İNTERNETTEKİ İLK Fotoğraf... ve diğer bazı şeyler.: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
631 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Michael, İrlanda, ilk fotoğraflar, web'deki ilk görüntü ve henüz tırmanılmamış bir dağ hakkındaki gerçekleri bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Turns out, (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): bağlamdan sonra beklenmedik bir gerçeği açıklar ve önemi daha sonra ortaya çıkan hikâyeleri izlemeye yardım eder. 2. blew my mind (Deyimler ve mecazi ifadeler): bir gerçeğin şaşırtıcı olup bakış açısını değiştirdiğini samimi biçimde anlatır; fiziksel bir eylem değildir. 3. Along the border of China and Bhutan is a mountain (Dilbilgisi ve cümle kalıpları): yeri is önüne, yeni özneyi arkasına koyar; betimleyici anlatımı anlamaya ve bilinmeyen bir yeri tanıtmaya yardım eder.

Bu derste

Hey, Vsauce, Michael here and this week I am in San Francisco.

0:00

Selam Vsauce, ben Michael. Bu hafta San Francisco'dayım.

I just flew in a couple of days ago, Öbek fiiller

0:05

Daha birkaç gün önce uçakla geldim,

Öbek fiiller

flew in: uçakla varmak

Bu cümlede flew in, 'bir yere uçakla vardı' anlamına gelir. Flew, fly fiilinin geçmiş zaman biçimidir; in ise konuşmadan anlaşılan varış noktasını gösterir. Burada fly in, bir kabın içine fiziksel olarak girmek şeklinde değil, varışı belirten bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Fiilin biçimi zamana göre değişir: fly in tomorrow, flew in yesterday veya have flown in for a meeting.

Alıştırma

'Uçakla vardı' anlamındaki geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: I ____ yesterday for the conference.

Cevabı göster

flew in

so I've been busy traveling, Kalıp ifadeler

0:06

bu yüzden yolculuklarla epey meşguldüm,

Kalıp ifadeler

been busy traveling: present perfect be busy + -ing

Been busy traveling ifadesinde busy sözcüğünün hemen ardından -ing biçimindeki traveling gelir. Be busy doing something, zamanı aktif olarak o işle meşgul geçiriyor olmak demektir ve bu yapıda -ing biçiminden önce edat gerekmez. I've been, be fiilinin present perfect biçimidir. Traveling eylemini yakın zamanda başlamış veya hâlâ süren ve şu anla bağlantılı bir meşguliyet kaynağı olarak sunar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi traveling ile oluşturulan üç sözcüklü present perfect be busy + -ing öbeğiyle tamamlayın: She hasn't replied because she's ____ for work all week.

Cevabı göster

been busy traveling

but new episodes of regular shows like IMG and DONG are coming soon.

0:07

ama IMG ve DONG gibi düzenli programların yeni bölümleri yakında geliyor.

But in the meantime, Anlatım akışı

0:11

Ama bu arada,

Anlatım akışı

in the meantime ile bekleme dönemindeki geçici planı bağlama

Burada in the meantime, beklenen ana olayın, yani planlanan programın hazır olmasından önceki aralığı belirtir. Dikkati henüz gerçekleşmemiş bu olaydan konuşmacının geçici olarak sunabileceği bir şeye yöneltir. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak sıradaki eylemin ana olayın kendisi değil, geçici bir plan olduğunu gösterir. Dinleyici, asıl şeyin daha sonra geleceğini ve şimdi beklerken yapılacak şeyden söz edildiğini anlamalıdır.

Alıştırma

In the meantime burada hangi ilişkiyi gösteriyor?

  1. Eşit önemdeki iki olay tam olarak aynı anda gerçekleşir.
  2. Daha sonraki bir olay düşünülmeden geçmişteki bir olay anlatılır.
  3. Geçici bir eylem, beklenen ana olaydan önceki süreyi doldurur.
Cevabı göster

Geçici bir eylem, beklenen ana olaydan önceki süreyi doldurur.

rather than post nothing, Dilbilgisi

0:11

hiçbir şey paylaşmamaktansa,

I figured I would share things that have been on my mind. Notlar

0:12

aklımı kurcalayan şeyleri sizinle paylaşayım dedim.

Dilbilgisi

reddedilen bir alternatif için rather than + temel fiil biçimi

Rather than, konuşmacının reddettiği eylemi sunar: post nothing. Seçilen eylem daha sonra gelir: share things that have been on my mind. Fiil post temel biçiminde kalır çünkü would sonrasındaki temel biçimli share fiiliyle paraleldir: would share rather than post. Rather than post nothing bölümünü başa almak, reddedilen seçeneği önce sunar ve seçimin takip edilmesini kolaylaştırır.

Alıştırma

Wait eylemini reddedilen alternatif yapan iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: "____ wait for a taxi, we walked home."

Cevabı göster

Rather than

Ton ve niyet

I figured I would share: düşünülmüş bir planı anlatmak

Burada I figured, “üzerinde düşündükten sonra bunu yapmaya karar verdim veya bunun iyi bir fikir olacağını düşündüm” anlamına gelir. Konuşanın bir sayıyı hesapladığı anlamına gelmez. I figured I would + fiilin yalın hâli kalıbı, bir planı gündelik ve yumuşatılmış biçimde anlatır. Eylemi kesin bir duyuru olarak değil, düşünmenin sonucu olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki gündelik kalıbın aynısıyla tamamlayın: After thinking about what might help, ____ a few tips.

Cevabı göster

I figured I would share

Deyimler

on my mind: düşüncelerimi meşgul eden şey

On my mind, bir şeyin düşüncelerimi veya dikkatimi tekrar tekrar meşgul etmesi anlamına gelir. Bir endişeyi, ilgi alanını ya da çözüme kavuşmamış bir konuyu anlatabilir; burada konuşanın son zamanlarda düşündüğü konuları tanıtır. Yaygın kalıplar something is on someone's mind ve have something on one's mind biçimindedir. İfade fiziksel bir konumu değil, zihinsel ilgiyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “düşüncelerimi meşgul eden” anlamındaki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The school play has been ____ all week.

Cevabı göster

on my mind

For instance,

0:16

Mesela,

go back to the Golden Gate Bridge footage. Öbek fiiller

0:17

Golden Gate Köprüsü görüntülerine geri dönelim.

