Herkeste "Eşcinsellik Geni" Var mı?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video cinsel yönelimle ilgili genetik ve epigenetik araştırmaları, evrimsel hipotezleri, kanıt sınırlarını ve damgalanmış bir topluluk için sosyal riskleri ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Söylem sorusu what does science say? sosyal teorilerden kanıta geçer ve bilimin tek bir nihai cevabı olduğunu varsaymadan bir kaynağı sorgulamayı sağlar. 2. was able to predict ve with 70 percent accuracy, kalıpları gerçekleşen tahmini ölçülen performansıyla bildirir; doğruluk, örneklem sınırı ve nedenselliği ayırır. 3. "other" burada topluluğu farklı veya kabul edilen grubun dışında gösteren hassas bir fiildir; tırnak işaretleri dışlama anlamına karşı uyarır.
Bu derste
2 to 6 percent of people self-identify as having predominantly homosexual attractions Kelime
0:00İnsanların yüzde 2 ila 6'sı, ağırlıklı olarak eşcinsel çekim hissettiğini ifade ediyor.
Ağırlıklı olarak eşcinsel çekim duyduğunu belirtmek
Bu resmî ifadede self-identify as having, kişilerin belirli bir çekim örüntüsü yaşadıklarını kendilerinin belirtmesi anlamına gelir; bu tanımlama bir araştırmacı tarafından dışarıdan verilmez ve tanı olarak ele alınmaz. Predominantly, “yalnızca” değil, “ağırlıklı olarak” anlamına gelir. Homosexual attractions burada aynı cinsiyetten kişilere yönelik çekimi ifade eder. Bu ifade çekimi bildirir; mutlaka cinsel davranışı veya gay ya da lesbian gibi bir kimlik etiketinin benimsendiğini bildirmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeye en uygun yorum hangisidir?
- İnsanların, yalnızca olması gerekmeksizin ağırlıklı olarak aynı cinsiyetten kişilere çekim duyduklarını kendilerinin belirttiğini bildirir.
- Araştırmacıların insanlara sabit bir cinsel kimlik tanısı koyduğunu söyler.
- Çekimin belirli bir cinsel davranış örüntüsünü otomatik olarak kanıtladığını söyler.
Cevabı göster
İnsanların, yalnızca olması gerekmeksizin ağırlıklı olarak aynı cinsiyetten kişilere çekim duyduklarını kendilerinin belirttiğini bildirir.
and while there are many social and political theories on why,
0:05Bunun nedenine dair pek çok toplumsal ve siyasi teori olsa da,
Kanıt kaynağına geçiş olarak What does science say?
Burada What does science say? bir geçiş işlevi görür: konuşmacı sosyal ve siyasi teorilerden söz ettikten sonra tartışmayı düzenleyen soruyu bilimsel araştırma ve kanıtların ne gösterdiğine çevirir. What does X say? kalıbı bir alanı, kaynağı, veri kümesini veya belgeyi sanki konuşabiliyormuş gibi ele alır. Gerçek anlamda söylenmiş sözleri değil, o kaynağın desteklediği sonucu sorar. Bu kalıp tek başına kanıtların tamamen uzlaştığı veya nihai olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
What does X say? kalıbını, kaynak olarak research sözcüğünü kullanarak tamamlayın: People have many theories about the trend, but ____?
Cevabı göster
what does the research say
if so: daha önce belirtilen bir olasılığa gönderme yapmak
Bu soruda if so, “eğer bu doğruysa” anlamına gelir. So, derece veya biçim belirtmek yerine önceki önermenin tamamının—eşcinsel olmanın genetik olduğu önermesinin—yerini tutar. Bu kısa yapı, tam bir yan cümleyi tekrarlamayı önler: önce bir olasılık belirtilir veya sorulur, ardından bu olasılık doğruysa ortaya çıkacak sonucu ya da sonraki soruyu sunmak için if so kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “eğer bu doğruysa” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “The test may reveal a genetic link. ____, what should researchers examine next?”
Cevabı göster
If so
found that gay men have a higher number of homosexual relatives Dilbilgisi
0:16eşcinsel erkeklerin eşcinsel akrabalarının sayısının
the Human Genome Project: bilimsel bir girişimin resmî adı
The Human Genome Project, insan DNA'sını haritalayıp dizilemeye yönelik büyük bir uluslararası bilimsel girişimin resmî adıdır. Bu cümlede ad, anlatılan çalışmaların bilimsel arka planını sağlar. Bu bir özel ad olduğu için Project burada sıradan bir sınıf ödevi veya genel bir araştırma projesi anlamına gelmez. Tam adı tanımak, okuyucunun bir faaliyet türü yerine belirli bir tarihsel girişimi ayırt etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Örnekte the Human Genome Project neyi ifade ediyor?
- İnsan DNA'sını haritalayıp dizilemeye yönelik belirli bir uluslararası girişim
- Kalıtsal özelliklerle ilgili herhangi bir küçük çalışma
- İnsan biyolojisiyle ilgili bir sınıf ödevi
Cevabı göster
İnsan DNA'sını haritalayıp dizilemeye yönelik belirli bir uluslararası girişim
a higher number of ... compared to karşılaştırma kalıbı
a higher number of + çoğul sayılabilir isim kalıbı, bir grubun sayısının daha fazla olduğunu belirtir. Ardından compared to + isim öbeği bu iddianın karşılaştırma temelini gösterir. Burada higher, relatives sözcüğünü değil number sözcüğünü niteler. Yeniden kullanılabilecek kalıp Group A has a higher number of X compared to Group B şeklindedir. Bu kalıp sayısal bir fark bildirir; tek başına farkın ne kadar büyük olduğunu veya neden var olduğunu söylemez.
Alıştırma
Araştırma tarzındaki karşılaştırmayı iki hedef ifadeyle tamamlayın: The morning class submitted ____ assignments ____ the evening class.
Cevabı göster
a higher number of · compared to
and that gay siblings have similar linkages on their X chromosome
0:21ve eşcinsel kardeşlerin X kromozomlarında benzer genetik bağlantılar taşıdığını ortaya koydu;
showing a high level of genetic heritability.
0:25bu da genetik kalıtılabilirlik düzeyinin yüksek olduğunu gösteriyordu.
A more recent study of 400 and nine gay siblings
0:27Eşcinsel 409 kardeş üzerinde yapılan daha yakın tarihli bir çalışma da
in a specific region of the X chromosome labeled Xq28
0:31Biri, X kromozomunun Xq28 olarak adlandırılan belirli bir bölgesinde,
a 2014 analysis of 50 years of research
0:3750 yıllık araştırmayı inceleyen 2014 tarihli bir analiz,
found gay men are more likely to have gay brothers compared to straight men Kalıp ifadeler
0:40eşcinsel erkeklerin heteroseksüel erkeklere kıyasla eşcinsel erkek kardeşlere sahip olma olasılığının daha yüksek olduğunu,
Daha yüksek göreli olasılık için more likely to
more likely to + fiilin yalın hâli, bir olayın gerçekleşme ihtimalinin bir kişi, grup veya koşul için karşılaştırma temelinden daha yüksek olduğu anlamına gelir. Bu cümlede karşılaştırma temeli straight men, to sonrasındaki yalın fiil ise have sözcüğüdür. Bu, göreli olasılık bildiren bir iddiadır; olayın kesinlikle gerçekleşeceği yönünde bir tahmin değildir. Olay her iki grupta da nadir olsa bile bir grubun bunu yaşama ihtimali diğer gruptan daha yüksek olabilir.
