Bir gün bir mil yüksekliğinde gökdelen inşa edilecek mi? - Stefan Al: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
649 kelime 152 kel/dk

Video özeti: Video, bir mil yüksekliğindeki kulenin 1956’da alay edilen Frank Lloyd Wright önerisinden uygulanabilir bir modern projeye dönüşmesini anlatıyor. Güçlü betonun, derin temellerin, aerodinamik biçimlerin, sönümleyicilerin ve hızlı asansörlerin yerçekimi, rüzgâr, denge ve bina içi ulaşım sorunlarını nasıl çözdüğünü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a mile-high skyscraper. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Sayı ve ölçü biriminden oluşan bir ifadenin isimden önce birleşik sıfat olarak nasıl kullanıldığını öğrenin. Bu özlü kalıp, binaların, makinelerin ve bilimsel projelerin boyutlarını ya da ölçeğini anlatmak için kullanılabilir. 2. To prevent the wind from rocking tower tops, — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Hem istenmeyen olayı hem de buna yol açan etkeni gösteren prevent + nesne + from + -ing amaç yapısını tanıyın. Bir tasarımın, kuralın veya aygıtın belirli bir sürecin gerçekleşmesini nasıl engellediğini açıklarken bu yapıyı kullanın. 3. goes the extra mile. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İfadenin olağan deyimsel anlamının fazladan çaba göstermek olduğunu kavrayın; ayrıca kapanıştaki kelime oyununu fark edin: mile, planlanan kulenin yüksekliğine de gerçek anlamıyla gönderme yapar. Böylece mecazlı dili metnin ana konusuna bağlayan sonuçları yorumlayabilirsiniz.

Bu derste

In 1956, architect Frank Lloyd Wright proposed a mile-high skyscraper. Kalıp ifadeler

0:06

1956'da mimar Frank Lloyd Wright, bir mil yüksekliğinde bir gökdelen önerdi.

Kalıp ifadeler

a mile-high skyscraper: isimden önce kısa çizgili yükseklik niteleyicisi

a mile-high skyscraper ifadesinde mile-high, skyscraper sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. “Bir mil yüksekliğinde” anlamına gelir ve binanın yüksekliğini belirtir; tek başına tam bir yan cümle değildir. Bir ölçü ifadesi ismin önünde tek bir niteleyici olarak kullanıldığında sözcükler genellikle kısa çizgiyle bağlanır ve ölçü birimi tekil kalır: a 300-meter-high tower. İsimden sonra ise kısa çizgisiz bir ifade kullanılır: The tower is 300 meters high.

Alıştırma

Cümleyi “one mile high” anlamındaki, örnekte kullanılan aynı kısa çizgili birleşik sıfatla tamamlayın: They planned a ____ tower.

Cevabı göster

mile-high

It was going to be the world's tallest building by a lot, Notlar

0:12

Açık ara dünyanın en yüksek binası olacaktı,

Dilbilgisi

was going to be: geçmişten bakılan gelecekteki bir sonuç

Was going to be, geçmişteki bir noktadan geleceğe bakar. Dünyanın en yüksek binası olmanın o zamanki plan veya beklenti olduğunu anlatır. Bu biçim, sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğini tek başına göstermez. Burada gökdelen bir öneri olarak kaldığı için was going to be, “öyle olması planlanıyordu veya bekleniyordu” anlamındadır; binanın gerçekten en yüksek bina olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede “was going to be” ne anlama geliyor?

  1. Bina şu anda kesinlikle en yüksek binadır.
  2. Geçmişteki o anda bina zaten en yüksek bina olmuştu.
  3. Geçmişteki o anda binanın en yüksek bina olması planlanıyor veya bekleniyordu.
Cevabı göster

Geçmişteki o anda binanın en yüksek bina olması planlanıyor veya bekleniyordu.

Kalıp ifadeler

by a lot: karşılaştırmada büyük fark

Burada by a lot, the world's tallest building üstünlük yapısından sonra gelir. Planlanan binanın bir sonraki en yüksek binadan yalnızca biraz değil, büyük bir farkla daha yüksek olacağını anlatır. Bu yapıda by, bir farkın ya da galibiyet marjının büyüklüğünü belirtir. Bir yöntem veya araç anlamına gelmez.

Alıştırma

Takımın tek bir maçı büyük farkla kazandığını belirten cümle hangisidir?

  1. Our team won by a lot.
  2. Our team won a lot.
  3. Our team practiced a lot.
Cevabı göster

Our team won by a lot.

five times as high as the Eiffel Tower. Dilbilgisi

0:16

Eyfel Kulesi'nin beş katı yüksekliğinde.

Dilbilgisi

five times as high as: kesin bir yükseklik oranı

Five times as high as, ‘kat sayısı + as + sıfat + as + karşılaştırma noktası’ kalıbını kullanır. İlk şeyin toplam yüksekliğinin Eyfel Kulesi'nin yüksekliğinin beş katı olduğunu belirtir. İki as, high sözcüğünün çevresinde bir çift oluşturur. Bu kalıbı twice as wide as veya three times as heavy as gibi ölçülebilir başka sıfatlarla da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Mavi duvar 15 metre, kırmızı duvar ise 3 metre yüksekliğindedir. five times, high ve as ... as kalıbını kullanarak tamamlayın: The blue wall is ____ the red wall.

Cevabı göster

five times as high as

But many critics laughed at the architect, Kalıp ifadeler

0:20

Ancak birçok eleştirmen mimara güldü,

Kalıp ifadeler

Laughed at: birini alay konusu yapmak

Burada laughed at, eleştirmenlerin mimarı gülünç veya ciddiye alınmaya değmez biri olarak gördükleri anlamına gelir. Yalnızca güldüklerini bildirmez. laugh at + kişi veya fikir yapısında at, gülmenin hedefini gösterir. at olmadan laughed yalnızca eylemi belirtir; kiminle ya da neyle alay edildiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi laugh at ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The children thought the suggestion was silly and ____ it.

Cevabı göster

laughed at

arguing that people would have to wait hours for an elevator, Anlatım akışı

0:22

insanların bir asansör için saatlerce beklemesi gerekeceğini

or worse, that the tower would collapse under its own weight. Notlar

0:26

ya da daha kötüsü, kulenin kendi ağırlığı altında çökeceğini savundular.

Anlatım akışı

Arguing that: eleştirmenlerin gerekçelerini sunmak

Burada arguing that, eleştirmenlerin tepkisini bu tepki için sundukları nedenlere bağlar. that ile başlayan yan cümleler, insanların saatlerce bekleyeceği ve kulenin kendi ağırlığı altında çökeceği yönündeki iddialarını belirtir. Arguing, örtük öznesi many critics olan bir ortaç yan cümlesidir. Burada argue, mutlaka öfkeli bir tartışmaya girmek değil, bir iddia veya gerekçe sunmak anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi argue sözcüğünün -ing biçimi ve ardından that ile tamamlayın: The committee delayed the vote, ____ members needed more time.

Cevabı göster

arguing that

Anlatım akışı

or worse: daha ciddi bir olasılığı belirtme

“Or worse”, sıradaki olasılığın az önce söylenenden daha ciddi veya zararlı olduğunu belirtir. Bu cümlede risk, bir rahatsızlıktan tüm kulenin çökme olasılığına yükselir. Bu ifade iki olasılık arasındaki ilişkiyi düzenler. “Or” başka bir olasılık sunarken “worse”, kendisinden sonraki bir ismi değil, devamındaki durumun tamamını daha ciddi sonuç olarak değerlendirir.

Alıştırma

İkinci sonucun daha ciddi olduğunu belirten iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The leak could stain the carpet, ____, weaken the whole floor.

Cevabı göster

or worse

Kalıp ifadeler

collapse under its own weight: kendi kütlesi yüzünden çökmek

“Collapse under its own weight”, bir yapının kendi kütlesinin oluşturduğu yükü taşıyamayıp içe çökmesi veya parçalanması anlamına gelir. Bu cümlede “under”, arızaya yol açan basıncı veya yükü belirtir; ağırlığın altında bulunan bir konumu anlatmaz. “Its own”, yükün dışarıdan gelen bir kuvvetten veya ek yükten değil, kulenin kendisinden kaynaklandığını vurgular. Aynı yapı çatı, köprü, raf veya model için de kullanılabilir; iyelik sözcüğü özneye uyacak şekilde değiştirilir.

Alıştırma

Bir nesnenin kendi kütlesinin yol açtığı yapısal çöküşü anlatan hedef ifadeyi aynen kullanın: The unsupported clay arch is so heavy that it may ____.

Cevabı göster

collapse under its own weight

Most engineers agreed,

0:30

Çoğu mühendis de buna katıldı

and despite the publicity around the proposal, Dilbilgisi

0:32

ve teklifin etrafındaki tanıtımlara rağmen,

the Titanic Tower was never built. Dilbilgisi

0:34

Titanic Kulesi asla inşa edilmedi.

