Fil Emily 🐷🐘 @PeppaPigOfficial - Altyazılı Çizgi Filmler: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Emily Elephant oyun grubuna çekingen gelir, bloklarla kendi yöntemiyle bir şeyler inşa eder, gürültülü açık hava oyununa katılır ve ilk gününü birçok yeni arkadaş edinmiş olarak tamamlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Who would like to — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bir görevi doğrudan belirli bir kişiye vermek yerine kimin gönüllü olmak istediğini nazikçe sormayı öğrenin. Bu soru öğretmenin sınıf içi görev düzenlediği, bir yöneticinin etkinliği koordine ettiği veya grubun yardım etmeye istekli birini aradığı durumlarda kullanılabilir. 2. are all being very helpful, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: be being ile sıfat yapısının, insanların tam o sırada sergilediği davranışı vurguladığını anlayın. Böylece belirli bir anda gösterilen geçici yardımsever tutum ile kişilerin genellikle yardımsever olduğunu belirten genel özellik birbirinden ayırt edilebilir. 3. made lots of new friends. — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Sosyal bağ kurmayı anlatan doğal eşdizim make friends ile elde edilen sayının çokluğunu vurgulayan lots of ifadesini birlikte kullanın. Yeni bir okula, kursa, işe veya gruba uyum sağlayıp orada pek çok kişiyle arkadaş olma sonucunu doğal biçimde anlatabilirsiniz.
Bu derste
This is my little brother: bir aile üyesini tanıtmak
This is + kişi, yanınızda bulunan veya fotoğrafını gösterdiğiniz birini tanıtmanın yaygın bir yoludur. Bu cümlede my little brother konuşan kişiyle olan ilişkiyi, George ise tanıtılan kişinin adını belirtir. Aile ilişkilerinde little brother genellikle konuşandan daha küçük bir erkek kardeş anlamına gelir. Normalde kısa boylu ya da küçük yapılı bir ağabey anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya’yı arkadaşınız olarak en doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?
- This has my friend Maya.
- This is my friend Maya.
- This my friend is Maya.
Cevabı göster
This is my friend Maya.
Peppa and her friends are going to playgroup today. Notlar
0:22Peppa ve arkadaşları bugün oyun grubuna gidiyorlar.
are going to playgroup: bir yere yapılması planlanan yolculuk
Bu cümlede are going to playgroup today, bugün için planlanmış bir gidişi anlatır. Çoğul özne Peppa and her friends ile are kullanılır; to ise hedef yeri belirten playgroup adını getirir. Burada to’dan sonra fiilin yalın hâli gelmediği için yapı, be going to + fiilin yalın hâli biçimindeki gelecek zaman kalıbı değildir. They are going to play cümlesinde ise play, gelecek planı yapısındaki fiildir. Her iki yapı da planlardan söz edebilir, ancak dil bilgileri farklıdır.
Alıştırma
Hangi cümle gelecek bir planı ifade etmek için be going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır?
- They are going to play at playgroup.
- They go to playgroup every Tuesday.
- They are going to playgroup today.
Cevabı göster
They are going to play at playgroup.
playgroup: organize bir okul öncesi grubu veya etkinliği
Burada playgroup, okul öncesi çocukların birlikte oynadığı, basit etkinlikler yaptığı ve diğer çocuklarla zaman geçirdiği düzenli bir etkinlik ya da organize bir grup anlamına gelir. Grubun buluştuğu yeri de ifade edebilir. Britanya İngilizcesinde go to playgroup, bu tür bir okul öncesi etkinliğe katılmayı anlatır. Buradaki sözcük, yalnızca tesadüfen birlikte oynayan herhangi bir insan grubunu değil, bilinen bir etkinlik türünü adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede playgroup ne anlama geliyor?
- okul öncesi çocukların birlikte oynayıp öğrendiği organize bir grup veya etkinlik
- tek bir oyun için oluşturulan gayriresmî bir takım
- salıncakları ve kaydırakları olan bir oyun alanı
Cevabı göster
okul öncesi çocukların birlikte oynayıp öğrendiği organize bir grup veya etkinlik
The children each have their own hook to hang their coats on. Dilbilgisi
0:27Çocukların her birinin paltolarını asmak için kendi kancaları var.
each have their own: her üye için ayrı bir eşya
Çoğul bir özneyle each, grubun üyelerini tek tek vurgulamak için özneden sonra gelebilir: The children each have.... Dilbilgisel özne hâlâ çoğul The children olduğundan doğru fiil has değil have olur. Their own hook, bireysel sahiplik anlamını ekler. Hook tekil olsa da anlam gruba dağıtılır: bütün çocukların tek bir askıyı paylaşması yerine her çocuğun ayrı bir askısı vardır.
Alıştırma
Her müzisyenin ayrı bir nota sehpası olduğunu göstermek için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: The musicians ____ music stand.
Cevabı göster
each have their own
a hook to hang their coats on: amaç bildiren mastar ve sonda kalan edat
to hang their coats on mastar öbeği hook sözcüğünden sonra gelir ve askının ne işe yaradığını anlatır. Bu, yaygın bir “isim + to’lu mastar” kalıbıdır; mastar, bir amacı veya ismin mümkün kıldığı bir eylemi açıklar. Temeldeki ilişki hang their coats on the hook biçimindedir. hook zaten nitelenen isim olduğu için on’dan sonra tekrarlanmaz; edat doğal olarak sonda kalır. a chair to sit on ve a pen to write with de benzer kalıplardır.
