Tırtılların GARİP Ama DAHİCE Hız Hilesi - Smarter Every Day 93: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
720 kelime 219 kel/dk

Video özeti: LEGO tırtıl yarışı, üst üste dizilen grubun hız avantajını ve gerçek tırtılların eşzamanlı hareketini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “twice as fast as” (dil bilgisi ve cümle kalıpları), iki kat hızı kesin biçimde anlatmayı ve bunu belirsiz twice faster ile karıştırmamayı öğretir. 2. “propagates from the back to the front” (sözcük anlamı ve kullanım düzeyi), bir sinyalin grup içinde arkadan öne yayılmasını anlamayı ve yönü doğru söylemeyi sağlar. 3. “We're square?” (deyimler ve mecazlı ifadeler), biçimi değil borçların, sözlerin veya yükümlülüklerin kapandığını samimi biçimde doğrular ve rahat bağlamlara uygundur.

Bu derste

Hey, it's me, Destin.

0:00

Hey, benim, Destin.

Welcome back to Smarter Every Day.

0:00

Smarter Every Day'e tekrar hoş geldiniz.

I'm in Caleb's room.

0:11

Caleb'in odasındayım.

Caleb is a science fair winner. Kültür

0:12

Caleb bir bilim fuarı birincisi.

Kültür

science fair: öğrencilerin bilim projelerini sunduğu etkinlik

Science fair, öğrencilerin bilim projeleri hazırladığı, çalışmalarını sunduğu ve bazen ödül için değerlendirildiği bir okul etkinliğidir. Burada Caleb'ın science fair kazananı olması, uygulamalı bir bilim çalışmasında daha önce başarı gösterdiğini anlatır. Bu kalıplaşmış ad içinde fair, düzenlenen bir etkinlik veya sergi anlamına gelir. “Adil” anlamına gelmez ve sıradan bir pazar değildir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Leo is presenting his volcano model at the science fair. Science fair ne anlama gelir?

  1. Öğrencilerin bilim projelerini sergilediği bir etkinlik
  2. Bilim ekipmanı satan bir pazar
  3. Okul kurallarının adil olup olmadığını ölçen bir test
Cevabı göster

Öğrencilerin bilim projelerini sergilediği bir etkinlik

So, he is legit. Kelime

0:15

Yani, o işin ehli.

Kelime

legit: gerçek yeteneğe yönelik samimi onay

Legit, legitimate ile bağlantılı, kısaltılmış ve samimi bir ifadedir. Burada Caleb'ın science fair kazanmış olması kanıt gösterilerek onun gerçekten yetenekli ve güvenilir olduğu anlatılır. Bu cümlede “yasal” anlamına gelmez. Konuşan kişi kısa ve kendinden emin bir onay verir: Caleb gerçekten ne yaptığını biliyor.

Alıştırma

Bir arkadaşınız bisikletinizi kusursuz biçimde tamir ediyor. “Wow, you're legit!” diyorsunuz. Ne demek istiyorsunuz?

  1. Ne yaptığını gerçekten biliyorsun.
  2. Resmî bir yasal iznin var.
  3. Herkese eşit davranıyorsun.
Cevabı göster

Ne yaptığını gerçekten biliyorsun.

And uh you dropped the cat in the cat drop video, right? Ton ve niyet

0:17

Ve şey, kedi düşürme videosunda kediyi düşüren sendin, değil mi?

Ton ve niyet

Cümle sonundaki right?: beklenen doğrulamayı isteme

Bir bildirme cümlesinin sonunda kullanılan right?, konuşanın zaten doğru olduğunu düşündüğü bir şeyi dinleyiciye doğrulatır. Burada konuşan, ortak bir anı konusunda diğer kişinin kendisine katılmasını bekliyor. Bu kısa soru eki, tam bir soruyu yeniden sormaya göre kontrolü daha gündelik hâle getirir. Genellikle yeni bilgi istemek yerine kısa bir evet cevabı bekler.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın dinleyiciden doğrulamasını beklediği bir gerçeği kontrol etmek için cümle sonunda right? kullanır?

  1. We met at the science fair last year, right?
  2. Where did we meet last year?
  3. Turn right after the science museum.
Cevabı göster

We met at the science fair last year, right?

Yes.

0:20

Evet.

And uh we had a deal, right? Kalıp ifadeler

0:20

Ve şey, bir anlaşmamız vardı, değil mi?

Kalıp ifadeler

had a deal: daha önce yapılmış bir anlaşma

Had a deal, have a deal ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. İki veya daha fazla kişinin koşullar, bir plan ya da bir değiş tokuş üzerinde önceden anlaştığını belirtir. Burada, bu konuşmadan önce yapılmış bir anlaşmaya dönülüyor. have a deal ifadesindeki deal, anlaşma anlamına gelen sayılabilir bir isimdir. Büyük miktar anlamındaki a great deal ifadesinden farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümle daha önce var olan bir anlaşmayı doğal biçimde hatırlatır?

  1. Remember, we had a great deal: I would cook, and you would wash the dishes.
  2. Remember, we dealt: I would cook, and you would wash the dishes.
  3. Remember, we had a deal: I would cook, and you would wash the dishes.
Cevabı göster

Remember, we had a deal: I would cook, and you would wash the dishes.

