Doğanın 3 Boyutlu Yazıcısı: Yağmur Ormanındaki AKIL ALMAZ Koza - Smarter Every Day 94: İngilizce çalışma notları
SmarterEveryDay
Video özeti: Destin Amazon'da ağ biçimli bir Urodid moth kozasını inceler. Alabama'daki yetiştirici, deliklerin yağmuru boşalttığını, pupaya hava verdiğini ve boğulmayı önlediğini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “make this transition with me.” (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): zaman, yer ve konu değişirken ormandaki keşiften uzman ziyaretine geçişi izlemek. 2. “cocoon itself” / “pupa” (Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): dıştaki ipek örtüyü içeride gelişen böcekten ayırmak ve terimleri eş anlamlı sanmamak. 3. “instead of filling up” (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): instead of + -ing ile yağmurun geçmesini suyun birikmesiyle karşılaştırmak ve kaçınılan sonucu belirtmek.
Bu derste
So, we just got off this boat and we're going to walk for about an hour in the jungle to find a moth pupa. Öbek fiiller
0:12Yani, bu tekneden yeni indik ve bir güve pupası bulmak için ormanda yaklaşık bir saat yürüyeceğiz.
Tekneden inmek için get off
Bu cümlede got off, tekneyle yolculuk ettikten sonra tekneden inmek anlamına gelir. Got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve get off bir öbek fiildir. Araç doğrudan ardından gelir: get off the boat; get off from the boat denmez. Bu anlam, otobüs, tren, uçak veya tekne gibi binilerek kullanılan bir ulaşım aracından ayrılırken kullanılır. Burada tekneden inmek anlamındadır; durmak veya cezadan kurtulmak anlamında değildir.
Alıştırma
Durağınıza ulaştığınızda şehir otobüsünden inmeyi hangi cümle doğal biçimde anlatır?
- We got off the car at our stop.
- We got off the bus at our stop.
- We got out of the car at our stop.
Cevabı göster
We got off the bus at our stop.
This here is the pupa of a moth called a Urodid moth. Dilbilgisi
0:22Bu buradaki, Urodid güvesi adı verilen bir güvenin pupası.
Urodid moth adı verilen bir güve
Burada a moth called a Urodid moth, Urodid moth adı verilen bir güve anlamına gelir. Called, adı verilen veya olarak bilinen anlamındadır; telefon edildiği anlamına gelmez. called a Urodid moth sözleri, a moth ifadesinden sonra gelen ve onu tanımlayan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. which is called a Urodid moth yapısının daha kısa biçimidir. Yeniden kullanılabilen kalıp isim + called + ad şeklindedir.
Alıştırma
Kısa adlandırma kalıbını tamamlamak için call fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: We found an insect ____ a lanternfly.
Cevabı göster
called
Now, the moth itself isn't that special looking, Dilbilgisi
0:27Güvenin kendisi o kadar da özel bir görünüme sahip değil,
isn't that special looking: not that + sıfat
isn't that special looking ifadesinde that dereceyi belirtir. İfade, “çok özel görünmüyor” anlamına gelir. Buradaki that bir şeyi işaret etmez ve yeni bir yan cümle başlatmaz. be + not that + sıfat kalıbı olumsuz bir görüşü yumuşatır. Bir özelliğin tamamen yok olduğunu daha güçlü bir şekilde söylemek yerine, o özelliğin derecesinin yüksek olmadığını anlatır.
Alıştırma
“The backpack isn't that heavy” cümlesinin en doğal anlamı nedir?
- Sırt çantası çok ağır değil.
- Sırt çantası son derece ağır.
- Konuşan kişi özel bir sırt çantasını işaret ediyor.
Cevabı göster
Sırt çantası çok ağır değil.
So, most moths will make a really strongly woven silken cocoon
0:40Çoğu güve gerçekten sağlam örülmüş ipeksi bir koza yapar
and instead it just dangles almost a foot down from a leaf Kalıp ifadeler
0:48bunun yerine bir yapraktan neredeyse bir fit aşağı sarkıyor
dangles almost a foot down from a leaf: bir yapraktan aşağı sarkmak
Dangles ... from ..., bir şeyin bir bağlantı noktasından, alt kısmı gevşek veya serbest kalacak şekilde sarkması demektir. From, onu taşıyan yeri belirtir: bir yaprak. Almost a foot, 12 inç veya yaklaşık 30 santimetre olan bir fitten biraz daha az demektir. Down aşağı yönü ve ne kadar uzandığını gösterir; birinin nesneyi aşağı bıraktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
dangle, almost three feet, down ve from ögelerini doğru biçim ve sırayla kullanarak cümleyi tamamlayın: “The cord ____ the roof.”
Cevabı göster
dangles almost three feet down from
And that probably protects it more from ants than anything else.
0:56Ve bu muhtemelen onu karıncalardan diğer her şeyden daha fazla koruyor.
