İngilizcede 'just' nasıl kullanılır - Mini Bir İngilizce Dersi: İngilizce çalışma notları

British Council | English

Öğrenme zorluğu
514 kelime 177 kel/dk

Video özeti: Düğün mekânının tasarımında yapılacak değişiklikler üzerine gergin bir konuşmayı kullanan ders, just sözcüğünün bir öneriyi nasıl yumuşattığını, seçimi nasıl sınırladığını ve bir miktarın ancak kıl payı yeterli olduğunu nasıl belirttiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I was just thinking — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu kalıbın önerilen değişikliği yeni akla gelmiş bir düşünce gibi sunarak isteğin buyurganlığını azalttığını anlayabilirsiniz. Planlar, tasarımlar veya başkasının işi hakkında hassas bir öneride bulunurken kullanabilir; just sözcüğünü yalnızca yakın geçmişe gönderme yapan bir zaman ifadesi sanmaktan kaçınabilirsiniz. 2. just want purple poppies, — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Buradaki just sözcüğünün “yalnızca” anlamına geldiğini ve konuşanın tercihini mor gelinciklerle sınırlayıp diğer seçenekleri dışladığını fark edebilirsiniz. Böylece dar bir tercihi açıkça ifade edebilir, sınırlayıcı just kullanımını vurgu ve yumuşatma işlevlerinden ayırabilirsiniz. 3. just enough money — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Mevcut paranın muhtemelen yeteceğini, ancak çok az veya hiç pay kalmayacağını anlayabilirsiniz. Bu yapıyı bütçe, zaman, yiyecek ve başka kaynaklar için kullanabilir; tek başına enough money ifadesinde her zaman bulunmayan ucu ucuna yetme anlamını sezebilirsiniz.

Bu derste

Today we're just going to focus on one word

0:00

Bugün sadece tek bir kelimeye odaklanacağız,

just because it's a word which has many uses Kalıp ifadeler

0:03

sırf birçok kullanımı olan bir kelime olduğu için:

Kalıp ifadeler

just because: basit ve sınırlı bir neden belirtmek

Bu cümlede just because, “sırf ... olduğu için” anlamına gelir ve ardından gelen yan cümledeki nedeni belirtir. Just, nedeni sınırlar; “az önce” anlamına gelmez. Because, neden bildiren bir yan cümleyi başlatır. Konuşan kişi önce nedeni söylese bile bu yan cümle genellikle ana düşünceye veya sonuca bağlanır.

Alıştırma

Cümleyi, basit nedeni belirten bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Leo chose the seat ____ it was beside the window.

Cevabı göster

just because

just.

0:06

'just'.

Introducing Craig and Marco.

0:13

Craig ve Marco ile tanışın.

Craig is planning a wedding party.

0:15

Craig bir düğün partisi planlıyor.

Marco has done the interior design,

0:17

Marco iç tasarımı tamamladı,

but Craig wants to make a few changes. Kalıp ifadeler

0:20

ama Craig birkaç değişiklik yapmak istiyor.

Kalıp ifadeler

make a few changes: doğal bir fiil ve isim eşdizimi

Make a few changes, az sayıda şeyi değiştirmek anlamına gelir. Burada make, changes ile doğal bir eşdizim oluşturur; fiziksel bir nesne üretmek anlamında değildir. A few, “birkaç” anlamına gelir ve genellikle sıfırdan büyük, küçük bir sayıyı belirtir. Craig'in aklında birkaç değişiklik vardır; hiçbir şeyi değiştirmemeyi düşünmüyordur.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki doğal ifadeyle tamamlayın: We need to ____ before the poster is printed.

Cevabı göster

make a few changes

Let's see how that goes. Anlatım akışı

0:22

Bakalım nasıl gidecek.

Anlatım akışı

Let's see how that goes: bundan sonra ne olacağını gözlemlemek

Let's see how that goes. dikkati bir plan ya da eylemden sonra ne olacağına yöneltir. Konuşan kişi, bir şeyin nereye gittiğini sormak yerine sonucu veya ilerlemeyi daha sonra gözlemlemeye zemin hazırlar. how that goes içindeki goes, “seyahat eder” değil, “gelişir” ya da “sonuçlanır” anlamındadır. Cümle bir geçiş görevi görür: bir şeyin olmasına izin verilir veya bir şey denenir, ardından sonuç gözlemlenir.

Alıştırma

Bu bağlamda “Let's see how that goes.” cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Planın başarılı olacağına söz vermek
  2. Birinin hangi rotayı izleyeceğini sormak
  3. Sonra ne olacağını gözlemlemeye zemin hazırlamak
Cevabı göster

Sonra ne olacağını gözlemlemeye zemin hazırlamak

Marco, I just adore what you've done with the place. Notlar

0:23

Marco, buraya yaptıklarına tek kelimeyle bayıldım.

