Çam Fıstığı Neden Bu Kadar Pahalı | Çok Pahalı: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Çin'in kuzeydoğusundaki çam fıstıkları riskli hasattan işlemeye gider; düşük verim, işçilik ve talep yüksek fiyatı açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. upwards of $117 (Sözcük anlamı ve kullanım): upwards of ifadesini 117 dolar veya daha fazlasını bildiren alt sınır tahmini olarak okuyun; up to ise üst sınırdır. 2. Because of / because (Dil bilgisi ve kalıplar): Because of sonrasında ad öbeği, because sonrasında yan cümle kullanarak risk ve elle çalışmayı sigorta maliyetine bağlayın. 3. driving the overall price of pine nuts up. (Öbek fiiller): drive ... up 'artmasına yol açmak' demektir; -ing sonuç yapısı, talebin arzı aşmasının fiyatı yükselttiğini gösterir.
Bu derste
local harvesters climb trees as high as 100 ft to reach this region's most valuable product, Dilbilgisi
0:04yerel toplayıcılar bölgenin en değerli ürününe ulaşmak için 100 fit yüksekliğindeki ağaçlara tırmanıyor:
as high as 100 ft: ulaşılabilecek etkileyici bir yükseklik
Burada as high as + ölçü, yüksekliğin belirtilen düzeye ulaşabileceği anlamına gelir. Hasat işçileri 100 fit yüksekliğe ulaşabilen ağaçlara tırmanır; bu ifade, sayıyı dikkat çekici bir üst değer olarak vurgular. Kesin bir sayıyla kullanıldığında as high as, ölçüyü tarafsızca bildirmekten çok, olası değerin ne kadar büyük veya şaşırtıcı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Olası en yüksek değeri vurgulamak için cümleyi as high as ile tamamlayın: The observation tower can be ____ 300 feet.
Cevabı göster
as high as
but the reward is high for people willing to risk their lives. Kalıp ifadeler
0:19ama hayatını riske atmaya hazır olan kişiler için getirisi yüksek.
willing to risk their lives: ölümcül tehlikeyi kabul etmeye hazır olmak
Willing to + fiil, bir eylemi seçmeye hazır veya istekli olmak demektir. Burada to risk, willing tarafından yönetilir: insanlar ödül nedeniyle ciddi zarar görme ihtimalini kabul eder. Risk their lives, gerçek bir ölüm ihtimali varken hayatlarını tehlikeye atmak anlamına gelir. Their, people sözcüğüne gönderme yapar; özne tekil olduğunda iyelik sözcüğü de risk her life örneğindeki gibi değişir.
Alıştırma
willing to ve risk one's life kullanarak, zamiri gerektiği gibi değiştirip cümleyi tamamlayın: The firefighters were ____ to enter the collapsing building.
Cevabı göster
willing to risk their lives
can sell for upwards of $117 a kilogram. Kelime
0:29kilosu 117 doların üzerinde bir fiyata satılabiliyor.
upwards of $117: yaklaşık bir alt sınır
Burada upwards of $117, 117 dolar veya daha fazlası anlamına gelir. Yaklaşık bir alt sınır verir: fiyat bu miktarın civarından başlayabilir ve daha yüksek olabilir. Kesin rakam bilinmediğinde veya değişebildiğinde, ancak en azından yaklaşık bu seviyeye ulaştığı belirtilmek istendiğinde bir sayı ya da miktardan önce upwards of kullanılır. En fazla 117 dolar anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dersteki alt sınır ifadesiyle tamamlayın. Verilmek istenen anlam iki milyon dolar veya daha fazlasıdır: Restoring the old theater could cost ____ two million dollars.
Cevabı göster
upwards of
Compare that to the price of pistachios, Anlatım akışı
0:33Bunu Antep fıstığının fiyatıyla karşılaştırın;
Compare that to: bir karşılaştırma noktası sunmak
Compare that to... ifadesindeki that, az önce belirtilen rakamı veya olguyu gösterir. İfade, dinleyiciden bunu sonraki rakamla yan yana koymasını ister; burada sonraki rakam Antep fıstığının fiyatıdır. Bu, bilgileri düzenleyen bir işarettir. Ayrı verilen iki olguyu açık bir karşılaştırmaya dönüştürür ve aralarındaki farka dikkat çeker; ikisinin eşit olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
İngilizce karşılaştırma işaretini dersteki ifadeyle tamamlayın: Last year the library had 8,000 visitors. ____ the 12,000 visitors it welcomed this year.
Cevabı göster
Compare that to
Ettirgen bir soru olarak “What makes ... so special?”
“what makes + nesne + sıfat?” yapısında make ettirgen işlevdedir: “nesnenin o niteliğe sahip olmasına neden olmak” demektir; “üretmek veya imal etmek” anlamında değildir. Bu cümlede special, pine nuts ifadesini niteleyen nesne tümlecidir. Soru, çam fıstıklarına özel niteliğini hangi özelliklerin veya nedenlerin kazandırdığını sorar. Tekrar kullanılabilen “What makes + isim/zamir + sıfat?” kalıbı, bir şeyin neden belirli bir özelliğe sahip olduğunu sormak için kullanılır.