Öbek fiiller

go back to: dikkati önceki içeriğe geri yöneltmek

Burada go back to, “izleyicinin dikkatini” daha önceki görüntülere yeniden yöneltmek anlamına gelir. Konuşmacı, gösterilen ya da konuşulan şeyin değiştirilmesini istiyor; kimsenin köprüye fiziksel olarak gitmesini istemiyor. go back to + daha önceki öğe yapısı; bir konuşmayı, dersi veya hikâyeyi önceki bir görüntüye, noktaya, soruya ya da ana geri götürebilir.

Alıştırma

“Dikkati daha önce gösterilen bir şeye geri yöneltmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we continue, let's ____ the first map.

Cevabı göster

go back to

There, her.

0:19

İşte orada, o kız.

That's the girl I sat next to on the flight.

0:20

Uçakta yanına oturduğum kız bu.

Turns out, Anlatım akışı

0:22

Meğer

she's an immunology researcher at a university in Italy.

0:22

İtalya'daki bir üniversitede immünoloji araştırmacısıymış.

Anlatım akışı

Turns out, ...: sonradan öğrenilen bir gerçeği açıklamak

Turns out, konuşmacının sonradan öğrendiği veya daha sonra açıkladığı bir gerçeği sunar: kadın bir immünoloji araştırmacısıdır. Bu yeni gerçek, önceki tanımda açık olmayan bir bilgi ekler ve şaşırtıcı gelebilir. Söylem başlangıcı olarak Turns out, + cümle, dinleyicinin önceki bilgileri anlama biçimini değiştirerek hikâyeyi düzenler. It turns out that + cümle yapısının konuşma dilindeki kısa biçimidir; buradaki turn fiziksel bir hareket değildir.

Alıştırma

Cümleyi It turns out that yapısının iki sözcüklü konuşma dili biçimiyle tamamlayın: We thought Leo had never cooked before. ____, he is the head chef at a restaurant.

Cevabı göster

Turns out

She's studying these parasitic worms in Africa that infect people,

0:26

Afrika'da insanlara bulaşan bu parazit solucanları inceliyor,

but then leave those people immune to things like diabetes and allergies. Notlar

0:30

ama bu solucanlar insanları diyabet ve alerji gibi şeylere karşı bağışık hâle getiriyor.

Dilbilgisi

leave those people immune: leave + nesne + sıfat

leave those people immune ifadesinde leave, leave + nesne + sıfat kalıbını izler. Those people nesnedir; immune ise enfeksiyonun etkisinden sonra insanların içinde bulunduğu durumu belirten nesne tamamlayıcısıdır. Burada leave, birinden ayrılmak anlamına gelmez. Birinin ya da bir şeyin belirli bir duruma gelmesine veya o durumda kalmasına neden olmak anlamındadır. Aynı kalıp left me tired ve leave the door open ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Son sıfatın sonucu anlatması için cümleyi leave fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The long meeting ____ everyone tired.

Cevabı göster

left

Kalıp ifadeler

immune to: direnç bildiren edat

immune to things like diabetes and allergies ifadesinde immune bir sıfattır ve to, insanları olağan biçimde etkilemeyen şeyi belirtir. Yaygın kalıp be/leave/make someone immune to + isim şeklindedir. Burada immune to direnç veya korunma ifade eder. Bir hastalığın ortaya çıkıp sonra iyileştirildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Yaygın olarak kullanılan edatı tamamlayın: This plant variety is immune ____ the disease.

Cevabı göster

to

In fact,

0:35

Hatta,

if you cure these people of the worm infection, Kalıp ifadeler

0:36

bu insanlardaki solucan enfeksiyonunu tedavi ederseniz,

they once again become susceptible to things like diabetes and allergies. Kalıp ifadeler

0:38

diyabet ve alerji gibi şeylere yeniden yatkın hâle geliyorlar.

Kalıp ifadeler

cure someone of something ile birini bir hastalıktan iyileştirmek

Kalıp cure + kişi + of + hastalık veya sorun biçimindedir. Kişi doğrudan nesnedir; of ise ortadan kaldırılan şeyi belirtir. Bu cümlede these people iyileştirilen kişileri, the worm infection ise ortadan kaldırılan enfeksiyonu gösterir. Cure genellikle durumun yalnızca iyileştiğini değil, başarıyla sona erdiğini anlatır. Aynı kalıp, birinin kötü bir alışkanlığını ortadan kaldırmak gibi mecazi anlamlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi kalıbın gerektirdiği edatla tamamlayın: The treatment cured Maya ____ the infection.

Cevabı göster

of

Kalıp ifadeler

become susceptible to: bir şeye karşı savunmasız hâle gelmek

Become susceptible to, bir şeyden kolayca etkilenilen veya zarar görülen bir duruma geçmek demektir. Become değişimi, susceptible savunmasızlığı anlatır; to ise hastalığı, etkiyi veya tehdidi tanıtır. Bu cümlede insanların yeniden diyabet veya alerji geliştirme ya da bunlardan etkilenme olasılığının arttığı anlamına gelir. Bu durumların zaten mevcut olduğunu söylemez.

Alıştırma

“After security updates stopped, the devices became susceptible to attack,” cümlesinde became susceptible to attack ne anlama gelir?

  1. Cihazlar zaten başarılı bir saldırıya uğramıştı.
  2. Cihazların bir saldırıdan etkilenme olasılığı arttı.
  3. Cihazlar saldırılara karşı tamamen korunaklı hâle geldi.
Cevabı göster

Cihazların bir saldırıdan etkilenme olasılığı arttı.

It's really incredible,

0:42

Bu gerçekten inanılmaz,

so I guess good luck,

0:43

o yüzden sanırım sana bol şans dilemeliyim,

girl on the plane to solving that,

0:44

uçaktaki kız, bunu çözebilmen için,

because it sounds awesome.

0:46

çünkü kulağa harika geliyor.

On the flight,

0:47

Uçuş sırasında

I also did a bunch of reading. Kalıp ifadeler

0:48

bir sürü şey de okudum.

Kalıp ifadeler

a bunch of reading: çok miktarda okuma

Bu cümlede a bunch of, “çok miktarda” anlamına gelir. Günlük ve resmî olmayan bir miktar ifadesidir; bu nedenle a bunch of reading, gerçek anlamda bir “demet” değil, okumaya ayrılan çok miktarda zaman veya okuma etkinliği demektir. Burada reading, genel olarak okuma etkinliğini adlandırır ve sayılamazdır. Günlük konuşmada bu yapı a bunch of practice veya a bunch of work gibi başka sayılamayan etkinlik ya da madde adlarıyla da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, okuma etkinliğine çok zaman ayırdığım anlamını doğal biçimde verir?

