Dans Etmek Biriyle Yatağa Girmeni Sağlar Mı?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
646 kelime 193 kel/dk

Video özeti: Bu video insan dansını evrimsel kur yapma, beynin ödül sistemleri ve çekici bulunan hareketlerle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Dil bilgisi ve cümle kalıbı: 'it was' ile 'who first suggested' Darwin'i öne çıkaran bir vurgu yapısı kurar; öğrenci açıklamada kimin vurgulandığını görür. 2. Deyim ve mecaz: 'liquid courage' alkolün verdiği cesarettir; espriyi anlamak düz okumayı önler ve hayvanların su kaynağıyla karşıtlığı gösterir. 3. Kalıplaşmış öbek ve eşdizim: 'garnered the most positive attention' en olumlu tepkiyi almak anlamında resmî bir ifadedir ve araştırma aktarırken kullanılabilir.

Bu derste

Throughout history and across all cultures, Anlatım akışı

0:00

Tarih boyunca ve tüm kültürlerde,

Anlatım akışı

İkili kapsam çerçevesi olarak Throughout history ... across all cultures

Açılış, birbirine paralel iki edat öbeğini birleştirir: Throughout history zaman aralığını, across all cultures ise toplumsal ve kültürel kapsamı belirler. Bu ikisi, ardından gelen iddia için iki geniş çerçeve oluşturur. Bu kalıp, ortak kapsamı ana ifadeden önce vererek bilgiyi düzenler. Ardından gelecek genellemenin hem zamanlara hem de gruplara uygulanmasının amaçlandığını gösterir; across burada fiziksel bir hareket anlatmaz.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dersteki ikili kapsam çerçevesiyle tamamlayın: ____, people have used stories to explain the unknown.

Cevabı göster

Throughout history and across all cultures

whether it's a tribal ritual, Dilbilgisi

0:02

ister bir kabile ritüeli,

the two-step or twerking,

0:03

ister two-step ya da twerk olsun,

we all have a personal way of expressing ourselves Dilbilgisi

0:05

hepimizin kendimizi ifade etmek için kişisel bir yolu vardır;

Dilbilgisi

Her seçenek için geçerli bir sonuçta Whether it's A, B, or C

Whether bir dizi seçeneği tanıtır: bir kabile ritüeli, two-step veya twerking. Ardından gelen ana cümle hangi seçenek seçilirse seçilsin geçerlidir; dolayısıyla bu ifade kabaca “hangi dans türü olursa olsun” anlamına gelir ve evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp, whether sözcüğünün ardından bir seçenek listesinin, sonra da ana sonucun gelmesidir. Bu yapı, farklı örnekleri tek bir ortak iddiada birleştirmeyi sağlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi seçenekler sunarken sonucun her iki durumda da doğru kaldığını gösteren sözcükle tamamlayın: ____ it's a weekday or the weekend, the library opens at nine.

Cevabı göster

Whether

Dilbilgisi

a personal way of expressing ourselves: kendimizi ifade etmenin kişisel bir yolu

a way of + -ing kalıbı, bir eylemi yöntem veya tarz olarak sunar. Buradaki a personal way of expressing ourselves ifadesi, herkesin kendini ifade etme biçiminin kişisel olduğunu; tek bir ortak yöntemden söz edilmediğini anlatır. Özne we olduğu için ourselves aynı gruba gönderme yapar. Özne değişirse dönüşlülük zamiri de ona uygun biçimde değişmelidir; örneğin they ... themselves.

Alıştırma

a way of + -ing kalıbını, express fiilini ve we ile uyumlu dönüşlülük zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: We have a personal way ____.

Cevabı göster

of expressing ourselves

on the dance floor or at home in front of the mirror.

0:07

dans pistinde ya da evde aynanın karşısında.

And while some of us are seemingly a lot better than others, Dilbilgisi

0:10

Bazılarımız bu konuda diğerlerinden çok daha iyi görünse de

Dilbilgisi

while ... seemingly a lot better than others: ödünleme ve güçlendirilmiş karşılaştırma

Burada while, although anlamına yakın bir ödünleme zemini kurar. Konuşan kişi, bazı insanların çok daha iyi göründüğünü kabul ettikten sonra daha geniş biçimde geçerli olan ana düşünceye geçer; burada while, during the time that anlamında kullanılmaz. Seemingly, bunun kesinleşmiş bir gerçek değil, dışarıdan görünen durum olduğunu belirtir. A lot, karşılaştırma biçimi better'ın derecesini güçlendirir; than others ise karşılaştırılan grubu gösterir. Hangi konuda daha iyi oldukları bağlamdan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki yan cümle ne anlama gelir? While Leo is seemingly a lot better at coding than the rest of us, everyone can still contribute.

