Çam Fıstığı Neden Bu Kadar Pahalı | Çok Pahalı: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
849 kelime 186 kel/dk

Video özeti: Çin'in kuzeydoğusundaki çam fıstıkları riskli hasattan işlemeye gider; düşük verim, işçilik ve talep yüksek fiyatı açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. upwards of $117 (Sözcük anlamı ve kullanım): upwards of ifadesini 117 dolar veya daha fazlasını bildiren alt sınır tahmini olarak okuyun; up to ise üst sınırdır. 2. Because of / because (Dil bilgisi ve kalıplar): Because of sonrasında ad öbeği, because sonrasında yan cümle kullanarak risk ve elle çalışmayı sigorta maliyetine bağlayın. 3. driving the overall price of pine nuts up. (Öbek fiiller): drive ... up 'artmasına yol açmak' demektir; -ing sonuç yapısı, talebin arzı aşmasının fiyatı yükselttiğini gösterir.

Bu derste

In the remote forests of northeastern China,

0:02

Çin'in kuzeydoğusundaki ücra ormanlarda,

local harvesters climb trees as high as 100 ft to reach this region's most valuable product, Dilbilgisi

0:04

yerel toplayıcılar bölgenin en değerli ürününe ulaşmak için 100 fit yüksekliğindeki ağaçlara tırmanıyor:

Dilbilgisi

as high as 100 ft: ulaşılabilecek etkileyici bir yükseklik

Burada as high as + ölçü, yüksekliğin belirtilen düzeye ulaşabileceği anlamına gelir. Hasat işçileri 100 fit yüksekliğe ulaşabilen ağaçlara tırmanır; bu ifade, sayıyı dikkat çekici bir üst değer olarak vurgular. Kesin bir sayıyla kullanıldığında as high as, ölçüyü tarafsızca bildirmekten çok, olası değerin ne kadar büyük veya şaşırtıcı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Olası en yüksek değeri vurgulamak için cümleyi as high as ile tamamlayın: The observation tower can be ____ 300 feet.

Cevabı göster

as high as

pine nuts.

0:13

çam fıstığına.

The job is dangerous,

0:17

Bu iş tehlikeli,

but the reward is high for people willing to risk their lives. Kalıp ifadeler

0:19

ama hayatını riske atmaya hazır olan kişiler için getirisi yüksek.

Kalıp ifadeler

willing to risk their lives: ölümcül tehlikeyi kabul etmeye hazır olmak

Willing to + fiil, bir eylemi seçmeye hazır veya istekli olmak demektir. Burada to risk, willing tarafından yönetilir: insanlar ödül nedeniyle ciddi zarar görme ihtimalini kabul eder. Risk their lives, gerçek bir ölüm ihtimali varken hayatlarını tehlikeye atmak anlamına gelir. Their, people sözcüğüne gönderme yapar; özne tekil olduğunda iyelik sözcüğü de risk her life örneğindeki gibi değişir.

Alıştırma

willing to ve risk one's life kullanarak, zamiri gerektiği gibi değiştirip cümleyi tamamlayın: The firefighters were ____ to enter the collapsing building.

Cevabı göster

willing to risk their lives

In the US,

0:25

ABD'de,

pine nuts, which are actually seeds,

0:26

aslında birer tohum olan çam fıstığının

can sell for upwards of $117 a kilogram. Kelime

0:29

kilosu 117 doların üzerinde bir fiyata satılabiliyor.

Kelime

upwards of $117: yaklaşık bir alt sınır

Burada upwards of $117, 117 dolar veya daha fazlası anlamına gelir. Yaklaşık bir alt sınır verir: fiyat bu miktarın civarından başlayabilir ve daha yüksek olabilir. Kesin rakam bilinmediğinde veya değişebildiğinde, ancak en azından yaklaşık bu seviyeye ulaştığı belirtilmek istendiğinde bir sayı ya da miktardan önce upwards of kullanılır. En fazla 117 dolar anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki alt sınır ifadesiyle tamamlayın. Verilmek istenen anlam iki milyon dolar veya daha fazlasıdır: Restoring the old theater could cost ____ two million dollars.

Cevabı göster

upwards of

Compare that to the price of pistachios, Anlatım akışı

0:33

Bunu Antep fıstığının fiyatıyla karşılaştırın;

which can sell for about $39 a kilogram.

0:36

onun kilosu yaklaşık 39 dolara satılabiliyor.

Anlatım akışı

Compare that to: bir karşılaştırma noktası sunmak

Compare that to... ifadesindeki that, az önce belirtilen rakamı veya olguyu gösterir. İfade, dinleyiciden bunu sonraki rakamla yan yana koymasını ister; burada sonraki rakam Antep fıstığının fiyatıdır. Bu, bilgileri düzenleyen bir işarettir. Ayrı verilen iki olguyu açık bir karşılaştırmaya dönüştürür ve aralarındaki farka dikkat çeker; ikisinin eşit olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

İngilizce karşılaştırma işaretini dersteki ifadeyle tamamlayın: Last year the library had 8,000 visitors. ____ the 12,000 visitors it welcomed this year.

Cevabı göster

Compare that to

So, what makes pine nuts so special? Dilbilgisi

0:40

Peki çam fıstığını bu kadar özel kılan ne?

And why are they so expensive?

0:43

Ve neden bu kadar pahalı?

Dilbilgisi

Ettirgen bir soru olarak “What makes ... so special?”

“what makes + nesne + sıfat?” yapısında make ettirgen işlevdedir: “nesnenin o niteliğe sahip olmasına neden olmak” demektir; “üretmek veya imal etmek” anlamında değildir. Bu cümlede special, pine nuts ifadesini niteleyen nesne tümlecidir. Soru, çam fıstıklarına özel niteliğini hangi özelliklerin veya nedenlerin kazandırdığını sorar. Tekrar kullanılabilen “What makes + isim/zamir + sıfat?” kalıbı, bir şeyin neden belirli bir özelliğe sahip olduğunu sormak için kullanılır.

Alıştırma

Telefonun bu niteliğe sahip olmasının nedenini soran cümleyi tamamlayın: “____ this phone so durable?”