Alıştırma
Kesinliği değil, daha yüksek göreli olasılığı ifade eden yapıyla tamamlayın: Customers who receive reminders are ____ renew on time than customers who do not.
Cevabı göster
more likely to
and lesbian women are more likely to have lesbian sisters
0:44lezbiyen kadınların da lezbiyen kız kardeşlere sahip olma olasılığının daha yüksek olduğunu ortaya koydu;
further suggesting the traits are genetically linked and passed on. Notlar
0:47bu da bu özelliklerin genetik olarak bağlantılı ve nesilden nesile aktarılan özellikler olduğu fikrini daha da güçlendirdi.
Biriken ancak ihtiyatlı destek bildiren further suggesting
Bu cümlede further, sonucu daha önce tartışılanlara eklenen başka bir kanıt olarak sunar. further suggesting şeklindeki -ing yan cümlesi, bu sonucu önceki içeriğe bağlar ve gelişmekte olan akıl yürütmeyi nasıl güçlendirdiğini okuyucuya gösterir. Suggesting, sonucu kesinleştirmez: sonuç, özelliklerin genetik olarak bağlantılı ve kalıtsal olduğu düşüncesine işaret eder ancak bunu kesin bir gerçek olarak ortaya koymaz. Dolayısıyla further suggesting, “mevcut bir çıkarıma ek destek sağlamak” anlamına gelir; “yeni kanıtlanmış bir gerçeği duyurmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede further suggesting ne işlev görür?
- Yeni sonucu mevcut bir çıkarıma ek destek olarak sunar.
- İlgisiz bir konuya geçer.
- Genetik bağlantının kesin olarak kanıtlandığını söyler.
Cevabı göster
Yeni sonucu mevcut bir çıkarıma ek destek olarak sunar.
Nesiller arasında aktarılma anlamındaki passed on
Bu genetik bağlamda passed on, pass on öbek fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir ve “bir nesilden sonraki nesle aktarılmış” anlamına gelir. Edilgen the traits are ... passed on yapısında aktarılan şey traits sözcüğüyle belirtilen özelliklerdir; kaynak ve alıcı, bağlam önceki ve sonraki nesilleri gösterdiği için söylenmez. Anlamı, nesne ve bağlam belirler. Pass on; bilgi, gelenek veya eşyaların aktarılmasını da anlatabilir. Başka bağlamlarda ise bir şeyi reddetmek veya örtmeceli biçimde ölmek anlamına gelebilir. Burada bu diğer anlamlar kastedilmez.
Alıştırma
“Aktarmak” anlamındaki vurgulanmış iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Parents can ____ certain traits to their children.
Cevabı göster
pass on
But if ..., doesn't this create a paradox? ile tartışmada yön değiştirme
But, önceki kanıtlardan bir güçlüğe geçildiğini gösterir. if yan cümlesi homosexuality is in fact genetic ifadesini geçici olarak bir öncül kabul eder ve bundan ne sonuç çıkacağını sorar. Bu bağlamdaki görünür paradoks, daha az çocuk sahibi olmakla ilişkilendirilen kalıtsal bir özelliğin neden varlığını sürdürdüğüdür. Olumsuz soru “doesn't this create a paradox?” bu güçlüğü dinleyicilerin de fark etmesi beklenen bir sorun olarak sunar ve açıklamaya davet eder. Soru tek başına öncülü veya paradoksu kanıtlamaz; akıl yürütmeyi öncül, görünür sorun ve açıklama şeklinde düzenler.
Alıştırma
Konuşmacı“But if ..., doesn't this create a paradox?” ile ne yapıyor?
- Bir öncülü geçici olarak kabul eder ve açıklanması gereken bir güçlük ortaya koyar.
- Önceki konuyu bırakıp ilgisiz bir olgu sunar.
- Hem öncülün hem de paradoksun zaten kanıtlandığını belirtir.
Cevabı göster
Bir öncülü geçici olarak kabul eder ve açıklanması gereken bir güçlük ortaya koyar.
overall they have 80 percent less children than heterosexuals. Dilbilgisi
0:56genel olarak heteroseksüellere göre yüzde 80 daha az çocuk sahibi oluyorlar.
80 percent less children: less ve fewer farkı
Altyazıda less, çoğul ve sayılabilen bir isim olan children sözcüğünü niteler. Bu kullanım özellikle yüzdelerle birlikte gündelik konuşmada görülür; ancak düzenlenmiş ve resmî İngilizcede normalde fewer kullanılır: 80 percent fewer children. Less, less water, less time veya 20 percent less traffic gibi sayılamayan miktarlarla kullanılır. Yüzde ifadesi ismin sayılabilirliğini değiştirmez; standart seçimin fewer mı yoksa less mi olacağını karşılaştırılan isim belirler.
Alıştırma
Cümleyi resmî yazılı İngilizceye uygun biçimde tamamlayın: After the redesign, the factory produced 30 percent ____ defective units.
Cevabı göster
fewer
wouldn't ... not ...: iç içe olumsuzluktan kaçınma
“wouldn't the genes not be passed down” ifadesinde wouldn't soruyu olumsuz yaparken not sözcüğü de be passed down bölümünü olumsuzlar. Bu iki olumsuzluk basitçe birbirini götürmez; farklı düzeylerde işler. Wouldn't, beklenen cevabı çerçevelerken not, aktarım hakkındaki önermenin parçasıdır. İki olumsuzluğun kapsamını takip etmek zor olduğundan ifade dinleyiciyi zıt yorumlara yöneltebilir. Aktarılmamanın genleri yok edip etmeyeceğini sormak için “Wouldn't the genes eventually die out?” gibi tek ve açık bir olumsuz çerçeve kullanın.
Alıştırma
Genlerin aktarılamamasının onların yok olmasına yol açıp açmayacağını en açık biçimde soran düzenleme hangisidir?
- Wouldn't the genes not be passed down and eventually die out?
- Would the genes be passed down and continue to exist?
- Would the genes fail to be passed down and eventually die out?
Cevabı göster
Would the genes fail to be passed down and eventually die out?
die out: zamanla tamamen yok olmak
Die out, zamanla daha seyrek hâle gelmek ve sonunda tamamen ortadan kalkmak anlamına gelen geçişsiz bir öbek fiildir. Burada tek bir canlının ölmesini değil, genlerin nesiller boyunca varsayımsal olarak yok olmasını anlatır. Özne çoğunlukla bir tür, aile soyu, dil, gelenek, beceri veya kalıtsal özelliktir. Temel düşünce, genellikle aşamalı gerçekleşen tam ve nihai bir yok oluştur.
Alıştırma
Cümleyi “zamanla tamamen ortadan kalkmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: If the seeds are never planted again, this rare variety may eventually ____.
