2012 Yaşanmadı: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
433 kelime 207 kel/dk

Video özeti: Bu hiciv, Maya döngülerinin 2012 kıyamet efsanesine dönüştürüldüğünü, oysa Mayaların bunu hiç öngörmediğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “not only” / “but also” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki tarafı paralel tutarken ikinci bilgiyi vurgulayan eş yapıyı tanıyın. 2. “should have stayed” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gerçekleşmemiş beklentiyi should have ve geçmiş zaman ortacıyla değerlendirin; inanç kenarda kalmalıydı, fakat kitlesel histeriye dönüştü. 3. “on the face of it,” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: ilk görünüşe dayanan yargıyı ve “or is it?” sorusunun yarattığı kuşkulu, komik tersine dönüşü anlayın.

Bu derste

History has a long and rich tradition of apocalyptic predictions, Kalıp ifadeler

0:03

Tarih, uzun ve zengin bir kıyamet senaryoları geleneğine sahiptir,

all of which were wrong, Dilbilgisi

0:06

bunların hepsi yanlıştı,

Kalıp ifadeler

a long and rich tradition of: uzun ve zengin bir … geleneği

Bir şey için a long and rich tradition of ifadesini kullanmak, bir etkinliğin, uygulamanın veya alanın uzun zamandır var olduğunu ve kapsamlı, çeşitli bir geçmiş biriktirdiğini anlatır. Buradaki rich, para değil, bu geçmişin zengin içeriği ve derinliğiyle ilgilidir. Yaygın kalıp have + a long and rich tradition of + isim veya -ing biçimidir. Bu cümlede kıyamet kehanetlerini görkemli ve köklü bir gelenek gibi gösterir; ardından her kehanetin yanlış olduğunun söylenmesi bu görkemli ifadeyi ironik hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The museum has ____ preserving local stories.

Cevabı göster

a long and rich tradition of

Dilbilgisi

all of which were wrong: bunların hepsi yanlıştı

All of which, önceki çoğul isim öbeği apocalyptic predictions hakkında ek bilgi veren tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which bu kehanetlere gönderme yapar; all of ise hiçbir istisna olmadan “onların her biri” anlamını verir. Virgül, sonraki bölümün belirli kehanetleri ayırt etmek için değil, ek bilgi vermek için kullanıldığını gösterir. Bu yapı iki düşünceyi kısaltarak birleştirir: kıyamet kehanetleri yapılmıştı ve bunların hepsi yanlıştı.

Alıştırma

“Rotaların her biri” anlamındaki hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: Three routes were tested, ____ led to the same station.

Cevabı göster

all of which

yet some people still think that this time round in 2012 Kalıp ifadeler

0:08

ancak bazıları hala 2012'deki bu seferin

is the real deal. Deyimler

0:10

gerçek olduğuna inanıyor.

Kalıp ifadeler

this time round: şu anki sefer

Bu cümlede this time round, “bu sefer” veya “bu denemede” demektir. 2012'deki tahmini, daha önce gerçekleşmeyen tahminlerle karşılaştırır. Buradaki round, dairesel bir şekli değil, tekrarlanan bir dizideki bir turu ya da olayı anlatır. Bu ifade, konuşanın en son deneme veya olaydan söz ettiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: After two failed attempts, Leo changed his plan and hopes it will work ____.

Cevabı göster

this time round

Deyimler

the real deal: sahte değil, gerçek

The real deal, gerçek, özgün ya da iddia edildiği kadar iyi veya ciddi olan kişi ya da şey için kullanılan bir deyimdir. Burada bazı insanların, önceki yanlış tahminlerin aksine 2012 tahmininin gerçekten gerçekleşeceğine inandığı anlamına gelir. Cümlede some people think dendiği için ifade bu kişilerin inancını aktarır; konuşanın onlarla aynı fikirde olduğunu göstermez. Bu ifadede deal, “ticari anlaşma” anlamına gelmez.

Alıştırma

Gerçek bir şeyi anlatan deyimle cümleyi tamamlayın: The expert examined the rare coin and confirmed it was ____.

Cevabı göster

the real deal

Why 2012?

0:11

Neden 2012?

Because of ancient Mayan calendars,

0:13

Antik Maya takvimleri yüzünden,

obviously.

0:15

tabii ki.

Mayan calendars not only recorded the days and years, Dilbilgisi

0:15

Maya takvimleri sadece günleri ve yılları kaydetmekle kalmadı,

but also longer cycles of about 5 millennia.

0:18

aynı zamanda yaklaşık 5 binyıllık daha uzun döngüleri de kaydetti.

Dilbilgisi

Paralel eklemeler için not only ... but also

not only ... but also ... ikili yapısı iki ek bilgiyi bağlar ve ikinci bilgiyi daha fazla vurgular. İlk noktanın doğru, ikinci noktanın da doğru olduğunu anlatır; buradaki but karşıtlık bildirmez. İki tarafı dil bilgisi bakımından paralel tut. Bu cümlede iki taraf da recorded fiilinin nesnesidir: the days and years ile longer cycles of about 5 millennia.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ile tamamla: The science club studies ____ the stars ____ the weather.

Cevabı göster

not only · but also

So they could easily make calendars that went thousands of years into the future.

