Neden ağlarız? Üç gözyaşı türü - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Iris ile Onion’ın öyküsü üzerinden bazal, refleks ve duygusal gözyaşlarının birbirinden nasıl ayrıldığı, her birini neyin tetiklediği ve bu üç türün gözü koruma, tahriş edici maddeleri uzaklaştırma ve duyguları düzenleme işlevleri açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. basal tears — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Gözü nemlendirmek ve korumak için sürekli üretilen gözyaşlarını belirten bu temel bilimsel terimi anlayarak videodaki refleks ve duygusal gözyaşı karşılaştırmasını doğru biçimde takip edebilirsiniz. 2. converting the sulfoxides / into sulfenic acid, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Kimyasal süreç anlatımında kullanılan convert ... into ... kalıbını tanıyabilir; bir maddenin, malzemenin, sürecin veya soyut durumun başka bir şeye dönüşmesini anlatırken kullanabilirsiniz. 3. directly calming Iris down, — Deyimsel fiiller: calm ... down ifadesinin birinin duygusal ya da fiziksel yoğunluğunu azaltmak anlamına geldiğini kavrayabilir; bir kişi, eylem veya biyolojik tepkinin birini yeniden sakinleştirmesini doğal biçimde anlatabilirsiniz.
Bu derste
named Iris: named + ad ile birini tanıtmak
Named Iris, a girl ifadesinden sonra gelir ve kızın adını belirtir. Buradaki named geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle ifade girl sözcüğünü kısaca niteleyen bir öbek görevi görür. Iris’in birine ad verdiği anlamına gelmez. İnsanların, hayvanların, yerlerin veya nesnelerin adını belirtmek için isim + named + ad kalıbını kullanabilirsin. A girl named Iris, a girl who is named Iris ifadesinin daha kısa biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi named + verilen ad ile tamamla: We adopted a kitten ____. Luna adını kullan.
Cevabı göster
named Luna
So much that: dereceye gönderme yapıp sonucu açıklamak
So much that, önceki cümlede belirtilen güçlü dereceye gönderme yapar ve bu derecenin sonucunu açıklar. Burada Iris’in sürekli gözyaşları içinde kalacak kadar hassas olduğu anlamına gelir. Buradaki So much that... kısaltılmış bir devam ifadesidir; tek başına tamamlanmış bağımsız bir cümle değildir. Tam biçim, özelliği doğrudan belirtir: She is so sensitive that she is always in tears.
Alıştırma
“Lena hated storms. So much that she hid whenever thunder began,” şeklindeki iki cümlede So much that ne işe yarar?
- Lena’nın gördüğü fırtınaların sayısını belirtir.
- Konuyu Lena’nın duygularından ilgisiz bir olaya geçirir.
- Lena’nın fırtınalardan ne kadar nefret ettiğine gönderme yapar ve sonucu açıklar.
Cevabı göster
Lena’nın fırtınalardan ne kadar nefret ettiğine gönderme yapar ve sonucu açıklar.
and even tears up when things just get to her. Notlar
0:23ve hatta bir şeyler ona biraz dokunduğunda bile gözleri dolar.
tears up: gözleri yaşarmaya başlar
Burada tears up, “gözleri yaşarmaya başlar” ya da “neredeyse ağlayacak olur” demektir. Bu ifade duygusal bir tepkinin başlangıcını anlatır; kişinin yüksek sesle veya uzun süre ağladığı anlamına gelmez. Özne she olduğu için tear up öbek fiili geniş zamanda tears up biçimini alır. when things just get to her yan cümlesi duygusal bir bağlam verir; dolayısıyla burada “parçalara ayırarak yırtmak” anlamı yoktur.
Alıştırma
“Maya teared up when the team thanked her,” cümlesinde Maya’ya ne oldu?
- Takımdan uzaklaştı.
- Teşekkür kartını parçalara ayırarak yırttı.
- Gözleri yaşarmaya başladı.
Cevabı göster
Gözleri yaşarmaya başladı.
get to her: onu duygusal olarak etkilemek
Bu cümlede get to her, “onu üzecek veya bunaltacak kadar duygusal olarak etkilemek” demektir. Things baskıya neden olan şeyi, her ise bu etkiyi hisseden kişiyi belirtir. Bu kullanım get to + person yapısını izler. Kişi değişebilir: get to me, get to him veya get to them. Burada fiziksel olarak birinin yanına ulaşmak anlatılmaz.
Alıştırma
“Sizi duygusal olarak etkilemek” anlamını vermek için cümleyi get to + person ile tamamlayın: Try not to let rude comments ____.
Cevabı göster
get to you
She has special lacrimal glands to make new tears Kelime
0:28Yeni gözyaşları üretmek için özel gözyaşı bezleri
Lacrimal glands: gözyaşı üreten bezler
lacrimal glands, gözyaşı üreten bezlerin İngilizce anatomik adıdır. Lacrimal “gözyaşıyla ilgili” demektir; bu nedenle glands sözcüğünü belirli bir bez türüyle sınırlar. Bu cümlede isim öbeği, yeni gözyaşı üreten vücut bölümünü adlandırır. Lacrimal sözcüğünün glands sözcüğünü nitelediği lacrimal glands ifadesini tek bir teknik terim olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen anatomik terimle tamamlayın: The ____ produce tears that keep the eye moist.
Cevabı göster
lacrimal glands
and special tubes called lacrimal puncta to drain old ones away. Notlar
0:31ve eski gözyaşlarını uzaklaştırmak için gözyaşı noktası adı verilen özel tüpleri vardır.
Lacrimal puncta: gözyaşını tahliye eden küçük açıklıklar
Lacrimal puncta, göz kapaklarının iç kenarlarına yakın küçük açıklıklardır. Gözyaşı, küçük drenaj kanallarına geçmeden önce bu açıklıklara girer. Lacrimal “gözyaşıyla ilgili” demektir; puncta ise punctum sözcüğünün çoğuludur. Bu cümlede ifade, eski gözyaşının tahliye edilmesine yardımcı olan giriş noktalarını adlandırır. Bunlar drenaj açıklıklarıdır, gözyaşı üreten bezler değildir.
Alıştırma
Hangi açıklama lacrimal puncta ifadesine uyar?
- Gözyaşının drenaj sistemine girmesini sağlayan küçük açıklıklar
- Göz kapaklarını kapatan kaslar
- Yeni gözyaşı üreten bezler
Cevabı göster
Gözyaşının drenaj sistemine girmesini sağlayan küçük açıklıklar
drain old ones away: sıvıyı uzaklaştırmak
drain old ones away ifadesinde drain, sıvının akıp çıkmasını sağlamak ya da sıvıyı boşaltmak anlamına gelir; away ise sıvının ilk bulunduğu yerden uzaklaştığını vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp drain + sıvı + away şeklindedir. Burada ones, daha önce geçen çoğul tears adının yerini tutar. Bu nedenle old ones, old tears anlamındadır; farklı nesneleri anlatmaz.
Alıştırma
Sıvıyı uzaklaştırma anlamını vermek için cümleyi drain ile tamamlayın: The pipe helps ____ rainwater away from the roof.
