Bluey, Snickers ve Coco Kapkekler İçin Yarışıyor! 🧁 💜 | 1. Sezondan Önemli Anlar - Gölgediyarı | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
172 kelime 143 kel/dk

Video özeti: Çocuklar Shadowlands oynarken keklere ulaşmak için kuralların biraz esnetilip esnetilemeyeceğini tartışır. Heyecanlı bir kaçış, oyunu eğlenceli kılanın sınırlamalar olduğunu gösterir; ardından What’s the Time, Mrs Wolf? adlı kovalamaca oyununa geçerler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. can't just change the rules. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: can’t just yapısının bir şeyi yapacak güce sahip olmamayı değil, keyfî, haksız veya anlaşmanın sınırlarını aşan bir davranışı reddetmeyi anlattığını kavrayın. Bu kalıpla mantıksız bir davranışa itiraz edebilir ve ortaklaşa belirlenmiş bir sınırı doğal biçimde savunabilirsiniz. 2. That's why — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Konuşanın az önce yaşanan kaçışa dönüp onu kuralların oyunu eğlenceli kıldığının kanıtı olarak sunuşunu fark edin. Bu bağlayıcı ifadeyle önceki bir olayı ya da sonucu açık bir gerekçeye dönüştürebilir ve açıklamanızı doğal biçimde sonuca bağlayabilirsiniz. 3. What's the time Mrs. Wolf? — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bunun yalnızca saati soran bir cümle değil, çocukların oynadığı bir kovalamaca oyunundaki sabit çağrı olduğunu anlayın. Oyun geleneğini bilmek; saymayı, kurdun cevaplarını ve akşam yemeğini bildiren özel cevabın neden tehlike işareti olup kovalamacayı başlattığını açıklar.

Bu derste

No!

0:00

Hayır!

That's it. Ton ve niyet

0:01

Kararımı verdim.

Ton ve niyet

That's it.: hayal kırıklığından sonra kesin bir karar

Burada That's it., ‘Artık yeter; bundan sonra olacakları değiştireceğim’ anlamına gelir. Konuşanın mevcut durumu kabul etmeyi bırakıp kesin bir karar verdiği anı gösterir. Bu bağlamda ‘Evet, aradığımız bu’ gibi tarafsız bir doğrulama değildir. Bu sözler bir sonraki eylemin ne olacağını söylemez. Kararlılık anlamı daha önce yaşananlardan gelir ve çoğu zaman hemen ardından açıklanan yeni bir planla netleşir.

Alıştırma

Tekrar reddedilen bir kişi That's it. diyor ve hemen yeni bir plan açıklıyor. Burada That's it. ne anlatıyor?

  1. Konuşan birinden kuralları açıklamasını istemektedir.
  2. Konuşan doğru nesneyi tarafsız biçimde belirlemektedir.
  3. Konuşan artık yeterince katlanmıştır ve bundan sonra olacakları değiştirmeye karar vermiştir.
Cevabı göster

Konuşan artık yeterince katlanmıştır ve bundan sonra olacakları değiştirmeye karar vermiştir.

I'm gonna be a water boatman Notlar

0:02

Bir su böceği olacağım

Dilbilgisi

I'm gonna be a water boatman: bir rolü duyurmak

I'm gonna be ..., I'm going to be ... yapısının günlük konuşmadaki biçimidir. Bu cümlede konuşan, sırada üstlenmeyi planladığı rolü, yani bir su kayıkçısını canlandıracağını duyurur. Hayalî bir oyunda be, o canlıya kalıcı olarak dönüşmek değil, ‘onun rolünü oynamak’ anlamına gelir. Burada gonna, yakın zamanda uygulanacak bir planı veya niyeti anlatır. Bir yere doğru hareketi belirtmez. Rolü belirten isimden önce gonna sonrasında be fiilinin yalın biçimini kullanın: I'm gonna be + role.

Alıştırma

Dersteki gündelik yapıyla rol yapma duyurusunu tamamlayın: In our game, ____ the doctor.

