Bir gün bir mil yüksekliğinde gökdelen inşa edilecek mi? - Stefan Al: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, bir mil yüksekliğindeki kulenin 1956’da alay edilen Frank Lloyd Wright önerisinden uygulanabilir bir modern projeye dönüşmesini anlatıyor. Güçlü betonun, derin temellerin, aerodinamik biçimlerin, sönümleyicilerin ve hızlı asansörlerin yerçekimi, rüzgâr, denge ve bina içi ulaşım sorunlarını nasıl çözdüğünü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a mile-high skyscraper. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Sayı ve ölçü biriminden oluşan bir ifadenin isimden önce birleşik sıfat olarak nasıl kullanıldığını öğrenin. Bu özlü kalıp, binaların, makinelerin ve bilimsel projelerin boyutlarını ya da ölçeğini anlatmak için kullanılabilir. 2. To prevent the wind from rocking tower tops, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Hem istenmeyen olayı hem de buna yol açan etkeni gösteren prevent + nesne + from + -ing amaç yapısını tanıyın. Bir tasarımın, kuralın veya aygıtın belirli bir sürecin gerçekleşmesini nasıl engellediğini açıklarken bu yapıyı kullanın. 3. goes the extra mile. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin olağan deyimsel anlamının fazladan çaba göstermek olduğunu kavrayın; ayrıca kapanıştaki kelime oyununu fark edin: mile, planlanan kulenin yüksekliğine de gerçek anlamıyla gönderme yapar. Böylece mecazlı dili metnin ana konusuna bağlayan sonuçları yorumlayabilirsiniz.
Bu derste
In 1956, architect Frank Lloyd Wright proposed a mile-high skyscraper. Kalıp ifadeler
0:061956'da mimar Frank Lloyd Wright, bir mil yüksekliğinde bir gökdelen önerdi.
a mile-high skyscraper: isimden önce kısa çizgili yükseklik niteleyicisi
a mile-high skyscraper ifadesinde mile-high, skyscraper sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. “Bir mil yüksekliğinde” anlamına gelir ve binanın yüksekliğini belirtir; tek başına tam bir yan cümle değildir. Bir ölçü ifadesi ismin önünde tek bir niteleyici olarak kullanıldığında sözcükler genellikle kısa çizgiyle bağlanır ve ölçü birimi tekil kalır: a 300-meter-high tower. İsimden sonra ise kısa çizgisiz bir ifade kullanılır: The tower is 300 meters high.
Alıştırma
Cümleyi “one mile high” anlamındaki, örnekte kullanılan aynı kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: They planned a ____ tower.
Cevabı göster
mile-high
It was going to be the world's tallest building by a lot, Notlar
0:12Açık ara dünyanın en yüksek binası olacaktı,
was going to be: geçmişten bakılan gelecekteki bir sonuç
Was going to be, geçmişteki bir noktadan geleceğe bakar. Dünyanın en yüksek binası olmanın o zamanki plan veya beklenti olduğunu anlatır. Bu biçim, sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğini tek başına göstermez. Burada gökdelen bir öneri olarak kaldığı için was going to be, “öyle olması planlanıyordu veya bekleniyordu” anlamındadır; binanın gerçekten en yüksek bina olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede “was going to be” ne anlama geliyor?
- Bina şu anda kesinlikle en yüksek binadır.
- Geçmişteki o anda bina zaten en yüksek bina olmuştu.
- Geçmişteki o anda binanın en yüksek bina olması planlanıyor veya bekleniyordu.
Cevabı göster
Geçmişteki o anda binanın en yüksek bina olması planlanıyor veya bekleniyordu.
by a lot: karşılaştırmada büyük fark
Burada by a lot, the world's tallest building üstünlük yapısından sonra gelir. Planlanan binanın bir sonraki en yüksek binadan yalnızca biraz değil, büyük bir farkla daha yüksek olacağını anlatır. Bu yapıda by, bir farkın ya da galibiyet marjının büyüklüğünü belirtir. Bir yöntem veya araç anlamına gelmez.
Alıştırma
Takımın tek bir maçı büyük farkla kazandığını belirten cümle hangisidir?
- Our team won by a lot.
- Our team won a lot.
- Our team practiced a lot.
Cevabı göster
Our team won by a lot.
five times as high as: kesin bir yükseklik oranı
Five times as high as, ‘kat sayısı + as + sıfat + as + karşılaştırma noktası’ kalıbını kullanır. İlk şeyin toplam yüksekliğinin Eyfel Kulesi'nin yüksekliğinin beş katı olduğunu belirtir. İki as, high sözcüğünün çevresinde bir çift oluşturur. Bu kalıbı twice as wide as veya three times as heavy as gibi ölçülebilir başka sıfatlarla da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Mavi duvar 15 metre, kırmızı duvar ise 3 metre yüksekliğindedir. five times, high ve as ... as kalıbını kullanarak tamamlayın: The blue wall is ____ the red wall.
Cevabı göster
five times as high as
But many critics laughed at the architect, Kalıp ifadeler
0:20Ancak birçok eleştirmen mimara güldü,
Laughed at: birini alay konusu yapmak
Burada laughed at, eleştirmenlerin mimarı gülünç veya ciddiye alınmaya değmez biri olarak gördükleri anlamına gelir. Yalnızca güldüklerini bildirmez. laugh at + kişi veya fikir yapısında at, gülmenin hedefini gösterir. at olmadan laughed yalnızca eylemi belirtir; kiminle ya da neyle alay edildiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi laugh at ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The children thought the suggestion was silly and ____ it.
Cevabı göster
laughed at
arguing that people would have to wait hours for an elevator, Anlatım akışı
0:22insanların bir asansör için saatlerce beklemesi gerekeceğini
or worse, that the tower would collapse under its own weight. Notlar
0:26ya da daha kötüsü, kulenin kendi ağırlığı altında çökeceğini savundular.
Arguing that: eleştirmenlerin gerekçelerini sunmak
Burada arguing that, eleştirmenlerin tepkisini bu tepki için sundukları nedenlere bağlar. that ile başlayan yan cümleler, insanların saatlerce bekleyeceği ve kulenin kendi ağırlığı altında çökeceği yönündeki iddialarını belirtir. Arguing, örtük öznesi many critics olan bir ortaç yan cümlesidir. Burada argue, mutlaka öfkeli bir tartışmaya girmek değil, bir iddia veya gerekçe sunmak anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi argue sözcüğünün -ing biçimi ve ardından that ile tamamlayın: The committee delayed the vote, ____ members needed more time.
Cevabı göster
arguing that
or worse: daha ciddi bir olasılığı belirtme
“Or worse”, sıradaki olasılığın az önce söylenenden daha ciddi veya zararlı olduğunu belirtir. Bu cümlede risk, bir rahatsızlıktan tüm kulenin çökme olasılığına yükselir. Bu ifade iki olasılık arasındaki ilişkiyi düzenler. “Or” başka bir olasılık sunarken “worse”, kendisinden sonraki bir ismi değil, devamındaki durumun tamamını daha ciddi sonuç olarak değerlendirir.
Alıştırma
İkinci sonucun daha ciddi olduğunu belirten iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The leak could stain the carpet, ____, weaken the whole floor.
Cevabı göster
or worse
collapse under its own weight: kendi kütlesi yüzünden çökmek
“Collapse under its own weight”, bir yapının kendi kütlesinin oluşturduğu yükü taşıyamayıp içe çökmesi veya parçalanması anlamına gelir. Bu cümlede “under”, arızaya yol açan basıncı veya yükü belirtir; ağırlığın altında bulunan bir konumu anlatmaz. “Its own”, yükün dışarıdan gelen bir kuvvetten veya ek yükten değil, kulenin kendisinden kaynaklandığını vurgular. Aynı yapı çatı, köprü, raf veya model için de kullanılabilir; iyelik sözcüğü özneye uyacak şekilde değiştirilir.
Alıştırma
Bir nesnenin kendi kütlesinin yol açtığı yapısal çöküşü anlatan hedef ifadeyi aynen kullanın: The unsupported clay arch is so heavy that it may ____.
