Phrasal verb'ler nasıl akılda tutulur - Mini İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
402 kelime 139 kel/dk

Video özeti: Bir seyahat hikâyesi, her önemli olayı bir öbek fiille ilişkilendirmenin birden fazla anlam taşıyan ifadeleri hatırlamayı nasıl kolaylaştırabileceğini gösteriyor. Ardından seçilen örneklerin anlamı, anlatıya kattığı etki ve dil bilgisi inceleniyor; son olarak öğrencinin aynı yöntemle kendi hikâyesini kurması isteniyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. touched down — Öbek Fiiller: Bir uçağın yere indiğini doğal biçimde anlatan bu ifadeyi anlamak ve geçmişteki bir olayı aktarırken ana fiilin biçim değiştirdiğini, parçacığın ise aynı kaldığını öğrenmek. Böylece touch ile down sözcüklerini ayrı ayrı çevirmeden bir yolculuğun başlangıcı doğru biçimde anlatılabilir. 2. took me aback. — Öbek Fiiller: İfadenin bir şeyin konuşanı şaşırttığı ya da sarstığı anlamına geldiğini tanımak. Ayrıca nesnenin took ile aback arasına girdiği ayrılabilir yapıyı fark ederek, iki parça yan yana bulunmadığında bile bunların tek bir ifade oluşturduğunu anlayabilmek. 3. towered over us. — Öbek Fiiller: Bir dağın, binanın veya kişinin başka birinin çok üzerinde yükseldiği durumlarda bu ifadeyi kullanmak. İfade yalnızca büyük bir yüksekliği değil, karşısındaki kişinin kendini küçük ya da ezilmiş hissetmesini de aktarır ve sahneyi yalnızca tall demekten daha etkileyici hâle getirir.

Bu derste

And the mountain towered over us.

0:00

Ve dağ üzerimizde yükseliyordu.

Phrasal verbs.

0:02

Deyimsel fiiller (Phrasal verbs).

Today, we're talking about phrasal verbs. Kelime

0:08

Bugün deyimsel fiiller hakkında konuşuyoruz.

Kelime

phrasal verbs: fiil ve parçacık birleşimleri

Bir phrasal verb, bir fiilin down, off veya through gibi parçacık görevi gören bir ya da daha fazla kısa sözcükle birleşmesidir. Bunlar birlikte tek bir fiil ifadesi olarak çalışır ve bütünün anlamı ayrı sözcüklerin anlamlarından farklı olabilir. Birleşimin tamamını cümle içinde tek bir birim olarak öğrenin. Ana fiil yine biçim değiştirebilir: touch down, touched down.

Alıştırma

Hangi cümlede bütün olarak “iniş yapmak” anlamına gelen bir phrasal verb vardır?

  1. She sat on the chair.
  2. The plane touched down safely.
  3. We opened the window.
Cevabı göster

The plane touched down safely.

They have so many uses,

0:11

O kadar çok kullanımları var ki,

but the problem is that one phrasal verb Kelime

0:13

ama sorun şu ki bir deyimsel fiil

can have about six different meanings.

0:16

yaklaşık altı farklı anlama gelebiliyor.

Kelime

bir phrasal verb farklı anlamlara gelebilir: bağlamı kullanın

Bu cümle, aynı phrasal verb ifadesinin farklı bağlamlarda birden fazla anlam taşıyabileceğini belirtir. Ona değişmeyen tek bir çeviri bağlamayın; hangi anlamın kullanıldığını belirlemek için nesneye, duruma ve çevredeki cümlelere bakın. About six yaklaşık bir sayı veren örnektir; her phrasal verb ifadesinin tam olarak altı anlamı olduğu yönünde bir kural değildir. Temel düşünce, aynı biçimin bağlama bağlı birden fazla anlam taşıyabilmesidir.

Alıştırma

Birden fazla anlamı olan bir phrasal verb ifadesinin anlamını bulmanın en iyi yolu nedir?

  1. Her zaman ilk öğrendiğiniz çeviriyi kullanmak.
  2. Yalnızca parçacığa bakıp cümlenin geri kalanını görmezden gelmek.
  3. Nesne, durum ve çevredeki bağlam gibi ipuçlarını kullanmak.
Cevabı göster

Nesne, durum ve çevredeki bağlam gibi ipuçlarını kullanmak.

How do you remember all of that?

0:20

Tüm bunları nasıl aklınızda tutarsınız?

I've got a technique that will help you. Kalıp ifadeler

0:23

Size yardımcı olacak bir tekniğim var.