Alıştırma
Rafın bu kitapları koymak için olduğunu anlatmak üzere “isim + to’lu mastar + sonda kalan edat” yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- I need a shelf to put on these books.
- I need a shelf to put these books on.
- I need a shelf to these books put on.
Cevabı göster
I need a shelf to put these books on.
new pupil: Britanya’daki bir sınıfa yeni katılan çocuk
Burada pupil, okula giden bir çocuk anlamına gelir. Britanya İngilizcesinde özellikle ilkokul veya ortaöğretim çağındaki çocuklar için yaygındır. A new pupil, sınıfa ya da okula yeni katılan bir çocuktur; çocuğun öğrenmeye daha yeni başladığı anlamına gelmez. Pupil ayrıca gözün ortasındaki koyu açıklık olan göz bebeği anlamına da gelebilir. Sınıf ortamındaki we have a new pupil ifadesi, burada okul anlamının kullanıldığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede pupil sözcüğü Britanya İngilizcesinde doğal biçimde “okula giden çocuk” anlamında kullanılmıştır?
- The primary school welcomed a new pupil today.
- The university welcomed a new pupil to its doctoral programme.
- The pupil of my eye became smaller in bright light.
Cevabı göster
The primary school welcomed a new pupil today.
a bit shy: dereceyi yumuşatma
a bit shy ifadesinde a bit, shy sıfatından önce gelir ve “biraz” ya da “düşük ölçüde” anlamı verir; buradaki bit ayrı bir parça anlamında değildir. Bu kullanım, niteliği very shy ifadesine göre daha zayıf gösterir ve birinin duygusu ya da kişiliği hakkındaki yorumu daha yumuşak hâle getirebilir.
Alıştırma
Hangi cümle birinin biraz gergin olduğunu doğal biçimde anlatır?
- She has a bit nervous before the interview.
- She is a bit of nervous before the interview.
- She is a bit nervous before the interview.
Cevabı göster
She is a bit nervous before the interview.
Who would like to show Emily where to hang her coat? Notlar
0:42Emily'ye paltosunu nereye asacağını kim göstermek ister?
Who would like to ...?: kibarca gönüllü istemek
Who would like to + fiilin yalın biçimi? kalıbı, bir gruba kimin bir şeyi yapmaya istekli olduğunu kibarca sorar. Bir kişiyi seçmek veya ona emir vermek yerine birinin gönüllü olmasını sağlar. Burada would like to, önerilen eylemi yapmaya istekli olmayı ifade eder. Birinin bu etkinliği genel olarak sevip sevmediğini sormaz.
Alıştırma
Bir öğretmen şu anda gruptan kibarca bir gönüllü istiyor. Hangi soru uygundur?
- Who would like reading the first paragraph?
- Who likes to read the first paragraph?
- Who would like to read the first paragraph?
Cevabı göster
Who would like to read the first paragraph?
show someone where to + fiil: birine doğru yeri göstermek
show + kişi + where to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemin doğru yerini bilmesi için birine yol göstermek veya açıklamak anlamına gelir. Burada show Emily where to hang her coat, Emily’nin paltosunu asacağı doğru yeri bulmasına yardım etmek demektir. where to hang yapısında where yeri, to hang ise eylemi belirtir. Kişi show sözcüğünün hemen ardından gelir: show Emily where to hang....
Alıştırma
Mia yeni geldi ve çantasını nereye bırakacağını bilmiyor. Hangi cümle birinden ona yol göstermesini doğal biçimde ister?
- Could you show Mia where to leave her bag?
- Could you show Mia where leave her bag?
- Could you show where Mia to leave her bag?
Cevabı göster
Could you show Mia where to leave her bag?
we just need one: just sözcüğünün yalnızca anlamı
Burada just yalnızca anlamına gelir; dolayısıyla we just need one, yardım için bir kişinin yeterli olduğunu söyler. One, bağlamdan anlaşılan bir ismin yerini alır; bu durumda one person veya one helper anlamındadır. Just sözcüğünü need’den önce kullanmak, sayı sınırlamasını doğrudan bir düzeltmeye göre daha yumuşak gösterir. Gerekli kişi sayısını azaltır; ihtiyacın az önce ortaya çıktığını anlatmaz.
Alıştırma
Birkaç kişi gönüllü oluyor, ancak yalnızca bir yardımcı gerekiyor. Hangi yanıtta just yalnızca anlamındadır?
- We have just met one helper.
- We need every helper.
- We just need one helper.
Cevabı göster
We just need one helper.
Peppa, can you show Emily where to hang her coat?
0:50Peppa, Emily'ye paltosunu nereye asacağını gösterebilir misin?
This one is for you: bir nesneyi seçip birine ayırmak
This one, görünen veya daha önce sözü edilen bir gruptaki belirli bir nesneyi gösterir. One, tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçtiği için o ismi tekrar etmeye gerek kalmaz. Is for you, nesnenin dinleyen kişi için hazırlandığını, ayrıldığını, seçildiğini veya ona tahsis edildiğini belirtir. Bir hediye sunarken kullanılabilir, ancak bağlama göre yalnızca dinleyen kişinin kullanması gereken nesneyi de gösterebilir.
