Sadece Küçük Bir Oyun Mu? 🍔 👀 | Bluey 2. Sezon Özel Bölüm - Hamburger Dükkanı 🛁 💙 | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
319 kelime 192 kel/dk

Video açıklaması: Banyo saatinde Bluey’nin babası, doğrudan emir vermek yerine ebeveynlik kitabındaki yöntemi deneyerek çocukların Burger Dükkânı oyununu ne zaman bırakacaklarına kendilerinin karar vermesine izin verir. Oyun yatma saatini sürekli geciktirince anne ve baba, kararı çocuklara bırakmanın sınırlarını görür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. good luck with that. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Görünüşte başarı dileyen bu sözün, konuşan kişi bir fikrin işe yaramayacağını düşündüğünde kuşku veya kuru bir alay aktarabileceğini anlayın; ton ve bağlamdan yararlanarak bunu içten bir teşvikten ayırın. 2. You can … Or you can — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: İki seçeneği muhtemel sonuçlarıyla birlikte sunarak karşıdaki kişinin sonuçları karşılaştırmasını ve sert bir emir almadan kendi kararını vermesini sağlayan anlatım biçimini öğrenin. 3. pulling the plug. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Banyo sahnesindeki çift anlamı fark edin: Gerçek anlamıyla suyu boşaltmak için küvet tıpasını çekmeyi, mecaz anlamıyla ise bir oyunu, planı, etkinliği veya projeyi sona erdirmeyi anlatabilir.

Bu derste

Come on kids, it's bedtime. Notlar

0:03

Hadi çocuklar, uyku vakti.

Ton ve niyet

Come on: harekete geçmeye yönelik hafif bir teşvik

Burada Come on, “harekete geçin” veya “şimdi yapın” anlamında kullanılan günlük bir teşvik sözüdür. Çocukları oyalanmayı bırakıp yatmaya hazırlanmaya yönlendirir; fiziksel olarak konuşana yaklaşmalarını istemez. Come on, bir hitap ya da yönergeden önce kullanıldığında dinleyiciyi sıradaki eyleme yöneltebilir. Etkisi ses tonuna bağlıdır: cesaret verici, nazikçe ısrarcı ya da sabırsız duyulabilir.

Alıştırma

“Come on kids, it's bedtime,” cümlesinde Come on temel olarak ne yapıyor?

  1. Çocuklardan konuşana doğru yürümelerini ister.
  2. Çocukları yatmaya hazırlanmaya başlamaları için teşvik eder.
  3. Çocukların uyanık kalmasına izin verir.
Cevabı göster

Çocukları yatmaya hazırlanmaya başlamaları için teşvik eder.

Kalıp ifadeler

It's bedtime: yatma vaktinin geldiğini bildirmek

“It's bedtime”, ev ortamında yatma vaktinin geldiğini söylemenin yaygın yoludur. Bedtime, yatağa gitmek için alışılmış veya planlanmış zamanı belirten birleşik bir isimdir. Bağlamda bu cümle yalnızca programı bildirmez; mevcut etkinliğin bitmesi ve uyku hazırlığının başlaması gerektiğini de belirtir.

Alıştırma

Alışılmış yatma vaktini belirten tek kelimelik İngilizce isimle cümleyi tamamlayın: The evening story is over, and now it's ____.

Cevabı göster

bedtime

Out of the bath. Ton ve niyet

0:05

Çıkın banyodan.

Ton ve niyet

Out of the bath. ile eksiltili emir

Out of the bath. eksiltili bir emirdir. Konuşan kişi, bağlamdan anlaşılan get fiilini atar; dolayısıyla ifade Get out of the bath. anlamına gelir. Küvetin içindeki kişiye çıkmasını söyler; birinin nerede bulunduğunu bildirmez. İngilizcede hızlı sözlü talimatlarda yalnızca yön veya varış noktası belirten bir ifade kullanılabilir. Eksik bırakılan eylemi anlamak için duruma ve emir tonlamasına bakılır.

Alıştırma

Out of the bath. bu durumda hangi işlevi görür?

  1. Küvetin nerede olduğunu sorar.
  2. Küvetteki kişiye çıkmasını söyler.
  3. Birinin zaten küvetin dışında olduğunu söyler.
Cevabı göster

Küvetteki kişiye çıkmasını söyler.

Aw, but we were about to play Burger Shop. Dilbilgisi

0:06

Ya, ama tam Hamburger Dükkanı oynayacaktık.

Dilbilgisi

were about to play: be about to + fiilin yalın hâli

be about to + fiilin yalın hâli yapısında about to, bir eylemin çok kısa süre içinde gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Were about to play bu yakın gelecek anını geçmişe yerleştirir: oyun henüz başlamamıştı ama başlamak üzereydi. Be fiilinin biçimi özneye ve zamana göre değişirken to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: we were about to play. Bu yapı, gerçekleşmek üzereyken başka bir olay tarafından kesilen veya engellenen eylemler için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için be about to yapısını start ile geçmiş zamanda kullanın: The concert ____ when the fire alarm rang.

