Neden sıkışmış hissedersiniz — ve nasıl motive olursunuz - Shannon Odell: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, projelerin veya büyük toplumsal amaçların ortasında motivasyonun neden düştüğünü açıklıyor. Küçük alt hedeflerin, kişisel etkiye duyulan güvenin, topluluk desteğinin ve kusurlu da olsa harekete geçmenin yeniden ivme kazandırabileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the stuck in the middle effect, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Heyecan verici başlangıç ile görünür hâle gelen bitiş arasındaki motivasyon düşüşünü adlandıran psikoloji terimini tanıyın. Gündelik bir ifadenin popüler bilim anlatımında nasıl isim benzeri bir olgu etiketine dönüştürüldüğünü de fark edin. 2. And when it's correctly harnessed, — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: harnessed sözcüğünü, gerçek anlamıyla koşum takmak değil, bir gücü verimli biçimde yönlendirmek olarak anlayın. Duyguların, enerjinin veya kaynakların yapıcı sonuçlara nasıl yöneltilebileceğini anlatırken bu resmî edilgen kalıbı kullanın. 3. no matter how small or imperfect the outcome. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: no matter how yapısını, derece ne olursa olsun ana düşüncenin geçerliliğini koruduğunu gösteren bir ödünleme yapısı olarak tanıyın. Sonucun küçük veya kusurlu olabileceğini kabul ederken değerini reddetmeden harekete geçme eşiğini düşürmek için kullanın.
Bu derste
You're in the middle of a project when suddenly moving forward seems impossible. Notlar
0:07Bir projenin tam ortasındayken aniden ilerlemek imkânsız gibi görünür.
in the middle of a project: projenin orta aşamasında olmak
In the middle of a project projenin ilerleyişindeki bir aşamayı anlatır: iş başlamıştır ancak henüz bitmemiştir. Buradaki middle fiziksel bir konumu değil, zaman veya ilerleme açısından bir aşamayı belirtir. Genellikle tam yüzde 50 noktasını değil, genel bir orta aşamayı anlatır. Devam eden birçok süreci anlatmak için in the middle of ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimli bir eylem kullanabilirsin.
Alıştırma
İşin başladığını ancak henüz bitmediğini göstermek için middle içeren dört kelimelik ifadeyi kullan: We're ____ a major website redesign.
Cevabı göster
in the middle of
moving forward: ilerleme kaydetmeye devam etmek
Moving forward seems impossible ifadesinde moving forward mecazidir. Fiziksel olarak bir yöne hareket etmeyi değil, projeyi sürdürmeyi ve hedefine doğru ilerleme kaydetmeyi anlatır. Dil bilgisi açısından moving forward, imkânsız görünen şeydir. Bu yapı, -ing biçimindeki bir eylemin isim gibi çalışıp özne olmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede move forward, ilerleme kaydetmeye devam etmek anlamında kullanılmıştır?
- We need approval before the plan can move forward.
- The train moved forward along the track.
- Please move the chair forward a few inches.
Cevabı göster
We need approval before the plan can move forward.
Maybe you don't know what the next step is, Dilbilgisi
0:12Belki bir sonraki adımın ne olduğunu bilmiyorsunuzdur
what the next step is: dolaylı soruda düz cümle söz dizimi
Burada know fiilinden sonra what the next step is dolaylı sorusu gelir. Bu yan cümlenin tamamı know fiilinin nesnesidir ve bilinmeyen bilgiyi, yani bir sonraki adımın ne olduğunu belirtir. Soru doğrudan sorulmayıp başka bir cümlenin içine yerleştirildiği için what + özne (the next step) + fiil (is) biçimindeki düz cümle söz dizimini kullanır. Doğrudan soru What is the next step? şeklindedir; know fiilinden sonra ise know what the next step is kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle know fiilinden sonra dolaylı soru için doğru söz dizimini kullanıyor?
- Do you know what the next step is?
- Do you know what is the next step?
- Do you know is what the next step?
Cevabı göster
Do you know what the next step is?
or perhaps you've faced setbacks and you're starting to think,
0:14ya da belki engellerle karşılaşmışsınızdır ve şöyle düşünmeye başlamışsınızdır:
What's even the point?: moral bozukluğu belirten retorik soru
Bu bağlamda What's even the point? retorik bir sorudur: konuşan kişi bir amacın tarafsız biçimde açıklanmasını istemez. Aksiliklerden sonra moral bozukluğunu ve devam etmenin buna değip değmediğine dair şüphesini ifade eder. Even bu sorgulamayı güçlendirir. Burada geriye nasıl bir anlam kaldığını veya neden devam edilmesi gerektiğini sorgulama duygusu katar; dolayısıyla cümle, konuşan kişinin vazgeçmek istediğini ima edebilir.
Alıştırma
Aksiliklerden söz edildikten sonra What's even the point? büyük olasılıkla hangi tutumu ifade eder?
- Konuşan kişi amacın nesnel bir açıklamasını sakin bir şekilde istiyor.
- Konuşan kişi bir sonraki adımı öğreneceği için heyecanlı.
- Konuşan kişi moralini kaybetmiş ve devam etmeye değip değmediğinden şüphe ediyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi moralini kaybetmiş ve devam etmeye değip değmediğinden şüphe ediyor.
Many of us have experienced feeling stuck. Kalıp ifadeler
0:20Birçoğumuz sıkışıp kalmışlık hissini deneyimlemişizdir.
have experienced feeling stuck: yaşanmış bir deneyimi anlatmak
have experienced feeling stuck ifadesinde experience fiilinden sonra -ing biçimindeki feeling gelir. İfadenin tamamı, bu durumun bir kişinin yaşadığı deneyimlerden biri olduğunu anlatır. Present perfect yapısındaki have experienced, bunu şu andan önceki bir zamanda yaşanmış bir deneyim olarak sunar. Buradaki stuck mecazidir: ilerleyememek veya nasıl devam edeceğini bilememek anlamına gelir; kişinin fiziksel olarak sıkışıp kalması gerekmez.
Alıştırma
Bir kişinin yaşadığı durumu anlatmak için experience + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Many writers have experienced feeling stuck.
- Many writers have experience feeling stuck.
- Many writers have experienced to feel stuck.
Cevabı göster
Many writers have experienced feeling stuck.
or as monumental as social inequality or the climate crisis.
0:27sosyal eşitsizlik veya iklim krizi kadar devasa bir meselede de.
tackling something: bir zorluk üzerinde etkin biçimde çalışmak
Burada tackling something, zor olabilecek bir görev veya sorun üzerinde etkin biçimde çalışmak demektir. Zorlukla yüzleşmeyi ve harekete geçmeyi anlatır. Tackle, görevin tamamlandığı veya sorunun çözüldüğü anlamına gelmez. Bu cümlede sporlardaki fiziksel müdahaleyi değil, mecazi bir eylemi anlatır.
Alıştırma
Ekip zor bir sorun üzerinde etkin biçimde çalışmaya başlamak üzere. Hangi cümle bu duruma en uygundur?
- The team is trying to ignore the problem.
- The team is ready to tackle the problem.
- The team has already solved the problem.
Cevabı göster
The team is ready to tackle the problem.
as simple as ... or as monumental as ... ile geniş bir aralık belirtme
as + sıfat + as + örnek ... or as + sıfat + as + örnek şeklindeki ikili yapı, bir aralığın iki ucunu gösterir. Burada as simple as daha küçük ve kolay olan ucu, as monumental as ise çok daha büyük ve önemli olan ucu tanıtır. Bu, örneklerin eşit olduğu değil, düşüncenin bu geniş aralığın tamamına uygulanabileceği anlamına gelir. Burada monumental, bir anıtla ilgili olmayı değil, ölçek veya önem bakımından olağanüstü büyüklüğü ifade eder. İki as ... as grubunun paralel tutulması, karşıtlığı ve geniş kapsamı belirginleştirir.
Alıştırma
Kolaydan zora uzanan bir aralığı göstermek için iki paralel as ... as yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The method can help with tasks as simple than sending an email or as complex than planning a conference.
- The method can help with tasks simple as sending an email or complex as planning a conference.
- The method can help with tasks as simple as sending an email or as complex as planning a conference.
Cevabı göster
The method can help with tasks as simple as sending an email or as complex as planning a conference.
So, are there ways to get unstuck? Kalıp ifadeler
0:32Peki bu sıkışmışlıktan kurtulmanın yolları var mı?
get unstuck: bir tıkanıklığı aşmak
Get unstuck, engellenmiş veya tıkanmış bir durumdan çıkıp yeniden ilerlemeye başlamak demektir. get + sıfat yapısında get bir durum değişikliğini ifade eder: stuck tıkanmış durumu, unstuck ise bu durumdan çıkmayı anlatır. İfade gerçek anlamda kullanılabilir; ancak burada bir problem üzerinde çalışırken zihinsel veya uygulamaya dönük olarak tıkanmayı anlatır. Soru, yönü veya ilerleme gücünü yeniden kazanmanın yolları olup olmadığını sorar.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. Vurgulu stuck sözcüğünden önce /ʌn/ gelip gelmediğine odaklanın.
- After one helpful hint, Maya got stuck on the final clue.
- After one helpful hint, Maya got unstuck and finished the puzzle.
- Even after one helpful hint, Maya stayed stuck on the final clue.