  1. Leo ile diğer herkesin kodlama becerisinin tamamen aynı olduğunu söyler.
  2. Leo'nun çok daha becerikli göründüğünü kabul ettikten sonra bununla karşıtlık oluşturan daha genel bir düşünce belirtir.
  3. Leo'nun yalnızca herkes katkıda bulunurken daha iyi hâle geldiğini söyler.
Cevabı göster

Leo'nun çok daha becerikli göründüğünü kabul ettikten sonra bununla karşıtlık oluşturan daha genel bir düşünce belirtir.

the question remains, Anlatım akışı

0:13

şu soru hâlâ geçerli:

are these expressions actually individual

0:14

Bu ifadeler gerçekten bireysel mi,

or part of an embedded human code?

0:16

yoksa içimize işlenmiş bir insan kodunun parçası mı?

Anlatım akışı

The question remains: çözülmemiş bir meseleyi öne çıkarmak

Burada the question remains, önceki bilgilerin temel meseleyi çözmediğini belirtir. Remains, sorunun yanıtsız veya çözümsüz kalmaya devam ettiği anlamına gelir; bir yerde fiziksel olarak kalmayı anlatmaz. Ardından gelen doğrudan sorunun önüne yerleştirilen bu ifade, tartışmayı arka plan bilgilerinden ana araştırma sorusuna taşır. Yazarlar ve konuşmacılar, hâlâ yanıtlanması gereken bir konuyu öne çıkarmak için The question remains: ... kalıbını kullanabilir.

Alıştırma

Çözülmemiş temel bir meseleyi belirten resmî geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Despite several promising trials, ____: will the treatment work at scale?

Cevabı göster

the question remains

Why are we so drawn to dance, Kalıp ifadeler

0:19

Dansa neden bu kadar ilgi duyuyoruz

Kalıp ifadeler

Be drawn to: içgüdüsel bir çekim

Burada are drawn to dance, dans etmeye karşı güçlü ve neredeyse içgüdüsel bir çekim hissetmek anlamına gelir. Drawn, edilgen be drawn to kalıbındaki geçmiş zaman ortacıdır; anlam mecazidir, çizilmek veya fiziksel olarak çekilmek değildir. be drawn to + isim veya -ing biçimindeki yapıda to bir edattır. Bu cümlede dance, etkinliği adlandıran bir isimdir ve be drawn to music kullanımına benzer; fiil niteliğindeki bir etkinlik için be drawn to teaching örneğindeki gibi ulaç kullanılır. Bu ifade çoğu zaman bir şeyi yalnızca sevmekten daha zor açıklanan ve daha az bilinçli bir çekimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be drawn to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Even as a child, Mia was ____ the rhythm of the drums.

Cevabı göster

drawn to

and is it really equivalent to a human mating call? Kalıp ifadeler

0:20

ve dans gerçekten insanların çiftleşme çağrısına eş değer mi?

Kalıp ifadeler

“equivalent to”: İşlev veya etki açısından karşılaştırma

“Equivalent to”, sıfatı karşılaştırmada ölçüt alınan ögeye bağlar. Burada dans etmenin insanların çiftleşme çağrısıyla karşılaştırılabilir bir işlevi olup olmadığı soruluyor. Bu ifade, ilgili işlev, değer veya etki bakımından eşitlik ya da karşılık bulunması anlamına gelir. İki şeyin her ayrıntıda tamamen aynı olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi gerekli edatla tamamlayın: In this scoring system, ten bonus points are equivalent ____ one extra level.

Cevabı göster

to

More importantly,

0:23

Daha da önemlisi,

does dancing increase your potential to get some? Deyimler

0:24

dans etmek seks yapma ihtimalinizi artırır mı?