Cevabı göster
collapse under its own weight
and despite the publicity around the proposal, Dilbilgisi
0:32ve teklifin etrafındaki tanıtımlara rağmen,
despite the publicity around the proposal: isim öbeğinden önce ödünleme
despite the publicity around the proposal ifadesi bir ödünleme ilişkisi kurar. Öneri medyanın veya halkın ilgisini çektiği için ilerlemesi olası görünebilirdi; ancak kule yine de hiçbir zaman inşa edilmedi. Burada publicity, övgü veya destek olmak zorunda olmayan ilgi ya da görünürlük anlamındadır. Bu cümlede despite sözcüğünden sonra the publicity around the proposal isim öbeği gelir. Around the proposal, ilginin neyle ilgili olduğunu açıklar. Özne ve fiil içeren tam bir yan cümle kullanmak için although ya da despite the fact that seçilir.
Alıştırma
Yağmurun oyunun devam etmesini engellemediğini göstermek için despite sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Despite it rained heavily, the game continued.
- Despite the heavy rain, the game continued.
- Despite of the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the game continued.
was never built: gerçekleşmemiş bir sonuç için geçmiş zaman edilgen yapı
Was never built, basit geçmiş zamanda edilgen bir yapıdır: was + never + geçmiş zaman ortacı built. Özne olan the Titanic Tower eyleme maruz kalır; bu nedenle cümle, inşa edecek kişiyi belirtmek yerine nihai sonuca odaklanır. Never, ilgili geçmiş dönemin tamamında inşa etme olayını olumsuzlar: inşaat hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Bu, kulenin hiç önerilmediği, tasarlanmadığı veya tartışılmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi was, never ve build fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The museum was approved, but it ____.
Cevabı göster
was never built
But today, bigger and bigger buildings are going up around the world. Notlar
0:37Fakat bugün, dünya çapında giderek daha büyük binalar yükseliyor.
bigger and bigger: devam eden değişim için tekrarlı karşılaştırma biçimi
“Bigger and bigger”, bir şeyin zaman içinde büyümeye devam ettiğini belirtir. and ile bağlanan tekrarlı karşılaştırma biçimi, iki şey arasında tek seferlik bir karşılaştırmayı değil, devam eden bir eğilimi gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp “karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi”dir. faster and faster ve colder and colder buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi big sözcüğünün tekrarlı karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the storm moved closer, the waves became ____.
Cevabı göster
bigger and bigger
are going up: binaların inşa edilmesi
Özne bir bina olduğunda “are going up”, “inşa ediliyor” veya “şekilleniyor” anlamına gelir. Binalar kendi kendilerine yukarı doğru hareket etmez. Şimdiki zamanın devam biçimi, inşaatın şu anda veya içinde bulunulan dönemde sürdüğünü gösterir. go up farklı öznelerle başka anlamlara da geldiği için doğru anlamı belirlerken özneye ve bağlama bakın.
Alıştırma
“New apartment buildings are going up near the station.” cümlesinde “are going up” ne anlama gelir?
- Binalar inşa ediliyor.
- Binaların fiyatları düşüyor.
- Binalar kendi kendilerine yukarı doğru hareket ediyor.
Cevabı göster
Binalar inşa ediliyor.
Firms are even planning skyscrapers more than a kilometer tall, Kalıp ifadeler
0:41Şirketler bir kilometreden daha yüksek gökdelenler bile planlıyorlar,
more than a kilometer tall: isimden sonra gelen yükseklik ölçüsü
more than a kilometer tall ifadesinde more than bir alt sınır belirler: yükseklik bir kilometreden fazladır. Doğal sıralama more than + ölçü + tall şeklindedir; tall, sayı ve birimden sonra gelir. Burada ifade skyscrapers sözcüğünden sonra gelir ve gökdelenlerin yüksekliğini açıklar. Aynı ölçü kalıbı be fiilinden sonra da kullanılabilir: The tower is 300 meters tall.
Alıştırma
Bir kule 350 metre yüksekliğindedir. Cümleyi more than, 300 meters ve tall kullanarak tamamlayın: The tower is ____.
Cevabı göster
more than 300 meters tall
Wright's mile-high miracle may be a reality. Kalıp ifadeler
0:52Wright'ın bir millik mucizesi gerçek olabilir.
may be a reality: bir fikrin gerçekleşebileceğine dair temkinli tahmin
may be a reality ifadesinde may kesinlik değil, olasılık bildirir. Be a reality, daha önce yalnızca hayal edilen veya planlanan bir şeyin gerçekten var olabileceği ya da gerçekleşebileceği anlamına gelir. Bu ifade bütünüyle temkinli bir tahmin yapar. Bir mil yüksekliğindeki binanın zaten var olduğunu veya kesinlikle inşa edileceğini söylemez.
Alıştırma
Temkinli tahmini tamamlamak için may, be, a ve reality sözcüklerini birer kez kullanın: Affordable space travel ____ one day.
Cevabı göster
may be a reality
So what exactly was stopping us from building these megastructures 70 years ago? Dilbilgisi
0:56Peki 70 yıl önce bizi bu mega yapıları inşa etmekten alıkoyan şey tam olarak neydi?
what exactly was stopping us from + -ing: belirli bir engeli sormak
Bu soru, bir eylemi engelleyen belirli unsurun ne olduğunu sorar. Exactly, soruyu daha kesin hâle getirir: konuşan kişi yalnızca bir engel olup olmadığını değil, engelin tam olarak ne olduğunu bilmek ister. Kalıp stop + someone + from + -ing şeklindedir. Burada us engellenen grubu, building ise engellenen eylemi gösterir. Was stopping, engeli geçmiş zamana yerleştirir.
Alıştırma
Exactly sözcüğünü ve stop someone from doing kalıbının geçmişte devam eden soru biçimini kullanarak tamamlayın: The team had the design and funding, so ____ launching the project?
Cevabı göster
what exactly was stopping them from
And how do we build something a mile high today? Dilbilgisi
1:01Ve bugün bir mil yüksekliğinde bir şeyi nasıl inşa ederiz?
something a mile high: something’den sonra gelen niteleyici
Something a mile high ifadesinde a mile high, something sözcüğünden sonra gelir ve onun yüksekliğini açıklar. Bu, belirsiz zamir something’i niteleyen tek bir ölçü ifadesidir; yer veya yön bildirmez. Something, anything ve nothing gibi sözcüklerin önüne değil, normalde arkasına bir sıfat ya da sıfat grubu gelir: something useful, anything new veya something two meters long.
Alıştırma
Hangi cümlede ölçü ifadesi something’den sonra doğru biçimde kullanılmıştır?
- They needed something two-meter-long.
- They needed two meters long something.
- They needed something two meters long.
Cevabı göster
They needed something two meters long.
each story of the structure needs to be able to support the stories on top of it. Dilbilgisi
1:06yapının her katının üzerindeki katları taşıyabilmesi gerekir.
In any construction project: genel bir kapsam belirlemek
In any construction project, ardından gelen ifadenin kapsamını belirlemek için cümlenin başında kullanılır. Taşıma gerekliliğinin yalnızca tek bir binayla ilgili bir gerçek değil, genel bir ilke olduğunu gösterir. Buradaki any, hangisi olursa olsun anlamını verir. Bu tür bir giriş, anlatımın belirli bir örnekten bütün bir durum grubuna uygulanan genel bir kurala geçtiğini fark etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede In any construction project ne işe yarıyor?
- Belirli bir binanın konumunu belirtir.
- Genel bir kapsam belirler: kural bütün inşaat projelerine uygulanır.
- Rastgele bir inşaat projesi seçer.
Cevabı göster
Genel bir kapsam belirler: kural bütün inşaat projelerine uygulanır.
needs to be able to: gereklilik ile kapasiteyi birleştirmek
needs to be able to iki düşünceyi birleştirir. needs to bir şeyin gerekli olduğunu, be able to ise öznenin ardından gelen eylemi gerçekleştirme kapasitesine sahip olması gerektiğini gösterir. Bu cümlede her katın üzerindeki katları taşıyacak yeterli yapısal kapasiteye sahip olması gerekir. Bu yapı, bir yeteneğe sahip olmanın başlı başına gerekli olduğu tasarım standartları ve benzeri gereklilikler için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi needs to + be able to yapısını kullanarak tamamlayın: The emergency door ____ open during a power failure.
