Herkeste "Eşcinsellik Geni" Var mı?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
733 kelime 185 kel/dk

Video özeti: Video cinsel yönelimle ilgili genetik ve epigenetik araştırmaları, evrimsel hipotezleri, kanıt sınırlarını ve damgalanmış bir topluluk için sosyal riskleri ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Söylem sorusu what does science say? sosyal teorilerden kanıta geçer ve bilimin tek bir nihai cevabı olduğunu varsaymadan bir kaynağı sorgulamayı sağlar. 2. was able to predict ve with 70 percent accuracy, kalıpları gerçekleşen tahmini ölçülen performansıyla bildirir; doğruluk, örneklem sınırı ve nedenselliği ayırır. 3. "other" burada topluluğu farklı veya kabul edilen grubun dışında gösteren hassas bir fiildir; tırnak işaretleri dışlama anlamına karşı uyarır.

Bu derste

2 to 6 percent of people self-identify as having predominantly homosexual attractions Kelime

0:00

İnsanların yüzde 2 ila 6'sı, ağırlıklı olarak eşcinsel çekim hissettiğini ifade ediyor.

Kelime

Ağırlıklı olarak eşcinsel çekim duyduğunu belirtmek

Bu resmî ifadede self-identify as having, kişilerin belirli bir çekim örüntüsü yaşadıklarını kendilerinin belirtmesi anlamına gelir; bu tanımlama bir araştırmacı tarafından dışarıdan verilmez ve tanı olarak ele alınmaz. Predominantly, “yalnızca” değil, “ağırlıklı olarak” anlamına gelir. Homosexual attractions burada aynı cinsiyetten kişilere yönelik çekimi ifade eder. Bu ifade çekimi bildirir; mutlaka cinsel davranışı veya gay ya da lesbian gibi bir kimlik etiketinin benimsendiğini bildirmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeye en uygun yorum hangisidir?

  1. İnsanların, yalnızca olması gerekmeksizin ağırlıklı olarak aynı cinsiyetten kişilere çekim duyduklarını kendilerinin belirttiğini bildirir.
  2. Araştırmacıların insanlara sabit bir cinsel kimlik tanısı koyduğunu söyler.
  3. Çekimin belirli bir cinsel davranış örüntüsünü otomatik olarak kanıtladığını söyler.
Cevabı göster

İnsanların, yalnızca olması gerekmeksizin ağırlıklı olarak aynı cinsiyetten kişilere çekim duyduklarını kendilerinin belirttiğini bildirir.

and while there are many social and political theories on why,

0:05

Bunun nedenine dair pek çok toplumsal ve siyasi teori olsa da,

what does science say? Anlatım akışı

0:08

bilim ne diyor?

Anlatım akışı

Kanıt kaynağına geçiş olarak What does science say?

Burada What does science say? bir geçiş işlevi görür: konuşmacı sosyal ve siyasi teorilerden söz ettikten sonra tartışmayı düzenleyen soruyu bilimsel araştırma ve kanıtların ne gösterdiğine çevirir. What does X say? kalıbı bir alanı, kaynağı, veri kümesini veya belgeyi sanki konuşabiliyormuş gibi ele alır. Gerçek anlamda söylenmiş sözleri değil, o kaynağın desteklediği sonucu sorar. Bu kalıp tek başına kanıtların tamamen uzlaştığı veya nihai olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

What does X say? kalıbını, kaynak olarak research sözcüğünü kullanarak tamamlayın: People have many theories about the trend, but ____?

Cevabı göster

what does the research say

Is being gay genetic and if so, Kalıp ifadeler

0:09

Eşcinsel olmak genetik midir? Öyleyse,

do we all have a gay gene?

0:12

hepimizde bir eşcinsellik geni mi var?

Kalıp ifadeler

if so: daha önce belirtilen bir olasılığa gönderme yapmak

Bu soruda if so, “eğer bu doğruysa” anlamına gelir. So, derece veya biçim belirtmek yerine önceki önermenin tamamının—eşcinsel olmanın genetik olduğu önermesinin—yerini tutar. Bu kısa yapı, tam bir yan cümleyi tekrarlamayı önler: önce bir olasılık belirtilir veya sorulur, ardından bu olasılık doğruysa ortaya çıkacak sonucu ya da sonraki soruyu sunmak için if so kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi “eğer bu doğruysa” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “The test may reveal a genetic link. ____, what should researchers examine next?”

Cevabı göster

If so

In the 90s,

0:13

1990'larda,

two studies using the Human Genome Project Kültür

0:14

İnsan Genomu Projesi'nden yararlanan iki çalışma,

found that gay men have a higher number of homosexual relatives Dilbilgisi

0:16

eşcinsel erkeklerin eşcinsel akrabalarının sayısının

compared to heterosexual men

0:19

heteroseksüel erkeklere kıyasla daha fazla olduğunu

Kültür

the Human Genome Project: bilimsel bir girişimin resmî adı

The Human Genome Project, insan DNA'sını haritalayıp dizilemeye yönelik büyük bir uluslararası bilimsel girişimin resmî adıdır. Bu cümlede ad, anlatılan çalışmaların bilimsel arka planını sağlar. Bu bir özel ad olduğu için Project burada sıradan bir sınıf ödevi veya genel bir araştırma projesi anlamına gelmez. Tam adı tanımak, okuyucunun bir faaliyet türü yerine belirli bir tarihsel girişimi ayırt etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Örnekte the Human Genome Project neyi ifade ediyor?

  1. İnsan DNA'sını haritalayıp dizilemeye yönelik belirli bir uluslararası girişim
  2. Kalıtsal özelliklerle ilgili herhangi bir küçük çalışma
  3. İnsan biyolojisiyle ilgili bir sınıf ödevi
Cevabı göster

İnsan DNA'sını haritalayıp dizilemeye yönelik belirli bir uluslararası girişim

Dilbilgisi

a higher number of ... compared to karşılaştırma kalıbı

a higher number of + çoğul sayılabilir isim kalıbı, bir grubun sayısının daha fazla olduğunu belirtir. Ardından compared to + isim öbeği bu iddianın karşılaştırma temelini gösterir. Burada higher, relatives sözcüğünü değil number sözcüğünü niteler. Yeniden kullanılabilecek kalıp Group A has a higher number of X compared to Group B şeklindedir. Bu kalıp sayısal bir fark bildirir; tek başına farkın ne kadar büyük olduğunu veya neden var olduğunu söylemez.

Alıştırma

Araştırma tarzındaki karşılaştırmayı iki hedef ifadeyle tamamlayın: The morning class submitted ____ assignments ____ the evening class.

Cevabı göster

a higher number of · compared to

and that gay siblings have similar linkages on their X chromosome

0:21

ve eşcinsel kardeşlerin X kromozomlarında benzer genetik bağlantılar taşıdığını ortaya koydu;

showing a high level of genetic heritability.

0:25

bu da genetik kalıtılabilirlik düzeyinin yüksek olduğunu gösteriyordu.

A more recent study of 400 and nine gay siblings

0:27

Eşcinsel 409 kardeş üzerinde yapılan daha yakın tarihli bir çalışma da

also found linkages

0:29

genetik bağlantılar buldu:

in a specific region of the X chromosome labeled Xq28

0:31

Biri, X kromozomunun Xq28 olarak adlandırılan belirli bir bölgesinde,

and in another region of chromosome 8.

0:35

diğeri ise 8. kromozomun bir bölgesindeydi.

Furthermore,

0:37

Dahası,

a 2014 analysis of 50 years of research

0:37

50 yıllık araştırmayı inceleyen 2014 tarihli bir analiz,

found gay men are more likely to have gay brothers compared to straight men Kalıp ifadeler

0:40

eşcinsel erkeklerin heteroseksüel erkeklere kıyasla eşcinsel erkek kardeşlere sahip olma olasılığının daha yüksek olduğunu,

Kalıp ifadeler

Daha yüksek göreli olasılık için more likely to

more likely to + fiilin yalın hâli, bir olayın gerçekleşme ihtimalinin bir kişi, grup veya koşul için karşılaştırma temelinden daha yüksek olduğu anlamına gelir. Bu cümlede karşılaştırma temeli straight men, to sonrasındaki yalın fiil ise have sözcüğüdür. Bu, göreli olasılık bildiren bir iddiadır; olayın kesinlikle gerçekleşeceği yönünde bir tahmin değildir. Olay her iki grupta da nadir olsa bile bir grubun bunu yaşama ihtimali diğer gruptan daha yüksek olabilir.