Cevabı göster
drain
And she cries so much that she goes through 10 oz of tears per day, Öbek fiiller
0:36O kadar çok ağlar ki, günde 10 ons (yaklaşık 300 ml) gözyaşı tüketir,
goes through 10 oz of tears: belirli bir miktarı tüketmek
she goes through 10 oz of tears ifadesinde go through, bir şeyin içinden geçmek değil, belirli bir miktarı kullanmak veya tüketmek anlamına gelir. 10 oz of tears miktar ifadesi ne kadar kullanıldığını, per day ise zaman aralığını belirtir. Bu kullanım çoğu zaman miktarın ya da hızın büyük, yüksek veya şaşırtıcı görünmesini sağlar. Bu cümledeki miktar, onun ne kadar ağladığını abartılı biçimde anlatır.
Alıştırma
“Kullanır” anlamını vermek için go through ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: Our family ____ two cartons of milk every week.
Cevabı göster
goes through
In fact: önceki bir düşünceyi somut bir ayrıntıyla güçlendirmek
In fact bir söylem belirtecidir: Sonraki bilginin daha önce söyleneni doğrulayacağını, güçlendireceğini veya bazen düzelteceğini gösterir. Bu cümlede anlatımı genel bir düşünceden, dikkatlice bakılarak doğrulanabilecek daha somut bir ayrıntıya taşır. In fact ifadesini duyduğunuzda veya okuduğunuzda, sonraki ifadeyi ilgisiz ve yeni bir konu olarak değil, önceki düşünceyi daha güçlü bir gerçekle destekleyen bilgi olarak anlayın.
Alıştırma
En uygun söylem belirtecini seçin: Mia thought the box was empty. ____, a small key was hidden under the paper.
- For example
- Meanwhile
- In fact
Cevabı göster
In fact
you'll see that she's crying a little bit all the time.
0:45onun her zaman birazcık ağladığını görebilirsiniz.
if you look closely, you'll see that...: dikkatli gözleme yönlendirmek
Öncesindeki if ile birlikte vurgulanan sözcükler, gözleme yönlendiren kullanışlı bir kalıp oluşturur: if you look closely, you'll see that something is true. if yan cümlesi eylemi belirtmek için geniş zaman kullanır; sonuç cümlesi ise dikkatli bakmanın neyi ortaya çıkaracağını söylemek için you'll içinde kısaltılan will yapısını kullanır. Burada bu kalıp bir uyarı değildir. Dinleyenin dikkatini küçük ve kolayca gözden kaçabilecek bir ayrıntıya yöneltir. Aynı kalıp resimleri, nesneleri, gösterimleri veya metinleri açıklarken de kullanılabilir.
Alıştırma
Gözleme yönlendiren kalıbı look closely ve see ile tamamlayın: If you ____, you'll ____ a tiny scratch beside the button.
Cevabı göster
look closely · see
The basal tears that Iris constantly produces form a thin coating of three layers Notlar
0:50İris'in sürekli ürettiği bazal gözyaşları, üç katmandan oluşan ince bir kaplama oluşturur
The basal tears that Iris constantly produces form: ana cümlenin fiilini bulma
Ana cümlenin temel yapısı The basal tears form a thin coating. şeklindedir. Öznenin merkezindeki sözcük tears, ana cümlenin fiili ise form sözcüğüdür. that Iris constantly produces ilgi cümleciği, öznenin tamamının içinde yer alır ve hangi gözyaşlarından söz edildiğini belirtir. Produces bu ilgi cümleciğinin fiilidir; ana cümlenin fiili değildir. Uzun bir bilim cümlesinde ilgi cümleciğini geçici olarak atlayarak öznenin merkezindeki sözcüğü ana fiile bağlayabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi cümle örnekle aynı özne + ilgi cümleciği + ana fiil yapısına sahiptir?
- The cells that line the stomach produce mucus.
- The cells line the stomach and produce mucus.
- The stomach produces mucus that protects its lining.
Cevabı göster
The cells that line the stomach produce mucus.
basal tears: gözü her gün koruyan bazal gözyaşları
Basal tears, kişi ağlamadığında bile göz yüzeyini nemli, pürüzsüz ve korunaklı tutan, sürekli olarak az miktarda üretilen bazal gözyaşlarıdır. Bu ifadede basal, bir gözyaşı türünün teknik adıdır; yalnızca sıradan veya basit anlamına gelen genel bir sıfat değildir.
Alıştırma
Normalde göz kırpmalar arasında göz yüzeyini nemli tutan gözyaşı türü hangisidir?
- emotional tears
- basal tears
- reflex tears
Cevabı göster
basal tears
that cover her and keep dirt and debris away. Kalıp ifadeler
0:55ve bu tabaka onu kaplayarak kir ve kalıntıları uzak tutar.
keep dirt and debris away: keep + nesne + away yapısı
keep + nesne + away yapısında nesne, engellenen şeyi; away ise sonucu, yani o şeyin uzakta kalmasını gösterir. Burada koruyucu tabaka kir ve kalıntıların Iris’e ulaşmasını engeller. Korunan şey belliyse keep X away kullanılır. Onu açıkça belirtmek gerektiğinde keep dust away from the lens örneğindeki gibi from Y eklenir.
Alıştırma
Cümleyi keep ... away ile tamamla: The net helps ____ birds ____ from the fruit.
Cevabı göster
keep · away
Right next to Iris is the mucus layer, Dilbilgisi
0:58İris'in hemen yanında bulunan mukus tabakası,
Right next to Iris is the mucus layer: yeri öne alan sıra
Right next to Iris is the mucus layer cümlesi yer bildiren ifadeyi başa alır, ardından tanıtılan isim öbeğinden önce is kullanır. Özne the mucus layer’dır; Right next to Iris yalnızca konumu belirtir. Normal sıra The mucus layer is right next to Iris şeklindedir. Yeri öne alan sıra, dinleyicinin dikkatini önce bir konuma yöneltir ve ardından oradaki yeni şeyi tanıtır. Bu nedenle şemalarda ve mekân betimlemelerinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Yeni bir nesneyi tanıtmak için yeri öne alan yapıyı doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Beside the entrance is it.
- Beside the entrance is a small desk.
- Beside the entrance a small desk is.
Cevabı göster
Beside the entrance is a small desk.
which keeps the whole thing fastened to her. Kalıp ifadeler
1:01tüm bu yapının ona sıkıca tutunmasını sağlar.
Keep + nesne + fastened ile bir durumu sürdürmek
keep + nesne + geçmiş ortaç/sıfat yapısında keep, bir şeyi belirli bir durumda tutmak anlamına gelir. Burada the whole thing, az önce anlatılan gözyaşı filmi yapısını; fastened to her ise bu yapının devam eden durumunu belirtir. Fastened ayrı bir geçmiş eylemi anlatmaz. Temel fiil keeps'tir; fastened, keep fiilinden sonra nesnenin durumunu açıklar. Bir şey başka bir şeyi bağlı, kapalı veya bağlantılı durumda tuttuğunda bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Devam eden bir durumu göstermek için cümleyi keep ve fasten fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The clips ____ the poster ____ to the board.