Cevabı göster
needs to be able to
the higher the gravitational pressure from the upper stories on the lower ones.
1:12üst katlardan alt katlara doğru yerçekimi basıncı da o kadar yüksek olur.
The higher ..., the higher ...: iki değişimi bağlamak
the + comparative ..., the + comparative ... yapısı iki değişimi birbirine bağlar. Burada, binanın yüksekliği arttıkça yer çekimi basıncının da arttığı anlamına gelir. “Bir şey ne kadar çok değişirse başka bir şey de o kadar çok değişir” şeklinde anlaşılabilir. İki the de sıradan birer tanımlık değildir. İlk yan cümle değişen koşulu, ikinci yan cümle ise buna karşılık gelen sonucu belirtir.
Alıştırma
Daha fazla alıştırmanın daha fazla öz güven sağladığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: ____ you practice, ____ you become.
Cevabı göster
The more · the more confident
This principle has long dictated the shape of our buildings, Kalıp ifadeler
1:17Bu ilke uzun zamandır binalarımızın şeklini belirledi,
has long dictated: zaman içinde süren güçlü belirleyici etki
has long dictated ifadesinde dictate, “güçlü biçimde belirlemek veya kısıtlamak” anlamına gelir; “başka biri yazsın diye sözleri söylemek” anlamında değildir. İlke, binaların alabileceği biçimleri şekillendirecek kadar güçlü olmuştur. has dictated present perfect yapısındadır ve geçmişte başlayan bir etkiyi bugüne bağlar. has ile dictated arasındaki long, bu etkinin uzun süredir devam ettiğini vurgular.
Alıştırma
Cost has long dictated how small firms advertise. cümlesindeki has long dictated ne anlama gelir?
- Biri reklam talimatlarını söylemiş, başka biri de bunları yazmış.
- Maliyet uzun süredir bu şirketlerin seçimlerini güçlü biçimde şekillendirip kısıtlıyor.
- Maliyet yalnızca bir kez küçük bir etki yaratmış.
Cevabı göster
Maliyet uzun süredir bu şirketlerin seçimlerini güçlü biçimde şekillendirip kısıtlıyor.
leading ancient architects to favor pyramids Dilbilgisi
1:20antik mimarları piramitleri tercih etmeye yöneltti,
leading ancient architects to favor: leading ... to ... ile sonuç belirtmek
Burada leading ... to ..., birine fiziksel olarak yol göstermek değil, birinin bir şey yapmasına yol açmak demektir. Önceki olguyu sonucuna bağlar: Bu ilke, antik mimarların piramitleri tercih etmesine neden olmuştur. Kalıp, ana cümle, leading + kişi veya şey + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Leading, ana cümledeki durumun yol açtığı sonucu ekleyen bir şimdiki zaman ortacıdır.
Alıştırma
Cümleyi lead fiilinin sonuç bildiren biçimiyle tamamlayın: Heavy rain flooded the field, ____ the team to move practice indoors.
Cevabı göster
leading
with wide foundations that support lighter upper levels.
1:23daha hafif üst seviyeleri destekleyen geniş temellerle.
But this solution doesn't quite translate to a city skyline. Kalıp ifadeler
1:27Fakat bu çözüm şehir silüeti için pek de uygun değildir.
doesn't quite translate to: yeni bir ortama sınırlı aktarım
Burada translate to, sözcükleri bir dilden başka bir dile çevirmek değil, bir şeyin başka bir ortama taşındığında da işe yaraması anlamındadır. Çözüm kendi ortamında işe yarayabilir, ancak bir şehir silüetine pek uygun değildir. Doesn't quite, yargıyı yumuşatır. Fikrin tamamen veya çok iyi aktarılamadığını anlatır; bunun kesinlikle imkânsız olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ‘başka bir ortama çok iyi aktarılamamak’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: This office routine ____ remote work.
Cevabı göster
doesn't quite translate to
A pyramid that tall would be roughly 1 and 1/2 mi wide, Kelime
1:30O kadar uzun bir piramit yaklaşık 1,5 mil genişliğinde olurdu,
roughly 1 and 1/2 mi wide: yaklaşık bir ölçü belirtmek
Burada roughly, “yaklaşık olarak” anlamına gelir. 1 and 1/2 miles ifadesinin kesin ölçülmüş bir genişlik değil, tahmin olduğunu gösterir. Ölçü ifadelerinde roughly normalde sayıdan önce gelir. Sayı + birim + wide kalıbı genişliği belirtir: 1 and 1/2 mi wide, “bir buçuk mil genişliğinde” demektir. mi, mile sözcüğünün yazılı kısaltmasıdır; burada sesli okunurken birim çoğul olarak miles biçiminde söylenir.
Alıştırma
Hangi cümle parkın genişliğinin tahmin olduğunu söyler?
- The park has a rough surface and is three kilometers wide.
- The park is roughly three kilometers wide.
- The park is exactly three kilometers wide.
Cevabı göster
The park is roughly three kilometers wide.
tough to squeeze into a city center. Kalıp ifadeler
1:34bir şehir merkezine sığdırmak oldukça zordur.
tough to squeeze into: bir şeyi sınırlı alana sığdırmanın zorluğu
tough to + fiilin yalın hâli, “yapması zor” anlamına gelir. Bu cümlede squeeze into, bir şeyi çok az boş yeri olan bir alana sığdırmak demektir. Anlamca özne dev piramittir: boyutu nedeniyle onu bir şehir merkezine yerleştirmek zor olurdu. Yerleştirilen şeyi açıkça söylediğinizde squeeze + nesne + into + sınırlı alan yapısını kullanın; örneğin squeeze another desk into the room. Aynı fikir sınırlı zaman veya para için de kullanılabilir; örneğin bir randevuyu programa sıkıştırmak gibi.
Alıştırma
Cümleyi tough to squeeze into ile tamamlayın: With every hour booked, the extra lesson will be ____ tomorrow's schedule.
Cevabı göster
tough to squeeze into
Fortunately, strong materials like concrete can avoid this impractical shape,
1:37Neyse ki, beton gibi güçlü malzemeler bu pratik olmayan şekilden kaçınabilir,
and modern concrete blends are reinforced with steel fibers for strength Kelime
1:43ve modern beton karışımları sağlamlık için çelik liflerle
are reinforced with: güç kazandıran malzemeyi belirtmek
Bu cümlede are reinforced with, “bir malzeme eklenerek veya yapının içine yerleştirilerek güçlendirilir” anlamına gelir. Modern concrete blends güçlendirilen şeyi, steel fibers ise güçlendirmeyi sağlayan malzemeyi belirtir. Kullanılabilir kalıp A + be + reinforced with + B şeklindedir: A güçlendirilen şey, B ise güçlendirme malzemesidir. Edilgen yapı, dikkati tamamlanmış malzeme veya yapı üzerinde tutar.
Alıştırma
Cümleyi be reinforced with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The concrete columns ____ steel bars for extra strength.
Cevabı göster
are reinforced with
and water-reducing polymers to prevent cracking. Notlar
1:47ve çatlamayı önlemek için su azaltıcı polimerlerle güçlendirilmiştir.
water-reducing polymers: kısa çizgili işlev belirten niteleyici
Water-reducing polymers teknik bir isim öbeğidir. Temel isim polymers sözcüğüdür; kısa çizgiyle birleştirilen water-reducing ise bu polimerlerin işlevini, yani beton karışımında gereken su miktarını azalttıklarını belirtir. Öbeği temel isimden başlayarak okuyun: Bunlar su azaltma işlevine sahip polymers sözcüğüyle adlandırılan maddelerdir. Su, polimerleri azaltıyor anlamına gelmez.
Alıştırma
Water-reducing polymers burada ne anlama gelir?
- Suyla yıkanıp uzaklaştırılması gereken polimerlerdir.
- Yavaş yavaş polimere dönüşen su molekülleridir.
- Gereken su miktarını azaltan polimerlerdir.