Kalıp ifadeler

Şimdiki sahipliği anlatan I've got

I've got, I have got yapısının kısaltılmış hâlidir. Burada “sahibim, var” anlamına gelir: konuşan kişi şu anda sahip olduğu bir tekniği tanıtmaktadır. have got yapısını şimdiki anlam taşıyan tek bir kalıp olarak düşün. Bu cümlede got, “elde ettim” anlamına gelmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyip duyduğun seçeneği seç. I sesinden sonra kısa bir /v/ olup olmadığına dikkat et.

  1. I've got a new idea for the game.
  2. I got a new idea for the game.
Cevabı göster

I've got a new idea for the game.

Tell a story using the phrasal verbs.

0:25

Deyimsel fiilleri kullanarak bir hikaye anlatın.

One phrasal verb for each key event. Anlatım akışı

0:28

Her temel olay için bir deyimsel fiil.

Anlatım akışı

for each key event ile bire bir düzenleme

for each key event, ögelerin nasıl eşleştirildiğini gösterir: her önemli olaya bir öbek fiil verilir. Each, olayları tek tek ele aldığı için bu ifade açık bir bire bir plan oluşturur. Burada each sözcüğünden sonra sayılabilen tekil bir isim gelir: each key event. Key, “önemli” veya “temel” demektir; anahtarla ilgili değildir.

Alıştırma

Dersteki bire bir eşleştirme yapısıyla planı tamamla: Write one sentence ____ key point.

Cevabı göster

for each

We're going to listen to a story

0:32

Şimdi bir hikaye dinleyeceğiz

that has four phrasal verbs.

0:34

içinde dört tane deyimsel fiil olan.

As you listen,

0:36

Dinlerken,

see if you can hear them. Ton ve niyet

0:38

onları duyabilecek misiniz bir bakın.

Ton ve niyet

see if you can: denemeye yönelik nazik bir davet

Bu cümlede see if you can, “yapıp yapamayacağını deneyip gör” anlamına gelir. See burada gözle bakmayı anlatmaz; denenmesi istenen eylem hear'dır. see if you can + fiilin yalın hâli yapısı, bir görevi nazik bir deneme davetine dönüştürür. Doğrudan bir emirden daha yumuşaktır ve görevin zor olabileceğini kabul eder.

Alıştırma

Dersteki dört kelimelik yapıyla nazik sınıf talimatını tamamla: As you listen, ____ hear the two sounds.

Cevabı göster

see if you can

Let's go.

0:39

Hadi başlayalım.

The plane touched down at midday. Öbek fiiller

0:40

Uçak öğle vakti iniş yaptı.

Öbek fiiller

touched down: bir hava aracı yere indi

Burada touched down, “yere indi” anlamına gelir: uçak yere ulaşmıştır. Touch down, uçaklar veya uzay araçları için kullanılan bir fiil öbeğidir; bu yüzden touch ve down ayrı ayrı değil, tek bir ifade olarak anlaşılır. Touched down geçmiş zaman biçimidir. Yalnızca fiil touch'tan touched biçimine dönüşür; down aynı kalır.

Alıştırma

Cümleyi touch down ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamla: The helicopter ____ safely near the hospital.

Cevabı göster

touched down

As soon as we left the plane, Dilbilgisi

0:42

Uçaktan ayrılır ayrılmaz,

the heat hit us. Deyimler

0:44

sıcaklık bizi çarptı.

Dilbilgisi

As soon as: bir olayın hemen ardından diğeri olur

As soon as, «olur olmaz» veya «hemen ardından» anlamına gelen, bir bütün olarak kullanılan zaman bağlayıcı bir ifadedir. Bu cümlede önce uçaktan çıkılıyor, ardından neredeyse hiç gecikmeden sıcak hissediliyor. Bir zaman yan cümlesi başlatır. Buradaki gibi geçmiş olayları ya da gelecekteki olayları bağlayabilir. Gelecekten söz edilirken as soon as yan cümlesinde genellikle şimdiki zaman biçimi kullanılır: As soon as the rain stops, we'll go outside.

Alıştırma

Cümleyi as soon as ile tamamlayın: ____ the bell rings, we'll go inside.

