İsimlerimizin ardındaki hikayeler ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
903 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Program, isimlerin kimliği nasıl şekillendirdiğini ve insanları aile geçmişi, göç ve sömürgeci güç ilişkileriyle nasıl bağladığını inceliyor. Yazar Sheela Banerjee’nin İngilizce ön adı ile İngilizceleştirilmiş Bengal kökenli soyadı üzerinden, tek bir ismin hem kişisel aidiyeti hem de zorlu bir siyasi geçmişi taşıyabileceğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. give us a sense of our history and our place in the world. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: İsimlerin, dillerin ya da kültürel deneyimlerin kökenlerimizi, aidiyetimizi ve toplumdaki yerimizi fark etmemizi nasıl sağladığını anlatmaya yarayan bu doğal kalıbı öğrenin. 2. of mass migration, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: mass migration ifadesini büyük insan gruplarının coğrafi bölgeler arasında hareket etmesi olarak anlayın ve savaş sonrasında Britanya’ya taşınan Güney Asyalı ailelerin tarihini anlatan bağlamlarda kullanımını tanıyın. 3. couldn't be bothered to pronounce it — Deyimler ve mecazlı ifadeler: İsteksizlik ile yetersizliği ayırın; bu ifade, birinin çaba göstermeye değmeyeceğini düşündüğünü belirtir ve yalnızca bir ismi telaffuz edemediğini söylemekten daha güçlü bir eleştiri taşır.

Bu derste

Six Minute English from the BBC.

0:01

BBC'den Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, ben BBC Learning English'ten Six Minute English programına hoş geldiniz.

I'm Neil.

0:10

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:11

Ve ben Beth.

Names tell us a lot about a person. Kalıp ifadeler

0:12

İsimler bize bir kişi hakkında çok şey anlatır.

Kalıp ifadeler

tell us a lot about: çok fazla bilgi vermek

Burada tell, isimlerin gerçekten konuştuğu anlamına gelmez. İsimler bilgi kaynağıdır; bu nedenle tell us a lot about, biri veya bir şey hakkında çok fazla bilgi ortaya koymak anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp şey veya eylem + tell someone a lot about + konu şeklindedir. Seçimlerin, davranışların veya kanıtların bir kişi ya da durum hakkında ne gösterdiğini anlatmanızı sağlar.

Alıştırma

'… hakkında çok fazla bilgi ortaya koymak' anlamına gelen dersteki beş sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: These survey results ____ what families need.

Cevabı göster

tell us a lot about

Many names have meanings.

0:15

Pek çok ismin bir anlamı vardır.

Paul, for example, means humble,

0:17

Örneğin Paul, alçakgönüllü anlamına gelir,

and the name Anna originated from a Hebrew word meaning graceful. Kalıp ifadeler

0:19

ve Anna ismi, zarif anlamına gelen İbranice bir kelimeden türemiştir.

Kalıp ifadeler

originated from a Hebrew word: köken belirtmek

Originated from a Hebrew word ifadesinde originated from, ismin en eski kaynağını belirtir. Cümle, ismin dilsel geçmişiyle ilgilidir; ismin henüz bir yerden hareket edip geldiğini anlatmaz. İsimlerin, sözcüklerin, geleneklerin ve fikirlerin kökenini anlatmak için şey + originate from + ilk kaynak yapısını kullanın. Bir şeyin tarihte nasıl başladığını anlatırken geçmiş zaman biçimi originated doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle bir terimin tarihî kaynağını en kesin ve resmî biçimde belirtir?

  1. The term originated from an Old French word.
  2. The term comes from an Old French word.
  3. The term was translated into Old French.
Cevabı göster

The term originated from an Old French word.

Our name is an important part of our identity. Kalıp ifadeler

0:24

İsmimiz kimliğimizin önemli bir parçasıdır.

Kalıp ifadeler

an important part of our identity: kimliğimizin önemli bir parçası

“An important part of our identity”, bizi biz yapan önemli unsurlardan biri demektir. Burada identity, kim olduğumuza dair algımızı ve başkalarının bizi nasıl tanıdığını anlatır; kimlik kartı veya kimlik numarası anlamına gelmez. “An important part of + isim” yapısı, bir şeyin daha büyük bir bütünün parçası olduğunu gösterir. Bir adın, dilin, kültürün veya ilgi alanının kişinin kimliğini nasıl şekillendirdiğini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Müziğin bizi biz yapan şeylerden biri olduğunu anlatmak için cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: In our community, music is ____.

Cevabı göster

an important part of our identity

If you hear someone shout your name in the street,

0:27

Sokakta birinin adınızı bağırdığını duyarsanız,

you automatically turn to look.

0:30

otomatik olarak dönüp bakarsınız.

But names also reveal cultural and family connections,

0:32

Ancak isimler aynı zamanda kültürel ve ailevi bağları da ortaya çıkarır,

which give us a sense of our history and our place in the world. Kalıp ifadeler

0:36

ki bunlar bize tarihimizi ve dünyadaki yerimizi hissettirir.

Kalıp ifadeler

give us a sense of our history and our place in the world: geçmişimizi ve dünyadaki yerimizi hissettirmek

“Give us a sense of...”, “… hakkında bir his veya anlayış kazandırmak” demektir. Burada sense, farkındalık veya izlenim anlamındadır; görme, işitme ya da başka bir fiziksel duyu değildir. Aynı “give us a sense of” yapısı hem “our history” hem de “our place in the world” ifadelerini kapsar. “Our place in the world” mecazidir: fiziksel konumumuzu değil, aileye, kültüre ve topluma nasıl ait olduğumuzu ve bunlarla nasıl bağ kurduğumuzu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki yapının aynısıyla tamamlayın: These old photographs ____ our family's history.

Cevabı göster

give us a sense of

In this program,

0:39

Bu programda,

we'll be meeting a writer whose name combines two very different sides of her identity, Kalıp ifadeler

0:40

ismi kimliğinin iki çok farklı yönünü birleştiren bir yazarla tanışacağız,

one English and the other Indian. Dilbilgisi

0:46

biri İngiliz, diğeri ise Hint.

Kalıp ifadeler

combines two very different sides of her identity: kimliğinin iki yönünü birleştirir

Bu ifade, yazarın adının onun kim olduğunu oluşturan birbirinden çok farklı iki yönü bir araya getirdiğini anlatır. Burada sides sol ve sağ taraf anlamında değildir; kimliğin parçaları veya yönleri anlamındadır. combine ... sides of ... kalıbı, bir kişide bir arada bulunan farklı kültürleri, rolleri veya özellikleri anlatabilir. Buradaki iki yön İngiliz ve Hint yönleridir.

Alıştırma

Hangi cümlede sides, bir kişinin kimliğinin farklı yönleri anlamında kullanılmıştır?

  1. She stood on the other side of the road.
  2. Her coat has two sides and a zipper.
  3. Her art combines two different sides of her cultural identity.
Cevabı göster

Her art combines two different sides of her cultural identity.