Cevabı göster
Gereken su miktarını azaltan polimerlerdir.
to prevent cracking: amaç bildiren mastar yapısı
To prevent cracking, amaç bildiren bir mastar yapısıdır: to + fiilin yalın hâli, su azaltıcı polimerlerin neden kullanıldığını açıklar. Burada “betonda çatlak oluşmasını önlemek için” anlamına gelir. Teknik açıklamalarda bu yapı çoğunlukla bir malzeme, özellik veya eylemden sonra gelir ve “hangi amaçla?” sorusunu yanıtlar. Buradaki to yön değil, amaç bildirir.
Alıştırma
Cümleyi to + prevent + crack fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The builders added fibers ____.
Cevabı göster
to prevent cracking
can withstand about 8,000 tons of pressure per square meter, Kelime
1:56metrekare başına yaklaşık 8.000 ton basınca dayanabilir,
can withstand: bozulmadan basınca dayanabilmek
Can withstand, “bir kuvvete veya zarar verici koşula kırılmadan ya da işlevini kaybetmeden dayanabilmek” anlamına gelir. Bu cümlede can yeterlilik bildirir, withstand ise betonun neye dayanabildiğini belirtir. Withstand tek bir fiildir; with ve stand sözcükleri ayrılarak anlamlandırılmaz. Ardından gelen doğrudan nesne, dayanılan basıncı veya koşulu belirtir.
Alıştırma
Bir malzemenin yüksek ısı altında zarar görmediğini anlatmak için withstand sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- This coating can withstand high heat.
- This coating can withstand with high heat.
- This coating can stand with high heat.
Cevabı göster
This coating can withstand high heat.
per square meter: alana göre oran hesaplama
Per square meter, “her bir metrekare için” demektir. 8.000 tonu alana göre verilen bir orana dönüştürür: belirtilen miktar, tüm yapının tek bir toplamı olarak sunulmak yerine her metrekare için geçerlidir. per + birim kalıbı, bir miktarın hangi birime göre ölçüldüğünü gösterir. Basınç, fiyat, enerji kullanımı ve diğer oranlarla ilgili verilerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi per ve square meter ifadesinin tekil biçimini kullanarak tamamlayın: The carpet costs twenty dollars ____.
Cevabı göster
per square meter
the weight of over 1,200 African elephants. Anlatım akışı
2:001.200'den fazla Afrika filinin ağırlığına eşdeğer.
the weight of over 1,200 African elephants: büyük bir sayıyı somutlaştırmak
Bu ifade, teknik sayının ardından tanıdık bir karşılaştırma sunar. Ölçeği 1.200’den fazla Afrika filinin toplam ağırlığı olarak yeniden anlatır ve basıncın ne kadar büyük olduğunu gözde canlandırmaya yardımcı olur. Bu, açıklayıcı bir benzetmedir; fillerin gerçekten orada bulunduğu veya yapıya baskı uyguladığı anlamına gelmez. Bilimsel anlatımda genellikle önce kesin bir sayı verilir, ardından büyüklüğünü daha anlaşılır kılmak için somut bir karşılaştırma yapılır.
Alıştırma
Fillerle yapılan karşılaştırmanın bilgiyi düzenlemedeki temel amacı nedir?
- Soyut bir mühendislik sayısını tanıdık bir karşılaştırmaya dönüştürür.
- Konuyla ilgisiz ikinci bir mesafe ölçümü verir.
- Fillerin fiziksel olarak yapının içinde bulunduğunu söyler.
Cevabı göster
Soyut bir mühendislik sayısını tanıdık bir karşılaştırmaya dönüştürür.
even if ... still ...: Sonuç yine geçerlidir
Even if bir koşul sunar ve bu koşul doğru olsun ya da olmasın ana sonucun değişmeden geçerli kaldığını gösterir. Burada binanın kendi kendini taşıyabilmesi, zeminden desteğe ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez. Still ana cümlede bu düşünceyi güçlendirir: bu koşula rağmen ihtiyaç devam eder. Still, even if ile sık kullanılır ancak zorunlu değildir.
Alıştırma
Yağmur yağsa da yağmasa da planın değişmeyeceğini göstermek için cümleyi even if ile tamamlayın: ____ it rains, we will still have the picnic indoors.
Cevabı göster
Even if
Without a foundation: Eksik bir koşulu belirtmek
Cümle başındaki Without a foundation bir edat öbeğidir ve if there were no foundation, yani ‘temel olmasaydı’ anlamına gelir. Eksik bir koşulu ortaya koyar; ana cümle de bunun sonucunu verir. Without ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir; doğrudan özne ve yüklem içeren tam bir cümlecik gelmez. Ana cümledeki would, sonucun varsayımsal olduğunu gösterir.
Alıştırma
Eksik bir koşul sunmak için cümleyi without ile tamamlayın: ____ a key, I would not be able to open the door.
Cevabı göster
Without
lean over: dik konumdan eğilmek
Burada lean over, dik konumdan uzaklaşıp genellikle bir yana doğru eğilmek anlamına gelir. lean over ile betimlenen bir kule artık düz değildir, ancak hâlâ ayakta olabilir. Bu öbek fiilde over, konumdaki değişimi anlatmaya yardımcı olur; “bitmiş” anlamına gelmez. Aynı ifade, bir insanın bir şeye doğru eğilmesini veya bir nesnenin yana yatmasını da anlatabilir; yönü bağlam belirler.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyin eğik olduğunu ancak hâlâ ayakta durduğunu anlatır?
- The old tree has fallen over and is lying across the road.
- The old tree is standing perfectly straight.
- The old tree is leaning over, but it has not fallen.
Cevabı göster
The old tree is leaning over, but it has not fallen.
To prevent the roughly 1/2 a million ton tower from sinking, Dilbilgisi
2:15Yaklaşık yarım milyon tonluk kulenin batmasını önlemek için,
To prevent ... from sinking: prevent + nesne + from + fiilin -ing biçimi
Baştaki To prevent ... mastar öbeği, desteklerin gömülme amacını açıklar. İstenmeyen sonuç kulenin batmasıdır; destekler de bunu durdurmak için alınan önlemdir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp prevent + someone/something + from + fiilin -ing biçimidir. Burada nesne the roughly 1/2 a million ton tower, from sonrasında kullanılan -ing biçimi ise sinking sözcüğüdür. Bu kalıpta from, engellenen eylemi tanıtır; kaynak bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi prevent + water + from + enter fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The seal helps ____ the case.
Cevabı göster
prevent water from entering
called piles: kısaltılmış edilgen ifadeyle terimi adlandırma
called piles ifadesinde called, önceki ad öbeği concrete and steel supports için mühendislikte kullanılan adı ekleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. which are called piles biçiminde açılabilir. Virgüller, bu ifadenin cümlenin ana fiili değil, adı belirten ek bilgi olduğunu gösterir. Burada piles, zemine yerleştirilen derin temel destekleri olan kazıkları ifade eder; gündelik anlamdaki nesne yığınlarını ifade etmez.
Alıştırma
Cümlede called piles ifadesinin görevi nedir?
- Desteklerin gerçekleştirdiği ana eylemi belirtir.
- Desteklerin bazı kazıklara telefon ettiğini söyler.
- Desteklerin mühendislikteki adını verir.
Cevabı göster
Desteklerin mühendislikteki adını verir.
friction between A and B: fiziksel bir etkileşimi belirtme
Friction between A and B, A ile B temas halindeyken birbirlerine göre hareket ettiğinde ya da etmeye çalıştığında oluşan fiziksel direnci ifade eder. Bu ifadede A piles, B ise the ground'dur. between A and B kalıbı, tek bir ilişki veya etkileşimdeki iki katılımcıyı belirtir. Burada friction fiziksel anlamda sürtünmedir; insanlar arasındaki anlaşmazlık anlamına gelen mecaz kullanım değildir.
Alıştırma
friction between A and B kalıbında kullanılan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Friction ____ the tires and the road helps the bicycle stop.
