Kendini Dengeleyen Monoray: İngilizce çalışma notları
Primal Space
Video özeti: Video, jiroskoplar ile pnömatik kontrolün Louis Brennan'ın 1910 tarihli tek raylı trenini nasıl dik tuttuğunu ve başarılı prototipin neden yatırımcı desteğini kaybettiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. by design — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: kasıtlı özelliği tesadüfi sonuçtan ayırın ve planlanmış ürün davranışını anlatın. 2. got canceled out. — Phrasal Verbs: zıt kuvvetlerin birbirini etkisizleştirdiğini anlayın ve cancel out ifadesini gürültü, sayılar, riskler veya avantajlarla kullanın. 3. The key here is that — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: ayrıntılardan temel ilkeye geçişi yakalayın ve raporda belirleyici nedeni öne çıkarın.
Bu derste
defy the laws of physics ifadesinin abartılı anlamı
Burada defy, yasa dışı bir eylemde bulunmak değil, bir şeye direniyor veya onunla çelişiyor gibi görünmek anlamındadır. İfade abartılıdır: tren, normal fizik kuralları kendisi için geçerli değilmiş gibi görünüyordu. Seemed sözcüğü önemlidir. Bunun bilimsel bir iddia değil, bir izlenim olduğunu gösterir; sıra dışı bir makine imkânsız göründüğü hâlde fizik kurallarına uyabilir.
Alıştırma
Bu cümlede seemed to defy the laws of physics ne anlama geliyor?
- Üzerinde hiçbir fiziksel kuvvet etkili olmadığı için çalışmayı durdurdu.
- Fiziksel olarak imkânsız görünen bir biçimde davranıyor gibiydi.
- Bir yasayı çiğnemekle resmen suçlandı.
Cevabı göster
Fiziksel olarak imkânsız görünen bir biçimde davranıyor gibiydi.
Not only did it keep itself perfectly balanced on a single rail, Dilbilgisi
0:06Sadece tek bir ray üzerinde kendini mükemmel bir dengede tutmakla kalmıyor,
but it mysteriously leaned into corners without any driver input. Kalıp ifadeler
0:10aynı zamanda herhangi bir sürücü müdahalesi olmadan gizemli bir şekilde virajlara eğiliyordu.
Not only did ... but ... yapısında devriklik
Not only, geçmiş zamanda tam bir cümlenin başına geldiğinde özne-yardımcı fiil devrikliği oluşturur: did, it sözcüğünden önce gelir ve geçmiş zamanı did taşıdığı için keep yalın hâlde kalır. But ile başlayan cümle, genellikle aynı ölçüde önemli veya daha da şaşırtıcı olan ikinci bir gerçeği ekler. Also, but sözcüğünden sonra gelebilir; ancak bu cümlede olduğu gibi kullanılmayabilir de.
Alıştırma
Cümleyi Not only did ... but ... yapısıyla tamamlayın: ____ Leo solve the puzzle, ____ he also explained it to the class.
Cevabı göster
Not only did · but
leaned into corners: virajların içine doğru yatmak
Bu cümlede leaned into corners, aracın dönerken her virajın iç tarafına doğru yattığı anlamına gelir. Buradaki corners, bir odanın köşelerini değil, yolun veya rayın kıvrımlı bölümlerini ifade eder. lean into a corner kalıbı, yatışın yönünü belirtir. Yatmanın dönüşün ya da dengeyi korumanın bir parçası olduğu sürücüler ve araçlar için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “virajın iç tarafına doğru yattı” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: As the cyclist turned, she ____ to stay balanced.
Cevabı göster
leaned into the corner
unveiled to the public: halka ilk kez resmen tanıtılmak
Unveiled to the public, bir şeyin halka ilk kez resmî olarak gösterildiği veya duyurulduğu anlamına gelir. Burada icat 1910 yılında halka açık biçimde tanıtılmıştır. Unveil, bir nesnenin üzerindeki örtünün kaldırılmasını anlatabilir; ancak haberlerde çoğunlukla bir ürünün, tasarımın, planın, sanat eserinin veya projenin resmî olarak tanıtılması anlamında mecazi kullanılır. Edilgen be unveiled to the public kalıbı, tanıtan kişiden çok tanıtılan şeye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi unveil sözcüğünün geçmiş zaman ortacı ve ardından to the public ile tamamlayın: The new playground design was ____ at the town meeting.
Cevabı göster
unveiled to the public
The idea was that using a single rail instead of two Dilbilgisi
0:21Fikir, iki yerine tek bir ray kullanmanın
would make trains faster and railways cheaper to build.
0:24trenleri daha hızlı ve demiryollarını inşa etmeyi daha ucuz hale getireceği yönündeydi.
Using ... instead of ... yapısının özne olması
“Using a single rail instead of two” bir ulaç isim öbeğidir. Öbeğin tamamı “would make” yapısının öznesidir; yani sonucu ortaya çıkarması beklenen yöntemi adlandırır. Öbek içindeki “instead of two” bir seçeneğin diğerinin yerini aldığını gösterir: iki ray yerine tek ray seçilir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp “using/doing A instead of B” şeklindedir; B bir isim öbeği veya -ing biçimi olabilir.
Alıştırma
Cümleyi “instead of” ve “drive” fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Using public transport ____ to work can save money.
Cevabı göster
instead of driving
His train could take corners at greater speeds Kalıp ifadeler
0:28Onun treni virajları daha yüksek hızlarda,
take corners at greater speeds: aracın viraj performansı
“Take corners”, araçların virajları dönmesini anlatan yaygın bir sözcük birlikteliğidir. Burada “at greater speeds”, başka bir tren veya tasarıma göre daha yüksek hızlarda demektir ve trenin virajları nasıl aldığını açıklar. Dolayısıyla ifade, trenin virajları daha hızlı alabildiğini söyler. “Take” burada taşımak anlamına gelmez; “corners” da bir odanın köşelerini değil, raylardaki virajları belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir aracın genel olarak virajları daha hızlı alabilme yeteneğini en doğal biçimde anlatır?
- The new bus can take the passengers to the corner.
- The new bus can take corners at greater speeds.
- The new bus can turn the corner near the station.
Cevabı göster
The new bus can take corners at greater speeds.
