Bazı arkadaşlıklar neden kalıcı olur, bazılarıysa olmaz? - Iseult Gillespie: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, arkadaşlığın algımızı, esenliğimizi ve gelişimimizi nasıl etkilediğini açıklıyor; ardından yeni insanlarla tanışmaktan yakınlık kurmaya ve anlaşmazlıkları dürüst, yargılamayan iletişimle ele almaya uzanan süreci inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the liking gap. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Başkalarının bizimle vakit geçirmekten ne kadar hoşlandığını küçümseme eğilimini anlatan psikoloji terimini öğrenin ve kabul göreceğini düşünmenin sosyal karşılaşmaları neden kolaylaştırabildiğini anlayın. 2. Simply telling a friend about your day or sharing your interests can help build closeness. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Cümlenin öznesi görevindeki iki paralel gerund yapısını tanıyın ve basit eylemlerin olumlu bir sonuç doğurabileceğini açıklamak için bu kalıbı kullanın. 3. share how the situation is making you feel — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Zor bir konuşmada karşınızdakini suçlamak yerine durumun sizde yarattığı duygusal tepkiyi ifade etmeyi öğrenin; böylece anlaşmazlığı açık, yapıcı ve yargılamayan bir biçimde ele alın.
Bu derste
In a 2008 study, psychologists asked participants to rate the steepness of a hill. Kalıp ifadeler
0:072008 yılında yapılan bir çalışmada, psikologlar katılımcılardan bir tepenin dikliğini değerlendirmelerini istedi.
rate the steepness of a hill: bir tepenin ne kadar dik göründüğünü değerlendirmek
Burada rate, bir şeyi bir ölçeğe yerleştirerek veya puan vererek değerlendirmek anlamında kullanılan bir fiildir. To rate the steepness of a hill, tepenin ne kadar dik göründüğünü değerlendirmek demektir. Steepness, eğimin derecesidir; tepenin yüksekliği değildir. Rate burada hız anlamına da gelmez. Bu çalışmada ifade, araçla yapılan bir ölçümü değil, öznel bir puanlama görevini anlatır.
Alıştırma
Araştırmacılar, bir yolun ne kadar dik göründüğüne 1 ile 10 arasında puan verilmesini istiyor. Hangi yönerge bu göreve en uygundur?
- Rate the steepness of the path.
- Measure the path's height above sea level.
- Record how fast people walk on the path.
Cevabı göster
Rate the steepness of the path.
Those who were accompanied by a good friend judged the hill to be less steep than people who were alone. Notlar
0:13Yanında iyi bir arkadaşı olanlar, tepeyi yalnız olanlara göre daha az dik olarak değerlendirdiler.
were accompanied by a good friend: birine eşlik edildiğini anlatan resmî edilgen yapı
Were accompanied by a good friend, be accompanied by + kişi şeklindeki edilgen yapıyı kullanır. İyi bir arkadaşın onlarla birlikte gittiği veya yanlarında bulunduğu anlamına gelir; by, eşlik eden kişiyi belirtir. Bunun etken karşılığı A good friend accompanied them. cümlesidir.
Alıştırma
Cümleyi accompany fiilinin resmî edilgen biçimiyle tamamlayın: At yesterday's appointment, the patient ____ her father.
Cevabı göster
was accompanied by
judged the hill to be less steep than: judge + nesne + to be + tümleç
judged the hill to be less steep than... ifadesinde judge + nesne + to be + tümleç kalıbı kullanılır. the hill değerlendirilen nesnedir; less steep ise değerlendirmenin sonucunu bildiren tümleçtir. than bölümü karşılaştırmayı ekler. Burada to be amaç bildirmez. Nesneyi ona atfedilen özellikle bağlar. Bu nedenle judged the hill to be less steep, tepeyi daha az dik olarak değerlendirdikleri anlamına gelir.
Alıştırma
judge + nesne + to be + tümleç kalıbındaki eksik sözcükleri kullanarak resmî değerlendirmeyi tamamlayın: The inspectors judged the bridge ____ safe.
Cevabı göster
to be
This is just one of many ways friendships can change how we see and move through the world. Notlar
0:20Bu, arkadaşlıkların dünyayı görme ve dünyada hareket etme şeklimizi değiştirebilmesinin birçok yolundan sadece biridir.
just one of many ways: bir örneği daha büyük bir kümenin içine yerleştirmek
Just one of many ways, mevcut örneği daha büyük bir kümenin tek bir üyesi olarak sunar. Burada just “yalnızca” anlamındadır; yani konuşan kişi bu örneğin konunun tamamını açıkladığını ileri sürmez. Bu çerçeve, belirli bir örneği daha geniş bir düşünceye bağlayarak açıklamayı düzenler. one of many ways ifadesinde, çok sayıdaki seçenekten biri seçildiği için ways çoğuldur.
Alıştırma
'This is just one of many ways exercise can improve your mood.' cümlesinde just one of many ways ne anlatır?
- Bu bir örnektir ve başka yollar da vardır.
- Egzersiz ruh hâlinizi yalnızca tek bir yolla iyileştirebilir.
- Bu, egzersizin ruh hâlinizi iyileştirebileceği en iyi yoldur.
Cevabı göster
Bu bir örnektir ve başka yollar da vardır.
Yaşam biçimini anlatan bir mecaz olarak move through the world
Burada move through the world, bir insanın nasıl yaşadığını, hareket ettiğini, seçim yaptığını, başkalarıyla etkileşim kurduğunu ve hayata nasıl karşılık verdiğini anlatan bir mecazdır. Fiziksel olarak bütün dünyayı dolaşmak anlamına gelmez. Cümlede see ile move through yan yana kullanılır: arkadaşlıklar hem dünyayı nasıl anladığımızı hem de onun içinde nasıl davranıp hayatı deneyimlediğimizi etkileyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede move through the world ne anlama gelir?
- insanların nasıl yaşadığı, davrandığı ve çevrelerindeki hayata karşılık verdiği
- insanların gezegeni nasıl hareket ettirdiği
- insanların dünyadaki her ülkeyi nasıl ziyaret ettiği
Cevabı göster
insanların nasıl yaşadığı, davrandığı ve çevrelerindeki hayata karşılık verdiği
Friendships can boost our academic performance, Kalıp ifadeler
0:26Arkadaşlıklar akademik performansımızı artırabilir,
can boost academic performance: akademik performansı artırabilmek
Boost our academic performance, okulda ne kadar başarılı olduğumuzu artırmak anlamına gelir. Burada boost mecazidir ve bir sonuca olumlu bir destek verme fikrini taşır; academic performance notları, öğrenme sonuçlarını ve genel okul çalışmalarını kapsar. Can kesinlik değil, olasılık bildirir. Cümle, arkadaşlıkların akademik performansa yardımcı olabileceğini söyler; her arkadaşlığın her öğrencinin sonuçlarını mutlaka iyileştireceğini vaat etmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef eşdizimle tamamlayın: A quiet place to study can ____.
Cevabı göster
boost academic performance
help us deal with setbacks, and even improve our health. Öbek fiiller
0:28aksiliklerle başa çıkmamıza yardımcı olabilir ve hatta sağlığımızı iyileştirebilir.
deal with setbacks: ilerlemeyi kesintiye uğratan zorluklarla başa çıkmak
Deal with setbacks, ilerlemeyi kesintiye uğratan zorluklarla yüzleşip onları yönetmek anlamına gelir. Burada deal with bir bütün olarak kullanılır ve ardından ele alınan şey gelir. Setback bir sorun, başarısızlık veya ilerleme sürecindeki geçici bir gerilemedir. İfade, zorluğa karşılık vermeye odaklanır; sorunu mutlaka tamamen çözmek anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bu dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: A helpful coach teaches players to ____ after a loss.
Cevabı göster
deal with setbacks
And the relationships we form in our childhood and teenage years Dilbilgisi
0:33Ve çocukluk ile gençlik yıllarımızda kurduğumuz ilişkiler
can shape our beliefs, values, and emotional growth. Kelime
0:36inançlarımızı, değerlerimizi ve duygusal gelişimimizi şekillendirebilir.
the relationships we form ...: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
The relationships we form in our childhood and teenage years ifadesinde we form in our childhood and teenage years, relationships sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan cümlesidir. Daha tam biçimi the relationships that we form in our childhood and teenage years şeklindedir. That, form fiilinin nesnesidir; bu nedenle doğal İngilizcede çıkarılabilir. Sözcükleri tek bir isim öbeği olarak okuyun: we özne, form fiil, relationships ise oluşturduğumuz şeydir.