Cevabı göster
die out
a recent UCLA study used epigenetics to propose that everyone has a gay gene, Kalıp ifadeler
1:04UCLA'nın yakın tarihli bir çalışması, epigenetikten yararlanarak herkeste bir eşcinsellik geni bulunduğunu öne sürdü;
propose that: bir araştırma iddiası öne sürmek
Akademik aktarımda propose that, araştırmacıların değerlendirilmek üzere ortaya koyduğu bir açıklamanın, modelin veya hipotezin içeriğini veren yan cümleyi başlatır. Burada eşcinsellik geniyle ilgili iddiayı yerleşmiş bir gerçek olarak değil, çalışmanın önerdiği bir hipotez olarak çerçeveler. Kalıp propose that + yan cümle şeklindedir. Bir iddianın içeriğini aktarırken belirsizliği korur; kanıtlar öneriyi motive edebilir ancak onu gösterilmiş veya kanıtlanmış hâle getirmez.
Alıştırma
Hangi cümle, erken aşamadaki bir araştırma iddiasını kesinleştiğini söylemeden doğru biçimde sunar?
- The researchers demonstrate that the new material reduces heat loss.
- The researchers prove that the new material can never fail.
- The researchers propose that the new material could reduce heat loss.
Cevabı göster
The researchers propose that the new material could reduce heat loss.
but it's whether or not the attachment of a methyl group to specific regions of DNA Kalıp ifadeler
1:09fakat asıl mesele, bir metil grubunun DNA'nın belirli bölgelerine bağlanma sürecinin
whether or not: iki olasılığı da açıkça belirtmek
Whether or not, cümle içine yerleşmiş iki olasılıklı bir soruyu başlatır ve her iki olasılığı da açıkça korur: metil grubunun bağlanması tetiklenir ya da tetiklenmez. Yan cümlenin tamamı, cümlede değerlendirilen meseleyi verir. Whether or not ifadesini, ‘iki seçenek de açıkça belirtilmiş olarak olup olmadığı’ anlamına gelen tek bir bağlaç gibi düşünün. Bu ifade, yalnızca olumsuz olasılığa dayalı bir koşul getiren if not anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi iki olasılığı da açıkça sunan ifadeyle tamamlayın: The engineers need to determine ____ the backup system was activated.
Cevabı göster
whether or not
turns it on: mecazi etkinleştirme ve zamirin konumu
Bu cümlede turns it on, bir anahtarı açma imgesini kullanarak bir şeyin geni veya genle ilgili mekanizmayı etkin hâle getirdiğini anlatır. it zamiri methyl group ifadesine değil, bu mekanizmaya gönderme yapar; burada fiziksel bir cihaz açılmamaktadır. Turn on, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamir, fiil ile parçacığın arasına gelir: turn it on veya turns it on denir, turn on it denmez. Aynı düzen turn them on örneğindeki gibi diğer zamirlerde de kullanılır.
Alıştırma
turn on ifadesinin doğru biçimini kullanıp zamiri doğal konumuna yerleştirerek İngilizce cümleyi tamamlayın: The backup system is inactive until the controller ____.
Cevabı göster
turns it on
Epigenetics is the study of how your environment can chemically modify your genes, Kelime
1:15Epigenetik, çevrenizin genlerinizi kimyasal yollarla nasıl değiştirebildiğini inceleyen bilim dalıdır.
Epigenetics: DNA dizisi değişmeden gen etkinliği
Epigenetics, yani epigenetik, temel DNA dizisini değiştirmeden ortaya çıkabilen gen etkinliği değişikliklerini inceleyen alandır. Bu değişiklikler çoğu zaman DNA veya ilişkili proteinler üzerindeki, genlerin nasıl kullanıldığını etkileyen kimyasal işaretleri içerir. Buradaki tanım, çevresel etkenlerin gen düzenlemesinde rol alan kimyasal değişiklikleri nasıl etkileyebileceğine odaklanır. Bu, basitleştirilmiş bir giriş açıklamasıdır: çevre genlerin etkin olup olmadığını etkileyebilir, ancak bu durum gen dizisini doğrudan yeniden yazdığı veya fazladan bir gen takımı oluşturduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bilim alanının adını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The study of regulatory changes that affect gene activity without changing the DNA sequence is called ____.
Cevabı göster
epigenetics
like how a queen ant's nutrition and pheromones can chemically alter an ant embryo
1:19Örneğin kraliçe karıncanın beslenmesi ve feromonları, bir karınca embriyosunu kimyasal olarak değiştirip
either produce a soldier or worker ant: paralel alternatifler
Either ... or ... iki alternatifi aynı dil bilgisel konuma yerleştirir. Buradaki sonuçların tam biçimleri produce a soldier ant ve produce a worker ant şeklindedir. Cümle, alternatifler arasında sözcükleri ortak kullanarak tekrardan kaçınır: ikinci produce a anlaşılır ancak yazılmaz; ant ise hem soldier hem de worker için geçerlidir. Alternatifleri paralel yapıda tutun; either, produce eyleminin derecesini belirtmez.
Alıştırma
Either ve or ile ikili yapıyı tamamlayın: The app can ____ save the file locally ____ upload it to the cloud.
Cevabı göster
either · or
The UCLA study used gay and straight male twins
1:27UCLA çalışmasında eşcinsel ve heteroseksüel erkek ikizler incelendi
and found that a specific methylation pattern was closely linked to sexual orientation.
1:30ve belirli bir metilasyon örüntüsünün cinsel yönelimle yakından bağlantılı olduğu görüldü.
The model was able to predict the sexuality of men with 70 percent accuracy, Kalıp ifadeler
1:34Model, erkeklerin cinsel yönelimini yüzde 70 doğrulukla tahmin edebildi,
was able to predict ... with 70 percent accuracy: gözlemlenen sonuç ve doğruluk ölçüsü
Was able to predict, tamamlanmış bir araştırma veya testte gösterilmiş bir sonucu bildirir: model yalnızca teorik bir yeteneğe sahip değildi, gerçekten tahminlerde bulundu. With 70 percent accuracy bir performans ölçüsü ekler: değerlendirilen tahminlerin yaklaşık yüzde 70’i o araştırmanın koşullarında doğruydu. Bu sayı tek başına nedenselliği, bir kişi hakkındaki kesinliği veya başka bir popülasyonda aynı performansın görüleceğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, bir modelin tamamlanmış bir testte başarılı şekilde tahmin yaptığını ve yüzde 82 oranında doğru sonuç verdiğini en iyi biçimde bildirir?
- The model predicted all future equipment failures with certainty.
- The model might predict equipment failures because of 82 percent accuracy.
- The model was able to predict equipment failures with 82 percent accuracy.
Cevabı göster
The model was able to predict equipment failures with 82 percent accuracy.
but this data used a small subset of people Anlatım akışı
1:39ancak bu veriler küçük bir katılımcı alt grubundan elde edildi
and there is some controversy around the research.
