Peppa Doğayı, Kurbağaları, Solucanları ve Kelebekleri Öğreniyor: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ile George, Büyükbaba Pig’e bahçede yardım ederken kelebek, solucan ve kurbağa taklidi yaparak oynar; çamurlu su birikintilerinde zıplamanın eğlencesi sayesinde Peppa en çok kurbağaları sevdiğine karar verir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. when I was a little piggy, I used to like playing at being a worm. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: when yan cümlesiyle geçmişteki bir dönemi belirlemeyi, used to ile de o dönemde düzenli yapılan bir alışkanlığı anlatmayı öğrenin. Bu kalıp, çocuklukta sık yapılan fakat bugün artık sürmeyebilecek etkinlikleri ve tercihleri aktarmanızı sağlar. 2. Why don't you play at being frogs? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Why don’t you…? ifadesinin çoğu zaman gerçek bir neden sormadığını, dostça bir öneri sunduğunu fark edin. Bir oyun, rol veya çözüm önerirken doğrudan emir veriyormuş gibi duyulmadan bu yapıyı kullanabilirsiniz. 3. but I like frogs the best. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: but sözcüğünün diğer seçeneklerin de güzel olduğunu kabul eden ifadeden son tercihe geçiş yaptığını, the best ifadesinin ise bir seçeneği diğerlerinin üstüne koyduğunu anlayın. Böylece karşılaştırmayı açık ve doğal bir sonuçla bitirebilirsiniz.
Bu derste
This is my little brother George: birini tanıtma
Yanınızda bulunan veya gösterilen birini tanıtmak için This is + ad ya da isim grubu kullanılır. Buradaki This bir nesneyi değil, George adlı kişiyi gösterir. my little brother George ifadesinde my little brother aile bağını, George ise kişinin adını verir. Burada little brother, konuşanın kendisinden küçük erkek kardeşi anlamına gelir.
Alıştırma
Öğrenilen tanıtma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ my friend Leo.
Cevabı göster
This is
Frogs and Worms and Butterflies: bir listede and sözcüğünü tekrarlama
A and B and C kalıbında her and, sıradaki öğeyi tek tek ekler. Burada and sözcüğünün tekrarı üç hayvan türünü sıralar ve başlığa öğelerin birer birer söylendiği canlı bir ritim verir. Nötr yazı dilinde üç öğeli bir liste daha çok A, B, and C biçiminde ya da seri virgül kullanılmayan stillerde A, B and C biçiminde yazılır. and sözcüğünü tekrarlamak bilinçli bir tercihtir; konuşmada, çocuk anlatılarında ve eğlenceli başlıklarda yaygındır. Bu kullanım, öğelerden birini diğerlerinden daha önemli yapmaz.
Alıştırma
Listeyi A and B and C kalıbındaki canlı, öğe öğe ritmi verecek şekilde tamamlayın: We found shells ____ stones ____ feathers!
Cevabı göster
and · and
Peppa and George are helping Grandpa Pig in his garden. Kalıp ifadeler
0:28Peppa ve George, Büyükbaba Domuz'a bahçesinde yardım ediyorlar.
are helping Grandpa Pig in his garden: bir yerde birine yardım ediyor olmak
Are helping, help fiilinin şimdiki zaman biçimidir. Peppa ile George’un şu anda yardım ettiğini gösterir. help + kişi + in/at + yer yapısında yardım edilen kişi help sözcüğünün hemen ardından gelir; to kullanılmaz. in his garden yardımın nerede gerçekleştiğini belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp be helping someone in or at a place biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle iki çocuğun şu anda bir yerde bir kişiye yardım ettiğini doğru biçimde anlatır?
- The twins help their dad in the kitchen every Saturday.
- Their dad is helping the twins in the kitchen.
- The twins are helping their dad in the kitchen.
Cevabı göster
The twins are helping their dad in the kitchen.
What a beautiful butterfly: What a ...! ünlem kalıbı
What a + sıfat + tekil sayılabilen isim!; şaşırma veya övgü gibi güçlü bir tepkiyi anlatan ünlem kalıbıdır. Burada what soru sormaz; kelebeğe yönelik övgüyü başlatır. Bir ünsüz sesinden önce a, bir ünlü sesinden önce an kullanılır: What a clever idea!, ancak What an amazing story! denir. Bu kalıp, very içeren tarafsız bir cümleden daha duygulu bir tepki verir.