Cevabı göster

was about to start

Tough. Ton ve niyet

0:09

Şansınıza küsün.

Ton ve niyet

Tough. ile sert ve kestirme yanıt

Tough. tek başına bir yanıt olarak kullanıldığında “Kötü olmuş ama bu kararımı değiştirmez” anlamına gelir. Bir şeyin zor olduğunu anlatmak yerine bir şikâyeti kestirip atar. Genellikle Tough luck ifadesinin kısaltılmış biçimi olarak anlaşılır. Yanıt kararlılık gösterir ve çok az empati içerir ya da hiç içermez.

Alıştırma

Biri değiştirilmeyecek bir kuraldan şikâyet ediyor. Tough. yanıtı büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kural teknik açıdan zor.
  2. Kötü olmuş ama karar değişmeyecek.
  3. Seni anlıyorum ve yardım etmek istiyorum.
Cevabı göster

Kötü olmuş ama karar değişmeyecek.

Can you earn your keep, please? Deyimler

0:09

Biraz görevini yapar mısın, lütfen?

Deyimler

earn your keep: alınan destek karşılığında katkıda bulunmak

Earn your keep, aldığınız yiyecek, barınma, bakım veya bulunduğunuz yeri haklı çıkaracak kadar çalışmak ya da yardım etmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada dinleyiciden bir miktar sorumluluk alması istenir; gerçek anlamda para kazanması istenmez. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: earn my, your, his, her, our, or their keep. Ses tonuna bağlı olarak ifade şakacı veya azarlayıcı gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi earn ile başlayan hedef deyimle tamamlayın: If you're staying here for free, you can ____ by cooking dinner.

Cevabı göster

earn your keep

Nah, I'm done being a meanie parent. Notlar

0:11

Yok, ben artık kötü ebeveyn olmayı bıraktım.

Dilbilgisi

I'm done being: bir rolü veya durumu sona erdirmek

I'm done being... “artık ... olmaya devam etmeyeceğim” ya da “bu rolü artık sürdürmek istemiyorum” demektir. Burada done yalnızca bir işin tamamlandığını değil, bırakma kararını belirtir. Kalıp be done + fiil-ing şeklindedir. being'den sonra konuşanın geride bırakacağı rol, durum veya davranış biçimi gelir. Söyleyişe göre sakin ve kesin ya da bıkmış bir tonda duyulabilir.

Alıştırma

Konuşanın bu rolü artık sürdürmeyeceğini anlatmak için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After settling everyone's disputes all morning, ____ the referee.

Cevabı göster

I'm done being

Kelime

meanie parent: çocuksu bir etiket

Meanie, kaba veya haksız davranan biri için kullanılan, resmî olmayan ve çocuksu bir isimdir. meanie parent ifadesinde parent sözcüğünden önce şakacı bir etiket olarak kullanılır: hayır diyen ya da katı davranan ebeveyn “kötü kişi” rolüne sokulur. Bu, resmî bir ebeveyn türü değildir. Konuşan kişi bu etiketi kendisi için kullandığından ifade ciddi bir suçlamadan çok kişinin kendisiyle alay etmesi gibi duyulur. Sözcük yine de eleştiri taşır, ancak genellikle cruel veya abusive gibi ağır etiketlerden çok daha hafiftir.

Alıştırma

Meanie hangi durumda doğal olan çocuksu ve şakacı üslubuyla kullanılır?

  1. Bir çocuk son kurabiyeyi alan kardeşiyle şakalaşırken "You're a meanie!" der.
  2. Bir avukat bir sözleşmede meanie sözcüğünü resmî bir hukuk kategorisi olarak tanımlar.
  3. Bir psikolog resmî bir raporda meanie sözcüğünü klinik tanı olarak kullanır.
Cevabı göster

Bir çocuk son kurabiyeyi alan kardeşiyle şakalaşırken "You're a meanie!" der.

My new parenting book says not to boss the kids around. Öbek fiiller

0:13

Yeni ebeveynlik kitabım çocuklara patronluk taslamamamı söylüyor.

Öbek fiiller

boss the kids around: çocuklara sürekli ve buyurgan biçimde emir vermek

boss the kids around ifadesinde boss bir fiildir. boss someone around öbek fiili, birine buyurgan ve baskıcı biçimde sürekli ne yapacağını söylemek ve ona çok az seçim özgürlüğü bırakmak anlamına gelir. Nesne genellikle boss ile around arasına gelir: boss the kids around. Nesne bir zamirse mutlaka bu konumda olmalıdır: boss them around denir, boss around them denmez.

Alıştırma

İsteği boss ... around ile tamamlayın: Please stop ____ me ____.

Cevabı göster

bossing · around

Oh, I like that book.

0:16

Oh, o kitabı sevdim.

It says here we should let them make their own decisions. Dilbilgisi

0:17

Burada kendi kararlarını vermelerine izin vermeliyiz diyor.

