Evlilikle Neden Uğraşalım Ki?: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
733 kelime 172 kel/dk

Video özeti: Evlilik, sona erdirilmesi zor bir bağlılık olarak ele alınıyor; kamusal, hukuki ve mali bağlar kısa vadeli dürtüleri sınırlayıp eşlere olgunlaşma zamanı veriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. tie our hands, (Deyimler ve mecazlı ifadeler): Gönüllü öz sınırlama imgesini anlayın ve gelecekteki seçenekleri azaltan kural ya da sözler için kullanın. 2. held off from eating (Phrasal verbs): hold off from doing yapısını ayartılmaya rağmen eylemi ertelemek olarak okuyun; satın alma, yanıt veya karara aktarın. 3. on the basis of which (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): Resmî which öğesini önceki dayanağa kadar izleyin ve gerçeği ona dayanan sonuç veya süreçle bağlayın.

Bu derste

It's tempting to think of marriage as old-fashioned. Dilbilgisi

0:00

Evliliği modası geçmiş bir şey olarak düşünmek cazip gelir.

Dilbilgisi

think of A as B yapısı

think of A as B yapısında A, düşünülen kişi, şey veya fikirdir; B ise A'ya uygulanan kategori ya da değerlendirmedir. Bu cümlede marriage A, old-fashioned ise B'dir; dolayısıyla ifade “evliliği modası geçmiş olarak görmek” anlamına gelir. Bu yapı, bir şeyi görme biçimini aktarır; değerlendirmenin doğru olduğunu söylemez. It's tempting to, bu görüşün mutlaka doğru olduğunu değil, benimsenmesinin kolay veya çekici göründüğünü ekler.

Alıştırma

Cümleyi think of A as B yapısının iki parçasıyla tamamlayın: Many people ____ mistakes ____ chances to learn.

Cevabı göster

think of · as

Why not just live with someone and be done with it? Kalıp ifadeler

0:04

Neden sadece biriyle yaşayıp bu işi bitirmeyelim?

Kalıp ifadeler

be done with it ifadesi

be done with it ifadesinde be done with, “bir şeyle uğraşmayı bitirmiş olmak” veya “artık işin içinde olmak istememek” anlamına gelir. Yalnızca bir eylemi yapmış olmayı değil, bir meseleyi sona erdirmeyi anlatır. Buradaki it, az önce söz edilen meselenin tamamını temsil eder. Soru kolay bir kestirme yol önerir: bu meseleyi çözüp artık ona zaman ya da enerji harcamamak.

Alıştırma

Cümleyi be done with it ile tamamlayın: Let's make the final decision and ____.

Cevabı göster

be done with it

What need for a public ceremony? Dilbilgisi

0:06

Halka açık bir törene ne gerek var?

Dilbilgisi

What need for a public ceremony? eksiltili retorik sorusu

Burada need bir isimdir ve What need for ...?, What need is there for ...? yapısının kısa ve eksiltili biçimidir. Atılan sözler is there bölümüdür; cümlede yanlışlıkla unutulmuş bir fiil yoktur. Soru, halka açık bir tören için hangi şeylerin gerektiğini sormaz. Törenin gerekli olup olmadığını sorgular. Why is a public ceremony necessary? şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

What need for a public ceremony? burada ne anlama geliyor?

  1. Hangi halka açık töreni seçmeliyiz?
  2. Halka açık bir tören neden gerekli?
  3. Halka açık bir tören için hangi malzemeler gerekli?
Cevabı göster

Halka açık bir tören neden gerekli?

Why the weird traditions,

0:08

Neden o tuhaf gelenekler,

all those churches, temples, hymns, vows, and prayers?

0:10

tüm o kiliseler, tapınaklar, ilahiler, yeminler ve dualar?

Marriage must be a silly relic from the religious childhood of humankind, Deyimler

0:13

Evlilik, insanlığın dinsel çocukluğundan kalma saçma bir kalıntı olmalı,

not designed for the more logical modern world.

0:18

daha mantıklı modern dünya için tasarlanmamış bir şey.

Deyimler

Tarihsel bir metafor olarak relic from the religious childhood of humankind

Relic, daha eski bir dönemden geriye kalan bir şeyi ifade eder. Evliliğe relic demek onu yalnızca eski olarak değil, artık günümüze ait olmayabilecek bir kurum olarak sunar. The religious childhood of humankind, insan uygarlığının daha az olgun ve daha dindar olduğu varsayılan erken bir dönemini “çocukluk” olarak anlatan bir metafordur. Bu imgeler birlikte evliliği o dönemden kalan, modası geçmiş bir miras olarak çerçeveler. Bu bağlamda cümle kuşkucu bir görüşü dile getirir; metafor, gerçek anlamlı bir tarih açıklaması değil, bir argümandır.

Alıştırma

relic from the religious childhood of humankind bu cümlede hangi düşünceyi ifade ediyor?

  1. Evliliği, uygarlığın daha eski ve dinsel bir döneminden miras kalmış, modası geçmiş bir kurum olarak sunar.
  2. Evliliğin bir zamanlar çocukların koruduğu değerli bir nesne olduğunu söyler.
  3. Modern toplumun evliliği mantıklı bir planlamayla yarattığını söyler.
Cevabı göster

Evliliği, uygarlığın daha eski ve dinsel bir döneminden miras kalmış, modası geçmiş bir kurum olarak sunar.

And yet, it survives. Anlatım akışı

0:21

Ve yine de, hayatta kalmaya devam ediyor.

