Phrasal verb'ler nasıl akılda tutulur - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları
British Council | English
Video özeti: Bir seyahat hikâyesi, her önemli olayı bir öbek fiille ilişkilendirmenin birden fazla anlam taşıyan ifadeleri hatırlamayı nasıl kolaylaştırabileceğini gösteriyor. Ardından seçilen örneklerin anlamı, anlatıya kattığı etki ve dil bilgisi inceleniyor; son olarak öğrencinin aynı yöntemle kendi hikâyesini kurması isteniyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. touched down — Öbek Fiiller: Bir uçağın yere indiğini doğal biçimde anlatan bu ifadeyi anlamak ve geçmişteki bir olayı aktarırken ana fiilin biçim değiştirdiğini, parçacığın ise aynı kaldığını öğrenmek. Böylece touch ile down sözcüklerini ayrı ayrı çevirmeden bir yolculuğun başlangıcı doğru biçimde anlatılabilir. 2. took me aback. — Öbek Fiiller: İfadenin bir şeyin konuşanı şaşırttığı ya da sarstığı anlamına geldiğini tanımak. Ayrıca nesnenin took ile aback arasına girdiği ayrılabilir yapıyı fark ederek, iki parça yan yana bulunmadığında bile bunların tek bir ifade oluşturduğunu anlayabilmek. 3. towered over us. — Öbek Fiiller: Bir dağın, binanın veya kişinin başka birinin çok üzerinde yükseldiği durumlarda bu ifadeyi kullanmak. İfade yalnızca büyük bir yüksekliği değil, karşısındaki kişinin kendini küçük ya da ezilmiş hissetmesini de aktarır ve sahneyi yalnızca tall demekten daha etkileyici hâle getirir.
Bu derste
phrasal verbs: fiil ve parçacık birleşimleri
Bir phrasal verb, bir fiilin down, off veya through gibi parçacık görevi gören bir ya da daha fazla kısa sözcükle birleşmesidir. Bunlar birlikte tek bir fiil ifadesi olarak çalışır ve bütünün anlamı ayrı sözcüklerin anlamlarından farklı olabilir. Birleşimin tamamını cümle içinde tek bir birim olarak öğrenin. Ana fiil yine biçim değiştirebilir: touch down, touched down.
Alıştırma
Hangi cümlede bütün olarak “iniş yapmak” anlamına gelen bir phrasal verb vardır?
- She sat on the chair.
- The plane touched down safely.
- We opened the window.
Cevabı göster
The plane touched down safely.
bir phrasal verb farklı anlamlara gelebilir: bağlamı kullanın
Bu cümle, aynı phrasal verb ifadesinin farklı bağlamlarda birden fazla anlam taşıyabileceğini belirtir. Ona değişmeyen tek bir çeviri bağlamayın; hangi anlamın kullanıldığını belirlemek için nesneye, duruma ve çevredeki cümlelere bakın. About six yaklaşık bir sayı veren örnektir; her phrasal verb ifadesinin tam olarak altı anlamı olduğu yönünde bir kural değildir. Temel düşünce, aynı biçimin bağlama bağlı birden fazla anlam taşıyabilmesidir.
Alıştırma
Birden fazla anlamı olan bir phrasal verb ifadesinin anlamını bulmanın en iyi yolu nedir?
- Her zaman ilk öğrendiğiniz çeviriyi kullanmak.
- Yalnızca parçacığa bakıp cümlenin geri kalanını görmezden gelmek.
- Nesne, durum ve çevredeki bağlam gibi ipuçlarını kullanmak.
Cevabı göster
Nesne, durum ve çevredeki bağlam gibi ipuçlarını kullanmak.
Şimdiki sahipliği anlatan I've got
I've got, I have got yapısının kısaltılmış hâlidir. Burada “sahibim, var” anlamına gelir: konuşan kişi şu anda sahip olduğu bir tekniği tanıtmaktadır. have got yapısını şimdiki anlam taşıyan tek bir kalıp olarak düşün. Bu cümlede got, “elde ettim” anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyip duyduğun seçeneği seç. I sesinden sonra kısa bir /v/ olup olmadığına dikkat et.