Being thrown off the tracks: raylardan dışarı fırlatılmak
Burada “thrown off”, trenin kendi hareketi veya başka bir fiziksel kuvvet yüzünden raylardan zorla uzaklaştırılması anlamına gelir. Kafa karışıklığını veya dikkatin dağılmasını değil, trenin raylarla temasını gerçekten kaybetmesini anlatır. Edilgen biçim olan “being thrown off”, treni bu kuvvete maruz kalan taraf olarak gösterir. Etken “throw something off a surface or route” yapısında nesne yerinden uzaklaştırılan kişi veya şeydir; edilgen yapıda bu, “something is thrown off ...” biçimine dönüşür.
Alıştırma
Hangi cümlede “thrown off”, bir araçtan veya yüzeyden fiziksel olarak uzaklaştırılmak anlamında kullanılmıştır?
- The unexpected question threw me off.
- The cyclist was thrown off the bike during the crash.
- She threw off her wet coat.
Cevabı göster
The cyclist was thrown off the bike during the crash.
and his railway only needed half the material.
0:32ve demiryolu sadece malzemenin yarısına ihtiyaç duyuyordu.
which have thick tracks built high in the air,
0:38ki onların havada yüksekte inşa edilmiş kalın rayları vardır,
Brennan's monorail could run on existing tracks.
0:40Brennan'ın monorayı mevcut raylar üzerinde çalışabiliyordu.
A bit sketchy: yumuşatılmış, gündelik bir endişe
Burada “sketchy”, bir şeyin güvensiz, güvenilmez veya tam olarak güven vermeyen bir izlenim uyandırdığını belirten gündelik bir sıfattır. Konuşan kişi trenin görünüşünün yarattığı izlenimi anlatır; tasarımın güvensiz olduğunu kanıtlamaz. “A bit” olumsuz yargıyı yumuşatır: tren açıkça tehlikeli değil, biraz endişe verici görünür. “Very stable” ile kurulan karşıtlık, görünüş ile gerçek tasarımın farklı olabileceğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede “it looks a bit sketchy” ne anlama geliyor?
- Mekanik olarak dengesiz olduğu kanıtlanmış.
- Biraz güvensiz veya güvenilmez bir izlenim veriyor.
- Yalnızca birkaç çizgiyle hızlıca çizilmiş.
Cevabı göster
Biraz güvensiz veya güvenilmez bir izlenim veriyor.
by design: kasıtlı bir sonuç
by design, “bilerek; planlanmış bir özellik ya da sonuç olarak” demektir. Burada, tren güvenli görünmese bile dengeli olmasının sistem içinde bilinçli olarak sağlandığını anlatır. Bu ifade, bir şeyin neden o şekilde olduğunu açıklar. “Bir tasarıma bakarak” ya da “belirli bir çizime göre” demek değildir.
Alıştırma
“The gap under the door is by design so air can circulate,” cümlesinde by design ne anlama gelir?
- Bu, kasıtlı olarak eklenmiş bir özelliktir.
- Kimse planlamadığı için gerçekleşmiştir.
- Kapının altına konmuş bir çizime uygundur.
Cevabı göster
Bu, kasıtlı olarak eklenmiş bir özelliktir.
was a gyroscope that could correct the train's tilt
0:48trenin eğimini, yolcular daha farkına bile varmadan
At the heart of: en merkezi veya en önemli bölüm
At the heart of, bir sistemin, kuruluşun, fikrin veya sorunun en merkezi ya da en önemli bölümünü tanıtır. Bu cümlede jiroskop, treni dengeli tutan temel mekanizmadır. Heart burada mecaz anlamda kullanılmıştır. İfade, mutlaka fiziksel olarak ortada bulunmayı değil, önem veya işlevi belirtir.
Alıştırma
“At the heart of the new safety plan is better training” cümlesinde at the heart of ne anlama gelir?
- Plan insan anatomisiyle ilgilidir.
- Eğitim odası fiziksel olarak merkezdedir.
- Daha iyi eğitim, planın temel unsurudur.
Cevabı göster
Daha iyi eğitim, planın temel unsurudur.
This was a mind-blowing piece of engineering,
0:53Bu akıllara durgunluk veren bir mühendislik harikasıydı,
We modeled the entire thing and studied the original patents
1:00Tüm mekanizmayı modelledik ve orijinal patentleri inceledik
to show you how incredibly clever this design was.
1:03bu tasarımın inanılmaz derecede ne kadar zekice olduğunu size göstermek için.
we need to know a bit about gyroscopes.
1:09jiroskoplar hakkında biraz bilgi sahibi olmamız gerekiyor.
in order to understand: amaç belirtmek
“In order to + fiilin yalın hâli” bir amaç belirtir ve “hangi amaçla?” sorusunu yanıtlar. Bu cümlede jiroskoplar hakkında bilgi sahibi olmak, burada tam olarak neler olduğunu anlamak amacıyla gereklidir. Buradaki order, “emir” veya “sıra” anlamına gelmez. Bağlacın tamamı, amaç bildiren to yapısının daha açık bir biçimidir. understand fiilinin örtük öznesi ana cümledekiyle aynıdır: we.
Alıştırma
Cümleyi, amacı açıkça belirten üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: We left early ____ avoid the traffic.
Cevabı göster
in order to
what's going on: mevcut durumu sormak
“What’s going on?” ifadesi “Ne oluyor?” veya “Şu anki durum nedir?” anlamına gelir. Bu cümlede understand fiilinden sonra gömülü olarak kullanılmıştır ve mutlaka bir sorunu değil, durumun ya da mekanizmanın nasıl işlediğini anlatır. Go on başka yapılarda “devam etmek” anlamına gelebilir; ancak what + be + going on kalıbı henüz açık olmayan bir olay, durum veya süreç hakkında soru sorar.
Alıştırma
“The lights keep flashing, but nobody knows what's going on,” cümlesinde “what's going on” ne anlama gelir?
- neyin üste konduğu
- ne olduğu
- neyin devam ettiği
Cevabı göster
ne olduğu
The basic principle is that if you spin a disc really quickly,
1:12Temel prensip, bir diski gerçekten hızlı döndürürseniz,
its angular momentum tries to keep it perfectly stable.
1:16açısal momentumunun onu mükemmel bir şekilde dengede tutmaya çalışmasıdır.