Dilbilgisi

let them make their own decisions: let + nesne + fiilin yalın hâli

Let them make their own decisions, birinin hareket etmesine izin verildiğini anlatan let + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Nesneden sonraki fiil to almaz: let them make denir, let them to make denmez. Make one's own decisions, kişinin kendi başına seçim yapmasını anlatan doğal sözcük birleşimidir. Own, seçimlerin o kişiye ait olduğunu vurgular. İngilizcede make a decision denir, do a decision denmez.

Alıştırma

Öneriyi let ... make their own decisions ile tamamlayın: Parents should ____ teenagers ____.

Cevabı göster

let · make their own decisions

Well, good luck with that. Ton ve niyet

0:20

Pekala, o zaman sana bol şans.

Ton ve niyet

good luck with that: kuşkulu bir karşılık

Good luck with that içten bir iyi dilek olabilir, ancak bu bağlamda yalnızca destek anlamına gelmez. Konuşan kişi diğerinin planının işe yarayacağından şüphe eder; bu nedenle ifade yaklaşık olarak “Denemeye devam et ama bunun kolay ya da başarılı olacağını sanmıyorum” anlamındadır. Anlamı belirlemek için çevredeki konuşmaya ve ses tonuna bakın. Biri konuşanın gerçekçi bulmadığı bir plan sunduğunda good luck with that çoğu zaman kuşku veya soğuk bir alay ifade eder.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I can learn the whole language tonight.” diyor. Siz de “Good luck with that.” diyorsunuz. Yanıtınız büyük olasılıkla hangi tutumu gösterir?

  1. Konuşan kişi planın kesinlikle başarılı olacağını garanti ediyor.
  2. Konuşan kişi planın işe yarayacağından şüphe ediyor.
  3. Konuşan kişi plan hakkında daha fazla ayrıntı istiyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi planın işe yarayacağından şüphe ediyor.

Okay, Burger Shop is ready.

0:22

Tamam, Hamburger Dükkanı hazır.

Oh, look, our first customer.

0:24

Oh, bakın, ilk müşterimiz.

What would you like to order? Kalıp ifadeler

0:26

Ne sipariş ederdiniz?

Kalıp ifadeler

What would you like to order?: kibar bir hizmet sorusu

What would you like to order? müşteri yiyecek veya içecek seçmeye hazır olduğunda görevlinin kullandığı standart ve kibar bir sorudur. Would like, soruyu doğrudan What do you want? demekten daha yumuşak ve nazik hâle getirir. Burada order, yiyecek ya da içeceğin servis edilmesini istemek anlamına gelen bir fiildir; “emir” anlamındaki bir isim değildir.

Alıştırma

“Bir restoranda yiyecek veya içecek istemek” anlamındaki fiili kullanarak kibar soruyu tamamlayın: What would you like to ____?

Cevabı göster

order

Bluey, I'm going to let you make the decision here.

0:28

Bluey, burada kararı senin vermene izin vereceğim.

You can stay up late playing Burger Shop Notlar

0:30

Hamburger Dükkanı oynayarak geç saatlere kadar uyanık kalabilirsin

Kalıp ifadeler

stay up late: normal yatma saatinden sonra da uyanık kalmak

Stay up late, normal yatma saatinde uyumak yerine geç bir saate kadar uyanık kalmak demektir. Buradaki up, «yukarı» değil, «uyanık» anlamındadır. Ardından o sırada yapılan etkinliği belirten bir -ing öbeği gelebilir: stay up late playing games, studying veya talking.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın ders çalıştığı için geç saate kadar uyanık kaldığını anlatıyor?

  1. I stayed up late studying for the exam.
  2. I got up late on the exam day.
  3. I slept in before the exam.
Cevabı göster

I stayed up late studying for the exam.

and you'll be tired and grumpy in the morning.

0:32

ve sabah yorgun ve huysuz olursun.

Or you can get out now

0:35

Ya da şimdi çıkarsın

and be nice and happy in the morning.

0:37

ve sabah tatlı ve mutlu olursun.

Anlatım akışı

You can ... Or you can ...: seçenekleri ve sonuçlarını sunmak

Burada You can... Or you can... tek bir doğrudan emir vermek yerine iki seçenek sunar. Bu cümlede can, seçilebilecek bir eylemi gösterir; yetenek bildirmez. Her seçeneğin ardından olası sonucu gelir; böylece dinleyen kişi sonuçları karşılaştırabilir. You can A and X will happen, or you can B and Y will happen. kalıbı başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı seçenek ve sonuç yapısını kullanıyor?

  1. You must take the early train because I said so.
  2. The early train arrives before noon, and lunch starts at twelve.
  3. You can take the early train and arrive by noon, or you can leave later and miss lunch.
Cevabı göster

You can take the early train and arrive by noon, or you can leave later and miss lunch.

So, it's up to us? Kalıp ifadeler

0:38

Yani, bu bize mi bağlı?

Kalıp ifadeler

it's up to us?: karar bize ait

Bu soruda it's up to us, karar verebilecek kişilerin biz olduğumuz anlamına gelir. Konuşan kişi, seçimin artık kendi grubuna ait olup olmadığını kontrol ediyor. be up to + kişi kalıbı sorumluluk da yükleyebilir: It's up to me to lock the door. cümlesi, kapıyı kilitlemenin konuşanın sorumluluğunda olduğunu anlatır. Anlamın karar yetkisi mi yoksa sorumluluk mu olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Bir kulübün kendi logosunu seçmesine izin veriliyor. Hangi cümle karar yetkisinin açıkça kulüpte olduğunu söyler?