Cevabı göster

As soon as

Deyimler

the heat hit us: aniden gelen güçlü sıcaklık hissi

the heat hit us ifadesinde hit mecazi anlamdadır. Sıcak kimseye fiziksel olarak vurmaz; burada sıcaklığın, sanki bir kuvvet insanlara çarpıyormuş gibi aniden ve güçlü biçimde hissedildiği anlatılır. Bu yapıda bir duyum ya da ani bir fark ediş hit fiilinin öznesi, bunu yaşayan kişi de nesnesi olabilir: The smell hit me; The truth hit him. Bu kullanım, yalnızca it was hot demekten daha canlıdır.

Alıştırma

The heat hit us. cümlesinde hit ne anlama gelir?

  1. Biri bize fiziksel olarak saldırdı.
  2. Sıcağı bir anda çok güçlü biçimde hissettik.
  3. Bir ısıtıcıyı açtık.
Cevabı göster

Sıcağı bir anda çok güçlü biçimde hissettik.

We pushed through the airport Öbek fiiller

0:45

Havalimanında kalabalığı yararak ilerledik

and we were sweating and exhausted.

0:48

ve ter içindeydik, tükenmiştik.

Öbek fiiller

pushed through: bir yerden güçlükle geçmek

Burada pushed through, kalabalık havaalanında güçlükle ilerledikleri anlamına gelir. Push, havaalanını gerçekten ittikleri anlamına gelmez; direnç fikrini eklerken through bir yerin bir bölümünden diğerine hareketi gösterir. Bir yerden, kalabalıktan veya engelden geçmek zorsa push through + yer, kalabalık ya da engel yapısı kullanılabilir. Walk through yalnızca izlenen yolu anlatır; tek başına zorluk anlamı taşımaz.

Alıştırma

Bir istasyonun girişi insanlarla dolu. Hangi cümle Mia'nın kalabalığın arasından güçlükle geçtiğini en iyi gösterir?

  1. Mia squeezed through a narrow gap in the fence.
  2. Mia walked through the quiet hall to reach the platform.
  3. Mia pushed through the crowd to reach the platform.
Cevabı göster

Mia pushed through the crowd to reach the platform.

And then my friend wandered off Öbek fiiller

0:50

Sonra arkadaşım uzaklaşıp kayboldu

and I looked everywhere for him.

0:53

ve onu her yerde aradım.

Öbek fiiller

wandered off: belirgin bir plan olmadan gruptan ayrılmak

Wandered off, wander off ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Arkadaşın belirgin bir planı olmadan ilk bulunduğu yerden veya gruptan gelişigüzel uzaklaştığını ya da ne kadar uzağa gittiğini fark etmediğini anlatır. Bu yüzden konuşan kişi onu aramak zorunda kalmıştır. Wander sabit bir yön olmadan hareket etme fikrini ekler, off ise başlangıç yerinden veya gruptan ayrılmayı gösterir. İfade sıkça gruptan ayrılan bir çocuk, evcil hayvan veya grup üyesi için kullanılır; ancak bir yetişkini de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi wander off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the museum visit, one child ____ from the group, so the guide had to look for him.

Cevabı göster

wandered off

but I couldn't find him.

0:55

ama onu bulamadım.

I decided to get some fresh air. Kalıp ifadeler

0:57

Biraz temiz hava almaya karar verdim.

Kalıp ifadeler

get some fresh air: kısa bir mola için dışarı çıkmak

Get some fresh air, dışarı çıkıp veya daha iyi havalandırılan bir yere gidip daha temiz hava solumak anlamına gelen yaygın bir kalıp ifadedir. Bu cümlede get, bir nesneyi almak ya da elde etmek anlamına gelmez. İnsanlar kısa bir mola vermek, biraz yürümek veya havasız bir odadan uzaklaşmak istediklerinde de bu ifadeyi kullanır. get some fresh air ifadesini bir bütün olarak öğrenin.

Alıştırma

Cümleyi “daha temiz hava solumak için kısa süreliğine dışarı çıkmak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The room is stuffy, so let's ____.

Cevabı göster

get some fresh air

What happened next took me aback. Öbek fiiller

0:59

Daha sonra olanlar beni şaşkına çevirdi.

Öbek fiiller

took me aback: take + kişi + aback

Took me aback, take someone aback ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyin beni öylesine ani biçimde şaşırttığı veya sarstığı ve kısa bir süre nasıl tepki vereceğimi bilemediğim anlamına gelir. Buradaki aback bir yön bildirmez; kalıp ifadenin parçasıdır. Yapı take + kişi + aback şeklindedir. Şaşıran kişi take ile aback arasına gelir: took me aback, took us aback. Özne ise şaşkınlığa neden olan şeyi belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz ifadeyi aynen seçin. Back'ten önce zayıf bir hece olup olmadığına dikkat edin.