Cevabı göster
between
keeps this sizable structure standing: keep + nesne + tamamlayıcı
keep + nesne + tamamlayıcı kalıbı, “nesnenin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Bu cümlede sürtünme neden, this sizable structure nesne, standing ise yapının dik durumda kalmaya devam ettiğini anlatan tamamlayıcıdır. Buradaki standing, binanın ayağa kalkmakta olduğu anlamına gelmez. Bu yapıda keep the engine running örneğindeki gibi -ing biçimi devam eden bir durumu anlatabilir; keep the door open örneğindeki gibi bir sıfat da tamamlayıcı olabilir.
Alıştırma
Cümleyi keep ve work fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: During the outage, the backup battery ____ the emergency lights ____.
Cevabı göster
keeps · working
a skyscraper also needs to overcome the blowing wind, Kalıp ifadeler
2:35bir gökdelen esen rüzgârın da üstesinden gelmelidir,
Besides defeating gravity: başka bir zorluk eklemek
Besides + isim veya -ing öbeği, daha önce belirtilmiş bir olguya, göreve ya da zorluğa bir yenisini ekler. Bu cümlede Besides defeating gravity aşağı yönlü kuvvet sorununa gönderme yaparken, also needs to overcome yandan esen rüzgârla ilgili ek sorunu ortaya koyar. Besides burada bir edat olduğu için ardından gelen fiil defeat değil, -ing biçimindeki defeating olur. Defeating gravity, yer çekimini ortadan kaldırmak değil, etkisine karşı koymak anlamına gelir. besides ve also birlikte kullanıldığında iki zorluğun birbirine eklendiği özellikle açık olur.
Alıştırma
İlk bakım görevinden söz ettikten sonra ikinci bir görevi doğru biçimde ekleyen cümle hangisidir?
- Beside checking the brakes, the mechanic inspected the tires.
- Besides check the brakes, the mechanic inspected the tires.
- Besides checking the brakes, the mechanic inspected the tires.
Cevabı göster
Besides checking the brakes, the mechanic inspected the tires.
needs to overcome: bir sorun veya kuvvet karşısında gerekli eylem
Bu cümlede needs to overcome, gökdelenin yandan gelen rüzgârın etkisine başarılı biçimde karşı koyması veya bu etkiyle başa çıkması gerektiğini belirtir. Overcome, fiziksel olarak rüzgârın üzerinden geçmek anlamına gelmez; rüzgârı başa çıkılması gereken bir kuvvet veya sorun olarak sunar. Yapı need(s) to + fiilin yalın hâlidir: tekil özne a skyscraper ile needs kullanılır ve to sözcüğünden sonra overcome fiilinin yalın hâli gelir. Overcome, overcome an obstacle veya overcome resistance örneklerinde olduğu gibi nesnesini doğrudan alır.
Alıştırma
Cümleyi needs to ve “başarılı biçimde başa çıkmak” anlamındaki fiille tamamlayın: The project ____ one final technical obstacle.
Cevabı göster
needs to overcome
On average days: sıradan, aşırı olmayan koşullar
Burada average, days sözcüğünü niteleyen bir sıfattır ve matematiksel bir hesabın sonucu değil, sıradan veya tipik anlamına gelir. On average days, ardından gelen ifade için bir koşul belirler: ifade aşırı hava koşullarında değil, normal günlerde geçerlidir. Cümle başındaki bu ifade, günlük koşullarla daha sonra sözü edilen kasırga gibi aşırı bir durum arasındaki karşıtlığı düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu bölümde On average days ne işe yarar?
- Matematiksel olarak hesaplanmış bir gün sayısı verir.
- Aynı şeyin istisnasız her gün olduğunu söyler.
- Sıradan ve aşırı olmayan günlerde neler olduğunu anlatmaya başlar.
Cevabı göster
Sıradan ve aşırı olmayan günlerde neler olduğunu anlatmaya başlar.
exert up to 17 lb of force per square meter: metrekare başına 17 libreye kadar kuvvet uygulamak
Teknik açıklamalarda exert force, “kuvvet uygulamak” anlamına gelir. Burada rüzgâr binaya fiziksel bir kuvvet uygular; exert, “çok çabalamak” anlamında kullanılmamıştır. up to 17 lb ... per square meter yapısı bir üst sınır oranı verir: metrekare başına en fazla 17 libre. Bu, miktarın sürekli ya da kesin olarak 17 libre olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir üst sınırı anlatmak için exert ... force ve up to ifadelerini doğru kullanır?
- The wind must exert exactly 17 pounds of force on the panel.
- The wind can exert up to 17 pounds of force on the panel.
- The wind can exert 17 pounds of effort on the panel.
Cevabı göster
The wind can exert up to 17 pounds of force on the panel.
high-rise building ve skyscraper arasındaki fark
High-rise building, çok katlı bir bina anlamına gelir. High-rise, building sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle iki sözcük birlikte binanın türünü açıklar. Kısa çizgi, high ve rise sözcüklerinin isimden önce tek bir niteleyici oluşturduğunu gösterir; ifade yüksek bir arazide bulunan bina anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir bina çok katlıdır, ancak olağanüstü yüksek veya şehir silüetinin simgesi olup olmadığını bilmiyorsunuz. En güvenli ifade hangisidir?
- a high-rise building
- a low-rise building
- a skyscraper
Cevabı göster
a high-rise building
as heavy as a gust of bowling balls: beklenmedik bir benzetme
as heavy as ... kalıbı, bir şeyin ağırlığını ya da kuvvetini canlı bir görüntüyle karşılaştırır. Gust genellikle kısa ve ani bir rüzgârı anlatır; ancak a gust of bowling balls ifadesi, rüzgârın yerine bilinçli olarak ağır nesneler koyar. Gerçekleşmesi imkânsız olan bu karşılaştırma, soyut bir kuvveti dinleyicinin gözünde canlandırabileceği ve neredeyse hissedebileceği bir şeye dönüştürür. Bu, açıklama amacı taşıyan bir abartıdır; bowling toplarının gerçekten havada uçtuğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede a gust of bowling balls ne işe yarıyor?
- Gust kelimesinin bilimsel tanımını verir.
- Kuvvetin ağır hissedilmesini sağlayan abartılı bir görüntü oluşturur.
- Gerçek bowling toplarının rüzgârla taşındığını söyler.
Cevabı göster
Kuvvetin ağır hissedilmesini sağlayan abartılı bir görüntü oluşturur.
can reduce that force by up to a quarter. Kalıp ifadeler
2:57bu kuvveti dörtte bire kadar azaltabilir.
Designing structures to be aerodynamic: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği
Designing structures to be aerodynamic bir gerund öbeğidir. -ing öbeğinin tamamı cümlenin öznesidir ve ele alınan tasarım uygulamasını adlandırır. Önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için Designing, şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. Temel fiil öbeği can reduce ifadesidir. -ing öbeği + can + fiilin yalın hâli kalıbı, bir yöntem veya eylemin hangi sonucu doğurabileceğini göstermek için kullanışlıdır. Burada to be aerodynamic, yapıların ulaşması amaçlanan durumu anlatır: şekilleri, havanın daha az dirençle çevrelerinden akmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir uygulamayı adlandırmak için -ing öbeğini özne olarak kullanıp ardından sonucunu belirtir?
- The team is designing clear signs now.
- Design clear signs before the event.
- Designing clear signs can prevent confusion.
Cevabı göster
Designing clear signs can prevent confusion.
reduce ... by up to a quarter: en fazla %25 azalma
reduce something by + miktar ya da oran yapısında by, azalmanın miktarını gösterir. A quarter başlangıç değerinin %25’idir; 100’den dörtte bir azaltmak, 25 çıkarmak ve 75 bırakmak demektir. Up to bu azalma miktarını üst sınır yapar. Reduce ... by up to a quarter, azalmanın en fazla %25 olabileceğini, gerçekte ise daha az olabileceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi reduce ... by up to ... yapısını ve a quarter kesrini kullanarak tamamlayın: Better insulation can reduce heat loss ____.
Cevabı göster
by up to a quarter
absorb the remaining wind force: fiziksel kuvveti soğurup azaltmak
Burada absorb the remaining wind force, bir yapının hâlâ kalan kuvveti karşılayıp bu kuvvetin diğer bölümlere aktarılma şiddetini azaltması demektir. Mühendislik bağlamında absorb fiili force, impact, shock veya energy gibi fiziksel etkilerle kullanılabilir. Bu cümlede bilgiyi özümsemek ya da bir sıvıyı emmek anlamında değildir.