Cevabı göster
keep · fastened
On top of it is the aqueous layer, Kalıp ifadeler
1:03Bunun üzerinde ise aköz (su) tabakası vardır,
On top of it ile fiziksel olarak üstteki tabakayı belirtmek
On top of it fiziksel bir konum belirtir: bir şeyin üstündeki katmanda veya doğrudan onun üzerinde. Burada it, daha önce anlatılan mukus tabakasını belirtir; dolayısıyla ifade sulu tabakayı mukus tabakasının üzerine yerleştirir. Cümle önce On top of it is ... diyerek konumu verir, ardından tabakanın adını söyler. Bu sıra, üst üste duran nesneleri veya katmanlı bir şemayı konum konum açıklamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Bir şema, kırmızı tabakanın üzerinde mavi bir tabaka gösteriyor. Bu fiziksel konumu hangi cümle açıkça ifade eder?
- On top of that, the blue layer is easy to see.
- The blue layer is important as well.
- On top of it is the blue layer.
Cevabı göster
On top of it is the blue layer.
which keeps..., repels..., and protects...: bir özne, üç işlev
Bu ilgi tümceciğinde which, daha önce geçen aqueous layer'a, yani sulu tabakaya gönderme yapar. Which; keeps, repels ve protects fiillerinin ortak öznesidir. Bu yüzden üç eylem de aynı tabakanın ne yaptığını anlatır. Virgüllerle ayrılan fiiller tek bir sıralı yapı oluşturur ve son öğeden önce and gelir. Bu kalıp, açıklayıcı bir metinde özneyi tekrarlamadan bir varlığın birden fazla işlevini sıralamayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede which, tek bir nesneyi anlatan sıralanmış üç fiilin ortak öznesidir?
- The filter, which catches dust, odors are reduced, and improves airflow, is easy to replace.
- The filter, which catching dust, reduces odors, and improved airflow, is easy to replace.
- The filter, which catches dust, reduces odors, and improves airflow, is easy to replace.
Cevabı göster
The filter, which catches dust, reduces odors, and improves airflow, is easy to replace.
an oily outer film that keeps the surface smooth for Iris to see through Notlar
1:15bu, İris'in görebilmesi için yüzeyi pürüzsüz tutan yağlı bir dış zardır
an oily outer film: lipid layer için gündelik bir açıklama
An oily outer film, teknik terim lipid layer'ı gündelik sözcüklerle yeniden ifade eder. İki ad öbeği de aynı tabakayı adlandırır; ikinci öbek başka bir nesne sunmaz. Bu tür eş görevli açıklamada, daha basit bir ad öbeği teknik adın yanına konarak onu açıklar. Burada film ince bir örtüyü, oily yağlı olma özelliğini, outer ise dış taraftaki konumu belirtir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "The lipid layer, an oily outer film, helps keep the eye's surface smooth." Burada "an oily outer film" ne işe yarıyor?
- Tamamen ayrı bir nesneyi adlandırır.
- Teknik terimi gündelik sözcüklerle yeniden ifade eder.
- Eylemin ne zaman gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Teknik terimi gündelik sözcüklerle yeniden ifade eder.
keeps the surface smooth for Iris to see: keep + nesne + sıfat + for someone to do
Keep + nesne + sıfat, bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Burada keeps the surface smooth, yağlı tabakanın yüzeyin pürüzsüz kalmasını sağladığını anlatır. For Iris to see, bu durumdan kimin yararlandığını ve pürüzsüz yüzeyin hangi eylemi mümkün kıldığını gösterir. Vurgulanan sözlerin hemen ardından gelen through ile tam anlam, Iris’in yüzeyin içinden görebilmesidir. See through burada gerçek anlamıyla “içinden görmek”tir; bir hilenin ardındaki gerçeği anlamak anlamındaki deyim değildir.
Alıştırma
Keep, warm ve enjoy sözcüklerini doğru biçimlerde kullanarak hedef yapıyı tamamlayın: The heated display case ____ the food ____ for guests ____.
Cevabı göster
keeps · warm · to enjoy
and prevents the other layers from evaporating. Dilbilgisi
1:20ve diğer tabakaların buharlaşmasını engeller.
prevents the other layers from evaporating: prevent + nesne + from -ing
Prevent + nesne + from + -ing, bir eylemin veya değişimin gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. Burada the other layers, yağlı dış tabakanın koruduğu katmanlardır; evaporating ise onun engellediği değişimdir. Standart Amerikan İngilizcesinde -ing biçiminden önce from korunur: prevent the layers from evaporating. Bu anlam için prevent the layers to evaporate örneğindeki gibi nesne + to mastarı kullanılmaz.
Alıştırma
Fog sözcüğünü ve prevent + nesne + from -ing yapısını kullanarak cümleyi tam iki İngilizce sözcükle tamamlayın: The coating prevents the lens ____.
Cevabı göster
from fogging
Normally, Iris goes about her day without really noticing the basal tears doing their thing. Notlar
1:23Normalde İris gününü, bazal gözyaşlarının görevini yaptığını fark etmeden geçirir.
goes about her day without: bir şeyi yapmadan gününe olağan biçimde devam etmek
goes about her day ifadesinde go about, sıradan etkinlikleri sürdürmek anlamına gelir. Bu ifade, Iris'in gününü her zamanki gibi geçirmesini anlatır; bir günün etrafında hareket etmek anlamına gelmez. Burada without sözcüğünden sonra -ing biçimindeki noticing gelir. Tekrar kullanılabilen kalıp go about one's day without doing something şeklindedir: bir şeyi yapmadan veya fark etmeden olağan etkinliklere devam etmek.
Alıştırma
Cümleyi go about one's day ve without + -ing kullanarak tamamlayın: Even when the internet was down, Ava ____ her day ____ checking social media.
Cevabı göster
went about · without
tears doing their thing: beklendiği gibi işlev görmek
Buradaki their, basal tears ifadesine gönderme yapar. Doing their thing, gözyaşlarının normal işlevini yerine getirdiği anlamına gelir; bir planları veya niyetleri olduğu anlamına gelmez. Do one's thing, esnek ve gündelik bir ifadedir. İnsanlarla kullanıldığında kişinin alıştığı ya da tercih ettiği şekilde davranması anlamına gelebilir; makineler, vücut bölümleri veya doğal süreçlerle kullanıldığında çoğu zaman beklendiği gibi çalışmak demektir. Bu cümlede ikinci kullanım vardır ve hafif bir kişileştirme yaratır.
Alıştırma
Cümleyi okuyun ve doing its thing ifadesinin anlamını seçin: The backup pump is quietly doing its thing.
- Çalışmayı durdurdu.
- Kendisi için yeni bir iş seçti.
- Normal şekilde çalışıyor.
Cevabı göster
Normal şekilde çalışıyor.
That's kind of their whole point: amacı yumuşatarak özetleme
That's kind of their whole point cümlesinde their, bazal gözyaşlarını; the whole point ise onların temel amacını ifade eder. Konuşan kişi, az önce açıklanan işlevin bazal gözyaşlarının var olma nedeni olduğunu özetler. Buradaki kind of, “bir tür” anlamındaki bir isim öbeği değil, ifadeyi yumuşatan gündelik bir sözdür. Güçlü bir özet olan That's their whole point ifadesini daha rahat ve biraz daha az kesin gösterir, ancak temel sonucu değiştirmez.
Alıştırma
That's kind of their whole point cümlesinde kind of ne yapar?
- Konuşan kişinin onların amacını bilmediğini gösterir.