Alıştırma
Telefonun bu niteliğe sahip olmasının nedenini soran cümleyi tamamlayın: “____ this phone so durable?”
Cevabı göster
What makes
there are 30 species of pine trees that produce edible seeds,
0:48yenilebilir tohum üreten 30 çam türü var,
yet only a handful are sold commercially. Deyimler
0:52ancak bunların yalnızca birkaçı ticari olarak satılıyor.
“A handful”: “çok az sayıda” anlamı
Bu cümlede a handful, “çok az sayıda” anlamına gelir. Önceki bölümdeki species ismi bağlamdan anlaşıldığı için ifade tek başına kullanılmıştır: bu türlerin yalnızca çok azı ticari olarak satılır. Buradaki ifade mecazidir; bir elde tutulabilen fiziksel bir miktarı anlatmaz. only ile birlikte kullanıldığında, ticari olarak satılan grubun yenilebilir tohum üreten 30 türe kıyasla ne kadar sınırlı olduğunu vurgular.
Alıştırma
“Thirty restaurants applied, but only a handful were selected,” cümlesinde “a handful” ne anlama gelir?
- restoranların tamamı
- tam olarak beş restoran
- restoranların çok azı
Cevabı göster
restoranların çok azı
which can be commercially grown on orchards and plantations,
1:04bunlar meyve bahçelerinde ve plantasyonlarda ticari olarak yetiştirilebilirken,
Unlike almonds and pecans: karşıtlık kurma
Cümle, çam fıstıklarının neyle karşılaştırıldığını göstermek için Unlike almonds and pecans ifadesiyle başlar. Cümlenin başındaki bu edat öbeği “badem ve pekan cevizlerinin aksine” anlamına gelir ve ana yargıdan önce karşıtlığı kurar. Virgüller arasındaki which yan cümlesi yalnızca badem ve pekan cevizleri hakkında ek bilgi verir. Ana mesaj most pine nuts come from natural forests bölümünde yeniden başlar. Unlike + isim öbeği, ana cümle kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsin.
Alıştırma
Karşılaştırmayı bir isim öbeğinin önüne yerleştirmek için cümleyi unlike ile tamamla: ____ weekday trains, weekend trains run only once an hour.
Cevabı göster
Unlike
The trees need to grow for at least 25 to 50 years
1:11Ağaçların en az 25 ila 50 yıl büyümesi gerekiyor
Bear cones and seeds: bear fiilinin ‘üretmek’ anlamı
Burada bear, “üretmek” veya “vermek” anlamına gelen bir fiildir. Ağaçların doğal büyüme süreçlerinin bir parçası olarak sonunda kozalak ve tohum ürettiğini anlatır. Bitkilerle ilgili aynı anlam bear fruit, bear flowers ve bear crops ifadelerinde de görülür. Mecazi bear fruit ifadesinde “yararlı bir sonuç üretmek” anlamına gelir, ancak özgün cümlede anlam gerçektir.
Alıştırma
“After years of care, the cherry tree began to bear fruit,” cümlesinde bear ne anlama gelir?
- bir yerden başka bir yere taşımak
- şikâyet etmeden katlanmak
- üretmek
Cevabı göster
üretmek
individual trees will only be ripe for picking once every 2 years. Kalıp ifadeler
1:21her bir ağaç yalnızca iki yılda bir hasada hazır oluyor.
ripe for picking: toplanacak olgunluğa gelmiş
“Ripe for picking”, meyve, tohum veya kozalakların toplanabilecek ve toplanması uygun olacak olgunluk aşamasına geldiğini belirtir. Burada picking, seçenekler arasından seçim yapmak değil, ürünü ağaçtan toplamak anlamındadır. be ripe for + isim veya -ing yapısı mecaz anlamda da kullanılabilir: Bir durum, belirli bir eylem ya da değişim için uygun aşamaya gelmiştir.
Alıştırma
ripe for ile pick fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The peaches are ____.
Cevabı göster
ripe for picking
When the time comes: zamanı geldiğinde
“When the time comes”, beklenen veya uygun olan gelecekteki an geldiğinde anlamına gelir. Buradaki the time, saatteki kesin bir zaman olarak değil, bağlamdan anlaşılan zaman olarak kullanılır. Ana eylemin ne zaman gerçekleşeceğini belirleyen, cümle başındaki bir when zaman yan cümlesidir. Gelecekten söz edilse bile İngilizcede bu yan cümlede normalde will come değil, geniş zaman biçimi comes kullanılır: “When the time comes, we’ll act.”
Alıştırma
Bir iş arkadaşının emeklilik tarihi kesin, ancak daha yıllar var. Şu cümlede “gelecekteki o aşamada” anlamını en iyi hangi başlangıç verir: ___, we'll organize a farewell event.
