünün ardından doğrudan özne + can + fiil yapısında bir yan cümle gelebilir. Bu yan cümlede düz cümle sırası kullanılır; can George değil, George can denir.
Alıştırma
“Lina'nın kutuları taşımak için kullanabileceği bir yöntem biliyoruz” anlamını vermek için a way + person + can + verb kalıbını kullanın. We know a way ____.
Cevabı göster
Lina can carry the boxes
lift it up: lift ... up yapısında zamirin yeri
Lift it up, “onu daha yüksek bir konuma kaldır” anlamına gelir. It, daha önce hangi nesne olduğu bilinen şeyi gösterirken up hareketin yukarı yönünü belirtir. Buradaki lift ... up ayrılabilir bir yapıdır. Nesne it zamiri olduğu için fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: lift up it değil, lift it up denir.
Alıştırma
lift, it ve up sözcüklerinin her birini bir kez kullanarak doğru sırayla cümleyi tamamlayın: The bag is on the floor. ____ carefully.
Cevabı göster
Lift it up
wave it around: onu farklı yönlere sallamak
Wave + nesne + around, bir nesneyi havada farklı yönlere tekrar tekrar hareket ettirmek anlamına gelir. Burada it, hareket ettirilen nesnedir; around ise hareket yönünün değiştiğini anlatır. Bu kalıpta around hareket bildirir. Başka bir şeyin çevresindeki sabit bir konumu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: Hold the ribbon by one end and ____.
Cevabı göster
wave it around
It's even better if: bir koşul sonucu iyileştirir
It's even better if + yan cümle, belirli bir koşulun sonucu mevcut duruma veya daha önce belirtilen bir seçeneğe göre iyileştireceğini anlatır. If koşulu getirir; even ise karşılaştırma bildiren better sözcüğünü güçlendirerek sonucun daha da iyi olacağını belirtir. If sonrasındaki yan cümle bu değerlendirmenin bir parçasıdır. İlgisiz ikinci bir öneri vermek yerine, hangi değişikliğin iyileşme sağlayacağını açıklar.
Alıştırma
Bir koşulun sonucu iyileştirdiğini anlatmak için It's even better if... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- If the soup tastes good, you can add fresh herbs.
- The soup tastes good, even if you don't add fresh herbs.
- The soup tastes good, but it's even better if you add fresh herbs.
Cevabı göster
The soup tastes good, but it's even better if you add fresh herbs.
Wait for me: wait for + kişi kullanımı
Wait for me, birinden durmasını veya yavaşlamasını isteyerek ona yetişmenizi sağlayan yaygın bir ifadedir. wait ile beklenen kişi veya şey belirtiliyorsa wait for + isim ya da zamir kullanılır: wait for me. Nesne doğrudan wait sözcüğünden sonra getirilmez.
Alıştırma
Arkadaşınız önünüzde yürüyor. wait ile kişiyi bağlayan sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: Wait ____ me!
Cevabı göster
for
having fun making bubbles: have fun + fiilin -ing biçimi
Have fun doing something, bir etkinliği yaparken keyif almak demektir. Burada making bubbles, George’un keyif aldığı etkinliği belirtir. have fun sonrasında etkinliği belirtmek için fiilin -ing biçimi kullanılır: have fun making; mastar kullanılmaz. Is having, bu keyfin o anda sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
had fun sonrasında build fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: We had fun ____ a sandcastle.
Cevabı göster
building
popping them: pop fiilinin “baloncukları patlatmak” anlamı
Burada pop, genellikle bir baloncuğa dokunarak veya onu dürterek patlatmak anlamına gelen bir eylem fiilidir. Popping them, “baloncukları patlatmak” demektir; them daha önce sözü edilen bubbles ifadesine gönderme yapar. Bu kullanım, balon gibi şeylerle de kullanılabilir. Pop music ifadesindeki pop ile ilgili değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi pop fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: Lina touched the soap bubble, and she ____ it.
Cevabı göster
popped
Oh dear: küçük bir soruna verilen hafif bir tepki
Oh dear, küçük bir şey ters gittiğinde veya biri biraz endişe, hayal kırıklığı ya da üzüntü hissettiğinde kullanılan hafif bir ünlemdir. Burada baloncuk karışımının bitmesine yumuşak bir tepki verir. İfadenin tamamı tek bir tepki olarak kullanılır. Dear burada birine hitap etme sözü değildir ve konuşanın birine “sevgilim” dediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Oh dear hangi durumda doğal ve hafif bir tepki olur?
