Gerçekte ne kadar uykuya ihtiyacınız var? | Bilimle Uyumak, bir TED serisi: İngilizce çalışma notları

TED

Öğrenme zorluğu
400 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Konuşmacı, yetişkinlere neden genellikle gecede yedi ila dokuz saat uyumalarının önerildiğini açıklıyor. Bu aralığın altında ölüm riski artarken dokuz saatin üzerinde görülen yükseliş, uzun uykunun doğrudan zararından çok hastalığı veya düşük uyku kalitesini yansıtıyor olabilir. Sonuç bölümünde bu bulgular modern toplumdaki uzun çalışma saatleriyle ilişkilendiriliyor ve uykuya daha fazla öncelik verme gereği vurgulanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. what we've been finding from large-scale epidemiological studies is that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what ile başlayan yan cümlenin özne görevini nasıl üstlendiğini ve ardından gelen is that yapısının karmaşık bir araştırma bulgusunu nasıl sunduğunu öğrenin. Bu kalıp, uzun bir cümlenin ana iskeletini kaybetmeden resmî açıklamalardaki kanıtları izlemenizi veya düzenli biçimde aktarmanızı sağlar. 2. poor quality of sleep masquerading as long sleep — Deyimler ve mecazi ifadeler: masquerading as ifadesini, bir durumun yanıltıcı biçimde başka bir şey gibi görünmesini anlatan bir mecaz olarak kavrayın. Yatakta uzun süre kalmak gerçek anlamda uzun uyku gibi görünebilir, ancak altta yatan sorun düşük uyku kalitesi olabilir; böylece gözlenen ilişkiyi olası nedenden ayırabilirsiniz. 3. may want to think about starting to prioritize — Konuşma edimbilimi ve tutum: Tavsiye vermenin bilinçli olarak yumuşatılmış ve dolaylı bir yolunu fark edin. Konuşmacı uykuya öncelik verilmesini emretmek yerine dinleyicileri kademeli bir öncelik değişikliğini düşünmeye davet eder; bu kalıbı kanıtlardan hareketle nazik ve ölçülü bir öneri sunarken kullanabilirsiniz.

Bu derste

So far we've spoken about all of the wonderful benefits that sleep provides. Anlatım akışı

0:00

Şimdiye kadar uykunun sağladığı tüm o harika faydalardan bahsettik.

Anlatım akışı

So far: ilerlemeyi gözden geçirip sonraki adıma geçmek

So far, “şu ana kadar” demektir. Daha önce gerçekleşmiş veya konuşulmuş olanlara dönüp bakar; buradaki far fiziksel uzaklığa işaret etmez. Bu cümlenin başındaki So far, konuşmanın akışını düzenler: önceki anlatımı kısaca toplar ve dinleyicileri bir sonraki konuya hazırlar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: So far, we've checked the map; now let's choose a route. So far burada ne yapıyor?

  1. Bu rotanın diğer bütün rotalardan çok daha iyi olduğunu söyler.
  2. Şu ana kadarki ilerlemeyi gözden geçirip sonraki adıma geçer.
  3. Rotanın ne kadar uzakta olduğunu sorar.
Cevabı göster

Şu ana kadarki ilerlemeyi gözden geçirip sonraki adıma geçer.

But how much sleep should we actually be getting? Anlatım akışı

0:05

Peki ama gerçekte ne kadar uyumamız gerekiyor?

Anlatım akışı

But how much ... should we actually be getting?: sonraki konuyu bir soruyla hazırlamak

But, konuşmacının daha önce anlatılan uyku faydalarından farklı bir soruya, yani önerilen uyku miktarına geçtiğini gösterir. Bu soru, konuşmanın sonraki bölümünde yanıtlanacak konuyu belirler. should we actually be getting ifadesinde actually, pratik soruyu daha vurgulu hâle getirir: “Gerçekten önerilen miktar nedir?” Uyuma eyleminin kesin olarak gerçekleştiğini söylemez.

Alıştırma

Bilinen bir faydadan, sırada tartışılması gereken pratik miktara en iyi geçen cümle hangisidir?

  1. Planning helps, but how much time should we actually spend on each task?
  2. Planning helps, and each task has a different name.
  3. Planning helped because the meeting started on Monday.
Cevabı göster

Planning helps, but how much time should we actually spend on each task?

For the average adult,

0:13

Ortalama bir yetişkin için,

the current recommendation is somewhere between 7 to 9 hours of sleep a night. Kalıp ifadeler

0:15

mevcut öneri gecede 7 ila 9 saat uyku arasındadır.

Kalıp ifadeler

somewhere between 7 to 9 hours: yaklaşık bir aralık

Bu cümlede somewhere, yaklaşık olarak veya bir aralık içindeki kesin olmayan bir noktada anlamına gelir. Öneri tek ve kesin bir sayı vermez; kabaca yedi ile dokuz saat arasındadır. Sayılarla kullanılan somewhere between X and Y, yaklaşık bir aralığı ifade etmek için başka durumlara da aktarılabilen bir kalıptır. Buradaki somewhere gerçek bir yeri belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle sürenin yaklaşık olduğunu açıkça belirtir ve standart between...and... kalıbını kullanır?

  1. The repair should take exactly three hours.
  2. The repair should take from two to three hours.
  3. The repair should take somewhere between two and three hours.
Cevabı göster

The repair should take somewhere between two and three hours.