0:20

Bu yüzden binlerce yıl sonrasına giden takvimleri kolayca yapabiliyorlardı.

But of course,

0:23

Ama elbette,

thousands of years in the future from thousands of years ago

0:24

binlerce yıl öncesinden binlerce yıl sonrası,

brings us to current times when the Mayan calendars stop in 2012. Anlatım akışı

0:27

bizi Maya takvimlerinin 2012'de sona erdiği günümüze getiriyor.

Anlatım akışı

Zaman çizelgesi geçişi olarak brings us to current times

Bu cümlede brings us to current times fiziksel bir hareketi anlatmaz. Uzak geçmişten geleceğe uzanan uzun zaman aralığı, bugüne ulaşan bir yol gibi ele alınır. Bu ifade açıklama boyunca dinleyiciyi de yönlendirir: bring us to + bir zaman, aşama veya sonuç, anlatımı bir sonraki noktaya taşır. Buradaki özne Maya takvimleri değil, zaman aralığının tamamıdır.

Alıştırma

Bir derste konuşmacı şöyle diyor: “After the early experiments, the invention of the microchip brings us to the modern computing era.” Burada brings us to ne yapıyor?

  1. Birinin dinleyicileri fiziksel olarak taşıdığını söyler.
  2. Tartışmayı ilk deneylere geri götürür.
  3. Açıklamayı bir sonraki döneme taşır.
Cevabı göster

Açıklamayı bir sonraki döneme taşır.

Modern new-agey people decided Kelime

0:30

Modern New Age insanları şöyle karar verdi:

that the wise Mayans stopped making calendars

0:31

Bilge Mayalar takvim yapmayı bırakmışlardı

because they knew when the world would end.

0:33

çünkü dünyanın ne zaman son bulacağını biliyorlardı.

Kelime

new-agey: gündelik ve kuşkucu bir sıfat

New-agey, New Age ifadesine -y eki getirilerek oluşturulan gündelik bir sıfattır. Mistik kehanetler, enerji hakkında konuşmalar veya sınırları belirsiz ruhani fikirler gibi “New Age maneviyatının havasını ya da özelliklerini taşıyan” anlamına gelir. Bu cümlede insanları kuşkucu bir bakış açısıyla etiketler. -y eki etiketi öznel ve yaklaşık hâle getirir; yani tarafsız ve resmî bir kategori değil, “tarz olarak biraz New Age” anlamını verir.

Alıştırma

Örnekte new-agey neyi ima ediyor?

  1. New Age maneviyatından etkilenmiş; gündelik ve biraz kuşkucu biçimde anlatılmış
  2. Genç ve bilim eğitimi almış
  3. Yeni üretilmiş ve moda; hayranlıkla anlatılmış
Cevabı göster

New Age maneviyatından etkilenmiş; gündelik ve biraz kuşkucu biçimde anlatılmış

And because New Agers are happy,

0:35

Ve New Age akımı takipçileri, bilimsel olarak cahil olsalar da

though scientifically illiterate people,

0:37

mutlu insanlar oldukları için,

their vision of 2012 was a great spiritual awakening Kültür

0:38

onların 2012 vizyonu büyük bir ruhsal uyanış,

or world reboot or other hippie consciousness expanding nonsense

0:41

dünyanın yeniden başlaması ya da diğer bilinç genişletici zırvalardı,

that the Mayans,

0:43

ki zamanını insanların dillerinden dikenli ipler geçirerek geçiren

who spent time pulling strings of thorns through people's tongues,

0:44

Mayaların aklında

probably didn't have in mind. Kalıp ifadeler

0:47

muhtemelen böyle şeyler yoktu.

Kültür

a great spiritual awakening: farkındalıkta büyük bir değişim

Spiritual awakening, bir kişinin kendisini, yaşamı veya algıladığı ruhani gerçekliği anlama biçimindeki büyük değişim demektir. Awakening burada mecazdır: uykudan uyanmak değil, yeni bir farkındalık kazanmak anlamına gelir. Cümlede a great spiritual awakening, New Age takipçilerinin 2012 için hayal ettiği iyimser dönüşümü adlandırır. Çevresindeki sıralama ve nonsense sözcüğü, konuşanın bu fikri desteklemek yerine alaycı biçimde aktardığını gösterir.

Alıştırma

Örnekte a great spiritual awakening neyi ifade ediyor?

  1. Konuşanın gerçekleştiğini doğruladığı bir Maya töreni
  2. İnsanların aynı anda fiziksel olarak uykudan uyanması
  3. İnsanların ruhani bilincinde gerçekleşmesi umulan büyük bir değişim
Cevabı göster

İnsanların ruhani bilincinde gerçekleşmesi umulan büyük bir değişim

Kalıp ifadeler

didn't have ... in mind: akıllarında olan bu değildi

Have something in mind, belirli bir fikir, kişi veya planı düşünmek, hayal etmek ya da amaçlamak anlamına gelir. Kelimenin tam anlamıyla kafanın içinde bir şeye sahip olmak demek değildir ve bu ifadede mind bir isimdir. Buradaki that, daha önce sözü edilen ruhsal uyanış veya dünyanın yeniden başlatılması fikrinin tamamını temsil eder. Have fiilinin nesnesi olduğu için temel yapı the Mayans probably didn't have that in mind şeklindedir. Olumsuz biçim, bunun muhtemelen Mayaların hayal ettiği veya amaçladığı şey olmadığını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi ‘bir şeyi seçenek olarak düşünüyor olmak’ anlamındaki kalıp ifadeyle tamamlayın: We can choose anywhere for lunch. What place do you ____?