1:41ve araştırma konusunda bazı tartışmalar var.
but ... and ...: araştırmaya ait iki sınırlamayı sıralamak
Bu cümlede but, tartışmayı verilerin ortaya koyduğu sonuçtan bu sonucun sınırlarına taşır. But'tan sonraki bölüm, verilerin yalnızca küçük bir insan grubundan geldiğini ve bu nedenle sonucun daha geniş bir topluluğu temsil etmeyebileceğini söyler. Ardından and, araştırmanın kendisiyle ilgili ikinci ve ayrı bir uyarı ekler: araştırma tartışmalıdır. İki bölüm birlikte dengeli bir sonuç oluşturur: önceki sonuç etkileyici görünebilir, ancak tamamen güvenilir ya da geniş ölçüde genellenebilir kabul edilmemelidir.
Alıştırma
Bir rapor umut verici bir sonuç gösteriyor, ancak örneklem küçük ve yöntem tartışmalı. Cümle yapısı ne işe yarıyor?
- Sonucun yanlış olduğunu kanıtlar.
- Sonucu hiçbir sınırlama olmadan sunar.
- Sonucu ne kadar güvenle yorumlamamız gerektiğini azaltan iki çekince ekler.
- Konuyu tamamen farklı bir araştırmaya çevirir.
Cevabı göster
Sonucu ne kadar güvenle yorumlamamız gerektiğini azaltan iki çekince ekler.
a specific gay gene has not been found, Dilbilgisi
1:44belirli bir eşcinsellik geni henüz bulunmuş değil,
has not been found: present perfect edilgen yapı
has not been found yapısı present perfect edilgen çatıdır: has + not + been + geçmiş zaman ortacı. Başarılı bir keşfin olmamasını, geçmişten şimdiki referans noktasına uzanan bir araştırma döneminin güncel sonucu olarak sunar ve araştırmacıların kim olduğunu belirtmez. Bu cümlede iddia temkinlidir: şimdiye kadar belirli bir gen keşfedilmemiştir. Yalnızca geçmişteki tek bir başarısız aramadan söz etmez ve böyle bir genin asla var olamayacağını kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi find fiilinin olumsuz present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Despite years of research, a definitive cause ____.
Cevabı göster
has not been found
but scientific evidence does suggest that human sexual orientation is strongly linked to genetics Dilbilgisi
1:46ancak bilimsel kanıtlar, insanlardaki cinsel yönelimin genetikle güçlü biçimde bağlantılı olduğunu
and tightly regulated at the molecular level. Kalıp ifadeler
1:51ve moleküler düzeyde sıkı biçimde düzenlendiğini gösteriyor.
Ultimately: genel bir sonucu belirtmek
Ultimately, kanıtlar değerlendirildikten sonra konuşmacının ulaştığı genel sonucu gösteren bir cümle zarfıdır. “Bütün kanıtlar göz önüne alındığında” ya da “sonuç olarak” anlamına yakındır; bir şeyin zaman bakımından en son gerçekleştiğini anlatmaz. Burada dikkatli ve iki parçalı bir sonuca giriş yapar: tek bir eşcinsel geni bulunmamıştır, ancak kanıtlar cinsel yönelim ile genetik arasında güçlü bir bağlantı ve moleküler düzeyde düzenleme olduğunu göstermeye devam eder. Bu sözcük, ardından gelenleri tartışmanın bir özeti olarak çerçeveler; sorunun bir daha asla gözden geçirilemeyeceğini söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede yazar neden başta Ultimately kullanıyor?
- Kanıtlardan çıkarılan genel bir sonucu başlatmak.
- Bir zaman çizelgesindeki son olayı belirtmek.
- İlgisiz bir örnek eklemek.
- Belirli bir genin asla bulunmayacağını söylemek.
Cevabı göster
Kanıtlardan çıkarılan genel bir sonucu başlatmak.
does suggest: olumlu cümlede vurgulu do
does suggest ifadesinde does, olumlu bir cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. Ana fiil suggest yalın hâlde kalır; dolayısıyla üçüncü tekil şahıs öznesiyle yapı does + fiilin yalın hâlidir. Burada does, but ile kurulan karşıtlığın ardından gelen olumlu iddiayı güçlendirir: tek bir gen bulunmamış olsa da kanıtlar gerçekten genetik bir bağlantıya işaret etmektedir. Bu vurgu, konuşanın söz konusu kanıtların varlığı konusundaki ısrarını güçlendirir; ancak suggest fiilini prove fiiline dönüştürmez.
Alıştırma
Cümleyi suggest fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The sample is small, but the result ____ a consistent pattern.
Cevabı göster
does suggest
at the molecular level: moleküler düzeyde
Bu cümlede at the molecular level, tightly regulated ifadesinin kapsamını sınırlar: düzenleme, moleküller ve moleküler mekanizmalar açısından anlatılmaktadır. Level burada yükseklik, rütbe veya yeterlilik değil, bir analiz ölçeği ya da katmanı anlamına gelir. Aktarılabilir at the + sıfat/isim + level kalıbı, bir etkinin, açıklamanın veya tartışmanın hangi katmanda geçerli olduğunu belirtir. At the cellular level, at the policy level ve at the individual level buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi ‘hücreler düzeyinde’ anlamıyla tamamlamak için at the ... level kalıbını kullanın: The damage can be seen ____.
Cevabı göster
at the cellular level
It's even been found that giving birth to a son Dilbilgisi
1:53Hatta bir erkek çocuk dünyaya getirmenin
increases the odds of homosexuality in the next son by 33 percent Kalıp ifadeler
1:56bir sonraki oğlun eşcinsel olma ihtimalini yüzde 33 artırdığı görüldü;
It's even been found that: bahkan telah ditemukan bahwa...
Burada It's, It is değil It has ifadesinin kısaltmasıdır. It biçimsel öznedir; asıl iddia that yan cümlesinde yer alır. Has been found, bulgunun şu ana kadar ortaya konmuş olduğunu gösteren ve keşfi yapan kişileri belirtmeyen edilgen bir present perfect yapısıdır. Even, bu bulguyu önceki bilgilere göre daha şaşırtıcı veya daha güçlü bir ek sonuç olarak sunar. Aktarılabilir raporlama kalıbı It has been found that ..., araştırmacıdan çok bulgunun önemli olduğu durumlarda araştırma veya test sonuçlarını tanıtır.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir ek bulguyu belirtmek için cümleyi kişisiz edilgen present perfect yapısı ve even ile tamamlayın: ____ the redesigned lid prevents leaks.
Cevabı göster
It's even been found that
increases the odds of ... by 33 percent relative to the baseline population: referansa göre olasılık oranında yüzde 33 artış
“increase the odds of + sonuç” yapısı, bir referans düzeye kıyasla o sonucun gerçekleşmesini daha olası hâle getirmek anlamına gelir. Resmî istatistikte odds, bir olayın gerçekleşme olasılığını gerçekleşmeme olasılığıyla karşılaştırır; bu nedenle otomatik olarak probability ile aynı kabul edilmemelidir. Burada by 33 percent artışın oransal büyüklüğünü, relative to the baseline population ise karşılaştırma standardını belirtir. İfade, olasılık oranının referans olasılık oranından yüzde 33 yüksek olduğunu söyler; sonraki oğlun mutlak olasılığının yüzde 33 olduğunu veya olasılığın 33 yüzde puan arttığını söylemez.