Alıştırma

Kesinliği değil, daha yüksek göreli olasılığı ifade eden yapıyla tamamlayın: Customers who receive reminders are ____ renew on time than customers who do not.

Cevabı göster

more likely to

and lesbian women are more likely to have lesbian sisters

0:44

lezbiyen kadınların da lezbiyen kız kardeşlere sahip olma olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu;

further suggesting the traits are genetically linked and passed on. Notlar

0:47

bu da bu özelliklerin genetik olarak bağlantılı ve nesilden nesile aktarılan özellikler olduğu fikrini daha da güçlendirdi.

Anlatım akışı

Biriken ancak ihtiyatlı destek bildiren further suggesting

Bu cümlede further, sonucu daha önce tartışılanlara eklenen başka bir kanıt olarak sunar. further suggesting şeklindeki -ing yan cümlesi, bu sonucu önceki içeriğe bağlar ve gelişmekte olan akıl yürütmeyi nasıl güçlendirdiğini okuyucuya gösterir. Suggesting, sonucu kesinleştirmez: sonuç, özelliklerin genetik olarak bağlantılı ve kalıtsal olduğu düşüncesine işaret eder ancak bunu kesin bir gerçek olarak ortaya koymaz. Dolayısıyla further suggesting, “mevcut bir çıkarıma ek destek sağlamak” anlamına gelir; “yeni kanıtlanmış bir gerçeği duyurmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede further suggesting ne işlev görür?

  1. Yeni sonucu mevcut bir çıkarıma ek destek olarak sunar.
  2. İlgisiz bir konuya geçer.
  3. Genetik bağlantının kesin olarak kanıtlandığını söyler.
Cevabı göster

Yeni sonucu mevcut bir çıkarıma ek destek olarak sunar.

Öbek fiiller

Nesiller arasında aktarılma anlamındaki passed on

Bu genetik bağlamda passed on, pass on öbek fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir ve “bir nesilden sonraki nesle aktarılmış” anlamına gelir. Edilgen the traits are ... passed on yapısında aktarılan şey traits sözcüğüyle belirtilen özelliklerdir; kaynak ve alıcı, bağlam önceki ve sonraki nesilleri gösterdiği için söylenmez. Anlamı, nesne ve bağlam belirler. Pass on; bilgi, gelenek veya eşyaların aktarılmasını da anlatabilir. Başka bağlamlarda ise bir şeyi reddetmek veya örtmeceli biçimde ölmek anlamına gelebilir. Burada bu diğer anlamlar kastedilmez.

Alıştırma

“Aktarmak” anlamındaki vurgulanmış iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Parents can ____ certain traits to their children.

Cevabı göster

pass on

But if homosexuality is in fact genetic, Anlatım akışı

0:50

Ancak eşcinsellik gerçekten genetikse,

doesn't this create a paradox?

0:53

bu bir paradoks yaratmaz mı?

Anlatım akışı

But if ..., doesn't this create a paradox? ile tartışmada yön değiştirme

But, önceki kanıtlardan bir güçlüğe geçildiğini gösterir. if yan cümlesi homosexuality is in fact genetic ifadesini geçici olarak bir öncül kabul eder ve bundan ne sonuç çıkacağını sorar. Bu bağlamdaki görünür paradoks, daha az çocuk sahibi olmakla ilişkilendirilen kalıtsal bir özelliğin neden varlığını sürdürdüğüdür. Olumsuz soru “doesn't this create a paradox?” bu güçlüğü dinleyicilerin de fark etmesi beklenen bir sorun olarak sunar ve açıklamaya davet eder. Soru tek başına öncülü veya paradoksu kanıtlamaz; akıl yürütmeyi öncül, görünür sorun ve açıklama şeklinde düzenler.

Alıştırma

Konuşmacı“But if ..., doesn't this create a paradox?” ile ne yapıyor?

  1. Bir öncülü geçici olarak kabul eder ve açıklanması gereken bir güçlük ortaya koyar.
  2. Önceki konuyu bırakıp ilgisiz bir olgu sunar.
  3. Hem öncülün hem de paradoksun zaten kanıtlandığını belirtir.
Cevabı göster

Bir öncülü geçici olarak kabul eder ve açıklanması gereken bir güçlük ortaya koyar.

While some gay people still have children,

0:54

Bazı eşcinsel insanlar çocuk sahibi olsa da,

overall they have 80 percent less children than heterosexuals. Dilbilgisi

0:56

genel olarak heteroseksüellere göre yüzde 80 daha az çocuk sahibi oluyorlar.

Dilbilgisi

80 percent less children: less ve fewer farkı

Altyazıda less, çoğul ve sayılabilen bir isim olan children sözcüğünü niteler. Bu kullanım özellikle yüzdelerle birlikte gündelik konuşmada görülür; ancak düzenlenmiş ve resmî İngilizcede normalde fewer kullanılır: 80 percent fewer children. Less, less water, less time veya 20 percent less traffic gibi sayılamayan miktarlarla kullanılır. Yüzde ifadesi ismin sayılabilirliğini değiştirmez; standart seçimin fewer mı yoksa less mi olacağını karşılaştırılan isim belirler.

Alıştırma

Cümleyi resmî yazılı İngilizceye uygun biçimde tamamlayın: After the redesign, the factory produced 30 percent ____ defective units.

Cevabı göster

fewer

So,

1:00

O hâlde,

wouldn't the genes not be passed down Dilbilgisi

1:00

bu genler sonraki nesillere aktarılmayıp

and eventually die out? Öbek fiiller

1:02

zamanla yok olmaz mıydı?

Dilbilgisi

wouldn't ... not ...: iç içe olumsuzluktan kaçınma

“wouldn't the genes not be passed down” ifadesinde wouldn't soruyu olumsuz yaparken not sözcüğü de be passed down bölümünü olumsuzlar. Bu iki olumsuzluk basitçe birbirini götürmez; farklı düzeylerde işler. Wouldn't, beklenen cevabı çerçevelerken not, aktarım hakkındaki önermenin parçasıdır. İki olumsuzluğun kapsamını takip etmek zor olduğundan ifade dinleyiciyi zıt yorumlara yöneltebilir. Aktarılmamanın genleri yok edip etmeyeceğini sormak için “Wouldn't the genes eventually die out?” gibi tek ve açık bir olumsuz çerçeve kullanın.

Alıştırma

Genlerin aktarılamamasının onların yok olmasına yol açıp açmayacağını en açık biçimde soran düzenleme hangisidir?

  1. Wouldn't the genes not be passed down and eventually die out?
  2. Would the genes be passed down and continue to exist?
  3. Would the genes fail to be passed down and eventually die out?
Cevabı göster

Would the genes fail to be passed down and eventually die out?

Öbek fiiller

die out: zamanla tamamen yok olmak

Die out, zamanla daha seyrek hâle gelmek ve sonunda tamamen ortadan kalkmak anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Burada tek bir canlının ölmesini değil, genlerin nesiller boyunca varsayımsal olarak yok olmasını anlatır. Özne çoğunlukla bir tür, aile soyu, dil, gelenek, beceri veya kalıtsal özelliktir. Temel düşünce, genellikle aşamalı gerçekleşen tam ve nihai bir yok oluştur.

Alıştırma

Cümleyi “zamanla tamamen ortadan kalkmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: If the seeds are never planted again, this rare variety may eventually ____.