  1. Her answer took me back.
  2. Her answer took me aback.
Cevabı göster

Her answer took me aback.

Right in front of the airport,

1:02

Havalimanının tam önünde,

there was a huge mountain

1:04

kocaman bir dağ vardı

and it towered over us. Öbek fiiller

1:07

ve üzerimizde yükseliyordu.

Öbek fiiller

towered over us: birinin çok üzerinde yükselmek

towered over us ifadesinde tower bir fiildir. Bir şeyin bizden çok daha yüksekte durduğu ve bizim onun altında olduğumuz anlamına gelir. Tower over, aşağıda bulunup daha küçük görünen kişiyi veya şeyi belirtir. Bir şeyin yalnızca was tall olduğunu söylemekten daha güçlü bir büyüklük görüntüsü ve bazen ezici bir his yaratır. Towered geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi tower over ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The ancient castle ____ the small village.

Cevabı göster

towered over

And there was my friend,

1:09

Ve arkadaşım oradaydı,

stood just gazing. Dilbilgisi

1:11

durmuş sadece bakıyordu.

Dilbilgisi

stood just gazing: ayakta duruşla eş zamanlı bir -ing eylemi

stood just gazing ifadesinde stood kişinin ayakta durduğu konumu gösterirken gazing, aynı anda ne yaptığını gösteren -ing biçimidir. Gazing, stood ile yan yana bağlanmış ikinci bir geçmiş zaman fiili değildir. Burada just, arkadaşın orada öylece durup gördüğü şeye dikkatle baktığını anlatır; “az önce” anlamına gelmez. Bu yapı, bir duruşu ve devam eden bir eylemi birlikte betimleyebilir: özne + stood + -ing.

Alıştırma

Hangi cümle, Lina'nın ayakta dururken ne yaptığını göstermek için -ing biçimini doğal şekilde kullanır?

  1. Lina standing by the gate, wait for the bus.
  2. Lina stood by the gate, waited for the bus.
  3. Lina stood by the gate, waiting for the bus.
Cevabı göster

Lina stood by the gate, waiting for the bus.

So, did you hear the phrasal verbs?

1:13

Peki, deyimsel fiilleri duydunuz mu?

Let's go through them one by one. Öbek fiiller

1:15

Hadi onların üzerinden tek tek geçelim.

Öbek fiiller

go through them one by one: her öğeyi sırayla gözden geçirmek

Bu cümlede go through them, daha önce sözü edilen şeyleri incelemek veya açıklamak anlamına gelir. Them, birden fazla öğenin yerini tutar; go through burada fiziksel olarak bir yerin içinden geçmek anlamında değildir. One by one, her seferinde bir öğeyi, genellikle sırayla ele almak demektir. İfade bütünüyle, konuşanın her öğeyi ayrı ayrı ve düzenli biçimde ele alacağını belirtir.

Alıştırma

Grubun gündemdeki her maddeyi ayrı ayrı ve sırayla kontrol edeceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. We'll go the agenda items through one by one.
  2. We'll go across the agenda items one by one.
  3. We'll go through the agenda items one by one.
Cevabı göster

We'll go through the agenda items one by one.

First,

1:18

Öncelikle,

the plane touched down.

1:19

uçak iniş yaptı (touched down).

It landed.

1:21

Yere indi.

Notice that the verb is in the past simple. Dilbilgisi

1:22

Fiilin geçmiş zaman (past simple) yapısında olduğuna dikkat edin.

It changes its form.

1:25

Formunu değiştiriyor.

Dilbilgisi

the verb is in the past simple: öbek fiilde fiilin değişmesi

Burada the verb is in the past simple, fiilin biçiminin eylem veya durumu geçmiş zamana yerleştirdiği anlamına gelir. touch down öbek fiilinde touch, touched olur; down parçacığı ise değişmez. Öbek fiil anlamca bir bütün olsa da fiil kısmı zamana ve özneye uyacak şekilde değişir. Örneğin touch down; touches down, touched down veya is touching down biçimlerine dönüşebilir. Aynı kural düzensiz fiiller için de geçerlidir: take off, simple past zamanda took off olur.

Alıştırma

Cümleyi take off ifadesinin simple past biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the plane ____ at noon.

Cevabı göster

took off

What happened next?

1:26

Sonra ne oldu?

We went into the airport.

1:28

Havalimanının içine girdik.

Was it crowded

1:30

Kalabalık mıydı

or was it empty?

