Yani Papa Olabileceğini Mi Sanıyorsun?: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
1.121 kelime 245 kel/dk

Video özeti: Video, bir Katoliğin rahip, piskopos, kardinal ve papa olma yolunu; konklav oylamalarını ve duman işaretlerini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “may or may not” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: koşullar seçilmeyi garanti etmediğinde iki olasılığı açık tutun; temkinli tahminler ve riskler için kullanın. 2. “apostolic nuncio.” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: aday listelerini Vatikan incelemesine bağlayan papalık diplomatını tanıyın; yerel piskoposla karıştırmayın. 3. “play the waiting game” — Deyimler ve mecazi ifadeler: sonraki fırsat kontrolünüz dışında olduğunda stratejik beklemeyi anlatın; kariyer ya da müzakerede kullanın ve kara mizahı fark edin.

Bu derste

Let's say you want to become pope, Anlatım akışı

0:00

Diyelim ki papa olmak istiyorsun,

Anlatım akışı

Varsayım kurmak için “Let's say”

Buradaki “Let's say”, “hayal edelim” veya “varsayalım” anlamına gelir. Dinleyiciden papa olmak istediği hayalî bir durumu düşünmesini ister. Bazı sözleri sesli söyleme talimatı değildir. Bu ifade, konuşmacının açıklamaya devam etmeden önce ortak bir varsayım kurmasını sağlar. Yaygın yapı “Let's say + özne + fiil” şeklindedir; örneğin “Let's say the train is late.”

Alıştırma

Hangi cümle bir kişiyi bir durumu hayal etmeye davet etmek için “Let's say” kullanıyor?

  1. Say the word “school” clearly.
  2. For example, many schools have libraries.
  3. Let's say the school closes early. What would you do?
Cevabı göster

Let's say the school closes early. What would you do?

head of the Catholic Church,

0:01

Katolik Kilisesi'nin başı,

and shepherd to over 1 billion faithful. Notlar

0:02

ve 1 milyardan fazla inananın çobanı.

Deyimler

İlgili ve yol gösterici bir lider benzetmesi olarak “shepherd”

“Shepherd” sözcüğü gerçek anlamıyla koyunlarla ilgilenen kişiyi belirtir. Bu cümlede ise inananlara yol gösteren, onları koruyan ve gözeten bir lider için kullanılan dinî bir benzetmedir. “Head” sözcüğünün yanında yer aldığında farklı bir düşünce ekler. “Head” yetki ve makamı vurgularken “shepherd” kişisel ilgiyi ve ruhani rehberliği vurgular. Koyun yetiştirme işi kastedilmez.

Alıştırma

“a shepherd to over one billion faithful” ifadesinde “shepherd” ne anlama gelir?

  1. İnananlara yol gösteren ve onları gözeten bir lider
  2. Koyunlarla ilgilenen bir çiftlik çalışanı
  3. Kilise üyelerini sayan bir görevli
Cevabı göster

İnananlara yol gösteren ve onları gözeten bir lider

Kelime

Dinî inananları anlatan isim olarak faithful

Burada faithful, Katolik inancını izleyen insanlar anlamında çoğul bir isimdir. over 1 billion sayı ifadesi, sözcüğün insanları adlandırdığını; onları sadık diye nitelemediğini gösterir. Dinî İngilizcede faithful, özellikle the faithful kalıbında, bir dinin mensuplarını topluca anlatabilir. Bu topluluk kullanımında çoğul bir miktardan sonra faithful biçimini koruyabilir.

Alıştırma

Şu cümlede faithful ne anlama gelir: "The bishop spoke to thousands of faithful."?

  1. sadık arkadaş olan insanlar
  2. o dini takip eden insanlar
  3. piskopos için çalışan insanlar
Cevabı göster

o dini takip eden insanlar

What requirements must you have for this lofty position?

0:04

Bu yüce makam için hangi şartlara sahip olmalısın?

First, be a Catholic, and second, be a man,

0:07

Birincisi, Katolik olmalısın ve ikincisi, erkek olmalısın,

which seems a little thin. Deyimler

0:09

ki bu biraz yetersiz görünüyor.

Deyimler

Yeterince içerikli değil anlamında a little thin

Burada thin, yeterli içerik, ayrıntı veya destek bulunmadığını belirten değerlendirme sıfatıdır. Söylenen iki koşul, papa olmak için ne gerektiğini yeterince açıklamıyor gibi görünür. A little eleştiriyi yumuşatır. Konuşmacı hâlâ açıklamanın yetersiz olduğunu söyler, ancak bunu doğrudan it is thin veya very thin demekten daha az sert bir biçimde ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve eleştiriyi yumuşatırken biraz içeriksiz anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The outline lists the headings but gives no supporting details, so it feels ____.

Cevabı göster

a little thin

And while it's technically possible for a regular Sunday Catholic to become pope, Kelime

0:10

Ve teknik olarak sıradan bir pazar Katoliğinin papa olması mümkün olsa da,

Kelime

Sunday Catholic: “pazar Katoliği”

Sunday Catholic, dinî katılımı çoğunlukla pazar ayiniyle sınırlı olan bir Katolik için kullanılan, resmî olmayan ve çoğu zaman hafif eleştirel ya da alaycı bir etikettir. Ayrı bir Katolik mezhebini belirtmez ve kişinin yalnızca pazar günleri Katolik olduğu anlamına gelmez. Burada regular Sunday Catholic, varsayılan adayı kiliseyle ilişkisi sınırlı sıradan bir inanan olarak sunar ve normalde papa olan üst düzey din görevlileriyle güçlü bir karşıtlık oluşturur.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Sunday Catholic, pazar ayinine katılan her Katolik için her zaman tarafsız ve saygılı bir etikettir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

the last time this happened was essentially never Anlatım akışı

0:14

bunun en son gerçekleştiği zaman aslında hiçtir,

Anlatım akışı

The last time ... was essentially never: “son gerçekleşme aslında hiç olmadı”

Cümle önce the last time ile geçmişten gerçek bir örnek geleceği beklentisini oluşturur, ardından essentially never diye cevap verir. Bu kasıtlı mantık çatışması bilgiyi bir şaka şeklinde düzenler: bir emsal sorulur ve hemen ardından bu emsal neredeyse hiç yokmuş gibi sunulur. Essentially, never ifadesinin kesinliğini azaltır. İddia mutlaka hiçbir istisna olmadığı anlamına gelmez; anlamlı sayılabilecek tarihsel bir emsalin neredeyse bulunmadığını söyler.

Alıştırma

Bu cümlede essentially never ne anlama geliyor?

  1. Kesinlikle bir kez bile gerçekleşmemiştir.
  2. Anlamlı bir emsal neredeyse yoktur, ancak teknik bir istisna olabilir.
  3. Düzenli olarak gerçekleşmiştir, ancak tarih verilmemiştir.
  4. Konuşan kişi gerçekleşip gerçekleşmediğini bilmiyordur.
Cevabı göster

Anlamlı bir emsal neredeyse yoktur, ancak teknik bir istisna olabilir.

because becoming pope isn't like becoming president.

0:16

çünkü papa olmak başkan olmak gibi değildir.

You can't just run for office. Kalıp ifadeler

0:19

Sadece ofis için aday olamazsınız.