Anlatım akışı

Beklenmedik bir sav dönüşü için And yet,

And yet, önceki düşüncenin oluşturduğu beklentiye ters düşen bir gerçeği sunar. Burada evlilik çağdışı görünebilir, ama varlığını sürdürür. Yeni bir cümlenin başında And yet keskin bir sav dönüşü yaratır ve bu beklenmedik gerçeğin neden doğru olduğu sorusuna zemin hazırlar. Burada yet karşıtlık bildirir; 'şimdiye kadar' anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi metinde yet, beklenmedik bir gerçeğe doğru keskin bir dönüş yapmak için kullanılmıştır?

  1. The climb looked impossible. And yet, we reached the top.
  2. We haven't reached the top yet.
  3. Have we reached the top yet?
Cevabı göster

The climb looked impossible. And yet, we reached the top.

The essence of marriage is to tie our hands, Deyimler

0:23

Evliliğin özü ellerimizi bağlamak,

to frustrate our wills,

0:26

iradelerimizi hüsrana uğratmak,

to put high and costly obstacles in the way of splitting up. Notlar

0:28

ayrılmanın yoluna yüksek ve maliyetli engeller koymaktır.

Deyimler

Özgürlüğü sınırlayan bir mecaz olarak tie our hands

tie our hands, neyi yapmakta özgür ya da muktedir olduğumuzu sınırlamak anlamına gelen bir mecazdır. Bu cümlede evlenen kişiler, daha sonra anlık bir ayrılma dürtüsüyle hareket etmeyi zorlaştıran kısıtlamaları isteyerek kabul eder; kimsenin elleri gerçekten bağlanmıyor. Yeniden kullanılabilen kalıp tie + iyelik belirleyicisi + hands şeklindedir; tie my hands ve tie their hands buna örnektir. Özne genellikle kısıtlamayı getiren kuralı, taahhüdü, durumu ya da kişiyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “neyi yapmakta özgür olduğumuzu sınırlamak” anlamına gelen üç kelimelik deyimle tamamlayın: The contract will ____, so we cannot change the price.

Cevabı göster

tie our hands

Kalıp ifadeler

put high and costly obstacles in the way of: aşılması zor ve yüksek maliyetli engeller koymak

Put obstacles in the way of + bir isim veya -ing biçimi, bir eylemi gerçekleştirmeyi zorlaştıran engeller oluşturmak demektir. Burada engellenen eylem splitting up, yani ilişkiyi bitirmektir. High burada fiziksel yükseklik değil, aşılması zor olma anlamında mecazidir. Costly ise çok para, zaman veya kişisel fedakârlık gerektirdiğini belirtir. Cümle, evliliği ayrılığı zor ve bedeli yüksek hâle getiren bir şey olarak sunar.

Alıştırma

“Ciddi ve yüksek maliyetli engeller oluşturmak” anlamına gelen dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new licensing fees will ____ teenagers starting small businesses.

Cevabı göster

put high and costly obstacles in the way of

Öbek fiiller

split up: bir ilişkiyi bitirmek

Split up, ilişki bağlamında bir çiftin romantik ilişkisini bitirmesi anlamına gelen geçişsiz bir phrasal verb'dür. Burada splitting up, fiziksel bir nesneyi bölmek değil, özellikle evliliği bitirmek anlamındadır. Bir çift için split up denebilir; diğer tarafı belirtmek için split up with someone kullanılır. İfade ilişkinin sona erdiğini anlatır, ancak tek başına yasal boşanmanın tamamlandığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede split up, romantik bir ilişkinin sona erdiğini açıkça ifade eder?

  1. We split the pizza up among four people.
  2. The class split up into three groups.
  3. After five years together, Maya and Leo split up.
Cevabı göster

After five years together, Maya and Leo split up.

Why do we do this?

0:33

Bunu neden yapıyoruz?

Originally,

0:36

Başlangıçta,

we told ourselves that God wanted us to stay married.

0:36

kendimize Tanrı'nın evli kalmamızı istediğini söyledik.

But even now,

0:39

Ama şimdi bile,

when God is not invoked,

0:40

Tanrı'nın adı anılmadığında bile,

we keep making sure that marriage is rather hard to undo.

0:42

evliliğin geri alınmasını oldukça zorlaştırmaya devam ediyoruz.

For one thing, Anlatım akışı

0:46

Birincisi,

Anlatım akışı

For one thing, ile destekleyici bir neden sunmak

For one thing, konuşanın söylediklerini destekleyen nedenlerden birini sunar. Bu nedeni daha geniş bir nedenler grubunun parçası olarak gösterdiği için dinleyen kişi devamında başka dayanaklar da bekleyebilir. Kesin biçimde numaralandırılmış bir listeden farklı olarak, eksiksiz bir sıra vadetmez ve ardından For another thing gelmesini gerektirmez. Burada başka bir neden eklenmeden önce ilk destekleyici noktayı açar.

Alıştırma

Daha geniş bir nedenler grubundan birini sunan söylem işaretleyicisiyle cümleyi tamamlayın: I don't want to drive tonight. ____, I'm exhausted; for another, the roads are icy.

Cevabı göster

For one thing

you carefully invite everyone you know to watch you say you'll stick together. Öbek fiiller

0:47

tanıdığınız herkesi, birbirinize bağlı kalacağınızı söylemenizi izlemeleri için özenle davet ediyorsunuz.

Öbek fiiller

stick together: zorluklar karşısında birlik içinde kalmak

Burada stick together, iki kişinin birlik içinde bir çift olarak devam etmesi ve hayat zorlaştığında ayrılmaması anlamına gelir. Düğün bağlamında, ilişkiyi güçlü tutma ve sorunlarla birlikte yüzleşme sözünü anlatır. Bu ifade çiftler, aileler, arkadaşlar veya takımlar için kullanılabilir. İnsanlardan söz ederken çoğu zaman yalnızca aynı yerde bulunmayı değil, sadakat ve karşılıklı desteği de ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede stick together sadık ve birlik içinde kalmak anlamında kullanılmıştır?