  1. The final look of the logo depends on the club's colours.
  2. The club is looking at the new logo.
  3. It's up to the club to choose the logo.
Cevabı göster

It's up to the club to choose the logo.

Yep.

0:40

Evet.

Hmm.

0:41

Hmm.

What would you like to order?

0:42

Ne sipariş ederdiniz?

This episode of Bluey is called Burger Shop. Dilbilgisi

0:44

Bluey'nin bu bölümünün adı Hamburger Dükkanı.

Dilbilgisi

is called Burger Shop: bir başlığı tanıtmak

Buradaki is called Burger Shop, bölümün adının Burger Shop olduğu anlamına gelir. be called + ad veya başlık yapısı bir kişinin, yerin, eserin ya da şeyin adını tanıtır. Bu yapıda called, birinin bölüme telefon ettiği anlamına gelmez. Özne bu adı alır: X is called Y.

Alıştırma

Ad tanıtma kalıbını be called kullanarak tamamlayın: The café ____ River Lane.

Cevabı göster

is called

Okay, just a quick game. Ton ve niyet

0:48

Tamam, sadece kısa bir oyun.

Ton ve niyet

just a quick game: bir isteği küçük gösterme

Bu cümlede just “yalnızca” anlamına gelir; quick ise oyunu kısa sürecek bir şey olarak gösterir. just a quick game ifadesi bir bütün olarak önerilen etkinliği küçük ve izin vermesi kolay bir şey gibi gösterir. just a quick + isim kalıbı, izin isterken veya bir ricada bulunurken gereken zamanı ya da çabayı küçük göstermek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle küçük bir ricayı kabul etmesi daha kolay göstermek için just a quick... kullanıyor?

  1. That was a fair and quick decision.
  2. Could I ask just a quick question before you leave?
  3. You must answer every question right now.
Cevabı göster

Could I ask just a quick question before you leave?

Yay!

0:49

Yaşasın!

I'll have one burger, please. Kalıp ifadeler

0:50

Bir hamburger alayım, lütfen.

Kalıp ifadeler

I'll have one burger, please: kibar bir sipariş kalıbı

I'll have + ürün, müşterilerin seçim yaptıktan sonra sipariş vermek için kullandıkları yaygın bir kalıptır. Burada have, sahip olmak değil, kendisi için seçmek veya sipariş etmek anlamına gelir. Cümlenin sonuna please eklemek, seçimi doğrudan belirten ifadeyi daha kibar yapar.

Alıştırma

Bir kafede çorbayı seçtiniz. Hangi cümle doğal ve kibar bir şekilde sipariş verir?

  1. Do you have tomato soup?
  2. I'll have the tomato soup, please.
  3. I had the tomato soup yesterday.
Cevabı göster

I'll have the tomato soup, please.

Certainly.

0:52

Elbette.

One burger, please.

0:52

Bir hamburger, lütfen.

Coming right up. Kalıp ifadeler

0:54

Hemen geliyor.

Kalıp ifadeler

Coming right up. ile hızlı hizmet yanıtı verme

Coming right up., sipariş edilen veya istenen bir şeyi vermek üzere olan kişinin kullandığı kalıplaşmış bir sözlü yanıttır. “Çok yakında hazırlayacağım veya getireceğim” anlamına gelir ve isteğin duyulduğunu da onaylar. Bu ifade konuşmada kısaltılmıştır. “Your order is coming right up.” örneğinde olduğu gibi, anlaşılması gereken özne sipariş ya da ürün olabilir. Buradaki right up, hızlı bir varış veya teslim anlamı katar; bir şeyin yukarıda bulunduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Bir müşteri limonata sipariş ediyor. Görevlinin onu hemen hazırlayacağını doğal biçimde anlatan yanıt hangisidir?

  1. It is right above you.
  2. Coming right up.
  3. Come upstairs right now.
Cevabı göster

Coming right up.

Are you sure... Do you want chips with your burger? Notlar

0:56

Emin misin... Hamburgerinizle patates kızartması da ister misiniz?

Kalıp ifadeler

Do you want X with Y? ile garnitür sunma

Do you want X with Y?, birinin Y ile birlikte garnitür, eşlikçi veya ek ürün olarak X isteyip istemediğini sorar. Bu cümlede chips hamburgerin yanında sunulur; with, patateslerin hamburgerin içine konacağı anlamına gelmez. Britanya restoran İngilizcesinde chips genellikle sıcak kızarmış patates parçalarını ifade eder. Amerikan İngilizcesinde bu garnitür için yaygın kelime fries iken chips genellikle ince ve çıtır atıştırmalığı ifade eder.

Alıştırma

Bir görevli müşterinin makarnasıyla birlikte bir porsiyon salata sunmak istiyor. Hangi soru doğaldır?