Cevabı göster
After one helpful hint, Maya got unstuck and finished the puzzle.
People often report feeling highly motivated at the start and end of a project, Kalıp ifadeler
0:34İnsanlar genellikle bir projenin başlangıcında ve sonunda son derece motive hissettiklerini bildirirler,
At the start and end of a project: iki uç aşamayı birlikte ifade etmek
At the start and end of a project, “projenin başında ve sonunda” anlamına gelir. Tek bir at edatı ile of a project ifadesi hem start hem de end için geçerlidir; dolayısıyla iki aşama da aynı projeye aittir. Bu ifade, sürecin iki uç aşamasını birlikte gruplar. Böylece bunları the middle ile karşılaştırmak ve bir şeyin süreç boyunca nasıl değiştiğini anlatmak kolaylaşır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı projenin iki uç aşamasını doğal biçimde anlatır?
- We review the goals in the start and end of a project.
- We review the goals at the start and in the end of a project.
- We review the goals at the start and end of a project.
Cevabı göster
We review the goals at the start and end of a project.
The middle can feel untethered: yön kaybını anlatan bir mecaz
Untethered sözcüğü gerçek anlamıyla bir bağa veya ipe bağlı olmayan bir şeyi anlatır. Burada mecazidir: bir projenin orta bölümü, net hedeflerden, dönüm noktalarından veya yön duygusundan kopmuş gibi gelebilir. The middle öznesi, o aşamada bulunma deneyimini temsil eder. Can feel bunun olası bir deneyim olduğunu gösterir; her projenin orta bölümünün mutlaka yönsüz olduğu iddia edilmez.
Alıştırma
“the middle can feel untethered” ifadesinde untethered neyi anlatır?
- Fiziksel olarak bir iple sıkıca bağlanmıştır.
- Net bir yön veya destekten kopmuş gibi görünebilir.
- Açıkça tanımlanmış nihai hedefe ulaşmıştır.
Cevabı göster
Net bir yön veya destekten kopmuş gibi görünebilir.
Psychologists call this the stuck in the middle effect, Kelime
0:43Psikologlar buna 'ortada sıkışıp kalma etkisi' adını veriyor
the stuck in the middle effect: bir olgunun adı
The stuck in the middle effect burada bir örüntüye verilen addır: İnsanlar ilerleme sürecinin orta aşamasında sıkışmış hissedebilir veya motivasyonlarını kaybedebilir. Effect, kendiliğinden olumlu bir sonuç değil, gözlemlenen bir olgu veya örüntü anlamındadır. İngilizcede açıklayıcı bir ifade effect sözcüğünün önüne getirilerek bir örüntünün adı oluşturulabilir. Buradaki stuck in the middle, hangi effect türünden söz edildiğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede the stuck in the middle effect ne anlama geliyor?
- Motivasyonun orta aşamada düşebildiği bir örüntünün adı.
- Bir projenin sonunda elde edilen başarılı sonuç.
- Başka iki nesnenin arasında sıkışmış fiziksel bir nesne.
Cevabı göster
Motivasyonun orta aşamada düşebildiği bir örüntünün adı.
and it's thought to be caused by a shift in perspective that happens as you move closer to your goals. Notlar
0:46ve bunun, hedeflerinize yaklaştıkça perspektifte meydana gelen bir değişimden kaynaklandığı düşünülüyor.
it's thought to be caused by: olası bir nedeni aktarmak
it's thought to be caused by ifadesinde thought, düşünme eylemini değil, bir şeyin doğru kabul edilmesini veya öyle olduğunun düşünülmesini anlatır. Tam kalıp özne + be thought + to be caused by + neden şeklindedir: Bir şeyin başka bir şeyden kaynaklandığı düşünülür. Bu edilgen aktarma yapısı kaynağı belirtmez ve nedeni konuşanın kesin iddiası yerine bir görüş veya çıkarım olarak sunar. Araştırmaları açıklarken veya bir sonucu temkinli biçimde aktarırken yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi be thought to be caused by yapısının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The decline ____ several factors.
Cevabı göster
is thought to be caused by
a shift in perspective: aynı durumu farklı bir açıdan görmek
A shift in perspective, bir kişinin bir durumu görme, anlama veya değerlendirme biçiminin değişmesi demektir. Shift, bir bakış açısından ya da odak noktasından diğerine geçişi vurgularken perspective konuyu düşünürken kullanılan açıyı ifade eder. Bu cümlede hedefe yaklaşmak, ilerlemeyi değerlendirmek için kullanılan çerçeveyi değiştirir. Bu, mutlaka bir kararı değiştirmek değil, aynı durumu farklı bir açıdan değerlendirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bir kişinin durumu görme biçimindeki değişimi anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After working with the new team, Lena experienced ____ and began to evaluate the problem differently.
Cevabı göster
a shift in perspective
any progress can feel like a win, Deyimler
0:54herhangi bir ilerleme bir zafer gibi hissedilebilir,
can feel like a win: ilerlemeyi küçük bir başarı olarak görmek
Can feel like a win, bir şeyin kişiye başarı hissi verebileceği anlamına gelir. Feel like + isim öznel bir deneyimi anlatır: Bir olay resmî olarak o şey olmasa bile öyle hissedilebilir. Can, bu tepkinin kesin değil, mümkün olduğunu gösterir. Buradaki a win mecazidir. Bir oyun veya yarışmadaki galibiyetten ziyade kutlanmaya değer küçük bir sonucu ifade eder. Bu ifade, ilerlemeyi başarı olarak görerek insanları teşvik eder.
Alıştırma
Küçük bir sonucu başarı olarak sunan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: On a difficult day, answering one important email ____.
Cevabı göster
can feel like a win
as we tend to compare ourselves against where we started. Kalıp ifadeler
0:56çünkü kendimizi başladığımız noktayla kıyaslama eğilimindeyiz.
tend to compare ourselves against where we started: başlangıç noktasını ölçüt olarak kullanmak
tend to + fiilin yalın hâli, her zaman gerçekleşen bir şeyi değil, sık görülen bir eğilimi anlatır. Burada tend to compare ourselves, kendi ilerlememizi çoğu zaman bu şekilde değerlendirdiğimiz anlamına gelir. compare ourselves against where we started ifadesinde against, karşılaştırmada kullanılan ölçütü belirtir. where we started, mutlaka fiziksel bir yer değil, önceki düzeyimiz veya durumumuzdur; burada against karşı olma anlamına gelmez.
Alıştırma
We tend to compare ourselves against where we started cümlesinde against neyi gösterir?
- Başlangıç noktası, savaştığımız bir rakiptir.
- Başlangıç noktası, ilerlemeyi ölçmek için kullanılan ölçüttür.
- Başlangıç noktası, geri dönmeyi planladığımız bir yerdir.
Cevabı göster
Başlangıç noktası, ilerlemeyi ölçmek için kullanılan ölçüttür.
For example, when someone starts training for a marathon,
0:59Örneğin, birisi maraton için antrenman yapmaya başladığında,
accomplishing even a short jog can feel motivating. Dilbilgisi
1:03kısa bir koşuyu bile tamamlamak motive edici gelebilir.
accomplishing even a short jog can feel motivating: gerund öbeğini özne olarak kullanmak
Accomplishing even a short jog, İngilizcede bir gerund, yani isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı özne görevi görür; böylece eylem, hakkında konuşulan tek bir şey olarak ele alınır. Kiplik bildiren can sözcüğünden sonra fiilin yalın hâli olan feel kullanılır, feels kullanılmaz. Even, kısa bir koşunun küçük bir başarı gibi görünse de yine de motive edici olabileceğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için finish fiilinin gerund biçimini kullanın: ____ even one page can feel encouraging.
Cevabı göster
Finishing
But the longer you work on something, Dilbilgisi
1:07Ancak bir şey üzerinde ne kadar uzun süre çalışırsanız,
the more likely it is that your focus shifts to your end goal. Kalıp ifadeler
1:08odak noktanızın nihai hedefinize kayma olasılığı o kadar artar.
The longer ..., the more likely ...: iki değişimi birbirine bağlamak
the + karşılaştırma biçimi ..., the + karşılaştırma biçimi ... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar: birincisi arttıkça veya değiştikçe ikincisi de onunla birlikte değişir. Burada the longer you work on something ayrılan sürenin arttığını, the more likely ... ise olasılığın arttığını anlatır. Bu kalıptaki iki the da artikel değildir. İkinci bölümdeki it is likely that ... olasılıkla ilgili bir değerlendirme sunar; that yan cümlesi ise neyin olası olduğunu belirtir: your focus shifts to your end goal.
Alıştırma
Cümleyi long ve likely sözcüklerinin karşılaştırma biçimleriyle tamamlayın: The ____ the power outage lasts, the ____ it is that the store will close early.
Cevabı göster
longer · more likely
focus shifts to: dikkatin yeni bir önceliğe yönelmesi
focus shifts to + isim veya -ing biçiminde focus öznedir ve shifts geçişsiz bir fiildir. İfade, dikkatin bir konu ya da aşamadan yenisine yöneldiğini anlatır; to dikkatin yeni hedefini belirtir. Örnekte dikkatiniz giderek nihai hedefe yönelir. Bu, fiziksel bir nesnenin hareketini değil, dikkatteki değişimi anlatır.