- Bazal gözyaşlarını bir point türü olarak sınıflandırır.
- İfadeyi daha yumuşak ve gündelik hâle getirir.
Cevabı göster
İfadeyi daha yumuşak ve gündelik hâle getirir.
But one day she meets a girl named Onion. Anlatım akışı
1:30Ancak bir gün, Soğan adında bir kızla tanışır.
But one day: hikâyede bir dönüm noktası başlatma
But one day bir hikâye geçişidir. But, daha önce anlatılan durumdan veya rutinden bir kopuş olduğunu gösterir; one day ise hikâyeyi yeni bir şeyin gerçekleştiği, tarihi belirtilmeyen bir güne taşır. Bu sözcükler birlikte hikâyedeki bilgiyi düzenler: arka plan aşamasını kapatır ve yeni bir gelişmeyi başlatan olayı açarlar. Bu cümlede Onion ile tanışmak o olaydır.
Alıştırma
Bir hikâye önce “Every afternoon was the same.” diyor. Yeni bir gelişme başlatmak için But one day ifadesini en iyi kullanan sonraki cümle hangisidir?
- Each day, the clock chimed at noon.
- But one day, a letter with no return address arrived.
- The routine continued exactly as before.
Cevabı göster
But one day, a letter with no return address arrived.
immediately smitten: ani romantik çekim
Bu cümlede smitten, birine karşı güçlü ve ani bir çekim hissetmek anlamına gelir ve genellikle romantik bir anlam taşır. Immediately, Iris'in duygularının hemen başladığını gösterir. Smitten, Iris'in durumunu anlatmak için be fiilinden sonra kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Çekime neden olan kişiyi belirtmek gerektiğinde be smitten with/by someone kullanılır; kişi bağlamdan belliyse ifade smitten ile bitebilir. Burada fiziksel olarak vurulmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi ‘birine karşı güçlü ve romantik bir çekim hissediyordu’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After their first date, Nina ____ Alex.
Cevabı göster
was smitten with
Onion looks gorgeous in her bright purple jacket, Dilbilgisi
1:35Soğan, parlak mor ceketi içinde muhteşem görünmektedir,
looks gorgeous ... she smells terrific: duyu bildiren bağ fiilleri + sıfatlar
Look ve smell burada bağ fiili olarak kullanılır. Her biri özneyi, öznenin bıraktığı izlenimi anlatan bir sıfata bağlar: looks gorgeous Onion'ın görünüşünü, smells terrific ise kokusunu anlatır. Özne + duyu bildiren bağ fiili + sıfat yapısını kullanın. Gorgeous ve terrific, bakma ya da koklama eyleminin nasıl yapıldığını değil Onion'ı anlatır; bu yüzden gorgeously veya terrifically gibi zarflar bu anlama uymaz. Sound, feel ve taste de aynı şekilde kullanılabilir.
Alıştırma
Parantezdeki sözcüğün doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The soup smells ____. (wonderful)
Cevabı göster
wonderful
So Iris invites Onion to her house for dinner. Kalıp ifadeler
1:39Bu yüzden İris, Soğan'ı akşam yemeği için evine davet eder.
invite someone to a place for a meal: birini yemek için bir yere davet etmek
Yapı invite + kişi + to + yer + for + etkinlik ya da öğün şeklindedir. Burada Onion davet edilen kişidir; to her house varış yerini, for dinner ise amacı belirtir. Hem yer hem de amaç söylenirken önce kişi gelir, varış yerinden önce to, planlanan etkinlik ya da öğünden önce for kullanılır.
Alıştırma
Varış yerini ve yemek amacını belirten iki edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Nora invited me ____ her apartment ____ lunch.
Cevabı göster
to · for
But when she comes in and takes off her jacket, Öbek fiiller
1:43Fakat o içeri girip ceketini çıkardığında,
takes off her jacket: üzerindeki giysiyi çıkarmak
Take off bir öbek fiildir. Nesnesi bir giysi olduğunda “çıkarmak” anlamına gelir: takes off her jacket, üzerinde olan ceketi çıkardığı anlamına gelir. her jacket nesnesi, bu anlamı take off ifadesinin bir uçağın yerden ayrılması için kullanılan anlamından ayırır. Onion insan özellikleriyle anlatıldığı için jacket aynı zamanda bir soğanın dış katmanını çağrıştırır. Bu nedenle sıradan ceket çıkarma eylemi, soğanın kabuğunu çıkarma üzerine bir kelime oyununa da dönüşür.
Alıştırma
Take off öbek fiilini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: It is warm inside, so Mia ____ her coat.
Cevabı göster
takes off
You see ile açıklama başlatma
Burada You see bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye sırada bir açıklama ya da neden olduğunu bildirir. Yaklaşık olarak “mesele şu ki” veya “şunu anlamalısın” demektir; gözle görmekten söz etmez. Cümlenin başında ardından gelen virgül, bu ifadeyi ana iletiden ayırır. Görevi, dinleyiciyi sonraki bilgiye hazırlamaktır.
Alıştırma
Hangi cümlede You see bir açıklamayı başlatan söylem belirteci olarak kullanılmıştır?
- You see, the library closes early on Fridays.
- You saw the library close early on Friday.
- You see the library from my window.
Cevabı göster
You see, the library closes early on Fridays.
when ... is removed: süreç anlatımında edilgen yapı
when Onion's jacket is removed ifadesinde jacket, Onion'ın dış kabuğunu eğlenceli biçimde adlandırır. Is removed, geniş zamanın edilgen yapısıdır: is + geçmiş zaman ortacı. Kabuk eyleme maruz kaldığı için odak, onu kimin çıkardığında değil, ona ne olduğundadır. When, sonucu doğuran durumu tanıtır. Süreçleri açıklamak için şu kalıp kullanışlıdır: when + şey + is/are + geçmiş zaman ortacı; ardından ne olduğu açıklanır.
Alıştırma
Cümleyi remove fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: When the safety cover ____, the machine stops automatically.
Cevabı göster
is removed
converting the sulfoxides that made her smell so great Kalıp ifadeler
1:51onun bu kadar harika kokmasını sağlayan sülfoksitleri
converting the sulfoxides ... into sulfenic acid: sülfoksitleri sülfenik aside dönüştürmek
Convert A into B, A'nın ilk biçiminden veya durumundan değişerek B olması demektir. Burada A, the sulfoxides; B ise sulfenic acid ifadesidir. -ing biçimindeki converting, kimyasal sürecin açıklamasını sürdürür. That made her smell so great ilgi cümleciği the sulfoxides ifadesini niteler ve A'nın içinde yer alır. Bu yüzden büyük yapı hâlâ converting A into B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi convert ... into ile tamamlayın: The machine can ____ food waste ____ fuel.
Cevabı göster
convert · into
which then becomes a nasty substance with a long name. Anlatım akışı
1:56ve bu da daha sonra uzun isimli iğrenç bir maddeye dönüşür.
which then becomes: süreci bir sonraki aşamaya taşımak
Which, önceki cümlecikteki sulfenic acid ifadesine gönderme yapar. Burada soru sormaz; o madde hakkında sıradaki bilgiyi veren bir ilgi cümleciğini başlatır. Then bir sonraki aşamayı gösterir, becomes ise maddenin yeni durumunu tanıtır. Which then becomes, bir aşamanın sonucunu sonraki aşamanın başlangıç noktası yapar; böylece maddenin adı tekrar edilmez.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The mixture forms a gel, which then becomes firm as it cools. which neye gönderme yapıyor?