- Bir ödül kazanmanı kutluyorsun.
- Birinin yakın bir tehlikede olduğunu görüyorsun.
- Biraz su döktüğünü fark ediyorsun.
Cevabı göster
Biraz su döktüğünü fark ediyorsun.
all used up içindeki all used: tamamen tükenmiş
Bu cümlede all used, ardından gelen up ile birlikte anlaşılmalıdır; tam ifade all used up'tır. Be used up, bir stoğun tamamen tüketildiğini ve hiçbir şey kalmadığını belirtir. All, tamamen bittiği anlamını daha da vurgular. Buradaki used, “ikinci el” anlamına gelmez. Used up, bir şeyin tamamı kullanıldıktan sonraki sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “tamamen tüketilmiş” anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: We cannot finish the wall because the paint is ____.
Cevabı göster
all used up
Daddy, Mummy, there's no more bubble mixture. Dilbilgisi
2:43Baba, Anne, hiç baloncuk karışımı kalmadı.
there's no more + isim: hiç kalmadı
There's no more + isim, o şeyden hiç kalmadığını veya artık bulunmadığını bildirir. Burada no more, bubble mixture ifadesini doğrudan niteleyerek stoğun tükendiğini söyler; bu yapıda no more, “hiç kalmadı” anlamına gelen tek bir birimdir. There's, there is ifadesinin kısaltmasıdır. Sayılamayan bir isimle There's no more water. kullanılır. Çoğul sayılabilen bir isimle standart uyum There are no more tickets. biçimindedir.
Alıştırma
Şişede hiç meyve suyu olmadığını söylemek için hedef yapının kısaltmalı biçimini kullanın: ____ juice in the bottle.
Cevabı göster
There's no more
Don't worry: yardım önermeden önce rahatlatmak
“Don't worry”, birini rahatlatmak için kullanılan yaygın bir ifadedir. Burada “endişelenmene gerek yok; bunun çözülebileceğini düşünüyorum” anlamına gelir. Bu ifadenin ardından genellikle bir güvence, açıklama veya çözüm gelir. Amaç Peppa'yı sakinleştirmektir; endişelendiği için onu eleştirmek değildir.
Alıştırma
Arkadaşınız defterini bulamadığı için endişeli. Yanıtı derste öğrendiğiniz rahatlatıcı ifadeyle tamamlayın: “____. I'll help you look for it.”
Cevabı göster
Don't worry
I have an idea: bir planı dile getirmek
“I have an idea”, yalnızca bir düşüncenin var olduğunu bildirmekten daha fazlasını yapar. Konuşanın olası bir plan düşündüğünü ve bunu açıklamak üzere olduğunu belirtir. Bu girişin ardından İngilizcede plan genellikle “Let's...” veya “We could...” gibi bir cümleyle anlatılır.
Alıştırma
Az önce bir plan düşündünüz. Girişi derste öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: “____. Let's make a list first.”
Cevabı göster
I have an idea
bring me a bucket, please: bring + alıcı + şey
bring me a bucket ifadesinde bring iki nesne alır: me alıcıyı, a bucket ise taşınan şeyi gösterir. bring + kişi + şey kalıbı bring + şey + to + kişi biçiminde de kurulabilir: bring a bucket to me. Burada bring, kovanın konuşana veya alıcıya doğru hareket ettiğini anlatır. Please, emir cümlesinin sertliğini azaltıp onu kibar bir isteğe dönüştürür; ancak yapı dil bilgisi bakımından hâlâ doğrudan bir emir cümlesidir.
Alıştırma
İsteği bring + alıcı + şey yapısıyla tamamlayın. Masadasınız ve bir bardak suyun size getirilmesini istiyorsunuz: Please ____.
Cevabı göster
bring me a glass of water
Then the soap: adım sıralamasında eksilti
Then the soap. eksiltili bir adımdır: First, I need some water cümlesinden zaten anlaşılan sözcükler tekrar söylenmez. Bu bağlamda dinleyen kişi Then I need the soap gibi bir anlam çıkarabilir; eylem, konuşanın yaptığı hareketten de anlaşılabilir. Then bir sonraki aşamayı gösterirken the soap yeni bilgiyi verir. Yalnızca sıra bildiren sözcüğü ve temel isim grubunu bırakmak, sözlü yönergeleri daha kısa ve ritmik hâle getirir.
Alıştırma
Hazırlık listesini tam olarak Then + sıradaki eşya kalıbıyla tamamlayın. Sıradaki eşya el feneridir: First, the map. ____.