Deyimler

“get some”: Bağlam içinde cinsel argo

Bu yetişkinlere yönelik şakacı bağlamda “get some”, cinsel temas yaşamak veya cinsel açıdan başarılı olmak anlamına gelen belirsiz bir argo örtmecedir. Önceki mating call göndermesi, some sözcüğünün açıkça söylenmeyen anlamını tamamlar; dolayısıyla burada ifade yalnızca miktarı belirtilmemiş bir şeyi elde etmek anlamına gelmez. Bu ifade, konuşanın cinsellikten doğrudan söz etmeden onu ima etmesini sağlar; ancak kibar veya resmî değil, şakacı ve cinsel çağrışımlıdır.

Alıştırma

Yetişkinlere yönelik bir komedide biri, bir buluşmadan sonra “Did you get some?” diye soruyor. Get some büyük olasılıkla neyi ima eder?

  1. Kişinin cinsel bir yakınlaşma yaşayıp yaşamadığını sorar.
  2. Kişinin miktarı belirtilmemiş bir yiyecek alıp almadığını sorar.
  3. Kişinin yeni bir dans öğrenip öğrenmediğini sorar.
Cevabı göster

Kişinin cinsel bir yakınlaşma yaşayıp yaşamadığını sorar.

From a viewer's perspective, Anlatım akışı

0:27

İzleyicinin bakış açısından,

dance can be pleasurable to watch for many of the same reasons Notlar

0:29

dansı seyretmek de birçok benzer nedenle keyif verebilir;

music is enjoyable to listen to.

0:31

tıpkı müzik dinlemenin keyif vermesi gibi.

Anlatım akışı

From a viewer's perspective: bir izleyicinin bakış açısından

From a viewer's perspective, ardından gelen iddianın bakış açısını belirler: Dans, dans eden kişi tarafından değil, onu izleyen biri tarafından değerlendirilmektedir. Bu giriş ifadesi, pleasurable sözcüğünün kimin deneyimini tanımladığını gösterir. Daha genel olarak From X's perspective, bilgiyi belirli bir bakış açısından düzenleyen bir çerçevedir. Bir iddiayı evrensel bir gerçek gibi sunmak yerine belirli bir kişinin veya grubun konumuyla sınırlar.

Alıştırma

Değerlendirmeyi özellikle müşterinin bakış açısından sunan cümle hangisidir?

  1. From a customer's perspective, the checkout process takes too long.
  2. The designer's opinion is that customers dislike the checkout process.
  3. A customer can clearly see the checkout screen.
Cevabı göster

From a customer's perspective, the checkout process takes too long.

Dilbilgisi

pleasurable to watch ... enjoyable to listen to.: izlemesi keyifli… dinlemesi keyifli

Pleasurable to watch ve enjoyable to listen to, birbirine paralel sıfat + to mastarı yapılarıdır. Pleasurable ve enjoyable, ardından gelen eylemleri yapma deneyimini değerlendirir; izleyen veya dinleyen kişi ise açıkça belirtilmez. Özne, deneyimlenen şeyi belirtir: İnsanlar dance izler ve music dinler. Fiil listen to biçiminde kullanıldığı için music daha önce gelse bile to edatı listen sözcüğünden sonra kalmalıdır; bu anlamda enjoyable to listen yapısı eksik olur.

Alıştırma

Cümleyi gerekli sözcükle tamamlayın: This podcast is relaxing to listen ____.

Cevabı göster

to

Anlatım akışı

for many of the same reasons: benzer olguları ilişkilendirmek

Bu cümlede for many of the same reasons, bir olgunun nedenini onu başka bir olguyla ilişkilendirerek sunar: dans izlemek, müzik dinlemeyi de keyifli kılan birkaç nedenden dolayı keyifli olabilir. İfadenin ardından gelen karşılaştırma, referans alınan olguyu verir. Many, nedenlerin önemli ölçüde örtüştüğünü gösterir; hepsinin tamamen aynı olduğunu göstermez. Bu ifade, ortak nedenleri yeniden sıralamadan iki sonucu ilişkilendirir ve her birinin kendine özgü başka nedenleri olabileceğine de yer bırakır.

Alıştırma

Cümleyi, birkaç ortak neden olduğunu ancak bunların hepsinin aynı olmayabileceğini gösteren dersteki altı sözcüklü ifadeyle tamamlayın: City residents use public libraries ____ students use campus libraries.

