İNTERNETTEKİ İLK Fotoğraf... ve diğer bazı şeyler.: İngilizce çalışma notları
Vsauce
Video özeti: Michael, İrlanda, ilk fotoğraflar, web'deki ilk görüntü ve henüz tırmanılmamış bir dağ hakkındaki gerçekleri bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Turns out, (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): bağlamdan sonra beklenmedik bir gerçeği açıklar ve önemi daha sonra ortaya çıkan hikâyeleri izlemeye yardım eder. 2. blew my mind (Deyimler ve mecazi ifadeler): bir gerçeğin şaşırtıcı olup bakış açısını değiştirdiğini samimi biçimde anlatır; fiziksel bir eylem değildir. 3. Along the border of China and Bhutan is a mountain (Dilbilgisi ve cümle kalıpları): yeri is önüne, yeni özneyi arkasına koyar; betimleyici anlatımı anlamaya ve bilinmeyen bir yeri tanıtmaya yardım eder.
Bu derste
Hey, Vsauce, Michael here and this week I am in San Francisco.
0:00Selam Vsauce, ben Michael. Bu hafta San Francisco'dayım.
flew in: uçakla varmak
Bu cümlede flew in, 'bir yere uçakla vardı' anlamına gelir. Flew, fly fiilinin geçmiş zaman biçimidir; in ise konuşmadan anlaşılan varış noktasını gösterir. Burada fly in, bir kabın içine fiziksel olarak girmek şeklinde değil, varışı belirten bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Fiilin biçimi zamana göre değişir: fly in tomorrow, flew in yesterday veya have flown in for a meeting.
Alıştırma
'Uçakla vardı' anlamındaki geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I ____ yesterday for the conference.
Cevabı göster
flew in
been busy traveling: present perfect be busy + -ing
Been busy traveling ifadesinde busy sözcüğünün hemen ardından -ing biçimindeki traveling gelir. Be busy doing something, zamanı aktif olarak o işle meşgul geçiriyor olmak demektir ve bu yapıda -ing biçiminden önce edat gerekmez. I've been, be fiilinin present perfect biçimidir. Traveling eylemini yakın zamanda başlamış veya hâlâ süren ve şu anla bağlantılı bir meşguliyet kaynağı olarak sunar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi traveling ile oluşturulan üç sözcüklü present perfect be busy + -ing öbeğiyle tamamlayın: She hasn't replied because she's ____ for work all week.
Cevabı göster
been busy traveling
but new episodes of regular shows like IMG and DONG are coming soon.
0:07ama IMG ve DONG gibi düzenli programların yeni bölümleri yakında geliyor.
in the meantime ile bekleme dönemindeki geçici planı bağlama
Burada in the meantime, beklenen ana olayın, yani planlanan programın hazır olmasından önceki aralığı belirtir. Dikkati henüz gerçekleşmemiş bu olaydan konuşmacının geçici olarak sunabileceği bir şeye yöneltir. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak sıradaki eylemin ana olayın kendisi değil, geçici bir plan olduğunu gösterir. Dinleyici, asıl şeyin daha sonra geleceğini ve şimdi beklerken yapılacak şeyden söz edildiğini anlamalıdır.
Alıştırma
In the meantime burada hangi ilişkiyi gösteriyor?
- Eşit önemdeki iki olay tam olarak aynı anda gerçekleşir.
- Daha sonraki bir olay düşünülmeden geçmişteki bir olay anlatılır.
- Geçici bir eylem, beklenen ana olaydan önceki süreyi doldurur.
Cevabı göster
Geçici bir eylem, beklenen ana olaydan önceki süreyi doldurur.
I figured I would share things that have been on my mind. Notlar
0:12aklımı kurcalayan şeyleri sizinle paylaşayım dedim.
reddedilen bir alternatif için rather than + temel fiil biçimi
Rather than, konuşmacının reddettiği eylemi sunar: post nothing. Seçilen eylem daha sonra gelir: share things that have been on my mind. Fiil post temel biçiminde kalır çünkü would sonrasındaki temel biçimli share fiiliyle paraleldir: would share rather than post. Rather than post nothing bölümünü başa almak, reddedilen seçeneği önce sunar ve seçimin takip edilmesini kolaylaştırır.
Alıştırma
Wait eylemini reddedilen alternatif yapan iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: "____ wait for a taxi, we walked home."
Cevabı göster
Rather than
I figured I would share: düşünülmüş bir planı anlatmak
Burada I figured, “üzerinde düşündükten sonra bunu yapmaya karar verdim veya bunun iyi bir fikir olacağını düşündüm” anlamına gelir. Konuşanın bir sayıyı hesapladığı anlamına gelmez. I figured I would + fiilin yalın hâli kalıbı, bir planı gündelik ve yumuşatılmış biçimde anlatır. Eylemi kesin bir duyuru olarak değil, düşünmenin sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki gündelik kalıbın aynısıyla tamamlayın: After thinking about what might help, ____ a few tips.
Cevabı göster
I figured I would share
on my mind: düşüncelerimi meşgul eden şey
On my mind, bir şeyin düşüncelerimi veya dikkatimi tekrar tekrar meşgul etmesi anlamına gelir. Bir endişeyi, ilgi alanını ya da çözüme kavuşmamış bir konuyu anlatabilir; burada konuşanın son zamanlarda düşündüğü konuları tanıtır. Yaygın kalıplar something is on someone's mind ve have something on one's mind biçimindedir. İfade fiziksel bir konumu değil, zihinsel ilgiyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “düşüncelerimi meşgul eden” anlamındaki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The school play has been ____ all week.