  1. The wet pages stick together when they dry.
  2. Use tape so the two pieces stick together.
  3. Even when the project gets hard, our team will stick together and help one another.
Cevabı göster

Even when the project gets hard, our team will stick together and help one another.

You willingly create a huge layer of embarrassment

0:51

Bilerek muazzam bir utanç katmanı yaratıyorsunuz,

were you ever to turn around and admit it might have been a mistake. Dilbilgisi

0:54

olur da bir gün geri dönüp bunun bir hata olabileceğini itiraf ederseniz diye.

Dilbilgisi

Were you ever to: resmî koşul devrikliği

Were you ever to, if you were ever to yapısının devrik biçimidir. If kaldırıldığında were öznenin önüne geçer: were + özne + to-infinitive. Bu yapı, uzak görülen veya temkinli biçimde öne sürülen geleceğe yönelik bir olasılığı anlatır. Bu cümlede geri adım atıp olası bir hatayı kabul etmek koşul, büyük bir utanç yaratmak ise sonuçtur. Were geçmişteki bir gerçeği anlatmaz ve bu sözcük dizilişi yapıyı soru hâline getirmez.

Alıştırma

Yalnızca if sözcüğünü kaldırıp were ile öznenin yerini değiştirin: If you were ever to change your mind, let me know. → ____ change your mind, let me know.

Cevabı göster

Were you ever to

Furthermore,

0:58

Dahası,

even though you could keep things separate, Dilbilgisi

0:59

işleri ayrı tutabilecek olsanız da,

Dilbilgisi

Even though: gerçek bir duruma dayanan güçlü ödünleme

Even though güçlü bir ödünleme ilişkisi kurar. Ardından gelen yan cümle bir gerçek veya kabul edilmiş bir durum olarak sunulur; buna rağmen ana ifade geçerliliğini korur. Anlamı despite the fact that ifadesine yakındır. Burada konuşan kişi, işleri ayrı tutmanın mümkün olduğunu kabul eder. Sonraki görüş bu gerçeğe rağmen geçerli kalır; bu nedenle even though belirsiz bir koşul oluşturmaz.

Alıştırma

Maya kesinlikle yorgun, ancak çalışmaya devam ediyor. Bu gerçek karşıtlığı hangi cümle ifade eder?

  1. Maya continues studying because she is tired.
  2. Even though Maya is tired, she continues studying.
  3. Even if Maya is tired, she continues studying.
Cevabı göster

Even though Maya is tired, she continues studying.

marriage tends to mean deep economic and legal entanglements. Kelime

1:01

evlilik genellikle derin ekonomik ve yasal düğümler anlamına gelir.

Kelime

economic and legal entanglements: çözülmesi zor ekonomik ve hukuki bağlar

Burada entanglements, birbirinden ayrılması zor olan ekonomik çıkarlar, sorumluluklar ve hukuki bağlardan oluşan bir ağı anlatır. Economic and legal, söz konusu bağların türünü belirtir. Sözcük, nesnelerin birbirine dolanması benzetmesine dayanır. Resmî anlatımda insanlar ya da kurumlar arasındaki karmaşık ilişkileri anlatabilir; burada fiziksel bir dolanıklık ya da gizli bir aşk ilişkisi anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede entanglements ne anlama geliyor? Years of shared contracts created financial and legal entanglements between the two companies.

  1. Kolayca sona erdirilebilen gevşek bağlantılar
  2. Tek bir ödeme hakkında kısa bir anlaşmazlık
  3. Birbirinden ayrılması zor karmaşık bağlar ve yükümlülükler
  4. Kalıcı sorumluluk içermeyen dostça konuşmalar
Cevabı göster

Birbirinden ayrılması zor karmaşık bağlar ve yükümlülükler

You know it's going to take the work of a phalanx of accountants and lawyers to pry you apart. Notlar

1:05

Sizi ayırmanın muhasebeciler ve avukatlardan oluşan bir ordunun çalışmasını gerektireceğini bilirsiniz.

Deyimler

a phalanx of accountants and lawyers: büyük bir muhasebeci ve avukat birliği

Phalanx başlangıçta askerlerin sık saflardan oluşan düzenini adlandırır. a phalanx of accountants and lawyers ifadesinde ise kalabalık, sıkı biçimde örgütlenmiş ve heybetli bir uzman grubunu anlatan bir benzetmedir. Konuşan kişi etki yaratmak için abartır: Çifti ayırmak, bütün bir uzman birliğini gerektirecek kadar karmaşık görünür. Bu, bir şirketin adı ya da gerçek bir askerî operasyon değildir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki kalabalık ve heybetli bir grubu anlatan dramatik ifadeyle tamamlayın: Outside the courthouse, ____ reporters waited for the verdict.

Cevabı göster

a phalanx of

Öbek fiiller

Pry you apart: sizi büyük çabayla ayırmak

Burada pry you apart, “ikinizi ancak büyük bir çabayla ayırmak” anlamına gelir. İfade, sıkıca birleşmiş şeyleri güç veya bir alet kullanarak ayırma görüntüsünden gelir; ancak bu cümlede iki kişinin bedenini gerçekten ayırmaktan söz edilmez. Bu ifade, çiftin hukuki ve mali bağlarını o kadar iç içe gösterir ki muhasebeciler ile avukatların bunları çözmek için çok uğraşması gerekir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp pry + kişi/şey + apart şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi pry + nesne + apart kalıbıyla tamamlayın: The two partners' finances were so intertwined that even experts struggled to ____.

Cevabı göster

pry them apart

It can be done,

1:10

Yapılabilir,

but it will be ruinous.