Cevabı göster

I'm gonna be

and walk across this water

0:04

ve bu suyun üzerinde yürüyüp

Kültür

water boatman: suda yaşayan bir böcek

Water boatman, genellikle tatlı suda yaşayan küçük bir su böceğinin İngilizce adıdır. İki kelimelik adın bütünü böceği belirtir; boatman tek başına “kayıkçı” anlamına gelebilir, ancak burada bu anlamda değildir. Konuşan kişi, sudan geçmenin oyun kurallarına uyması için suyla ilişkili bu böcek olduğunu hayal eder. Bu, oyun içindeki bir hayaldir; böceğin gerçekte nasıl hareket ettiğine dair kesin bir açıklama değildir.

Alıştırma

Bu cümlede water boatman neyi ifade ediyor?

  1. Bir tür küçük tekne
  2. Tekne kullanan bir kişi
  3. Bir su böceği
Cevabı göster

Bir su böceği

and have a cupcake. Kelime

0:06

bir kapkek alacağım.

Kelime

have a cupcake: have fiilinin yemek veya tadını çıkarmak anlamı

have a cupcake ifadesinde have, yalnızca “sahip olmak” değil, “yemek” veya “tadını çıkarmak” anlamına gelir. İngilizcede have + yiyecek, içecek ya da öğün yapısı, yeme ve içmeden söz etmek için sık kullanılır. Aynı kalıp have lunch, have a snack ve have a drink ifadelerinde de görülür. Arkasındaki isim, eylemin yemek, içmek ya da öğün yemek olduğunu gösterir.

Alıştırma

“Yemek” anlamını verecek şekilde teklifi have ile tamamlayın: Would you like to ____ a cupcake?

Cevabı göster

have

No,

0:07

Hayır,

Coco!

0:08

Coco!

But I want a cupcake.

0:11

Ama ben kapkek istiyorum.

You can't just change the rules. Ton ve niyet

0:13

Kuralları öylece değiştiremezsin.

Ton ve niyet

can't just change the rules: gerekçesiz bir davranışa karşı çıkmak

Bu cümlede can't just change, kuralları değiştirme becerisinin olmadığını anlatmaz. Geçerli bir neden veya ortak bir anlaşma olmadan kuralları kendi başına değiştirmenin kabul edilemez olduğunu anlatır. can't just + fiilin yalın hâli, birinin izin, gerekçe ya da başkalarını dikkate alma gereği olmadan hareket edebileceği düşüncesine karşı çıkar. Buradaki just, “az önce” değil, “öylece” veya “canı istediğinde” anlamındadır.

Alıştırma

Konuşan kişi “You can't just change the rules” derken neyi kastediyor?

  1. Kuralları yalnızca az önce değiştirdin.
  2. İşine geldiği zaman kuralları değiştirmek kabul edilemez.
  3. Kuralları anlayacak beceriye sahip değilsin.
Cevabı göster

İşine geldiği zaman kuralları değiştirmek kabul edilemez.

But you still haven't told me why. Dilbilgisi

0:16

Ama bana hala nedenini söylemedin.

Dilbilgisi

still haven't told me why: beklenen açıklama hâlâ yapılmadı

Still haven't told me, still sözcüğünü present perfect'in olumsuz biçimiyle birleştirerek beklenen bir eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini anlatır. Açıklamanın yapılmamış olması daha önce başlamış ve konuşma anına kadar sürmüştür. Still ifadeye baskı katar: Konuşan kişi bir süredir beklemektedir ve artık bir yanıt bekler. Yaygın söz dizimi still + haven't/hasn't + fiilin üçüncü hâlidir; still haven't told buna bir örnektir.

Alıştırma

Cümleyi still ve send fiilinin kısaltılmış olumsuz present perfect biçimiyle tamamlayın: The form was due this morning, but she ____ it.

Cevabı göster

still hasn't sent

Well,

0:20

Şey,

because

0:20

çünkü

I don't know.

0:22

bilmiyorum.

See,

0:24

Gördün mü,

there's no reason.

0:24

hiçbir nedeni yok.

Maybe Coco's right,

0:26

Belki de Coco haklıdır,

Bluey.