Alıştırma
Bir güvenlik pedi çarpışma enerjisini soğurur ve böylece duvara daha az enerji ulaşır. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- The safety pad absorbs the force of the impact.
- The safety pad produces the force of the impact.
- The safety pad withstands the force of the impact.
Cevabı göster
The safety pad absorbs the force of the impact.
wind-bearing frames: rüzgâr kuvvetlerini taşıyan çerçeveler
Frames temel isimdir. Wind-bearing, çerçevelerin hangi kuvveti taşımak üzere tasarlandığını anlatan birleşik bir niteleyicidir; burada bear, taşımak ya da dayanmak anlamına gelir. İfade, rüzgâr yüklerini taşıyan yapısal çerçeveleri belirtir. Bu yapıda taşınan nesne -bearing ekinden önce gelir: wind + bearing, rüzgârı taşımak anlamındadır. Buradaki bearing, rulman denen mekanik parça anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede wind-bearing frames ne anlama gelir?
- rüzgâr tarafından havada taşınan çerçeveler
- rüzgâr kuvvetlerini taşımak için tasarlanmış yapısal çerçeveler
- rüzgârdan enerji üreten çerçeveler
Cevabı göster
rüzgâr kuvvetlerini taşımak için tasarlanmış yapısal çerçeveler
even after all these measures: beklenmedik biçimde süren bir soruna geçiş yapmak
even after all these measures önce birçok adımın zaten atılmış olduğunu kabul eder. Ardından dinleyiciyi hâlâ süren bir sorun ya da sınırlamaya hazırlar. Even, ifadeyi yalnızca bir zaman belirtecinden daha güçlü kılar: after yalnızca bir olayın diğerinden sonra olduğunu bildirirken even after, önceki çabaya rağmen sonraki sonucun şaşırtıcı olduğunu gösterir. Baştaki But, çözümlerden kalan soruna geçişi güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle bir çaba gösterildiğini ancak sorunun beklenmedik biçimde devam ettiğini en açık şekilde anlatır?
- Even after the update, the app still crashed.
- After the update, the app opened normally.
- Before the update, the app crashed.
Cevabı göster
Even after the update, the app still crashed.
you could still find yourself swaying back and forth Kalıp ifadeler
3:10bir kasırga sırasında kendinizi en üst katlarda
more than a meter on top floors during a hurricane.
3:13bir metreden fazla ileri geri sallanırken bulabilirsiniz.
find yourself swaying back and forth: kendini ileri geri sallanırken bulmak
Find yourself + -ing, “kendini bir şey yaparken veya bir durumun içinde olduğunu fark etmek” anlamına gelir ve çoğu zaman bu durum önceden planlanmamış ya da beklenmemiştir. Burada binanın hareketi yüzünden sallandığınızı birden fark edebileceğiniz anlatılıyor. Back and forth, bir yöne ve ardından karşı yöne tekrar tekrar hareket etmek demektir.
Alıştırma
Cümleyi find yourself + -ing kullanarak tamamlayın: When the movie gets exciting, you may ____ leaning closer to the screen.
Cevabı göster
find yourself
To prevent the wind from rocking tower tops, Dilbilgisi
3:17Rüzgarın kule tepelerini sallamasını önlemek için,
To prevent the wind from rocking tower tops: rüzgârın kule tepelerini sallamasını önlemek
Prevent + nesne + from + -ing, birinin ya da bir şeyin bir hareketi yapmasını engellemek veya o hareketin gerçekleşmesini önlemek anlamına gelir. Burada nesne the wind, engellenen hareket ise rocking tower tops ifadesidir. Rock burada “bir şeyi sallamak” anlamındaki bir fiildir. Baştaki To prevent ... ifadesi, ana eylemin amacını belirtir: gökdelenler bu sallanmanın gerçekleşmemesi için karşı ağırlık kullanır.
Alıştırma
Cümleyi prevent + nesne + from + -ing kullanarak tamamlayın: The safety rail ____ visitors ____ too close to the edge.
Cevabı göster
prevents · from stepping
employ a counterweight: employ fiilinin “kullanmak” anlamı
employ a counterweight ifadesinde employ, “belirli bir amaç için kullanmak veya devreye sokmak” anlamına gelir. Burada gökdelenin tasarımı, hareketi kontrol etmeye yardımcı olması için ağır bir karşı ağırlık kullanır. employ fiilinin nesnesi bir yöntem, sistem, araç veya cihaz olduğunda, fiil genellikle bu resmî anlamı taşır. Bina karşı ağırlığı “işe alıyor” değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede employ, örnektekiyle aynı resmî anlamda kullanılmıştır?
- The museum employs Marta as a guide.
- The company employs fifty engineers.
- The laboratory employs lasers to measure tiny movements.
Cevabı göster
The laboratory employs lasers to measure tiny movements.
called a tuned mass damper: titreşim kontrol cihazının adı
Called a tuned mass damper, hemen önce sözü edilen counterweight adlı parçanın adını belirten, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş bir ifadedir. which is called a tuned mass damper anlamına gelir. Tuned mass damper, yapının hareketine göre ayarlanmış büyük ve hareketli bir kütle kullanarak titreşimi azaltan bir mühendislik cihazıdır. Burada damper, hareketi veya titreşimi sınırlayan bir şeyi ifade eder; bir nesneyi nemlendiren bir şey değildir.
Alıştırma
called a tuned mass damper burada bize ne anlatıyor?
- Yapısal titreşimi azaltmak için ayarlanmış hareketli bir kütle kullanan cihazın adını belirtir.
- Duvarlara su püskürten bir makineyi anlatır.
- Binanın özel bir tartıyla ölçüldüğünü söyler.
Cevabı göster
Yapısal titreşimi azaltmak için ayarlanmış hareketli bir kütle kullanan cihazın adını belirtir.
has suspended a giant metal orb above the 87th floor. Kalıp ifadeler
3:3087. katın üzerine dev bir metal küre asmıştır.
suspend an object above a place: bir nesneyi bir yerin üzerine asmak
suspend an object above a place kalıbında suspend, nesneyi o yerden daha yüksekte kalacak biçimde asmak ya da desteklemek demektir. Nesne suspend fiilinden sonra gelir; above ise nesnenin altında kalan referans konumu belirtir. Bu cümlede suspended, metal kürenin nasıl yerleştirildiğini anlatır. Somut bir nesnenin ardından konum ifadesi geldiği için, bir şeyi geçici olarak durdurmak şeklindeki ayrı anlamı taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi suspend ... above kalıbıyla tamamlayın: A safety light was ____ the exit.
Cevabı göster
suspended above
sways into action: sallanarak çalışmaya başlamak
Into action, çalışmama durumundan çalışmaya geçişi belirtir. Etkinliğin başladığını anlatır; fiziksel bir yere girmeyi anlatmaz. Burada sways sözcüğü gerçek anlamını da korur: küre bir yandan diğer yana hareket eder. İfade swings into action kalıbını çağrıştırdığı için hem kürenin hareketini hem de işlevinin başlamasını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede sways into action ne anlatıyor?
- Bina hareket edebilsin diye küre sallanmayı bırakır.
- Küre sallanmaya ve işlevini yerine getirmeye başlar.
- Küre action adlı fiziksel bir alana girer.
Cevabı göster
Küre sallanmaya ve işlevini yerine getirmeye başlar.
kinetic energy: hareket enerjisi
Kinetic energy, bir nesnenin hareket ettiği için sahip olduğu enerjidir. Burada bina sallandığı için sistem bu hareketten gelen enerjiyi emer. Bir fizik açıklamasında kinetic sözcüğünü gördüğünüzde onu gerçek hareketle ilişkilendirin.
Alıştırma
Cümleyi hareket enerjisini ifade eden iki sözcüklü fizik terimiyle tamamlayın: A rolling skateboard has ____.