  1. Do you want your pasta to become a side salad?
  2. Did you eat a side salad before the pasta?
  3. Do you want a side salad with your pasta?
Cevabı göster

Do you want a side salad with your pasta?

Kelime

Britanya ve Avustralya yemek bağlamlarında chips

Bu hamburger siparişi bağlamında chips, paketli bir atıştırmalık değil, yanında servis edilen sıcak patates kızartması anlamına gelir. Britanya İngilizcesinde chips bu anlamda düzenli olarak kullanılır. Avustralya İngilizcesinde chips hem sıcak patates kızartmasını hem de paketlenmiş patates cipsini ifade edebilir. Burada hamburgerle birlikte sunulması sıcak anlamını netleştirir; bağlam daha az açıksa hot chips denebilir.

Alıştırma

Örnekteki Avustralya hamburger siparişi bağlamında chips büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Yanında servis edilen sıcak patates kızartması
  2. Paketteki ince patates cipsi
  3. Küçük çikolata parçaları
Cevabı göster

Yanında servis edilen sıcak patates kızartması

Uh, okay.

0:58

Uh, tamam.

You don't want to

0:59

İstemiyor musunuz

And chips.

1:00

Ve patates kızartması.

Okay.

1:01

Tamam.

Get out of the bath?

1:02

Banyodan çıkmak?

No.

1:03

Hayır.

$5 bucks. Kelime

1:03

5 dolar.

Kelime

$5 bucks: gündelik dilde para miktarı söyleme

Bucks, dollars sözcüğünün günlük konuşmadaki gayriresmî karşılığıdır: five bucks, five dollars demektir. Tekil bir miktar için one buck, birden büyük miktarlar için bucks kullanılır. $5 bucks ifadesinde hem $ simgesi hem de bucks para birimini belirtir; bu nedenle ifade tekrarlıdır. Şakacı konuşmada anlaşılır, ancak doğal ve standart seçenekler konuşurken five bucks, yazarken $5 kullanmaktır.

Alıştırma

Günlük fiyat cümlesini dollars sözcüğünün gayriresmî çoğul karşılığıyla tamamlayın: The sandwich costs five ____.

Cevabı göster

bucks

Oh, yes.

1:04

Oh, evet.

Uh, here you go. Kalıp ifadeler

1:06

Uh, buyurun.

Kalıp ifadeler

Here you go: bir şeyi uzatırken kullanılan ifade

Here you go, birine bir eşya, para veya istediği bir şeyi uzatırken kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Teslim etme eyleminin gerçekleştiğini ya da tamamlandığını belirtir. Bu ifadede go, hareket etmeyi anlatmaz ve karşıdaki kişiye gitmesini söylemez. Sözcükleri yaklaşık olarak “Buyurun” anlamına gelen tek bir konuşma kalıbı olarak öğrenin.

Alıştırma

Birine istediği anahtarları uzatıyorsunuz. Here ile başlayan teslim ifadesini tamamlayın: “____.”

Cevabı göster

Here you go

Thanks.

1:06

Teşekkürler.

Won't be long. Kalıp ifadeler

1:07

Çok uzun sürmeyecek.

Kalıp ifadeler

Won't be long: beklemenin kısa süreceğini söylemek

Won't be long, It won't be long cümlesinin konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan özne it'tir; ifade, bir şeyin yakında olacağını veya hazır olacağını söyleyerek bekleyen kişiyi rahatlatır. Burada long, özellikle kalan bekleme süresi olmak üzere süreyi anlatır. Bir nesnenin fiziksel uzunluğunu anlatmaz.

Alıştırma

İngilizce cümlenin tamamını dinleyin ve duyduğunuz cümleyi seçin. be long ifadesinden önceki sözcüğe odaklanın.

  1. It will be long.
  2. It wasn't long.
  3. It won't be long.
Cevabı göster

It won't be long.

Because it's getting a bit late. Kalıp ifadeler

1:08

Çünkü saat biraz geç oluyor.

Kalıp ifadeler

it's getting a bit late: kademeli değişim ve nazik bir ima

get + sıfat yapısı bir değişimi anlatır. Burada it's getting late, yalnızca mevcut durumun geç olduğunu söylemek yerine vaktin giderek ilerlediğini ve geç olmaya başladığını belirtir. A bit, late ifadesini yumuşatır; bu yüzden cümle nazik bir gözlem veya ima gibi duyulur. Bir etkinliği bitirme, ayrılma ya da uykuya hazırlanma zamanının geldiğini dolaylı olarak anlatabilir.

Alıştırma

It's getting a bit late cümlesinde vurgulanan ifade ne anlatır?

  1. Konuşan kişi tam olarak kaç dakika kaldığını biliyor.
  2. Konuşan kişi geçmişte geç kalan birini anlatıyor.
  3. Vakit giderek geç oluyor ve ifade, bırakma zamanının gelmiş olabileceğini nazikçe ima ediyor.
Cevabı göster

Vakit giderek geç oluyor ve ifade, bırakma zamanının gelmiş olabileceğini nazikçe ima ediyor.