Dilbilgisi

despite the publicity around the proposal: isim öbeğinden önce ödünleme

despite the publicity around the proposal ifadesi bir ödünleme ilişkisi kurar. Öneri medyanın veya halkın ilgisini çektiği için ilerlemesi olası görünebilirdi; ancak kule yine de hiçbir zaman inşa edilmedi. Burada publicity, övgü veya destek olmak zorunda olmayan ilgi ya da görünürlük anlamındadır. Bu cümlede despite sözcüğünden sonra the publicity around the proposal isim öbeği gelir. Around the proposal, ilginin neyle ilgili olduğunu açıklar. Özne ve fiil içeren tam bir yan cümle kullanmak için although ya da despite the fact that seçilir.

Alıştırma

Yağmurun oyunun devam etmesini engellemediğini göstermek için despite sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Despite it rained heavily, the game continued.
  2. Despite the heavy rain, the game continued.
  3. Despite of the heavy rain, the game continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the game continued.

Dilbilgisi

was never built: gerçekleşmemiş bir sonuç için geçmiş zaman edilgen yapı

Was never built, basit geçmiş zamanda edilgen bir yapıdır: was + never + geçmiş zaman ortacı built. Özne olan the Titanic Tower eyleme maruz kalır; bu nedenle cümle, inşa edecek kişiyi belirtmek yerine nihai sonuca odaklanır. Never, ilgili geçmiş dönemin tamamında inşa etme olayını olumsuzlar: inşaat hiçbir zaman gerçekleşmemiştir. Bu, kulenin hiç önerilmediği, tasarlanmadığı veya tartışılmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi was, never ve build fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The museum was approved, but it ____.

Cevabı göster

was never built

But today, bigger and bigger buildings are going up around the world. Notlar

0:37

Fakat bugün, dünya çapında giderek daha büyük binalar yükseliyor.

Dilbilgisi

bigger and bigger: devam eden değişim için tekrarlı karşılaştırma biçimi

“Bigger and bigger”, bir şeyin zaman içinde büyümeye devam ettiğini belirtir. and ile bağlanan tekrarlı karşılaştırma biçimi, iki şey arasında tek seferlik bir karşılaştırmayı değil, devam eden bir eğilimi gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp “karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi”dir. faster and faster ve colder and colder buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi big sözcüğünün tekrarlı karşılaştırma biçimiyle tamamlayın: As the storm moved closer, the waves became ____.

Cevabı göster

bigger and bigger

Öbek fiiller

are going up: binaların inşa edilmesi

Özne bir bina olduğunda “are going up”, “inşa ediliyor” veya “şekilleniyor” anlamına gelir. Binalar kendi kendilerine yukarı doğru hareket etmez. Şimdiki zamanın devam biçimi, inşaatın şu anda veya içinde bulunulan dönemde sürdüğünü gösterir. go up farklı öznelerle başka anlamlara da geldiği için doğru anlamı belirlerken özneye ve bağlama bakın.

Alıştırma

“New apartment buildings are going up near the station.” cümlesinde “are going up” ne anlama gelir?

  1. Binalar inşa ediliyor.
  2. Binaların fiyatları düşüyor.
  3. Binalar kendi kendilerine yukarı doğru hareket ediyor.
Cevabı göster

Binalar inşa ediliyor.

Firms are even planning skyscrapers more than a kilometer tall, Kalıp ifadeler

0:41

Şirketler bir kilometreden daha yüksek gökdelenler bile planlıyorlar,

like the Jeddah Tower in Saudi Arabia,

0:46

Suudi Arabistan'daki Cidde Kulesi gibi,

Kalıp ifadeler

more than a kilometer tall: isimden sonra gelen yükseklik ölçüsü

more than a kilometer tall ifadesinde more than bir alt sınır belirler: yükseklik bir kilometreden fazladır. Doğal sıralama more than + ölçü + tall şeklindedir; tall, sayı ve birimden sonra gelir. Burada ifade skyscrapers sözcüğünden sonra gelir ve gökdelenlerin yüksekliğini açıklar. Aynı ölçü kalıbı be fiilinden sonra da kullanılabilir: The tower is 300 meters tall.

Alıştırma

Bir kule 350 metre yüksekliğindedir. Cümleyi more than, 300 meters ve tall kullanarak tamamlayın: The tower is ____.

Cevabı göster

more than 300 meters tall

three times the size of the Eiffel Tower.

0:48

Eyfel Kulesi'nin üç katı büyüklüğünde.

Very soon,

0:51

Çok yakında,

Wright's mile-high miracle may be a reality. Kalıp ifadeler

0:52

Wright'ın bir millik mucizesi gerçek olabilir.

Kalıp ifadeler

may be a reality: bir fikrin gerçekleşebileceğine dair temkinli tahmin

may be a reality ifadesinde may kesinlik değil, olasılık bildirir. Be a reality, daha önce yalnızca hayal edilen veya planlanan bir şeyin gerçekten var olabileceği ya da gerçekleşebileceği anlamına gelir. Bu ifade bütünüyle temkinli bir tahmin yapar. Bir mil yüksekliğindeki binanın zaten var olduğunu veya kesinlikle inşa edileceğini söylemez.

Alıştırma

Temkinli tahmini tamamlamak için may, be, a ve reality sözcüklerini birer kez kullanın: Affordable space travel ____ one day.

Cevabı göster

may be a reality

So what exactly was stopping us from building these megastructures 70 years ago? Dilbilgisi

0:56

Peki 70 yıl önce bizi bu mega yapıları inşa etmekten alıkoyan şey tam olarak neydi?

Dilbilgisi

what exactly was stopping us from + -ing: belirli bir engeli sormak

Bu soru, bir eylemi engelleyen belirli unsurun ne olduğunu sorar. Exactly, soruyu daha kesin hâle getirir: konuşan kişi yalnızca bir engel olup olmadığını değil, engelin tam olarak ne olduğunu bilmek ister. Kalıp stop + someone + from + -ing şeklindedir. Burada us engellenen grubu, building ise engellenen eylemi gösterir. Was stopping, engeli geçmiş zamana yerleştirir.

Alıştırma

Exactly sözcüğünü ve stop someone from doing kalıbının geçmişte devam eden soru biçimini kullanarak tamamlayın: The team had the design and funding, so ____ launching the project?

Cevabı göster

what exactly was stopping them from

And how do we build something a mile high today? Dilbilgisi

1:01

Ve bugün bir mil yüksekliğinde bir şeyi nasıl inşa ederiz?

Dilbilgisi

something a mile high: something’den sonra gelen niteleyici

Something a mile high ifadesinde a mile high, something sözcüğünden sonra gelir ve onun yüksekliğini açıklar. Bu, belirsiz zamir something’i niteleyen tek bir ölçü ifadesidir; yer veya yön bildirmez. Something, anything ve nothing gibi sözcüklerin önüne değil, normalde arkasına bir sıfat ya da sıfat grubu gelir: something useful, anything new veya something two meters long.

Alıştırma

Hangi cümlede ölçü ifadesi something’den sonra doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. They needed something two-meter-long.
  2. They needed two meters long something.
  3. They needed something two meters long.
Cevabı göster

They needed something two meters long.

In any construction project, Anlatım akışı

1:05

Herhangi bir inşaat projesinde,

each story of the structure needs to be able to support the stories on top of it. Dilbilgisi

1:06

yapının her katının üzerindeki katları taşıyabilmesi gerekir.

Anlatım akışı

In any construction project: genel bir kapsam belirlemek

In any construction project, ardından gelen ifadenin kapsamını belirlemek için cümlenin başında kullanılır. Taşıma gerekliliğinin yalnızca tek bir binayla ilgili bir gerçek değil, genel bir ilke olduğunu gösterir. Buradaki any, hangisi olursa olsun anlamını verir. Bu tür bir giriş, anlatımın belirli bir örnekten bütün bir durum grubuna uygulanan genel bir kurala geçtiğini fark etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede In any construction project ne işe yarıyor?

  1. Belirli bir binanın konumunu belirtir.
  2. Genel bir kapsam belirler: kural bütün inşaat projelerine uygulanır.
  3. Rastgele bir inşaat projesi seçer.
Cevabı göster

Genel bir kapsam belirler: kural bütün inşaat projelerine uygulanır.

Dilbilgisi

needs to be able to: gereklilik ile kapasiteyi birleştirmek

needs to be able to iki düşünceyi birleştirir. needs to bir şeyin gerekli olduğunu, be able to ise öznenin ardından gelen eylemi gerçekleştirme kapasitesine sahip olması gerektiğini gösterir. Bu cümlede her katın üzerindeki katları taşıyacak yeterli yapısal kapasiteye sahip olması gerekir. Bu yapı, bir yeteneğe sahip olmanın başlı başına gerekli olduğu tasarım standartları ve benzeri gereklilikler için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi needs to + be able to yapısını kullanarak tamamlayın: The emergency door ____ open during a power failure.

Cevabı göster

needs to be able to

The higher we build, Dilbilgisi

1:11

Ne kadar yükseğe inşa edersek,

the higher the gravitational pressure from the upper stories on the lower ones.

1:12

üst katlardan alt katlara doğru yerçekimi basıncı da o kadar yüksek olur.