Dilbilgisi

one ... and the other ...: iki üyeli bir çift için

One ... and the other ... tam olarak iki kişi, nesne veya yön için kullanılır. One ilkini, the other ise bu ikiliden geriye kalan tek üyeyi gösterir. Burada iki ifade de yazarın kimliğinin iki yönüne gönderme yapar. Cümlede tekrarlanan sözcükler atılmıştır. Tam anlamı one side is English and the other side is Indian şeklindedir. Bu sözcüklerin atılması ikili karşılaştırmayı daha kısa ve açık yapar.

Alıştırma

one ... and the other ... ikili yapısını tamamlayın: The box contains exactly two keys: ____ opens the front door, and ____ opens the back door.

Cevabı göster

one · the other

Sheela Banerjee was born in Hayes, West London Dilbilgisi

0:48

Sheela Banerjee, Batı Londra'daki Hayes'te

to parents from the East Indian state of Bengal.

0:51

Doğu Hindistan'ın Bengal eyaletinden gelen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.

Dilbilgisi

was born in ... to parents from ...: doğum yeri ve anne babanın kökeni

was born in + yer, kişinin nerede doğduğunu belirtir. to parents from + yer ise anne babasının nereden geldiğini ekler. Bu cümlede Hayes, West London Sheela'nın doğum yeri, Bengal ise anne babasının geldiği yerdir. Buradaki to, be born to parents yapısının parçasıdır ve aile bağını gösterir. Hareket bildirmez veya bebeğin anne babaya verildiği anlamına gelmez. Bu kısa yapı, kısa biyografilerde yaygındır.

Alıştırma

Kısa biyografiyi doğum yeri ve anne babanın kökeni için kullanılan tam yapıyla tamamlayın: Lina ____ Bristol ____ Morocco.

Cevabı göster

was born in · to parents from

We'll be hearing about Sheela's research into her name and family history. Kalıp ifadeler

0:55

Sheela'nın ismi ve aile tarihiyle ilgili yaptığı araştırmaları dinleyeceğiz.

Kalıp ifadeler

research into ...: bir araştırmanın konusu

research into + konu, o konunun dikkatli ve düzenli biçimde incelenmesi anlamına gelen bir isim ifadesidir. Burada Sheela'nın adı ve aile geçmişi, incelediği konulardır. into edatı, araştırılan konuyu gösterir. Fiziksel olarak bir yerin içine girmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede research into resmî İngilizcede doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The university funded a research into children's reading habits.
  2. The university funded research into children's reading habits.
  3. The university funded research inside children's reading habits.
Cevabı göster

The university funded research into children's reading habits.

And as usual,

0:59

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:00

bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

But first,

1:04

Ama önce,

I have a question for you, Neil.

1:05

Sana bir sorum var, Neil.

As every parent knows, Anlatım akışı

1:07

Her ebeveynin bildiği gibi,

choosing your child's name isn't easy. Dilbilgisi

1:08

çocuğunuzun ismini seçmek kolay değildir.

Anlatım akışı

As every parent knows: ortak bir deneyimle konuya giriş yapmak

Cümlenin başında kullanılan As every parent knows, sonraki düşünceyi ortak bir deneyim olarak sunar. Burada as, “... olarak” değil, “... bildiği gibi” anlamındadır. Bu ifade önce ortak bir nokta kurarak bilgiyi düzenler ve ardından gelen yargıyı tanıtmayı kolaylaştırır. Yeniden kullanılabilir kalıp As + a group + know(s), + statement. şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir grubun ortak deneyimine başvurup sonra bir düşünce öne sürüyor?

  1. Because the coach knows the team, practice starts early.
  2. As every coach knows, good teamwork takes practice.
  3. Every coach knows that the team needs more practice.
Cevabı göster

As every coach knows, good teamwork takes practice.

Dilbilgisi

choosing your child's name isn't easy: özne olan bir -ing öbeği

choosing your child's name şeklindeki -ing öbeğinin tamamı cümlenin öznesidir. Seçme eylemini konuşulan etkinlik olarak sunar; isn't easy ise bu etkinliği değerlendirir. Buradaki choosing, şimdiki zamanın sürekli biçiminin bir parçası değildir. Özne olan bir -ing öbeği genellikle tek bir etkinlik kabul edildiği için tekil fiil alır: Choosing a name takes time.

Alıştırma

"plan a class trip" ifadesini -ing özneye dönüştürerek cümleyi tamamlayın: ____ takes time.

Cevabı göster

Planning a class trip

Names go in and out of fashion, Deyimler

1:11

İsimler modaya girer ve çıkar,

Deyimler

go in and out of fashion: zaman içinde moda olup modası geçmek

Go in and out of fashion, bir şeyin farklı dönemlerde önce popüler olup sonra popülerliğini yitirmesi demektir. Cümle, isimlerin de bu değişim döngüsünü yaşayabildiğini anlatır. Buradaki fashion yalnızca kıyafeti değil, belirli bir dönemde popüler olan genel eğilimleri ifade eder. Bu yapı stilleri, fikirleri veya teknolojiyi anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir tarzın farklı dönemlerde popüler olup sonra popülerliğini yitirdiğini söyler?

  1. Wide ties went out of fashion last year.
  2. Wide ties go in and out of fashion.
  3. Wide ties are in fashion this year.
Cevabı göster

Wide ties go in and out of fashion.

and a name that was popular one year soon becomes old-fashioned. Kelime

1:14

ve bir yıl popüler olan bir isim çok geçmeden eski moda hale gelir.

Kelime

old-fashioned: yalnızca eski değil, çağın gerisinde

Old-fashioned, daha eski bir döneme aitmiş gibi görünen ve günümüzün stillerine, fikirlerine ya da alışkanlıklarına artık uymayan bir şeyi anlatır. Bu cümlede, bir zamanlar popüler olan bir isim kısa sürede çağın gerisinde duyulmaya başlar. Bu yalnızca yaşla ilgili bir bilgi değil, bir değerlendirmedir: Bir şey eski olabilir ama old-fashioned olmayabilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir kuralın yalnızca eski olduğunu değil, modern yaşama artık uymadığını söyler?

  1. The rule was written many years ago.
  2. The rule seems old-fashioned because it no longer fits modern life.
  3. The rule is old, but it still works well.
Cevabı göster

The rule seems old-fashioned because it no longer fits modern life.

So,

1:18

Peki,

what was the most popular name for baby girls in the UK last year?

1:18

geçen yıl İngiltere'de kız bebekler için en popüler isim neydi?

Was it A, Florence,

1:23

A, Florence miydi,

B, Olivia,

1:26

B, Olivia mıydı,

or C, Amelia?

1:28

yoksa C, Amelia mı?

Hmm, I'll guess it was Olivia.

1:30

Hmm, Olivia olduğunu tahmin ediyorum.

Okay, Neil.

1:33

Tamam, Neil.

We'll find out the answer later in the program.

1:34

Cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Sheela Banerjee's name came out of her parents' journey from British India to West London in the 1950s. Öbek fiiller

1:37

Sheela Banerjee'nin ismi, anne ve babasının 1950'lerde Britanya Hindistanı'ndan Batı Londra'ya yaptıkları yolculuktan ortaya çıktı.