Alıştırma
What a ...! kalıbını kullanarak ünlemi tamamlayın: ____ lovely puppy!
Cevabı göster
What a
Grandpa, why do butterflies like flowers? Dilbilgisi
0:42Büyükbaba, kelebekler neden çiçekleri sever?
Neden sormak için Why do ... like ...?
Genel bir durumun ya da tekrarlanan bir davranışın nedenini sormak için Why do + çoğul özne + fiilin yalın hâli ...? yapısını kullanın. Burada why, kelebeklerin çiçekleri neden sevdiğini sorar. butterflies çoğul özne olduğu için geniş zamandaki soruda do yardımcı fiili gerekir. do sonrasında like yalın hâlde kalır. Why butterflies like flowers başka bir cümlede dolaylı soru yan cümlesi olabilir; ancak tek başına standart bir doğrudan soru değildir.
Alıştırma
Geniş zamandaki doğrudan soruyu gerekli yardımcı fiille tamamlayın: Why ____ bees visit flowers?
Cevabı göster
do
Yiyecek kaynağını belirten get their food from ...
get their food from ... ifadesi, yiyeceklerini belirli bir kaynaktan elde etmek anlamına gelir. Buradaki get, yalnızca bir şeyi eline almak değil, elde etmek ya da besin olarak almak demektir. get + şey + from + kaynak yapısı, bir şeyin nereden geldiğini gösterir. Their food elde edilen şeyi, flowers ise kaynağı belirtir.
Alıştırma
Bambunun pandaların yiyeceğinin büyük bölümünün kaynağı olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Pandas give most of their food to bamboo.
- Bamboo gets most of its food from pandas.
- Pandas get most of their food from bamboo.
Cevabı göster
Pandas get most of their food from bamboo.
have very long tongues: fiziksel özellikleri have ile anlatmak
Burada have fiziksel bir özelliği anlatır: bu hayvanların dilleri çok uzundur. Vurgu sahiplikte değildir. Doğal İngilizcede have + sıfat + vücut bölümü yapısı, bir insanın veya hayvanın fiziksel görünüşünü anlatmak için sık kullanılır; aynı yapı nesnelerin parçalarını veya özelliklerini de anlatabilir. Çoğul özne They ile has değil have kullanılır. Cümle birden fazla hayvanın dilinden söz ettiği için tongue da çoğul olarak tongues olur.
Alıştırma
have, very long ve necks ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: Giraffes ____.
Cevabı göster
have very long necks
Longer than mine: karşılaştırmada tekrarlanan sözcükleri atmak
Longer than mine. bağlama bağlı bir karşılaştırma parçasıdır. Önceki cümleden anlaşıldığı için özne ve be fiilinin bir biçimi söylenmez; tam düşünce Their tongues are longer than mine. gibi olur. Konuşma İngilizcesinde, tekrar edilen sözcükler kolayca anlaşılabiliyorsa yalnızca yeni karşılaştırma bilgisi bırakılabilir. Mine bir iyelik zamiridir. Burada my tongue yerine geçer, böylece tongue tekrar edilmez.
Alıştırma
“My scarf is long,” dedikten sonra başka bir atkıyı gösteriyorsunuz. Hangi ifade doğal olarak “That scarf is longer than my scarf” anlamına gelir?
- It longer than mine.
- Longer than mine.
- Longer than my.
Cevabı göster
Longer than mine.
The butterfly's tongue is even longer than yours. Dilbilgisi
0:59Kelebeğin dili seninkinden bile daha uzundur.
even longer than yours: karşılaştırmayı güçlendirme
even + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı karşılaştırmayı güçlendirir. Burada even longer than, kelebeğin dilinin daha uzun olmasının şaşırtıcı ya da özellikle vurgulanmaya değer olduğunu gösterir. Yours, your tongue ifadesinin yerine geçer; böylece karşılaştırmadan sonra tongue tekrarlanmaz.
Alıştırma
even, longer ve than sözcüklerini doğru sıraya koyun: This ruler is ____ mine.
Cevabı göster
even longer than
uses it to drink: use + nesne + to + fiil ile amaç belirtme
use + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin veya vücut bölümünün hangi amaçla kullanıldığını açıklar. uses it to drink ifadesinde it kullanılan nesnedir, to drink ise kullanım amacını belirtir. Burada it, kelebeğin dilini ifade eder. From the flower nereden içtiğini gösterir ve drink ile birlikte bir bütün oluşturur; ayrı bir eylem değildir.