Cevabı göster

for many of the same reasons

But it was the science legend Charles Darwin Dilbilgisi

0:33

Ancak bilim dünyasının efsane ismi Charles Darwin,

who first suggested that dance could be part of mating rituals

0:35

dansın çiftleşme ritüellerinin bir parçası olabileceğini ilk öne süren kişiydi

Dilbilgisi

It was ... who ...: it-cleft ile bir kişiyi odaklamak

It was + odaklanan kişi + who + yan cümle kalıbı bir it-cleft, yani bölünmüş vurgu yapısıdır. Burada bilim dünyasının efsane ismi Charles Darwin odağa yerleştirilirken who first suggested ... onunla ilişkilendirilen önermeyi verir. Asıl vurgu, ilk öneriyi başka biri değil Darwin'in yapmış olmasıdır. It, dil bilgisel bir çerçeve unsurudur ve daha önce sözü edilen bir nesneyi göstermez. Çerçeve kaldırıldığında nötr önerme Charles Darwin first suggested that dance could be part of mating rituals olur; bölünmüş yapı bu bilgiyi eylemi kimin yaptığını öne çıkaracak biçimde düzenler.

Alıştırma

Nötr Maya discovered the error first cümlesini Maya'yı odaklayan bir it-cleft olarak yeniden yazın: ____ Maya ____ discovered the error first.

Cevabı göster

It was · who

and entangled with the evolution and survival of our species. Deyimler

0:39

ve bunu türümüzün evrimi ve hayatta kalmasıyla ilişkilendirdi.

Deyimler

entangled with ifadesinin mecaz anlamı

could be entangled with içinde entangled with mecaz anlamda kullanılır. Dans, karmaşık, yakın ve birbirinden ayrılması zor bağlantılar yoluyla insanın evrimi ve hayatta kalmasıyla iç içe geçmiş olarak sunulur; fiziksel olarak dolaşmış hiçbir şey yoktur. Başka durumlarda da kullanılabilen be entangled with + isim kalıbı, iki şeyi derinden iç içe geçmiş olarak gösterir ve çoğu zaman birbiriyle etkileşen nedenleri, sonuçları veya tarihsel süreçleri kapsar.

Alıştırma

Cümlede entangled with, dans, evrim ve hayatta kalma arasındaki ilişki hakkında ne anlatıyor?

  1. Birbirlerinden ayrılması zor, karmaşık bir biçimde bağlantılıdırlar.
  2. Aralarında yalnızca zayıf ve rastlantısal bir benzerlik vardır.
  3. Dans, evrim ve hayatta kalma tarafından fiziksel olarak tuzağa düşürülmüştür.
Cevabı göster

Birbirlerinden ayrılması zor, karmaşık bir biçimde bağlantılıdırlar.

But if this is true,

0:42

Ama bu doğruysa,

the ability to dance must somehow relate Dilbilgisi

0:43

dans etme becerisinin bir şekilde

to the ability to survive and reproduce.

0:45

hayatta kalma ve üreme becerisiyle bağlantılı olması gerekir.

Dilbilgisi

must somehow relate to çıkarım kalıbı

Burada must güçlü bir mantıksal çıkarımı gösterir: konuşmacı, önceki düşünceye dayanarak bir bağlantının var olması gerektiği sonucuna varır. Yeteneğe yüklenen bir zorunluluğu ifade etmez. Somehow, mekanizma konusunda iddiayı temkinli tutar. Konuşmacı iki yeteneğin bağlantılı olduğundan emindir, ancak bunun tam olarak nasıl gerçekleştiğini açık bırakır. Dolayısıyla ifade, bağlantının varlığına dair kesinliği, açıklamasına dair belirsizlikle birleştirir.

Alıştırma

Cümledeki must somehow relate to ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Bir bağlantının var olduğu güçlü biçimde çıkarılıyor, ancak kesin mekanizması bilinmiyor.
  2. Bağlantı yalnızca zayıf bir olasılık olarak belirtiliyor.
  3. Yeteneğin bilinen bir yöntemle bağlantı kurması zorunludur.
Cevabı göster

Bir bağlantının var olduğu güçlü biçimde çıkarılıyor, ancak kesin mekanizması bilinmiyor.