I paid you with something. Kalıp ifadeler

0:22

Sana bir şeyle ödeme yaptım.

Kalıp ifadeler

pay someone with something: ödeme olarak ne kullanıldığını belirtmek

pay + person + with + thing yapısında with, ödeme olarak kullanılan şeyi belirtir. Burada paid you with something, konuşanın dinleyiciye yalnızca hediye vermediği, bir şeyi karşılık olarak verdiği anlamına gelir. Hem ödemeyi alan kişiyi hem de ona ödeme yapmak için kullanılan nesne veya yöntemi belirtirken bu yapıyı kullan. Bu yapı, “O kişiye neyle ödeme yaptın?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Cümleyi pay fiilinin geçmiş zamanı, him zamiri ve with ile tamamla: Leo helped me paint, so I ____ a new sketchbook.

Cevabı göster

paid him with

What did I pay you with?

0:23

Sana neyle ödeme yaptım?

These LEGO motors.

0:24

Bu LEGO motorlarıyla.

That's pretty cool.

0:26

Bu oldukça havalı.

But I called you and I said, "I want you to build something for me for a video." Dilbilgisi

0:28

Ama seni arayıp dedim ki: "Bir video için bana bir şey yapmanı istiyorum."

Dilbilgisi

want you to build something for me: want + kişi + to + fiil

want + person + to + base verb kalıbı, başka bir kişinin bir eylemi yapmasını istediğini belirtir. I want you to build ifadesinde you eylemi yapması beklenen kişidir; to build ise eylemi belirtir. for me sözleri, yapılan işten kimin yararlanacağını gösterir. want + person + to + verb kalıbını değiştirmez.

Alıştırma

Mia, Noah ile konuşuyor. Cümleyi want, you zamiri ve to ile tamamla: I ____ lock the door before we leave.

Cevabı göster

want you to

What is it?

0:32

Nedir o?

This LEGO inchworm.

0:33

Bu LEGO tırtılı.

Yeah?

0:34

Öyle mi?

This battery pack allows the motor to turn. Dilbilgisi

0:35

Bu pil takımı motorun dönmesini sağlıyor.

Dilbilgisi

allows the motor to turn: motorun dönmesini sağlar

Allow + nesne + to + fiil yapısı, bir kişinin, kuralın veya şeyin bir eylemi mümkün kılması anlamına gelir. Burada pil paketi, motorun dönmesi için gereken gücü ya da koşulları sağlar; mutlaka bir izin verme anlamı taşımaz. Allow kelimesinden sonra gelen nesne, eylemi gerçekleştiren varlığı gösterir; to ile gelen fiil de eylemin kendisini belirtir. Bu yapı, bir cihazın, ayarın veya koşulun bir sonucu nasıl mümkün kıldığını açıklamak için kullanılır.

Alıştırma

Bir cihazın bir eylemi mümkün kıldığını anlatmak için allow + object + to + verb yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The sensor allows the light to turn on automatically.
  2. The sensor allows the light turn on automatically.
  3. The sensor lets the light to turn on automatically.
Cevabı göster

The sensor allows the light to turn on automatically.

Uh-huh.

0:38

Hı-hı.

Powers the axle,

0:38

Aksa güç verir,

the worm wheel,

0:40

sonsuz dişliye,

the cam, which drives the whole thing.

0:41

kam dişlisine, bu da bütün sistemi çalıştırır.

Yeah?

0:43

Evet?

And this ratchet,

0:44

Ve bu cırcır,

uh-huh,

0:45

hı-hı,

it allows the worm to move in one spot so it doesn't do this.

0:46

tırtılın bir noktada hareket etmesini sağlar, böylece bunu yapmaz.

That's awesome.

0:50

Bu harika.

Oh, when you take the ratchet off, it doesn't work. Öbek fiiller

0:51

Oh, cırcırı çıkardığında çalışmıyor.

So, you have to put the ratchet back on?

0:53

Yani cırcırı geri mi takman gerekiyor?

Öbek fiiller

take the ratchet off ... put the ratchet back on: cırcatayı çıkarıp yeniden takmak

Take ... off ve put ... back on ayrılabilen öbek fiillerdir. Take the ratchet off, cırcatayı makineden çıkarmak anlamına gelir; put the ratchet back on ise aynı parçayı yeniden takmak demektir. Back, parçanın önceki konumuna döndüğünü vurgular. Nesne bir isim olduğunda parçacıktan sonra ya da fiil ile parçacık arasında bulunabilir. Nesne bir zamir olduğunda ise genellikle ortada yer alır: take it off ve put it back on.

Alıştırma

Bir kapağı çıkarıp sonra yeniden takmayı anlatmak için iki öbek fiili doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Take the cover out before cleaning the filter, then put it back in.
  2. Take the cover off before cleaning the filter, then put it back on.
  3. Take off the cover before cleaning the filter, then put back it on.
Cevabı göster

Take the cover off before cleaning the filter, then put it back on.

So, it pushes against itself.

0:56

Böylece kendi kendine itme kuvveti uyguluyor.

That's awesome.

0:58

Bu muazzam.

So, I have been fascinated as long as I can remember Dilbilgisi

0:59

Kendimi bildim bileli büyülenmişimdir

with locomotion. That's why Caleb got these motors.

