Çok Fazla Oyuncak! 🧸 💙 🎁 | Bluey 2. Sezon Önemli Anlar - Bay Maymun 🐵 | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Babaları bağışlanacak oyuncakları ayırmalarını istediğinde Bluey ile Bingo, neredeyse her oyuncağın özel olduğunu savunur. Mr. Monkeyjocks’un atılmasını önlemek için ona kahvaltıda ayrıcalıklı davranırlar; böylece babaları kendi koyduğu şartın sonuçlarını yaşamak zorunda kalır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. having a chuck out. — Deyimsel fiiller: Artık istenmeyen eşyaları ayıklayıp elden çıkarmak için yapılan bir düzenleme seansını anlatan, özellikle Britanya ve Avustralya İngilizcesinde kullanılan bu gündelik ifadeyi anlayabilirsiniz. chuck out ile ailenin oyuncakları sınıflandırma işi arasındaki bağlantıyı kurabilir, ardından gelen saklama ve atma karşıtlığını takip edebilirsiniz. 2. we're off to a great start. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: be off to a great start ifadesinin normalde başarılı bir başlangıcı değerlendirdiğini, ancak olaylar tam tersini gösterdiğinde alaycı biçimde kullanılabildiğini öğrenirsiniz. Atılacaklar sepeti neredeyse boş olduğu için babanın sözlerini samimi bir övgü sanmak yerine eğlenceli bir bıkkınlık olarak algılayabilirsiniz. 3. Don't mind if I do. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu kalıplaşmış yanıtı, yiyecek veya içecek gibi sunulan bir şeyi şakacı ya da hafif teatral biçimde kabul etmenin yolu olarak tanırsınız. Böylece kahvaltıdaki Mr. Monkeyjocks rol oyununu anlayabilir ve ifadeyi kelimesi kelimesine “sakıncası yok” diye yorumlamadan bir teklifi doğal biçimde kabul etmek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
I'm bored: Sıkıldığını söylemek
I'm bored. konuşanın o anda ilgisini çeken bir şey olmadığını ya da yapacak keyifli bir şey bulamadığını anlatır. Konuşanın duygusunu belirtir; nasıl bir insan olduğunu anlatmaz. Tam bir cümlede bored, be fiilinden sonra gelen bir sıfattır: I + am + bored. I am, I'm biçiminde kısaltıldığı için özne de be fiili de cümlede bulunur.
Alıştırma
Yapacak ilginç bir şeyiniz yok ve nasıl hissettiğinizi anlatmak istiyorsunuz. Hangi cümle doğal ve eksiksizdir?
- I'm boring.
- I bored.
- I'm bored.
Cevabı göster
I'm bored.
How can you be bored when you've got this many toys? Dilbilgisi
0:01Bu kadar çok oyuncağın varken canın nasıl sıkılabilir?
How can you ... when ...?: Görünürdeki bir çelişkiyi sorgulamak
How can you ... when ...? burada bir yöntem sormak için değil, retorik soru olarak kullanılır. when yan cümlesi, önceki duruma inanmayı zorlaştıran bir gerçek sunar: çok sayıda oyuncağa sahip olmak, sıkılmanın şaşırtıcı görülmesinin nedeni olarak gösterilir. Aktarılabilir kalıp How can + özne + ... when + gerçek ...? biçimindedir. Konuşan kişi bununla görünürdeki bir çelişkiye dikkat çekebilir ve şaşkınlık, şüphe ya da itiraz ifade edebilir.
Alıştırma
Bir arkadaş on saat uyuduktan sonra yorgun olduğunu söylüyor. Hangi yanıt, görünürdeki çelişkiyi sorgulamak için hedef kalıbı kullanır?
- How do you sleep when you are tired?
- How tired are you after sleeping for ten hours?
- How can you be tired when you've slept for ten hours?
Cevabı göster
How can you be tired when you've slept for ten hours?
this many toys: görülen veya önceden belli olan miktarı gösterme
this many toys ifadesindeki this, this toy ifadesindeki “bu” gibi tek bir nesneyi belirtmez. Burada görülen ya da konuşulan oyuncak sayısına işaret eder; bu bağlamda sayının yüksek olduğu da anlaşılır. Miktar görünür, gösterilmiş veya önceden belli olduğunda this many + çoğul sayılabilen isim yapısını kullanın. many sonrasında toys veya people gibi çoğul sayılabilen bir isim gelir.