Alıştırma
Focus sözcüğünü özne yaparak dikkatin kendisinin yeni bir önceliğe yöneldiğini anlatan cümle hangisidir?
- As the launch date approaches, the team focuses on final testing.
- As the launch date approaches, the team's focus shifts to final testing.
- As the launch date approaches, the team shifts its focus to final testing.
Cevabı göster
As the launch date approaches, the team's focus shifts to final testing.
In other words, rather than seeing how far you've come, Notlar
1:13Başka bir deyişle, ne kadar ilerlediğinizi görmek yerine,
In other words: önceki düşünceyi yeniden ifade etmek
In other words, konuşanın önceki düşünceyi daha açık veya doğrudan bir biçimde yeniden ifade edeceğini gösterir. Ardından gelen sözler ayrı bir iddia ortaya atmak yerine aynı temel düşünceyi açıklar. Dinlerken veya okurken bu ifadeyi, sonrasındaki bilgiyi az önce söylenenlerle ilişkilendiren bir işaret olarak kullan. Genellikle bir cümlenin ya da yan cümlenin başında bulunur ve ardından virgül gelir.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleyi yeniden ifade ettiğini gösteren söylem belirtecini seç: The device is obsolete. ___, it is too old to meet current needs.
- In other words
- For example
- However
Cevabı göster
In other words
it's easy to become frustrated by how far you still need to go. Dilbilgisi
1:17daha ne kadar yolunuz kaldığına bakıp hayal kırıklığına uğramak kolaydır.
rather than seeing how far you've come: benimsenmeyen bakış açısı
rather than seeing ... ifadesi “... bakmak yerine” anlamına gelir ve kullanılmayan bakış açısını sunar. Burada cümle seeing eylemini bir etkinlik veya düşünme biçimi olarak ele aldığı için rather than sonrasında seeing kullanılır: rather than + V-ing. how far you've come yalnızca fiziksel mesafeyi değil, bir başlangıç noktasından bu yana kaydedilen ilerlemeyi de anlatabilir. Bu nedenle ifade, geçmişteki ilerlemeyi fark etmekle hâlâ yapılması gereken işe odaklanmayı karşılaştırır.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilin -ing biçimiyle cümleyi tamamla: Rather than ____ each other, let's look for a solution. (blame)
Cevabı göster
blaming
It's easy to become frustrated by + neden
It's easy to become frustrated by + neden kalıbı, bir şeyin kolayca veya doğal olarak hayal kırıklığı yaratabileceğini anlatır. Buradaki easy, bu tepkinin ortaya çıkmasının olası olduğunu belirtir; hayal kırıklığı hissetmenin basit bir iş olduğu anlamına gelmez. Become frustrated, hayal kırıklığı hissetmeye başlamak demektir. By, bu duygunun nedenini veya tetikleyicisini belirtir; bir eylemi gerçekleştiren kişiyi göstermez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için become, frustrated ve by sözcüklerini doğru sıraya koyun: It's easy to ____ repeated mistakes.
Cevabı göster
become frustrated by
Metafor olarak these motivational sinkholes
Motivational sinkholes ifadesi, motivasyonu tüketen ve ilerlemeyi durduran durumlar veya aşamalar için kullanılan canlı bir metafordur. Gerçek bir sinkhole, zemin çöktüğünde oluşan bir çukurdur; dolayısıyla bu imge soyut bir aksiliği insanların içine düşebileceği bir tuzak gibi gösterir. These, daha önce konuşulan belirli zorluklara işaret eder. Bu cümlede ifade, yerdeki gerçek çukurları veya resmî bir hedef kategorisini anlatmaz.
Alıştırma
Uzun vadeli bir hedef doğrultusunda çalışmayı anlatan bir konuşmada motivational sinkholes ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Motivasyonu tüketen ve ilerlemeyi yavaşlatan psikolojik tuzaklar
- Zor hedefleri kolaylaştıran ödüller
- Bir projenin her aşamasını işaretlemek için kazılan gerçek çukurlar
Cevabı göster
Motivasyonu tüketen ve ilerlemeyi yavaşlatan psikolojik tuzaklar
break ... into ...: bir bütünü parçalara ayırmak
Break A into B, daha büyük bir bütün olan A'yı bölerek B ile belirtilen daha küçük parçalara veya birimlere dönüştürmek demektir. Burada your pursuits daha büyük hedefleri, smaller, more achievable subgoals ise ortaya çıkan parçaları anlatır. Bu yapıda break, “zarar vermek” veya “fiziksel olarak kırmak” anlamına gelmez. Zor bir hedefi yönetilebilir adımlar hâlinde düzenlemeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi break ... into ... kullanarak tamamlayın: The chapter looks long, so let's ____ three reading sections.
Cevabı göster
break it into
This creates less daunting incremental benchmarks to compare your progress to. Kelime
1:29Bu, ilerlemenizi kıyaslayabileceğiniz, daha az göz korkutucu aşamalı ölçütler yaratır.
less daunting incremental benchmarks: daha az göz korkutucu aşamalı ölçütler
Benchmarks, ilerlemeyi ölçmek veya karşılaştırmak için kullanılan referans noktalarıdır. Incremental, bu noktaların yalnızca sonda değil, küçük ve adım adım ilerleyen aşamalar hâlinde geldiğini belirtir. Daunting, başlamayı düşündüğünüzde kaygı uyandıracak kadar zor veya büyük görünen bir şeyi anlatır. Less daunting, incremental benchmarks ifadesini niteler: aşamalı ölçütler daha kolay göğüslenir; bu, onların daha az önemli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
less daunting incremental benchmarks ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- adım adım gelişen ve daha az göz korkutucu gelen küçük ilerleme ölçütleri
- tek seferde ulaşılması gereken tek bir nihai hedef
- bir proje boyunca hiç değişmeyen önemli kurallar
Cevabı göster
adım adım gelişen ve daha az göz korkutucu gelen küçük ilerleme ölçütleri
It also creates more opportunities to celebrate wins along the way. Kalıp ifadeler
1:35Ayrıca yol boyunca başarıları kutlamak için daha fazla fırsat yaratır.
opportunities to celebrate wins along the way: sonuca ulaşmadan önce ilerlemeyi takdir etmek
Opportunities to + fiil kalıbı, «bir şeyi yapma fırsatları» anlamına gelir. Buradaki wins, yalnızca bir oyun ya da yarışmadaki galibiyetleri değil; başarıları ve ilerleme işaretlerini de anlatır. Along the way, «daha büyük bir hedefe doğru ilerlerken» demektir. İfadenin tamamı, bir planın veya sürecin sonuca ulaşmadan önce ilerlemeyi fark edip kutlayabileceğiniz anlar oluşturduğunu anlatır.
Alıştırma
Uzun bir projenin, sonuca ulaşılmadan önce ekibe ilerlemeyi takdir etme fırsatları verdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The project plan gives us one opportunity to celebrate only after every task is finished.
- The project plan gives us opportunities to celebrate small wins along the way.
- The project plan treats every weekly task as an official sports victory.
Cevabı göster
The project plan gives us opportunities to celebrate small wins along the way.
This is especially important when working towards bigger societal goals.
1:39Bu, özellikle daha büyük toplumsal hedeflere doğru çalışırken önemlidir.
These issues are by nature large-scale and complex. Kalıp ifadeler
1:45Bu sorunlar doğaları gereği büyük ölçekli ve karmaşıktır.
by nature: doğasında bulunan bir özelliği anlatmak
By nature, «doğası gereği» ya da «bir şeyin kendi özelliğinden dolayı» anlamına gelir. Bu cümlede büyük ölçekli ve karmaşık olmanın bu sorunların kendi yapısına ait olduğunu, geçici ya da rastlantısal bir durum olmadığını belirtir. Buradaki nature, «temel özellik» anlamındadır; «doğal dünya» anlamına gelmez. İfade, X is by nature complex örneğindeki gibi sıfat grubundan önce veya X is complex by nature örneğindeki gibi sonra gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve «doğası gereği» anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Rescue work is ____ unpredictable.
Cevabı göster
by nature
No single action or person is likely to solve them. Dilbilgisi
1:49Tek bir eylemin veya kişinin bunları çözmesi muhtemel değildir.
No single ... is likely to solve: tek bir etken yeterli değildir
No single + tekil sayılabilen isim, o türden herhangi bir tanesinin bunu tek başına yapamayacağı anlamına gelir. Burada action ve person, single sözcüğünden sonra or ile bağlanır: Konuşan kişi, ne tek bir eylemin ne de tek bir kişinin söz konusu büyük sorunları çözmesinin olası olduğunu söylüyor. is likely to olasılık bildirir. Bu nedenle cümle, tek bir etkenin muhtemelen yeterli olmayacağını dikkatli bir biçimde ifade eder; çözümün kesinlikle imkânsız olduğunu söylemez. Burada single, bireysel veya tek başına anlamındadır; evli olmayan anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi “hiçbirinin tek başına” anlamındaki vurgulanan iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: ____ policy is likely to solve the entire housing problem.