Kalıp ifadeler

run for office: seçimde kamu görevine aday olmak

Run for office, kamuya ait bir görev için yapılan seçimde aday olmak demektir. Burada run hızlı hareket etmek anlamına gelmez; office da çalışma yeri değil, seçilmiş veya kamusal bir görev anlamındadır. Yaygın kalıp run for office şeklindedir. Belirli bir görev söylenecekse run for mayor veya run for the office of mayor denir. İfade, görevi zaten yürütmeyi değil, seçim yoluyla elde etmeye çalışmayı anlatır. Bu cümlede konuşan kişi, söz konusu konumun halka açık bir seçim kampanyasına katılarak elde edilmediğini söylüyor.

Alıştırma

Hangi durum “I may run for office next year” ifadesiyle doğru şekilde eşleşir?

  1. Konuşan kişi bir seçimde aday olmayı düşünüyor.
  2. Konuşan kişi bir iş yerine koşarak gitmeyi planlıyor.
  3. Konuşan kişi sıradan bir ofis işine başvuruyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi bir seçimde aday olmayı düşünüyor.

Selecting the pope is an inside job, Deyimler

0:20

Papayı seçmek içeriden bir iştir,

Deyimler

inside job: suç deyiminden içeridekilerle ilgili şakaya

Inside job normalde ilgili yere veya gruba güvenilir erişimi olan bir kişinin mümkün kıldığı ya da işlediği suçu anlatır. Burada ifade mizahi biçimde yeniden kullanılıyor: Papa, Kilise içindeki kişiler tarafından seçildiği için suçla ilgisi olmayan bir anlamda “içeriden” yapılan bir iştir. Bu bir kelime oyunudur, hile suçlaması değildir.

Alıştırma

“Choosing our new club president is an inside job—only current members vote,” cümlesinde inside job ne anlama gelir?

  1. Oylamanın bir binanın içinde yapılması gerektiği anlamına gelir.
  2. Bir suç işlendiğini değil, seçimi içeridekilerin yürüttüğünü şakayla anlatır.
  3. Üyeleri seçimi çalmakla suçlar.
Cevabı göster

Bir suç işlendiğini değil, seçimi içeridekilerin yürüttüğünü şakayla anlatır.

and the men who do it are the cardinals.

0:22

ve bunu yapan adamlar kardinallerdir.

And while in theory, they can select any Catholic man to become pope, Anlatım akışı

0:24

Teorik olarak herhangi bir Katolik erkeği papa olarak seçebilseler de,

in practice, they prefer to elevate one of their own. Kalıp ifadeler

0:27

pratikte kendi içlerinden birini yükseltmeyi tercih ederler.

Anlatım akışı

in theory ... in practice: teori ile gerçek arasındaki karşıtlık

In theory, kuralların, planların veya genel mantığın mümkün olduğunu söylediği şeyi sunar. In practice ise gerçekte genellikle ne olduğunu sunar. Buradaki while, ödünlemeli bir karşıtlık kurar: ilk nokta ilke olarak mümkündür, ancak ikinci nokta gerçek hayattaki olağan seçimi açıklar. Bu iki ifade karşıtlığı anlaşılır biçimde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki karşıtlık sözcüğüyle tamamlayın: In ____, the library is open to everyone, but in ____, most visitors are local residents.

Cevabı göster

theory · practice

Kalıp ifadeler

one of their own: kendi gruplarından biri

One of their own, onlarla aynı gruba ait bir kişi anlamına gelir. Own ortak aidiyet fikrini ekler: kişi dışarıdan değil, grubun içinden gelir. Bu cümlede their, seçimi yapan kişileri ifade eder. Bu ifade, onların kendi gruplarından bir üyeyi seçmeyi tercih ettiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The managers did not hire an outsider; they promoted ____.

Cevabı göster

one of their own

The last time a non-cardinal became pope was more than 600 years ago.

0:30

Kardinal olmayan birinin en son papa olması 600 yıldan fazla bir süre önceydi.

So, while it isn't an official requirement,

0:33

Yani bu resmi bir şart olmasa da,

it's an unofficial official requirement. Anlatım akışı

0:35

gayriresmi bir resmi şarttır.

Anlatım akışı

“unofficial official requirement” ifadesindeki çelişki

unofficial official requirement ifadesinde official requirement, kimin uygun sayılacağını fiilen belirleyen bir koşulu adlandırır; unofficial ise bu koşulun resmen yazılmadığını ya da ilan edilmediğini belirtir. Bu çelişki, kâğıt üzerindeki kural ile uygulamadaki kuralı ayırır. Konuşanın ironisi şudur: bunu kimse resmî bir şart yapmamıştır, ama sistem ona neredeyse gerçek bir şartmış gibi davranır.

Alıştırma

Bir şirket, yöneticilerin MBA sahibi olması gerektiğini hiç belirtmiyor, ancak terfi edenlerin neredeyse hepsinde MBA var. Burada “an unofficial official requirement” ne anlama gelir?

  1. Uygulamada kimse bunu önemli görmez.
  2. Herkesin uyması gereken, resmen yayımlanmış bir kuraldır.
  3. Biri resmî, diğeri gayriresmî iki farklı şart vardır.
  4. Kural olarak yazılmamıştır, ancak gerçek bir şart gibi işler.
Cevabı göster

Kural olarak yazılmamıştır, ancak gerçek bir şart gibi işler.

Thus, in order to become pope,

0:37

Bu nedenle, papa olmak için,

you'll first need to be a cardinal.

0:38

önce bir kardinal olmanız gerekir.

And to do that,

0:40

Ve bunu yapmak için,

you need to start climbing the Catholic corporate ladder. Deyimler

0:40

Katolik kurumsal merdivenini tırmanmaya başlamanız gerekir.

Deyimler

Kariyer metaforu olarak “climbing the Catholic corporate ladder”

climbing the Catholic corporate ladder ifadesinde climb the corporate ladder, bir kurumda daha yüksek görevlere adım adım yükselmek anlamına gelir. Ladder, hiyerarşiyi yukarı doğru hareketle eşleştirir; climbing ise ilerlemeyi aşamalı bir çaba olarak sunar. Burada Catholic, bilinen iş dünyası metaforunu Kilise hiyerarşisine taşır. Bu uyumsuzluk mizahi ve hafifçe hicivlidir: görevler, gerçek bir merdiven ya da Kilisenin resmî bir terimi olarak değil, kurumsal bir kariyerin aşamaları gibi anlatılır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir kurumda yükselmeyi anlatmak için merdiven metaforunu doğal biçimde kullanıyor?

  1. Leo is drawing the corporate ladder for the safety manual.
  2. Leo is climbing because the company building is tall.
  3. Leo is climbing the office ladder to change a light.
  4. After two promotions, Leo is climbing the corporate ladder.
Cevabı göster

After two promotions, Leo is climbing the corporate ladder.

Step one,

0:43

Birinci adım,

become a priest.

0:44

rahip olmak.

Unlike some churches where you can just fill out a form online Öbek fiiller

0:44

Sadece çevrimiçi bir form doldurarak

Öbek fiiller

fill out: bir formun tamamını doldurmak

fill out a form ifadesinde fill out, form tamamlanana kadar gerekli bilgileri girmek demektir. out parçacığı öbek fiilin bir parçasıdır; dışarı anlamına gelmez. Bu yapıyı bir formun, başvuru belgesinin veya anketin tamamı için kullanabilirsiniz. Bilgileri tamamlamayı anlatır; belgeyi göndermeyi veya teslim etmeyi zorunlu olarak ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: Before you submit the application, please ____ the entire form.

