İnsanlar neden tarikatlara katılır? - Janja Lalich: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Jonestown vakasını başlangıç noktası alan video, modern kültlerin yeni dinlerden nasıl ayrıldığını; savunmasız insanları nasıl topladığını, itaati nasıl dayattığını, şüpheleri nasıl bastırdığını ve kalıcı zararlara nasıl yol açtığını anlatıyor. Ayrıca üyelerin hangi yollarla ayrılabildiğini ve hukukun ne zaman müdahale edebileceğini ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Billed as — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Medya dilinde sık görülen bu ifadeyi “şöyle sunulan veya tanıtılan” anlamında kavrayabilir, tanıtılan imge ile gerçeklik arasında çoğu zaman örtük bir fark bulunduğunu anlayabilirsiniz. Jonestown’ın ütopya diye pazarlanmasına karşın hapishaneye benzer biçimde işlemesi gibi karşıtlıkları tanıtmak için kullanılabilir. 2. works like a pyramid scheme, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Piramit düzeni benzetmesinin, eski üyelerin yeni takipçiler getirdiği katmanlı bir üye toplama sistemini açıkladığını fark edebilirsiniz. Bu, haberlerde gerçek hayattan alınan benzetmeleri yorumlamaya ve bir örgütün nasıl genişlediğini anlatmaya yardımcı olur. 3. though most cults don't lead members to their death, they can still be — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: though… still… ödünleme yapısını kullanarak dengeli bir risk değerlendirmesi kurabilirsiniz: en uç sonucun yaşanmaması, ciddi zararın bulunmadığı anlamına gelmez. Tartışmalarda siyah-beyaz ve ya hep ya hiç türü sonuçlardan kaçınmak için yararlıdır.
Bu derste
When Reverend Jim Jones founded the People's Temple in 1955, Kültür
0:07Rahip Jim Jones 1955 yılında Halkın Tapınağı'nı kurduğunda,
Reverend Jim Jones: din görevlisi unvanı olarak Reverend
Reverend, bir kişinin adından önce kullanılan Hristiyan din görevlisi unvanıdır. Reverend Jim Jones ifadesinde ad Jim Jones'tur; Reverend ise kişiyi tanıtmaya yarayan dini görev bilgisini verir. Bu yapıyı bir biyografide veya haber sunumunda gördüğünüzde, üç parçalı bir ad olarak değil, unvan + kişi adı olarak okuyun. Kesin dini görev mezhebe göre değişebilir.
Alıştırma
Reverend Jim Jones ifadesinde Reverend ne işe yarar?
- Jim Jones'un ikinci adıdır.
- Kurduğu örgütün adıdır.
- Jim Jones'un Hristiyan bir din görevlisi olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Jim Jones'un Hristiyan bir din görevlisi olduğunu belirtir.
few could have imagined its horrifying end. Kalıp ifadeler
0:12çok az kişi bu korkunç sonu hayal edebilirdi.
few could have imagined: neredeyse hiç kimse öngöremedi
Bu cümlede few could have imagined, sonu neredeyse hiç kimsenin öngöremediği anlamına gelir. Few olumsuz bir anlam taşır ve bunu hayal edebilecek kişilerin sayısının son derece az olduğunu vurgular. Could have imagined, daha sonraki bir noktadan insanların daha önce neyi hayal edebileceklerine dönüp bakar. Tarih ve haber anlatılarında bu yapı, o dönemde son derece beklenmedik olan sonraki bir sonucu tanıtmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Sonucu neredeyse hiç kimsenin öngörmediğini göstermek için cümleyi bu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: Before the tournament began, ____ that the last-ranked team would win.
Cevabı göster
few could have imagined
This progressive religious movement rose in popularity and gained support from some of San Francisco's most prominent politicians. Notlar
0:16Bu ilerici dini hareket giderek popülerleşti ve San Francisco'nun en önde gelen siyasetçilerinden bazılarının desteğini kazandı.
progressive religious movement: reform yönelimini belirten progressive
progressive religious movement ifadesinde progressive, hareketi toplumsal ve siyasi bakışına göre sınıflandıran bir sıfattır. Reform, eşitlik veya toplumsal açıdan daha liberal tutumlara yönelimi anlatır; hareketin yalnızca ilerleme kaydettiği anlamına gelmez. Siyaset, din veya toplum hakkındaki haberlerde bu etiket, bir grubu diğer tutumlara göre konumlandırır. Kesin içeriği zamana, yere ve konuya bağlıdır; dolayısıyla bu kelime tek başına grubun bütün inançlarını göstermez.
Alıştırma
progressive religious movement ifadesinde progressive esas olarak neyi belirtir?
- Reforma ve toplumsal açıdan liberal değişime yönelim
- Hareketin hızla ileriye gitmesi
- Hareketin zaten daha başarılı hâle gelmiş olması
Cevabı göster
Reforma ve toplumsal açıdan liberal değişime yönelim
rose in popularity: popülerlik artışı
Rose in popularity, bir şeyin daha popüler hâle geldiği anlamına gelir: zamanla daha fazla insan özneyi tanımaya, beğenmeye veya desteklemeye başlamıştır. Rose, rise fiilinin basit geçmiş biçimidir; in popularity ise artan ölçünün popülerlik olduğunu gösterir. Değişimi öznenin kendisi yaşadığı için rise geçişsizdir. Bir program, kişi, ürün, fikir veya hareket rise in popularity ifadesinin öznesi olabilir. Bu kullanım özellikle haberlerde, tarih anlatılarında ve çözümleyici yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi rise in popularity ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The neighborhood bakery ____ after a food critic praised it.
Cevabı göster
rose in popularity
Jones moved with several hundred followers to establish the commune of Jonestown in Guyana. Kültür
0:29Jones, Guyana'da Jonestown komününü kurmak için birkaç yüz takipçisiyle birlikte oraya taşındı.
amidst revelations of: ifşaları olayın arka planı olarak verme
Bu cümlede amidst revelations of, taşınma eyleminin gerçekleştiği arka planı tanıtır. Amidst “ortasında” veya “sırasında” anlamına gelirken revelations of brainwashing and abuse, bu uygulamalarla ilgili yeni bilgilerin açığa çıktığını belirtir. Buradaki revelations, dini mesajları değil, daha önce gizli olan bilgilerin ifşa edilmesini ifade eder. Bu ifade, zarar verici bilgilerin ortaya çıkmasını o ortamda gerçekleşen bir eylemle ilişkilendirir; ancak tek başına ifşaların eyleme neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni açıklanan zarar verici bilgileri bir istifanın arka planı olarak sunuyor?
- The director resigned amidst revelations of concealed safety failures.
- The director resigned amidst allegations of misconduct that had not been proven.
- The director resigned amidst reports of an approaching storm.
Cevabı göster
The director resigned amidst revelations of concealed safety failures.
the commune of Jonestown: örgütlü bir kolektif yerleşim
Burada the commune of Jonestown, üyelerin ortak kurallar ve liderlik altında birlikte yaşadığı, Jonestown adlı örgütlü toplu yerleşimi ifade eder. Commune hem kolektif yaşam çevresinde oluşturulmuş bir grubu hem de bu grubun yaşadığı yeri adlandırır. Bu nedenle ifade, Jonestown'u sıradan bir kasaba veya mahalleden daha fazlası olarak sunar. of yapısı komünün adını belirtir: Jonestown adlı komün.
Alıştırma
“They founded a commune where members shared work and daily life,” cümlesinde commune ne anlama gelir?
- yalnızca konumuyla tanımlanan sıradan bir kasaba
- aynı bölgede yaşayan herhangi bir insan grubu
- kolektif yaşama dayalı örgütlü bir grup ve onun yerleşimi
Cevabı göster
kolektif yaşama dayalı örgütlü bir grup ve onun yerleşimi
the colony was more like a prison camp. Dilbilgisi
0:38koloni daha çok bir esir kampına benziyordu.
Billed as: kamuoyuna ... olarak tanıtılan
Be billed as, bir şeyin belirli bir biçimde “kamuoyuna tanıtılması veya sunulması” anlamına gelir. Buradaki bill, bir şeyin insanlara nasıl tanıtıldığını anlatan fiildir; borç tutarını gösteren “fatura” anlamındaki isim değildir. Billed as a utopian paradise, the colony öznesini niteleyen geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Önce tanıtımda sunulan imgeyi verir; ana cümle ise gerçeğin daha çok bir esir kampına benzediğini söyleyerek bu imgeyi tersine çevirir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: ____ a peaceful retreat, the hotel was noisy until midnight.
Cevabı göster
Billed as
utopian paradise: idealleştirilmiş kusursuz bir dünya
Utopian paradise, güçlü biçimde olumlu ve idealleştirici iki sözcüğü bir araya getirir. Utopian, kusursuz biçimde düzenlenmiş ve mutlu olduğu düşünülen bir toplumu anlatır; çoğu zaman bunun gerçekçi olmadığına dair bir ima da taşır. Paradise ise acının ve sorunların bulunmadığı bir yer düşüncesini ekler. Bu cümlede ifade, koloniyi tanıtmak için kullanılan parlak imgeyi adlandırır. Ardından gelen esir kampı karşılaştırması bu imgeyi keskin biçimde tersine çevirir.
Alıştırma
Utopian paradise cümlede nasıl bir imge oluşturuyor?
- Sıkı biçimde denetlenen bir gözaltı tesisi
- Gerçek olamayacak kadar iyi olabilecek ideal ve kusursuz bir dünya
- Sıradan ama kullanışlı bir yaşam alanı
Cevabı göster
Gerçek olamayacak kadar iyi olabilecek ideal ve kusursuz bir dünya
more like a prison camp: önceki bir tanımı düzeltmek
more like a prison camp ifadesi, önceki a utopian paradise tanımını düzeltir. Konuşan kişi, koloninin gerçek niteliğinin tanıtıldığı “cennet”ten çok bir esir kampına yakın olduğunu söyler. Y, X'ten daha doğru bir tanımsa X was more like Y kalıbını kullanabilirsin. Bu yapı çoğu zaman değerlendirme içeren bir düzeltme yapar: “It was called X, but it was more like Y.”
Alıştırma
İlk tanımı düzelten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: It was called a discussion, but it was ____ an argument.