- I've got a new idea for the game.
- I got a new idea for the game.
Cevabı göster
I've got a new idea for the game.
for each key event ile bire bir düzenleme
for each key event, ögelerin nasıl eşleştirildiğini gösterir: her önemli olaya bir öbek fiil verilir. Each, olayları tek tek ele aldığı için bu ifade açık bir bire bir plan oluşturur. Burada each sözcüğünden sonra sayılabilen tekil bir isim gelir: each key event. Key, “önemli” veya “temel” demektir; anahtarla ilgili değildir.
Alıştırma
Dersteki bire bir eşleştirme yapısıyla planı tamamla: Write one sentence ____ key point.
Cevabı göster
for each
see if you can: denemeye yönelik nazik bir davet
Bu cümlede see if you can, “yapıp yapamayacağını deneyip gör” anlamına gelir. See burada gözle bakmayı anlatmaz; denenmesi istenen eylem hear'dır. see if you can + fiilin yalın hâli yapısı, bir görevi nazik bir deneme davetine dönüştürür. Doğrudan bir emirden daha yumuşaktır ve görevin zor olabileceğini kabul eder.
Alıştırma
Dersteki dört kelimelik yapıyla nazik sınıf talimatını tamamla: As you listen, ____ hear the two sounds.
Cevabı göster
see if you can
touched down: bir hava aracı yere indi
Burada touched down, “yere indi” anlamına gelir: uçak yere ulaşmıştır. Touch down, uçaklar veya uzay araçları için kullanılan bir fiil öbeğidir; bu yüzden touch ve down ayrı ayrı değil, tek bir ifade olarak anlaşılır. Touched down geçmiş zaman biçimidir. Yalnızca fiil touch'tan touched biçimine dönüşür; down aynı kalır.
Alıştırma
Cümleyi touch down ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamla: The helicopter ____ safely near the hospital.
Cevabı göster
touched down
As soon as: bir olayın hemen ardından diğeri olur
As soon as, «olur olmaz» veya «hemen ardından» anlamına gelen, bir bütün olarak kullanılan zaman bağlayıcı bir ifadedir. Bu cümlede önce uçaktan çıkılıyor, ardından neredeyse hiç gecikmeden sıcak hissediliyor. Bir zaman yan cümlesi başlatır. Buradaki gibi geçmiş olayları ya da gelecekteki olayları bağlayabilir. Gelecekten söz edilirken as soon as yan cümlesinde genellikle şimdiki zaman biçimi kullanılır: As soon as the rain stops, we'll go outside.
Alıştırma
Cümleyi as soon as ile tamamlayın: ____ the bell rings, we'll go inside.
Cevabı göster
As soon as
the heat hit us: aniden gelen güçlü sıcaklık hissi
the heat hit us ifadesinde hit mecazi anlamdadır. Sıcak kimseye fiziksel olarak vurmaz; burada sıcaklığın, sanki bir kuvvet insanlara çarpıyormuş gibi aniden ve güçlü biçimde hissedildiği anlatılır. Bu yapıda bir duyum ya da ani bir fark ediş hit fiilinin öznesi, bunu yaşayan kişi de nesnesi olabilir: The smell hit me; The truth hit him. Bu kullanım, yalnızca it was hot demekten daha canlıdır.
Alıştırma
The heat hit us. cümlesinde hit ne anlama gelir?
- Biri bize fiziksel olarak saldırdı.
- Sıcağı bir anda çok güçlü biçimde hissettik.
- Bir ısıtıcıyı açtık.