It seems so counterintuitive though to build something like that. Anlatım akışı
1:01Böyle bir şey inşa etmek çok mantığa aykırı görünse de.
though: konuşmada sonradan eklenen karşıtlık
Burada though, “ancak” ya da “ama” anlamı veren konuşma diline özgü bir karşıtlık işaretidir. Konuşmacı önce “It seems so counterintuitive” değerlendirmesini yapar, ardından bu tepkinin önceki düşünceye ters düştüğünü göstermek için though ekler. Buradaki though, ardından “although...” anlamında ayrı bir yan cümle başlatmaz. Ara söz gibi çalışır: cümle “to build something like that” ile devam ederken though konuşmacının bütün değerlendirmesine karşıtlık katar.
Alıştırma
Hangi cümlede though, örnekteki gibi sonradan eklenen ara söz niteliğinde bir karşıtlık olarak kullanılmıştır?
- It seems strange because we usually stay late.
- Though it seems strange, we should leave early.
- It seems strange, though, to leave so early.
Cevabı göster
It seems strange, though, to leave so early.
It's almost like, hey guys, check me out. Öbek fiiller
1:05Neredeyse, 'hey millet, bana bakın' demek gibi.
check me out: dikkati kendine çekmek
Check me out, “bana bakın” ya da “ne yaptığıma dikkat edin” demenin samimi bir yoludur. Örnekte konuşmacı kozaya eğlenceli bir ses verir; koza sanki herkesin kendisini fark etmesi için gururla sesleniyormuş gibidir. Buradaki sözler otelden ayrılmak anlamına gelmez. me zamiri dikkat edilen kişiyi veya şeyi gösterir; nesne değişince dinleyicilerin bakmaya çağrıldığı şey de değişir.
Alıştırma
Mia arkadaşlarının yeni dans hareketini izlemesini istiyor. Ne söylemeli?
- Please check my homework.
- Let's check out of the hotel.
- Check me out!
Cevabı göster
Check me out!
Lens kısaltmaları olarak "a 100" ve "a 105 macro"
Bu fotoğrafçılık konuşmasında a 100, 100 milimetrelik bir lens; a 105 macro ise 105 milimetrelik bir makro lens demektir. İngilizcedeki a belirsiz tanımlığı, kısaltılmış her ifadenin tek bir lense gönderme yaptığını gösterir. Konu edilen ekipmanın lens olduğu zaten belliyse fotoğrafçılar millimeter ve lens sözcüklerini sık sık söylemez. Sayılar fiyatı, miktarı veya kamera modelini değil, odak uzaklığını belirtir; macro ise yakından netleme için yapılmış bir lensi tanımlar.
Alıştırma
Fotoğrafçılar arasındaki bir konuşmada "I'm using a 105 macro" ne anlama gelir?
- 105 tane yakın çekim fotoğraf çekiyorum.
- 105 Macro adlı bir kamera modeli kullanıyorum.
- 105 milimetrelik bir makro lens kullanıyorum.
Cevabı göster
105 milimetrelik bir makro lens kullanıyorum.
Özne söylenmediğinde beklenen yeteneği anlatan "Should be able to"
Should be able to, mevcut koşullara göre bir kişinin veya şeyin bir eylemi yapabilmesinin beklendiğini, yani bunun muhtemelen mümkün olduğunu anlatır. Burada mevcut çekim düzeni, ince yapının görülebilmesini olası kılar. Should bir görev veya tavsiye değil, mevcut koşullara dayanan makul bir beklenti ifade eder. Gündelik konuşmada açıkça anlaşılan özne söylenmeyebilir. Tam cümle “You should be able to see...” veya “We should be able to see...” olabilir; hangi öznenin kastedildiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda "Should be able to see the fine structure" en büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Konuşan kişi ince yapının var olup olmadığını soruyor.
- Bir kural, birinin ince yapıya bakmasını zorunlu kılıyor.
- Mevcut düzenle ince yapıyı görmek muhtemelen mümkündür.
Cevabı göster
Mevcut düzenle ince yapıyı görmek muhtemelen mümkündür.
one of a kind: “eşsiz” anlamındaki deyim
One of a kind, “eşsiz” anlamına gelen bir deyimdir: onunla tamamen aynı başka bir kişi veya şey yoktur. Burada kozanın sıradan kozalardan farklı olduğunu anlatır. Bu cümlede ifade be fiilinden sonra gelir: this cocoon is one of a kind. Buradaki kind sözcüğünü “nazik” olarak yorumlamayın; sözcük bütün deyimin bir parçasıdır.
Alıştırma
“Eşsiz” anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: This handmade puppet is ____; there is no other puppet exactly like it.
Cevabı göster
one of a kind
Um you can actually find these guys up in North America
1:35Um aslında bu çocukları Kuzey Amerika'da da bulabilirsiniz
So, it kind of looks if you look at the bottom there,
1:43Eğer oranın altına bakarsanız, biraz benziyor,
Do you want to put your finger under it so we can see the scale? Kelime
1:54Ölçeği görebilmemiz için parmağını altına koymak ister misin?
scale: karşılaştırmayla gösterilen boyut
Burada scale, kozanın tanıdık bir şeye kıyasla ne kadar büyük veya küçük olduğunu anlatır. Altına bir parmak koymak, izleyicilere tanıdık bir boyut ölçütü verir. Fotoğraflarda, haritalarda, modellerde ve bilimsel gösterimlerde scale insanların boyutu anlamasına yardımcı olur. Burada ağırlık anlamına gelmez.