1:01

hareket yeteneğiyle. İşte Caleb'in bu motorları almasının sebebi bu.

Dilbilgisi

have been fascinated ... as long as I can remember: geçmişten bugüne süren durum

Have been fascinated, geçmişte başlayan ve şimdi de devam eden bir durumu anlatır. Burada have been + fascinated sıfatı, be fiilinin present perfect biçimidir; başlayıp bitmiş tek bir anı anlatmaz. As long as I can remember, konuşanın hatırlayabildiği en eski zamandan bugüne kadar uzanan kişisel süreyi verir. Bu cümlede as long as süre bildirir; yeter ki anlamında bir koşul değildir.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişte başlayan ve şimdi de devam eden bir ilgiyi anlatır?

  1. I will be fascinated by stars when I see the show tomorrow.
  2. I was fascinated by stars for a few minutes yesterday.
  3. I have been fascinated by stars as long as I can remember.
Cevabı göster

I have been fascinated by stars as long as I can remember.

So, today on Smarter Every Day,

1:04

Yani, bugün Smarter Every Day'de,

we're gonna look at caterpillar locomotion.

1:05

tırtılların hareket edişine bakacağız.

But we have to go back to the Amazon rainforest to see it.

1:07

Ancak bunu görmek için Amazon yağmur ormanlarına geri dönmeliyiz.

It's a group of caterpillars doing something really strange.

1:10

Gerçekten garip bir şey yapan bir grup tırtıl bu.

Let's get smarter every day.

1:13

Hadi her gün daha da akıllanalım.

Caterpillar.

1:17

Tırtıl.

So, check this out. Öbek fiiller

1:17

Şimdi şuna bakın.

Öbek fiiller

dikkat çekmek için check this out

Check this out, birinin dikkatini çekmenin samimi bir yoludur. Genellikle konuşan kişi sıradaki şeyin ilginç veya şaşırtıcı olduğunu düşündüğünde şuna bak ya da şunu dinle anlamına gelir. Ayrıca konuşanın göstermek veya açıklamak üzere olduğu yeni bir şeye geçiş yaptığını bildirir. Bu kullanımda check out, bilgiyi doğrulamak veya otelden ayrılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınıza şaşırtıcı bir video göstermek üzeresiniz. Dikkatini çekmek için en doğal ve samimi ifade hangisidir?

  1. I checked out of the hotel.
  2. Please verify the video.
  3. Check this out!
Cevabı göster

Check this out!

Gordon found a big caterpillar

1:18

Gordon büyük bir tırtıl buldu

that's basically a macro organism of a bunch of little caterpillars.

1:21

bu temelde bir sürü küçük tırtıldan oluşan bir makro organizma.

And they're all moving as one. Kalıp ifadeler

1:26

Ve hepsi tek bir vücut gibi hareket ediyor.

Kalıp ifadeler

as one: tek bir bütün gibi hareket etmek

“they're all moving as one” cümlesindeki as one, “birleşmiş tek bir bütün gibi” anlamına gelir. Çok sayıdaki canlı, sanki tek bir bedenmiş gibi uyum içinde hareket eder. One, yalnızca bir canlının hareket ettiği anlamına gelmez. Together ile karşılaştırıldığında as one, birlik olmayı ve herkesin aynı anda aynı şekilde hareket etmesini daha çok vurgular.

Alıştırma

As ile başlayan ve “birleşmiş tek bir bütün gibi” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyi tamamlayın: The dancers turned ____.

Cevabı göster

as one

That's weird.

1:31

Bu tuhaf.

They all stop and think at the same time, too.

1:34

Ayrıca hepsi aynı anda durup düşünüyor.

See that?

1:36

Görüyor musun?

Gerson, do you know a word for this?

1:37

Gerson, bunu anlatan bir kelime biliyor musun?

No.

1:40

Hayır.

See they all stop at the same time.

1:43

Bakın hepsi aynı anda duruyor.

Oh, that's weird.

1:48

Oh, bu çok tuhaf.

That's crazy.

1:49

Bu çılgınca.

If you look, like for a school of fish or birds,

2:14

Eğer bakarsanız, mesela bir balık ya da kuş sürüsüne,

it's usually the bird or the fish in front that dictates where the whole group goes. Kelime

2:17

genellikle tüm grubun nereye gideceğini öndeki kuş veya balık belirler.

Kelime

dictates: ne olacağını belirler

Burada dictates, “belirler veya kontrol eder” anlamına gelir. Öndeki hayvan, tüm grubun izlediği yönü belirler. Dictate kelimesinin bu kullanımı oldukça resmîdir. “Başka biri yazsın diye kelimeleri sesli söylemek” anlamına gelmez.

Alıştırma

“The available space dictates the size of the table,” cümlesinde dictates ne anlama gelir?

  1. kibarca rica eder
  2. birisi yazsın diye yavaşça konuşur
  3. belirler veya kontrol eder
Cevabı göster

belirler veya kontrol eder

But if you look at the caterpillars when they're stopping,

2:20

Fakat bu tırtılların durduğu anlara bakarsanız,

they're doing this little stop and think little technique,

2:23

şu dur ve düşün taktiğini uyguluyorlar,

you'll notice that it propagates from the back to the front sometimes. Kelime

2:25

bunun bazen arkadan öne doğru yayıldığını fark edeceksiniz.