Kelime

just adore: just övgüyü daha güçlü yapar

just adore ifadesinde just, zaten güçlü bir duygu bildiren adore fiilini daha da güçlendirir. Yaklaşık olarak “gerçekten” veya “tek kelimeyle” anlamına gelir; böylece konuşan kişi çok coşkulu bir beğeni ifade eder. Burada just, “az önce” veya “yalnızca” anlamına gelmez. Duygu bildiren fiilden önce gelmesi, övgünün etkisini artırır.

Alıştırma

I just adore this room cümlesinde just ne işe yarar?

  1. adore ile ifade edilen duyguyu güçlendirir.
  2. Övgüyü odanın küçük bir bölümüyle sınırlar.
  3. Beğenmenin az önce başladığı anlamına gelir.
Cevabı göster

adore ile ifade edilen duyguyu güçlendirir.

Kalıp ifadeler

what you've done with the place: bir mekândaki değişiklikleri övmek

Bu cümlede what you've done with the place, “burayı dekore etme, düzenleme veya iyileştirme biçimin” anlamına gelir. What yapılan değişiklikleri ve ortaya çıkan sonucu gösterir; tüm yan cümle de konuşanın çok beğendiği şeydir. Buradaki done with, birinin mekânı değiştirmek veya düzenlemek için ne yaptığını anlatır. “İşini bitirip artık istememek” anlamına gelmez. Birinin bir oda ya da etkinlik alanı üzerinde çalıştıktan sonra ortaya çıkan sonucu değerlendirmek için what someone has done with a place kullanılabilir.

Alıştırma

“I love what you've done with the room” cümlesinde övülen şey nedir?

  1. Odanın dekore edilme veya değiştirilme biçimi
  2. Konuşanın artık odayı istememesi
  3. Odanın içinde dururken tamamlanan bütün işler
Cevabı göster

Odanın dekore edilme veya değiştirilme biçimi

It's just as wonderful as you said it would be. Dilbilgisi

0:26

Tam da olacağını söylediğin kadar harika.

Dilbilgisi

just as wonderful as: eşit dereceli karşılaştırma

Just as + sıfat + as, iki şeyin bir özellik bakımından aynı derecede olduğunu belirtir. Just as wonderful as yapısında ilk as karşılaştırmayı başlatır, ikinci as ise karşılaştırılan ölçüyü veya kişiyi tanıtır. Just, “tam olarak” ya da “her bakımdan aynı derecede” anlamını ekler; “az önce” anlamına gelmez. Burada gerçek yer veya etkinlik, dinleyicinin daha önce söylediği harikalık derecesiyle karşılaştırılır. Konuşan kişi, gerçek deneyimin önceki açıklamayla aynı olduğunu söyler.

Alıştırma

Cümleyi just as + parantezdeki sıfat + as ile tamamlayın: The school play was ____ our teacher had promised. (exciting)

Cevabı göster

just as exciting as

But I was just thinking Ton ve niyet

0:29

Ama ben de tam düşünüyordum ki

maybe you could hang some drapes from the ceiling. Ton ve niyet

0:31

belki tavandan bazı perdeler asabilirsin.

Ton ve niyet

I was just thinking ile fikri yumuşak biçimde sunmak

Bu cümlede I was just thinking ifadesinin asıl amacı devam eden bir düşünme eylemini bildirmek değildir. Ardından gelen yan cümleyi, konuşanın bir süredir değerlendirdiği fikir olarak sunar. Konuşan öneriyi emir yerine bir düşünce gibi sunarak baskıyı azaltır ve fikri tartışmaya açık gösterir. Kullanışlı kalıp I was just thinking + yan cümledir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki yumuşatıcı girişle tamamlayın: ____ we could put the plants by the window.

Cevabı göster

I was just thinking

Ton ve niyet

maybe you could + fiilin yalın hâli

maybe you could + fiilin yalın hâli, dinleyene bir şey yapmasını nazikçe önermenin bir yoludur. maybe öneriyi daha az kesin gösterirken could doğrudan emrin gücünü azaltır. Yine de bu sözler çoğu zaman konuşanın eylemin gerçekleşmesini istediğini gösterir. could sonrasında check, ask veya hang gibi fiilin to almayan yalın hâli kullanılır.

Alıştırma

Nazik öneriyi bu dersteki kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ ask the teacher for a hint.

Cevabı göster

Maybe you could

Oh, I was thinking just the same thing. Kalıp ifadeler

0:34

Oh, ben de tam olarak aynı şeyi düşünüyordum.

Kalıp ifadeler

just the same thing: tam olarak aynı fikir

Bu cümlede just, same sözcüğünü güçlendirir: just the same thing, “tam olarak aynı şey veya fikir” demektir. Buradaki thing, konuşanın düşündüğü şeyi ifade eder. Biri bir fikir paylaştıktan sonra I was thinking just the same thing demek, senin de tam olarak aynı şeyi düşündüğünü gösterir. Bu ifadede just, “kısa süre önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

Dersin ifadesiyle yanıtı tamamla: A: Let's ask Mia for help. B: I was thinking ____.