And what we've been finding from large-scale epidemiological studies Notlar

0:20

Ve büyük çaplı epidemiyolojik çalışmalardan elde ettiğimiz bulgu şudur ki,

is that using that reference point of 7 to 9 hours, Kelime

0:24

bu 7 ila 9 saatlik referans noktasını kullandığınızda,

Dilbilgisi

what we've been finding ... is that ...: bir araştırma bulgusunu düzenlemek

what we've been finding from large-scale epidemiological studies yan cümlesinin tamamı dil bilgisel öznedir. Buradaki what, the thing that anlamındadır; bir soru başlatmaz. We've been finding, kanıtları zaman içinde birikmekte olan bulgular olarak sunar. is fiili bu özneyi bulguyu içeren that yan cümlesine bağlar: What ... is that .... Bu kalıp, konuşanın önce kaynağı veya bulma sürecini belirtmesini, ardından ana sonucu sunmasını sağlar. Bu kesitte bulgu that sözcüğünden sonra başlar ve ayrıntılar virgülden sonra devam eder.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıp What we've been finding ... is that ... ile tamamlayın: ____ shorter meetings help teams stay focused.

Cevabı göster

What we've been finding is that

Kelime

large-scale epidemiological studies: toplum düzeyinde araştırma kanıtı

Large-scale, incelenen nüfusun veya veri kümesinin büyük olduğunu belirtir. Epidemiological studies, sağlık sonuçlarının, hastalıkların ve bunlarla ilişkili risk faktörlerinin toplumlarda nasıl dağıldığını ve hangi örüntüleri gösterdiğini inceleyen epidemiyolojik çalışmalardır. Bu cümlede ifade, konuşmacının toplum düzeyindeki istatistiksel kanıtlara dayandığını gösterir. Tek başına bir kişinin teşhisini anlatmaz veya tek bir nedenin herkes için geçerli olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede large-scale epidemiological studies en açık biçimde neyi gösteriyor?

  1. Harita ölçekleri ve coğrafi referans noktaları üzerine bir çalışma.
  2. Belirli bir hasta için teşhis ve tedavi planı.
  3. Büyük toplumlarda sağlık örüntüleri ve risk faktörleri hakkındaki kanıtlar.
Cevabı göster

Büyük toplumlarda sağlık örüntüleri ve risk faktörleri hakkındaki kanıtlar.

Kelime

using that reference point: karşılaştırmada o referans noktasını kullanmak

Reference point, karşılaştırma için temel alınan bir değer veya standarttır. Burada that, 7 ila 9 saatlik aralığı gösterir; bu nedenle using that reference point, diğer uyku sürelerini bu aralığa göre değerlendirmek anlamına gelir. Using that reference point biçimindeki -ing grubu, karşılaştırmanın yöntemini belirtir. Point burada soyut bir anlam taşır; haritadaki fiziksel bir yer değildir.

Alıştırma

Cümleyi “önceki değeri karşılaştırma temeli olarak almak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Last year's average was 80 points. ____, we can measure this year's change.

Cevabı göster

Using that reference point

once you start to drop below that, Dilbilgisi

0:28

bunun altına düşmeye başladığınız anda,

your mortality risk actually starts to increase. Kelime

0:30

ölüm riskiniz aslında artmaya başlıyor.

Dilbilgisi

once you start to drop below that: bir eşik aşıldıktan sonraki sonuç

Burada once, “bir kez” anlamına gelmez; “olur olmaz” ya da “olduğu andan itibaren” anlamına gelir. Ana cümledeki sonucun başlamasından önceki eşik koşulunu belirtir. “Drop below that”, daha önce sözü edilen yedi ila dokuz saatlik uyku ölçütünün altına inmek demektir. Once + koşul, sonuç kalıbı, eşik aşıldığı anda sonucun başladığını anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede once, “bir eşik aşılır aşılmaz” anlamında kullanılmıştır?

  1. Once the temperature drops below zero, the road may freeze.
  2. I checked the temperature once before bed.
  3. The road froze once during the night.
Cevabı göster

Once the temperature drops below zero, the road may freeze.

Kelime

mortality risk: istatistiksel ölüm olasılığı

Mortality risk; tıp, halk sağlığı ve istatistikte bir kişinin veya grubun belirli bir süre içinde ya da belirli koşullarda ölme olasılığını anlatan resmî bir terimdir. Risk, kesinliği değil olasılığı ifade eder. Bu cümlede starts to increase, uyku süresi ölçütün altına düştükçe tahmin edilen olasılığın yükseldiğini belirtir; ölümün kesin olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir araştırma, her katılımcının on yıl içinde ölme olasılığını tahmin ediyor. Bu ölçümü en iyi hangi terim adlandırır?

  1. life expectancy
  2. mortality rate
  3. mortality risk
Cevabı göster

mortality risk

In fact,

0:34

Nitekim,

the Center for Disease Control in the United States or the CDC, Kültür

0:34

Amerika Birleşik Devletleri'ndeki Hastalık Kontrol Merkezi veya CDC,

they stipulate a minimum of 7 hours of sleep a night for the average adult. Kelime

0:39

ortalama bir yetişkin için gecede en az 7 saat uykuyu şart koşuyor.