Cevabı göster
on my mind
go back to the Golden Gate Bridge footage. Öbek fiiller
0:17Golden Gate Köprüsü görüntülerine geri dönelim.
go back to: dikkati önceki içeriğe geri yöneltmek
Burada go back to, “izleyicinin dikkatini” daha önceki görüntülere yeniden yöneltmek anlamına gelir. Konuşmacı, gösterilen ya da konuşulan şeyin değiştirilmesini istiyor; kimsenin köprüye fiziksel olarak gitmesini istemiyor. go back to + daha önceki öğe yapısı; bir konuşmayı, dersi veya hikâyeyi önceki bir görüntüye, noktaya, soruya ya da ana geri götürebilir.
Alıştırma
“Dikkati daha önce gösterilen bir şeye geri yöneltmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we continue, let's ____ the first map.
Cevabı göster
go back to
she's an immunology researcher at a university in Italy.
0:22İtalya'daki bir üniversitede immünoloji araştırmacısıymış.
Turns out, ...: sonradan öğrenilen bir gerçeği açıklamak
Turns out, konuşmacının sonradan öğrendiği veya daha sonra açıkladığı bir gerçeği sunar: kadın bir immünoloji araştırmacısıdır. Bu yeni gerçek, önceki tanımda açık olmayan bir bilgi ekler ve şaşırtıcı gelebilir. Söylem başlangıcı olarak Turns out, + cümle, dinleyicinin önceki bilgileri anlama biçimini değiştirerek hikâyeyi düzenler. It turns out that + cümle yapısının konuşma dilindeki kısa biçimidir; buradaki turn fiziksel bir hareket değildir.
Alıştırma
Cümleyi It turns out that yapısının iki sözcüklü konuşma dili biçimiyle tamamlayın: We thought Leo had never cooked before. ____, he is the head chef at a restaurant.
Cevabı göster
Turns out
She's studying these parasitic worms in Africa that infect people,
0:26Afrika'da insanlara bulaşan bu parazit solucanları inceliyor,
but then leave those people immune to things like diabetes and allergies. Notlar
0:30ama bu solucanlar insanları diyabet ve alerji gibi şeylere karşı bağışık hâle getiriyor.
leave those people immune: leave + nesne + sıfat
leave those people immune ifadesinde leave, leave + nesne + sıfat kalıbını izler. Those people nesnedir; immune ise enfeksiyonun etkisinden sonra insanların içinde bulunduğu durumu belirten nesne tamamlayıcısıdır. Burada leave, birinden ayrılmak anlamına gelmez. Birinin ya da bir şeyin belirli bir duruma gelmesine veya o durumda kalmasına neden olmak anlamındadır. Aynı kalıp left me tired ve leave the door open ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Son sıfatın sonucu anlatması için cümleyi leave fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The long meeting ____ everyone tired.
Cevabı göster
left
immune to: direnç bildiren edat
immune to things like diabetes and allergies ifadesinde immune bir sıfattır ve to, insanları olağan biçimde etkilemeyen şeyi belirtir. Yaygın kalıp be/leave/make someone immune to + isim şeklindedir. Burada immune to direnç veya korunma ifade eder. Bir hastalığın ortaya çıkıp sonra iyileştirildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Yaygın olarak kullanılan edatı tamamlayın: This plant variety is immune ____ the disease.
Cevabı göster
to
if you cure these people of the worm infection, Kalıp ifadeler
0:36bu insanlardaki solucan enfeksiyonunu tedavi ederseniz,
they once again become susceptible to things like diabetes and allergies. Kalıp ifadeler
0:38diyabet ve alerji gibi şeylere yeniden yatkın hâle geliyorlar.
cure someone of something ile birini bir hastalıktan iyileştirmek
Kalıp cure + kişi + of + hastalık veya sorun biçimindedir. Kişi doğrudan nesnedir; of ise ortadan kaldırılan şeyi belirtir. Bu cümlede these people iyileştirilen kişileri, the worm infection ise ortadan kaldırılan enfeksiyonu gösterir. Cure genellikle durumun yalnızca iyileştiğini değil, başarıyla sona erdiğini anlatır. Aynı kalıp, birinin kötü bir alışkanlığını ortadan kaldırmak gibi mecazi anlamlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi kalıbın gerektirdiği edatla tamamlayın: The treatment cured Maya ____ the infection.
Cevabı göster
of
become susceptible to: bir şeye karşı savunmasız hâle gelmek
Become susceptible to, bir şeyden kolayca etkilenilen veya zarar görülen bir duruma geçmek demektir. Become değişimi, susceptible savunmasızlığı anlatır; to ise hastalığı, etkiyi veya tehdidi tanıtır. Bu cümlede insanların yeniden diyabet veya alerji geliştirme ya da bunlardan etkilenme olasılığının arttığı anlamına gelir. Bu durumların zaten mevcut olduğunu söylemez.
Alıştırma
“After security updates stopped, the devices became susceptible to attack,” cümlesinde became susceptible to attack ne anlama gelir?
- Cihazlar zaten başarılı bir saldırıya uğramıştı.
- Cihazların bir saldırıdan etkilenme olasılığı arttı.
- Cihazlar saldırılara karşı tamamen korunaklı hâle geldi.