Cevabı göster

have in mind

To a normal person,

0:48

Normal bir insan için,

the thought that calendar finishes

0:49

takvimin bitmesinin

therefore end of the world,

0:51

dünyanın sonu olduğu düşüncesi,

is an odd conclusion to draw. Kalıp ifadeler

0:52

çıkarılması garip bir sonuçtur.

Kalıp ifadeler

a conclusion to draw: bir sonuca varmak

Draw a conclusion, gerçeklerden veya kanıtlardan bir çıkarım oluşturmak, yani bir sonuca varmak anlamına gelir. Buradaki draw, resim çizmek anlamına gelmez. an odd conclusion to draw ifadesinde conclusion isminden sonra to draw mastarı gelir. Bu yapı sonucu tanımlar ve değerlendirir: birinin varması tuhaf olan bir sonuçtur. Aynı düşünce normal fiil-nesne sırasıyla someone draws an odd conclusion şeklinde de ifade edilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, kanıtlardan çıkarım oluşturmayı anlatan standart eşdizimi doğru kullanıyor?

  1. The evidence led us to draw a conclusion.
  2. The evidence led us to do a conclusion.
  3. The evidence led us to make a conclusion.
Cevabı göster

The evidence led us to draw a conclusion.

After all, Anlatım akışı

0:54

Sonuçta,

the amount of time in the universe is infinite

0:55

evrendeki zaman miktarı sonsuzdur

and the amount of stone is limited.

0:56

ve taş miktarı sınırlıdır.

Anlatım akışı

Destekleyici bir neden sunmak için After all,

After all, az önce belirtilen düşünceyi veya tartışılan sonucu destekleyen bir neden sunar. Konuşmacı bu nedeni dinleyicinin kolayca kabul edebileceği bir bilgi olarak verir: zaman sınırsız, taş ise sınırlıdır. Bu ifade bir savı düzenler; bir şeyin ne zaman olduğunu anlatmaz. Kullanışlı yapı şöyledir: iddia. After all, destekleyici neden.

Alıştırma

Açık bir destekleyici neden sunan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We do not need to rush. ____, the bus comes every ten minutes.

Cevabı göster

After all

So at some point the Mayans had to stop carving calendars.

0:58

Yani bir noktada Mayaların takvim yontmayı bırakması gerekiyordu.

But never mind, Ton ve niyet

1:01

Ama boşverin,

Ton ve niyet

Önceki konuyu bir kenara bırakmak için Never mind,

Burada never mind, dinleyiciye az önce verilen açıklamayı bir kenara bırakmasını söyler. Konuşmacı bu düşünce çizgisini kapatıp ana konuya döner. Başka bağlamlarda never mind, küçük bir hatadan sonra birini rahatlatabilir veya bir isteği geri çekebilir. Anlamı, konuşmacının neyi bıraktığına bağlıdır; bu nedenle her zaman “sorun değil” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede never mind önceki bir isteği geri çekmek için kullanılmıştır?

  1. Anyway, the next question is easier.
  2. Don't worry; your answer was correct.
  3. Never mind; I found the answer myself.
Cevabı göster

Never mind; I found the answer myself.

what should have stayed a fringe belief turned into mass hysteria Notlar

1:02

marjinal bir inanç olarak kalması gereken şey kitlesel histeriye dönüştü,

Dilbilgisi

Should have stayed: gerçekleşmemiş bir geçmiş beklentiyi değerlendirmek

should have stayed ifadesindeki should have + geçmiş zaman ortacı, geçmişe dönüp değerlendirme yapar. Önceki durumda kalmanın beklenen veya daha iyi sonuç olduğunu, ancak bu sonucun gerçekleşmediğini anlatır. Burada stayed, «aynı durumda olmaya devam etti» anlamındadır. Ardından gelen turned into mass hysteria gerçek sonucu verir; böylece sürmesi gereken durum ile gerçekte yaşanan değişim açıkça karşılaştırılır.

Alıştırma

Geçmişe dönük bir değerlendirme yapmak için cümleyi should ve stay fiilinin perfect biçimiyle tamamlayın: The event ____ small, but it attracted thousands of people.

Cevabı göster

should have stayed

Kelime

A fringe belief: ana akımın dışındaki bir inanç

a fringe belief ifadesinde fringe, toplumsal veya düşünsel ana akımın dışında anlamına gelen bir sıfattır. İfade, çoğunlukla küçük ve kenarda kalmış bir grup tarafından kabul edilen, ana akımda çok az destek veya güvenilirlik gören bir düşünceyi anlatır. Bu etiket çoğu zaman konuşanın mesafeli veya kuşkucu tutumunu gösterir. İnancın yanlış olduğunu mantıksal olarak kanıtlamaz, ancak onu yerleşik görüşlerden uzak gösterir. Burada bu kenarda kalmış başlangıç noktası, düşüncenin kitlesel histeriye dönüşmesini çarpıcı hâle getirir.