1:11

ama mahvedici olur.

It's as if we somewhere recognize

1:13

Sanki bir yerlerde şunu kabul ediyor gibiyiz:

that there might, rather strangely,

1:15

oldukça tuhaf bir şekilde,

be some quite good, though uncomfortable,

1:17

bir birliği bozmayı zorlaştırmanın

reasons why making it difficult to split up a union

1:19

üyeleri için neden bir avantaj olabileceğine dair

can be an advantage for its members.

1:22

rahatsız edici de olsa bazı oldukça iyi nedenler olabilir.

The marshmallow test was a celebrated experiment in the history of psychology, Kültür

1:25

Marşmelov testi, psikoloji tarihinde ünlü bir deneydi;

Kültür

The marshmallow test: marshmallow testi

The marshmallow test, hazzı erteleme hakkında yapılan bir psikoloji deneyinin adıdır. En bilinen düzeninde bir çocuk, bir marshmallow'u hemen yiyebilir ya da bekleyerek genellikle iki marshmallow olarak sunulan daha büyük bir ödül alabilir. Bu cümlede ifade, marshmallow'un tadını veya kalitesini ölçen bir testi değil, iyi bilinen bir deneyi belirtir. Bu nedenle “ikinci marshmallow” ifadesi, anlık bir ayartmaya direnerek kazanılan daha iyi bir ödülü temsil edebilir.

Alıştırma

Sabır ve ayartma hakkındaki bir konuşmada the marshmallow test neyi ifade eder?

  1. İnsanlardan tatlı yiyecekleri sıralamalarını isteyen bir hafıza testi.
  2. Farklı marshmallow tatlarını karşılaştıran bir gıda testi.
  3. Anında verilen bir ödül ile daha sonra verilen daha büyük bir ödül arasında seçim yapmayı inceleyen bir psikoloji deneyi.
Cevabı göster

Anında verilen bir ödül ile daha sonra verilen daha büyük bir ödül arasında seçim yapmayı inceleyen bir psikoloji deneyi.

designed to measure children's ability to delay gratification Kalıp ifadeler

1:29

çocukların hazzı erteleme yeteneğini ölçmek

Kalıp ifadeler

delay gratification: anlık tatmini ertelemek

Delay gratification, beklemenin ileride daha iyi bir sonuç getirebileceği düşüncesiyle anlık bir zevk ya da ödülü hemen almamayı seçmek demektir. Burada gratification, bir isteğin karşılanmasından doğan tatmin duygusudur. Yapı delay + gratification şeklindedir. Başka birinin neden olduğu basit bir gecikmeyi değil, öz denetim davranışını anlatır.

Alıştırma

‘Anlık tatmini ertelemek’ anlamındaki iki sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: Saving for a long-term goal often requires you to ____.

Cevabı göster

delay gratification

and track the consequences of being able to think long-term.

1:33

ve uzun vadeli düşünebilmenin sonuçlarını izlemek için tasarlanmıştı.

Some 3-year-old children were offered a marshmallow,

1:37

Bazı 3 yaşındaki çocuklara bir marşmelov verildi,

but told they would get two if they held off from eating the first one for 5 minutes. Öbek fiiller

1:40

ancak ilkini yemeden 5 dakika beklerlerse iki tane alacakları söylendi.

Öbek fiiller

held off from eating: geçici olarak bekleyip kendini tutmak

Held off from eating, yemek yemeden önce bilinçli olarak beklediler demektir. Held, hold fiilinin geçmiş zaman biçimidir; from bir edat olduğu için eating, -ing biçimindedir. Hold off geçici bir beklemeyi anlatır. Genellikle hemen harekete geçmek cazip olduğu ya da beklemenin bir yararı bulunduğu durumlarda kullanılır. Burada bir şeyi fiziksel olarak uzakta tutmayı değil, öz denetimi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi hold off from + -ing yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The cookies smelled great, but Mia ____ them until after dinner.

Cevabı göster

held off from eating

It turned out a lot of children just couldn't make it through this period. Öbek fiiller

1:44

Ortaya çıktı ki, pek çok çocuk bu süreyi atlatamadı.

Öbek fiiller

make it through: sonuna kadar dayanmak

Bu cümlede make it through, zor bir döneme dayanıp sonuna başarıyla ulaşmak demektir. Couldn't olumsuz biçimi, birçok çocuğun beş dakikanın tamamı boyunca beklemeyi sürdüremediğini gösterir. Burada make it through tek parça bir deyim gibi kullanılır. It ifadenin bir parçasıdır; fiziksel olarak üretilen veya bir yerden geçirilen bir nesne değildir.

Alıştırma

Cümleyi make it through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of treatment, Leo finally ____ the worst part of his illness.

Cevabı göster

made it through

It was too tempting.

1:47

Çok cazipti.

The less immediate benefit of gobbling the marshmallow in front of them

1:49

Gözlerinin önündeki marşmelovu anında mideye indirmenin kısa vadeli faydası,

was stronger than the strategy of waiting.

1:52

bekleme stratejisinden daha güçlü geldi.

Crucially,

1:55

En önemlisi,

it was observed that these children

1:55

bu çocukların büyüdüklerinde

went on to have lives blighted by a lack of impulse control Notlar

1:57

dürtü kontrolü eksikliğinden dolayı hayatlarının mahvolduğu

Öbek fiiller

went on to have: sonraki bir sonucu tanıtmak

went on to have ifadesinde went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; to have ise to mastarıdır. go on to + fiilin yalın hâli yapısı, önceki bir aşamadan sonra gerçekleşen şeyi tanıtır. Burada anlatım, çocukların deneydeki davranışlarından bunun ileride hayatlarında yarattığı etkiye geçer. Odak, kesintisiz devamlılık değil, olayların sırasıdır. Sonraki olay yeni bir eylem, aşama, başarı veya sonuç olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, soru yanıtlamanın konferanstan sonraki aşama olarak başladığını söylüyor?