Cevabı göster
Cihazların bir saldırıdan etkilenme olasılığı arttı.
a bunch of reading: çok miktarda okuma
Bu cümlede a bunch of, “çok miktarda” anlamına gelir. Günlük ve resmî olmayan bir miktar ifadesidir; bu nedenle a bunch of reading, gerçek anlamda bir “demet” değil, okumaya ayrılan çok miktarda zaman veya okuma etkinliği demektir. Burada reading, genel olarak okuma etkinliğini adlandırır ve sayılamazdır. Günlük konuşmada bu yapı a bunch of practice veya a bunch of work gibi başka sayılamayan etkinlik ya da madde adlarıyla da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, okuma etkinliğine çok zaman ayırdığım anlamını doğal biçimde verir?
- I did a bunch of readings before the test.
- I did a bunch of reading before the test.
- I did bunch of reading before the test.
Cevabı göster
I did a bunch of reading before the test.
bite-sized chunks: küçük ve yönetilebilir birimler
Bite-sized chunks mecazdır. Bite-sized yiyecek tek lokmada yenebilir; bilgi bite-sized chunks hâlinde sunulduğunda, her seferinde bir tanesi kolayca alınabilecek çok küçük bölümlere ayrılmış demektir. Burada chunks, kırılmış fiziksel parçalar değil, birimler veya bölümler anlamına gelir. İfade genellikle büyük bir konunun ya da görevin yönetilebilir parçalara ayrıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi küçük ve yönetilebilir birimler anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app teaches new words in ____.
Cevabı göster
bite-sized chunks
blew my mind: son derece şaşırtıcı bir keşif
Bu cümlede blew my mind, “beni o kadar şaşırttı ki konuya bakışım değişti” anlamına gelir. İrlanda hakkındaki gerçek karşısında verilen çok güçlü bir zihinsel tepkiyi anlatır; fiziksel olarak zihni üfleme anlamı yoktur. Bu deyim, blow someone's mind ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. İyelik sözcüğünü etkilenen kişiye göre değiştirin: blew her mind, blew our minds. Yalnızca surprised me demekten daha güçlü ve canlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “beni tamamen hayrete düşürdü” anlamındaki gündelik deyimle tamamlayın: The documentary revealed facts I had never imagined, and it ____.
Cevabı göster
blew my mind
So many people died or left the country because of that famine Dilbilgisi
1:02Bu kıtlık yüzünden o kadar çok insan öldü ya da ülkeyi terk etti ki
is still lower than it was 150 years ago Dilbilgisi
1:10150 yıl önceki seviyesinden hâlâ daha düşük,
to this day: bugüne kadar devam etmek
Bu cümlede to this day, “geçmişteki o zamandan bugüne kadar” anlamına gelir. Kıtlığın İrlanda nüfusu üzerindeki etkisinin çok uzun süre devam ettiğini gösterir. today sözcüğünden farklı olarak bu ifade geçmişe bakar ve geçmişteki bir durumu bugünle bağlar. Genellikle dikkat çekici, şaşırtıcı veya çözülememiş bir şeyin hâlâ değişmediğini vurgular.
Alıştırma
Geleneğin geçmişten bugüne devam ettiğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: People in the village follow this custom ____.
Cevabı göster
to this day
So many ... that ... ile miktarı ve sonucunu bağlamak
So many ... that ... çok büyük bir sayıyı bunun sonucuna bağlar. So many, çoğul ve sayılabilen people ismini niteler; daha sonra gelen that ise sonuç cümleciğini, yani İrlanda nüfusunun daha düşük kalmasını başlatır. Yapı şöyledir: so many + çoğul sayılabilen isim + fiil ... + that + sonuç cümleciği. Uzun bir cümlede that sözcüğünü so many ile eşleşen sonuç işareti olarak belirleyin; burada famine sözcüğünü niteleyen bir ilgi zamiri değildir.
Alıştırma
Cümleyi so many ... that ... sonuç yapısıyla tamamlayın: ____ students joined the cleanup ____ the organizers ran out of gloves.
Cevabı göster
So many · that
lower than it was: aynı şeyi farklı zamanlarda karşılaştırmak
lower than it was ifadesindeki it, ölçülen aynı tekil şeyi, yani population sözcüğünü belirtir. Cümle bugünkü düzeyi 150 yıl önceki düzeyle karşılaştırır; it, Ireland sözcüğünü belirtmez. Yeniden kullanılabilen kalıp X is lower than it was + geçmiş zamanı belirten bir ifadedir. Geçmiş zaman biçimi was, önceki karşılaştırma noktasını belirlediği için X’i tekrar etmeniz veya eski sayıyı söylemeniz gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle rent adını tekrarlamadan bugünkü kirayı bir yıl önceki aynı kirayla doğal biçimde karşılaştırır?
- Rent is lower than it was a year ago.
- Rent is lower than a year ago was.
- Rent is lower than they were a year ago.
Cevabı göster
Rent is lower than it was a year ago.
Speaking of things like people and birth rates, Anlatım akışı
1:16İnsanlar ve doğum oranları gibi konulardan söz etmişken,
Speaking of ile bağlantılı bir konuya geçiş
Speaking of, az önce söylenen bir şeyle bağlantılı yeni bir konuyu açar. Burada people ve population, birth rates konusunu doğal bir sonraki adım yapar; ifade yalnızca “şu anda bunu konuşuyoruz” değil, “bu bana bağlantılı bir noktayı hatırlattı” anlamını taşır. Bir konuşma sırasının başında Speaking of + isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır ve ardından genellikle virgül gelir. Böylece çağrışımla yapılan konu geçişi ani değil, önceki konuyla bağlantılı görünür.