Alıştırma
“Place a coin next to the tiny shell to show its scale,” cümlesinde scale ne anlama gelir?
- Kabuğun madeni paraya kıyasla ne kadar büyük olduğu
- Kabuğun ağırlığı
- Bir hayvanı kaplayan sert tabakalar
Cevabı göster
Kabuğun madeni paraya kıyasla ne kadar büyük olduğu
I've been cleaning: have been + -ing
I've been cleaning, İngilizcedeki present perfect continuous yapısını kullanır: have + been + fiilin -ing biçimi. Temizleme eylemini daha önce başlayıp şu ana kadar süren veya şimdi açık bir etkisi bulunan bir etkinlik olarak gösterir. All day süreyi vurgular ve bu zaman yapısıyla doğal biçimde kullanılır. Bu şakacı yanıtta konuşan kişi abartıyor olabilir, ancak dil bilgisi yine de etkinliği şu ana kadar uzanan bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi clean fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: I ____ the kitchen all morning.
Cevabı göster
have been cleaning
Okay, so please make this transition with me. Anlatım akışı
2:10Tamam, lütfen benimle bu geçişi yapın.
make this transition with me: izleyiciyi yeni bir bölüme yönlendirmek
Make this transition with me, izleyiciden hikâyedeki zaman, yer veya konu değişikliği gibi bir geçişi takip etmesini ister. Buradaki transition fiziksel bir yolculuk değildir; anlatının bir bölümünden sonrakine geçiştir. Konuşan kişi with me diyerek bu yapı işaretini ortak bir eylem gibi gösterir. Herhangi bir uyarı vermeden sahne değiştirmek yerine dinleyicilere geçiş boyunca açıkça rehberlik eder.
Alıştırma
Anlatımlı bir videoda konuşan kişi “Please make this transition with me” diyerek ne yapıyor?
- İzleyiciyi hikâyenin sonraki bölümüne geçişi takip etmeye davet etmek
- İzleyiciden kopmuş bir bağlantıyı onarmasını istemek
- İzleyiciden başka bir yere yürümesini istemek
Cevabı göster
İzleyiciyi hikâyenin sonraki bölümüne geçişi takip etmeye davet etmek
Hemen gerçekleşen bir sıralama için as soon as
As soon as bir zaman yan cümlesi başlatır. Bu yan cümledeki olay önce gerçekleşir; ana cümledeki olay ise hemen ya da çok kısa bir süre sonra gelir. Bu cümlede önce Amazon'dan dönüş, hemen ardından da resepsiyona gitme zorunluluğu vardır. Kalıp as soon as + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Olayların birbirini çok yakından izlemesini anlatır; birinin bir şeyi ne kadar hızlı yaptığını karşılaştırmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya'nın eve vardıktan hemen sonra büyükannesini aradığını açıkça vurgular?
- While Maya was walking home, she called her grandmother.
- As soon as Maya got home, she called her grandmother.
- When Maya got home, she called her grandmother.
Cevabı göster
As soon as Maya got home, she called her grandmother.
As I'm sitting there making small talk with this guy, Notlar
2:15Orada oturmuş bu adamla havadan sudan konuşurken,
making small talk: ayaküstü ve nazikçe sohbet etmek
Making small talk, genellikle iyi tanımadığın biriyle hafif ve nazik bir sohbet etmek demektir. Fiil kalıbı make small talk'tur; with this guy ise konuşulan kişiyi gösterir. Buradaki small, konuların kolay ve fazla kişisel olmadığını anlatır. Seslerin düşük olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi make small talk ifadesinin -ing biçimiyle tamamla: At the party, I was ____ with the person beside me.
Cevabı göster
making small talk
I start explaining this beautiful cocoon I found in the rainforest
2:17Yağmur ormanında bulduğum bu güzel kozayı anlatmaya başladım
As I'm sitting there ... I start explaining içinde tarihsel şimdiki zaman
Hikâye zaten geçmiş zamana yerleştirilmiştir. Konuşan kişi, sürmekte olan arka planı göstermek için As I'm sitting there bölümünde şimdiki zamana geçer; ardından sonraki olayı tanıtmak için I start explaining bölümünde geniş zaman kullanır. Buna tarihsel ya da öyküleyici şimdiki zaman denir; olaylar şu anda gerçekleşmiyordur. Zaman ve görünüş değişimi hikâyeyi düzenler: şimdiki zamanın sürerlik biçimi arka plan sahnesini görünür tutarken geniş zaman eylemi ileri taşır. Geçmişteki bir sahneyi o anda oluyormuş gibi hissettirdiği için canlı sözlü anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
Bu sözlü hikâyede şimdiki zaman biçimleri ne işe yarıyor? “Last night, as I'm walking home, a dog runs out of a garden.”
- Hikâyeyi gelecek için bir plana dönüştürürler.