Alıştırma
Hangi cümlede that çıkarıldığında cümle dil bilgisi açısından doğru kalır?
- The friendships that matter most are often few.
- The friendships that we build can last for years.
- The friendships that grow slowly can become strong.
Cevabı göster
The friendships that we build can last for years.
shape our beliefs, values, and emotional growth: inançlarımızı, değerlerimizi ve duygusal gelişimimizi şekillendirmek
Burada shape, “bir şeyin zaman içinde nasıl geliştiğini etkilemek” anlamında kullanılan bir fiildir. Nesnesi beliefs, values ve emotional growth gibi soyut kavramlardan oluşan bir listedir; bu nedenle fiziksel bir nesneye biçim vermek anlamına gelmez. Cümle, çocukluk ve ergenlik dönemindeki ilişkilerin insanların neye inandığını, neyi önemli gördüğünü ve duygusal açıdan nasıl geliştiğini şekillendirmeye yardımcı olduğunu söylüyor. Shape, tam kontrol değil, önemli ve aşamalı bir etki anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “bir şeyin zaman içinde nasıl geliştiğini etkilemek” anlamına gelen fiille tamamlayın: Early experiences can ____ a person's values.
Cevabı göster
shape
but making and maintaining friends isn't always easy. Notlar
0:43ancak arkadaş edinmek ve sürdürmek her zaman kolay değildir.
making and maintaining friends: arkadaş edinmek ve arkadaşlıkları sürdürmek
making and maintaining friends ifadesinde making yeni arkadaşlıklar kurmak, maintaining ise mevcut arkadaşlıkları sürdürmek anlamına gelir. İki -ing biçimi paraleldir ve friends nesnesini paylaşır. Koordine edilmiş -ing öbeğinin tamamı isn't always easy ifadesinin öznesidir. Burada arkadaşlık kurmak ve sürdürmek tek bir genel zorluk olarak ele alındığı için tekil isn't doğal kullanımdır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz iki -ing fiiliyle tamamlayın: ____ and ____ friendships takes time and care.
Cevabı göster
Making · maintaining
isn't always easy: kesin konuşmadan zorluğu kabul etmek
isn't always easy ifadesinde not, always sözcüğünü sınırlar: cümle, bir şeyin her durumda kolay olmadığını söyler. Bazen kolay olabileceği ihtimalini açık bırakır; bu nedenle never easy anlamına gelmez. Bu ifade, genelleme yapmadan gerçek bir zorluğu nazikçe kabul eder. is hard ile karşılaştırıldığında daha ölçülü duyulur ve farklı deneyimlere yer bırakır.
Alıştırma
Making friends isn't always easy cümlesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Bazen zor olabilir.
- Hiçbir zaman mümkün değildir.
- İstisnasız her seferinde zordur.
Cevabı göster
Bazen zor olabilir.
Let's start at the beginning: açıklamayı ilk aşamadan başlayarak düzenlemek
Let's start at the beginning, açıklamanın bir sonraki bölümünü düzenleyen bir geçiş ifadesidir. Dinleyicilere, konuşmacının en erken aşamaya veya ilk olaya geçip oradan devam edeceğini bildirir. Buradaki Let's, dinleyicileri konuşmanın içinde yönlendiren kapsayıcı bir anlatım biçimidir. Herkesten gerçekten bir etkinliğe başlamasını isteyen kelimesi kelimesine bir talep olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Bir konuşmada Let's start at the beginning ifadesinin temel işlevi nedir?
- Dinleyicilere hemen fiziksel bir işe başlamalarını emreder.
- Konuşmacının önce en erken aşamayı açıklayacağını belirtir.
- Açıklamanın bittiğini duyurur.
Cevabı göster
Konuşmacının önce en erken aşamayı açıklayacağını belirtir.
If you struggle with approaching new people, Kalıp ifadeler
0:48Eğer yeni insanlara yaklaşmakta zorlanıyorsanız,
struggle with approaching: struggle with + -ing ile zorluk anlatma
struggle with + isim veya -ing biçimi, bir etkinlik ya da sorun konusunda güçlük çekmek anlamına gelir. Burada approaching new people, henüz tanımadığın kişilere gidip iletişim kurmaya veya konuşmaya başlamak demektir. with bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır. Bu eylemi adlandırmak için struggle with approaching kullanılır; fiilin yalın biçimi olan approach kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi approach sözcüğünün doğru biçimiyle tamamla: Nina struggles with ____ people she does not know at camp.
Cevabı göster
approaching
far from alone: bunu yaşayan kesinlikle yalnızca sen değilsin
far from alone ifadesindeki far from fiziksel mesafeyi anlatmaz. far from + sıfat yapısı, belirtilen nitelikten çok uzak olmayı ya da o niteliğe hiç uymamayı anlatır. Bu nedenle far from alone, aynı deneyimi yaşayan başka birçok kişi olduğu anlamına gelir. Bu ifade karşıdakini rahatlatır ve yaşadığı zorluğun normal olduğunu hissettirir. Yalnızca not alone demekten daha vurguludur.
Alıştırma
Biri yaşadığın bir zorluk konusunda seni rahatlatırken “you are far from alone” derse bunun anlamı nedir?
- Başka hiç kimse bu zorluğu yaşamıyor.
- Başka birçok kişi de aynı zorluğu yaşıyor.
- Diğer herkesten fiziksel olarak çok uzakta duruyorsun.
Cevabı göster
Başka birçok kişi de aynı zorluğu yaşıyor.
a series of studies: bağlantılı birkaç çalışmadan gelen kanıt
A series of studies, aynı soru etrafında yürütülen birbiriyle bağlantılı birkaç çalışma anlamına gelir. Araştırma sonuçları aktarılırken bu ifade, bir iddianın yalnızca tek bir teste değil, birden fazla çalışmaya dayandığını gösterir. Kalıp a series of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. A sözcüğünden sonra gelen series tekil ana isimdir; bu yüzden özenli resmî İngilizcede tekil fiil kullanılır: A series of studies was conducted.
Alıştırma
Kanıtın birbiriyle bağlantılı birkaç çalışmadan geldiğini söyleyen cümle hangisidir?
- The result was supported by a series of related studies.
- The result appeared in a television series.
- The result was based on one study only.
Cevabı göster
The result was supported by a series of related studies.
participants had conversations of varying lengths with strangers. Kelime
0:54katılımcılar yabancılarla farklı uzunluklarda sohbetler gerçekleştirdiler.
of varying lengths: bir grup içinde farklı süreler
Of varying lengths, conversations sözcüğünü niteler ve sohbetlerin hepsinin aynı süre boyunca devam etmediğini anlatır. Burada length fiziksel boyutu değil, süreyi ifade eder. Of varying + çoğul isim kalıbında varying, bir grup içindeki öğelerin birbirinden farklı olduğunu anlatır. Her sohbetin uzunluğunun sohbet devam ederken sürekli değiştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Eğitim oturumlarının hepsinin aynı süre boyunca devam etmediğini anlatan cümle hangisidir?
- All the training sessions lasted exactly thirty minutes.
- The training sessions were of varying lengths.
- One training session became longer after the schedule changed.
Cevabı göster
The training sessions were of varying lengths.
they were asked to estimate how much they thought each stranger liked them. Dilbilgisi
0:59her bir yabancının kendilerinden ne kadar hoşlandığını düşündüklerini tahmin etmeleri istendi.
estimate how much they thought ...: iç içe dolaylı sorunun dizilişi
estimate fiilinden sonra how much, dereceyi soran dolaylı bir soru başlatır. Bu yapı başka bir cümlenin içine gömülü olduğu için how much sonrasında düz cümle dizilişi korunur: they thought each stranger liked them denir; did they think each stranger liked them denmez. İki katman vardır: they thought inancı belirtir, each stranger liked them ise bu inancın içindeki durumu anlatır. Yapı, katılımcıların kendi görüşlerine göre her bir yabancının onlardan ne derece hoşlandığını tahmin etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Dolaylı soruda düz cümle dizilişini doğru kullanan cümle hangisidir?
- She tried to estimate how much did she think the repairs would cost.
- She tried to estimate how much she thought would the repairs cost.
- She tried to estimate how much she thought the repairs would cost.