This is called precession: bir olguya ad vermek
This is called + isim, bir şeye ad vermek için kullanılan edilgen bir yapıdır. This, az önce açıklanan olayı ifade eder; precession ise bu olayın kullanılan teknik adıdır. Buradaki called, telefon etmek değil, adlandırılmak anlamındadır. Bu yapıyı bir şeyi veya olguyu tanıttıktan ya da gösterdikten sonra, özellikle derslerde, gösterimlerde ve açıklamalarda kullanın. Gözlemlenen bir örneği teknik terimiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Bir derste öğretmen yeni bir bitki büyüme biçimi gösterdi ve şimdi ona teknik bir ad veriyor. Bu adı doğru biçimde tanıtan cümle hangisidir?
- This is calling phototropism.
- This called phototropism.
- This is called for phototropism.
- This is called phototropism.
Cevabı göster
This is called phototropism.
to find its way back to equilibrium. Kalıp ifadeler
1:35dengeye geri dönmenin yolunu bulmaya çalışacaktır.
find its way back to equilibrium: dengeye kademeli dönüşü anlatmak
Find its way back to + isim, bir süreç boyunca bir yere, koşula veya duruma yavaş yavaş geri dönmek anlamına gelir. Bu cümlede gyro, sanki kendi dönüş yolunu bulabiliyormuş gibi kişileştirilmiştir; kelimenin gerçek anlamıyla bir rota aramıyordur. Equilibrium, geri döndüğü dengeli ve istikrarlı durumdur. Bu ifade toparlanma veya kendi kendini düzeltme sürecini vurgular. Back, daha önceki ya da normal bir duruma dönüşü belirtir. İnsanları, fiziksel nesneleri, ekipleri veya başka sistemleri anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, istikrarlı bir duruma kademeli dönüşü göstermek için find its way back to ... ifadesini kullanıyor?
- After the shock, the market may find its equilibrium way back.
- After the shock, the market may find its way back to equilibrium.
- After the shock, the market may find back its way to equilibrium.
- After the shock, the market may find its way equilibrium back to.
Cevabı göster
After the shock, the market may find its way back to equilibrium.
Brennan saw this as the key to keeping his train balanced, Kalıp ifadeler
1:38Brennan bunu trenini dengede tutmanın anahtarı olarak gördü,
saw this as the key to keeping...: bir şeyi ... sürdürmenin anahtarı olarak görmek
see A as B yapısında konuşan kişi, A'nın B ile belirtilen role veya anlama sahip olduğunu düşünür. Burada Brennan, bu özelliğin trenini dengede tutabilecek şey olduğuna karar vermiştir; bu, bir şeyi gerçekten gözleriyle gördüğü anlamına gelmez. the key to + isim/-ing yapısında to bir edattır. Bu yüzden ardından keep değil keeping gelir. see A as the key to doing something bütünü, “A'yı o sonuca ulaşmanın en önemli yolu veya etkeni olarak görmek” anlamına gelir.
Alıştırma
see A as B ve the key to + -ing yapılarını kullanarak cümleyi tamamlayın: The coach ____ teamwork ____ the key ____ winning.
Cevabı göster
saw · as · to
in a model train and hooking it up to an electric motor. Öbek fiiller
1:44maket bir trene yerleştirip bir elektrik motoruna bağlayarak deneyler yaptı.
hooking it up to: onu ... bağlamak
Hook something up to something, bir cihazı veya parçayı çalışabilmesi için başka bir cihaza, güç kaynağına ya da sisteme bağlamak anlamına gelir. Burada it, Brennan'ın bir elektrik motoruna bağladığı küçük volanı ifade eder. Hook up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda hook ile up arasına gelir: hook it up to the motor. Sondaki to, bağlantının yapıldığı cihazı veya sistemi belirtir.
Alıştırma
hook ... up to ve it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The camera needs power, so please ____ the battery.
Cevabı göster
hook it up to
the disc would precess and keep the train upright.
1:51disk presesyon yapıyor ve treni dik tutuyordu.
since it was trying to maintain its position in space.
1:58çünkü uzaydaki konumunu korumaya çalışıyordu.
The problem was that ...: temel engeli tanıtmak
The problem was that, temel güçlüğü belirten bir yan cümle başlatır. Buradaki that bir bağlaçtır: was ile ardından gelen açıklamanın tamamını birbirine bağlar; bir nesneyi gösteren işaret sözcüğü değildir. Bilgiyi düzenleyen bir kalıp olarak, anlatının önceki başarıdan neyin yanlış gittiğine döndüğünü gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı The problem was that + yan cümledir.
Alıştırma
Cümleyi temel engeli tanıtan dört kelimelik kalıpla tamamlayın: The test looked successful at first. ____ the battery lasted only ten minutes.
Cevabı göster
The problem was that
which caused the train to tilt over and fall off the track.
2:04bu da trenin devrilip raydan düşmesine neden oluyordu.
From the train's point of view: gözlemsel bir referans çerçevesi
From the train's point of view, “trene göre gözlemlendiğinde” anlamına gelir. Bir trenin görüşü veya fikri olamayacağı için point of view burada kişisel bir düşünceyi değil, gözlem referansını belirtir. Bu ifade, ardından gelen bilgi için referans çerçevesini belirler: Jiroskop uzaydaki yönünü korumaya çalışsa da dönen trene göre presesyon yapıyormuş gibi görünür. Bu nedenle from X's point of view yapısı hem bir kişinin bakış açısını hem de teknik bağlamlarda bir şeyin X'e göre nasıl göründüğünü anlatabilir.
Alıştırma
Teknik bir açıklamada baştaki ifade ne anlama gelir? From the satellite's point of view, Earth rotates beneath it.
- Uydunun kişisel görüşünü aktarır.
- Uyduya göre neyin gözlemlendiğini anlatır.
- Konuşanın uydunun içinde olduğunu söyler.
Cevabı göster
Uyduya göre neyin gözlemlendiğini anlatır.
Brennan put a second gyro in the train and made it spin in the opposite direction.
2:09Brennan trene ikinci bir jiroskop koydu ve onu zıt yönde döndürdü.
the other would precess in the exact opposite direction.