Cevabı göster
more like
And when a congressional delegation arrived to investigate its conditions, Kültür
0:40Ve bir kongre heyeti koşulları araştırmak üzere geldiğinde,
a congressional delegation: Kongre ile bağlantılı resmî bir heyet
Congressional, “Kongre ile ilgili” anlamına gelir; delegation ise bir kurumu temsil etmek veya resmî bir görevi yerine getirmek üzere gönderilen gruptur. Dolayısıyla a congressional delegation, Kongreyi temsil eden veya Kongre ile bağlantılı resmî bir gruptur; milletvekillerini, çalışanları ve göreve eşlik eden başka kişileri içerebilir. Burada ifade, koşulları araştırmak üzere gelen dışarıdan bir ABD resmî grubunu belirtir. Önemli olan yalnızca birkaç ziyaretçinin gelmesi değil, grubun resmî araştırma rolüdür.
Alıştırma
Bu cümlede a congressional delegation ne anlama geliyor?
- ABD Kongresini temsil eden veya onunla bağlantılı resmî bir grup
- Yerel halktan oluşan gayriresmî bir grup
- Tatil amacıyla seyahat eden bir turist grubu
Cevabı göster
ABD Kongresini temsil eden veya onunla bağlantılı resmî bir grup
executed his final plan: execute uygulamak anlamında
executed his final plan ifadesinde executed, “uyguladı” veya “eyleme geçirdi” anlamındadır. his final plan nesnesi, Jones’un önceden kararlaştırılmış bir planı uygulamaya koyduğunu gösterir. Nesne, execute fiilinin anlamını belirlemeye yardımcı olur: planlar, emirler veya prosedürlerle kullanıldığında genellikle bunları gerçekleştirmek anlamına gelir; birini idam etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Jones executed his final plan.” cümlesinde executed sözcüğünü en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Son planını uygulamaya koydu.
- Son planından vazgeçti.
- Bir kişiyi idam etti.
Cevabı göster
Son planını uygulamaya koydu.
909 men, women, and children died after being forced to drink poisoned Flavor Aid. Notlar
0:50909 erkek, kadın ve çocuk zehirli Flavor Aid içmeye zorlandıktan sonra öldü.
after being forced to drink: after + edilgen -ing yapısı
Burada after bir edattır ve ardından -ing yan cümleciği being forced to drink gelir. Being + past participle yapıyı edilgen yapar: insanlar başkasını zorlayan değil, zorlanan taraftır. Bu ifade after they were forced to drink biçiminde açılabilir. Örtük özne, ana cümlenin öznesi olan 909 men, women, and children ile aynıdır; after, zorla içme olayını ölümden önceye yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi after + edilgen -ing yapısı ile force ve sign kullanarak tamamlayın: Nina contacted a lawyer ____ the document.
Cevabı göster
after being forced to sign
Flavor Aid: tarihsel anlatıda adı geçen marka
Flavor Aid, toz içecek karışımı üreten bir markanın adıdır. Bu cümlede Jonestown ölümleriyle ilgili tarihsel anlatıda adı geçen içeceği belirtir; aromalı içeceklerin genel adı değildir. Daha sonra ortaya çıkan drink the Kool-Aid deyiminde ise farklı bir markanın adı kullanılır. Bu farkı bilmek, anlatıda adı geçen ürün ile popüler kültürde kalıplaşan ifadeyi birbirinden ayırmayı sağlar.
Alıştırma
Flavor Aid ile Kool-Aid arasındaki farkı doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Flavor Aid ve Kool-Aid, aid fiilinin iki farklı biçimidir.
- Flavor Aid anlatıda adı geçen markadır, Kool-Aid ise daha sonra oluşan deyimde yer alır.
- Kool-Aid olayın gerçekleştiği yerdir, Flavor Aid ise siyasi bir slogandır.
Cevabı göster
Flavor Aid anlatıda adı geçen markadır, Kool-Aid ise daha sonra oluşan deyimde yer alır.
That grizzly image has since been immortalized as shorthand slang for single-minded cult-like thinking. Notlar
0:58Bu tüyler ürpertici görüntü, o zamandan beri körü körüne tarikat benzeri düşüncenin kısa yolu olarak ölümsüzleşti.
has since been immortalized as: o zamandan beri kalıcı bir simgeye dönüşmek
Has since been immortalized as yapısında has been immortalized, present perfect zamanında edilgen bir yapıdır: insanlar veya kültür, görüntünün ortak hafızada kalıcı olmasını sağlamıştır. Since burada ‘o andan bugüne kadar’ anlamına gelir; ‘çünkü’ anlamında değildir. As, özneye yüklenen kimliği veya simgesel rolü tanıtır. Yapının bütünü, daha önceki bir olaydan sonra bir şeyin kalıcı bir simge ya da ifade olarak hatırlanmaya ve tekrar tekrar temsil edilmeye başladığını anlatır. Immortalized burada mecazidir; fiziksel olarak ölümsüz hâle getirilmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi ‘o zamandan itibaren kalıcı biçimde ... olarak yerleşti’ anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The photograph ____ a symbol of peaceful resistance.
Cevabı göster
has since been immortalized as
shorthand slang for: kısa ve gayriresmî bir etiket
Bu cümlede shorthand slang for, “daha geniş bir fikri temsil eden kısa ve gayriresmî bir ifade” anlamına gelir. shorthand, etiketin daha karmaşık bir anlamı kısalttığını; slang ise bunun resmî bir terim değil, gayriresmî bir ifade olduğunu gösterir. for X kalıbı, etiketin temsil ettiği fikri belirtir. Burada hatırlanan görüntünün, ayrıntılı bir açıklamaya gerek kalmadan tek bir düşünceye saplanan tarikat benzeri bir düşünce tarzını çağrıştırdığı söyleniyor.
Alıştırma
Bu cümlede shorthand slang for ne anlama geliyor?
- Söylenen her kelimeyi hızla yazmaya yarayan bir sistem
- Daha geniş bir fikir için kullanılan kısa ve gayriresmî bir etiket
- Bir kurum tarafından onaylanmış resmî bir ad
Cevabı göster
Daha geniş bir fikir için kullanılan kısa ve gayriresmî bir etiket
drank the Kool-Aid: bir fikri sorgulamadan kabul etmek
Buradaki drank the Kool-Aid, bir içecek içildiğine dair gerçek anlamlı bir ifade değil, bir deyimdir. İnsanların bir grubun, liderin, şirketin veya hareketin inançlarını yeterince sorgulamadan kabul ettiğini anlatır. İfade genellikle eleştireldir ve körü körüne bağlılık ya da grup düşüncesi ima eder. Bu deyim, 1978'deki Jonestown toplu ölümlerine ilişkin toplumsal hafızayla bağlantılıdır. Orada kullanılan içeceğin genellikle Flavor Aid olduğu kabul edilse de günümüzdeki kalıplaşmış deyimde Kool-Aid kullanılır.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı yalnızca yeni bir projeyi seviyor. Sadece “She likes it” anlamını tarafsız biçimde vermek için“She drank the Kool-Aid” demek uygun mudur?
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
Today, there are thousands of cults around the world.
1:08Bugün dünya çapında binlerce tarikat bulunmaktadır.
It's important to note two things about them. Anlatım akışı
1:11Onlar hakkında iki şeyi not etmek önemlidir.
It's important to note: önemli bir noktayı veya sınırlamayı belirtmek
It's important to note... dinleyiciye ardından gelen bilgiye özellikle dikkat etmesini bildiren bir söylem belirtecidir. Genellikle önemli bir gerçeği, sınırlamayı veya açıklamayı sunar; bir şeyi yazılı olarak not etme talimatı değildir. Bu cümlede two things, iki maddelik bir listenin geleceğini haber verir. Böylece ifade hem sonraki bilginin önemli olduğunu belirtir hem de bu bilginin nasıl gruplandırılacağını gösterir.
Alıştırma
Önemli bir sınırlamayı belirtmek için cümleyi bu dersteki söylem belirteciyle tamamlayın: Before you book, ____ that breakfast is not included.
Cevabı göster
it's important to note
not all cults are religious: aşırı genellemeyi sınırlamak
Not all cults are religious, all cults are religious iddiasının yanlış olduğu anlamına gelir: kült niteliğindeki gruplardan en az biri dini değildir. Cümle kaç istisna olduğunu belirtmez. Başka durumlara aktarılabilen not all + çoğul isim + çoğul fiil yapısı, bir kategori hakkındaki aşırı genellemeyi sınırlar. Bu, kategorideki hiçbir üyenin belirtilen özelliğe sahip olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Not all cults are religious. cümlesinin en kesin anlamı nedir?
- Kült niteliğindeki her grup dinidir.
- Kült niteliğindeki gruplardan en az biri dini değildir; cümle hiçbirinin dini olmadığını söylemez.
- Kült niteliğindeki hiçbir grup dini değildir.
Cevabı göster
Kült niteliğindeki gruplardan en az biri dini değildir; cümle hiçbirinin dini olmadığını söylemez.
Some are political, therapy-based, focused on self-improvement, or otherwise.
1:17Bazıları siyasi, terapi tabanlı, kişisel gelişime odaklı veya başka türdedir.
And on the flip side, not all new religions are what we're referring to as cults. Notlar
1:22Öte yandan, tüm yeni dinler tarikat olarak adlandırdığımız şeyler değildir.
on the flip side: bir konunun diğer yönünü sunmak
On the flip side, aynı konunun başka bir yönünü sunan bir söylem belirtecidir. Çoğu zaman önceki noktayı dengeleyen ya da düşüncenin yönünü tersine çeviren bir bilgi getirir. Genel bir but kullanımına göre, şimdi diğer yönün ele alınacağını daha açık biçimde belirtir. Bu cümlede dinleyiciyi sınıflandırma ilişkisini ters yönden düşünmeye hazırlar: Her yeni din cult olarak adlandırılan kategoriye girmez. İki yönün tam zıt olması gerekmez, ancak birbiriyle yakından ilişkili olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve diğer yönü sunan konuşma ifadesiyle tamamlayın: The apartment is affordable. ____, it is a long way from campus.
Cevabı göster
On the flip side
what we're referring to as: bir etiketi mevcut tartışmayla sınırlamak
what we're referring to as cults ifadesinde refer to A as B kalıbı, A'yı B olarak adlandırmak veya sınıflandırmak anlamına gelir. What, bu etiketi alan şeyleri belirtir; dolayısıyla bütün ifade, bizim cults olarak adlandırdığımız şeyler anlamındadır. We're referring to içindeki şimdiki zaman biçimi, etiketi bu tartışmaya bağlar. Cults sözcüğünü her bağlamda otomatik olarak geçerli olan kesin bir tanım değil, burada kastedilen kategori olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve ‘bu tartışmada adlandırdığımız şey’ anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: In this report, a delay of under five minutes is not ____ a service interruption.