Öbek fiiller

came out of her parents' journey: deneyimin şekillendirdiği bir sonuç

Burada came out of, “bir şey tarafından şekillendirildi veya ortaya çıkarıldı” anlamındadır. Ailesinin göç yolculuğu, Sheela Banerjee'nin adının arkasındaki deneyim olarak sunulur; ifade bir yolculuğun içinden fiziksel olarak çıkmayı anlatmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp sonuç + come out of + deneyim veya süreç biçimindedir. Bir fikri, eseri, kararı ya da kişinin kimliğinin bir parçasını, onu ortaya çıkaran veya şekillendiren deneyime bağlar.

Alıştırma

Cümleyi come out of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The idea ____ a long conversation with my family.

Cevabı göster

came out of

Here, she tells BBC Radio 4 program Word of Mouth

1:45

Burada, BBC Radio 4'ün 'Word of Mouth' programına

how reflecting on this journey inspired her new book, What's in a Name, Kalıp ifadeler

1:48

bu yolculuk üzerine düşünmenin, kendi hayat hikayesini tarih ve siyasetle harmanladığı

Kalıp ifadeler

reflecting on this journey: bir deneyim üzerine dikkatle düşünmek

Burada reflecting on this journey, yolculuğu yeniden düşünüp anlamı veya verdiği dersler üzerinde dikkatle durmak demektir. Yalnızca yolculuğun gerçekleştiğini hatırlamaktan daha fazlasını anlatır. Reflecting on this journey, ilhamı doğuran etkinliği adlandıran bir -ing öbeğidir: bu dikkatli düşünme yeni kitaba ilham vermiştir.

Alıştırma

Hangi cümlede reflect on, “bir deneyim hakkında dikkatle düşünmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The mirror reflected the bright window.
  2. The lake reflected the mountains at sunset.
  3. After the match, Leo reflected on what he could improve.
Cevabı göster

After the match, Leo reflected on what he could improve.

which blends her own life story with history and politics. Kalıp ifadeler

1:53

yeni kitabı 'What's in a Name'e nasıl ilham verdiğini anlatıyor.

Kalıp ifadeler

blend A with B: A ile B'yi bir bütün hâlinde harmanlamak

blend A with B, iki tür malzemeyi, fikri ya da temayı tek bir bütün oluşturacak şekilde birleştirmek demektir. Burada kitap, yazarın kendi yaşam öyküsünü tarih ve siyasetle harmanlar; bunları yalnızca yan yana sıralamaz. Birleştirme işini yapan öge cümlenin öznesidir. A, blend fiilinden sonra gelir; with ise B'yi tanıtır: blend A with B.

Alıştırma

Cümleyi blend A with B yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The new museum ____ local art ____ interactive technology.

Cevabı göster

blends · with

As soon as I started thinking about it, Dilbilgisi

1:57

"Bunu düşünmeye başlar başlamaz,

Dilbilgisi

As soon as...: bir olayın hemen ardından diğeri başlar

as soon as, hemen ardından ya da sonrasındaki mümkün olan ilk anda anlamına gelen bir zaman bağlayıcısıdır. Altyazıdaki As soon as I started thinking about it, cümlenin başındaki zaman yan cümlesidir. Sonraki düşüncenin ya da sonucun ne zaman başladığını belirtir; bu yüzden ardından bir ana cümle gelmelidir. as soon as ifadesini tek bir bağlayıcı olarak okuyun. Bu, as ... as karşılaştırma kalıbı değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, kişinin eve varır varmaz telefon edeceğini doğal biçimde anlatır?

  1. I'll call you as soon as I get home.
  2. I'll call you as soon as I will get home.
  3. I'll call you as soon as I got home.
Cevabı göster

I'll call you as soon as I get home.

you know, this name Sheela,

1:59

biliyorsunuz, bu Sheela ismi,

which is, you know, as a seven-year-old girl living in Hayes called Sheela, Dilbilgisi

2:00

ki bu, bilirsiniz, Hayes'te yaşayan Sheela adındaki yedi yaşındaki bir kız çocuğu olarak,

Dilbilgisi

as a seven-year-old girl: gerçek bir kimliği belirtmek

as a seven-year-old girl ifadesinde as, '... kimliğiyle veya konumunda' anlamına gelir. Konuşmacı o sırada gerçekten yedi yaşında bir kızdı; burada as, 'benzer şekilde' anlamına gelmez. Bir deneyimi kişinin o sırada gerçekten sahip olduğu kimlik üzerinden anlatmak için as + rol, statü veya yaşam evresi yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümle Lina'nın o sırada gerçekten bu role sahip olduğunu söylüyor?

  1. As the team captain, Lina spoke first.
  2. As if she were the team captain, Lina spoke first.
  3. Like the team captain, Lina spoke first.
Cevabı göster

As the team captain, Lina spoke first.

this very typical English name,

2:04

bu çok tipik İngiliz ismi,

you know, what's that name doing then... Ton ve niyet

2:06

bilirsiniz, o zaman bu ismin orada ne işi var...

Ton ve niyet

what's that name doing then...: bir şeyin neden ortaya çıktığını sormak

What is X doing ...? kalıbı, X'in hangi eylemi yaptığını değil, neden orada bulunduğunu veya duruma neden dâhil olduğunu sorabilir. Burada that name cansız bir şeydir; bu yüzden konuşmacı, bu ismin az önce anlattığı kimlik durumunda neden ortaya çıktığını veya bu duruma nasıl uyduğunu sorguluyor. Then soruyu önceki duruma bağlar: durum böyleyse bu isim nasıl anlamlandırılabilir? Bu kalıp genellikle şaşkınlık, kafa karışıklığı veya bir şeyin uyumsuz olduğu hissini ifade eder.

Alıştırma

Mutfakta bir bisiklet buluyorsunuz. Hangi cümle onun orada olmasına duyduğunuz şaşkınlığı doğal biçimde ifade eder?

  1. What can a bicycle do in the kitchen?
  2. What's a bicycle doing in the kitchen?
  3. How is the bicycle moving through the kitchen?
Cevabı göster

What's a bicycle doing in the kitchen?

If you start to pull at that,

2:08

Eğer bunu ipin ucundan çekmeye başlarsanız,

the threads lead you to the story of my Bengali parents' migration over here

2:10

ipler sizi Bengalli ailemin buraya göçünün hikayesine,

to mass migration from the colonies after the war to this country, Kültür

2:15

savaştan sonra sömürgelerden bu ülkeye yapılan kitlesel göçe götürür,

Kültür

the colonies after the war: Britanya'nın savaş sonrası göç bağlamı

Britanya tarihiyle ilgili bu bağlamda the war, İkinci Dünya Savaşı'nı ifade eder. the colonies ise o dönemde Britanya tarafından yönetilen veya Britanya İmparatorluğu'yla yakın bağları bulunan toprakları ifade eder; bunların birçoğu daha sonra bağımsız olmuştur. Bu ifade göçü 1945 sonrasına yerleştirir ve bu topraklardan Britanya'ya yapılan hareketi anlatır. Cümledeki this country, Britanya anlamına gelir.