Dilbilgisi

The higher ..., the higher ...: iki değişimi bağlamak

the + comparative ..., the + comparative ... yapısı iki değişimi birbirine bağlar. Burada, binanın yüksekliği arttıkça yer çekimi basıncının da arttığı anlamına gelir. “Bir şey ne kadar çok değişirse başka bir şey de o kadar çok değişir” şeklinde anlaşılabilir. İki the de sıradan birer tanımlık değildir. İlk yan cümle değişen koşulu, ikinci yan cümle ise buna karşılık gelen sonucu belirtir.

Alıştırma

Daha fazla alıştırmanın daha fazla öz güven sağladığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: ____ you practice, ____ you become.

Cevabı göster

The more · the more confident

This principle has long dictated the shape of our buildings, Kalıp ifadeler

1:17

Bu ilke uzun zamandır binalarımızın şeklini belirledi,

Kalıp ifadeler

has long dictated: zaman içinde süren güçlü belirleyici etki

has long dictated ifadesinde dictate, “güçlü biçimde belirlemek veya kısıtlamak” anlamına gelir; “başka biri yazsın diye sözleri söylemek” anlamında değildir. İlke, binaların alabileceği biçimleri şekillendirecek kadar güçlü olmuştur. has dictated present perfect yapısındadır ve geçmişte başlayan bir etkiyi bugüne bağlar. has ile dictated arasındaki long, bu etkinin uzun süredir devam ettiğini vurgular.

Alıştırma

Cost has long dictated how small firms advertise. cümlesindeki has long dictated ne anlama gelir?

  1. Biri reklam talimatlarını söylemiş, başka biri de bunları yazmış.
  2. Maliyet uzun süredir bu şirketlerin seçimlerini güçlü biçimde şekillendirip kısıtlıyor.
  3. Maliyet yalnızca bir kez küçük bir etki yaratmış.
Cevabı göster

Maliyet uzun süredir bu şirketlerin seçimlerini güçlü biçimde şekillendirip kısıtlıyor.

leading ancient architects to favor pyramids Dilbilgisi

1:20

antik mimarları piramitleri tercih etmeye yöneltti,

Dilbilgisi

leading ancient architects to favor: leading ... to ... ile sonuç belirtmek

Burada leading ... to ..., birine fiziksel olarak yol göstermek değil, birinin bir şey yapmasına yol açmak demektir. Önceki olguyu sonucuna bağlar: Bu ilke, antik mimarların piramitleri tercih etmesine neden olmuştur. Kalıp, ana cümle, leading + kişi veya şey + to + fiilin yalın hâli biçimindedir. Leading, ana cümledeki durumun yol açtığı sonucu ekleyen bir şimdiki zaman ortacıdır.

Alıştırma

Cümleyi lead fiilinin sonuç bildiren biçimiyle tamamlayın: Heavy rain flooded the field, ____ the team to move practice indoors.

Cevabı göster

leading

with wide foundations that support lighter upper levels.

1:23

daha hafif üst seviyeleri destekleyen geniş temellerle.

But this solution doesn't quite translate to a city skyline. Kalıp ifadeler

1:27

Fakat bu çözüm şehir silüeti için pek de uygun değildir.

Kalıp ifadeler

doesn't quite translate to: yeni bir ortama sınırlı aktarım

Burada translate to, sözcükleri bir dilden başka bir dile çevirmek değil, bir şeyin başka bir ortama taşındığında da işe yaraması anlamındadır. Çözüm kendi ortamında işe yarayabilir, ancak bir şehir silüetine pek uygun değildir. Doesn't quite, yargıyı yumuşatır. Fikrin tamamen veya çok iyi aktarılamadığını anlatır; bunun kesinlikle imkânsız olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ‘başka bir ortama çok iyi aktarılamamak’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: This office routine ____ remote work.

Cevabı göster

doesn't quite translate to

A pyramid that tall would be roughly 1 and 1/2 mi wide, Kelime

1:30

O kadar uzun bir piramit yaklaşık 1,5 mil genişliğinde olurdu,

Kelime

roughly 1 and 1/2 mi wide: yaklaşık bir ölçü belirtmek

Burada roughly, “yaklaşık olarak” anlamına gelir. 1 and 1/2 miles ifadesinin kesin ölçülmüş bir genişlik değil, tahmin olduğunu gösterir. Ölçü ifadelerinde roughly normalde sayıdan önce gelir. Sayı + birim + wide kalıbı genişliği belirtir: 1 and 1/2 mi wide, “bir buçuk mil genişliğinde” demektir. mi, mile sözcüğünün yazılı kısaltmasıdır; burada sesli okunurken birim çoğul olarak miles biçiminde söylenir.

Alıştırma

Hangi cümle parkın genişliğinin tahmin olduğunu söyler?

  1. The park has a rough surface and is three kilometers wide.
  2. The park is roughly three kilometers wide.
  3. The park is exactly three kilometers wide.
Cevabı göster

The park is roughly three kilometers wide.

tough to squeeze into a city center. Kalıp ifadeler

1:34

bir şehir merkezine sığdırmak oldukça zordur.

Kalıp ifadeler

tough to squeeze into: bir şeyi sınırlı alana sığdırmanın zorluğu

tough to + fiilin yalın hâli, “yapması zor” anlamına gelir. Bu cümlede squeeze into, bir şeyi çok az boş yeri olan bir alana sığdırmak demektir. Anlamca özne dev piramittir: boyutu nedeniyle onu bir şehir merkezine yerleştirmek zor olurdu. Yerleştirilen şeyi açıkça söylediğinizde squeeze + nesne + into + sınırlı alan yapısını kullanın; örneğin squeeze another desk into the room. Aynı fikir sınırlı zaman veya para için de kullanılabilir; örneğin bir randevuyu programa sıkıştırmak gibi.

Alıştırma

Cümleyi tough to squeeze into ile tamamlayın: With every hour booked, the extra lesson will be ____ tomorrow's schedule.

Cevabı göster

tough to squeeze into

Fortunately, strong materials like concrete can avoid this impractical shape,

1:37

Neyse ki, beton gibi güçlü malzemeler bu pratik olmayan şekilden kaçınabilir,

and modern concrete blends are reinforced with steel fibers for strength Kelime

1:43

ve modern beton karışımları sağlamlık için çelik liflerle

Kelime

are reinforced with: güç kazandıran malzemeyi belirtmek

Bu cümlede are reinforced with, “bir malzeme eklenerek veya yapının içine yerleştirilerek güçlendirilir” anlamına gelir. Modern concrete blends güçlendirilen şeyi, steel fibers ise güçlendirmeyi sağlayan malzemeyi belirtir. Kullanılabilir kalıp A + be + reinforced with + B şeklindedir: A güçlendirilen şey, B ise güçlendirme malzemesidir. Edilgen yapı, dikkati tamamlanmış malzeme veya yapı üzerinde tutar.

Alıştırma

Cümleyi be reinforced with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The concrete columns ____ steel bars for extra strength.

Cevabı göster

are reinforced with

and water-reducing polymers to prevent cracking. Notlar

1:47

ve çatlamayı önlemek için su azaltıcı polimerlerle güçlendirilmiştir.

Kelime

water-reducing polymers: kısa çizgili işlev belirten niteleyici

Water-reducing polymers teknik bir isim öbeğidir. Temel isim polymers sözcüğüdür; kısa çizgiyle birleştirilen water-reducing ise bu polimerlerin işlevini, yani beton karışımında gereken su miktarını azalttıklarını belirtir. Öbeği temel isimden başlayarak okuyun: Bunlar su azaltma işlevine sahip polymers sözcüğüyle adlandırılan maddelerdir. Su, polimerleri azaltıyor anlamına gelmez.

Alıştırma

Water-reducing polymers burada ne anlama gelir?

  1. Suyla yıkanıp uzaklaştırılması gereken polimerlerdir.
  2. Yavaş yavaş polimere dönüşen su molekülleridir.
  3. Gereken su miktarını azaltan polimerlerdir.
Cevabı göster

Gereken su miktarını azaltan polimerlerdir.

Dilbilgisi

to prevent cracking: amaç bildiren mastar yapısı

To prevent cracking, amaç bildiren bir mastar yapısıdır: to + fiilin yalın hâli, su azaltıcı polimerlerin neden kullanıldığını açıklar. Burada “betonda çatlak oluşmasını önlemek için” anlamına gelir. Teknik açıklamalarda bu yapı çoğunlukla bir malzeme, özellik veya eylemden sonra gelir ve “hangi amaçla?” sorusunu yanıtlar. Buradaki to yön değil, amaç bildirir.

Alıştırma

Cümleyi to + prevent + crack fiilinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: The builders added fibers ____.

Cevabı göster

to prevent cracking

The concrete in the world's tallest tower,

1:51

Dünyanın en yüksek kulesi olan

Dubai's Burj Khalifa,

1:54

Dubai'deki Burç Halife'deki beton,

can withstand about 8,000 tons of pressure per square meter, Kelime

1:56

metrekare başına yaklaşık 8.000 ton basınca dayanabilir,

Kelime

can withstand: bozulmadan basınca dayanabilmek

Can withstand, “bir kuvvete veya zarar verici koşula kırılmadan ya da işlevini kaybetmeden dayanabilmek” anlamına gelir. Bu cümlede can yeterlilik bildirir, withstand ise betonun neye dayanabildiğini belirtir. Withstand tek bir fiildir; with ve stand sözcükleri ayrılarak anlamlandırılmaz. Ardından gelen doğrudan nesne, dayanılan basıncı veya koşulu belirtir.