Ready.

1:11

Hazır.

Just a moment, please. Kalıp ifadeler

1:12

Bir saniye, lütfen.

Kalıp ifadeler

Just a moment, please: nazikçe bekleme isteği

Just a moment, please, birinden kısa bir süre beklemesini istemek için kullanılan kalıplaşmış ve nazik bir ifadedir. Burada moment, tam olarak ölçülen bir zaman birimi değil, kısa ve belirsiz bir süre anlamına gelir. Just, gecikmenin kısa olacağını belirtir; please ise isteği daha nazik yapar. Bilgi kontrol etmeden veya kısa bir işi tamamlamadan önce bu ifade tek başına kullanılabilir.

Alıştırma

Kısa süre beklemeyi isteyen nazik cümleyi bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Receptionist: ____, please. I'll check your booking.

Cevabı göster

Just a moment

Here you go.

1:17

Buyurun.

Oh, thanks.

1:18

Oh, teşekkürler.

Ah, now,

1:19

Ah, şimdi,

it's up to you,

1:20

karar size kalmış,

but think about how tired you'll be if

1:21

ama ne kadar yorgun olacağınızı bir düşünün eğer

Wow, this is a good burger.

1:23

Vay canına, bu güzel bir hamburger.

I said get out of the bath. Ton ve niyet

1:25

Banyodan çıkın dedim.

Ton ve niyet

I said + emir cümlesi: görmezden gelinen bir emri güçlendirmek

I said + emir cümlesi kalıbında I said, daha önce söylenen bir şeyi yalnızca aktarmaktan fazlasını yapar. Önceki emri şimdiki ana taşır ve “Sana zaten söyledim; şimdi yap” anlamını verir. said sonrasındaki sözler doğrudan emir biçiminde kalır: to get out değil, get out kullanılır. Burada konuşan kişi, yerine getirilmemiş bir emri tekrarlıyor. Tam cümle, yalnızca Get out of the bath demeye kıyasla daha fazla otorite, baskı ve genellikle sabırsızlık taşır.

Alıştırma

Bir kişi “I said put your phone away.” diyor. Bu kişi ne yapıyor?

  1. Konuşan kişi ilk kez nazikçe ricada bulunuyor.
  2. Konuşan kişi önceki bir emri daha fazla baskıyla tekrarlıyor.
  3. Konuşan kişi eski bir konuşmayı tarafsız biçimde aktarıyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi önceki bir emri daha fazla baskıyla tekrarlıyor.

I'm working on it. Kalıp ifadeler

1:27

Üzerinde çalışıyorum.

Kalıp ifadeler

I'm working on it: bilinen bir görevle şimdi ilgilenmek

I'm working on it, “Şu anda bu görev veya sorunla ilgileniyorum” ya da “Bunu tamamlamak için aktif olarak uğraşıyorum” anlamına gelir. Work on yalnızca ücretli bir işte çalışmak demek değildir ve ifade tamamlanmış bir sonucu değil, sürmekte olan bir faaliyeti anlatır. Bu ifade genellikle bir hatırlatmaya veya ilerleme durumuyla ilgili bir soruya cevap verir. Sakin bir şekilde söylendiğinde bir şeyler yapıldığını göstererek karşı tarafı rahatlatır; kısa veya sinirli bir şekilde söylendiğinde ise “Beni sıkıştırmayı bırak” anlamını da ima edebilir.

Alıştırma

Cevabı “şu anda onunla ilgileniyorum” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The website is still down, but ____.

Cevabı göster

I'm working on it

Yeah, it looks like it. Ton ve niyet

1:28

Evet, öyle görünüyor.

Ton ve niyet

it looks like it: görünürdeki onayın alaycı kullanımı

It looks like it normalde görünen kanıtların bir şeyin doğru olduğunu düşündürdüğü anlamına gelir. Burada ise görülen durum diğer kişinin iddiasıyla çelişir; bu yüzden sözler gerçek bir onay değildir. Aslında tam tersini anlatır: “It does not look like you are doing that.”, yani “bunu yapıyormuşsun gibi görünmüyor.” Yeah, eleştiriden önce görünürde bir onay havası oluşturur. Bu kullanımı anlamak için sözleri durumdaki kanıtlarla karşılaştırın; aralarında açık bir uyumsuzluk varsa basit bir onay ifadesi alaycı hâle gelebilir.

Alıştırma

Bir iş arkadaşı “I’ve nearly finished the report” diyor, ancak belge hâlâ boş. Başka bir iş arkadaşı “Yeah, it looks like it.” diye yanıt veriyor. Bu yanıt büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Raporun neredeyse bitmiş olduğuna içtenlikle katılıyorlar.
  2. Raporun neredeyse bitmiş gibi görünmediğini alaycı biçimde belirtiyorlar.
  3. Raporu görmek istiyorlar.
Cevabı göster

Raporun neredeyse bitmiş gibi görünmediğini alaycı biçimde belirtiyorlar.

I'm pulling the plug. Deyimler

1:30

Tıpayı çekiyorum.