Alıştırma

Bu bağlamda the colonies after the war ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Britanya şehirleri arasında insanların taşınmasını anlatır.
  2. Belirtilmemiş yerel bir savaştan sonraki tatil yolculuklarını anlatır.
  3. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Britanya İmparatorluğu'yla bağlantılı topraklardan Britanya'ya göçü anlatır.
Cevabı göster

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Britanya İmparatorluğu'yla bağlantılı topraklardan Britanya'ya göçü anlatır.

and then Banerjee contains all these stories about colonialism and caste. Kültür

2:19

ve o zaman Banerjee isminin sömürgecilik ve kast hakkındaki tüm bu hikayeleri içerdiği anlaşılır."

Kültür

colonialism and caste: bir soyadının ardındaki tarihsel sistemler

Colonialism, bir ülkenin başka toprakları ve halkları yönetip onlar üzerinde güç kullandığı bir sistemdir. Burada caste, özellikle Güney Asya tarihiyle bağlantılı ve çoğu zaman doğumla miras alınan bir toplumsal hiyerarşiyi ifade eder; kimliği, statüyü ve insanların gördüğü muameleyi etkileyebilir. Banerjee'nin bu hikâyeleri içerdiğini söylemek mecazidir. Soyadı, sömürge tarihi ve kast kimliğiyle ilgili çağrışımlar taşır; hikâyeleri gerçek anlamda içinde barındırmaz ve iki sistemi tek başına açıklamaz.

Alıştırma

Bu cümlede caste ile colonialism arasındaki farkı doğru açıklayan ifade hangisidir?

  1. Caste kişinin seçtiği bir iştir; colonialism ise ülkeler arasında seyahat etmektir.
  2. Caste tarihsel olarak miras alınan bir toplumsal hiyerarşidir; colonialism ise başka topraklar ve halklar üzerindeki yönetimdir.
  3. Caste ve colonialism aynı siyasi sistemin iki adıdır.
Cevabı göster

Caste tarihsel olarak miras alınan bir toplumsal hiyerarşidir; colonialism ise başka topraklar ve halklar üzerindeki yönetimdir.

Her parents wanted their daughter to feel safe in London,

2:25

Ailesi kızlarının Londra'da güvende hissetmesini istedi,

so they gave her a typical English name, Sheela. Kelime

2:28

bu yüzden ona tipik bir İngiliz ismi olan Sheela ismini verdiler.

Kelime

typical English name: yaygın bir kültürel imgeye uyan isim

typical English name ifadesinde typical, insanların bir kategoriyle yaygın olarak ilişkilendirdiği özelliklere sahip olmak demektir. Bu ifade, Sheela adının insanlara genellikle İngiliz ismi olarak düşündükleri adlardan biri gibi geldiğini anlatır. Bu, kültürel bir ilişkiyi veya yaygın bir imgeyi belirtir. Adın daha iyi, daha doğru ya da bütün İngilizler tarafından kullanıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada typical English name ne anlama geliyor?

  1. Bu, en iyi İngiliz ismidir.
  2. İngiliz yasaları herkesin bu ismi kullanmasını zorunlu kılıyor.
  3. Ad, bir İngiliz isminin nasıl duyulduğuna ilişkin yaygın düşünceye uyuyor.
Cevabı göster

Ad, bir İngiliz isminin nasıl duyulduğuna ilişkin yaygın düşünceye uyuyor.

If something is typical,

2:32

Bir şey 'typical' (tipik) ise,

it shows the usual features of a particular type of person or thing.

2:33

belirli bir kişi veya nesne türünün olağan özelliklerini gösterir.

It's a good example of that type.

2:38

O türün iyi bir örneğidir.

She may have had a typical English name, Dilbilgisi

2:40

Tipik bir İngiliz ismine sahip olmuş olabilir,

but with dark skin and hair,

2:43

ancak koyu renkli teni ve saçlarıyla,

Sheela didn't look like some people's image of a typical English girl. Kültür

2:45

Sheela, bazı insanların kafasındaki tipik bir İngiliz kızı imajına benzemiyordu.

Dilbilgisi

may have had a typical English name, but: karşıtlıktan önce bir noktayı kabul etme

Bu cümlede may have had ... but ... önce bir noktayı kabul eder, ardından karşıtlık kurar. Konuşan kişi Sheela'nın tipik bir İngiliz ismi gibi duyulan bir adı olduğunu kabul eder; sonra but, bazı insanların beklediği imgeyle uyuşmayan bir gerçeği sunar. May have had normalde geçmişteki bir durumu olasılık olarak anlatır. Burada adının ne olduğu zaten biliniyor ve but ile karşıtlık kuruluyor. Bu nedenle may, gerçekten bu ada sahip olup olmadığını sorgulamak yerine, kabaca «adı buydu, kabul, ama...» anlamında sözbilimsel bir kabul işlevi görür.

Alıştırma

Cümleyi may have had ... but kabul ve karşıtlık yapısıyla tamamlayın: The old laptop ____ a large screen, ____ it was painfully slow.

Cevabı göster

may have had · but

Kültür

some people's image of a typical English girl: bazı insanların zihnindeki tipik İngiliz kızı imgesi

Burada image, bir fotoğrafı değil, zihindeki bir görüntüyü, yani “tipik bir İngiliz kızının” nasıl göründüğüne ilişkin bir düşünceyi anlatır. Some people's, bu düşüncenin herkese değil yalnızca belirli kişilere ait olduğunu açıkça gösterir. Cümle, İngiliz kimliğini dar bir fiziksel özellik grubuyla ilişkilendiren bir kalıp yargıya işaret eder. Sheela'nın farklı görünmesi onu daha az İngiliz yapmaz; kalıp yargının fazla sınırlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede some people's image of a typical English girl ne anlama geliyor?

  1. Belirli kişilerin zihnindeki bir görüntü
  2. Kimin İngiliz olduğunu tanımlayan resmî bir kural
  3. Bir İngiliz kızına ait fotoğraf
Cevabı göster

Belirli kişilerin zihnindeki bir görüntü

wanting to find out more about her culture, Öbek fiiller

2:50

Kültürü hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyen

Öbek fiiller

find out more about: daha fazla bilgi edinmek

Find out more about, soru sorarak, okuyarak, araştırarak veya öğrenerek bir konu hakkında daha fazla bilgi edinmek anlamına gelir. Buradaki konu onun kültürüdür. Yapı find out more about + konu şeklindedir. Find out, daha önce bilinmeyen bilgileri keşfetmeye odaklanır; fiziksel bir nesnenin yerini bulmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: I interviewed my grandparents to ____ our family history.

Cevabı göster

find out more about

Sheela started to pull the threads behind her family story. Deyimler

2:53

Sheela, aile hikayesinin arkasındaki ipleri çekmeye ('pull the threads') başladı.

Deyimler

İpuçlarını takip etme metaforu olarak pull the threads

Bu cümlede pull the threads, Sheela'nın aile hikâyesindeki ipuçlarını takip ederek başlangıçta belli olmayan bağlantıları ortaya çıkarmayı anlatan bir metafordur. Threads gerçek ipleri değil, bilgi parçalarını ve bağlantıları temsil eder. Bu imge, karmaşık bir hikâye birbirine bağlı iplerden dokunmuş gibi, bir ipucunun başka bir ipucuna götürebileceğini düşündürür. Aile geçmişinin araştırılmasını, gizli bir örüntüyü yavaş yavaş ortaya çıkarma süreci olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede pull the threads ne anlama geliyor?