Alıştırma
Örnekteki istatistiksel ifadeye en uygun yorum hangisidir?
- Sonraki oğlun mutlak olasılığı tam olarak yüzde 33'tür.
- Sonraki oğlun olasılığı 33 yüzde puan artmıştır.
- Sonraki oğlun olasılık oranı referans olasılık oranından yüzde 33 yüksektir, ancak mutlak olasılığının yüzde 33 olduğu belirtilmemiştir.
Cevabı göster
Sonraki oğlun olasılık oranı referans olasılık oranından yüzde 33 yüksektir, ancak mutlak olasılığının yüzde 33 olduğu belirtilmemiştir.
Bu araştırma bağlamında male pregnancy ifadesinin anlamı
Burada male pregnancy, fetüsün erkek olduğu bir gebelik anlamına gelir; erkek bir kişinin yaşadığı gebelik anlamına gelmez. Daha sonra annenin art arda yaptığı doğumlardan söz edilmesi bu yorumu kesinleştirir. İngilizcede bir ismin başka bir ismi nitelemesi, iki isim arasındaki ilişkiyi örtük bırakabilir. male sözcüğünün fetüsü mü, hamile kişiyi mi yoksa başka bir şeyi mi belirttiği bağlamdan anlaşılmalıdır; bu cümlede fetüsü belirtir.
Alıştırma
Anneleri ve art arda doğan çocuklarının cinsiyetini inceleyen bir çalışmada male pregnancy büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Erkek bir kişinin yaşadığı gebelik
- Yalnızca erkek araştırmacıların yürüttüğü bir çalışma
- Erkek fetüs taşıyan bir gebelik
Cevabı göster
Erkek fetüs taşıyan bir gebelik
that affects the mother's successive births.
2:10ve bunun annenin sonraki doğumlarını etkilediğini düşündürüyor.
has led some researchers to believe that: bazı araştırmacıları inanmaya yöneltti
“Has led some researchers to believe that”, önceki kanıt veya gözlemlerle bu araştırmacıların vardığı sonuç arasında bağlantı kurar. Yapı lead + kişi + to believe + that yan cümlesi şeklindedir; lead burada mecazidir ve fiziksel olarak yol göstermek değil, “birinin görüş oluşturmasına neden olmak veya onu etkilemek” anlamına gelir. Present perfect biçimindeki has led, bu çıkarımı önceki kanıtların güncel bir sonucu olarak sunar. Some researchers görüşü kimin benimsediğini sınırlar; believe ise bunun kanıtlanmış bir mekanizma değil, bir yorum olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kanıttan çıkarıma geçiş yapısıyla tamamlayın: Several matching timestamps have ____ investigators ____ the two incidents are connected.
Cevabı göster
led · to believe that
homosexual men have more older brothers than heterosexual men.
2:15eşcinsel erkeklerin heteroseksüel erkeklere göre daha fazla ağabeyi olduğunu ortaya koydu.
meta-analysis ne anlama gelir?
Bir meta-analysis, mevcut birden çok çalışmadaki karşılaştırılabilir nicel sonuçları istatistiksel yöntemlerle birleştirir. Birleştirilmiş bir tahmin üretir veya çalışmaların genelindeki örüntüyü inceler; dolayısıyla yeni ve sıradan tek bir çalışmanın bulgularını değil, sentezlenmiş kanıtları temsil eder. Bu terim sonuçların birleştirilme yöntemini anlatır; doğruluğu garanti etmez. Sonuçlar yine de dâhil edilen çalışmaların kalitesine, birbiriyle uyumuna ve seçimine bağlıdır.
Alıştırma
Bir ekip, genel bir etkiyi tahmin etmek için önceki 18 çalışmanın etki büyüklüklerini istatistiksel olarak birleştiriyor. Bu yönteme ne denir?
- An individual study
- An informal literature summary
- A meta-analysis
Cevabı göster
A meta-analysis
have higher rates of being not straight. Kelime
2:23heteroseksüel olmama olasılığının daha yüksek olduğunu gösterdi.
exposed to high levels of
women exposed to high levels of testosterone ifadesinde exposed, women who were exposed ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimini oluşturan geçmiş zaman ortacıdır. Maruz kalan taraf women, temas edilen etken ise testosterone sözcüğünün belirttiği unsurdur. Be exposed to, bir şeyle temas etmek veya bir şeyden etkilenmek anlamına gelir. High levels of, miktarın ya da yoğunluğun yüksek olduğunu belirtir. Bu kalıp çevresel, tıbbi veya araştırmaya ilişkin koşulları anlatırken yaygındır ve “bir sırrın açığa çıkarılması” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “büyük miktarda bir şeye maruz kalmış” anlamına gelen beş sözcüklük tam ifadeyle tamamlayın: The technicians were ____ radiation during the test.
Cevabı göster
exposed to high levels of
in utero
In utero, Latince kökenli bir tıp ve araştırma ifadesidir; “rahmin içinde” veya “doğumdan önce anne karnında gelişirken” anlamına gelir. Doğumdan sonraki bebeklik ya da çocukluk dönemini değil, doğum öncesi dönemi anlatır. Burada exposed sözcüğünü niteler ve maruz kalmanın ne zaman gerçekleştiğini belirtir: Kadınlar henüz doğmadan önce gelişimlerini sürdürürken testosterona maruz kalmıştır.
Alıştırma
“The fetus was exposed to the medication in utero,” cümlesinde in utero ne anlama gelir?
- yalnızca doğum sırasında
- doğumdan sonra, erken çocukluk döneminde
- doğumdan önce rahmin içinde gelişirken
Cevabı göster
doğumdan önce rahmin içinde gelişirken
not straight: cinsel yönelimi geniş biçimde anlatan bir ifade
Burada not straight, bir kadının yalnızca heteroseksüel olmadığı anlamına gelir. Bu, belirli tek bir kimliğin adı değil; cinsel yönelimi veya çekimi geniş biçimde anlatan bir ifadedir. Bu araştırma özetinde ifade, birkaç olası kimliği aynı grupta toplar. Herhangi bir kişinin lezbiyen, biseksüel veya başka bir kimlik tanımı kullanıp kullanmadığını belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede not straight bize ne anlatıyor?
- Vücutlarını dik konumda tutamazlar.
- Hepsi kendisini özellikle lezbiyen olarak tanımlar.
- not straight, belirli bir kimlik adı vermeden yalnızca heteroseksüel olmadıkları anlamına gelir.
Cevabı göster
not straight, belirli bir kimlik adı vermeden yalnızca heteroseksüel olmadıkları anlamına gelir.
suggests that gay members of a family that don't reproduce
2:28çocuk sahibi olmayan eşcinsel aile üyelerinin yine de
by helping to provide resources for offspring that they're related to.