- Geçmişteki sahneyi canlı kılarlar: sürerlik biçimi arka planı verir, geniş zaman ise eylemi ileri taşır.
- Yürüyüşün ve köpeğin hareketinin konuşma anında gerçekleştiğini gösterirler.
Cevabı göster
Geçmişteki sahneyi canlı kılarlar: sürerlik biçimi arka planı verir, geniş zaman ise eylemi ileri taşır.
because it made such a huge impact on me. Kalıp ifadeler
2:20çünkü bende çok büyük bir etki bırakmıştı.
made such a huge impact on me: beni çok derinden etkiledi
Made an impact on me, “beni etkiledi veya düşünme ya da hissetme biçimimi değiştirdi” demektir. Made, make fiilinin geçmiş hâlidir; kalıp make an impact on someone şeklindedir. Buradaki impact fiziksel bir çarpışma değildir. Such a huge, etkinin derecesini güçlü biçimde artırır: konuşan kişi etkinin olağanüstü büyük ve önemli olduğunu söylüyor.
Alıştırma
Hangi cümle bir öğretmenin konuşan kişiyi güçlü biçimde etkilediğini doğal olarak anlatır?
- My teacher made such a huge impact to me.
- My teacher did such a huge impact on me.
- My teacher made such a huge impact on me.
Cevabı göster
My teacher made such a huge impact on me.
So, I explained that if a cocoon is to keep predators out, Anlatım akışı
2:22Böylece, eğer bir koza yırtıcıları dışarıda tutmak içinse,
why would I put holes all in my cocoon?
2:26neden kozamın her yerine delikler açayım ki? diye açıkladım.
If ... is to ..., why would ...?: amaçtan sonra çelişkiyi sorgulamak
Cümle önce “is to keep predators out” ile kozanın beklenen amacını belirtir: koza bunun için tasarlanmıştır. Ardından “why would I ...?” görünürdeki bir çelişkiye işaret eder. Buradaki would, birinin neden böyle bir seçim yapacağını sorar; geçmişten bakılan bir geleceği anlatmaz. “If X is to do A, why would B?” kalıbı önce amacı sunar, sonra da bu amaca ters düşüyor gibi görünen bir şeyi sorgular.
Alıştırma
Bir örtünün bisikleti yağmurdan koruması gerekiyor, ancak örtüde büyük bir açıklık var. Hangi cümle bunu amaç ile tasarım arasındaki bir çatışma olarak en iyi şekilde sunar?
- Why did the cover keep the bicycle dry yesterday?
- If the cover is to keep the bicycle dry, why would it have a large opening?
- When will the cover have a large opening?
Cevabı göster
If the cover is to keep the bicycle dry, why would it have a large opening?
Hikâyede “o der” anlamındaki He goes,
Gündelik bir hikâye anlatımında go, birinin söylediklerini veya verdiği tepkiyi tanıtabilir. Burada He goes, “o der” veya “o dedi” anlamındadır; bir yere gitmeyi anlatmaz. Anlatıcı, geçmişteki sahneyi daha canlı ve yakın göstermek için goes biçimindeki şimdiki zamanı kullanır. Ardından gelen alıntı, go fiilinin sözü aktarmak için kullanıldığını gösteren ipucudur.
Alıştırma
Gündelik bir hikâyede biri şöyle anlatılıyor: He goes, “That’s amazing!” Buradaki He goes ne anlama gelir?
- “That’s amazing!” der veya böyle tepki verir.
- Harika biri hâline gelir.
- Başka bir yere gider.
Cevabı göster
“That’s amazing!” der veya böyle tepki verir.
I happen to be a butterfly farmer." Kalıp ifadeler
2:32Ben de tesadüfen bir kelebek yetiştiricisiyim."
Beklenmedik bir tesadüfü anlatan happen to be
happen to be ifadesinde happen, “tesadüfen öyle olmak” anlamına gelir. Konuşan kişi, kelebek yetiştiricisi olmasının o anki konuyla beklenmedik şekilde örtüşen bir tesadüf olduğunu söylüyor. Özne + happen(s) to be + isim/sıfat yapısı, şaşırtıcı ama ilgili bir bilgi ekler. Birisi başka bir şeye dönüşürken bir olayın meydana gelmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir komşunun arabasıyla ilgili yardıma ihtiyacı var. Konuşanın kimliğini işe yarayan bir tesadüf olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: “I ____ a trained mechanic, so I can take a look.”
Cevabı göster
happen to be
and John owns one of two butterfly farms in Alabama.
2:37ve John Alabama'daki iki kelebek çiftliğinden birinin sahibi.
Bir süreci sormak için How does this work?
Burada How does this work?, karşıdaki kişiden süreci veya sistemi açıklamasını ister. This bir makineyi değil, kelebek satma işinin genel olarak nasıl yürüdüğünü ifade eder. Bir hizmetin, kuralın, anlaşmanın veya etkinliğin adımlarını ya da düzenini öğrenmek istediğinizde de aynı soru kullanılabilir. How açıklama ister; work burada “işlemek” anlamındadır.