Alıştırma
this one ve for you kullanarak cümleyi tamamlayın: The lunches are labelled. ____.
Cevabı göster
This one is for you
Emily is hanging her coat on her very own coat hook. Kalıp ifadeler
1:02Emily paltosunu kendi askısına asıyor.
her very own coat hook: kişisel mülkiyeti daha güçlü vurgulamak
İyelik belirleyicisi + very own + isim yapısı, kişisel mülkiyeti veya yalnızca bir kişiye ait kullanımı daha güçlü biçimde vurgular. Her very own coat hook, Emily'nin yalnızca o sırada kullandığı bir askıyı değil, özellikle Emily için ayrılmış askıyı ifade eder. Burada very, own sözcüğünü güçlendirir. Askının kendisini çok büyük, iyi veya özel olarak tanımlamaz. Bu vurgu çoğu zaman heyecan, gurur veya yeni bir aidiyet duygusu taşır.
Alıştırma
Güçlü mülkiyet ifadesi her very own ile cümleyi tamamlayın: After sharing a desk for months, Nina finally has ____ desk.
Cevabı göster
her very own
Now, Emily, what would you like to do today? Ton ve niyet
1:05Şimdi Emily, bugün ne yapmak istersin?
What would you like to do? ile nazikçe seçim sormak
What would you like to do? birine şimdi veya yakın gelecekte hangi etkinliği seçmek istediğini nazikçe sorar. Yapı what + would + özne + like to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki would soruyu yumuşatır. Nazik would like ifadesinin bir parçasıdır; konuşanın hayalî bir koşul anlattığını göstermez.
Alıştırma
Bir kafe müşterisine yöneltilen bu nazik soruyu would like kullanarak tamamlayın: What ____ drink?
Cevabı göster
would you like to
Painting, clay, or building blocks? Anlatım akışı
1:09Resim mi, oyun hamuru mu yoksa yapboz blokları mı?
A, B, or C? ile seçenekleri sıralamak
A, B, or C? yapısı birkaç seçeneği açık bir liste hâline getirir. Son öğeden önceki or, dinleyiciye alternatifler arasından seçim yapmasını söyler; genellikle üçünün de yapılacağı anlamına gelmez. Buradaki liste önceki bir sorunun eksiltili devamıdır: tam ifade bağlamdan anlaşılır, bu nedenle konuşan kişi yalnızca seçenekleri söyleyebilir. Bu kısa biçim seçenekleri daraltır ve konuşmayı bir yanıta doğru ilerletir.
Alıştırma
Hangi cümle bir konuğa üç belirli seçeneği hızlıca sunup bunlardan birini seçmesini ister?
- Tea, coffee, and juice are available.
- Tea, coffee, or juice?
- Would you like something to drink?
Cevabı göster
Tea, coffee, or juice?
Maybe + bir seçim: “Maybe building blocks.”
Bu kısa cevapta Maybe, konuşanın yapı bloklarına yöneldiğini ama henüz tam karar vermediğini gösterir. Seçimin kesin değil, geçici ve çekingen duyulmasını sağlar. Seçilebilecek etkinlikler zaten belli olduğu için I’d like to play with... gibi tam bir ifade atılıp yalnızca Maybe + seçim söylenebilir. Bu yine de olası bir seçim sunar; ret anlamına gelmez.
Alıştırma
Seçimin kesin olmadığını göstermek için cevabı hedef sözcükle tamamlayın: “Would you like painting or building blocks?” “____ building blocks.”
Cevabı göster
Maybe
And everyone else, painting, clay, or building blocks? Kelime
1:18Peki diğerleri, resim mi, hamur mu yoksa bloklar mı?
everyone else: daha önce sözü edilenler dışındaki herkes
everyone else, “geri kalan herkes” anlamına gelir: bağlamda daha önce ayrı olarak belirtilen kişi veya kişileri dışarıda bırakır ve kalanların tamamını kapsar. Burada bir çocuğa zaten soru sorulmuştur; bu nedenle everyone else soruyu grubun geri kalanına yöneltir. Else, everyone sözcüğünden sonra gelir. İfadenin tamamı dil bilgisi bakımından tekildir, bu yüzden tam bir cümlede tekil fiil alır: Everyone else is ready. Altyazıda, kısaltılmış seçenek sorusundan önce hitap edilen grubu belirtir.
Alıştırma
Leo zaten sınıfta. Öğretmen geri kalan bütün çocukların dışarıda sıraya girmesini istiyor. Hangi cümle bu anlamı verir?
- Everyone needs to line up outside.
- Someone else needs to line up outside.
- Everyone else needs to line up outside.
Cevabı göster
Everyone else needs to line up outside.
My goodness, building blocks are popular today. Ton ve niyet
1:26Aman Tanrım, bloklar bugün çok popüler.
My goodness: hafif şaşkınlık bildiren bir ünlem
My goodness, hafif bir şaşkınlık veya hayret bildiren kalıplaşmış bir ünlemdir. Burada yapı bloklarının ne kadar popüler olduğuna tepki verir. İfadenin tamamını tek bir tepki olarak anlamak gerekir. Bu cümlede goodness, iyilik veya ahlaki nitelik anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede My goodness hafif bir şaşkınlık göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- My goodness, that's a huge pumpkin!
- The pumpkin was good enough to eat.