Deyimler

pulling the plug: gerçek bir hareket ve mecaz anlamda sona erdirme

Pull the plug burada gerçek anlamıyla kullanılır: Konuşan kişi suyun akıp gitmesi ve etkinliğin sona ermesi için küvetin tıpasını çıkarır. Aynı ifade, “bir şeyin devam edememesi için onu durdurmak veya iptal etmek” anlamına gelen bir deyimdir. İki kullanımda da bir şeyi sürdürmesini sağlayan unsur kaldırıldığında o şeyin sona ermesi fikri vardır.

Alıştırma

Cümleyi pull the plug ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of losses, the company ____ its delivery service.

Cevabı göster

pulled the plug on

No, we're still playing.

1:31

Hayır, biz hala oynuyoruz.

Get out of the way, kids. Kalıp ifadeler

1:33

Yoldan çekilin, çocuklar.

Kalıp ifadeler

Get out of the way: Birinden çekilmesini istemek

Get out of the way, “kullanmam ya da geçmem gereken alandan çekil” anlamına gelen kalıplaşmış bir emirdir. Buradaki way, bir yöntem değil, geçiş yolu veya boşaltılması gereken alan demektir. Emir cümlesinde, anlamca belli olan you öznesi söylenmez. Bu sahnede konuşan kişinin harekete geçmeden önce çocukların çekilmesine ihtiyacı vardır; bu nedenle cümle doğrudan bir talimattır.

Alıştırma

Dersteki kalıplaşmış ifadeyle acil uyarıyı tamamlayın: A bicycle is coming straight at you—____!

Cevabı göster

Get out of the way

Hey, hey, whoa, whoa.

1:34

Hey, hey, yavaş, yavaş.

Let's settle this down. Ton ve niyet

1:36

Bunu sakinleştirelim.

Ton ve niyet

Let's settle this down: Bir durumu sakinleştirmeye çalışmak

Bu cümlede this, o anda yaşanan çatışmayı veya kargaşayı ifade eder. Settle this down, bağlam sayesinde “bu durumu kontrol altına alıp sakinleştirmek” şeklinde anlaşılır; dolayısıyla konuşan kişi tamamlanmış bir çözümü anlatmak yerine olaya müdahale etmektedir. Let's, eylemi “bizim” birlikte yapmamız gereken bir şey olarak sunar. Bu ortak öneri, cümlenin bir kişiye oturmasını emretmek yerine ortamın gerilimini düşürme girişimi olarak işlev görmesini sağlar.

Alıştırma

İki kişi yüksek sesle tartışıyor. Konuşan kişi “Let's settle this down” derken asıl olarak ne yapmaya çalışıyor?

  1. Gergin durumu sakinleştirmek.
  2. Herkese oturmasını söylemek.
  3. Anlaşmazlığın zaten çözüldüğünü duyurmak.
Cevabı göster

Gergin durumu sakinleştirmek.

What?

1:38

Ne?

Pulling plugs is not in my book. Deyimler

1:39

Tıpaları çekmek benim kitabımda yazmıyor.

Deyimler

not in my book: kişisel ilkelerime aykırı

Bu cümlede not in my book, “kendi ilkelerime veya alışılmış yöntemime göre kabul edilemez” anlamına gelir. Book burada mecazidir: gerçek bir kitabı değil, konuşanın kişisel kurallar bütününü temsil eder. Yakında bir çocuk yetiştirme kitabından da söz edilmesi, sözcüğün gerçek anlamıyla küçük bir kelime oyunu oluşturur. Bu ifade kişisel bir yargı belirtir. Eylemin yasa dışı olduğunu veya herkes için yasaklandığını iddia etmez.

Alıştırma

“Cheating to win is not in my book” ne anlama gelir?

  1. Kazanmak için hile yapmak gerçek bir kitapta geçmiyor.
  2. Konuşan, kazanmak için hile yapmayı kişisel olarak kabul edilemez buluyor.
  3. Konuşan bütün resmî kurallara eksiksiz uyuyor.
Cevabı göster

Konuşan, kazanmak için hile yapmayı kişisel olarak kabul edilemez buluyor.

Phew, she's a bit of a meanie, isn't she, kids? Notlar

1:42

Phew, o biraz aksi biri, değil mi çocuklar?

Kalıp ifadeler

a bit of a meanie: isimle yapılan değerlendirmeyi yumuşatmak

a bit of a + tekil isim kullandığınızda bir kişiye veya şeye bir etiket verirsiniz, fakat bu etiketi daha hafif duyurursunuz. Burada a meanie, kaba veya adaletsiz davranan bir kişi anlamına gelir. a bit of a etiketi yumuşatır, ancak cümle yine de eleştiri içerir. Meanie şakacı, çocuksu ve gündelik bir sözcüktür; ciddi bir tanımlama değildir.

Alıştırma

Cümleyi a bit of a + show-off ile tamamlayın: Leo can be ____ when he wins.