Cevabı göster
No single
So, if you only focus on the end goal, Dilbilgisi
1:52Bu yüzden, sadece nihai hedefe odaklanırsanız,
if you only focus on ..., it's easy to feel ...: bir koşulu tepkiye bağlamak
if you only focus on ..., it's easy to ... kalıbı, dar bir odağı olası bir sonuca bağlar. if yan cümlesi koşulu, ana cümle ise bunun ardından kolayca ortaya çıkabilecek tepkiyi verir. Burada end goal, büyük sorunların tamamen çözülmesi anlamına gelir. Only, odağın diğer her şeyi dışarıda bıraktığını gösterir; nihai hedefin kendisinin kötü olduğunu söylemez. Feel personally powerless, kişinin kendi eylemleriyle anlamlı bir fark yaratamayacağını hissetmesi demektir. Bu, öznel bir duyguyu anlatır; gerçekten hiçbir yeteneğinizin veya etkinizin olmadığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan koşul-sonuç kalıbıyla tamamlayın: ____ your mistakes, ____ discouraged.
Cevabı göster
If you only focus on · it's easy to feel
And the enormity of these problems may be why so many people, Dilbilgisi
1:58Ve bu sorunların büyüklüğü, muhtemelen neden bu kadar çok insanın,
including those who care deeply about the issues,
2:02bu meselelere derinden önem verenler de dâhil olmak üzere,
the enormity of these problems may be why: temkinli bir neden açıklaması
The enormity of these problems, sorunların çok büyük boyutunu ve ciddiyetini olası bir neden olarak sunan bir isim öbeğidir. Buradaki enormity, büyüklüğün veya kapsamın çok fazla olduğunu belirtir; yalnızca sorun sayısının çok olduğu anlamına gelmez. X may be why + yan cümle kalıbı, “X, neden ... olduğunu açıklıyor olabilir” anlamına gelir. may açıklamayı kesinlikten uzaklaştırır; böylece konuşan kişi nedenin kanıtlandığını iddia etmeden olası bir gerekçe sunar.
Alıştırma
Maliyeti olası bir açıklama olarak sunan üç kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: The high cost ____ many families choose the smaller plan.
Cevabı göster
may be why
leading them to disengage: leading ile sonuç belirtmek
Leading them to disengage, önceki düşüncenin sonucunu ekleyen bir şimdiki zaman ortaç yan cümlesidir: ilerlemenin imkânsız olduğuna inanmak, söz konusu kişilerin katılımı bırakmasına neden olur. Yeniden kullanılabilecek kalıp durum, leading + kişi + to + fiil şeklindedir. Burada lead, “yol göstermek” değil “neden olmak” anlamındadır; them az önce sözü edilen insanları belirtir, disengage ise katılımı veya çaba göstermeyi bırakmak demektir.
Alıştırma
Gönüllülere gönderme yapan sonuç kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The repeated delays frustrated the volunteers, ____ leave the project.
Cevabı göster
leading them to
In fact, one 2021 global survey of young people
2:10Nitekim 2021 yılında gençler arasında yapılan küresel bir anket,
found that over half believe humanity is doomed. Kelime
2:14yarısından fazlasının insanlığın sonunun geldiğine inandığını ortaya koymuştur.
humanity is doomed: kaçınılmaz bir felakete ilişkin güçlü bir öngörü
Over half, yüzde 50'den fazlası demektir. Believe fiilinden sonra inanılan içeriği belirten bir yan cümle gelir; burada isteğe bağlı that sözcüğü kullanılmamıştır: over half believe (that) humanity is doomed. Be doomed yapısındaki doomed; başarısızlık, yıkım veya başka bir felaketle sonuçlanmanın kaçınılmaz olduğu anlamına gelir. Çoktan ölmüş olmak demek değildir. Kötü sonucu kaçınılmaz gösterdiği için araştırma sonucuna son derece karamsar bir hava verir.
Alıştırma
'They believe the project is doomed' cümlesinin en doğru anlamı nedir?
- Projenin kesinlikle başarısız olacağını düşünüyorlar.
- Projenin küçük bir zorlukla karşılaşabileceğini düşünüyorlar.
- Projenin zaten başarıyla tamamlandığını düşünüyorlar.
Cevabı göster
Projenin kesinlikle başarısız olacağını düşünüyorlar.
some people do manage to stay motivated, engaged, and unstuck. Dilbilgisi
2:20bazı insanlar motive kalmayı, dâhil olmayı ve sıkışıklıktan kurtulmayı başarıyor.
But despite these ...: karşıt bir duruma geçmeden önce engelleri kabul etmek
But, önceki karamsar tablodan farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Despite these obstacles, daha önce sözü edilen sorunların gerçek olduğunu önce kabul eder; ana cümle daha sonra beklenmedik bir karşı örnek sunar: bazı insanlar hâlâ etkin ve motive kalır. Yeniden kullanılabilen kalıp But despite + isim öbeği, ana cümle biçimindedir. These, bağlamdan zaten bilinen engellere gönderme yapar. Bu geçiş, konuşanın bir engeli kabul edip ardından buna rağmen ne olduğunu göstermesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle, beklenmedik bir sonuçtan önce zorluğu kabul etmek için But despite ... yapısını doğru kullanıyor?
- But despite these setbacks were serious, the team kept working.
- But despite these setbacks, the team kept working.
- But despite of these setbacks, the team kept working.
Cevabı göster
But despite these setbacks, the team kept working.
do manage to stay: zorluğa rağmen gerçekten başarmayı vurgulama
Bu cümlede do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir. Olumlu ifadeyi güçlendirir: engellere rağmen bazı insanlar bunu gerçekten başarır. Buradaki do, “bir işi yapmak” anlamındaki ana fiil değildir. Manage to, “zor bir şeyi yapmayı başarmak” demektir; stay ise motivated, engaged ve unstuck sıfatlarına bağlanarak bu durumların sürmesini anlatır. do sonrasında manage yalın hâlde kalır; manage sonrasında to + fiilin yalın hâli kullanılır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi manage to stay yapısının vurgulu biçimiyle tamamlayın: Even when the room gets noisy, Lina ____ focused.
Cevabı göster
does manage to stay
Surprisingly, it's not all about how concerned you are Dilbilgisi
2:28Şaşırtıcı bir şekilde, her şey sadece ne kadar endişeli olduğunuz
or how much you care about the issue in front of you. Kalıp ifadeler
2:32veya karşınızdaki meseleyi ne kadar önemsediğinizle ilgili değildir.
it's not all about: tek etkenli bir açıklamayı reddetmek
Not all about X, X'in önemli olabileceğini ancak tam açıklama ya da tek önemli etken olmadığını anlatır. Burada endişe ve önemseme değersiz sayılmaz; konuşmacı yalnızca bunların olanları tamamen açıklayamayacağını söyler. Bu kalıp, aşırı basitleştirilmiş bir iddiayı düzeltmek ve başka bir etkene yer açmak için kullanışlıdır. about sonrasında isim, -ing biçimi veya how much you care gibi bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
“It's not all about talent” ne anlama gelir?
- Yetenek önemlidir, ancak başka etkenler de önemlidir.
- Yeteneğin hiçbir ilgisi yoktur.
- Önemli olan tek etken yetenektir.
Cevabı göster
Yetenek önemlidir, ancak başka etkenler de önemlidir.
care about the issue in front of you: önünüzdeki meseleyi önemsemek
Care about, bir şeyi önemli görmek ve ona ilgi göstermek ya da onunla ilgilenmek demektir. Bu cümlede bir konu hakkındaki bilginizi değil, ona ne ölçüde önem verdiğinizi anlatır. The issue in front of you, şu anda karşı karşıya olduğunuz veya ele almanız gereken konuyu mekânsal bir imgeyle anlatır. Konunun gerçekten gözünüzün önünde olması gerekmez. Aynı kalıp the problem, task veya challenge ile ve kişiye göre in front of me, you ya da us biçiminde kullanılabilir.
Alıştırma
İngilizce "We cannot solve every crisis today, so let's focus on the issue in front of us," cümlesinde the issue in front of us ne anlama gelir?
- şu anda ilgilenmemiz gereken konu
- fiziksel olarak göz hizasında sergilenen bir konu
- yalnızca uzak gelecekte önemli olacak bir konu
Cevabı göster
şu anda ilgilenmemiz gereken konu
For instance, research has found that among those who feel the most alarmed about climate change, Kalıp ifadeler
2:34Örneğin, yapılan araştırmalar, iklim değişikliği konusunda en çok telaşlananlar arasında
only about a third take regular climate action. Kalıp ifadeler
2:40sadece yaklaşık üçte birinin düzenli iklim eylemi gerçekleştirdiğini bulmuştur.
among those who feel the most alarmed about climate change: iklim değişikliği konusunda en çok kaygı duyanlar arasında
Among those who ... istatistiğin hangi grup içinde hesaplandığını belirler. Those insanları ifade eder; who feel ... ise hangi insanların bu gruba dâhil olduğunu söyleyen bir ilgi cümleciğidir. Feel the most alarmed about climate change ifadesinde alarmed about, bir şey hakkında güçlü biçimde kaygılanmak veya endişelenmek demektir; most ise bu duyguyu en yüksek derecede yaşayan kişileri seçer. Bu nedenle daha sonra gelen only about a third oranı herkese değil, bu alt gruba aittir.
Alıştırma
Örnekte only about a third oranı hangi grup içinde hesaplanıyor?