- Her goodness made everyone trust her.
Cevabı göster
My goodness, that's a huge pumpkin!
Everyone wants to sit next to Emily Elephant. Kalıp ifadeler
1:29Herkes Fil Emily'nin yanına oturmak istiyor.
next to Emily: birinin hemen yanında
Next to + kişi veya nesne, uzamsal olarak onun hemen yanında olmayı anlatır. Sit next to Emily, genellikle iki koltuğun arasında başka bir kişi veya nesne olmadan Emily’nin hemen yanındaki koltuğa oturmak demektir. Bu ifadede next, zaman bakımından “daha sonra” veya sıralamadaki “sonraki” anlamına gelmez. İki sözcüklü next to bir edat gibi işlev görür.
Alıştırma
Hangi cümle sandalyenin kapının hemen yanında olduğunu açıkça belirtir?
- The chair is near the door.
- The chair is next to the door.
- The chair is above the door.
Cevabı göster
The chair is next to the door.
Emily, you put one block on top of another. Kalıp ifadeler
1:32Emily, bir bloğu diğerinin üzerine koyuyorsun.
on top of another: bir nesneyi diğerinin üstüne koymak
On top of, bir nesnenin başka bir nesnenin üst yüzeyinde olduğunu belirtir. put one block on top of another ifadesinde ilk blok ikincisinin üzerine konur; bu yüzden bloklar birbirine temas eder ve üst üste durur. Another burada another block yerine kullanılır ve aynı türden ikinci bir nesneyi belirtir. İngilizcede another sözcüğünden sonra tekrarlanan block adı kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle bir kutunun ikinci kutunun üst yüzeyinde doğrudan durduğunu belirtir?
- Put one box beside another.
- Put one box on top of another.
- Hold one box above another.
Cevabı göster
Put one box on top of another.
Like this: bir şeyin nasıl yapılacağını göstermek
Like this, “bu şekilde” demektir. Konuşan kişi bir şeyin nasıl yapılacağını gösterirken bunu söyler. Burada, blokları yerleştirmenin gösterilen biçimine işaret eder. Bu ifadede like, “aynı şekilde” anlamındaki bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Görülen gösterim ne yapılacağını açıkladığı için eylem söylenmeden bırakılabilir.
Alıştırma
Bir boya fırçasının nasıl tutulacağını gösteriyorsunuz. Hangi cümle birinden hareketinizi doğal biçimde taklit etmesini ister?
- I like this brush.
- Hold the brush over there.
- Hold the brush like this.
Cevabı göster
Hold the brush like this.
It's better if + cümlecik ile yumuşak bir öneri
It's better if + özne + fiil yapısı, bir eylemi daha iyi seçenek olarak sunar: bunu yapmak daha iyi olur. Burada nesneleri farklı bir şekilde yerleştirmeyi önerir; better kişinin yeteneğini ya da puanını değil, önerilen yöntemi değerlendirir. Cümle doğrudan emir vermek yerine neyin daha iyi sonuç vereceğini söylediği için genellikle daha yumuşak duyulur. Yine de konuşan kişi bir yöntemin daha uygun olduğunu belirttiğinden düzeltme gibi hissedilebilir.
Alıştırma
Dersin öneri kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ you save a copy before editing the file.
Cevabı göster
It's better if
side by side ile kişi veya nesnelerin yan yana olduğunu anlatmak
Side by side, kişi ya da nesnelerin aynı sırada birbirinin yanında bulunduğunu anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Örnekte put them side by side, nesneleri yan yana dizmek demektir. Bu ifade sit side by side veya walk side by side örneklerinde olduğu gibi konumu ya da hareketi anlatabilir. Nesnelerin birbirine değmesi gerekmez; vurgu, kenarların gerçekten birleşmesinde değil, yan yana yerleşimde bulunur.
Alıştırma
Dersin “birbirinin yanında” anlamındaki kalıplaşmış ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The two bikes were parked ____ outside the shop.
Cevabı göster
side by side
are all being very helpful: şu anda gösterilen davranış
are being + sıfat biçimi, yardımseverliği grubun tam şu anda gösterdiği bir davranış olarak sunar. Konuşan kişi, yardımseverliğin kalıcı bir özellik olduğunu söylemekten çok, şu an yapılanları över. All, hitap edilen gruptaki herkes demektir. Bu kalıpta are'dan sonra gelir: are all being very helpful.
Alıştırma
Hangi cümle çocukların tam şu andaki yardımsever davranışını en açık biçimde över?
- The children are very helpful.
- The children were very helpful.
- The children are being very helpful.
Cevabı göster
The children are being very helpful.
but Emily, how would you play with the blocks? Ton ve niyet
1:53ama Emily, sen bloklarla nasıl oynardın?
but Emily, how would you...?: övgüden sonra odağı değiştirme
Bu cümlede but, önceki övgüyü geri almaz. Konuşmanın odağında bir değişiklik olduğunu gösterir: konuşan kişi diğerlerinin önerilerini kabul ettikten sonra Emily'nin kendi cevabına yönelir. Emily adı, şimdi söz sırasının kimde olduğunu doğrudan belirtir. How would you play...? onun tercih ettiği yolu düşünüp söylemesini ister; nasıl oynaması gerektiğini söylemez.
Alıştırma
Bir öğretmen grubun önerilerini beğeniyor ancak Nora'nın kendi seçimini yapmasını istiyor. Bu geçişi en iyi hangi cümle sağlar?