Alıştırma
Yeni bir kütüphaneye üye oldunuz ve birinin ödünç alma sürecini açıklamasını istiyorsunuz. Ne sormalısınız?
- How does this work?
- What does this do?
- Does this work?
Cevabı göster
How does this work?
That's one of my... actually one of my favorite questions to answer.
2:46Bu benim... aslında cevaplamayı en sevdiğim sorulardan biri.
But this is actually the general way I ship butterflies,
2:50Ama bu aslında kelebekleri gönderdiğim genel yöntem,
And most of my butterflies go to zoos, botanical gardens
2:56Ve kelebeklerimin çoğu hayvanat bahçelerine, botanik bahçelerine gidiyor
So, you don't really sell like 10 at a time, Kalıp ifadeler
3:00Yani bir seferde 10 tane satmıyorsunuz,
at a time: her partideki miktar
Bu cümlede at a time, “her satışta veya her partide” anlamına gelir. Ten at a time bir partide on tane, hundreds at a time ise bir partide yüzlerce tane demektir. Her turda, yolculukta veya durumda kaç tane işlendiğini göstermek için at a time ifadesinin önüne bir sayı ya da miktar koyun. Bu yapı genellikle bir sınırı açıklar veya parti büyüklüklerini karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi “yolculuk başına” veya “her partide” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The elevator can carry only six people ____, so the group must go in batches.
Cevabı göster
at a time
I would say my average size order is about 100 butterflies a week.
3:03Ortalama sipariş büyüklüğümün haftada yaklaşık 100 kelebek olduğunu söyleyebilirim.
So, what we have here, this is a Luna moth cocoon.
3:06Burada gördüğümüz şey, bu bir Luna güvesi kozası.
And um some people are confused about the difference uh in a cocoon here
3:08Ve um bazı insanlar buradaki bir koza ile
and a chrysalis uh or a pupa here.
3:13buradaki bir krizalit uh ya da pupa arasındaki farkı uh karıştırıyorlar.
Um and the difference really isn't that great.
3:16Um ve aradaki fark aslında o kadar da büyük değil.
Um so, this the cocoon itself is really just the covering that the pupa uh spins around itself. Kelime
3:22Um yani, bu kozanın kendisi aslında sadece pupanın uh kendi etrafında ördüğü örtüdür.
cocoon itself ... pupa: örtü ve böceğin gelişim evresi
Cocoon itself, dıştaki koruyucu örtüyü ifade eder. Burada itself vurgu katar: konuşan kişi içerideki böceği değil, kozanın kendisini tanımlamaktadır. Pupa ise bu örtünün içindeki böceğin gelişim evresidir. Bu sözcükler farklı şeyleri adlandırır. Koza yapan türlerde cocoon, pupayı çevreler; ancak koza pupa değildir. Bazı pupalar koza olmadan gelişir.
Alıştırma
Genç bir güve ipek bir örtünün içinde gelişiyor. Hangi seçenek önce böceğin evresini, sonra dış örtüyü adlandırır?
- cocoon; chrysalis
- cocoon; pupa
- pupa; cocoon
Cevabı göster
pupa; cocoon
If you look here at the spicebush swallowtail,
3:29Eğer buradaki baharat çalısı kırlangıçkuyruğuna bakarsanız,
Whereas the Luna moth actually spins the cocoon around the pupa. Anlatım akışı
3:34Oysa Luna güvesi aslında kozayı pupanın etrafına örer.
İki olguyu karşılaştırmak için Whereas
Whereas, başka bir olguyla karşıtlık kuran bir yan cümleyi başlatır. Burada dinleyene luna güvesini az önce sözü edilen türle karşılaştırmasını söyler: o türün kozası yoktur, ancak luna güvesi pupasının etrafına bir koza örer. Bu kullanım bilgiyi A'ya karşı B biçiminde düzenler. Bu sözlü cümlede Whereas önceki ifadeye bağlanır; tam bir yazılı cümlede karşıtlık kuran iki yan cümle genellikle birleştirilir.
Alıştırma
Bu cümledeki iki olguyu açıkça karşılaştıran bağlacı seçin: The first species has no cocoon, ___ the second spins one.
- whereas
- therefore
- because
Cevabı göster
whereas
This is the picture of the uh the thing that we took in the rainforest.
3:38Bu, uh yağmur ormanlarında çektiğimiz şeyin fotoğrafı.
Why is the here I'm seeing these cocoons are solid,
3:44Neden... burada bu kozaların katı olduğunu görüyorum,
Well, that's actually a very important uh defense mechanism. Kelime
3:50Şey, bu aslında çok önemli bir uh savunma mekanizması.
Biyolojide defense mechanism
Burada defense mechanism, bir canlıyı tehlikeden veya zarardan koruyan özellik, süreç ya da davranış anlamına gelir. Kozadaki büyük açıklık şiddetli yağmurun geçmesini sağlar; böylece pupanın çevresinde su birikmez. Mechanism mutlaka makine demek değildir. Koruma sağlayacak şekilde işleyen herhangi bir yöntem olabilir. Psikolojide defense mechanism farklı ve özel bir anlama sahiptir, ancak bu cümlede biyoloji anlamı uygundur.