Cevabı göster
She tried to estimate how much she thought the repairs would cost.
participants rated their own likeability much lower than others had actually rated them. Dilbilgisi
1:04katılımcılar kendi sevilebilirliklerini, diğerlerinin onlara fiilen verdiği puandan çok daha düşük olarak değerlendirdiler.
Across the board: ilgili tüm grup veya alanlarda
Across the board, bir şeyin ilgili tüm gruplar, kategoriler veya alanlar boyunca geçerli olduğunu belirten bir deyimdir. Burada düşük öz değerlendirmeleri yalnızca bir alt grupla sınırlı bir sonuç olarak değil, katılımcılar arasında geniş ve tutarlı bir eğilim olarak sunar. İfade, cümlenin başında zarf görevi görerek iddianın kapsamını belirler. Buradaki board gerçek bir tahta ya da kurul değildir; sözcüklerin bütünü tek bir deyim oluşturur.
Alıştırma
“The fees increased across the board” ne anlama gelir?
- Ücretler ilgili tüm kategorilerde arttı.
- Ücretler gerçek bir tahtaya yazıldı.
- Ücretler yalnızca sıra dışı bir vakada arttı.
Cevabı göster
Ücretler ilgili tüm kategorilerde arttı.
much lower than ... had actually rated them: güçlendirilmiş karşılaştırma ve önceki değerlendirme
much lower than, katılımcıların kendilerine verdikleri puanların yalnızca biraz değil, belirgin biçimde daha düşük olduğunu anlatır. much, büyük bir fark göstermek için karşılaştırma biçimi lower’ı güçlendirir. Karşılaştırma biçimiyle much kullanılır; very lower denmez. others had actually rated them ifadesinde them, participants sözcüğünü belirtir. Past perfect olan had rated, diğer insanların değerlendirmelerini söz konusu geçmiş noktada zaten tamamlanmış olarak sunar. actually, bu gerçek değerlendirmelerle katılımcıların daha düşük öz değerlendirmeleri arasındaki karşıtlığı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi much + low sözcüğünün karşılaştırma biçimi ve rate fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: Lina rated her performance ____ than the coach ____ it.
Cevabı göster
much lower · had rated
Scientists dubbed this tendency to underestimate how much others enjoy our company Kalıp ifadeler
1:11Bilim insanları, başkalarının bizim şirketimizden ne kadar keyif aldığını hafife alma eğilimine
underestimate how much others enjoy our company: başkalarının bizimle olmaktan ne kadar hoşlandığını azımsamak
underestimate how much..., bir şeyin derecesini gerçekte olduğundan daha düşük değerlendirmek demektir. underestimate sonrasında how much bir iç cümlecik başlatır, bu nedenle düz cümle sırası kullanılır: how much others enjoy... denir, how much do others enjoy... denmez. enjoy our company ifadesindeki company bir şirketi değil, bizim varlığımızı veya bizimle birlikte olmayı ifade eder. İfadenin tamamı, insanların bizimle vakit geçirmekten düşündüğümüzden daha fazla hoşlanabileceğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “gerçekte olduğundan daha düşük tahmin etmek” anlamındaki hedef fiille tamamlayın: People sometimes ____ how much their friends enjoy their company.
Cevabı göster
underestimate
the liking gap: başkalarının bizi ne kadar sevdiğini olduğundan az tahmin etmek
the liking gap, bir etkileşimden sonra başkalarının bizi ne kadar sevdiğini olduğundan az tahmin etme eğilimidir. Buradaki gap, kendi tahminimiz ile karşı tarafın genellikle daha olumlu olan gerçek izlenimi arasındaki farktır; fiziksel bir boşluk değildir. Farkın yönü önemlidir: İnsanlar çoğu zaman gerçekte olduklarından daha az sevildiklerini düşünür. Bu cümlede bilim insanları bu yanlılığa the liking gap adını veriyor.
Alıştırma
Bu cümlede the liking gap neyi anlatıyor?
- İnsanların ilk tanıştıklarında aralarında bıraktıkları fiziksel mesafe.
- İnsanlar başkalarının onları gerçekte olduğundan daha az sevdiğini düşünme eğilimindedir.
- İnsanlar beklediklerinden daha az kişiden hoşlanma eğilimindedir.
Cevabı göster
İnsanlar başkalarının onları gerçekte olduğundan daha az sevdiğini düşünme eğilimindedir.
it may be helpful to psych yourself up Öbek fiiller
1:19kendinizi psikolojik olarak hazırlamak yardımcı olabilir
and remember that others like you more than you think. Kalıp ifadeler
1:22ve başkalarının sizi düşündüğünüzden daha çok sevdiğini hatırlamak.
psych yourself up: bir zorluk öncesinde kendine güven vermek
Psych yourself up, zor veya stresli bir şey yapmadan önce kendini daha özgüvenli, enerjik ya da zihinsel olarak hazır hâle getirmek demektir. Burada konuşmacı, yeni insanlarla tanışmadan önce olumlu bir ruh hâline girmeyi öneriyor. Bu ifade “kendini delirtmek” anlamına gelmez. Kalıp psych + kişi + up şeklindedir. Kendini motive ederken dönüşlülük zamiri kullanılır: psych myself up, psych yourself up veya psych herself up. Bir etkinlik için psych yourself up for an event, bir şeyi yapmak için de psych yourself up to do something denebilir.
Alıştırma
Cümleyi psych ... up ve doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: Before the race, Leo played his favorite song to ____.
Cevabı göster
psych himself up
more than you think: gerçek, tahminini aşıyor
More than you think, gerçek miktarın veya derecenin dinleyicinin tahmininden daha yüksek olduğunu belirtir. Burada diğer insanların sizi ne ölçüde sevdiğini niteler: Gerçekte sizi sizin düşündüğünüzden daha çok severler. Karşılaştırılan şey siz ve diğer insanlar değil, gerçek ile sizin düşüncenizdir. Bu kalıp bir beklentiyi nazikçe düzeltmek, birini rahatlatmak veya açıkça görülmeyen bir önemi vurgulamak için sık kullanılır.
Alıştırma
“Fark ettiğinden daha yüksek bir derecede” anlamındaki hedef ifadeyle destekleyici cümleyi tamamlayın: Your support matters ____.
Cevabı göster
more than you think
assuming that the other person will like you. Dilbilgisi
1:28karşıdaki kişinin sizden hoşlanacağını varsayarak girmek bile isteyebilirsiniz.
assuming that ...: geçici bir varsayımla hareket etmek
Assuming that the other person will like you, konuşmalara girerken benimsenen düşünce biçimini açıklayan, şimdiki zaman ortacıyla kurulmuş bir yan cümledir. Anlamı, “karşınızdaki kişinin sizden hoşlanacağı yönündeki geçici varsayımla”dır. Assuming that ifadesinden sonra özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle gelir. Bir düşünceyi eylemin başlangıç öncülü olarak sunar; bu düşüncenin kanıtlandığını veya kesin olduğunu söylemez. Buradaki varsayım, kibirli bir iddia değil, işe yarayan olumlu bir beklentidir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? Nina joined the discussion assuming that everyone would listen respectfully.
- Kimse dinlemeye istekli olmadığı için ayrıldı.
- Ancak herkes saygıyla dinleyeceğini kanıtladıktan sonra katıldı.
- Herkesin saygıyla dinleyeceği yönündeki geçici beklentiyle katıldı.
Cevabı göster
Herkesin saygıyla dinleyeceği yönündeki geçici beklentiyle katıldı.
psychologists find that when people expect to be well liked, Kalıp ifadeler
1:34psikologlar insanların sevilmeyi beklediklerinde,
the acceptance prophecy: sosyal sonuçları etkileyebilen beklentiler
The acceptance prophecy, kendini gerçekleştirebilen bir örüntüyü anlatan sosyal psikoloji terimidir: kabul edilmeyi beklemek kişinin davranışını değiştirebilir ve başkalarından olumlu tepki alma ihtimalini artırabilir. Buradaki prophecy, dinî veya doğaüstü bir kehanet anlamına gelmez. Bir beklentinin öngördüğü sonucun ortaya çıkmasına katkı sağlamasını anlatır; sonucun kesin olacağını söylemez.
Alıştırma
Bu bağlamda the acceptance prophecy neyi anlatıyor?
- Psikologların kimlerin arkadaş olacağını kesin olarak öngörebildiği anlamına gelir.
- Kabul edilmenin yalnızca şansa bağlı olduğu anlamına gelir.
- Kabul edilmeyi beklemenin davranışı etkileyip kabul edilme ihtimalini artırabileceği anlamına gelir.