Cevabı göster
kinetic energy
movements trail the tower's: biraz geriden gelen hareket
Burada trail, biraz geriden hareket etmek ya da biraz daha sonra gerçekleşmek anlamındaki bir fiildir. Metal kürenin hareketi, kulenin hareketiyle tam olarak eşleşmek yerine onu küçük bir gecikmeyle izler. Its metal küreye gönderme yapar; the tower's ise the tower's movements demektir. İngilizcede tekrar eden isim düşürülür. As, bu zamanlama ilişkisini daha sonra olacakların arka planı olarak sunar.
Alıştırma
Burada its movements trail the tower's ne anlama gelir?
- Metal kürenin hareketi, kulenin hareketinden önce gerçekleşir.
- Metal kürenin hareketi, kulenin hareketinden biraz sonra gerçekleşir.
- Metal küre, kulenin çevresinde görülebilen bir iz bırakır.
Cevabı göster
Metal kürenin hareketi, kulenin hareketinden biraz sonra gerçekleşir.
hydraulic cylinders between the ball and the building Kelime
3:43top ve bina arasındaki hidrolik silindirler
hydraulic cylinders: basınçlı sıvıyla çalışan mekanik parçalar
Hydraulic cylinders, yani “hidrolik silindirler”, itmek veya çekmek için basınçlı sıvı kullanan ve böylece hareketi kontrol eden mekanik parçalardır. Her silindirin içinde sıvı basıncı bir pistonu düz bir çizgide hareket ettirir. Burada hydraulic, sıvı basıncıyla çalışan anlamındadır. Yalnızca hidroelektrik enerjiyle ilgili değildir; cylinders sözcüğü de sadece silindir biçimlerini değil, bu cihazları adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede hydraulic cylinders nedir?
- bir binanın içinde elektrik taşıyan kablolar
- yalnızca içme suyu depolamak için kullanılan silindir biçimli tanklar
- hareketi kontrol etmek için basınçlı sıvı kullanan mekanik parçalar
Cevabı göster
hareketi kontrol etmek için basınçlı sıvı kullanan mekanik parçalar
convert that kinetic energy into heat: convert A into B kalıbı
Convert A into B, A'yı değiştirerek B hâline getirmek demektir. A başlangıçtaki madde, biçim veya enerji türüdür; into sözcüğünden sonraki B ise sonuçtur. Bu cümlede kinetic energy başlangıçtaki biçim, heat ise sonuçtur. Burada into, bir yere doğru hareketi değil, dönüşümün sonucunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi convert A into B kalıbıyla tamamlayın: Solar panels convert sunlight ____ electricity.
Cevabı göster
into
our megastructures can stay standing and stable. Kalıp ifadeler
3:54mega yapılarımız ayakta kalabilir ve dengede olabilir.
With ... in place: sonuçtan önce hazır bir koşul sunmak
With all these technologies in place, gerekli tüm teknolojilerin gerektiği gibi hazırlanmış ve çalışmaya hazır olduğu anlamına gelir. Burada in place yalnızca “bir yerde bulunan” değil, “hazır ve işler durumda olan” demektir. Baştaki with öbeği bilgiyi iki adımda düzenler: önce zaten sağlanmış bir koşulu özetler, ardından ana cümle bu koşulun mümkün kıldığı sonucu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp With + isim + in place, + sonuç şeklindedir.
Alıştırma
“With the new safety checks in place, the lab can reopen.” cümlesindeki başlangıç öbeğinin görevi nedir?
- Kontrollerin hazır olduğunu gösterir ve yeniden açılma koşulunu belirtir.
- Kontrollerin saklandığı fiziksel odayı tanımlar.
- Kontrollerin ancak laboratuvar yeniden açıldıktan sonra yapılacağını söyler.
Cevabı göster
Kontrollerin hazır olduğunu gösterir ve yeniden açılma koşulunu belirtir.
stay standing and stable: bir durumda kalmaya devam etmek
stay standing and stable ifadesinde stay, “bir durumda kalmaya devam etmek” anlamına gelen bir bağ fiilidir. standing dik durmayı sürdürmeyi belirtirken stable güvenli olma ve düşme ya da tehlikeli biçimde kayma olasılığının düşük olması anlamını ekler. İki tanım and ile bağlanır ve ikisi de stay fiilini tamamlar. Burada standing ana eylem değil, devam eden bir durumdur. Aynı kalıp stay calm, stay open veya stay connected örneklerinde olduğu gibi başka devam eden durumları da anlatabilir.
Alıştırma
Devam eden dik durma durumunu anlatmak için cümleyi stand fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Even after the storm, the tower stayed ____.
Cevabı göster
standing
But quickly traveling through buildings this large
3:58Ancak bu kadar büyük binalarda hızlı bir şekilde seyahat etmek
a challenge in itself: başlı başına bir zorluk
Bu cümlede a challenge in itself, bu kadar büyük binalarda hızlı hareket etmenin diğer sorunlar düşünülmeden önce bile başlı başına ayrı bir zorluk olduğu anlamına gelir. in itself ifadesi “tek başına ele alındığında” demektir. Buradaki in fiziksel bir konumu anlatmaz. Tekrar kullanılabilen X is a challenge in itself kalıbı, bir işi diğerlerinden ayırır ve yalnızca o işin bile zor olduğunu söyler.
Alıştırma
“Finding a quiet place to study is a challenge in itself” cümlesindeki in itself ne anlama gelir?
- Tek başına ele alındığında, böyle bir yer bulmak zaten zordur.
- Zorluk fiziksel olarak çalışma yerinin içindedir.
- Bu yer hiç kimseden yardım almadan bulunmalıdır.
Cevabı göster
Tek başına ele alındığında, böyle bir yer bulmak zaten zordur.
the fastest elevators moved a mere 22 km/h. Kelime
4:03en hızlı asansörler sadece 22 km/s hızla hareket ediyordu.
a mere 22 km/h: hızı çok düşük olarak sunmak
a mere 22 km/h ifadesinde mere, “yalnızca” anlamına gelir ve 22 km/h hızını şaşırtıcı derecede düşük veya etkileyici olmayan bir hız olarak sunar. Cümle sayıyı verirken dinleyiciyi bu hızı düşük olarak değerlendirmeye de yönlendirir. Tekrar kullanılabilen a mere + miktar kalıbı, konuşanın değerlendirmesini ekler. “Yaklaşık” anlamına gelmez, bu yüzden sayıyı tahminî hâle getirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede a mere, konuşanın sayıyı şaşırtıcı derecede küçük bulduğunu gösterir?
- The club had about twelve members.
- The club had at least twelve members.
- The club had a mere twelve members.
Cevabı göster
The club had a mere twelve members.
frictionless magnetic rails: teknik bir ad öbeğini anlama
frictionless magnetic rails ifadesinde rails öbeğin temel adıdır; anlatılan şeyin ne olduğunu belirtir. Magnetic, rayların manyetik kuvvet kullandığını; frictionless ise sistemin az temasla ve çok düşük sürtünmeyle çalışmasının amaçlandığını anlatır. Uzun teknik ad öbeklerini okurken son addan başlayıp niteleyicileri sağdan sola ekleyin: rails → magnetic rails → frictionless magnetic rails. Burada frictionless, hızı değil rayları veya ray sistemini niteler.
Alıştırma
frictionless magnetic rails ifadesinde anlatılan şeyin adını veren temel ad hangisidir?
- frictionless
- rails
- magnetic
Cevabı göster
rails
and traffic management algorithms group riders by destination Notlar
4:19ve trafik yönetim algoritmaları, yolcuları ve boş kabinleri olmaları gereken yere
group riders by destination: group + nesne + by + ölçüt kalıbı
group riders by destination ifadesinde group bir fiildir. Riders gruplara ayrılan kişileri, by destination ise bu grupları oluşturmak için kullanılan ölçütü belirtir. Buradaki by, bir ölçüte göre anlamındadır; ulaşım aracını anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp group + nesne + by + ölçüt şeklindedir. Örneğin: group photos by date, group orders by region, or group players by skill level.
Alıştırma
Cümleyi group fiilinin doğru biçimi ve by sözcüğüyle tamamlayın: The app ____ photos ____ date.
Cevabı göster
groups · by
to get passengers and empty cabins where they need to be.