Alıştırma
Konuşan kişi yirmi kutuluk bir yığını gösteriyor. Hangi cümle gösterilen sayıya odaklanır?
- Do we need so many boxes?
- Do we need this many boxes?
- Do we need these boxes?
Cevabı göster
Do we need this many boxes?
Can you buy me this ...?: buy + kişi + şey yapısıyla satın alma isteği
Can you buy me this ...? konuşan kişi için belirli bir ürünü satın almasını birinden istemek için kullanılır. Burada Can you ...? yalnızca yetenek sormaz; rica işlevi görür. Sıralama buy + alıcı kişi + ürün şeklindedir: me, ürünü alacak veya satın alma işleminden yararlanacak kişidir; this ... ise satın alınan şeydir. Aynı roller buy this ... for me şeklinde de ifade edilebilir.
Alıştırma
İsteği buy + kişi + şey yapısıyla tamamlayın: Mum, can you ____ this jacket for winter?
Cevabı göster
buy me
We've hardly got any: neredeyse hiç
Bu cümlede hardly any, “neredeyse hiç” ya da “çok az” anlamına gelir. Hardly zaten olumsuz bir anlam taşır; bu yüzden cümle, çok oyuncak olduğu fikrine doğal biçimde karşı çıkar. “Bir şeyi güçlükle elde ettik” demek değildir. We've got, we have ile aynı anlama gelir ve özellikle Britanya İngilizcesi konuşma dilinde yaygındır. Any daha önce sözü edilen çoğul ismin yerini tuttuğu için bu ismi yeniden söylemek gerekmez.
Alıştırma
We've hardly got any cümlesindeki hardly any ifadesine en yakın anlam hangisidir?
- Çok fazla.
- Neredeyse hiç.
- Tam olarak yarısı.
Cevabı göster
Neredeyse hiç.
That's it: tartışmayı bitirmek
Burada That's it. konuşmayı kapatan bir işarettir ve “Yeter; tartışma bitti, şimdi karar uygulanacak” anlamına gelir. Konuşan kişi artık tartışmaya devam etmeyeceğini gösterir. Başka bağlamlarda aynı sözler doğru nesneyi gösterebilir veya bir işin bittiğini anlatabilir. Ardından gelen hareket ve konuşanın ses tonu, hangi anlamın kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Bir tartışmadan sonra bir ebeveyn, 'That's it. We're leaving now.' diyor. Burada That's it ne işe yarıyor?
- Uzaktaki bir nesneyi gösterir.
- Daha fazla bilgi ister.
- Tartışmayı bitirir ve bir karar açıklar.
Cevabı göster
Tartışmayı bitirir ve bir karar açıklar.
having a chuck out: gündelik dilde ayıklayıp atma
Bu cümlede having a chuck out, eşyaları ayırıp artık istenmeyenleri elden çıkarmak üzere bir temizlik ve ayıklama işi yapmak demektir. Burada chuck out, “atmak” veya “elden çıkarmak” anlamına gelir; bir şeyi yalnızca bir kez fırlatmak anlamında değildir. have a + etkinlik adı yapısı, bu temizliği tek bir düzenli etkinlik olarak sunar. Bu gündelik ifadede chuck out, etkinliğin adı gibi kullanılır.
Alıştırma
“We're having a chuck out this weekend.” cümlesinde ne yapmayı planlıyorlar?
- Eşyalarını ayırıp artık istemediklerini atmak.
- Bir şeyler fırlatılan bir oyun oynamak.
- Yeni saklama sepetleri almak.
Cevabı göster
Eşyalarını ayırıp artık istemediklerini atmak.
One basket for keeping and one basket for chucking. Dilbilgisi
0:22Tutulacaklar için bir sepet, atılacaklar için bir sepet.
for keeping ... for chucking: for + -ing ile amaç belirtme
Burada for + -ing biçimi, her sepetin ne amaçla kullanılacağını anlatır. For keeping, saklanacak eşyaların sepetini; for chucking ise atılacak eşyaların sepetini belirtir. Keeping ve chucking isim görevindeki -ing biçimleridir; devam eden bir eylemi anlatan zaman yapısının parçası değildir. for edatından sonra -ing biçimini kullanın: for storing, for recycling, for washing.
Alıştırma
Etiketi store fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: This box is for ____ old photos.