Cevabı göster
what we're referring to as
So what exactly defines our modern understanding of cults, Anlatım akışı
1:28Peki modern tarikat anlayışımızı tam olarak ne tanımlar,
So what exactly ... and why ...?: açıklamanın yol haritası
Bu cümle, açıklamanın yol haritasını çizmek için iki soruyu birbirine bağlar. İlk soru, modern kült tanımını ya da anlayışını neyin şekillendirdiğini; ikinci soru ise insanların neden bu gruplara katıldığını sorar. Hemen yanıt vermek yerine, sonraki açıklamanın ele alacağı iki konuyu önceden bildirir. So, temel sorulara geçişi gösterir; exactly ilk soruyu daha odaklı hâle getirir ve and ilişkili iki görevi birbirine bağlar. Soruyla başlayan bu yapı, bir açıklamanın, sunumun ya da yazının kapsamını tanıtmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu iki sorunun söylemdeki temel işlevi nedir?
- Tartışmanın açıklayacağı iki ana konuyu önceden bildirirler.
- Bütün kültlerin aynı yapıya sahip olduğuna dair kesin kanıt sunarlar.
- Birbiriyle ilgisiz iki konuyla tartışmayı bölerler.
Cevabı göster
Tartışmanın açıklayacağı iki ana konuyu önceden bildirirler.
Broadly speaking, a cult is a group or movement with a shared commitment to a usually extreme ideology that's typically embodied in a charismatic leader. Notlar
1:34Genel olarak ifade etmek gerekirse tarikat, tipik olarak karizmatik bir liderde somutlaşan ve genellikle aşırı olan bir ideolojiye ortak bağlılığı olan bir grup veya harekettir.
Broadly speaking: bir genelleme olduğunu belirtmek
Broadly speaking, “genel hatlarıyla” anlamına gelir. Bu tanımın önüne getirildiğinde, açıklamanın her durumu kapsayan kesin bir kural değil, yararlı bir genel bakış olduğunu dinleyiciye bildirir. Bu söylem belirleyicisi, iddianın kapsamını sınırlar. Konuşmacının karmaşık bir konuyu, özeti istisnasız bir sonuç gibi sunmadan özetlemesine yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede broadly speaking, istisnaları olabilecek bir genellemeyi tanıtmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Broadly speaking, remote work can give employees more control over where they work.
- Broadly speaking, a square has precisely four equal sides by definition.
- Broadly speaking, the code contains exactly eight digits.
Cevabı göster
Broadly speaking, remote work can give employees more control over where they work.
a shared commitment to a usually extreme ideology: genellikle aşırı bir ideolojiye ortak bağlılık
A shared commitment to something, bir grubun üyelerinin bir şeye karşı aynı güçlü desteği veya bağlılığı taşıdığını anlatır. Shared, commitment sözcüğünü niteler; böylece ifade bu ortak bağlılığı grubun belirleyici bir özelliği olarak sunar. Commitment sözcüğünden sonra to ve ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir. Buradaki to a usually extreme ideology, üyelerin birlikte kabul edip desteklediği şeyi belirtir; yalnızca bu ideolojiyi bildiklerini söylemez.
Alıştırma
Tüm üyelerin aynı güçlü bağlılığa sahip olduğunu belirten isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The club is built around ____ environmental education.
Cevabı göster
a shared commitment to
that's typically embodied in a charismatic leader: genellikle karizmatik bir liderde somutlaşan
Bu yan cümlede that's, that is anlamına gelir. İlgi zamiri that, önceki ideology sözcüğüne gönderme yapar ve yan cümle bu ideoloji hakkında bilgi ekler. Typically, bunun mutlak bir kural değil, yaygın bir örüntü olarak sunulduğunu gösterir. Be embodied in, soyut bir düşüncenin veya niteliğin bir kişi ya da şeyde somut ve görünür bir biçim alması demektir. Burada karizmasıyla takipçileri çeken lider, ideolojinin insan biçimindeki başlıca ifadesi hâline gelir; ifade, ideolojinin fiziksel olarak liderin içinde bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir takımın soyut değerlerinin kaptanın davranışları aracılığıyla görünür hâle geldiğini anlatır?
- The team's values are embodied in the way its captain treats others.
- The team is represented by its captain at the annual meeting.
- The team's values are explained to its captain after each game.
Cevabı göster
The team's values are embodied in the way its captain treats others.
And while few turn out as deadly as Jonestown or Heaven's Gate, Dilbilgisi
1:45Ve çok azı Jonestown veya 1997'de 39 kişinin toplu intiharıyla sonuçlanan,
while few turn out as deadly as ...: ödünleme ve derece karşılaştırması
Bu cümlede while, “... sırasında” değil, “-se de/-masına rağmen” anlamındadır. Ödünleme bildiren bir yan cümle başlatır. Few daha önce anılan örneklerden az sayıda olanı temsil eder; turn out “sonunda ... olduğu ortaya çıkmak” anlamına gelir; as deadly as ise ölümcüllük derecesini adı verilen örneklerle karşılaştırır. Yan cümle, bu kadar aşırı sonuçların nadir olduğunu kabul eder ve konuşanın daha geniş kapsamlı düşüncesini ana cümleye bırakır. Bu yapı, istisnai örnekleri daha genel bir iddiadan ayırır: While few X are as extreme as Y, ...
Alıştırma
Hangi cümlede while, daha genel bir düşünce belirtilmeden önce aşırı örneklerin nadir olduğunu kabul etmek için kullanılmıştır?
- Because few storms become as destructive as this one, most pass without major damage.
- While the storm moved inland, the crew watched the radar.
- While few storms become as destructive as this one, every severe warning deserves attention.
Cevabı göster
While few storms become as destructive as this one, every severe warning deserves attention.
which ended in a mass suicide of 39 people in 1997, Kalıp ifadeler
1:49Heaven's Gate kadar ölümcül olsa da,
ended in a mass suicide: end in + sonuç
End in + isim öbeği, bir olayın veya sürecin belirli bir sonuca ulaşması demektir. Burada ended in, toplu intiharı yaşananların ağır nihai sonucu olarak sunar. Bu yapı, olayların olgusal anlatımlarında yaygındır: müzakereler end in agreement, bir tartışma end in violence ve bir girişim end in failure olabilir. in'den sonraki isim, bir şeyin durduğu yeri değil, sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak ve davayı sonuç olarak sunmak için end in ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After months of escalation, the dispute ____ a costly lawsuit.
Cevabı göster
ended in
A typical cult requires a high level of commitment from its members and maintains a strict hierarchy, Kalıp ifadeler
1:57Tipik bir tarikat, üyelerinden yüksek düzeyde bağlılık talep eder ve katı bir hiyerarşiyi sürdürerek,
requires a high level of commitment: sürekli ve ciddi bağlılık istemek
Bu cümlede requires a high level of commitment, kuruluşun üyelerinden önemli miktarda ve sürekli zaman, çaba, sorumluluk veya sadakat göstermelerini beklediği anlamına gelir. Buradaki commitment, yalnızca bir kez kabul etmekten daha fazlasını ifade eder. Yeniden kullanılabilecek kalıp something requires a high level of commitment from someone şeklindedir. Özne, talepte bulunan etkinlik veya kuruluşu belirtir; from ise bu bağlılığı göstermesi beklenen kişileri gösterir.
Alıştırma
Zorlu bir gönüllülük programının katılımcılardan ciddi ve sürekli katılım beklediğini en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?
- This volunteer program involves every participant in one brief orientation.
- This volunteer program requires a high level of commitment from every participant.
- This volunteer program offers every participant a flexible, optional schedule.
Cevabı göster
This volunteer program requires a high level of commitment from every participant.
maintains a strict hierarchy: katı hiyerarşiyi etkin biçimde sürdürmek
Bu cümlede maintains a strict hierarchy, kuruluşun güç ve statüye göre açıkça sıralanmış bir sistemi etkin biçimde sürdürdüğü anlamına gelir. Strict, seviyelerin ve yetki sınırlarının sıkı biçimde kontrol edildiğini gösterir. Maintain, sistemin yalnızca var olmasına değil, devam ettirilmesine veya uygulanmasına odaklanır. Yeniden kullanılabilecek kalıp maintain + a hierarchy şeklindedir; hiyerarşik kademelerin ne kadar kesin tanımlandığını bir sıfatla belirtebilirsiniz.
Alıştırma
Bir kuruluşun kesin biçimde sıralanmış güç yapısını etkin olarak koruduğunu özellikle hangi cümle vurgular?
- The organization recently replaced its hierarchy with independent teams.
- The organization has a strict hierarchy across all its regional offices.
- The organization maintains a strict hierarchy across all its regional offices.
Cevabı göster
The organization maintains a strict hierarchy across all its regional offices.
separating unsuspecting supporters and recruits from the inner workings. Kelime
2:04hiçbir şeyden şüphelenmeyen destekçileri ve yeni üyeleri iç işleyişten uzak tutar.
the inner workings: gizli iç işleyiş
the inner workings ifadesi, bir kuruluşu veya sistemi çalıştıran süreçleri, kararları ve ilişkileri, özellikle de dışarıdakilerin normalde görmediği unsurları anlatır. Burada insanların the inner workings kısmından uzak tutulması, grubun gerçekte nasıl işlediğini görmelerinin engellenmesi demektir. Bu ifadede workings normalde çoğuldur; inner ise yalnızca fiziksel olarak içeride olmayı değil, perde arkasında gerçekleşenleri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “gizli iç süreçler” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The documentary explores the ____ of the court system.
Cevabı göster
inner workings
It claims to provide answers to life's biggest questions through its doctrine, Anlatım akışı
2:09Doktrini aracılığıyla hayatın en büyük sorularına cevaplar sağladığını iddia eder,
claims to provide answers...: bir iddiayı desteklemeden aktarmak
Claims to provide, provide answers içeriğini anlatıcının doğruladığı bir gerçek olarak değil, öznenin kendi iddiası olarak sunar. Bu kaynak gösterme biçimi mesafe yaratır: anlatıcı, sözü desteklemeden aktarır. Answers to life's biggest questions neyin vaat edildiğini, through its doctrine ise iddia edilen yöntemi belirtir. Claims to ifadesi geri kalan düşüncenin tamamını yönettiği için tüm önerme aktarılmış bir iddia olarak kalır.