2:18diğeri tam olarak zıt yönde presesyon yapacaktı.
both gyros wanted to keep facing the same way,
2:23her iki jiroskop da aynı yöne bakmaya devam etmek istiyordu,
And so both gyros were forced to rotate with the train,
2:28Ve böylece her iki jiroskop da trenle birlikte dönmeye zorlandı,
and this unwanted precession got canceled out. Öbek fiiller
2:31ve bu istenmeyen presesyon iptal edilmiş oldu.
got canceled out: zıt etkilerin birbirini yok etmesi
Burada cancel out, zıt etkilerin birbirini dengelemesi ve geriye çok az net etki kalması ya da hiç kalmaması demektir. İki jiroskop zıt yönlerde istenmeyen presesyon oluşturduğu için toplam istenmeyen etki ortadan kalkar. Got canceled out, get ile kurulan edilgen bir yapıdır. Presesyonu etkilenen unsur olarak sunar ve nihai sonuca geçişi vurgular; birinin bir planı ya da etkinliği iptal ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek iki etkinin dengelenerek geride net bir sonuç bırakmadığını anlatır? İngilizce cümleyi tamamlayın: The equal forces acted in opposite directions, so they ____.
- canceled out
- were delayed
- canceled the test
Cevabı göster
canceled out
he started working on the full-sized prototype that he could test with real passengers.
2:36gerçek yolcularla test edebileceği tam boyutlu prototip üzerinde çalışmaya başladı.
With another problem solved: with + isim + geçmiş zaman ortacı
With + isim + geçmiş zaman ortacı, tamamlanmış veya sonuç olarak ortaya çıkmış bir durumu ana cümlenin arka planı olarak sunar. Another problem, solve eyleminden etkilenen unsurdur; solved ise onun durumunu açıklar ve cümlenin ana fiili değildir. Buradaki giriş ifadesi once another problem had been solved ile aynı anlamdadır ve anlatının bir sonraki olaya hızla geçmesini sağlar. Sonucun, onu kimin oluşturduğundan daha önemli olduğu durumlarda bu yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede tamamlanmış bir arka plan durumunu sunmak için with + isim + geçmiş zaman ortacı kullanılmıştır?
- With the door locked, we knew the room was secure.
- With Maya locking the door, we waited outside.
- After Maya locked the door, we went inside.
Cevabı göster
With the door locked, we knew the room was secure.
22-ton vehicle with two massive gyros spinning at 3,500 rpm.
2:433.500 devir/dakikada dönen iki devasa jiroskopa sahip 22 tonluk bir araçtı.
But scaling up his design uncovered a massive problem. Öbek fiiller
2:50Ancak tasarımını büyütmek devasa bir sorunu ortaya çıkardı.
Scaling up: bir tasarımı daha büyük ölçeğe taşımak
Scale up, küçük bir test, model veya işleyişi çok daha büyük ve kullanışlı bir boyuta ya da kapasiteye çıkarmak demektir. Burada scaling up his design, tasarımı tam boyutlu ve çok daha ağır bir sürüme dönüştürmek anlamına gelir. Bu öbek fiil, bir tasarımın, sürecin veya işleyişin daha büyük ölçekte çalışmasını sağlamaya odaklanır. Tasarımı tartmak veya yalnızca bir çizimde gösterilen ölçeği değiştirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir işleyişi çok daha büyük kapasiteye çıkarmak anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: The factory needs to ____ production before summer.
Cevabı göster
scale up
Now that some serious weight was involved, Dilbilgisi
2:53Artık işin içine ciddi bir ağırlık girdiğinden,
the gyros weren't only fighting against their own rotation,
2:55jiroskoplar sadece kendi dönüşlerine karşı savaşmıyordu,
but also the force of gravity trying to pull down the train.
2:58aynı zamanda treni aşağı çekmeye çalışan yerçekimi kuvvetine karşı da savaşıyordu.
Now that: yeni bir durumu neden olarak sunmak
Now that, gerçekleşmiş bir durumu tanıtır ve bunu ardından gelen sonucun nedeni olarak sunar. Anlamı, bu artık doğru olduğu için veya durum değiştiği için ifadelerine yakındır. Burada çok daha ağır ve tam boyutlu bir tasarıma geçmek yeni bir koşul oluşturdu: artık ciddi bir ağırlık söz konusuydu. Ana cümle bunun sonucunu verir. Geçmişte anlatılan bir olayda now, konuşanın şimdiki anını değil, hikâyedeki yeni bir aşamayı gösterebilir.
Alıştırma
Gerçekleşmiş bir değişikliği sonucun nedeni olarak sunan iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: ____ the library has reopened, we can return the books in person.
Cevabı göster
Now that
This was much easier to overcome in Brennan's smaller model,
3:02Bunun üstesinden gelmek Brennan'ın daha küçük modelinde çok daha kolaydı,
but with 22 tons now trying to pull the train over,
3:06ancak şimdi treni devirmeye çalışan 22 ton ile,
a letter arrived that would have the key to the solution.
3:14çözümün anahtarını taşıyacak olan bir mektup geldi.
saying that he had a large amount of money for Brennan.
3:19ve Brennan için yüklü miktarda parası olduğunu söylüyordu.
Brennan could have asked Incogni today's sponsor to stop it. Dilbilgisi
3:26Brennan, bugünün sponsoru Incogni'den bunu durdurmasını isteyebilirdi.
could have asked ile gerçekleşmemiş geçmiş seçenek
Bu cümlede could have asked, hayalî bir geçmiş durumda Incogni'den yardım istemenin mümkün bir eylem olacağını anlatır. Önceki this never happened ifadesi ve if it did koşulu, Brennan'ın gerçekte istekte bulunmadığını açıkça gösterir. could have + past participle yapısı, geçmişteki bir eylemi o sırada mümkün veya yapılabilir bir seçenek olarak ele alır. Eylemin gerçekleşmediğini bağlam göstermelidir; burada bunu karşıolgusal kurgu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, istemenin gerçek olmayan bir geçmiş durumda mümkün bir seçenek olduğunu, fakat doğru davranış olduğunu değerlendirmeden anlatır?
- If I see Nina, I could ask her for directions.
- If I had seen Nina, I should have asked her for directions.
- If I had seen Nina, I could have asked her for directions.
Cevabı göster
If I had seen Nina, I could have asked her for directions.
we constantly get bombarded with spam emails and phone calls Kalıp ifadeler
3:31asla kaydolmadığımız şirketlerden
from companies we never signed up to.