Cevabı göster

What makes

Around the world,

0:47

Dünya genelinde

there are 30 species of pine trees that produce edible seeds,

0:48

yenilebilir tohum üreten 30 çam türü var,

yet only a handful are sold commercially. Deyimler

0:52

ancak bunların yalnızca birkaçı ticari olarak satılıyor.

Deyimler

“A handful”: “çok az sayıda” anlamı

Bu cümlede a handful, “çok az sayıda” anlamına gelir. Önceki bölümdeki species ismi bağlamdan anlaşıldığı için ifade tek başına kullanılmıştır: bu türlerin yalnızca çok azı ticari olarak satılır. Buradaki ifade mecazidir; bir elde tutulabilen fiziksel bir miktarı anlatmaz. only ile birlikte kullanıldığında, ticari olarak satılan grubun yenilebilir tohum üreten 30 türe kıyasla ne kadar sınırlı olduğunu vurgular.

Alıştırma

“Thirty restaurants applied, but only a handful were selected,” cümlesinde “a handful” ne anlama gelir?

  1. restoranların tamamı
  2. tam olarak beş restoran
  3. restoranların çok azı
Cevabı göster

restoranların çok azı

Like Korean pine,

0:55

Kore çamı buna bir örnek;

which grows here in northeastern China.

0:56

bu tür burada, Çin'in kuzeydoğusunda yetişiyor.

It needs specific conditions to grow.

1:00

Yetişmek için belirli koşullara ihtiyaç duyuyor.

And unlike almonds and pecans, Anlatım akışı

1:02

Üstelik badem ve pekanın aksine,

which can be commercially grown on orchards and plantations,

1:04

bunlar meyve bahçelerinde ve plantasyonlarda ticari olarak yetiştirilebilirken,

most pine nuts come from natural forests.

1:07

çam fıstıklarının çoğu doğal ormanlardan geliyor.

Anlatım akışı

Unlike almonds and pecans: karşıtlık kurma

Cümle, çam fıstıklarının neyle karşılaştırıldığını göstermek için Unlike almonds and pecans ifadesiyle başlar. Cümlenin başındaki bu edat öbeği “badem ve pekan cevizlerinin aksine” anlamına gelir ve ana yargıdan önce karşıtlığı kurar. Virgüller arasındaki which yan cümlesi yalnızca badem ve pekan cevizleri hakkında ek bilgi verir. Ana mesaj most pine nuts come from natural forests bölümünde yeniden başlar. Unlike + isim öbeği, ana cümle kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsin.

Alıştırma

Karşılaştırmayı bir isim öbeğinin önüne yerleştirmek için cümleyi unlike ile tamamla: ____ weekday trains, weekend trains run only once an hour.

Cevabı göster

Unlike

The trees need to grow for at least 25 to 50 years

1:11

Ağaçların en az 25 ila 50 yıl büyümesi gerekiyor

before they bear cones and seeds. Kelime

1:15

ki kozalak ve tohum verebilsinler.

Kelime

Bear cones and seeds: bear fiilinin ‘üretmek’ anlamı

Burada bear, “üretmek” veya “vermek” anlamına gelen bir fiildir. Ağaçların doğal büyüme süreçlerinin bir parçası olarak sonunda kozalak ve tohum ürettiğini anlatır. Bitkilerle ilgili aynı anlam bear fruit, bear flowers ve bear crops ifadelerinde de görülür. Mecazi bear fruit ifadesinde “yararlı bir sonuç üretmek” anlamına gelir, ancak özgün cümlede anlam gerçektir.

Alıştırma

“After years of care, the cherry tree began to bear fruit,” cümlesinde bear ne anlama gelir?

  1. bir yerden başka bir yere taşımak
  2. şikâyet etmeden katlanmak
  3. üretmek
Cevabı göster

üretmek

Even after all this time,

1:18

Bunca zaman geçtikten sonra bile,

individual trees will only be ripe for picking once every 2 years. Kalıp ifadeler

1:21

her bir ağaç yalnızca iki yılda bir hasada hazır oluyor.

Kalıp ifadeler

ripe for picking: toplanacak olgunluğa gelmiş

“Ripe for picking”, meyve, tohum veya kozalakların toplanabilecek ve toplanması uygun olacak olgunluk aşamasına geldiğini belirtir. Burada picking, seçenekler arasından seçim yapmak değil, ürünü ağaçtan toplamak anlamındadır. be ripe for + isim veya -ing yapısı mecaz anlamda da kullanılabilir: Bir durum, belirli bir eylem ya da değişim için uygun aşamaya gelmiştir.

Alıştırma

ripe for ile pick fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The peaches are ____.

Cevabı göster

ripe for picking

When the time comes, Kalıp ifadeler

1:28

Zamanı geldiğinde,

Kalıp ifadeler

When the time comes: zamanı geldiğinde

“When the time comes”, beklenen veya uygun olan gelecekteki an geldiğinde anlamına gelir. Buradaki the time, saatteki kesin bir zaman olarak değil, bağlamdan anlaşılan zaman olarak kullanılır. Ana eylemin ne zaman gerçekleşeceğini belirleyen, cümle başındaki bir when zaman yan cümlesidir. Gelecekten söz edilse bile İngilizcede bu yan cümlede normalde will come değil, geniş zaman biçimi comes kullanılır: “When the time comes, we’ll act.”

Alıştırma

Bir iş arkadaşının emeklilik tarihi kesin, ancak daha yıllar var. Şu cümlede “gelecekteki o aşamada” anlamını en iyi hangi başlangıç verir: ___, we'll organize a farewell event.

  1. When the time comes
  2. If the time comes
  3. When the time is right
Cevabı göster

When the time comes

local harvesters make their way into the forest Kalıp ifadeler

1:30

yerel toplayıcılar ormanın yolunu tutuyor

Kalıp ifadeler

make their way into the forest: ormana doğru ilerleyip girmek

Make their way into, “bir yere doğru ilerleyip oraya girmek” anlamına gelir. Buradaki their, çoğul özne local harvesters ile uyumludur. Yeniden kullanılabilir kalıp make + iyelik sözcüğü + way into + yer şeklindedir: I make my way, she makes her way ve they make their way. Bu ifade yolculuğa veya ilerleme sürecine odaklanır ve hareketin zaman, dikkat ya da çaba gerektirdiğini düşündürebilir. Toplayıcıların gerçek anlamda bir yol yaptığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi make one's way into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın. After a long walk through the canyon, the hikers finally ____ the quiet valley.