Alıştırma
use, this key, to ve open ifadelerini doğru sıraya koyun: I ____ the back door.
Cevabı göster
use this key to open
Oh, Peppa, the butterfly thinks you're a flower. Dilbilgisi
1:11Ah, Peppa, kelebek seni bir çiçek sanıyor.
thinks you're a flower: think + tam bir içerik yan cümlesi
think fiilinden sonra, birinin neye inandığını belirten tam bir yan cümle gelebilir. thinks you're a flower ifadesinde you özne, are fiildir; you're a flower yan cümlesinin tamamı kelebeğin düşündüğü içeriği verir. İsteğe bağlı that sözcüğü de eklenebilir: thinks that you're a flower. Burada kelebeğin inancı yanlıştır, bu yüzden thinks bağlam içinde “yanlışlıkla inanıyor” anlamına gelir. Yapı tek başına her zaman bir yanılgı belirtmez; bu anlam durumdan gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede think fiilinden sonra tam bir içerik yan cümlesi doğru biçimde kullanılmıştır?
- The twins think the shop is closed.
- The twins think the closed shop.
- The twins think is the shop closed.
Cevabı göster
The twins think the shop is closed.
I'm not a flower: yanlış anlaşılan kimliği doğrudan düzeltmek
I'm not + isim öbeği, konuşana yakıştırılan bir etiketi, kimliği veya kategoriyi reddeder. Burada Peppa önceki yanlış düşünceye cevap verdiği için cümle yalnızca ayrı bir bilgi vermekle kalmaz, doğrudan bir düzeltme yapar. I'm, I am ifadesinin kısaltmasıdır ve not, be fiilinin biçiminden sonra gelir: I am not a flower. Daha fazla açıklama gerektiğinde doğru kimlik veya rol ardından söylenebilir.
Alıştırma
Doğrudan düzeltmeyi tamamlamak için I am ifadesinin kısaltmasını ve not sözcüğünü kullanın: “____ the new coach; I'm the team doctor.”
Cevabı göster
I'm not
want to be a butterfly: istenen bir kimliği veya rolü ifade etmek
want to be + bir kişi, rol ya da şey, konuşanın o kişi ya da şey olmak veya o rolü üstlenmek istediğini anlatır. Burada bir çocuk, oyunda kelebek rolünü seçiyor. want sözcüğünden sonra to + fiilin yalın hâli kullanılır: want to be. to atlanamaz. Aynı yapı, bağlama göre o anda oynanan hayali bir rolü veya geleceğe yönelik gerçek bir hedefi ifade edebilir.
Alıştırma
want sözcüğünden sonra be fiilini doğru yapıda kullanarak cümleyi tamamlayın: When I grow up, I want ____ a pilot.
Cevabı göster
to be
playing at being a butterfly: hayali oyun için Britanya İngilizcesi ifadesi
play at being + rol, bir oyunun parçası olarak o roldeymiş gibi yapmak demektir. Bu cümlede playing at being a butterfly, bir yerde oynamayı değil, rol yapma oyununu anlatır. play at being kalıbında at bir edattır; bu yüzden ardından be değil, -ing biçimi being gelir. Cümle devam eden bir etkinliği anlattığı için playing kullanılır.
Alıştırma
Britanya İngilizcesindeki rol yapma kalıbını be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The children are playing at ____ doctors.
Cevabı göster
being
You have to be something else: oyun kuralı koymak
Bu cümlede have to bir zorunluluk bildirir: dinleyen kişi farklı bir rol seçmek zorundadır. Something else, daha önce alınmış olan değil, başka bir şey ya da başka bir rol demektir. Bu zorunluluk genel bir yasadan veya gerçek hayattaki kaçınılmaz bir mecburiyetten değil, o anda oynanan oyunun kurallarından gelir. Bu nedenle You have to ... bir etkinlik içindeki belirli bir kuralı da ifade edebilir.
Alıştırma
Bir oyunda You have to be something else. ne işe yarar?
- Dinleyen kişinin aynı rolde kalıp kalamayacağını sorar.
- Başka bir rolü isteğe bağlı bir öneri olarak sunar.