  1. Despite the interruption, Dr. Lee went on answering questions.
  2. After the lecture, Dr. Lee went on to answer questions.
Cevabı göster

After the lecture, Dr. Lee went on to answer questions.

Kelime

blighted by: ciddi ve kalıcı zarar

Bu cümlede lives blighted by ..., bir şey yüzünden ciddi ve uzun süreli zarar görmüş hayatlar demektir. Blighted by a lack of impulse control, sorunun yalnızca birkaç küçük güçlük yaratmadığını, insanların hayatları üzerinde uzun süreli bir gölge bıraktığını anlatır. Blighted by ... edilgen yapının kısaltılmış bir tanımıdır: lives [that were] blighted by .... Blight bitkilerdeki zararı anlatabilir; ancak burada mecazidir ve hayatların, yerlerin, planların ya da gelecek beklentilerinin ciddi biçimde zarar görmesini de ifade edebilir.

Alıştırma

Yıllarca süren yolsuzluktan sonra çok az şirket yatırım yapmak istiyordu. Cümleyi, bir şey yüzünden ciddi ve kalıcı biçimde zarar görmüş anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The town's reputation was ____ years of corruption.

Cevabı göster

blighted by

and fared much worse than the children Kelime

2:01

ve anlık eğlenceyi uzun vadeli fayda için bastırmada en iyi olan çocuklardan

who were best at subordinating immediate fun for long-term benefit.

2:03

çok daha kötü durumda oldukları gözlemlendi.

Kelime

fared much worse than: sonuçları karşılaştırma

Burada fared, birinin belirli bir durumda nasıl sonuç aldığını veya durumunun nasıl olduğunu anlatır. Fared much worse than, bir grubun genel sonuçlarının ya da koşullarının başka bir grubunkinden önemli ölçüde daha kötü olduğunu bildirir. Fared, fare fiilinin geçmiş zaman biçimidir. fare + değerlendirme + than kalıbı sonuçları karşılaştırır; fared better than ve fared worse than buna örnektir.

Alıştırma

İşlem gören bitkiler sağlıklı kaldı, ancak işlem görmeyenlerin çoğu öldü. Karşılaştırmayı vurgulanan ifadeyle tamamlayın: In the trial, the untreated plants ____ the treated plants.

Cevabı göster

fared much worse than

Relationships are, perhaps, no different.

2:08

İlişkiler de muhtemelen farklı değildir.

Here, too,

2:11

Burada da,

many things feel very urgent.

2:12

pek çok şey çok acil hissettirir.

We're angry and want to get out.

2:14

Kızgınızdır ve çıkıp gitmek isteriz.

We're excited by a new person

2:16

Yeni birinden heyecan duyarız

and need to abandon our present partner at once.

2:18

ve şu anki partnerimizi derhal terk etme ihtiyacı hissederiz.

And yet,

2:20

Ve yine de,

as we look around for the exit,

2:21

çıkış için etrafımıza baktığımızda,

every way seems blocked.

2:23

her yol tıkalı görünür.

It would cost a fortune. Deyimler

2:24

Bir servete mal olacaktır.

Deyimler

cost a fortune: çok pahalıya mal olmak

cost a fortune kalıbı “çok pahalı olmak” veya “çok büyük miktarda para gerektirmek” anlamına gelir. Burada would cost a fortune, ortaya çıkabilecek maliyeti büyük bir engel olarak sunar. Bu deyimde fortune, şans veya kader değil, büyük miktarda para anlamındadır. İfade genellikle abartılıdır; bu nedenle kesin bir fiyat belirtmez.

Alıştırma

Arabanın onarılmasının son derece pahalı olacağını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Repairing the car would bring good fortune.
  2. Repairing the car would cost a fortune.
  3. Repairing the car would take an age.
Cevabı göster

Repairing the car would cost a fortune.

It would be embarrassing.

2:25

Utanç verici olacaktır.

It would take an age. Deyimler

2:26

Bir ömür sürecektir.

Deyimler

take an age: çok uzun sürmek

take an age kalıbı “çok uzun sürmek” anlamına gelir. would take an age yapısında would, uzun gecikmeyi beklenen bir sonuç ve devam etmemenin başka bir nedeni olarak sunar. Burada age, bir kişinin yaşını veya ölçülebilir bir tarihî çağı belirtmez. İfade kesin bir süre değil, bilinçli bir abartıdır.

Alıştırma

Bir indirme işleminin çok uzun sürebileceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The download may show its age.
  2. The download may cost a fortune.
  3. The download may take an age.
Cevabı göster

The download may take an age.

This isn't a coincidence.

2:28

Bu bir tesadüf değildir.

Marriage is a giant inhibitor of impulse,

2:30

Evlilik devasa bir dürtü engelleyicidir,

set up by our conscience

2:33

vicdanımız tarafından kurulmuştur;

to keep our libidinous, ungrateful, Deyimler

2:34

şehvetli, nankör,

wild, desiring selves in check.

2:37

vahşi, arzu dolu benliklerimizi kontrol altında tutmak için.

Deyimler

keep ... in check: bir şeyi kontrol altında tutmak

keep our ... selves in check ifadesinde keep ile in check, araya nesne giren tek bir kalıp oluşturur: keep + nesne + in check. Aradaki uzun nesne, insanın arzularıyla hareket eden ve dizginlenen yönünü adlandırır. Keep something in check, bir şeyin aşırı güçlenmesini veya sorun çıkarmasını önlemek için onu kontrol altında tutmak demektir. Burada check, inceleme değil, dizginleme veya kontrol anlamındadır.