  1. Giysilerindeki gevşek ipleri çekti.
  2. Ailesi hakkında soru sormayı bıraktı.
  3. İpuçlarını takip edip aile geçmişindeki gizli bağlantıları ortaya çıkardı.
Cevabı göster

İpuçlarını takip edip aile geçmişindeki gizli bağlantıları ortaya çıkardı.

Pulling the threads is an idiom,

2:57

İpleri çekmek bir deyimdir,

meaning to investigate deeper into something,

2:59

bir şeyi daha derinlemesine araştırmak,

revealing the hidden connections behind it.

3:01

arkasındaki gizli bağlantıları ortaya çıkarmak anlamına gelir.

What Sheela discovered was a story of mass migration, Notlar

3:04

Sheela'nın keşfettiği şey bir 'mass migration' (kitlesel göç) hikayesiydi,

Dilbilgisi

What Sheela discovered was ... ile bilgiyi odağa alma

What Sheela discovered, what ile kurulan bir yan cümledir. Burada what, “... olan şey” anlamına gelir; bu nedenle yan cümlenin tamamı “Sheela'nın keşfettiği şey” anlamıyla özne görevindedir. Bu bir soru değildir. What + özne + fiil + be + odaklanan bilgi kalıbı, ana odağı be fiilinden sonra getirir. Bu cümlede was, vurgulanan keşfi tanıtır: a story of mass migration.

Alıştırma

What ... was ... odak yapısını tamamlayın: ____ the hikers needed ____ a safe place to rest.

Cevabı göster

What · was

periods in history when large groups of people moved from one geographical area to another.

3:08

yani tarihte büyük insan gruplarının bir coğrafi bölgeden diğerine taşındığı dönemlerdi.

Kelime

mass migration: insanların büyük ölçekli göçü

Mass migration, çok büyük sayıda insanın bir coğrafi bölgeden başka bir bölgeye taşınması demektir. Bu ifadede mass, “büyük ölçekli” veya “çok sayıda insanı içeren” anlamında bir sıfat gibi çalışır; ağırlık anlamına gelmez. Bu ifade göçü, tek bir kişinin sıradan taşınması olarak değil, geniş kapsamlı toplumsal veya tarihsel bir olgu olarak sunar.

Alıştırma

Hangi durum en doğru şekilde mass migration olarak tanımlanır?

  1. Bir yolcu çok ağır bir bavul taşır.
  2. Çok sayıda insan belirli bir süre içinde bir bölgeden başka bir bölgeye taşınır.
  3. Bir aile yan sokaktaki bir eve taşınır.
Cevabı göster

Çok sayıda insan belirli bir süre içinde bir bölgeden başka bir bölgeye taşınır.

Mass migrations have happened throughout history.

3:14

Kitlesel göçler tarih boyunca yaşanmıştır.

In the 1950s and 1960s,

3:17

1950'lerde ve 1960'larda,

many South Asian families, including Sheela's,

3:19

Sheela'nınki de dahil olmak üzere birçok Güney Asyalı aile,

migrated west to cities in the UK. Kelime

3:22

batıya, İngiltere'deki şehirlere göç etti.

Kelime

migrated west: hareket fiili + yön zarfı

Migrated west ifadesinde west, “batıya doğru” anlamında bir yön zarfıdır. Hareket fiilinden hemen sonra gelir; bu nedenle west önünde to gerekmez. Aynı yapı diğer yönlerle de kullanılabilir: migrate south, travel north ve move east. Ardından migrated west to cities in the UK örneğinde olduğu gibi to ile ayrı bir varış yeri eklenebilir.

Alıştırma

Migrate fiilinin geçmiş zamanını ve hemen ardından yön bildiren west sözcüğünü kullanın: In the 1960s, many families ____ in search of work.

Cevabı göster

migrated west

But this is just one half of the story. Anlatım akışı

3:25

Ama bu hikayenin sadece bir yarısı.

Anlatım akışı

just one half of the story: başka bir yönün geleceğini belirtmek

Burada just one half of the story, tüm durumun yalnızca bir bölümünün ya da yönünün açıklandığı anlamına gelir. Sırada başka bir önemli bölüm olduğunu belirtir. Half burada matematiksel olarak tam bir yarı değildir. Bu ifade, bir yönden diğerine geçerek bir hikâyeyi veya açıklamayı düzenler.

Alıştırma

Bir konuşmacı 'This is just one half of the story' dediğinde genellikle neyi belirtir?

  1. Anlatım, kelime sayıları tam olarak aynı olan iki bölüme ayrılmıştır.
  2. Anlatımın tamamı bitmiştir.
  3. Durumun yalnızca bir bölümü açıklanmıştır ve sırada başka bir yön vardır.
Cevabı göster

Durumun yalnızca bir bölümü açıklanmıştır ve sırada başka bir yön vardır.

Sheela's family name Banerjee reflects her roots in the Bengali culture of East India, Kalıp ifadeler

3:28

Sheela'nın soyadı olan Banerjee, onun Doğu Hindistan'ın Bengal kültüründeki köklerini yansıtır,

Kalıp ifadeler

reflects her roots in the Bengali culture: kültürel kökenleri göstermek

Bu cümlede reflects, 'gösterir veya ifade eder' anlamındadır. Roots ise bitki köklerini değil, ailevi, kültürel veya tarihî kökenleri belirtir. Soyadı, Bengal kültürüyle olan bağlantısını gösterir. Kullanışlı bir kalıp X reflects someone's roots in Y şeklindedir. X bir ad, aksan, gelenek, yemek veya yaratıcı eser olabilir. Y ise kişiyle bağlantılı yer, kültür ya da gelenektir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın. reflects someone's roots in kalıbını kullanın ve zamiri kişiye uygun hâle getirin: His cooking ____ southern Italy.

Cevabı göster

reflects his roots in

where surnames tell a lot about a person's social status or caste. Kültür

3:34

ki orada soyadları bir kişinin sosyal statüsü veya kastı hakkında çok şey anlatır.

Kültür

social status or caste: bir soyadının gösterebilecekleri

social status or caste ifadesinde social status, bir kişinin toplumdaki konumu demektir. Caste ise özellikle Güney Asya bağlamlarında aile geçmişi, geleneksel meslekler ve toplumsal hiyerarşiyle bağlantılı olabilen, tarihsel olarak miras alınan bir toplumsal grubu ifade eder. Cümle, soyadlarının bu geçmişler hakkında ipucu verebileceğini söylüyor. Bir soyadının kişinin günümüzdeki statüsünü veya kastını kesin olarak kanıtladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede caste sözcüğünü en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Belirli bir kurumsal anlamı olan, tarihsel olarak miras alınan bir toplumsal grup
  2. Yalnızca kişinin günümüzdeki gelir düzeyi
  3. Üyelerinin aynı soyadını taşıdığı bir okul sınıfı
Cevabı göster

Belirli bir kurumsal anlamı olan, tarihsel olarak miras alınan bir toplumsal grup

Here's Sheela explaining more to BBC Radio 4 program Word of Mouth.

3:38

İşte Sheela'nın BBC Radio 4'ün 'Word of Mouth' programına yaptığı açıklamanın devamı.

It is an Indian name,

3:43

"Bu Hintçe bir isim,

but actually it's not my real name.