Alıştırma

Bir malzemenin yüksek ısı altında zarar görmediğini anlatmak için withstand sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This coating can withstand high heat.
  2. This coating can withstand with high heat.
  3. This coating can stand with high heat.
Cevabı göster

This coating can withstand high heat.

Kelime

per square meter: alana göre oran hesaplama

Per square meter, “her bir metrekare için” demektir. 8.000 tonu alana göre verilen bir orana dönüştürür: belirtilen miktar, tüm yapının tek bir toplamı olarak sunulmak yerine her metrekare için geçerlidir. per + birim kalıbı, bir miktarın hangi birime göre ölçüldüğünü gösterir. Basınç, fiyat, enerji kullanımı ve diğer oranlarla ilgili verilerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi per ve square meter ifadesinin tekil biçimini kullanarak tamamlayın: The carpet costs twenty dollars ____.

Cevabı göster

per square meter

the weight of over 1,200 African elephants. Anlatım akışı

2:00

1.200'den fazla Afrika filinin ağırlığına eşdeğer.

Anlatım akışı

the weight of over 1,200 African elephants: büyük bir sayıyı somutlaştırmak

Bu ifade, teknik sayının ardından tanıdık bir karşılaştırma sunar. Ölçeği 1.200’den fazla Afrika filinin toplam ağırlığı olarak yeniden anlatır ve basıncın ne kadar büyük olduğunu gözde canlandırmaya yardımcı olur. Bu, açıklayıcı bir benzetmedir; fillerin gerçekten orada bulunduğu veya yapıya baskı uyguladığı anlamına gelmez. Bilimsel anlatımda genellikle önce kesin bir sayı verilir, ardından büyüklüğünü daha anlaşılır kılmak için somut bir karşılaştırma yapılır.

Alıştırma

Fillerle yapılan karşılaştırmanın bilgiyi düzenlemedeki temel amacı nedir?

  1. Soyut bir mühendislik sayısını tanıdık bir karşılaştırmaya dönüştürür.
  2. Konuyla ilgisiz ikinci bir mesafe ölçümü verir.
  3. Fillerin fiziksel olarak yapının içinde bulunduğunu söyler.
Cevabı göster

Soyut bir mühendislik sayısını tanıdık bir karşılaştırmaya dönüştürür.

Of course,

2:05

Elbette,

even if a building supports itself, Dilbilgisi

2:06

bir bina kendi ağırlığını taşısa bile,

it still needs support from the ground.

2:08

yine de zeminden destek alması gerekir.

Dilbilgisi

even if ... still ...: Sonuç yine geçerlidir

Even if bir koşul sunar ve bu koşul doğru olsun ya da olmasın ana sonucun değişmeden geçerli kaldığını gösterir. Burada binanın kendi kendini taşıyabilmesi, zeminden desteğe ihtiyaç duymadığı anlamına gelmez. Still ana cümlede bu düşünceyi güçlendirir: bu koşula rağmen ihtiyaç devam eder. Still, even if ile sık kullanılır ancak zorunlu değildir.

Alıştırma

Yağmur yağsa da yağmasa da planın değişmeyeceğini göstermek için cümleyi even if ile tamamlayın: ____ it rains, we will still have the picnic indoors.

Cevabı göster

Even if

Without a foundation, Dilbilgisi

2:10

Temel olmadan,

buildings this heavy would sink,

2:11

bu kadar ağır binalar batar,

fall, or lean over. Öbek fiiller

2:13

düşer veya yana eğilir.

Dilbilgisi

Without a foundation: Eksik bir koşulu belirtmek

Cümle başındaki Without a foundation bir edat öbeğidir ve if there were no foundation, yani ‘temel olmasaydı’ anlamına gelir. Eksik bir koşulu ortaya koyar; ana cümle de bunun sonucunu verir. Without ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir; doğrudan özne ve yüklem içeren tam bir cümlecik gelmez. Ana cümledeki would, sonucun varsayımsal olduğunu gösterir.

Alıştırma

Eksik bir koşul sunmak için cümleyi without ile tamamlayın: ____ a key, I would not be able to open the door.

Cevabı göster

Without

Öbek fiiller

lean over: dik konumdan eğilmek

Burada lean over, dik konumdan uzaklaşıp genellikle bir yana doğru eğilmek anlamına gelir. lean over ile betimlenen bir kule artık düz değildir, ancak hâlâ ayakta olabilir. Bu öbek fiilde over, konumdaki değişimi anlatmaya yardımcı olur; “bitmiş” anlamına gelmez. Aynı ifade, bir insanın bir şeye doğru eğilmesini veya bir nesnenin yana yatmasını da anlatabilir; yönü bağlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümle bir şeyin eğik olduğunu ancak hâlâ ayakta durduğunu anlatır?

  1. The old tree has fallen over and is lying across the road.
  2. The old tree is standing perfectly straight.
  3. The old tree is leaning over, but it has not fallen.
Cevabı göster

The old tree is leaning over, but it has not fallen.

To prevent the roughly 1/2 a million ton tower from sinking, Dilbilgisi

2:15

Yaklaşık yarım milyon tonluk kulenin batmasını önlemek için,

192 concrete and steel supports,

2:19

kazık adı verilen

called piles, Kelime

2:22

192 beton ve çelik destek,

were buried over 50 m deep.

2:23

50 metreden daha derine gömülmüştür.

Dilbilgisi

To prevent ... from sinking: prevent + nesne + from + fiilin -ing biçimi

Baştaki To prevent ... mastar öbeği, desteklerin gömülme amacını açıklar. İstenmeyen sonuç kulenin batmasıdır; destekler de bunu durdurmak için alınan önlemdir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp prevent + someone/something + from + fiilin -ing biçimidir. Burada nesne the roughly 1/2 a million ton tower, from sonrasında kullanılan -ing biçimi ise sinking sözcüğüdür. Bu kalıpta from, engellenen eylemi tanıtır; kaynak bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi prevent + water + from + enter fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The seal helps ____ the case.

Cevabı göster

prevent water from entering

Kelime

called piles: kısaltılmış edilgen ifadeyle terimi adlandırma

called piles ifadesinde called, önceki ad öbeği concrete and steel supports için mühendislikte kullanılan adı ekleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. which are called piles biçiminde açılabilir. Virgüller, bu ifadenin cümlenin ana fiili değil, adı belirten ek bilgi olduğunu gösterir. Burada piles, zemine yerleştirilen derin temel destekleri olan kazıkları ifade eder; gündelik anlamdaki nesne yığınlarını ifade etmez.

Alıştırma

Cümlede called piles ifadesinin görevi nedir?

  1. Desteklerin gerçekleştirdiği ana eylemi belirtir.
  2. Desteklerin bazı kazıklara telefon ettiğini söyler.
  3. Desteklerin mühendislikteki adını verir.
Cevabı göster

Desteklerin mühendislikteki adını verir.

The friction between the piles and the ground Kelime

2:27

Kazıklar ve zemin arasındaki sürtünme

Kelime

friction between A and B: fiziksel bir etkileşimi belirtme

Friction between A and B, A ile B temas halindeyken birbirlerine göre hareket ettiğinde ya da etmeye çalıştığında oluşan fiziksel direnci ifade eder. Bu ifadede A piles, B ise the ground'dur. between A and B kalıbı, tek bir ilişki veya etkileşimdeki iki katılımcıyı belirtir. Burada friction fiziksel anlamda sürtünmedir; insanlar arasındaki anlaşmazlık anlamına gelen mecaz kullanım değildir.

Alıştırma

friction between A and B kalıbında kullanılan edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Friction ____ the tires and the road helps the bicycle stop.

Cevabı göster

between

keeps this sizable structure standing. Dilbilgisi

2:29

bu devasa yapıyı ayakta tutar.

Dilbilgisi

keeps this sizable structure standing: keep + nesne + tamamlayıcı

keep + nesne + tamamlayıcı kalıbı, “nesnenin belirli bir durumda kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Bu cümlede sürtünme neden, this sizable structure nesne, standing ise yapının dik durumda kalmaya devam ettiğini anlatan tamamlayıcıdır. Buradaki standing, binanın ayağa kalkmakta olduğu anlamına gelmez. Bu yapıda keep the engine running örneğindeki gibi -ing biçimi devam eden bir durumu anlatabilir; keep the door open örneğindeki gibi bir sıfat da tamamlayıcı olabilir.

Alıştırma

Cümleyi keep ve work fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: During the outage, the backup battery ____ the emergency lights ____.

Cevabı göster

keeps · working

Besides defeating gravity, Anlatım akışı

2:32

Binayı aşağı iten

which pushes the building down,

2:34

yerçekimini yenmenin yanı sıra,

a skyscraper also needs to overcome the blowing wind, Kalıp ifadeler

2:35

bir gökdelen esen rüzgârın da üstesinden gelmelidir,

which pushes from the side.