Cevabı göster

just the same thing

Wonderful.

0:36

Harika.

Marco, you're an absolute genius. Kelime

0:36

Marco, sen tam bir dahisin.

Kelime

an absolute genius: güçlü ve vurgulu övgü

An absolute genius ifadesinde absolute, çok olumlu bir anlam taşıyan genius ismini güçlendirir. İfadenin tamamı “tam bir dâhi” anlamına gelir ve çok coşkulu bir övgü bildirir. Konuşan kişi akıllıca bir fikre veya çözüme sıcak bir tepki vererek karşısındakini övüyor; o kişinin zekâsının kusursuz olduğuna dair gerçek ve nesnel bir iddiada bulunmuyor. Aynı güçlendirme kalıbı an absolute star gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Dersin ifadesiyle coşkulu övgüyü tamamla: Leo fixed the computer in one minute. You're ____!

Cevabı göster

an absolute genius

I have complete faith in you. Kalıp ifadeler

0:38

Sana tamamen güveniyorum.

Kalıp ifadeler

have complete faith in: tamamen güvenmek

Have complete faith in someone or something, bir kişiye veya şeye bütünüyle güvenmek ya da ondan tamamen emin olmak demektir. Bu cümlede konuşan kişi, karşısındaki kişiye hiçbir kuşku duymadan güvendiğini söylüyor. Yapı have + complete faith + in + kişi, yetenek veya plan şeklindedir. Buradaki faith güven anlamındadır; özellikle dinî inanç anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tam ifadeyi kullanarak tamamlayın: I ____ your ability to solve this problem.

Cevabı göster

have complete faith in

Oh, the room is just a bit too dark. Ton ve niyet

0:41

Oh, oda sadece biraz fazla karanlık.

Ton ve niyet

just a bit too + sıfat: eleştiriyi yumuşatmak

Just a bit too + sıfat, bir şeyin uygun veya istenen düzeyi az miktarda aştığını anlatır. Bu cümlede oda, konuşan kişinin istediğinden biraz daha karanlıktır. Too hâlâ bir sorun olduğunu belirtir. Just a bit sorunu daha küçük göstererek eleştiriyi yumuşatır; odanın yalnızca biraz karanlık olduğu ve bunun sorun olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle müziğin sesinin kısılması gerektiğini nazikçe söyler?

  1. The music is far too loud for this room.
  2. The music is a bit loud, but it is fine.
  3. The music is just a bit too loud for this room.
Cevabı göster

The music is just a bit too loud for this room.

Let's get some standing mirrors in here

0:43

Buraya birkaç ayaklı ayna getirelim

to amplify the light. Kalıp ifadeler

0:45

ışığı artırmak için.

Kalıp ifadeler

to amplify the light: ışığın etkisini güçlendirmek

Bu cümlede to amplify the light, ışığın etkisini güçlendirmek anlamına gelir. Aynalar zaten var olan ışığı yansıtıp yayar; bu nedenle amplify burada bir sesi daha yüksek yapmak anlamında değildir. to + fiil yapısı amacı bildirir: ayaklı aynalar ışığı güçlendirmek için içeri getirilir. do something to + fiil kalıbı, bir eylemin neden yapıldığını açıklar.

Alıştırma

Hangi cümlede amplify, ışığın etkisinin güçlenmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The curtains block the afternoon sun.
  2. The pale walls amplify the natural light in the classroom.
  3. The microphone amplifies the teacher's voice.
Cevabı göster

The pale walls amplify the natural light in the classroom.

Uh okay.

0:47

Uh tamam.

Certainly.

0:48

Kesinlikle.

Oh, and another thing.

0:48

Oh, ve bir şey daha.

The red roses,

0:50

Kırmızı güller,

get rid of them. Öbek fiiller

0:51

onlardan kurtul.

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi kaldırmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya ondan kurtulmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. get rid of them içinde them, kaldırılacak şeyi belirtir. Nesneden önce of kullanılmalıdır: get rid of the boxes ve get rid of it. Sözcükler birlikte tek bir anlam oluşturur; bu nedenle get ve rid ayrı ayrı yorumlanmaz.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: These broken toys cannot be repaired, so let's ____ them.

Cevabı göster

get rid of

I just want purple poppies, Kelime

0:52

Sadece mor gelincikler istiyorum,

Kelime

just want ...: isteği tek bir şeyle sınırlamak

just want purple poppies ifadesinde just, “yalnızca” anlamına gelir. Konuşanın istediği şeyi sınırlar: mor gelincikler ve başka hiçbir şey. Burada just, “kısa bir süre önce” anlamına gelmez. Bu tür güncel istek veya dileklerde want fiilinden önce kullanıldığında, isteğin basit ya da sınırlı olduğunu sıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede just “yalnızca” anlamına gelir ve konuşanın istediği şeyi sınırlar?