Cevabı göster

fill out

and poof, ordained, Anlatım akışı

0:47

ve puf, atanabildiğiniz bazı kiliselerin aksine,

Anlatım akışı

poof, ordained: doğrudan sonuca atlamak

Poof, sihirli bir değişim sesini taklit eder ve burada hikâye anlatımında bir işaret görevi görür: arada önemli aşamalar olmadan değişim bir anda gerçekleşmiş gibi görünür. Eğlenceli ve abartılı bir etki katar. Ordained, sonucu göstermek için kasıtlı olarak kısaltılmış bir parçadır. Tam düşünce and then you are ordained gibi bir ifadedir. Özne ile be fiilinin biçimini atmak, anlatımı hızla sonuca ulaştırır; bu, eksiksiz ve resmî bir cümle modeli değildir.

Alıştırma

Gündelik anlatımda 'and poof, approved!' parçası ne anlatır?

  1. Konuşmacı resmî onay aşamalarını ayrıntılı biçimde sıralamaktadır.
  2. Onay bir anda gerçekleşmiş gibi görünür ve approved, kısaltılmış bir sonuç parçasıdır.
  3. Konuşmacı onayın hukuken mümkün olup olmadığını sormaktadır.
Cevabı göster

Onay bir anda gerçekleşmiş gibi görünür ve approved, kısaltılmış bir sonuç parçasıdır.

the Catholic Church treats becoming a priest

0:48

Katolik Kilisesi rahip olmayı

as a real you-need-training profession. Anlatım akışı

0:50

gerçek bir eğitim gerektiren meslek olarak görür.

Anlatım akışı

O anda oluşturulan birleşik niteleyici you-need-training

Burada you-need-training, o anda oluşturulmuş ve profession sözcüğünden önce yerleştirilmiş birleşik bir niteleyicidir. you need training cümleciğini kısa çizgilerle tek bir birime sıkıştırır; böylece bütün ifade yazarın ne tür bir mesleği kastettiğini açıklar. Bu yapı, tam bir düşünceyi etiket gibi sunar. Samimi ve biraz esprili bir vurgu oluşturur: rahip olmak, eğitim gerektiren gerçek bir uzmanlık işi olarak anlatılır; you-need-training profession adlı resmî bir kategori kastedilmez.

Alıştırma

Yazar, buna you-need-training profession diyerek nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Mesleğin yalnızca bir kişi eğitim alırken var olduğunu söyler.
  2. Katolik meslek kategorisinin resmî adını verir.
  3. you need training ifadesini profession sözcüğünü açıklayan samimi bir niteleyiciye dönüştürür.
Cevabı göster

you need training ifadesini profession sözcüğünü açıklayan samimi bir niteleyiciye dönüştürür.

So, you're going to require a lot of education,

0:52

Bu yüzden çok fazla eğitime ihtiyacınız olacak,

usually a college degree in Catholic philosophy,

0:54

genellikle Katolik felsefesinde bir üniversite derecesi,

and then a master's in divinity. Kültür

0:56

ve ardından ilahiyat alanında yüksek lisans.

Kültür

a master's in divinity: derece kalıbı ve alan anlamı

a master's in + alan kalıbında a master's, yüksek lisans derecesi anlamına gelir; in ise çalışılan alanı tanıtır. Burada divinity, yalnızca soyut bir ilahilik niteliğini değil, teoloji ve dinî hizmete hazırlıkla ilgili akademik alanı ifade eder. Bu nedenle a master's in divinity, söz konusu dinî alanda alınmış bir lisansüstü derece demektir. İfade, bir dereceyi çalışma alanına göre adlandırmak için kullanılan genel ve başka konulara da uygulanabilen bir kalıptır.

Alıştırma

Cümleyi a master's in + alan kalıbıyla tamamlayın: Leo earned ____ divinity before beginning his work at the church.

Cevabı göster

a master's in

In addition to your educational qualifications,

0:57

Eğitim niteliklerinize ek olarak,

you must also be a man,

0:59

aynı zamanda bir erkek olmalısınız,

unmarried, and willing to remain celibate.

1:01

bekar olmalısınız ve bekaret yemini etmeye istekli olmalısınız.

If you meet these requirements and have been working with the Church,

1:03

Eğer bu şartları yerine getiriyorsanız ve Kilise ile birlikte çalışıyorsanız,

then you can be officially ordained as a priest, Kelime

1:05

o zaman resmi olarak bir rahip olarak atanabilirsiniz,

Kelime

ordained as a priest: rahip olarak takdis edilmek

Bu cümlede be officially ordained as a priest, kilise tarafından resmen yetkilendirilip rahip olmak anlamına gelir. Ordain yalnızca bir işe girmeyi değil, dinî bir töreni ve statü değişikliğini ifade eder. Kalıp ordain someone as + dinî görev şeklindedir. Edilgen yapıda someone is ordained as a priest kullanılır. İngilizcede ordained a priest de yaygındır; as, kazanılan görevi açıkça belirtir.

Alıştırma

Cümleyi kilisenin resmî takdis fiiliyle tamamlayın: After years of training, Daniel was officially ____ as a priest.

Cevabı göster

ordained

which basically means you get to run a Catholic Church Kelime

1:07

ki bu temelde bir Katolik Kilisesini yönetebileceğiniz

or work with another priest who does.

1:10

veya bunu yapan başka bir rahiple çalışabileceğiniz anlamına gelir.

Kelime

run a Catholic Church: bir Katolik kilisesini yönetmek

Bu cümlede run, kiliseyi yönetmek ve kilisenin işleriyle günlük faaliyetlerinden sorumlu olmak anlamına gelir. Yürüyerek ya da koşarak hızlı hareket etmek anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp run + işletme, kuruluş, proje veya mekân şeklindedir. Buradaki nesne dünya çapındaki Katolik Kilisesi değil, yerel bir kilise veya cemaattir.

Alıştırma

İngilizce "Leila runs a small community theatre," cümlesinde runs ne anlama gelir?

  1. Tiyatronun çevresinde koşarak egzersiz yapar.
  2. Tiyatroyu yönetir ve ondan sorumludur.
  3. Her gün tiyatroya gider.
Cevabı göster

Tiyatroyu yönetir ve ondan sorumludur.

But you want to move onward,

1:12

Ama ilerlemek istiyorsunuz,

and to do that,

1:13

ve bunu yapmak için,

you need to take the job of the man who just made you a priest.

1:13

sizi az önce rahip yapan adamın işini almanız gerekiyor.

Step two, become a bishop.

1:16

İkinci adım, bir piskopos olun.

Bishops are a much more select group. Kelime

1:17

Piskoposlar çok daha seçkin bir gruptur.

Kelime

select group: küçük ve dışa kapalı bir grup

Bu cümlede select, group sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Üyeleri belirli ölçütleri karşılayan küçük ve dışa kapalı bir grubu anlatır. Burada select, seçme eylemini anlatmaz. İfade azlığı ve statüyü vurgular: piskoposlar daha geniş kategoriye göre daha sınırlı bir gruptur.

Alıştırma

The club is open to a select group of members. cümlesinde select group ne anlama gelir?

  1. Şu anda bir seçim yapan grup
  2. Daha geniş kategorideki herkes
  3. Belirli ölçütlere göre kabul edilmiş küçük ve dışa kapalı bir grup
Cevabı göster

Belirli ölçütlere göre kabul edilmiş küçük ve dışa kapalı bir grup

While there are about 400,000 Catholic priests worldwide,

1:19

Dünya çapında yaklaşık 400.000 Katolik rahip varken,

there are only about 5,000 bishops.

1:22

sadece yaklaşık 5.000 piskopos vardır.

While priests get churches, bishops get cathedrals

1:24

Rahipler kilise alırken, piskoposlar katedraller alır

from which they oversee a number of local churches.

1:26

ki buralardan bir dizi yerel kiliseyi denetlerler.