Kültür

the Center for Disease Control ... or the CDC: or ile kurumun kısaltmasını tanıtmak

Konuşmacı önce bir kurumun adını söylüyor, ardından or the CDC ifadesini ekliyor. Buradaki or, bir seçim sunmaz; “diğer adıyla” ya da “başka bir deyişle” anlamına gelir. İki ad da aynı kurumu belirtir. CDC, haberlerde ve sağlık bilgilerinde sıkça kaynak gösterilen bir ABD halk sağlığı kurumudur. Burada adının verilmesi, sonraki uyku standardının uzman bir kamu kaynağına dayandığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede or the CDC ne işe yarıyor?

  1. Konuşmacının hangi kurumu kastettiğinden emin olmadığını gösterir.
  2. Dinleyiciden iki kurum arasında seçim yapmasını ister.
  3. Aynı kurumun daha kısa adını tanıtır.
Cevabı göster

Aynı kurumun daha kısa adını tanıtır.

Kelime

stipulate a minimum of 7 hours: alt sınırı resmî olarak belirlemek

Stipulate, bir koşulu veya gerekliliği resmî biçimde belirtmek demektir. stipulate a minimum of 7 hours... ifadesinde a minimum of alt sınırı belirler: tam olarak yedi saat değil, yedi saat veya daha fazlası. Bu cümlede konuşmacı, uyku süresini bir kurumun resmî asgari standardı olarak sunmak için stipulate kullanıyor. Suggest fiilinden çok daha resmî ve kural niteliğinde duyulur; ancak fiil tek başına bu standardın hukuken bağlayıcı olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi stipulate a minimum of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The safety policy ____ two trained staff members per shift.

Cevabı göster

stipulates a minimum of

In other words, Anlatım akışı

0:44

Başka bir deyişle,

the shorter your sleep, Dilbilgisi

0:45

uykunuz ne kadar kısaysa,

the shorter your life.

0:47

hayatınız da o kadar kısadır.

Anlatım akışı

In other words: aynı fikri yeniden ifade etmek

In other words, konuşmacının önceki fikri daha açık veya daha basit sözlerle yeniden ifade edeceğini gösterir. Burada uyku ile yaşam süresi hakkındaki önceki açıklamanın kısa bir özetini başlatır. Yeni bir kanıt eklemek yerine bilgiyi düzenler: bu ifadeyi duyduğunuzda aynı ana fikrin farklı sözlerle anlatılmasını bekleyin.

Alıştırma

In other words ifadesi, dinleyiciye sırada ne beklemesi gerektiğini söyler?

  1. Aynı fikrin daha açık biçimde ifade edilmesi.
  2. Yalnızca bir örnek listesi.
  3. İlgisiz yeni bir kanıt.
Cevabı göster

Aynı fikrin daha açık biçimde ifade edilmesi.

Dilbilgisi

the shorter..., the shorter...: bağlantılı karşılaştırma yapısı

the + comparative..., the + comparative... kalıbı, bir şey değiştikçe başka bir şeyin de onunla birlikte değiştiğini anlatır. Bu cümlede daha az uyku, daha kısa bir yaşamla ilişkilendiriliyor. İki the, sıradan belirli artikeller değil, bu karşılaştırmanın sabit işaretleridir. Kısa biçimler olan the shorter your sleep ve the shorter your life, the shorter your sleep is ve the shorter your life is şeklinde genişletilerek anlaşılabilir.

Alıştırma

early ve soon sözcüklerinin comparative biçimleriyle bağlantılı karşılaştırmayı tamamlayın: ____ you start, ____ you'll finish.

Cevabı göster

The earlier · the sooner

But it turns out that it's not quite a linear relationship as you would expect. Notlar

0:48

Ancak bunun beklediğiniz gibi tamamen doğrusal bir ilişki olmadığı ortaya çıkıyor.

Kalıp ifadeler

turns out that: sonradan ortaya çıkan bir gerçeği tanıtmak

Turns out that, daha fazla bilgi edinme, kontrol etme veya deneyim sonrasında ortaya çıkan bir gerçeği tanıtır. Burada gerçek örüntünün dinleyicinin bekleyebileceği basit örüntüden farklı olduğunu gösterir. Tam yapı It turns out that + yan cümle şeklindedir. Turn out burada kelimesi kelimesine kullanılmaz; “sonradan anlaşılmak” veya “öyle olduğu ortaya çıkmak” demektir. Baştaki But, önceki beklentinin düzeltilmesini güçlendirir.

Alıştırma

Sam okul ofisini kontrol ettikten sonra kayıp yemek kutusunun orada olduğunu doğruluyor. Keşfi en iyi hangi cümle aktarır?

  1. He hopes that his lunchbox will be in the school office.
  2. It turns out that his lunchbox was in the school office.
  3. It seems that his lunchbox might be in the school office.
Cevabı göster

It turns out that his lunchbox was in the school office.

Kelime

not quite a linear relationship: teknik bir düzeltmeyi yumuşatmak

Doğrusal ilişki, iki sayısal değişken arasındaki düz çizgi biçimli örüntüdür: biri eşit miktarlarda değiştiğinde diğeri sabit bir değişim oranıyla değişir. Not quite bir düzeltmeyi yumuşatır. Not quite a linear relationship, gerçek örüntünün basit bir düz çizgiye tam olarak uymadığı anlamına gelir. Bu cümlede reddedilen şey beklenen basit modeldir; değişkenler arasındaki olası bütün ilişkiler değildir.

Alıştırma

Not quite a linear relationship ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Değişkenler ilişkili olabilir, ancak örüntü düz bir çizgiyi tam olarak izlemez.
  2. Değişkenler arasında hiçbir tür bağlantı yoktur.
  3. Bir değişken her zaman diğeriyle tam olarak aynı oranda değişir.
Cevabı göster

Değişkenler ilişkili olabilir, ancak örüntü düz bir çizgiyi tam olarak izlemez.