  1. I did a bunch of readings before the test.
  2. I did a bunch of reading before the test.
  3. I did bunch of reading before the test.
Cevabı göster

I did a bunch of reading before the test.

I read this entire book,

0:50

Bu kitabın tamamını,

The History of Britain

0:51

Britanya Tarihi'ni,

in really tiny little bite-sized chunks. Deyimler

0:53

lokmalık, küçücük parçalar hâlinde okudum.

Deyimler

bite-sized chunks: küçük ve yönetilebilir birimler

Bite-sized chunks mecazdır. Bite-sized yiyecek tek lokmada yenebilir; bilgi bite-sized chunks hâlinde sunulduğunda, her seferinde bir tanesi kolayca alınabilecek çok küçük bölümlere ayrılmış demektir. Burada chunks, kırılmış fiziksel parçalar değil, birimler veya bölümler anlamına gelir. İfade genellikle büyük bir konunun ya da görevin yönetilebilir parçalara ayrıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi küçük ve yönetilebilir birimler anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The app teaches new words in ____.

Cevabı göster

bite-sized chunks

Now,

0:56

Şimdi,

the thing that really blew my mind was about Ireland Deyimler

0:56

beni asıl hayrete düşüren şey İrlanda

and the potato famine in the 1840s.

0:59

ve 1840'lardaki patates kıtlığıyla ilgiliydi.

Deyimler

blew my mind: son derece şaşırtıcı bir keşif

Bu cümlede blew my mind, “beni o kadar şaşırttı ki konuya bakışım değişti” anlamına gelir. İrlanda hakkındaki gerçek karşısında verilen çok güçlü bir zihinsel tepkiyi anlatır; fiziksel olarak zihni üfleme anlamı yoktur. Bu deyim, blow someone's mind ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. İyelik sözcüğünü etkilenen kişiye göre değiştirin: blew her mind, blew our minds. Yalnızca surprised me demekten daha güçlü ve canlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “beni tamamen hayrete düşürdü” anlamındaki gündelik deyimle tamamlayın: The documentary revealed facts I had never imagined, and it ____.

Cevabı göster

blew my mind

So many people died or left the country because of that famine Dilbilgisi

1:02

Bu kıtlık yüzünden o kadar çok insan öldü ya da ülkeyi terk etti ki

that to this day the population of Ireland Kalıp ifadeler

1:07

İrlanda'nın nüfusu bugün bile

is still lower than it was 150 years ago Dilbilgisi

1:10

150 yıl önceki seviyesinden hâlâ daha düşük,

Kalıp ifadeler

to this day: bugüne kadar devam etmek

Bu cümlede to this day, “geçmişteki o zamandan bugüne kadar” anlamına gelir. Kıtlığın İrlanda nüfusu üzerindeki etkisinin çok uzun süre devam ettiğini gösterir. today sözcüğünden farklı olarak bu ifade geçmişe bakar ve geçmişteki bir durumu bugünle bağlar. Genellikle dikkat çekici, şaşırtıcı veya çözülememiş bir şeyin hâlâ değişmediğini vurgular.

Alıştırma

Geleneğin geçmişten bugüne devam ettiğini gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: People in the village follow this custom ____.

Cevabı göster

to this day

before the famine.

1:14

yani kıtlıktan önceki seviyesinden.

Dilbilgisi

So many ... that ... ile miktarı ve sonucunu bağlamak

So many ... that ... çok büyük bir sayıyı bunun sonucuna bağlar. So many, çoğul ve sayılabilen people ismini niteler; daha sonra gelen that ise sonuç cümleciğini, yani İrlanda nüfusunun daha düşük kalmasını başlatır. Yapı şöyledir: so many + çoğul sayılabilen isim + fiil ... + that + sonuç cümleciği. Uzun bir cümlede that sözcüğünü so many ile eşleşen sonuç işareti olarak belirleyin; burada famine sözcüğünü niteleyen bir ilgi zamiri değildir.

Alıştırma

Cümleyi so many ... that ... sonuç yapısıyla tamamlayın: ____ students joined the cleanup ____ the organizers ran out of gloves.

Cevabı göster

So many · that

Dilbilgisi

lower than it was: aynı şeyi farklı zamanlarda karşılaştırmak

lower than it was ifadesindeki it, ölçülen aynı tekil şeyi, yani population sözcüğünü belirtir. Cümle bugünkü düzeyi 150 yıl önceki düzeyle karşılaştırır; it, Ireland sözcüğünü belirtmez. Yeniden kullanılabilen kalıp X is lower than it was + geçmiş zamanı belirten bir ifadedir. Geçmiş zaman biçimi was, önceki karşılaştırma noktasını belirlediği için X’i tekrar etmeniz veya eski sayıyı söylemeniz gerekmez.

Alıştırma

Hangi cümle rent adını tekrarlamadan bugünkü kirayı bir yıl önceki aynı kirayla doğal biçimde karşılaştırır?

  1. Rent is lower than it was a year ago.
  2. Rent is lower than a year ago was.
  3. Rent is lower than they were a year ago.
Cevabı göster

Rent is lower than it was a year ago.

Speaking of things like people and birth rates, Anlatım akışı

1:16

İnsanlar ve doğum oranları gibi konulardan söz etmişken,

Anlatım akışı

Speaking of ile bağlantılı bir konuya geçiş

Speaking of, az önce söylenen bir şeyle bağlantılı yeni bir konuyu açar. Burada people ve population, birth rates konusunu doğal bir sonraki adım yapar; ifade yalnızca “şu anda bunu konuşuyoruz” değil, “bu bana bağlantılı bir noktayı hatırlattı” anlamını taşır. Bir konuşma sırasının başında Speaking of + isim, zamir veya -ing biçimi kullanılır ve ardından genellikle virgül gelir. Böylece çağrışımla yapılan konu geçişi ani değil, önceki konuyla bağlantılı görünür.

Alıştırma

Yanıtı derste öğrenilen bağlantılı konu geçişiyle tamamlayın: “You mentioned summer trips. ____ travel, have you renewed your passport?”

Cevabı göster

Speaking of

BreathingEarth is an amazing website.