Alıştırma
Bir muhabir, şirketin vaadini kanıtlanmış gibi göstermeden aktarmak istiyor. En uygun cümle hangisidir?
- The company might protect some customer data.
- The company protects all customer data.
- The company claims to protect all customer data.
Cevabı göster
The company claims to protect all customer data.
along with the required recipe for change that shapes a new member into a true believer. Notlar
2:13bununla birlikte yeni bir üyeyi gerçek bir inanan haline getiren değişim için gerekli formülü de sunar.
Bir metafor olarak required recipe for change
Bu cümlede required recipe for change, bir kişiyi değiştirmeyi amaçlayan, önceden belirlenmiş bir yöntem veya adımlar dizisi için kullanılan bir metafordur. Recipe, doğru “malzeme” ve adım birleşimi izlenirse öngörülebilir bir sonuç alınacağını düşündürür. Required sözcüğü bir zorunluluk baskısı ekler: bu, olası yöntemlerden yalnızca biri değil, üyelerin izlemesi beklenen yöntemdir. Daha genel olarak recipe for + soyut bir sonuç, o sonucu ortaya çıkarması muhtemel eylem veya koşulların birleşimini anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede recipe gerçek yemek pişirmeyi değil, soyut bir sonucu anlatmak için kullanılmıştır?
- This recipe for soup needs more salt.
- She copied the recipe into her cooking notebook.
- Clear goals and regular feedback can be a recipe for improvement.
Cevabı göster
Clear goals and regular feedback can be a recipe for improvement.
shapes a new member into a true ...: shape A into B yapısı
Shape A into B, A’yı zaman içinde etkileyip geliştirerek A’nın B ile belirtilen kimliği, niteliği veya biçimi kazanmasını sağlamak demektir. Tam cümlede A, a new member; B ise a true believer ifadesidir. Vurgulanan bölüm son sözcük olan believer’dan önce biter. Ani bir değişimin aksine shape, eğitim, deneyim veya sürekli etkinin oluşturduğu süreci vurgular. Burada, belirlenmiş yöntemin üyenin inançlarını ve kimliğini sistemli biçimde oluşturduğunu düşündürür.
Alıştırma
Shape A into B yapısının geçmiş zamanını Leo ile kullanın: Patient mentoring ____ a confident team leader.
Cevabı göster
shaped Leo into
And most importantly, it uses both formal and informal systems of influence and control Kelime
2:19Ve en önemlisi, hem resmi hem de gayri resmi etki ve kontrol sistemlerini kullanarak
both formal and informal systems of influence and control: resmî ve gayriresmî etki ve kontrol sistemleri
Both A and B, iki kategorinin de söz konusu olduğunu gösterir. Burada formal systems resmî kuralları, rolleri, prosedürleri ve kabul edilmiş yetkiyi; informal systems ise yazılı olmayan normlar, ilişkiler veya toplumsal baskı yoluyla işleyen mekanizmaları anlatır. of influence and control, bu sistemlerin ne yaptığını belirtir: davranışları şekillendirir ve seçenekleri sınırlar. İsim öbeğinin tamamını, tek bir sistemin aynı anda hem resmî hem gayriresmî olması olarak değil, bu işlevleri yerine getiren iki tür sistem olarak anlayın.
Alıştırma
Bu cümledeki both formal and informal systems of influence and control ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Bu ifade, resmî konuşmayla günlük sohbeti karşılaştırır.
- Hem resmî yapılar hem de yazılı olmayan toplumsal baskılar davranışları şekillendirmek için kullanılır.
- Davranışları şekillendirmek için yalnızca yazılı kurallar kullanılır.
Cevabı göster
Hem resmî yapılar hem de yazılı olmayan toplumsal baskılar davranışları şekillendirmek için kullanılır.
to keep members obedient with little tolerance for internal disagreement or external scrutiny. Notlar
2:25üyeleri itaatkar tutar ve içsel anlaşmazlıklara veya dışarıdan denetime neredeyse hiç müsamaha göstermez.
to keep members obedient: keep + nesne + sıfat
to keep members obedient ifadesinde keep, members sözcüğünü nesne olarak alır; obedient ise nesnenin devam eden durumunu anlatan sıfattır. keep + nesne + sıfat kalıbı, bir kişinin veya şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Mastar işaretleyicisi to, önceki eylemin amacını belirtir: sistemler itaati sürdürmek için kullanılır. Bu ifade, tek bir itaat eylemini değil, devam eden bir durumu anlatır.
Alıştırma
keep + nesne + sıfat yapısını kullanın. keep fiilinin doğru biçimi, the food ve fresh ile cümleyi tamamlayın: An insulated bag ____ during the trip.
Cevabı göster
keeps the food fresh
little tolerance for...: kabul etmeye neredeyse hiç istekli olmamak
Little tolerance for X, X'i kabul etmeye ya da ona izin vermeye neredeyse hiç istekli olmamak demektir. Burada tolerance sayılamayan bir addır ve little neredeyse olumsuz bir anlam taşır: az da olsa var olan olumlu bir miktar değil, hemen hemen hiç hoşgörü olmaması. For edatı, hoşgörü gösterilmeyen şeyi belirtir. Bu cümlede internal disagreement ve external scrutiny birbirine bağlanmış iki tümleçtir; dolayısıyla ifade, içeriden gelen muhalefeti de dışarıdan gelen incelemeyi de neredeyse hiç kabul etmeyen bir grubu tanımlar.
Alıştırma
Hangi cümle komitenin dayanaksız iddiaları neredeyse hiç kabul etmediğini belirtir?
- The committee shows tolerance toward unsupported claims.
- The committee has a little tolerance for unsupported claims.
- The committee has little tolerance for unsupported claims.
Cevabı göster
The committee has little tolerance for unsupported claims.
You might wonder whether some of these descriptions might also apply to established religions. Anlatım akışı
2:34Bu tanımlamalardan bazılarının yerleşik dinler için de geçerli olup olmayacağını merak edebilirsiniz.
You might wonder whether...: dinleyicinin olası sorusuna geçiş
You might wonder whether... dinleyiciye yönelik bir söylem işaretidir. Dinleyicinin aklına gelebilecek bir soruyu dile getirir ve onu konuşmacının vereceği yanıta ya da açıklamaya hazırlar; böylece bir sonraki noktaya geçiş ani değil, bağlantılı görünür. Might, bu öngörüyü ihtiyatlı hâle getirir: konuşmacı her dinleyicinin ne düşündüğünü bildiğini iddia etmez. Whether dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır ve ardından gelen yan cümle düz cümle söz dizimini korur: whether the same rule applies denir, whether does the same rule apply denmez.
Alıştırma
Dinleyicinin olası bir sorusunu nazikçe dile getiren dersteki kalıbın aynısıyla cümleyi tamamlayın: ____ the same rule applies online.
Cevabı göster
You might wonder whether
by performing rituals and maintaining temples.
2:46belirli tanrılara ibadeti geliştiren insanları tanımlıyordu.
the word cultus: cultus sözcüğünün tarihsel dinî anlamı
the word cultus ifadesi; bakım, ritüel uygulamalar ve dinsel ibadetle bağlantılı eski, etimolojik bir terimi tanıtır. Burada modern bir grubu adlandırmak yerine cult sözcüğünün tarihsel arka planını açıklamaya yardımcı olur. Önemli olan tarihsel kökeni günümüzdeki anlamdan ayırmaktır: modern İngilizcede cult çoğu zaman olumsuz bir anlam taşır, ancak bu yargı burada ele alınan eski terimin özünde yoktur.
Alıştırma
Bu cümlede the word cultus ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Her türlü dinî grup için kullanılan sıradan ve modern bir etikettir.
- Dinsel ibadet ve ritüel uygulamalarla bağlantılı tarihsel bir terimdir.
- Yalnızca tarım aletleri ve ekinleri ifade eder.
Cevabı göster
Dinsel ibadet ve ritüel uygulamalarla bağlantılı tarihsel bir terimdir.
cultivated the worship of certain gods: cultivate fiilinin soyut anlamı
cultivated the worship of certain gods ifadesinde cultivate soyut bir anlam taşır: bilinçli eylemlerle bir uygulamayı zaman içinde geliştirmek, teşvik etmek ve sürdürmek. Ritüeller ile tapınakların bakımı, bu ibadetin nasıl devam ettirildiğini açıklar. Bu ifade yalnızca insanların tanrılara ibadet ettiğini söylemekten fazlasını yapar. İbadeti insanların etkin biçimde geliştirdiği sürekli bir uygulama olarak, resmî ve tarihsel bir tonla sunar.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “sürekli çabayla zaman içinde geliştirmek” anlamına gelen fiille tamamlayın: The museum hopes to ____ public interest in local history.
Cevabı göster
cultivate
But in time, it came to mean excessive devotion. Kalıp ifadeler
2:49Ancak zamanla aşırı bağlılık anlamına gelmeye başladı.
in time, it came to mean: anlam değişimini anlatmak
Burada in time, “zamanla, bir değişim süresinin ardından” anlamındadır. Came to mean, bir sözcük ya da fikrin yavaş yavaş bir anlam kazandığını gösterir; came, bu tarihsel anlatımda kullanılan geçmiş zaman biçimidir. Birlikte in time, it came to mean ... kalıbı, bir sözcüğün, simgenin veya geleneğin bir anda yeniden tanımlanmak yerine nasıl yeni bir anlam geliştirdiğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “yavaş yavaş bir anlam kazandı” anlamındaki dersin hedef ifadesiyle tamamlayın: The nickname started as a joke, but ____ friendship.
Cevabı göster
in time it came to mean
Many religions began as cults, but integrated into the fabric of the larger society as they grew. Deyimler
2:52Birçok din tarikat olarak başladı, ancak büyüdükçe daha geniş toplumun dokusuna entegre oldu.
integrated into the fabric of the larger society: toplumsal yaşamın parçası olmak
Integrated into, “daha büyük bir bütünün parçası oldu” anlamına gelir. The fabric of society bir mecazdır: Kumaştaki iplikler gibi kurumlar, gelenekler, ilişkiler ve günlük etkinlikler birbirine bağlıdır. Bu nedenle integrated into the fabric of the larger society, bu grupların ayrı veya toplumun kenarında kalmak yerine daha geniş toplumsal yaşam içinde yerleşik hâle geldiğini ve bağlantılar kurduğunu anlatır. Gerçek bir kumaştan söz edilmez.