It's not as though the more and more that you sleep, Dilbilgisi

0:54

Yani siz daha çok uyudukça,

the lower and lower your mortality risk is.

0:57

ölüm riskiniz giderek azalmıyor.

Dilbilgisi

It's not as though...: Bir çıkarımı reddetmek

It's not as though... konuşmacının reddettiği bir düşünceyi ortaya koyar. Burada as though'dan sonraki “daha fazla uyumanın ölüm riskini her zaman düşüreceği” düşüncesi, konuşmacının kabul ettiği bir gerçek değil, olası bir çıkarımdır. Bu kalıbı, birinin söylemek istediğiniz şeyi gereğinden fazla ileri götürmesini önlemek için kullanabilirsiniz. Bir iddia doğru olsa bile ondan daha güçlü bir sonuç çıkması şart değildir.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyle açıklamayı tamamlayın: ____ missing one practice will erase all your progress.

Cevabı göster

It's not as though

Dilbilgisi

the more and more..., the lower and lower...: Vurgulu bağlantılı eğilimler

Bu yan cümle, değişen iki miktarı birbirine bağlamak için the + comparative..., the + comparative... bağıntılı karşılaştırma kalıbını kullanır: uyku arttıkça ölüm riski azalır. more and more ve lower and lower ifadelerindeki karşılaştırmaların tekrarı, değişimin sürdüğünü vurgular. Ancak tüm cümlede bu ilişkinin tamamı It's not as though ifadesinden sonra gelir. Bu nedenle konuşmacının sonucu değil, reddettiği bir eğilimdir.

Alıştırma

Cümlenin tamamını okuyun: It's not as though the more and more that you sleep, the lower and lower your mortality risk is. Konuşmacı ne demek istiyor?

  1. Konuşmacı, uyku ile ölüm riskinin hiçbir zaman ilişkili olamayacağını söyler.
  2. Konuşmacı, giderek daha fazla uyumanın ölüm riskini sürekli olarak daha da düşürdüğü yönündeki basit düşünceyi reddeder.
  3. Konuşmacı, giderek daha fazla uyumanın ölüm riskini her zaman daha da düşürdüğünü doğrular.
Cevabı göster

Konuşmacı, giderek daha fazla uyumanın ölüm riskini sürekli olarak daha da düşürdüğü yönündeki basit düşünceyi reddeder.

In fact, something strange happens.

1:01

Aslında, garip bir şey oluyor.

Once you get past 9 hours, Dilbilgisi

1:03

9 saati aştığınızda,

you actually start to see a rise back up in mortality risk, Kalıp ifadeler

1:06

aslında ölüm riskinde tekrar bir yükseliş görmeye başlıyorsunuz,

Dilbilgisi

Once you get past 9 hours: bir eşiği aşmak

Once you get past 9 hours, “değer dokuz saati aştığında” anlamına gelir. Buradaki get past, fiziksel olarak bir yerin yanından geçmek değil, sayısal bir sınırı aşmaktır. Once yan cümlesi önce eşiği belirler. Ana cümle de bu eşik aşıldıktan sonra meydana gelen değişikliği açıklar. Aynı kalıp zaman, yaş, fiyat, mesafe veya miktar sınırlarında da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste eşiğin aşıldığını belirten dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ 90 minutes, the parking fee doubles.

Cevabı göster

Once you get past

Kalıp ifadeler

start to see a rise back up: yeniden yükselişi gözlemlemeye başlamak

Veri anlatımında start to see, “verilerde gözlemlemeye veya fark etmeye başlamak” anlamındadır; see yalnızca gözle görme anlamıyla sınırlı değildir. A rise, artışı adlandıran bir isim öbeğidir. Back up, ölçünün daha önce düşük olmasından veya düşmesinden sonra yeniden yukarı yöneldiğini gösterir. İfadenin tamamı, yeniden yükselişi yeni görünür hâle gelen bir eğilim olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ölçünün düşüşten sonra yeniden artmasını start to see a rise back up ile açıkça anlatıyor?

  1. After falling for three months, analysts started to see online sales remain flat.
  2. After falling for three months, analysts started to see a rise back up in online sales.
  3. After falling for three months, analysts started to see a further drop in online sales.
Cevabı göster

After falling for three months, analysts started to see a rise back up in online sales.

which seems rather strange and peculiar.

1:11

ki bu oldukça tuhaf ve ilginç görünüyor.

And scientists have actually put forward at least two different explanations. Öbek fiiller

1:13

Ve bilim insanları aslında en az iki farklı açıklama öne sürdüler.

Öbek fiiller

put forward: değerlendirilmesi için bir fikir öne sürmek

Burada put forward, başka insanların değerlendirmesi veya tartışması için bir açıklama “sunmak” ya da “öne sürmek” anlamına gelir. Nesnesi soyut bir isim olan two different explanations olduğu için bu ifade, bir şeyi fiziksel olarak öne taşımak anlamına gelmez. Kalıp put forward + idea, explanation, proposal veya başka bir içeriktir. Bu içerik, birinin tartışmaya sunduğu şeydir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The research team has ____ a new explanation for the unexpected result.