Cevabı göster

a bit of a show-off

Dilbilgisi

isn't she, kids? ile onay istemek

Olumsuz soru kuyruğu isn't she?, olumlu ifade olan she's a bit of a meanie cümlesinden sonra gelir. Özne she ve be fiili tekrarlanır, ancak olumlu-olumsuz biçim tersine çevrilir: she is ... → isn't she? Burada konuşan kişi tarafsız biçimde yeni bilgi istemiyor. Soru kuyruğu, çocukları önceki görüşü onaylamaya veya paylaşmaya davet ediyor. Kids dinleyenlere yönelik bir hitaptır; soru kuyruğunun parçası değildir.

Alıştırma

“She is a little strict, isn't she, kids?” cümlesindeki soru kuyruğunun temel işlevi nedir?

  1. Konuşan kişi kadının nerede olduğunu soruyor.
  2. Konuşan kişi çocukların yoruma katılmasını bekliyor.
  3. Konuşan kişi kids kelimesini düzeltiyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi çocukların yoruma katılmasını bekliyor.

Yes, she is.

1:44

Evet, öyle.

I think I can trust you to make the right choice Kalıp ifadeler

1:46

Sanırım doğru seçimi yapacağınız konusunda size güvenebilirim

about when to get out,

1:48

ne zaman çıkacağınız hakkında,

can I?

1:49

değil mi?

Kalıp ifadeler

trust you to make the right choice: doğru seçimi yapacağına güvenmek

Trust someone to do something, bir kişinin bir şeyi yapacağına veya iyi biçimde halledeceğine inanmak demektir. Kalıp trust + person + to-infinitive şeklindedir; bu yüzden trust you to make ... içinde you, to make ifadesinden önce gelir. Make the right choice, doğru seçim yapmayı anlatan doğal eşdizimdir; İngilizcede burada choice ile do değil make kullanılır. Bu cümlede ifade, karşı tarafa güven gösterirken kararın sorumluluğunu da ona verir.

Alıştırma

Cümleyi trust + person + to do ve make the right choice ile tamamlayın: “Maya, I ____ for the team.”

Cevabı göster

trust you to make the right choice

Yes, Dad.

1:50

Evet, baba.

So, what do you say? Ton ve niyet

1:51

Peki, ne diyorsunuz?

Ton ve niyet

Karar istemek için What do you say?

Bir öneri, seçenek veya teklif sunduktan sonra What do you say? karşıdaki kişiden kararını ya da kabul edip etmediğini belirten bir cevap ister. Burada “Ne düşünüyorsun? Kabul ediyor musun?” anlamındadır. Genellikle karşıdaki kişinin tam olarak hangi kelimeleri söyleyeceğini sormaz. Öneri zaten sunulmuştur ve şimdi cevap verme sırası karşıdaki kişidedir.

Alıştırma

“We could take the earlier train. What do you say?” cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?

  1. Konuşan kişi, train kelimesinin nasıl telaffuz edildiğini soruyor.
  2. Konuşan kişi, dinleyenden söylediği sözleri aynen tekrarlamasını istiyor.
  3. Konuşan kişi, dinleyenin plana katılıp katılmadığını soruyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, dinleyenin plana katılıp katılmadığını soruyor.

Time to get out? Kalıp ifadeler

1:52

Çıkma vakti mi?

Kalıp ifadeler

Time to get out? ve kısa Time to + fiilin yalın hâli yapısı

Time to + fiilin yalın hâli, It’s time to + fiilin yalın hâli yapısının kısa ve gündelik konuşma biçimidir. Time to get out? şimdi dışarı çıkma zamanı olup olmadığını sorar ve artık çıkılması gerektiğini nazikçe önerir. Bu yapı saat üzerindeki zamanı değil, sıradaki eylemi anlatır. Yükselen soru tonlaması, hatırlatmayı doğrudan bir emir yerine onay sorusuna veya öneriye dönüştürür.

Alıştırma

Hatırlatmayı tamamlamak için Time to + fiilin yalın hâli yapısını ve go fiilini kullan: The bus is here. ____!

Cevabı göster

Time to go

Yes.

1:53

Evet.

Great.

1:55

Harika.

After you order another burger.

1:55

Sen bir hamburger daha sipariş ettikten sonra.

But I just had a burger. Dilbilgisi

1:58

Ama az önce bir hamburger yemiştim.

Dilbilgisi

just had: kısa süre önce tamamlanan bir eylem

"But I just had a burger." cümlesinde just, simple past biçimindeki had fiilinden önce gelir ve "kısa süre önce" anlamına gelir. Yemek bağlamında had, "yedim" demektir; bu yüzden just had, konuşanın hamburgeri çok yakın zamanda yediğini anlatır. Yakın geçmişteki bu eylem şu an için de önemlidir: konuşan, bunu başka bir hamburger almamak için gerekçe olarak sunar. Aynı zaman anlamı just saw, just finished ve just arrived örneklerinde de görülür. Buradaki just zaman bildirir; "yalnızca" anlamında bir sınırlama yapmaz.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın kısa süre önce bir hamburger yediğini belirtir?

  1. I only had a burger.
  2. I just had a burger.
  3. I will have a burger later.
Cevabı göster

I just had a burger.