- Dinleyen kişinin farklı bir rol seçmesini zorunlu kılan açık bir kural koyar.
Cevabı göster
Dinleyen kişinin farklı bir rol seçmesini zorunlu kılan açık bir kural koyar.
You can be a wriggly worm: bir rol önermek
Burada can bir beceri veya yeteneği anlatmaz. You can be + rol yapısı bir rol önerir ya da o role izin verir: dinleyen kişi kıvrılıp duran bir solucan olmayı seçebilir. Wriggly, çok sayıda küçük kıvrılma hareketini anlatır. Önerilen solucan rolünü daha canlı hâle getirir; can ise cümleyi bir emir değil, isteğe bağlı bir öneri olarak tutar.
Alıştırma
İsteğe bağlı bir rol sunmak için can kullanın: You ____ be the navigator if you like.
Cevabı göster
can
does not want to be ...: üçüncü tekil şahıs olumsuzu
Üçüncü tekil şahıs öznesi George ile geniş zamanın olumsuzu does not + fiilin yalın hâli yapısıyla kurulur. Üçüncü şahıs bilgisini does taşıdığı için ardından wants değil want gelir. Tekrar kullanılabilen kalıp özne + does not want to be + rol veya şey biçimindedir. Günlük konuşmada does not çoğunlukla doesn't şeklinde kısaltılır.
Alıştırma
Cümleyi want to be yapısının kısaltılmamış üçüncü tekil şahıs olumsuzuyla tamamlayın: Maya ____ the queen.
Cevabı göster
does not want to be
when I was ..., I used to ...: geçmişteki bir alışkanlığı çerçevelemek
When yan cümlesi önce geçmişteki bir dönemi belirtir: when I was a little piggy. Ardından ana cümle, o dönemde tekrarlanan bir eylemi veya süren bir durumu anlatmak için used to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Burada used to sonrasındaki yalın fiil like, playing at being a worm ise konuşanın sevdiği etkinliktir. Used to çoğu zaman alışkanlığın veya durumun şimdi farklı olduğunu düşündürür, ancak bu değişikliği açıkça belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle çocuklukta tekrarlanan bir alışkanlığı anlatmak için when ... ve used to + fiilin yalın hâli yapısını kullanıyor?
- When I was little, I used to watched cartoons every morning.
- When I was little, I was used to watching cartoons every morning.
- When I was little, I used to watch cartoons every morning.
Cevabı göster
When I was little, I used to watch cartoons every morning.
used to like playing at being ...: geçmişte sevilen bir hayal oyunu
used to + fiilin yalın hâli, artık geçerli olmayan ya da şimdiki zamanla karşılaştırılan geçmişteki bir alışkanlığı veya durumu anlatır. Burada yalın fiil like olduğundan used to like, bunun geçmişteki bir tercih olduğunu belirtir. Like sözcüğünden sonra -ing biçimindeki playing gelir. Britanya İngilizcesinde play at being ..., “oyun sırasında ... gibi davranmak” anlamına gelir. Yapı katmanlar hâlinde used to + like + playing at being a worm şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın eskiden astronotmuş gibi oynamaktan hoşlandığı anlamına gelir?
- Maya used to liked playing at being an astronaut.
- Maya is used to playing at being an astronaut.
- Maya used to like playing at being an astronaut.
Cevabı göster
Maya used to like playing at being an astronaut.
It's very easy to be ...: bir eylemi veya durumu değerlendirmek
It's + sıfat + to + fiilin yalın hâli, bir eylemi veya durumu değerlendirir. It biçimsel bir öznedir; belirli bir nesneyi göstermez. Asıl değerlendirilen içerik to mastarında, yani to be a worm bölümünde yer alır. Very, easy sözcüğünün derecesini güçlendirir. Bu oyun bağlamında to be a worm, solucan rolüne girmek demektir. Bu kalıbı koruyup sıfatı veya eylemi değiştirebilirsiniz; örneğin It's hard to wait.
Alıştırma
Cümleyi It's very easy to ve carry kullanarak tamamlayın: ____ this small box.