Alıştırma
Bu cümlede integrated into the fabric of community life ne anlama gelir? The custom became integrated into the fabric of community life.
- Topluluğa kısa süreliğine girdi ancak ayrı kalmaya devam etti.
- Topluluğun birbirine bağlı sosyal yaşamının yerleşik bir parçası oldu.
- Topluluğun yaptığı bir kumaşa gerçekten dikildi.
Cevabı göster
Topluluğun birbirine bağlı sosyal yaşamının yerleşik bir parçası oldu.
A modern cult by contrast separates its members from others. Anlatım akışı
2:59Modern bir tarikat ise tam aksine üyelerini diğerlerinden ayırır.
by contrast: karşıt bilgiye geçişi belirtmek
By contrast, cümle düzeyinde kullanılan bir bağlayıcıdır. Modern bir kült hakkındaki ifadenin önceki açıklamadan farklı veya ona karşıt şekilde anlaşılması gerektiğini gösterir. Kültün insanları nasıl ayırdığını açıklamaz; karşılaştırmayı düzenler. Karşılaştırmanın diğer tarafı zaten bağlamda bulunduğu için bu ifade tek başına kullanılabilir. Onu gördüğünüzde önceki duruma dönün ve karşılaştırılan belirli özelliği bulun.
Alıştırma
İlk rapor şehir kiralarının yükseldiğini söylüyor. Aşağıdaki cümlelerden hangisi karşıt eğilimi açıkça tanıtır?
- By contrast, suburban rents fell.
- For example, suburban rents fell.
- As a result, suburban rents fell.
Cevabı göster
By contrast, suburban rents fell.
Rather than providing guidelines for members to live better lives, Dilbilgisi
3:03Bir tarikat, üyelerinin daha iyi hayatlar yaşaması için kurallar koymak yerine,
Rather than providing ... a cult seeks to ...: reddedilen seçenek ile gerçek amacı karşılaştırmak
Rather than providing ... önce reddedilen seçeneği sunar. Ardından ana cümle olan a cult seeks to ..., yazara göre kültün gerçekte ne yapmayı amaçladığını belirtir. Burada yol göstermek ile insanları doğrudan kontrol etmek karşılaştırılır ve yapı “A değil, B” anlamını verir. Providing, rather than sonrasında kullanılan bir -ing biçimidir ve örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan a cult ile aynıdır. A ve B karşılaştırılabilir eylemler veya amaçlar olduğunda bu başa alınmış yapıyı kullanın: Rather than doing A, the subject does or seeks to do B.
Alıştırma
Cümleyi, rather ile başlayan ve reddedilen eylemi sunan iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ hiding the error, the engineer reported it immediately.
Cevabı göster
Rather than
from personal and family relationships Dilbilgisi
3:10mali varlıklara ve yaşam düzenlemelerine kadar
Geniş bir aralığı anlatan from ... to ...
from A to B kalıbı bir aralığın iki ucunu belirtir. Burada A kişisel ve ailevi ilişkiler, B ise finansal varlıklar ve yaşam düzenlemeleridir; bu iki uç birlikte kapsamın hayatın birbirinden çok farklı alanlarına uzandığını gösterir. Bu kullanım hareket bildirmez. Uç noktalar temsili örneklerdir; bu nedenle kalıp, aradaki her unsuru sıralamadan konuların, etkilerin, hizmetlerin veya sorumlulukların geniş kapsamını özetleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi from ... to ... aralık kalıbıyla tamamlayın: The library offers resources ____ children's picture books ____ advanced research databases.
Cevabı göster
from · to
Cults also demand obedience to human leaders who tend to be highly persuasive people with authoritarian and narcissistic streaks, Notlar
3:15Tarikatlar aynı zamanda otoriter ve narsist çizgilere sahip, son derece ikna edici kişiler olma eğiliminde olan insan liderlere de itaat talep ederler;
demand obedience to: itaat talep etmek
Demand obedience to + bir otorite ya da kural, insanların o otoriteye veya kurala boyun eğip uymasını kesin bir biçimde istemek demektir. Demand bunun bir öneri değil, güçlü bir zorunluluk olduğunu gösterir; obedience ise emirlere uyma anlamındaki isimdir. Cümlede to, itaat edilmesi gereken kişiyi, yani human leaders ifadesini getirir. Obedience ile kurulan yapının parçasıdır; to obey içindeki mastar işareti değildir.
Alıştırma
Cümleyi obedience ile kurulan resmî isim öbeğiyle tamamlayın: The regime demanded absolute ____ the ruler.
Cevabı göster
obedience to
authoritarian and narcissistic streaks: Tekrarlayan karakter eğilimleri
Bu cümlede authoritarian and narcissistic streaks, liderlerin kişiliğinde tekrar tekrar görülen otoriter ve benmerkezci eğilimler anlamına gelir. Buradaki streak mecazidir: çizgi ya da şerit değil, kişinin karakterinin belirgin bir yönünü ifade eder. Çoğul streaks iki eğilimi bir araya getirir. Birinin a streak taşıdığını söylemek genellikle karakterinin tekrar tekrar ortaya çıkan bir kısmına işaret eder; bu özelliklerin kişinin tamamını tanımladığı anlamına gelmez ve klinik bir tanı değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede streak bir karakter eğilimi anlamında kullanılmıştır?
- A bright streak of lightning crossed the sky.
- The cleaner left a streak on the window.
- Leah has a stubborn streak when people challenge her plans.
Cevabı göster
Leah has a stubborn streak when people challenge her plans.
motivated by money, sex, power, or all three. Anlatım akışı
3:24bunlar para, seks, güç veya her üçü tarafından motive edilirler.
motivated by ... or all three: Bir nedenler listesini tamamlama
Motivated by, birinin davranışının ardındaki nedeni veya teşviki belirtir. Money, sex ve power üç ögeli bir liste oluşturur; or all three ise üç nedenin de birlikte geçerli olabileceğini belirterek listeyi tamamlar. Bu kalıp bilgiyi kısa ve düzenli biçimde sunar: olasılıkları listeleyin, ardından or all three ile bitirin. Sayı listedeki öge sayısıyla eşleşmelidir; bu nedenle iki ögeli bir listede or both, dört ögeli bir listede or all four kullanılır.
Alıştırma
Üç ögeli bir listedeki tüm ögelerin geçerli olabileceğini belirterek listeyi tamamlayan tam ifadeyi yazın: The choice may be influenced by price, quality, convenience, ____.
Cevabı göster
or all three
While a cult leader uses personal charisma to attract initial followers, Kalıp ifadeler
3:29Bir tarikat lideri ilk takipçilerini çekmek için kişisel karizmasını kullanırken,
uses personal charisma to attract initial followers: kişisel karizmayla ilk takipçileri çekmek
use + bir kaynak veya özellik + to + fiilin yalın hâli yapısı, bir aracı amacıyla bağlar. Burada personal charisma araçtır; to attract ise hedeflenen sonucu belirtir. Initial, followers ile birlikte değerlendirilir: initial followers, katılan veya takip etmeye başlayan ilk insan grubudur; çekme eyleminin yalnızca başlangıçta gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “çekmek amacıyla” anlamındaki iki sözcüklü mastarla tamamlayın: The new gym used free classes ____ its initial members.
Cevabı göster
to attract
further expansion works like a pyramid scheme, Deyimler
3:33daha sonraki büyüme bir saadet zinciri gibi çalışır,
works like a pyramid scheme: piramit sistemi gibi işler
work like + isim yapısı, bir şeyin nasıl işlediğini bilinen bir modelle karşılaştırır. Bir piramit sistemi, mevcut katılımcıların daha fazla katılımcı toplamasıyla ve giderek genişleyen katmanlar oluşturarak büyür. Buradaki karşılaştırma, üye toplamaya dayalı bir genişleme mekanizmasını açıklar. Tek başına kuruluşun hukuken bir piramit sistemi olduğunu veya her ayrıntıda onunla aynı olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir sistemin works like a pyramid scheme olduğunu söylemeyi en iyi destekleyen durum hangisidir?
- Mevcut üyeler birkaç yeni üye toplamalı, ardından bu yeni üyeler de daha fazla kişi toplamalıdır.
- Bir müze nesneleri piramit biçimli bir vitrinde sergiler.
- Bir şirketin birkaç yönetim seviyesi vardır, ancak üye toplamayı ödüllendirmez.
Cevabı göster
Mevcut üyeler birkaç yeni üye toplamalı, ardından bu yeni üyeler de daha fazla kişi toplamalıdır.
with earlier members recruiting new ones: with + isim + -ing yapısı
Bu, with + isim + -ing yapısıdır. Earlier members isim öbeği recruiting fiilinin anlamca öznesidir; new ones ise new members anlamına gelir. Bu öbek, eklenen eylemi kimin yaptığını gösterir. With öbeğinin tamamı, ana ifadede anlatılan durumun arkasındaki koşulu veya mekanizmayı kısa biçimde ekler. Genellikle bir ana cümleye bağlıdır ve tek başına tam bir cümle olarak kullanılmaz.
Alıştırma
Ana olayın arkasındaki mekanizmayı eklemek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The campaign grew quickly, with inviting existing supporters their friends.
- The campaign grew quickly, with existing supporters invite their friends.
- The campaign grew quickly, with existing supporters inviting their friends.
Cevabı göster
The campaign grew quickly, with existing supporters inviting their friends.
Cults are skilled at knowing whom to target, Dilbilgisi
3:40Tarikatlar kimi hedef alacaklarını bilme konusunda beceriklidirler,
are skilled at knowing whom to target: iki kısa yapı
Be skilled at + isim veya -ing, bir etkinlikte iyi olmak anlamına gelir. At bir edat olduğu için burada ardından know değil knowing gelir. Whom to target, hangi kişilerin hedef alınacağı veya kimi hedef almaları gerektiği anlamına gelen bir soru sözcüğü + to mastarı yan cümlesidir. Whom, target fiilinin nesnesidir. İfade bir bütün olarak kültlerin çabalarını yöneltecekleri kişileri belirlemekte iyi olduklarını anlatır.