2:35çünkü akraba oldukları çocuklara kaynak sağlamaya yardımcı oluyorlar.
gay uncle hypothesis
Gay uncle hypothesis, öne sürülmüş evrimsel bir açıklamadır. Çocuğu olmayan eşcinsel bir aile üyesinin, yakın akrabalarının çocuklarını büyütmesine yardım ederek ailenin paylaştığı genlerin devamına katkıda bulunabileceğini ileri sürer. Bu nedenle cümle bu adı kaynaklar, akraba olunan çocuklar ve gelecek nesillerle ilişkilendirir: öne sürülen fayda kişinin kendi çocukları yoluyla değil, dolaylı olarak akrabaları yoluyla ortaya çıkar.
Alıştırma
Gay uncle hypothesis ifadesini en doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Her eşcinsel erkeğin kardeşinin çocuklarını büyüteceğini kanıtlar.
- Genleri gelecek nesillere yalnızca amcaların ve dayıların aktarabileceğini söyler.
- Akrabaların çocuklarına yardım etmenin ailece paylaşılan genleri dolaylı olarak destekleyebileceğini öne sürer.
Cevabı göster
Akrabaların çocuklarına yardım etmenin ailece paylaşılan genleri dolaylı olarak destekleyebileceğini öne sürer.
Destekleyici bir neden sunan söylem belirteci After all,
After all burada zamanı anlatmaz. Konuşmacının önceki açıklamayı makul veya ikna edici kılacağını düşündüğü bir nedeni sunar. Çoğu zaman nazikçe “bu ilgili gerçeği unutma” anlamı taşır: ardından gelen aile düzeyindeki iddia, önceki savı destekleyen bir unsur olarak sunulur. Böylece konuşmacı bir iddiadan onu destekleyen bir değerlendirmeye geçer.
Alıştırma
İlk cümleyi makul kılan bir nedeni en iyi hangi başlangıç sunar? “We should take a jacket. ___ the temperature drops quickly after sunset.”
- Finally,
- In the end,
- After all,
Cevabı göster
After all,
Bir iddiayı genişleten not just X, but Y yapısı
not just X, but Y kalıbı X’i doğru kabul etmeye devam eder ve Y’yi daha geniş veya daha önemli ikinci bir odak olarak ekler. Burada bireysel uyum başarısı reddedilmez; iddia en uyumlu bireyden en uyumlu aileye genişletilir. X ve Y paralel dil bilgisi görevlerine sahip olmalıdır. Altyazının ikinci bölümünde tekrarlanan survival of sözleri atılmıştır; okur daha eksiksiz olan “not just survival of the fittest individual, but survival of the fittest family.” anlamını tamamlar.
Alıştırma
Cümleyi not just ... but ... kalıbını kullanarak tamamlayın: “A good editor needs ____ accuracy, ____ good judgment.”
Cevabı göster
not just · but
Survival of the fittest: uyum ve aile düzeyindeki yeniden yorum
Survival of the fittest, evrim tartışmalarında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki fittest, fiziksel olarak en güçlü değil, çevreye en iyi uyum sağlamış anlamına gelir. İfade, özellikleri içinde bulundukları koşullara daha uygun olan canlıların hayatta kalma ve üreme olasılığının daha yüksek olduğunu anlatır. Cümle, bilinen kalıbı not just ... individual, but ... family yapısıyla yeniden şekillendirir. Böylece tanımlanan birim tek bir canlıdan aileye kayar ve konuşmacı aile düzeyindeki uyumu ana nokta olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümledeki standart evrim ifadesini tamamlayın: Evolution is often summarized as ____.
Cevabı göster
survival of the fittest
Studies also show that there are lower levels of hostility
2:43Araştırmalar ayrıca eşcinsel erkeklerde düşmanlık düzeyinin daha düşük,
which may also increase altruism and survival in human groups. Dilbilgisi
2:51bunlar da insan topluluklarında özgeciliği ve hayatta kalma şansını artırabilir.
Emotional intelligence: duyguları anlama ve yönetme
Emotional intelligence, kişinin kendi duygularını tanıma, anlama ve düzenleme; ayrıca başkalarının duygularını algılayıp bunlara etkili biçimde karşılık verme becerisidir. Buradaki intelligence yalnızca akademik bilgi veya mantıksal problem çözme yeteneği anlamına gelmez. Cümlede emotional intelligence, compassion ve cooperation ile birlikte bir listede yer alır. İddia, araştırmaların bildirdiği grup düzeyindeki istatistiksel bir örüntüyü anlatır; her eşcinsel erkek hakkında ayrı ayrı bir sonuç değildir.
Alıştırma
Hangi açıklama emotional intelligence ifadesine en uygun anlamı verir?
- Her duyguyu hemen ifade etme eğilimi
- Kendisinin ve başkalarının duygularını tanıma, anlama ve yönetme becerisi
- Soyut mantık problemlerini hızla çözme becerisi
Cevabı göster
Kendisinin ve başkalarının duygularını tanıma, anlama ve yönetme becerisi
may also increase: olasılık ve ek bir etki
may also increase ifadesindeki may, nedensellik iddiasını ihtiyatlı hâle getirir: Önceki özelliklerin daha fazla özgeciliğe ve hayatta kalmaya katkıda bulunabileceği söylenir, ancak bu sonucun kesin olduğu belirtilmez. also, bunun tartışmaya eklenen başka bir olası etki olduğunu gösterir. Aktarılabilir may also + fiilin yalın hâli kalıbı, “bu da olası bir sonuçtur” anlamını taşır ve temkinli bilimsel yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi yorum may also increase ifadesinin anlamını en doğru biçimde korur?
- Tartışılan tek etkilerin özgecilik ve hayatta kalma olduğunu söyler.
- Özgecilik ve hayatta kalmadaki artışı ek bir olası etki olarak sunar.
- Özgecilik ve hayatta kalmadaki artışın kanıtlanmış ve kaçınılmaz bir etki olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Özgecilik ve hayatta kalmadaki artışı ek bir olası etki olarak sunar.
meaning female relatives of gay men who share this same gene
2:59yani eşcinsel erkeklerin aynı geni paylaşan kadın akrabaları
coding for attraction: code for ifadesinin genetik anlamı
Genetikte code for, bir ürün veya özellik için gerekli biyolojik bilgiyi içermek anlamına gelir. Buradaki coding for attraction, ortak genetik etkenin nihayetinde çekimle ilişkili olduğu hipotezini sunar; birinin bilgisayar kodu yazdığı anlamına gelmez. Çekim karmaşık bir özellik olduğu için bu ifade hipotezin basitleştirilmiş bir anlatımıdır. are coding biçimindeki süreklilik yapısı genlere niyet yüklemez; önerilen biyolojik işlevlerini veya etkilerini anlatır.
Alıştırma
Bu genetik bağlamda coding for attraction ne anlama gelir?
- Genler çekim hakkında bir bilgisayar programı yazmak için kullanılıyor.
- Genlerin çekimle ilişkili biyolojik bilgi taşıdığı anlatılıyor.
- Genler bir kişinin kimleri çekici bulması gerektiğini bilinçli olarak seçiyor.