Kelime

propagates from the back to the front: arkadan öne doğru yayılmak

Propagates, bağlantılı bir alan, sistem veya grup içinde bir şeyin yavaş yavaş ilerlemesi ya da yayılması anlamına gelir. Burada hareket eden şey bir duraklama örüntüsüdür: arkada başlar ve bir anda her yerde olmak yerine aşamalar hâlinde öne ulaşır. from the back to the front yapısı yayılmanın yönünü gösterir. Bu fiil; sinyallerin, dalgaların, titreşimlerin, etkilerin ve örüntülerin bağlantılı bölümler boyunca ilerlemesini anlatmak için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede propagates from the back to the front ne anlama geliyor?

  1. duraklama örüntüsü arkadan öne doğru adım adım ilerler
  2. grup arkada ve önde yeni üyeler üretir
  3. arka ve ön taraf birbirine doğru hareket eder
Cevabı göster

duraklama örüntüsü arkadan öne doğru adım adım ilerler

That's really strange.

2:29

Bu gerçekten garip.

I wonder what kind of clock or rhythm is dictating this. Dilbilgisi

2:30

Bunu hangi tür bir iç saatin veya ritmin belirlediğini merak ediyorum.

Dilbilgisi

I wonder what kind of clock or rhythm is dictating this: gömülü soruda kelime dizilişi

I wonder, cevabı bilinmeyen bir soruyu konuşanın kendi düşüncesi olarak ortaya koyar. Dinleyenden doğrudan cevap istemekten çok, düşünceli veya temkinli bir ton verir. Burada konuşan, bu örüntünün zamanlamasını neyin kontrol ettiğini tahmin etmeye çalışıyor; clock or rhythm olası nedeni mecazi olarak ifade eder, dictating ise zamanlamayı kontrol etmek veya belirlemek anlamına gelir. Soru I wonder ifadesinden sonra gömülü olduğu için bildirme cümlesi söz dizimini korur: what kind of clock or rhythm is dictating this. clock or rhythm öznesi is dictating fiilinden önce gelir; bu yan cümlenin içinde doğrudan soru söz dizimine geçmeyin.

Alıştırma

I wonder sonrasında gömülü soru söz dizimini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Işıkları hangi tür zamanlayıcının kontrol ettiğini merak ediyorum.
  2. Işıkları hangi türün zamanlayıcının kontrol ettiğini merak ediyorum.
  3. Işıkları hangi tür zamanlayıcının gerçekten kontrol ettiğini merak ediyorum.
Cevabı göster

Işıkları hangi tür zamanlayıcının kontrol ettiğini merak ediyorum.

I don't know.

2:32

Bilmiyorum.

Look at it.

2:33

Şuna bak.

Really weird.

2:34

Gerçekten tuhaf.

You never seen that? Dilbilgisi

2:39

Bunu hiç görmedin mi?

Dilbilgisi

Gayriresmî olarak kısaltılmış soru You never seen that?

Şaşkınlık içeren bu soruda You never seen that?, “Have you never seen that?” anlamına gelir; birçok durumda daha doğal standart biçim “You’ve never seen that?” olur. Konuşan kişi, karşısındakinin bunu gerçekten hiç görüp görmediğini kontrol etmektedir. Gündelik konuşmada seen önündeki have yardımcı fiili bazen atılabilir. Diyaloglarda bu kısaltılmış biçimi tanıyın, ancak standart dil bilgisi gerektiğinde have sözcüğünü koruyun.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: You never seen that?, resmî yazıda güvenle kullanılabilecek standart bir biçimdir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Cool.

2:51

Havalı.

Alright note to self, Kalıp ifadeler

2:52

Pekâlâ, kendime not,

Kalıp ifadeler

Sesli bir öz hatırlatma olarak note to self

Note to self, kişinin kendisine yönelik bir hatırlatmayı, aldığı dersi veya gelecekte yapacağı bir şeyi söylemeden önce kullandığı kalıplaşmış bir ifadedir. Burada, bir şeyi fark etmekten daha sonra neyi hatırlayacağına veya yapacağına karar vermeye hızlı bir geçişi gösterir. Gerçekten bir not yazılmadan da sesli olarak söylenebilir. Genellikle başta yer alır ve ardından hatırlatmanın kendisi gelir.

Alıştırma

Kendinize yönelik bir hatırlatmayı başlatan kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____: charge my tablet before the trip.

Cevabı göster

Note to self

go back and look at the video of the caterpillars

2:53

geri dön ve tırtılların videosuna bak

and see if the ones on top are moving twice as fast as the ones on bottom Dilbilgisi

2:55

ve üsttekilerin alttakilerden iki kat daha hızlı hareket edip etmediğine

Dilbilgisi

“Twice as fast as” ile kat karşılaştırması

Twice as fast as, “... hızının iki katı hızla” anlamına gelir. Bu cümlede üstteki tırtılların hızı alttakilerin hızıyla karşılaştırılıyor. Kalıp twice as + sıfat veya zarf + as + karşılaştırılan öge şeklindedir. Twice ve fast değiştirilebilir; örneğin three times as long as ve half as heavy as.