2:39

yandan iten rüzgârın.

Anlatım akışı

Besides defeating gravity: başka bir zorluk eklemek

Besides + isim veya -ing öbeği, daha önce belirtilmiş bir olguya, göreve ya da zorluğa bir yenisini ekler. Bu cümlede Besides defeating gravity aşağı yönlü kuvvet sorununa gönderme yaparken, also needs to overcome yandan esen rüzgârla ilgili ek sorunu ortaya koyar. Besides burada bir edat olduğu için ardından gelen fiil defeat değil, -ing biçimindeki defeating olur. Defeating gravity, yer çekimini ortadan kaldırmak değil, etkisine karşı koymak anlamına gelir. besides ve also birlikte kullanıldığında iki zorluğun birbirine eklendiği özellikle açık olur.

Alıştırma

İlk bakım görevinden söz ettikten sonra ikinci bir görevi doğru biçimde ekleyen cümle hangisidir?

  1. Beside checking the brakes, the mechanic inspected the tires.
  2. Besides check the brakes, the mechanic inspected the tires.
  3. Besides checking the brakes, the mechanic inspected the tires.
Cevabı göster

Besides checking the brakes, the mechanic inspected the tires.

Kalıp ifadeler

needs to overcome: bir sorun veya kuvvet karşısında gerekli eylem

Bu cümlede needs to overcome, gökdelenin yandan gelen rüzgârın etkisine başarılı biçimde karşı koyması veya bu etkiyle başa çıkması gerektiğini belirtir. Overcome, fiziksel olarak rüzgârın üzerinden geçmek anlamına gelmez; rüzgârı başa çıkılması gereken bir kuvvet veya sorun olarak sunar. Yapı need(s) to + fiilin yalın hâlidir: tekil özne a skyscraper ile needs kullanılır ve to sözcüğünden sonra overcome fiilinin yalın hâli gelir. Overcome, overcome an obstacle veya overcome resistance örneklerinde olduğu gibi nesnesini doğrudan alır.

Alıştırma

Cümleyi needs to ve “başarılı biçimde başa çıkmak” anlamındaki fiille tamamlayın: The project ____ one final technical obstacle.

Cevabı göster

needs to overcome

On average days, Kalıp ifadeler

2:41

Sıradan günlerde,

Kalıp ifadeler

On average days: sıradan, aşırı olmayan koşullar

Burada average, days sözcüğünü niteleyen bir sıfattır ve matematiksel bir hesabın sonucu değil, sıradan veya tipik anlamına gelir. On average days, ardından gelen ifade için bir koşul belirler: ifade aşırı hava koşullarında değil, normal günlerde geçerlidir. Cümle başındaki bu ifade, günlük koşullarla daha sonra sözü edilen kasırga gibi aşırı bir durum arasındaki karşıtlığı düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu bölümde On average days ne işe yarar?

  1. Matematiksel olarak hesaplanmış bir gün sayısı verir.
  2. Aynı şeyin istisnasız her gün olduğunu söyler.
  3. Sıradan ve aşırı olmayan günlerde neler olduğunu anlatmaya başlar.
Cevabı göster

Sıradan ve aşırı olmayan günlerde neler olduğunu anlatmaya başlar.

wind can exert up to 17 lb of force per square meter Kelime

2:43

rüzgar, metrekare başına 17 pound'a kadar kuvvet uygulayabilir

on a high-rise building, Kelime

2:47

yüksek bir binaya,

Kelime

exert up to 17 lb of force per square meter: metrekare başına 17 libreye kadar kuvvet uygulamak

Teknik açıklamalarda exert force, “kuvvet uygulamak” anlamına gelir. Burada rüzgâr binaya fiziksel bir kuvvet uygular; exert, “çok çabalamak” anlamında kullanılmamıştır. up to 17 lb ... per square meter yapısı bir üst sınır oranı verir: metrekare başına en fazla 17 libre. Bu, miktarın sürekli ya da kesin olarak 17 libre olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir üst sınırı anlatmak için exert ... force ve up to ifadelerini doğru kullanır?

  1. The wind must exert exactly 17 pounds of force on the panel.
  2. The wind can exert up to 17 pounds of force on the panel.
  3. The wind can exert 17 pounds of effort on the panel.
Cevabı göster

The wind can exert up to 17 pounds of force on the panel.

Kelime

high-rise building ve skyscraper arasındaki fark

High-rise building, çok katlı bir bina anlamına gelir. High-rise, building sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle iki sözcük birlikte binanın türünü açıklar. Kısa çizgi, high ve rise sözcüklerinin isimden önce tek bir niteleyici oluşturduğunu gösterir; ifade yüksek bir arazide bulunan bina anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir bina çok katlıdır, ancak olağanüstü yüksek veya şehir silüetinin simgesi olup olmadığını bilmiyorsunuz. En güvenli ifade hangisidir?

  1. a high-rise building
  2. a low-rise building
  3. a skyscraper
Cevabı göster

a high-rise building

as heavy as a gust of bowling balls. Anlatım akışı

2:49

bowling toplarının rüzgarı kadar ağır.

Anlatım akışı

as heavy as a gust of bowling balls: beklenmedik bir benzetme

as heavy as ... kalıbı, bir şeyin ağırlığını ya da kuvvetini canlı bir görüntüyle karşılaştırır. Gust genellikle kısa ve ani bir rüzgârı anlatır; ancak a gust of bowling balls ifadesi, rüzgârın yerine bilinçli olarak ağır nesneler koyar. Gerçekleşmesi imkânsız olan bu karşılaştırma, soyut bir kuvveti dinleyicinin gözünde canlandırabileceği ve neredeyse hissedebileceği bir şeye dönüştürür. Bu, açıklama amacı taşıyan bir abartıdır; bowling toplarının gerçekten havada uçtuğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede a gust of bowling balls ne işe yarıyor?

  1. Gust kelimesinin bilimsel tanımını verir.
  2. Kuvvetin ağır hissedilmesini sağlayan abartılı bir görüntü oluşturur.
  3. Gerçek bowling toplarının rüzgârla taşındığını söyler.
Cevabı göster

Kuvvetin ağır hissedilmesini sağlayan abartılı bir görüntü oluşturur.

Designing structures to be aerodynamic, Dilbilgisi

2:52

Çin'in şık Şanghay Kulesi gibi,

like China's sleek Shanghai Tower,

2:54

yapıları aerodinamik olacak şekilde tasarlamak,

can reduce that force by up to a quarter. Kalıp ifadeler

2:57

bu kuvveti dörtte bire kadar azaltabilir.

Dilbilgisi

Designing structures to be aerodynamic: özne olarak kullanılan bir -ing öbeği

Designing structures to be aerodynamic bir gerund öbeğidir. -ing öbeğinin tamamı cümlenin öznesidir ve ele alınan tasarım uygulamasını adlandırır. Önünde be fiilinin bir biçimi bulunmadığı için Designing, şimdiki zaman yapısının bir parçası değildir. Temel fiil öbeği can reduce ifadesidir. -ing öbeği + can + fiilin yalın hâli kalıbı, bir yöntem veya eylemin hangi sonucu doğurabileceğini göstermek için kullanışlıdır. Burada to be aerodynamic, yapıların ulaşması amaçlanan durumu anlatır: şekilleri, havanın daha az dirençle çevrelerinden akmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir uygulamayı adlandırmak için -ing öbeğini özne olarak kullanıp ardından sonucunu belirtir?

  1. The team is designing clear signs now.
  2. Design clear signs before the event.
  3. Designing clear signs can prevent confusion.
Cevabı göster

Designing clear signs can prevent confusion.

Kalıp ifadeler

reduce ... by up to a quarter: en fazla %25 azalma

reduce something by + miktar ya da oran yapısında by, azalmanın miktarını gösterir. A quarter başlangıç değerinin %25’idir; 100’den dörtte bir azaltmak, 25 çıkarmak ve 75 bırakmak demektir. Up to bu azalma miktarını üst sınır yapar. Reduce ... by up to a quarter, azalmanın en fazla %25 olabileceğini, gerçekte ise daha az olabileceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi reduce ... by up to ... yapısını ve a quarter kesrini kullanarak tamamlayın: Better insulation can reduce heat loss ____.

Cevabı göster

by up to a quarter

And wind-bearing frames inside or outside the building Kelime

2:59

Ve binanın içindeki veya dışındaki rüzgar taşıyıcı çerçeveler

can absorb the remaining wind force, Kalıp ifadeler

3:03

kalan rüzgar kuvvetini emebilir,

Kalıp ifadeler

absorb the remaining wind force: fiziksel kuvveti soğurup azaltmak

Burada absorb the remaining wind force, bir yapının hâlâ kalan kuvveti karşılayıp bu kuvvetin diğer bölümlere aktarılma şiddetini azaltması demektir. Mühendislik bağlamında absorb fiili force, impact, shock veya energy gibi fiziksel etkilerle kullanılabilir. Bu cümlede bilgiyi özümsemek ya da bir sıvıyı emmek anlamında değildir.