- When the time comes
- If the time comes
- When the time is right
Cevabı göster
When the time comes
local harvesters make their way into the forest Kalıp ifadeler
1:30yerel toplayıcılar ormanın yolunu tutuyor
make their way into the forest: ormana doğru ilerleyip girmek
Make their way into, “bir yere doğru ilerleyip oraya girmek” anlamına gelir. Buradaki their, çoğul özne local harvesters ile uyumludur. Yeniden kullanılabilir kalıp make + iyelik sözcüğü + way into + yer şeklindedir: I make my way, she makes her way ve they make their way. Bu ifade yolculuğa veya ilerleme sürecine odaklanır ve hareketin zaman, dikkat ya da çaba gerektirdiğini düşündürebilir. Toplayıcıların gerçek anlamda bir yol yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi make one's way into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. After a long walk through the canyon, the hikers finally ____ the quiet valley.
Cevabı göster
made their way into
scaling those 100-ft trees to reach the cones and seeds. Kelime
1:36kozalaklara ve tohumlara ulaşmak için 100 fitlik ağaçlara tırmanıyorlar.
scaling those 100-ft trees: 100 fitlik ağaçlara tırmanmak
Buradaki scaling, scale fiilidir ve uzun ya da dik bir şeye “tırmanmak” anlamına gelir. Toplayıcılar kozalaklara ve tohumlara ulaşmak için ağaçlara tırmanır; ağaçları ölçmez veya büyütmezler. Scaling, vardıklarında ne yaptıklarını anlatan bir -ing ortaç yapısıdır. Bu tırmanma anlamı duvar, uçurum, dağ ve uzun ağaç gibi nesnelerle sık kullanılır ve tırmanışın zorlu olduğu izlenimini verebilir.
Alıştırma
Bu cümlede scaled ne anlama gelir? The rescue team scaled the icy wall to reach the stranded hikers.
- dikkatlice ölçtü
- tırmandı
- büyüttü
Cevabı göster
tırmandı
Those who are willing climb 20 to 30 trees each day,
1:41Bu riski göze alanlar günde 20 ila 30 ağaca tırmanıyor,
armed with long poles and spikes attached to their boots, Kelime
1:53uzun sırıklar ve botlarına takılı çivilerle donanmış halde,
armed with: bir görev için gerekli kaynaklarla donanmış
armed with long poles and spikes attached to their boots ifadesindeki armed with, mutlaka silah taşımak değil, gerekli şeylerle donatılmış olmak anlamına gelir. İşçilerin görev için neleri kullanıma hazır bulundurduğunu gösterir. be armed with + isim öbeği kalıbı; araçları, bilgiyi, becerileri veya kanıtları da bir kişiyi harekete geçmeye hazırlayan kaynaklar olarak sunabilir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The researchers entered the meeting ____ fresh evidence.
Cevabı göster
armed with
which they use to knock the cones to the forest floor.
1:57bunlarla kozalakları orman zeminine düşürüyorlar.
Because of + isim öbeği ... because + yan tümce
Because of ve because ifadelerinin ikisi de neden bildirir, ancak farklı dil bilgisel tamamlayıcılar alır. Because of ardından because of the risk örneğindeki gibi bir isim öbeği gelir. Because ardından ise because this job can't be done by machines örneğindeki gibi özne ve fiil içeren bir yan tümce gelir. Burada iki yapı, eşit öneme sahip iki ayrı nedeni sunmak için bağlanmıştır. Seçimi yalnızca genel neden anlamını çevirerek değil, bağlayıcıdan sonra gelen dil bilgisi yapısını kontrol ederek yapın.
Alıştırma
because of ve because ifadelerini birer kez kullanarak cümleyi tamamlayın: The match was canceled ____ the heavy rain and ____ the field was unsafe.
Cevabı göster
because of · because
processors must also pay for accident insurance.
2:29işleme şirketleri kaza sigortası da ödemek zorunda.
And insurance costs get even more expensive
2:38Ayrıca sigorta maliyetleri hasat şirketleri için daha da yükseliyor
for harvesting companies when paying for workers by the day. Kalıp ifadeler
2:40işçilere günlük ödeme yaptıklarında.
by the day. — İşçilere günlük ödeme yapmak
By the day, ödemenin bir günlük birimler üzerinden düzenlendiğini gösterir. Bu cümlede paying for workers ifadesini açıklar: hasat şirketi işçilere haftalık, aylık ya da iş başına değil, çalışılan her gün üzerinden ödeme yapar. Bu ifade, ödeme veya ücretin nasıl hesaplandığını gösterir. İşin ya da sigortanın yalnızca bir gün sürdüğü anlamına gelmez.
We used to hire a truck to pull them for 500 yuan, Dilbilgisi
2:52Eskiden onları taşımak için 500 yuana kamyon tutardık,
used to hire — Geçmişteki kamyon kiralama alışkanlığı
Used to hire, used to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Geçmişte tekrarlanan, ancak artık doğru olmayan veya değişmiş bir eylemi ya da düzenlemeyi anlatır. Burada konuşan kişi geçmişte düzenli olarak kamyon kiralamıştır; now ise özellikle fiyatın bulunduğu durumun değiştiğini gösterir. Bu yapı, “bir şeye alışkın olmak” anlamındaki be used to + -ing yapısından ve edilgen yapıda amaç bildiren be used to + fiilin yalın hâli yapısından farklıdır.