Alıştırma

Cümleyi “iki katı hızla” anlamına gelen kat karşılaştırmasıyla tamamlayın: The red robot moves ____ the blue robot.

Cevabı göster

twice as fast as

or depending on how many layers up they are,

2:58

veya kaç katman yukarıda olduklarına bağlı olarak,

if they're moving like three times as fast.

3:01

üç katı falan hızlı hareket edip etmediklerine bak.

So, it wasn't until I got here and started playing with LEGOs Dilbilgisi

3:03

Yani, buraya gelip LEGO'larla oynamaya başlayana kadar anlamamıştım ki

that I realized it's not only the second and third level of caterpillars that's moving faster,

3:05

sadece ikinci ve üçüncü seviyedeki tırtıllar daha hızlı hareket etmiyordu,

it's the entire group as a whole. Kalıp ifadeler

3:09

bütün grup bir bütün olarak öyleydi.

Dilbilgisi

“It wasn't until ... that I realized ...” vurgu kalıbı

It wasn't until X that Y, Y'nin ancak X gerçekleştiğinde olduğunu veya konuşmacı tarafından anlaşıldığını belirtir. Bu cümlede oraya gelmek ve LEGO'larla deney yapmaya başlamak geç gelen tetikleyiciyi oluşturur; that I realized ise fark edilen şeyi tanıtır. It wasn't until + zaman veya olay + that + sonuç kalıbı, sonucun ne kadar geç ortaya çıktığını özellikle vurgular. I realized it only after X benzer bir temel zaman sırası verir, ancak anlatı vurgusu daha zayıftır.

Alıştırma

It wasn't until ... that kalıbını iki boşluğu doldurarak tamamlayın: ____ I reread the map ____ I found the right trail.

Cevabı göster

It wasn't until · that

Kalıp ifadeler

as a whole: tüm parçaları birlikte değerlendirmek

As a whole ifadesindeki whole, tüm insanların veya parçaların birlikte değerlendirilmesi anlamına gelir. Burada ifade, tek tek her katman ya da üyeden değil, grubun tamamından söz edildiğini gösterir. Ayrıntılardan genel bir bakışa geçmek istediğinizde bu ifadeyi bir grup, sistem, nesne veya kuruluşla kullanabilirsiniz. Whole burada “hasar görmemiş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Some rooms need repairs, but the building ____ is safe.

Cevabı göster

as a whole

Okay, to demonstrate this,

3:11

Tamam, bunu göstermek için,

we're gonna have a LEGO drag race.

3:12

bir LEGO kalkış yarışı yapacağız.

You can see I've got a single caterpillar on this side

3:13

Görebileceğiniz gibi bu tarafta tek bir tırtılım var

and I have a whole group of caterpillars on this side.

3:15

bu tarafta ise koca bir grup tırtılım var.

At each frame,

3:18

Her bir karede,

I'm gonna move the single caterpillar one click,

3:18

tek tırtılı bir tık hareket ettireceğim,

and I'm gonna move the ones on bottom one click

3:21

ve alttakileri de bir tık hareket ettireceğim

as well as the ones rolling across the top one click. Kalıp ifadeler

3:23

aynı zamanda üstte yuvarlananları da bir tık hareket ettireceğim.

Kalıp ifadeler

as well as: kapsama başka bir öğe eklemek

As well as başka bir kişi, nesne veya eylem ekler: A as well as B, hem A’nın hem de B’nin kapsandığı anlamına gelir. Bu cümlede alttaki parçalar hareket ettirilir ve üstten yuvarlanan parçalar da hareket ettirilir. İlk öğe olan A genellikle ana odaktır; B ise eklenen bilgidir. Bu nedenle ifade bazı dil bilgisi yapılarında basit bir listeden farklı davranır.

Alıştırma

Nina’yı eklerken Leo’yu ana odak olarak tutan, derste öğrendiğiniz üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Maya invited Leo ____ Nina.

Cevabı göster

as well as

Keep your eyes on the blue caterpillars. Deyimler

3:25

Gözünüzü mavi tırtıllardan ayırmayın.

Deyimler

“Keep your eyes on” ile görsel dikkati sürdürmek

Keep your eyes on, “bakmayı sürdürmek ve gözle takip etmek” anlamına gelir. Bu cümlede dinleyiciye, mavi tırtıllar hareket ederken onları gözden kaçırmaması söyleniyor. keep your eyes on + kişi veya şey kalıbı, görsel dikkati bir süre boyunca koruma talimatı verir. Yalnızca kısa bir kez bakma isteğinden daha güçlüdür.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “dikkatle izlemeyi sürdürmek” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: During the race, ____ the red car so you can follow it.

Cevabı göster

keep your eyes on

Ready? Kültür

3:27

Hazır?

Set?

3:28

Başla?

wiggle.

3:28

kıpırda.