Alıştırma

keep ... in check yapısının iki bölümünü doğru yerlere koyarak cümleyi tamamlayın: The new rules are designed to ____ campaign spending ____.

Cevabı göster

keep · in check

What we're essentially buying into by submitting to its dictates Notlar

2:39

Onun kurallarına boyun eğerek aslında kabul ettiğimiz şey,

is the insight that we are, as individuals,

2:43

bireyler olarak bizlerin,

likely to make very poor choices

2:46

güçlü kısa vadeli dürtülerin etkisi altında

under the sway of strong short-term impulses. Deyimler

2:48

çok kötü seçimler yapmaya meyilli olduğumuz gerçeğidir.

Öbek fiiller

buying into: bir fikri veya inancı benimsemek

Buy into bir fikri, inancı, açıklamayı veya sistemi kabul etmek ya da benimsemek demektir. Bu cümlede kabul edilen şey, is sözcüğünden sonra açıklanan görüştür: Güçlü kısa vadeli dürtüler insanları kontrol ettiğinde insanlar çoğu zaman kötü seçimler yapar. buying biçimi we're ifadesinden sonra geldiği için kullanılmıştır, ancak tekrar kullanılabilir öbek fiil buy into şeklindedir. Bir nesne satın almaktan söz etmez. Bağlama göre buy into nötr olabilir veya konuşanın fikirle arasında biraz mesafe bıraktığını ima edebilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘kabul etmek veya inanmak’ anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: I understand why the idea is popular, but I don't ____ it.

Cevabı göster

buy into

Kelime

Submitting to its dictates: otoriter emirlere boyun eğmek

Bu cümlede submitting to its dictates, bir kurum olarak evliliğin emirlerini veya denetleyici kurallarını kabul edip bunlara uymak anlamına gelir. Submit to başka bir güce boyun eğmek, dictates ise otoriter emirler anlamındaki çoğul bir isimdir. Bu kullanım, evliliği emir verebilen bir varlıkmış gibi kişileştirir. Yalnızca kurallara uymaktan daha güçlü ve eleştireldir; bireylerin seçim özgürlüklerinin bir kısmından vazgeçtiğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi “başkanın denetleyici emirlerine boyun eğmek” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The board refused to ____, arguing that no one person should control every decision.

Cevabı göster

submit to the chair's dictates

Deyimler

Under the sway of: güçlü bir etkinin hâkimiyeti altında

Under the sway of, bir kişinin, duygunun, düşüncenin veya gücün güçlü biçimde kontrolü ya da yönlendirmesi altında olmak demektir. Burada güçlü kısa vadeli dürtüler, insanların seçimlerini yönlendirebilen bir güç olarak betimlenir. Sway burada fiziksel olarak sallanma hareketini değil, kontrol veya güçlü etki anlamındaki bir ismi ifade eder. Kalıp genellikle küçük bir etkiden fazlasını anlatır: etki, davranışı veya muhakemeyi şekillendirecek kadar güçlüdür.

Alıştırma

Cümleye en iyi resmî tonu veren ve paniği yatırımcıları neredeyse kontrol eden bir güç olarak sunan ifadeyi seçin: During the sell-off, the investors acted ___ panic.

  1. under the sway of
  2. under the influence of
  3. in support of
Cevabı göster

under the sway of

To marry is to recognize that we require structure Dilbilgisi

2:51

Evlenmek, bizi dürtülerimizden yalıtacak

to insulate us from our urges. Kelime

2:54

bir yapıya ihtiyacımız olduğunu kabul etmektir.

Dilbilgisi

To marry is to recognize: To A is to B kalıbı

To marry cümlenin öznesidir ve evlenme eylemini adlandırır. Ardından gelen is to recognize, bu eylemin konuşanın bakış açısına göre ne anlama geldiğini açıklar. To A is to B kalıbı “A yapmak, B yapmak demektir” anlamına gelir; “B yapmak amacıyla A yapmak” anlamına gelmez. that yan cümlesi, neyin kabul edildiğini belirterek recognize fiilinin içeriğini tamamlar. Daha genel olarak bu kısa kalıp, bir eyleme daha derin bir tanım ya da yorum kazandırır.

Alıştırma

“To lead is to take responsibility for difficult decisions,” cümlesinde To A is to B kalıbı ne yapar?

  1. B’nin, A’nın yapılma amacı olduğunu söyler.
  2. A’nın B’den önce gerçekleştiğini söyler.
  3. A’yı yapmanın daha derin anlamını B üzerinden açıklar.
Cevabı göster

A’yı yapmanın daha derin anlamını B üzerinden açıklar.

Kelime

insulate us from our urges: bir tampon aracılığıyla korunma

insulate someone from something, bir kişiyi bir şeyin etkilerinden ya da nüfuzundan korumak anlamına gelir. Fiil, fiziksel olarak koruyucu bir katman ekleme fikrinden gelir; ancak burada mecaz anlamda kullanılmıştır. Bu cümlede structure, insanlarla dürtüleri arasında bir tampon görevi görür. Dürtülerin davranışı doğrudan kontrol etme olasılığını azaltır; dürtülerin ortadan kalktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

insulate fiilini kullanıp edat kalıbını tamamlayın: Good savings can ____ families ____ sudden price increases.

Cevabı göster

insulate · from

It's to lock ourselves up, willingly,

2:56

İsteyerek kendimizi kilitlemektir,

because we don't trust ourselves.

2:59

çünkü kendimize güvenmiyoruz.