Cevabı göster
Then the flashlight
Watch this: gösteriden önce dikkat çekmek
Watch this, bir şeyi yapmadan veya göstermeden önce birinin dikkatini çekmenin doğrudan bir yoludur. Buradaki this yalnızca yakındaki bir nesneyi değil, birazdan gerçekleşecek hareketi gösterir. Genellikle Şimdi ne yapacağıma bak veya İyi izle anlamına gelir.
Alıştırma
Canlı bir gösteriden önce birinin dikkatini doğal biçimde hangi cümle çeker?
- I watched a spoon trick yesterday.
- Look at this spoon. It has a blue handle.
- Watch this. I can balance the spoon on my nose.
Cevabı göster
Watch this. I can balance the spoon on my nose.
Daddy Pig has made his own bubble mixture. Dilbilgisi
3:36Baba Domuz kendi baloncuk karışımını yaptı.
Has made his own ...: şimdiki sonucu vurgulamak
Has made, has + geçmiş zaman ortacı made ile kurulan present perfect yapısıdır. Yapma işini tamamlanmış olarak sunar ve şimdiki zamana bağlar: kendi baloncuk karışımı artık hazır ve kullanılabilir durumdadır. Cümle, yapma işinin ne zaman gerçekleştiğini söylemez. Ana nokta, belirli bir geçmiş zamana yerleştirilmiş olay değil, şu anda var olan sonuçtur.
Alıştırma
Hangi cümle, şimdi mevcut olan tamamlanmış bir sonucu vurgulamak için present perfect kullanır?
- Leo was making a paper boat at six.
- Leo made a paper boat yesterday and gave it away.
- Leo has made a paper boat, and it is floating in the sink now.
Cevabı göster
Leo has made a paper boat, and it is floating in the sink now.
Come on: bir grubu harekete çağırmak
Burada Come on, herkesin bir etkinliğe başlaması veya katılması için yapılan samimi bir çağrıdır. “Haydi gidelim” ya da “Başlayalım” anlamına yakındır; insanlardan kelimenin tam anlamıyla konuşana doğru gelmelerini istemez. Aynı ifade birini cesaretlendirmek veya daha hızlı hareket etmesi için acele ettirmek amacıyla da kullanılabilir. Hangi işlevin amaçlandığını durum ve ses tonu gösterir; buradaki everyone, çağrının tüm gruba yönelik olduğunu açıkça belirtir.
Alıştırma
Bir antrenör, çalışmaya başlamak için tüm takımı bir araya çağırmak istiyor. Hangi cümlede Come on bu amaçla doğal biçimde kullanılmıştır?
- Come in, everyone. The gym door is open.
- Come on, everyone. Let's get started.
- Come back, everyone. Practice is over.
Cevabı göster
Come on, everyone. Let's get started.
Be careful: uyarı olarak be + sıfat
Be careful, birine olası bir tehlikeyi fark edip dikkatli davranmasını söyleyen doğrudan ve günlük bir uyarıdır. Careful bir sıfattır. Bu emir cümlesinde be, dinleyiciyi bu durumla ilişkilendirir: be + careful. Be sözcüğünden sonra carefully kullanılmaz; carefully bir eylemin nasıl yapıldığını anlatan zarftır ve Walk carefully. örneğindeki gibi kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede birini ıslak zemin konusunda uyarmak için be + sıfat yapısı doğru kullanılmıştır?
- Do careful! The floor is wet.
- Be careful! The floor is wet.
- Be carefully! The floor is wet.
Cevabı göster
Be careful! The floor is wet.
slip and fall: kayıp düşmeden oluşan iki aşamalı kaza
Slip and fall, iki hareketi tek bir kaza dizisi içinde birbirine bağlar. Slip ayağın kayması veya beklenmedik şekilde dengenin bozulmasıdır; fall ise ardından yere düşüldüğünü belirtir. Ayağın kayması her zaman düşmeyle sonuçlanmaz. And fall eklendiğinde sonuç açıkça söylenir; böylece kazanın hem nasıl başladığı hem de sonra ne olduğu anlaşılır.
Alıştırma
Tüm hareket dizisini göstermek için cümleyi slip ve fall fiillerinin geçmiş zaman biçimleriyle tamamlayın: On the icy path, Nora ____, but she was not hurt.
