Neden ağlarız? Üç gözyaşı türü - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
549 kelime 173 kel/dk

Video özeti: Iris ile Onion’ın öyküsü üzerinden bazal, refleks ve duygusal gözyaşlarının birbirinden nasıl ayrıldığı, her birini neyin tetiklediği ve bu üç türün gözü koruma, tahriş edici maddeleri uzaklaştırma ve duyguları düzenleme işlevleri açıklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. basal tears — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Gözü nemlendirmek ve korumak için sürekli üretilen gözyaşlarını belirten bu temel bilimsel terimi anlayarak videodaki refleks ve duygusal gözyaşı karşılaştırmasını doğru biçimde takip edebilirsiniz. 2. converting the sulfoxides / into sulfenic acid, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Kimyasal süreç anlatımında kullanılan convert ... into ... kalıbını tanıyabilir; bir maddenin, malzemenin, sürecin veya soyut durumun başka bir şeye dönüşmesini anlatırken kullanabilirsiniz. 3. directly calming Iris down, — Deyimsel fiiller: calm ... down ifadesinin birinin duygusal ya da fiziksel yoğunluğunu azaltmak anlamına geldiğini kavrayabilir; bir kişi, eylem veya biyolojik tepkinin birini yeniden sakinleştirmesini doğal biçimde anlatabilirsiniz.

Bu derste

Our story is about a girl named Iris. Dilbilgisi

0:07

Hikayemiz İris adında bir kız hakkında.

Dilbilgisi

named Iris: named + ad ile birini tanıtmak

Named Iris, a girl ifadesinden sonra gelir ve kızın adını belirtir. Buradaki named geçmiş zaman ortacıdır; bu nedenle ifade girl sözcüğünü kısaca niteleyen bir öbek görevi görür. Iris’in birine ad verdiği anlamına gelmez. İnsanların, hayvanların, yerlerin veya nesnelerin adını belirtmek için isim + named + ad kalıbını kullanabilirsin. A girl named Iris, a girl who is named Iris ifadesinin daha kısa biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi named + verilen ad ile tamamla: We adopted a kitten ____. Luna adını kullan.

Cevabı göster

named Luna

Iris is very sensitive.

0:10

İris çok hassastır.

So much that she is always in tears. Dilbilgisi

0:13

O kadar ki, her zaman gözyaşları içindedir.

Dilbilgisi

So much that: dereceye gönderme yapıp sonucu açıklamak

So much that, önceki cümlede belirtilen güçlü dereceye gönderme yapar ve bu derecenin sonucunu açıklar. Burada Iris’in sürekli gözyaşları içinde kalacak kadar hassas olduğu anlamına gelir. Buradaki So much that... kısaltılmış bir devam ifadesidir; tek başına tamamlanmış bağımsız bir cümle değildir. Tam biçim, özelliği doğrudan belirtir: She is so sensitive that she is always in tears.

Alıştırma

“Lena hated storms. So much that she hid whenever thunder began,” şeklindeki iki cümlede So much that ne işe yarar?

  1. Lena’nın gördüğü fırtınaların sayısını belirtir.
  2. Konuyu Lena’nın duygularından ilgisiz bir olaya geçirir.
  3. Lena’nın fırtınalardan ne kadar nefret ettiğine gönderme yapar ve sonucu açıklar.
Cevabı göster

Lena’nın fırtınalardan ne kadar nefret ettiğine gönderme yapar ve sonucu açıklar.

She cries when she's sad,

0:17

Üzgün olduğunda ağlar,

when she's happy,

0:20

mutlu olduğunda,

and even tears up when things just get to her. Notlar

0:23

ve hatta bir şeyler ona biraz dokunduğunda bile gözleri dolar.

Öbek fiiller

tears up: gözleri yaşarmaya başlar

Burada tears up, “gözleri yaşarmaya başlar” ya da “neredeyse ağlayacak olur” demektir. Bu ifade duygusal bir tepkinin başlangıcını anlatır; kişinin yüksek sesle veya uzun süre ağladığı anlamına gelmez. Özne she olduğu için tear up öbek fiili geniş zamanda tears up biçimini alır. when things just get to her yan cümlesi duygusal bir bağlam verir; dolayısıyla burada “parçalara ayırarak yırtmak” anlamı yoktur.

Alıştırma

“Maya teared up when the team thanked her,” cümlesinde Maya’ya ne oldu?

  1. Takımdan uzaklaştı.
  2. Teşekkür kartını parçalara ayırarak yırttı.
  3. Gözleri yaşarmaya başladı.
Cevabı göster

Gözleri yaşarmaya başladı.

Deyimler

get to her: onu duygusal olarak etkilemek

Bu cümlede get to her, “onu üzecek veya bunaltacak kadar duygusal olarak etkilemek” demektir. Things baskıya neden olan şeyi, her ise bu etkiyi hisseden kişiyi belirtir. Bu kullanım get to + person yapısını izler. Kişi değişebilir: get to me, get to him veya get to them. Burada fiziksel olarak birinin yanına ulaşmak anlatılmaz.

Alıştırma

“Sizi duygusal olarak etkilemek” anlamını vermek için cümleyi get to + person ile tamamlayın: Try not to let rude comments ____.

Cevabı göster

get to you

She has special lacrimal glands to make new tears Kelime

0:28

Yeni gözyaşları üretmek için özel gözyaşı bezleri

Kelime

Lacrimal glands: gözyaşı üreten bezler

lacrimal glands, gözyaşı üreten bezlerin İngilizce anatomik adıdır. Lacrimal “gözyaşıyla ilgili” demektir; bu nedenle glands sözcüğünü belirli bir bez türüyle sınırlar. Bu cümlede isim öbeği, yeni gözyaşı üreten vücut bölümünü adlandırır. Lacrimal sözcüğünün glands sözcüğünü nitelediği lacrimal glands ifadesini tek bir teknik terim olarak anlayın.

Alıştırma

Cümleyi bu notta öğretilen anatomik terimle tamamlayın: The ____ produce tears that keep the eye moist.

Cevabı göster

lacrimal glands

and special tubes called lacrimal puncta to drain old ones away. Notlar

0:31

ve eski gözyaşlarını uzaklaştırmak için gözyaşı noktası adı verilen özel tüpleri vardır.

Kelime

Lacrimal puncta: gözyaşını tahliye eden küçük açıklıklar

Lacrimal puncta, göz kapaklarının iç kenarlarına yakın küçük açıklıklardır. Gözyaşı, küçük drenaj kanallarına geçmeden önce bu açıklıklara girer. Lacrimal “gözyaşıyla ilgili” demektir; puncta ise punctum sözcüğünün çoğuludur. Bu cümlede ifade, eski gözyaşının tahliye edilmesine yardımcı olan giriş noktalarını adlandırır. Bunlar drenaj açıklıklarıdır, gözyaşı üreten bezler değildir.

Alıştırma

Hangi açıklama lacrimal puncta ifadesine uyar?

  1. Gözyaşının drenaj sistemine girmesini sağlayan küçük açıklıklar
  2. Göz kapaklarını kapatan kaslar
  3. Yeni gözyaşı üreten bezler
Cevabı göster

Gözyaşının drenaj sistemine girmesini sağlayan küçük açıklıklar

Öbek fiiller

drain old ones away: sıvıyı uzaklaştırmak

drain old ones away ifadesinde drain, sıvının akıp çıkmasını sağlamak ya da sıvıyı boşaltmak anlamına gelir; away ise sıvının ilk bulunduğu yerden uzaklaştığını vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp drain + sıvı + away şeklindedir. Burada ones, daha önce geçen çoğul tears adının yerini tutar. Bu nedenle old ones, old tears anlamındadır; farklı nesneleri anlatmaz.

Alıştırma

Sıvıyı uzaklaştırma anlamını vermek için cümleyi drain ile tamamlayın: The pipe helps ____ rainwater away from the roof.