To advance your career, you must wait for a bishop in your area

1:29

Kariyerinizde ilerlemek için bölgenizdeki bir piskoposun

to be forced into retirement at age 75 Kalıp ifadeler

1:31

75 yaşında zorunlu emekliliğe ayrılmasını

or die sooner than that,

1:34

veya bundan daha erken ölmesini

freeing up space for you. Öbek fiiller

1:35

ve sizin için yer açmasını beklemelisiniz.

Kalıp ifadeler

be forced into retirement: kişinin isteği dışında emekli olması

Be forced into retirement ifadesinde be forced, kişinin işten kendi isteğiyle ayrılmadığını gösterir. Into retirement, emekliliği dışarıdan gelen bir kuralın veya baskının kişiyi soktuğu yeni bir durum olarak sunar. Buradaki zorlama fiziksel değil, kurumsal olabilir. Bu cümlede emekliliğe zorunlu bir yaş kuralı neden olur.

Alıştırma

Bir politikanın onu isteği dışında emekli ettiğini anlatan, forced ve retirement sözcükleriyle kurulan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because of the new rule, he was ____ at sixty-five.

Cevabı göster

forced into retirement

Öbek fiiller

freeing up space: kullanılabilir yer veya kapasite açmak

Free up, bir şeyi kullanan ya da engelleyen unsur ortadan kalkınca onu kullanılabilir hâle getirmek demektir. freeing up space ifadesindeki space fiziksel bir alan değildir; kilise hiyerarşisinde başka bir kişi için kapasiteyi, yani uygulamada boş bir piskoposluk görevini anlatır. -ing yan cümlesi, mevcut piskoposun emekli olması veya ölmesinin sonucunu açıklar: bu olay başka birinin ilerleyebilmesi için yer açar. Aynı kalıp zaman, para, depolama alanı veya bir pozisyonu kullanılabilir hâle getirmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The director's departure is freeing up space for Maya to move into a senior role. freeing up space ne anlama geliyor?

  1. Kuruluşta Maya için kullanılabilir kapasite oluşturmak
  2. Maya'ya boş bir açık alan vermek
  3. Ofis odasını fiziksel olarak büyütmek
Cevabı göster

Kuruluşta Maya için kullanılabilir kapasite oluşturmak

But you can't just apply because there's already a secret list of potential bishops

1:36

Ancak öylece başvuramazsınız çünkü halihazırda potansiyel piskoposların gizli bir listesi vardır

that's updated every three years

1:39

bu liste her üç yılda bir güncellenir

based on who the current bishops in your area think

1:41

bölgenizdeki mevcut piskoposların kimin

would make a good replacement for one of their own.

1:43

kendilerinden birinin yerine iyi bir alternatif olacağını düşünmesine dayanarak.

To be on that list,

1:45

O listede olmak için,

in addition to the obvious requirement of being a pious person,

1:46

dindar bir insan olmanın bariz şartına ek olarak,

you should also be at least 35 years old,

1:48

ayrıca en az 35 yaşında olmalısınız,

have been a priest for at least 5 years,

1:50

en az 5 yıl rahip olarak görev yapmış olmalısınız,

and have a doctorate in theology or equivalent.

1:52

ve teoloji veya eşdeğeri bir alanda doktora derecesine sahip olmalısınız.

Assuming you're all these things,

1:54

Tüm bunlara sahip olduğunuzu varsayarsak,

your name may or may not be on the secret list. Dilbilgisi

1:55

adınız gizli listede olabilir veya olmayabilir.

Dilbilgisi

may or may not: iki sonucu da açık bırakmak

May or may not + fiilin yalın hâli, iki olasılığı da açıkça açık bırakır: eylem veya durum gerçekleşebilir ama gerçekleşmeyebilir de. Burada tüm koşulları karşılamak, adın listede olacağını garanti etmez. may ve may not bölümleri aynı yalın fiili paylaşır. may or may not be yapısında be, bütün kalıptan sonra yalnızca bir kez gelir; bunlar birbirinden bağımsız iki may kullanımı değildir.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuzu seçin. İki may arasındaki zayıf sözcüğe odaklanın.

  1. Jamie may or may not join us after lunch.
  2. Jamie might or might not join us after lunch.
  3. Jamie may not join us after lunch.
Cevabı göster

Jamie may or may not join us after lunch.

The local bishops then give that list to the pope's ambassador

1:58

Yerel piskoposlar daha sonra bu listeyi papanın ülkenizdeki

for your country, known as the apostolic nuncio. Kültür

2:00

elçisine verir; bu kişi apostolik nuncio olarak bilinir.

Kültür

apostolic nuncio (apostolik elçi)

Apostolic nuncio, Kutsal Makam'ın bir ülkedeki diplomatik temsilcisidir; daha basit bir ifadeyle papanın o ülkedeki büyükelçisidir. Burada known as the apostolic nuncio, daha önce geçen the pope's ambassador ifadesinin resmî adını verir. Anlatılan seçim sürecinde bu görevli yerel piskoposların listesini alır ve adayların araştırılmasına yardım eder; nuncio sıradan bir yerel piskopos değildir.

Alıştırma

Bu cümlede apostolic nuncio nedir?

  1. Adaylarla görüşen herhangi bir rahip
  2. Rahipler tarafından seçilen yerel bir piskopos
  3. Kutsal Makam'ın bir ülkedeki diplomatik temsilcisi
  4. Oyları sayan geçici bir komite
Cevabı göster

Kutsal Makam'ın bir ülkedeki diplomatik temsilcisi

The nuncio picks three priests from the list,

2:02

Nuncio listeden üç rahip seçer,

does in-depth research on them, Kalıp ifadeler

2:04

onlar hakkında derinlemesine araştırma yapar,

conducts interviews, and selects the one he thinks is best.

2:05

mülakatlar gerçekleştirir ve en iyisi olduğunu düşündüğü kişiyi seçer.

Kalıp ifadeler

in-depth research (kapsamlı araştırma)

In-depth research, hızlı bir incelemenin ötesine geçen ayrıntılı ve kapsamlı araştırma anlamına gelir. Cümlede in-depth, research sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır ve nunsiyusun adayları ne kadar dikkatli araştırdığını gösterir. Bir isimden önce kullanıldığında sıfat kısa çizgiyle yazılır: in-depth research.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “kapsamlı ve ayrıntılı” anlamına gelen, kısa çizgili vurgulanan sıfatla tamamlayın: The committee conducted ____ research before changing the policy.

Cevabı göster

in-depth

But it's not over because the nuncio sends his report to Vatican City,

2:08

Ancak iş bununla bitmez çünkü nuncio raporunu Vatikan'a gönderir,

and the Congress of Bishops who work there

2:11

ve orada çalışan Piskoposlar Kongresi

reviewing potential appointments from around the world.

2:13

dünyanın dört bir yanından gelen potansiyel atamaları inceler.

If the Congress of Bishops doesn't like any of the three candidates,

2:15

Eğer Piskoposlar Kongresi üç adaydan hiçbirini beğenmezse,

they can tell the nuncio to start over, Öbek fiiller

2:17

nuncio'ya baştan başlamasını söyleyebilir,

Öbek fiiller

start over: en baştan yeniden başlamak

Bu cümlede start over, mevcut seçim sürecini durdurup en baştan yeniden başlatmak anlamına gelir. Start ve over birlikte bir öbek fiil oluşturur; over burada “bitmiş” demek değildir. Önceki çalışma veya ilerleme bir kenara bırakılıp görevin ya da sürecin tamamına yeniden başlanacağı zaman start over kullanılır.