Cevabı göster
slipped and fell
I'll be fine: Bundan sonra iyi olacağına dair güven vermek
I'll be fine, birinin endişesine verilen kendinden emin bir yanıttır. İyi olmayı veya durumu yönetebilmeyi beklediğiniz için karşıdaki kişinin endişelenmesine gerek olmadığını anlatır. I'll, I will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Buradaki will, önünüzdeki durumla ilgili güvenli bir tahmin verir ve dinleyeni rahatlatır; yalnızca uzak gelecekle ilgili tarafsız bir ifade değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız eve yürümeniz konusunda endişeli. Güvence veren yanıtı tamamlamak için fine ve I will ifadesinin kısaltmasını kullanın: Don't worry. ____. The streets are well lit.
Cevabı göster
I'll be fine
Are you okay?: Birinin iyi olup olmadığını sormak
Are you okay? birinin yaralanıp yaralanmadığını veya kendini iyi hissedip hissetmediğini sorar. Burada bir şey ters gittikten sonra duyulan kaygıyı gösterir; okay kişinin fiziksel ya da duygusal durumunu anlatır, onay verip vermediğini değil. Bu yapıda be fiili gereklidir: Are + you + okay? Kişinin durumuyla ilgili evet-hayır sorusudur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız az önce sertçe düştü. Hangi cümle yaralanıp yaralanmadığını doğal biçimde sorar?
- Are you agree? That was a hard fall.
- Do you okay? That was a hard fall.
- Are you okay? That was a hard fall.
Cevabı göster
Are you okay? That was a hard fall.
Daddy Pig has made the biggest bubble ever. Dilbilgisi
4:04Baba Domuz şimdiye kadarki en büyük baloncuğu yaptı.
the biggest bubble ever: üstünlük derecesinden sonra ever
the biggest bubble ever ifadesinde biggest, big sözcüğünün üstünlük derecesidir. The, üstünlük derecesindeki isim grubundan önce; ever ise ondan sonra gelir. İfade bir bütün olarak ilgili zaman aralığında şimdiye kadar daha büyük bir balon yapılmadığını anlatır. Burada ever üstünlük derecesini güçlendirir; yalnızca geçmişte herhangi bir zamanda anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp the + üstünlük derecesi + isim + ever biçimindedir.
Alıştırma
Üstünlük derecesindeki ifadeyi tamamlamak için funny, show ve ever sözcüklerini kullanın: That was ____.
Cevabı göster
the funniest show ever
Oh dear, I've spilled all my bubble mixture. Dilbilgisi
4:09Ah canım, bütün baloncuk karışımımı döktüm.
I've spilled ...: şimdiki sonucu anlatan present perfect
I've spilled, present perfect yapısındadır: I've, I have anlamına gelir; spilled ise geçmiş zaman ortacıdır. Dökme eylemi şimdiden önce gerçekleşmiştir, ancak konuşan kişi bunu şu anla bağlantılı olarak sunar. All my bubble mixture ifadesi şimdiki sonucu gösterir: kullanılacak hiç sıvı kalmamıştır. Bu kullanım, sıvının geçmişte tam olarak ne zaman döküldüğüne değil, şu anki duruma odaklanır.
Alıştırma
Az önce bütün meyve suyunu devirdiniz ve zemin şu anda ıslak. Bitmiş bir geçmiş zaman belirtmeden şimdiki sonuca en iyi odaklanan cümle hangisidir?
- I've spilled all the juice, so the floor is wet.
- I spilled all the juice yesterday.
- I spill juice every morning.
Cevabı göster
I've spilled all the juice, so the floor is wet.
can't make any more bubbles: başka baloncuk yapılamaz
can't make any more bubbles ifadesinde can't, şu anda bir şeyi yapamama durumunu belirtir. Any more bubbles, daha önce yapılanlara ek olarak başka baloncuklar anlamına gelir. İfadenin bütünü, artık hiç baloncuk yapılamayacağını söyler. Daha fazla baloncuk yapılamadığı için etkinlik de devam edemez. Any ve more sözcüklerini ayrı ayrı çevirmek yerine, olumsuz ifadenin bütününü ek baloncuk yok şeklinde anlayın.
Alıştırma
Yazıcının mürekkebi bitmiş. Cümleyi any more ve pages kullanarak tamamlayın: We can't print ____.
Cevabı göster
any more pages
But we can play jumping in muddy puddles. Notlar
4:18Ama çamurlu su birikintilerinde zıplama oyunu oynayabiliriz.
But we can: bir sınırlamadan yeni bir olasılığa geçmek
But, ardından gelen fikri daha önce belirtilen bir sorun veya sınırlamayla karşılaştırır. Sonraki we can ise hâlâ mümkün olan bir eylemi sunar. But we can ... birlikte kullanıldığında dikkati yapılamayan şeyden uygulanabilir bir alternatife çevirir. Bir hikâyede veya konuşmada olumlu bir dönüş oluşturabilir; mutlaka tartışma ya da itiraz anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir sınırlamadan alternatife geçmek için But we can kullanıyor?