It's a very unusual marriage indeed

3:01

İki insanın aslında evli olmadıklarını

in which the two people don't spend a notable amount of time fantasizing

3:03

hayal etmekle kayda değer bir zaman harcamadığı bir evlilik,

that they weren't, in fact, married.

3:08

gerçekten de çok sıra dışı bir evliliktir.

But the point of marriage is to make these feelings not matter very much. Dilbilgisi

3:10

Ancak evliliğin amacı, bu hislerin pek de önemli olmamasını sağlamaktır.

Dilbilgisi

Amaç bildiren the point of A is to B kalıbı

the point of A is to B kalıbında point, A’nın amacını veya temel gerekçesini anlatır. A açıklanan şeyi, to B ise amaçlanan sonucu ya da eylemi belirtir. Burada konuşmacı, evliliğin temel amaçlarından birinin zaman zaman bekâr kalma veya ayrılma isteğiyle ilgili duyguların önemini azaltmak olduğunu söylüyor. Bu kalıp bir şeyin neden var olduğunu açıklar; konuşmacının sıradaki görüşünü sunmaz.

Alıştırma

Amaç bildiren kalıbı tamamlayın: The ____ the safety drill ____ help everyone leave calmly.

Cevabı göster

point of · is to

It's an arrangement that protects us from what we desire

3:14

O, bizi arzuladığımız şeylerden koruyan

and yet know,

3:17

ve yine de bildiğimiz,

in our more reasonable moments,

3:18

daha mantıklı anlarımızda,

we don't truly need or even, perhaps, want.

3:20

aslında ihtiyacımız olmadığını ve hatta belki de istemediğimizi bildiğimiz şeylerden koruyan bir düzenlemedir.

At their best, Kalıp ifadeler

3:23

En iyi halleriyle,

relationships involve us in attempts to develop, mature, and become whole.

3:24

ilişkiler bizi gelişme, olgunlaşma ve bütünleşme çabalarına dahil eder.

Kalıp ifadeler

İdeal durumu belirten At their best

At their best, “ilişkiler en olumlu ve değerli biçimde işlediğinde” anlamına gelir. Their sözcüğü relationships sözcüğüne gönderme yapar ve cümlenin başındaki ifade, ardından gelen yargıyı sınırlar. Bu niteleyici ideal bir durumu sunar; her ilişkinin insanların gelişmesine her zaman yardımcı olduğunu iddia etmez. Bir grubun, sistemin veya etkinliğin iyi koşullarda neler başarabileceğini anlatırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede At their best ne anlama geliyor? At their best, community centers bring neighbors together.

  1. En iyi merkez seçildikten sonra
  2. En olumlu ve etkili biçimde çalıştıklarında
  3. Olası en kötü durumda bile
Cevabı göster

En olumlu ve etkili biçimde çalıştıklarında

We often get drawn to people Öbek fiiller

3:28

Çoğunlukla insanlara çekiliriz

precisely because they promise to edge us in the right directions.

3:30

sırf bizi doğru yönlere itmeyi vaat ettikleri için.

Öbek fiiller

Get drawn to people: insanlara giderek çekilmek

Get drawn to people, insanlara giderek ilgi duymak veya onlara karşı çekim hissetmeye başlamak demektir. Burada drawn, draw fiilinin geçmiş zaman ortacıdır; ancak ifade mecazidir. İnsanlar kimseyi fiziksel olarak çekmiyordur. get + geçmiş zaman ortacı yapısı, bir duruma girme sürecini vurgular. Yalnızca like people demekle karşılaştırıldığında get drawn to people, çekimin zamanla geliştiğini ve tamamen bilinçli bir seçim gibi hissedilmeyebileceğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi get drawn to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At first, Leo ignored the photography club, but after visiting its exhibition, he ____ it.

Cevabı göster

got drawn to

But it's too easy to seem kind and normal

3:34

Ancak sürekli yeni biriyle çıktığımızda

when we keep going out with someone new. Öbek fiiller

3:36

nazik ve normal görünmek çok kolaydır.

Öbek fiiller

Go out with someone: biriyle romantik olarak çıkmak

Go out with someone, o kişiyle romantik olarak çıkmak veya ilişkinin ilk aşamalarında olmak demektir. Bu cümlede going out with someone new, yalnızca birlikte evden çıkmayı değil, yeni biriyle çıkmayı anlatır. Kişi with kelimesinden sonra gelir: go out with + kişi. Keep going out with tekrar veya devamlılık anlamı katar; someone new ise farklı bir flört partnerini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi go out with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya has been ____ Jordan for three months.

Cevabı göster

going out with

The truth about us,

3:39

Kişisel gelişimin temelini oluşturan

on the basis of which self-improvement begins, Dilbilgisi

3:40

kendimizle ilgili gerçek,

only becomes clear over time.

3:43

ancak zamanla netleşir.

Dilbilgisi

Resmî bir ilgi bağlantısı olarak “on the basis of which”

“On the basis of which”, bir edat ile ilgi zamirini birleştiren resmî bir yapıdır. Burada which, the truth about us ifadesine gönderme yapar; araya giren ilgi yan tümcesi de kişisel gelişimin bu gerçeği temel alarak başladığını belirtir. Ana tümce The truth about us ... only becomes clear over time şeklindedir. Benzer cümleleri çözümlemek için which'ten önceki ismi bulun, which yerine bu ismi koyun ve araya giren düşünceyi ayrı okuyun: self-improvement begins on the basis of the truth.

Alıştırma

Kanıtları karara resmî biçimde bağlayan yapıyla cümleyi tamamlayın: “The report presents reliable findings ____ the committee can act.”