Cevabı göster

drain

And she cries so much that she goes through 10 oz of tears per day, Öbek fiiller

0:36

O kadar çok ağlar ki, günde 10 ons (yaklaşık 300 ml) gözyaşı tüketir,

Öbek fiiller

goes through 10 oz of tears: belirli bir miktarı tüketmek

she goes through 10 oz of tears ifadesinde go through, bir şeyin içinden geçmek değil, belirli bir miktarı kullanmak veya tüketmek anlamına gelir. 10 oz of tears miktar ifadesi ne kadar kullanıldığını, per day ise zaman aralığını belirtir. Bu kullanım çoğu zaman miktarın ya da hızın büyük, yüksek veya şaşırtıcı görünmesini sağlar. Bu cümledeki miktar, onun ne kadar ağladığını abartılı biçimde anlatır.

Alıştırma

“Kullanır” anlamını vermek için go through ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: Our family ____ two cartons of milk every week.

Cevabı göster

goes through

30 gal a year.

0:41

yılda ise tam 30 galon.

In fact, if you look closely, Notlar

0:43

Aslında, yakından bakarsanız,

Anlatım akışı

In fact: önceki bir düşünceyi somut bir ayrıntıyla güçlendirmek

In fact bir söylem belirtecidir: Sonraki bilginin daha önce söyleneni doğrulayacağını, güçlendireceğini veya bazen düzelteceğini gösterir. Bu cümlede anlatımı genel bir düşünceden, dikkatlice bakılarak doğrulanabilecek daha somut bir ayrıntıya taşır. In fact ifadesini duyduğunuzda veya okuduğunuzda, sonraki ifadeyi ilgisiz ve yeni bir konu olarak değil, önceki düşünceyi daha güçlü bir gerçekle destekleyen bilgi olarak anlayın.

Alıştırma

En uygun söylem belirtecini seçin: Mia thought the box was empty. ____, a small key was hidden under the paper.

  1. For example
  2. Meanwhile
  3. In fact
Cevabı göster

In fact

you'll see that she's crying a little bit all the time.

0:45

onun her zaman birazcık ağladığını görebilirsiniz.

Dilbilgisi

if you look closely, you'll see that...: dikkatli gözleme yönlendirmek

Öncesindeki if ile birlikte vurgulanan sözcükler, gözleme yönlendiren kullanışlı bir kalıp oluşturur: if you look closely, you'll see that something is true. if yan cümlesi eylemi belirtmek için geniş zaman kullanır; sonuç cümlesi ise dikkatli bakmanın neyi ortaya çıkaracağını söylemek için you'll içinde kısaltılan will yapısını kullanır. Burada bu kalıp bir uyarı değildir. Dinleyenin dikkatini küçük ve kolayca gözden kaçabilecek bir ayrıntıya yöneltir. Aynı kalıp resimleri, nesneleri, gösterimleri veya metinleri açıklarken de kullanılabilir.

Alıştırma

Gözleme yönlendiren kalıbı look closely ve see ile tamamlayın: If you ____, you'll ____ a tiny scratch beside the button.

Cevabı göster

look closely · see

The basal tears that Iris constantly produces form a thin coating of three layers Notlar

0:50

İris'in sürekli ürettiği bazal gözyaşları, üç katmandan oluşan ince bir kaplama oluşturur

Dilbilgisi

The basal tears that Iris constantly produces form: ana cümlenin fiilini bulma

Ana cümlenin temel yapısı The basal tears form a thin coating. şeklindedir. Öznenin merkezindeki sözcük tears, ana cümlenin fiili ise form sözcüğüdür. that Iris constantly produces ilgi cümleciği, öznenin tamamının içinde yer alır ve hangi gözyaşlarından söz edildiğini belirtir. Produces bu ilgi cümleciğinin fiilidir; ana cümlenin fiili değildir. Uzun bir bilim cümlesinde ilgi cümleciğini geçici olarak atlayarak öznenin merkezindeki sözcüğü ana fiile bağlayabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle örnekle aynı özne + ilgi cümleciği + ana fiil yapısına sahiptir?

  1. The cells that line the stomach produce mucus.
  2. The cells line the stomach and produce mucus.
  3. The stomach produces mucus that protects its lining.
Cevabı göster

The cells that line the stomach produce mucus.

Kelime

basal tears: gözü her gün koruyan bazal gözyaşları

Basal tears, kişi ağlamadığında bile göz yüzeyini nemli, pürüzsüz ve korunaklı tutan, sürekli olarak az miktarda üretilen bazal gözyaşlarıdır. Bu ifadede basal, bir gözyaşı türünün teknik adıdır; yalnızca sıradan veya basit anlamına gelen genel bir sıfat değildir.

Alıştırma

Normalde göz kırpmalar arasında göz yüzeyini nemli tutan gözyaşı türü hangisidir?

  1. emotional tears
  2. basal tears
  3. reflex tears
Cevabı göster

basal tears

that cover her and keep dirt and debris away. Kalıp ifadeler

0:55

ve bu tabaka onu kaplayarak kir ve kalıntıları uzak tutar.

Kalıp ifadeler

keep dirt and debris away: keep + nesne + away yapısı

keep + nesne + away yapısında nesne, engellenen şeyi; away ise sonucu, yani o şeyin uzakta kalmasını gösterir. Burada koruyucu tabaka kir ve kalıntıların Iris’e ulaşmasını engeller. Korunan şey belliyse keep X away kullanılır. Onu açıkça belirtmek gerektiğinde keep dust away from the lens örneğindeki gibi from Y eklenir.

Alıştırma

Cümleyi keep ... away ile tamamla: The net helps ____ birds ____ from the fruit.

Cevabı göster

keep · away

Right next to Iris is the mucus layer, Dilbilgisi

0:58

İris'in hemen yanında bulunan mukus tabakası,

Dilbilgisi

Right next to Iris is the mucus layer: yeri öne alan sıra

Right next to Iris is the mucus layer cümlesi yer bildiren ifadeyi başa alır, ardından tanıtılan isim öbeğinden önce is kullanır. Özne the mucus layer’dır; Right next to Iris yalnızca konumu belirtir. Normal sıra The mucus layer is right next to Iris şeklindedir. Yeri öne alan sıra, dinleyicinin dikkatini önce bir konuma yöneltir ve ardından oradaki yeni şeyi tanıtır. Bu nedenle şemalarda ve mekân betimlemelerinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Yeni bir nesneyi tanıtmak için yeri öne alan yapıyı doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Beside the entrance is it.
  2. Beside the entrance is a small desk.
  3. Beside the entrance a small desk is.
Cevabı göster

Beside the entrance is a small desk.

which keeps the whole thing fastened to her. Kalıp ifadeler

1:01

tüm bu yapının ona sıkıca tutunmasını sağlar.

Kalıp ifadeler

Keep + nesne + fastened ile bir durumu sürdürmek

keep + nesne + geçmiş ortaç/sıfat yapısında keep, bir şeyi belirli bir durumda tutmak anlamına gelir. Burada the whole thing, az önce anlatılan gözyaşı filmi yapısını; fastened to her ise bu yapının devam eden durumunu belirtir. Fastened ayrı bir geçmiş eylemi anlatmaz. Temel fiil keeps'tir; fastened, keep fiilinden sonra nesnenin durumunu açıklar. Bir şey başka bir şeyi bağlı, kapalı veya bağlantılı durumda tuttuğunda bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Devam eden bir durumu göstermek için cümleyi keep ve fasten fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The clips ____ the poster ____ to the board.

Cevabı göster

keep · fastened

On top of it is the aqueous layer, Kalıp ifadeler

1:03

Bunun üzerinde ise aköz (su) tabakası vardır,

Kalıp ifadeler

On top of it ile fiziksel olarak üstteki tabakayı belirtmek

On top of it fiziksel bir konum belirtir: bir şeyin üstündeki katmanda veya doğrudan onun üzerinde. Burada it, daha önce anlatılan mukus tabakasını belirtir; dolayısıyla ifade sulu tabakayı mukus tabakasının üzerine yerleştirir. Cümle önce On top of it is ... diyerek konumu verir, ardından tabakanın adını söyler. Bu sıra, üst üste duran nesneleri veya katmanlı bir şemayı konum konum açıklamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bir şema, kırmızı tabakanın üzerinde mavi bir tabaka gösteriyor. Bu fiziksel konumu hangi cümle açıkça ifade eder?