0:27

Bluey.

Maybe we can just change the rules an eensy bit. Kelime

0:28

Belki kuralları sadece birazcık değiştirebiliriz.

Kelime

an eensy bit: bir değişikliği ufacık ve zararsız gösterme

An eensy bit, “çok ama çok küçük bir miktar” anlamına gelir. Eensy, şakacı ve çocuksu bir pekiştiricidir; eensy bir ünlü sesiyle başladığı için önünde an kullanılır. Bu cümlede ifade, önerilen kural değişikliğini küçük ve zararsız gösterir. İsteği yumuşatır ve karşı tarafı küçük bir tavizi kabul etmeye teşvik eder.

Alıştırma

Bu cümlede an eensy bit nasıl bir işlev görüyor?

  1. Bütün kuralların değiştirilmesi gerektiğini söyler.
  2. Kural değişikliğini çok küçük gösterir ve isteğin daha yumuşak duyulmasını sağlar.
  3. Kural değişikliğinin resmî ve kesin bir ölçüsünü verir.
Cevabı göster

Kural değişikliğini çok küçük gösterir ve isteğin daha yumuşak duyulmasını sağlar.

It'll still be Shadowlands. Ton ve niyet

0:31

Yine de Gölgediyarı olmaya devam eder.

Ton ve niyet

It'll still be...: özün aynı kalacağını söyleyerek rahatlatma

It'll still be..., önerilen bir değişiklikten sonra bir şeyin aynı adı, kimliği veya temel niteliği koruyacağını anlatır. It'll, it will ifadesinin kısaltmasıdır; still ise “bu değişikliğe rağmen bu hâlâ doğru olacak” anlamını verir. Burada konuşmacı, bir kuralı değiştirmenin Shadowlands'i başka bir oyuna dönüştürmeyeceğini söyleyerek karşı tarafı rahatlatır. Bu kalıp, değişmeden kalacak noktaları öne çıkardığı için uzlaşma konuşmalarında kullanışlıdır.

Alıştırma

it will ifadesinin kısaltmasını ve still sözcüğünü kullanarak rahatlatıcı cümleyi tamamlayın: We can use a smaller ball, but ____ the same game.

Cevabı göster

it'll still be

Okay.

0:34

Tamam.

Wait.

0:41

Bekleyin.

What is it? Ton ve niyet

0:42

Ne oldu?

Ton ve niyet

What is it? ile “Ne var?” diye sormak

Bu konuşmada What is it?, “Ne var?” veya “Bana ne söylemek istiyorsun?” anlamındadır. it zamiri, fiziksel bir nesneyi değil, diğer kişinin Wait demesine yol açan durumu belirtir. It zamirinin neyi belirttiğini çevredeki konuşmaya bakarak anlayabilirsiniz. Biri sizi aniden durdurduğunda, dikkatinizi çektiğinde veya kaygılı bir tepki verdiğinde bu kısa soru bunun nedenini sorar.

Alıştırma

Biri aniden Wait. diyor ve siz What is it? diye karşılık veriyorsunuz. Neyi soruyorsunuz?

  1. Saatin kaç olduğu
  2. Kişinin sizi neden durdurduğu veya neye dikkat edilmesi gerektiği
  3. Belirli bir nesnenin adının ne olduğu
Cevabı göster

Kişinin sizi neden durdurduğu veya neye dikkat edilmesi gerektiği

The wind is back.

0:43

Rüzgar geri geldi.

Look.

0:46

Bakın.

It's blowing the cloud.

0:47

Bulutu üflüyor.

It's heading towards the sun. Kalıp ifadeler

0:49

Güneşe doğru ilerliyor.

Kalıp ifadeler

heading towards ile hareket yönünü belirtmek

heading towards ifadesinde head, “belirli bir yönde hareket etmek veya ilerlemek” anlamında bir fiildir. be + heading towards + varış yeri veya yön kalıbı, şu anda gerçekleşmekte olan hareketi anlatır. Towards yönü veya varış yerini belirtir, ancak oraya kesinlikle ulaşılacağını göstermez. Örnekte özne güneş yönünde hareket etmektedir.