Alıştırma

Bir iddia çok küçük bir grup tarafından kabul ediliyor ve ana akım bilimsel görüşün dışında kalıyor. Hangi ifade onu en iyi anlatır?

  1. a fringe belief
  2. an unpopular belief
  3. a minority belief
Cevabı göster

a fringe belief

Öbek fiiller

turned into mass hysteria: kitlesel histeriye dönüştü

X turned into Y kalıbında turn into, «Y olmak» veya «Y'ye dönüşmek» anlamına gelir. X başlangıçtaki şeyi ya da durumu, Y ise sonucu belirtir. Burada özne, marjinal bir inanç olarak kalması gereken bir şeyi anlatır; mass hysteria ise onun dönüştüğü sonuçtur. Bu ifade fiziksel olarak dönme hareketini değil, durum değişikliğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi turn fiilinin geçmiş hâliyle ve yeni sonucu tanıtan edatla tamamlayın: The small disagreement ____ a serious argument.

Cevabı göster

turned into

with the 2012 disaster movie that swept the Academy Awards Kalıp ifadeler

1:04

Akademi Ödüllerini kasıp kavuran 2012 felaket filmiyle

Kalıp ifadeler

swept the Academy Awards: Akademi Ödülleri'ni silip süpürdü

Sweep the awards ifadesinde sweep, mevcut ödüllerin çoğunu kazanarak etkinliğe damga vurmak anlamına gelir. Swept basit geçmiş biçimidir ve the Academy Awards belirli ödül etkinliğinin adıdır. Bu, eğlence haberlerinde kullanılan canlı bir ifadedir. Alaycı bir cümlede konuşmacı bu büyük iddiayı ironik biçimde kullanabilir; ancak ifade yine de temizlik, katılım veya yalnızca aday gösterilme değil, büyük bir ödül başarısı çağrıştırır.

Alıştırma

Hangi cümlede swept the awards, bir filmin çok sayıda ödül kazandığı anlamında kullanılmıştır?

  1. The film swept the awards at the festival.
  2. The crew swept the floor after the festival.
  3. The film was shown during the awards ceremony.
Cevabı göster

The film swept the awards at the festival.

and the numerous Emmy-nominated apocalypse documentaries

1:08

ve Emmy adayı sayısız kıyamet belgeseliyle

on the History Channel.

1:10

History Channel'da.

What happened to you guys? Ton ve niyet

1:13

Size ne oldu böyle çocuklar?

Ton ve niyet

Hayal kırıklığı içeren eleştiri olarak What happened to you guys?

What happened to you guys? kelimesi kelimesine bir grubun başına hangi olayın geldiğini sorabilir. Ancak burada konuşmacı History Channel'a bir insan grubuymuş gibi sesleniyor ve neden daha kötü bir hâle geldiğini soruyor. Soru bilgi istemiyor. Şaşkınlık, hayal kırıklığı ve suçlama ifade ediyor: kanal artık konuşmacının beklentilerini karşılamıyor. Bağlam ve ton, what happened to you? sorusunu dolaylı bir eleştiriye dönüştürebilir.

Alıştırma

Aşağıdaki durumda konuşmacı esas olarak ne yapıyor? The channel used to show careful history programs. Now it airs sensational apocalypse shows. What happened to you guys?

  1. Birkaç izleyiciyi yaralayan belirli kazanın hangisi olduğunu sormak
  2. Kanalın değişimi hakkında hayal kırıklığı içeren bir eleştiri ifade etmek
  3. Kanalda çalışan kişilerin adlarını istemek
Cevabı göster

Kanalın değişimi hakkında hayal kırıklığı içeren bir eleştiri ifade etmek

Anyway,

1:15

Her neyse,

after this NASA became so inundated with questions Notlar

1:15

bundan sonra NASA o kadar çok soru yağmuruna tutuldu ki

Kalıp ifadeler

Be inundated with questions: başa çıkılamayacak kadar çok soru almak

Be inundated with questions, başa çıkılması zor olacak kadar çok soru almak demektir. Bir yeri su basması görüntüsünü kullanır, ancak burada gerçek bir sel söz konusu değildir. Yaygın yapı be inundated with + çok büyük miktarda gelen şeyler biçimindedir. Buna questions, emails, requests veya complaints gibi sözcükler eklenebilir.

Alıştırma

Hangi cümle yardım hattına kolayca karşılanamayacak kadar çok soru geldiği anlamına gelir?

  1. The helpline sent a short question after the announcement.
  2. The helpline was inundated with questions after the announcement.
  3. The helpline answered one routine question after the announcement.
Cevabı göster

The helpline was inundated with questions after the announcement.

that they had to take time away from their busy Kalıp ifadeler

1:18

yoğun programlarından vakit ayırmak zorunda kaldılar.

robot building frontier pushing Anlatım akışı

1:20

Robot inşa eden, sınırları zorlayan,

knowledge expanding civilization inspiring schedule

1:21

bilgiyi genişleten ve medeniyete ilham veren o yoğun programdan

to write a webpage explaining that,

1:23

bunu açıklayan bir web sayfası yazmak için vakit ayırdılar:

Dilbilgisi

Derece ve sonuç için so inundated ... that they had to

so + sıfat/zarf + that + sonuç yan cümlesi biçimindeki eşleşen yapı, aşırı bir dereceyi onun sonucuna bağlar. so inundated with questions that... ifadesinde so, inundated sözcüğünün derecesini güçlendirirken that bu aşırı yük nedeniyle ne olduğunu anlatan sonucu başlatır. Buradaki sonuç they had to take time away.... ifadesidir. Had to, çok sayıda sorunun doğurduğu zorunluluğu gösterir. İlk so sözcüğünü therefore anlamına gelen bağımsız bir bağlaç olarak okumayın; bu sözcük so ... that ... kalıbının parçasıdır.