  1. On top of that, the blue layer is easy to see.
  2. The blue layer is important as well.
  3. On top of it is the blue layer.
Cevabı göster

On top of it is the blue layer.

which keeps Iris hydrated, Dilbilgisi

1:06

bu tabaka İris'i nemli tutar,

repels invasive bacteria,

1:07

istilacı bakterileri püskürtür,

and protects her skin or cornea from damage.

1:09

ve cildini veya korneasını hasardan korur.

Dilbilgisi

which keeps..., repels..., and protects...: bir özne, üç işlev

Bu ilgi tümceciğinde which, daha önce geçen aqueous layer'a, yani sulu tabakaya gönderme yapar. Which; keeps, repels ve protects fiillerinin ortak öznesidir. Bu yüzden üç eylem de aynı tabakanın ne yaptığını anlatır. Virgüllerle ayrılan fiiller tek bir sıralı yapı oluşturur ve son öğeden önce and gelir. Bu kalıp, açıklayıcı bir metinde özneyi tekrarlamadan bir varlığın birden fazla işlevini sıralamayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede which, tek bir nesneyi anlatan sıralanmış üç fiilin ortak öznesidir?

  1. The filter, which catches dust, odors are reduced, and improves airflow, is easy to replace.
  2. The filter, which catching dust, reduces odors, and improved airflow, is easy to replace.
  3. The filter, which catches dust, reduces odors, and improves airflow, is easy to replace.
Cevabı göster

The filter, which catches dust, reduces odors, and improves airflow, is easy to replace.

And finally, there is the lipid layer,

1:13

Ve son olarak, lipit tabakası bulunur;

an oily outer film that keeps the surface smooth for Iris to see through Notlar

1:15

bu, İris'in görebilmesi için yüzeyi pürüzsüz tutan yağlı bir dış zardır

Kelime

an oily outer film: lipid layer için gündelik bir açıklama

An oily outer film, teknik terim lipid layer'ı gündelik sözcüklerle yeniden ifade eder. İki ad öbeği de aynı tabakayı adlandırır; ikinci öbek başka bir nesne sunmaz. Bu tür eş görevli açıklamada, daha basit bir ad öbeği teknik adın yanına konarak onu açıklar. Burada film ince bir örtüyü, oily yağlı olma özelliğini, outer ise dış taraftaki konumu belirtir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "The lipid layer, an oily outer film, helps keep the eye's surface smooth." Burada "an oily outer film" ne işe yarıyor?

  1. Tamamen ayrı bir nesneyi adlandırır.
  2. Teknik terimi gündelik sözcüklerle yeniden ifade eder.
  3. Eylemin ne zaman gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster

Teknik terimi gündelik sözcüklerle yeniden ifade eder.

Kalıp ifadeler

keeps the surface smooth for Iris to see: keep + nesne + sıfat + for someone to do

Keep + nesne + sıfat, bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Burada keeps the surface smooth, yağlı tabakanın yüzeyin pürüzsüz kalmasını sağladığını anlatır. For Iris to see, bu durumdan kimin yararlandığını ve pürüzsüz yüzeyin hangi eylemi mümkün kıldığını gösterir. Vurgulanan sözlerin hemen ardından gelen through ile tam anlam, Iris’in yüzeyin içinden görebilmesidir. See through burada gerçek anlamıyla “içinden görmek”tir; bir hilenin ardındaki gerçeği anlamak anlamındaki deyim değildir.

Alıştırma

Keep, warm ve enjoy sözcüklerini doğru biçimlerde kullanarak hedef yapıyı tamamlayın: The heated display case ____ the food ____ for guests ____.

Cevabı göster

keeps · warm · to enjoy

and prevents the other layers from evaporating. Dilbilgisi

1:20

ve diğer tabakaların buharlaşmasını engeller.

Dilbilgisi

prevents the other layers from evaporating: prevent + nesne + from -ing

Prevent + nesne + from + -ing, bir eylemin veya değişimin gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. Burada the other layers, yağlı dış tabakanın koruduğu katmanlardır; evaporating ise onun engellediği değişimdir. Standart Amerikan İngilizcesinde -ing biçiminden önce from korunur: prevent the layers from evaporating. Bu anlam için prevent the layers to evaporate örneğindeki gibi nesne + to mastarı kullanılmaz.

Alıştırma

Fog sözcüğünü ve prevent + nesne + from -ing yapısını kullanarak cümleyi tam iki İngilizce sözcükle tamamlayın: The coating prevents the lens ____.

Cevabı göster

from fogging

Normally, Iris goes about her day without really noticing the basal tears doing their thing. Notlar

1:23

Normalde İris gününü, bazal gözyaşlarının görevini yaptığını fark etmeden geçirir.

Kalıp ifadeler

goes about her day without: bir şeyi yapmadan gününe olağan biçimde devam etmek

goes about her day ifadesinde go about, sıradan etkinlikleri sürdürmek anlamına gelir. Bu ifade, Iris'in gününü her zamanki gibi geçirmesini anlatır; bir günün etrafında hareket etmek anlamına gelmez. Burada without sözcüğünden sonra -ing biçimindeki noticing gelir. Tekrar kullanılabilen kalıp go about one's day without doing something şeklindedir: bir şeyi yapmadan veya fark etmeden olağan etkinliklere devam etmek.

Alıştırma

Cümleyi go about one's day ve without + -ing kullanarak tamamlayın: Even when the internet was down, Ava ____ her day ____ checking social media.

Cevabı göster

went about · without

Deyimler

tears doing their thing: beklendiği gibi işlev görmek

Buradaki their, basal tears ifadesine gönderme yapar. Doing their thing, gözyaşlarının normal işlevini yerine getirdiği anlamına gelir; bir planları veya niyetleri olduğu anlamına gelmez. Do one's thing, esnek ve gündelik bir ifadedir. İnsanlarla kullanıldığında kişinin alıştığı ya da tercih ettiği şekilde davranması anlamına gelebilir; makineler, vücut bölümleri veya doğal süreçlerle kullanıldığında çoğu zaman beklendiği gibi çalışmak demektir. Bu cümlede ikinci kullanım vardır ve hafif bir kişileştirme yaratır.

Alıştırma

Cümleyi okuyun ve doing its thing ifadesinin anlamını seçin: The backup pump is quietly doing its thing.

  1. Çalışmayı durdurdu.
  2. Kendisi için yeni bir iş seçti.
  3. Normal şekilde çalışıyor.
Cevabı göster

Normal şekilde çalışıyor.

That's kind of their whole point. Ton ve niyet

1:28

Zaten onların asıl amacı da budur.

Ton ve niyet

That's kind of their whole point: amacı yumuşatarak özetleme

That's kind of their whole point cümlesinde their, bazal gözyaşlarını; the whole point ise onların temel amacını ifade eder. Konuşan kişi, az önce açıklanan işlevin bazal gözyaşlarının var olma nedeni olduğunu özetler. Buradaki kind of, “bir tür” anlamındaki bir isim öbeği değil, ifadeyi yumuşatan gündelik bir sözdür. Güçlü bir özet olan That's their whole point ifadesini daha rahat ve biraz daha az kesin gösterir, ancak temel sonucu değiştirmez.

Alıştırma

That's kind of their whole point cümlesinde kind of ne yapar?

  1. Konuşan kişinin onların amacını bilmediğini gösterir.
  2. Bazal gözyaşlarını bir point türü olarak sınıflandırır.
  3. İfadeyi daha yumuşak ve gündelik hâle getirir.
Cevabı göster

İfadeyi daha yumuşak ve gündelik hâle getirir.