Cevabı göster

made their way into

to do the most dangerous part of the job

1:32

ve işin en tehlikeli kısmını yapıyor:

the moment they arrive,

1:34

varır varmaz,

scaling those 100-ft trees to reach the cones and seeds. Kelime

1:36

kozalaklara ve tohumlara ulaşmak için 100 fitlik ağaçlara tırmanıyorlar.

Kelime

scaling those 100-ft trees: 100 fitlik ağaçlara tırmanmak

Buradaki scaling, scale fiilidir ve uzun ya da dik bir şeye “tırmanmak” anlamına gelir. Toplayıcılar kozalaklara ve tohumlara ulaşmak için ağaçlara tırmanır; ağaçları ölçmez veya büyütmezler. Scaling, vardıklarında ne yaptıklarını anlatan bir -ing ortaç yapısıdır. Bu tırmanma anlamı duvar, uçurum, dağ ve uzun ağaç gibi nesnelerle sık kullanılır ve tırmanışın zorlu olduğu izlenimini verebilir.

Alıştırma

Bu cümlede scaled ne anlama gelir? The rescue team scaled the icy wall to reach the stranded hikers.

  1. dikkatlice ölçtü
  2. tırmandı
  3. büyüttü
Cevabı göster

tırmandı

Those who are willing climb 20 to 30 trees each day,

1:41

Bu riski göze alanlar günde 20 ila 30 ağaca tırmanıyor,

armed with long poles and spikes attached to their boots, Kelime

1:53

uzun sırıklar ve botlarına takılı çivilerle donanmış halde,

Kelime

armed with: bir görev için gerekli kaynaklarla donanmış

armed with long poles and spikes attached to their boots ifadesindeki armed with, mutlaka silah taşımak değil, gerekli şeylerle donatılmış olmak anlamına gelir. İşçilerin görev için neleri kullanıma hazır bulundurduğunu gösterir. be armed with + isim öbeği kalıbı; araçları, bilgiyi, becerileri veya kanıtları da bir kişiyi harekete geçmeye hazırlayan kaynaklar olarak sunabilir.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The researchers entered the meeting ____ fresh evidence.

Cevabı göster

armed with

which they use to knock the cones to the forest floor.

1:57

bunlarla kozalakları orman zeminine düşürüyorlar.

Because of the risk Dilbilgisi

2:25

Hem risk yüzünden

and because this job can't be done by machines,

2:26

hem de bu iş makinelerle yapılamadığı için,

Dilbilgisi

Because of + isim öbeği ... because + yan tümce

Because of ve because ifadelerinin ikisi de neden bildirir, ancak farklı dil bilgisel tamamlayıcılar alır. Because of ardından because of the risk örneğindeki gibi bir isim öbeği gelir. Because ardından ise because this job can't be done by machines örneğindeki gibi özne ve fiil içeren bir yan tümce gelir. Burada iki yapı, eşit öneme sahip iki ayrı nedeni sunmak için bağlanmıştır. Seçimi yalnızca genel neden anlamını çevirerek değil, bağlayıcıdan sonra gelen dil bilgisi yapısını kontrol ederek yapın.

Alıştırma

because of ve because ifadelerini birer kez kullanarak cümleyi tamamlayın: The match was canceled ____ the heavy rain and ____ the field was unsafe.

Cevabı göster

because of · because

processors must also pay for accident insurance.

2:29

işleme şirketleri kaza sigortası da ödemek zorunda.

It costs about 900 yuan,

2:32

Bunun maliyeti yaklaşık 900 yuan,

or $139 per worker each month.

2:34

yani işçi başına ayda 139 dolar.

And insurance costs get even more expensive

2:38

Ayrıca sigorta maliyetleri hasat şirketleri için daha da yükseliyor

for harvesting companies when paying for workers by the day. Kalıp ifadeler

2:40

işçilere günlük ödeme yaptıklarında.

Kalıp ifadeler

by the day. — İşçilere günlük ödeme yapmak

By the day, ödemenin bir günlük birimler üzerinden düzenlendiğini gösterir. Bu cümlede paying for workers ifadesini açıklar: hasat şirketi işçilere haftalık, aylık ya da iş başına değil, çalışılan her gün üzerinden ödeme yapar. Bu ifade, ödeme veya ücretin nasıl hesaplandığını gösterir. İşin ya da sigortanın yalnızca bir gün sürdüğü anlamına gelmez.

Now climbing up the mountain

2:46

Artık dağa çıkıp

to get pine cones is done manually.

2:49

kozalak toplama işi elle yapılıyor.

We used to hire a truck to pull them for 500 yuan, Dilbilgisi

2:52

Eskiden onları taşımak için 500 yuana kamyon tutardık,

now it's 800.

2:55

şimdi bu 800 yuan.

Dilbilgisi

used to hire — Geçmişteki kamyon kiralama alışkanlığı

Used to hire, used to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Geçmişte tekrarlanan, ancak artık doğru olmayan veya değişmiş bir eylemi ya da düzenlemeyi anlatır. Burada konuşan kişi geçmişte düzenli olarak kamyon kiralamıştır; now ise özellikle fiyatın bulunduğu durumun değiştiğini gösterir. Bu yapı, “bir şeye alışkın olmak” anlamındaki be used to + -ing yapısından ve edilgen yapıda amaç bildiren be used to + fiilin yalın hâli yapısından farklıdır.

Alıştırma

Geçmişte kamyon kiralama alışkanlığının değiştiğini göstermek için cümleyi hangi ifade tamamlar? "We ____ a truck, but we no longer do."

  1. are used to hiring
  2. used to hire
  3. used for hiring
Cevabı göster

used to hire

Manpower used to be 300, 400,

2:56

İş gücü eskiden 300-400 yuandı,

now it's up to 900 up to the highest point.

2:57

şimdi en yüksek noktaya kadar 900 yuana çıkıyor.

Another unpredictable element of harvesting pine nuts

3:01

Çam fıstığı hasadının öngörülemeyen bir başka unsuru da

is just how much time harvesters have to collect the pine cones each season. Dilbilgisi

3:04

toplayıcıların her sezon kozalakları toplamak için ne kadar zamanı olduğudur.