3:44

ama aslında benim gerçek ismim değil.

You've got names like Banerjee, Ton ve niyet

3:47

Banerjee,

Mukherjee, Chatterjee,

3:48

Mukherjee, Chatterjee gibi isimler var,

which, you know, nowadays people hear over here.

3:49

ki, bilirsiniz, bugünlerde insanlar buralarda sıkça duyuyor.

Ton ve niyet

Örnek vermek için You've got names like ...

You've got names like Banerjee ifadesinde You've got, “var” veya “bulabilirsiniz” anlamına gelir; like ise bir örnek sunar. Buradaki you genel anlamlıdır; dinleyicinin bu soyadına sahip olduğu anlamına gelmez. You've got + kategori + like + örnekler kalıbı, bir grubun veya yerin neleri içerdiğini açıklamanın konuşma diline özgü bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi You've got + category + like + examples kalıbıyla tamamlayın: In this park, ____ animals like foxes and badgers.

Cevabı göster

you've got

But Banerjee,

3:52

Ancak Banerjee,

is an Anglicized form of my original name, Kelime

3:53

orijinal adımın, ki aslında Bandyopadhyay olacaktı,

which would have been Bandyopadhyay Dilbilgisi

3:56

İngilizleştirilmiş bir halidir.

Kelime

Anglicized form: İngilizce gibi görünecek veya duyulacak şekilde uyarlanmış biçim

Anglicized form, bir adın ya da sözcüğün İngilizce yazım, telaffuz veya adlandırma kalıplarına uyacak şekilde değiştirilmiş hâlidir. Burada Banerjee ile özgün ad Bandyopadhyay arasındaki ilişkiyi anlatır. İngilizceleştirme, anlamı mutlaka İngilizceye çevirmek değildir. Bir ad kısaltılabilir, farklı yazılabilir veya farklı telaffuz edilebilir ve yine de aynı adı ifade edebilir.

Alıştırma

Bir adın an Anglicized form biçimi genellikle ne anlama gelir?

  1. Adın anlamının İngilizceye sözcüğü sözcüğüne çevrilmiş hâli
  2. Hiç değiştirilmeden korunan özgün ad
  3. İngilizce yazım, telaffuz veya biçime uyarlanmış bir sürüm
Cevabı göster

İngilizce yazım, telaffuz veya biçime uyarlanmış bir sürüm

Dilbilgisi

would have been: farklı bir koşul altındaki geçmiş sonuç

Would have been, farklı ve çoğu zaman açıkça söylenmeyen bir koşul altındaki geçmiş bir durumu veya sonucu anlatır. Buradaki koşul yaklaşık olarak “ad İngilizceleştirilmemiş olsaydı” şeklindedir; bu yüzden Bandyopadhyay, aksi hâlde korunacak biçim olarak sunulur. Yapı would have + geçmiş zaman ortacıdır. be fiilinin geçmiş zaman ortacı been olduğu için would have been ortaya çıkar. Bu, sıradan bir gelecek zaman yapısı değildir.

Alıştırma

Gerçek dışı geçmiş sonucu would have been ile tamamlayın: Without the map, we ____ lost.

Cevabı göster

would have been

And it's a name that was changed by the British when they went over there, Dilbilgisi

3:59

Ve bu, İngilizler oraya gittiğinde değiştirdikleri bir isimdir,

Dilbilgisi

that was changed by the British: edilgen yapı ve eylemi yapan

that was changed by the British, a name ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. was changed bölümünde ad, eylemden etkilenen taraftır; bu nedenle edilgen yapı kullanılır. by the British değişikliği yapan kişileri belirtir. Bu tarihsel bağlamda bir yeri değil, o dönemde ilgili olan Britanyalıları ifade eder. thing + be + past participle + by + agent kalıbı, eylemi yapanı da belirtirken etkilenen şeyi başa koyar. Tarihsel veya kurumsal değişiklikleri açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

be + aynı fiilin geçmiş zamanını kullanarak edilgen dönüşümü tamamlayın: The head teacher changed the school timetable. The school timetable ____ the head teacher.

Cevabı göster

was changed by

uh, because they really basically couldn't be bothered to pronounce it or couldn't pronounce it. Deyimler

4:03

çünkü temelde bunu telaffuz etmekle uğraşmak istemediler veya telaffuz edemediler.

Deyimler

couldn't be bothered to pronounce it: yeteneksizlik değil, isteksizlik

couldn't be bothered to + fiilin yalın hâli, bir kişinin bir şeyi yapmak için zaman veya çaba harcamaya istekli olmadığını belirtir. Burada couldn't be bothered to pronounce it, “onu telaffuz etmek için çaba göstermek istemediler” anlamına gelir; “onu telaffuz edemediler” anlamına gelmez. Bu ifade kişinin tutumunu ve istekliliğini değerlendirir. Cümle daha sonra couldn't pronounce it ifadesini ayrı bir olasılık olarak sunar; bu olasılık çabayla değil, yetenekle ilgilidir.

Alıştırma

Burada couldn't be bothered to pronounce it ne anlama geliyor?

  1. Onu telaffuz etmek için çaba göstermek istemediler.
  2. Onu telaffuz etmelerine izin verilmiyordu.
  3. Çok uğraştılar ama onu telaffuz edemediler.
Cevabı göster

Onu telaffuz etmek için çaba göstermek istemediler.

And for me, it's always been a very mixed name Notlar

4:07

Ve benim için her zaman çok karmaşık hisler uyandıran bir isim oldu

Ton ve niyet

Kişisel bakış açısını gösteren“And for me,”

Burada And for me, “ve benim kişisel bakış açıma göre” anlamına gelir. Konuşanın isim hakkındaki kişisel duygularını tanıtır. Bu bakış açısı ifadesi, söylenenleri tek bir kişinin deneyimiyle sınırlar. Kimlik, kültür veya duygular gibi konularda özellikle yararlıdır; çünkü kişisel bir tepkinin herkesin paylaştığı bir gerçek gibi sunulmasını önler.

Alıştırma

“For me, this song feels peaceful,” cümlesinde For me neyi gösterir?

  1. Herkesin şarkıyı huzurlu bulduğunu söyler.
  2. Duyguyu konuşanın kişisel görüşü olarak sunar.
  3. Şarkının konuşanın yararı için yapıldığını söyler.
Cevabı göster

Duyguyu konuşanın kişisel görüşü olarak sunar.

Kelime

“a very mixed name”: karmaşık ve çelişkili çağrışımlar

Burada a very mixed name, ismin konuşanda farklı ve kısmen birbiriyle çelişen duygular ve çağrışımlar uyandırdığı anlamına gelir. Mixed, yalnızca ismin yazılışını veya dilsel biçimini değil, konuşanın ismin temsil ettiği şeye verdiği tepkiyi anlatır; very ise bu karmaşıklığı güçlendirir. Bağlamda isim, onu ailesine ve Hint mirasına bağlarken sömürge döneminde değiştirilmiş olmanın tarihini de taşır. Bu kısa ifade anlamını o bağlamdan alır. Daha genel olarak mixed, hem olumlu hem de olumsuz yönleri olan ve tek bir biçimde değerlendirilmesi zor bir şeyi anlatabilir.