Cevabı göster
It's very easy to carry
I'll show you how: nasıl yapıldığını göstermeyi teklif etmek
“I'll show you how” bir şeyin nasıl yapıldığını açıklamayı veya uygulamalı olarak göstermeyi teklif etmenin doğal bir yoludur. Buradaki show, yalnızca bir nesneyi sergilemek değil, anlatarak ya da izlettirerek birinin öğrenmesine yardım etmek demektir. Yapılacak iş durumdan zaten anlaşıldığı için how tek başına kullanılabilir. Anlamda how to do it ifadesi vardır; bu nedenle eylemi tekrar söylemek gerekmez.
Alıştırma
Bu dersteki ifadeyle teklifi tamamlayın: You haven't used this machine before? Don't worry. ____.
Cevabı göster
I'll show you how
First, you have to ...: ilk adımı belirtmek
Burada First bir adım belirtecidir: dinleyiciye ardından gelen yönergenin ilk adım olduğunu bildirir. Yalnızca bir şeyin zaman bakımından daha önce gerçekleştiğini söylemez; bilgiyi düzenler. First, + yönerge kalıbı bir süreci başlatabilir. Sonraki adımlar then, next ve finally ile verilebilir; böylece dinleyici sırayı kolayca takip eder.
Alıştırma
Bu dersteki tek kelimelik adım belirtecini kullanın: ____, you have to wash the rice.
Cevabı göster
First
have to lie down on the ground: yere uzanmak zorunda olmak
Bu yönergede have to, eylemin yapılmasının gerekli olduğunu belirtir. lie down, kendi bedenini yatar duruma getirmek demektir; on the ground ise sonunda bulunulan yerin zemin olduğunu belirtir. Buradaki lie, “yalan söylemek” değil, “uzanmak veya düz bir konuma geçmek” anlamındadır. down, ayakta ya da oturur durumdan yatar duruma geçişi vurgular.
Alıştırma
Bir antrenör, kendi bedenini yatar konuma getirmeni istiyor. Yönergeyi hedef ifadeyle tamamla: You have to ____ on the yoga mat.
Cevabı göster
lie down
Then, you ... ile sonraki adımı tanıtmak
Then burada sıralama bildiren bir sözcüktür. Bu cümleyi ilk yönergeye bağlar ve kıvranma hareketinin sonraki adım olduğunu belirtir. Adım adım verilen yönergelerde cümle başındaki Then genellikle First sözcüğünden sonra gelir ve dinleyenin sırayı takip etmesine yardımcı olur: First bir eylemi, Then ise sonraki eylemi tanıtır.
Alıştırma
Bu First ... Then ... kalıbını hedef sıralama sözcüğüyle tamamla: First, heat the sauce. ____, stir it for two minutes.
Cevabı göster
Then
George and Grandpa Pig are having such fun being wriggly worms. Kalıp ifadeler
2:32George ve Büyükbaba Domuz kıpır kıpır solucanlar olarak çok eğleniyorlar.
are having such fun being ...: bir rolde çok eğlenmek
Are having such fun, “çok eğleniyorlar” anlamına gelir. such fun ifadesinde fun bir isimdir ve such anlamı güçlendirir; standart İngilizcede bu yapıda so fun kullanılmaz. Being wriggly worms, onları eğlendiren rolü veya etkinliği belirtir: kıvrılıp duran solucanları taklit ediyorlar. have such fun being + rol veya durum kalıbı, o deneyimden çok keyif alındığını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle have such fun being + rol kalıbını doğal biçimde kullanır?
- The children are having so fun being explorers.
- The children are having such funny being explorers.
- The children are having such fun being explorers.
Cevabı göster
The children are having such fun being explorers.
what are you doing?: o anki eylemi şaşkınlıkla sormak
What are you doing?, şu anda devam eden bir eylemi sorar; bu yüzden şimdiki zaman yapısı olan are doing kullanılır. Burada konuşan kişi az önce alışılmadık bir şey fark etmiştir. Soru bilgi isterken aynı zamanda merak ve şaşkınlık da gösterir. Gözümüzün önündeki eylem beklenmedik olduğunda bu iki işlev sıkça bir araya gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın kitapları yüksek ve sallanan bir kule şeklinde üst üste koyduğunu görüp şaşkın bir tonla What are you doing? diye soruyorsunuz. Bu soru ne anlama gelir?
- Arkadaşının mesleğini sorar.
- Şu anda olan eylemi sorar ve şaşkınlık gösterir.
- Arkadaşına kuleyi tam olarak nasıl yapacağını söyler.