Alıştırma

Start fiiline “en baştan yeniden başlamak” anlamını veren parçacığı yazın: The design failed, so the team had to start ____.

Cevabı göster

over

returning to the list, picking another three candidates,

2:19

listeye dönüp, başka üç aday seçmesini,

doing more research, more interviews, and sending off the results.

2:21

daha fazla araştırma, daha fazla mülakat yapmasını ve sonuçları göndermesini isteyebilirler.

When the Congress of Bishops is happy with one of the nuncio's candidates,

2:23

Piskoposlar Kongresi nuncio'nun adaylarından birinden memnun kaldığında,

that name is given to the pope,

2:26

bu isim papaya verilir,

who can reject the candidate and start the whole process over.

2:27

papa da adayı reddedebilir ve tüm süreci baştan başlatabilir.

It shouldn't be a surprise that from a vacancy to a bishop's replacement

2:31

Bir boşluktan bir piskoposun yerine geçecek kişinin bulunmasının

can take months and on occasion years. Kalıp ifadeler

2:34

aylar ve bazen yıllar sürmesi şaşırtıcı olmamalıdır.

Kalıp ifadeler

on occasion: dikkatli veya resmî dilde “bazen”

On occasion, “bazen” veya “ara sıra” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada sürecin genellikle birkaç ay sürmesine karşılık, pek sık olmasa da yıllar sürebileceğini belirtir. Dikkatli veya resmî açıklamalarda sık görülür. İfadenin tamamını sıklık bildiren bir yapı olarak değerlendirin; occasion burada belirli bir olayı adlandırmaz.

Alıştırma

Bu raporda genel ve ara sıra görülen bir sıklığı ifade eden seçeneği bulun: The system normally works well, but _____ it needs to be restarted.

  1. on this occasion
  2. for the occasion
  3. on occasion
Cevabı göster

on occasion

But assuming a bishop in your area retired or died at the right time

2:36

Ancak bölgenizdeki bir piskoposun doğru zamanda emekli olduğunu veya öldüğünü

and you were on the secret list of good priests and the nuncio picked you,

2:39

ve sizin de iyi rahiplerin gizli listesinde olduğunuzu ve nuncio'nun sizi seçtiğini,

and you made it through his interview, Öbek fiiller

2:42

ve onun mülakatından geçtiğinizi,

Öbek fiiller

made it through his interview: zor bir aşamayı başarıyla geçmek

Bu cümlede made it through, zor bir aşamanın sonuna başarıyla ulaşmak veya o aşamayı aşmak demektir. Mülakat, bir seçilme sürecindeki engel olarak görülür; bu nedenle ifade, bu engelin aşıldığını anlatır. Made it burada bir şeyi yaratmak anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen yapı make it through + zor bir olay veya dönem şeklindedir. Gereken zamana göre make fiilini değiştirin: make it through, made it through veya will make it through.

Alıştırma

Cümleyi make it through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After three exhausting weeks, we finally ____ the busiest part of the project.

Cevabı göster

made it through

and the Congress of Bishops approved you,

2:43

ve Piskoposlar Kongresi'nin sizi onayladığını,

and the pope didn't veto you,

2:45

ve papanın sizi veto etmediğini varsayarsak,

poof, now you're a bishop.

2:46

puf, artık bir piskopossunuz.

But you're still not on top.

2:47

Ancak hala zirvede değilsiniz.

The penultimate promotion is step number three,

2:48

Sondan bir önceki terfi üç numaralı adımdır,

become a cardinal.

2:50

bir kardinal olmak.

Despite the fancy name and snazzy red outfits to match,

2:51

Süslü isimlerine ve buna uygun şık kırmızı kıyafetlerine rağmen,

cardinals are not the bosses of bishops.

2:54

kardinaller piskoposların patronu değildir.

They are bishops, just with an additional title and additional responsibilities,

2:56

Onlar da piskopostur, sadece ek bir unvana ve ek sorumluluklara sahiptirler,

the most notable of which is electing the new pope.

2:59

ki bunların en önemlisi yeni papayı seçmektir.

The only way to become a cardinal

3:02

Kardinal olmanın tek yolu

is to get the current pope to appoint you as one.

3:03

mevcut papanın sizi kardinal olarak atamasını sağlamaktır.

And of the 5,000 bishops, only about 200 are ever cardinals.

3:05

Ve 5.000 piskopostan sadece yaklaşık 200'ü kardinal olabilir.

But let's say your ambition doesn't go unnoticed by the pope, Kalıp ifadeler

3:09

Ancak diyelim ki hırsınız papanın gözünden kaçmadı,

and he makes you a cardinal.

3:11

ve sizi bir kardinal yaptı.

Kalıp ifadeler

doesn't go unnoticed içindeki go unnoticed: sonucu olumsuzlukla tersine çevirmek

go unnoticed yapısında go, özneyi unnoticed durumuna bağlar; ifade, fark edilmeden kalmak veya geçip gitmek anlamına gelir. Burada doesn't go unnoticed içinde kullanıldığı için olumsuzluk tüm ifadeye uygulanır. Hırs fark edilmeden kalmaz; papa onu fark eder. Bu biçim çoğu zaman bir şeyin gerçekten dikkat çektiğini vurgular. Bu nedenle go sözcüğünden önceki olumsuzluk ifadesini her zaman takip edin.

Alıştırma

Hangi cümle Mia'nın ek çalışmasının yöneticinin dikkatini çektiği anlamına gelir?

  1. Mia's extra work didn't go unnoticed by the manager.
  2. Mia's extra work went unnoticed by the manager.
  3. Mia's extra work was not noticed by the manager.
Cevabı göster

Mia's extra work didn't go unnoticed by the manager.

Now, it's time to play the waiting game for his death or retirement. Deyimler

3:12

Şimdi, onun ölümü veya emekliliği için bekleme oyununu oynama zamanı.

Deyimler

play the waiting game: bilinçli ve stratejik bekleyiş

Play the waiting game, henüz harekete geçmemeyi seçip olayların veya başka bir kişinin bir sonraki adımı atmasını beklemek demektir. Bu, yalnızca zaman kaybetmek değil, bilinçli ve stratejik bir bekleyiştir. Burada durum ancak papanın ölmesi veya emekli olmasıyla değişebilir. İfade, uzun ve rahatsız edici bekleyişi bir strateji gibi gösterir; bu da cümleye kara mizah katar.

Alıştırma

Durumun değişmesini bilinçli olarak beklemek anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: We have made our offer, so now we should ____.

Cevabı göster

play the waiting game

And with popes, death is vastly more likely.

3:15

Ve papalar söz konusu olduğunda, ölüm çok daha olasıdır.

When either happens, the cardinals under the age of 80 are brought to Vatican City,

3:18

Her iki durum da gerçekleştiğinde, 80 yaşın altındaki kardinaller Vatikan'a getirilir,

where they are isolated from the outside world,

3:21

orada dış dünyadan izole edilirler,

presumably by taking away their cell phones and tablets and carrier pigeons. Anlatım akışı

3:23

muhtemelen cep telefonlarını, tabletlerini ve posta güvercinlerini ellerinden alarak.

Anlatım akışı

cell phones and tablets and carrier pigeons: listenin şaşırtıcı sonu

Liste, beklenen iki modern iletişim aracı olan cell phones ve tablets ile başlar. Ardından son madde olarak eski bir iletişim yöntemi olan carrier pigeons eklenir. Bu ani değişiklik, dinleyicinin zihninde oluşan düzeni bozarak şakayı yaratır. and sözcüğünün tekrarı listeyi uzatır ve sürprizi geciktirir. presumably de bütün fikrin şakacı bir tahmin olduğunu gösterir; bu yüzden carrier pigeons ciddi bir olgusal ayrıntı olarak görülmemelidir.