Cevabı göster

put forward

The first is that if you look at those studies,

1:18

Birincisi, bu çalışmalara baktığınızda,

it may be that individuals are suffering from significant disease and illness Notlar

1:22

bireylerin ciddi bir hastalıktan ya da rahatsızlıktan muzdarip olması mümkündür.

Dilbilgisi

it may be that: olası bir açıklama sunmak

It may be that, konuşanın kanıtlanmış olduğunu ileri sürmediği olası bir açıklamayı sunar. Bu cümledeki olasılık, bireylerin ciddi bir hastalığa sahip olmasıdır; may bunun doğrulanmış bir gerçek değil, temkinli bir çıkarım olduğunu gösterir. It hazırlayıcı öznedir ve asıl içeriği that ile başlayan yan cümle taşır: it may be that + tam cümlecik. Bu yapı, bir gözlemi onu açıklayabilecek olası nedenlerden birinden ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Konuşan It may be that the sensor is faulty. derken neyi kasteder?

  1. Konuşan, sensörün arızalı olduğunu kanıtlamıştır.
  2. Konuşan, sensörün kusursuz çalıştığını bilmektedir.
  3. Arızalı sensör olası bir açıklamadır, ancak bu doğrulanmamıştır.
Cevabı göster

Arızalı sensör olası bir açıklamadır, ancak bu doğrulanmamıştır.

Kalıp ifadeler

are suffering from + bir hastalık veya sorun

Suffer from + bir hastalık, belirti veya sorun, onun zararlı etkilerini yaşamak anlamına gelir. Buradaki are suffering from şimdiki zaman yapısındadır ve kişilerin şu anda ciddi sağlık sorunlarından etkilendiğini gösterir. From edatı acının ya da sıkıntının nedenini belirtir; bir yerden gelme anlamı taşımaz. Daha tarafsız olan have ile karşılaştırıldığında suffer from, durumun yol açtığı yükü veya sıkıntıyı daha çok vurgular.

Alıştırma

Cümleyi suffer from ifadesinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: Several patients ____ severe headaches after treatment.

Cevabı göster

are suffering from

When we become infected or we have disease,

1:28

Enfeksiyon kaptığımızda veya bir hastalığımız olduğunda,

typically we try to sleep longer.

1:32

tipik olarak daha uzun süre uyumaya çalışırız.

We stay in bed longer. Kalıp ifadeler

1:34

Yatakta daha uzun süre kalırız.

Kalıp ifadeler

stay in bed longer: yatakta daha fazla süre, ama mutlaka uykuda değil

Stay in bed longer, önceye veya başka bir kişiye göre yatakta daha fazla zaman geçirmek anlamına gelir. Longer bir karşılaştırma biçimidir ve bağlamdan anlaşılan bir karşılaştırma noktası gerektirir. Bu ifade uyuyarak geçirilen süreyi değil, yatakta geçirilen süreyi anlatır. Bir kişi uyanıkken de yatakta kalabilir; bu nedenle cümle tek başına uyku süresinin veya kalitesinin arttığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Nora uyanık, ancak battaniyenin altında bir saat daha dinleniyor. En doğru cümle hangisidir?

  1. Nora gets out of bed earlier.
  2. Nora sleeps longer.
  3. Nora stays in bed longer.
Cevabı göster

Nora stays in bed longer.

So in other words,

1:35

Yani başka bir deyişle,

it was the unmeasured disease and sickness in those studies Notlar

1:36

bu çalışmalardaki ölçülemeyen rahatsızlıklar ve hastalıklar,

Kelime

Araştırma verilerinde unmeasured disease and sickness

Bu araştırma bağlamında unmeasured disease and sickness, çalışmaların verilerinin bir parçası olarak kaydetmediği hastalıkları, sağlık sorunlarını veya kötü sağlık durumunu ifade eder. Unmeasured, bu sorunların önemsiz ya da ölçülmesinin imkânsız olduğu anlamına gelmez. Bu sağlık sorunları verilerde yer almadığı için analiz bunların etkisini doğrudan hesaba katamazdı. Bu sorunlar hem insanların daha uzun uyumasına hem de ölüm risklerinin artmasına yol açarak uzun uyku ile daha yüksek risk arasında yanıltıcı bir bağlantı oluşturmuş olabilir.

Alıştırma

Bir araştırma tartışmasında unmeasured disease büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Tıbbın asla ölçemeyeceği bir hastalık.
  2. Araştırmacıların zararsız olduğunu kanıtladığı bir hastalık.
  3. Çalışmanın verilerine kaydetmediği bir hastalık.
Cevabı göster

Çalışmanın verilerine kaydetmediği bir hastalık.

that was triggering a response in those individuals to try and sleep more. Kalıp ifadeler

1:41

o bireylerde daha fazla uyumaya çalışma tepkisini tetikliyordu.

Dilbilgisi

It was X that ...: gerçek nedeni odağa yerleştirmek

Bu, it ile kurulan bir odaklama yapısıdır: It was + odaklanan bilgi + that + cümlenin geri kalanı. Odaklanan bölüm the unmeasured disease and sickness in those studies ifadesidir. Böylece konuşmacı, insanların daha fazla uyumaya çalışmasının gerçek nedeni olarak ölçülmeyen sağlık sorunlarını gösterir. Buradaki it belirli bir şeyi gösteren zamir değil, yapıyı kuran biçimsel bir ögedir. İlk was geçmiş zamandaki odaklama yapısını kurar; that sonrasındaki was ise cümlenin geri kalanındaki geçmişte devam eden eylemi anlatan was triggering yapısının parçasıdır. Normal söz diziminde temel anlam, ölçülmeyen sağlık sorunlarının bu tepkiyi tetiklediğidir.