3:35sürekli olarak spam e-postalar ve telefon aramaları yağmuruna tutuluyoruz.
get bombarded with ile bunaltıcı miktarlar
Get bombarded with, get ile kurulan bir edilgen yapıdır: özne alıcıdır, bombarded geçmiş zaman ortacıdır ve with, e-posta ya da arama gibi gelen şeyleri tanıtır. Burada bombarded mecazidir. Rahatsız edici veya bunaltıcı hissettiren çok büyük ya da tekrarlanan bir miktarı almak anlamına gelir; bu nedenle basitçe receive many demekten daha güçlü ve olumsuzdur.
Alıştırma
Bunaltıcı bir miktarı göstermek için cümleyi get bombarded with ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: After the announcement, our team ____ calls from reporters.
Cevabı göster
got bombarded with
who then send you all the stuff you don't want.
3:41onlar da size istemediğiniz tüm o şeyleri gönderiyor.
data brokers: kişisel bilgilerin ticaretini yapan şirketler
Veri aracısı, birçok kaynaktan kişisel bilgi toplayan, bunları profiller hâlinde birleştiren ve başka kuruluşlara satan veya sağlayan bir şirkettir. Bu cümlede veri aracıları bilgi zincirinin ilk halkasıdır: bilgileri pazarlama ajanslarına sağlarlar. Buradaki broker, özellikle hisse senedi alıp satan kişiyi değil, veri ticaretindeki aracıyı ifade eder.
Alıştırma
Cümledeki data brokers ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Borsada hisse senedi alıp satan kişiler
- Kişisel bilgi toplayıp satan şirketler
- Müşterileri için reklam hazırlayan ajanslar
Cevabı göster
Kişisel bilgi toplayıp satan şirketler
can quite easily be leaked or stolen by criminals.
3:48suçlular tarafından oldukça kolay bir şekilde sızdırılabilmesi veya çalınabilmesidir.
The good thing is that you have the right to protect yourself.
3:51İyi olan şey ise kendinizi koruma hakkına sahip olmanız.
And so Incogni reaches out to all of these companies Öbek fiiller
3:55Böylece Incogni tüm bu şirketlere
reaches out to: aktif olarak iletişime geçer
Reach out to, genellikle bir şey sormak, önermek, ayarlamak veya çözmek amacıyla bir kişi ya da kuruluşla aktif biçimde iletişim kurma girişiminde bulunmak demektir. Burada reaches, tekil özne Incogni ile uyumludur ve out to ifadesinden sonra iletişim kurulan şirketler gelir. İfade fiziksel olarak uzanmayı değil, iletişim kurmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “aktif biçimde iletişime geçmek” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I will ____ the landlord to ask about the repair.
Cevabı göster
reach out to
on your behalf: birinin temsilcisi olarak hareket etmek
On your behalf, Incogni'nin sizin temsilciniz olarak hareket ettiği anlamına gelir: şirketlerle sizin yerinize ve çıkarlarınız için iletişime geçer. İfade, on + iyelik biçimi + behalf yapısını kullanır; on my behalf ve on Maya's behalf gibi. Bu ifade yalnızca “sizin yararınıza” demekten daha fazlasını anlatır. Başka birinin, genellikle sizi temsil etme izni veya sorumluluğuyla, sizin yerinize bir eylem gerçekleştirdiğini vurgular.
Alıştırma
on + iyelik + behalf yapısını tamamlayın: Nina was ill, so I called the school ____.
Cevabı göster
on her behalf
gets them to delete içindeki get + nesne + to-infinitive yapısı
Gets them to delete ifadesinde get, get + nesne + to-infinitive yapısını izler. Them şirketleri belirtir; to delete ise Incogni'nin şirketlere yaptırdığı veya onları yapmaya ikna ettiği eylemi gösterir. Bilgileri Incogni'nin kendisi silmez. Bu yapı, Incogni'nin şirketleri harekete geçirerek sonucun gerçekleşmesini sağladığını gösterir.
Alıştırma
fix kullanarak get + nesne + to-infinitive yapısını tamamlayın: We got the technician ____ the printer.
Cevabı göster
to fix
These are all the companies that no longer have my data.
4:07Bunlar artık benim verilerime sahip olmayan şirketlerin tümü.
To protect your personal information and get rid of spam Öbek fiiller
4:11Kişisel bilgilerinizi korumak ve hayatınızdaki spam'lerden
Get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak
Get rid of, istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak veya yok olmasını sağlamak demektir. Burada spam'in artık hayatınızın bir parçası olmamasını anlatır. İfadenin tamamı tek bir birim gibi çalışır: get rid of + isim veya zamir. Anlamı get, rid ve of kelimelerini ayrı ayrı çevirerek oluşturmaya çalışmayın.
Alıştırma
Cümleyi get ile başlayan ve “istenmeyen bir şeyi kaldırmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: I blocked the number to ____ the spam calls.
Cevabı göster
get rid of
and use the code primalspace to get 60% off.
4:18ve %60 indirim almak için primalspace kodunu kullanın.
In order for Brennan's monorail to keep itself perfectly balanced,
4:22Brennan'ın monorayının kendini mükemmel dengede tutabilmesi için,
which was constantly trying to pull the vehicle over.
4:28ki bu ağırlık sürekli olarak aracı devirmeye çalışıyordu.
The natural precession wasn't strong or quick enough to keep the train stable.
4:36Doğal presesyon, treni sabit tutacak kadar güçlü veya yeterince hızlı değildi.
And so Brennan came up with a new solution. Öbek fiiller
4:41Ve böylece Brennan yeni bir çözüm buldu.
Came up with: bir çözüm bulmak
Come up with, bir fikir, plan, cevap veya çözüm düşünmek ya da üretmek demektir. Cümlede Brennan yukarı doğru hareket etmedi; yeni bir çözüm üretti. Kalıp come up with + üretilen fikir veya çözüm şeklindedir. Came geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle came up with fikrin geçmişte üretildiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi came ile başlayan ve “düşünüp buldu” anlamına gelen geçmiş zamandaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Leo ____ a clever answer during the quiz.
Cevabı göster
came up with
was taking control of the gyro's precession.
4:46jiroskopun presesyonunun kontrolünü ele almak olduğunu fark etti.
By purposely precessing them quicker than they would normally precess, Dilbilgisi
4:49Onları kasıtlı olarak normalde yapacaklarından daha hızlı presesyona uğratarak,
a stronger force would be put into righting the vehicle.
4:53aracı doğrultmak için daha güçlü bir kuvvet uygulanacaktı.