Cevabı göster

die out

Well,

1:04

Aslında,

a recent UCLA study used epigenetics to propose that everyone has a gay gene, Kalıp ifadeler

1:04

UCLA'nın yakın tarihli bir çalışması, epigenetikten yararlanarak herkeste bir eşcinsellik geni bulunduğunu öne sürdü;

Kalıp ifadeler

propose that: bir araştırma iddiası öne sürmek

Akademik aktarımda propose that, araştırmacıların değerlendirilmek üzere ortaya koyduğu bir açıklamanın, modelin veya hipotezin içeriğini veren yan cümleyi başlatır. Burada eşcinsellik geniyle ilgili iddiayı yerleşmiş bir gerçek olarak değil, çalışmanın önerdiği bir hipotez olarak çerçeveler. Kalıp propose that + yan cümle şeklindedir. Bir iddianın içeriğini aktarırken belirsizliği korur; kanıtlar öneriyi motive edebilir ancak onu gösterilmiş veya kanıtlanmış hâle getirmez.

Alıştırma

Hangi cümle, erken aşamadaki bir araştırma iddiasını kesinleştiğini söylemeden doğru biçimde sunar?

  1. The researchers demonstrate that the new material reduces heat loss.
  2. The researchers prove that the new material can never fail.
  3. The researchers propose that the new material could reduce heat loss.
Cevabı göster

The researchers propose that the new material could reduce heat loss.

but it's whether or not the attachment of a methyl group to specific regions of DNA Kalıp ifadeler

1:09

fakat asıl mesele, bir metil grubunun DNA'nın belirli bölgelerine bağlanma sürecinin

is triggered and turns it on. Öbek fiiller

1:13

tetiklenip bu geni etkinleştirip etkinleştirmediği.

Kalıp ifadeler

whether or not: iki olasılığı da açıkça belirtmek

Whether or not, cümle içine yerleşmiş iki olasılıklı bir soruyu başlatır ve her iki olasılığı da açıkça korur: metil grubunun bağlanması tetiklenir ya da tetiklenmez. Yan cümlenin tamamı, cümlede değerlendirilen meseleyi verir. Whether or not ifadesini, ‘iki seçenek de açıkça belirtilmiş olarak olup olmadığı’ anlamına gelen tek bir bağlaç gibi düşünün. Bu ifade, yalnızca olumsuz olasılığa dayalı bir koşul getiren if not anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi iki olasılığı da açıkça sunan ifadeyle tamamlayın: The engineers need to determine ____ the backup system was activated.

Cevabı göster

whether or not

Öbek fiiller

turns it on: mecazi etkinleştirme ve zamirin konumu

Bu cümlede turns it on, bir anahtarı açma imgesini kullanarak bir şeyin geni veya genle ilgili mekanizmayı etkin hâle getirdiğini anlatır. it zamiri methyl group ifadesine değil, bu mekanizmaya gönderme yapar; burada fiziksel bir cihaz açılmamaktadır. Turn on, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir, fiil ile parçacığın arasına gelir: turn it on veya turns it on denir, turn on it denmez. Aynı düzen turn them on örneğindeki gibi diğer zamirlerde de kullanılır.

Alıştırma

turn on ifadesinin doğru biçimini kullanıp zamiri doğal konumuna yerleştirerek İngilizce cümleyi tamamlayın: The backup system is inactive until the controller ____.

Cevabı göster

turns it on

Epigenetics is the study of how your environment can chemically modify your genes, Kelime

1:15

Epigenetik, çevrenizin genlerinizi kimyasal yollarla nasıl değiştirebildiğini inceleyen bilim dalıdır.

Kelime

Epigenetics: DNA dizisi değişmeden gen etkinliği

Epigenetics, yani epigenetik, temel DNA dizisini değiştirmeden ortaya çıkabilen gen etkinliği değişikliklerini inceleyen alandır. Bu değişiklikler çoğu zaman DNA veya ilişkili proteinler üzerindeki, genlerin nasıl kullanıldığını etkileyen kimyasal işaretleri içerir. Buradaki tanım, çevresel etkenlerin gen düzenlemesinde rol alan kimyasal değişiklikleri nasıl etkileyebileceğine odaklanır. Bu, basitleştirilmiş bir giriş açıklamasıdır: çevre genlerin etkin olup olmadığını etkileyebilir, ancak bu durum gen dizisini doğrudan yeniden yazdığı veya fazladan bir gen takımı oluşturduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilim alanının adını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The study of regulatory changes that affect gene activity without changing the DNA sequence is called ____.

Cevabı göster

epigenetics

like how a queen ant's nutrition and pheromones can chemically alter an ant embryo

1:19

Örneğin kraliçe karıncanın beslenmesi ve feromonları, bir karınca embriyosunu kimyasal olarak değiştirip

to either produce a soldier or worker ant Dilbilgisi

1:24

asker ya da işçi karıncaya dönüşmesini,

based on what's needed for the colony.

1:26

koloninin ihtiyacına göre belirleyebilir.

Dilbilgisi

either produce a soldier or worker ant: paralel alternatifler

Either ... or ... iki alternatifi aynı dil bilgisel konuma yerleştirir. Buradaki sonuçların tam biçimleri produce a soldier ant ve produce a worker ant şeklindedir. Cümle, alternatifler arasında sözcükleri ortak kullanarak tekrardan kaçınır: ikinci produce a anlaşılır ancak yazılmaz; ant ise hem soldier hem de worker için geçerlidir. Alternatifleri paralel yapıda tutun; either, produce eyleminin derecesini belirtmez.

Alıştırma

Either ve or ile ikili yapıyı tamamlayın: The app can ____ save the file locally ____ upload it to the cloud.

Cevabı göster

either · or

The UCLA study used gay and straight male twins

1:27

UCLA çalışmasında eşcinsel ve heteroseksüel erkek ikizler incelendi

and found that a specific methylation pattern was closely linked to sexual orientation.

1:30

ve belirli bir metilasyon örüntüsünün cinsel yönelimle yakından bağlantılı olduğu görüldü.

The model was able to predict the sexuality of men with 70 percent accuracy, Kalıp ifadeler

1:34

Model, erkeklerin cinsel yönelimini yüzde 70 doğrulukla tahmin edebildi,

Kalıp ifadeler

was able to predict ... with 70 percent accuracy: gözlemlenen sonuç ve doğruluk ölçüsü

Was able to predict, tamamlanmış bir araştırma veya testte gösterilmiş bir sonucu bildirir: model yalnızca teorik bir yeteneğe sahip değildi, gerçekten tahminlerde bulundu. With 70 percent accuracy bir performans ölçüsü ekler: değerlendirilen tahminlerin yaklaşık yüzde 70’i o araştırmanın koşullarında doğruydu. Bu sayı tek başına nedenselliği, bir kişi hakkındaki kesinliği veya başka bir popülasyonda aynı performansın görüleceğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir modelin tamamlanmış bir testte başarılı şekilde tahmin yaptığını ve yüzde 82 oranında doğru sonuç verdiğini en iyi biçimde bildirir?

  1. The model predicted all future equipment failures with certainty.
  2. The model might predict equipment failures because of 82 percent accuracy.
  3. The model was able to predict equipment failures with 82 percent accuracy.
Cevabı göster

The model was able to predict equipment failures with 82 percent accuracy.

but this data used a small subset of people Anlatım akışı

1:39

ancak bu veriler küçük bir katılımcı alt grubundan elde edildi

and there is some controversy around the research.

1:41

ve araştırma konusunda bazı tartışmalar var.

Anlatım akışı

but ... and ...: araştırmaya ait iki sınırlamayı sıralamak

Bu cümlede but, tartışmayı verilerin ortaya koyduğu sonuçtan bu sonucun sınırlarına taşır. But'tan sonraki bölüm, verilerin yalnızca küçük bir insan grubundan geldiğini ve bu nedenle sonucun daha geniş bir topluluğu temsil etmeyebileceğini söyler. Ardından and, araştırmanın kendisiyle ilgili ikinci ve ayrı bir uyarı ekler: araştırma tartışmalıdır. İki bölüm birlikte dengeli bir sonuç oluşturur: önceki sonuç etkileyici görünebilir, ancak tamamen güvenilir ya da geniş ölçüde genellenebilir kabul edilmemelidir.