Alıştırma
Geçmişte kamyon kiralama alışkanlığının değiştiğini göstermek için cümleyi hangi ifade tamamlar? "We ____ a truck, but we no longer do."
- are used to hiring
- used to hire
- used for hiring
Cevabı göster
used to hire
Another unpredictable element of harvesting pine nuts
3:01Çam fıstığı hasadının öngörülemeyen bir başka unsuru da
is just how much time harvesters have to collect the pine cones each season. Dilbilgisi
3:04toplayıcıların her sezon kozalakları toplamak için ne kadar zamanı olduğudur.
just how much time: iç içe bir yan cümlede vurgu
Just how much time, how much time ifadesini güçlendirir: tam zaman miktarının kendisi hem belirsiz hem de önemlidir. Buradaki just, “yalnızca” değil, “tam olarak” veya “gerçekten” anlamındadır. just how much time harvesters have yan cümlesinin tamamı is sözcüğünden sonra tamamlayıcı görevi görür ve öngörülemeyen diğer unsuru tanımlar. Bu yapı doğrudan soru değil, daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir yan cümle olduğu için harvesters have şeklindeki düz cümle sırasını korur; do harvesters have kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi just kullanan vurgulu iç içe ifadeyle tamamlayın: We need to find out ____ we have before the doors close.
Cevabı göster
just how much time
the Korean pine season typically starts on September 1st
3:10Kore çamı sezonu genellikle 1 Eylül'de başlar
Süre uçlarını anlatan as long as ... or as short as
As long as 2 months ve as short as 20 days, sezon süresinin birbirine zıt iki olası uç noktasını gösterir. Long ve short süreyi tanımlar; as ... as kalıbı ise bir sezonun ulaşabileceği uç değeri sunar. Paralel can last ... or be ... yapısı aralığı açıkça gösterir: bazı sezonlar iki ay sürebilirken bazıları yalnızca 20 gün sonra sona erebilir. Buradaki as long as, “bu uzunluğa kadar sürebilen” anlamındadır; “şu koşulla ki” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi olası en uzun ve en kısa süreleri belirten eşleşmiş ifadelerle tamamlayın: The battery life can be ____ twelve hours or ____ two hours in extreme cold.
Cevabı göster
as long as · as short as
means laborers have to collect as many cones as possible Dilbilgisi
3:20işçilerin mümkün olduğunca çok kozalak toplamasını
brief window of time: harekete geçmek için kısa bir fırsat
Bu cümlede brief window of time, işin yapılabileceği kısa ve sınırlı bir süreyi ifade eder. Window burada mecazidir: bu süreyi yakında kapanacak bir açıklık gibi gösterir. Bu ifade çoğu zaman yalnızca sürenin uzunluğunu değil, bir eylem fırsatını vurgular. Kullanılabilir zaman kısa olduğu için işçilerin bu fırsat sona ermeden hızlı davranması gerekir.
Alıştırma
Bu cümlede brief window of time ne anlama gelir: “There is a brief window of time to submit the form before the site closes”?
- Form göndermenin mümkün olduğu kısa ve sınırlı bir süre
- Zaman sınırı olmayan uzun bir dönem
- İnternet sitesinin yanında bulunan fiziksel bir açıklık
Cevabı göster
Form göndermenin mümkün olduğu kısa ve sınırlı bir süre
as many cones as possible: sayılabilir bir miktarı en üst düzeye çıkarma
as many + çoğul sayılabilir isim + as possible kalıbı, durumun izin verdiği en büyük sayıyı ifade eder. Bu cümlede cones çoğul ve sayılabilir bir isimdir; bu nedenle sayısını belirtmek için many kullanılır. Bu kalıp kesin bir sayı değil, ulaşılabilecek en yüksek hedefi belirtir. Neyin mümkün olduğu zaman, alan veya beceri gibi pratik sınırlara bağlıdır.
Alıştırma
Cümleyi sayılabilir öğelerin mümkün olan en büyük sayısını belirten kalıpla tamamlayın: “Pack as ____ flashlights as ____ into the van.”
Cevabı göster
many · possible
with a single sack often weighing as much as 142 lb.
3:29üstelik tek bir çuval çoğu zaman 142 libreye kadar çıkıyor.
a day rate: bir günlük çalışma ücreti
“A day rate”, bir işçinin ya da yüklenicinin bir günlük çalışma karşılığında kazandığı veya bir hizmet sağlayıcının bir gün için talep ettiği sabit tutardır. Bu cümlede günlük yaklaşık 123 dolar, işçilerin ücretini hesaplamanın ilk temelidir. Bu ifade, ödemeyi hesaplamak için kullanılan birimi belirtir. Kişinin toplam geliri anlamına gelmez ve işin yalnızca bir gün sürdüğünü de zorunlu olarak göstermez.
Alıştırma
Bir tasarımcı her tam çalışma günü için sabit 400 dolar alıyor. Bu 400 dolar neyi ifade eder?