By purposely precessing them: by + fiil-ing ile yöntem belirtme
By purposely precessing them, aracı doğrultacak daha güçlü kuvvetin nasıl üretileceğini açıklar. Burada by, “bu yöntemle” anlamına gelir; purposely ise eylemin bilinçli olarak yapıldığını gösterir. Kalıp by + fiil-ing şeklindedir. Bir eylemi veya süreci onun oluşturduğu sonuca bağlar; bu nedenle talimatlarda ve teknik açıklamalarda özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Parantez içindeki tüm sözcükleri kullanarak ve gerektiğinde fiilin biçimini değiştirerek cümleyi tamamlayın: ____, Lena made the presentation file smaller. (by / compress / the images)
Cevabı göster
By compressing the images
and encased them in vacuum-sealed casings to reduce friction.
4:59ve sürtünmeyi azaltmak için onları vakumla kapatılmış muhafazaların içine yerleştirdi.
the gyros would keep spinning for up to 30 minutes
5:05jiroskoplar 30 dakikaya kadar dönmeye devam edecek
Even if the power ran out: aşırı bir varsayımsal koşul
Even if the power ran out, elektriğin kesilebileceği olası bir en kötü durum koşulu sunar. Ana cümle jiroskopların yine de dönmeye devam edeceğini söylediği için bu koşul sonucu geçersiz kılmaz. Even if, “bu olası koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana fikir doğru kalır” anlamına gelir. Buradaki ran ve would keep, gerçek bir elektrik kesintisini bildirmek yerine durumu varsayımsal olarak sunar.
Alıştırma
Elektrik kesintisini yalnızca bir olasılık olarak ele alan ve bunun sonucu değiştirmeyeceğini söyleyen cümleyi seçin.
- Even if the power goes out, the backup light will stay on.
- Even though the power went out, the backup light stayed on.
- If the power goes out, the backup light will turn off.
Cevabı göster
Even if the power goes out, the backup light will stay on.
ran out: bir kaynağın tükenmesi
Bu cümlede ran out, bir şeyin tükendiğini veya hiç kalmadığını belirtir. Özne olan the power, artık bulunmayan kaynaktır; burada run fiziksel hareket anlamına gelmez. Yapı, kaynak + run out şeklindedir. Ran, run fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bu geçişsiz yapıda out kelimesinden sonra nesne gelmez.
Alıştırma
Cümleyi run out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The emergency light stopped working because its battery ____.
Cevabı göster
ran out
He placed the gyros on a single gimbal
5:10Jiroskopları tek bir yalpa çemberine (gimbal) yerleştirdi
that allowed the whole system to rotate on the train's roll axis.
5:12bu da tüm sistemin trenin yuvarlanma ekseninde dönmesine izin veriyordu.
The axles of each gyro stuck out of the casing
5:16Her bir jiroskopun aksı muhafazanın dışına taşıyor
and sat between two guide plates that were attached to the train's chassis.
5:19ve trenin şasisine bağlı iki kılavuz plakanın arasına oturuyordu.
the axles would make contact with one of the plates, Kalıp ifadeler
5:25akslar plakalardan biriyle temas ediyor
and friction would cause them to roll over like a wheel on the ground. Anlatım akışı
5:27ve sürtünme onların yerdeki bir tekerlek gibi yuvarlanmasına neden oluyordu.
make contact with: parçalar arasında fiziksel temas
Bu cümlede make contact with, fiziksel olarak dokunmak anlamına gelir. Tren eğildiğinde akslardan biri plakalardan birine ulaşır ve dokunur. Yapı, make contact with + şey şeklindedir. İki parçanın buluştuğu anı, çarpmanın mutlaka güçlü olduğunu söylemeden belirttiği için teknik açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Bu teknik açıklamayı dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: When the lid closes, the sensor must ____ the metal strip.
Cevabı göster
make contact with
like a wheel on the ground: açıklayıcı bir benzetme
like a wheel on the ground ifadesi, aksların plakalara değdikten sonra nasıl yuvarlandığını anlamak için dinleyiciye tanıdık bir görüntü sunar. Burada like, “benzer bir biçimde” anlamına gelir ve ifadenin tamamı roll over hareketinin nasıl gerçekleştiğini açıklar. Bu bir benzetmedir; iki şeyin aynı olduğunu söylemez. Akslar sıradan birer tekerlek değildir. Teknik açıklamalarda like + isim öbeği, bilinmeyen bir süreci tanıdık bir nesneyle ilişkilendirebilir.
Alıştırma
İsim öbeğinden önce kullanılan tek sözcüklük karşılaştırma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The blades spin ____ a wheel.
Cevabı göster
like
This would cause the gyros to precess much quicker than the previous design,
5:31Bu da jiroskopların önceki tasarımdan çok daha hızlı presesyon yapmasına neden olarak,
pushing the entire train back to equilibrium: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi
Virgülden sonraki pushing the entire train back to equilibrium şeklindeki -ing öbeği, ana cümledeki sürecin sonucunu ekler. Daha hızlı presesyon bir kuvvet üretir ve bu sonuç tüm treni dengeli duruma geri getirir. Bu öbek, başka bir kişinin treni bilerek ittiğini anlatmaz. Bu kısa yapı açıklamalarda yaygındır: tam bir cümle ne olduğunu belirtir, ardından -ing öbeği sonucu verir.
Alıştırma
“The heater warmed the air, raising the room temperature,” cümlesindeki -ing öbeği neyi gösterir?
- Bir kişinin planladığı ayrı bir eylem
- Havanın ısıtılmasının bir sonucu
- Havanın ısıtılmasıyla bir karşıtlık
Cevabı göster
Havanın ısıtılmasının bir sonucu
vibrations would cause the gyros to bounce on the guide plates,
5:40titreşimler jiroskopların kılavuz plakalar üzerinde zıplamasına neden oluyordu,
and they never produced a smooth and proportional force on the train.
5:44ve tren üzerinde asla pürüzsüz ve orantılı bir kuvvet üretemiyorlardı.
fix A to B: A'yı B'ye sağlamca sabitlemek
fixed the gyros to the train's chassis ifadesinde fixed, “tamir etti” değil, “sağlam bir şekilde tutturdu” anlamına gelir. Jiroskoplar, şasiyle birlikte hareket etmeleri için şasiye monte edilmiştir. Yapı fix + nesne + to + destek ya da yüzey şeklindedir. Teknik açıklamalarda bir parçanın nereye sabitlendiğini gösterir: fix A to B.