Alıştırma

Bir rapor umut verici bir sonuç gösteriyor, ancak örneklem küçük ve yöntem tartışmalı. Cümle yapısı ne işe yarıyor?

  1. Sonucun yanlış olduğunu kanıtlar.
  2. Sonucu hiçbir sınırlama olmadan sunar.
  3. Sonucu ne kadar güvenle yorumlamamız gerektiğini azaltan iki çekince ekler.
  4. Konuyu tamamen farklı bir araştırmaya çevirir.
Cevabı göster

Sonucu ne kadar güvenle yorumlamamız gerektiğini azaltan iki çekince ekler.

Ultimately, Anlatım akışı

1:43

Sonuç olarak,

a specific gay gene has not been found, Dilbilgisi

1:44

belirli bir eşcinsellik geni henüz bulunmuş değil,

Dilbilgisi

has not been found: present perfect edilgen yapı

has not been found yapısı present perfect edilgen çatıdır: has + not + been + geçmiş zaman ortacı. Başarılı bir keşfin olmamasını, geçmişten şimdiki referans noktasına uzanan bir araştırma döneminin güncel sonucu olarak sunar ve araştırmacıların kim olduğunu belirtmez. Bu cümlede iddia temkinlidir: şimdiye kadar belirli bir gen keşfedilmemiştir. Yalnızca geçmişteki tek bir başarısız aramadan söz etmez ve böyle bir genin asla var olamayacağını kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi find fiilinin olumsuz present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Despite years of research, a definitive cause ____.

Cevabı göster

has not been found

but scientific evidence does suggest that human sexual orientation is strongly linked to genetics Dilbilgisi

1:46

ancak bilimsel kanıtlar, insanlardaki cinsel yönelimin genetikle güçlü biçimde bağlantılı olduğunu

and tightly regulated at the molecular level. Kalıp ifadeler

1:51

ve moleküler düzeyde sıkı biçimde düzenlendiğini gösteriyor.

Anlatım akışı

Ultimately: genel bir sonucu belirtmek

Ultimately, kanıtlar değerlendirildikten sonra konuşmacının ulaştığı genel sonucu gösteren bir cümle zarfıdır. “Bütün kanıtlar göz önüne alındığında” ya da “sonuç olarak” anlamına yakındır; bir şeyin zaman bakımından en son gerçekleştiğini anlatmaz. Burada dikkatli ve iki parçalı bir sonuca giriş yapar: tek bir eşcinsel geni bulunmamıştır, ancak kanıtlar cinsel yönelim ile genetik arasında güçlü bir bağlantı ve moleküler düzeyde düzenleme olduğunu göstermeye devam eder. Bu sözcük, ardından gelenleri tartışmanın bir özeti olarak çerçeveler; sorunun bir daha asla gözden geçirilemeyeceğini söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede yazar neden başta Ultimately kullanıyor?

  1. Kanıtlardan çıkarılan genel bir sonucu başlatmak.
  2. Bir zaman çizelgesindeki son olayı belirtmek.
  3. İlgisiz bir örnek eklemek.
  4. Belirli bir genin asla bulunmayacağını söylemek.
Cevabı göster

Kanıtlardan çıkarılan genel bir sonucu başlatmak.

Dilbilgisi

does suggest: olumlu cümlede vurgulu do

does suggest ifadesinde does, olumlu bir cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. Ana fiil suggest yalın hâlde kalır; dolayısıyla üçüncü tekil şahıs öznesiyle yapı does + fiilin yalın hâlidir. Burada does, but ile kurulan karşıtlığın ardından gelen olumlu iddiayı güçlendirir: tek bir gen bulunmamış olsa da kanıtlar gerçekten genetik bir bağlantıya işaret etmektedir. Bu vurgu, konuşanın söz konusu kanıtların varlığı konusundaki ısrarını güçlendirir; ancak suggest fiilini prove fiiline dönüştürmez.

Alıştırma

Cümleyi suggest fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The sample is small, but the result ____ a consistent pattern.

Cevabı göster

does suggest

Kalıp ifadeler

at the molecular level: moleküler düzeyde

Bu cümlede at the molecular level, tightly regulated ifadesinin kapsamını sınırlar: düzenleme, moleküller ve moleküler mekanizmalar açısından anlatılmaktadır. Level burada yükseklik, rütbe veya yeterlilik değil, bir analiz ölçeği ya da katmanı anlamına gelir. Aktarılabilir at the + sıfat/isim + level kalıbı, bir etkinin, açıklamanın veya tartışmanın hangi katmanda geçerli olduğunu belirtir. At the cellular level, at the policy level ve at the individual level buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi ‘hücreler düzeyinde’ anlamıyla tamamlamak için at the ... level kalıbını kullanın: The damage can be seen ____.

Cevabı göster

at the cellular level

It's even been found that giving birth to a son Dilbilgisi

1:53

Hatta bir erkek çocuk dünyaya getirmenin

increases the odds of homosexuality in the next son by 33 percent Kalıp ifadeler

1:56

bir sonraki oğlun eşcinsel olma ihtimalini yüzde 33 artırdığı görüldü;

relative to the baseline population.

2:00

bu artış, genel nüfustaki temel orana kıyasla ölçüldü.

Dilbilgisi

It's even been found that: bahkan telah ditemukan bahwa...

Burada It's, It is değil It has ifadesinin kısaltmasıdır. It biçimsel öznedir; asıl iddia that yan cümlesinde yer alır. Has been found, bulgunun şu ana kadar ortaya konmuş olduğunu gösteren ve keşfi yapan kişileri belirtmeyen edilgen bir present perfect yapısıdır. Even, bu bulguyu önceki bilgilere göre daha şaşırtıcı veya daha güçlü bir ek sonuç olarak sunar. Aktarılabilir raporlama kalıbı It has been found that ..., araştırmacıdan çok bulgunun önemli olduğu durumlarda araştırma veya test sonuçlarını tanıtır.

Alıştırma

Şaşırtıcı bir ek bulguyu belirtmek için cümleyi kişisiz edilgen present perfect yapısı ve even ile tamamlayın: ____ the redesigned lid prevents leaks.

Cevabı göster

It's even been found that

Kalıp ifadeler

increases the odds of ... by 33 percent relative to the baseline population: referansa göre olasılık oranında yüzde 33 artış

“increase the odds of + sonuç” yapısı, bir referans düzeye kıyasla o sonucun gerçekleşmesini daha olası hâle getirmek anlamına gelir. Resmî istatistikte odds, bir olayın gerçekleşme olasılığını gerçekleşmeme olasılığıyla karşılaştırır; bu nedenle otomatik olarak probability ile aynı kabul edilmemelidir. Burada by 33 percent artışın oransal büyüklüğünü, relative to the baseline population ise karşılaştırma standardını belirtir. İfade, olasılık oranının referans olasılık oranından yüzde 33 yüksek olduğunu söyler; sonraki oğlun mutlak olasılığının yüzde 33 olduğunu veya olasılığın 33 yüzde puan arttığını söylemez.

Alıştırma

Örnekteki istatistiksel ifadeye en uygun yorum hangisidir?

  1. Sonraki oğlun mutlak olasılığı tam olarak yüzde 33'tür.
  2. Sonraki oğlun olasılığı 33 yüzde puan artmıştır.
  3. Sonraki oğlun olasılık oranı referans olasılık oranından yüzde 33 yüksektir, ancak mutlak olasılığının yüzde 33 olduğu belirtilmemiştir.
Cevabı göster

Sonraki oğlun olasılık oranı referans olasılık oranından yüzde 33 yüksektir, ancak mutlak olasılığının yüzde 33 olduğu belirtilmemiştir.

If an older brother is from a different mother,

2:02

Ağabeyin annesi farklıysa,

there is no effect seen.

2:04

böyle bir etki görülmüyor.