Cevabı göster

on the basis of which

Chances of development increase hugely

3:45

Gelişim şansı inanılmaz derecede artar,

when we don't keep running away to people

3:48

bizde çok da yanlış bir şey olmadığına dair bize sahte güvenceler verecek kişilere

who will falsely reassure us that there's nothing too wrong with us. Kalıp ifadeler

3:50

kaçmaya devam etmediğimizde.

Kalıp ifadeler

“reassure us that”: kişi + that yan tümcesi

Reassure someone that ... yapısı, that yan tümcesindeki bilgiyi söyleyerek veya doğrulayarak bir kişinin kaygısını azaltmak demektir. Cümlede us kaygılanan kişileri, that there's nothing too wrong with us ise rahatlatıcı mesajı gösterir. Falsely zarfı, bu rahatlatmanın güvenilir olmadığını belirtir. Reassure, bir kişi üzerindeki rahatlatıcı etkiyi veya niyeti anlatır; mesajın doğru olduğunu kendi başına garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, hemşirenin test sonucunu doğrulayarak Maya'nın kaygısını azalttığını açıkça ifade eder?

  1. The nurse reassured Maya that the test result was normal.
  2. The nurse assured Maya that the test result was normal.
  3. The nurse ensured that Maya received the normal test result.
Cevabı göster

The nurse reassured Maya that the test result was normal.

Over time,

3:54

Zamanla,

the argument for marriage has shifted.

3:55

evlilik argümanı değişti.

It's no longer about external forces having power over us. Dilbilgisi

3:57

Artık mesele üzerimizde gücü olan dışsal güçler değil.

Dilbilgisi

no longer about: artık ... ile ilgili değil

“No longer”, önceki bir durumdan şimdiki duruma geçişi belirtir. “No longer about” içinde “about”, artık merkezde olmayan konuyu veya dayanağı gösterir. Burada argüman eskiden dış güçlerin otorite sahibi olmasına odaklanıyordu, ancak bu artık onun şimdiki odağı değildir. Bu yapı çoğu zaman dinleyiciyi yeni bir odağa hazırlar: “It is no longer about X; it is about Y.”

Alıştırma

Önceki bir odağın değiştiğini gösteren üç sözcüklü ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The project used to be driven by speed, but it is ____ speed.

Cevabı göster

no longer about

What we are correctly now focused on

4:01

Şu anda doğru bir şekilde odaklandığımız şey,

is the psychological point of making it hard to throw it all in. Deyimler

4:03

her şeyi bir kenara atıp gitmeyi zorlaştırmanın psikolojik amacıdır.

Deyimler

throw it all in: her şeyden vazgeçmek

“Throw it all in”, bir girişimin veya düzenin yalnızca küçük bir bölümünü değil tamamını bırakmak anlamına gelen gündelik bir deyimdir. “It all”, işin içindeki her şeyi temsil eder. Bu cümlede evliliği ve onun çevresinde kurulmuş ortak hayatı sona erdirmek anlamına gelir. İfade, vazgeçişin kapsamlı ve kesin olduğunu hissettirir; fiziksel olarak bir şeyi fırlatmayı anlatmaz.

Alıştırma

“Bütün çabadan vazgeçmek” anlamındaki dört sözcüklü gündelik deyimi kullanarak cümleyi tamamlayın: After one difficult month, Lena decided not to ____.

Cevabı göster

throw it all in

For the last 50 years,

4:07

Son 50 yıldır,

the burden of intelligent effort has been on attempting to make separation easier.

4:09

zihinsel çabanın yükü, ayrılığı daha kolay hale getirmeye çalışmak üzerine olmuştur.

The challenge now lies in another direction, Anlatım akışı

4:14

Artık zorluk başka bir yönde yatmaktadır:

in trying to remind ourselves why immediate flight doesn't always make sense,

4:17

kendimize neden anında kaçmanın her zaman mantıklı olmadığını hatırlatmaya çalışmakta,

Anlatım akışı

The challenge now lies in another direction ile odağı değiştirmek

The challenge now lies in another direction kalıbı, savı yeni tanımlanmış bir soruna yöneltir. Buradaki direction mecazidir; fiziksel bir rota değil, düşünce çizgisi veya üzerinde durulan alan anlamına gelir. Ardından gelen in + -ing yapısı bu yeni güçlüğün ne olduğunu belirtir. Bu kalıp, dinleyiciyi önceki sorundan artık dikkat edilmesi gereken meseleye taşımaya yardımcı olur.

Alıştırma

The challenge now lies in another direction bu cümlede ne işe yarar?

  1. Tartışmayı farklı türde bir soruna yöneltir.
  2. Güçlüğün başka bir yerde bulunduğunu söyler.
  3. Odağı değiştirmeden aynı güçlüğü tekrarlar.
Cevabı göster

Tartışmayı farklı türde bir soruna yöneltir.

in trying to see the point of holding out for the second marshmallow. Öbek fiiller

4:23

ikinci marşmelov için dayanmanın anlamını görmeye çalışmakta.

Öbek fiiller

Hold out for: daha iyi bir sonucu beklemek

To hold out for something, daha az tatmin edici bir seçeneği kabul etmek yerine tercih edilen sonucu beklemeye devam etmek demektir. Sabır ve eldekine razı olmama kararı anlatır, ancak başarıyı garanti etmez. The second marshmallow, gecikmeli bir ödülü ifade eder: anlık bir yarardan vazgeçmek, uzun vadede daha iyi bir sonuç elde etme olasılığı yaratabilir. Bu cümlede ifade, lokum imgesini zor bir seçim karşısında sabırlı kalmanın değeriyle ilişkilendirir.

Alıştırma

“Mevcut seçeneği kabul etmek yerine daha iyi bir seçeneği beklemeye devam etmek” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We rejected the first two bids because we were ____ a better offer.

Cevabı göster

holding out for