Alıştırma
Yanıtı derste öğrenilen bağlantılı konu geçişiyle tamamlayın: “You mentioned summer trips. ____ travel, have you renewed your passport?”
Cevabı göster
Speaking of
and let the site visually show you Dilbilgisi
1:22sitenin size görsel olarak göstermesine izin verebilirsiniz:
let the site visually show you: let + nesne + fiilin yalın biçimi
let the site visually show you yapısında let sözcüğünü nesne olan the site ve fiilin yalın biçimi show izler. Anlamı “sitenin gösterme eylemini yapmasına izin vermek”tir; let sonrasında show sözcüğünden önce to gelmez. visually zarfı nesne ile fiilin yalın biçimi arasındadır. Sitenin bilgiyi nasıl gösterdiğini anlatır; bu nedenle temel kalıp let + the site + show + you biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi show fiiliyle tamamlamak için let + nesne + fiilin yalın biçimi kalıbını kullanın: “Let the map clearly ____ you the fastest route.”
Cevabı göster
show
based on recent statistics: son istatistiklere dayanarak
Based on recent statistics, sitenin görsel sunumunda kullanılan kanıtı belirtir. Burada based on, fiziksel olarak bir şeyin üstünde bulunmak değil, bir şeyi temel olarak kullanmak anlamına gelir. based on + isim öbeği yapısı bir açıklamanın, tahminin, kararın veya grafiğin neye dayandığını gösterebilir. Recent statistics, iddiayı yakın zamanda toplanan verilerle sınırlar; dolayısıyla görsel sunum her doğum ve ölümü doğrudan gözlemlemek yerine verilerden üretilmiş bir tahmindir.
Alıştırma
Kanıt veya temel olarak kullanmak anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The chart was created ____ last year's survey results.
Cevabı göster
based on
are being born: şimdiki zaman sürekli edilgen yapı
Are being born, şimdiki zamanın sürekli biçiminin edilgenidir: are + being + geçmiş ortaç born. Doğumları, anlatılan dönem boyunca sürmekte olan olaylar olarak gösterir; people olayı yapan değil, yaşayan taraftır. are being born and dying yapısında are yardımcı fiili iki bölüme de hizmet eder: people are being born ve people are dying. İki olay zaman bakımından paraleldir, ancak yalnızca being born edilgendir.
Alıştırma
Cümleyi be born yapısının şimdiki zaman sürekli edilgen biçimiyle tamamlayın: At this very moment, babies ____ in hospitals around the world.
Cevabı göster
are being born
A blue sun represents a birth and a black dot represents a death.
1:28Mavi bir güneş doğumu, siyah bir nokta ise ölümü temsil ediyor.
So is this: so ile aynı durumu bildiren devrik yapı
So is this. cümlesinde so, “bu nedenle” değil, “bu da öyle” veya “aynı durum bunun için de geçerli” anlamına gelir. Önceki a picture of Anne Hathaway açıklamasının yerini alır ve ikinci fotoğrafın da aynı tanıma uyduğunu belirtir. Kullanılabilir kalıp so + önceki cümleye uyan yardımcı fiil veya be + özne biçimindedir. Önceki cümlede is kullanıldığı için is, this sözcüğünden önce gelir: So is this. Fiil, ilk cümledeki fiille uyumlu olmalıdır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi so ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: “The first photo is framed, and ____.” (this one)
Cevabı göster
so is this one
Except this Anne Hathaway is much, much older, Anlatım akışı
1:38Ancak bu Anne Hathaway çok ama çok daha yaşlı,
much, much older: daha güçlü vurgu için tekrar
Much, karşılaştırma sıfatı older sözcüğünü niteler. much, much older biçiminde tekrarlanması karşılaştırmayı güçlendirir: yalnızca biraz daha yaşlı değil, çok daha yaşlıdır. Bu bağlamda, diğer Anne Hathaway’in modern oyuncudan çok daha önceki bir tarihsel döneme ait olduğunu vurgular. Virgül, iki much arasında bilinçli bir konuşma duraklamasını gösterir. Tekrar, ifadeyi yavaşlatıp beklenti oluşturur ve karşıtlığa samimi, hafif mizahi veya dramatik bir etki katar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir karşılaştırmayı güçlü ve konuşma diline özgü biçimde vurgulamak için tekrarı doğal olarak kullanıyor?
- The new route is much, much shorter than the old one.
- The new route is much shortest than the old one.
- The new route is very shorter than the old one.
Cevabı göster
The new route is much, much shorter than the old one.
This Anne Hathaway was the wife of William Shakespeare.
1:42Bu Anne Hathaway, William Shakespeare'in eşiydi.
until 200 years after that Anne Hathaway died.
1:51o Anne Hathaway öldükten 200 yıl sonra icat edildi.
“as we know it today”: bugün bildiğimiz modern biçim
“As we know it today”, “photography” sözcüğünü niteler. Burada, geçmişteki bütün görüntü üretme girişimlerini değil, insanların bugün tanıdığı modern ve bilindik fotoğrafçılık biçimini ifade eder. “X as we know it today” kalıbı, X’in zaman içindeki değişimini anlatırken sözün onun günümüzdeki biçimi hakkında olduğunu açıkça belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “bilindik modern biçimiyle” anlamındaki beş sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The electric car ____ became practical only after many earlier experiments.