- the designer's hourly rate
- the designer's day rate
- the designer's total salary
Cevabı göster
the designer's day rate
they get paid by how much they harvest. Kalıp ifadeler
3:43topladıkları miktara göre ücret alıyorlar.
Numaralandırma işaretleri olarak First, ... And second,
“First,” birinci maddeyi, “And second,” ise ikinci maddeyi bildirir. Burada second, zaman birimi değil, “iki numaralı madde” anlamındaki sıra sayısıdır. Bu yönlendirici ifadeler iki paralel ödeme yöntemini açıkça numaralandırır. And ayrıca ikinci maddeyi aynı listedeki birinci maddeye bağlayarak uzun bir açıklamanın takip edilmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi ifade çifti iki ödeme yöntemini en açık biçimde numaralandırır?
- First, they receive a fixed fee. After a second, they earn a bonus.
- At first, they receive a fixed fee. In a second, they earn a bonus.
- First, they receive a fixed fee. And second, they earn a bonus.
Cevabı göster
First, they receive a fixed fee. And second, they earn a bonus.
get paid by how much they harvest: üretime göre ücret
Get paid, yapılan iş karşılığında para almak demektir. get paid by how much they harvest ifadesinde by, işçilerin ücretini hesaplamak için kullanılan ölçütü, yani hasat ettikleri miktarı belirtir. Burada ödemeyi yapan kişiyi göstermez. How much they harvest dolaylı soru yan cümlesidir ve by edatının nesnesi olarak işlev görür. Soru cümlesi dizilişi yerine they harvest biçimindeki düz cümle dizilişini korur. Kullanılabilir diğer kalıplar arasında get paid by the hour ve get paid by how many units you complete bulunur.
Alıştırma
Dersteki ücret hesaplama kalıbıyla cümleyi tamamlayın: At this farm, seasonal workers ____ how much fruit they collect.
Cevabı göster
get paid by
a processor will pay $720 for four full bags of cones.
3:47bir işleme şirketi dört dolu kozalak çuvalı için 720 dolar ödüyor.
As of September 2021: referans tarihi belirtmek
As of September 2021, ardından gelen fiyat için Eylül 2021'i referans noktası olarak belirler. Burada, o sırada geçerli olan bilgilere göre işleyicinin teklif ettiği fiyatın 720 dolar olduğu anlamına gelir; rakamı kalıcı bir gerçek gibi sunmak yerine belirli bir tarihle sınırlar. Cümleye bağlı olarak as of, belirli bir tarihteki durumu veya o tarihten itibaren geçerli olan bir değişikliğin başlangıcını gösterebilir. Bu cümle esas olarak o ana ait bir görünüm sunar; bu nedenle fiyatın daha sonra da 720 dolar kaldığını veya bugün hâlâ 720 dolar olduğunu tek başına iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir ücretin belirli bir referans tarihindeki durumunu bildirir ancak o tarihten beri sürdüğünü veya o tarihe kadar ulaşılması gerektiğini söylemez?
- By July 1, 2024, the fee will be $20.
- As of July 1, 2024, the fee is $20.
- Since July 1, 2024, the fee has been $20.
Cevabı göster
As of July 1, 2024, the fee is $20.
These bags then go to a processing facility
3:53Bu çuvallar daha sonra bir işleme tesisine götürülüyor;
to reveal the pine nut shells inside.
3:59ve içlerindeki kabuklu çam fıstıkları ortaya çıkarılıyor.
are opened and crushed: eş görevli edilgen eylemler
are opened and crushed ifadesinde kozalaklar iki eyleme maruz kalır. Ortak yardımcı fiil are ile geçmiş zaman ortaçları opened ve crushed, eş görevli bir edilgen yapı oluşturur: are opened and are crushed. Bu yapı, malzemeyi ve işleme adımlarını odakta tutar. İşi yapan kişilerin veya makinelerin kimliği bilinmiyorsa ya da önemli değilse bunlardan söz edilmeyebilir.
Alıştırma
Süreç cümlesini wash ve slice fiillerinin eş görevli edilgen biçimleriyle tamamlayın: The apples ____ before they are dried.
Cevabı göster
are washed and sliced
It's easier to work with the machine that I just bought.
4:33Yeni aldığım makineyle çalışmak daha kolay.
Knowing exactly when ... is: özne olarak gerund yan cümleciği
Knowing exactly when a pine cone needs to be threshed şeklindeki -ing yan cümleciğinin tamamı cümlenin öznesidir. Knowing bir gerund, yani isim görevi gören bir -ing biçimidir; when yan cümleciği ise tam olarak neyin bilinmesi gerektiğini belirterek anlamı tamamlar. Bu özne tek bir etkinliği veya bilgi parçasını adlandırdığı için ana fiil tekildir: is. Gömülü when yan cümleciğinde doğrudan soru sırası değil, when a pine cone needs to be threshed biçimindeki düz cümle sırası kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle knowing yan cümleciğini doğru biçimde özne olarak kullanır ve gömülü when yan cümleciğinde düz cümle sırasını korur?
- Knowing exactly when the bread needs to come out are an important part of baking.
- Knowing exactly when does the bread need to come out is an important part of baking.