Alıştırma
Be skilled at + -ing ile soru sözcüğü + mastar yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The interviewer is skilled to deciding whom invite back.
- The interviewer is skilled at deciding whom to invite back.
- The interviewer is skilled at decide whom to invite back.
Cevabı göster
The interviewer is skilled at deciding whom to invite back.
often focusing on those new to an area or who have recently undergone some personal or professional loss. Notlar
3:43genellikle bir bölgeye yeni gelen veya yakın zamanda kişisel ya da mesleki bir kayıp yaşamış kişilere odaklanırlar.
those new to an area: bir yere yeni gelen kişiler
those new to an area ifadesinde those, people sözcüğünün yerini tutar. New to an area, hangi kişilerin kastedildiğini belirtmek için those sözcüğünden sonra gelir; ifade those who are new to an area şeklinde açılabilir. Be new to + yer, alan, kuruluş veya etkinlik yapısı, bir yere kısa süre önce gelmiş, katılmış ya da bir şeye yeni başlamış olmayı ve bu nedenle henüz tam olarak aşina olmamayı anlatır. Burada yerel bağlantıları daha az olabilecek kişileri tanımlar; insanların kendilerinin yeni yaratıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, programın kuruluşa kısa süre önce katılan kişiler için olduğunu doğal biçimde ifade eder?
- The program is for those who created a new organization.
- The program is for those who have led the organization for years.
- The program is for those new to the organization.
Cevabı göster
The program is for those new to the organization.
have recently undergone ... loss: yakın zamanda ciddi bir kayıp yaşamış olmak
Have recently undergone, have + geçmiş zaman ortacı undergone yapısıyla present perfect kullanır. Recently, olayın yakın geçmişte gerçekleştiğini belirtir; present perfect ise bu deneyimi kişinin şimdiki durumuyla ilişkilendirir. Undergo, önemli ya da kişinin tamamen kendi isteğiyle seçmediği bir süreç, değişim veya zorluğu yaşamak ya da bunlara maruz kalmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Some personal or professional loss, özel yaşamda veya iş hayatında ayrıntısı belirtilmeyen bir kaybı anlatır; buradaki some birden fazla kayıp anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi undergo fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The company has recently ____ a major restructuring.
Cevabı göster
undergone
Loneliness and a desire for meaning make one susceptible to friendly people offering community. Dilbilgisi
3:51Yalnızlık ve bir anlam arayışı, insanı topluluk sunan dost canlısı insanlara karşı duyarlı hale getirir.
make one susceptible to: savunmasızlığın artmasını ifade etmek
Make + nesne + sıfat yapısı, bir nedenin nesneyi belirli bir duruma soktuğunu anlatır. Burada one nesne, susceptible ise sıfattır. One, herhangi bir kişiyi ifade eden oldukça resmî bir genel zamirdir. Susceptible to, etkide bulunabilecek kişiyi, şeyi veya durumu belirtir. Bu yapı sonucun kesin olduğunu değil, etkilenme riskinin arttığını anlatır.
Alıştırma
Daha kolay etkilenmek anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: Lack of sleep can make people ____ illness.
Cevabı göster
susceptible to
The recruitment process can be subtle, sometimes taking months to establish a relationship. Dilbilgisi
3:57İşe alma süreci ince olabilir, bazen bir ilişki kurmak aylar alabilir.
taking months to establish a relationship: -ing yan cümlesiyle süre eklemek
Taking months to establish a relationship, ek bilgi veren bir -ing yan cümlesidir. Anlamca öznesi the recruitment process ifadesidir ve yeni bir cümle başlatmadan bu sürecin nasıl ilerleyebileceğini ekler. Take + süre + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, bir eylemin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatır. Burada months süreyi, to establish ise bu süreyi gerektiren eylemi belirtir. Yan cümle and it sometimes takes months to establish a relationship biçiminde yeniden söylenebilir.
Alıştırma
take, weeks ve complete sözcükleriyle bir -ing ifadesi oluşturun: The review can be lengthy, sometimes ____.
Cevabı göster
taking weeks to complete
In fact, more than two-thirds of cult members are recruited by a friend, family member,
4:03Aslında, tarikat üyelerinin üçte ikisinden fazlası bir arkadaş, aile üyesi,
or coworker whose invitations are harder to refuse. Dilbilgisi
4:08veya davetini reddetmesi daha zor olan bir iş arkadaşı tarafından tarikata alınır.
whose invitations are harder to refuse: kişileri davetleriyle ilişkilendirmek
Whose, a friend, family member, or coworker ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciği başlatır. İyelik veya ilişki bildirir: davetler bu tanıdık kişilerden gelir. Böylece their invitations ifadesini tekrar etmeye gerek kalmaz. harder to refuse yapısında karşılaştırma biçimi olan harder sıfatını to ile kurulan mastar izler. Karşılaştırılan şey bağlamdan anlaşılır: tanıdık kişilerden gelen davetleri reddetmek diğer davetleri reddetmekten daha zordur. Cümlecik, mevcut ilişkiler yoluyla yapılan üye kazanımının neden daha etkili olabildiğini kısa ve bağlantılı biçimde açıklar.
Alıştırma
Tasarımcıyı fikirleriyle ilişkilendiren iyelik bildiren ilgi sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: We hired a designer ____ ideas fit the project perfectly.
Cevabı göster
whose
Once in the cult, members are subjected to multiple forms of indoctrination. Kalıp ifadeler
4:13Tarikata girdikten sonra, üyeler çoklu telkin biçimlerine maruz kalırlar.
are subjected to: dışarıdan dayatılan bir deneyime maruz kalmak
Are subjected to, subject someone or something to something yapısının geniş zamandaki edilgen biçimidir. Cümlede eylemden etkilenen taraf members sözcüğüyle belirtilir: dış güçler üyelere çeşitli doktrin aşılama süreçleri yaşatır, ancak bunu yapan kişi veya grup söylenmez. Kalıp “özne + be + subjected to + isim veya -ing biçimi” şeklindedir. Bir işlem veya deneyimi kişinin özgür seçimi olarak değil, dışarıdan dayatılan bir şey olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle işçilerin kendilerine dayatılan tekrarlanan aramalardan gerçekten geçtiğini söylüyor?
- The workers were subject to the building's safety rules.
- The workers were subjected to repeated searches.
- The workers subjected the equipment to repeated tests.
Cevabı göster
The workers were subjected to repeated searches.
Some play on our natural inclination to mimic social behaviors or follow orders. Notlar
4:18Bazıları, sosyal davranışları taklit etme veya emirlere uyma konusundaki doğal eğilimimizle oynar.
play on: Bir Duygu veya Eğilimden Yararlanmak
Bu cümlede play on, birini etkilemek için bir duygu, zayıflık, inanç veya eğilimden kasıtlı olarak yararlanmak demektir. on'dan sonraki isim öbeği, neyin kullanıldığını belirtir. Burada yararlanılan şey, sosyal davranışları taklit etme veya emirlere uyma yönündeki doğal eğilimimizdir. Bu anlam çoğu zaman manipülasyon ima eder; play fiilinin gerçek anlamı değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede play on, bir duygu veya eğilimden kasıtlı olarak yararlanmak anlamında kullanılmıştır?
- The scam plays on people's fear of losing their savings.
- The coach builds on the team's existing strengths.
- The children play on the field after school.
Cevabı göster
The scam plays on people's fear of losing their savings.
our natural inclination to + fiil: doğuştan gelen bir eğilim
Our natural inclination to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmaya yönelik doğuştan gelen veya doğal biçimde oluşan eğilimimiz anlamına gelir. Inclination oldukça resmî bir isimdir; natural ise bu eğilimi kasıtlı eğitim olmadan var olan bir özellik olarak sunar. Burada to, birbiriyle bağlanan mimic ve follow fiillerinin yalın hâllerini başlatır. Eğilim bir kural değildir: Bu ifade, insanların böyle davranmasının muhtemel olduğunu söyler; herkesin her zaman böyle davranacağını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadenin aynısıyla tamamlayın: The bright icon takes advantage of ____ notice movement.
Cevabı göster
our natural inclination to
Other methods may be more intense, using techniques of coercive persuasion involving guilt, shame, and fear. Kelime
4:24Diğer yöntemler, suçluluk, utanç ve korkuyu içeren zorlayıcı ikna teknikleri kullanılarak daha yoğun olabilir.
techniques of coercive persuasion: baskıya dayalı psikolojik etki
Bu cümlede techniques of coercive persuasion, özgür seçimi kısıtlayan baskıyla birini etkilemek için kullanılan yöntemler anlamına gelir. Ardından gelen guilt, shame, and fear sözcükleri, kullanılan duygusal baskı türlerini belirtir. Coercive, persuasion sözcüğünü niteler; burada yalnızca etkili bir ikna söz konusu değildir. Reddetmeyi veya bağımsız karar vermeyi zorlaştıracak kadar güçlü bir yönlendirme ya da zorlama anlatılır.
Alıştırma
Hangi durum techniques of coercive persuasion için en açık örnektir?
- Bir işe alım görevlisi itaat ettirmek için tehdit, tecrit ve utandırma kullanır.
- Bir arkadaş bir film önerir ve reddedilmeyi kabul eder.
- Bir öğretmen kanıtları sunar ve öğrencileri kendi sonuçlarına varmaya davet eder.
Cevabı göster
Bir işe alım görevlisi itaat ettirmek için tehdit, tecrit ve utandırma kullanır.
members may willingly submit out of desire to belong and to attain the promised rewards. Kalıp ifadeler
4:33üyeler ait olma arzusuyla ve vaat edilen ödüllere ulaşmak için kendi istekleriyle boyun eğebilirler.
out of desire to belong: bir nedeni ifade etmek
Burada out of desire to belong, bir gruba ait kabul edilme isteği nedeniyle hareket etmek anlamına gelir. Out of + isim veya isim öbeği, out of fear ya da out of curiosity örneklerinde olduğu gibi eyleme yol açan duyguyu veya nedeni belirtir. Desire to belong yapısındaki to-infinitive, neyin istendiğini açıklar. Belong burada nesnesiz kullanılır ve bir şeye sahip olmak ya da bir şey tarafından sahiplenilmek değil, bir grup içinde yer edinmek anlamına gelir.
Alıştırma
Kabul edilme isteğinin onun nedeni olduğunu göstermek için cümleyi out of a desire to + verb hedef yapısıyla tamamlayın: She joined the club ____.