Dilbilgisi

just how much time: iç içe bir yan cümlede vurgu

Just how much time, how much time ifadesini güçlendirir: tam zaman miktarının kendisi hem belirsiz hem de önemlidir. Buradaki just, “yalnızca” değil, “tam olarak” veya “gerçekten” anlamındadır. just how much time harvesters have yan cümlesinin tamamı is sözcüğünden sonra tamamlayıcı görevi görür ve öngörülemeyen diğer unsuru tanımlar. Bu yapı doğrudan soru değil, daha büyük bir cümlenin içine yerleştirilmiş bir yan cümle olduğu için harvesters have şeklindeki düz cümle sırasını korur; do harvesters have kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi just kullanan vurgulu iç içe ifadeyle tamamlayın: We need to find out ____ we have before the doors close.

Cevabı göster

just how much time

For example,

3:09

Örneğin,

the Korean pine season typically starts on September 1st

3:10

Kore çamı sezonu genellikle 1 Eylül'de başlar

and can last as long as 2 months Dilbilgisi

3:14

ve iki aya kadar sürebilir

or be as short as 20 days.

3:16

ya da yalnızca 20 gün sürebilir.

Dilbilgisi

Süre uçlarını anlatan as long as ... or as short as

As long as 2 months ve as short as 20 days, sezon süresinin birbirine zıt iki olası uç noktasını gösterir. Long ve short süreyi tanımlar; as ... as kalıbı ise bir sezonun ulaşabileceği uç değeri sunar. Paralel can last ... or be ... yapısı aralığı açıkça gösterir: bazı sezonlar iki ay sürebilirken bazıları yalnızca 20 gün sonra sona erebilir. Buradaki as long as, “bu uzunluğa kadar sürebilen” anlamındadır; “şu koşulla ki” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi olası en uzun ve en kısa süreleri belirten eşleşmiş ifadelerle tamamlayın: The battery life can be ____ twelve hours or ____ two hours in extreme cold.

Cevabı göster

as long as · as short as

This brief window of time Deyimler

3:19

Bu kısa zaman aralığı,

means laborers have to collect as many cones as possible Dilbilgisi

3:20

işçilerin mümkün olduğunca çok kozalak toplamasını

into their large burlap sacks.

3:23

ve bunları büyük çuvallarına doldurmasını gerektiriyor.

Deyimler

brief window of time: harekete geçmek için kısa bir fırsat

Bu cümlede brief window of time, işin yapılabileceği kısa ve sınırlı bir süreyi ifade eder. Window burada mecazidir: bu süreyi yakında kapanacak bir açıklık gibi gösterir. Bu ifade çoğu zaman yalnızca sürenin uzunluğunu değil, bir eylem fırsatını vurgular. Kullanılabilir zaman kısa olduğu için işçilerin bu fırsat sona ermeden hızlı davranması gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede brief window of time ne anlama gelir: “There is a brief window of time to submit the form before the site closes”?

  1. Form göndermenin mümkün olduğu kısa ve sınırlı bir süre
  2. Zaman sınırı olmayan uzun bir dönem
  3. İnternet sitesinin yanında bulunan fiziksel bir açıklık
Cevabı göster

Form göndermenin mümkün olduğu kısa ve sınırlı bir süre

Dilbilgisi

as many cones as possible: sayılabilir bir miktarı en üst düzeye çıkarma

as many + çoğul sayılabilir isim + as possible kalıbı, durumun izin verdiği en büyük sayıyı ifade eder. Bu cümlede cones çoğul ve sayılabilir bir isimdir; bu nedenle sayısını belirtmek için many kullanılır. Bu kalıp kesin bir sayı değil, ulaşılabilecek en yüksek hedefi belirtir. Neyin mümkün olduğu zaman, alan veya beceri gibi pratik sınırlara bağlıdır.

Alıştırma

Cümleyi sayılabilir öğelerin mümkün olan en büyük sayısını belirten kalıpla tamamlayın: “Pack as ____ flashlights as ____ into the van.”

Cevabı göster

many · possible

On average,

3:26

Ortalama olarak,

they can fill 4 to 6 bags a day,

3:27

günde dört ila altı çuval doldurabiliyorlar,

with a single sack often weighing as much as 142 lb.

3:29

üstelik tek bir çuval çoğu zaman 142 libreye kadar çıkıyor.

They get paid by processors in two ways.

3:36

İşleme şirketleri onlara iki şekilde ödeme yapıyor.

First, Anlatım akışı

3:38

Birincisi,

they earn a day rate, Kelime

3:39

günlük yevmiye alıyorlar;

which is around $123 a day.

3:40

bu da günde yaklaşık 123 dolar.

Kelime

a day rate: bir günlük çalışma ücreti

“A day rate”, bir işçinin ya da yüklenicinin bir günlük çalışma karşılığında kazandığı veya bir hizmet sağlayıcının bir gün için talep ettiği sabit tutardır. Bu cümlede günlük yaklaşık 123 dolar, işçilerin ücretini hesaplamanın ilk temelidir. Bu ifade, ödemeyi hesaplamak için kullanılan birimi belirtir. Kişinin toplam geliri anlamına gelmez ve işin yalnızca bir gün sürdüğünü de zorunlu olarak göstermez.

Alıştırma

Bir tasarımcı her tam çalışma günü için sabit 400 dolar alıyor. Bu 400 dolar neyi ifade eder?

  1. the designer's hourly rate
  2. the designer's day rate
  3. the designer's total salary
Cevabı göster

the designer's day rate

And second,

3:43

İkincisi,

they get paid by how much they harvest. Kalıp ifadeler

3:43

topladıkları miktara göre ücret alıyorlar.

Anlatım akışı

Numaralandırma işaretleri olarak First, ... And second,

“First,” birinci maddeyi, “And second,” ise ikinci maddeyi bildirir. Burada second, zaman birimi değil, “iki numaralı madde” anlamındaki sıra sayısıdır. Bu yönlendirici ifadeler iki paralel ödeme yöntemini açıkça numaralandırır. And ayrıca ikinci maddeyi aynı listedeki birinci maddeye bağlayarak uzun bir açıklamanın takip edilmesini kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi ifade çifti iki ödeme yöntemini en açık biçimde numaralandırır?