- Knowing exactly when the bread needs to come out is an important part of baking.
Cevabı göster
Knowing exactly when the bread needs to come out is an important part of baking.
threshed: işleyerek tohumları ayırmak
Burada threshed, thresh fiilinin edilgen yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır. Çam kozalağının dövülmesi, döndürülmesi veya mekanik olarak işlenmesi ve böylece tohumların onları tutan maddeden ayrılması anlamına gelir. Temel fikir yalnızca bir şeye vurmak değil, ayırmaktır. Süreç açıklamalarında thresh, tohum çıkarma aşamasını belirtir; benzer bir mekanik işlem tohumları serbest bırakıyorsa geleneksel tahılların dışında da kullanılabilir.
Alıştırma
Çam kozalağı işleme sürecini anlatan cümlede threshed ne anlama gelir?
- Kozalağın tam boyutunu belirlemek için ölçülmüş
- Tohumların kozalaktan ayrılması için dövülerek veya mekanik işlemle işlenmiş
- Tohumlar pahalanıncaya kadar depolanmış
Cevabı göster
Tohumların kozalaktan ayrılması için dövülerek veya mekanik işlemle işlenmiş
and ultimately the final price they can be sold for. Dilbilgisi
5:00ve nihayetinde satılabilecekleri son fiyatı belirleyebilir.
the final price they can be sold for: atılmış that ve sondaki for
Burada they, seeds sözcüğünü belirtir. they can be sold for sözleri, price sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesi oluşturur. Atılan ilgi zamiri that olarak geri getirilebilir: the price that they can be sold for. Bu zamir, sondaki for edatının nesnesi olduğu için atılmıştır. Sondaki for, sell something for a price kalıbının parçasıdır. Altta yatan they can be sold for that price anlamında for, satıştan alınan miktarı belirtir. Amaç bildirmez ve gereksiz yere eklenmiş bir sözcük değildir.
Alıştırma
Cümleyi sell for a price kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: This is the lowest price the laptop can be sold ____.
Cevabı göster
for
Yiyeceklerin bozulmasını anlatan go bad
Bu cümlede go bad, çam fıstıklarının işlenmeden bırakıldıkları için kullanılabilir bir gıdadan bozulmuş bir gıdaya dönüşeceğini ifade eder. Bad onların ahlakını veya performansını değil, durumunu anlatır. go + sıfat yapısında go bir durum değişikliğini gösterir. Yiyecek ve içeceklerle kullanılan go bad, bir şeyin artık taze veya kullanıma uygun olmadığını anlatan yaygın bir günlük ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi go bad ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The milk smells sour, so it has ____.
Cevabı göster
gone bad
Let them sit: let + nesne + fiilin yalın hâli
let + nesne + fiilin yalın hâli, nesnenin bir şey yapmasına veya belirli bir durumda kalmasına izin vermek anlamına gelir. Bu nedenle let them sit yapısında to sit değil, sit kullanılır. Burada sit insanların oturması anlamına gelmez. Malzemelerin işlenmeden bulundukları yerde kalması anlamına gelir. Bağlamdaki not, let fiilini olumsuz yapar: Konuşanlar bu işlenmemiş durumun çok uzun sürmesini engelleyecektir.
Alıştırma
Cümleyi let sonrasında sit fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Don't let the wet towels ____ in the basket overnight.
Cevabı göster
sit
It's only after the pine cone scales are opened Dilbilgisi
5:29Çam kozalağının pulları ancak açıldıktan sonra
It's only after ... that ... vurgu kalıbı
Vurgulu It is only after X that Y yapısında only sözcüğünün kapsamı after X'tir. Cümle X'i önce gerçekleşmesi gereken zorunlu koşul olarak sunar: X tamamlanmadan Y gerçekleşemez. Sade bir after yan cümlesine göre bu yapı, bağımlılığı ve sıralamayı daha güçlü biçimde vurgular. Burada koşul pulların açılmasıdır; anlam, yalnızca çam fıstıklarının çıkarıldığı değildir. Vurgulanan iki bölüm birlikte kesintili tek bir kalıp oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi vurgu kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: ____ the final safety check ____ the doors can be opened.
Cevabı göster
It's only after · that
Ödünleme bağlantısı olarak even then
Even then, sonraki iddiayı az önce sözü edilen aşamaya veya koşula bağlar ve bir ödünleme anlamı ekler: O elverişli noktaya ulaşılmış olsa bile beklenen sonuç hâlâ sınırlıdır. Burada then, kozalakların tohumların çıkarılmasına yetecek kadar açıldığı aşamaya gönderme yaparken even, sonraki gerçeğin şaşırtıcı veya hayal kırıklığı yaratıcı olduğunu belirtir. Savı yalnızca olay A → olay B şeklinde değil, koşul karşılandı → ek engel şeklinde düzenler.
Alıştırma
Bir ekip son tarihi zaten uzattı, ancak iş yine de bitmeyebilir. Hangi cümle bu olumlu adımın sorunu çözemeyebileceğini en iyi vurgular?
- Even then, we might not finish the work.