Cevabı göster
as we know it today
“wasn’t even invented until”: şaşırtıcı derecede geç bir olay
“Wasn’t even invented until”, olumsuz bir fiili “until” ile birleştirir. İcadın daha önceki hiçbir zamanda gerçekleşmediği, yalnızca “until”den sonra belirtilen geç zamanda gerçekleştiği anlamına gelir. “Even” vurgu ekler: zaman şaşırtıcı derecede geçtir. Bu yapı, icadın o zamana kadar sürdüğünü değil, olayın gecikerek gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “even”ı da içeren gecikmiş olay kalıbının tam biçimiyle tamamlayın: The safety feature ____ 2018.
Cevabı göster
wasn't even introduced until
This is the first permanent photograph ever taken by mankind.
1:54Bu, insanlığın çektiği ilk kalıcı fotoğraf.
It's a view from a window in France taken in 1836.
2:001836'da Fransa'da bir pencereden çekilmiş bir manzara.
what's significant about it is that: ana noktaya odaklanma
Bu cümlede what's significant about it, isim gibi görev yapan bir what yan cümlesidir; soru değildir. “Onun önemli olan yönü” anlamına gelir ve is fiilinin öznesi olarak görev yapar. is sonrasındaki that yan cümlesi önemli gerçeği verir. Başka durumlara da aktarılabilen What's significant about X is that Y kalıbı, arka plan bilgisini X'in neden önemli olduğunu açıkça belirten bir ifadeye dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi dersteki odaklama kalıbıyla tamamlayın: “____ the new water filter ____ it removes lead as well as dirt.”
Cevabı göster
What's significant about · is that
the first photograph ever taken: tarihteki bir ilki anlatan kalıp
the first photograph ever taken isim öbeği, tarihteki bir ilki belirtir. Ever karşılaştırmanın kapsamını ilgili tüm zamana genişletir; taken ise photograph sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. ever taken, “that was ever taken” şeklinde anlaşılabilir. Burada daha sonra gelen that had people in it ilgi yan cümlesi kategoriyi daraltır. Cümlenin tamamındaki iddia, insanların yer aldığı ilk fotoğrafla ilgilidir; her türden ilk fotoğraf olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İki boşluğu produce ve the first + noun + ever + past participle kalıbıyla tamamlayın: “This was ____ electric bus ____ in the region.”
Cevabı göster
the first · ever produced
Görsel yönlendirme olarak If you look down here, for instance,
If you look down here, izleyicinin gözlerini birlikte görülen bir görüntünün alt kısmındaki belirli bir noktaya yönlendiren, talimat biçiminde bir çerçevedir. Buradaki if öncelikle gelecekteki bir koşulla ilgili belirsizlik bildirmez; yaklaşık olarak “işaret ettiğim yere baktığınızda” anlamına gelir. For instance, bu ayrıntının bir örnek olduğunu belirtir. Çerçeve önce bakılacak yeri belirler, ardından ana cümle gözlemi aktarır: bir su pompasının yanında bir adam görebilirsiniz.
Alıştırma
Örnekteki “If you look down here, for instance,” ifadesinin temel görevi nedir?
- İzleyiciyi bir bölgeye yönlendirir ve görülebilen bir örnek sunar.
- Aşağı bakmanın tehlikeli olabileceği konusunda uyarır.
- Adamın pompayı kullanabilmesi için önce karşılanması gereken bir koşul verir.
- Konuşanın resmin var olup olmadığından emin olmadığını söyler.
Cevabı göster
İzleyiciyi bir bölgeye yönlendirir ve görülebilen bir örnek sunar.
claimed to have discovered: iddia olarak aktarılan daha önceki bir eylem
Claimed to have discovered ifadesindeki claimed, kanıtlanmış bir olgudan çok bir iddiayı aktarır. Konuşan kişi, keşfin doğru olup olmadığı konusunda mesafesini koruyarak söylenenleri tekrar edebilir. Yapı claim + to have + past participle biçimindedir. To have discovered bir perfect infinitive yapısıdır; bu nedenle iddia edilen keşif, iddia etme veya haber verme bakış açısından daha önce gerçekleşmiştir. Hâlâ devam eden bir eylem değildir.
Alıştırma
Daha önce gerçekleşmiş ve doğrulanmamış bir keşfi aktarmak için claim fiilinin geçmiş biçimini ve perfect infinitive yapısını kullanın: The researchers ____ a new species.
Cevabı göster
claimed to have discovered
which is why we should talk about Robert Cornelius. Dilbilgisi
2:24bu yüzden Robert Cornelius'tan bahsetmeliyiz.
which is why ile sonuç bildirme
Bu cümlede which, önceki durumun tamamına, yani önceki fotoğrafların hiçbirinin çok net olmamasına gönderme yapar. Ardından which is why bu durumun sonucunu, yani sırada Robert Cornelius'tan söz edileceğini belirtir. İlk düşüncenin tamamı sonrasında gelen sonucu doğuruyor veya açıklıyorsa ‘tam yan cümle, which is why + sonuç yan cümlesi’ yapısını kullanabilirsiniz. Virgül, which sözcüğünün yakındaki tek bir isme değil, önceki yan cümlenin tamamına gönderme yaptığını gösterir.
Alıştırma
Buzlu yolları neden, okulun kapalı olmasını sonuç yapan ifadeyi seçin: The roads are icy, ___ school is closed today.