But one day she meets a girl named Onion. Anlatım akışı

1:30

Ancak bir gün, Soğan adında bir kızla tanışır.

Anlatım akışı

But one day: hikâyede bir dönüm noktası başlatma

But one day bir hikâye geçişidir. But, daha önce anlatılan durumdan veya rutinden bir kopuş olduğunu gösterir; one day ise hikâyeyi yeni bir şeyin gerçekleştiği, tarihi belirtilmeyen bir güne taşır. Bu sözcükler birlikte hikâyedeki bilgiyi düzenler: arka plan aşamasını kapatır ve yeni bir gelişmeyi başlatan olayı açarlar. Bu cümlede Onion ile tanışmak o olaydır.

Alıştırma

Bir hikâye önce “Every afternoon was the same.” diyor. Yeni bir gelişme başlatmak için But one day ifadesini en iyi kullanan sonraki cümle hangisidir?

  1. Each day, the clock chimed at noon.
  2. But one day, a letter with no return address arrived.
  3. The routine continued exactly as before.
Cevabı göster

But one day, a letter with no return address arrived.

Iris is immediately smitten. Kelime

1:33

İris hemen vurulur.

Kelime

immediately smitten: ani romantik çekim

Bu cümlede smitten, birine karşı güçlü ve ani bir çekim hissetmek anlamına gelir ve genellikle romantik bir anlam taşır. Immediately, Iris'in duygularının hemen başladığını gösterir. Smitten, Iris'in durumunu anlatmak için be fiilinden sonra kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Çekime neden olan kişiyi belirtmek gerektiğinde be smitten with/by someone kullanılır; kişi bağlamdan belliyse ifade smitten ile bitebilir. Burada fiziksel olarak vurulmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘birine karşı güçlü ve romantik bir çekim hissediyordu’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After their first date, Nina ____ Alex.

Cevabı göster

was smitten with

Onion looks gorgeous in her bright purple jacket, Dilbilgisi

1:35

Soğan, parlak mor ceketi içinde muhteşem görünmektedir,

and she smells terrific.

1:37

ve harika kokmaktadır.

Dilbilgisi

looks gorgeous ... she smells terrific: duyu bildiren bağ fiilleri + sıfatlar

Look ve smell burada bağ fiili olarak kullanılır. Her biri özneyi, öznenin bıraktığı izlenimi anlatan bir sıfata bağlar: looks gorgeous Onion'ın görünüşünü, smells terrific ise kokusunu anlatır. Özne + duyu bildiren bağ fiili + sıfat yapısını kullanın. Gorgeous ve terrific, bakma ya da koklama eyleminin nasıl yapıldığını değil Onion'ı anlatır; bu yüzden gorgeously veya terrifically gibi zarflar bu anlama uymaz. Sound, feel ve taste de aynı şekilde kullanılabilir.

Alıştırma

Parantezdeki sözcüğün doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The soup smells ____. (wonderful)

Cevabı göster

wonderful

So Iris invites Onion to her house for dinner. Kalıp ifadeler

1:39

Bu yüzden İris, Soğan'ı akşam yemeği için evine davet eder.

Kalıp ifadeler

invite someone to a place for a meal: birini yemek için bir yere davet etmek

Yapı invite + kişi + to + yer + for + etkinlik ya da öğün şeklindedir. Burada Onion davet edilen kişidir; to her house varış yerini, for dinner ise amacı belirtir. Hem yer hem de amaç söylenirken önce kişi gelir, varış yerinden önce to, planlanan etkinlik ya da öğünden önce for kullanılır.

Alıştırma

Varış yerini ve yemek amacını belirten iki edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Nora invited me ____ her apartment ____ lunch.

Cevabı göster

to · for

But when she comes in and takes off her jacket, Öbek fiiller

1:43

Fakat o içeri girip ceketini çıkardığında,

Öbek fiiller

takes off her jacket: üzerindeki giysiyi çıkarmak

Take off bir öbek fiildir. Nesnesi bir giysi olduğunda “çıkarmak” anlamına gelir: takes off her jacket, üzerinde olan ceketi çıkardığı anlamına gelir. her jacket nesnesi, bu anlamı take off ifadesinin bir uçağın yerden ayrılması için kullanılan anlamından ayırır. Onion insan özellikleriyle anlatıldığı için jacket aynı zamanda bir soğanın dış katmanını çağrıştırır. Bu nedenle sıradan ceket çıkarma eylemi, soğanın kabuğunu çıkarma üzerine bir kelime oyununa da dönüşür.

Alıştırma

Take off öbek fiilini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: It is warm inside, so Mia ____ her coat.

Cevabı göster

takes off

something terrible happens.

1:45

korkunç bir şey olur.

You see, Anlatım akışı

1:47

Görüyorsunuz ya,

Anlatım akışı

You see ile açıklama başlatma

Burada You see bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye sırada bir açıklama ya da neden olduğunu bildirir. Yaklaşık olarak “mesele şu ki” veya “şunu anlamalısın” demektir; gözle görmekten söz etmez. Cümlenin başında ardından gelen virgül, bu ifadeyi ana iletiden ayırır. Görevi, dinleyiciyi sonraki bilgiye hazırlamaktır.

Alıştırma

Hangi cümlede You see bir açıklamayı başlatan söylem belirteci olarak kullanılmıştır?

  1. You see, the library closes early on Fridays.
  2. You saw the library close early on Friday.
  3. You see the library from my window.
Cevabı göster

You see, the library closes early on Fridays.

when Onion's jacket is removed, Dilbilgisi

1:47

Soğan'ın ceketi çıkarıldığında

a chemical reaction happens,

1:49

kimyasal bir reaksiyon gerçekleşir,

Dilbilgisi

when ... is removed: süreç anlatımında edilgen yapı

when Onion's jacket is removed ifadesinde jacket, Onion'ın dış kabuğunu eğlenceli biçimde adlandırır. Is removed, geniş zamanın edilgen yapısıdır: is + geçmiş zaman ortacı. Kabuk eyleme maruz kaldığı için odak, onu kimin çıkardığında değil, ona ne olduğundadır. When, sonucu doğuran durumu tanıtır. Süreçleri açıklamak için şu kalıp kullanışlıdır: when + şey + is/are + geçmiş zaman ortacı; ardından ne olduğu açıklanır.

Alıştırma

Cümleyi remove fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: When the safety cover ____, the machine stops automatically.

Cevabı göster

is removed

converting the sulfoxides that made her smell so great Kalıp ifadeler

1:51

onun bu kadar harika kokmasını sağlayan sülfoksitleri

into sulfenic acid,

1:54

sülfenik aside dönüştürür,

Kalıp ifadeler

converting the sulfoxides ... into sulfenic acid: sülfoksitleri sülfenik aside dönüştürmek

Convert A into B, A'nın ilk biçiminden veya durumundan değişerek B olması demektir. Burada A, the sulfoxides; B ise sulfenic acid ifadesidir. -ing biçimindeki converting, kimyasal sürecin açıklamasını sürdürür. That made her smell so great ilgi cümleciği the sulfoxides ifadesini niteler ve A'nın içinde yer alır. Bu yüzden büyük yapı hâlâ converting A into B şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi convert ... into ile tamamlayın: The machine can ____ food waste ____ fuel.

Cevabı göster

convert · into

which then becomes a nasty substance with a long name. Anlatım akışı

1:56

ve bu da daha sonra uzun isimli iğrenç bir maddeye dönüşür.

Anlatım akışı

which then becomes: süreci bir sonraki aşamaya taşımak

Which, önceki cümlecikteki sulfenic acid ifadesine gönderme yapar. Burada soru sormaz; o madde hakkında sıradaki bilgiyi veren bir ilgi cümleciğini başlatır. Then bir sonraki aşamayı gösterir, becomes ise maddenin yeni durumunu tanıtır. Which then becomes, bir aşamanın sonucunu sonraki aşamanın başlangıç noktası yapar; böylece maddenin adı tekrar edilmez.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: The mixture forms a gel, which then becomes firm as it cools. which neye gönderme yapıyor?