Cevabı göster
Sıcağı bir anda çok güçlü biçimde hissettik.
pushed through: bir yerden güçlükle geçmek
Burada pushed through, kalabalık havaalanında güçlükle ilerledikleri anlamına gelir. Push, havaalanını gerçekten ittikleri anlamına gelmez; direnç fikrini eklerken through bir yerin bir bölümünden diğerine hareketi gösterir. Bir yerden, kalabalıktan veya engelden geçmek zorsa push through + yer, kalabalık ya da engel yapısı kullanılabilir. Walk through yalnızca izlenen yolu anlatır; tek başına zorluk anlamı taşımaz.
Alıştırma
Bir istasyonun girişi insanlarla dolu. Hangi cümle Mia'nın kalabalığın arasından güçlükle geçtiğini en iyi gösterir?
- Mia squeezed through a narrow gap in the fence.
- Mia walked through the quiet hall to reach the platform.
- Mia pushed through the crowd to reach the platform.
Cevabı göster
Mia pushed through the crowd to reach the platform.
wandered off: belirgin bir plan olmadan gruptan ayrılmak
Wandered off, wander off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Arkadaşın belirgin bir planı olmadan ilk bulunduğu yerden veya gruptan gelişigüzel uzaklaştığını ya da ne kadar uzağa gittiğini fark etmediğini anlatır. Bu yüzden konuşan kişi onu aramak zorunda kalmıştır. Wander sabit bir yön olmadan hareket etme fikrini ekler, off ise başlangıç yerinden veya gruptan ayrılmayı gösterir. İfade sıkça gruptan ayrılan bir çocuk, evcil hayvan veya grup üyesi için kullanılır; ancak bir yetişkini de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi wander off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the museum visit, one child ____ from the group, so the guide had to look for him.
Cevabı göster
wandered off
get some fresh air: kısa bir mola için dışarı çıkmak
Get some fresh air, dışarı çıkıp veya daha iyi havalandırılan bir yere gidip daha temiz hava solumak anlamına gelen yaygın bir kalıp ifadedir. Bu cümlede get, bir nesneyi almak ya da elde etmek anlamına gelmez. İnsanlar kısa bir mola vermek, biraz yürümek veya havasız bir odadan uzaklaşmak istediklerinde de bu ifadeyi kullanır. get some fresh air ifadesini bir bütün olarak öğrenin.
Alıştırma
Cümleyi “daha temiz hava solumak için kısa süreliğine dışarı çıkmak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The room is stuffy, so let's ____.
Cevabı göster
get some fresh air
took me aback: take + kişi + aback
Took me aback, take someone aback ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyin beni öylesine ani biçimde şaşırttığı veya sarstığı ve kısa bir süre nasıl tepki vereceğimi bilemediğim anlamına gelir. Buradaki aback bir yön bildirmez; kalıp ifadenin parçasıdır. Yapı take + kişi + aback şeklindedir. Şaşıran kişi take ile aback arasına gelir: took me aback, took us aback. Özne ise şaşkınlığa neden olan şeyi belirtir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz ifadeyi aynen seçin. Back'ten önce zayıf bir hece olup olmadığına dikkat edin.
- Her answer took me back.
- Her answer took me aback.
Cevabı göster
Her answer took me aback.
towered over us: birinin çok üzerinde yükselmek
towered over us ifadesinde tower bir fiildir. Bir şeyin bizden çok daha yüksekte durduğu ve bizim onun altında olduğumuz anlamına gelir. Tower over, aşağıda bulunup daha küçük görünen kişiyi veya şeyi belirtir. Bir şeyin yalnızca was tall olduğunu söylemekten daha güçlü bir büyüklük görüntüsü ve bazen ezici bir his yaratır. Towered geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi tower over ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The ancient castle ____ the small village.
Cevabı göster
towered over
stood just gazing: ayakta duruşla eş zamanlı bir -ing eylemi
stood just gazing ifadesinde stood kişinin ayakta durduğu konumu gösterirken gazing, aynı anda ne yaptığını gösteren -ing biçimidir. Gazing, stood ile yan yana bağlanmış ikinci bir geçmiş zaman fiili değildir. Burada just, arkadaşın orada öylece durup gördüğü şeye dikkatle baktığını anlatır; “az önce” anlamına gelmez. Bu yapı, bir duruşu ve devam eden bir eylemi birlikte betimleyebilir: özne + stood + -ing.