Kültür

“Ready? Set? wiggle.”: “Ready, set, go!” kalıbının eğlenceli bir değişimi

“Ready, set, go!” bir yarışı veya etkinliği başlatmak için kullanılan tanıdık bir çağrıdır. Bu cümle beklenen “Ready? Set?” başlangıcını korur, ancak go yerine bir tırtılın hareketi olan wiggle sözcüğünü kullanır. Yalnızca son sözcüğü değiştirmek eğlenceli bir başlangıç yaratır: Dinleyenler go sözcüğünü beklerken sahneye uyan bir hareket duyar. “Ready, set, + hareket sözcüğü” kalıbı bir şaka veya temalı bir başlangıç için yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle standart başlangıç çağrısını kurbağalara uygun bir hareketle en iyi ve eğlenceli biçimde değiştirir?

  1. Ready, set, go!
  2. Ready, set, hop!
  3. Hop, set, go!
Cevabı göster

Ready, set, hop!

So, you can see from our little race here

3:36

Yani, buradaki küçük yarışımızdan görebileceğiniz üzere

that the caterpillar that was by himself

3:38

kendi başına olan tırtıl

is a lot slower than the caterpillar that was in the group. Dilbilgisi

3:40

gruptaki tırtıldan çok daha yavaş.

Dilbilgisi

a lot slower than: büyük bir fark göstermek

A lot, karşılaştırma biçimindeki slower sıfatını güçlendirir. Hız farkının büyük olduğunu belirtirken than karşılaştırılan diğer tırtılı tanıtır. Tekrar kullanılabilen kalıp a lot + karşılaştırma sıfatı + than şeklindedir: a lot faster than, a lot taller than ve benzerleri. Burada a lot, “birçok şey” değil, “büyük bir farkla” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ifadeyi seçin: On this hill, the heavy cart is _____ the light cart.

  1. very slower than
  2. a lot slower than
  3. a lot slow than
Cevabı göster

a lot slower than

Now, we had two levels.

3:42

Şimdi, iki seviyemiz vardı.

So, does that mean that this moved twice as fast?

3:44

Peki, bu iki katı hızlı hareket ettiği anlamına mı geliyor?

No, it doesn't.

3:46

Hayır, gelmiyor.

Do the math for me by looking at these grids Notlar

3:48

Bu ızgaralara bakarak benim için hesabı yapın

Deyimler

Do the math: cevabı hesaplamak veya çıkarmak

Do the math, bir cevaba ulaşmak için gereken hesabı yapmak anlamına gelir. Okul dersi olarak matematik çalışmak anlamına gelmez. Bu ifade ayrıca “bilinen gerçekleri kullanıp açık sonuca ulaşmak” anlamına da gelebilir. Bu cümlede ızgaralar hesaplanabilecek sayılar sağlar ve bu hesap hangi tırtılın hız bakımından üstün olduğunu da gösterir. Bu nedenle iki anlam da geçerlidir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız, 'The tickets cost $12 each, and we need three. Do the math.' diyor. Sizden ne yapmanızı istiyor?

  1. Verilen bilgilerden toplamı hesaplamak.
  2. Matematiği bir okul dersi olarak çalışmak.
  3. Fiyatı kullanmadan bir bilet seçmek.
Cevabı göster

Verilen bilgilerden toplamı hesaplamak.

Dilbilgisi

by looking at these grids: yöntemi anlatan by + fiil-ing

“By looking at these grids” ifadesi “Hesabı nasıl yapabiliriz?” sorusunu yanıtlar. Burada by, “bu yöntemle” anlamına gelir; looking ise sonuca ulaşmak için yapılan eylemdir. Yeniden kullanılabilen kalıp by + fiil-ing şeklindedir. Yöntemi anlatan eylemi by'dan sonra getir: by looking, by counting, by comparing. Bu kalıpta by, “yanında” anlamına gelmez ve son tarih bildirmez.

Alıştırma

by ve compare fiilinin -ing biçimiyle cümleyi tamamla: You can find which path is longer ____ the two maps.

Cevabı göster

by comparing

and let me know in the comments how much faster.

3:49

ve ne kadar daha hızlı olduğunu yorumlarda bana bildirin.

But think about this.

3:51

Ama şunu bir düşünün.

What if we had three levels Dilbilgisi

3:53

Ya üç seviyemiz olsaydı

or even more?

3:54

veya daha da fazla?

Dilbilgisi

What if we had ...?: hayal edilen bir durum

“What if ...?” herkesin hayal edip sonucunu düşünmesi için bir durum ortaya koyar. Burada üç veya daha fazla seviye geçmişte yaşanmış bir gerçek olarak değil, incelenecek yeni bir olasılık olarak sunulur. “What if we had ...?” ifadesindeki geçmiş zaman biçimi had, düşünceyi şu anki durumdan uzaklaştırır. Bu geçmiş biçim, geçmiş zamanı değil varsayımsal bir düşünceyi gösterebilir.

Alıştırma

“What if we had three levels?” cümlesinde “had” ne işe yarar?

  1. Tam olarak üç seviye inşa etme talimatı verir.
  2. Üç seviyeyi incelenecek hayalî bir durum olarak sunmaya yardımcı olur.
  3. Geçmişte kesinlikle üç seviye bulunduğunu söyler.
Cevabı göster

Üç seviyeyi incelenecek hayalî bir durum olarak sunmaya yardımcı olur.

How much efficiency do the real caterpillars add

3:55

gerçek tırtıllar her bir katman eklediklerinde

every time they add a level?

3:58

ne kadar verimlilik artışı sağlıyorlar?