Cevabı göster
out of a desire to belong
to attain the promised rewards: vaat edilen bir sonucu resmî biçimde elde etmek
Attain, çaba veya ilerleme sonucunda bir şeye ulaşmak ya da onu elde etmek anlamına gelen resmî bir fiildir. Burada to attain the promised rewards, üyelerin kendilerine verileceği söylenen ödülleri almayı umdukları anlamına gelir. Mastar yapısındaki to attain, to belong ile paralel bağlanmıştır; ikisi birlikte üyelerin ne istediğini belirtir. Attain, the promised rewards nesnesini doğrudan alır. Promised ise daha önce vaat edilmiş ödülleri tanımlayan ve sıfat gibi kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede attain doğal biçimde kullanılmıştır?
- After years of training, Lina attained the highest rank in her profession.
- At lunch, Lina attained a sandwich from the cafe.
- Lina attained that the meeting had been canceled.
Cevabı göster
After years of training, Lina attained the highest rank in her profession.
The cult environment discourages critical thinking, Kalıp ifadeler
4:40Tarikat ortamı eleştirel düşünmeyi caydırır,
discourages critical thinking: eleştirel düşünmeyi tamamen durdurmak yerine azaltmak
Burada discourages, yalnızca bir kişinin güvenini kaybetmesine yol açmak değil, bir faaliyetin gerçekleşme ihtimalini azaltmak veya o faaliyeti hoş karşılanmaz hâle getirmek anlamındadır. Bu ortam, insanların iddiaları sorgulama, kanıtları inceleme ve bağımsız yargılara varma isteğini ya da özgürlüğünü azaltır. Yapı, discourage critical thinking örneğindeki gibi discourage + faaliyet veya discourage someone from doing something biçiminde olabilir. Genellikle baskı ya da etkiyi anlatır; mutlaka tam bir yasak anlamına gelmez.
Alıştırma
‘The policy discourages employees from reporting minor errors,’ cümlesinde discourages ne anlama gelir?
- Bildirimde bulunmayı daha az olası veya daha az kabul edilir hâle getirir
- Hiçbir çalışanın hata bildiremeyeceğini kanıtlar
- Çalışanların her hatayı bildirmesini zorunlu kılar
Cevabı göster
Bildirimde bulunmayı daha az olası veya daha az kabul edilir hâle getirir
making it hard to voice doubts when everyone around you is modeling absolute faith. Notlar
4:43etrafınızdaki herkes mutlak inancın örneği olduğunda şüpheleri dile getirmeyi zorlaştırır.
to voice doubts: şüpheleri açıkça dile getirmek
Burada voice, “sözcüklerle ifade etmek” anlamına gelen bir fiildir. To voice doubts, belirsizlikleri veya çekinceleri yalnızca içten hissetmek yerine açıkça dile getirmek demektir. To voice doubts mastar öbeği, zor olan eylemi adlandırır. Aynı kalıp voice concerns, voice objections ve voice support ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Even when the team seems confident, everyone should be allowed ____ about the plan.
Cevabı göster
to voice doubts
modeling absolute faith: bir tutumu örnek olarak sergilemek
Burada model, “başkalarının gözlemleyip muhtemelen kopyalayabileceği bir davranış veya tutumu sergilemek” anlamına gelen bir fiildir. Modeling absolute faith, bir inancı yalnızca içten taşımak değil, eksiksiz ve sorgusuz biçimde görünür şekilde sergilemek demektir. Bu örnek olma durumu kasıtlı veya istemsiz olabilir. Bu cümlede herkesin sergilediği kesinlik, insanların nasıl davranmasının beklendiğine dair toplumsal bir örnek oluşturur.
Alıştırma
“A manager should model respectful communication,” cümlesinde model ne anlama gelir?
- Bir çalışanın iletişimini gözlemledikten sonra kopyalaması
- Yöneticinin kendi davranışıyla saygılı iletişimi sergilemesi
- İletişimin fiziksel bir temsilini yapması
Cevabı göster
Yöneticinin kendi davranışıyla saygılı iletişimi sergilemesi
The resulting internal conflict, known as cognitive dissonance, Kültür
4:49Bilişsel çelişki olarak bilinen ve bunun sonucunda ortaya çıkan iç çatışma,
known as cognitive dissonance: teknik bir kavramı adlandırma
known as cognitive dissonance edilgen sıfat-fiil öbeği, önceki internal conflict ad öbeğine teknik adını verir. Bu, internal conflict, which is known as cognitive dissonance ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Cognitive dissonance, inançlar, davranışlar veya yeni kanıtlar birbiriyle çeliştiğinde oluşan rahatsızlıktır. Burada terim, söz konusu iç çatışmanın türünü belirtir; her iç çatışmanın bu adı taşıdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
known as cognitive dissonance bu cümlede ne işlev görüyor?
- Önceki iç çatışmaya teknik adını verir.
- İç çatışmaya neden olan kişiyi belirtir.
- İç çatışmanın sona erdiğini söyler.
Cevabı göster
Önceki iç çatışmaya teknik adını verir.
keeps you trapped as each compromise makes it more painful to admit you've been deceived. Dilbilgisi
4:54sizi tuzağa düşürür çünkü her taviz, aldatıldığınızı itiraf etmeyi daha acı verici hale getirir.
keeps you trapped as each compromise makes it more painful: süren bir durum ve gelişen bir neden
keep + nesne + sıfat veya geçmiş zaman ortaç tümleci yapısı, bir şeyin nesneyi belirli bir durumda tutmasına neden olduğunu anlatır. Bu nedenle keeps you trapped, tek seferlik bir kapana düşürme eylemini değil, devam eden bir kapana kısılmışlık durumunu ifade eder. Burada as, sonuçla birlikte gelişen bir nedeni tanıtır: her tavizle birlikte aldatıldığını kabul etmek daha acı verici olur ve böylece kapana kısılmışlık durumu sürer. Bağlantı hem bu gelişirken anlamında zamansal hem de bu geliştiği için anlamında nedensel bir fikir taşır.
Alıştırma
Hangi seçenek vurgulanan ifadenin mantığını en iyi şekilde korur?
- Her taviz, aldatıldığını kabul etmeyi daha acı verici hâle getirerek kişinin kapana kısılmış durumda kalmasına katkıda bulunur.
- Tavizler kapana kısılmışlık durumuyla aynı anda gerçekleşir, ancak bu durumla hiçbir bağlantıları yoktur.
- Her taviz gerçeği kabul etmeyi kolaylaştırır, böylece kişi hızla özgür kalır.
Cevabı göster
Her taviz, aldatıldığını kabul etmeyi daha acı verici hâle getirerek kişinin kapana kısılmış durumda kalmasına katkıda bulunur.
And though most cults don't lead members to their death, Dilbilgisi
5:00Ve çoğu tarikat üyelerini ölüme götürmese de,
Though ... can still ...: ödünlemeden sonra sonucu korumak
Though bir ödünleme anlatımı kurar: çoğu kültün en uç sonuç olan ölüme yol açmadığını kabul eder. Ardından ana cümle farklı bir sonucu korur: yine de zararlı olabilirler. Aktarılabilir kalıp, Though + yan cümleden sonra ana sonucun gelmesidir. Still, ilk gerçek kabul edilse bile sonucun geçerli kaldığını vurgular ve ya hep ya hiç şeklindeki bir yargıdan kaçınmayı sağlar.
Alıştırma
Ödünleme kalıbını though ve still ile tamamlayın: ____ the battery is old, it can ____ power the clock for a few more days.
Cevabı göster
Though · still
By denying basic freedoms of thought, speech, and association, Notlar
5:05Tarikatlar; düşünce, ifade ve örgütlenme gibi temel özgürlükleri reddederek,
basic freedoms of thought, speech, and association: temel düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlükleri
Bu ifade üç temel sivil özgürlüğü adlandırır: düşünce özgürlüğü, fikir veya inanç oluşturup bunları koruma özgürlüğüdür; ifade özgürlüğü, düşünceleri açıklama özgürlüğüdür; örgütlenme özgürlüğü ise grup kurma, bir gruba katılma ve grubun faaliyetlerine iştirak etme özgürlüğüdür. Bu üçlü sıralama kişinin iç dünyasındaki inançlardan dışa dönük ifadeye, oradan da başkalarıyla yürütülen örgütlü faaliyetlere ilerler. Haklar bağlamında association, yalnızca fikirler arasındaki bir çağrışımı değil, başkalarıyla bir araya gelip örgütlenmeyi ifade eder.
Alıştırma
Bu haklar bağlamında freedom of association ne anlama gelir?
- Bir fikri zihinde başka bir fikirle ilişkilendirme özgürlüğü
- Grup kurma, bir gruba katılma ve grubun faaliyetlerine iştirak etme özgürlüğü
- Hiçbir gruba katılmadan konuşma özgürlüğü
Cevabı göster
Grup kurma, bir gruba katılma ve grubun faaliyetlerine iştirak etme özgürlüğü
cults stunt their members' psychological and emotional growth. Kelime
5:09üyelerinin psikolojik ve duygusal gelişimini engellerler.
By denying ...: by + -ing ile yöntem veya mekanizma belirtmek
By denying ... cümle başında kullanılan bir by + -ing ifadesidir. Ana cümledeki sonucu doğuran araç veya mekanizmayı belirtir: tarikatlar bu özgürlükleri ellerinden alarak üyelerinin gelişimini engeller. Aktarılabilir kalıp, By + -ing eylemi ve ardından sonuç cümlesidir. Bir sonucun nasıl elde edildiğini veya bir nedenin nasıl işlediğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
reduce fiilini by sonrasında gereken biçime getirin: By ____ unnecessary meetings, the team saved time.
Cevabı göster
reducing
stunt their members' psychological and emotional growth: üyelerin psikolojik ve duygusal gelişimini engellemek
Burada stunt, “bir şeyin olması gerektiği kadar tam veya normal gelişmesini engellemek” anlamına gelen geçişli bir fiildir. Nesnesi their members' psychological and emotional growth olduğundan cümle, üyelerin gelişiminin zararlı biçimde sınırlandığını ifade eder. Bu soyut kullanım stunt growth ve stunt development gibi birleşimlerde yaygındır. Burada “akrobatik bir hareket yapmak” anlamına gelmez ve yalnızca kısa bir gecikmeyi anlatmaktan daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi “normal gelişimi engellemek” anlamına gelen fiille tamamlayın: Severe malnutrition can ____ a child's physical growth.