1:18

BreathingEarth muhteşem bir internet sitesi.

You can just sit there

1:21

Öylece oturup

and let the site visually show you Dilbilgisi

1:22

sitenin size görsel olarak göstermesine izin verebilirsiniz:

based on recent statistics Kalıp ifadeler

1:23

son istatistiklere göre

where people are being born and dying Dilbilgisi

1:25

insanların nerelerde doğup öldüğünü

and how frequently.

1:27

ve bunun ne sıklıkla gerçekleştiğini.

Dilbilgisi

let the site visually show you: let + nesne + fiilin yalın biçimi

let the site visually show you yapısında let sözcüğünü nesne olan the site ve fiilin yalın biçimi show izler. Anlamı “sitenin gösterme eylemini yapmasına izin vermek”tir; let sonrasında show sözcüğünden önce to gelmez. visually zarfı nesne ile fiilin yalın biçimi arasındadır. Sitenin bilgiyi nasıl gösterdiğini anlatır; bu nedenle temel kalıp let + the site + show + you biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi show fiiliyle tamamlamak için let + nesne + fiilin yalın biçimi kalıbını kullanın: “Let the map clearly ____ you the fastest route.”

Cevabı göster

show

Kalıp ifadeler

based on recent statistics: son istatistiklere dayanarak

Based on recent statistics, sitenin görsel sunumunda kullanılan kanıtı belirtir. Burada based on, fiziksel olarak bir şeyin üstünde bulunmak değil, bir şeyi temel olarak kullanmak anlamına gelir. based on + isim öbeği yapısı bir açıklamanın, tahminin, kararın veya grafiğin neye dayandığını gösterebilir. Recent statistics, iddiayı yakın zamanda toplanan verilerle sınırlar; dolayısıyla görsel sunum her doğum ve ölümü doğrudan gözlemlemek yerine verilerden üretilmiş bir tahmindir.

Alıştırma

Kanıt veya temel olarak kullanmak anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The chart was created ____ last year's survey results.

Cevabı göster

based on

Dilbilgisi

are being born: şimdiki zaman sürekli edilgen yapı

Are being born, şimdiki zamanın sürekli biçiminin edilgenidir: are + being + geçmiş ortaç born. Doğumları, anlatılan dönem boyunca sürmekte olan olaylar olarak gösterir; people olayı yapan değil, yaşayan taraftır. are being born and dying yapısında are yardımcı fiili iki bölüme de hizmet eder: people are being born ve people are dying. İki olay zaman bakımından paraleldir, ancak yalnızca being born edilgendir.

Alıştırma

Cümleyi be born yapısının şimdiki zaman sürekli edilgen biçimiyle tamamlayın: At this very moment, babies ____ in hospitals around the world.

Cevabı göster

are being born

A blue sun represents a birth and a black dot represents a death.

1:28

Mavi bir güneş doğumu, siyah bir nokta ise ölümü temsil ediyor.

This is a picture of Anne Hathaway.

1:34

Bu, Anne Hathaway'in bir fotoğrafı.

So is this. Dilbilgisi

1:36

Bu da öyle.

Dilbilgisi

So is this: so ile aynı durumu bildiren devrik yapı

So is this. cümlesinde so, “bu nedenle” değil, “bu da öyle” veya “aynı durum bunun için de geçerli” anlamına gelir. Önceki a picture of Anne Hathaway açıklamasının yerini alır ve ikinci fotoğrafın da aynı tanıma uyduğunu belirtir. Kullanılabilir kalıp so + önceki cümleye uyan yardımcı fiil veya be + özne biçimindedir. Önceki cümlede is kullanıldığı için is, this sözcüğünden önce gelir: So is this. Fiil, ilk cümledeki fiille uyumlu olmalıdır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi so ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: “The first photo is framed, and ____.” (this one)

Cevabı göster

so is this one

Except this Anne Hathaway is much, much older, Anlatım akışı

1:38

Ancak bu Anne Hathaway çok ama çok daha yaşlı,

and she's also quite famous.

1:41

ve o da oldukça ünlü.

Anlatım akışı

much, much older: daha güçlü vurgu için tekrar

Much, karşılaştırma sıfatı older sözcüğünü niteler. much, much older biçiminde tekrarlanması karşılaştırmayı güçlendirir: yalnızca biraz daha yaşlı değil, çok daha yaşlıdır. Bu bağlamda, diğer Anne Hathaway’in modern oyuncudan çok daha önceki bir tarihsel döneme ait olduğunu vurgular. Virgül, iki much arasında bilinçli bir konuşma duraklamasını gösterir. Tekrar, ifadeyi yavaşlatıp beklenti oluşturur ve karşıtlığa samimi, hafif mizahi veya dramatik bir etki katar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir karşılaştırmayı güçlü ve konuşma diline özgü biçimde vurgulamak için tekrarı doğal olarak kullanıyor?

  1. The new route is much, much shorter than the old one.
  2. The new route is much shortest than the old one.
  3. The new route is very shorter than the old one.
Cevabı göster

The new route is much, much shorter than the old one.

This Anne Hathaway was the wife of William Shakespeare.

1:42

Bu Anne Hathaway, William Shakespeare'in eşiydi.

Now, we don't have a photograph of her

1:46

Şimdi, elimizde onun bir fotoğrafı yok,

because photography as we know it today wasn't even invented Notlar

1:48

çünkü bugün bildiğimiz anlamdaki fotoğrafçılık ancak

until 200 years after that Anne Hathaway died.

1:51

o Anne Hathaway öldükten 200 yıl sonra icat edildi.

Kalıp ifadeler

“as we know it today”: bugün bildiğimiz modern biçim

“As we know it today”, “photography” sözcüğünü niteler. Burada, geçmişteki bütün görüntü üretme girişimlerini değil, insanların bugün tanıdığı modern ve bilindik fotoğrafçılık biçimini ifade eder. “X as we know it today” kalıbı, X’in zaman içindeki değişimini anlatırken sözün onun günümüzdeki biçimi hakkında olduğunu açıkça belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “bilindik modern biçimiyle” anlamındaki beş sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The electric car ____ became practical only after many earlier experiments.