Cevabı göster
storing
go in the bin: çöpe atılmak
Evde eşyaları ayırma bağlamında be going in the bin, «çöpe atılacak olmak» anlamına gelir. Eşya dilbilgisel olarak öznedir ama kendi kendine hareket etmez; ifade, birinin o eşyayı nasıl değerlendireceğini anlatır. Nothing's going in the bin, konuşanın hiçbir eşyanın atılmayacağı konusunda ısrar ettiğini belirtir. Şimdiki zaman yapısı, eşyaları atmayı beklenen veya planlanan bir sonraki adım olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: This broken cup is ____. Cümle, fincanın çöpe atılacağı anlamına gelmelidir.
Cevabı göster
going in the bin
needy kids ... spoilt kids: gerçek ihtiyaç ve aşırı şımartılma
Needy kids genellikle parası, temel ihtiyaç maddeleri, bakımı veya başka desteği eksik olan ve bu nedenle yardıma ihtiyaç duyan çocuklar demektir. Çocuğun yanıtında needy sözcüğünün anlamı bilerek genişletilerek «bizim de oyuncaklara ihtiyacımız var veya onları istiyoruz» denir. You're spoilt kids bu kelime oyununu reddeder. Spoilt, aşırı şımartılmış demektir: Çocuklar çok şeyleri olduğu hâlde daha fazlasını istedikleri için eleştirilir. Espri, gerçek sıkıntıyla daha fazla eşya istemeyi karşılaştırır.
Alıştırma
Doğru karşılaştırmayı hangi seçenek veriyor?
- needy kids: kaynakları eksiktir; spoilt kids: aşırı şımartıldıkları için eleştirilir
- needy kids: aşırı şımartılmıştır; spoilt kids: kaynakları eksiktir
- needy kids ve spoilt kids: ikisi de yalnızca bir şey isteyen çocuklar demektir
Cevabı göster
needy kids: kaynakları eksiktir; spoilt kids: aşırı şımartıldıkları için eleştirilir
What does that mean? ile söylenen bir şeyin anlamını sormak
“What does that mean?” az önce söylenen bir kelimenin, ifadenin veya fikrin açıklanmasını istemek için kullanılır. Burada that, daha önce söylenen “spoilt” kelimesine gönderme yapar; uzaktaki bir nesneyi göstermez. Soru What + does + özne + fiilin yalın hâli düzenini izler: What does that mean? Geniş zamanı does zaten gösterdiği için mean yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız bilmediğiniz frugal kelimesini kullanıyor. Konuşanın niyetini değil, kelimenin tanımını öğrenmek istiyorsunuz. Hangi soru en uygundur?
- What does that mean?
- What is that mean?
- What do you mean?
Cevabı göster
What does that mean?
The bottle fairy: aile içinde oluşturulan hayalî bir karakter
“The bottle fairy”, tooth fairy yani diş perisi örnek alınarak bir aile içinde uydurulan eğlenceli ve hayalî bir karakterdir. Bir aile, çocuk biberonu bıraktığında bu perinin biberonu götürüp karşılığında bir hediye getirdiğini söyleyebilir. Her İngilizce konuşanın bildiği yerleşik bir halk hikâyesi karakteri değildir. Bu cümlede hikâye, çocuğun him ile belirtilen oyuncağı nasıl aldığını açıklar. Oyuncak, biberon kullanmayı bırakma dönemini simgelediği için manevi değer taşır.
Alıştırma
“The bottle fairy brought me him.” cümlesindeki the bottle fairy büyük olasılıkla nedir?
- Bir çocuk biberonu bıraktığında aile geleneği içinde hediye getiren hayalî bir figür
- Tüm biberonları kontrol eden ve herkesçe tanınan bir halk hikâyesi karakteri
- Biberon üreten bir mağaza çalışanı
Cevabı göster
Bir çocuk biberonu bıraktığında aile geleneği içinde hediye getiren hayalî bir figür
Not everything ...: “hepsi değil” anlamında kısmi olumsuzluk
Not everything ... yaygın bir kısmi olumsuzluk kalıbıdır. Bir gruptaki her üyenin belirtilen niteliğe sahip olduğu düşüncesini reddeder, ancak bazılarının bu niteliğe sahip olabileceği ihtimalini açık bırakır. Burada not, everything can be special şeklindeki genel iddiayı reddeder: bazı şeyler special sayılamaz. Cümle, hiçbir şeyin special olamayacağını söylemez.