  1. I just want a quiet place to read.
  2. I quickly found a quiet place to read.
  3. I wanted a quiet place a moment ago.
Cevabı göster

I just want a quiet place to read.

huge purple poppies wall to wall. Deyimler

0:54

duvardan duvara kocaman mor gelincikler.

Deyimler

wall to wall: tüm alanı doldurmak

Wall to wall, bir alanın bir yanından diğer yanına kadar uzanarak alanın tamamını kaplaması veya doldurması demektir. Bu cümlede dev mor gelinciklerin bütün alanı doldurduğu hayal ediliyor. İki duvar arasındaki bir rotayı değil, yayılma alanını anlatır. Aynı ifade halı, raflar, süslemeler ya da sıkışık bir kalabalık için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “odanın bir yanından diğer yanına kadar” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The carpet stretches ____.

Cevabı göster

wall to wall

I see. Ton ve niyet

0:56

Anlıyorum.

Ton ve niyet

I see: Anladığını gösterir, mutlaka onayladığını değil

Konuşmada I see, “Bana söylediklerini anlıyorum” anlamına gelir. Buradaki see, gözle görmekten değil, anlamaktan söz eder. Bu ifade, bilginin alındığını gösterir. Tek başına “Katılıyorum” anlamına gelmez. Kısa ve sakin söylenen bir I see mesafeli de duyulabilir; bu yüzden tutumu anlamak için ses tonuna ve bağlama bakmak gerekir.

Alıştırma

Bir konuşmada I see. cevabı en güvenli biçimde neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi bilgiyi anlıyor, ancak aynı fikirde olmayabilir.
  2. Konuşan kişi her isteği tamamen kabul ediyor.
  3. Konuşan kişi fiziksel bir nesneyi görebiliyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi bilgiyi anlıyor, ancak aynı fikirde olmayabilir.

Something else has just occurred to me. Kalıp ifadeler

0:57

Aklıma az önce başka bir şey geldi.

Kalıp ifadeler

has just occurred to me: bir düşüncenin az önce akla gelmesi

something occurs to someone kalıbında düşünce veya fikir öznedir; bu düşüncenin aklına geldiği kişi ise to sözcüğünden sonra gelir. Bu nedenle Something else has occurred to me, konuşan kişinin aklına başka bir fikir geldiği anlamındadır. has occurred biçimi yeni düşünceyi şimdiki zamanla ilişkilendirir, just ise çok kısa bir süre öncesini belirtir. Bu ifade bir düşüncenin akla gelmesiyle ilgilidir; konuşan kişinin başına bir olay gelmesiyle değil.

Alıştırma

Fikrin aklınıza yeni geldiğini göstermek için just ve occur to kullanın: A simple solution has ____.

Cevabı göster

just occurred to me

We need thicker carpets.

1:00

Daha kalın halılara ihtiyacımız var.

The acoustics are all wrong in here. Kelime

1:01

Buranın akustiği tamamen yanlış.

Kelime

all wrong: güçlü bir genel olumsuz değerlendirme

all wrong ifadesinde all, wrong sözcüğünü güçlendirir. Konuşmacı, buradaki akustiğin genel olarak ciddi biçimde uygunsuz veya belirgin şekilde yanlış olduğunu söylüyor. Bu, her küçük ayrıntının yanlış olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. be + all wrong yapısı bir plan, sonuç, anlayış veya durum hakkında güçlü ve genel bir değerlendirme verir.

Alıştırma

Hangi cümlede all, wrong sözcüğünü genel bir değerlendirme olarak güçlendiriyor?

  1. The seating plan is all wrong for this small room.
  2. All the chairs are wrong for this table.
  3. The seating plan is slightly wrong in one place.
Cevabı göster

The seating plan is all wrong for this small room.

And the paintings,

1:03

Ve tablolar,

they're just too modern. Ton ve niyet

1:04

onlar fazlasıyla modern.

Ton ve niyet

just too modern: kesin bir olumsuz değerlendirme

just too modern ifadesinde too, modernlik düzeyinin konuşmacının kabul ettiği veya uygun bulduğu sınırı aştığını gösterir. just bu olumsuz sonucu güçlendirir; burada yalnızca veya az önce anlamına gelmez. just too + sıfat yapısı bir şeyin sınırı aştığına dair kesin bir değerlendirme verir. Böyle bir eleştiride doğrudan duyulur. a bit eklemek ifadeyi yumuşatır: just a bit too modern.

Alıştırma

Güçlü bir olumsuz değerlendirme yapmak için just too + loud kullanın: The music is ____ for this small room.

Cevabı göster

just too loud

Get rid of them.

1:05

Onlardan kurtul.