Cevabı göster
Kabul edilmeyi beklemenin davranışı etkileyip kabul edilme ihtimalini artırabileceği anlamına gelir.
expect to be well liked: başkalarının sizi seveceğini beklemek
Expect to be well liked, “başkalarının sizi seveceğini düşünmek veya beklemek” demektir. Yapı expect + to be + past participle şeklindedir. Beğenilen kişi özne olduğu için be liked edilgen anlam taşır. Well, liked sözcüğünü güçlendirir. Well liked, “birçok kişi tarafından sevilen” veya “genel olarak popüler” demektir. Buradaki liked, geçmişte bir kez olup bitmiş bir eylemi değil, bir durumu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Maya has been welcoming to everyone and expects to ____ by her new classmates.
Cevabı göster
be well liked
they often unknowingly come across as warmer and friendlier. Öbek fiiller
1:38genellikle farkında olmadan daha sıcak ve samimi göründüklerini bulmuşlardır.
come across as warmer and friendlier: daha sıcak ve cana yakın görünmek
Come across as + bir sıfat veya isim öbeği, “başkalarında belirli bir izlenim bırakmak” demektir. Burada come across as warmer and friendlier, diğer insanların onları daha sıcak ve cana yakın algıladığını belirtir; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Bu ifade, birinin niyetinden veya gerçek kişiliğinden farklı olabilecek dışarıdan algılanan hâline odaklanır. Unknowingly, bu izlenimi bilinçli olarak yaratmadıklarını gösterir.
Alıştırma
Maya’nın sakin ve güvenilir bir izlenim verdiğini doğru şekilde anlatan cümle hangisidir?
- Maya comes across calm and reliable.
- Maya comes as across calmly and reliably.
- Maya comes across as calm and reliable.
Cevabı göster
Maya comes across as calm and reliable.
the more..., the more...: “ne kadar..., o kadar...” yapısı
The + comparative..., the + comparative... yapısı, değişen iki miktarı veya dereceyi birbirine bağlar. İlk unsur değiştikçe ikinci unsurun da onunla bağlantılı biçimde değiştiğini anlatır. Burada daha çok yeni insanla tanışmak, daha özgüvenli hissetmekle ilişkilidir. İki the da sıradan belirli tanımlıklar değil, bu karşılaştırma yapısının sabit parçalarıdır. Bu kalıpta more dışında earlier, easier, less ve better gibi başka karşılaştırma biçimleri de kullanılabilir. Orijinal cümledeki likely, sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir.
Alıştırma
Daha fazla konuşma pratiğinin daha fazla özgüven sağladığını anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: ____ you practice speaking, ____ confident you become.
Cevabı göster
The more · the more
people who talked to just one new person each day for a week
1:48bir hafta boyunca her gün sadece bir yeni insanla konuşan kişilerin
feeling less afraid of rejection: afraid of + isim
Feeling less afraid of rejection, reddedilme olasılığından daha az korkmak anlamına gelir. Less, afraid sözcüğünün derecesini azaltır; yani korku azalmıştır ancak tamamen ortadan kalkmış olmak zorunda değildir. Afraid of yapısından sonra korkulan şeyi belirten bir isim veya -ing biçimi gelir. Buradaki rejection yalnızca resmî bir başvurunun reddedilmesini değil, kabul görmemeyi veya sosyal bir yaklaşımın geri çevrilmesini de genel olarak ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi afraid ve doğru edatla tamamlayın: After making new friends, Maya felt less ____ rejection.
Cevabı göster
afraid of
more secure in their conversational skills, Kalıp ifadeler
1:55konuşma becerileri konusunda kendilerini daha güvende hissettikleri
more secure in their conversational skills: secure in + yetenek
More secure in their conversational skills, başkalarıyla konuşma becerileri konusunda kendilerini daha güvenli ve rahat hissetmeleri anlamına gelir. Buradaki secure fiziksel korunmayı değil, psikolojik bir güven duygusunu anlatır. Secure in + isim öbeği, kişinin emin olduğu yeteneği, kimliği veya inancı belirtir. More, bu iç güveni önceki ya da daha düşük bir düzeyle karşılaştırır; kişinin gerçek becerisinin mutlaka geliştiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede secure, bir yeteneğe güvenmek anlamında kullanılmıştır?
- After weeks of rehearsal, Nia felt more secure from her speaking skills.
- After weeks of rehearsal, Nia felt more secure at her speaking skills.
- After weeks of rehearsal, Nia felt more secure in her speaking skills.
Cevabı göster
After weeks of rehearsal, Nia felt more secure in her speaking skills.
and more excited to meet new people overall. Kalıp ifadeler
1:57ve genel olarak yeni insanlarla tanışmak için daha heyecanlı oldukları bildirilmiştir.
more excited to meet new people: excited to + fiilin yalın hâli
excited to + fiilin yalın hâli, birinin bir şeyi yapacak olma düşüncesi karşısında mutlu bir heyecan ve beklenti hissettiğini anlatır. more excited to meet new people ifadesinde to meet new people, heyecanın ilgili olduğu yaklaşan etkinliği belirtir; heyecanlanmak amacıyla insanlarla tanışmak anlamına gelen bir amaç ifadesi değildir. Karşılaştırma bildiren more, bağlamdaki başka bir zamana, duruma veya gruba göre heyecan düzeyinin daha yüksek olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek yapı be excited to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi more excited to ve see fiiliyle tamamlayın: After the plan was confirmed, Nora felt ____ her cousins than before.
Cevabı göster
more excited to see
what's happening when relationships grow from casual acquaintances to confidants? Kalıp ifadeler
2:02ilişkiler sıradan tanıdıklardan sırdaşlara doğru büyüdüğünde ne olur?
grow from casual acquaintances to confidants: güven aşamaları
Grow from A to B, bir başlangıç durumundan son duruma doğru kademeli bir değişimi anlatır. Burada ilişki, insanların casual acquaintances, yani yalnızca yüzeysel tanıdıklar olduğu noktada başlar ve confidants olana kadar gelişir. Acquaintance, tanıdığınız ama yakın olmadığınız kişidir. Confidant ise özel düşüncelerinizi veya sırlarınızı paylaşabildiğiniz, derinden güvendiğiniz kişidir. Bu nedenle değişim, yalnızca daha sık görüşmeyi değil, yakınlığın ve güvenin artmasını gösterir.
Alıştırma
İki kişi için grow from casual acquaintances to confidants denmesi ne anlama gelir?
- Özel düşüncelerini paylaşacak kadar birbirlerine güvenmeye başlarlar.
- Yabancılarla konuşurken kendilerine daha çok güvenirler.
- Birbirlerini tanırlar ama duygusal olarak uzak kalırlar.
Cevabı göster
Özel düşüncelerini paylaşacak kadar birbirlerine güvenmeye başlarlar.
Psychologists have identified two key features of more intimate friendships, Kalıp ifadeler
2:07Psikologlar daha samimi arkadaşlıkların iki temel özelliğini belirlemişlerdir,
daha yakın arkadaşlıkların iki temel özelliği
two key features of more intimate friendships ad öbeği, psikologların açıklayacağı en önemli iki niteliği belirtir. key features, bir şeyi tanımlayan ya da özellikle önemli olan özellikler demektir; of ise bu özelliklerin ait olduğu konuyu tanıtır. Burada more intimate, friendships sözcüğünü niteler ve daha yakın, daha güvene dayalı ve daha derin karşılıklı anlayış içeren arkadaşlıklar anlamına gelir. Tek başına romantik ya da fiziksel yakınlık anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir konunun en önemli özelliklerini tanıtmak için key features of ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The report identifies two feature keys of a reliable password.
- The report identifies two key features of a reliable password.
- The report identifies two keys feature for a reliable password.
Cevabı göster
The report identifies two key features of a reliable password.
is defined as: bir terimi resmî olarak tanımlamak
is defined as, bir terimin anlamını vermek için kullanılan edilgen bir yapıdır. Açıklanan terim özne olur ve tanım as sözcüğünden sonra gelir: X is defined as Y. Bu yapı, Y'yi yalnızca sıradan bir özellik ya da birinin izlenimi olarak değil, belirlenmiş tanım olarak sunar. Ders kitaplarında, sözlükçelerde, araştırmalarda ve diğer açıklayıcı metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi tanım vermek için kullanılan resmî edilgen ifadeyle tamamlayın: In this glossary, empathy ____ the ability to understand another person's feelings.