So,

0:48

Peki,

does it?

0:49

gerçekten öyle mi?

It turns out that early humans who were coordinated, Anlatım akışı

0:50

Görünüşe göre koordinasyon becerisi yüksek,

symmetrical, and rhythmic were seen as more viable to a mate

0:52

simetrik ve ritmik ilk insanlar eş olarak daha uygun görülüyordu;

Anlatım akışı

It turns out that: Ortaya Çıkan Bir Sonucu Sunma

It turns out that, gözlem, kontrol veya sonraki gelişmelerden sonra açıklığa kavuşan bir sonucu sunar. Sonucun beklenmedik olabileceğini ya da daha önceki bir soruyu yanıtladığını sıkça hissettirir. Burada açıklamayı girişten, bazı ilk insanların nasıl görüldüğüne dair sonuca taşır. Bu kalıpta turn bir hareket fiili değildir; bütün ifade sonuç bildiren bir söylem işaretidir.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen sonuç ifadesiyle tamamlayın: We checked the old map, and ____ the river had changed course.

Cevabı göster

it turns out that

because these traits were often linked to survival, Kalıp ifadeler

0:55

çünkü bu özellikler çoğu zaman hayatta kalmayla bağlantılıydı:

the ability to run faster,

0:57

daha hızlı koşabilmek,

defend against prey,

0:59

av hayvanlarına karşı kendini savunabilmek

and ultimately survive.

1:00

ve nihayetinde hayatta kalabilmek.

Kalıp ifadeler

linked to: Bir İlişkiyi Belirtme

Linked to, were sözcüğünden sonra gelir ve be linked to + isim öbeği edilgen kalıbını oluşturur. Kanıtlara göre iki şeyin ilişkili veya bağlantılı olduğu anlamına gelir. Bu ifade tek başına bir şeyin diğerine doğrudan neden olduğunu kanıtlamaz. Often, ifadeyi daha da ihtiyatlı yapar: bağlantı yaygındır, ancak mutlak değildir.

Alıştırma

Bir anket, daha az uyuyan kişilerin daha düşük konsantrasyon bildirdiğini buldu ancak nedenselliği test etmedi. En iyi tamamlamayı seçin: In the survey, poor sleep was ___ lower concentration.

  1. linked to
  2. unrelated to
  3. the direct cause of
Cevabı göster

linked to

And dancing just happens to be an outward manifestation Notlar

1:02

Dans da tesadüfen dışa dönük bir yansıma

and display of many of these qualities,

1:04

ve bu niteliklerin birçoğunun sergilenme biçimidir;

Kalıp ifadeler

just happens to be: bir gerçeği tesadüf olarak sunmak

just happens to be ifadesinde happen to + fiilin yalın biçimi, bir gerçeği planlanmış değil, tesadüfi ya da ikincil bir durum olarak sunar. Just vurguyu artırır: dans, daha önce sözü edilen niteliklerin gözlemlenebilir bir ifadesi oluverir. Buradaki happens, “bir olayın meydana gelmesi” anlamına gelmez. Dilbilgisel özne dancing'dir; happens onunla uyumludur ve to be, dansa atfedilen rolü ya da kimliği bildirir.

Alıştırma

Odanın uygun olmasını elverişli bir tesadüf olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The only meeting room with a projector ____ free this afternoon.

Cevabı göster

just happens to be

Kelime

outward manifestation: içsel niteliklerin gözlemlenebilir işareti

outward manifestation, altta yatan bir niteliği, durumu veya süreci açığa çıkaran görünür ya da gözlemlenebilir bir şeydir. Outward, iç nedenden dış kanıta doğru yönü belirtir; manifestation ise bu kanıtı nedenin bir ifadesi olarak adlandırır. Bu cümlede dans, koordinasyon veya ritim duygusu gibi niteliklerin gözlemlenebilir kanıtı olarak sunulur. İfade, yalnızca display demekten daha çözümleyicidir ve doğaüstü bir anlam taşımaz.