Alıştırma
“Not every plan will succeed.” ne anlama gelir?
- Bütün planlar başarılı olacak.
- Hiçbir plan başarılı olmayacak.
- En az bir plan başarılı olmayacak, ancak bazı planlar başarılı olabilir.
Cevabı göster
En az bir plan başarılı olmayacak, ancak bazı planlar başarılı olabilir.
That's not how that word works: kelime kullanımını düzeltmek
“how that word works” ifadesindeki work, “kurallarına veya olağan kullanımına göre işlev görmek” anlamındadır. Bir kelimenin o şekilde kullanılıp kullanılamayla ilgilidir; bir makinenin çalışmasıyla veya bir insanın iş yapmasıyla değil. Cümlenin tamamı, bir kelimenin yanlış ya da aşırı geniş kullanımını reddeder. Çoğu zaman hafifçe eğlenen veya bıkan bir ton taşır: konuşan kişi sorunu belirtir, ancak henüz doğru kullanımı açıklamaz.
Alıştırma
Hangi durumda “That's not how that word works.” demek uygun olur?
- Bir arkadaşınız “lend” demek isterken “borrow” kullanır ve siz kelime seçimini düzeltirsiniz.
- Bir yazıcı çalışmayı durdurmuştur.
- “borrow” kelimesinin nasıl yazıldığını sorarsınız.
Cevabı göster
Bir arkadaşınız “lend” demek isterken “borrow” kullanır ve siz kelime seçimini düzeltirsiniz.
we're off to a great start: içten övgü mü, ironi mi
To be off to a great start, bir etkinliğe veya sürece çok iyi başlamak anlamına gelir. Buradaki off to, bir şeyin nasıl başladığını anlatır; bir yere yolculuğa çıkmak anlamına gelmez. Bu sahnede ayıklama işi kötü gitmiştir, bu yüzden olumlu sözler ironiktir. Konuşan kişi aslında başlangıcın kötü olduğunu, şakacı ama bıkkın bir tonla anlatır. Bu kullanımı fark etmek için görünürdeki övgüyü gerçekten olanlarla karşılaştırın.
Alıştırma
Bir ekip, sunum dosyasının açılmadığını az önce fark etti. Birisi “We're off to a great start.” diyor. Büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Bir yolculuğa çıkacaklarını söylüyorlar.
- Sunumun iyi başladığına içtenlikle inanıyorlar.
- Başlangıcın aslında kötü olduğu konusunda şaka yapıyorlar.
Cevabı göster
Başlangıcın aslında kötü olduğu konusunda şaka yapıyorlar.
Okay, so in the keep basket is everything. Dilbilgisi
1:06Tamam, demek tutulacaklar sepetinde her şey var.
In the ... basket is ...: yeri öne alan devrik yapı
in + yer veya kap + be + içerik kalıbı, yeri önce; dil bilgisel özneyi ise fiilden sonra getirir: In the keep basket is everything. Buradaki özneler everything ve a monkey wearing jocks ifadeleridir; basket değildir. Yeri öne alan bu devrik yapı, bilgiyi kaplara göre düzenler: önce yeri belirtir, sonra içinde ne olduğunu açıklar. Fiil kendisinden sonra gelen özneyle uyum sağlar; bu nedenle everything veya tek bir maymunla is, çoğul içerikle are kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle yeri öne alan devrik yapıyı doğal biçimde kullanır ve doğru özne-fiil uyumuna sahiptir?
- Three blue boxes are on the top shelf.
- On the top shelf is three blue boxes.
- On the top shelf are three blue boxes.
Cevabı göster
On the top shelf are three blue boxes.
jocks: Avustralya İngilizcesinde gündelik ‘erkek iç çamaşırı’
Gündelik Avustralya İngilizcesinde çoğul isim jocks, erkeklerin veya erkek çocukların giydiği iç çamaşırı anlamına gelebilir. Bu cümlede maymun iç çamaşırı giymektedir; jocks, sporcular anlamına gelmez. Bu bölgesel anlam, Mr. Monkeyjocks adındaki kelime oyununu da oluşturur. Genel olarak iç çamaşırı ve sporcu anlamları arasında seçim yaparken İngilizcenin kullanıldığı bölgeye ve giyim bağlamına bakın.