- Those are useful ideas, but Nora, what would you choose?
- Nora has a useful idea, but what does everyone else think?
- Those are useful ideas, so Nora will choose for everyone.
Cevabı göster
Those are useful ideas, but Nora, what would you choose?
might do it like this: kesinleşmemiş bir yöntem önermek
Bu cümlede might + yalın fiil do, eylemi kesinleşmiş bir karar değil, bir olasılık olarak sunar. Konuşan kişi düşüncesini sesli olarak dile getirir ve bu yöntemi kesinlikle kullanacağına söz vermeden denemeye açıktır. Like this, “bu şekilde” anlamına gelir ve genellikle konuşan kişinin gösterdiği yöntemi belirtir. Buradaki might şimdiki zamana veya geleceğe ait bir olasılığı anlatır; tek başına cümleyi geçmiş zamana dönüştürmez.
Alıştırma
Bazı kitapları yerleştirmenin bir yolunu deniyorsunuz ve henüz karar vermediniz. Hangi cümle düşüncenin geçici olduğunu en iyi gösterir?
- I arranged the books like this yesterday.
- I'll definitely arrange the books like this.
- I might arrange the books like this.
Cevabı göster
I might arrange the books like this.
Emily Elephant is good at building blocks. Kalıp ifadeler
2:05Fil Emily bloklarla oynamakta çok iyi.
good at building blocks: be good at + etkinlik ile beceri anlatmak
Be good at, bir etkinlikte veya derste becerili olmayı anlatır. be biçimi özne ve zamana göre değişir; burada Emily Elephant ile is kullanılır. Bu bağlamda building blocks, bloklarla yapılar kurma etkinliğini adlandırır. Daha genel olarak at’ten sonra good at maths örneğindeki gibi bir isim ya da good at drawing örneğindeki gibi -ing biçimli bir fiil kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için be good at yapısının geniş zaman biçimini ve paint fiilinin -ing biçimini kullanın: Nora ____ landscapes.
Cevabı göster
is good at painting
playtime: planlanmış oyun zamanı
Playtime, özellikle kreş, anaokulu veya okul programında çocukların oynaması için planlanmış zaman dilimidir. It is playtime cümlesinde konuşan kişi programdaki bu bölümün başladığını duyurur. Bu ifade yalnızca birinin o anda oyun oynadığını değil, çocukların oynama zamanının geldiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede playtime, çocukların oynaması için planlanmış bir zaman dilimini ifade eder?
- Playtime is the name of this new toy.
- It is playtime, so the children can go outside.
- The clock is playing a song.
Cevabı göster
It is playtime, so the children can go outside.
Emily, would you like to play outside with the others?
2:14Emily, diğerleriyle dışarıda oynamak ister misin?
Yes, please: bir teklifi veya daveti nazikçe kabul etmek
Yes, please. bir teklifi, daveti veya önerilen yardımı kabul etmek için kullanılan kalıplaşmış ve nazik bir yanıttır. Karşınızdaki kişinin sunduğu şeyi istediğinizi belirtir. Burada please yeni bir ricayı başlatmaz. Kabul yanıtını nazik ve istekli gösterir; bu nedenle yalnızca Yes demekten genellikle daha doğal gelir.
Alıştırma
Biri “Would you like some water?” diye soruyor. Hangi yanıt teklifi nazikçe kabul eder?
- Yes, please.
- No, thank you.
- Yes, it is.
Cevabı göster
Yes, please.
At playtime, Peppa and her friends play in the school garden. Notlar
2:27Oyun saatinde Peppa ve arkadaşları okul bahçesinde oynarlar.
At playtime: zaman çerçevesini belirlemek
At playtime, eylemin ne zaman gerçekleştiğini önce söylemek için cümlenin başında yer alır. Virgül, bu başlangıç zaman ifadesinin bittiğini gösterir; cümlenin geri kalanı kimin ne yaptığını anlatır. Zaman ifadesini önce kullanmak, olayı anlatmadan önce açık bir zaman çerçevesi oluşturur. Buradaki at bir yeri değil, günün programlanmış bir bölümünü gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, ana olayı anlatmadan önce zamanı belirlemek için cümle başında doğal bir zaman ifadesi kullanır?
- At lunchtime, we eat together in the dining hall.
- At the dining hall, lunchtime we eat together.
- We eat at the dining hall lunchtime together.
Cevabı göster
At lunchtime, we eat together in the dining hall.
the school garden: okul arazisindeki açık alan
Bu okul sahnesinde the school garden, çocukların oynayabildiği, okul arazisi içindeki açık alanı ifade eder. Garden burada yalnızca bir çiçek tarhını değil, okula ait bir dış mekânı belirtir. Cümle sadece bu alanın okula ait ve açık havada olduğunu söyler; alanın kesin donanımını veya düzenini belirtmez.
Alıştırma
Bu cümlede the school garden ne anlama gelir?