I think the coolest part Dilbilgisi

4:00

Bence en havalı kısmı

is that they all stop at the same time.

4:01

hepsinin aynı anda durması.

Dilbilgisi

the coolest part is that + yan cümle

the + değerlendirme bildiren sıfat + part is that + yan cümle kalıbı, bir durumun tek bir yönünü seçer ve konuşanın bu yönü nasıl değerlendirdiğini gösterir. Burada the coolest part, konuşanın en etkileyici bulduğu yönü adlandırır. That ile başlayan yan cümle, bu yönün içeriğini verir: they all stop at the same time. Buradaki that bir yan cümle başlatır; “şu” ya da “o” anlamındaki işaret sözcüğü değildir. Farklı bir değerlendirme anlatmak için coolest yerine best, hardest veya strangest kullanabilirsin.

Alıştırma

Heyecan verici bir özelliği adlandırıp onu bir yan cümleyle açıklamak için kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The coolest part is because the lights change with the music.
  2. The coolest part is that the lights change with the music.
  3. The coolest part are that the lights change with the music.
Cevabı göster

The coolest part is that the lights change with the music.

Look at that.

4:03

Şuna bak.

Yeah.

4:04

Evet.

Then they start back up. Öbek fiiller

4:07

Sonra tekrar başlıyorlar.

Öbek fiiller

start back up

Start back up, “durduktan sonra yeniden çalışmaya veya etkin olmaya başlamak” anlamına gelir. Back, önceki etkin duruma dönme anlamı kattığı için bu ifade start sözcüğünden daha belirgindir. Bu ifadede up bir öbektir; yukarı doğru hareketi anlatmaz. Özne, durakladıktan sonra yeniden başlayan bir makine, sistem, etkinlik, konuşma veya grup hareketi olabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: The printer stopped for a moment, but then it ____.

Cevabı göster

started back up

Tactile communication, right? Kelime

4:09

Dokunsal iletişim, değil mi?

Kelime

Tactile communication: dokunma yoluyla bilgi aktarma

Tactile communication; dokunma, basınç, hareket veya titreşim yoluyla bilgi göndermek ya da almak demektir. Tactile sıfatı “dokunma duyusuyla ilgili” anlamına gelir. Burada konuşan kişi, fiziksel teması olası bir açıklama olarak sunar ve onay istemek için right? ekler. Bu ifade bir iletişim kanalını adlandırır; tek başına bilinçli olarak bir mesaj gönderildiğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi durum tactile communication örneğidir?

  1. Bir telefon, kullanıcısını uyarmak için bir titreşim kalıbı gönderir.
  2. Bir kuş dikkat çekmek için parlak renklerini gösterir.
  3. Bir hoparlör yüksek bir uyarı sesi çalar.
Cevabı göster

Bir telefon, kullanıcısını uyarmak için bir titreşim kalıbı gönderir.

So, thank you for learning about caterpillars with us.

4:12

Öyleyse, bizimle tırtıllar hakkında bilgi edindiğiniz için teşekkür ederiz.

And uh thank you to you, Caleb,

4:14

Ve sana da teşekkürler, Caleb,

for playing Legos with me.

4:16

benimle Lego oynadığın için.

And now, I will earn your subscription

4:18

Ve şimdi, aboneliğinizi kazanmak için

by walking across LEGOs barefoot.

4:20

çıplak ayakla LEGO'ların üzerinde yürüyeceğim.

Hope that goes well.

4:22

Umarım iyi geçer.

I don't owe you anything, Dilbilgisi

4:23

Sana hiçbir borcum yok,

do I?

4:24

değil mi?

Dilbilgisi

Olumsuz cümle + olumlu eklenti soru: I don't ..., do I?

I don't owe you anything, do I? cümlesinde ana ifade olumsuzdur, bu nedenle eklenti soru olumlu biçimdedir: do I? Eklenti soru do yardımcı fiilini ve I özne zamirini tekrar kullanır. Konuşan kişi artık hiçbir borç, karşılık veya yükümlülük kalmadığının onaylanmasını bekler. Cevabı gerçeğe göre verin: hiçbir borç yoksa No, you don't; hâlâ bir borç varsa Yes, you do deyin.

Alıştırma

Eklenti soruyu tamamlayın: Mia doesn't need a ticket, ____?

Cevabı göster

does she

We're good? Ton ve niyet

4:24

İyi miyiz?

Ton ve niyet

Samimi onay sorusu We're good?

Bu soruda good, “kabul edilebilir ve çözüme kavuşmuş durumda” demektir; “yetenekli” ya da “uslu” anlamında değildir. Konuşan kişi, iki tarafın her şeyi çözüp çözmediğini ve yerine getirilmemiş bir yükümlülük kalıp kalmadığını kontrol eder. We're good? düz cümle söz dizimini ve yükselen soru tonunu kullanır; Are we good? sorusunun kısa ve samimi biçimidir. Bağlama göre “Her şey kapandı mı?” ya da daha genel olarak “Aramız iyi mi?” anlamına gelir.

Alıştırma

Maya ödünç aldığı parayı geri verdikten sonra “We're good?” diye soruyor. Neyi kontrol ediyor?