Alıştırma

Örnekte outward manifestation ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Altta yatan niteliklerin gözlemlenebilir bir işareti
  2. Gözlemlenemeyen özel bir nitelik
  3. Yalnızca eğlence için oluşturulmuş kasıtlı bir gösteri
  4. Görünür bir nedeni olmayan doğaüstü bir olay
Cevabı göster

Altta yatan niteliklerin gözlemlenebilir bir işareti

a quick external way of documenting and proving your fitness Kelime

1:07

ne kadar formda olduğunuzu dışarıya hızla gösterip kanıtlamanın bir yoludur

in order to attract a mate. Dilbilgisi

1:10

ve amacı bir eşin ilgisini çekmektir.

Kelime

fitness sözcüğünün evrimsel anlamı

Bu evrimsel bağlamda fitness, bir organizmanın çevresinde hayatta kalma ve özellikle üreme yeteneği anlamına gelir. Görünür gösteri, yalnızca sporla geliştirilmiş gücün değil; sağlık, koordinasyon ve üreme potansiyelinin kanıtı olarak değerlendirilir. Başka metinlere aktarılabilecek okuma kuralı, alanı ve bağlamı kontrol etmektir: evrimsel tartışmalarda fitness, kanıt fiziksel bir özellik olsa bile genellikle üreme başarısı veya çevreye uygunlukla ilgilidir.

Alıştırma

Bu cümlede fitness ne anlama geliyor?

  1. Hareketlerde zarafet veya beceri
  2. Fiziksel güç ve egzersiz düzeyi
  3. Hayatta kalma ve üreme bakımından evrimsel uyum başarısı
Cevabı göster

Hayatta kalma ve üreme bakımından evrimsel uyum başarısı

Dilbilgisi

amaç belirtmek için in order to

In order to, önceki eylemin amaçlanan hedefini belirtir. Burada uyum başarısını belgeleyip kanıtlamanın amacı bir eş çekmektir; ifade, bu çekimin gerçekten başarılı olduğunu söylemez. Yapısal olarak in order to ifadesinden sonra attract fiilinin yalın hâli gelir. Attract fiilinin örtük öznesi, önceki gösteriyi yapan kişiyle aynıdır.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz üç sözcüklü amaç ifadesiyle tamamlayın: The lab repeated the test ____ verify the result.

Cevabı göster

in order to

This desire to dance can even be seen in babies

1:11

Bu dans etme isteği bebeklerde bile görülebilir;

as early as 5 months old bopping to a beat. Kalıp ifadeler

1:14

daha 5 aylıkken ritme uyarak sallanırlar.

Kalıp ifadeler

as early as 5 months old: daha 5 aylıkken

Bu cümlede as early as, birçok okurun bekleyebileceğinden daha erken bir yaşı belirtir: Dans etme isteği, bebekler yalnızca beş aylıkken bile gözlemlenebilir. Bu yaş bebekleri tanımlar; dansın ne kadar sürdüğünü belirtmez. as early as + yaş/tarih/saat kalıbı, beklenmedik derecede erken bir noktayı veya bilinen en erken olasılığı vurgular. Genellikle her bebeğin bu davranışı o yaşta gösterdiğini ileri sürmez.

Alıştırma

Raporu, beklenmedik derecede küçük bir yaşı vurgulayan ifadeyle tamamlayın: The researchers observed turn-taking in babies ____ six months old.

Cevabı göster

as early as

Kalıp ifadeler

bopping to a beat: ritme göre canlı hareket etmek

Burada bopping to a beat, müzikal bir vuruşa uygun şekilde aşağı yukarı veya iki yana küçük ve canlı hareketler yapmak anlamına gelir. -ing yan cümlesi, dans etme isteği gözlemlenirken bebeklerin ne yaptığını gözümüzde canlandırır. Bop gündelik bir sözcüktür ve burada kesin koreografisi olan belirli bir dansın adı değildir. to edatı eşzamanlılığı belirtir: Hareket ritmi takip eder.

Alıştırma

Cümleyi, müzikle aynı zamanda yapılan küçük ve canlı hareketleri anlatan gündelik ifadeyle tamamlayın: When the band started playing, the toddler began ____.

Cevabı göster

bopping to the beat

In fact,

1:16

Aslında,

many species use dance or movement to swoon the opposite sex,

1:17

birçok tür karşı cinsi etkilemek için dansı ya da hareketi kullanır;

from spiders to a variety of birds and even bees

1:20

örümceklerden çeşitli kuşlara, hatta arılara kadar.

which use dance moves to communicate entire messages.