1:31

yoksa boş muydu?

It was crowded.

1:33

Kalabalıktı.

So, we couldn't walk through the airport like this.

1:34

Yani, havalimanında böyle rahatça yürüyemezdik.

No, no, no.

1:39

Hayır, hayır, hayır.

We had to push through the airport.

1:40

Havalimanında kalabalığı yararak (push through) ilerlemek zorundaydık.

And then,

1:44

Ve sonra,

did my friend stay with me

1:46

arkadaşım benimle mi kaldı

or did he leave?

1:48

yoksa ayrıldı mı?

He left.

1:50

Ayrıldı.

He wandered off.

1:51

Uzaklaşıp kayboldu (wandered off).

We often use this phrasal verb

1:52

Bu deyimsel fiili sık sık

in the context of parents and children.

1:54

ebeveynler ve çocuklar bağlamında kullanırız.

The child is supposed to stay with their parent, Dilbilgisi

1:57

Çocuğun ebeveyniyle kalması beklenir,

Dilbilgisi

is supposed to: bir kural veya plandan doğan beklenti

Be supposed to + fiilin yalın hâli, bir kuralın, planın veya dışarıdan gelen beklentinin hangi eylemin yapılması gerektiğini belirttiğini anlatır. Buradaki is supposed to stay, çocuğun ebeveyninin yanında kalmasının beklendiği anlamına gelir. Be, özneye ve zamana göre is supposed to, are supposed to, was supposed to biçimlerini alır. Bu yapı yalnızca bir beklentiyi belirtebilir; ancak gerçek durum farklıysa çoğu zaman beklenen eylemin gerçekleşmediğini de ima eder.

Alıştırma

Kararlaştırılmış bir planı anlatan cümleyi be supposed to ile tamamlayın: According to our schedule, we ____ meet outside the museum at ten.

Cevabı göster

are supposed to

but they decide no,

2:01

ama onlar karar verir ki hayır,

I want to go and do something different.

2:03

gitmek ve farklı bir şey yapmak istiyorum.

What happened after that?

2:06

Ondan sonra ne oldu?

Something surprised me.

2:08

Bir şey beni şaşırttı.

Something shocked me.

2:10

Bir şey beni şoke etti.

It took me aback.

2:11

Beni şaşkına çevirdi (took me aback).

But hm, hang on. Ton ve niyet

2:13

Ama hm, bir saniye.

Ton ve niyet

hang on: kontrol etmek veya düzeltmek için duraklamak

Hang on, “bir dakika bekle” anlamına gelen gündelik bir konuşma işaretidir. Burada konuşan kişi, kontrol edilmesi gereken bir nokta fark ettiği için kendi açıklamasına ara verir. Başka bir kişiden beklemesini istemek için kullanılabildiği gibi bir soru, düzeltme veya yeni ayrıntıdan önce kişinin kendi düşünce akışını kesmesi için de kullanılabilir. Bu kullanımda bir yere asılmak veya bir şeyi tutmak gibi gerçek anlamlar taşımaz.

Alıştırma

Yanlış sayıyı girdiğinizi birden fark ediyorsunuz. Düzeltme yapabilmek için konuşmayı doğal biçimde duraklatan cümle hangisidir?

  1. Hang on—I think I entered the wrong number.
  2. Hang it up—I think I entered the wrong number.
  3. Carry on—I think I entered the wrong number.
Cevabı göster

Hang on—I think I entered the wrong number.

This phrasal verb has a different structure

2:14

Bu deyimsel fiilin farklı bir yapısı var

to the others.

2:17

diğerlerine göre.

What do you notice about the object?

2:18

Nesne hakkında ne fark ettiniz?

It's between the verb and the preposition Dilbilgisi

2:22

Fiil ile edatın arasında,

because this phrasal verb is separable.

2:25

çünkü bu deyimsel fiil ayrılabilir.

Dilbilgisi

between the verb and the preposition ... this phrasal verb is separable: nesnenin konumu

Burada between the verb and the preposition, took me aback içindeki nesnenin yerini gösterir: me, took sözcüğünden sonra ve aback sözcüğünden önce gelir. This phrasal verb is separable bunun nedenini açıklar: fiil ile onu izleyen bölüm nesne tarafından ayrılabilir. Bu ifade için take + someone + aback kalıbını öğrenin. Altyazı, fiilden sonraki sözcüğü basitçe preposition diye adlandırıyor; aback daha doğru biçimde çoğunlukla zarf veya parçacık olarak açıklanır.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri doğru biçim ve sırayla kullanın: The sudden result ____. (take / us / aback; past)

Cevabı göster

took us aback

Finally,

2:28

Son olarak,

the mountain, it towered over us.