Alıştırma

Listeyi "carrier pigeons" ile bitirmenin temel etkisi nedir?

  1. Modern bir listeye beklenmedik ve eski bir madde ekleyerek şaka yaratır.
  2. Cep telefonlarıyla tabletlerin iletişim araçları olduğu iddiasını düzeltir.
  3. Posta güvercinlerinin elektronik cihazlarla birlikte düzenli olarak toplandığını kanıtlar.
Cevabı göster

Modern bir listeye beklenmedik ve eski bir madde ekleyerek şaka yaratır.

Once sequestered, the election of a new pope can begin. Dilbilgisi

3:26

Bir kez tecrit edildiklerinde, yeni bir papanın seçimi başlayabilir.

Dilbilgisi

Once sequestered: kısaltılmış edilgen zaman yan cümlesi

Once sequestered, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Bu bağlamda “once the cardinals are sequestered”, yani “kardinaller ayrı tutulduktan sonra” anlamına gelir. Once zamanı belirtir; sequestered ise sonraki adım başlamadan önce oluşması gereken edilgen durumu anlatır. Kısaltılmış bir yan cümlenin örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Ancak burada ana özne the election iken ayrı tutulan kişiler bağlamdan anlaşılan kardinallerdir. Amaçlanan anlam anlaşılır olsa da dikkatli bir yeniden yazımda kardinalleri açıkça belirtmek, boşa düşen bir niteleyiciyi önler.

Alıştırma

“Sequestered” sözcüğünün anlattığı kişi veya grubu açıkça belirten dikkatli yeniden yazım hangisidir?

  1. Once the cardinals sequester the election, the election of a new pope can begin.
  2. Once the cardinals are sequestered, the election of a new pope can begin.
  3. Once the election is sequestered, the cardinals can begin choosing a new pope.
Cevabı göster

Once the cardinals are sequestered, the election of a new pope can begin.

These elections are never exactly the same because the ex-pope leaves instructions

3:29

Bu seçimler asla tamamen aynı olmaz çünkü eski papa

on how he wants his replacement to be picked.

3:32

yerine geçecek kişinin nasıl seçilmesini istediğine dair talimatlar bırakır.

But in general, it works like this. Anlatım akışı

3:34

Ancak genel olarak şu şekilde işler.

Anlatım akışı

in general, it works like this: olağan süreci tanıtmak

In general, ardından gelen açıklamanın istisnasız bir kural değil, olağan düzen olduğunu belirtir. Dinleyiciyi basitleştirilmiş bir genel açıklamaya hazırlar. Ardından it works like this, adımların veya bir mekanizmanın açıklanacağını ileriye dönük olarak gösterir. Buradaki it seçim sürecine gönderme yapar; works ise “başarıyla çalışır” değil, “işler” veya “bu şekilde gerçekleşir” anlamındadır. İki bölüm birlikte olası farklılıkları kabul eder ve sonra tipik süreci düzenli biçimde açıklar.

Alıştırma

Olası istisnalara yer bırakırken tipik bir süreci en iyi tanıtan cümle hangisidir?

  1. The details sometimes vary, but in general, it works like this: first, you register online.
  2. Here is what the page looks like: first, you register online.
  3. The details never vary, and in general, there are no usual steps.
Cevabı göster

The details sometimes vary, but in general, it works like this: first, you register online.

Four times a day, the cardinals go to the Sistine Chapel to vote. Kültür

3:36

Kardinaller günde dört kez oy kullanmak için Sistine Şapeli'ne giderler.

Kültür

Papalık seçiminde Sistine Chapel (Sistina Şapeli)

Sistina Şapeli, Vatikan Şehri'nde bulunan bir şapeldir. Bu cümlede, papalık seçimi sırasında kardinallerin oy vermek için toplandığı belirli yeri ifade eder. Sistine Chapel bir özel addır; bu yüzden İngilizcedeki büyük harfler belirli bir binayı gösterir. Burada chapel, sıradan bir toplantı odasını değil, Hristiyan ibadet yerini belirtir.

Alıştırma

Papa seçimiyle ilgili bir haberde Sistine Chapel neyi ifade eder?

  1. Önde gelen kardinale verilen bir unvan.
  2. Kardinallerin oy vermek için toplandığı Vatikan şapeli.
  3. Herhangi bir seçimde kullanılan sıradan bir toplantı odası.
Cevabı göster

Kardinallerin oy vermek için toplandığı Vatikan şapeli.

And to become pope, one of them must get a 2/3 majority. Kelime

3:39

Ve papa olmak için, içlerinden birinin 2/3 çoğunluğu alması gerekir.

Kelime

a 2/3 majority: üçte iki çoğunluk eşiği

Burada a 2/3 majority, oyların en az üçte ikisinin desteğini almak anlamına gelir. Kesir, kazanmak için gereken eşiği belirler; aday sayısını göstermez. Kesir isimden önce sözcüklerle yazıldığında ifade a two-thirds majority olur. Kısa çizgi, two-thirds öbeğini majority sözcüğünü niteleyen tek bir birim hâline getirir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. 2/3 oy eşiğini, a ile başlayan ve majority ile biten İngilizce bir isim öbeği olarak sözcüklerle yazın: Under the rule, the motion passes only if it receives ____.

Cevabı göster

a two-thirds majority

There's a big dose of mustn't be too hasty here, Anlatım akışı

3:42

Burada acele etmemek gerektiğine dair büyük bir doz vardır,

Anlatım akışı

Alıntı benzeri bir isim öbeği olarak a big dose of mustn't be too hasty

Burada a big dose of normalde belirgin miktarda bulunan bir maddeyi veya niteliği tanıtır. Konuşmacı, mustn't be too hasty uyarısının tamamını yaratıcı biçimde of sözcüğünden sonra getirir ve onu bir tutumun adıymış gibi kullanır. Alıntıya benzeyen bu ifade, sürecin içinde güçlü bir mesaj bulunduğunu mizahi biçimde anlatır: çok hızlı karar vermeyin. Bu, düşünceyi eğlenceli biçimde paketleme yoludur; standart bir kalıp değildir.

Alıştırma

Bu cümlede a big dose of mustn't be too hasty ne anlama geliyor?

  1. mustn't be too hasty uyarısını, büyük miktarda bulunan bir şeymiş gibi mizahi biçimde anlatır.
  2. Süreç acil olduğu için acele edilmesi gerektiğini söyler.
  3. Kardinallerin oy vermeden önce çok miktarda ilaç alması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

mustn't be too hasty uyarısını, büyük miktarda bulunan bir şeymiş gibi mizahi biçimde anlatır.

as the cardinals don't just raise their hands or use a modern preferential voting system, Dilbilgisi

3:45

çünkü kardinaller sadece ellerini kaldırmazlar veya modern bir tercihli oylama sistemi kullanmazlar,

but instead write down one name on a piece of paper,

3:48

bunun yerine bir kağıt parçasına bir isim yazarlar,

Dilbilgisi

don't just X ... but instead Y: beklenen yöntemin yerine gerçek yöntemi koymak

don't just X, but instead Y eş yapısı önce beklenen ya da daha basit yöntem olan X'i reddeder, sonra gerçekten kullanılan yöntem olarak Y'yi sunar. Burada X iki olasılık içerir—el kaldırmak veya modern bir tercihli oylama sistemi kullanmak—Y ise bir kâğıda tek bir isim yazmaktır. Just dikkati reddedilen yöntemlerde tutar; instead ise ekleme değil, yerine geçme anlamı verir. Böylece açıklamanın akışı nettir: önce beklenti, sonra gerçek uygulama.