Alıştırma
Bir biyoloji dersinde defense mechanism bu cümlede ne anlama gelir? A skunk's spray is a defense mechanism against predators.
- Acı veren duygulardan kaçınmanın bilinçsiz bir yolu
- Yalnızca savaşmak için yapılmış bir makine
- Bir canlının zarardan kaçınmasına yardımcı olan koruyucu özellik, süreç veya davranış
Cevabı göster
Bir canlının zarardan kaçınmasına yardımcı olan koruyucu özellik, süreç veya davranış
Um so, if this was hanging on a tree like the one you found down in the Amazon,
3:57Um yani, Amazon'da bulduğun gibi bir ağaçta asılı olsaydı,
um it would actually fill up with water and actually drown the pupa.
4:06um aslında suyla dolar ve pupayı boğardı.
if it was ... it would: varsayımsal koşul ve sonuç
Bu cümlede if it was hanging like that, gerçekten yaşanmış bir olayı anlatmak yerine hayal edilen bir durum kurar. Simple past biçimindeki was, varsayımsal koşulu gösterir. It would actually fill up with water, bu hayalî koşulun beklenen sonucunu verir. Başka durumlara da aktarılabilen yapı if + simple past, would + fiilin yalın hâlidir. Gerçek olmayan veya henüz doğrulanmamış bir koşulda ne olacağını düşünmek için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı varsayımsal if + simple past, would + fiilin yalın hâli yapısını kullanır?
- If the drain was blocked, water would collect in the sink.
- Because the drain was blocked, water collected in the sink.
- If the drain is blocked tomorrow, water will collect in the sink.
Cevabı göster
If the drain was blocked, water would collect in the sink.
So, those large holes actually allow the rain to just fall through uh instead of filling up the pupa. Notlar
4:10Yani, bu büyük delikler aslında pupanın dolması yerine yağmurun sadece içinden uh düşmesine izin verir.
fall through ifadesinin gerçek anlamı
Burada fall through gerçek anlamdadır: yağmur, kozanın büyük deliklerinden geçerek aşağı iner. Through, bir açıklığın bir tarafından diğer tarafına doğru hareketi gösterir. Başka bağlamlarda fall through, bir planın, anlaşmanın veya düzenlemenin gerçekleşmemesi anlamına gelen bir deyim olabilir. Bu cümlede fiziksel bir madde olan rain özne konumundadır ve holes sözcüğü de geçer; bu nedenle gerçek anlam kastedilir.
Alıştırma
Water fell through the holes in the basket cümlesinde fell through ne anlama gelir?
- Açıklıklardan geçti.
- Plan gerçekleşmedi.
- İçeride sıkışıp kaldı.
Cevabı göster
Açıklıklardan geçti.
instead of + -ing biçimi: instead of filling up
Instead of, başka bir eylem ya da sonuç onun yerini aldığı için gerçekleşmeyen eylemi veya sonucu belirtir. Burada yağmur deliklerden aşağı akar; suyun pupanın çevresinde birikmesi önlenen sonuçtur. Of bir edat olduğu için, instead of sonrasında bir eylem geldiğinde normalde -ing biçimi kullanılır: instead of + filling. Bu yapı gerçek sonucu olası alternatifle karşılaştırır.
Alıştırma
Collect fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamlayın: The rainwater drained away instead of ____ in the pot.
Cevabı göster
collecting
but pupa breathe just like any other living animal. Dilbilgisi
4:18ama pupa da diğer tüm canlı hayvanlar gibi nefes alır.
just like any other + tekil sayılabilir isim
Just like, aynı şekilde anlamına gelir ve just karşılaştırmayı güçlendirir. Any other + tekil sayılabilir isim, öznenin o gruba ait olduğunu ve grubun diğer üyeleriyle karşılaştırıldığını gösterir. Burada just like any other living animal, pupanın da canlı bir hayvan olduğunu vurgular. Özne + fiil + just like any other + tekil sayılabilir isim kalıbını kullanın. Örneğin: A whale needs oxygen just like any other mammal. Balina zaten memeliler grubunun bir üyesi olduğu için other önemlidir.
Alıştırma
Yunusun memeliler grubuna ait olduğunu gösteren ve any ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle karşılaştırmayı tamamlayın: A dolphin needs oxygen just like ____ mammal.
Cevabı göster
any other
chrysalis ... Yunanca chrysos kelimesi ... altın anlamına gelir
chrysalis kelimesi, “altın” anlamına gelen Yunanca chrysos kelimesiyle bağlantılıdır. Bu, etimolojik bir açıklamadır: kelimenin geçmişi, bazı kelebek pupalarında görülen altın rengini andıran ışıltıyla ilişkilidir. Bu bağlantı adın kökenini açıklar; her chrysalis’in altın renkli olduğunu ya da chrysalis ile cocoon kelimelerinin birbirinin yerine kullanılabileceğini söylemez.