  1. Adı belirtilmeyen yeni bir maddeyi tanıtır.
  2. the gel ifadesine gönderme yapar.
  3. firm sözcüğüne gönderme yapar.
Cevabı göster

the gel ifadesine gönderme yapar.

Syn-propanethial S-oxide.

2:00

Sin-propanetiyal S-oksit.

The gas stings Iris, Kelime

2:04

Gaz İris'i yakar,

Kelime

stings Iris: keskin tahriş anlamındaki sting

Burada stings, “keskin, yanıcı bir tahrişe neden olur” demektir. Soğanın çıkardığı gaz Iris'in gözlerini acıtır; burada böcek sokması yoktur. Sting yapısında tahrişin kaynağı özne, etkilenen kişi veya vücut bölümü nesne olabilir: Smoke stings my eyes. Fiil hissin kendisini de anlatabilir: My eyes sting.

Alıştırma

Dumanın konuşanın gözlerinde keskin bir tahrişe neden olduğunu hangi cümle doğal biçimde anlatır?

  1. The smoke stung to my eyes.
  2. The smoke stung my eyes.
  3. The smoke bit my eyes with teeth.
Cevabı göster

The smoke stung my eyes.

and suddenly she can't help it. Deyimler

2:06

ve aniden o buna engel olamaz.

Deyimler

she can't help it: kontrol edilemeyen bir tepki

Can't help it, “bunu kontrol edememek veya önleyememek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki it, bağlamdan zaten anlaşılan tepkiye gönderme yapar: Iris gözlerinin yaşarmasını durduramaz. Bu ifadede help, “yardım etmek” anlamında değildir. İfadenin tamamı, olanları kontrol edememeyi anlatır; “o şeye yardım edememek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, kontrol edilemeyen bir tepkiyi anlatan bu dersteki kalıpla tamamlayın: I know I keep sneezing, but I ____.

Cevabı göster

can't help it

She starts weeping uncontrollably. Kelime

2:07

Kontrolsüzce ağlamaya başlar.

Kelime

weeping uncontrollably: kontrol edemeden ağlamak

Weep, ağlamak anlamına gelir; ancak günlük dildeki cry fiiline göre çoğu zaman daha ciddi, duygusal veya edebî bir tını taşır. Uncontrollably, weeping sözcüğünü niteleyen ve kişinin ağlamasını kontrol edemediğini ya da durduramadığını belirten bir zarftır. Weeping uncontrollably bir bütün olarak yalnızca gözlerin yaşarmasını veya kısa süreli tek bir gözyaşını değil, kişinin kontrolünden çıkmış güçlü ve süren bir ağlamayı anlatır.

Alıştırma

Ağlamanın kontrol edilemediğini belirten, dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: After receiving the terrible news, Maya began ____.

Cevabı göster

weeping uncontrollably

These reflex tears are different from the basal tears that Iris is used to. Notlar

2:10

Bu refleks gözyaşları, İris'in alışkın olduğu bazal gözyaşlarından farklıdır.

Kelime

reflex tears: tahrişle tetiklenen refleks gözyaşları

Reflex tears, gözün duman, toz veya soğan buharı gibi bir şeyle tahriş olması üzerine otomatik olarak üretilen gözyaşlarıdır. Burada reflex, dikkatlice düşünmek veya değerlendirmek değil, vücudun otomatik tepkisi anlamına gelir. Cümlede reflex tears, gözü kaygan ve korunaklı tutmak için normalde az miktarda bulunan basal tears ile karşılaştırılır. Yararlı ipucu tetikleyicidir: dışarıdan gelen bir tahriş edici reflex tears oluşturur.

Alıştırma

Gözünüze toz kaçar ve tozu temizlemek için otomatik olarak gözyaşı oluşur. Bu gözyaşlarına ne ad verilir?

  1. basal tears
  2. emotional tears
  3. reflex tears
Cevabı göster

reflex tears

Kalıp ifadeler

Iris is used to: be used to + isim veya -ing biçimi

Bu cümlede be used to, “bir şeye alışık veya aşina olmak” anlamına gelir. Eksikmiş gibi görünen nesne, daha önce geçen basal tears ad öbeğidir: the basal tears that Iris is used to ilgi cümleciğinde that, basal tears ifadesinin yerini tutar. Burada to bir edattır. İngilizcede bir edat ilgi cümleciğinin sonunda kalabilir; bu nedenle Iris is used to daha büyük yapı içinde tamamlanmıştır: Iris is used to those tears. Başka cümlelerde be used to ifadesinden sonra isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, ağır bir sırt çantası taşımanın artık Leo için normal olduğunu ifade eder?

  1. Leo is used to carrying a heavy backpack.
  2. Leo used to carry a heavy backpack.
  3. Leo's backpack is used to carry books.
Cevabı göster

Leo is used to carrying a heavy backpack.

Because they're designed to wash away harmful substances or particles, Kalıp ifadeler

2:15

Çünkü zararlı maddeleri veya partikülleri yıkayıp temizlemek için tasarlanmışlardır,

Kalıp ifadeler

designed to wash away harmful: amaç ve sıvıyla uzaklaştırma

Be designed to + fiilin yalın biçimi, bir şeyin ne yapmak üzere hazırlandığını veya hangi işleve sahip olduğunu belirtir. Burada they, reflex tears ifadesine gönderme yapar. Genel okuyucuya yönelik bilimsel bir açıklamada designed, bu gözyaşlarının biyolojik işlevini anlatır; cümlenin bilinçli bir tasarımcıyı belirtmesi veya varsayması gerekmez. Wash away, bir şeyi suyun veya başka bir sıvının hareketiyle yıkayıp uzaklaştırmak demektir. Tam ifadede harmful, ardından gelen substances or particles isimlerini niteler.

Alıştırma

Ürün açıklamasını, bu derste geçen ve “sıvıyla uzaklaştırmak için yapılmış” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: This eye rinse is ____ dust.

Cevabı göster

designed to wash away

they're released in much larger amounts, Kalıp ifadeler

2:18

çok daha büyük miktarlarda salgılanırlar,

Kalıp ifadeler

released in much larger amounts: çok daha büyük miktarlarda salınmak

Burada be released, maddenin dışarı salındığını veya salgılandığını belirtir. in much larger amounts ifadesi, ayrı nesnelerin sayısını değil, salınan toplam miktarı anlatır. Larger bir karşılaştırma yapar, much ise bu karşılaştırmayı güçlendirir: miktar, karşılaştırma için kullanılan miktardan belirgin ölçüde daha büyüktür. Amount, gözyaşı ve bir bütün olarak ele alınan diğer maddeler için doğal bir seçimdir.

Alıştırma

Hangi cümle bir miktarı karşılaştırmak için hedef yapıyı doğru kullanıyor?

  1. The medicine is produced at much larger amounts now.
  2. The medicine is produced in very larger amounts now.
  3. The medicine is produced in much larger amounts now.
Cevabı göster

The medicine is produced in much larger amounts now.

and their aqueous layer contains more antibodies

2:21

ve su tabakaları daha fazla antikor içerir

to stop any microorganisms that may be trying to get in as well. Dilbilgisi

2:23

ki içeri sızmaya çalışan herhangi bir mikroorganizmayı da durdurabilsin.

Dilbilgisi

may be trying to get in: içeri girmeye çalışıyor olabilir

May be trying; may kiplik fiili, be ve try fiilinin -ing biçimi olan trying sözcüklerinden oluşur. Konuşan kişinin emin olmadığını, ancak o sırada bir girişimin devam ediyor olabileceğini düşündüğünü belirtir. Get in, kapalı veya korunan bir yere girmek anlamına gelir. Mikroorganizmaları trying olarak anlatmak basit bir kişileştirmedir. Bu, onların bilinçli bir planı olduğu anlamına gelmez; olası girişlerini etkin bir tehdit gibi sunar.