- İklim eylemlerini inceleyen araştırmacılar
- İklim değişikliği konusunda en büyük kaygıyı duyan kişiler
- İklim değişikliğini duymuş olan herkes
Cevabı göster
İklim değişikliği konusunda en büyük kaygıyı duyan kişiler
take regular climate action: iklim için düzenli olarak harekete geçmek
Take action, bir soruna karşı somut bir tepki başlatmayı veya uygulamayı anlatan yaygın İngilizce sözcük birlikteliğidir. Bu cümlede climate action, iklim değişikliğiyle mücadeleye yardımcı olan çabaları ifade eder; İngilizcede do action değil, take action denir. Regular, eylemin yalnızca bir kez değil, tekrar tekrar veya istikrarlı biçimde gerçekleştiğini gösterir. Bu nedenle tüm ifade, iklim sorunlarına yönelik sürekli ve somut katılımı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi take ile başlayan kalıpla tamamlayın: The club cares about the problem, so it plans to ____.
Cevabı göster
take action
However, a unifying factor among those who do take action Dilbilgisi
2:44Ancak eyleme geçenler arasındaki birleştirici bir faktör,
is the confidence that their personal involvement could make a difference. Notlar
2:48kişisel katılımlarının bir fark yaratabileceğine olan güvendir.
those who do take action: vurgulu do
Those who, belirli bir şeyi yapan kişiler anlamına gelir. Those who do take action ifadesinde do, yalın fiil take'in önünde kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. İkinci bir eylemi anlatmaz; bu kişilerin gerçekten harekete geçtiğini vurgular. Bu vurgu, onları endişelenen ama harekete geçmeyen insanlarla karşılaştırır. Geniş zamandaki olumlu cümlelerde do/does + fiilin yalın hâli, bir şüpheyi düzeltmek veya karşıtlığı öne çıkarmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Some volunteers do take action when help is needed cümlesinde do ne anlam ekler?
- Gönüllülerin gerçekten harekete geçtiğini vurgular.
- Eylemi geçmiş zamana taşır.
- İfadeyi soruya dönüştürür.
Cevabı göster
Gönüllülerin gerçekten harekete geçtiğini vurgular.
confidence that ...: güvenin içeriğini that yan cümlesiyle belirtmek
confidence that ... yapısında that ile başlayan yan cümle, güvenin tam olarak neyle ilgili olduğunu söyler. Burada kişiler, kendi katılımlarının sonucu etkileyebileceğine güvenmektedir. Bu yan cümle ismin içeriğini verir; confidence sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümlesi değildir. Yapı, isim + that yan cümlesi şeklindedir. belief, idea ve evidence gibi soyut isimlerden sonra da yan cümle bu isimlerin içeriğini belirtebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede that yan cümlesi confidence sözcüğünün içeriğini belirtir?
- We have confidence that the new plan can work.
- We thanked the coach that inspired confidence.
- We spoke with confidence during the meeting.
Cevabı göster
We have confidence that the new plan can work.
make a difference: gerçek bir etki yaratmak
Make a difference, gerçek bir etki yaratmak veya bir sonucun değişmesine yardımcı olmak demektir. Bu cümlede kişisel katılım, olacakları etkileyebilir; difference yalnızca iki şey arasındaki görünür bir farklılık anlamına gelmez. Bu ifade tek başına kullanılabilir. Etkilenen kişiyi veya şeyi belirtmek için make a difference to ..., alanı ya da durumu belirtmek için make a difference in ... kullanılır.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “gerçek bir etki yaratmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyi tamamlayın: Even a small act of kindness can ____.
Cevabı göster
make a difference
belief isn't misguided: bir inancın yanlış yönlendirildiği yargısını reddetmek
belief isn't misguided ifadesinde misguided, bir düşüncenin kötü bir yargıya dayanması veya yanlış bir yöne gitmesi anlamına gelir. isn't bu değerlendirmeyi reddeder: konuşmacı, bireysel katılımın fark yaratabileceği inancının akılsızca ya da yanlış yönlendirilmiş olmadığını söyler. Misguided genellikle bir inancın, politikanın, planın veya eylemin arkasındaki muhakemeyi ya da yönü değerlendirir. Yalnızca bir ayrıntının olgusal olarak yanlış olduğunu söylemekten daha güçlü bir değerlendirme taşır.
Alıştırma
Bir toplum projesinin niyeti iyiydi, ancak kötü bir yargıya dayanıyor ve yanlış yöne gidiyordu. Onu en iyi hangi cümle anlatır?
- The project was well intended but misguided.
- The project was well intended but unguided.
- The project was well intended but misleading.
Cevabı göster
The project was well intended but misguided.
The long history of social progress proves that change is possible.
2:55Sosyal ilerlemenin uzun tarihi, değişimin mümkün olduğunu kanıtlıyor.
And individual actions,
2:59Ve gönüllülük, oy verme, protesto etme veya ortak bir hedefe kişisel olarak katkıda bulunma gibi
whether it's volunteering, voting, protesting, or personally contributing to a communal goal, Dilbilgisi
3:00bireysel eylemler,
are key to building the collective momentum that has tackled seemingly impenetrable issues. Kalıp ifadeler
3:06görünüşte aşılamaz sorunların üstesinden gelen kolektif ivmeyi oluşturmanın anahtarıdır.
whether it's A, B, or C: daha geniş bir kategorinin biçimlerini listelemek
whether it's A, B, C, or D yapısında whether, daha geniş bir kategorinin çeşitli olası biçimlerini tanıtır. Buradaki liste bireysel eylemlerin nasıl görünebileceğini açıklar; evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru sormaz. Listelenen ögeler dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Volunteering, voting, protesting ve contributing ifadelerinin tümü -ing biçimindedir; bu yüzden aynı grubun örnekleri olarak kolayca anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi whether it's ... or ... listeleme yapısıyla tamamlayın: There are many ways to help, ____ sorting donations, delivering meals, or checking on neighbors.
Cevabı göster
whether it's
are key to building: be key to + -ing biçimi
Be key to, “bir şey için vazgeçilmez olmak” veya “bir şeyde çok önemli bir rol oynamak” demektir. Bu cümlede daha önce sözü edilen eylemler, collective momentum oluşturmada vazgeçilmez olarak sunulur. Collective momentum, birçok insan birlikte harekete geçtiğinde giderek büyüyen ortak itici güçtür. Be key to + isim veya -ing biçimi yapısında to bir edattır. Bu nedenle key to build değil, key to building denir.
Alıştırma
Cümleyi build fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Clear communication is key to ____ trust in a remote team.
Cevabı göster
building
has tackled seemingly impenetrable issues: görünüşte aşılmaz sorunları ele almak
Tackle an issue, bir sorunu aktif biçimde üstlenip üzerinde çalışmak demektir. Bu ifade tek başına sorunun tamamen çözüldüğünü söylemez. Buradaki has tackled, daha önce yapılan bir eylemi şu anda ileri sürülen düşünceyi destekleyen ilgili bir deneyim olarak sunar. Impenetrable, içine girilemeyen veya içinden geçilemeyen bir şeyi tanımlayabilir. Issues ile mecaz anlamda kullanıldığında sorunların anlaşılmasının ya da bu sorunlarda ilerleme sağlanmasının son derece güç olduğunu belirtir. Seemingly, “görünüşe göre” demektir ve aslında ilerleme sağlanmış olabileceği ihtimalini açık bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle, grubun çok zor sorunlar üzerinde aktif biçimde çalıştığını ancak her sorunun tamamen çözüldüğünü iddia etmediğini söyler?
- The group has avoided problems that once seemed almost impossible to overcome.
- The group has resolved problems that once seemed almost impossible to overcome.
- The group has tackled problems that once seemed almost impossible to overcome.
Cevabı göster
The group has tackled problems that once seemed almost impossible to overcome.
It's not to say that concern and passion have no place. Anlatım akışı
3:13Bu, endişe ve tutkunun yeri olmadığı anlamına gelmez.
It's not to say that ... have no place: bir iddiayı sınırlamak
It's not to say that ... dinleyiciye önceki iddiadan aşırı bir sonuç çıkarmaması gerektiğini bildirir. Burada konuşmacı kaygı ve tutkunun değerini reddetmez; cümle savı sınırlar ve dengeler. have no place burada “yararlı veya uygun bir rolü olmamak” anlamındadır; “fiziksel bir yeri olmamak” anlamına gelmez. Dıştaki not, kaygı ve tutkunun hiçbir rolü olmadığı düşüncesini reddeder.
Alıştırma
Şunu okuyun: Confidence often predicts action better than concern. It's not to say that concern and passion have no place. İkinci cümle ne yapıyor?
- Kaygı ve tutkunun göz ardı edilmemesi için önceki iddiayı sınırlar.
- Kaygı ve tutkunun tamamen yararsız olduğunu iddia eder.
- İlgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster
Kaygı ve tutkunun göz ardı edilmemesi için önceki iddiayı sınırlar.
Moral outrage or anger can help us focus on what's at stake. Notlar
3:16Ahlaki öfke veya kızgınlık, risk altında olan şeylere odaklanmamıza yardımcı olabilir.
Moral outrage or anger: ahlaki yargıdan doğan öfke
moral outrage, bir şeyin adaletsiz veya ahlaken yanlış olduğu yargısından kaynaklanan güçlü öfkedir. Hem bir duyguyu hem de ahlaki değerlendirmeyi içerdiği için sıradan anger sözcüğünden daha özeldir. Cümledeki or anger, bu duygu için daha geniş ve daha tanıdık bir ad verir. İfade, ahlaki bir meseleye odaklanan bu tür öfkenin dikkati önemli olan şeye yöneltebileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi durum en iyi moral outrage olarak tanımlanır?