- Then, we might not finish the work.
- At first, we might not finish the work.
Cevabı göster
Even then, we might not finish the work.
yield many seeds: üretim bildiren geçişli fiil yield
Burada yield, “bir miktar ya da sonuç üretmek” anlamında geçişli bir fiildir. The cones kaynağı, many seeds ise üretilen şeyi ve miktarını belirtir. don't yield many seeds içinde geçtiği için cümle, kozalakların hiç tohum üretmediğini değil, az sayıda tohum ürettiğini söyler. Bu üretim anlamı; tarım ürünleri, malzemeler, süreçler veya yatırımlardan elde edilen çıktıyı anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Rapor cümlesini yield fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: In a good year, one hectare can ____ three tons of wheat.
Cevabı göster
yield
This means that: kanıttan sonuca geçmek
This means that, hemen önce verilen bilgiye gönderme yapar ve bu bilgiden çıkarılan sonucu ya da çıkarımı tanıtır. Burada This, daha önceki ağırlık ve üretim rakamlarını belirtirken that yan cümlesi bu rakamların düşük çıktı hakkında ne gösterdiğini açıklar. Bu ifade açıklamayı iki adımda düzenler: önce bir gerçek veya hesaplama sunulur, ardından bundan çıkan yorum belirtilir. Bu nedenle mean burada yalnızca “bir sözcüğü ya da ifadeyi tanımlamak” değil, “ima etmek, anlamına gelmek” anlamındadır.
Alıştırma
Okuyun: The road is flooded. This means that the school bus cannot get through. This means that burada ne yapıyor?
- Yolun su altında olması gerçeğinden çıkarılan bir sonucu tanıtır.
- school bus sözcüklerini tanımlar.
- Yolun neden su altında kaldığını açıklar.
Cevabı göster
Yolun su altında olması gerçeğinden çıkarılan bir sonucu tanıtır.
Because a majority of pine trees grow in natural forests,
5:53Çam ağaçlarının çoğu doğal ormanlarda yetiştiği için,
there are large variations in the yield from year to year. Kalıp ifadeler
5:56verim yıldan yıla büyük değişiklik gösterir.
from year to year: farklı yıllar arasındaki değişimler
From year to year, “birkaç yıllık bir dönem boyunca bir yıldan diğerine” anlamına gelir. Burada verimin farklı yıllarda büyük ölçüde değişebileceğini gösterir. Bu ifade yıllar arasındaki değişimi vurgular. Yalnızca bir şeyin her yıl bir kez veya düzenli olarak gerçekleştiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi “farklı yıllar boyunca” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The team's performance can vary greatly ____.
Cevabı göster
from year to year
outweigh supply: talebin arzdan büyük olması
Burada outweigh mecaz anlamda kullanılır: talep arzdan daha büyüktür. A outweighs B yapısı, A’nın ağırlık, önem, değer, etki veya güç bakımından B’den daha fazla olduğunu belirtir. Özne, karşılaştırmanın daha güçlü tarafını gösterir. Burada demand özne, supply ise nesne olduğu için bunların yerini değiştirmek anlamı tersine çevirir.
Alıştırma
Cümleyi outweigh fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: For this role, practical experience ____ formal qualifications.
Cevabı göster
outweighs
driving the overall price of pine nuts up. Öbek fiiller
6:03bu da genel çam fıstığı fiyatını yükseltir.
drive the overall price of pine nuts up: çam fıstığının genel fiyatını yükseltmek
“driving the overall price of pine nuts up” ifadesinde drive ... up, bir şeyin yükselmesine neden olmak anlamına gelir. the overall price of pine nuts ad öbeği drive ile up arasındaki nesnedir; yapı drive + nesne + up şeklindedir. -ing yan cümlesi driving ... up, fiyat artışını talebin arzı aşmasının sonucu olarak gösterir. Bu yapı bir nedeni, onun oluşturduğu ekonomik sonuca bağlar.
Alıştırma
Drive fiiline “artmasına neden olmak” anlamını veren sözcükle cümleyi tamamlayın: A cocoa shortage can drive chocolate prices ____.
Cevabı göster
up
because the high-end stuff is still more valuable. Kelime
6:22çünkü üst kalite ürün hâlâ daha değerli.
high-end stuff: üst segment ürünler
“high-end stuff” ifadesinde high-end, pahalı, üstün kaliteli veya kendi pazarının üst kısmına yakın bir şeyi anlatır. Stuff, konuşulan ürünleri genel olarak belirten gündelik bir sözcüktür; burada daha yüksek kalite ya da daha büyük boyut kategorisindeki daha değerli çam fıstıklarını ifade eder. Stuff bu kullanımda sayılamayan bir isimdir ve tekil dil bilgisiyle kullanılır: high-end stuff is denir, high-end stuffs are denmez. Belirgin bir niteleme olan high-end ile genel bir isim olan stuff sözcüklerini birleştirmek konuşmada doğal gelir.
Alıştırma
Her iki konuşmacı da hangi ürünlerin kastedildiğini biliyorsa gündelik konuşmada hangi cümle doğaldır?