Alıştırma

Derece ve sonuç kalıbını tamamlayın: The help desk was ____ busy ____ it had to stop taking calls.

Cevabı göster

so · that

Kalıp ifadeler

Take time away from bir etkinlik

Take time away from bir etkinlik, zamanı başka bir şey için kullanmak ve böylece asıl etkinliğe daha az zaman bırakmak demektir. Bu cümlede web sayfası yazmak, NASA'nın bilimsel çalışmalarına ayrılabilecek zamanı kullanır. Yapı take time away from + isim, zamir veya -ing biçimidir. Zamanı sınırlı bir kaynak olarak gösterir ve öncelikler arasındaki ödünleşmeyi vurgular.

Alıştırma

Ek toplantıların öğretmeye ayrılabilecek zamanı azalttığını göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: Extra meetings ____ teaching.

Cevabı göster

take time away from

Anlatım akışı

robot building ... civilization inspiring ifadesinin yığılmış niteleyici kullanımı

Bu dizinin tamamı, temel isim schedule'dan önce gelen birikimli bir niteleyicidir. robot-building, frontier-pushing, knowledge-expanding ve civilization-inspiring şeklinde ayrılır: her isim + -ing birleşimi, ayrı bir ana eylem bildirmek yerine programı neyin doldurduğunu veya nitelediğini anlatır. Niteleyiciler arasında bağlaç kullanılmaması ve schedule'ın sona bırakılması ritmi hızlandırıp görkemli iddiaları üst üste yığar. Aşırı yüklü betimleme, işi dünyayı değiştirecek kadar önemli göstererek kasıtlı bir komik abartı yaratır.

Alıştırma

schedule'dan önceki robot building ... civilization inspiring dizisinin dil bilgisel görevi nedir?

  1. write fiilinin nesneleridir.
  2. Programı tanımlayan bir birleşik niteleyiciler dizisidir.
  3. Birbirinden ayrı dört geçmiş zaman eylemidir.
Cevabı göster

Programı tanımlayan bir birleşik niteleyiciler dizisidir.

no, a human sacrificing Stone Age society

1:25

Hayır, insan kurban eden bir Taş Devri toplumu,

with neither wheels to pull carts Dilbilgisi

1:27

ne arabaları çekecek tekerleklere

nor glass to make telescopes

1:29

ne de teleskop yapacak cama sahipti,

Dilbilgisi

her iki seçeneği de dışlayan neither ... nor ... yapısı

Neither ... nor ... birbirine paralel iki seçeneği bağlar ve ikisinin de bulunmadığını ya da doğru olmadığını belirtir. Burada neither wheels to pull carts ifadesini, nor ise glass to make telescopes ifadesini başlatır; yani toplumda ikisi de yoktur. İki taraf aynı kalıbı izler: isim + amaç bildiren mastar. Neither yapıya zaten olumsuz anlam verdiği için standart İngilizcede ayrıca not eklenmez.

Alıştırma

İki seçeneğin de mevcut olmadığını göstermek için cümleyi neither ... nor ... ile tamamlayın: The island has ____ an airport ____ a ferry terminal.

Cevabı göster

neither · nor

didn't know more about science at the dawn of history Notlar

1:30

tarihin şafağında bilim hakkında,

than real scientists do today.

1:32

günümüzün gerçek bilim insanlarından daha fazlasını bilemezdi.

Dilbilgisi

didn't know more ... than real scientists do today: üstünlük karşılaştırmasını reddetme

didn't know more ... than ... yapısında didn't, more ile kurulan karşılaştırmayı olumsuz yapar. Cümle, eski toplumun bilim bilgisinin günümüzün gerçek bilim insanlarının bilgisinden daha fazla olduğu iddiasını reddeder. İki tarafın da hiçbir şey bilmediğini söylemez; eski taraf aynı miktarda ya da daha az biliyor olabilir. real scientists do today bölümündeki do, tekrarlanacak olan know about science ifadesinin yerini tutar. Böylece karşılaştırma daha kısa olur. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: ilk özne + do/does/did not + fiil + more ... than + ikinci özne + do/does/did.

Alıştırma

Şu cümlenin en doğru açıklamasını seçin: “The ancient society didn't know more about science than modern scientists do.”

  1. Eski toplumun bilim bilgisi modern bilim insanlarının bilgisinden daha fazla değildi.
  2. Hem eski toplum hem de modern bilim insanları bilim hakkında hiçbir şey bilmiyordu.
  3. Modern bilim insanları bilim hakkında eski toplumdan daha az şey biliyordu.
Cevabı göster

Eski toplumun bilim bilgisi modern bilim insanlarının bilgisinden daha fazla değildi.