- İnsanlar savunmasız çocukların kasıtlı olarak istismar edilmesini kınıyor.
- Bir çocuk yeni bir oyun için heyecanlanıyor.
- Birisi kalemi kırıldığı için kızıyor.
Cevabı göster
İnsanlar savunmasız çocukların kasıtlı olarak istismar edilmesini kınıyor.
focus on what's at stake: neyin tehlikede olduğuna odaklanmak
Bu cümlede focus on what's at stake, insanlar harekete geçmezse kaybedilebilecek, zarar görebilecek veya etkilenebilecek önemli şeylere dikkat etmek demektir. Burada ahlaki öfke, dikkati gerçek risklere ve söz konusu değerlere yöneltir. What's at stake, risk altındaki çıkarlar, sonuçlar veya değerlerden söz eden yaygın bir deyimsel soru ya da yan cümledir. Buradaki stake, “kazık” anlamına gelmez; ifade gerçek anlamlı değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “kaybedilme veya etkilenme tehlikesinde” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before voting on the safety plan, everyone needs to understand what is ____.
Cevabı göster
at stake
when it's correctly harnessed: doğru şekilde yönlendirilip kullanıldığında
Bu cümlede when it's correctly harnessed, öfkenin amaçsızca dışarı taşmasına izin vermek yerine doğru biçimde yönlendirilip etkili şekilde kullanılması demektir. When yan cümlesi, öfkenin insanları birleştirebilmesi için gereken koşulu belirtir. it zamiri, moral outrage or anger ifadesine gönderme yapar. Edilgen is harnessed yapısı, gücü kimin yönlendirdiğine değil, o güce ne yapıldığına odaklanır. Daha genel olarak harness, enerjiyi, duyguyu, beceriyi veya başka bir kaynağı yararlı bir iş için kullanmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle okulun yaratıcılığı yararlı bir amaca yönlendirdiğini doğal biçimde anlatır?
- The school stopped students from sharing ideas about the library.
- The school harnessed students' creativity to redesign the library.
- The school noticed students' creativity but chose not to use it.
Cevabı göster
The school harnessed students' creativity to redesign the library.
outrage can be a powerful unifier: öfkenin birleştirici bir güç olması
Burada outrage, yanlış veya adaletsiz görülen bir şeye karşı duyulan yoğun öfke anlamındadır. Bunun a powerful unifier olarak adlandırılması, ortak öfkenin farklı insanları veya grupları ortak bir amaç etrafında bir araya getirebilmesi demektir; unifier, birliği sağlayan kişi ya da etkendir, resmî bir unvan değildir. can be kalıbı kesin bir sonucu değil, bir olasılığı belirtir. Öfke ortak bir hedefe yöneltildiğinde insanları birleştirebilir, ancak öfke tek başına her zaman birlik oluşturmaz.
Alıştırma
Cümleyi “insanları bir araya getiren güçlü bir unsur” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After months of conflict, the team found that a clear common goal could be ____.
Cevabı göster
a powerful unifier
In the American Civil Rights Movement: Amerikan Sivil Haklar Hareketi bağlamı
The American Civil Rights Movement, özellikle 1950'ler ve 1960'larda etkin olan, ırk ayrımcılığına ve ırka dayalı ayrı tutma uygulamalarına karşı çıkan ve Siyah Amerikalılar için eşit haklar arayan önemli bir ABD hareketinin özel adıdır. Cümlenin başındaki In the American Civil Rights Movement ifadesi, sonraki düşünceyi bu tarihsel bağlama yerleştirir. Burada okuyucuyu, ırksal adaletsizliğe karşı duyulan ortak ahlaki öfkeyi kolektif eylemi destekleyen bir güç olarak anlamaya hazırlar.
Alıştırma
Hangi açıklama the American Civil Rights Movement ifadesini en doğru biçimde tanımlar?
- Dünyanın herhangi bir yerindeki bütün sivil haklar mücadeleleri için genel bir ad.
- Irka dayalı ayrı tutma ve ayrımcılığa karşı çıkan ve Siyah Amerikalılar için eşit haklar arayan bir ABD hareketi.
- Esas olarak trafik yasalarını değiştirmek için oluşturulan bir Avrupa hareketi.
Cevabı göster
Irka dayalı ayrı tutma ve ayrımcılığa karşı çıkan ve Siyah Amerikalılar için eşit haklar arayan bir ABD hareketi.
galvanized diverse communities to work together in the fight for equality. Kelime
3:33eşitlik mücadelesinde birlikte çalışmaları için çeşitli toplulukları harekete geçirdi.
shared anger over systemic racism: yapısal adaletsizliğe duyulan ortak öfke
Systemic racism, kurumların, politikaların, yerleşik uygulamaların ve toplumsal yapıların ürettiği veya sürdürdüğü ırksal eşitsizlik demektir. Tek bir kişinin önyargısından daha geniştir; hiç kimse açıkça ırkçı bir düşünce belirtmese bile adaletsiz sonuçlar devam edebilir. Shared anger over ... ifadesi sistemik ırkçılığı, adaletsizliği ve Siyahlara yönelik şiddeti ortak öfkenin nedenleri olarak sunar. ABD'deki sivil haklar bağlamında bu ifade, farklı toplulukların neden birlikte harekete geçmek için ortak bir gerekçe gördüğünü açıklar.
Alıştırma
Hangi durum systemic racism kavramını en iyi gösterir?
- Bir öğrenci başka bir öğrencinin dinlediği müziği sevmez.
- Elektrik kesintisinden sonra bir bilgisayar çalışmayı durdurur.
- Bir okul finansman politikası, belirli bir ırksal gruba hizmet veren okulları tekrar tekrar daha az kaynakla bırakır.
Cevabı göster
Bir okul finansman politikası, belirli bir ırksal gruba hizmet veren okulları tekrar tekrar daha az kaynakla bırakır.
galvanized diverse communities to work together: farklı toplulukları birlikte çalışmaya güçlü biçimde yöneltti
Burada galvanize, insanları harekete geçmeleri için güçlü biçimde itmek anlamına gelir. galvanize + grup + to do something yapısı, kimin harekete geçirildiğini ve ardından hangi eylemin geldiğini gösterir. Cümlenin bütününde shared anger neden, diverse communities harekete geçirilen grup, work together ise eylemdir. Buradaki anlam mecazidir; metali kaplama şeklindeki teknik anlam değildir. Basitçe encourage demekten daha güçlüdür: güçlü bir duygu veya kaygının gerçek ve çoğu zaman ortak bir eyleme dönüştüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi galvanize fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The sudden park closure ____ local families to organize a petition.
Cevabı göster
galvanized
And bringing together people of different backgrounds and mindsets Kalıp ifadeler
3:38Ve farklı geçmişlere ve zihniyetlere sahip insanları bir araya getirmek,
is essential to building longevity and resilience in any movement. Kalıp ifadeler
3:41herhangi bir harekette uzun ömürlülük ve dayanıklılık inşa etmek için çok önemlidir.
farklı geçmişlere ve düşünce yapılarına sahip insanları bir araya getirmek
Bring people together, insanların katılabilmesi, fikirlerini paylaşabilmesi veya ortak bir amaç için çalışabilmesi için onları birbirine bağlamak ya da birleştirmek demektir. Yalnızca insanları aynı yere koymaktan daha fazlasını ifade eder. Burada bringing together people of different backgrounds and mindsets, cümlenin öznesi olan bir ulaç grubudur. Backgrounds kültürü, sosyal çevreyi, eğitimi ve yaşam deneyimini kapsayabilir; mindsets ise düşünme biçimlerini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, insanların birlikte çalışabilmesi için onları birbirine bağlamak anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: The community project will ____ neighbors from different age groups.
Cevabı göster
bring together
uzun süre devam etme ve zorluklara dayanma gücü oluşturmak için vazgeçilmez
Be essential to, bir sonuç veya süreç için gerekli olmak demektir. Essential to building ifadesinde to bir edattır; bu nedenle ardından yalın biçim build değil, -ing biçimi building gelir. Burada longevity, bir insanın yaşam süresini değil, bir hareketin uzun süre devam edebilme gücünü anlatır. Resilience ise zorluklara dayanma, toparlanma ve devam etme gücüdür.
Alıştırma
X is essential to doing Y hedef yapısını build fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Open communication is essential to ____ trust in a new team.
Cevabı göster
building
In this way: önceki bir yöntemi sonraki içerikle bağlamak
In this way, daha önce açıklanan bir yönteme veya yaklaşıma gönderme yapar ve “bunu yaparak” ya da “bu yöntemi kullanarak” anlamına gelir. Bu ifadede way, “yol” değil “yöntem” demektir. Cümlenin başında bilgiyi düzenler: önceki ifade yöntemi verir, ardından gelen bölüm ise sonucu, yararı veya işe yarayan bir sonraki adımı açıklar. this sözcüğünün neyi gösterdiğini bulmak için önceki içeriğe bakılır.
Alıştırma
Bağlantıyı tamamlamak için bu dersteki üç sözcüklü ifadeyi kullanın: Put the tools in labeled drawers. ____, everyone can find them quickly.