Alıştırma
“Sağlam bir şekilde tutturmak” anlamında fix fiilinin geçmiş zamanını kullanın: The technician ____ the sensor ____ the metal frame.
Cevabı göster
fixed · to
the gyros did their usual thing and started to precess naturally.
5:59jiroskoplar her zamanki işlerini yaptı ve doğal olarak presesyon yapmaya başladı.
its axle was directly connected to a mechanism
6:04aksı doğrudan bir aktüatör çubuğunu kontrol eden
either end of: iki uçtan biri
either end of a large tube ifadesinde büyük borunun iki ucu vardır ve either end bu iki uçtan biri ya da diğeri anlamına gelir. Dağıtılmış iki boru söz konusu olduğundan ifade doğal olarak boruların karşıt uçlara, her uca bir boru olacak şekilde girdiğini anlatır. Burada either iki öğeden oluşan bir küme kurar. Cümlenin olası iki uçtan birine mi odaklandığını, yoksa eşleşen öğeleri iki uca mı dağıttığını bağlam belirler.
Alıştırma
A bridge has a lamp at either end. cümlesi en doğal olarak ne anlama gelir?
- Köprünün iki ucunun her birinde bir lamba vardır.
- İki lamba da köprünün aynı ucundadır.
- Köprü üzerindeki birçok noktadan herhangi birinde bir lamba olabilir.
Cevabı göster
Köprünün iki ucunun her birinde bir lamba vardır.
Back and forth: zıt yönlerde tekrarlanan hareket
Back and forth, önce bir yönde, ardından ters yönde tekrar tekrar hareket etmek demektir. Bu cümlede kremayer dişli, tüpün iki ucu arasında sırayla kayarak jiroskopların dönmesini sağlar. İfadenin tamamı, bir şeyin nasıl hareket ettiğini açıklayan bir zarf görevi görür. Yalnızca fiziksel hareket için değil, iki taraf arasında mesaj veya tartışmaların tekrar tekrar gidip gelmesi için de kullanılabilir.
Alıştırma
Zıt yönlerde tekrarlanan hareketi anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The wind pushed the curtain back and ____.
Cevabı göster
forth
and the clever actuator arm would activate the valves.
6:31ve o zekice aktüatör kolu valfleri harekete geçiriyordu.
compressed air would then flow through one of the pipes
6:36basınçlı hava borulardan birinin içinden geçip
Closing off: bir yolu veya akışı engellemek
Closing off, close off öbek fiilinin -ing biçimidir ve insanların, havanın ya da sıvının geçememesi için bir yolu kapatmak veya yalıtmak anlamına gelir. Bu cümlede bir valfin kapatılması, hava yollarından birini bloke eder ve basınçlı havayı diğer boruya yönlendirir. By closing off... yapısındaki by + -ing, ardından gelen sonucu oluşturan yöntemi belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede close off, “erişimi veya geçişi engellemek” anlamında kullanılmıştır?
- The cabin is close to the lake.
- The crew closed off the tunnel after water began to enter.
- The café closed at six because it was Sunday.
Cevabı göster
The crew closed off the tunnel after water began to enter.
pushing the gear rack and forcing the gyros to precess in the opposite direction
6:42kramayer dişliyi itecek ve tren dengeye dönene kadar
until the train returned to equilibrium.
6:47jiroskopları zıt yönde presesyon yapmaya zorlayacaktı.
and the gyros would react before the train ever got too unbalanced.
6:51ve jiroskoplar tren çok fazla dengesizleşmeden önce tepki veriyordu.
allowing the smaller force to produce a much bigger force.
6:58ve daha küçük bir kuvvetin çok daha büyük bir kuvvet üretmesine izin vermesiydi.
The key here is that: ana noktayı vurgulamak
“The key here is that ...” ifadesi, konuşmacının açıklamadaki en önemli fikri söylemek üzere olduğunu dinleyiciye bildirir. Buradaki key, fiziksel bir anahtar değil, “önemli nokta” anlamındadır. Bu ifade, ayrıntılardan ana sonuca geçerek bilgiyi düzenler. that sonrasındaki yan cümle odaklanılması gereken sonucu verir: basınçlı hava, daha küçük bir kuvvetin çok daha büyük bir kuvvet üretmesini sağlamıştır.
Alıştırma
Ana sonucu vurgulayan ders kalıbıyla cümleyi tamamlayın: “____ the backup file is stored safely off-site.”
Cevabı göster
The key here is that
acted as: bir işlevi yerine getirmek
Acted as, “işlevini yerine getirdi” veya “olarak görev yaptı” anlamına gelir. Bu cümlede basınçlı hava, aygıtın içinde pnömatik bir sistem işlevi görmüştür; ifade bir gösteride rol yapmayı değil, üstlendiği işlevi anlatır. Ayrıca havanın kelimenin gerçek anlamıyla eksiksiz ve bağımsız bir sistem olduğunu da iddia etmez. Kalıp act as + rol veya işlev şeklindedir. Özne bir kişi, nesne, malzeme veya süreç olabilir ve act fiilinin biçimi zamana göre değişir; acted as geçmişi anlatır.
Alıştırma
Telefonun feneri bir acil durum lambasının işlevini gördüğünde cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? “During the power cut, the phone's flashlight ___ an emergency lamp.”
- acted as
- acted out
- acted like
Cevabı göster
acted as
The force of the compressed air gets sent equally through the air in the tube.
7:02Basınçlı havanın kuvveti, borudaki hava aracılığıyla eşit olarak iletilir.
the same force is multiplied over a larger area.
7:08aynı kuvvet daha geniş bir alana çarpılarak çoğalır.
Once + yan cümle: süreci başlatan eşik
Burada once, “bu aşamaya ulaşıldığında” veya “bu gerçekleştikten sonra” anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. “Bir kez” anlamına gelmez. Once ile başlayan yan cümle süreçteki tetikleyici noktayı, ana cümle ise ardından gelen sonucu belirtir: kuvvet veya basınç daha büyük pistona ulaştıktan sonra kuvvet daha geniş bir alanda katlanır. Bu yapı, işlem adımlarını ve otomatik sonuçları açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle, basıncın üst hazneye ulaşmasını vananın açılması için beklenen tetikleyici nokta olarak en iyi biçimde sunar?
- If the pressure reaches the upper chamber, the valve opens.