This has led some researchers to believe that male pregnancy Notlar

2:06

Bu durum bazı araştırmacılara, erkek bebek gebeliğinin

triggers a biological mechanism

2:08

biyolojik bir mekanizmayı tetiklediğini

Kelime

Bu araştırma bağlamında male pregnancy ifadesinin anlamı

Burada male pregnancy, fetüsün erkek olduğu bir gebelik anlamına gelir; erkek bir kişinin yaşadığı gebelik anlamına gelmez. Daha sonra annenin art arda yaptığı doğumlardan söz edilmesi bu yorumu kesinleştirir. İngilizcede bir ismin başka bir ismi nitelemesi, iki isim arasındaki ilişkiyi örtük bırakabilir. male sözcüğünün fetüsü mü, hamile kişiyi mi yoksa başka bir şeyi mi belirttiği bağlamdan anlaşılmalıdır; bu cümlede fetüsü belirtir.

Alıştırma

Anneleri ve art arda doğan çocuklarının cinsiyetini inceleyen bir çalışmada male pregnancy büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Erkek bir kişinin yaşadığı gebelik
  2. Yalnızca erkek araştırmacıların yürüttüğü bir çalışma
  3. Erkek fetüs taşıyan bir gebelik
Cevabı göster

Erkek fetüs taşıyan bir gebelik

that affects the mother's successive births.

2:10

ve bunun annenin sonraki doğumlarını etkilediğini düşündürüyor.

Kalıp ifadeler

has led some researchers to believe that: bazı araştırmacıları inanmaya yöneltti

“Has led some researchers to believe that”, önceki kanıt veya gözlemlerle bu araştırmacıların vardığı sonuç arasında bağlantı kurar. Yapı lead + kişi + to believe + that yan cümlesi şeklindedir; lead burada mecazidir ve fiziksel olarak yol göstermek değil, “birinin görüş oluşturmasına neden olmak veya onu etkilemek” anlamına gelir. Present perfect biçimindeki has led, bu çıkarımı önceki kanıtların güncel bir sonucu olarak sunar. Some researchers görüşü kimin benimsediğini sınırlar; believe ise bunun kanıtlanmış bir mekanizma değil, bir yorum olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kanıttan çıkarıma geçiş yapısıyla tamamlayın: Several matching timestamps have ____ investigators ____ the two incidents are connected.

Cevabı göster

led · to believe that

A meta-analysis also found that statistically Kelime

2:13

Bir meta-analiz de istatistiksel olarak

homosexual men have more older brothers than heterosexual men.

2:15

eşcinsel erkeklerin heteroseksüel erkeklere göre daha fazla ağabeyi olduğunu ortaya koydu.

Kelime

meta-analysis ne anlama gelir?

Bir meta-analysis, mevcut birden çok çalışmadaki karşılaştırılabilir nicel sonuçları istatistiksel yöntemlerle birleştirir. Birleştirilmiş bir tahmin üretir veya çalışmaların genelindeki örüntüyü inceler; dolayısıyla yeni ve sıradan tek bir çalışmanın bulgularını değil, sentezlenmiş kanıtları temsil eder. Bu terim sonuçların birleştirilme yöntemini anlatır; doğruluğu garanti etmez. Sonuçlar yine de dâhil edilen çalışmaların kalitesine, birbiriyle uyumuna ve seçimine bağlıdır.

Alıştırma

Bir ekip, genel bir etkiyi tahmin etmek için önceki 18 çalışmanın etki büyüklüklerini istatistiksel olarak birleştiriyor. Bu yönteme ne denir?

  1. An individual study
  2. An informal literature summary
  3. A meta-analysis
Cevabı göster

A meta-analysis

Another study found that women exposed to high levels of testosterone in utero Notlar

2:19

Başka bir çalışma, anne karnında yüksek düzeyde testosterona maruz kalan kadınların

have higher rates of being not straight. Kelime

2:23

heteroseksüel olmama olasılığının daha yüksek olduğunu gösterdi.

Kalıp ifadeler

exposed to high levels of

women exposed to high levels of testosterone ifadesinde exposed, women who were exposed ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimini oluşturan geçmiş zaman ortacıdır. Maruz kalan taraf women, temas edilen etken ise testosterone sözcüğünün belirttiği unsurdur. Be exposed to, bir şeyle temas etmek veya bir şeyden etkilenmek anlamına gelir. High levels of, miktarın ya da yoğunluğun yüksek olduğunu belirtir. Bu kalıp çevresel, tıbbi veya araştırmaya ilişkin koşulları anlatırken yaygındır ve “bir sırrın açığa çıkarılması” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “büyük miktarda bir şeye maruz kalmış” anlamına gelen beş sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The technicians were ____ radiation during the test.

Cevabı göster

exposed to high levels of

Kelime

in utero

In utero, Latince kökenli bir tıp ve araştırma ifadesidir; “rahmin içinde” veya “doğumdan önce anne karnında gelişirken” anlamına gelir. Doğumdan sonraki bebeklik ya da çocukluk dönemini değil, doğum öncesi dönemi anlatır. Burada exposed sözcüğünü niteler ve maruz kalmanın ne zaman gerçekleştiğini belirtir: Kadınlar henüz doğmadan önce gelişimlerini sürdürürken testosterona maruz kalmıştır.

Alıştırma

“The fetus was exposed to the medication in utero,” cümlesinde in utero ne anlama gelir?

  1. yalnızca doğum sırasında
  2. doğumdan sonra, erken çocukluk döneminde
  3. doğumdan önce rahmin içinde gelişirken
Cevabı göster

doğumdan önce rahmin içinde gelişirken

Kelime

not straight: cinsel yönelimi geniş biçimde anlatan bir ifade

Burada not straight, bir kadının yalnızca heteroseksüel olmadığı anlamına gelir. Bu, belirli tek bir kimliğin adı değil; cinsel yönelimi veya çekimi geniş biçimde anlatan bir ifadedir. Bu araştırma özetinde ifade, birkaç olası kimliği aynı grupta toplar. Herhangi bir kişinin lezbiyen, biseksüel veya başka bir kimlik tanımı kullanıp kullanmadığını belirtmez.

Alıştırma

Bu cümlede not straight bize ne anlatıyor?

  1. Vücutlarını dik konumda tutamazlar.
  2. Hepsi kendisini özellikle lezbiyen olarak tanımlar.
  3. not straight, belirli bir kimlik adı vermeden yalnızca heteroseksüel olmadıkları anlamına gelir.
Cevabı göster

not straight, belirli bir kimlik adı vermeden yalnızca heteroseksüel olmadıkları anlamına gelir.

So,

2:25

Peki,

why does this happen?

2:26

bu neden oluyor?

The gay uncle hypothesis Kültür

2:27

Eşcinsel amca hipotezi,

suggests that gay members of a family that don't reproduce

2:28

çocuk sahibi olmayan eşcinsel aile üyelerinin yine de

still increase the prevalence of their family's genes

2:31

ailelerine ait genlerin yaygınlığını

in future generations

2:34

gelecek nesillerde artırdığını öne sürüyor;

by helping to provide resources for offspring that they're related to.

2:35

çünkü akraba oldukları çocuklara kaynak sağlamaya yardımcı oluyorlar.

Kültür

gay uncle hypothesis

Gay uncle hypothesis, öne sürülmüş evrimsel bir açıklamadır. Çocuğu olmayan eşcinsel bir aile üyesinin, yakın akrabalarının çocuklarını büyütmesine yardım ederek ailenin paylaştığı genlerin devamına katkıda bulunabileceğini ileri sürer. Bu nedenle cümle bu adı kaynaklar, akraba olunan çocuklar ve gelecek nesillerle ilişkilendirir: öne sürülen fayda kişinin kendi çocukları yoluyla değil, dolaylı olarak akrabaları yoluyla ortaya çıkar.

Alıştırma

Gay uncle hypothesis ifadesini en doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Her eşcinsel erkeğin kardeşinin çocuklarını büyüteceğini kanıtlar.
  2. Genleri gelecek nesillere yalnızca amcaların ve dayıların aktarabileceğini söyler.
  3. Akrabaların çocuklarına yardım etmenin ailece paylaşılan genleri dolaylı olarak destekleyebileceğini öne sürer.
Cevabı göster

Akrabaların çocuklarına yardım etmenin ailece paylaşılan genleri dolaylı olarak destekleyebileceğini öne sürer.