Cevabı göster
Genlerin çekimle ilişkili biyolojik bilgi taşıdığı anlatılıyor.
evolutionary advantage (evrimsel avantaj)
Evrimsel avantaj, bir özelliğin hayatta kalmaya veya üremeye yaptığı göreli katkıdır ve bu katkı özelliğin nesiller boyunca devam etme olasılığını artırabilir. Bu cümlede öne sürülen avantaj üremeyle ilgilidir: İlgili genetik eğilimi paylaşan kadın akrabalar ortalama olarak daha fazla çocuk sahibi olursa, bu durum genlerin popülasyonda devam etmesine yardımcı olabilir. Terim, evrimsel bir model içindeki popülasyon düzeyinde bir sonucu anlatır; eşcinsellik veya herhangi bir kişinin hayatı hakkında ahlaki bir yargı bildirmez.
Alıştırma
Evrimsel biyoloji tartışmasında evolutionary advantage en doğru biçimde ne anlama gelir?
- Bir özellik göreli hayatta kalma veya üreme başarısını artırarak nesiller boyunca devam etmesine yardımcı olur.
- Bir özellik ahlaki açıdan diğer özelliklerden daha iyidir.
- Bu özelliğe sahip her birey daha mutlu ve sağlıklı bir hayat yaşar.
Cevabı göster
Bir özellik göreli hayatta kalma veya üreme başarısını artırarak nesiller boyunca devam etmesine yardımcı olur.
that these females have more babies on average. Kalıp ifadeler
3:08bu kadınların ortalama olarak daha fazla çocuk sahibi olduğunu gösteriyor.
on average (ortalama olarak)
On average, bir değer kümesini bu değerlerin ortalamasıyla özetler. İfadenin her birey hakkında bir iddia değil, istatistiksel bir eğilim olduğunu gösterir. Burada ifade, araştırılan kadınların ortalama çocuk sayısıyla ilgilidir. Bazı kadınların daha fazla, daha az veya hiç çocuğu olmayabilir; bu söz öbeği aynı sonucun her birey için tipik olduğunu söylemez.
Alıştırma
Altının grup ortalaması olduğunu belirten iki sözcüklü istatistik ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Students read six books ____ this term.
Cevabı göster
on average
and their straight male relatives.
3:12ve onların heteroseksüel erkek akrabaları için de geçerli olacaktır.
The same would be true of + yeni bir durum
The same, az önce sözü edilen ilişkiye veya örüntüye gönderme yapar. Be true of + isim öbeği, örüntünün o kişi, grup ya da durum için geçerli olduğu anlamına gelir; burada önceki düşünce lezbiyenlere ve onların heteroseksüel erkek akrabalarına aktarılır. Would, bu aktarımı ihtiyatlı veya varsayımsal bir akıl yürütme içinde tutar; doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz. Yeniden kullanılabilecek yapı The same would be true of + yeni kişi, grup veya durum şeklindedir.
Alıştırma
Bir konuşmacı ofis çalışanları hakkında ihtiyatlı bir iddiada bulundu. Hangi devam cümlesi bu iddiayı uzaktan çalışanlara da ihtiyatlı biçimde aktarır?
- Remote workers have proven the claim to be true.
- The claim would be made by remote workers.
- The same would be true of remote workers.
Cevabı göster
The same would be true of remote workers.
A society that condemns ... condemns itself yapısındaki tersine dönüş
that condemns homosexuality ilgi cümleciği önce söz konusu toplumun türünü belirler. Ardından ana cümle condemns fiilini tekrarlar, ancak nesneyi homosexuality sözcüğünden itself sözcüğüne çevirir. Itself, homosexuality değil society sözcüğüne gönderme yapar. Bu tekrarlanan yapı retorik bir tersine dönüş yaratır: toplumun saldırısı, toplumun kendisine yönelmiş bir saldırı olarak sunulur. Dengeli tekrar, ahlaki iddiayı kısa ve güçlü kılar; bu bir sav veya alıntıdır, deneysel kanıt değildir.
Alıştırma
Cümledeki retorik tersine dönüşü ne oluşturur?
- İlgi cümleciği deneysel veriler sunarken ana cümle tarafsız bir özet verir.
- itself, homosexuality sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla aynı nesne iki kez adlandırılır.
- condemns fiili tekrarlanır, ancak nesne homosexuality sözcüğünden society sözcüğüne gönderme yapan itself sözcüğüne dönüşür.
Cevabı göster
condemns fiili tekrarlanır, ancak nesne homosexuality sözcüğünden society sözcüğüne gönderme yapan itself sözcüğüne dönüşür.
science has not been kind to the queer community. Notlar
3:23bilim kuir topluluğuna iyi davranmadı.
Tarihsel bir eleştiride “has not been kind to” ifadesinin anlamı
Burada has not been kind to, bir şeyin bir gruba haksız davrandığını veya ona zarar verdiğini dolaylı biçimde söylemenin yoludur. Yalnızca belirli bir bilim insanının tutumunu anlatmaz. Present perfect olan has not been kind to, bu eğilimin geçmişten konuşma anına kadar sürdüğünü gösterir; science burada bilim kurumlarını, araştırmaları ve ilgili fikirleri bir bütün olarak temsil eder. Bu ifade ciddi bir eleştiriyi daha ölçülü hâle getirir, ancak eleştiriyi ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
“The old hiring system has not been kind to parents who need flexible hours” cümlesinde has not been kind to ne anlama gelir?
- onlara haksız davrandı veya onlar için zorluklar yarattı
- onlarla sıcak ve dostça konuştu
- onları daha az saat çalışmaya davet etti
Cevabı göster
onlara haksız davrandı veya onlar için zorluklar yarattı
Kapsayıcı bir grup terimi olarak “queer community”
Queer community, cinsel yönelimi veya cinsiyet kimliği geleneksel heteroseksüel ve cisgender normlarının dışında kalan kişiler için kullanılan geniş bir grup adıdır. Bu cümlede tek bir kimliği değil, genel olarak LGBTQ+ kişileri ifade eder. Queer tarihsel olarak bir hakaret olarak kullanılmış ve birçok kişi tarafından yeniden sahiplenilmiştir; ancak kabul edilip edilmemesi kişiye göre değişir. Destekleyici bir bağlam, queer ifadesini herkesin tercih ettiği bir etiket hâline getirmez.
Alıştırma
Bu cümleyi değerlendirin: “The center asked members of the queer community what services they wanted.”
- Bu bağlamda uygun
- Bu bağlamda uygun değil
Cevabı göster
Bu bağlamda uygun
was the result of defective development. Kelime
3:33kusurlu bir gelişimin sonucu olduğuna yaygın olarak inanılıyordu.
was generally accepted ile were presumed to be arasındaki fark
Bu cümlede was generally accepted, o dönemde birçok kişinin bir görüşü doğru kabul ettiğini bildirir. Buradaki accepted, “geçerli sayılan” anlamındadır; “hoş karşılanan” veya “toplumsal olarak kabul edilen” anlamına gelmez. Were presumed to be, beyinler ve bedenler hakkında daha özel bir varsayım getirir. Presumed, yeterli kanıt bulunmadan önce bir sonuca varıldığını gösterir. Her iki edilgen yapı da akademik bir tarihsel aktarım tonu oluşturur; geçmiş zaman çerçevesi de konuşanın eski iddiaları onaylamadan anlatmasını sağlar.
Alıştırma
Cümlede önce accepted, sonra presumed kullanılması neyi gösterir?