4:23götürmek için yolcuları gidecekleri yere göre gruplandırır.
traffic management algorithms: sistem içindeki akış anlamında traffic
Burada traffic, yollardaki otomobilleri değil, yolcuların ve asansör kabinlerinin bir sistem içindeki hareketini ifade eder. Traffic management algorithms, örneğin yolcuları varış noktalarına göre gruplandırarak ve boş kabinleri uygun yerlere konumlandırarak bu akışı düzenleyen bilgisayar işlemleridir. Temel ad algorithms sözcüğüdür. Traffic management, bu algoritmaların neyi yönettiğini belirtir. Traffic sözcüğünün bu kullanımı, başka bir düzenli sistem içinde hareket eden insanları, verileri, mesajları veya makineleri de anlatabilir.
Alıştırma
Asansörle ilgili bu cümlede traffic temel olarak neyi ifade eder?
- asansör sistemi içindeki yolcu ve kabin akışı
- asansörü yapmak için kullanılan malzemeler
- şehir sokaklarında hareket eden otomobiller
Cevabı göster
asansör sistemi içindeki yolcu ve kabin akışı
have come a long way: bugüne kadar büyük ilerleme kaydetmiş olmak
Have come a long way burada bir deyimdir: gökdelen tasarımı ve teknolojisi büyük ilerleme kaydetmiştir. Gökdelenler gerçek anlamda uzun bir mesafe katetmiyor. Present perfect yapıdaki have come, bugünden geçmişe bakar; since Wright proposed his mile-high tower ise geçmişteki başlangıç noktasını belirtir. Zaman içindeki büyük gelişmeleri özetlemek için has/have come a long way since ... kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi has sonrasında gereken come a long way biçimiyle tamamlayın: Medical imaging has ____ since the 1990s.
Cevabı göster
come a long way
What were once considered impossible ideas Dilbilgisi
4:32Bir zamanlar imkansız olarak kabul edilen fikirler
What were once considered ... have become ...: geçmişteki değerlendirmeden bugünkü sonuca
What were once considered impossible ideas ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Buradaki what, the things that yani “-en şeyler” anlamındadır; soru sormaz, öncülünü kendi içinde taşıyan bir ilgi yan cümlesi kurar. Yan cümledeki were once considered, geçmişte yapılmış edilgen bir değerlendirmeyi anlatır. Ana yüklem have become, şimdiki sonucu verir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen What was/were once considered X has/have become Y kalıbı, önceki bir etiketi sonraki durumla karşılaştırır. Sözü edilen şeylerin tekil veya çoğul olarak ele alınmasına göre fiillerin tekil ya da çoğul biçimlerini kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişteki bir değerlendirmeyi şimdiki sonuçla karşılaştırmak için what yan cümlesini doğru kullanır?
- What was once considered a flaw has become a useful feature.
- What once considered a flaw has become a useful feature.
- What was once considered a flaw have become a useful feature.
Cevabı göster
What was once considered a flaw has become a useful feature.
architectural opportunities: tasarım ve inşaat için olasılıklar
architectural opportunities ifadesinde architectural, opportunities sözcüğünü niteler ve alanı mimarlıkla sınırlar. Burada opportunities, tasarımcıların veya mühendislerin araştırabileceği, geliştirebileceği ya da gerçekleştirebileceği olasılıklar anlamındadır; mutlaka mimarlara sunulan iş pozisyonlarını anlatmaz. Bu ifade, bir zamanlar imkânsız sayılan fikirleri yeni tasarımlar için umut vadeden yönler olarak yeniden çerçeveler. Mesleki bağlamlarda opportunity, yalnızca kişisel bir başarı şansı değil, üzerinde çalışılabilecek veya yenilik geliştirilebilecek bir yön de olabilir.
Alıştırma
Bu cümlede architectural opportunities ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- yeni mimari tasarımlar için olasılıklar
- mimarlara yönelik açık iş pozisyonları
- zaten tamamlanmış binalar
Cevabı göster
yeni mimari tasarımlar için olasılıklar
Today, it may just be a matter of time Kalıp ifadeler
4:38Bugün, bir binanın o ekstra mili katetmesi
a matter of time until: bir olayın er ya da geç gerçekleşmesini beklemek
a matter of time until + yan cümle yapısı, until sonrasındaki olayın eninde sonunda gerçekleşmesinin beklendiğini; asıl belirsizliğin bunun ne zaman olacağını anlatır. Buradaki matter, fiziksel “madde” değil, “mesele” ya da “konu” demektir. Bu cümlede may tahmini daha temkinli hâle getirirken just geriye kalan tek meselenin zaman olduğunu gösterir. İfade biçim olarak temkinlidir, ancak yine de güçlü bir beklenti aktarır.
Alıştırma
“It may only be a matter of time until electric buses replace most diesel buses” cümlesi neyi düşündürür?
- Dizel otobüslerin değiştirilmesi son derece düşük bir olasılık olarak görülüyor.
- Elektrikli otobüsler dizel otobüslerin çoğunun yerini çoktan aldı.
- Elektrikli otobüslerin sonunda dizel otobüslerin çoğunun yerini alması bekleniyor.
Cevabı göster
Elektrikli otobüslerin sonunda dizel otobüslerin çoğunun yerini alması bekleniyor.
goes the extra mile: fazladan çaba ve bir mil yüksekliği üzerine kelime oyunu
Go the extra mile, gerekenden daha fazla çaba göstermek anlamına gelen bir deyimdir. Özne one building olduğu için burada üçüncü tekil kişi biçimi goes kullanılmıştır. Burada bina kişileştirilmiştir; mile sözcüğü aynı zamanda bir binanın bir mil yüksekliğe ulaşması fikrine gönderme yapar. Bu nedenle son ifade bir kelime oyunu oluşturur: hem beklentilerin ötesine geçmeyi hem de gerçek anlamda bir millik yükseklik hedefine ulaşmayı anlatır. Binanın gerçekten bir mil yürüyeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Özgün cümlede “goes the extra mile” ifadesi neden etkilidir?
- Fazladan çaba anlatan bir deyimi, bir mil yüksekliğinde bina şeklindeki gerçek hedefle birleştirir.
- Binanın yerde bir mil daha ilerleyeceğini söyler.
- Binanın başka bir binadan tam bir mil uzakta olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Fazladan çaba anlatan bir deyimi, bir mil yüksekliğinde bina şeklindeki gerçek hedefle birleştirir.
come down: yıkılmak
Bu cümlede come down, “yıkılmak” veya “yere çökmek” anlamına gelir. Özne massive structures ifadesidir ve bağlamda depremden söz edilir; bu nedenle ifade, konuşana doğru ya da daha alçak bir yere hareket etmeyi değil, yapısal hasarı anlatır. Bir öbek fiili yorumlarken özneye ve duruma bakın. Özne bir duvar, çatı, köprü veya binaysa come down çoğu zaman yapının artık ayakta kalmadığını belirtir.
Alıştırma
“The old wall may come down during the storm.” cümlesinde come down ne anlama gelir?
- Duvar daha ucuz hâle gelebilir.
- Duvar daha alt bir kata taşınabilir.
- Duvar yıkılabilir.
Cevabı göster
Duvar yıkılabilir.
why it's not the sturdiest buildings, Anlatım akışı
4:51neden ayakta kalanın en sağlam binalar değil,
it's not A, but B, that ...: odağı değiştirmek
Cümle, not A, but B yapısını it is ... that ... vurgu kalıbıyla birleştirir. Önce beklenen odak olan the sturdiest buildings ifadesini eler, ardından en güçlü vurguyu the smartest üzerine yerleştirir. Burada the smartest ifadesinden sonra tekrarlanacak olan buildings sözcüğü atılmıştır. Smartest, binaları kişileştirir. Düşünebilen binaları değil, en akıllıca tasarıma sahip binaları anlatır. Ortak sonuç olan remain standing, düzeltilmiş odağa uygulanır ve iddiayı tamamlar.
Alıştırma
Vurgu kalıbını not ... but ... ile tamamlayın: It's ____ the cheapest option, ____ the most reliable one, that we need.
Cevabı göster
not · but