Cevabı göster
is defined as
rapport or understanding: insanlar arası bağ
Burada rapport, iletişimi kolaylaştıran rahat ve olumlu bir insan ilişkisi anlamına gelir. Understanding ise insanların birbirlerinin duygularını, görüşlerini veya niyetlerini karşılıklı olarak anlayabilmesidir. Or sözcüğü, yoldaşlığın yaşanabileceği birbiriyle yakından ilişkili iki yolu gösterir; tamamen zıt iki kavram sunmaz. İfade, yalnızca bir gerçeği anlamayı değil, insanlar arasındaki bağı anlatır.
Alıştırma
Rahat bir insan ilişkisini ifade eden hedef sözcükle cümleyi tamamlayın: The counselor tried to build ____ with the quiet child.
Cevabı göster
rapport
that blooms between people: ilişki gelişimini anlatan bir benzetme
Bu yan cümlede that, daha önceki rapport or understanding ifadesine gönderme yapar. Blooms, insanlar arasındaki bu bağın doğal biçimde başlayıp geliştiğini göstermek için açan bir çiçek görüntüsünü kullanır. Bu benzetme gelişimi yavaş, olumlu ve sıcak gösterir. Gerçek çiçeklerden söz etmez; ilişkiyi büyüyebilen canlı bir şey gibi sunar.
Alıştırma
"A friendship bloomed between the two neighbors" cümlesi ne anlama gelir?
- Aralarında yavaş yavaş bir dostluk başladı ve gelişti.
- Dostlukları aniden sona erdi.
- Birlikte çiçek diktiler.
Cevabı göster
Aralarında yavaş yavaş bir dostluk başladı ve gelişti.
Sometimes just being in the same class or team Dilbilgisi
2:22Bazen sadece aynı sınıfta veya takımda olmak
Just being ... is enough to ...: Sadece ... yapmak ... için yeterlidir
Just being in the same class or team, cümlenin öznesi olan bir gerund, yani -ing grubudur. Durumun tamamı tek bir şey olarak ele alındığı için tekil fiil is kullanılır. Be enough to + fiil, belirtilen sonucu oluşturmak için başka hiçbir şeye gerek olmadığını anlatır. Aktarılabilir kalıp Just + -ing grubu + is enough to + fiil şeklindedir: yalnızca o eylem ya da durum bile sonucu doğurabilir.
Alıştırma
Be enough to kalıbını kullanarak bu geniş zaman cümlesini üç kelimeyle tamamlayın: Just sharing one honest story ____ build trust.
Cevabı göster
is enough to
It's been shown to improve ...: …iyileştirdiği araştırmalarla gösterilmiştir
Bu cümlede It's, It is değil It has ifadesinin kısaltmasıdır. It, daha önce sözü edilen şeyi belirtir; has been shown to improve ise show fiilinin present perfect edilgen biçimini kullanır. X has been shown to + fiil kalıbı, bugüne kadarki araştırma ya da kanıtların bir etkiyi desteklediğini bildirir. Araştırmacıları belirtmez ve yalnızca X improves Y demek yerine iddiayı kanıta dayalı olarak sunar.
Alıştırma
Mevcut araştırma kanıtlarını dikkatli biçimde özetleyen kalıbı hangi cümle doğru kullanıyor?
- Regular exercise will improve everyone's sleep tonight.
- Regular exercise has been shown to improve sleep quality.
- A researcher showed the class how to exercise before bed.
Cevabı göster
Regular exercise has been shown to improve sleep quality.
and increase our resilience to stress. Kalıp ifadeler
2:33ve strese karşı dayanıklılığımızı yükselttiği gösterilmiştir.
increase our resilience to stress: strese karşı dayanıklılığımızı artırmak
Bu cümlede increase our resilience to stress, baskıyla başa çıkma, bir zorluktan sonra toparlanma ve işlevimizi sürdürme becerimizi güçlendirmek anlamına gelir. Resilience yalnızca direnmek değildir; stresten sonra uyum sağlamayı ve yeniden toparlanmayı da içerir. resilience to + baskı kaynağı kalıbı, kişinin neye dayanabildiğini ve neyin etkisinden kurtulabildiğini belirtir. Ruh sağlığı, öğrenme, çalışma ve kişisel gelişim konularında yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi hedef isim grubuyla tamamlayın: Good sleep can increase our ____ stress.
Cevabı göster
resilience to
on the other hand: konunun başka bir yönünü sunmak
On the other hand, konunun karşıtlık oluşturan veya denge sağlayan başka bir yönüne geçildiğini gösteren bir söylem bağlacıdır. Burada dikkati ilişkilerin daha önce ele alınan bir yönünden yakınlığa kaydırır ve dinleyiciye bu iki yönü karşılaştırmasını söyler. İkinci noktanın birincinin tam tersi olması gerekmez. Konunun bütün olarak anlaşılma biçimini değiştiren veya dengeleyen başka bir yön de olabilir.
Alıştırma
On the other hand ifadesinin dengeleyici bir karşıtlığı doğru biçimde sunduğu seçeneği seçin.
- Online classes are convenient. On the other hand, they can feel less social.
- Online classes are convenient. On the other hand, they save travel time.
- Online classes are convenient. On the other hand, many students use laptops.
Cevabı göster
Online classes are convenient. On the other hand, they can feel less social.
looks different for every relationship: her ilişkide farklı bir biçim alır
Burada looks, ardından different sıfatı gelen bir bağ fiildir. Looks different yalnızca “görsel olarak farklı görünür” değil, “farklı bir biçim alır” veya “uygulamada farklı işler” anlamına gelir. For ile başlayan ifade, deneyimi değerlendirilen kişiyi, grubu veya durumu belirtir. Something looks different for each/every... kalıbı, aynı düşüncenin farklı durumlarda farklı biçimler alabileceğini anlatır.
Alıştırma
Hedef kalıp look different for ile tamamlayın ve yalnızca gerekirse fiilin biçimini değiştirin: A helpful study routine ____ every learner.
Cevabı göster
looks different for
It might mean supporting each other through difficult times, Kalıp ifadeler
2:40Bu, zor zamanlarda birbirinize destek olmak anlamına gelebilir
supporting each other through difficult times: zor zamanlar boyunca birbirini desteklemek
Support each other, iki kişinin birbirine yardım, ilgi veya cesaret vermesi anlamına gelir. Each other, desteğin karşılıklı olduğunu gösterir. Through difficult times, zorluğu birlikte yaşayıp ilerledikleri bir dönem olarak sunar. İfade, yalnızca bir kez yardım etmeyi değil, zorlukla yüzleşip onu aşarken desteği sürdürmeyi anlatır.
Alıştırma
Zorluğu birlikte yaşanan bir dönem olarak gösteren hedef edatla cümleyi tamamlayın: Good teammates support each other ____ difficult times.
Cevabı göster
through
or feeling comfortable sharing your thoughts and feelings. Kalıp ifadeler
2:44veya düşüncelerinizi ve duygularınızı paylaşırken rahat hissetmek.
feel comfortable sharing: comfortable + -ing yapısı
Feel comfortable doing something, bir şeyi yaparken rahat, güvende veya kaygısız hissetmek demektir. Burada sharing your thoughts and feelings, kişinin yaparken rahat hissettiği eylemi belirtir. Bu kalıpta comfortable kelimesinden sonra -ing biçimi kullanılır: feel comfortable sharing. Bu yapı asking, speaking veya saying no gibi eylemlerle de kullanılabilir.
Alıştırma
comfortable kelimesinden sonra share fiilinin doğru biçimini kullanın: I feel comfortable ____ my ideas with the team.
Cevabı göster
sharing
But not every friendship has to get deeply personal, Kalıp ifadeler
2:47Ancak her arkadaşlık derinden kişisel olmak zorunda değildir,
has to get deeply personal: çok özel bir hâl almak
Has to gereklilik bildirir, get + adjective ise bir durum değişikliğini anlatır. Bu nedenle get deeply personal, genel bir etkileşimden çok özel duygulara, deneyimlere veya ayrıntılara geçmek demektir. not every friendship has to... ifadesinde gereklilik her arkadaşlık için geçerli değildir. Bazı arkadaşlıkların daha az yakın kalabileceğini anlatır; hiçbir arkadaşlığın yakınlaşamayacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
“Not every friendship has to get deeply personal” cümlesi ne anlama gelir?
- Hiçbir arkadaşlıkta özel duygulara asla yer verilmemelidir.