  1. First, they receive a fixed fee. After a second, they earn a bonus.
  2. At first, they receive a fixed fee. In a second, they earn a bonus.
  3. First, they receive a fixed fee. And second, they earn a bonus.
Cevabı göster

First, they receive a fixed fee. And second, they earn a bonus.

Kalıp ifadeler

get paid by how much they harvest: üretime göre ücret

Get paid, yapılan iş karşılığında para almak demektir. get paid by how much they harvest ifadesinde by, işçilerin ücretini hesaplamak için kullanılan ölçütü, yani hasat ettikleri miktarı belirtir. Burada ödemeyi yapan kişiyi göstermez. How much they harvest dolaylı soru yan cümlesidir ve by edatının nesnesi olarak işlev görür. Soru cümlesi dizilişi yerine they harvest biçimindeki düz cümle dizilişini korur. Kullanılabilir diğer kalıplar arasında get paid by the hour ve get paid by how many units you complete bulunur.

Alıştırma

Dersteki ücret hesaplama kalıbıyla cümleyi tamamlayın: At this farm, seasonal workers ____ how much fruit they collect.

Cevabı göster

get paid by

As of September 2021, Kalıp ifadeler

3:46

Eylül 2021 itibarıyla,

a processor will pay $720 for four full bags of cones.

3:47

bir işleme şirketi dört dolu kozalak çuvalı için 720 dolar ödüyor.

Kalıp ifadeler

As of September 2021: referans tarihi belirtmek

As of September 2021, ardından gelen fiyat için Eylül 2021'i referans noktası olarak belirler. Burada, o sırada geçerli olan bilgilere göre işleyicinin teklif ettiği fiyatın 720 dolar olduğu anlamına gelir; rakamı kalıcı bir gerçek gibi sunmak yerine belirli bir tarihle sınırlar. Cümleye bağlı olarak as of, belirli bir tarihteki durumu veya o tarihten itibaren geçerli olan bir değişikliğin başlangıcını gösterebilir. Bu cümle esas olarak o ana ait bir görünüm sunar; bu nedenle fiyatın daha sonra da 720 dolar kaldığını veya bugün hâlâ 720 dolar olduğunu tek başına iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ücretin belirli bir referans tarihindeki durumunu bildirir ancak o tarihten beri sürdüğünü veya o tarihe kadar ulaşılması gerektiğini söylemez?

  1. By July 1, 2024, the fee will be $20.
  2. As of July 1, 2024, the fee is $20.
  3. Since July 1, 2024, the fee has been $20.
Cevabı göster

As of July 1, 2024, the fee is $20.

These bags then go to a processing facility

3:53

Bu çuvallar daha sonra bir işleme tesisine götürülüyor;

where the cones are opened and crushed Dilbilgisi

3:57

burada kozalaklar açılıp eziliyor

to reveal the pine nut shells inside.

3:59

ve içlerindeki kabuklu çam fıstıkları ortaya çıkarılıyor.

Dilbilgisi

are opened and crushed: eş görevli edilgen eylemler

are opened and crushed ifadesinde kozalaklar iki eyleme maruz kalır. Ortak yardımcı fiil are ile geçmiş zaman ortaçları opened ve crushed, eş görevli bir edilgen yapı oluşturur: are opened and are crushed. Bu yapı, malzemeyi ve işleme adımlarını odakta tutar. İşi yapan kişilerin veya makinelerin kimliği bilinmiyorsa ya da önemli değilse bunlardan söz edilmeyebilir.

Alıştırma

Süreç cümlesini wash ve slice fiillerinin eş görevli edilgen biçimleriyle tamamlayın: The apples ____ before they are dried.

Cevabı göster

are washed and sliced

Cones that are sold to processors

4:05

İşleme şirketlerine satılan kozalaklar

often come in green and unripened

4:06

çoğu zaman yeşil ve olgunlaşmamış halde geliyor

and need additional processing.

4:09

ve ek işlemden geçirilmeleri gerekiyor.

If it's early on,

4:12

Sezonun başlarındaysak,

because this is too light,

4:12

bu çok hafif olduğu için

it hasn't opened

4:14

henüz açılmamıştır.

yet. It has to be let to ferment

4:15

Fermante olması için bekletilmeli

with a cloth to let it heat up.

4:18

ve ısınması için üzeri bir bezle örtülmeli.

It will open up like this.

4:22

Böyle açılır.

It's easier to work with the machine that I just bought.

4:33

Yeni aldığım makineyle çalışmak daha kolay.

On September 1st,

4:40

1 Eylül'de,

I have to wait until the 15th or the 10th

4:41

ayın 10'una ya da 15'ine kadar beklemem gerekiyor

to work with them.

4:43

onları işlemek için.

But after the 15th of September,

4:46

Ama 15 Eylül'den sonra,

it's not necessary to do

4:47

bunu yapmaya gerek

that. I can work with them the same day.

4:49

kalmıyor. Aynı gün işleyebiliyorum.

Knowing exactly when a pine cone needs to be threshed Notlar

4:52

Bir kozalağın tam olarak ne zaman harmanlanması gerektiğini bilmek

is an important part of the process,

4:55

sürecin önemli bir parçasıdır,

Dilbilgisi

Knowing exactly when ... is: özne olarak gerund yan cümleciği

Knowing exactly when a pine cone needs to be threshed şeklindeki -ing yan cümleciğinin tamamı cümlenin öznesidir. Knowing bir gerund, yani isim görevi gören bir -ing biçimidir; when yan cümleciği ise tam olarak neyin bilinmesi gerektiğini belirterek anlamı tamamlar. Bu özne tek bir etkinliği veya bilgi parçasını adlandırdığı için ana fiil tekildir: is. Gömülü when yan cümleciğinde doğrudan soru sırası değil, when a pine cone needs to be threshed biçimindeki düz cümle sırası kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle knowing yan cümleciğini doğru biçimde özne olarak kullanır ve gömülü when yan cümleciğinde düz cümle sırasını korur?

  1. Knowing exactly when the bread needs to come out are an important part of baking.
  2. Knowing exactly when does the bread need to come out is an important part of baking.
  3. Knowing exactly when the bread needs to come out is an important part of baking.
Cevabı göster

Knowing exactly when the bread needs to come out is an important part of baking.