- which is when
- which is why
- which is because
Cevabı göster
which is why
And the reason it's significant is that this picture is the first portrait ever taken. Dilbilgisi
2:32Bu resmin önemi, şimdiye dek çekilen ilk fotoğrafik portre olması.
the reason ... is that ... ile açıklama yapma
Özne olan the reason it's significant, önce yanıtlanacak soruyu belirtir: Neden önemli? Ardından is that, yanıtı içeren tam bir yan cümle başlatır: Bu fotoğraf, bugüne kadar çekilmiş ilk portredir. Bir açıklamayı iki açık adımda sunmak için the reason + yan cümle + is that + yan cümle yapısını kullanın. Özenli İngilizcede bu reason yapısını that tamamlar; because ise X is significant because Y gibi farklı bir yapıya uyar.
Alıştırma
Eksik sözcükleri yazarak standart neden yapısını tamamlayın: The reason this rule matters ____ it keeps everyone safe.
Cevabı göster
is that
reflected off: bir yüzeyden geri seken ışık
“Light reflected off a human’s face” ifadesinde reflected off, yüze çarpıp yüzeyden uzaklaşarak geri seken ışığı anlatır. Off, ışığın yansımadan sonra ayrıldığı yüzeyi belirtir; burada düşünme değil, fiziksel yansıma söz konusudur. “Reflected off a human’s face”, edilgen ilgi cümleciği olan “light that was reflected off a human’s face” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Geçmiş zaman ortacı reflected, light sözcüğünü niteler; a human’s face ise yansıtıcı yüzeydir.
Alıştırma
Cümleyi “bir yüzeyden geri sekmek” anlamını veren reflect biçimi ve parçacıkla tamamlayın: The road sign glows when light is ____ it.
Cevabı göster
reflected off
Think of it this way: yeni bir bakış açısı sunmak
Think of it this way, dinleyiciden konuşmacının birazdan sunacağı bakış açısını kullanmasını ister. Bu ifade bir yönlendirme işaretidir: Sonraki cümle yeni bir konu başlatmak yerine aynı fikri yeniden ifade eder, basitleştirir veya bir benzetmeyle açıklar. Buradaki this way, ardından gelecek açıklamayı işaret eder. “Bu bakış açısından” anlamına gelir; “bu güzergâhtan” veya “bu fiziksel yöntemle” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek, aynı fikre ilişkin daha basit bir bakış açısını tanıtan işareti doğru kullanır?
- By the way: ardından yeni bir yan konu gelir.
- Think of it this way: ardından daha basit bir benzetme gelir.
- That reminds me: ardından ilgili bir anı gelir.
Cevabı göster
Think of it this way: ardından daha basit bir benzetme gelir.
There is no other photograph of anybody older than this. Dilbilgisi
2:43Bundan daha eski bir insan fotoğrafı yok.
No other ... older than this: üstünlük derecesine yakın bir karşılaştırma
No other, ilgili kümedeki diğer tüm seçenekleri dışlar. Older than this ile birleştiğinde, mevcut fotoğraf kayıtlarında yer alan kişilerden hiçbirinin burada gösterilen kişiden daha yaşlı olmadığını ifade eder. Bu olumsuz karşılaştırma, üstünlük derecesine yakın bir sonuca götürür: Bu kanıtların sınırları içinde, fotoğrafı bulunan en yaşlı kişi budur. Older, kişinin yaşının daha büyük veya doğumunun daha erken olduğunu anlatır; fiziksel fotoğrafın ne kadar eski olduğunu değil.
Alıştırma
Mrs. Alvarez’in fotoğraflarda yer alan en yaşlı kişi olduğunu anlatan cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: There is ____ person in this photo collection ____ Mrs. Alvarez.
Cevabı göster
no other · older than
The oldest human we have a photographic record of: düşürülmüş bir ilgi zamiri
Human sözcüğünü bir ilgi cümleciği izler: we have a photographic record of [the human]. Tekrarlanan isim, of edatının nesnesi olacağı için İngilizcede ilgi zamiri düşürülebilir: the human (that/whom) we have a photographic record of. Of edatı, have a record of yapısının parçası olduğu için sonda kalır. Bu, standart bir edat sona bırakma yapısıdır; cümle yarım değildir. Üstünlük anlamının kapsamını ilgi cümleciği sınırlar: fotoğraf kaydına sahip olduğumuz kişiler arasındaki en yaşlı insan.
Alıştırma
Hangi cümlede ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüş ve edat sonda bırakılmıştır?
- This is the artist we have a signed letter from.
- This is the artist from we have a signed letter.
- This is the artist we have a signed letter.
Cevabı göster
This is the artist we have a signed letter from.
here's a picture that IMG would be proud of, Kalıp ifadeler
2:52işte IMG'nin gurur duyacağı bir fotoğraf:
would be proud of: varsayılan takdir
Be proud of, proud + of + bu duyguyu oluşturan kişi veya şey biçimindeki sabit yapıdır. Burada that, picture sözcüğünü gösterir; yani temel düşünce IMG would be proud of this picture. şeklindedir. İngilizcede that ilgi cümleciğinin başına taşınır, of ise sonda kalır. Would, bu takdirin doğrulanmış bir gerçek değil, hayal edilen bir değerlendirme olduğunu gösterir. Konuşmacı şakacı bir biçimde resmin IMG'nin tarzına veya ölçütlerine uyduğunu düşünüyor.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyden memnuniyet duymak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: This is a drawing that my art teacher would be ____.
Cevabı göster
proud of
a photo of a musical parody group called The Horrible CERN Girls,
2:55The Horrible CERN Girls adlı bir müzik parodisi grubunun fotoğrafı,
The initials of their name in French are C.E.R.N.
3:01Adlarının Fransızcadaki baş harfleri C.E.R.N.
But why should we care about this picture? Anlatım akışı
3:05Peki bu fotoğraf neden umurumuzda olsun?