Cevabı göster
Şu anda olan eylemi sorar ve şaşkınlık gösterir.
I want to be a wriggly worm, too. Kalıp ifadeler
3:01Ben de kıpır kıpır bir solucan olmak istiyorum.
I want to be ..., too: Aynı İsteği İfade Etmek
I want to be + rol, hayvan veya kimlik kalıbında, be sözcüğünden sonraki bölüm konuşanın ne olmak istediğini belirtir. Cümle sonundaki too, “de/da” anlamına gelir: başka biri aynı şeyi zaten seçmiş veya aynı isteği dile getirmiştir; konuşan da aynı isteğe katılır. Olumlu cümlelerde too genellikle sonda kullanılır.
Alıştırma
Ava sizinle aynı rolü istiyor. Cümleyi “de/da” anlamına gelen tek sözcüklük son ifadeyle tamamlayın: Ava wants to be the team captain. I want to be the team captain, ____.
Cevabı göster
too
Geleneksel Resmî Selamlama Olarak How do you do?
How do you do?, biriyle ilk kez tanıştırılırken kullanılan kalıplaşmış ve geleneksel bir selamlamadır. Yaklaşık olarak “Tanıştığımıza memnun oldum” anlamına gelir; bir eylemin nasıl yapıldığını sormaz. Geleneksel yanıt aynı sözler olabilir: How do you do? Bu selamlama günümüz konuşmalarının çoğunda törensel ve eski moda duyulduğundan, çocukların rol oyununda kullanıldığında yetişkinlerin çok resmî konuşmasını eğlenceli biçimde taklit ediyormuş gibi gelebilir.
Alıştırma
Resmî bir ilk tanıştırmada biri How do you do? diyor. Bu kişi ne yapıyor?
- Geleneksel ve resmî bir selamlama yapıyor.
- Hangi etkinliği yaptığınızı soruyor.
- Sizden bir yöntemi açıklamanızı istiyor.
Cevabı göster
Geleneksel ve resmî bir selamlama yapıyor.
“That was fun.”: yeni biten bir etkinliği değerlendirmek
Buradaki That, uzaktaki fiziksel bir nesneye değil, henüz bitmiş etkinliğin ya da deneyimin tamamına gönderme yapar. was, bu deneyimi geçmişe yerleştirir; fun ise onu olumlu değerlendirir. Cümle, konuşmanın o bölümünü kısaca kapatır: birlikte yaşanan deneyime dönüp onu özetler. Bu kalıp bir oyun, ziyaret veya bitmiş başka bir etkinliğin ardından kullanılabilir.
Alıştırma
“That was fun.” cümlesindeki That neye gönderme yapıyor?
- Henüz başlamamış bir etkinlik.
- Uzaktaki fiziksel bir nesne.
- Henüz bitmiş olan etkinlik.
Cevabı göster
Henüz bitmiş olan etkinlik.
“What animal do you want to be now?”: bir kategori içinden seçim sormak
What animal, seçimi hayvan kategorisiyle sınırlar: dinleyenden bir hayvan seçmesi istenir. Kalıp What + kategori adı + do you want to be ...? şeklindedir. Bu oyun bağlamında be, gerçekten hayvana dönüşmek değil, “... gibi yapmak” veya “... rolüne girmek” anlamına gelir. now, sıradaki seçimi sorar. animal olmadan What do you want to be now? daha geniştir ve başka bir rolü ya da kimliği sorabilir.
Alıştırma
Bir oyunda sıradaki hayvan rolünü seçiyorsun. Hangi soru doğru kurulmuştur?
- What animal are you want to be now?
- What animal do you want to be now?
- What do animal you want to be now?
Cevabı göster
What animal do you want to be now?
Why don't you ...? ile öneride bulunmak
Bu cümlede Why don't you + fiilin yalın hâli? gerçek bir neden sormaz; bir öneri sunar. Yaklaşık olarak “... yapsanız nasıl olur?” ya da “... yapabilirsiniz” anlamındadır. play at being frogs, oyun sırasında kurbağaymış gibi davranmak demektir. Konuşan kişi çocuklara deneyebilecekleri yeni bir etkinlik öneriyor.
Alıştırma
Arkadaşınız yorgun görünüyor. Öneriyi Why don't you + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Why ____ take a short break?