Deyimler

at the dawn of history: yazılı tarihin en erken dönemi

“At the dawn of history” ifadesinde dawn mecaz anlamda kullanılır. Şafak nasıl günün başlangıcıysa bu ifade de yazılı tarihin başlangıcı veya en erken dönemi anlamına gelir. Belirli bir sabahı ya da kesin bir tarihi değil, geniş bir erken dönemi belirtir. Bu cümlede eski toplumu uzak geçmişe yerleştirir ve o dönemi today ile karşılaştırır.

Alıştırma

Hangi cümlede dawn, “at the dawn of history” ifadesindekiyle aynı mecaz anlamda kullanılmıştır?

  1. We left at dawn to watch the sunrise.
  2. At the dawn of the internet age, only a few homes were online.
  3. The lamp stayed on until dawn.
Cevabı göster

At the dawn of the internet age, only a few homes were online.

But the parade of crazy marched on anyway, Deyimler

1:34

Ancak çılgınlık geçidi yine de yürümeye devam etti,

making wilder and wilder predictions for Earth, Dilbilgisi

1:36

Dünya için giderek daha da vahşi tahminler yaparak;

Deyimler

“the parade of crazy marched on” ifadesindeki genişletilmiş metafor

Bu ifade tek bir genişletilmiş metafor oluşturur. Parade, hareket eden şeylerin sırasıdır; marched on da aynı ilerleme görüntüsünü sürdürür. Buradaki “parade”, art arda gelen saçma tahminlerdir; ortada gerçek bir geçit töreni yoktur. Crazy burada mantıksız iddiaların bütününü adlandıran, isim gibi kullanılan alışılmadık bir etikettir. Sözcükler bir araya gelince iddialar hem gülünç hem de durdurulamaz görünür; böylece eleştiriye enerji ve hareket kazandırır.

Alıştırma

Bu cümlede “the parade of crazy marched on” ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar sıra dışı tahminlerde bulunmayı bıraktı.
  2. Kesintisiz bir saçma tahmin akışı ortaya çıkmaya devam etti.
  3. Gerçek bir geçit töreni caddede ilerledi.
Cevabı göster

Kesintisiz bir saçma tahmin akışı ortaya çıkmaya devam etti.

Dilbilgisi

Aşamalı değişim kalıbı “wilder and wilder”

“Wilder and wilder”, karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimi kalıbını izler. Zaman içinde süren bir değişimi gösterir: her yeni tahmin grubu bir öncekinden daha aşırıdır. Burada wild; aşırı, gerçek dışı veya inanması zor anlamındadır. İfade iki ayrı tahmini karşılaştırmaz ve “evcilleştirilmemiş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için wild sözcüğünün karşılaştırma biçimini iki kez kullanın: The predictions became ____.

Cevabı göster

wilder and wilder

including geomagnetic reversal,

1:38

jeomanyetik tersinme dahil,

a process that unfolds on a geologic timescale, Kelime

1:40

tek bir günde değil,

not a single day,

1:42

jeolojik zaman ölçeğinde ortaya çıkan bir süreçtir.

Kelime

a geologic timescale: jeolojik bir zaman ölçeği

Bu cümlede a geologic timescale, Dünya’daki değişimlerin gerçekleştiği son derece uzun dönemlere dayanan bir zaman ölçeği anlamına gelir. Bu ifade sürecin ne kadar sürdüğünü belirtir; belirli bir tarih vermez veya sürecin bir günde gerçekleştiğini düşündürmez. Başka bağlamlara da aktarılabilen on a ... timescale kalıbı, bir süreci belirli bir zaman ölçeğine yerleştirir. on a human timescale ve on a much shorter timescale buna örnektir.

Alıştırma

"on a geologic timescale" bir süreç hakkında ne söyler?

  1. Dünya’daki değişimlerle bağlantılı son derece uzun dönemler boyunca gerçekleşir.
  2. Tam olarak belirli bir günde gerçekleşmesi planlanmıştır.
  3. Tarih sırasına göre düzenlenmiş bir olay listesi olarak gösterilir.
Cevabı göster

Dünya’daki değişimlerle bağlantılı son derece uzun dönemler boyunca gerçekleşir.

a collision with mysterious Planet X that no astronomers have found, Kültür

1:43

Hiçbir gökbilimcinin bulamadığı gizemli X Gezegeni ile çarpışma,

Kültür

Varsayımsal bir ad olarak Planet X

Planet X, henüz kimliği belirlenmemiş varsayımsal bir gezegen için kullanılan bir addır; kıyamet hikâyelerinde gizemli bir tehdit olarak sunulabilir. X, bunun bir cebir problemi olduğunu değil, kimliğinin bilinmediğini gösterir. Burada hiçbir gök bilimcinin onu bulmadığını belirten yan cümle, çarpışma hikâyesini kanıtsız bir iddia olarak işaretler. Konuşmacı bu iddiayı reddetmektedir; doğrulanmış bir gezegenin Dünya’ya doğru geldiğini söylememektedir.

Alıştırma

Bu cümlede Planet X neden anılıyor?