Alıştırma
Hangi cümle, Lina'nın ayakta dururken ne yaptığını göstermek için -ing biçimini doğal şekilde kullanır?
- Lina standing by the gate, wait for the bus.
- Lina stood by the gate, waited for the bus.
- Lina stood by the gate, waiting for the bus.
Cevabı göster
Lina stood by the gate, waiting for the bus.
go through them one by one: her öğeyi sırayla gözden geçirmek
Bu cümlede go through them, daha önce sözü edilen şeyleri incelemek veya açıklamak anlamına gelir. Them, birden fazla öğenin yerini tutar; go through burada fiziksel olarak bir yerin içinden geçmek anlamında değildir. One by one, her seferinde bir öğeyi, genellikle sırayla ele almak demektir. İfade bütünüyle, konuşanın her öğeyi ayrı ayrı ve düzenli biçimde ele alacağını belirtir.
Alıştırma
Grubun gündemdeki her maddeyi ayrı ayrı ve sırayla kontrol edeceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We'll go the agenda items through one by one.
- We'll go across the agenda items one by one.
- We'll go through the agenda items one by one.
Cevabı göster
We'll go through the agenda items one by one.
Notice that the verb is in the past simple. Dilbilgisi
1:22Fiilin geçmiş zaman (past simple) yapısında olduğuna dikkat edin.
the verb is in the past simple: öbek fiilde fiilin değişmesi
Burada the verb is in the past simple, fiilin biçiminin eylem veya durumu geçmiş zamana yerleştirdiği anlamına gelir. touch down öbek fiilinde touch, touched olur; down parçacığı ise değişmez. Öbek fiil anlamca bir bütün olsa da fiil kısmı zamana ve özneye uyacak şekilde değişir. Örneğin touch down; touches down, touched down veya is touching down biçimlerine dönüşebilir. Aynı kural düzensiz fiiller için de geçerlidir: take off, simple past zamanda took off olur.
Alıştırma
Cümleyi take off ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the plane ____ at noon.
Cevabı göster
took off
So, we couldn't walk through the airport like this.
1:34Yani, havalimanında böyle rahatça yürüyemezdik.
We had to push through the airport.
1:40Havalimanında kalabalığı yararak (push through) ilerlemek zorundaydık.
The child is supposed to stay with their parent, Dilbilgisi
1:57Çocuğun ebeveyniyle kalması beklenir,
is supposed to: bir kural veya plandan doğan beklenti
Be supposed to + fiilin yalın hâli, bir kuralın, planın veya dışarıdan gelen beklentinin hangi eylemin yapılması gerektiğini belirttiğini anlatır. Buradaki is supposed to stay, çocuğun ebeveyninin yanında kalmasının beklendiği anlamına gelir. Be, özneye ve zamana göre is supposed to, are supposed to, was supposed to biçimlerini alır. Bu yapı yalnızca bir beklentiyi belirtebilir; ancak gerçek durum farklıysa çoğu zaman beklenen eylemin gerçekleşmediğini de ima eder.
Alıştırma
Kararlaştırılmış bir planı anlatan cümleyi be supposed to ile tamamlayın: According to our schedule, we ____ meet outside the museum at ten.
Cevabı göster
are supposed to
hang on: kontrol etmek veya düzeltmek için duraklamak
Hang on, “bir dakika bekle” anlamına gelen gündelik bir konuşma işaretidir. Burada konuşan kişi, kontrol edilmesi gereken bir nokta fark ettiği için kendi açıklamasına ara verir. Başka bir kişiden beklemesini istemek için kullanılabildiği gibi bir soru, düzeltme veya yeni ayrıntıdan önce kişinin kendi düşünce akışını kesmesi için de kullanılabilir. Bu kullanımda bir yere asılmak veya bir şeyi tutmak gibi gerçek anlamlar taşımaz.