Cevabı göster
stunt
A particular problem for children who are deprived of normal developmental activities and milestones. Kalıp ifadeler
5:13Normal gelişimsel faaliyetlerden ve kilometre taşlarından mahrum bırakılan çocuklar için bu özellikle büyük bir sorundur.
are deprived of ...: önemli veya gerekli bir şeyden mahrum bırakılmak
Edilgen are deprived of ... yapısında be deprived of, birinin önemli ya da gerekli bir şeye sahip olmasının engellenmesi anlamına gelir. Bu cümlede çocukların normal gelişim etkinliklerine katılamadığı ve beklenen gelişim dönüm noktalarına ulaşma fırsatlarını kaybettiği anlatılır. Etken yapı deprive someone of something şeklindedir. Edilgen yapıda etkilenen kişi özne olur: someone is deprived of something. Bu ifade çoğu zaman kaybın basit bir yokluktan değil, başka insanlardan veya dış koşullardan kaynaklandığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi deprive fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Because of the blockade, the town was ____ essential medicine.
Cevabı göster
deprived of
Nevertheless, many cult members eventually find a way out, Kalıp ifadeler
5:20Yine de birçok tarikat üyesi eninde sonunda bir çıkış yolu bulur,
eventually find a way out: zorluklardan sonra sonunda bir çıkış yolu bulmak
Find a way out burada mecaz anlamdadır: yalnızca fiziksel bir çıkış bulmayı değil, zor veya baskılayıcı bir durumdan nasıl kurtulacağını keşfetmeyi anlatır. Eventually, sonucun zaman, gecikme, zorluk veya tekrarlanan denemelerden sonra ortaya çıktığını gösterir. Eventually find a way out bir arada kullanıldığında, engellerden sonra sonunda bir çözüm veya kaçış yolunun bulunduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi find a way out of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several failed attempts, Omar eventually ____ debt.
Cevabı göster
found a way out of
whether through their own realizations, the help of family and friends, Dilbilgisi
5:24ister kendi farkındalıkları, ister ailenin ve arkadaşların yardımıyla olsun,
or when the cult falls apart due to external pressure or scandals. Öbek fiiller
5:27ya da tarikat dış baskılar veya skandallar nedeniyle dağıldığında.
whether through ... or when ...: olası yolları sıralama
Burada whether, aynı sonuca götürebilecek birkaç olası yolu tanıtır. Through bir yöntemi belirtir: through their own realizations, kişinin kendi başına bir anlayışa ulaşması demektir; the help of family and friends ifadesinde ise önceki ögeyle ortak olan through söylenmemiştir. Sondaki or when yan cümlesi, sonucun ortaya çıkabileceği bir durumu ekler. Bu, whether ... or ... yapısının alternatif yöntemleri veya koşulları düzenleyebildiğini gösterir; burada evet-hayır sorusu sorulmaz.
Alıştırma
İki yolun da işe yarayabileceğini göstermek için cümleyi whether ... or ile tamamlayın: You can get advice ____ through a mentor ____ through an online forum.
Cevabı göster
whether · or
cult falls apart: bir kuruluş bütünlüğünü kaybediyor
cult falls apart ifadesinde fall apart, kuruluşun bütünlüğünü, denetimini veya faaliyetini sürdürme becerisini kaybettiğini anlatan geçişsiz bir öbek fiildir. Burada bir şeyin kelimenin gerçek anlamıyla parçalara ayrılması söz konusu değildir. Cult öznesi tekil olduğu için geniş zaman biçimi falls apart olur. Aynı öbek fiil, artık bir arada kalamayan bir planı, anlaşmayı, ilişkiyi veya sistemi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için fall apart ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: After the main sponsor withdrew, the project ____.
Cevabı göster
fell apart
and for some, their beliefs, no matter how strange, Dilbilgisi
5:36ve bazıları için inançları ne kadar tuhaf olursa olsun,
no matter how strange: derece sonucu değiştirmez
no matter how + sıfat veya zarf yapısı güçlü bir ödünleme anlamı verir: derece çok yüksek olsa bile ana cümlenin sonucu değişmez. Buradaki no matter how strange, their beliefs hakkında bilgi veren kısaltılmış bir ara cümledir. no matter how strange they are anlamına gelir; söz konusu isim zaten açık olduğu için özne ve be fiili söylenmez.
Alıştırma
Cümleyi “derecesi ne olursa olsun” anlamındaki sabit ödünleme yapısıyla tamamlayın: ____ tired you are, please lock the door before bed.
Cevabı göster
No matter how
are protected under religious freedom: yasal bir hak kapsamında korunma
Are protected under religious freedom, inançların din özgürlüğü hakkının veya hukuk ilkesinin sağladığı koruma kapsamına girdiği anlamına gelir. Under burada mekânsal değildir; korumanın hukuki dayanağını veya çerçevesini belirtir. İfade, inançların korunmasıyla ilgilidir. Tek başına, bu inançların etkisiyle yapılan her eylemi yasal hâle getirmez; kesin sınırlar uygulanan hukuka bağlıdır.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: İnançlar are protected under religious freedom ise bu inançlara dayalı her eylem otomatik olarak yasaldır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
But when their practices involve harassment, threats, illegal activities, or abuse, Dilbilgisi
5:42Ancak eylemleri taciz, tehdit, yasa dışı faaliyetler veya istismar içerdiğinde,
when their practices involve...: koşul belirlemek
when yan tümcesi, ana tümcenin geçerli olduğu durumu belirtir. Burada when kesin bir zamanı sormaz; “... olduğu durumlarda” anlamına gelir. Böylece iddia sınırlandırılır: listelenen davranışlar varsa hukuki müdahale mümkün olur. Yan tümcede involve, “içermek veya kapsamak” demektir. Harassment, threats, illegal activities ve abuse, tetikleyici davranışları sıralayan paralel isim öbekleridir. When X involves Y, Z can/may... kalıbı bir kuralın, yetkinin veya tepkinin hangi durumda geçerli olduğunu açıklamak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümlede “when their practices involve harassment, threats, illegal activities, or abuse” ne işlev görür?
- Hukukun hangi koşulda müdahale edebileceğini belirtir.
- Bir mahkeme duruşmasının başladığı kesin saati verir.
- Hukukun her durumda müdahale ettiğini söyler.
Cevabı göster
Hukukun hangi koşulda müdahale edebileceğini belirtir.
the law can intervene: hukuki müdahale yetkisi
Bu cümlede the law, hukuk sistemini ve hukuku uygulama yetkisine sahip kurumları temsil eder; yazılı bir yasa gerçekten kendi başına harekete geçmez. Can, harekete geçileceğine dair bir söz değil, yetkiyi veya pratik imkânı ifade eder. Intervene, devam eden bir duruma sonucu etkilemek amacıyla dâhil olmak demektir. Çoğu zaman zararı durdurma, bir çatışmayı çözme veya kuralları uygulama amacı taşır. Yalnızca bir yere girmekten veya bir faaliyete katılmaktan daha özel bir anlamı vardır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz tam cümleyi seçin. Intervene ile interfere sözcüklerinin sonlarına odaklanın.
- The agency may interfere in the dispute.
- The agency may intervene in the dispute.
Cevabı göster
The agency may intervene in the dispute.
Believing in something should not come at the cost of your family and friends. Deyimler
5:50Bir şeye inanmak ailenizin ve arkadaşlarınızın pahasına olmamalıdır.
come at the cost of: önemli bir şeyi feda etmek
Bu cümlede come at the cost of, “bir şeye zarar vermek veya onu feda etmeyi gerektirmek” anlamına gelir. Buradaki cost parasal bir fiyat değildir; konuşmacı, bir inancı sürdürmenin aile ve arkadaşlarla olan bağlara zarar vermemesi gerektiğini söylüyor. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A comes at the cost of B şeklindedir. A hedef, seçim veya yarardır; B ise bunun sonucunda zarar gören ya da vazgeçilen şeydir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “bir şeyi feda ederek” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: Meeting the deadline should not ____ product safety.
Cevabı göster
come at the cost of
And if someone tells you to sacrifice your relationships or morality for the greater good, Deyimler
5:55Ve eğer biri size daha büyük bir iyilik için ilişkilerinizi veya ahlakınızı feda etmenizi söylerse,
for the greater good: daha geniş bir ortak yarar için fedakârlık
For the greater good, “daha geniş bir grubun veya toplumun yararı için” anlamına gelir. Çoğu zaman kişisel veya sınırlı bir fedakârlığı daha büyük bir ortak amaca hizmet ediyormuş gibi sunar. Bu cümlede ifade bir uyarının parçasıdır: kulağa yüce gelen ortak bir hedefe başvurmak, ilişkileri veya ahlaki değerleri feda etmeyi tek başına haklı çıkarmaz. Bu ifadeyi duyduğunuzda iyiliği kimin tanımladığını, kimin yarar sağladığını ve bedeli kimin ödediğini sorun.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Bir fedakârlık for the greater good olarak tanımlanırsa, bu ifade tek başına fedakârlığın ahlaken haklı olduğunu kanıtlar.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
they're most likely exploiting you for their own. Kelime
6:01büyük ihtimalle kendi çıkarları için sizi sömürüyorlardır.
exploiting you for their own: seni örtük bir çıkar için haksızca kullanmak
To exploit someone, birini kendi çıkarı için haksız biçimde kullanmak demektir. Buradaki exploiting you, onların sıradan bir yardım istemek yerine istedikleri şeyi elde etmek için seni bir araç olarak görüyor olabileceklerini anlatır. for their own ifadesinde own, benefit, interests veya purposes gibi bağlamdan anlaşılan bir isme gönderme yapar. Kastedilen düşünce for their own benefit or purposes, yani “kendi çıkarları ya da amaçları için”dir. Yeterli bağlam yoksa hangi ismin eksik olduğu kesin değildir ve ifade tek başına yarım kalmış gibi duyulabilir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifadeyi en iyi hangi seçenek açıklar?
- Herkese yarar sağlayan adil bir yardım istiyorlar.
- Başka birinin bencilce planından seni koruyorlar.
- Seni kendi çıkarları için haksızca kullanıyorlar.
Cevabı göster
Seni kendi çıkarları için haksızca kullanıyorlar.