After all, Anlatım akışı

2:38

Sonuçta,

it's not just survival of the fittest individual, Notlar

2:39

söz konusu olan yalnızca en uyumlu bireyin hayatta kalması değil,

but the fittest family.

2:42

en uyumlu ailenin de hayatta kalmasıdır.

Anlatım akışı

Destekleyici bir neden sunan söylem belirteci After all,

After all burada zamanı anlatmaz. Konuşmacının önceki açıklamayı makul veya ikna edici kılacağını düşündüğü bir nedeni sunar. Çoğu zaman nazikçe “bu ilgili gerçeği unutma” anlamı taşır: ardından gelen aile düzeyindeki iddia, önceki savı destekleyen bir unsur olarak sunulur. Böylece konuşmacı bir iddiadan onu destekleyen bir değerlendirmeye geçer.

Alıştırma

İlk cümleyi makul kılan bir nedeni en iyi hangi başlangıç sunar? “We should take a jacket. ___ the temperature drops quickly after sunset.”

  1. Finally,
  2. In the end,
  3. After all,
Cevabı göster

After all,

Dilbilgisi

Bir iddiayı genişleten not just X, but Y yapısı

not just X, but Y kalıbı X’i doğru kabul etmeye devam eder ve Y’yi daha geniş veya daha önemli ikinci bir odak olarak ekler. Burada bireysel uyum başarısı reddedilmez; iddia en uyumlu bireyden en uyumlu aileye genişletilir. X ve Y paralel dil bilgisi görevlerine sahip olmalıdır. Altyazının ikinci bölümünde tekrarlanan survival of sözleri atılmıştır; okur daha eksiksiz olan “not just survival of the fittest individual, but survival of the fittest family.” anlamını tamamlar.

Alıştırma

Cümleyi not just ... but ... kalıbını kullanarak tamamlayın: “A good editor needs ____ accuracy, ____ good judgment.”

Cevabı göster

not just · but

Deyimler

Survival of the fittest: uyum ve aile düzeyindeki yeniden yorum

Survival of the fittest, evrim tartışmalarında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki fittest, fiziksel olarak en güçlü değil, çevreye en iyi uyum sağlamış anlamına gelir. İfade, özellikleri içinde bulundukları koşullara daha uygun olan canlıların hayatta kalma ve üreme olasılığının daha yüksek olduğunu anlatır. Cümle, bilinen kalıbı not just ... individual, but ... family yapısıyla yeniden şekillendirir. Böylece tanımlanan birim tek bir canlıdan aileye kayar ve konuşmacı aile düzeyindeki uyumu ana nokta olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümledeki standart evrim ifadesini tamamlayın: Evolution is often summarized as ____.

Cevabı göster

survival of the fittest

Studies also show that there are lower levels of hostility

2:43

Araştırmalar ayrıca eşcinsel erkeklerde düşmanlık düzeyinin daha düşük,

and higher levels of emotional intelligence, Kelime

2:46

duygusal zekâ düzeyinin daha yüksek,

compassion,

2:48

şefkatin daha fazla

and cooperation in gay men,

2:49

ve iş birliğinin daha güçlü olduğunu gösteriyor;

which may also increase altruism and survival in human groups. Dilbilgisi

2:51

bunlar da insan topluluklarında özgeciliği ve hayatta kalma şansını artırabilir.

Kelime

Emotional intelligence: duyguları anlama ve yönetme

Emotional intelligence, kişinin kendi duygularını tanıma, anlama ve düzenleme; ayrıca başkalarının duygularını algılayıp bunlara etkili biçimde karşılık verme becerisidir. Buradaki intelligence yalnızca akademik bilgi veya mantıksal problem çözme yeteneği anlamına gelmez. Cümlede emotional intelligence, compassion ve cooperation ile birlikte bir listede yer alır. İddia, araştırmaların bildirdiği grup düzeyindeki istatistiksel bir örüntüyü anlatır; her eşcinsel erkek hakkında ayrı ayrı bir sonuç değildir.

Alıştırma

Hangi açıklama emotional intelligence ifadesine en uygun anlamı verir?

  1. Her duyguyu hemen ifade etme eğilimi
  2. Kendisinin ve başkalarının duygularını tanıma, anlama ve yönetme becerisi
  3. Soyut mantık problemlerini hızla çözme becerisi
Cevabı göster

Kendisinin ve başkalarının duygularını tanıma, anlama ve yönetme becerisi

Dilbilgisi

may also increase: olasılık ve ek bir etki

may also increase ifadesindeki may, nedensellik iddiasını ihtiyatlı hâle getirir: Önceki özelliklerin daha fazla özgeciliğe ve hayatta kalmaya katkıda bulunabileceği söylenir, ancak bu sonucun kesin olduğu belirtilmez. also, bunun tartışmaya eklenen başka bir olası etki olduğunu gösterir. Aktarılabilir may also + fiilin yalın hâli kalıbı, “bu da olası bir sonuçtur” anlamını taşır ve temkinli bilimsel yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi yorum may also increase ifadesinin anlamını en doğru biçimde korur?

  1. Tartışılan tek etkilerin özgecilik ve hayatta kalma olduğunu söyler.
  2. Özgecilik ve hayatta kalmadaki artışı ek bir olası etki olarak sunar.
  3. Özgecilik ve hayatta kalmadaki artışın kanıtlanmış ve kaçınılmaz bir etki olduğunu belirtir.
Cevabı göster

Özgecilik ve hayatta kalmadaki artışı ek bir olası etki olarak sunar.

Another hypothesis

2:54

Başka bir hipotez ise

suggests that the genes for homosexuality are ultimately coding for attraction, Kelime

2:55

eşcinsellikle ilişkili genlerin aslında çekimi kodladığını öne sürüyor;

meaning female relatives of gay men who share this same gene

2:59

yani eşcinsel erkeklerin aynı geni paylaşan kadın akrabaları

will also have stronger attractions to men

3:03

erkeklere karşı daha güçlü bir çekim hissedecek

providing an evolutionary advantage. Kelime

3:05

ve bu da evrimsel bir avantaj sağlayacaktır.

Kelime

coding for attraction: code for ifadesinin genetik anlamı

Genetikte code for, bir ürün veya özellik için gerekli biyolojik bilgiyi içermek anlamına gelir. Buradaki coding for attraction, ortak genetik etkenin nihayetinde çekimle ilişkili olduğu hipotezini sunar; birinin bilgisayar kodu yazdığı anlamına gelmez. Çekim karmaşık bir özellik olduğu için bu ifade hipotezin basitleştirilmiş bir anlatımıdır. are coding biçimindeki süreklilik yapısı genlere niyet yüklemez; önerilen biyolojik işlevlerini veya etkilerini anlatır.

Alıştırma

Bu genetik bağlamda coding for attraction ne anlama gelir?

  1. Genler çekim hakkında bir bilgisayar programı yazmak için kullanılıyor.
  2. Genlerin çekimle ilişkili biyolojik bilgi taşıdığı anlatılıyor.
  3. Genler bir kişinin kimleri çekici bulması gerektiğini bilinçli olarak seçiyor.
Cevabı göster

Genlerin çekimle ilişkili biyolojik bilgi taşıdığı anlatılıyor.

Kelime

evolutionary advantage (evrimsel avantaj)

Evrimsel avantaj, bir özelliğin hayatta kalmaya veya üremeye yaptığı göreli katkıdır ve bu katkı özelliğin nesiller boyunca devam etme olasılığını artırabilir. Bu cümlede öne sürülen avantaj üremeyle ilgilidir: İlgili genetik eğilimi paylaşan kadın akrabalar ortalama olarak daha fazla çocuk sahibi olursa, bu durum genlerin popülasyonda devam etmesine yardımcı olabilir. Terim, evrimsel bir model içindeki popülasyon düzeyinde bir sonucu anlatır; eşcinsellik veya herhangi bir kişinin hayatı hakkında ahlaki bir yargı bildirmez.