Kelime

threshed: işleyerek tohumları ayırmak

Burada threshed, thresh fiilinin edilgen yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır. Çam kozalağının dövülmesi, döndürülmesi veya mekanik olarak işlenmesi ve böylece tohumların onları tutan maddeden ayrılması anlamına gelir. Temel fikir yalnızca bir şeye vurmak değil, ayırmaktır. Süreç açıklamalarında thresh, tohum çıkarma aşamasını belirtir; benzer bir mekanik işlem tohumları serbest bırakıyorsa geleneksel tahılların dışında da kullanılabilir.

Alıştırma

Çam kozalağı işleme sürecini anlatan cümlede threshed ne anlama gelir?

  1. Kozalağın tam boyutunu belirlemek için ölçülmüş
  2. Tohumların kozalaktan ayrılması için dövülerek veya mekanik işlemle işlenmiş
  3. Tohumlar pahalanıncaya kadar depolanmış
Cevabı göster

Tohumların kozalaktan ayrılması için dövülerek veya mekanik işlemle işlenmiş

as it can determine the quality of the seeds inside

4:57

çünkü bu, içindeki tohumların kalitesini

and ultimately the final price they can be sold for. Dilbilgisi

5:00

ve nihayetinde satılabilecekleri son fiyatı belirleyebilir.

Dilbilgisi

the final price they can be sold for: atılmış that ve sondaki for

Burada they, seeds sözcüğünü belirtir. they can be sold for sözleri, price sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesi oluşturur. Atılan ilgi zamiri that olarak geri getirilebilir: the price that they can be sold for. Bu zamir, sondaki for edatının nesnesi olduğu için atılmıştır. Sondaki for, sell something for a price kalıbının parçasıdır. Altta yatan they can be sold for that price anlamında for, satıştan alınan miktarı belirtir. Amaç bildirmez ve gereksiz yere eklenmiş bir sözcük değildir.

Alıştırma

Cümleyi sell for a price kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: This is the lowest price the laptop can be sold ____.

Cevabı göster

for

If you don't process them quickly,

5:04

Hızlıca işlemezseniz,

they will ferment and go bad. Kalıp ifadeler

5:06

fermente olup bozulurlar.

Kalıp ifadeler

Yiyeceklerin bozulmasını anlatan go bad

Bu cümlede go bad, çam fıstıklarının işlenmeden bırakıldıkları için kullanılabilir bir gıdadan bozulmuş bir gıdaya dönüşeceğini ifade eder. Bad onların ahlakını veya performansını değil, durumunu anlatır. go + sıfat yapısında go bir durum değişikliğini gösterir. Yiyecek ve içeceklerle kullanılan go bad, bir şeyin artık taze veya kullanıma uygun olmadığını anlatan yaygın bir günlük ifadedir.

Alıştırma

Cümleyi go bad ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The milk smells sour, so it has ____.

Cevabı göster

gone bad

It will affect the color of the pine nuts,

5:09

Bu, çam fıstıklarının rengini,

and the quality and the taste.

5:11

kalitesini ve tadını etkiler.

But we will process them quickly

5:16

Ama biz onları hızlıca işler,

and not let them sit for too long. Dilbilgisi

5:20

çok uzun süre bekletmeyiz.

Dilbilgisi

Let them sit: let + nesne + fiilin yalın hâli

let + nesne + fiilin yalın hâli, nesnenin bir şey yapmasına veya belirli bir durumda kalmasına izin vermek anlamına gelir. Bu nedenle let them sit yapısında to sit değil, sit kullanılır. Burada sit insanların oturması anlamına gelmez. Malzemelerin işlenmeden bulundukları yerde kalması anlamına gelir. Bağlamdaki not, let fiilini olumsuz yapar: Konuşanlar bu işlenmemiş durumun çok uzun sürmesini engelleyecektir.

Alıştırma

Cümleyi let sonrasında sit fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Don't let the wet towels ____ in the basket overnight.

Cevabı göster

sit

It's only after the pine cone scales are opened Dilbilgisi

5:29

Çam kozalağının pulları ancak açıldıktan sonra

that the pine nuts can be extracted.

5:31

çam fıstıkları çıkarılabilir.

Dilbilgisi

It's only after ... that ... vurgu kalıbı

Vurgulu It is only after X that Y yapısında only sözcüğünün kapsamı after X'tir. Cümle X'i önce gerçekleşmesi gereken zorunlu koşul olarak sunar: X tamamlanmadan Y gerçekleşemez. Sade bir after yan cümlesine göre bu yapı, bağımlılığı ve sıralamayı daha güçlü biçimde vurgular. Burada koşul pulların açılmasıdır; anlam, yalnızca çam fıstıklarının çıkarıldığı değildir. Vurgulanan iki bölüm birlikte kesintili tek bir kalıp oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi vurgu kalıbının iki parçasıyla tamamlayın: ____ the final safety check ____ the doors can be opened.

Cevabı göster

It's only after · that

And even then, Anlatım akışı

5:33

Buna rağmen,

the cones don't yield many seeds. Kelime

5:34

kozalaklardan çok fazla tohum çıkmaz.

Anlatım akışı

Ödünleme bağlantısı olarak even then

Even then, sonraki iddiayı az önce sözü edilen aşamaya veya koşula bağlar ve bir ödünleme anlamı ekler: O elverişli noktaya ulaşılmış olsa bile beklenen sonuç hâlâ sınırlıdır. Burada then, kozalakların tohumların çıkarılmasına yetecek kadar açıldığı aşamaya gönderme yaparken even, sonraki gerçeğin şaşırtıcı veya hayal kırıklığı yaratıcı olduğunu belirtir. Savı yalnızca olay A → olay B şeklinde değil, koşul karşılandı → ek engel şeklinde düzenler.

Alıştırma

Bir ekip son tarihi zaten uzattı, ancak iş yine de bitmeyebilir. Hangi cümle bu olumlu adımın sorunu çözemeyebileceğini en iyi vurgular?

  1. Even then, we might not finish the work.
  2. Then, we might not finish the work.
  3. At first, we might not finish the work.
Cevabı göster

Even then, we might not finish the work.