Cevabı göster
In this way
thinking about how you can apply your own unique perspective, Kalıp ifadeler
3:47kendi benzersiz bakış açınızı,
knowledge, and expertise to promoting change can be helpful.
3:49bilginizi ve uzmanlığınızı değişimi teşvik etmek için nasıl uygulayabileceğinizi düşünmek faydalı olabilir.
apply ... expertise to promoting change: apply A to doing B yapısı
apply A to B, A’yı belirli bir amaç veya etkinlik için kullanmak anlamına gelir. Burada A, your own unique perspective, knowledge, and expertise; B ise promoting change bölümüdür. İfade, kendine özgü bilgini ve yapabildiklerini değişim oluşturmaya yardımcı olmak için kullanmayı anlatır. Bu yapıda to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir: apply knowledge to a problem; apply expertise to improving a system. Cümlede promoting kullanılmasının nedeni budur.
Alıştırma
Cümleyi apply fiilinin geçmiş zaman biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: Last week, Leo ____ his coding skills ____ improving the class website.
Cevabı göster
applied · to
And finding community has plenty of other benefits. Kalıp ifadeler
3:54Ve bir topluluk bulmanın da birçok başka faydası vardır.
finding community has plenty of other benefits: aidiyet sağlayan bir topluluk bulmanın yararları
Burada finding community, destek, ortak bir kimlik veya aidiyet duygusu sunan bir grupla bağ kurmak demektir. Community yalnızca yaşanılan mahalleyi ifade etmez. Finding community isim-fiil öbeği, has plenty of other benefits bölümünün öznesidir. Other, en az bir yarardan daha önce söz edildiğini gösterir; cümle daha pek çok yarar olduğunu ekler.
Alıştırma
Vurgulanan bölümün anlamını en iyi hangi cümle verir?
- Haritada bir yerleşim bölgesi bulmak mümkün olan her yararı sağlar.
- Destekleyici bir grupla bağ kurmak birçok ek yarar sağlayabilir.
- Bir grubu uzaktan izlemek kişiyi hiçbir şekilde etkilemez.
Cevabı göster
Destekleyici bir grupla bağ kurmak birçok ek yarar sağlayabilir.
Just witnessing other people at work has been shown to motivate personal action, Dilbilgisi
3:57Sadece diğer insanların çalışmasına tanık olmanın bile kişisel eylemi motive ettiği ve
creating a positive feedback loop. Kelime
4:01olumlu bir geri bildirim döngüsü yarattığı gösterilmiştir.
Just witnessing ... has been shown to motivate ...: kanıta dayalı sonuç bildirme
Just witnessing other people at work isim-fiil öbeği cümlenin öznesidir. Just, yalnızca anlamındadır: başkalarının etkin biçimde bir şey yaptığını sadece görmek bile bir etki yaratabilir. Burada at work, insanları eylem hâlinde anlatır; mutlaka iş yerinde oldukları anlamına gelmez. has been shown to motivate, kanıt aktarmak için kullanılan edilgen bir kalıptır. Kişisel eylemi teşvik etme sonucunu dayanaksız bir iddia olarak değil, araştırma veya gözlemle desteklenen bir bulgu olarak sunar. Özne öbeği tekil olduğu için has kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi has been shown to kalıbıyla tamamlayın: In several studies, taking short breaks ____ improve concentration.
Cevabı göster
has been shown to
creating a positive feedback loop: pozitif geri bildirim döngüsü yaratmak
Pozitif geri bildirim döngüsü, bir sonucun onu üreten süreci güçlendirdiği bir döngüdür. Burada başkalarının harekete geçtiğini görmek daha fazla eylemi teşvik eder; ek eylemler de daha fazla eylemi teşvik edebilir. Buradaki positive, mutluluk ya da ahlaki iyilik değil, artırıcı bir etki anlatır. Pozitif geri bildirim döngüsü hem yararlı hem de zararlı bir eğilimi güçlendirebilir.
Alıştırma
Hangi durum positive feedback loop için en açık örnektir?
- Oda yeterince ısındığında termostat ısıtıcıyı kapatır.
- Bir mağaza her sabah aynı saatte açılır.
- Daha fazla kullanıcı uygulamayı paylaşır; bu da uygulamayı başkalarıyla paylaşan yeni kullanıcıları çeker.
Cevabı göster
Daha fazla kullanıcı uygulamayı paylaşır; bu da uygulamayı başkalarıyla paylaşan yeni kullanıcıları çeker.
Collaboration can help you better problem-solve when you're unsure what the next step is, Kelime
4:04Bir sonraki adımın ne olduğundan emin olmadığınızda iş birliği yapmak sorunları daha iyi çözmenize yardımcı olabilir
Collaboration can help you better problem-solve: iş birliği sorunları daha etkili çözmenize yardımcı olabilir
Problem-solve, bir sorunu analiz edip çözüm üretmek anlamına gelen birleşik bir fiildir. help you problem-solve yapısında help'ten sonra kişi ve fiilin yalın hâli gelir; help you to problem-solve da mümkündür. Better, problem-solve fiilini niteleyen bir zarftır. “Daha etkili biçimde” anlamına gelir; yani cümle, iş birliğinin sorun çözme etkinliğini artırdığını anlatır.
Alıştırma
“Çözüm üretmek” anlamındaki kısa çizgili fiille cümleyi tamamlayın: A fresh perspective can help the team ____ when the original plan fails.
Cevabı göster
problem-solve
and the support and encouragement of others can serve as a source of inspiration and joy Kalıp ifadeler
4:09ve kendinizi tükenmiş, yenilmiş veya sıkışmış hissediyorsanız
can serve as a source of inspiration: olası bir rolü anlatmak
Burada can serve as a source of inspiration, “insanlara fikir veya motivasyon veren bir şey olarak işlev görebilir” anlamına gelir. Özne, the support and encouragement of others ifadesidir ve bu desteğin böyle bir etki yaratabileceğini anlatır. Can kesinlik değil, olasılık bildirir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp A can serve as + rol veya işlev şeklindedir. Daha uzun olan A can serve as a source of + isim kalıbında A, o şeyi sağlayabilir. Buradaki serve as, “birine hizmet vermek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, serve içeren ve “olarak işlev görmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A childhood memory can ____ a source of creative inspiration.
Cevabı göster
serve as
if you're feeling exhausted, defeated, or stuck. Dilbilgisi
4:14başkalarının desteği ve teşviki bir ilham ve neşe kaynağı olabilir.
if you're feeling exhausted, defeated, or stuck: bir koşul belirtmek
If ile başlayan yan cümle, daha önce anlatılan desteğin özellikle yararlı olabileceği koşulu belirtir. You're feeling + sıfat, o anki veya geçici bir durumu ifade eder; dolayısıyla bu kalıp bir tavsiyenin, yardımın veya kaynağın geçerli olduğu durumu tanıtabilir. Exhausted, aşırı yorgun olmak demektir. Buradaki defeated, kişinin moralinin bozuk veya başarısız olmuş gibi hissetmesini anlatır; gerçekten bir maçı kaybetmiş olması gerekmez. Stuck, fiziksel olarak yapışmış olmak değil, ilerleyememek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir tavsiyenin yardımcı olabileceği koşulu göstermek için if you're feeling + sıfat yapısını kullanır?
- Although you're feeling overwhelmed, you called someone you trust.
- If you're feeling overwhelmed or stuck, call someone you trust.
- You're feeling overwhelmed because you called someone you trust.
Cevabı göster
If you're feeling overwhelmed or stuck, call someone you trust.
The path to conquering any goal is long and bound to hit sticking points. Deyimler
4:18Herhangi bir hedefi fethetmenin yolu uzundur ve mutlaka tıkanma noktalarına çarpacaktır.
The path to conquering any goal: bir yolculuk benzetmesi
Bu ifade, bir hedef için çabalamayı bir yolda ilerlemek gibi sunar. The path gerçek bir yol değil, tüm süreci anlatır; conquering a goal ise bir düşmanı yenmek değil, güçlükleri aşıp sonunda hedefe ulaşmak demektir. the path to + isim veya -ing biçimi kalıbında to bir edattır. Burada conquering, yolun ulaştırdığı etkinliği adlandırır. Bu yapı, uzun ve soyut bir çabayı gözde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Yolculuk benzetmesini the path to + -ing kalıbıyla tamamlayın: The path ____ a new language takes patience.
Cevabı göster
to learning
bound to hit sticking points: kaçınılmaz engeller
Be bound to + fiilin yalın biçimi, bir şeyin gerçekleşmesinin beklendiğini ve neredeyse kaçınılmaz göründüğünü anlatır. Buradaki bound to hit, engellerle karşılaşmanın neredeyse kesin olduğu anlamına gelir. A sticking point, ilerlemeyi engelleyen veya yavaşlatan bir sorundur. Hit burada mecazidir: fiziksel olarak bir şeye vurmayı değil, sorunla karşılaşmayı anlatır. İfade bir bütün olarak, dinleyiciyi uzun bir süreçte zor anlar beklemeye hazırlar.
Alıştırma
Cümleyi be bound to ve hit sticking points ile tamamlayın: A complicated plan is ____ before it works smoothly.