Alıştırma

Evrimsel biyoloji tartışmasında evolutionary advantage en doğru biçimde ne anlama gelir?

  1. Bir özellik göreli hayatta kalma veya üreme başarısını artırarak nesiller boyunca devam etmesine yardımcı olur.
  2. Bir özellik ahlaki açıdan diğer özelliklerden daha iyidir.
  3. Bu özelliğe sahip her birey daha mutlu ve sağlıklı bir hayat yaşar.
Cevabı göster

Bir özellik göreli hayatta kalma veya üreme başarısını artırarak nesiller boyunca devam etmesine yardımcı olur.

And studies have shown

3:07

Araştırmalar da

that these females have more babies on average. Kalıp ifadeler

3:08

bu kadınların ortalama olarak daha fazla çocuk sahibi olduğunu gösteriyor.

Kalıp ifadeler

on average (ortalama olarak)

On average, bir değer kümesini bu değerlerin ortalamasıyla özetler. İfadenin her birey hakkında bir iddia değil, istatistiksel bir eğilim olduğunu gösterir. Burada ifade, araştırılan kadınların ortalama çocuk sayısıyla ilgilidir. Bazı kadınların daha fazla, daha az veya hiç çocuğu olmayabilir; bu söz öbeği aynı sonucun her birey için tipik olduğunu söylemez.

Alıştırma

Altının grup ortalaması olduğunu belirten iki sözcüklü istatistik ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Students read six books ____ this term.

Cevabı göster

on average

The same would be true of lesbians Kalıp ifadeler

3:11

Aynısı lezbiyenler

and their straight male relatives.

3:12

ve onların heteroseksüel erkek akrabaları için de geçerli olacaktır.

Kalıp ifadeler

The same would be true of + yeni bir durum

The same, az önce sözü edilen ilişkiye veya örüntüye gönderme yapar. Be true of + isim öbeği, örüntünün o kişi, grup ya da durum için geçerli olduğu anlamına gelir; burada önceki düşünce lezbiyenlere ve onların heteroseksüel erkek akrabalarına aktarılır. Would, bu aktarımı ihtiyatlı veya varsayımsal bir akıl yürütme içinde tutar; doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. Yeniden kullanılabilecek yapı The same would be true of + yeni kişi, grup veya durum şeklindedir.

Alıştırma

Bir konuşmacı ofis çalışanları hakkında ihtiyatlı bir iddiada bulundu. Hangi devam cümlesi bu iddiayı uzaktan çalışanlara da ihtiyatlı biçimde aktarır?

  1. Remote workers have proven the claim to be true.
  2. The claim would be made by remote workers.
  3. The same would be true of remote workers.
Cevabı göster

The same would be true of remote workers.

The famous scientist

3:14

Ünlü bilim insanı

E.O. Wilson once said,

3:15

E.O. Wilson bir keresinde şöyle demişti:

"Homosexuality

3:16

"Eşcinsellik

gives advantages to the group.

3:17

gruba avantaj sağlar.

A society that condemns homosexuality Anlatım akışı

3:19

Eşcinselliği kınayan bir toplum

condemns itself."

3:21

kendisini kınar."

Anlatım akışı

A society that condemns ... condemns itself yapısındaki tersine dönüş

that condemns homosexuality ilgi cümleciği önce söz konusu toplumun türünü belirler. Ardından ana cümle condemns fiilini tekrarlar, ancak nesneyi homosexuality sözcüğünden itself sözcüğüne çevirir. Itself, homosexuality değil society sözcüğüne gönderme yapar. Bu tekrarlanan yapı retorik bir tersine dönüş yaratır: toplumun saldırısı, toplumun kendisine yönelmiş bir saldırı olarak sunulur. Dengeli tekrar, ahlaki iddiayı kısa ve güçlü kılar; bu bir sav veya alıntıdır, deneysel kanıt değildir.

Alıştırma

Cümledeki retorik tersine dönüşü ne oluşturur?

  1. İlgi cümleciği deneysel veriler sunarken ana cümle tarafsız bir özet verir.
  2. itself, homosexuality sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla aynı nesne iki kez adlandırılır.
  3. condemns fiili tekrarlanır, ancak nesne homosexuality sözcüğünden society sözcüğüne gönderme yapan itself sözcüğüne dönüşür.
Cevabı göster

condemns fiili tekrarlanır, ancak nesne homosexuality sözcüğünden society sözcüğüne gönderme yapan itself sözcüğüne dönüşür.

Historically,

3:22

Tarih boyunca,

science has not been kind to the queer community. Notlar

3:23

bilim kuir topluluğuna iyi davranmadı.

Deyimler

Tarihsel bir eleştiride “has not been kind to” ifadesinin anlamı

Burada has not been kind to, bir şeyin bir gruba haksız davrandığını veya ona zarar verdiğini dolaylı biçimde söylemenin yoludur. Yalnızca belirli bir bilim insanının tutumunu anlatmaz. Present perfect olan has not been kind to, bu eğilimin geçmişten konuşma anına kadar sürdüğünü gösterir; science burada bilim kurumlarını, araştırmaları ve ilgili fikirleri bir bütün olarak temsil eder. Bu ifade ciddi bir eleştiriyi daha ölçülü hâle getirir, ancak eleştiriyi ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

“The old hiring system has not been kind to parents who need flexible hours” cümlesinde has not been kind to ne anlama gelir?

  1. onlara haksız davrandı veya onlar için zorluklar yarattı
  2. onlarla sıcak ve dostça konuştu
  3. onları daha az saat çalışmaya davet etti
Cevabı göster

onlara haksız davrandı veya onlar için zorluklar yarattı

Kelime

Kapsayıcı bir grup terimi olarak “queer community”

Queer community, cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği geleneksel heteroseksüel ve cisgender normlarının dışında kalan kişiler için kullanılan geniş bir grup adıdır. Bu cümlede tek bir kimliği değil, genel olarak LGBTQ+ kişileri ifade eder. Queer tarihsel olarak bir hakaret olarak kullanılmış ve birçok kişi tarafından yeniden sahiplenilmiştir; ancak kabul edilip edilmemesi kişiye göre değişir. Destekleyici bir bağlam, queer ifadesini herkesin tercih ettiği bir etiket hâline getirmez.

Alıştırma

Bu cümleyi değerlendirin: “The center asked members of the queer community what services they wanted.”

  1. Bu bağlamda uygun
  2. Bu bağlamda uygun değil
Cevabı göster

Bu bağlamda uygun

In the past,

3:25

Geçmişte,

it was generally accepted Kelime

3:26

genel kabul,

that the brains and bodies of homosexuals

3:27

eşcinsellerin beyinlerinin ve bedenlerinin

were presumed to be of lower status

3:29

daha aşağı düzeyde olduğu yönündeydi;

with a popular belief that homosexual behavior

3:31

ayrıca eşcinsel davranışın

was the result of defective development. Kelime

3:33

kusurlu bir gelişimin sonucu olduğuna yaygın olarak inanılıyordu.

Kelime

was generally accepted ile were presumed to be arasındaki fark

Bu cümlede was generally accepted, o dönemde birçok kişinin bir görüşü doğru kabul ettiğini bildirir. Buradaki accepted, “geçerli sayılan” anlamındadır; “hoş karşılanan” veya “toplumsal olarak kabul edilen” anlamına gelmez. Were presumed to be, beyinler ve bedenler hakkında daha özel bir varsayım getirir. Presumed, yeterli kanıt bulunmadan önce bir sonuca varıldığını gösterir. Her iki edilgen yapı da akademik bir tarihsel aktarım tonu oluşturur; geçmiş zaman çerçevesi de konuşanın eski iddiaları onaylamadan anlatmasını sağlar.

Alıştırma

Cümlede önce accepted, sonra presumed kullanılması neyi gösterir?