Kelime

yield many seeds: üretim bildiren geçişli fiil yield

Burada yield, “bir miktar ya da sonuç üretmek” anlamında geçişli bir fiildir. The cones kaynağı, many seeds ise üretilen şeyi ve miktarını belirtir. don't yield many seeds içinde geçtiği için cümle, kozalakların hiç tohum üretmediğini değil, az sayıda tohum ürettiğini söyler. Bu üretim anlamı; tarım ürünleri, malzemeler, süreçler veya yatırımlardan elde edilen çıktıyı anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Rapor cümlesini yield fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: In a good year, one hectare can ____ three tons of wheat.

Cevabı göster

yield

A single pine cone can produce 2 kg on average.

5:38

Tek bir kozalaktan ortalama 2 kg çıkabilir.

So,

5:41

Yani,

some of them can weigh 1 kg.

5:43

bazılarının ağırlığı 1 kg olabilir.

This means that 250 kg of pine cones Anlatım akışı

5:46

Bu da 250 kg kozalaktan

yields only 50 kg of pine nuts.

5:49

yalnızca 50 kg çam fıstığı elde edildiği anlamına gelir.

Anlatım akışı

This means that: kanıttan sonuca geçmek

This means that, hemen önce verilen bilgiye gönderme yapar ve bu bilgiden çıkarılan sonucu ya da çıkarımı tanıtır. Burada This, daha önceki ağırlık ve üretim rakamlarını belirtirken that yan cümlesi bu rakamların düşük çıktı hakkında ne gösterdiğini açıklar. Bu ifade açıklamayı iki adımda düzenler: önce bir gerçek veya hesaplama sunulur, ardından bundan çıkan yorum belirtilir. Bu nedenle mean burada yalnızca “bir sözcüğü ya da ifadeyi tanımlamak” değil, “ima etmek, anlamına gelmek” anlamındadır.

Alıştırma

Okuyun: The road is flooded. This means that the school bus cannot get through. This means that burada ne yapıyor?

  1. Yolun su altında olması gerçeğinden çıkarılan bir sonucu tanıtır.
  2. school bus sözcüklerini tanımlar.
  3. Yolun neden su altında kaldığını açıklar.
Cevabı göster

Yolun su altında olması gerçeğinden çıkarılan bir sonucu tanıtır.

Because a majority of pine trees grow in natural forests,

5:53

Çam ağaçlarının çoğu doğal ormanlarda yetiştiği için,

there are large variations in the yield from year to year. Kalıp ifadeler

5:56

verim yıldan yıla büyük değişiklik gösterir.

Kalıp ifadeler

from year to year: farklı yıllar arasındaki değişimler

From year to year, “birkaç yıllık bir dönem boyunca bir yıldan diğerine” anlamına gelir. Burada verimin farklı yıllarda büyük ölçüde değişebileceğini gösterir. Bu ifade yıllar arasındaki değişimi vurgular. Yalnızca bir şeyin her yıl bir kez veya düzenli olarak gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi “farklı yıllar boyunca” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The team's performance can vary greatly ____.

Cevabı göster

from year to year

This causes demand to often outweigh supply, Kelime

6:00

Bu nedenle talep çoğu zaman arzı aşar,

Kelime

outweigh supply: talebin arzdan büyük olması

Burada outweigh mecaz anlamda kullanılır: talep arzdan daha büyüktür. A outweighs B yapısı, A’nın ağırlık, önem, değer, etki veya güç bakımından B’den daha fazla olduğunu belirtir. Özne, karşılaştırmanın daha güçlü tarafını gösterir. Burada demand özne, supply ise nesne olduğu için bunların yerini değiştirmek anlamı tersine çevirir.

Alıştırma

Cümleyi outweigh fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: For this role, practical experience ____ formal qualifications.

Cevabı göster

outweighs

driving the overall price of pine nuts up. Öbek fiiller

6:03

bu da genel çam fıstığı fiyatını yükseltir.

Öbek fiiller

drive the overall price of pine nuts up: çam fıstığının genel fiyatını yükseltmek

“driving the overall price of pine nuts up” ifadesinde drive ... up, bir şeyin yükselmesine neden olmak anlamına gelir. the overall price of pine nuts ad öbeği drive ile up arasındaki nesnedir; yapı drive + nesne + up şeklindedir. -ing yan cümlesi driving ... up, fiyat artışını talebin arzı aşmasının sonucu olarak gösterir. Bu yapı bir nedeni, onun oluşturduğu ekonomik sonuca bağlar.

Alıştırma

Drive fiiline “artmasına neden olmak” anlamını veren sözcükle cümleyi tamamlayın: A cocoa shortage can drive chocolate prices ____.

Cevabı göster

up

But the price of each pine nut

6:06

Ancak her bir çam fıstığının fiyatı

also depends on its size.

6:08

boyutuna da bağlıdır.

It's 28 to 30 for big ones,

6:10

Büyük olanlar 28 ila 30,

30 to 32 for big ones.

6:13

büyük olanlar 30 ila 32.

$5 to $6.

6:17

5 ila 6 dolar.

That's a big difference,

6:20

Bu büyük bir fark,

because the high-end stuff is still more valuable. Kelime

6:22

çünkü üst kalite ürün hâlâ daha değerli.

Kelime

high-end stuff: üst segment ürünler

“high-end stuff” ifadesinde high-end, pahalı, üstün kaliteli veya kendi pazarının üst kısmına yakın bir şeyi anlatır. Stuff, konuşulan ürünleri genel olarak belirten gündelik bir sözcüktür; burada daha yüksek kalite ya da daha büyük boyut kategorisindeki daha değerli çam fıstıklarını ifade eder. Stuff bu kullanımda sayılamayan bir isimdir ve tekil dil bilgisiyle kullanılır: high-end stuff is denir, high-end stuffs are denmez. Belirgin bir niteleme olan high-end ile genel bir isim olan stuff sözcüklerini birleştirmek konuşmada doğal gelir.

Alıştırma

Her iki konuşmacı da hangi ürünlerin kastedildiğini biliyorsa gündelik konuşmada hangi cümle doğaldır?

  1. The stuff high-end is more expensive.
  2. The high-end stuffs are more expensive.
  3. The high-end stuff is more expensive.
  4. The high-end stuff are more expensive.
Cevabı göster

The high-end stuff is more expensive.