Alıştırma
Konuşmacı chrysalis kelimesi hakkında neyi açıklıyor?
- Her chrysalis’in altın renkli olduğu anlamına gelir.
- Her böceğin cocoon’ı için kullanılan başka bir addır.
- “Altın” anlamına gelen Yunanca chrysos kelimesiyle bağlantılıdır.
Cevabı göster
“Altın” anlamına gelen Yunanca chrysos kelimesiyle bağlantılıdır.
Some butterfly pupa have a gold shimmer to them,
4:35Bazı kelebek pupalarının üzerinde altın rengi bir ışıltı vardır,
that's why: nedeni sonuca bağlamak
That's why, az önce söylenmiş bir nedene geri gönderme yapar ve o nedenin açıkladığı sonucu tanıtır. Burada altın rengi ışıltı nedendir; pupaya chrysalis denmesi ise sonuçtur. Kalıp şöyledir: neden. That's why + sonuç. Bu cümlede why, bağlantı ifadesinin bir parçasıdır; soru sormaz.
Alıştırma
The power went out. Bu nedeni “we used flashlights” sonucuna doğru şekilde bağlayan ifade hangisidir?
- That's because
- Why is that
- That's why
Cevabı göster
That's why
Okay, my goal here was for you to learn, enjoy, and maybe see something beautiful you've never seen before. Dilbilgisi
4:40Tamam, buradaki amacım öğrenmeniz, keyif almanız ve belki de daha önce hiç görmediğiniz güzel bir şey görmenizdi.
my goal here was for you to + fiil yapısı
goal sözcüğünden sonra gelen was for + kişi + to + fiil yapısı, eylemi kimin yapmasının beklendiğini belirtir. Bu cümlede learn, enjoy ve see fiillerinin örtük öznesi you'dur. For you, konuşanın bu şeyleri sizin yerinize yapacağı anlamına gelmez. Sonraki mastar eylemlerini gerçekleştiren kişiyi tanıtır.
Alıştırma
You'nun eylemi gerçekleştirmesi beklenen kişi olduğunu gösteren yapıyla cümleyi tamamlayın: My goal was ____ try the puzzle.
Cevabı göster
for you to
I will now try to earn your like or subscription
4:45Şimdi videonun açıklamasına bir bağlantı ekleyerek
to the high resolution photos of the cocoon
4:49beğeninizi veya aboneliğinizi kazanmaya çalışacağım
Gündelik bir veda olarak Have a good one
Have a good one, bir konuşmayı dostça bitirmenin bir yoludur. Buradaki one belirli bir nesneyi adlandırmaz; günün geri kalanı veya akşam gibi bundan sonraki zamanı genel olarak temsil eder. Konuşan kişi, ayrıldıktan sonra dinleyicinin iyi vakit geçirmesini diler.
Alıştırma
Gündelik veda sözünü tamamlayın: Have a good ____.
Cevabı göster
one
How long have you lived ...?: hâlâ süren bir dönemi sormak
How long bir sürenin ne kadar olduğunu sorar. Burada have lived present perfect yapısındadır: kişi geçmişte bu bölgede yaşamaya başlamıştır ve hâlâ burada yaşamaktadır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp How long + have/has + özne + past participle ...? şeklindedir. Out here, “burada, daha merkezi bir yerden uzaktaki bu bölgede” anlamına gelir; hareketi değil, konumu anlatır.
Alıştırma
Yardımcı fiili ve live fiilinin past participle biçimini yazarak present perfect sorusunu tamamlayın: How long ____ you ____ out here?
Cevabı göster
have · lived
I never seen this before: eksik have yardımcı fiilini fark etmek
Cümle anlaşılırdır, ancak I never seen standart değildir; çünkü seen, yardımcı fiil olmadan kullanılan bir past participle biçimidir. Standart İngilizcede I've never seen this before denir. Bu, söz konusu deneyimin şu ana kadar hiç yaşanmadığı anlamına gelir. Şimdiki zamanla bağlantılı bir deneyim için have veya has + seen kullanın. Bitmiş bir geçmiş zaman için ise saw kullanın; örneğin I never saw this on my last trip.
Alıştırma
Şu ana kadar hiç yaşanmamış bir deneyimi standart İngilizceyle hangi cümle anlatır?
- I've never seen this before.
- I never seen this before.
- I've never saw this before.
Cevabı göster
I've never seen this before.
Samimi bir yanıtı başlatan To be honest,
To be honest açık ve samimi bir yanıtı başlatır. Burada never sözcüğünün konuşanın doğrudan ve belki de şaşırtıcı yanıtı olduğunu gösterir. Bu ifade, konuşanın daha önce dürüst olmadığı anlamına gelmez. Dinleyiciyi, beklediğinden farklı olabilecek gerçek bir görüşe ya da bilgiye hazırlar.
Alıştırma
Samimi bir yanıtı belirten, bu dersteki üç sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: “____, I don't like this game.”