Alıştırma

The power outage ifadesini vurgulamak için It was X that... yapısını kullanın: ____ the power outage ____ stopped the online lesson.

Cevabı göster

It was · that

Kalıp ifadeler

triggering a response: bir tepkiyi tetiklemek

Burada triggering a response, bir tepkinin başlamasına neden olmak demektir. Yapı trigger a response in someone or something şeklindedir: özne nedeni, response ise ortaya çıkan eylemi veya değişimi belirtir. Trigger burada mecazi anlamdadır; silah tetiğine gönderme yapmaz. Was triggering içindeki -ing biçimi, neden-sonuç sürecini o sırada devam ediyormuş gibi gösterir; oluşan tepki bu kişileri daha fazla uyumaya çalışmaya yöneltmiştir.

Alıştırma

Cümleyi trigger a response ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The warning signal ____ from the safety team.

Cevabı göster

triggered a response

That's one explanation.

1:46

Bu birinci açıklama.

The second possible explanation is poor sleep quality, Anlatım akışı

1:48

İkinci olası açıklama zayıf uyku kalitesidir,

Anlatım akışı

The second possible explanation: kesin olmayan ikinci bir nedeni tanıtmak

The second possible explanation, bir fikir listesini düzenleyen yönlendirici bir ifadedir. Second, dinleyiciye bir açıklamanın daha önce ele alındığını ve konuşmacının şimdi ikinci maddeye geçtiğini bildirir. Possible, iddiayı kesinlikten uzak tutar: bu açıklama değerlendirilmektedir, ancak kanıtlanmış ya da tek doğru cevap olarak sunulmaz. First ve second gibi sıra bildiren işaretler, bir savın yapısını takip etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir konuşmacı "The second possible explanation is a software conflict." diyor. Bu ifade neyi gösterir?

  1. Konuşmacı ilk açıklamayı doğrulanmış bir gerçek olarak tekrarlıyor.
  2. Konuşmacı listedeki ikinci maddeyi tanıtıyor ve bunun kanıtlandığını iddia etmiyor.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı listedeki ikinci maddeyi tanıtıyor ve bunun kanıtlandığını iddia etmiyor.

because we know that sleep quality independent of sleep quantity Kelime

1:52

çünkü uyku miktarından bağımsız olarak uyku kalitesinin de

is also associated with mortality risk. Kalıp ifadeler

1:58

ölüm riskiyle ilişkili olduğunu biliyoruz.

Kelime

sleep quality independent of sleep quantity: kaliteyi süreden ayırmak

Tam ifade sleep quality independent of sleep quantity şeklindedir. independent of sleep quantity sözleri sleep quality ifadesini açıklar ve kaliteyi miktardan ayrı değerlendirmemizi söyler. Quality birinin ne kadar iyi uyuduğunu, quantity ise ne kadar veya kaç saat uyuduğunu anlatır. Buradaki independent of, hiç uyumadan uyku kalitesinin var olabileceği ya da iki ölçütün birbirini hiçbir zaman etkileyemeyeceği anlamına gelmez. Bu cümlede yalnızca iki ölçütü birbirinden ayırır.

Alıştırma

Bu cümlede sleep quality independent of sleep quantity ne anlama geliyor?

  1. Uyku kalitesi için hiç uyuma süresi gerekmediğini söylemek.
  2. Uyku kalitesi ile uyku miktarını aynı ölçüt olarak görmek.
  3. Uyku kalitesini uyku süresinden ayrı değerlendirmek.
Cevabı göster

Uyku kalitesini uyku süresinden ayrı değerlendirmek.

Kalıp ifadeler

associated with mortality risk: ilişki var, nedensellik yok

Araştırma dilinde be associated with mortality risk, “verilerde ölüm olasılığıyla bağlantılı olmak” anlamına gelir. Bir ilişkiyi bildirir, ancak tek başına bir etkenin ölüme neden olduğunu ya da riski artırdığını söylemez. Mortality risk bir olasılıktır; gruptaki herkesin öleceğine dair bir tahmin değildir.

Alıştırma

Gözlemsel bir araştırma, uzun süre oturmanın ve sırt ağrısının sık sık birlikte görüldüğünü, ancak nedenselliğin kanıtlanmadığını buluyor. En doğru sonuç hangisidir?

  1. Long periods of sitting cause back pain in everyone.
  2. Long periods of sitting are associated with back pain.
  3. Back pain proves that a person sits too much.
Cevabı göster

Long periods of sitting are associated with back pain.

And the lower that your quality of sleep is, Dilbilgisi

2:01

Ve uyku kaliteniz ne kadar düşükse,

the higher your risk of death.

2:04

ölüm riskiniz o kadar yüksek olur.

Dilbilgisi

the lower ..., the higher ...: bağlantılı karşılaştırmalı değişim

the + karşılaştırmalı yan cümle, the + karşılaştırmalı yan cümle kalıbı iki değişimi birbirine bağlar: bir değişken değiştiğinde diğeri de onunla birlikte değişir. Burada uyku kalitesi düştükçe ölüm riski yükselir; yani değişkenler zıt yönlerde hareket eder. İki the, sıradan tanımlıklar değil, yapıyı gösteren işaretlerdir. Konuşma İngilizcesinde ilk karşılaştırmadan sonra that gelebilir, ancak bu bir ilgi cümleciği başlatmaz. Daha kısa biçim The lower your quality of sleep is, the higher your risk of death. şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi eşli karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: ____ carefully you plan, ____ mistakes you make.