- Adı belirtilmeyen yeni bir maddeyi tanıtır.
- the gel ifadesine gönderme yapar.
- firm sözcüğüne gönderme yapar.
Cevabı göster
the gel ifadesine gönderme yapar.
stings Iris: keskin tahriş anlamındaki sting
Burada stings, “keskin, yanıcı bir tahrişe neden olur” demektir. Soğanın çıkardığı gaz Iris'in gözlerini acıtır; burada böcek sokması yoktur. Sting yapısında tahrişin kaynağı özne, etkilenen kişi veya vücut bölümü nesne olabilir: Smoke stings my eyes. Fiil hissin kendisini de anlatabilir: My eyes sting.
Alıştırma
Dumanın konuşanın gözlerinde keskin bir tahrişe neden olduğunu hangi cümle doğal biçimde anlatır?
- The smoke stung to my eyes.
- The smoke stung my eyes.
- The smoke bit my eyes with teeth.
Cevabı göster
The smoke stung my eyes.
she can't help it: kontrol edilemeyen bir tepki
Can't help it, “bunu kontrol edememek veya önleyememek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki it, bağlamdan zaten anlaşılan tepkiye gönderme yapar: Iris gözlerinin yaşarmasını durduramaz. Bu ifadede help, “yardım etmek” anlamında değildir. İfadenin tamamı, olanları kontrol edememeyi anlatır; “o şeye yardım edememek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, kontrol edilemeyen bir tepkiyi anlatan bu dersteki kalıpla tamamlayın: I know I keep sneezing, but I ____.
Cevabı göster
can't help it
weeping uncontrollably: kontrol edemeden ağlamak
Weep, ağlamak anlamına gelir; ancak günlük dildeki cry fiiline göre çoğu zaman daha ciddi, duygusal veya edebî bir tını taşır. Uncontrollably, weeping sözcüğünü niteleyen ve kişinin ağlamasını kontrol edemediğini ya da durduramadığını belirten bir zarftır. Weeping uncontrollably bir bütün olarak yalnızca gözlerin yaşarmasını veya kısa süreli tek bir gözyaşını değil, kişinin kontrolünden çıkmış güçlü ve süren bir ağlamayı anlatır.
Alıştırma
Ağlamanın kontrol edilemediğini belirten, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After receiving the terrible news, Maya began ____.
Cevabı göster
weeping uncontrollably
These reflex tears are different from the basal tears that Iris is used to. Notlar
2:10Bu refleks gözyaşları, İris'in alışkın olduğu bazal gözyaşlarından farklıdır.
reflex tears: tahrişle tetiklenen refleks gözyaşları
Reflex tears, gözün duman, toz veya soğan buharı gibi bir şeyle tahriş olması üzerine otomatik olarak üretilen gözyaşlarıdır. Burada reflex, dikkatlice düşünmek veya değerlendirmek değil, vücudun otomatik tepkisi anlamına gelir. Cümlede reflex tears, gözü kaygan ve korunaklı tutmak için normalde az miktarda bulunan basal tears ile karşılaştırılır. Yararlı ipucu tetikleyicidir: dışarıdan gelen bir tahriş edici reflex tears oluşturur.
Alıştırma
Gözünüze toz kaçar ve tozu temizlemek için otomatik olarak gözyaşı oluşur. Bu gözyaşlarına ne ad verilir?
- basal tears
- emotional tears
- reflex tears
Cevabı göster
reflex tears
Iris is used to: be used to + isim veya -ing biçimi
Bu cümlede be used to, “bir şeye alışık veya aşina olmak” anlamına gelir. Eksikmiş gibi görünen nesne, daha önce geçen basal tears ad öbeğidir: the basal tears that Iris is used to ilgi cümleciğinde that, basal tears ifadesinin yerini tutar. Burada to bir edattır. İngilizcede bir edat ilgi cümleciğinin sonunda kalabilir; bu nedenle Iris is used to daha büyük yapı içinde tamamlanmıştır: Iris is used to those tears. Başka cümlelerde be used to ifadesinden sonra isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, ağır bir sırt çantası taşımanın artık Leo için normal olduğunu ifade eder?
- Leo is used to carrying a heavy backpack.
- Leo used to carry a heavy backpack.
- Leo's backpack is used to carry books.
Cevabı göster
Leo is used to carrying a heavy backpack.
Because they're designed to wash away harmful substances or particles, Kalıp ifadeler
2:15Çünkü zararlı maddeleri veya partikülleri yıkayıp temizlemek için tasarlanmışlardır,
designed to wash away harmful: amaç ve sıvıyla uzaklaştırma
Be designed to + fiilin yalın biçimi, bir şeyin ne yapmak üzere hazırlandığını veya hangi işleve sahip olduğunu belirtir. Burada they, reflex tears ifadesine gönderme yapar. Genel okuyucuya yönelik bilimsel bir açıklamada designed, bu gözyaşlarının biyolojik işlevini anlatır; cümlenin bilinçli bir tasarımcıyı belirtmesi veya varsayması gerekmez. Wash away, bir şeyi suyun veya başka bir sıvının hareketiyle yıkayıp uzaklaştırmak demektir. Tam ifadede harmful, ardından gelen substances or particles isimlerini niteler.
Alıştırma
Ürün açıklamasını, bu derste geçen ve “sıvıyla uzaklaştırmak için yapılmış” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: This eye rinse is ____ dust.
Cevabı göster
designed to wash away
they're released in much larger amounts, Kalıp ifadeler
2:18çok daha büyük miktarlarda salgılanırlar,
released in much larger amounts: çok daha büyük miktarlarda salınmak
Burada be released, maddenin dışarı salındığını veya salgılandığını belirtir. in much larger amounts ifadesi, ayrı nesnelerin sayısını değil, salınan toplam miktarı anlatır. Larger bir karşılaştırma yapar, much ise bu karşılaştırmayı güçlendirir: miktar, karşılaştırma için kullanılan miktardan belirgin ölçüde daha büyüktür. Amount, gözyaşı ve bir bütün olarak ele alınan diğer maddeler için doğal bir seçimdir.
Alıştırma
Hangi cümle bir miktarı karşılaştırmak için hedef yapıyı doğru kullanıyor?
- The medicine is produced at much larger amounts now.
- The medicine is produced in very larger amounts now.
- The medicine is produced in much larger amounts now.
Cevabı göster
The medicine is produced in much larger amounts now.
to stop any microorganisms that may be trying to get in as well. Dilbilgisi
2:23ki içeri sızmaya çalışan herhangi bir mikroorganizmayı da durdurabilsin.
may be trying to get in: içeri girmeye çalışıyor olabilir
May be trying; may kiplik fiili, be ve try fiilinin -ing biçimi olan trying sözcüklerinden oluşur. Konuşan kişinin emin olmadığını, ancak o sırada bir girişimin devam ediyor olabileceğini düşündüğünü belirtir. Get in, kapalı veya korunan bir yere girmek anlamına gelir. Mikroorganizmaları trying olarak anlatmak basit bir kişileştirmedir. Bu, onların bilinçli bir planı olduğu anlamına gelmez; olası girişlerini etkin bir tehdit gibi sunar.