Alıştırma

“And for me, it's always been a very mixed name,” cümlesinde a very mixed name ne anlama gelir?

  1. İsim, farklı alfabelerden harflerin rastgele birleştirilmesiyle yapılmıştır.
  2. Konuşanın isimle bağlantılı güçlü duyguları veya çağrışımları yoktur.
  3. İsim, konuşan için hem değerli kişisel bağlar hem de acı verici tarihsel çağrışımlar taşır.
Cevabı göster

İsim, konuşan için hem değerli kişisel bağlar hem de acı verici tarihsel çağrışımlar taşır.

because it signifies that we were, you know, colonial subjects. Kültür

4:10

çünkü bu, bilirsiniz, sömürge tebaası olduğumuzu ifade ediyor.

Kültür

colonial subjects: sömürge yönetimi altındaki tebaa

colonial subjects ifadesindeki subjects, yönetici bir gücün otoritesi altında bulunan insanları anlatan tarihsel ve siyasi bir isimdir. Colonial, bu gücün sömürgeci olduğunu belirtir; dolayısıyla ifade, sömürgeci bir güç tarafından yönetilen insanlar anlamına gelir. Bu cümlede ifade, eşitsiz bir güç ilişkisini vurgular: “Biz”, yöneticilerle siyasi bakımdan eşit değil, yönetilen taraftaydık. Burada subjects okul dersleri ya da konular anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede colonial subjects kimleri ifade ediyor?

  1. Sömürgeci bir güç tarafından yönetilen insanlar
  2. Bir sömürgedeki okulda öğretilen dersler
  3. Tarih dersinde tartışılan konular
Cevabı göster

Sömürgeci bir güç tarafından yönetilen insanlar

And so it's a tricky name to be carrying around. Kelime

4:15

Ve bu yüzden taşıması zor bir isim."

Kelime

a tricky name to be carrying around: uzun süre taşınması zor bir isim

Burada tricky, yalnızca yazılması veya söylenmesi zor değil, birlikte yaşaması karmaşık ve güç anlamına gelir. İsim sömürge yönetimiyle ilgili çağrışımlar taşıdığı için duygusal ve tarihsel açıdan dikkatle ele alınmalıdır. To be carrying around mecazidir: Kişi, bir nesne taşıyormuş gibi bu ismi zaman içinde sürekli üzerinde taşır. Bu anlatım, ismi fiziksel bir şeyden çok süregelen bir kimlik yükü gibi gösterir.

Alıştırma

Burada a tricky name to be carrying around ne anlama geliyor?

  1. Yazılı isim fiziksel olarak taşınamayacak kadar ağırdır.
  2. İsim yalnızca başkaları nasıl yazıldığını bilmediği için zordur.
  3. İsmin zorlayıcı tarihsel çağrışımları vardır ve kişi zaman içinde bunlarla yaşar.
Cevabı göster

İsmin zorlayıcı tarihsel çağrışımları vardır ve kişi zaman içinde bunlarla yaşar.

Sheela's surname is actually pronounced Bandyopadhyay.

4:19

Sheela'nın soyadı aslında Bandyopadhyay olarak telaffuz edilir.

But during colonial times,

4:23

Ancak sömürge dönemlerinde,

the name became Anglicized.

4:24

isim 'Anglicized' (İngilizleştirildi).

It was changed to sound more English.

4:26

Kulağa daha İngilizce gelecek şekilde değiştirildi.

This happened a lot.

4:29

Bu çok sık oldu.

The surnames Chattopadhyay became Chatterjee,

4:30

Chattopadhyay soyadı Chatterjee oldu,

and Mukhopadhyay became Mukherjee,

4:34

ve Mukhopadhyay Mukherjee oldu,

either because the British rulers couldn't pronounce them Dilbilgisi

4:37

bunun sebebi ya İngiliz yöneticilerin bunları telaffuz edememesiydi

or because they couldn't be bothered.

4:40

ya da bunu yapmaya 'couldn't be bothered' (uğraşmak/zahmet etmek istememeleriydi).

Dilbilgisi

either because ... or because ...: iki olası neden

either because A or because B kalıbı, aynı sonuç için iki olası neden sunar. Either ilk nedeni, or ise ikinci nedeni başlatır. Buradaki iki bölüm, aralarından seçilecek iki eylem değil, iki açıklamadır: yöneticiler isimleri telaffuz edemiyordu ya da çaba göstermek istemiyordu. Konuşan kişi hangi açıklamanın doğru olduğuna karar vermiyor.

Alıştırma

Cümleyi either because ... or because ... ile tamamlayın: The lights are off ____ the shop is closed ____ there is a power cut.

Cevabı göster

either because · or because

They didn't make the effort. Kalıp ifadeler

4:42

Çaba göstermediler.

Kalıp ifadeler

didn't make the effort: gerekli çabayı göstermemek

make the effort, bir işi yapmak için gereken zamanı, özeni veya enerjiyi bilinçli olarak harcamak demektir. Yaygın yapı make the effort to + fiil şeklindedir. They didn't make the effort, ciddi biçimde denemediklerini veya uğraşmak istemediklerini söyler. Yalnızca yeteneği değil, istekliliği değerlendirir; the, o durumda beklenen belirli çabayı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi make the effort ifadesinin olumsuz biçimiyle tamamlayın: Mia had plenty of time, but she ____ to check her work.

Cevabı göster

didn't make the effort

Sheela feels her Anglicized surname has always been tricky,

4:44

Sheela, sömürgecilik ve baskıyla olan ilişkisi nedeniyle,

difficult to use,

4:47

İngilizleştirilmiş soyadının her zaman 'tricky' (çetrefilli),

because of the association with colonialism and oppression. Kalıp ifadeler

4:49

yani kullanımının zor olduğunu hissediyor.

Kalıp ifadeler

association with colonialism and oppression: sömürgecilik ve baskıyla bağlantı

Burada association bir kuruluşu değil, zihinsel ya da tarihsel bir bağlantıyı ifade eder. association with + isim kalıbı; bir kişinin, adın, simgenin veya yerin insanların zihninde ya da tarih boyunca neyle bağlantılı olduğunu gösterir. Bu ifade, soyadını kullanmanın neden zor geldiğini açıklar: İngilizceleştirilmiş biçim, sömürgecilik ve baskıyla tarihsel bağlar taşır. Daha genel olarak because of an association with X, bir şeyin neden olumlu ya da olumsuz bir tarihsel yük taşıdığını açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede association with bir kuruluşu değil, tarihsel ya da zihinsel bir bağlantıyı ifade eder?

  1. The museum removed the emblem because of its association with a former dictatorship.
  2. She became the association's new director.
  3. The neighborhood association meets every Tuesday.
Cevabı göster

The museum removed the emblem because of its association with a former dictatorship.

Ironically, Anlatım akışı

4:53

İronik bir şekilde,

it was London,

4:54

Britanya İmparatorluğu'nun başkenti olan

the capital of the British Empire,

4:55

Londra,

that in modern times became the destination for migrants from all over the world. Kalıp ifadeler

4:57

modern zamanlarda dünyanın her yerinden gelen göçmenlerin varış noktası oldu.