Alıştırma

Cümleyi may, try fiilinin ilerleyen eylem biçimi ve get in ile tamamlayın: The locked door handle is moving. Someone ____.

Cevabı göster

may be trying to get in

Both Iris and Onion are devastated. Kelime

2:28

Hem İris hem de Soğan yıkılmıştır.

Kelime

are devastated: ağır bir duygusal darbe almak

Are devastated, Iris ile Onion’ın duygusal durumunu be + devastated yapısıyla anlatır. Üzüntü, şok veya hayal kırıklığı altında ezildiklerini ifade eder ve bu nedenle are sad ifadesinden çok daha güçlüdür. Devastated, ağır biçimde tahrip edilmiş bir şeyi de anlatabilir. Ancak insanlar ve duygular için kullanıldığında genellikle “duygusal olarak yıkılmış” anlamına gelir. Hangi anlamın kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede devastated büyük bir duygusal darbeyi anlatmak için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Amir was devastated because one shoelace came untied.
  2. The thunderstorm was devastated after it broke a branch.
  3. Amir was devastated when he learned that his dog had died.
Cevabı göster

Amir was devastated when he learned that his dog had died.

They know they can't continue their relationship

2:31

İlişkilerine devam edemeyeceklerini biliyorlardır

if Iris is going to hurt and cry every time Onion takes off her jacket. Dilbilgisi

2:33

eğer Soğan ceketini her çıkardığında İris acı çekecek ve ağlayacaksa.

Dilbilgisi

if ... is going to ... every time: beklenen tekrarlı sonuç

if yan cümlesi, ilişkinin devam edemeyeceği koşulu verir. Burada is going to hurt and cry, durum devam ederse bu tepkilerin beklenen bir sonuç olduğunu gösterir; going to bir hareketi değil, tahmini belirtir. Every time tekrar anlamı ekler: Onion ceketini her çıkardığında aynı tepkinin yaşanması beklenir. Yeniden kullanılabilecek kalıp main statement + if + subject + be going to + base verb + every time + present-simple event biçimindedir. Aynı sonucu tekrar tekrar doğurabilecek gelecekteki bir durumu değerlendirmek için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, tekrarlanması beklenen bir sonucu değerlendirmek için if + be going to + every time yapısını kullanır?

  1. We're going to the library if it stays open late.
  2. We can't rely on this app if it's going to crash every time we open it.
  3. We replaced the app after it crashed once last year.
Cevabı göster

We can't rely on this app if it's going to crash every time we open it.

So they decide to break up. Öbek fiiller

2:37

Bu yüzden ayrılmaya karar verirler.

Öbek fiiller

break up: romantik bir ilişkiyi bitirmek

Break up bir öbek fiildir. Burada romantik bir ilişkiyi bitirmek, yani ayrılmak anlamına gelir. İki sözcük tek bir ifade olarak çalışır; bu nedenle break fiziksel olarak bir şeyi kırmak anlamında değildir. Diğer kişinin adı verilmeden bir çiftin break up ettiği söylenebilir: They broke up. Diğer kişiyi belirtmek için break up with + kişi kullanılır: Lee broke up with Sam. decide to ifadesinden sonra fiil yalın hâlde kalır; bu yüzden cümlede decide to break up kullanılmıştır.

Alıştırma

Cümleyi hedef öbek fiille tamamlayın: After several honest talks, Nina and Sam decided to ____.

Cevabı göster

break up

As Onion walks out the door, Dilbilgisi

2:39

Soğan kapıdan çıkarken,

Dilbilgisi

As Onion walks out the door: zaman bildiren as

Burada as, “-ken” veya “-dığı sırada” anlamına gelir. Onion’ın kapıdan çıkmasını arka plan eylemi olarak sunar ve bu eylem, ardından anlatılan ana olayla zaman bakımından örtüşür. As + özne + fiil, ana cümle kalıbı anlatılarda yaygındır. Bu zaman anlamını çevredeki mantığa göre belirleyin: bir olay sürerken diğeri gerçekleşir. Bu cümlede as bir neden veya rol belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede as, iki eylemin aynı zamanda gerçekleştiğini gösterir?

  1. Jon works as a guide.
  2. As the store was closed, we went home.
  3. As Mia opened the window, a bird flew past.
Cevabı göster

As Mia opened the window, a bird flew past.

Iris stops crying

2:41

İris ağlamayı bırakır

and immediately starts again.

2:42

ve hemen ardından tekrar başlar.

Only now she's not crying reflex tears, Anlatım akışı

2:44

Ancak şimdi döktükleri refleks gözyaşları değil,

but emotional tears.

2:47

duygusal gözyaşlarıdır.

Anlatım akışı

Only now ... not A, but B: önceki bir yorumu güncelleme

Burada Only now, bu noktada önemli bir ayrıntının değiştiğini belirtir. Ağlama eylemi sürer, ancak anlatıcı gözyaşlarının nasıl anlaşılması gerektiğini günceller; ifade yalnızca ağlamanın ne zaman gerçekleştiğini söylemez. not A, but B kalıbı önceki A etiketini reddedip yerine B’yi koyar. Burada reflex tears elenir ve odak emotional tears üzerine geçer.

Alıştırma

Cümle, onun refleks gözyaşları döktüğüne ilişkin önceki düşünceyi nasıl değiştiriyor?

  1. Ağlamanın tamamen sona erdiğini söyler.
  2. İki gözyaşı türünün aynı olduğunu ve birlikte ortaya çıktığını söyler.
  3. Ağlama devam eder, ancak gözyaşlarının türü duygusal gözyaşları olarak değiştirilir.
Cevabı göster

Ağlama devam eder, ancak gözyaşlarının türü duygusal gözyaşları olarak değiştirilir.

When someone is either too sad or too happy, Dilbilgisi

2:49

Bir insan çok üzgün veya çok mutlu olduğunda,

it feels like a loss of control, Kalıp ifadeler

2:52

bu durum bir kontrol kaybı gibi hissettirir,

Dilbilgisi

either too sad or too happy: iki paralel ve aşırı olasılık

Either A or B iki alternatif sunar. Burada A, too sad; B ise too happy ifadesidir. Birbiriyle aynı yapıdaki sıfat öbekleri iki olası duygusal uç noktayı karşılaştırmayı kolaylaştırır. Too + sıfat, yalnızca very anlamına gelmez; rahat, uygun veya yönetilebilir düzeyden daha fazlasını belirtir. Bu nedenle iki alternatif de aşırı düzeyde bir duyguyu anlatır.

Alıştırma

too hot ve too cold ifadelerini aynen kullanın, hot önce gelsin ve bunları either ... or ... ile bağlayın: The room is ____.

Cevabı göster

either too hot or too cold

Kalıp ifadeler

a loss of control: kontrolsüz olma durumunu adlandırmak

Burada a loss of control, bir duyguyu, tepkiyi veya durumu artık yönetememe hâlini ya da hissini anlatır. Loss, kaybolan bir nesne anlamına gelmez; kontrolün ortadan kalkmasını adlandırır. İfadenin tamamı feels like sonrasında kullanılan bir isim öbeğidir. Birinin lose control yaptığını doğrudan söylemek yerine, kontrolsüz olmayı bir deneyim veya durum olarak ele alır.

Alıştırma

Loss sözcüğü etrafında kurulan ve cümleyi doğal biçimde tamamlayan isim öbeğini seçin: The sudden panic caused ____.

  1. a loss of control
  2. lose control
  3. losing control
Cevabı göster

a loss of control

which can be dangerous.

2:54

ki bu tehlikeli olabilir.