We've just missed the art dealers, Dilbilgisi

1:06

Sanat tacirlerini az önce kaçırdık,

Dilbilgisi

We've just missed: çok yakın bir olay ve şimdiki sonucu

We've, we have ifadesinin kısaltmasıdır; missed ise geçmiş zaman ortacıdır. Birlikte have + just + geçmiş zaman ortacı şeklindeki present perfect yapısını oluştururlar. Burada just, “yalnızca” değil, “çok kısa bir süre önce” anlamına gelir. Bu yapı yakın zamanda gerçekleşen olayı şimdiki duruma bağlar: sanat tüccarları çoktan gitmiştir, bu yüzden konuşan kişiler şu anda onlarla görüşemez. Çok yakın zamanda gerçekleşen bir olayın sonucu hâlâ önemliyse bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Otobüs birkaç saniye önce gitti ve siz hâlâ duraktasınız. Hangi cümle duruma en iyi uyar?

  1. We'll miss the bus tomorrow.
  2. We've just missed the bus.
  3. We usually miss the bus.
Cevabı göster

We've just missed the bus.

but if you go tomorrow, Dilbilgisi

1:07

ama yarın gidersen,

you'll be able to pick up some more. Öbek fiiller

1:08

birkaç tane daha alabilirsin.

Dilbilgisi

if you go tomorrow, you'll be able to: gerçek bir gelecek koşulu

Bu, geleceğe yönelik gerçek bir koşuldur. If yan cümlesi gerçekten mümkün olan bir koşulu if + geniş zaman yapısıyla verir; örneğin if you go tomorrow. Tomorrow bulunsa bile sıradan bir gelecek koşulunda if yan cümlesinde will kullanılmaz. Ana cümle olası gelecek sonucu verir: you'll be able to + fiilin yalın hâli. Koşul gerçekleşirse “bir şeyi yapabilecek güce veya fırsata sahip olacaksın” anlamına gelir.

Alıştırma

Tren henüz kalkmadı ve şimdi yola çıkmak gerçekçi bir plan. Hangi cümle bunu gerçek bir gelecek olasılığı olarak anlatır?

  1. If you leave now, you'll be able to catch the train.
  2. If you will leave now, you'll be able to catch the train.
  3. If you left now, you'd be able to catch the train.
Cevabı göster

If you leave now, you'll be able to catch the train.

Öbek fiiller

pick up some more: biraz daha satın almak veya edinmek

Bu cümlede pick up, bir şeyi yerden kaldırmak değil, onu edinmek veya satın almak anlamına gelir. Some more, daha önce söz edilen aynı şeyden ek bir miktarı belirtir; burada daha fazla tablo kastedilir. Tam olarak hangi eylemin yapıldığı bağlama bağlıdır: pick up satın almak, gidip teslim almak veya başka bir yolla edinmek anlamına gelebilir. Her durumda kişi, genellikle bir yolculuk veya günlük iş sırasında ihtiyaç duyduğu şeyi edinir.

Alıştırma

Cümleyi pick up ve ek bir miktar anlamı veren sözcüklerle tamamla: We're nearly out of milk, so I'll ____ on my way home.

Cevabı göster

pick up some more

Sharon and I should have just enough money left over. Notlar

1:09

Sharon ve benim elimizde tam yetecek kadar para kalmış olmalı.

Kelime

just enough money: tam veya ancak yetecek kadar para

Just enough money, ihtiyacı tam karşılayan veya ancak yeten miktarda para demektir. Burada just, enough sözcüğünü niteler ve “tam olarak” ya da “ancak” anlamına gelir; “kısa bir süre önce” anlamında değildir. just enough + isim yapısı just enough time veya just enough food örneklerinde olduğu gibi miktarlar için kullanılabilir. Genellikle çok az fazlalık kaldığını veya hiç kalmadığını düşündürür, ancak miktarın yetersiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İki bilet için gereken para tam olarak var ve hiç fazlası yok. Hangi cümle bu duruma uygundur?

  1. We have more than enough money for two tickets.
  2. We don't have enough money for two tickets.
  3. We have just enough money for two tickets.
Cevabı göster

We have just enough money for two tickets.

Öbek fiiller

left over: kullandıktan veya harcadıktan sonra kalan

Burada left over, diğer para harcandıktan veya ayrıldıktan sonra bir miktarın hâlâ kalması anlamına gelir. money left over ifadesindeki left, leave fiilinin geçmiş ortaç biçimidir ve parayı tanımlar; paranın bir yere gittiği anlamına gelmez. Yaygın bir kalıp have + miktar veya şey + left over biçimindedir: We have ten minutes left over. be left over da kullanılabilir: Two slices are left over.

Alıştırma

Cümleyi “geri kalanı kullanıldıktan sonra kalan” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the picnic, we had three sandwiches ____.