Cevabı göster
To be honest
Are you just not a very good guide? ile şakacı takılma
Bu, dil bilgisi bakımından evet-hayır sorusudur; ancak bu bağlamda şakacı bir takılma işlevi görür. Konuşan kişi komik bir çelişkiye dikkat çeker: Uzun süredir rehberlik yapan biri konuşulan şeyi daha önce hiç görmemiştir. Sözcükler tek başına gerçek bir eleştiri gibi gelir. Ancak samimi bağlam ve rehberin eğlenmiş tepkisi şakacı anlamı destekler. Bu nedenle amaç büyük olasılıkla rehberin yeteneğini ciddi biçimde yargılamak değil, mizah yaratmaktır.
Alıştırma
Rehber yıllardır orada yaşamaktadır, ancak bu nesneyi daha önce hiç görmediğini söyler. “Are you just not a very good guide?” sözünü duyduktan sonra güler. Konuşan kişi büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Rehberin işi hakkında resmî bir şikâyette bulunmak.
- Rehbere hafif ve samimi biçimde takılmak.
- Rehberin resmî unvanının doğru olup olmadığını kontrol etmek.
Cevabı göster
Rehbere hafif ve samimi biçimde takılmak.
focus in details, ... focus on details: ayrıntılardan söz ederken doğru edat
Bu cümlede focus in details, “ayrıntılara çok dikkat etmek” anlamına gelmek istiyor; ancak bu anlamda focus in standart bir edat kullanımı değildir. Doğal kalıp focus on details şeklindedir: focus kelimesinden sonra on, dikkatin yöneldiği şeyi gösterir. Dikkatinizi verdiğiniz konuyu veya özelliği söylerken focus kelimesinden sonra genellikle on kullanın. Kaynaktaki ifade anlaşılabilir, ancak düzenlenmiş İngilizcede standart dışı duyulabilir; focus on details konuşanın niyetini korur.
Alıştırma
Cümleyi doğal ifadeyle tamamlayın: When I review a design, I always ____ details that other people miss.
Cevabı göster
focus on
So, you've lived here your whole life and you've never seen this?
5:43Yani, tüm hayatını burada geçirdin ve bunu hiç görmedin mi?
And uh if you want to check out John's stuff, Öbek fiiller
5:46Ve uh eğer John'un eşyalarına göz atmak isterseniz,
check out John's stuff, ... John'un içeriklerini keşfetmek
Burada check out, özellikle içerik veya çalışma gibi bir şeyi gidip görmek ya da keşfetmek anlamına gelir. John's stuff, John'un yaptığı veya paylaştığı videoları, gönderileri ya da diğer çalışmalarını geniş ve günlük bir ifadeyle anlatır. Bu ifade samimi bir öneri olarak kullanılmıştır: konuşan kişi karşısındaki kişiyi John'un içeriklerini keşfetmeye davet eder. Otelden ayrılmak ya da mağazada ödeme yapmak anlamına gelmez; stuff da belirli tek bir eşyayı göstermez.
Alıştırma
Bu samimi öneride check out John's stuff ne anlama gelir?
- Hesabı ödedikten sonra otelden ayrılmak
- John'dan birkaç eşya satın almak
- John'un içeriklerini veya çalışmalarını keşfetmek
- John'a ait belirli bir eşyayı incelemek
Cevabı göster
John'un içeriklerini veya çalışmalarını keşfetmek
I may or may not leave a link depending on what we decide. Notlar
5:48kararımıza bağlı olarak bir bağlantı bırakabilirim veya bırakmayabilirim.
may or may not + fiilin yalın biçimi
may or may not + fiilin yalın biçimi, olumlu ve olumsuz iki sonucun da hâlâ mümkün olduğunu belirtir. Bu cümlede konuşan kişi bağlantı bırakıp bırakmayacağına henüz karar vermemiştir. Söz vermek yerine belirsizliği açıkça göstermek istediğinizde yapının tamamını kullanın. may sözcüğünün tekrarı amaçlıdır: ilk may olumlu olasılıkla, ikinci may ise olumsuz olasılıkla bağlantılıdır.
Alıştırma
Bu cümlede may or may not ifadesinin anlamını seçin: We may or may not visit on Saturday.
- Ziyaret edeceğimize söz verdik.
- Hem ziyaret etmek hem de etmemek hâlâ mümkündür.
- Ziyaret etmemize izin verilmiyor.
Cevabı göster
Hem ziyaret etmek hem de etmemek hâlâ mümkündür.
depending on + soru sözcüklü yan cümle
Depending on, bir sonucu belirleyen etkeni belirtir. Bu cümlede what we decide, “vereceğimiz karar” anlamındadır ve bağlantı bırakılıp bırakılmayacağını bu karar belirleyecektir. depending on öbeği, tamamlanmış ana cümleye bir koşul ekler; cümlenin ana fiili değildir. Buradaki gibi sonucu belirten cümleden sonra ya da o cümleden önce gelebilir.
Alıştırma
Tam bir ana cümleye doğru biçimde koşul ekleyen cümleyi seçin.
- The start time may change, depends on what the coach decides.
- The start time may change, depending on what the coach decides.
- The start time may change, depend on what the coach decides.
Cevabı göster
The start time may change, depending on what the coach decides.