- Her arkadaşlık hızla çok özel bir hâl almalıdır.
- Her arkadaşlığın çok özel bir hâl alması gerekmez.
Cevabı göster
Her arkadaşlığın çok özel bir hâl alması gerekmez.
Simply telling a friend about your day Dilbilgisi
2:52Sadece bir arkadaşınıza gününüz hakkında bir şeyler anlatmak
or sharing your interests can help build closeness.
2:54veya ilgi alanlarınızı paylaşmak yakınlık kurmaya yardımcı olabilir.
Simply telling... or sharing... can help...: paralel -ing özneleri
Telling a friend about your day ve sharing your interests, isim gibi kullanılan iki -ing öbeğidir. Bu öbekler or ile bağlanır ve birlikte özneyi oluşturur: iki eylemden herhangi biri sonucu ortaya çıkarabilir. Yüklem bölümü can help build closeness ifadesidir. Simply, bu kolay eylemlerin bile yardımcı olmak için yeterli olabileceğini belirtir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp Doing A or doing B can help (someone) do C şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi tell ve share fiillerinin -ing biçimleriyle tamamla: Simply ____ a friend about your day or ____ your interests can help build closeness.
Cevabı göster
telling · sharing
While every friendship develops on its own timeline, Deyimler
2:58Her arkadaşlık kendi zaman çizelgesinde gelişirken,
develops on its own timeline: kendi hızında ilerlemek
friendship develops on its own timeline ifadesinde timeline mecaz anlamda kullanılır. Bu ifade, bir arkadaşlığın yazılı bir programa uyduğunu değil, aşamalardan geçerek ve diğer arkadaşlıklardan farklı olabilecek bir hızda yakınlaştığını anlatır. On its own, her arkadaşlığın kendine özgü bir hızı olduğunu vurgular. X develops on its own timeline kalıbı; kişisel gelişim, iyileşme veya ilerlemesi tek bir sabit programa zorla uydurulamayan başka bir süreç için de kullanılabilir.
Alıştırma
Recovery happens on its own timeline en doğal olarak ne anlama gelir?
- Kişiden kişiye değişebilecek bir hızda ilerler.
- Bir program yazılmadıkça iyileşemez.
- Herkesin paylaştığı sabit bir takvime göre ilerler.
Cevabı göster
Kişiden kişiye değişebilecek bir hızda ilerler.
sticking to plans: kararlaştırılan bir plana uymak
sticking to plans ifadesindeki stick to, üzerinde anlaşılmış bir planı gelişigüzel değiştirmek veya iptal etmek yerine ona uymak anlamına gelir. Burada stick, stick to kalıbının bir parçasıdır; bir şeyin fiziksel olarak yapışkan olduğu anlamına gelmez. Sticking biçimi kullanılır çünkü include, bir etkinliği isim görevindeki bir fikir olarak sunabilir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı stick to + plan, kural, program veya karardır.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: We agreed on every step, so let's ____ the plan.
Cevabı göster
stick to
and remembering the things that are important to each other.
3:06ve birbiriniz için önemli olan şeyleri hatırlamayı içerebilir.
This holds true even for long-distance friendships. Notlar
3:09Bu durum uzak mesafe arkadaşlıkları için bile geçerlidir.
This holds true: bir düşünceyi başka bir duruma taşımak
This, biraz önce belirtilen ifadeye veya ilkeye gönderme yapar. Holds true, bu ifadenin doğru ya da geçerli olmaya devam ettiğini belirtir; böylece tüm yan cümle önceki düşünceyi başka bir duruma taşır. Even for, istisna gibi görünebilecek bir durumu tanıtır. Cümle, uzun mesafeli arkadaşlıkların da önceki düşüncenin dışında kalmadığını söyler.
Alıştırma
“This holds true even for small teams” cümlesindeki “This holds true” ne anlama gelir?
- Önceki ifade küçük ekipler için de geçerlidir.
- Önceki ifade küçük ekipler için artık doğru değildir.
- Küçük ekipler doğruyu söylüyor.
Cevabı göster
Önceki ifade küçük ekipler için de geçerlidir.
long-distance friendships: coğrafi uzaklığa rağmen sürdürülen arkadaşlıklar
Long-distance friendships, birbirinden uzakta yaşayan ancak iletişimlerini sürdüren kişiler arasındaki arkadaşlıklardır. Bu cümlede ifade bir arkadaşlık türünü adlandırır; romantik bir ilişkiyi ima etmez. Long-distance, friendships ismini niteleyen birleşik bir sıfattır. Ardından gelen isim, mesafe nedeniyle ayrı olan bağlantı veya etkinliğin türünü gösterir.
Alıştırma
Maya ve Noor farklı ülkelerde yaşayan yakın arkadaşlardır. Arkadaşlıklarını en doğru biçimde hangi ifade anlatır?
- a distant friendship
- a long-distance friendship
- a long-distance relationship
Cevabı göster
a long-distance friendship
Chatting and texting can keep these relationships strong,
3:12Sohbet etmek ve mesajlaşmak bu ilişkileri güçlü tutabilir,
as long as ...: bir koşul belirtme
Burada as long as, ana cümledeki ifadenin geçerli olduğu koşulu belirtir. “Şu koşulla ki” veya “yeter ki” anlamındadır: Bu nitelikler devam ettiği sürece sohbet etmek ve mesajlaşmak ilişkileri güçlü tutabilir. Yapı, sonuç + as long as + koşul şeklindedir. Remain, they zamirini devam eden üç nitelik olan intimate, trusting ve consistent ile bağlar. Bu cümlede as long as bir zaman uzunluğunu anlatmaz.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “yeter ki” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: You may use the art room ____ you clean up afterward.
Cevabı göster
as long as
Yet even the closest friendships hit rough patches. Deyimler
3:21Ancak en yakın arkadaşlıklar bile zorlu dönemlerden geçer.
hit rough patches: zor dönemlerden geçmek
Hit a rough patch, zor bir döneme girmek veya böyle bir dönem yaşamak anlamına gelir. Çoğul biçim olan hit rough patches, tek bir belirli kötü andan değil, farklı zamanlarda ortaya çıkabilen zor dönemlerden söz eder. Burada bu ifade, çok yakın arkadaşlıkların bile geçici sorunlar yaşayabileceğini anlatır. Gerçek anlamda pürüzlü bir malzeme parçasından söz etmez ve tek başına arkadaşlığın bittiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersin ‘zor dönemlerden geçmek’ anlamındaki üç sözcüklü ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Even strong teams sometimes ____ when deadlines pile up.
Cevabı göster
hit rough patches
This is especially true for teenage friendships,
3:24Bu özellikle gençlik dönemi arkadaşlıkları için geçerlidir,
when people often navigate different types of challenges for the first time. Kelime
3:27çünkü insanlar genellikle ilk kez farklı türdeki zorlukların üstesinden gelmeye çalışırlar.
often navigate different types of challenges: farklı karmaşık zorluklarla sık sık başa çıkmak
often navigate different types of challenges ifadesinde navigate mecaz anlamda kullanılır. Karmaşık veya alışılmadık zorluklar içinde ilerlerken kararlar verip uygulanabilir bir yol bulmak anlamına gelir. Bir aracı yönlendirmek veya harita izlemek anlamında değildir. İfade, çeşitli türde zorlukları ele alma sürecini vurgular; her sorunun tamamen çözüldüğünü garanti etmez. Often bunun yaygın olduğunu belirtir, her seferinde gerçekleştiğini değil.
Alıştırma
Hangi cümlede navigate, navigate different types of challenges ifadesindekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?
- New team leaders must learn to navigate difficult conversations.
- Tap the arrow to navigate to the next page.
- The captain used the stars to navigate across the ocean.
Cevabı göster
New team leaders must learn to navigate difficult conversations.
there might be a situation that puts two friends in competition, Kalıp ifadeler
3:32iki arkadaşı rekabete sokan bir durum olabilir,
puts two friends in competition: iki arkadaşı rekabete sokmak
Burada puts, birini fiziksel olarak bir yere koymak değil, “bir duruma sokmak” anlamına gelir. put + kişi veya grup + in + durum kalıbı, koşullardaki bir değişikliği anlatır. Puts two friends in competition, bir durumun iki arkadaşın genellikle aynı fırsat, ödül veya kaynak için birbirleriyle yarışmasına neden olması demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede put ... in competition, bir durumun iki kişiyi veya grubu yarıştırması anlamında kullanılmıştır?