Cevabı göster

left over

And Marco,

1:13

Ve Marco,

Marco

1:14

Marco

Marco

1:15

Marco

Marco?

1:17

Marco?

Okay.

1:17

Tamam.

No one can blame Marco. Ton ve niyet

1:18

Kimse Marco'yu suçlayamaz.

Ton ve niyet

No one can blame Marco: tepkisinin anlaşılır olduğunu söylemek

Bu cümlede No one can blame Marco, Marco'nun tepkisinin anlaşılır olduğu anlamına gelir. Talepler sürekli arttığı ve sonunda Marco ayrıldığı için konuşan kişi, başkalarının onu eleştirmek için haklı bir nedeni olmadığını düşünür. can't blame someone kalıbı genellikle hukuki bir karar değil, anlayış veya gerekçe bildirir. Tepkiyi belirtmek için for + -ing eklenir: You can't blame him for leaving.

Alıştırma

Leo defalarca aşağılandı ve ardından ayrılmayı seçti. Hangi cümle onun tepkisinin anlaşılır olduğunu gösterir?

  1. Leo left before anyone else arrived.
  2. No one can blame Leo for leaving.
  3. Everyone blamed Leo for the delay.
Cevabı göster

No one can blame Leo for leaving.

I also would have walked off. Öbek fiiller

1:20

Ben de olsam çekip giderdim.

Öbek fiiller

walked off: bir ortamdan aniden ayrılmak

Bu cümlede walked off, kişinin ortamdan yürüyerek ayrılıp artık olaya katılmaması anlamına gelir. Çatışmalı bağlamda, kişinin artık dayanamadığı için bilinçli ve oldukça ani biçimde ayrıldığını düşündürür; yalnızca yürüyerek hareket etmeyi anlatmaz. Walk off her zaman ‘öfkeli bir şekilde ayrılmak’ demek değildir. Olumsuz tavır çevredeki durumdan anlaşılır; deyimsel fiilin kendi odağı ortamdan ayrılmaktır.

Alıştırma

Hangi cümlede walked off, birinin gergin bir ortamdan bilinçli olarak ayrıldığını gösterir?

  1. After the argument, Leo walked around the block to calm down.
  2. After the argument, Leo walked off without another word.
  3. After the argument, Leo walked his sister home.
Cevabı göster

After the argument, Leo walked off without another word.

But more importantly, Anlatım akışı

1:22

Ama daha da önemlisi,

Anlatım akışı

more importantly: daha yüksek öncelikli bir noktayı tanıtmak

More importantly bilgiyi düzenler: Dinleyiciye, ardından gelen noktanın az önce söylenenden daha fazla dikkati hak ettiğini veya daha büyük ağırlık taşıdığını bildirir. Dil bilgisinde cümle zarfı olarak görev yapar. Bir yan cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir. But more importantly, içinde but karşıtlık veya yön değişikliği eklerken more importantly yeni bilgiyi daha yüksek öncelikli nokta olarak işaretler.

Alıştırma

İkinci noktayı daha yüksek öncelikli olarak işaretlemek için dersteki iki kelimelik geçiş ifadesini kullanın: The app is easy to use. ____, it protects your personal data.

Cevabı göster

More importantly

did you hear all the uses of just?

1:23

'just' kelimesinin tüm kullanımlarını duydunuz mu?

So first, Craig says,

1:25

İlk olarak, Craig şöyle diyor:

"I just adore the place."

1:27

"I just adore the place." (Buraya tek kelimeyle bayıldım.)

Here just is used to emphasize the verb adore.

1:29

Burada 'just', adore (bayılmak) fiilini vurgulamak için kullanılıyor.

It makes it stronger.

1:32

Anlamı güçlendiriyor.

Next, Craig says,

1:34

Ardından, Craig şöyle diyor:

"It's just as wonderful as you said it would be."

1:35

"It's just as wonderful as you said it would be." (Tam da olacağını söylediğin kadar harika.)

Here just means equally or the same.

1:38

Burada 'just', eşit derecede veya aynı anlamına geliyor.

Craig says,

1:40

Craig şöyle diyor:

"I was just thinking."

1:41

"I was just thinking." (Ben de tam düşünüyordum ki.)

Here just means very recently.

1:42

Burada 'just', çok yakın zamanda (az önce) anlamına geliyor.

And then Marco says,

1:45

Ve sonra Marco şöyle diyor:

"I was thinking just the same thing."

1:47

"I was thinking just the same thing." (Ben de tam olarak aynı şeyi düşünüyordum.)

Marco was thinking exactly the same thing.

1:49

Marco tam olarak aynı şeyi düşünüyordu.

Next, Craig says,

1:52

Ardından, Craig şöyle diyor:

"It's just a bit too dark."

1:53

"It's just a bit too dark." (Sadece biraz fazla karanlık.)

Just means slightly or a little.

1:55

'Just', biraz veya hafifçe anlamına geliyor.