Alıştırma
Gündelik Avustralya İngilizcesindeki "A toy monkey is wearing jocks," cümlesinde jocks ne anlama gelir?
- spor ayakkabıları
- erkek iç çamaşırı
- sporcular
Cevabı göster
erkek iç çamaşırı
Well, you better show me he's special if you want to keep him. Dilbilgisi
1:22Pekala, onu tutmak istiyorsanız bana onun özel olduğunu kanıtlasanız iyi olur.
you better + fiilin yalın hâli: gündelik bir uyarı
Gündelik konuşmada you better + fiilin yalın hâli, you'd better + fiilin yalın hâli yapısının yaygın kısaltılmış biçimidir. Dinleyenin harekete geçmesinin iyi olacağını belirtir, ancak harekete geçilmezse kötü bir sonuç doğabileceğini ima ettiği için genellikle sıradan bir tavsiyeden daha güçlü bir uyarıdır. Burada show fiilin yalın hâlindedir ve if you want to keep him koşulu sonucu açıkça gösterir. Better, kalıplaşmış had better yapısının parçasıdır; burada sıradan “daha iyi” karşılaştırma anlamında değildir ve ardından to gelmez.
Alıştırma
You better ifadesindeki eksik sözcükle gündelik uyarıyı tamamlayın: The road is icy. You ____ slow down, or you may crash.
Cevabı göster
better
show me he's special: kanıt istemek için show + kişi + cümlecik
show me he's special ifadesindeki show, yalnızca “bakmama izin vermek” değil, “kanıt veya bir gösterim sunarak beni inandırmak” anlamına gelir. he's special cümleciği, kanıtlanması gereken gerçeği belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp show + kişi + (that) cümleciğidir; Show me (that) you can do it. buna örnektir. Günlük konuşmada that sık sık atılır; ardından gelen cümlecik soru dizilimini değil, düz cümle dizilimini korur.
Alıştırma
Cümleyi, derste kanıt istemek için kullanılan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: You say the door is locked. Now ____ nobody can open it without the key.
Cevabı göster
show me
You'll probably regret that: uyarı olarak kullanılan bir öngörü
You'll probably regret that, dinleyicinin bir seçim veya eylem nedeniyle daha sonra büyük olasılıkla pişman olacağını kelime anlamıyla öngörür. Buradaki that, dinleyicinin az önce verdiği karara veya söylediği söze gönderme yapar. Konuşan kişi hoş olmayan bir sonucu öngörerek yalnızca gelecekteki bir olasılığı belirtmez; cümle bir uyarı, şakacı bir meydan okuma veya sorun çıkacağına dair bir ima olabilir. Probably, öngörüyü You'll regret that ifadesine göre daha az kesin yapar ancak uyarıyı ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: Bir yabancıyla yapılan gergin bir tartışmada You'll probably regret that, probably ifadeyi yumuşattığı için kesinlikle nazik bir öğüt gibi duyulur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
take my seat: kendi yerime geçip oturmak
Bu cümlede take my seat, kendi yerine veya kendisine ayrılan yere gidip oturmak anlamına gelir. Buradaki take, koltuğu taşımak ya da yerinden kaldırmak anlamında değildir. Kalıp take + iyelik belirleyicisi + seat/seats şeklindedir: take my seat, take your seat veya take their seats. sit down ifadesinden biraz daha resmîdir ve yerlerin önceden belirlendiği ya da düzenli bir etkinliğin olduğu durumlarda sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi take one's seat ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the ceremony began, the guests ____.
Cevabı göster
took their seats
where am I supposed to sit?: beklenen düzenlemeyi sormak
Where am I supposed to sit? sorusu, düzenlemeye, kurallara veya sorumlu kişilere göre konuşanın hangi yeri kullanmasının beklendiğini sorar. be supposed to + fiilin yalın hâli yapısı, yalnızca birinin konuşan hakkında ne düşündüğünü değil, dışarıdan gelen bir beklentiyi veya gerekliliği ifade eder. Böyle bir soruda konuşan gerçekten talimat istiyor olabilir. Beklenen yer kullanılamıyorsa veya düzenleme işlemiyorsa aynı ifade şaşkınlık ya da hafif rahatsızlık da gösterebilir.
Alıştırma
Belirlenmiş park yerini sormak için be supposed to kullanın: Where ____ to park?