Alıştırma

Cümleyi head towards ifadesinin şimdiki zamanın devam eden biçimiyle tamamlayın: The storm is ____ the coast.

Cevabı göster

heading towards

Run!

0:58

Koşun!

Quick!

1:01

Çabuk!

Hurry up, Öbek fiiller

1:03

Acele et,

Öbek fiiller

Hurry up: daha hızlı hareket etmeye yönelik doğrudan bir çağrı

Hurry up, “daha hızlı hareket et veya davran” ya da “oyalanmayı bırak” anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Bu cümlede birini doğrudan hızlı koşmaya teşvik eder. Buradaki up yön bildirmez; ifadenin bir parçasıdır. Kimseye yukarı doğru hareket etmesi söylenmiyor. hurry up ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin. I need to hurry up örneğinde olduğu gibi kişinin kendi eylemi için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir arkadaşa doğrudan ve doğal biçimde daha hızlı hareket etmesini söyler?

  1. Hurry up, or we'll miss the bus.
  2. Wake up, or we'll miss the bus.
  3. Cheer up, or we'll miss the bus.
Cevabı göster

Hurry up, or we'll miss the bus.

Snickers.

1:04

Snickers.

Run your little sausage dog legs. Kelime

1:06

O küçük sosis köpek bacaklarını çalıştır.

Kelime

Sausage dog: dachshund için gündelik bir ad

Sausage dog, uzun gövdeli ve kısa bacaklı dachshund ırkının gündelik adıdır. Ad, köpeğin sosise benzeyen şeklinden gelir; sosisten yapılmış bir köpek demek değildir. Bu cümlede sausage dog, sözü edilen küçük bacakların dachshund tipi kısa bacaklar olduğunu belirtir. Sevecen ve hafif takılan anlatım, komutu oyunbaz kılar.

Alıştırma

'My aunt has a friendly sausage dog with very short legs' cümlesindeki sausage dog ne anlama gelir?

  1. sosisten yapılmış bir köpek
  2. dachshund için kullanılan gündelik bir ad
  3. sosis seven herhangi bir köpek
Cevabı göster

dachshund için kullanılan gündelik bir ad

I can't run any faster. Dilbilgisi

1:09

Daha hızlı koşamıyorum.

Dilbilgisi

can't ... any faster: daha fazla artışa yer olmaması

I can't run any faster cümlesinde can't, hızın daha fazla artırılamadığını gösterir. Karşılaştırma biçimi faster öncesindeki any, “biraz daha bile” anlamı katar; yani konuşan kişi hız sınırına ulaşmıştır. Daha ileri bir değişime yer kalmadığında can't wait any longer veya isn't getting any easier örneklerindeki gibi olumsuz biçim + any + karşılaştırma yapısını kullan. Buradaki any, “herhangi biri” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi any + doğru karşılaştırma biçimiyle tamamla: This backpack is at the maximum allowed weight, so I can't make it ____.

Cevabı göster

any heavier

The crocodiles are coming!

1:13

Timsahlar geliyor!

We did it!

1:18

Başardık!

That was so much fun! Kalıp ifadeler

1:19

Bu çok eğlenceliydi!

Kalıp ifadeler

so much fun: çok keyifli bir deneyimi anlatmak

so much fun ifadesinde fun, “eğlence” anlamına gelen sayılamayan bir isimdir. Much bu ismi niteler, so ise güçlü bir vurgu ekler; ifade “çok fazla eğlence” anlamına gelir. That was so much fun! bir etkinliği yaşadıktan sonra onu coşkuyla değerlendirmek için kullanılan doğal bir ifadedir. be so much fun ve have so much fun yapıları yaygındır.

Alıştırma

Maya sanat atölyesinin her dakikasından keyif aldı. Hangi cümle onun deneyimini en iyi anlatır?

  1. The art workshop was so funny.
  2. The art workshop was so many funs.
  3. The art workshop was so much fun.
Cevabı göster

The art workshop was so much fun.

Yeah!

1:20

Evet!