Anlatım akışı

Karşıtlık belirteci olarak Ironically,

Cümle başındaki Ironically, dinleyiciye sonraki gerçek ile bir beklenti veya önceki bağlam arasındaki çatışmaya dikkat etmesini söyler. Cümlenin tamamını ironik bir tersine dönüş olarak çerçeveleyip bilgiyi düzenler. Burada Londra bir zamanlar Britanya İmparatorluğu'nun başkentiyken daha sonra dünyanın dört bir yanından gelen göçmenlerin varış noktası olmuştur. Bu sözcük durumun komik olduğu anlamına gelmez; tarihsel karşıtlığa işaret eder.

Alıştırma

Ek bağlam olmadan karşıtlığı açıkça görülen ve Ironically sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Ironically, the library opens at nine every weekday.
  2. Ironically, the soup contains carrots and onions.
  3. Ironically, the town's new flood barrier was damaged by the first flood.
Cevabı göster

Ironically, the town's new flood barrier was damaged by the first flood.

Kalıp ifadeler

the destination for migrants from all over the world — dünyanın dört bir yanından gelen göçmenlerin varış noktası

Bu cümlede the destination for migrants from all over the world, birçok ülkeden gelen göçmenlerin taşındığı yer anlamına gelir. Destination, insanların seyahat ederken veya taşınırken gittiği yerdir. a destination for + grup kalıbı, bir yerin hangi insanları çektiğini veya kabul ettiğini belirtir. From all over the world, migrants sözcüğünü niteler ve göçmenlerin nereden geldiğini açıklar.

Alıştırma

Birçok ülkeden öğrencinin bu şehre gittiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The city has become a major destination of students from around the world.
  2. The city has become a major destination for students from around the world.
  3. The city has become a major destiny for students from around the world.
Cevabı göster

The city has become a major destination for students from around the world.

Okay,

5:02

Tamam,

it's time to reveal the answer to your question, Beth.

5:02

sorunun cevabını açıklamanın zamanı geldi, Beth.

What was the most popular girls' name in 2022?

5:05

2022'de en popüler kız ismi neydi?

I guessed it was Olivia.

5:09

Olivia olduğunu tahmin etmiştim.

Which was the correct answer.

5:11

Ki bu doğru cevaptı.

In 2022,

5:14

2022 yılında,

Olivia remained the most popular girls' name for the sixth year in a row Kalıp ifadeler

5:16

Olivia üst üste altıncı kez en popüler kız ismi olmaya devam etti

Kalıp ifadeler

for the sixth year in a row — üst üste altıncı yıl

For the sixth year in a row, aynı sonucun araya hiçbir yıl girmeden altı yıl üst üste gerçekleştiği anlamına gelir. Burada Olivia her yıl birinci sıradaki yerini korumuş ve bu, altıncı yıl olmuştur. Kesintisiz bir dizide son olayın kaçıncı olduğunu belirtmek için for the + sıra sayısı + year veya time + in a row kalıbını kullanın; örneğin for the third year in a row. Buradaki in a row ‘art arda’ anlamındaki bir deyimdir; sıraya girmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi ‘art arda’ anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The team won the title for the third year ____.

Cevabı göster

in a row

and was given to 3,649 baby girls. Dilbilgisi

5:20

ve 3.649 kız bebeğe verildi.

Dilbilgisi

was given to 3,649 baby girls: ad istatistiklerinde edilgen yapı

was given fiil grubu simple past passive yapıdadır. Önceki yan cümleyle aynı özneyi, yani Olivia adını paylaşır. Böylece dikkat, adı seçen kişilere değil, ada ve bu adı alan bebeklerin sayısına yönelir. give a name to someone yapısında to, adı alan kişiyi belirtir. Buradaki 3,649 baby girls adı alan kişilerdir; birine verilen eşyalar değildir.

Alıştırma

Ad istatistiğini give fiilinin simple past passive biçimiyle tamamlayın: In 2023, the name Luna ____ 400 baby girls.

Cevabı göster

was given to

Okay,

5:25

Pekala,

let's recap the vocabulary from this program Anlatım akışı

5:25

bu programdaki kelimeleri özetleyelim;

starting with typical,

5:28

belirli bir kişi veya şey türünün en olağan özelliklerini içeren

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary: tekrar bölümüne geçiş

Let's + fiilin yalın hâli yapısı, konuşmacıyı ve dinleyicileri birlikte bir şey yapmaya davet eder. Burada recap, ana noktaları kısaca gözden geçirmek veya özetlemek anlamına gelen bir fiildir; the vocabulary ise fiilin nesnesidir. Bir geçiş ifadesi olarak let's recap the vocabulary, ana içeriğin sona erdiğini ve tekrar bölümünün başladığını gösterir. Sonraki bilgileri düzenler; tamamen yeni bir konu başlatmaz veya her şeyi yeniden ayrıntılı biçimde öğretme sözü vermez.

Alıştırma

Sunucunun geçiş cümlesini bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the vocabulary before we finish.

Cevabı göster

Let's recap

containing the most usual features of a particular type of person or thing.

5:30

anlamına gelen 'typical' ile başlıyoruz.

If you pull the threads of something,

5:35

Bir şeyin 'pull the threads' (iplerini çekerseniz),

you investigate it more deeply to find the hidden stories behind it.

5:36

arkasındaki gizli hikayeleri bulmak için onu daha derinlemesine araştırırsınız.

Mass migration is the historical movement of large groups of people from one place to another.

5:41

'Mass migration' (Kitlesel göç), büyük insan gruplarının bir yerden başka bir yere tarihsel hareketidir.

If something is Anglicized,

5:46

Bir şey 'Anglicized' edilmişse,

it's changed to sound or appear English.

5:48

kulağa veya görünüşe İngilizce gibi gelecek şekilde değiştirilmiştir.

If you can't be bothered to do something,

5:51

Bir şey yapmaya 'can't be bothered' (üşeniyorsanız/zahmet etmek istemiyorsanız),

you don't make the effort to do it.

5:54

onu yapmak için çaba harcamazsınız.

And finally,

5:55

Ve son olarak,

if something is tricky,

5:56

bir şey 'tricky' (çetrefilli) ise,

it's difficult to manage and requires careful use.

5:58

yönetilmesi zordur ve dikkatli kullanım gerektirir.

Once again, Anlatım akışı

6:01

Bir kez daha,

our six minutes are up.

6:02

altı dakikamız doldu.

Anlatım akışı

Once again, our six minutes are up: sürenin bittiğini bildirmek

Our six minutes are up, planlanan altı dakikalık sürenin bittiği anlamına gelir. Burada be up, izin verilen ya da programlanan sürenin sona erdiğini belirtir; yukarı doğru bir hareket anlatmaz. Once again, alışılmış bu bitişin bir kez daha gerçekleştiğini gösterir. İki bölüm birlikte, mevcut bölümün artık sona erdiğini bildirerek programın akışını düzenler. Aynı kalıp Our time is up ve Your five minutes are up ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Bu bitiş duyurusunu be up kalıbıyla tamamlayın: Once again, our five minutes ____.

Cevabı göster

are up

Goodbye for now.

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:04

Görüşmek üzere.

Six Minute English from the BBC.

6:05

BBC'den Six Minute English.