Alıştırma
Cümleyi may, try fiilinin ilerleyen eylem biçimi ve get in ile tamamlayın: The locked door handle is moving. Someone ____.
Cevabı göster
may be trying to get in
are devastated: ağır bir duygusal darbe almak
Are devastated, Iris ile Onion’ın duygusal durumunu be + devastated yapısıyla anlatır. Üzüntü, şok veya hayal kırıklığı altında ezildiklerini ifade eder ve bu nedenle are sad ifadesinden çok daha güçlüdür. Devastated, ağır biçimde tahrip edilmiş bir şeyi de anlatabilir. Ancak insanlar ve duygular için kullanıldığında genellikle “duygusal olarak yıkılmış” anlamına gelir. Hangi anlamın kastedildiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede devastated büyük bir duygusal darbeyi anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Amir was devastated because one shoelace came untied.
- The thunderstorm was devastated after it broke a branch.
- Amir was devastated when he learned that his dog had died.
Cevabı göster
Amir was devastated when he learned that his dog had died.
They know they can't continue their relationship
2:31İlişkilerine devam edemeyeceklerini biliyorlardır
if Iris is going to hurt and cry every time Onion takes off her jacket. Dilbilgisi
2:33eğer Soğan ceketini her çıkardığında İris acı çekecek ve ağlayacaksa.
if ... is going to ... every time: beklenen tekrarlı sonuç
if yan cümlesi, ilişkinin devam edemeyeceği koşulu verir. Burada is going to hurt and cry, durum devam ederse bu tepkilerin beklenen bir sonuç olduğunu gösterir; going to bir hareketi değil, tahmini belirtir. Every time tekrar anlamı ekler: Onion ceketini her çıkardığında aynı tepkinin yaşanması beklenir. Yeniden kullanılabilecek kalıp main statement + if + subject + be going to + base verb + every time + present-simple event biçimindedir. Aynı sonucu tekrar tekrar doğurabilecek gelecekteki bir durumu değerlendirmek için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, tekrarlanması beklenen bir sonucu değerlendirmek için if + be going to + every time yapısını kullanır?
- We're going to the library if it stays open late.
- We can't rely on this app if it's going to crash every time we open it.
- We replaced the app after it crashed once last year.
Cevabı göster
We can't rely on this app if it's going to crash every time we open it.
break up: romantik bir ilişkiyi bitirmek
Break up bir öbek fiildir. Burada romantik bir ilişkiyi bitirmek, yani ayrılmak anlamına gelir. İki sözcük tek bir ifade olarak çalışır; bu nedenle break fiziksel olarak bir şeyi kırmak anlamında değildir. Diğer kişinin adı verilmeden bir çiftin break up ettiği söylenebilir: They broke up. Diğer kişiyi belirtmek için break up with + kişi kullanılır: Lee broke up with Sam. decide to ifadesinden sonra fiil yalın hâlde kalır; bu yüzden cümlede decide to break up kullanılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi hedef öbek fiille tamamlayın: After several honest talks, Nina and Sam decided to ____.
Cevabı göster
break up
As Onion walks out the door: zaman bildiren as
Burada as, “-ken” veya “-dığı sırada” anlamına gelir. Onion’ın kapıdan çıkmasını arka plan eylemi olarak sunar ve bu eylem, ardından anlatılan ana olayla zaman bakımından örtüşür. As + özne + fiil, ana cümle kalıbı anlatılarda yaygındır. Bu zaman anlamını çevredeki mantığa göre belirleyin: bir olay sürerken diğeri gerçekleşir. Bu cümlede as bir neden veya rol belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki eylemin aynı zamanda gerçekleştiğini gösterir?
- Jon works as a guide.
- As the store was closed, we went home.
- As Mia opened the window, a bird flew past.
Cevabı göster
As Mia opened the window, a bird flew past.
Only now she's not crying reflex tears, Anlatım akışı
2:44Ancak şimdi döktükleri refleks gözyaşları değil,
Only now ... not A, but B: önceki bir yorumu güncelleme
Burada Only now, bu noktada önemli bir ayrıntının değiştiğini belirtir. Ağlama eylemi sürer, ancak anlatıcı gözyaşlarının nasıl anlaşılması gerektiğini günceller; ifade yalnızca ağlamanın ne zaman gerçekleştiğini söylemez. not A, but B kalıbı önceki A etiketini reddedip yerine B’yi koyar. Burada reflex tears elenir ve odak emotional tears üzerine geçer.
Alıştırma
Cümle, onun refleks gözyaşları döktüğüne ilişkin önceki düşünceyi nasıl değiştiriyor?
- Ağlamanın tamamen sona erdiğini söyler.
- İki gözyaşı türünün aynı olduğunu ve birlikte ortaya çıktığını söyler.
- Ağlama devam eder, ancak gözyaşlarının türü duygusal gözyaşları olarak değiştirilir.
Cevabı göster
Ağlama devam eder, ancak gözyaşlarının türü duygusal gözyaşları olarak değiştirilir.
When someone is either too sad or too happy, Dilbilgisi
2:49Bir insan çok üzgün veya çok mutlu olduğunda,
either too sad or too happy: iki paralel ve aşırı olasılık
Either A or B iki alternatif sunar. Burada A, too sad; B ise too happy ifadesidir. Birbiriyle aynı yapıdaki sıfat öbekleri iki olası duygusal uç noktayı karşılaştırmayı kolaylaştırır. Too + sıfat, yalnızca very anlamına gelmez; rahat, uygun veya yönetilebilir düzeyden daha fazlasını belirtir. Bu nedenle iki alternatif de aşırı düzeyde bir duyguyu anlatır.
Alıştırma
too hot ve too cold ifadelerini aynen kullanın, hot önce gelsin ve bunları either ... or ... ile bağlayın: The room is ____.
Cevabı göster
either too hot or too cold
a loss of control: kontrolsüz olma durumunu adlandırmak
Burada a loss of control, bir duyguyu, tepkiyi veya durumu artık yönetememe hâlini ya da hissini anlatır. Loss, kaybolan bir nesne anlamına gelmez; kontrolün ortadan kalkmasını adlandırır. İfadenin tamamı feels like sonrasında kullanılan bir isim öbeğidir. Birinin lose control yaptığını doğrudan söylemek yerine, kontrolsüz olmayı bir deneyim veya durum olarak ele alır.
Alıştırma
Loss sözcüğü etrafında kurulan ve cümleyi doğal biçimde tamamlayan isim öbeğini seçin: The sudden panic caused ____.
- a loss of control
- lose control
- losing control
Cevabı göster
a loss of control
So emotional tears are sent in to stabilize the mood as quickly as possible, Notlar
2:55Bu yüzden duygusal gözyaşları, ruh halini olabildiğince çabuk dengelemek için gönderilir,
tears are sent in: müdahaleyi anlatan edilgen send in
Are sent in, send in fiilinin edilgen biçimidir. Send in, bir kişiyi, ekibi veya kaynağı bir duruma müdahale edip onunla ilgilenmesi için göndermek anlamına gelir; edilgen yapı, harekete geçirilen kaynak olarak gözyaşlarına odaklanır. Buradaki ifade, duygusal gözyaşlarını ruh hâlini dengelemek için gönderilen acil destek gibi kişileştirir. Gözyaşlarının gerçekten bir odaya taşınmasını değil, yardımcı olan bir vücut sürecinin devreye girmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi send in fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: When the hikers were reported missing, a rescue team was ____ to search the valley.