- A shop where the children buy flowers
- An outdoor area on the school grounds where the children can play
- A classroom where the children study
Cevabı göster
An outdoor area on the school grounds where the children can play
Come catch me: oyun içinde neşeli bir davet
Bir kovalamaca oyununda Come catch me. “Gel ve beni yakalamaya çalış” demektir. Come ile catch me birlikte tek bir oyun eylemi dizisi oluşturur; birbirinden bağımsız iki emir değildir. Cümle biçim olarak emir kipindedir, ama burada bir davet ve hafif bir meydan okuma işlevi görür. Oyun bağlamı ve neşeli ton, cümlenin buyurgan değil etkileşimli duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Dostça bir yakalamaca oyununda diğer oyuncuyu sizi kovalamaya davet etmek için dersteki üç sözcüklü ifadeyi kullanın: ____!
Cevabı göster
Come catch me
What a lot of noise: What ile kurulan bir ünlem
Burada What bir soru sormaz. Bir ünlem cümlesini başlatır ve gürültünün miktarına karşı güçlü bir tepkiyi, çoğu zaman şaşkınlığı ya da rahatsızlığı gösterir. Kalıp What + isim öbeğidir. Bu cümlede a lot of noise isim öbeğidir: noise sayılamayan bir isimdir, a lot of ise miktarın fazla olduğunu gösterir. Ünlem tek başına kullanılabilir veya ardından What a lot of noise they are making! örneğindeki gibi tam bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede bir ünlem içinde isim öbeğini başlatmak için What doğru kullanılmıştır?
- What a lot of noise!
- What noisy it is!
- How a lot of noise!
Cevabı göster
What a lot of noise!
Let's see who ...: bir grup denemesi başlatmak
Let's see who ... ardından gelen koşulu hangi kişinin karşıladığını bulmak için ortak bir deneme, oyun veya karşılaştırma başlatır. Bu cümlede etkinliğin sonucu en yüksek sesi kimin çıkardığını gösterecek. Burada see yalnızca “gözle bakmak” değil, “sonucu öğrenmek” anlamındadır. Who, kimliği bulunacak kişiyi belirtir ve ardından koşul gelir; örneğin who is the loudest veya who can finish first.
Alıştırma
Bir bulmacayı en hızlı kimin çözebileceğini bulmak için yapılan grup etkinliğini hangi cümle doğal biçimde başlatır?
- Let's see who can solve the puzzle fastest.
- We know who can solve the puzzle fastest.
- Who solved the puzzle fastest?
Cevabı göster
Let's see who can solve the puzzle fastest.
I'll go first: ilk sırayı almak için gönüllü olmak
I'll go first, konuşanın mevcut etkinlikte ilk sırayı almak için gönüllü olduğunu belirtir. Burada go first “diğerlerinden önce harekete geçmek” demektir; “diğerlerinden önce ayrılmak” değil. I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır. Bu bağlamda will o anda verilen bir kararı anlatır: konuşan kişi başlamayı seçer.
Alıştırma
Bir grup sırayla etkinlik yapmak üzere. Hangi cümle ilk hareket eden kişi olmak için gönüllü olmayı ifade eder?
- I'll leave first.
- I'll go first.
- I went first.
Cevabı göster
I'll go first.
quite loud: belirgin ama ölçülü bir derece
Burada quite, loud sözcüğünden önce gelir ve sesin ne kadar yüksek olduğunu gösterir. “Oldukça” anlamındadır: ses belirgin biçimde yüksekti, ancak ifade ölçülüdür ve aşırı değildir. Bu cümlede quite, “tamamen” anlamına gelmez. Gücü bağlama, vurguya ve İngilizce çeşidine göre değişebilir; bu yüzden dereceyi anlamak için durumu ve ses tonunu dikkate alın.
Alıştırma
Müziğin oldukça yüksek olduğunu ölçülü biçimde söylemek istiyorsunuz: yalnızca biraz yüksek değil, ama very loud diye güçlü biçimde de vurgulamıyorsunuz. En uygun cümle hangisidir?
- The music was quite loud, but we could still talk.
- The music was a little loud, so I lowered it slightly.
- The music was very loud, so we had to shout.
Cevabı göster
The music was quite loud, but we could still talk.
it is Zoe Zebra's turn: sıranın kimde olduğunu söylemek
It is Zoe Zebra's turn, insanlar bir şeyi sırayla yaparken bir sonraki kişinin Zoe Zebra olduğu anlamına gelir. Burada turn, bir kişinin hareket etme fırsatını veya sırasını belirten bir isimdir; dönme eylemi değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp It is + iyelik biçimi + turn şeklindedir: It is Maya's turn veya It is my turn. Yapılacak eylemi belirtmek için to + fiilin yalın biçimini ekleyin: It is Maya's turn to read.
Alıştırma
It is + iyelik biçimi + turn kalıbını başka sözcük eklemeden kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın ve sıranın Sam'de olduğunu belirtin: ____ to roll the dice.
Cevabı göster
It is Sam's turn
My turn: It's my turn ifadesinin kısa biçimi
My turn, It's my turn ifadesinin kısa ve konuşma dilindeki biçimidir. Konuşanın ortak bir etkinlikte sıradaki kişi olduğunu belirtir. Sırayla yapılan etkinlik durumu tam cümleyi açıkça anlattığı için It's söylenmez. Buradaki turn, bir kişinin hareket etme sırası demektir; yön değiştirme anlamına gelmez.
Alıştırma
It's my turn ifadesinin iki sözcüklük kısa biçimini kullanarak Leo'nun yanıtını tamamlayın: Leo says, '____!'