Cevabı göster
don't you
Hmm, frogs are not as pretty as butterflies Dilbilgisi
3:41Hımm, kurbağalar kelebekler kadar güzel değil,
not as ... as ... or as ... as ... ile iki karşılaştırmayı bağlamak
not as + sıfat + as yapısı, öznenin bir niteliğe karşılaştırılan varlıktan daha düşük derecede sahip olduğunu belirtir. frogs are not as pretty as butterflies, kelebeklerin kurbağalardan daha güzel olduğu anlamına gelir. or as wriggly as worms bölümünde frogs are not tekrar edilmez, ancak anlamda bulunur. Tek bir not, bağlantılı iki karşılaştırmayı da kapsar: kurbağalar ne kelebekler kadar güzeldir ne de solucanlar kadar kıpır kıpırdır. Her sıfat farklı bir varlıkla karşılaştırılabilir.
Alıştırma
Bağlantılı iki not as ... as karşılaştırmasını tamamlayın: This backpack isn't ____ light ____ that one or ____ waterproof ____ my old bag.
Cevabı göster
as · as · as · as
But ...: İkna edici yeni bir nedene geçiş
Bu cümlede But konuşmanın yönünü değiştirir. Kurbağalar hakkında daha az olumlu bir noktadan sonra konuşan kişi, onları daha çekici gösterebilecek bir gerçeği öne çıkarır: dinleyicinin sevdiği bir oyunu oynarlar. Bu kalıp ikna amacıyla kullanılabilir: önce bir dezavantaj veya kaygı kabul edilir, ardından but ile onu yeniden değerlendirmeye götürecek bir neden sunulur. but sonrasındaki bilgi daha güçlü biçimde öne çıkar.
Alıştırma
Hangi cümle önce bir dezavantajı kabul edip ardından yeniden değerlendirmek için bir neden sunmak üzere but kullanıyor?
- The bike is old, so it still runs very well.
- The bike is old because it still runs very well.
- The bike is old, but it still runs very well.
Cevabı göster
The bike is old, but it still runs very well.
do play: Olumlu bir ifadeyi do ile vurgulamak
Olumlu bir cümlede do vurgu katabilir. Frogs play... tarafsızdır; frogs do play... ise konuşanın bunun gerçekten doğru olduğunda ısrar ettiğini gösterir ve çoğu zaman bir şüpheye ya da önceki olumsuz bir noktaya yanıt verir. Kalıp şöyledir: özne + do/does/did + fiilin yalın hâli. I/you/we/they ve çoğul isimlerle do, he/she/it ve tekil isimlerle does, geçmiş zaman için did kullanılır. Ana fiil yalın hâlde kalır; bu yüzden do play denir, do plays denmez.
Alıştırma
Bu şimdiki zaman cümlesini vurgulu yardımcı fiille tamamlayın: Mia ____ remember the address.
Cevabı göster
does
What's your favorite ...?: tek bir ilk tercihi sormak
What's your favorite + tekil isim? bir kişiden belirli bir kategorideki ilk tercihini söylemesini ister. Burada game kategoriyi belirtir; favorite ise zaten ‘en çok sevilen’ anlamını taşır. game yerine book, food, song veya animal gibi başka bir kategori ismi getirerek farklı tercihler hakkında aynı tür soruyu sorabilirsiniz.
Alıştırma
Soruyu tamamlamak için What is ifadesinin yaygın kısaltmasını kullanın: “____ your favorite book?”
Cevabı göster
What's
Jumping in muddy puddles: -ing ile kurulan bir etkinlik cevabı
Jumping in muddy puddles, bir etkinliğin adını veren -ing yapılı bir ifadedir. Burada jumping bir isim gibi çalışır ve en sevilen oyun ya da etkinliğin ne olduğunu belirtir. Bu kısa bir cevaptır ve My favorite game is jumping in muddy puddles. şeklinde anlaşılır. Bir özneyle birlikte am, is veya are bulunmadığı için şimdiki zamanın devam yapısı değildir.
Alıştırma
Kısa cevabı build fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “What's your favorite hobby?” “____ model planes.”