So emotional tears are sent in to stabilize the mood as quickly as possible, Notlar

2:55

Bu yüzden duygusal gözyaşları, ruh halini olabildiğince çabuk dengelemek için gönderilir,

Öbek fiiller

tears are sent in: müdahaleyi anlatan edilgen send in

Are sent in, send in fiilinin edilgen biçimidir. Send in, bir kişiyi, ekibi veya kaynağı bir duruma müdahale edip onunla ilgilenmesi için göndermek anlamına gelir; edilgen yapı, harekete geçirilen kaynak olarak gözyaşlarına odaklanır. Buradaki ifade, duygusal gözyaşlarını ruh hâlini dengelemek için gönderilen acil destek gibi kişileştirir. Gözyaşlarının gerçekten bir odaya taşınmasını değil, yardımcı olan bir vücut sürecinin devreye girmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi send in fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: When the hikers were reported missing, a rescue team was ____ to search the valley.

Cevabı göster

sent in

Kalıp ifadeler

as quickly as possible: as + zarf + as possible kalıbı

Burada as quickly as possible, 'o durumda uygulanabilir olan en yüksek hızda' anlamına gelir. Quickly, stabilize fiilini niteler; bu yüzden ifade, ruh hâlinin ne kadar hızlı dengelenmesinin amaçlandığını gösterir. Kalıp as + zarf + as possible şeklindedir. Zarfın belirttiği niteliği, koşulların izin verdiği en yüksek dereceye çıkarır. İki as de korunmalıdır: as carefully as possible, as quietly as possible.

Alıştırma

Quickly sözcüğünü as ... as possible kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: The technician fixed the leak ____.

Cevabı göster

as quickly as possible

along with other physical reactions such as an increased heart rate and slower breathing. Kalıp ifadeler

3:01

artan kalp atış hızı ve yavaşlayan solunum gibi diğer fiziksel reaksiyonlarla birlikte.

Kalıp ifadeler

along with: eşlik eden bilgi eklemek

Along with, 'birlikte' veya 'ek olarak' anlamına gelir. Bu bölümde, duygusal gözyaşlarıyla birlikte ortaya çıkan diğer fiziksel tepkileri ekler. Along with öncesindeki öge ana bilgi olarak kalırken ardından gelen ad öbeği eşlik eden veya ek bilgiyi verir. Yapı along with + ad öbeği şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle along with ifadesini doğru kullanır ve The guide ögesini ana özne olarak korur?

  1. The guide, along with two visitors, are waiting outside.
  2. The guide and two visitors is waiting outside.
  3. The guide, along with two visitors, is waiting outside.
Cevabı göster

The guide, along with two visitors, is waiting outside.

But scientists still aren't sure exactly how or why the tears themselves are helpful. Dilbilgisi

3:05

Ancak bilim insanları, gözyaşlarının kendisinin tam olarak nasıl veya neden faydalı olduğundan hala emin değiller.

Dilbilgisi

still aren't sure exactly how or why: dolaylı sorularda sözcük dizilişi

aren't sure ifadesinden sonra gelen how or why dolaylı bir soru başlatır ve bilim insanlarının bilmediği bilgiyi gösterir. Yan cümle düz cümle dizilişini korur: the tears themselves are helpful denir, are the tears themselves helpful denmez. still belirsizliğin hâlâ sürdüğünü, exactly ise kesin mekanizmanın veya nedenin bilinmediğini vurgular. don't know ve wonder gibi ifadelerden sonra gelen dolaylı sorularda da aynı diziliş kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede dolaylı soru için doğru sözcük dizilişi kullanılmıştır?

  1. Researchers aren't sure exactly why the battery overheats.
  2. Researchers aren't sure exactly why does the battery overheat.
  3. Researchers aren't sure exactly why is the battery overheating.
Cevabı göster

Researchers aren't sure exactly why the battery overheats.

They may be a social mechanism to elicit sympathy or show submission. Kelime

3:11

Sempati uyandırmak veya teslimiyet göstermek için sosyal bir mekanizma olabilirler.

Kelime

to elicit sympathy or show submission: sosyal davranışla ilgili resmî sözcükler

to elicit sympathy or show submission ifadesi, sosyal mekanizmanın olası bir işlevini açıklar. Elicit sympathy, başkalarında acıma veya merhamet duygusu uyandırmak demektir; elicit bir tepkinin ortaya çıkmasını sağlama fikrini vurgular. Show submission, genellikle daha güçlü birine karşı geri çekildiğini, boyun eğdiğini veya tehdit oluşturmadığını göstermektir. Burada submission, ödev, başvuru ya da belge teslim etme değil, sosyal davranış anlamındadır.

Alıştırma

Bu bağlamda to elicit sympathy or show submission ne anlama gelir?

  1. Başkalarının merhamet hissetmesini sağlamak veya boyun eğen bir davranış sergilemek
  2. Merhameti gizlemek veya başka birinin otoritesine meydan okumak
  3. Başkalarından merhamet istemek veya bir ödev teslim etmek
Cevabı göster

Başkalarının merhamet hissetmesini sağlamak veya boyun eğen bir davranış sergilemek

But some studies have also found that emotional tears contain higher levels of stress hormones, Notlar

3:16

Fakat bazı çalışmalar, duygusal gözyaşlarının daha yüksek düzeyde stres hormonları içerdiğini de bulmuştur,

Anlatım akışı

But some studies have also found that: ek araştırma kanıtı sunmak

Bu cümlede some studies have also found that araştırmalardan elde edilen kanıtları sunar. Some, iddiayı mevcut araştırmaların bir bölümüyle sınırlar; studies araştırma çalışmalarını ifade eder ve that belirli bulguyu tanıtır. Have found geçmişteki araştırma sonuçlarını güncel tartışmaya bağlar. But önceki fikirle karşıtlık kurarken also bu bulgunun ek bir kanıt olduğunu gösterir. Bu kalıp, sonraki bilgiyi tartışmasız bir gerçek olarak sunmak yerine ona ne kadar ağırlık verilmesi gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle sınırlı sayıdaki araştırmadan elde edilen bir bulguyu temkinli biçimde sunuyor?

  1. Some students have also found that short naps may improve memory.
  2. Some studies have also found that short naps may improve memory.
  3. All researchers have proved that short naps always improve memory.
Cevabı göster

Some studies have also found that short naps may improve memory.

Kalıp ifadeler

contain higher levels of stress hormones: ölçülebilir miktarları karşılaştırmak

Contain higher levels of stress hormones, gözyaşlarında bu hormonların ölçülen miktarının veya yoğunluğunun daha fazla olduğu anlamına gelir. Burada levels katları veya dereceleri değil, ölçülebilir miktarları ifade eder. Higher karşılaştırma bildirdiğinden, bu yan cümlede belirtilmese bile başka bir örnek, durum veya temel değerle karşılaştırma yapılmasını gerektirir. contain higher levels of + isim kalıbı ölçülebilir maddeler için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle su örneğinde kontrol örneğinden daha fazla kurşun bulunduğunu doğru şekilde ifade ediyor?

  1. The water sample contains higher levels of lead than the control sample.
  2. The water sample contains high levels of lead than the control sample.
  3. The control sample contains higher levels of lead than the water sample.
Cevabı göster

The water sample contains higher levels of lead than the control sample.

such as ACTH and enkephalin, Kültür

3:21

ACTH ve enkefalin gibi;

an endorphin and natural painkiller.

3:24

enkefalin bir endorfin ve doğal bir ağrı kesicidir.

Kültür

enkephalin, an endorphin and natural painkiller: açıklayıcı eşleme

ACTH ve enkephalin, bir listede verilen örneklerdir. Virgülden sonraki an endorphin and natural painkiller isim öbeği açıklayıcı bir eşleme, yani appositive yapısıdır: hemen önündeki enkephalin'i başka bir ifadeyle adlandırır ve kısaca açıklar. Bu öbeği listede yer alan bir ya da iki yeni madde olarak değil, enkephalin hakkında ek bilgi olarak okuyun. Teknik ad, virgül ve kısa isim öbeği açıklaması biçimindeki bu yapı bilimsel anlatımda yaygındır.