Cevabı göster
My turn
the loudest: loud sıfatının en üstünlük biçimi
the loudest, loud sıfatının en üstünlük derecesidir. Bu cümlede Peppa'nın sesinin karşılaştırılan grupta en yüksek olduğunu, yani diğer tüm seslerden daha yüksek olduğunu anlatır. Bu kullanımdaki yaygın kalıp be + the + adjective-est şeklindedir: loud → louder → the loudest. Bir grupta ses yüksekliği en fazla olan üyeyi belirtirken bu üstünlük yapısı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi loud sıfatının üstünlük biçimiyle tamamlayın: Of all the alarms, this one is ____.
Cevabı göster
the loudest
I'm not too sure: belirsizliği yumuşak ve temkinli biçimde ifade etmek
I'm not too sure, “pek emin değilim” anlamına gelir. Konuşanın bir fikri veya denemeye isteği olabilir, ancak kendine güvenmiyordur. Burada not too, sure ifadesini yumuşatır ve “çok emin değilim” anlamına gelir; “aşırı derecede emin değilim” demek değildir. İki yanıtın da uygun olduğu durumlarda bu ifade, doğrudan söylenen I don't know yanıtından genellikle daha yumuşaktır.
Alıştırma
Hangi yanıt, konuşanın emin olmadığını ancak olası bir cevabı bulunduğunu nazikçe gösterir?
- I don't care when the shop closes.
- I'm certain the shop closes at six.
- I'm not too sure, but I think the shop closes at six.
Cevabı göster
I'm not too sure, but I think the shop closes at six.
Do it again: bir hareketin tekrarlanmasını istemek
Do it again, birine az önce yaptığı hareketi, sesi veya gösteriyi tekrarlamasını söyleyen bir emir cümlesidir. Do komutu verir, it iki tarafın da bildiği hareketi gösterir ve again “bir kez daha” anlamına gelir. Emir cümlesinde you öznesi kullanılmadığı için cümle kısa ve doğrudandır. Dostça bir heyecanla söylendiğinde teşvik edici gelebilir; bu bağlam olmadan emir gibi duyulabilir.
Alıştırma
Do ile başlayan ve it kullanan üç kelimelik komutu tamamlayın. Arkadaşınız az önce komik bir numara yaptı. Aynı numarayı bir kez daha yapmasını isteyin: ____!
Cevabı göster
Do it again
not ... anymore: sona ermiş geçmiş bir durum
Not ... anymore, bir durumun veya eylemin eskiden geçerli olduğunu ama artık geçerli olmadığını anlatır. Not shy anymore ifadesinde not, shy sözcüğünü olumsuz yapar; anymore ise geçmişten bugüne olan değişimi gösterir. Burada anymore olumsuzlukla birlikte anlaşılmalıdır: Bir şeyin artık devam etmediğini belirtir, miktarın daha fazla olduğunu değil.
Alıştırma
Cümleyi not ... anymore ile tamamlayın: Mia used to be nervous on stage, but she is ____.
Cevabı göster
not nervous anymore
Jumping in muddy puddles: etkinlik adı olarak kullanılan bir -ing ifadesi
Jumping in muddy puddles, bir etkinliğin adını veren -ing yapılı bir ifadedir. Bu bağlamda bir oyunun veya hobinin adı gibi işlev görür ve What is your favourite game? gibi bir soruya cevap olabilir. Tek başına şimdiki zaman bildiren ilerleyici bir yan cümle değildir. Bu tür bir yan cümlede She is jumping in a muddy puddle. örneğindeki gibi bir özne ve be biçimi gerekir.
Alıştırma
paint pictures sözcüklerini -ing biçiminde bir etkinlik adı olarak kullanın: My favourite rainy-day activity is ____.
Cevabı göster
painting pictures
That's my favorite game, too: cümle sonunda «de/da» anlamındaki too
Bu cümlede too, «de/da, ayrıca» anlamındadır: konuşan kişi aynı tercihe sahip olduğunu söyler. Başka biri oyunu sevdiğini söyledikten sonra ortak bir ilgiyi dostça belirtmenin bir yoludur. Olumlu bir cümlede bu anlamdaki too genellikle sonda yer alır: That's my favorite game, too. Yazıda çoğu zaman önüne virgül konur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “This is my favorite game.” diyor. Cümle sonundaki too ile yanıtı tamamlayın: “That's my favorite game, ____.”
Cevabı göster
too
Peppa loves jumping up and down in muddy puddles. Kalıp ifadeler
3:46Peppa çamurlu su birikintilerinde zıplamayı çok sever.
jumping up and down in muddy puddles: tekrarlanan dikey hareket
Jumping up and down, aynı dikey hareketi tekrar tekrar yapmak demektir: vücut yukarı çıkar ve yeniden aşağı iner. Up and down, Peppa'nın nasıl zıpladığını anlatan tek bir yön ifadesidir; birbiriyle ilgisiz iki hareket değildir. In muddy puddles, zıplamanın nerede gerçekleştiğini söyler. Eylem fiili + up and down kalıbı başka ortamlardaki tekrarlanan dikey hareketleri de anlatabilir.
Alıştırma
Tekrarlanan yukarı-aşağı hareketi anlatan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The children kept jumping ____ on the trampoline.
Cevabı göster
up and down
Emily loves jumping up and down in muddy puddles.
3:49Emily çamurlu su birikintilerinde zıplamayı çok sever.