- Before the pressure reaches the upper chamber, the valve opens.
- Once the pressure reaches the upper chamber, the valve opens.
Cevabı göster
Once the pressure reaches the upper chamber, the valve opens.
And so this piston is moved with much greater force
7:11Böylece bu piston, jiroskopların ona verdiğinden
This genius system took the force of the train tipping over
7:16Bu dahi sistem, trenin devrilme kuvvetini aldı
and multiplied it against itself to create a train that always wanted to stay level.
7:19ve kendi üzerine çarparak her zaman düz durmak isteyen bir tren yarattı.
His train was so strong that even if every passenger stood on one side, Dilbilgisi
7:25Onun treni o kadar güçlüydü ki, her yolcu bir tarafta dursa bile,
so strong that ... even if ... would stay: derece, sonuç ve varsayım
so + sıfat + that + sonuç kalıbı, bir niteliğin belirtilen sonuca yol açacak kadar yüksek derecede olduğunu gösterir. Burada so strong that, trenin sağlamlığı ile dengede kalma yeteneği arasında bağ kurar. Sonuç cümlesinin içinde even if, hayal edilen uç bir sınama koşulu getirir. Geçmiş biçim stood ile would stay birlikte varsayımsal bir durum sunar; yolcuların gerçekten bir tarafta durduğunu bildirmez.
Alıştırma
Derece ve sonuç kalıbını kuran iki sözcükle cümleyi tamamlayın: The safe was ____ heavy ____ even if two people pushed it, it would not move.
Cevabı göster
so · that
and at the time, it really did seem like the future. Dilbilgisi
7:35ve o zamanlar, gerçekten gelecek gibi görünüyordu.
really did seem yapısındaki vurgu
Geçmiş zamandaki olumlu bir cümlede did vurgu katabilir. Buradaki really did seem, daha sonraki olaylar farklı bir sonuç gösterse de o anda izlenimin gerçekten güçlü olduğunu anlatır. Vurgulu did'den sonra ana fiil yalın hâlde kalır: did seem; did seemed kullanılmaz. Bu yapı genellikle bir şeyi doğrulamak veya beklenen bir şüpheye karşı çıkmak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi really, vurgu yardımcı fiili did ve seem'in yalın hâliyle tamamlayın: At first, the plan ____ possible, although it later failed.
Cevabı göster
really did seem
But, unfortunately, investors weren't confident in the design.
7:38Ancak ne yazık ki, yatırımcılar tasarıma güvenmiyorlardı.
Two-railed trains were already well-established at the time,
7:42İki raylı trenler o dönemde çoktan iyi bir şekilde yerleşmişti,
and the fact that every train carriage would need its own gyroscope Dilbilgisi
7:46ve her tren vagonunun kendi jiroskopuna ihtiyaç duyacağı gerçeği
the fact that ... brought: uzun özne ve ana fiili
the fact that every train carriage would need its own gyroscope ad öbeğinin tamamı öznedir. Bu yapının içinde that, fact sözcüğünün içeriğini açıklar; would need ise geçmişteki o bakış noktasından beklenen gerekliliği anlatır. Ana fiil brought'tur; brought the project to an end, projenin sona ermesine neden olmak demektir. Bir cümle the fact that ile başladığında ana yüklemi aramadan önce içerik yan cümlesinin sonuna kadar okuyun.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede tam özneyi ve ana fiili doğru belirleyen seçenek hangisidir? The fact that every train carriage would need its own gyroscope brought the project to an end.
- Tam özne: its own gyroscope; ana fiil: brought
- Tam özne: every train carriage; ana fiil: would need
- Tam özne: the fact that every train carriage would need its own gyroscope; ana fiil: brought
Cevabı göster
Tam özne: the fact that every train carriage would need its own gyroscope; ana fiil: brought
brought the project to an end: projenin sona ermesine neden oldu
bring something to an end ifadesinde bring, taşımak ya da hareket ettirmek değil, neden olmak anlamındadır. Yapı bring + şey veya süreç + to an end şeklindedir ve o şeyin ya da sürecin durmasını sağlar. Burada her vagonda bir jiroskop bulunması gerekliliği projenin durmasına neden oldu. Brought, bring fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
bring ... to an end yapısını geçmiş zamanda tamamlayın: The final whistle ____ the match ____.
Cevabı göster
brought · to an end
Either way, it's amazing to uncover these incredible inventions Anlatım akışı
7:52Öyle ya da böyle, bu inanılmaz icatları ortaya çıkarmak
and appreciate the geniuses behind their creation.
7:55ve yaratımlarının arkasındaki dahileri takdir etmek harika bir şey.
Either way: iki olasılıktan sonra tek sonuç
Either way, daha önce sözü edilen iki olasılığa gönderme yapar. Bu iki olasılıktan hangisi doğru olursa olsun sonraki ifadenin değişmediğini belirtir. Burada konuşan kişi önceki olasılıkları bir kenara bırakıp ortak bir sonuca geçer: icatlar ve onları yaratan kişiler yine de takdire değerdir. Kimseden fiziksel bir yol seçmesini istemez.
Alıştırma
İki durumda da sonucun aynı olduğunu gösteren iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: It may rain, or it may stay dry. ____, the picnic will be indoors.
Cevabı göster
Either way
In the next video, we'll be giving away another Primal Space Voyager poster Öbek fiiller
8:05Bir sonraki videoda, mağazamızda bulunan bir başka Primal Space Voyager posterini
giving away: Bir ödülü ücretsiz vermek
Burada giving away, bir şeyi satmak yerine ödül olarak ücretsiz vermek demektir. Give away, verilen şeyi nesne olarak alır; bu nedenle poster burada ödül olarak verilen şeydir. Anlamı bağlam belirler. Give away ayrıca bir sırrı açığa vurmak veya birinin kimliğini ele vermek anlamına gelebilir; ancak one lucky winner ve poster burada ücretsiz ödül anlamını açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “ücretsiz ödül olarak sunmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: A bookshop will ____ three signed novels to lucky customers.
Cevabı göster
give away
All you need to do is sign up at the link below,
8:13Tek yapmanız gereken aşağıdaki linkten kaydolmak,
like the video, and leave a comment saying what you think about Brennan's design.
8:15videoyu beğenmek ve Brennan'ın tasarımı hakkında ne düşündüğünüzü söyleyen bir yorum bırakmak.