  1. Aralarındaki her şeyin çözülüp çözülmediğini
  2. İkisinin de yetenekli olup olmadığını
  3. Paranın iyi durumda olup olmadığını
Cevabı göster

Aralarındaki her şeyin çözülüp çözülmediğini

We're square? Deyimler

4:25

Ödeştik mi?

Deyimler

We're square? içinde be square deyiminin anlamı

Burada square bir deyimin parçasıdır. İki kişi are square ise borç, takas, söz veya iyilik tamamen karşılanmış demektir; artık taraflardan hiçbiri diğerine bir şey borçlu değildir. We're square? düz cümle söz dizimini korur ve soru tonuyla kısa bir onay ister. Konuşan kişi meselenin bittiğini düşünür ve diğer kişiden bunu doğrulamasını ister. Geometrik bir şekille ilgisi yoktur.

Alıştırma

Leo, Ana'ya olan borcunun tamamını ödüyor. Borcun artık tamamen kapanıp kapanmadığını doğal biçimde soran soru hangisidir?

  1. We're square?
  2. Is the table square?
  3. Was that a fair price?
Cevabı göster

We're square?

We're good.

4:25

İyiyiz.

We're square.

4:25

Ödeştik.

Okay.

4:26

Tamam.

Have a good one. Ton ve niyet

4:27

İyi günler.

Ton ve niyet

Samimi bir vedalaşma ifadesi olarak Have a good one

Have a good one, bir konuşmayı bitirmenin samimi ve günlük bir yoludur. Buradaki one belirli bir nesneyi anlatmaz; günün veya akşamın geri kalanı gibi bundan sonraki zamanı genel biçimde temsil eder. Belirli bir zaman dilimini söylemek gerekmediğinde ifadenin tamamını vedalaşmak için kullanın.

Alıştırma

Belirli bir zaman dilimini söylemeniz gerekmeyen rahat bir konuşmanın sonunda hangi vedalaşma ifadesi doğaldır?

  1. Have one good.
  2. Have a good one.
  3. Take a good one.
Cevabı göster

Have a good one.

Get smarter every day.

4:27

Her gün daha akıllanın.

So, I vote we call this a brood Kelime

4:33

O yüzden, buna bir kuluçka (brood) diyelim derim

of caterpillars.

4:35

tırtıl kuluçkası.

Kelime

a brood of caterpillars ve topluluk adı kalıbı

a + topluluk adı + of + çoğul hayvan adı kalıbı, birden fazla hayvanı tek bir grup olarak adlandırır. a brood of caterpillars ifadesinde brood topluluk adıdır, caterpillars ise hayvanları belirtir. Brood genellikle aynı ebeveynden gelen veya aynı yumurtlama grubundan çıkan genç canlıları anlatır. Bu cümlede tırtıllar için olası bir ad olarak önerilmektedir; tek standart terim olduğu söylenmemektedir.

Alıştırma

Aynı yumurtlama grubundan çıkan genç civcivleri en iyi hangi ifade anlatır?

  1. a herd of chicks
  2. a school of chicks
  3. a brood of chicks
Cevabı göster

a brood of chicks

A brood.

4:36

Bir kuluçka.

What are you gonna call it, Gordon?

4:37

Sen ne diyeceksin, Gordon?

A slather.

4:38

Bir sıvama (slather).

Yes.

4:49

Evet.

Pretty dumb.

4:50

Bayağı aptalca.

You see more crazy stuff in like 10 minutes out here Kelime

4:51

Burada 10 dakikada gördüğün çılgın şeyler

Kelime

like 10 minutes: yaklaşık bir miktardan önce like

like 10 minutes ifadesindeki like, “yaklaşık” veya “aşağı yukarı” anlamına gelir. Konuşan kişi, birinin bu on dakikadan hoşlandığını söylemez. Günlük konuşmada bir sayı veya miktarın önüne getirilen like, bu değerin kesin bir sayı değil, tahmin olduğunu gösterir.

Alıştırma

“The bus comes in like 10 minutes,” cümlesinde like 10 minutes ne anlama gelir?

  1. yaklaşık 10 dakika
  2. tam olarak 10 dakika
  3. birinin hoşlandığı 10 dakika
Cevabı göster

yaklaşık 10 dakika

than you do in a whole year back home. Dilbilgisi

4:53

evde koca bir yılda gördüklerinden daha fazla.

Dilbilgisi

than you do: fiili tekrarlamaktan kaçınmak

than you do ifadesindeki do, daha önce geçen see crazy stuff eyleminin yerine kullanılır. Karşılaştırma, burada memlekette gördüğünden daha fazlasını gördüğün anlamına gelir; do, ayrıca “bir şey yapmak” anlamı katmaz. Bu yardımcı fiil yeni özneye ve zamana göre değişir: than she does, than they did. Böylece karşılaştırmada bütün fiil öbeğinin tekrarlanmasını önler.

Alıştırma

read books yerine geçen do sözcüğünün doğru geçmiş zaman biçimiyle karşılaştırmayı tamamla: Maya reads more books now than she ____ last year.

Cevabı göster

did

That's it?

4:56

Bu kadar mı?

That's cool.

4:57

Bu harika.

Let's go another 20 ft

4:58

Hadi bir 6 metre daha gidelim

and find something else in the rainforest.

4:59

ve yağmur ormanında başka bir şey bulalım.