Cevabı göster
sent in
as quickly as possible: as + zarf + as possible kalıbı
Burada as quickly as possible, 'o durumda uygulanabilir olan en yüksek hızda' anlamına gelir. Quickly, stabilize fiilini niteler; bu yüzden ifade, ruh hâlinin ne kadar hızlı dengelenmesinin amaçlandığını gösterir. Kalıp as + zarf + as possible şeklindedir. Zarfın belirttiği niteliği, koşulların izin verdiği en yüksek dereceye çıkarır. İki as de korunmalıdır: as carefully as possible, as quietly as possible.
Alıştırma
Quickly sözcüğünü as ... as possible kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The technician fixed the leak ____.
Cevabı göster
as quickly as possible
along with other physical reactions such as an increased heart rate and slower breathing. Kalıp ifadeler
3:01artan kalp atış hızı ve yavaşlayan solunum gibi diğer fiziksel reaksiyonlarla birlikte.
along with: eşlik eden bilgi eklemek
Along with, 'birlikte' veya 'ek olarak' anlamına gelir. Bu bölümde, duygusal gözyaşlarıyla birlikte ortaya çıkan diğer fiziksel tepkileri ekler. Along with öncesindeki öge ana bilgi olarak kalırken ardından gelen ad öbeği eşlik eden veya ek bilgiyi verir. Yapı along with + ad öbeği şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle along with ifadesini doğru kullanır ve The guide ögesini ana özne olarak korur?
- The guide, along with two visitors, are waiting outside.
- The guide and two visitors is waiting outside.
- The guide, along with two visitors, is waiting outside.
Cevabı göster
The guide, along with two visitors, is waiting outside.
But scientists still aren't sure exactly how or why the tears themselves are helpful. Dilbilgisi
3:05Ancak bilim insanları, gözyaşlarının kendisinin tam olarak nasıl veya neden faydalı olduğundan hala emin değiller.
still aren't sure exactly how or why: dolaylı sorularda sözcük dizilişi
aren't sure ifadesinden sonra gelen how or why dolaylı bir soru başlatır ve bilim insanlarının bilmediği bilgiyi gösterir. Yan cümle düz cümle dizilişini korur: the tears themselves are helpful denir, are the tears themselves helpful denmez. still belirsizliğin hâlâ sürdüğünü, exactly ise kesin mekanizmanın veya nedenin bilinmediğini vurgular. don't know ve wonder gibi ifadelerden sonra gelen dolaylı sorularda da aynı diziliş kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede dolaylı soru için doğru sözcük dizilişi kullanılmıştır?
- Researchers aren't sure exactly why the battery overheats.
- Researchers aren't sure exactly why does the battery overheat.
- Researchers aren't sure exactly why is the battery overheating.
Cevabı göster
Researchers aren't sure exactly why the battery overheats.
They may be a social mechanism to elicit sympathy or show submission. Kelime
3:11Sempati uyandırmak veya teslimiyet göstermek için sosyal bir mekanizma olabilirler.
to elicit sympathy or show submission: sosyal davranışla ilgili resmî sözcükler
to elicit sympathy or show submission ifadesi, sosyal mekanizmanın olası bir işlevini açıklar. Elicit sympathy, başkalarında acıma veya merhamet duygusu uyandırmak demektir; elicit bir tepkinin ortaya çıkmasını sağlama fikrini vurgular. Show submission, genellikle daha güçlü birine karşı geri çekildiğini, boyun eğdiğini veya tehdit oluşturmadığını göstermektir. Burada submission, ödev, başvuru ya da belge teslim etme değil, sosyal davranış anlamındadır.
Alıştırma
Bu bağlamda to elicit sympathy or show submission ne anlama gelir?
- Başkalarının merhamet hissetmesini sağlamak veya boyun eğen bir davranış sergilemek
- Merhameti gizlemek veya başka birinin otoritesine meydan okumak
- Başkalarından merhamet istemek veya bir ödev teslim etmek
Cevabı göster
Başkalarının merhamet hissetmesini sağlamak veya boyun eğen bir davranış sergilemek
But some studies have also found that emotional tears contain higher levels of stress hormones, Notlar
3:16Fakat bazı çalışmalar, duygusal gözyaşlarının daha yüksek düzeyde stres hormonları içerdiğini de bulmuştur,
But some studies have also found that: ek araştırma kanıtı sunmak
Bu cümlede some studies have also found that araştırmalardan elde edilen kanıtları sunar. Some, iddiayı mevcut araştırmaların bir bölümüyle sınırlar; studies araştırma çalışmalarını ifade eder ve that belirli bulguyu tanıtır. Have found geçmişteki araştırma sonuçlarını güncel tartışmaya bağlar. But önceki fikirle karşıtlık kurarken also bu bulgunun ek bir kanıt olduğunu gösterir. Bu kalıp, sonraki bilgiyi tartışmasız bir gerçek olarak sunmak yerine ona ne kadar ağırlık verilmesi gerektiğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle sınırlı sayıdaki araştırmadan elde edilen bir bulguyu temkinli biçimde sunuyor?
- Some students have also found that short naps may improve memory.
- Some studies have also found that short naps may improve memory.
- All researchers have proved that short naps always improve memory.
Cevabı göster
Some studies have also found that short naps may improve memory.
contain higher levels of stress hormones: ölçülebilir miktarları karşılaştırmak
Contain higher levels of stress hormones, gözyaşlarında bu hormonların ölçülen miktarının veya yoğunluğunun daha fazla olduğu anlamına gelir. Burada levels katları veya dereceleri değil, ölçülebilir miktarları ifade eder. Higher karşılaştırma bildirdiğinden, bu yan cümlede belirtilmese bile başka bir örnek, durum veya temel değerle karşılaştırma yapılmasını gerektirir. contain higher levels of + isim kalıbı ölçülebilir maddeler için yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle su örneğinde kontrol örneğinden daha fazla kurşun bulunduğunu doğru şekilde ifade ediyor?
- The water sample contains higher levels of lead than the control sample.
- The water sample contains high levels of lead than the control sample.
- The control sample contains higher levels of lead than the water sample.
Cevabı göster
The water sample contains higher levels of lead than the control sample.
enkephalin, an endorphin and natural painkiller: açıklayıcı eşleme
ACTH ve enkephalin, bir listede verilen örneklerdir. Virgülden sonraki an endorphin and natural painkiller isim öbeği açıklayıcı bir eşleme, yani appositive yapısıdır: hemen önündeki enkephalin'i başka bir ifadeyle adlandırır ve kısaca açıklar. Bu öbeği listede yer alan bir ya da iki yeni madde olarak değil, enkephalin hakkında ek bilgi olarak okuyun. Teknik ad, virgül ve kısa isim öbeği açıklaması biçimindeki bu yapı bilimsel anlatımda yaygındır.
Alıştırma
Asıl cümlede an endorphin and natural painkiller neyi açıklıyor?