- İnsanlar eşcinsel kişileri hoş karşılıyor, ancak davranışlarından hoşlanmıyordu.
- Her iki iddia da kesin biçimde kanıtlanmıştı.
- Bir görüş geniş ölçüde doğru kabul edilirken ayrı bir yargının doğruluğu kanıt olmadan varsayılıyordu.
Cevabı göster
Bir görüş geniş ölçüde doğru kabul edilirken ayrı bir yargının doğruluğu kanıt olmadan varsayılıyordu.
Damgalayıcı tarihsel dil olarak defective development
Defective development, gelişimi kusurlu veya hasarlı olarak nitelendirir. Eşcinselliğe ilişkin eski tartışmalarda bu ifade, aynı cinse yönelik çekimi gelişimsel bir başarısızlık gibi göstererek patolojik sayıyordu; damgalayıcıdır ve tarafsız bir modern bilimsel tanım değildir. Burada ifade, yaygın bir inanışın içeriğine aittir ve geçmiş zamanlı tarihsel çerçeve bu inanışı eleştirel biçimde aktarır. Bu etiketi anlatıcının kendi yargısı olarak sunmaz.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: The article explains, 'Earlier writers wrongly described homosexuality as defective development,' and then rejects that claim.
- Uygun değildir; çünkü bu ifade tarihsel analizde hiçbir zaman alıntılanamaz.
- Uygundur; çünkü ifade açıkça bir kaynağa atfedilmiş ve eleştirilmiştir.
Cevabı göster
Uygundur; çünkü ifade açıkça bir kaynağa atfedilmiş ve eleştirilmiştir.
and be used to exploit or hurt people.
3:41ve insanları sömürmek ya da incitmek için kullanılabileceğinden endişe ediyor.
LGBTQ2S ve 2S’nin anlamı
LGBTQ2S, burada lezbiyen, gey, biseksüel, trans, queer veya kimliğini sorgulayan ve Two-Spirit kişileri ifade eden kapsayıcı bir baş harf kısaltmasıdır. “2S”, “Two-Spirit” anlamına gelir. Two-Spirit, Kuzey Amerika’daki bazı Yerli halkların toplumsal cinsiyet, cinsellik ve/veya maneviyatla bağlantılı, kültüre özgü kimlikler ya da roller için kullandığı İngilizce bir şemsiye terimdir. Yalnızca evrensel başka bir Batılı cinsel yönelim etiketi olarak görülmemelidir. Daha geniş kısaltmanın biçimleri topluluğa ve bölgeye göre değişir; dolayısıyla LGBTQ2S tek sabit standart değil, biçimlerden biridir.
Alıştırma
LGBTQ2S içindeki “2S” neyi ifade eder?
- Two-Spirit (İki Ruh)
- iki ayrı topluluk
- ikinci statü
- iki cinsel yönelim
Cevabı göster
Two-Spirit (İki Ruh)
Fiil olarak "other": bir grubu dışarıdaki kişiler olarak görmek
Burada other bir fiildir. Nesnesi the community’dir ve bu topluluğu varsayılan bir “biz”den temelde farklı olarak temsil etmek veya ona bu şekilde davranmak anlamına gelir. Toplumsal analizde othering tarafsız bir sınıflandırma değildir: insanları simgesel olarak baskın grubun dışına iter ve aşağı görmeyi, dışlamayı ya da kötü muameleyi haklı gösterebilir. Tırnak işaretleri bu özel, eleştirel kullanıma dikkat çeker.
Alıştırma
Hangi cümle “other” sözcüğünü altyazıdakiyle aynı eleştirel anlamda kullanıyor?
- The two reports differ in other ways.
- We should compare the other two reports.
- Please pass me the other report on the desk.
- The article was criticized for othering refugees as dangerous outsiders.
Cevabı göster
The article was criticized for othering refugees as dangerous outsiders.
that most studies only focus on gay men Anlatım akışı
3:45çoğu çalışma yalnızca eşcinsel erkeklere odaklanıyor
only focus on gay men and neglect other groups ifadesinin sınırlı kapsamı
Burada only, most studies focus on ifadesinin kapsamını sınırlar: bu çalışmalar daha geniş bir grup yerine yalnızca gey erkeklere odaklanır. Ardından gelen neglect other groups, focus on ile paralel bir fiil öbeği kurar ve bu dar odağın kimi dışarıda bıraktığını gösterir. İki bölüm birlikte yalnızca örneklemi betimlemez; kanıt tabanını da eleştirir. Mevcut araştırmalar herkesi temsil etmiyor olabilir.
Alıştırma
Dar bir araştırma odağını ve dışarıda kalan grupları göstermek için aşağıdaki cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? The studies ______.
- only focus on gay men and neglect other groups (yalnızca gey erkeklere odaklanıp diğer grupları ihmal etmek)
- mostly focus on gay men but include other groups (çoğunlukla gey erkeklere odaklanıp diğer grupları da dahil etmek)
- focus equally on gay men and other groups (gey erkeklere ve diğer gruplara eşit ölçüde odaklanmak)
Cevabı göster
only focus on gay men and neglect other groups (yalnızca gey erkeklere odaklanıp diğer grupları ihmal etmek)
will decrease homophobic laws around the world
3:53dünya genelindeki homofobik yasaların azalmasına yardımcı olacak;
that being gay is not a choice.
3:56eşcinsel olmanın bir tercih olmadığı daha da güçlü biçimde kanıtlanacak.
genetically get rid of homosexuality? Öbek fiiller
3:59eşcinselliği genetik yollarla ortadan kaldırabilir miyiz?
get rid of ifadesinin güçlü biçimde ortadan kaldırma anlamı
Get rid of, bir şeyi ortadan kaldırmak veya artık ona sahip olmamak anlamına gelen bir phrasal verb'dür. Bu soruda homosexuality, dilbilgisel olarak ortadan kaldırılabilecek bir şey gibi ele alınıyor; bu nedenle ifade, eşcinselliği istenmeyen bir şey olarak sunan güçlü bir yargı taşıyor. Soru, konuşanın kendi görüşünü belirtmekten çok rahatsız edici bir varsayım ortaya koyuyor olabilir. Yine de insan kimliğine uygulandığında bu ifade tarafsız değildir. Günlük kullanımda istenmeyen nesneler, alışkanlıklar, sorunlar veya kurtulmak istediğiniz başka şeyler için kullanılır.
Alıştırma
Hangi seçenek get rid of ifadesini bir kişiyi veya kimliği hedef almadan istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak anlamında kullanıyor?
- get away from a crowded station (kalabalık bir istasyondan uzaklaşmak)
- get rid of a minority group (azınlık bir grubu ortadan kaldırılması gereken bir şey gibi görmek)
- get rid of a broken chair (kırık bir sandalyeden kurtulmak)
Cevabı göster
get rid of a broken chair (kırık bir sandalyeden kurtulmak)
and the implications of continued study
4:04ve bu alanda araştırmaların sürdürülmesinin doğuracağı sonuçları
for more weekly science videos every Thursday.
4:08her perşembe yeni bir bilim videosu yayımlıyoruz.