Cevabı göster
am I supposed
any more bacon?: biraz daha kalıp kalmadığını sormak
Bu soruda any more, bacon sözcüğünden önce gelir ve ek ya da kalan bir miktarın bulunup bulunmadığını sorar. Burada bacon sayılamayan bir yiyecek adı olarak kullanılır; bu yüzden soru Is there ...? ile kurulur ve bacon sözcüğüne -s eklenmez. Genellenebilir kalıp, any more + sayılamayan isim veya çoğul sayılabilen isimdir: any more water, any more tickets. Burada more miktar belirtir; “artık değil” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle ek temiz fincan olup olmadığını doğru biçimde sorar?
- Are there any more clean cups?
- Is there any more clean cups?
- Are there anymore clean cups?
Cevabı göster
Are there any more clean cups?
Only for special people: kısa bir kısıtlama
Only for special people. konuşmada kullanılan eksiltili bir ifadedir. Anlaşılan tam cümle, This is only for special people. gibi bir yapıdır. Söz konusu nesne belliyse İngilizcede kısa bir yanıtta veya etikette özne ve be fiili söylenmeyebilir. Only, uygun olan grubu sınırlar. Buradaki ifade yalnızca bir şeyin kimler için olduğunu belirtmez; aynı zamanda ret işlevi görür ve dinleyicinin bu gruba ait olmadığını ima eder.
Alıştırma
Yanıtı Only for + grup kalıbıyla tamamlayın: “Can visitors use this elevator?” “No, ____ staff.”
Cevabı göster
only for
Not you, floor boy: doğrudan dışlama ve o anda uydurulan takılma amaçlı lakap
Burada Not you, hitap edilen kişinin dahil olmadığı anlamına gelir. Birini bir teklifin ya da etkinliğin dışında bırakmanın kısaltılmış ve oldukça doğrudan bir yoludur. Floor boy, kişinin yerde oturması nedeniyle o anki durumdan türetilen uydurma bir addır. Yerleşik bir unvan ya da meslek değildir. Virgül doğrudan hitabı gösterir; cümlenin tamamı ise rol yapma oyunu içinde kişiyi dışarıda bırakırken şakacı bir şekilde takılır.
Alıştırma
Konuşan kişi Not you, floor boy diyerek ne yapıyor?
- Dinleyeni doğrudan dışarıda bırakırken durumdan uydurulmuş bir lakap kullanıyor
- Zeminle ilgili resmî bir işi olan birine hitap ediyor
- Dinleyeni bir etkinliğe nazikçe davet ediyor
Cevabı göster
Dinleyeni doğrudan dışarıda bırakırken durumdan uydurulmuş bir lakap kullanıyor
More maple syrup, Mr. Monkeyjocks? Ton ve niyet
1:55Biraz daha akçaağaç şurubu ister misiniz, Mr. Monkeyjocks?
More maple syrup?: bir porsiyon daha sunan kısaltılmış ikram
More maple syrup? masa başında kullanılan kısaltılmış bir sorudur ve Would you like some more maple syrup? anlamına gelir. Eylem ve sunulan şey ortak durumdan anlaşıldığı için would you like some gibi sözcükler atılır. More ek bir miktarı belirtir: dinleyende zaten biraz vardır ya da daha önce biraz tüketmiştir. Soru tonlaması bu kısa ifadeyi konuşanın isteği veya miktarla ilgili basit bir yorum yerine bir ikrama dönüştürür.
Alıştırma
Bir konuğun zaten çayı var. Bir porsiyon daha isteyip istemediğini sormak için kısa More + isim ikramını kullanın: ____?
Cevabı göster
More tea
Bir teklifi kabul ederken Don't mind if I do.
Don't mind if I do., birinin az önce sunduğu bir şeyi kabul etmek için kullanılan kalıplaşmış bir yanıttır. Bu cümlede “Evet, memnuniyetle” ya da “Alırım” anlamına gelir; konuşanın bir şeyden rahatsız olup olmadığını ciddi biçimde açıklamaz. Sözcüklerin biçimi yanıtı “Bunu yapmaya itiraz etmem” şeklinde sunar, ancak cümlenin tamamı kabul etme işlevini görür. don't mind ifadesini sözcük sözcük çevirmek yerine bütün olarak öğrenin.
Alıştırma
Bir arkadaşınız "Would you like the last slice of cake?" diyor. Yanıtı bu dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____.
Cevabı göster
Don't mind if I do