Alıştırma

Bir güvenlik pedi çarpışma enerjisini soğurur ve böylece duvara daha az enerji ulaşır. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The safety pad absorbs the force of the impact.
  2. The safety pad produces the force of the impact.
  3. The safety pad withstands the force of the impact.
Cevabı göster

The safety pad absorbs the force of the impact.

such as in Seoul's Lotte Tower.

3:05

örneğin Seul'deki Lotte Kulesi'nde olduğu gibi.

Kelime

wind-bearing frames: rüzgâr kuvvetlerini taşıyan çerçeveler

Frames temel isimdir. Wind-bearing, çerçevelerin hangi kuvveti taşımak üzere tasarlandığını anlatan birleşik bir niteleyicidir; burada bear, taşımak ya da dayanmak anlamına gelir. İfade, rüzgâr yüklerini taşıyan yapısal çerçeveleri belirtir. Bu yapıda taşınan nesne -bearing ekinden önce gelir: wind + bearing, rüzgârı taşımak anlamındadır. Buradaki bearing, rulman denen mekanik parça anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede wind-bearing frames ne anlama gelir?

  1. rüzgâr tarafından havada taşınan çerçeveler
  2. rüzgâr kuvvetlerini taşımak için tasarlanmış yapısal çerçeveler
  3. rüzgârdan enerji üreten çerçeveler
Cevabı göster

rüzgâr kuvvetlerini taşımak için tasarlanmış yapısal çerçeveler

But even after all these measures, Anlatım akışı

3:08

Ancak tüm bu önlemlerden sonra bile,

Anlatım akışı

even after all these measures: beklenmedik biçimde süren bir soruna geçiş yapmak

even after all these measures önce birçok adımın zaten atılmış olduğunu kabul eder. Ardından dinleyiciyi hâlâ süren bir sorun ya da sınırlamaya hazırlar. Even, ifadeyi yalnızca bir zaman belirtecinden daha güçlü kılar: after yalnızca bir olayın diğerinden sonra olduğunu bildirirken even after, önceki çabaya rağmen sonraki sonucun şaşırtıcı olduğunu gösterir. Baştaki But, çözümlerden kalan soruna geçişi güçlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle bir çaba gösterildiğini ancak sorunun beklenmedik biçimde devam ettiğini en açık şekilde anlatır?

  1. Even after the update, the app still crashed.
  2. After the update, the app opened normally.
  3. Before the update, the app crashed.
Cevabı göster

Even after the update, the app still crashed.

you could still find yourself swaying back and forth Kalıp ifadeler

3:10

bir kasırga sırasında kendinizi en üst katlarda

more than a meter on top floors during a hurricane.

3:13

bir metreden fazla ileri geri sallanırken bulabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

find yourself swaying back and forth: kendini ileri geri sallanırken bulmak

Find yourself + -ing, “kendini bir şey yaparken veya bir durumun içinde olduğunu fark etmek” anlamına gelir ve çoğu zaman bu durum önceden planlanmamış ya da beklenmemiştir. Burada binanın hareketi yüzünden sallandığınızı birden fark edebileceğiniz anlatılıyor. Back and forth, bir yöne ve ardından karşı yöne tekrar tekrar hareket etmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi find yourself + -ing kullanarak tamamlayın: When the movie gets exciting, you may ____ leaning closer to the screen.

Cevabı göster

find yourself

To prevent the wind from rocking tower tops, Dilbilgisi

3:17

Rüzgarın kule tepelerini sallamasını önlemek için,

many skyscrapers employ a counterweight Kelime

3:20

birçok gökdelen yüzlerce ton ağırlığında,

weighing hundreds of tons,

3:22

ayarlı kütle sönümleyici denilen

called a tuned mass damper. Kelime

3:24

bir karşı ağırlık kullanır.

Dilbilgisi

To prevent the wind from rocking tower tops: rüzgârın kule tepelerini sallamasını önlemek

Prevent + nesne + from + -ing, birinin ya da bir şeyin bir hareketi yapmasını engellemek veya o hareketin gerçekleşmesini önlemek anlamına gelir. Burada nesne the wind, engellenen hareket ise rocking tower tops ifadesidir. Rock burada “bir şeyi sallamak” anlamındaki bir fiildir. Baştaki To prevent ... ifadesi, ana eylemin amacını belirtir: gökdelenler bu sallanmanın gerçekleşmemesi için karşı ağırlık kullanır.

Alıştırma

Cümleyi prevent + nesne + from + -ing kullanarak tamamlayın: The safety rail ____ visitors ____ too close to the edge.

Cevabı göster

prevents · from stepping

Kelime

employ a counterweight: employ fiilinin “kullanmak” anlamı

employ a counterweight ifadesinde employ, “belirli bir amaç için kullanmak veya devreye sokmak” anlamına gelir. Burada gökdelenin tasarımı, hareketi kontrol etmeye yardımcı olması için ağır bir karşı ağırlık kullanır. employ fiilinin nesnesi bir yöntem, sistem, araç veya cihaz olduğunda, fiil genellikle bu resmî anlamı taşır. Bina karşı ağırlığı “işe alıyor” değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede employ, örnektekiyle aynı resmî anlamda kullanılmıştır?

  1. The museum employs Marta as a guide.
  2. The company employs fifty engineers.
  3. The laboratory employs lasers to measure tiny movements.
Cevabı göster

The laboratory employs lasers to measure tiny movements.

Kelime

called a tuned mass damper: titreşim kontrol cihazının adı

Called a tuned mass damper, hemen önce sözü edilen counterweight adlı parçanın adını belirten, geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş bir ifadedir. which is called a tuned mass damper anlamına gelir. Tuned mass damper, yapının hareketine göre ayarlanmış büyük ve hareketli bir kütle kullanarak titreşimi azaltan bir mühendislik cihazıdır. Burada damper, hareketi veya titreşimi sınırlayan bir şeyi ifade eder; bir nesneyi nemlendiren bir şey değildir.

Alıştırma

called a tuned mass damper burada bize ne anlatıyor?

  1. Yapısal titreşimi azaltmak için ayarlanmış hareketli bir kütle kullanan cihazın adını belirtir.
  2. Duvarlara su püskürten bir makineyi anlatır.
  3. Binanın özel bir tartıyla ölçüldüğünü söyler.
Cevabı göster

Yapısal titreşimi azaltmak için ayarlanmış hareketli bir kütle kullanan cihazın adını belirtir.

The Taipei 101, for instance,

3:28

Örneğin Taipei 101,

has suspended a giant metal orb above the 87th floor. Kalıp ifadeler

3:30

87. katın üzerine dev bir metal küre asmıştır.

Kalıp ifadeler

suspend an object above a place: bir nesneyi bir yerin üzerine asmak

suspend an object above a place kalıbında suspend, nesneyi o yerden daha yüksekte kalacak biçimde asmak ya da desteklemek demektir. Nesne suspend fiilinden sonra gelir; above ise nesnenin altında kalan referans konumu belirtir. Bu cümlede suspended, metal kürenin nasıl yerleştirildiğini anlatır. Somut bir nesnenin ardından konum ifadesi geldiği için, bir şeyi geçici olarak durdurmak şeklindeki ayrı anlamı taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi suspend ... above kalıbıyla tamamlayın: A safety light was ____ the exit.

Cevabı göster

suspended above

When wind moves the building,

3:34

Rüzgar binayı hareket ettirdiğinde,

this orb sways into action, Deyimler

3:36

bu küre harekete geçer

Deyimler

sways into action: sallanarak çalışmaya başlamak

Into action, çalışmama durumundan çalışmaya geçişi belirtir. Etkinliğin başladığını anlatır; fiziksel bir yere girmeyi anlatmaz. Burada sways sözcüğü gerçek anlamını da korur: küre bir yandan diğer yana hareket eder. İfade swings into action kalıbını çağrıştırdığı için hem kürenin hareketini hem de işlevinin başlamasını anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede sways into action ne anlatıyor?

  1. Bina hareket edebilsin diye küre sallanmayı bırakır.
  2. Küre sallanmaya ve işlevini yerine getirmeye başlar.
  3. Küre action adlı fiziksel bir alana girer.
Cevabı göster

Küre sallanmaya ve işlevini yerine getirmeye başlar.

absorbing the building's kinetic energy. Kelime

3:38

ve binanın kinetik enerjisini emer.

Kelime

kinetic energy: hareket enerjisi

Kinetic energy, bir nesnenin hareket ettiği için sahip olduğu enerjidir. Burada bina sallandığı için sistem bu hareketten gelen enerjiyi emer. Bir fizik açıklamasında kinetic sözcüğünü gördüğünüzde onu gerçek hareketle ilişkilendirin.

Alıştırma

Cümleyi hareket enerjisini ifade eden iki sözcüklü fizik terimiyle tamamlayın: A rolling skateboard has ____.

Cevabı göster

kinetic energy

As its movements trail the tower's, Kelime

3:41

Hareketleri kuleninkini takip ederken,

Kelime

movements trail the tower's: biraz geriden gelen hareket

Burada trail, biraz geriden hareket etmek ya da biraz daha sonra gerçekleşmek anlamındaki bir fiildir. Metal kürenin hareketi, kulenin hareketiyle tam olarak eşleşmek yerine onu küçük bir gecikmeyle izler. Its metal küreye gönderme yapar; the tower's ise the tower's movements demektir. İngilizcede tekrar eden isim düşürülür. As, bu zamanlama ilişkisini daha sonra olacakların arka planı olarak sunar.