Once processed, Dilbilgisi

6:26

İşlendikten sonra,

some seeds are sold as they are now,

6:27

bazı tohumlar şu anki halleriyle,

Dilbilgisi

Once processed: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi

Once processed, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış hâlidir. Tam biçimi once the seeds are processed şeklindedir: once, işlemenin tamamlanmasından sonraki noktayı belirtir; processed ise tohumların eyleme maruz kaldığını gösterir. processed sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan some seeds ifadesidir. İki yan cümle aynı şeye gönderme yaptığında bu kısaltma süreç anlatımını daha özlü hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için "once the forms are approved" ifadesini kısaltın: "____, the forms are filed automatically."

Cevabı göster

Once approved

in their shells.

6:29

kabuklarının içinde satılır.

Others are sold

6:31

Diğerleri ise

as the white nuts you see in dishes like pesto.

6:32

pesto gibi yemeklerde gördüğünüz beyaz çam fıstığı olarak satılır.

They are the same nuts,

6:35

Aslında aynı çam fıstıklarıdır,

just with the outer shell removed. Dilbilgisi

6:36

yalnızca dış kabukları çıkarılmıştır.

Dilbilgisi

just with the outer shell removed: with + isim + geçmiş zaman ortacı

just with the outer shell removed ifadesinde with, ana cümleye eşlik eden bir sonuç durumunu belirtir: the outer shell isim öbeğini geçmiş zaman ortacı removed izler; bu da kabuğun eyleme maruz kaldığını ve artık bulunmadığını gösterir. Burada just, “yalnızca” anlamına gelir. Bu nedenle ifade, kabuğun çıkarılmasının tek değişiklik olduğunu ve yemişlerin diğer yönlerden aynı kaldığını anlatır. Removed cümlenin ana fiili değildir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı just + with + isim + geçmiş zaman ortacı ile tamamlayın: "It is the same jacket, ____." The zipper has been replaced.

Cevabı göster

just with the zipper replaced

The two largest producers of pine nuts

6:39

En büyük iki çam fıstığı üreticisi

are East Asia and the Mediterranean.

6:41

Doğu Asya ve Akdeniz'dir.

Korean pine,

6:44

Kore çamı,

which is the most common species to grow in China,

6:45

Çin'de en yaygın yetişen türdür

makes up 59% of the world's global supply. Öbek fiiller

6:47

ve dünya arzının %59'unu oluşturur.

Öbek fiiller

makes up + yüzde: bütün içindeki payı belirtmek

Bu cümlede makes up, “oluşturur” veya “payına sahiptir” anlamına gelir. Korean pine daha büyük bir bütünün parçası olarak sunulur ve 59% bu parçanın dünya arzı içindeki oranını belirtir. Aktarılabilir kalıp A makes up X% of B şeklindedir; A parçayı, B ise bütünü gösterir. Buradaki make up “oluşturmak” anlamındadır; “uydurmak”, “makyaj yapmak” veya “barışmak” anlamlarında değildir.

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiilin doğru biçimiyle tamamlayın: In this survey, first-time buyers ____ 38% of all customers.

Cevabı göster

make up

By 2025,

6:52

2025 yılına kadar,

the pine nut market is expected to grow by $332 million. Dilbilgisi

6:53

çam fıstığı pazarının 332 milyon dolar büyümesi bekleniyor.

Dilbilgisi

is expected to grow: bir tahmini aktarmak

is expected to grow, edilgen aktarım kalıbı olan be + expected + to-infinitive yapısını kullanır. Büyümeyi, kaynağı belirtilmeyen veya belirtilmesi gerekmeyen bir tahmin olarak sunar; konuşanın kişisel sözü olarak sunmaz. Bu yapı tamamlanmış bir gerçeği ya da garantiyi değil, makul bir beklentiyi gösterir. Burada By 2025 tahminin hedef zamanını verir; grow by $332 million ise pazarın son değerinin 332 milyon dolar olması değil, bu miktarda artması anlamına gelir.

Alıştırma

Analistler büyüme öngörüyor, ancak sonuç kesin değil. Bu duruma en uygun cümle hangisidir?

  1. The market is expected to grow next year.
  2. The market grew last year.
  3. The market is guaranteed to grow next year.
Cevabı göster

The market is expected to grow next year.

And with a growing demand for foods like pesto and hummus, Dilbilgisi

6:59

Pesto ve humus gibi yiyeceklere talep arttıkça,

it's likely that the price you pay for pine nuts Dilbilgisi

7:03

çam fıstığına ödediğiniz fiyatın

will only continue to rise.

7:05

yükselmeye devam etmesi muhtemel.

Dilbilgisi

with a growing demand: sonuca arka plan oluşturmak

Bu cümlede with a growing demand, ana cümledeki fiyat tahminini açıklamaya yardımcı olan bir arka plan koşulu sunar. Burada with bir isim öbeğini başlatır; sahiplik veya eşlik anlamı taşımaz. Aktarılabilir kalıp, with + isim öbeği ve ardından bir sonuç ya da değerlendirme bildiren ana cümledir. Analitik anlatımda bir eğilim, koşul veya durum kısa biçimde verildikten sonra bundan doğan sonuç açıklanabilir.

Alıştırma

Artan talebi arka plan olarak sunmak için İngilizce cümleyi dersteki tam dört sözcükle tamamlayın: ____ for home batteries, factories are increasing output.

Cevabı göster

With a growing demand

Dilbilgisi

it's likely that: temkinli bir tahmin yapmak

It's likely that, tam bir yan cümleyi başlatır ve içeriğini kesin değil, olası olarak sunar. Burada fiyat artışının sürmesi, garantili bir gerçek değil, gerekçeli bir tahmin olarak verilir. it is likely that + yan cümle kalıbı, bir değerlendirmeyi kişiyi belirtmeden ifade etmenin yoludur. Konuşan veya yazan kişi, görüşün kime ait olduğunu söylemeden temkinli tahminlerde veya çıkarımlarda bulunabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, muhtemel bir sonucu kesinmiş gibi sunmadan temkinli biçimde tahmin eder?

  1. The train will definitely be delayed.
  2. It's possible that the train will be delayed.
  3. It's likely that the train will be delayed.
Cevabı göster

It's likely that the train will be delayed.