And Craig wants to soften what he says

1:57

Ve Craig söylediklerini yumuşatmak istiyor

and just does that.

2:00

ve 'just' tam olarak bunu yapıyor.

Craig sees that Marco is accepting all of these changes,

2:01

Craig, Marco'nun tüm bu değişiklikleri kabul ettiğini görüyor,

so he gets a bit more authoritative. Dilbilgisi

2:04

bu yüzden biraz daha otoriterleşiyor.

Dilbilgisi

gets a bit more authoritative: değişimi anlatan get + sıfat

gets a bit more authoritative ifadesinde get sözcüğünden sonra bir sıfat gelir ve get, “almak” değil “hâle gelmek” anlamındadır. gets sonundaki -s, he öznesiyle uyumludur. a bit değişimin küçük olduğunu gösterir. more authoritative, tavrının öncekinden biraz daha buyurgan hâle geldiğini anlatır. get + adjective kalıbı bir kişinin veya durumun hâl değiştirmesini anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede bir şeyin değiştiğini göstermek için get + sıfat kullanılmıştır?

  1. After sunset, Maya got a jacket.
  2. After sunset, the air got colder.
  3. After sunset, Maya got home.
Cevabı göster

After sunset, the air got colder.

And he says,

2:07

Ve diyor ki:

"Just get rid of the red roses." Ton ve niyet

2:08

"Just get rid of the red roses." (Sadece kırmızı güllerden kurtul.)

Ton ve niyet

Just get rid of...: sert bir emir yapısı

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya başka bir şekilde ortadan kaldırmak anlamına gelir. Cümle emir kipindedir; you öznesi söylenmez ama anlaşılır. Bu emrin başındaki just, yaklaşık olarak “yalnızca bunu yap” veya “daha fazla tartışmadan bunu yap” anlamındadır. Bu bağlamda talimatı kısa ve daha sert gösterir; ifadeyi otomatik olarak kibar yapmaz.

Alıştırma

Bir yönetici resmî bir toplantıda yeni bir iş arkadaşına “Just get rid of that section.” diyor. Bu sözün kesinlikle kibar duyulacağı söylenebilir mi?

  1. Evet. Just bir emri her zaman kibar yapar.
  2. Hayır. Buyurgan veya küçümseyici duyulabilir.
Cevabı göster

Hayır. Buyurgan veya küçümseyici duyulabilir.

It took Marco days to find those.

2:09

Marco'nun onları bulması günler sürmüştü.

And here just is used to emphasize the instruction.

2:12

Ve burada 'just', talimatı vurgulamak için kullanılıyor.

And he just wants purple poppies.

2:16

Ve o sadece mor gelincikler istiyor.

Just here means only.

2:19

Buradaki 'just', yalnızca (sadece) anlamına geliyor.

He only wants purple poppies.

2:20

Sadece mor gelincikler istiyor.

He doesn't want anything else.

2:22

Başka hiçbir şey istemiyor.

And then the last straw is when he says Deyimler

2:24

Ve sonra bardağı taşıran son damla şöyle dediğinde oluyor:

Deyimler

the last straw: sorunlar biriktikten sonraki son tetikleyici

The last straw, bir dizi sorun içinde birinin sabrını yitirmesine veya artık yeter diye karar vermesine yol açan son sorunu anlatan bir deyimdir. Son olay küçük olabilir; önemli olan önceki sıkıntıların zaten birikmiş olmasıdır. Burada the last straw is when ... yapısı bu son tetikleyiciyi gösterir. Gerçek bir samandan söz edilmez. Yaygın kalıplar arasında the last straw was ... ve That's the last straw. bulunur.

Alıştırma

Önceki birkaç sorundan sonra gelen son sorunu anlatan bu dersteki deyimle cümleyi tamamlayın: The game froze three times. When it deleted Mia's score, that was ____, so she stopped playing.

Cevabı göster

the last straw

the paintings are just too modern.

2:25

tabloların fazlasıyla modern olduğunu.

Just here emphasizes the negative criticism.

2:27

Buradaki 'just' olumsuz eleştiriyi vurguluyor.

It makes everything worse.

2:31

Her şeyi daha da kötüleştiriyor.

And then to add insult to injury, Deyimler

2:33

Ve sonra yaraya tuz basmak için,

Deyimler

add insult to injury: kötü bir durumu daha da kötüleştirmek

Add insult to injury, zaten kötü, haksız veya hayal kırıklığı yaratan bir duruma başka bir sorun ekleyerek onu daha da kötüleştirmek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki insult ve injury sözcükleri genellikle gerçek anlamlarında kullanılmaz. to add insult to injury kalıbı, eklenen olumsuzluğu tanıtırken durumun nasıl daha da kötüleştiğini belirtmek için sıkça kullanılır: To add insult to injury, ... Altyazıda dinleyiciyi başka bir kötü gelişmeye hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki deyimle tamamlayın: The rain soaked our picnic blanket and, to ____, the wind blew our sandwiches away.