Alıştırma

İlk yöntemin reddedilip başka bir yöntemle değiştirildiğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The machine doesn't just guess the package's weight, ____ measures it with a calibrated scale.

Cevabı göster

but instead

stand before the altar,

3:50

sunağın önünde dururlar,

and say a long Latin phrase before officially casting the ballot. Kalıp ifadeler

3:52

ve oyu resmi olarak kullanmadan önce uzun bir Latince cümle söylerler.

Kalıp ifadeler

casting the ballot: resmen oy kullanmak

Bu cümlede casting the ballot, bir seçimde resmî olarak oy kullanmak anlamına gelir. Cast, ballot ile kullanılan standart ve resmî fiildir; kâğıdı gerçekten fırlatmak anlamına gelmez. -ing biçimi casting, before sözcüğünden sonra bu adımı adlandırır. Başka cümlelerde tekrar kullanılabilecek temel kalıp cast a ballot'tır; dil bilgisine göre casts, cast veya casting biçimleri kullanılabilir.

Alıştırma

Temel cast a ballot ifadesiyle cümleyi tamamlayın. must sonrasında cast fiilini yalın biçimde bırakın: Every member must ____ before the poll closes.

Cevabı göster

cast a ballot

Once all the cardinals have done this, the votes are counted and then burned. Dilbilgisi

3:55

Tüm kardinaller bunu yaptıktan sonra, oylar sayılır ve ardından yakılır.

Dilbilgisi

are counted and then burned: sıralı bir edilgen süreç

the votes are counted and then burned ifadesi, ortak kullanılan tek bir edilgen yardımcı fiille iki adımı anlatır: are counted ve are burned. İki geçmiş zaman ortacının öznesi aynı olduğu için ikinci are yazılmaz. Edilgen yapı, eylemleri kimin yaptığına değil, oylara ne olduğuna odaklanır. Then sıralamayı açıkça gösterir: önce sayım yapılır, ardından oylar yakılır. Burada counted, sayılıp toplamı bulunmuş anlamındadır; kabul edilmiş ya da değerlendirilmiş anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi is + past participle + and then + past participle kalıbıyla tamamlayın. Önce scan, sonra save kullanın: Each document ____ in the archive.

Cevabı göster

is scanned and then saved

This is why TV news stations covering the election of the pope

3:58

Papa seçimini yayınlayan TV haber kanallarının

use super modern HD live streaming cameras

4:01

bir bacaya bakmak için

to look at a chimney.

4:03

süper modern HD canlı yayın kameraları kullanmasının nedeni budur.

If the smoke is black, no new pope. Kültür

4:04

Eğer duman siyahsa, yeni papa yoktur.

Kültür

Papa seçiminin işareti olarak smoke is black, no new pope

Yeni bir papanın seçimi sırasında Sistina Şapeli’nin bacasından çıkan siyah duman, kardinallerin henüz yeni bir papa seçmediğini halka bildiren bir işarettir. Bu cümle kısa ve yoğun bir özettir: Duman siyahsa henüz yeni bir papa yoktur. Bu anlam yalnızca bu seçim geleneğine aittir; genel olarak dumanın rengiyle ilgili bir yargı değildir. Beyaz duman ise tam tersini bildirir: Bir papa seçilmiştir.

Alıştırma

Yeni papa seçimiyle ilgili bir haberde siyah duman ne anlama gelir?

  1. Yeni bir papa seçilmiştir.
  2. Şapel yanmaktadır.
  3. Kardinaller henüz yeni bir papa seçmemiştir.
Cevabı göster

Kardinaller henüz yeni bir papa seçmemiştir.

The high victory threshold and tediously slow voting process is why it takes so long to elect a pope. Dilbilgisi

4:06

Yüksek zafer eşiği ve can sıkıcı derecede yavaş oylama süreci, bir papayı seçmenin bu kadar uzun sürmesinin nedenidir.

Dilbilgisi

Gecikmeleri açıklamak için is why ... it takes so long to ...

X is why Y kalıbı bir nedeni sonucuna bağlar. Burada yüksek eşik ile yavaş oylama süreci birlikte genel neden olarak ele alınır; sonuç ise bir papanın seçilmesi için gereken uzun zamandır. it takes so long to elect a pope ifadesindeki it biçimsel öznedir; belirli bir kişiye ya da nesneye gönderme yapmaz. to elect a pope mastar yapısı, uzun zaman gerektiren eylemi belirtir. X is why it takes so long to do Y kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi hem is why hem de it takes so long kullanarak tamamlayın: The permit review ____ open the new clinic.

Cevabı göster

is why it takes so long to

It's usually at least 2 weeks of voting four times a day,

4:11

Genellikle günde dört kez, haftada 6 gün,

6 days a week, with one day a week reserved for prayer.

4:13

haftanın bir günü dua için ayrılmış olmak üzere en az 2 haftalık oylama sürer.

But the record length is 3 years.

4:15

Ancak rekor süre 3 yıldır.

Assuming you eventually win the support of your fellow cardinals, Kalıp ifadeler

4:18

Sonunda kardinal arkadaşlarınızın desteğini kazandığınızı varsayarsak,

Kalıp ifadeler

win the support of: …nın desteğini kazanmak

win the support of your fellow cardinals ifadesinde win, “başarıyla elde etmek”; support ise “onay veya destek” anlamındadır. of sonrasındaki kişiler bu desteği veren kaynaktır; yarışmada yenilen rakipler değildir. Aktarılabilir kalıp win the support of + kişi veya grup şeklindedir. Desteğin kendiliğinden gelmediğini; ikna, güven ya da çabayla kazanılması gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “desteğini kazanmak” anlamındaki tam kalıpla tamamlayın: The proposal can move forward only if we ____ the local council.

Cevabı göster

win the support of

you have one final thing to do before becoming pope.

4:20

papa olmadan önce yapmanız gereken son bir şey var.

Pick yourself a new name. Dilbilgisi

4:23

Kendinize yeni bir isim seçmek.

Dilbilgisi

Pick yourself a new name: kendine yeni bir isim seçmek

Pick yourself a new name, “kendin için yeni bir isim seç” demektir. Burada pick iki nesne alır: yourself sonuçtan yararlanan kişiyi, a new name ise seçilen şeyi gösterir. Konuşmada yeniden kullanılabilen kalıp pick + dönüşlülük zamiri + isim şeklindedir. Dönüşlülük zamiri çoğu zaman for yourself biçiminde açılarak anlaşılabilir.

Alıştırma

Yönergeyi pick + yararlananı gösteren dönüşlülük zamirinden oluşan iki kelimelik kalıpla tamamlayın: Before the game starts, ____ a team name.

Cevabı göster

pick yourself

There's no formal rule, and you can name yourself anything you like,

4:24

Resmi bir kural yoktur ve kendinize istediğiniz ismi verebilirsiniz,

but it's tradition to take the name of a previous pope. Kalıp ifadeler

4:27

ancak önceki bir papanın ismini almak bir gelenektir.

Kalıp ifadeler

Geleneksel bir eylem için It's tradition to + fiilin yalın hâli

It's tradition to + fiilin yalın hâli, bir eylemin uzun zamandır sürdürülen bir gelenek olduğunu belirtir. Bu cümlede daha önceki bir papanın kullandığı adı seçmek alışılmış uygulamadır, ancak bunu zorunlu kılan resmî bir kural yoktur. Buradaki it, to-infinitive ile belirtilen eylemi tanıtır. Bu kalıp bir ailenin, okulun, törenin veya kuruluşun gelenek gereği genellikle ne yaptığını açıklamak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, resmî bir kuralı değil yerleşmiş bir geleneği belirten dersteki üç sözcüklü İngilizce kalıpla tamamlayın: At our camp, ____ sing the same song on the final night.