Cevabı göster

The more · the fewer

People who have poor quality of sleep will typically try to sleep longer.

2:06

Kötü uyku kalitesine sahip insanlar tipik olarak daha uzun süre uyumaya çalışırlar.

They'll try to stay in bed longer

2:11

Daha uzun süre yatakta kalmaya çalışırlar ki

to overcome that poor quality of sleep.

2:13

bu kötü uyku kalitesini telafi edebilsinler.

It may be poor quality of sleep masquerading as long sleep Deyimler

2:17

Aslında uzun uyku kılığına bürünmüş zayıf uyku kalitesi olabilir,

Deyimler

masquerading as: yanıltıcı bir görünüm

X masquerading as Y yapısında X gerçek durum, Y ise yanıltıcı görünümdür. Burada düşük uyku kalitesi insanların yatakta daha uzun kalmasına yol açabilir; bu nedenle asıl sorun düşük kalite olsa da veriler uzun uyku varmış gibi görünebilir. Masquerading, poor quality of sleep ifadesini açıklayan bir -ing ortaçtır. Özne soyut olduğunda kullanım mecazidir: uyku bilinçli olarak rol yapmaz ve gerçekten maske takmaz.

Alıştırma

A software bug was masquerading as user error cümlesinde masquerading as ne anlama gelir?

  1. Gerçek sorun bir yazılım hatasıydı, ancak kullanıcı hatası gibi görünüyordu.
  2. Yazılım hatası ile kullanıcı hatası tamamen aynı şeydi.
  3. Kullanıcı bir yazılım hatasını kasıtlı olarak sakladı.
Cevabı göster

Gerçek sorun bir yazılım hatasıydı, ancak kullanıcı hatası gibi görünüyordu.

that is associated with a higher risk of death

2:22

daha yüksek ölüm riski ile ilişkili olan,

rather than the long sleep itself. Dilbilgisi

2:25

uzun uykunun kendisinden ziyade.

Dilbilgisi

rather than the long sleep itself: bir açıklamayı elemek

Rather than, konuşmacının reddettiği veya daha az önemli gördüğü açıklamayı belirtir. Burada konuşmacı daha yüksek riski düşük uyku kalitesiyle ilişkilendirir ve uzun uykuyu temel açıklama olmaktan çıkarır. Itself vurgu katar: karşılaştırılan şey, uzun uykuyla birlikte görülebilecek başka sorunlar değil, uzun uykunun kendisidir. Başka durumlarda da kullanılabilen A rather than B kalıbı dikkati A'ya yöneltip B'den uzaklaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle bir nedeni belirtip diğerini elemek için rather than yapısını doğru kullanıyor?

  1. The alarm failed because of both a loose wire and the battery.
  2. The alarm failed because of a loose wire, and the battery was another cause.
  3. The alarm failed because of a loose wire rather than the battery itself.
Cevabı göster

The alarm failed because of a loose wire rather than the battery itself.

But if we take a step back and think about society overall, Anlatım akışı

2:28

Fakat bir adım geri atıp toplumu genel olarak düşünürsek,

Anlatım akışı

take a step back ... think about society overall: bakış açısını genişletmek

Bu if yan cümlesinin tamamı bir geçiş görevi görür. But bir yön değişikliğini gösterir; take a step back ise dinleyicilerden bir süreliğine mevcut ayrıntılardan uzaklaşmalarını ister. Think about society overall, tartışmanın yeni ve daha geniş düzeyini belirtir. Yan cümle if ile başlayıp virgülle bittiği için ardından gelecek ana düşünceye hazırlık yapar. Konuşmacı belirli bir araştırma veya açıklamadan toplumla ilgili daha geniş bir sonuca geçmektedir; fiziksel olarak geri adım atmayı kastetmez.

Alıştırma

Bu geçiş ifadesi bakış açısında nasıl bir değişikliği gösteriyor? "But if we take a step back and think about society overall,"

  1. Konuşmacı ana düşünceyi söylemeden tartışmayı bitiriyor.
  2. Konuşmacı herkesten fiziksel olarak geriye gitmesini istiyor.
  3. Konuşmacı belirli bir konudan daha geniş bir toplumsal bakış açısına geçiyor.
Cevabı göster

Konuşmacı belirli bir konudan daha geniş bir toplumsal bakış açısına geçiyor.

I think modernity is constantly pushing us to perhaps work long hours Kelime

2:33

modernitenin bizi sürekli olarak belki daha uzun saatler çalışmaya

and therefore neglect our sleep. Anlatım akışı

2:39

ve dolayısıyla uykumuzu ihmal etmeye ittiğini düşünüyorum.

Kelime

modernity is constantly pushing us: soyut bir güç olarak modern toplum

Burada modernity, modern toplumla ilişkili koşulları, alışkanlıkları ve baskıları ifade eder. Cümle bu soyut kavramı is constantly pushing yapısının dil bilgisel öznesi yapar; böylece geniş kapsamlı bir toplumsal etki, insanlar üzerinde eylemde bulunabilen bir güç gibi sunulur. Pushing us to fiziksel bir itme hareketini anlatmaz. Sürekli baskı yaparak veya yönlendirerek bizi bir eyleme sevk etmek anlamına gelir. Bu soyut özne kalıbı, deneme ve konuşmalarda belirli bir kişi ya da kurumun adını vermeden karmaşık bir toplumsal gücü özetlemeyi sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede modernity is constantly pushing us ne anlama gelir?