But why should we care ...?: yönlendirici bir soru
Bu bir retorik sorudur: konuşmacı, dinleyicilerin zaten düşünüyor olabileceği bir soruyu ortaya atar ve sonraki açıklamada yanıtlar. Dinleyicilerden gerçekten cevap vermelerini istemez. But, resmi anlatmaktan onun önemini açıklamaya geçildiğini gösterir. Why should we care? ifadesi “Bu neden dikkatimizi hak ediyor?” anlamına gelir. Buradaki should, görev veya emir değil, konuya ilişkin önem ifade eder.
Alıştırma
Bu sorunun açıklamadaki temel görevi nedir?
- Dinleyicilerden resimdeki kişileri belirlemelerini ister.
- Konuşmacının resmin ne olduğunu unuttuğunu gösterir.
- Dinleyicileri resmin neden önemli olduğunu açıklayan bölüme hazırlar.
Cevabı göster
Dinleyicileri resmin neden önemli olduğunu açıklayan bölüme hazırlar.
in 1992, Tim Berners-Lee uploaded this photo to a website, Notlar
3:071992'de Tim Berners-Lee bu fotoğrafı bir internet sitesine yükledi,
upload something to a website: bir şeyi web sitesine yüklemek
upload something to a website yapısında upload geçişli bir fiildir: dijital içerik doğrudan nesnedir ve to hedefi belirtir. Burada this photo içeriktir, a website ise içeriğin gönderildiği yerdir. Yeniden kullanılabilen kalıp upload + content + to + destination şeklindedir: upload a file to the portal veya upload a video to the channel. Hedef zaten belliyse ya da önemli değilse upload yalnızca nesneyle de kullanılabilir; örneğin Upload the photo.
Alıştırma
upload ... to yapısını geçmiş zamanda kullanın: Yesterday, I ____ the photo ____ the school's website.
Cevabı göster
uploaded · to
Tim Berners-Lee ve World Wide Web'in ilk dönemi
Tim Berners-Lee, CERN'de çalışırken World Wide Web'i yaratan bilgisayar bilimcisidir. Onun adını tanımak, bu yüklemeyi Web'in ilk gelişim döneminde rol oynayan kişiler ve yerle ilişkilendirir. İnternet, altta yatan küresel ağdır; World Wide Web ise bu ağ üzerinde çalışan bağlantılı sayfa ve web siteleri sistemidir. Fotoğraf bir web sitesine yüklendiği için buradaki tarihsel önem, internetin kendisinin icadıyla değil, Web'deki erken dönem fotoğrafik görüntülerden biriyle ilgilidir.
Alıştırma
Tim Berners-Lee adı bu yüklemeyi neden tarihsel açıdan önemli kılıyor?
- World Wide Web'i yarattığı için fotoğrafın bir web sitesine yüklenmesi bu eylemi Web'in ilk dönem tarihiyle ilişkilendirir.
- İnterneti 1992'de icat etti.
- Cümlede adı geçen fotoğrafçıydı.
Cevabı göster
World Wide Web'i yarattığı için fotoğrafın bir web sitesine yüklenmesi bu eylemi Web'in ilk dönem tarihiyle ilişkilendirir.
making this image the very first photographic image: make + nesne + isim türünde nesne tamamlayıcısı
making this image the very first photographic image ever on the internet ifadesinde make, “oluşturmak” değil, “bir şeyi başka bir şey hâline getirmek” anlamındadır. this image nesnedir; the very first photographic image ever on the internet ise görselin kazandığı yeni statüyü belirten isim türünde bir nesne tamamlayıcısıdır. -ing yan cümlesi, daha önce anlatılan görseli yükleme eylemine gönderme yapar ve bu eylemin sonucunu belirtir. make + nesne + isim tamamlayıcısı kalıbı, bir eylemin bir kişiye veya şeye rol, kimlik ya da statü kazandırdığını kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini make fiilinin -ing biçimi ve Ava'yı gösteren zamirle tamamlayın: The judges chose Ava as team captain, ____ the youngest captain in the league.
Cevabı göster
making her
But here is something that has never happened. Anlatım akışı
3:20Ama hiç gerçekleşmemiş bir şey var.
But here is something that has never happened: karşıtlık kuran bir ilgi çekme cümlesi
But, daha önce sıralanan ve gerçekten gerçekleşmiş olaylarla bir karşıtlık kurar. Here is yeni bir konu sunarken something that has never happened yalnızca genel bir tanım verir ve konunun tam olarak ne olduğunu bilerek sonraya bırakır. Söylemsel bir ilgi çekme aracı olarak bu cümle açıklamayı yeniden başlatır: bilinen tarihî ilklerden henüz gerçekleşmemiş bir duruma geçer ve sonraki cümle için merak uyandırır. Dinleyici, eksik bırakılan something ifadesinin hemen ardından açıklanmasını bekler.
Alıştırma
Bir belgeselde “But here is something that has never happened” cümlesi büyük olasılıkla hangi işlevi görür?
- Olayın bütün ayrıntılarını hemen verir.
- Önceki olaylarla karşıtlık kurup belirli konuyu sonraya bırakarak yeni bir bölüm açar.
- Önceki olayın tarihini düzeltir.
Cevabı göster
Önceki olaylarla karşıtlık kurup belirli konuyu sonraya bırakarak yeni bir bölüm açar.
Along the border of China and Bhutan is a mountain called Gangkhar Puensum. Dilbilgisi
3:22Çin ile Bhutan sınırında Gangkhar Puensum adlı bir dağ bulunuyor.