That's why you can't change the rules. Anlatım akışı

1:22

İşte bu yüzden kuralları değiştiremezsin.

Anlatım akışı

That's why + sonuç

That's why, daha önce verilmiş bir nedene, olguya veya deneyime dönerek bunun sonucunu ya da varılan yargıyı tanıtır. “Bu yüzden” anlamı taşır. Bu cümlede önceki oyun deneyimi, kuralların değiştirilemeyeceği sonucunu destekler. Bilgi sırası önce neden, ardından That's why + sonuç ya da varılan yargıdır. Buradaki why bir soru sormaz.

Alıştırma

Yolun kapalı olmasının gecikmeye neden olduğunu That's why kullanarak doğru ifade eden seçenek hangisidir?

  1. We were late. That's why the road was closed.
  2. The road was closed. That's because we were late.
  3. The road was closed. That's why we were late.
Cevabı göster

The road was closed. That's why we were late.

Because the rules make it fun. Dilbilgisi

1:25

Çünkü kurallar onu eğlenceli kılıyor.

Dilbilgisi

make it fun: make + nesne + sıfat

Make it fun ifadesinde make, “üretmek” değil, “bir duruma getirmek” anlamındadır. make + nesne + sıfat yapısı, bir şeyin nesneye belirli bir durum ya da özellik kazandırdığını anlatır. Burada it oyunu ifade eder; fun ise oyunun sonuçta kazandığı özelliği belirtir. Aynı yapı başka sıfatlarla da kullanılabilir: make it easier, make the room safer ve make the problem worse.

Alıştırma

make + nesne + sıfat yapısında fun kullanın: We added music to the activity to ____.

Cevabı göster

make it fun

Oh,

1:27

Ah,

yeah!

1:27

evet!

Kids and cupcakes, Ton ve niyet

1:32

Çocuklar ve kapkekler,

eh?

1:33

ha?

Ton ve niyet

Kids and cupcakes, eh?: onay bekleyen eksiltili yorum

Kids and cupcakes eksiltili bir yorumdur: konuşan kişi düşüncesini tam olarak söylemeden tanıdık bir birleşimi adlandırır. Burada çocukların kapkeklere verdiği tepkiyle ilgili eğlenmiş bir gözlemi aktarır. Sondaki eh?, right? ifadesine benzer biçimde dinleyiciyi bu gözlemi paylaşmaya veya onaylamaya çağırır. Duyulmayan bir şeyin tekrarlanmasını istemez.

Alıştırma

Konuşan kişi Kids and cupcakes, eh? cümlesindeki eh? ile ne yapıyor?

  1. Cupcakes kelimesinin tekrarlanmasını istemek
  2. Çocukların ve kapkeklerin kesin sayısını sormak
  3. Hafif ve eğlenmiş bir gözleme katılmaya davet etmek
Cevabı göster

Hafif ve eğlenmiş bir gözleme katılmaya davet etmek

A cupcake for each hand,

1:36

Her iki elde de bir kapkek,

Snickers?

1:38

Snickers?

You've got it made in the shade. Deyimler

1:39

Gölgede keyfin yerinde.

Deyimler

You've got it made in the shade: şanslı bir durumu anlatan eğlenceli deyim

Have got it made, başarının veya rahatlığın neredeyse garanti olduğu çok avantajlı bir durumda bulunmak demektir. Bu cümlede You've got it made in the shade, dinleyicinin şanslı olduğunu ve işlerinin kolay gittiğini söyler. In the shade, made ile kafiyeli, eğlenceli bir ektir. İfade bir deyimdir; birinin gölgeli bir yerde gerçekten bir şey yaptığı veya ürettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu yeni durumda eğlenceli ve kafiyeli deyimi tamamlayın: With free housing and a short commute, you've got it ____.

Cevabı göster

made in the shade

What's the time Mrs. Wolf? Kültür

1:41

Saat kaç Bayan Kurt?