Cevabı göster
Building
Yes, frogs love jumping in muddy puddles. Kalıp ifadeler
4:00Evet, kurbağalar çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
love jumping in muddy puddles: sevilen etkinlikler için love + fiil-ing
Love + fiil-ing yapısı, birinin bir etkinlikten çok hoşlandığını anlatır. Burada love jumping, zıplamanın kurbağaların sevdiği bir etkinlik olduğu anlamına gelir; jumping etkinliğin adını belirtir ve şimdiki zamanın sürekli hâlindeki bir fiil değildir. In muddy puddles, zıplamanın nerede gerçekleştiğini belirtir. Hobiler ve keyif alınan etkinlikler için love reading veya love dancing gibi aynı kalıbı kullanabilirsiniz. Love to jump da dilbilgisel olarak doğrudur, ancak love to jumping yanlıştır; bu kalıpta to'dan sonra fiilin yalın hâli gelir.
Alıştırma
Love + fiil-ing yapısını ve read fiilini kullanın: The children love ____ funny stories before bed.
Cevabı göster
reading
Let's play frogs: ortak bir etkinlik için Let's + fiilin yalın hâli
Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyenin birlikte yapacağı bir eylemi önerir. Let's play frogs cümlesinde konuşan kişi ortak bir oyun başlatır; bu nedenle yalnızca karşıdaki kişiye verilen bir emir değil, konuşanı da içine alan bir öneridir. Bu çocukların rol yapma oyunu bağlamında play frogs, kurbağaymış gibi davranmak veya kurbağa rolüne girmek anlamına gelir. Açık bir oyun bağlamı yoksa Let's pretend to be frogs daha anlaşılırdır.
Alıştırma
Davet cümlesini Let's ve build fiiliyle tamamlayın: ____ a sandcastle together.
Cevabı göster
Let's build
The froggies have found a nice big muddy puddle to play in. Dilbilgisi
4:21Kurbağalar oynamak için güzel, büyük, çamurlu bir su birikintisi buldular.
have found ... to play in: bir etkinlik için bulunmuş yer
have found, present perfect kullanarak bulma eylemini şu an için geçerli bir sonuç olarak sunar: kurbağacıkların artık oynayabilecekleri bir su birikintisi vardır. Cümle, onu tam olarak ne zaman bulduklarına odaklanmaz. to play in, a nice big muddy puddle ifadesini niteler ve o yerin ne için kullanılabileceğini gösterir. Tam ilişki play in the puddle olduğu için in, mastar grubunun sonunda kalır; in'den sonra it eklenmez.
Alıştırma
Toplantı yapabileceğiniz sessiz bir odayı zaten bulduğunuzu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- We've find a quiet room to meet in.
- We've found a quiet room to meet in.
- We've found a quiet room to meet in it.
Cevabı göster
We've found a quiet room to meet in.
Peppa and George love jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler
4:25Peppa ve George çamurlu su birikintilerinde zıplamayı severler.
jumping up and down in ...: bir yerde tekrarlanan yukarı-aşağı hareket
jumping up and down, tekrar tekrar yukarı sıçrayıp aşağı inmeyi ifade eder. up and down tekrarlanan iki yönü açıkça gösterdiği için yalnızca jumping demekten daha belirgin bir hareket görüntüsü oluşturur. in muddy puddles, hareketin nerede gerçekleştiğini gösterir. -ing ile kurulan grubun tamamı love sonrasında gelir ve Peppa ile George'un sevdiği etkinliği adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi “tekrar tekrar yukarı ve aşağı” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The crowd was jumping ____ with excitement.
Cevabı göster
up and down
Everyone loves jumping up and down in muddy puddles.
4:29Herkes çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
but I like frogs the best: son tercihe geçmek
Burada but, diğer seçenekler hakkındaki olumlu değerlendirmeden konuşanın son seçimine geçiş yapar. Konuşan önce kelebeklerle solucanların güzel olduğunu kabul eder, ardından kurbağaları kişisel olarak en çok sevdiği seçenek olarak öne çıkarır. I like frogs the best ifadesinde the best, like frogs ile birlikte kullanılır ve kurbağaların diğer seçeneklerden daha çok sevildiğini belirtir. Kurbağaların nesnel olarak en iyi olduğunu söylemez. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp şudur: A and B are good, but I like C the best.
Alıştırma
Hangi cümle önce üç etkinliği de kabul edip ardından kişisel son tercihi belirtir?
- I enjoy all three activities, but I like painting the best.
- I enjoy all three activities, but I am the best at painting.
- I enjoy all three activities, so painting is the best.
Cevabı göster
I enjoy all three activities, but I like painting the best.