This looks like fun: bir etkinliğin eğlenceli göründüğünü söylemek
Look like + isim öbeği, görülen şeye dayanan bir izlenimi anlatır. This looks like fun. cümlesinde fun, “eğlence” veya “eğlenceli bir etkinlik” anlamında bir isimdir; yani konuşan kişi etkinliğin eğlenceli göründüğünü düşünür. Bu cümle, etkinliğe katılma veya onu deneme isteğini de gösterebilir. Etkinliğin komik ya da tuhaf göründüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeni bir engelli parkur görüyorsunuz ve denemenin eğlenceli olacağını düşünüyorsunuz. Bu düşünceyi hangi cümle ifade eder?
- That obstacle course looks like fun.
- That obstacle course looks like a joke.
- That obstacle course looks funny.
Cevabı göster
That obstacle course looks like fun.
Madame Gazelle loves jumping up and down in muddy puddles.
3:56Madam Gazelle çamurlu su birikintilerinde zıplamayı çok sever.
Everyone loves jumping up and down in muddy puddles.
4:00Herkes çamurlu su birikintilerinde zıplamayı sever.
Emily, have you enjoyed your first day at our playgroup? Notlar
4:06Emily, oyun grubumuzdaki ilk gününü sevdin mi?
Have you enjoyed ...?: şu ana kadarki deneyimi sormak
Have you enjoyed ...? İngilizcedeki present perfect yapısını kullanır: have + özne + geçmiş zaman ortacı enjoyed. Bir deneyimin başlangıcından şu ana kadar keyifli olup olmadığını sorar. Burada ilk gün neredeyse bitmiştir, ancak hâlâ şimdiki anla bağlantılıdır. Bu nedenle soru, geçmişteki tek ve bitmiş bir anı değil, Emily'nin şu ana kadarki genel deneyimini sorar.
Alıştırma
Soruyu enjoy fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: The workshop is still in progress. ____ the workshop so far?
Cevabı göster
Have you enjoyed
your first day at our playgroup? — first day at + kurum
your first day at our playgroup ifadesi, Emily'nin bu grupla yaşadığı deneyimin ilk günü anlamına gelir. At, playgroup'u deneyimin gerçekleştiği kurum veya ortam olarak gösterir; tam bir fiziksel nokta anlamına gelmez. Bir kişinin okul, iş yeri, kulüp veya benzer bir kurumdaki ilk gününü anlatmak için someone's first day at + institution yapısını kullan: my first day at school.
Alıştırma
Hangi cümle bir kişinin yeni bir okuldaki öğrenci olarak geçirdiği ilk güne odaklanır?
- Today is Lena's first day at her new school.
- Today Lena is standing outside her new school.
- Today is the first day of the school holiday.
Cevabı göster
Today is Lena's first day at her new school.
And I see you've made lots of new friends. Kalıp ifadeler
4:11Ve görüyorum ki bir sürü yeni arkadaş edinmişsin.
made lots of new friends. — make friends eşdizimi
Make friends, insanlarla arkadaş olmak anlamına gelen sabit bir eşdizimdir. made lots of new friends ifadesindeki made, bir şey üretmek anlamına gelmez; birçok yeni arkadaşlık kurmayı anlatır. Burada made, you've (you have) sonrasında gelir ve present perfect yapısını oluşturur. Böylece bu arkadaşlıklar, sonucu şu anda görülebilen bir durum olarak sunulur. Lots of, çok sayıda anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle Priya'nın kampta birçok kişiyle arkadaş olduğunu söyler?
- Priya met lots of people at camp.
- Priya visited lots of friends at camp.
- Priya made lots of new friends at camp.
Cevabı göster
Priya made lots of new friends at camp.
And mine: tekrarı önlemek için mine kullanımı
Bu yanıtta, arkadaşlık ilişkisi daha önce belirtildiği için mine, my friend ifadesinin yerini tutar. And mine. ifadesi “Emily benim de arkadaşım” demektir; Emily'nin konuşan kişiye ait olduğunu anlatmaz. Mine bir iyelik zamiridir, bu yüzden tek başına kullanılabilir. My ise bir iyelik belirleyicisidir ve ardından my friend örneğindeki gibi bir isim gelmelidir. And, sonraki konuşmacının önceki ifadeyle aynı durumu eklediğini gösterir.
Alıştırma
B'nin yanıtını my friend ifadesinin yerini alan iyelik zamiriyle tamamlayın. A: Emily is my friend. B: And ____.
Cevabı göster
mine
Who do you like best?: en çok sevilen kişiyi sormak
Who do you like best? konuşmada hangi grubun kastedildiği açıkken, dinleyicinin o grupta en çok kimi sevdiğini sorar. Like best yapısındaki best, sevme derecesinin en yüksek olduğunu gösterir; o kişinin bir işi en iyi yaptığını anlatmaz. Kalıp Who + do + özne + like best? şeklindedir. Burada who, like fiilinin nesnesidir. Nesneler hakkında soru sorarken who yerine what veya which one kullanılabilir.
Alıştırma
Dört hikâye karakteri hakkında konuşuyorsunuz. Hangi soru dinleyicinin bu dört karakter arasındaki favorisini sorar?
- Who do you like best?
- Who do you know best?
- Who do you like better, Leo or Maya?
- Who likes you best?
Cevabı göster
Who do you like best?