- The two teams put the ranking system beside the field.
- The new ranking system put the two teams in competition with each other.
- The coach entered the two teams in a competition on Saturday.
Cevabı göster
The new ranking system put the two teams in competition with each other.
betray the other's confidence: diğerinin özel güvenini ihlal etmek
Betray someone's confidence, bir kişinin size duyduğu güveni, özellikle de gizli kalmasını beklediği bir şeyi açıklayarak ihlal etmek demektir. Burada confidence, özgüven değil, gizlilik konusundaki güven veya özel olarak paylaşılan bilgi anlamındadır. The other's, “diğer kişinin” anlamına gelen tekil iyelik biçimidir. İki arkadaş söz konusu olduğunda cümle, birinin diğerinin güvenini kırabileceğini söyler.
Alıştırma
“Maya betrayed Leo's confidence by sharing his private message,” cümlesinde betrayed Leo's confidence ne anlama gelir?
- Leo'nun kendi yeteneklerinden daha az emin olmasına neden oldu.
- Özel bir şeyi açıklayarak Leo'nun güvenini ihlal etti.
- Leo'dan daha özgüvenli hâle geldi.
Cevabı göster
Özel bir şeyi açıklayarak Leo'nun güvenini ihlal etti.
make a hurtful comment: duygusal olarak incitici bir şey söylemek
Yaygın make a comment ifadesinde make, fiziksel bir nesne üretmek değil, “söylemek veya ifade etmek” anlamındadır. Hurtful, birini üzebilen veya duygusal olarak incitebilen sözleri tanımlar. Bu nedenle make a hurtful comment, başka birinin duygularını inciten bir şey söylemek demektir. Kasıtlı bir hakareti de düşünmeden söylenmiş bir sözü de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi make a hurtful comment ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: He apologized because he ____ about her accent.
Cevabı göster
made a hurtful comment
when one person feels unable or unwilling to support the other Dilbilgisi
3:45zorlu durumlar boyunca,
falter: zayıflamaya veya istikrarsızlaşmaya başlamak
Falter burada bir ilişkinin gücünü, istikrarını veya ivmesini kaybetmeye başlaması anlamına gelir. Tamamen sona ermeyi değil, zayıflama sürecini anlatır. Falter burada geçişsiz bir fiildir: sarsılan şey ilişkilerin kendisidir. Böylece konuşan kişi, ilişkilerin zaten başarısız olduğunu iddia etmeden sorunları anlatabilir.
Alıştırma
Bir proje ivme kaybetti ancak hâlâ toparlanabilir. Bu fikri en iyi hangi cümle ifade eder?
- The project is beginning to falter.
- The project is moving ahead smoothly.
- The project has failed completely.
Cevabı göster
The project is beginning to falter.
unable or unwilling to support: yetenek ile isteklilik arasındaki fark
Unable ve unwilling, bir eylemin gerçekleşmemesinin arkasındaki farklı sorunları gösterir. Unable, yetenek, fırsat veya koşulların eylemi engellediğini; unwilling ise kişinin eylemi yapmak istemediğini ya da bunu kabul etmediğini belirtir. Bir kişi aynı anda hem unable hem unwilling olabilir; bu yüzden unwilling tek başına kişinin gerekli yeteneğe sahip olduğunu kanıtlamaz. unable or unwilling to support the other ifadesinde or iki açıklamayı da olasılık olarak açık bırakır ve ortak to-mastar yapısı to support the other iki sıfatı da tamamlar. Bu kalıp, yetenek veya koşul sınırlaması ile isteksizliği ayırır.
Alıştırma
Sam’in yardım edecek yeteneğe sahip olup olmadığını veya sadece yardım etmek istemediğini bilmiyorsunuz. Hangi cümle iki olasılığı da açık bırakır?
- Sam may be unable or unwilling to help.
- Sam is unwilling to help.
- Sam is unable to help.
Cevabı göster
Sam may be unable or unwilling to help.
sure-fire way: işe yaraması beklenen bir yöntem
Sure-fire, çok güvenilir veya amaçlanan sonucu vermesi neredeyse kesin anlamına gelen birleşik bir sıfattır. sure-fire way ifadesinde yöntemi niteler; fire gerçek anlamıyla kullanılmaz. The most sure-fire way, bir seçeneği başarı ihtimali en yüksek yöntem olarak sunar. İfade güçlü bir güven belirtir ancak başarısızlığın imkânsız olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümle sure-fire way ifadesini doğal biçimde kullanır?
- Daily practice is a sure-fire way to improve your piano skills.
- One random guess is a sure-fire way to answer every question correctly.
- She put the sure-fire way beside the fire alarm.
Cevabı göster
Daily practice is a sure-fire way to improve your piano skills.
deal with rifts: ilişkilerdeki ciddi ayrılıkları ele almak
Bu cümlede deal with rifts, ilişkilerdeki ciddi ayrılıkları ele almak ve zarar görmüş ilişkileri onarmaya çalışmak demektir. Deal with “bir konuda harekete geçip onunla ilgilenmek”, rifts ise insanlar ya da gruplar arasındaki kopuklukları veya giderek artan mesafeyi ifade eder. Burada rifts mecaz anlamdadır; jeolojik yarıklar kastedilmez. Bu ifade yalnızca bir farklılığı fark etmekten fazlasını anlatır: zarar görmüş ilişkiyle ilgilenmek gerekir.
Alıştırma
Hangi cümlede deal with rifts, insanlar arasındaki ciddi bölünmeleri ele almak anlamında kullanılmıştır?
- The club held a meeting to deal with rifts that had divided its members.
- The geologists mapped rifts on the ocean floor.
- The club members chose different lunches and remained friendly.
Cevabı göster
The club held a meeting to deal with rifts that had divided its members.
they can strengthen friendships in the long run. Deyimler
4:05uzun vadede arkadaşlıkları güçlendirebilirler.
if they're approached in the right way: edilgen bir koşul
Burada they, these conversations ifadesine gönderme yapar; approach fiziksel olarak yaklaşmak değil, “bir şeyi belirli bir şekilde ele almak” anlamındadır. Bu yan cümle, insanlar konuşmaları uygun biçimde ele alırsa bunların yararlı olabileceğini söyler. If they're approached edilgen bir koşul yapısıdır: if + özne + be + geçmiş zaman ortacı. Edilgen yapı, kimin ele aldığına değil, konuşmalara ve bunların ele alınış biçimine odaklanır.
Alıştırma
Edilgen koşul cümlesini tamamlamak için approach fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: If the problem is ____ calmly, it may be easier to solve.
Cevabı göster
approached
in the long run: uzun vadeli sonuçları değerlendirmek
“In the long run”, “sonuçlar uzun bir dönem üzerinden değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Bu cümlede arkadaşlıkların güçlenmesini hemen ortaya çıkan bir sonuç değil, uzun vadeli bir sonuç olarak sunar. Buradaki “run”, fiziksel olarak koşmak anlamına gelmez. Bu kalıp bir bütün olarak sonucu değerlendirmek için zaman bakış açısı verir ve genellikle yan cümlenin başında ya da sonunda yer alır.
Alıştırma
Cümleyi “sonuçlar uzun bir dönem üzerinden değerlendirildiğinde” anlamına gelen kalıp ifadeyle tamamlayın: Regular exercise takes effort, but it benefits your health ____.
Cevabı göster
in the long run
try to remind yourselves to show up without judgment. Ton ve niyet
4:11yargılamadan dinlemeyi kendinize hatırlatmaya çalışın.
show up without judgment: açık fikirle katılmak
Burada “show up”, yalnızca fiziksel olarak bir yere gelmekten fazlasını ifade eder. Zor konuşmaya girmek, dikkatini orada tutmak ve içtenlikle katılmak anlamına gelir. “Without judgment” ise nasıl katılacağınızı anlatır: Birinin haklı, haksız veya suçlanmayı hak ettiğine karar vermeden önce dinleyin. İfadenin tamamı açık ve dikkatli bir katılım ister. Her şeye katılmanız gerekmez; karşınızdaki kişiyi anlayacak kadar hızlı sonuçlara varmayı ertelemenizi ister.
Alıştırma
Zor bir konuşmada “show up without judgment” ifadesinin anlamını en iyi hangi cümle gösterir?
- I'll join the conversation and decide immediately who is wrong.
- I'll show up without judgment, listen carefully, and respond after I understand.
- I'll skip the conversation so that no one can judge me.