Along the border of China and Bhutan is a mountain: yer bildiren devrik yapı
Burada yer belirten “Along the border of China and Bhutan” ifadesi önce gelir. Ardından “is” fiili, dilbilgisel özne olan “a mountain” ifadesinden önce yer alır. Bu, yer bildiren devrik yapıdır: yer + be + yeni özne. Bu sıralama, konuşanın önce ortamı kurmasını, ardından oradaki yeni bir varlığı tanıtmasını sağlar. Normal özne öncelikli sırada temel düşünce “A mountain is along the border of China and Bhutan.” olur. China and Bhutan sözleri yer ifadesinin içindedir ve “is” fiilinin öznesi değildir.
Alıştırma
Önce konumunu söyleyip ardından yeni bir yer tanıtıyorsunuz. Hangi cümlede doğal bir yer devrikliği kullanılmıştır?
- At the end of the street is a small bakery.
- A small bakery is at the end of the street.
- At the end of the street a small bakery is.
Cevabı göster
At the end of the street is a small bakery.
At 24,800 ft high: at + measurement + high kalıbı
Burada at bir adresi değil, ölçüm düzeyini belirtir. at + number + unit + high kalıbı bir nesnenin dikey yüksekliğini verir; sıra at, sayı, birim ve high şeklindedir. Bu ifade cümlenin başına gelip ardından virgül aldığında, yüksekliği sonraki yargının arka plan bilgisi olarak sunar. Burada ft, feet sözcüğünün yazılı kısaltmasıdır.
Alıştırma
Girişi tamamlamak için 50 meters ve at + measurement + high kalıbını kullanın: ____, the waterfall can be seen above the trees.
Cevabı göster
At 50 meters high
that mankind has yet to reach the top of. Dilbilgisi
3:33insanlığın henüz zirvesine ulaşamadığı dağlar arasında.
has yet to reach: henüz başarılmamış bir şey
Has yet to reach, şu ana kadar ulaşılmadığı anlamına gelir. Yapıda not olmadığı için olumlu gibi görünür, ancak yet ona olumsuz ve tamamlanmamış bir anlam verir. Şu anda hâlâ yapılmamış fakat ileride gerçekleşebilecek bir şey için have/has yet to + fiilin yalın hâli kullanılır. Burada zirveye ulaşmak, insanlığın henüz başaramadığı bir hedeftir.
Alıştırma
Sonucun şu ana kadar gerçekleşmediğini ancak ileride gerçekleşebileceğini belirten üç kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: The rescue team ____ find a safe route.
Cevabı göster
has yet to
The local government prohibits mountaineering in the region, Kelime
3:36Yerel yönetim bölgede dağcılığı yasaklıyor,
prohibits mountaineering: bir etkinliği resmen yasaklar
Prohibits, bir şeye resmî olarak izin verilmediğini belirtmek anlamına gelir. Mountaineering yasaklanan etkinliğin adıdır, bu yüzden doğrudan fiilden sonra gelir. Kalıp prohibit + isim veya -ing biçimindeki etkinliktir: The rule prohibits swimming. Etkilenen kişileri belirtmek için prohibit + kişi + from + -ing kullanılır: The rule prohibits visitors from swimming.
Alıştırma
prohibit fiilini ve parantez içindeki etkinliği kullanarak resmî kuralı tamamlayın: The city ____. (parking on this street)
Cevabı göster
prohibits parking on this street
which means it might be left unconquered for quite some time, Notlar
3:39yani bu dağ daha uzun bir süre fethedilmeden kalabilir,
Dağcılık bağlamında left unconquered
Left burada be left + tamamlayıcı yapısını kurar ve bir şeyin belirli bir durumda bırakıldığını ya da o durumda kalmasına yol açıldığını anlatır. Buradaki unconquered, hiçbir dağcının zirvesine başarıyla ulaşamadığı bir dağı tanımlar. Dağcılık dilinde conquer, zirveye ulaşmayı anlatan etkileyici bir mecazdır; askerî ya da siyasi kontrol anlamına gelmez. Bu yan cümle, başarılı tırmanış olmama durumunun devam edebileceğini öngörür.
Alıştırma
Bir dağcılık haberinde "the peak might be left unconquered" burada ne anlama gelir?
- Uzun süre hiçbir dağcı zirveye başarıyla ulaşamayabilir.
- Dağ askerî bir savaşta yenilecektir.
- Dağ herhangi bir ülkenin siyasi kontrolü dışında kalabilir.
Cevabı göster
Uzun süre hiçbir dağcı zirveye başarıyla ulaşamayabilir.
For quite some time: uzun ama belirtilmemiş bir süre
For quite some time, oldukça uzun bir süre anlamına gelen bir süre ifadesidir. Quite some, time sözcüğünü güçlendirir: Konuşan kişi sürenin kayda değer olacağını düşünür ancak tam olarak ne kadar olduğunu söylemez. Might be left ile birlikte kullanıldığında ifade, şimdiki zamandan geleceğe uzanır ve durumun uzun süre devam edebileceğini anlatır. For edatı süreyi gösterir; bu nedenle buradaki time belirli bir saat veya tarih değil, bir zaman aralığıdır.
Alıştırma
Cümleyi “oldukça uzun ancak tam olarak belirtilmeyen bir süre boyunca” anlamındaki dört sözcüklü İngilizce süre ifadesiyle tamamlayın: The road may remain closed ____.
Cevabı göster
for quite some time