  1. Gök bilimcilerin bir gezegenin Dünya’ya çarpmak üzere olduğunu doğruladıklarını bildirmek için
  2. X’in hesaplanması gereken bir sayı olduğunu göstermek için
  3. Varsayımsal bir gezegeni içeren kanıtsız bir felaket iddiasını belirtmek için
Cevabı göster

Varsayımsal bir gezegeni içeren kanıtsız bir felaket iddiasını belirtmek için

a local star going supernova Kalıp ifadeler

1:46

yakınlardaki bir yıldızın süpernovaya dönüşmesi

despite there being no such candidates, Dilbilgisi

1:48

ki böyle bir aday yıldız olmamasına rağmen,

Kalıp ifadeler

go supernova: süpernova olarak patlamak

going supernova ifadesindeki go hareket bildirmez. “Yeni bir duruma veya olaya girmek” anlamına gelir: yıldız bir süpernova patlaması geçirir. Astronomide doğal eşdizim go supernova şeklindedir; to kullanılmaz ve genellikle tanımlık da eklenmez. Bu, go dark veya go silent ifadelerinde görülen daha geniş go + durum tamamlayıcısı kalıbına uyar.

Alıştırma

Cümleyi “süpernova olarak patlamak” anlamındaki standart astronomi ifadesiyle tamamlayın: Astronomers think the massive star may ____ within the next million years.

Cevabı göster

go supernova

Dilbilgisi

despite there being ...: çelişen bir gerçeği ifade etmek

Despite sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir; çekimli fiil içeren tam bir cümlecik doğrudan gelemez. There being, varlık bildiren there is/there are yapısının -ing biçimidir. Buradaki there bir yeri göstermez; bir şeyin var olup olmadığını belirtir. Bu cümlede despite there being no such candidates, “uygun aday yıldızlar bulunmamasına rağmen” demektir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen despite there being + isim öbeği kalıbı, ana ifadeyle çelişen bu gerçeği kısa biçimde sunar.

Alıştırma

Hangi cümle gölge olmadığı gerçeğini belirtmek için despite sözcüğünü doğru kullanıyor?

  1. We held the picnic despite there being no shade.
  2. We held the picnic despite there is no shade.
  3. We held the picnic despite there was no shade.
Cevabı göster

We held the picnic despite there being no shade.

an alien invasion,

1:49

bir uzaylı istilası,

which is ludicrous on the face of it, Deyimler

1:50

ki bu ilk bakışta gülünçtür,

or is it? Anlatım akışı

1:52

yoksa değil mi?

Deyimler

Geçici bir değerlendirme için “on the face of it”

On the face of it, yalnızca başlangıçta kolayca görülen veya bilinen şeylere bakarak değerlendirme yapmak demektir. Burada ludicrous değerlendirmesini kesin bir sonuç değil, ilk izlenim hâline getirir. Bu ifade çoğu zaman ardından bir ayrıntı veya ters köşe gelebileceğini bildirir. Bir şey ilk başta doğru görünebilir, fakat daha yakından incelemek değerlendirmeyi değiştirebilir.

Alıştırma

Yüzeysel ve geçici bir değerlendirmeyi belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: “____, the shortcut looks faster, but the longer route avoids traffic.”

Cevabı göster

On the face of it

Anlatım akışı

Önceki yargıyı sorgulayan “or is it?”

Or is it? az önce söylenen yargıya dönüp onu sorgular. Burada it, uzaylı istilasının saçma olduğu yargısına gönderme yapar; böylece konuşmacı kapanmış gibi görünen bir olasılığı kısa süreliğine yeniden açar. Bu kısa takip sorusu bir ters köşe yaratır. Önceki yargının yanlış olduğuna dair kanıt vermeden merak, mizah veya kuşku ekleyebilir.

Alıştırma

Hangi son, ilk yargıyı bilinçli olarak sorgular ve merak yaratır? “The map looks complete, ...”

  1. or is it?
  2. isn't it?
  3. and it is.
Cevabı göster

or is it?

And a galactic synchronization beam,

1:53

Ve bir galaktik senkronizasyon ışını,

whatever the hell that is. Ton ve niyet

1:55

o her ne haltsa.

Ton ve niyet

whatever the hell that is: küçümseyen bir ara yorum

Bu cümlede that, daha önce geçen a galactic synchronization beam ifadesine gönderme yapar. Whatever the hell that is sonradan eklenen bir yorumdur; konuşmacı terimin ne anlama geldiğini bilmediğini kabul eder. The hell, gerçek anlamıyla cehennemden söz etmez; kaba bir pekiştiricidir. Rahatsızlık, inanmama veya küçümseme ekleyerek adı saçma gösterir. ‘İsim öbeği + whatever the hell that is’ kalıbı, bilinmeyen veya şüpheli bir adlandırmayı küçümseyerek geçiştirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

“a galactic synchronization beam, whatever the hell that is” ifadesinde son bölüm ne anlatıyor?

  1. Konuşmacı ışının cehennemden geldiğini söylüyor.
  2. Konuşmacı terimin bilimsel tanımını sakince veriyor.
  3. Konuşmacı terimin anlamını bilmiyor ve onu rahatsızlıkla küçümsüyor.
Cevabı göster

Konuşmacı terimin anlamını bilmiyor ve onu rahatsızlıkla küçümsüyor.