Cevabı göster

it's tradition to

Upon the acceptance of your new name, the final ballots are burned clean Kelime

4:29

Yeni isminizin kabul edilmesinin ardından, son oy pusulaları tamamen yakılarak

Kelime

Resmî zaman ifadesi olarak Upon the acceptance of ...

Upon the acceptance of your new name, yeni adın resmen kabul edilmesi veya onaylanmasının ardından anlamına gelen resmî bir ifadedir. Kabul olayı, sonraki adımı, yani son oy pusulalarının yakılmasını başlatır. Burada upon sözcüğünden sonra tam bir cümlecik değil, the acceptance of your new name isim öbeği gelir. İsim temelli bu yapı tören, hukuk, yönetim ve adım adım süreç dilinde yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle, imzalanmış anlaşma kabul edilir edilmez erişim verileceğini belirtmek için resmî ve isim temelli bir zaman ifadesi kullanır?

  1. Despite the acceptance of the signed agreement, access will be granted.
  2. During the acceptance of the signed agreement, access will be granted.
  3. Upon the acceptance of the signed agreement, access will be granted.
Cevabı göster

Upon the acceptance of the signed agreement, access will be granted.

to make the smoke turn white and announce to the world Dilbilgisi

4:32

dumanın beyazlaşması sağlanır ve dünyaya

that a new pope has been selected.

4:34

yeni bir papanın seçildiği duyurulur.

Dilbilgisi

make the smoke turn white: make ile ettirgen yapı

make the smoke turn white ifadesinde make ettirgen işlevdedir: bir eylemin dumanın değişmesine yol açtığını anlatır. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada the smoke, make fiilinin nesnesidir ve aynı zamanda turn ile anlatılan değişimi yaşayan şeydir. Buradaki turn, “bir hâle gelmek” anlamındadır; white ise değişim sonucundaki rengi belirtir. Etken make yapısından sonra to olmadan turn kullanılır: make the smoke turn white doğrudur, make the smoke to turn white değildir. Bu bağlamda beyaz duman, yeni bir papanın seçildiğini halka bildiren işarettir. Bu nedenle renk değişimi aynı zamanda bir duyuru görevi görür.

Alıştırma

Hangi cümle etken make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanır?

  1. The cold weather made the leaves to turn brown.
  2. The cold weather made the leaves turn brown.
  3. The cold weather made the leaves turning brown.
Cevabı göster

The cold weather made the leaves turn brown.

So, that's the career path. Kalıp ifadeler

4:36

İşte, kariyer yolu bu.

Kalıp ifadeler

career path: zaman içindeki roller dizisi

Career path, bir kişinin mesleki olarak gelişirken ilerleyebileceği işler, roller ve aşamalar dizisidir. Buradaki path mecazidir; fiziksel bir yol değil, ilerleme rotası anlamına gelir. that's the career path ifadesinde belirli tanımlık the, az önce anlatılan belirli rotayı gösterir. Cümle, önceki aşamaları tek bir ilerleme süreci olarak kısa ve düzenli biçimde özetler.

Alıştırma

Zaman içinde ilerleyen roller dizisini anlatan yaygın iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Data analysis can offer a flexible ____ across many industries.

Cevabı göster

career path

Be born into the right half of the population, Anlatım akışı

4:37

Nüfusun doğru yarısında doğun,

Anlatım akışı

“right half of the population” ifadesindeki kuru ironi

Bu cümlede “the right half of the population”, daha önce belirtilen cinsiyet şartını karşılayan yarıyı, yani erkekleri dolaylı biçimde anlatır. Burada “right”, “uygun” veya “seçilmeye elverişli” demektir; siyasi sağ ya da ahlaken üstün anlamına gelmez. Konuşmacı “men” demek yerine sakin bir sayısal betimleme kullanarak kısıtlamayı sürecin sıradan bir adımı gibi gösterir. Bu bilinçli hafife alma, kuru bir ironi yaratır ve adaletsiz sınırı örtük biçimde eleştirir.

Alıştırma

Bu cümlede “the right half of the population” ifadesini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Siyasi açıdan muhafazakâr görüşlere sahip kişileri anlatır.
  2. İnsanlığın bir yarısının diğerinden ahlaken üstün olduğunu söyler.
  3. Cinsiyet kuralına göre uygun olan yarıyı dolaylı biçimde anlatır ve kuru bir eleştiri yaratır.
Cevabı göster

Cinsiyet kuralına göre uygun olan yarıyı dolaylı biçimde anlatır ve kuru bir eleştiri yaratır.

become one of a billion Catholics, Anlatım akışı

4:39

bir milyar Katolikten biri olun,

then one of 400,000 priests,

4:40

sonra 400.000 rahipten biri,

then one of 5,000 bishops,

4:42

sonra 5.000 piskopostan biri,

then one of 200 cardinals,

4:43

sonra 200 kardinalden biri olun,

Anlatım akışı

Daralan bir huni olarak “one of + sayı + grup”

Her bölüm, one of + sayı + çoğul grup yapısını izler; “one of a billion Catholics” ve “one of 400,000 priests” buna örnektir. Bu yapı bir kişiyi toplam büyüklüğü belirtilen bir grubun içine yerleştirir; sayı, grubun tamamının büyüklüğüdür. “Then” sonrasında aynı kalıbın tekrarlanması ve sayıların hızla azalması, uzun bir kariyer yolunu sözlü bir huniye dönüştürür. Paralel ritim her aşamayı izlemeyi kolaylaştırır ve son konumun ne kadar nadir olduğunu vurgular.

Alıştırma

Bağlam: There were 500 applicants, 20 finalists, and 3 winners. Özeti one of + number yapısıyla tamamlayın: Maya became ____ applicants, then ____ finalists, and finally ____ winners.

Cevabı göster

one of 500 · one of 20 · one of 3

wait for the current pope to die or retire,

4:44

mevcut papanın ölmesini veya emekli olmasını bekleyin,

and convince 2/3 of your fellow cardinals to select you as the one, Anlatım akışı

4:46

ve kardinal arkadaşlarınızın 3'te 2'sini sizi o kişi olarak seçmeye ikna edin,

the only pope.

4:49

tek ve biricik papa.

Anlatım akışı

Dramatik bir tanıtım olarak “the one, the only pope”

“the one, the only pope” ifadesindeki the one ile the only pope iki ayrı kişiyi ya da iki ayrı görevi anlatmaz. İkinci isim öbeği birincisini yeniden ifade edip açıklar: seçilen kişi, nihai ve tek makam olan papalığı üstlenecektir. Virgüller son kısmı iki ritmik bölüme ayırır: the one ... the only pope. Cümle adayları giderek azalttıktan sonra unvanın böyle geciktirilerek söylenmesi dramatik, neredeyse törensel bir bitiş yaratır ve tek sonuca özellikle dikkat çeker.

Alıştırma

Cümledeki “the one, the only pope” ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Tek bir nihai görevi iki ritimle sunarak onun eşsiz olduğunu vurgular.
  2. Kişinin aralarında seçim yapması gereken iki ayrı kilise görevini tanıtır.
  3. Birden fazla papa arasından herhangi birinin seçilebileceğini söyler.
Cevabı göster

Tek bir nihai görevi iki ritimle sunarak onun eşsiz olduğunu vurgular.