2:29

dağ, üzerimizde yükseliyordu (towered over us).

It was huge.

2:32

Devasaydı.

It made us feel small. Dilbilgisi

2:34

Bizi küçük hissettirdi.

Dilbilgisi

made us feel small: make + nesne + feel + sıfat

Made us feel small, make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını izler: made + us + feel. Etken bir cümlede, make fiilinin nesnesinden sonra gelen feel önünde to kullanılmaz. small sıfatı feel sonrasında gelir ve hissi belirtir. Burada small, insanların devasa bir şeyin yanında kendilerini çok küçük veya önemsiz hissettikleri anlamına gelir; bedenlerinin gerçekten küçüldüğü anlamına gelmez. Birçok duyguyu anlatmak için make + someone + feel + sıfat kalıbını yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri doğru biçim ve sırayla kullanın: The friendly coach ____. (make / us / feel / confident; past)

Cevabı göster

made us feel confident

So, the mountain towered over us.

2:37

Yani, dağ üzerimizde yükseliyordu.

Over to you. Ton ve niyet

2:39

Sıra sizde.

Ton ve niyet

Over to you: sırayı veya görevi birine devretmek

Over to you, konuşanın kendi sırasını bitirdiğini ve bir sonraki konuşma sırasını ya da görevi dinleyene verdiğini belirtir. Buradaki over, uzayda hareket etme anlamına gelmez. Kısa bir devir ifadesi olarak tek başına kullanılabilir. Dinleyenin konuşması mı, bir etkinliği denemesi mi yoksa sunuma devam etmesi mi gerektiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir gösterimden sonra sırayı dinleyene verir?

  1. I've shown you an example. Now it's up to you whether we continue.
  2. I've shown you an example. Now it's over to you.
  3. I've shown you an example. Now walk over to me.
Cevabı göster

I've shown you an example. Now it's over to you.

Choose four phrasal verbs

2:40

Öğrenmek istediğiniz

that you want to learn.

2:42

dört deyimsel fiil seçin.

And take one.

2:43

Ve birini alın.

Write your opening line.

2:45

Açılış cümlenizi yazın.

Make it exciting.

2:46

Heyecan verici olsun.

And then, everything else follows. Anlatım akışı

2:48

Sonrasında geri kalan her şey onu takip eder.

Anlatım akışı

everything else follows: temel adımı önce yapmak

Everything else, daha sonra gelen diğer bütün kısımları ifade eder. Buradaki follows, birinin arkasından yürümek değil, “sonra gelmek” veya “bunun sonucunda gelişmek” anlamındadır. İfade, mesajı “önce temel adım, sonra diğer adımlar” şeklinde düzenler. Temel adım tamamlandığında konuşanın geri kalan kısmın daha kolay veya doğal ilerlemesini beklediğini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle everything else follows ifadesini “önce temel adım, sonra geri kalanlar” mantığını göstermek için kullanır?

  1. Please follow the arrows to the library.
  2. The other children follow Maya into the room.
  3. Choose the main color first, and everything else follows.
Cevabı göster

Choose the main color first, and everything else follows.

One phrasal verb for each key event.

2:51

Her temel olay için bir deyimsel fiil.

And please,

2:54

Ve lütfen,

please share what you come up with Öbek fiiller

2:55

lütfen bulduğunuz şeyleri paylaşın

in the comments.

2:58

yorumlarda.

Öbek fiiller

come up with: bir şeyi düşünüp bulmak veya üretmek

Come up with bir fikir, cevap, plan ya da başka bir sonucu düşünüp bulmak, önermek veya üretmek anlamına gelir. Bu cümlede what you come up with, kişinin kendi oluşturduğu içeriği anlatır. Kalıp come up with + ortaya çıkarılan sonuç şeklindedir; örneğin come up with an idea. Bu öbek fiili tek bir bütün olarak düşünün. with'ten sonra üretilen şey gelir; ifade bir hareket yönünü anlatmaz.

Alıştırma

'Düşünüp bulmak veya üretmek' anlamına gelen üç kelimelik öbek fiille cümleyi tamamlayın: We need to ____ a name for our team by Friday.

Cevabı göster

come up with

We really want to see.

2:59

Gerçekten görmek istiyoruz.

Happy storytelling.

3:01

Mutlu hikaye anlatımları.