Cevabı göster
I'll show up without judgment, listen carefully, and respond after I understand.
Getting too defensive: eleştiriye aşırı savunmacı tepki vermek
Get + sıfat, bir duruma gelmek anlamına gelir. Bu yüzden getting defensive, kişinin saldırıya uğramış gibi tepki vermeye başlamasını anlatır. Too, tepkinin durumun gerektirdiğinden daha güçlü olduğunu gösterir: kişi dinlemek yerine hemen inkâr edebilir, tartışabilir veya bahane üretebilir. Burada defensive, spordaki bir savunma pozisyonunu değil, konuşma sırasında kendini korumaya yönelik bir tepkiyi anlatır. Avoid sonrasında fiil -ing biçimini alır: avoid getting too defensive.
Alıştırma
Hangi cümlede too defensive, eleştiriye aşırı tepki vermek anlamında kullanılmıştır?
- Leo moved to a defensive position during the soccer game.
- Leo listened to the feedback and asked for an example.
- After Leo heard one suggestion, he got too defensive and blamed everyone else.
Cevabı göster
After Leo heard one suggestion, he got too defensive and blamed everyone else.
Making accusations: doğrudan suç yüklemek
To make an accusation, birinin yanlış bir şey yaptığını iddia etmek ve suçu o kişiye yüklemek demektir. Making accusations, yaygın fiil-ad birleşimi olan make + accusations yapısını kullanır; İngilizcede normalde do accusations denmez. Zor bir konuşmada accusations, yalnızca bir duyguyu anlatmaktan veya bir endişeyi dile getirmekten daha güçlü ve çatışmacıdır. İddialar kanıtlanmış da olabilir, henüz kanıtlanmamış da olabilir.
Alıştırma
Hangi cümle en açık biçimde bir suçlamada bulunuyor?
- I'm worried that the report may be incomplete.
- The report arrived after the deadline.
- You deliberately hid the report from us.
- Could we check the report one more time?
Cevabı göster
You deliberately hid the report from us.
share how the situation is making you feel Ton ve niyet
4:19durumun size ne hissettirdiğini paylaşın
share how the situation is making you feel: durumun duygusal etkisini anlatmak
Burada share how the situation is making you feel, yalnızca olayları anlatmak veya başka birini suçlamak yerine bir durumun sende oluşturduğu duyguları açıklamak anlamına gelir. how ile başlayan yan cümle, paylaşılan içeriği belirtir. make someone feel birinin bir duygu yaşamasına neden olmak demektir. Şimdiki zaman yapısındaki is making, duygusal etkinin şu anda gerçekleştiğini veya sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir durumun konuşmacıya neler hissettirdiğini kimseyi suçlamadan en iyi şekilde anlatır?
- When plans change without warning, I feel left out and confused.
- Stop making bad decisions and listen to me.
- Everyone knows this problem is your fault.
- You always ruin everything because you are selfish.
Cevabı göster
When plans change without warning, I feel left out and confused.
invite them to do the same: diğer kişiye nazikçe söz hakkı vermek
invite someone to do something yapısında invite, birini yalnızca bir etkinliğe çağırmak değil, onu nazikçe bir şey yapmaya teşvik etmek veya ona katılma fırsatı vermek anlamına da gelebilir. Buradaki eylem, duygu veya görüşleri paylaşmaktır. Do the same, hemen önce sözü edilen eylemin yerine geçerek tekrarı önler. Tam olarak neyi ifade ettiği önceki bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi invite them to do the same ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: I shared my concerns with my teammates and ____.
Cevabı göster
invited them to do the same
come to an end: sona ermek
Come to an end, sürmekte olan bir şeyin son noktasına ulaşıp durduğunu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede arkadaşlıkların kendisi doğal biçimde devam etmez hâle gelir; ifade fiziksel bir hareketi anlatmaz. Basit end fiiliyle karşılaştırıldığında come to an end, belirli bir sürenin ardından sona ulaşma noktasına biraz daha fazla vurgu yapar. Sakin ve daha az ani duyulabilir, ancak tek başına sonun yavaş gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “son noktasına ulaştı” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: After three hours of discussion, the meeting finally ____.
Cevabı göster
came to an end
whether new buddies or lifelong pals, Kelime
4:30ister yeni dostlar ister hayat boyu arkadaşlar olsun,
new buddies or lifelong pals: arkadaşlar için samimi sözcükler
Buddy ve pal, “arkadaş” anlamına gelen, sayılabilen ve samimi isimlerdir. Burada new buddies yakın zamanda arkadaş olduğunuz kişileri, lifelong pals ise ilişkisi ömür boyu sürmüş veya sürmesi beklenen arkadaşları anlatır. Bu kelime seçimleri ifadeye sıcak ve konuşma diline özgü bir hava verir. Güçlü süre anlamını lifelong oluşturur; pal tek başına mutlaka ömürlük veya çok yakın bir arkadaş demek değildir.
Alıştırma
Resmî bir okul etkinliğinde hangi tanıtım en güvenli seçimdir?
- I'd like to introduce my buddy and project partner, Maya.
- I'd like to introduce my friend and project partner, Maya.
- I'd like to introduce my pal and project partner, Maya.
Cevabı göster
I'd like to introduce my friend and project partner, Maya.
all friendships can benefit from building healthy habits. Kalıp ifadeler
4:33tüm arkadaşlıklar sağlıklı alışkanlıklar geliştirmekten fayda görebilir.
benefit from building healthy habits: sağlıklı alışkanlıklar edinmekten yarar görmek
Benefit from, “bir şey sayesinde avantaj elde etmek” anlamına gelir. Bu cümlede gelişen şey friendships, bu gelişmenin kaynağı ise building healthy habits ifadesidir. From bir edattır. Bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: benefit from doing something. Bu yüzden build değil, building kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi benefit from + share yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Small teams can ____ ideas openly.
Cevabı göster
benefit from sharing
And it's never too late to make a new friend. Kalıp ifadeler
4:37Ve yeni bir arkadaş edinmek için asla çok geç değildir.
never too late to make a new friend: yeni bir arkadaş edinmek için asla geç değildir
It's never too late to do something, şimdi başlamanın hâlâ mümkün veya değerli olduğunu anlatan cesaretlendirici bir kalıptır. Too late to do normalde fırsatın geçtiğini belirtir; never bu düşünceyi reddeder. to sonrasında fiilin yalın biçimi gelir. Buradaki eylem make a new friend ifadesidir. Bu, biriyle tanışıp arkadaşlık kurmak demektir; kelimenin tam anlamıyla bir insan “yapmak” değildir.
Alıştırma
Cesaretlendirme cümlesini never too late to ve learn fiiliyle tamamlayın: It's ____ a new skill.
Cevabı göster
never too late to learn
Learn how friendship affects your brain with this video, Kelime
4:44Arkadaşlığın beyninizi nasıl etkilediğini bu videoyla öğrenin
affects your brain: affect sözcüğünü fiil olarak kullanmak
Burada affect, bir şeyi etkilemek veya onda değişikliğe yol açmak anlamına gelen bir fiildir. friendship tekil öznedir; bu nedenle geniş zamanda fiil -s alır: affects. your brain, etkiden etkilenen nesnedir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp A affects B şeklindedir: A, B’yi etkiler.
Alıştırma
Hangi cümlede affect, etkilemek anlamında bir fiil olarak doğru kullanılmıştır?
- Regular sleep affect your ability to concentrate.
- Regular sleep affects your ability to concentrate.
- Regular sleep has affect on your ability to concentrate.
Cevabı göster
Regular sleep affects your ability to concentrate.
the science of adolescence: ergenlik dönemindeki gelişimi incelemek
The science of X, X hakkındaki bilimsel araştırma, kanıt ve bilgi demektir. Burada ifade, insanların adolescence döneminde nasıl geliştiğinin bilimsel olarak incelenmesini anlatır. Adolescence, çocukluk ile yetişkinlik arasındaki gelişim dönemidir. Fiziksel, duygusal, düşünsel ve sosyal değişimleri kapsar; bu nedenle yalnızca puberty sırasındaki bedensel değişimlerden daha geniştir.
Alıştırma
Hangi cümle adolescence kavramını en iyi açıklar?
- Adolescence is the stage before childhood.
- Adolescence means only the physical changes of puberty.
- Adolescence includes physical, emotional, cognitive, and social development.
Cevabı göster
Adolescence includes physical, emotional, cognitive, and social development.