Cevabı göster

as we know it today

Dilbilgisi

“wasn’t even invented until”: şaşırtıcı derecede geç bir olay

“Wasn’t even invented until”, olumsuz bir fiili “until” ile birleştirir. İcadın daha önceki hiçbir zamanda gerçekleşmediği, yalnızca “until”den sonra belirtilen geç zamanda gerçekleştiği anlamına gelir. “Even” vurgu ekler: zaman şaşırtıcı derecede geçtir. Bu yapı, icadın o zamana kadar sürdüğünü değil, olayın gecikerek gerçekleştiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “even”ı da içeren gecikmiş olay kalıbının tam biçimiyle tamamlayın: The safety feature ____ 2018.

Cevabı göster

wasn't even introduced until

This is the first permanent photograph ever taken by mankind.

1:54

Bu, insanlığın çektiği ilk kalıcı fotoğraf.

It's a view from a window in France taken in 1836.

2:00

1836'da Fransa'da bir pencereden çekilmiş bir manzara.

2 years later in 1838,

2:04

İki yıl sonra, 1838'de,

this photograph was taken.

2:06

bu fotoğraf çekildi.

And what's significant about it is that Dilbilgisi

2:08

Bu fotoğrafın önemli yanı,

it's the first photograph ever taken Dilbilgisi

2:10

içinde insanların bulunduğu ilk fotoğraf

that had people in it.

2:13

olması.

Dilbilgisi

what's significant about it is that: ana noktaya odaklanma

Bu cümlede what's significant about it, isim gibi görev yapan bir what yan cümlesidir; soru değildir. “Onun önemli olan yönü” anlamına gelir ve is fiilinin öznesi olarak görev yapar. is sonrasındaki that yan cümlesi önemli gerçeği verir. Başka durumlara da aktarılabilen What's significant about X is that Y kalıbı, arka plan bilgisini X'in neden önemli olduğunu açıkça belirten bir ifadeye dönüştürür.

Alıştırma

Cümleyi dersteki odaklama kalıbıyla tamamlayın: “____ the new water filter ____ it removes lead as well as dirt.”

Cevabı göster

What's significant about · is that

Dilbilgisi

the first photograph ever taken: tarihteki bir ilki anlatan kalıp

the first photograph ever taken isim öbeği, tarihteki bir ilki belirtir. Ever karşılaştırmanın kapsamını ilgili tüm zamana genişletir; taken ise photograph sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır. ever taken, “that was ever taken” şeklinde anlaşılabilir. Burada daha sonra gelen that had people in it ilgi yan cümlesi kategoriyi daraltır. Cümlenin tamamındaki iddia, insanların yer aldığı ilk fotoğrafla ilgilidir; her türden ilk fotoğraf olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

İki boşluğu produce ve the first + noun + ever + past participle kalıbıyla tamamlayın: “This was ____ electric bus ____ in the region.”

Cevabı göster

the first · ever produced

If you look down here, for instance, Anlatım akışı

2:14

Örneğin şuraya, aşağıya bakarsanız

you can see a man at a water pump.

2:16

bir su pompasının başında duran adamı görebilirsiniz.

Anlatım akışı

Görsel yönlendirme olarak If you look down here, for instance,

If you look down here, izleyicinin gözlerini birlikte görülen bir görüntünün alt kısmındaki belirli bir noktaya yönlendiren, talimat biçiminde bir çerçevedir. Buradaki if öncelikle gelecekteki bir koşulla ilgili belirsizlik bildirmez; yaklaşık olarak “işaret ettiğim yere baktığınızda” anlamına gelir. For instance, bu ayrıntının bir örnek olduğunu belirtir. Çerçeve önce bakılacak yeri belirler, ardından ana cümle gözlemi aktarır: bir su pompasının yanında bir adam görebilirsiniz.

Alıştırma

Örnekteki “If you look down here, for instance,” ifadesinin temel görevi nedir?

  1. İzleyiciyi bir bölgeye yönlendirir ve görülebilen bir örnek sunar.
  2. Aşağı bakmanın tehlikeli olabileceği konusunda uyarır.
  3. Adamın pompayı kullanabilmesi için önce karşılanması gereken bir koşul verir.
  4. Konuşanın resmin var olup olmadığından emin olmadığını söyler.
Cevabı göster

İzleyiciyi bir bölgeye yönlendirir ve görülebilen bir örnek sunar.

Modern colorizations of the image

2:18

Görüntünün modern renklendirilmiş sürümlerinde

have also claimed to have discovered Dilbilgisi

2:19

keşfedildiği de iddia edilen

other people in the picture.

2:21

başka insanlar var.

Dilbilgisi

claimed to have discovered: iddia olarak aktarılan daha önceki bir eylem

Claimed to have discovered ifadesindeki claimed, kanıtlanmış bir olgudan çok bir iddiayı aktarır. Konuşan kişi, keşfin doğru olup olmadığı konusunda mesafesini koruyarak söylenenleri tekrar edebilir. Yapı claim + to have + past participle biçimindedir. To have discovered bir perfect infinitive yapısıdır; bu nedenle iddia edilen keşif, iddia etme veya haber verme bakış açısından daha önce gerçekleşmiştir. Hâlâ devam eden bir eylem değildir.

Alıştırma

Daha önce gerçekleşmiş ve doğrulanmamış bir keşfi aktarmak için claim fiilinin geçmiş biçimini ve perfect infinitive yapısını kullanın: The researchers ____ a new species.

Cevabı göster

claimed to have discovered

Now, none of them are very clear,

2:22

Ancak hiçbiri pek net değil,

which is why we should talk about Robert Cornelius. Dilbilgisi

2:24

bu yüzden Robert Cornelius'tan bahsetmeliyiz.

Dilbilgisi

which is why ile sonuç bildirme

Bu cümlede which, önceki durumun tamamına, yani önceki fotoğrafların hiçbirinin çok net olmamasına gönderme yapar. Ardından which is why bu durumun sonucunu, yani sırada Robert Cornelius'tan söz edileceğini belirtir. İlk düşüncenin tamamı sonrasında gelen sonucu doğuruyor veya açıklıyorsa ‘tam yan cümle, which is why + sonuç yan cümlesi’ yapısını kullanabilirsiniz. Virgül, which sözcüğünün yakındaki tek bir isme değil, önceki yan cümlenin tamamına gönderme yaptığını gösterir.

Alıştırma

Buzlu yolları neden, okulun kapalı olmasını sonuç yapan ifadeyi seçin: The roads are icy, ___ school is closed today.