  1. Yalnızca modern teknoloji herkesi tamamen aynı saatler boyunca çalışmaya zorluyor.
  2. Modernity adlı bir kişi insanları fiziksel olarak itiyor.
  3. Modern toplumsal koşullar insanları belirli seçimlere doğru sürekli olarak itiyor.
Cevabı göster

Modern toplumsal koşullar insanları belirli seçimlere doğru sürekli olarak itiyor.

Anlatım akışı

therefore neglect our sleep: sonucu therefore ile belirtmek

Therefore, neglect our sleep eyleminin önceki work long hours düşüncesinin sonucu olduğunu gösterir. İki eylemi birbiriyle ilgisiz gerçekler olarak sunmak yerine, düşünceyi neden → sonuç biçiminde düzenler. and therefore neglect our sleep yapısında pushing us sonrasındaki tek to, eş görevli iki fiile de uygulanır: to work ... ve to neglect .... İkinci to tekrarlanmaz, ancak anlamda vardır. Therefore, ikinci eylemin ilkinden doğduğunu göstermek için ikinci fiilden önce gelir.

Alıştırma

Bu cümlede sonucu belirten bağlayıcıyı seçin: The roads were flooded; ___, the school closed for the day.

  1. because
  2. however
  3. therefore
Cevabı göster

therefore

But if we want to be around long enough Kelime

2:42

Ancak yeterince uzun süre hayatta kalıp

Kelime

be around long enough: gelecekteki sonuçları görecek kadar yaşamak

Burada be around, “hâlâ hayatta olmak” ya da “varlığını sürdürmek” anlamına gelir. Long enough, biraz sonra sözü edilen yararları elde etmeye yetecek kadar süre demektir; dolayısıyla be around long enough, gelecekteki sonuçlardan yararlanacak kadar uzun yaşamayı ifade eder. Bu, yaşam süresi hakkında dolaylı ve konuşma diline özgü bir anlatımdır. Bağlamdaki gelecek ödülleri fikri around sözcüğüne bu anlamı verir; bir yerin yakınında kalmayı anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede be around long enough “yeterince uzun yaşamak” anlamına gelir?

  1. I hope I'll be around long enough to meet my great-grandchildren.
  2. We'll be around the station long enough to catch the late train.
  3. The manager will be around long enough to answer questions.
Cevabı göster

I hope I'll be around long enough to meet my great-grandchildren.

to get the benefits and the fruits of all of that hard labor, Deyimler

2:44

tüm bu zorlu emeğin faydalarını ve meyvelerini elde etmek istiyorsak,

Deyimler

the fruits of hard labor: çabanın getirdiği ödüller

The fruits of all of that hard labor ifadesinde fruits, sürekli çabanın ürettiği sonuçlar, ödüller veya yararlar için kullanılan bir mecazdır. İmge, bir bitkinin meyve vermesi gibi çalışmanın da sonunda değerli bir şey ortaya çıkarmasıdır. Yakındaki the benefits and the fruits ifadesi, vurguyu artırmak için aynı fikri kısmen tekrarlar. Burada fruits yiyecek anlamına gelmez; sıkı çalışmanın yol açtığı sonuçları adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi çalışmanın ürettiği ödülleri anlatan yaygın mecazla tamamlayın: After years of research, the team began to enjoy the ____ of its labor.

Cevabı göster

fruits

we may want to think about starting to prioritize our sleep some more. Notlar

2:49

uykumuza biraz daha öncelik vermeye başlamayı düşünebiliriz.

Ton ve niyet

Yumuşatılmış bir öneri olarak may want to think about starting to prioritize

Burada may want to think about, bir şeyi yapmayı isteyip istemediğimizi sormaz. Bir eylemi değerlendirmenin iyi olacağını nazikçe önerir. May, tavsiyeyi daha az doğrudan yapar; we ise yalnızca dinleyiciyi hedef almak yerine konuşanı da gruba katar. Starting to prioritize, uygulamada bir değişikliğe başlamaya işaret eder. İfadenin tamamı eylemi bir emir olarak değil, düşünmeye değer bir seçenek olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bir emir veya istek konusundaki belirsizlik yerine nazik ve acil olmayan bir öneri sunar?

  1. You must prepare your bag tonight.
  2. You may want to think about starting to prepare your bag the night before.
  3. I do not know whether you want to prepare your bag.
Cevabı göster

You may want to think about starting to prepare your bag the night before.

Kalıp ifadeler

prioritize our: doğrudan nesne kalıbı

Prioritize geçişli bir fiildir: bir planda daha yüksek öncelik verilen kişi, görev veya hedefi doğrudan alır. prioritize our sleep ifadesinde our, doğrudan nesne olan our sleep ad öbeğini başlatır; fiil ile bu nesne arasına to veya on gelmez. Bu fiil, uykunun önemli olduğunu düşünmekten daha fazlasını anlatır. Farklı ihtiyaçlar yarıştığında uykuya daha fazla zaman, dikkat veya kaynak ayırmayı ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, dikkati veya kaynakları önce vermek anlamındaki bu dersin fiiliyle tamamlayın: During the outage, hospitals must ____ critical patients.

Cevabı göster

prioritize