Cevabı göster

add insult to injury

he says,

2:36

diyor ki:

"They might have just enough money."

2:37

"They might have just enough money." (Ellerinde tam yetecek kadar para olabilir.)

So Marco might not be able to buy the paintings.

2:40

Yani Marco tabloları alamayabilir.

It's no wonder he walked off, Kalıp ifadeler

2:42

Çekip gitmesine şaşmamak gerek,

Kalıp ifadeler

It's no wonder: şaşırtıcı olmayan bir sonuç

It's no wonder, “sonucun şaşırtıcı olmadığı” anlamına gelir. Konuşan kişi yaşananlar için açık bir neden görür; bu yüzden he walked off sonucu anlaşılır veya beklenen bir durumdur. Yaygın yapı It's no wonder (that) + yan cümle biçimindedir; that sözcüğü kullanılmayabilir. İfadenin bütünü şaşırmama anlamı taşır; wonder burada “mucize” demek değildir.

Alıştırma

Sonucun şaşırtıcı olmadığını göstermek için cümleyi It's no wonder ile tamamla: He slept for only two hours. ____ he's tired.

Cevabı göster

It's no wonder

and I would have walked off sooner.

2:44

ve ben olsam daha da erken giderdim.

So in this short conversation,

2:46

Yani bu kısa konuşmada,

we use just in five ways.

2:47

'just' kelimesini beş şekilde kullanıyoruz.

To emphasize what you are saying,

2:49

Söylediklerinizi vurgulamak için,

to show that things are equal or the same,

2:51

şeylerin eşit veya aynı olduğunu göstermek için,

to show that something happened very recently,

2:53

bir şeyin çok yakın zamanda olduğunu göstermek için,

to show that something's slightly over or under,

2:55

bir şeyin biraz fazla veya az olduğunu göstermek için,

finally to show that you only want one thing.

2:58

son olarak da yalnızca bir şey istediğinizi göstermek için.

So,

3:01

Öyleyse,

what would you have said to Craig? Dilbilgisi

3:02

siz Craig'e ne derdiniz?

Dilbilgisi

would you have said: geçmişteki varsayımsal bir tepkiyi sorma

Bu soruda would you have said, dinleyenden gerçekte yaşamadığı geçmiş bir durumu hayal etmesini ve nasıl karşılık verebileceğini söylemesini ister. if you had been there gibi bir koşul bağlamdan anlaşılır. Yapı soru sözcüğü + would + özne + have + geçmiş zaman ortacı biçimindedir. Burada said, say fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Bu, dinleyenin gerçekte ne söylediğini sormaktan farklıdır.

Alıştırma

Dünkü toplantıyı kaçırdın. Katılmış olsaydın ne söyleyebileceğini soran soru hangisidir?

  1. What would you have said if you had attended yesterday's meeting?
  2. What would you say at tomorrow's meeting?
  3. What did you say at yesterday's meeting?
Cevabı göster

What would you have said if you had attended yesterday's meeting?

If you could just share your ideas in the comments section, Ton ve niyet

3:04

Eğer yorumlar kısmında fikirlerinizi paylaşabilirseniz,

Ton ve niyet

If you could just share: yumuşatılmış bir rica

If you could just share... ifadesindeki if yan cümlesi kibar bir rica işlevi görür; dinleyicinin paylaşma yeteneği olup olmadığını gerçekten sormaz. Share your ideas gibi doğrudan bir talimatı daha az sert hâle getirir. Kalıp If you could just + fiilin yalın hâli... şeklindedir. Burada just, istenen eylemi küçük veya kolay bir iş gibi göstererek ricayı yumuşatır. Ardından gelen that would be just perfect olumlu sonucu belirtir ve kibar düşünceyi tamamlar.

Alıştırma

Bu kibar ricayı dersteki beş kelimelik kalıpla tamamlayın: '____ your feedback, that would be great.'

Cevabı göster

If you could just share

that would be just perfect. Kelime

3:07

bu tek kelimeyle mükemmel (just perfect) olur.

Kelime

just perfect: olumlu anlamı güçlendiren just

just perfect ifadesinde just, olumlu perfect sıfatını güçlendirir. İfade “tam uygun” veya “kesinlikle mükemmel” anlamına gelir; burada just “az önce” demek değildir. That would be just perfect, istenen eylemin ideal bir sonuç yaratacağını belirtir. Böylece rica sıcak ve kibar bir biçimde tamamlanır.

Alıştırma

Hangi cümlede just olumlu bir sıfatı güçlendirerek “tam uygun” anlamına gelir?

  1. The meeting just ended three minutes ago.
  2. Friday at three would be just perfect for me.
  3. I just need one chair, not two.
Cevabı göster

Friday at three would be just perfect for me.