Cevabı göster
bound to hit sticking points
Often, the best way to get unstuck is just to take any action, Dilbilgisi
4:23Genellikle, sıkışıklıktan kurtulmanın en iyi yolu, sadece herhangi bir eylemde bulunmaktır,
no matter how small or imperfect the outcome. Dilbilgisi
4:27sonucun ne kadar küçük veya kusurlu olduğuna bakılmaksızın.
the best way to... is to... ile açık bir öneri verme
the best way to X is to Y kalıbı önce bir hedefi belirtir, ardından bu hedefe ulaşmak için önerilen eylemi verir. Buradaki hedef get unstuck, yani ilerleyemediğiniz bir durumda yeniden harekete geçmek; önerilen eylem ise take any action ifadesidir. Burada just, “basitçe” veya “tek yapmanız gereken” anlamındadır. Başlamayı daha kolay gösterir; “az önce” şeklindeki zaman anlamını taşımaz.
Alıştırma
Öğrenilen kalıpla öneriyi tamamlayın: The best way ____ remember new words is ____ review them in short sessions.
Cevabı göster
to · to
no matter how small or imperfect...: sonuç öneriyi değiştirmez
No matter how, ana öneriyi değiştirmeyen bir koşul belirtir. Burada sonuç küçük çaplı veya kusurlu olsa bile harekete geçmenin yine de değerli olduğu anlamına gelir. Bu düşünceye ödünleme denir. Yaygın tam kalıp no matter how + sıfat/zarf + özne + fiil şeklindedir. Buradaki ifade no matter how small or imperfect the outcome is or may be cümlesinin kısaltılmış biçimidir; sondaki bağlayıcı fiil söylenmeden anlaşılır. Bu bir soru değildir.
Alıştırma
Eksik sözcüğü yazarak ödünleme ifadesini tamamlayın: Keep sharing your ideas, no matter ____ simple they seem.
Cevabı göster
how
Progress starts with writing that next sentence, Anlatım akışı
4:30İlerleme, o bir sonraki cümleyi yazmakla,
running that extra mile, or even casting that vote to build a better future. Kelime
4:33o ekstra mili koşmakla veya daha iyi bir gelecek inşa etmek için o oyu kullanmakla başlar.
Progress starts with writing that next sentence: Soyut bir düşünceyi küçük bir eylemle somutlaştırmak
Progress soyut bir düşüncedir. starts with writing that next sentence ifadesi, hemen ardından küçük ve gözle görülebilir bir eylem vererek bu düşünceyi somutlaştırır: bir cümle daha yazmak. Buradaki that next sentence belirli bir cümleyi göstermez; hemen atılabilecek bir sonraki küçük adımı temsil eder. Somut örneği genel iddianın hemen arkasına koymak, teşviki uygulanabilir bir şeye dönüştürür. Ardından gelen paralel eylemler aynı mesajı başka hedef türlerine de taşır.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm cümlede ne yapıyor?
- Konuşmacı ilerleme konusuna dönmeden önce ilgisiz bir konu açar.
- İlerlemeyle ilgili soyut bir düşünceyi, kişinin hemen ardından yapabileceği küçük bir eyleme dönüştürür.
- İlerlemeyi bir yazı türü olarak tanımlar ve diğer hedefleri dışlar.
Cevabı göster
İlerlemeyle ilgili soyut bir düşünceyi, kişinin hemen ardından yapabileceği küçük bir eyleme dönüştürür.
even casting that vote: Resmî cast a vote kalıbı
Cast a vote, oy vermek ya da bir tercihi resmî olarak kayda geçirmek anlamına gelen kalıplaşmış bir eş dizimdir; cast burada fırlatmak anlamına gelmez. casting that vote içindeki casting, listedeki diğer eylemlere paralel bir -ing biçimidir. That, dinleyicinin kullanabileceği oyu genel bir biçimde işaret eder; daha önce belirtilmiş belirli bir oy pusulasını göstermek zorunda değildir. Even, oy vermeyi listeye eklenen ve özellikle dikkat çekici bir örnek olarak sunar. Böylece liste kişisel çabadan yurttaşlık eylemine genişler.
Alıştırma
Hangi cümle resmî cast a vote kalıbını doğru kullanıyor?
- Every eligible citizen has the right to cast vote.
- Every eligible citizen has the right to cast to vote.
- Every eligible citizen has the right to cast a vote.
Cevabı göster
Every eligible citizen has the right to cast a vote.
Need an extra push to get unstuck with your climate goals? Ton ve niyet
4:39İklim hedeflerinizde sıkışıklıktan kurtulmak için ekstra bir itici güce mi ihtiyacınız var?
Need an extra push: desteği kabul etmeye yönelik kısa bir davet
Need an extra push?, Do you need an extra push? sorusunun konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Örtük özne you'dur ve baştaki Do you sözleri atılarak soru kısa ve doğrudan hâle getirilir. Buradaki an extra push mecazidir; biraz daha teşvik, motivasyon veya somut destek anlamına gelir. Soru, dinleyicinin takılmış olabileceğini nazikçe belirtir ve bir kaynak ya da sonraki adım sunmaya zemin hazırlar.
Alıştırma
“Biraz daha teşvike ihtiyacınız var mı?” anlamındaki dört sözcüklük İngilizce ifadeyle bu dostça tanıtım sorusunu tamamlayın: ____ to finish your application today?
Cevabı göster
Need an extra push
is here to help: yalnızca konum değil, yardıma hazır olma
be here to help ifadesindeki here çoğu zaman fiziksel bir konumu belirtmez. Bu ifade, bir kişinin, kuruluşun veya hizmetin destek sunmaya hazır ve ulaşılabilir olduğu anlamına gelir. Bu cümlede is here to help, TED Countdown'ı dinleyicinin başvurabileceği bir kaynak olarak tanıtır. Güven veren bir ton oluşturur ve bir sorundan mevcut yardıma doğal bir geçiş sağlar.
Alıştırma
Bir internet sitesinde “Our support team is here to help.” yazıyor. Bu cümle büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Ekip bu fiziksel yere henüz geldi.
- Ekip ulaşılabilir durumda ve size destek vermeye hazır.
- Ekibin sizin yardımınıza ihtiyacı var.
Cevabı göster
Ekip ulaşılabilir durumda ve size destek vermeye hazır.
Countdown is a global initiative aimed at turning innovative solutions into planet-saving realities. Notlar
4:44Countdown, yenilikçi çözümleri gezegeni kurtaracak gerçeklere dönüştürmeyi amaçlayan küresel bir girişimdir.
Countdown is a global initiative: düzenli bir proje anlamındaki initiative
Countdown is a global initiative, Countdown'ı dünya çapında yürütülen düzenli bir çalışma olarak tanıtır. Burada Countdown, TED'in iklim projesidir; global ise kapsamının uluslararası olduğunu belirtir. Bu cümlede initiative, bir hedefe ulaşmak için oluşturulmuş planlı bir programı veya eylemler bütününü anlatan sayılabilen bir isimdir. a tanımlığı, sözcüğün birinin söylenmesini beklemeden harekete geçme özelliğini değil, belirli bir girişimi anlattığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede initiative belirli ve düzenli bir program anlamındadır?
- The city launched a new initiative to make buses cleaner.
- After a long pause, Luis finally took the initiative and spoke first.
- Maya showed initiative by fixing the problem before anyone asked.
Cevabı göster
The city launched a new initiative to make buses cleaner.
aimed at turning X into Y: bir projenin dönüşüm amacını ifade etmek
aimed at turning... ifadesi initiative sözcüğünü niteler ve girişimin amacını belirtir. that is aimed at turning... şeklinde anlaşılabilir. at bir edat olduğu için aimed at ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi gelir; bu nedenle burada turning gerekir. Turn X into Y, X'i değiştirerek Y hâline getirmek demektir. Burada innovative solutions yenilikçi fikir veya yöntemleri, planet-saving realities ise soyut anlamdaki gerçekliği değil, gezegeni korumaya yardımcı olan somut sonuçları anlatır.
Alıştırma
turn fiilinin doğru biçimini ve eksik edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: The art project is aimed at ____ cardboard boxes ____ toy houses.
Cevabı göster
turning · into
Learn how you can be part of building a cleaner future at countdown.ted.com. Ton ve niyet
4:49countdown.ted.com adresinden daha temiz bir gelecek inşa etmenin nasıl bir parçası olabileceğinizi öğrenin.
Eylem çağrısı olarak Learn how you can be part of building...
Learn how you can... dinleyeni nasıl yardımcı olabileceğini keşfetmeye davet eden bir eylem çağrısıdır. Learn emir kipindedir, bu nedenle doğrudandır; ancak can, katılımı bir olasılık olarak sunar ve dinleyene işi hemen yapmasını emretmez. Yeniden kullanılabilen kalıp Learn how + özne + can + be part of + isim veya -ing biçimindeki etkinlik şeklindedir. how sonrasındaki yan cümlede düz cümle söz dizimi kullanılır: how you can denir, how can you denmez. Be part of building, daha büyük ve ortak bir çabaya katılmak anlamına gelir; of bir edat olduğu için etkinliği belirten build, building biçimini alır.
Alıştırma
Aşağıdaki eylem çağrılarından hangisi, birini ortak bir çabaya davet etmek için be part of yapısını doğru kullanır?
- Learn how can you be part of creating a safer neighborhood.
- Learn how you can be part of creating a safer neighborhood.
- Learn how you can be part to create a safer neighborhood.
Cevabı göster
Learn how you can be part of creating a safer neighborhood.