- enkephalin
- Adı verilen iki maddeden ayrı üçüncü bir madde
- Yalnızca ACTH
Cevabı göster
enkephalin
In this case: genel bir açıklamadan belirli bir örneğe dönmek
In this case, şu anda ele alınan belirli durumda anlamına gelen bir söylem işaretidir. Ardından gelen ifadenin kapsamını daraltır ve genel bir açıklamadan mevcut örneğe, burada Iris'in durumuna, geri dönüldüğünü gösterir. Burada case, durum ya da örnek olay anlamındadır. Hukuki bir dava anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşmacı yazıcıların genel olarak nasıl çalıştığını açıkladıktan sonra önündeki belirli yazıcıya dönüyor. Bu geçişi en iyi hangi cümle yapar?
- In this case, replacing the cable fixed the problem.
- In general, printers use ink or toner.
- In the court case, the cable was evidence.
Cevabı göster
In this case, replacing the cable fixed the problem.
emotional tears are also directly calming Iris down, Öbek fiiller
3:27duygusal gözyaşları aynı zamanda İris'i doğrudan sakinleştiriyor,
directly calming Iris down: Iris'i sakinleştirmek
Calm someone down, bir kişinin üzüntüsünü, korkusunu, öfkesini veya heyecanını azaltıp onu sakinleştirmek demektir. Burada calm bir fiildir, Iris onun nesnesidir ve down duygunun şiddetinin azaldığını anlatır. Directly, bu etkiyi doğrudan gözyaşlarının kendisinin oluşturduğunu belirtir. Are calming ise değişimi devam eden bir süreç olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi calm down ifadesinin geçişli biçimiyle tamamlayın: The nurse spoke softly to ____ the frightened child ____.
Cevabı göster
calm · down
as well as signaling her emotional state to others. Kalıp ifadeler
3:30ve duygusal durumunu başkalarına işaret ediyor.
as well as: ikinci bir eylem eklemek
Burada as well as, 've ayrıca' anlamına gelir. Iris'i sakinleştirme eylemine, onun duygusal durumunu başkalarına bildirme eylemini ekler. Genellikle ilk eylem daha çok öne çıkar, ancak eklenen eylem de anlamlı bir bilgidir. İki eylem birbiriyle uyumlu -ing biçimleri kullanır: calming ... as well as signaling. As well as bu kalıpta eylemleri bağladığında, biçimleri paralel tutmak ilişkiyi anlamayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Hangi cümlede as well as 've ayrıca' anlamında kullanılmıştır?
- Nora paints as well as her teacher does.
- The club offers art classes as well as music lessons.
- The bus arrived as quickly as the train.
Cevabı göster
The club offers art classes as well as music lessons.
Sorry things didn't work out with Onion, Iris. Öbek fiiller
3:33Soğan ile işlerin yürümemesine üzüldüm, İris.
didn't work out with Onion: başarılı olmayan bir sonuç
things didn't work out with Onion ifadesindeki work out öbek fiili, “başarılı şekilde gelişmek veya iyi sonuçlanmak” anlamına gelir. Olumsuz biçim, Onion’la ilgili durumun veya ilişkinin başarılı bir sonucu olmadığını anlatır. Arkasından bir kişi geldiğinde things didn't work out with someone, kişisel veya romantik bir ilişkinin yürümediğini çoğunlukla dolaylı biçimde anlatır. Kimin bitirdiğini veya neden bittiğini söylemeden sonuca odaklanır. Buradaki work out, “egzersiz yapmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Alex’le ilişkinin başarılı olmadığını, kimin bitirdiğini söylemeden en nazik biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I ended my relationship with Alex.
- Things didn't work out with Alex.
- I worked out with Alex at the gym.
Cevabı göster
Things didn't work out with Alex.
don't worry: birini rahatlatmak
Don't worry dil bilgisi açısından olumsuz bir emir cümlesidir, ancak buradaki temel işlevi karşıdakini rahatlatmaktır: konuşan kişi dinleyenin kaygısını azaltmaya çalışır. But, bu rahatlatıcı sözü önceki hayal kırıklığı yaratan habere bağlar ve daha umutlu bir yöne geçileceğini gösterir. Genellikle sert bir emir değildir. Destekleyici kullanımda ses tonu ile ardından gelen bir neden, çözüm veya yardım teklifi, ifadenin rahatlatıcı duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız belgenin kaybolmuş olabileceğinden endişeli, ancak yedek kopyanın bulunduğunu biliyorsunuz. Hangi cevap doğal biçimde rahatlatır?
- Don't worry. Your problem is silly.
- Don't worry—I've saved a backup copy.
- Stop talking about the file.
Cevabı göster
Don't worry—I've saved a backup copy.
As long as you have all three kinds of tears working to keep you balanced and healthy, Dilbilgisi
3:37Seni dengede ve sağlıklı tutmak için çalışan bu üç çeşit gözyaşına sahip olduğun sürece,
As long as: yeterli bir koşul belirtmek
As long as burada bir koşul başlatır ve “... olduğu sürece” ya da “bu koşul sağlanırsa” anlamına gelir. Ardından gelen yan cümle koşulu, sonraki ana cümle ise sonucu verir. Bu kalıp, koşul sağlandığında sonucun gerçekleşebileceğini belirttiği için teselli, vaat veya kurallarda sık kullanılır. Burada long fiziksel uzunluğu anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as long as “... koşuluyla” anlamında kullanılmıştır?
- The blue ribbon is as long as the red one.
- She waited as long as three hours for the bus.
- As long as you keep the receipt, you can return the jacket.
Cevabı göster
As long as you keep the receipt, you can return the jacket.
will get better: gelecekte iyileşme olacağını belirtmek
Get + sıfat yapısı “hâle gelmek” anlamına gelebilir; bu nedenle get better, daha kötü bir durumdan daha iyi bir duruma geçmek demektir. Burada get, “elde etmek” anlamına gelmez. Will bu değişimi geleceğe yerleştirir. Bu cümlede will get better hem iyileşme olacağını öngörür hem de dinleyeni rahatlatır. Bu ifade sağlık, ruh hâli, beceriler, hava durumu veya genel bir durum için kullanılabilir.
Alıştırma
İyileşme anlamı vermek için cümleyi get + better ile tamamlayın: The first few days may be hard, but things will ____ soon.
Cevabı göster
get better
You'll see. ile gelecekteki sonuca dayanarak güven verme
You'll see. ifadesi, You will see. ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada see yalnızca gözlerle bakmak anlamına gelmez. Daha sonra anlamak veya olacaklardan sonucu öğrenmek anlamına gelir. Rahatlatıcı bir bağlamda konuşan kişi, gelecekteki sonuçları kanıt olarak gösterir. Dinleyen kişi şimdi emin olmayabilir, ancak daha sonra yaşanacaklar söylenenleri açıklığa kavuşturacaktır. Böylece bu kısa cümle teselli ve güven verir.
Alıştırma
You'll see. hangi seçenekte birini rahatlatmak için kullanılmıştır?
- Stand by the window and you'll see the parade.
- Learning to swim takes time, but it will get easier. You'll see.
- Keep laughing at me—you'll see!
Cevabı göster
Learning to swim takes time, but it will get easier. You'll see.