Alıştırma

Asıl cümlede an endorphin and natural painkiller neyi açıklıyor?

  1. enkephalin
  2. Adı verilen iki maddeden ayrı üçüncü bir madde
  3. Yalnızca ACTH
Cevabı göster

enkephalin

In this case, Anlatım akışı

3:26

Bu durumda,

Anlatım akışı

In this case: genel bir açıklamadan belirli bir örneğe dönmek

In this case, şu anda ele alınan belirli durumda anlamına gelen bir söylem işaretidir. Ardından gelen ifadenin kapsamını daraltır ve genel bir açıklamadan mevcut örneğe, burada Iris'in durumuna, geri dönüldüğünü gösterir. Burada case, durum ya da örnek olay anlamındadır. Hukuki bir dava anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşmacı yazıcıların genel olarak nasıl çalıştığını açıkladıktan sonra önündeki belirli yazıcıya dönüyor. Bu geçişi en iyi hangi cümle yapar?

  1. In this case, replacing the cable fixed the problem.
  2. In general, printers use ink or toner.
  3. In the court case, the cable was evidence.
Cevabı göster

In this case, replacing the cable fixed the problem.

emotional tears are also directly calming Iris down, Öbek fiiller

3:27

duygusal gözyaşları aynı zamanda İris'i doğrudan sakinleştiriyor,

Öbek fiiller

directly calming Iris down: Iris'i sakinleştirmek

Calm someone down, bir kişinin üzüntüsünü, korkusunu, öfkesini veya heyecanını azaltıp onu sakinleştirmek demektir. Burada calm bir fiildir, Iris onun nesnesidir ve down duygunun şiddetinin azaldığını anlatır. Directly, bu etkiyi doğrudan gözyaşlarının kendisinin oluşturduğunu belirtir. Are calming ise değişimi devam eden bir süreç olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi calm down ifadesinin geçişli biçimiyle tamamlayın: The nurse spoke softly to ____ the frightened child ____.

Cevabı göster

calm · down

as well as signaling her emotional state to others. Kalıp ifadeler

3:30

ve duygusal durumunu başkalarına işaret ediyor.

Kalıp ifadeler

as well as: ikinci bir eylem eklemek

Burada as well as, 've ayrıca' anlamına gelir. Iris'i sakinleştirme eylemine, onun duygusal durumunu başkalarına bildirme eylemini ekler. Genellikle ilk eylem daha çok öne çıkar, ancak eklenen eylem de anlamlı bir bilgidir. İki eylem birbiriyle uyumlu -ing biçimleri kullanır: calming ... as well as signaling. As well as bu kalıpta eylemleri bağladığında, biçimleri paralel tutmak ilişkiyi anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümlede as well as 've ayrıca' anlamında kullanılmıştır?

  1. Nora paints as well as her teacher does.
  2. The club offers art classes as well as music lessons.
  3. The bus arrived as quickly as the train.
Cevabı göster

The club offers art classes as well as music lessons.

Sorry things didn't work out with Onion, Iris. Öbek fiiller

3:33

Soğan ile işlerin yürümemesine üzüldüm, İris.

Öbek fiiller

didn't work out with Onion: başarılı olmayan bir sonuç

things didn't work out with Onion ifadesindeki work out öbek fiili, “başarılı şekilde gelişmek veya iyi sonuçlanmak” anlamına gelir. Olumsuz biçim, Onion’la ilgili durumun veya ilişkinin başarılı bir sonucu olmadığını anlatır. Arkasından bir kişi geldiğinde things didn't work out with someone, kişisel veya romantik bir ilişkinin yürümediğini çoğunlukla dolaylı biçimde anlatır. Kimin bitirdiğini veya neden bittiğini söylemeden sonuca odaklanır. Buradaki work out, “egzersiz yapmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Alex’le ilişkinin başarılı olmadığını, kimin bitirdiğini söylemeden en nazik biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. I ended my relationship with Alex.
  2. Things didn't work out with Alex.
  3. I worked out with Alex at the gym.
Cevabı göster

Things didn't work out with Alex.

But don't worry. Ton ve niyet

3:36

Ama endişelenme.

Ton ve niyet

don't worry: birini rahatlatmak

Don't worry dil bilgisi açısından olumsuz bir emir cümlesidir, ancak buradaki temel işlevi karşıdakini rahatlatmaktır: konuşan kişi dinleyenin kaygısını azaltmaya çalışır. But, bu rahatlatıcı sözü önceki hayal kırıklığı yaratan habere bağlar ve daha umutlu bir yöne geçileceğini gösterir. Genellikle sert bir emir değildir. Destekleyici kullanımda ses tonu ile ardından gelen bir neden, çözüm veya yardım teklifi, ifadenin rahatlatıcı duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Bir arkadaşınız belgenin kaybolmuş olabileceğinden endişeli, ancak yedek kopyanın bulunduğunu biliyorsunuz. Hangi cevap doğal biçimde rahatlatır?

  1. Don't worry. Your problem is silly.
  2. Don't worry—I've saved a backup copy.
  3. Stop talking about the file.
Cevabı göster

Don't worry—I've saved a backup copy.

As long as you have all three kinds of tears working to keep you balanced and healthy, Dilbilgisi

3:37

Seni dengede ve sağlıklı tutmak için çalışan bu üç çeşit gözyaşına sahip olduğun sürece,

Dilbilgisi

As long as: yeterli bir koşul belirtmek

As long as burada bir koşul başlatır ve “... olduğu sürece” ya da “bu koşul sağlanırsa” anlamına gelir. Ardından gelen yan cümle koşulu, sonraki ana cümle ise sonucu verir. Bu kalıp, koşul sağlandığında sonucun gerçekleşebileceğini belirttiği için teselli, vaat veya kurallarda sık kullanılır. Burada long fiziksel uzunluğu anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede as long as “... koşuluyla” anlamında kullanılmıştır?

  1. The blue ribbon is as long as the red one.
  2. She waited as long as three hours for the bus.
  3. As long as you keep the receipt, you can return the jacket.
Cevabı göster

As long as you keep the receipt, you can return the jacket.

it will get better. Kalıp ifadeler

3:41

her şey yoluna girecek.

Kalıp ifadeler

will get better: gelecekte iyileşme olacağını belirtmek

Get + sıfat yapısı “hâle gelmek” anlamına gelebilir; bu nedenle get better, daha kötü bir durumdan daha iyi bir duruma geçmek demektir. Burada get, “elde etmek” anlamına gelmez. Will bu değişimi geleceğe yerleştirir. Bu cümlede will get better hem iyileşme olacağını öngörür hem de dinleyeni rahatlatır. Bu ifade sağlık, ruh hâli, beceriler, hava durumu veya genel bir durum için kullanılabilir.

Alıştırma

İyileşme anlamı vermek için cümleyi get + better ile tamamlayın: The first few days may be hard, but things will ____ soon.

Cevabı göster

get better

You'll see. Ton ve niyet

3:42

Göreceksin.

Ton ve niyet

You'll see. ile gelecekteki sonuca dayanarak güven verme

You'll see. ifadesi, You will see. ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada see yalnızca gözlerle bakmak anlamına gelmez. Daha sonra anlamak veya olacaklardan sonucu öğrenmek anlamına gelir. Rahatlatıcı bir bağlamda konuşan kişi, gelecekteki sonuçları kanıt olarak gösterir. Dinleyen kişi şimdi emin olmayabilir, ancak daha sonra yaşanacaklar söylenenleri açıklığa kavuşturacaktır. Böylece bu kısa cümle teselli ve güven verir.

Alıştırma

You'll see. hangi seçenekte birini rahatlatmak için kullanılmıştır?

  1. Stand by the window and you'll see the parade.
  2. Learning to swim takes time, but it will get easier. You'll see.
  3. Keep laughing at me—you'll see!
Cevabı göster

Learning to swim takes time, but it will get easier. You'll see.