Alıştırma

Burada its movements trail the tower's ne anlama gelir?

  1. Metal kürenin hareketi, kulenin hareketinden önce gerçekleşir.
  2. Metal kürenin hareketi, kulenin hareketinden biraz sonra gerçekleşir.
  3. Metal küre, kulenin çevresinde görülebilen bir iz bırakır.
Cevabı göster

Metal kürenin hareketi, kulenin hareketinden biraz sonra gerçekleşir.

hydraulic cylinders between the ball and the building Kelime

3:43

top ve bina arasındaki hidrolik silindirler

Kelime

hydraulic cylinders: basınçlı sıvıyla çalışan mekanik parçalar

Hydraulic cylinders, yani “hidrolik silindirler”, itmek veya çekmek için basınçlı sıvı kullanan ve böylece hareketi kontrol eden mekanik parçalardır. Her silindirin içinde sıvı basıncı bir pistonu düz bir çizgide hareket ettirir. Burada hydraulic, sıvı basıncıyla çalışan anlamındadır. Yalnızca hidroelektrik enerjiyle ilgili değildir; cylinders sözcüğü de sadece silindir biçimlerini değil, bu cihazları adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede hydraulic cylinders nedir?

  1. bir binanın içinde elektrik taşıyan kablolar
  2. yalnızca içme suyu depolamak için kullanılan silindir biçimli tanklar
  3. hareketi kontrol etmek için basınçlı sıvı kullanan mekanik parçalar
Cevabı göster

hareketi kontrol etmek için basınçlı sıvı kullanan mekanik parçalar

convert that kinetic energy into heat Kalıp ifadeler

3:46

bu kinetik enerjiyi ısıya dönüştürür

Kalıp ifadeler

convert that kinetic energy into heat: convert A into B kalıbı

Convert A into B, A'yı değiştirerek B hâline getirmek demektir. A başlangıçtaki madde, biçim veya enerji türüdür; into sözcüğünden sonraki B ise sonuçtur. Bu cümlede kinetic energy başlangıçtaki biçim, heat ise sonuçtur. Burada into, bir yere doğru hareketi değil, dönüşümün sonucunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi convert A into B kalıbıyla tamamlayın: Solar panels convert sunlight ____ electricity.

Cevabı göster

into

and stabilize the swaying structure.

3:49

ve sallanan yapıyı dengeler.

With all these technologies in place, Anlatım akışı

3:52

Tüm bu teknolojilerin devrede olmasıyla,

our megastructures can stay standing and stable. Kalıp ifadeler

3:54

mega yapılarımız ayakta kalabilir ve dengede olabilir.

Anlatım akışı

With ... in place: sonuçtan önce hazır bir koşul sunmak

With all these technologies in place, gerekli tüm teknolojilerin gerektiği gibi hazırlanmış ve çalışmaya hazır olduğu anlamına gelir. Burada in place yalnızca “bir yerde bulunan” değil, “hazır ve işler durumda olan” demektir. Baştaki with öbeği bilgiyi iki adımda düzenler: önce zaten sağlanmış bir koşulu özetler, ardından ana cümle bu koşulun mümkün kıldığı sonucu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp With + isim + in place, + sonuç şeklindedir.

Alıştırma

“With the new safety checks in place, the lab can reopen.” cümlesindeki başlangıç öbeğinin görevi nedir?

  1. Kontrollerin hazır olduğunu gösterir ve yeniden açılma koşulunu belirtir.
  2. Kontrollerin saklandığı fiziksel odayı tanımlar.
  3. Kontrollerin ancak laboratuvar yeniden açıldıktan sonra yapılacağını söyler.
Cevabı göster

Kontrollerin hazır olduğunu gösterir ve yeniden açılma koşulunu belirtir.

Kalıp ifadeler

stay standing and stable: bir durumda kalmaya devam etmek

stay standing and stable ifadesinde stay, “bir durumda kalmaya devam etmek” anlamına gelen bir bağ fiilidir. standing dik durmayı sürdürmeyi belirtirken stable güvenli olma ve düşme ya da tehlikeli biçimde kayma olasılığının düşük olması anlamını ekler. İki tanım and ile bağlanır ve ikisi de stay fiilini tamamlar. Burada standing ana eylem değil, devam eden bir durumdur. Aynı kalıp stay calm, stay open veya stay connected örneklerinde olduğu gibi başka devam eden durumları da anlatabilir.

Alıştırma

Devam eden dik durma durumunu anlatmak için cümleyi stand fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Even after the storm, the tower stayed ____.

Cevabı göster

standing

But quickly traveling through buildings this large

3:58

Ancak bu kadar büyük binalarda hızlı bir şekilde seyahat etmek

is a challenge in itself. Kalıp ifadeler

4:00

başlı başına bir zorluktur.

Kalıp ifadeler

a challenge in itself: başlı başına bir zorluk

Bu cümlede a challenge in itself, bu kadar büyük binalarda hızlı hareket etmenin diğer sorunlar düşünülmeden önce bile başlı başına ayrı bir zorluk olduğu anlamına gelir. in itself ifadesi “tek başına ele alındığında” demektir. Buradaki in fiziksel bir konumu anlatmaz. Tekrar kullanılabilen X is a challenge in itself kalıbı, bir işi diğerlerinden ayırır ve yalnızca o işin bile zor olduğunu söyler.

Alıştırma

“Finding a quiet place to study is a challenge in itself” cümlesindeki in itself ne anlama gelir?

  1. Tek başına ele alındığında, böyle bir yer bulmak zaten zordur.
  2. Zorluk fiziksel olarak çalışma yerinin içindedir.
  3. Bu yer hiç kimseden yardım almadan bulunmalıdır.
Cevabı göster

Tek başına ele alındığında, böyle bir yer bulmak zaten zordur.

In Wright's age,

4:02

Wright'ın çağında,

the fastest elevators moved a mere 22 km/h. Kelime

4:03

en hızlı asansörler sadece 22 km/s hızla hareket ediyordu.

Kelime

a mere 22 km/h: hızı çok düşük olarak sunmak

a mere 22 km/h ifadesinde mere, “yalnızca” anlamına gelir ve 22 km/h hızını şaşırtıcı derecede düşük veya etkileyici olmayan bir hız olarak sunar. Cümle sayıyı verirken dinleyiciyi bu hızı düşük olarak değerlendirmeye de yönlendirir. Tekrar kullanılabilen a mere + miktar kalıbı, konuşanın değerlendirmesini ekler. “Yaklaşık” anlamına gelmez, bu yüzden sayıyı tahminî hâle getirmez.

Alıştırma

Hangi cümlede a mere, konuşanın sayıyı şaşırtıcı derecede küçük bulduğunu gösterir?

  1. The club had about twelve members.
  2. The club had at least twelve members.
  3. The club had a mere twelve members.
Cevabı göster

The club had a mere twelve members.

Thankfully, today's elevators are much faster,

4:08

Neyse ki, günümüz asansörleri çok daha hızlı,

traveling over 70 km/h,

4:11

70 km/s'nin üzerinde seyahat ediyor,

with future cabins potentially using frictionless magnetic rails Kelime

4:13

gelecekteki kabinlerin daha da yüksek hızlar için

for even higher speeds,

4:17

sürtünmesiz manyetik raylar kullanması muhtemel,

Kelime

frictionless magnetic rails: teknik bir ad öbeğini anlama

frictionless magnetic rails ifadesinde rails öbeğin temel adıdır; anlatılan şeyin ne olduğunu belirtir. Magnetic, rayların manyetik kuvvet kullandığını; frictionless ise sistemin az temasla ve çok düşük sürtünmeyle çalışmasının amaçlandığını anlatır. Uzun teknik ad öbeklerini okurken son addan başlayıp niteleyicileri sağdan sola ekleyin: rails → magnetic rails → frictionless magnetic rails. Burada frictionless, hızı değil rayları veya ray sistemini niteler.

Alıştırma

frictionless magnetic rails ifadesinde anlatılan şeyin adını veren temel ad hangisidir?

  1. frictionless
  2. rails
  3. magnetic
Cevabı göster

rails

and traffic management algorithms group riders by destination Notlar

4:19

ve trafik yönetim algoritmaları, yolcuları ve boş kabinleri olmaları gereken yere

Kalıp ifadeler

group riders by destination: group + nesne + by + ölçüt kalıbı

group riders by destination ifadesinde group bir fiildir. Riders gruplara ayrılan kişileri, by destination ise bu grupları oluşturmak için kullanılan ölçütü belirtir. Buradaki by, bir ölçüte göre anlamındadır; ulaşım aracını anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp group + nesne + by + ölçüt şeklindedir. Örneğin: group photos by date, group orders by region, or group players by skill level.

Alıştırma

Cümleyi group fiilinin doğru biçimi ve by sözcüğüyle tamamlayın: The app ____ photos ____ date.