- We can't use the playground, so let's go home.
- We can't use the playground, but we can play indoors.
- We can use the playground, and we can play indoors.
Cevabı göster
We can't use the playground, but we can play indoors.
jumping in muddy puddles: in etkinliğin yerini belirtir
Jumping, zıplamayı bir etkinlik olarak adlandırır; in muddy puddles ise bu etkinliğin nerede gerçekleştiğini belirtir. Muddy, çamurla kaplı veya çamur içeren anlamına gelir; puddles ise küçük su birikintileridir. Burada in, su birikintilerini tekrarlanan zıplama etkinliğinin yapıldığı yer olarak sunar. Bir su birikintisinin dışından içine doğru tek bir harekete özellikle odaklanmaz.
Alıştırma
Bir çocuk zaten su birikintisinin içinde duruyor ve sürekli yukarı aşağı zıplıyor. Hangi cümle etkinliği en iyi anlatır?
- The child is jumping into a muddy puddle.
- The child is jumping in a muddy puddle.
- The child is jumping over a muddy puddle.
Cevabı göster
The child is jumping in a muddy puddle.
Look. Daddy Pig's bubble mixture has made a big muddy puddle.
4:21Bakın. Baba Domuz'un baloncuk karışımı büyük bir çamurlu su birikintisi yaptı.
Peppa loves jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler
4:28Peppa çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
jumping up and down: tekrarlanan yukarı-aşağı hareket
Jumping up and down, tekrar tekrar yukarı ve aşağı zıplamak demektir. Up and down, birbirine zıt iki yön arasında gidip gelen hareketi gösteren tek bir yön ifadesidir. Aynı ifade, move up and down örneğinde olduğu gibi başka hareket fiillerinden sonra da kullanılabilir. Bunu birbiriyle ilgisiz iki hareket olarak değil, tekrarlanan tek bir hareket düzeni olarak anlayın.
Alıştırma
Tekrarlanan dikey hareketi anlatan yön ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The child was so excited that she kept jumping ____.
Cevabı göster
up and down
Look, the bubble mixture has made the puddle all bubbly. Dilbilgisi
4:31Bakın, baloncuk karışımı su birikintisini köpüklü yaptı.
has made the puddle all bubbly: make + nesne + sıfat
Temel yapı make + nesne + sıfat biçimindedir: make bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamına gelir, the puddle etkilenen nesnedir ve bubbly ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır. Burada has made, değişimin gerçekleştiğini ve sonucunun şimdi görülebildiğini gösterir. All, bubbly sözcüğünü güçlendirerek su birikintisinin tamamen veya belirgin biçimde baloncuklarla dolduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, var olan bir şeyin durum değiştirdiğini göstermek için make + nesne + sıfat yapısını kullanır?
- The funny story made everyone laugh.
- The spilled juice made the floor sticky.
- The carpenter made a wooden table.
Cevabı göster
The spilled juice made the floor sticky.
Peppa loves jumping up and down in muddy bubbly puddles. Kelime
4:37Peppa köpüklü çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
muddy bubbly puddles: art arda sıfatlar ve eğlenceli ritim
muddy bubbly puddles ifadesinde muddy ve bubbly, puddles isminden önce gelir ve aynı anda iki özelliği anlatır: su birikintilerinde çamur vardır ve suyun içinde ya da yüzeyinde kabarcıklar bulunur. Burada bubbly, 'kabarcıklarla dolu' demektir; 'neşeli ve enerjik' anlamında değildir. Kısa ve -y ile biten bu iki sıfatı art arda kullanmak görüntüyü daha canlı hâle getirir. Benzer sesleri ve ilk hecedeki vurguları da ifadeye hareketli, eğlenceli bir ritim katar. Sözcükler birbirini ses bakımından çağrıştırır, ancak tam kafiye oluşturmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede bubbly, 'kabarcıklarla dolu' anlamındadır ve iki sıfat da ismin önünde doğal biçimde kullanılmıştır?
- The muddy children laughed with their bubbly friend.
- The children splashed in muddy, bubbly water.
- The children watched bubbles float over muddy water.
Cevabı göster
The children splashed in muddy, bubbly water.
Everyone loves jumping up and down in muddy bubbly puddles.
4:41Herkes köpüklü çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.