Kültür

What's the time, Mrs. Wolf? çocuk kovalamaca oyununda kullanılan bir çağrı olarak

What's the time, Mrs. Wolf?, genellikle What's the Time, Mr Wolf? adıyla bilinen çocuk kovalamaca oyununda tekrarlanan kalıp çağrıdır. Kurt rolündeki oyuncu bir saat söyler; diğer oyuncular da cevaba göre ilerler. Burada Mrs. Wolf, hitap edilen oyun rolünün adıdır. Bu soru oyunu bir sonraki tura taşır; yalnızca saatin kaç olduğunu öğrenmek için sorulmaz. Bu oyunda Dinner time!, sayarak ilerleme aşamasından kurdun diğer oyuncuları kovaladığı aşamaya geçildiğini bildirir.

Alıştırma

Bu sahnede What's the time, Mrs. Wolf? sözünün temel işlevi nedir?

  1. Bayan Kurt'a akşam yemeğinin hazır olduğunu söyler.
  2. Bir yabancıya kibarca saatin kaç olduğunu sorar.
  3. Çocukların kovalamaca oyununu ilerleten kalıp bir çağrı görevi görür.
Cevabı göster

Çocukların kovalamaca oyununu ilerleten kalıp bir çağrı görevi görür.

3:00.

1:43

Saat 3.

1

1:45

1

2

1:46

2

3

1:47

3

What's the time Mrs. Wolf?

1:48

Saat kaç Bayan Kurt?

Um

1:50

Hımm

Maybe this one will be dinner time.

1:52

Belki bu sefer akşam yemeği vaktidir.

It won't.

1:54

Hayır, değil.

Coco always waits until we’re right up next to her before she says Notlar

1:56

Coco her zaman tam yanına gelmemizi bekler ve sonra

Kalıp ifadeler

right up next to her: hemen yanında, son derece yakın

Next to her, “onun yanında” demektir. Right up eklendiğinde mesafe daha kesin ve güçlü biçimde vurgulanır: Coco’ya son derece yakındırlar, hatta neredeyse ona değiyor olabilirler. Buradaki up, yukarı doğru hareketi anlatmaz. Right up next to ifadesini, next to ile belirtilen yakınlığı güçlendiren tek bir konum kalıbı olarak düşünün.

Alıştırma

“Hemen yanımda, son derece yakın” anlamındaki bu dersin ifadesini yazın: On the crowded bus, Leo stood ____, and our shoulders touched.

Cevabı göster

right up next to me

"Dinner time!" Kültür

1:59

"Akşam yemeği vakti!" der.

Dilbilgisi

waits until ... before she says ...: koşul gerçekleşene kadar bir eylemi ertelemek

Cümle, zaman iskeleti olarak wait until + koşul + before + sonraki eylem yapısını kullanır. until we’re right up next to her, Coco'nun beklemesini bitiren koşulu gösterir; before she says ... ise onun söyleme eyleminin bu bekleyişten sonra gerçekleştiğini anlatır. Yapı bir bütün olarak, sonraki eylemi koşul gerçekleşene kadar ertelediğini gösterir: Herkes iyice yaklaşana kadar Dinner time! demez. Başka durumlarda wait until X before Y, birinin X'i bekleyip ancak ondan sonra Y'yi yaptığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi until ve before ile tamamlayın: She waited ____ everyone was seated ____ she began the presentation.

Cevabı göster

until · before

Kültür

“Dinner time!”: oyunda kovalamacayı başlatan işaret

Dinner time! sözü gerçek anlamıyla yemek vaktinin geldiğini bildirir. Ancak bu çocuk kovalamaca oyununda soru-cevap bölümünü bitirip kovalamacayı başlatan, oyuncuların önceden kararlaştırdığı işarettir. İfade bu özel işlevi yalnızca oyuncular kuralı bildiği için taşır. Bu yüzden diğer oyuncular sözü duyunca gerilir; hemen kaçmaları gerekir.

Alıştırma

Bu çocuk oyununda Dinner time! neyi bildirir?

  1. Herkes oturup akşam yemeği yemelidir.
  2. Oyunun kovalamaca bölümü başlar.
  3. Günün tam saatini bildirir.
Cevabı göster

Oyunun kovalamaca bölümü başlar.