Alıştırma
Yanlış sayıyı girdiğinizi birden fark ediyorsunuz. Düzeltme yapabilmek için konuşmayı doğal biçimde duraklatan cümle hangisidir?
- Hang on—I think I entered the wrong number.
- Hang it up—I think I entered the wrong number.
- Carry on—I think I entered the wrong number.
Cevabı göster
Hang on—I think I entered the wrong number.
between the verb and the preposition ... this phrasal verb is separable: nesnenin konumu
Burada between the verb and the preposition, took me aback içindeki nesnenin yerini gösterir: me, took sözcüğünden sonra ve aback sözcüğünden önce gelir. This phrasal verb is separable bunun nedenini açıklar: fiil ile onu izleyen bölüm nesne tarafından ayrılabilir. Bu ifade için take + someone + aback kalıbını öğrenin. Altyazı, fiilden sonraki sözcüğü basitçe preposition diye adlandırıyor; aback daha doğru biçimde çoğunlukla zarf veya parçacık olarak açıklanır.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri doğru biçim ve sırayla kullanın: The sudden result ____. (take / us / aback; past)
Cevabı göster
took us aback
made us feel small: make + nesne + feel + sıfat
Made us feel small, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: made + us + feel. Etken bir cümlede, make fiilinin nesnesinden sonra gelen feel önünde to kullanılmaz. small sıfatı feel sonrasında gelir ve hissi belirtir. Burada small, insanların devasa bir şeyin yanında kendilerini çok küçük veya önemsiz hissettikleri anlamına gelir; bedenlerinin gerçekten küçüldüğü anlamına gelmez. Birçok duyguyu anlatmak için make + someone + feel + sıfat kalıbını yeniden kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri doğru biçim ve sırayla kullanın: The friendly coach ____. (make / us / feel / confident; past)
Cevabı göster
made us feel confident
Over to you: sırayı veya görevi birine devretmek
Over to you, konuşanın kendi sırasını bitirdiğini ve bir sonraki konuşma sırasını ya da görevi dinleyene verdiğini belirtir. Buradaki over, uzayda hareket etme anlamına gelmez. Kısa bir devir ifadesi olarak tek başına kullanılabilir. Dinleyenin konuşması mı, bir etkinliği denemesi mi yoksa sunuma devam etmesi mi gerektiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir gösterimden sonra sırayı dinleyene verir?
- I've shown you an example. Now it's up to you whether we continue.
- I've shown you an example. Now it's over to you.
- I've shown you an example. Now walk over to me.
Cevabı göster
I've shown you an example. Now it's over to you.
everything else follows: temel adımı önce yapmak
Everything else, daha sonra gelen diğer bütün kısımları ifade eder. Buradaki follows, birinin arkasından yürümek değil, “sonra gelmek” veya “bunun sonucunda gelişmek” anlamındadır. İfade, mesajı “önce temel adım, sonra diğer adımlar” şeklinde düzenler. Temel adım tamamlandığında konuşanın geri kalan kısmın daha kolay veya doğal ilerlemesini beklediğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle everything else follows ifadesini “önce temel adım, sonra geri kalanlar” mantığını göstermek için kullanır?
- Please follow the arrows to the library.
- The other children follow Maya into the room.
- Choose the main color first, and everything else follows.
Cevabı göster
Choose the main color first, and everything else follows.
come up with: bir şeyi düşünüp bulmak veya üretmek
Come up with bir fikir, cevap, plan ya da başka bir sonucu düşünüp bulmak, önermek veya üretmek anlamına gelir. Bu cümlede what you come up with, kişinin kendi oluşturduğu içeriği anlatır. Kalıp come up with + ortaya çıkarılan sonuç şeklindedir; örneğin come up with an idea. Bu öbek fiili tek bir bütün olarak düşünün. with'ten sonra üretilen şey gelir; ifade bir hareket yönünü anlatmaz.
Alıştırma
'Düşünüp bulmak veya üretmek' anlamına gelen üç kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ a name for our team by Friday.
Cevabı göster
come up with