  1. which is when
  2. which is why
  3. which is because
Cevabı göster

which is why

I actually hid this portrait

2:27

Aslında bu portreyi

in the beginning of the most recent IMG.

2:29

en son IMG bölümünün başına gizlemiştim.

And the reason it's significant is that this picture is the first portrait ever taken. Dilbilgisi

2:32

Bu resmin önemi, şimdiye dek çekilen ilk fotoğrafik portre olması.

Dilbilgisi

the reason ... is that ... ile açıklama yapma

Özne olan the reason it's significant, önce yanıtlanacak soruyu belirtir: Neden önemli? Ardından is that, yanıtı içeren tam bir yan cümle başlatır: Bu fotoğraf, bugüne kadar çekilmiş ilk portredir. Bir açıklamayı iki açık adımda sunmak için the reason + yan cümle + is that + yan cümle yapısını kullanın. Özenli İngilizcede bu reason yapısını that tamamlar; because ise X is significant because Y gibi farklı bir yapıya uyar.

Alıştırma

Eksik sözcükleri yazarak standart neden yapısını tamamlayın: The reason this rule matters ____ it keeps everyone safe.

Cevabı göster

is that

It's the first capturing of light

2:38

Bu, ışığın ilk kez yakalanmasıydı;

reflected off a human's face. Öbek fiiller

2:40

bir insanın yüzünden yansıyan ışığın.

Öbek fiiller

reflected off: bir yüzeyden geri seken ışık

“Light reflected off a human’s face” ifadesinde reflected off, yüze çarpıp yüzeyden uzaklaşarak geri seken ışığı anlatır. Off, ışığın yansımadan sonra ayrıldığı yüzeyi belirtir; burada düşünme değil, fiziksel yansıma söz konusudur. “Reflected off a human’s face”, edilgen ilgi cümleciği olan “light that was reflected off a human’s face” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Geçmiş zaman ortacı reflected, light sözcüğünü niteler; a human’s face ise yansıtıcı yüzeydir.

Alıştırma

Cümleyi “bir yüzeyden geri sekmek” anlamını veren reflect biçimi ve parçacıkla tamamlayın: The road sign glows when light is ____ it.

Cevabı göster

reflected off

Think of it this way. Anlatım akışı

2:42

Şöyle düşünün.

Anlatım akışı

Think of it this way: yeni bir bakış açısı sunmak

Think of it this way, dinleyiciden konuşmacının birazdan sunacağı bakış açısını kullanmasını ister. Bu ifade bir yönlendirme işaretidir: Sonraki cümle yeni bir konu başlatmak yerine aynı fikri yeniden ifade eder, basitleştirir veya bir benzetmeyle açıklar. Buradaki this way, ardından gelecek açıklamayı işaret eder. “Bu bakış açısından” anlamına gelir; “bu güzergâhtan” veya “bu fiziksel yöntemle” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek, aynı fikre ilişkin daha basit bir bakış açısını tanıtan işareti doğru kullanır?

  1. By the way: ardından yeni bir yan konu gelir.
  2. Think of it this way: ardından daha basit bir benzetme gelir.
  3. That reminds me: ardından ilgili bir anı gelir.
Cevabı göster

Think of it this way: ardından daha basit bir benzetme gelir.

There is no other photograph of anybody older than this. Dilbilgisi

2:43

Bundan daha eski bir insan fotoğrafı yok.

Dilbilgisi

No other ... older than this: üstünlük derecesine yakın bir karşılaştırma

No other, ilgili kümedeki diğer tüm seçenekleri dışlar. Older than this ile birleştiğinde, mevcut fotoğraf kayıtlarında yer alan kişilerden hiçbirinin burada gösterilen kişiden daha yaşlı olmadığını ifade eder. Bu olumsuz karşılaştırma, üstünlük derecesine yakın bir sonuca götürür: Bu kanıtların sınırları içinde, fotoğrafı bulunan en yaşlı kişi budur. Older, kişinin yaşının daha büyük veya doğumunun daha erken olduğunu anlatır; fiziksel fotoğrafın ne kadar eski olduğunu değil.

Alıştırma

Mrs. Alvarez’in fotoğraflarda yer alan en yaşlı kişi olduğunu anlatan cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: There is ____ person in this photo collection ____ Mrs. Alvarez.

Cevabı göster

no other · older than

This is the oldest human Dilbilgisi

2:47

Bu, elimizde fotoğraf kaydı olan

we have a photographic record of.

2:49

en eski insan.

Dilbilgisi

The oldest human we have a photographic record of: düşürülmüş bir ilgi zamiri

Human sözcüğünü bir ilgi cümleciği izler: we have a photographic record of [the human]. Tekrarlanan isim, of edatının nesnesi olacağı için İngilizcede ilgi zamiri düşürülebilir: the human (that/whom) we have a photographic record of. Of edatı, have a record of yapısının parçası olduğu için sonda kalır. Bu, standart bir edat sona bırakma yapısıdır; cümle yarım değildir. Üstünlük anlamının kapsamını ilgi cümleciği sınırlar: fotoğraf kaydına sahip olduğumuz kişiler arasındaki en yaşlı insan.

Alıştırma

Hangi cümlede ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüş ve edat sonda bırakılmıştır?

  1. This is the artist we have a signed letter from.
  2. This is the artist from we have a signed letter.
  3. This is the artist we have a signed letter.
Cevabı göster

This is the artist we have a signed letter from.

Finally,

2:52

Son olarak,

here's a picture that IMG would be proud of, Kalıp ifadeler

2:52

işte IMG'nin gurur duyacağı bir fotoğraf:

Kalıp ifadeler

would be proud of: varsayılan takdir

Be proud of, proud + of + bu duyguyu oluşturan kişi veya şey biçimindeki sabit yapıdır. Burada that, picture sözcüğünü gösterir; yani temel düşünce IMG would be proud of this picture. şeklindedir. İngilizcede that ilgi cümleciğinin başına taşınır, of ise sonda kalır. Would, bu takdirin doğrulanmış bir gerçek değil, hayal edilen bir değerlendirme olduğunu gösterir. Konuşmacı şakacı bir biçimde resmin IMG'nin tarzına veya ölçütlerine uyduğunu düşünüyor.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyden memnuniyet duymak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: This is a drawing that my art teacher would be ____.

Cevabı göster

proud of

a photo of a musical parody group called The Horrible CERN Girls,

2:55

The Horrible CERN Girls adlı bir müzik parodisi grubunun fotoğrafı,

formed out of employees at CERN.