Cevabı göster

groups · by

to get passengers and empty cabins where they need to be.

4:23

götürmek için yolcuları gidecekleri yere göre gruplandırır.

Kelime

traffic management algorithms: sistem içindeki akış anlamında traffic

Burada traffic, yollardaki otomobilleri değil, yolcuların ve asansör kabinlerinin bir sistem içindeki hareketini ifade eder. Traffic management algorithms, örneğin yolcuları varış noktalarına göre gruplandırarak ve boş kabinleri uygun yerlere konumlandırarak bu akışı düzenleyen bilgisayar işlemleridir. Temel ad algorithms sözcüğüdür. Traffic management, bu algoritmaların neyi yönettiğini belirtir. Traffic sözcüğünün bu kullanımı, başka bir düzenli sistem içinde hareket eden insanları, verileri, mesajları veya makineleri de anlatabilir.

Alıştırma

Asansörle ilgili bu cümlede traffic temel olarak neyi ifade eder?

  1. asansör sistemi içindeki yolcu ve kabin akışı
  2. asansörü yapmak için kullanılan malzemeler
  3. şehir sokaklarında hareket eden otomobiller
Cevabı göster

asansör sistemi içindeki yolcu ve kabin akışı

Skyscrapers have come a long way Deyimler

4:27

Wright'ın bir millik kulesini önermesinden bu yana

since Wright proposed his mile-high tower.

4:29

gökdelenler uzun bir yol kat etti.

Deyimler

have come a long way: bugüne kadar büyük ilerleme kaydetmiş olmak

Have come a long way burada bir deyimdir: gökdelen tasarımı ve teknolojisi büyük ilerleme kaydetmiştir. Gökdelenler gerçek anlamda uzun bir mesafe katetmiyor. Present perfect yapıdaki have come, bugünden geçmişe bakar; since Wright proposed his mile-high tower ise geçmişteki başlangıç noktasını belirtir. Zaman içindeki büyük gelişmeleri özetlemek için has/have come a long way since ... kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi has sonrasında gereken come a long way biçimiyle tamamlayın: Medical imaging has ____ since the 1990s.

Cevabı göster

come a long way

What were once considered impossible ideas Dilbilgisi

4:32

Bir zamanlar imkansız olarak kabul edilen fikirler

have become architectural opportunities. Kelime

4:35

mimari fırsatlara dönüştü.

Dilbilgisi

What were once considered ... have become ...: geçmişteki değerlendirmeden bugünkü sonuca

What were once considered impossible ideas ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Buradaki what, the things that yani “-en şeyler” anlamındadır; soru sormaz, öncülünü kendi içinde taşıyan bir ilgi yan cümlesi kurar. Yan cümledeki were once considered, geçmişte yapılmış edilgen bir değerlendirmeyi anlatır. Ana yüklem have become, şimdiki sonucu verir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen What was/were once considered X has/have become Y kalıbı, önceki bir etiketi sonraki durumla karşılaştırır. Sözü edilen şeylerin tekil veya çoğul olarak ele alınmasına göre fiillerin tekil ya da çoğul biçimlerini kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmişteki bir değerlendirmeyi şimdiki sonuçla karşılaştırmak için what yan cümlesini doğru kullanır?

  1. What was once considered a flaw has become a useful feature.
  2. What once considered a flaw has become a useful feature.
  3. What was once considered a flaw have become a useful feature.
Cevabı göster

What was once considered a flaw has become a useful feature.

Kelime

architectural opportunities: tasarım ve inşaat için olasılıklar

architectural opportunities ifadesinde architectural, opportunities sözcüğünü niteler ve alanı mimarlıkla sınırlar. Burada opportunities, tasarımcıların veya mühendislerin araştırabileceği, geliştirebileceği ya da gerçekleştirebileceği olasılıklar anlamındadır; mutlaka mimarlara sunulan iş pozisyonlarını anlatmaz. Bu ifade, bir zamanlar imkânsız sayılan fikirleri yeni tasarımlar için umut vadeden yönler olarak yeniden çerçeveler. Mesleki bağlamlarda opportunity, yalnızca kişisel bir başarı şansı değil, üzerinde çalışılabilecek veya yenilik geliştirilebilecek bir yön de olabilir.

Alıştırma

Bu cümlede architectural opportunities ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. yeni mimari tasarımlar için olasılıklar
  2. mimarlara yönelik açık iş pozisyonları
  3. zaten tamamlanmış binalar
Cevabı göster

yeni mimari tasarımlar için olasılıklar

Today, it may just be a matter of time Kalıp ifadeler

4:38

Bugün, bir binanın o ekstra mili katetmesi

until one building goes the extra mile. Deyimler

4:40

sadece an meselesi olabilir.

Kalıp ifadeler

a matter of time until: bir olayın er ya da geç gerçekleşmesini beklemek

a matter of time until + yan cümle yapısı, until sonrasındaki olayın eninde sonunda gerçekleşmesinin beklendiğini; asıl belirsizliğin bunun ne zaman olacağını anlatır. Buradaki matter, fiziksel “madde” değil, “mesele” ya da “konu” demektir. Bu cümlede may tahmini daha temkinli hâle getirirken just geriye kalan tek meselenin zaman olduğunu gösterir. İfade biçim olarak temkinlidir, ancak yine de güçlü bir beklenti aktarır.

Alıştırma

“It may only be a matter of time until electric buses replace most diesel buses” cümlesi neyi düşündürür?

  1. Dizel otobüslerin değiştirilmesi son derece düşük bir olasılık olarak görülüyor.
  2. Elektrikli otobüsler dizel otobüslerin çoğunun yerini çoktan aldı.
  3. Elektrikli otobüslerin sonunda dizel otobüslerin çoğunun yerini alması bekleniyor.
Cevabı göster

Elektrikli otobüslerin sonunda dizel otobüslerin çoğunun yerini alması bekleniyor.

Deyimler

goes the extra mile: fazladan çaba ve bir mil yüksekliği üzerine kelime oyunu

Go the extra mile, gerekenden daha fazla çaba göstermek anlamına gelen bir deyimdir. Özne one building olduğu için burada üçüncü tekil kişi biçimi goes kullanılmıştır. Burada bina kişileştirilmiştir; mile sözcüğü aynı zamanda bir binanın bir mil yüksekliğe ulaşması fikrine gönderme yapar. Bu nedenle son ifade bir kelime oyunu oluşturur: hem beklentilerin ötesine geçmeyi hem de gerçek anlamda bir millik yükseklik hedefine ulaşmayı anlatır. Binanın gerçekten bir mil yürüyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Özgün cümlede “goes the extra mile” ifadesi neden etkilidir?

  1. Fazladan çaba anlatan bir deyimi, bir mil yüksekliğinde bina şeklindeki gerçek hedefle birleştirir.
  2. Binanın yerde bir mil daha ilerleyeceğini söyler.
  3. Binanın başka bir binadan tam bir mil uzakta olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Fazladan çaba anlatan bir deyimi, bir mil yüksekliğinde bina şeklindeki gerçek hedefle birleştirir.

How do engineers ensure that these massive structures

4:44

Mühendisler bu devasa yapıların

don't come down in an earthquake? Öbek fiiller

4:47

bir depremde çökmemesini nasıl sağlıyorlar?

Öbek fiiller

come down: yıkılmak

Bu cümlede come down, “yıkılmak” veya “yere çökmek” anlamına gelir. Özne massive structures ifadesidir ve bağlamda depremden söz edilir; bu nedenle ifade, konuşana doğru ya da daha alçak bir yere hareket etmeyi değil, yapısal hasarı anlatır. Bir öbek fiili yorumlarken özneye ve duruma bakın. Özne bir duvar, çatı, köprü veya binaysa come down çoğu zaman yapının artık ayakta kalmadığını belirtir.

Alıştırma

“The old wall may come down during the storm.” cümlesinde come down ne anlama gelir?

  1. Duvar daha ucuz hâle gelebilir.
  2. Duvar daha alt bir kata taşınabilir.
  3. Duvar yıkılabilir.
Cevabı göster

Duvar yıkılabilir.

Check out this lesson and learn

4:49

Bu derse göz atın ve

why it's not the sturdiest buildings, Anlatım akışı

4:51

neden ayakta kalanın en sağlam binalar değil,

but the smartest, that remain standing.

4:53

en zeki olanlar olduğunu öğrenin.

Anlatım akışı

it's not A, but B, that ...: odağı değiştirmek

Cümle, not A, but B yapısını it is ... that ... vurgu kalıbıyla birleştirir. Önce beklenen odak olan the sturdiest buildings ifadesini eler, ardından en güçlü vurguyu the smartest üzerine yerleştirir. Burada the smartest ifadesinden sonra tekrarlanacak olan buildings sözcüğü atılmıştır. Smartest, binaları kişileştirir. Düşünebilen binaları değil, en akıllıca tasarıma sahip binaları anlatır. Ortak sonuç olan remain standing, düzeltilmiş odağa uygulanır ve iddiayı tamamlar.

Alıştırma

Vurgu kalıbını not ... but ... ile tamamlayın: It's ____ the cheapest option, ____ the most reliable one, that we need.

Cevabı göster

not · but