  1. İnsanlar eşcinsel kişileri hoş karşılıyor, ancak davranışlarından hoşlanmıyordu.
  2. Her iki iddia da kesin biçimde kanıtlanmıştı.
  3. Bir görüş geniş ölçüde doğru kabul edilirken ayrı bir yargının doğruluğu kanıt olmadan varsayılıyordu.
Cevabı göster

Bir görüş geniş ölçüde doğru kabul edilirken ayrı bir yargının doğruluğu kanıt olmadan varsayılıyordu.

Kelime

Damgalayıcı tarihsel dil olarak defective development

Defective development, gelişimi kusurlu veya hasarlı olarak nitelendirir. Eşcinselliğe ilişkin eski tartışmalarda bu ifade, aynı cinse yönelik çekimi gelişimsel bir başarısızlık gibi göstererek patolojik sayıyordu; damgalayıcıdır ve tarafsız bir modern bilimsel tanım değildir. Burada ifade, yaygın bir inanışın içeriğine aittir ve geçmiş zamanlı tarihsel çerçeve bu inanışı eleştirel biçimde aktarır. Bu etiketi anlatıcının kendi yargısı olarak sunmaz.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: The article explains, 'Earlier writers wrongly described homosexuality as defective development,' and then rejects that claim.

  1. Uygun değildir; çünkü bu ifade tarihsel analizde hiçbir zaman alıntılanamaz.
  2. Uygundur; çünkü ifade açıkça bir kaynağa atfedilmiş ve eleştirilmiştir.
Cevabı göster

Uygundur; çünkü ifade açıkça bir kaynağa atfedilmiş ve eleştirilmiştir.

Even some LGBTQ2S people Kültür

3:35

Bazı LGBTQ2S bireyler bile

fear that this scientific research

3:38

bu bilimsel araştırmaların

could "other" the community Kelime

3:39

topluluğu "ötekileştirebileceğinden"

and be used to exploit or hurt people.

3:41

ve insanları sömürmek ya da incitmek için kullanılabileceğinden endişe ediyor.

Kültür

LGBTQ2S ve 2S’nin anlamı

LGBTQ2S, burada lezbiyen, gey, biseksüel, trans, queer veya kimliğini sorgulayan ve Two-Spirit kişileri ifade eden kapsayıcı bir baş harf kısaltmasıdır. “2S”, “Two-Spirit” anlamına gelir. Two-Spirit, Kuzey Amerika’daki bazı Yerli halkların toplumsal cinsiyet, cinsellik ve/veya maneviyatla bağlantılı, kültüre özgü kimlikler ya da roller için kullandığı İngilizce bir şemsiye terimdir. Yalnızca evrensel başka bir Batılı cinsel yönelim etiketi olarak görülmemelidir. Daha geniş kısaltmanın biçimleri topluluğa ve bölgeye göre değişir; dolayısıyla LGBTQ2S tek sabit standart değil, biçimlerden biridir.

Alıştırma

LGBTQ2S içindeki “2S” neyi ifade eder?

  1. Two-Spirit (İki Ruh)
  2. iki ayrı topluluk
  3. ikinci statü
  4. iki cinsel yönelim
Cevabı göster

Two-Spirit (İki Ruh)

Kelime

Fiil olarak "other": bir grubu dışarıdaki kişiler olarak görmek

Burada other bir fiildir. Nesnesi the community’dir ve bu topluluğu varsayılan bir “biz”den temelde farklı olarak temsil etmek veya ona bu şekilde davranmak anlamına gelir. Toplumsal analizde othering tarafsız bir sınıflandırma değildir: insanları simgesel olarak baskın grubun dışına iter ve aşağı görmeyi, dışlamayı ya da kötü muameleyi haklı gösterebilir. Tırnak işaretleri bu özel, eleştirel kullanıma dikkat çeker.

Alıştırma

Hangi cümle “other” sözcüğünü altyazıdakiyle aynı eleştirel anlamda kullanıyor?

  1. The two reports differ in other ways.
  2. We should compare the other two reports.
  3. Please pass me the other report on the desk.
  4. The article was criticized for othering refugees as dangerous outsiders.
Cevabı göster

The article was criticized for othering refugees as dangerous outsiders.

Even from the available research,

3:43

Mevcut araştırmalara bakıldığında bile,

it's clear

3:44

açıkça görülüyor ki

that most studies only focus on gay men Anlatım akışı

3:45

çoğu çalışma yalnızca eşcinsel erkeklere odaklanıyor

and neglect other groups.

3:47

ve diğer grupları görmezden geliyor.

Anlatım akışı

only focus on gay men and neglect other groups ifadesinin sınırlı kapsamı

Burada only, most studies focus on ifadesinin kapsamını sınırlar: bu çalışmalar daha geniş bir grup yerine yalnızca gey erkeklere odaklanır. Ardından gelen neglect other groups, focus on ile paralel bir fiil öbeği kurar ve bu dar odağın kimi dışarıda bıraktığını gösterir. İki bölüm birlikte yalnızca örneklemi betimlemez; kanıt tabanını da eleştirir. Mevcut araştırmalar herkesi temsil etmiyor olabilir.

Alıştırma

Dar bir araştırma odağını ve dışarıda kalan grupları göstermek için aşağıdaki cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? The studies ______.

  1. only focus on gay men and neglect other groups (yalnızca gey erkeklere odaklanıp diğer grupları ihmal etmek)
  2. mostly focus on gay men but include other groups (çoğunlukla gey erkeklere odaklanıp diğer grupları da dahil etmek)
  3. focus equally on gay men and other groups (gey erkeklere ve diğer gruplara eşit ölçüde odaklanmak)
Cevabı göster

only focus on gay men and neglect other groups (yalnızca gey erkeklere odaklanıp diğer grupları ihmal etmek)

But more research

3:49

Ancak

on the genetic and epigenetic factors

3:50

eşcinselliğin genetik ve epigenetik etkenleri

of homosexuality

3:52

üzerine yapılacak daha fazla araştırma,

will decrease homophobic laws around the world

3:53

dünya genelindeki homofobik yasaların azalmasına yardımcı olacak;

by further proving

3:55

çünkü böylece

that being gay is not a choice.

3:56

eşcinsel olmanın bir tercih olmadığı daha da güçlü biçimde kanıtlanacak.

But could we ever

3:58

Peki, bir gün

genetically get rid of homosexuality? Öbek fiiller

3:59

eşcinselliği genetik yollarla ortadan kaldırabilir miyiz?

Öbek fiiller

get rid of ifadesinin güçlü biçimde ortadan kaldırma anlamı

Get rid of, bir şeyi ortadan kaldırmak veya artık ona sahip olmamak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Bu soruda homosexuality, dilbilgisel olarak ortadan kaldırılabilecek bir şey gibi ele alınıyor; bu nedenle ifade, eşcinselliği istenmeyen bir şey olarak sunan güçlü bir yargı taşıyor. Soru, konuşanın kendi görüşünü belirtmekten çok rahatsız edici bir varsayım ortaya koyuyor olabilir. Yine de insan kimliğine uygulandığında bu ifade tarafsız değildir. Günlük kullanımda istenmeyen nesneler, alışkanlıklar, sorunlar veya kurtulmak istediğiniz başka şeyler için kullanılır.

Alıştırma

Hangi seçenek get rid of ifadesini bir kişiyi veya kimliği hedef almadan istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak anlamında kullanıyor?

  1. get away from a crowded station (kalabalık bir istasyondan uzaklaşmak)
  2. get rid of a minority group (azınlık bir grubu ortadan kaldırılması gereken bir şey gibi görmek)
  3. get rid of a broken chair (kırık bir sandalyeden kurtulmak)
Cevabı göster

get rid of a broken chair (kırık bir sandalyeden kurtulmak)

Watch our second video

4:01

İkinci videomuzu izleyin;

where we discuss if it's possible

4:02

orada bunun mümkün olup olmadığını

and the implications of continued study

4:04

ve bu alanda araştırmaların sürdürülmesinin doğuracağı sonuçları

into this field.

4:06

ele alıyoruz.

And subscribe

4:07

Kanalımıza abone olmayı da unutmayın;

for more weekly science videos every Thursday.

4:08

her perşembe yeni bir bilim videosu yayımlıyoruz.