2:59

CERN çalışanlarının kurduğu bir grup.

The initials of their name in French are C.E.R.N.

3:01

Adlarının Fransızcadaki baş harfleri C.E.R.N.

But why should we care about this picture? Anlatım akışı

3:05

Peki bu fotoğraf neden umurumuzda olsun?

Anlatım akışı

But why should we care ...?: yönlendirici bir soru

Bu bir retorik sorudur: konuşmacı, dinleyicilerin zaten düşünüyor olabileceği bir soruyu ortaya atar ve sonraki açıklamada yanıtlar. Dinleyicilerden gerçekten cevap vermelerini istemez. But, resmi anlatmaktan onun önemini açıklamaya geçildiğini gösterir. Why should we care? ifadesi “Bu neden dikkatimizi hak ediyor?” anlamına gelir. Buradaki should, görev veya emir değil, konuya ilişkin önem ifade eder.

Alıştırma

Bu sorunun açıklamadaki temel görevi nedir?

  1. Dinleyicilerden resimdeki kişileri belirlemelerini ister.
  2. Konuşmacının resmin ne olduğunu unuttuğunu gösterir.
  3. Dinleyicileri resmin neden önemli olduğunu açıklayan bölüme hazırlar.
Cevabı göster

Dinleyicileri resmin neden önemli olduğunu açıklayan bölüme hazırlar.

Well,

3:07

Şöyle ki,

in 1992, Tim Berners-Lee uploaded this photo to a website, Notlar

3:07

1992'de Tim Berners-Lee bu fotoğrafı bir internet sitesine yükledi,

Kalıp ifadeler

upload something to a website: bir şeyi web sitesine yüklemek

upload something to a website yapısında upload geçişli bir fiildir: dijital içerik doğrudan nesnedir ve to hedefi belirtir. Burada this photo içeriktir, a website ise içeriğin gönderildiği yerdir. Yeniden kullanılabilen kalıp upload + content + to + destination şeklindedir: upload a file to the portal veya upload a video to the channel. Hedef zaten belliyse ya da önemli değilse upload yalnızca nesneyle de kullanılabilir; örneğin Upload the photo.

Alıştırma

upload ... to yapısını geçmiş zamanda kullanın: Yesterday, I ____ the photo ____ the school's website.

Cevabı göster

uploaded · to

making this image Dilbilgisi

3:13

ve böylece bu görüntü

the very first photographic image ever

3:15

tarihteki ilk fotoğrafik görüntü oldu

on the internet.

3:18

internet üzerinde.

Kültür

Tim Berners-Lee ve World Wide Web'in ilk dönemi

Tim Berners-Lee, CERN'de çalışırken World Wide Web'i yaratan bilgisayar bilimcisidir. Onun adını tanımak, bu yüklemeyi Web'in ilk gelişim döneminde rol oynayan kişiler ve yerle ilişkilendirir. İnternet, altta yatan küresel ağdır; World Wide Web ise bu ağ üzerinde çalışan bağlantılı sayfa ve web siteleri sistemidir. Fotoğraf bir web sitesine yüklendiği için buradaki tarihsel önem, internetin kendisinin icadıyla değil, Web'deki erken dönem fotoğrafik görüntülerden biriyle ilgilidir.

Alıştırma

Tim Berners-Lee adı bu yüklemeyi neden tarihsel açıdan önemli kılıyor?

  1. World Wide Web'i yarattığı için fotoğrafın bir web sitesine yüklenmesi bu eylemi Web'in ilk dönem tarihiyle ilişkilendirir.
  2. İnterneti 1992'de icat etti.
  3. Cümlede adı geçen fotoğrafçıydı.
Cevabı göster

World Wide Web'i yarattığı için fotoğrafın bir web sitesine yüklenmesi bu eylemi Web'in ilk dönem tarihiyle ilişkilendirir.

Dilbilgisi

making this image the very first photographic image: make + nesne + isim türünde nesne tamamlayıcısı

making this image the very first photographic image ever on the internet ifadesinde make, “oluşturmak” değil, “bir şeyi başka bir şey hâline getirmek” anlamındadır. this image nesnedir; the very first photographic image ever on the internet ise görselin kazandığı yeni statüyü belirten isim türünde bir nesne tamamlayıcısıdır. -ing yan cümlesi, daha önce anlatılan görseli yükleme eylemine gönderme yapar ve bu eylemin sonucunu belirtir. make + nesne + isim tamamlayıcısı kalıbı, bir eylemin bir kişiye veya şeye rol, kimlik ya da statü kazandırdığını kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

Sonuç yan cümlesini make fiilinin -ing biçimi ve Ava'yı gösteren zamirle tamamlayın: The judges chose Ava as team captain, ____ the youngest captain in the league.

Cevabı göster

making her

But here is something that has never happened. Anlatım akışı

3:20

Ama hiç gerçekleşmemiş bir şey var.

Anlatım akışı

But here is something that has never happened: karşıtlık kuran bir ilgi çekme cümlesi

But, daha önce sıralanan ve gerçekten gerçekleşmiş olaylarla bir karşıtlık kurar. Here is yeni bir konu sunarken something that has never happened yalnızca genel bir tanım verir ve konunun tam olarak ne olduğunu bilerek sonraya bırakır. Söylemsel bir ilgi çekme aracı olarak bu cümle açıklamayı yeniden başlatır: bilinen tarihî ilklerden henüz gerçekleşmemiş bir duruma geçer ve sonraki cümle için merak uyandırır. Dinleyici, eksik bırakılan something ifadesinin hemen ardından açıklanmasını bekler.

Alıştırma

Bir belgeselde “But here is something that has never happened” cümlesi büyük olasılıkla hangi işlevi görür?

  1. Olayın bütün ayrıntılarını hemen verir.
  2. Önceki olaylarla karşıtlık kurup belirli konuyu sonraya bırakarak yeni bir bölüm açar.
  3. Önceki olayın tarihini düzeltir.
Cevabı göster

Önceki olaylarla karşıtlık kurup belirli konuyu sonraya bırakarak yeni bir bölüm açar.

Along the border of China and Bhutan is a mountain called Gangkhar Puensum. Dilbilgisi

3:22

Çin ile Bhutan sınırında Gangkhar Puensum adlı bir dağ bulunuyor.