A sane person at this point would wonder how the Mayans were able to predict

1:57

Bu noktada aklı başında bir insan, Mayaların nasıl olup da

astrophysical anomalies thousands of years in advance Kalıp ifadeler

2:00

binlerce yıl önceden ve milyonlarca mil öteden

Kalıp ifadeler

thousands of years in advance: bir olaydan önceki süre

Burada thousands of years zamanın uzunluğunu verir; in advance ise söz konusu olaydan önce anlamına gelir. Tahmin gerçekten yapıldıysa anomaliler gerçekleşmeden binlerce yıl önce yapılmış olurdu. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp ‘süre + in advance’ biçimindedir. Book three days in advance, ilgili tarihten veya etkinlikten üç gün önce rezervasyon yapmak demektir. Cümlenin tamamında bu kadar uzun bir süre iddiayı inanılması güç gösterir ve Mayaların gerçekten tahmin yaptığını doğrulamak yerine şüphe uyandırır.

Alıştırma

Cümleyi “olaydan önce” anlamına gelen iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamla: The hotel asks guests to book at least two weeks ____.

Cevabı göster

in advance

and millions of miles away,

2:02

astrofiziksel anomalileri öngörebildiğini,

yet didn't foresee the Spanish coming across the Atlantic. Anlatım akışı

2:03

ancak İspanyolların Atlantik'i geçip geleceğini öngöremediğini merak eder.

Anlatım akışı

yet didn't foresee: şaşırtıcı bir karşıtlık

Bu cümlede yet, “ama” veya “buna rağmen” anlamındadır. Uzak olayları tahmin etme konusundaki olağanüstü iddiayı, daha yakındaki tarihî bir olayı öngörememe gibi şaşırtıcı bir durumla bağlar. Karşıtlık bildiren yan cümle, savın asıl noktasını taşır: İlk iddia inandırıcı olsaydı bu başarısızlığı açıklamak zor olurdu. Yet sözcüğünü didn't foresee ifadesinin önüne koymak çelişkiyi belirginleştirir ve ironik bir etki yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede yet ne işlev görür: “The device could track storms across an ocean, yet it didn't foresee the flood at home”?

  1. İlk iddiayı zayıflatan şaşırtıcı bir karşıtlık sunar.
  2. Cihazın doğruluğunu destekleyen başka bir örnek ekler.
  3. Selde şu ana kadar gerçekleşmediği anlamına gelir.
Cevabı göster

İlk iddiayı zayıflatan şaşırtıcı bir karşıtlık sunar.

And that's because the Mayans never predicted apocalypse. Anlatım akışı

2:06

Ve bunun nedeni Mayaların asla kıyameti tahmin etmemesidir.

Anlatım akışı

And that's because: gerçek nedeni sunmak

And that's because, az önce belirtilen duruma veya soruya gönderme yapar ve ardından bunun nedenini sunar. Burada that, önceki savdaki görünürdeki çelişkiye gönderme yaparken because, ilk iddiayı reddederek bu çelişkiyi çözen açıklamayı başlatır. Bu kalıp, konuşmacının hazırlık bölümünden asıl yanıta geçmesine yardımcı olur: Önce sonucu veya soruyu sunun, ardından nedeni belirten tam bir yan cümleyle birlikte And that's because kalıbını kullanın.

Alıştırma

Baştaki And sözcüğünü de kullanarak açıklamayı bu dersteki üç kelimelik kalıpla tamamlayın: “The park is empty today. ____ the gates are closed for repairs.”

Cevabı göster

And that's because

The only people to claim Dilbilgisi

2:09

Mayaların dünyanın sonunu bildiğini

that Mayans knew about the end of the world

2:11

iddia eden tek kişiler

were distinctly not Mayans. Kelime

2:13

kesinlikle Mayalar değildi.

Dilbilgisi

İddiayı ortaya atan tek kişiler ... kesinlikle Maya değildi

Cümlenin ana kalıbı The only people ... were distinctly not Mayans şeklindedir. to claim ... mastar öbeği people sözcüğünü niteler ve cümlede hangi kişilerden söz edildiğini gösterir. claim sonrasındaki that yan cümlesi iddianın içeriğini verir; ana cümle değildir. were sonrasındaki tamamlayıcı sona bırakıldığı için cümle güçlü bir düzeltmeyle biter: bu iddiayı ortaya atan kişiler Maya değildi.

Alıştırma

Başka hiç kimsenin bu iddiayı ortaya atmadığını belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: The ____ to claim that the bridge was unsafe ____ two anonymous bloggers.

Cevabı göster

only people · were

Kelime

distinctly not: kesin ve açık bir olumsuzlama

Bu cümlede distinctly, not sözcüğünü güçlendirir. Distinctly not, “açıkça ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde değil” anlamına gelir; dolayısıyla iddiayı ortaya atanların Maya olduğu düşüncesini kesin biçimde reddeder. Burada distinctly, “ayrı ayrı” demek değildir. Yalın not kullanımına göre bu ifade düzeltmeyi daha vurgulu ve kararlı hâle getirir. Konuşanın açıkça ortada olduğunu düşündüğü bir uyumsuzluğu sıkça vurgular.

Alıştırma

“The apology was distinctly not sincere,” cümlesinde distinctly not ne anlatır?

  1. Açıkça ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde samimi değildi.
  2. Yalnızca biraz samimiyetsizdi.
  3. Ayrı ayrı samimi değildi.
Cevabı göster

Açıkça ve hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde samimi değildi.