- The stuff high-end is more expensive.
- The high-end stuffs are more expensive.
- The high-end stuff is more expensive.
- The high-end stuff are more expensive.
Cevabı göster
The high-end stuff is more expensive.
Once processed: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi
Once processed, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Tam biçimi once the seeds are processed şeklindedir: once, işlemenin tamamlanmasından sonraki noktayı belirtir; processed ise tohumların eyleme maruz kaldığını gösterir. processed sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan some seeds ifadesidir. İki yan cümle aynı şeye gönderme yaptığında bu kısaltma süreç anlatımını daha özlü hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için "once the forms are approved" ifadesini kısaltın: "____, the forms are filed automatically."
Cevabı göster
Once approved
as the white nuts you see in dishes like pesto.
6:32pesto gibi yemeklerde gördüğünüz beyaz çam fıstığı olarak satılır.
just with the outer shell removed: with + isim + geçmiş zaman ortacı
just with the outer shell removed ifadesinde with, ana cümleye eşlik eden bir sonuç durumunu belirtir: the outer shell isim öbeğini geçmiş zaman ortacı removed izler; bu da kabuğun eyleme maruz kaldığını ve artık bulunmadığını gösterir. Burada just, “yalnızca” anlamına gelir. Bu nedenle ifade, kabuğun çıkarılmasının tek değişiklik olduğunu ve yemişlerin diğer yönlerden aynı kaldığını anlatır. Removed cümlenin ana fiili değildir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı just + with + isim + geçmiş zaman ortacı ile tamamlayın: "It is the same jacket, ____." The zipper has been replaced.
Cevabı göster
just with the zipper replaced
makes up + yüzde: bütün içindeki payı belirtmek
Bu cümlede makes up, “oluşturur” veya “payına sahiptir” anlamına gelir. Korean pine daha büyük bir bütünün parçası olarak sunulur ve 59% bu parçanın dünya arzı içindeki oranını belirtir. Aktarılabilir kalıp A makes up X% of B şeklindedir; A parçayı, B ise bütünü gösterir. Buradaki make up “oluşturmak” anlamındadır; “uydurmak”, “makyaj yapmak” veya “barışmak” anlamlarında değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef öbek fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: In this survey, first-time buyers ____ 38% of all customers.
Cevabı göster
make up
the pine nut market is expected to grow by $332 million. Dilbilgisi
6:53çam fıstığı pazarının 332 milyon dolar büyümesi bekleniyor.
is expected to grow: bir tahmini aktarmak
is expected to grow, edilgen aktarım kalıbı olan be + expected + to-infinitive yapısını kullanır. Büyümeyi, kaynağı belirtilmeyen veya belirtilmesi gerekmeyen bir tahmin olarak sunar; konuşanın kişisel sözü olarak sunmaz. Bu yapı tamamlanmış bir gerçeği ya da garantiyi değil, makul bir beklentiyi gösterir. Burada By 2025 tahminin hedef zamanını verir; grow by $332 million ise pazarın son değerinin 332 milyon dolar olması değil, bu miktarda artması anlamına gelir.
Alıştırma
Analistler büyüme öngörüyor, ancak sonuç kesin değil. Bu duruma en uygun cümle hangisidir?
- The market is expected to grow next year.
- The market grew last year.
- The market is guaranteed to grow next year.
Cevabı göster
The market is expected to grow next year.
And with a growing demand for foods like pesto and hummus, Dilbilgisi
6:59Pesto ve humus gibi yiyeceklere talep arttıkça,
with a growing demand: sonuca arka plan oluşturmak
Bu cümlede with a growing demand, ana cümledeki fiyat tahminini açıklamaya yardımcı olan bir arka plan koşulu sunar. Burada with bir isim öbeğini başlatır; sahiplik veya eşlik anlamı taşımaz. Aktarılabilir kalıp, with + isim öbeği ve ardından bir sonuç ya da değerlendirme bildiren ana cümledir. Analitik anlatımda bir eğilim, koşul veya durum kısa biçimde verildikten sonra bundan doğan sonuç açıklanabilir.
Alıştırma
Artan talebi arka plan olarak sunmak için İngilizce cümleyi dersteki tam dört sözcükle tamamlayın: ____ for home batteries, factories are increasing output.
Cevabı göster
With a growing demand
it's likely that: temkinli bir tahmin yapmak
It's likely that, tam bir yan cümleyi başlatır ve içeriğini kesin değil, olası olarak sunar. Burada fiyat artışının sürmesi, garantili bir gerçek değil, gerekçeli bir tahmin olarak verilir. it is likely that + yan cümle kalıbı, bir değerlendirmeyi kişiyi belirtmeden ifade etmenin yoludur. Konuşan veya yazan kişi, görüşün kime ait olduğunu söylemeden temkinli tahminlerde veya çıkarımlarda bulunabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, muhtemel bir sonucu kesinmiş gibi sunmadan temkinli biçimde tahmin eder?
- The train will definitely be delayed.
- It's possible that the train will be delayed.
- It's likely that the train will be delayed.
Cevabı göster
It's likely that the train will be delayed.