Dilbilgisi

Along the border of China and Bhutan is a mountain: yer bildiren devrik yapı

Burada yer belirten “Along the border of China and Bhutan” ifadesi önce gelir. Ardından “is” fiili, dilbilgisel özne olan “a mountain” ifadesinden önce yer alır. Bu, yer bildiren devrik yapıdır: yer + be + yeni özne. Bu sıralama, konuşanın önce ortamı kurmasını, ardından oradaki yeni bir varlığı tanıtmasını sağlar. Normal özne öncelikli sırada temel düşünce “A mountain is along the border of China and Bhutan.” olur. China and Bhutan sözleri yer ifadesinin içindedir ve “is” fiilinin öznesi değildir.

Alıştırma

Önce konumunu söyleyip ardından yeni bir yer tanıtıyorsunuz. Hangi cümlede doğal bir yer devrikliği kullanılmıştır?

  1. At the end of the street is a small bakery.
  2. A small bakery is at the end of the street.
  3. At the end of the street a small bakery is.
Cevabı göster

At the end of the street is a small bakery.

At 24,800 ft high, Kalıp ifadeler

3:27

24.800 fit yüksekliğiyle,

Kalıp ifadeler

At 24,800 ft high: at + measurement + high kalıbı

Burada at bir adresi değil, ölçüm düzeyini belirtir. at + number + unit + high kalıbı bir nesnenin dikey yüksekliğini verir; sıra at, sayı, birim ve high şeklindedir. Bu ifade cümlenin başına gelip ardından virgül aldığında, yüksekliği sonraki yargının arka plan bilgisi olarak sunar. Burada ft, feet sözcüğünün yazılı kısaltmasıdır.

Alıştırma

Girişi tamamlamak için 50 meters ve at + measurement + high kalıbını kullanın: ____, the waterfall can be seen above the trees.

Cevabı göster

At 50 meters high

it is the tallest mountain in the world

3:30

dünyanın en yüksek dağı;

that mankind has yet to reach the top of. Dilbilgisi

3:33

insanlığın henüz zirvesine ulaşamadığı dağlar arasında.

Dilbilgisi

has yet to reach: henüz başarılmamış bir şey

Has yet to reach, şu ana kadar ulaşılmadığı anlamına gelir. Yapıda not olmadığı için olumlu gibi görünür, ancak yet ona olumsuz ve tamamlanmamış bir anlam verir. Şu anda hâlâ yapılmamış fakat ileride gerçekleşebilecek bir şey için have/has yet to + fiilin yalın hâli kullanılır. Burada zirveye ulaşmak, insanlığın henüz başaramadığı bir hedeftir.

Alıştırma

Sonucun şu ana kadar gerçekleşmediğini ancak ileride gerçekleşebileceğini belirten üç kelimelik yapıyla cümleyi tamamlayın: The rescue team ____ find a safe route.

Cevabı göster

has yet to

The local government prohibits mountaineering in the region, Kelime

3:36

Yerel yönetim bölgede dağcılığı yasaklıyor,

Kelime

prohibits mountaineering: bir etkinliği resmen yasaklar

Prohibits, bir şeye resmî olarak izin verilmediğini belirtmek anlamına gelir. Mountaineering yasaklanan etkinliğin adıdır, bu yüzden doğrudan fiilden sonra gelir. Kalıp prohibit + isim veya -ing biçimindeki etkinliktir: The rule prohibits swimming. Etkilenen kişileri belirtmek için prohibit + kişi + from + -ing kullanılır: The rule prohibits visitors from swimming.

Alıştırma

prohibit fiilini ve parantez içindeki etkinliği kullanarak resmî kuralı tamamlayın: The city ____. (parking on this street)

Cevabı göster

prohibits parking on this street

which means it might be left unconquered for quite some time, Notlar

3:39

yani bu dağ daha uzun bir süre fethedilmeden kalabilir,

Kelime

Dağcılık bağlamında left unconquered

Left burada be left + tamamlayıcı yapısını kurar ve bir şeyin belirli bir durumda bırakıldığını ya da o durumda kalmasına yol açıldığını anlatır. Buradaki unconquered, hiçbir dağcının zirvesine başarıyla ulaşamadığı bir dağı tanımlar. Dağcılık dilinde conquer, zirveye ulaşmayı anlatan etkileyici bir mecazdır; askerî ya da siyasi kontrol anlamına gelmez. Bu yan cümle, başarılı tırmanış olmama durumunun devam edebileceğini öngörür.

Alıştırma

Bir dağcılık haberinde "the peak might be left unconquered" burada ne anlama gelir?

  1. Uzun süre hiçbir dağcı zirveye başarıyla ulaşamayabilir.
  2. Dağ askerî bir savaşta yenilecektir.
  3. Dağ herhangi bir ülkenin siyasi kontrolü dışında kalabilir.
Cevabı göster

Uzun süre hiçbir dağcı zirveye başarıyla ulaşamayabilir.

Kalıp ifadeler

For quite some time: uzun ama belirtilmemiş bir süre

For quite some time, oldukça uzun bir süre anlamına gelen bir süre ifadesidir. Quite some, time sözcüğünü güçlendirir: Konuşan kişi sürenin kayda değer olacağını düşünür ancak tam olarak ne kadar olduğunu söylemez. Might be left ile birlikte kullanıldığında ifade, şimdiki zamandan geleceğe uzanır ve durumun uzun süre devam edebileceğini anlatır. For edatı süreyi gösterir; bu nedenle buradaki time belirli bir saat veya tarih değil, bir zaman aralığıdır.

Alıştırma

Cümleyi “oldukça uzun ancak tam olarak belirtilmeyen bir süre boyunca” anlamındaki dört sözcüklü İngilizce süre ifadesiyle tamamlayın: The road may remain closed ____.

Cevabı göster

for quite some time

making it one of just many things on Earth

3:42

böylece yeryüzündeki pek çok şeyden biri olur:

that we have yet to explore.

3:44

henüz keşfetmediklerimizden biri.

In a couple of days,

3:47

Birkaç gün içinde

we'll have a new episode of DONG,

3:47

DONG'un yeni bir bölümü gelecek,

so be sure to subscribe to Vsauce.

3:49

bu yüzden Vsauce'a abone olmayı unutmayın.

And as always, thanks for watching.

3:50

Ve her zamanki gibi, izlediğiniz için teşekkürler.