1:23

Arılar dans hareketleriyle bütün mesajları iletir.

But why are humans compelled to dance to music? Kelime

1:26

Peki insanlar neden müzikle dans etme dürtüsü hisseder?

Kelime

compelled to dance: güçlü bir dürtüyle dans etmek

Bu soruda are compelled to dance, insanların müzik duyduklarında dans etmek için güçlü bir dürtü hissettiğini anlatır. Bu güç içgüdü, duygu veya beynin verdiği bir tepki gibi içsel olabilir; dolayısıyla cümlede dışarıdan birinin insanları dans etmeye zorlaması gerekmez. be compelled to + fiilin yalın hâli kalıbı, eylemi karşı koyması zor bir şey olarak sunar. want to ifadesinden daha güçlü ve daha resmîdir; itici gücün içsel mi dışsal mı olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Hangi cümle hafif bir istek veya başka birinin emri yerine güçlü bir içsel dürtüyü en açık biçimde anlatır?

  1. The rhythm was so powerful that Lena felt compelled to move.
  2. The instructor forced Lena to move.
  3. Lena wanted to move because she liked the song.
Cevabı göster

The rhythm was so powerful that Lena felt compelled to move.

It likely has something to do with the fact Kalıp ifadeler

1:29

Bunun muhtemelen şu gerçekle bir ilgisi var:

that many of the brain's reward systems

1:31

Beynin ödül sistemlerinin birçoğu

are directly connected to the motor areas. Kelime

1:33

motor bölgelerine doğrudan bağlıdır.

Kalıp ifadeler

has something to do with the fact that: temkinli bir bağlantı

has something to do with the fact that yapısında has something to do with bir bağlantıya işaret eder, the fact that ise ilgili olguyu belirten tam bir yan cümleyi başlatır. likely ile birleştiğinde cümle temkinli bir açıklama sunar: bağlantının olması muhtemeldir, ancak bu bağlantı kanıtlanmış doğrudan neden veya tek neden olarak gösterilmez. Bu yapı, kanıtlar bir ilişkiyi desteklerken nedensel açıklamanın hâlâ sınırlı olduğu durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi, kanıtlanmış tek bir nedeni değil muhtemel bir bağlantıyı anlatan hedef ifadeyle tamamlayın: The lower turnout likely ____ it rained all morning.

Cevabı göster

has something to do with the fact that

Kelime

motor areas: motor hareket kontrolü anlamına gelir

motor areas ifadesinde motor, “bedensel hareketin kontrolü ve üretilmesiyle ilgili” anlamına gelen bir sıfattır. Bu ifade, araçlar veya motorlarla ilişkili yerleri değil, hareketi planlamaya ya da kontrol etmeye yardımcı olan beyin bölgelerini anlatır. Bu uzmanlık anlamı motor cortex, motor neurons, motor control ve motor skills ifadelerinde de görülür. Beyin ve hareketle ilgili bağlam, burada bu anlamın geçerli olduğunu gösterir.

Alıştırma

“Damage to motor areas can affect walking,” cümlesinde motor ne anlama gelir?

  1. Bedensel hareketin kontrolüyle ilgili
  2. Araç motorlarıyla ilgili
  3. Duygusal ödüllerle ilgili
Cevabı göster

Bedensel hareketin kontrolüyle ilgili

For example,

1:35

Örneğin,

music stimulates the cerebellum at the base of the brain,

1:36

müzik, beynin alt kısmındaki beyinciği uyarır;

which is involved in the timing and coordination of movement. Kalıp ifadeler

1:39

beyincik, hareketlerin zamanlaması ve koordinasyonunda rol oynar.

Kalıp ifadeler

is involved in: bir sürece katkıda bulunmak

is involved in ifadesindeki edilgen görünümlü be involved in yapısı, “bir sürece katılmak veya katkıda bulunmak” anlamına gelir. Burada which, cerebellum yani beyinciğe gönderme yapar; dolayısıyla yan cümle, beyinciğin hareketin zamanlamasına ve koordinasyonuna katkıda bulunduğunu söyler. Bu ifade, bir bileşenin rolünü onun tek neden olduğunu veya tek başına çalıştığını söylemeden sunar. Kalıp be + involved in + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir sürece katılır veya katkıda bulunur” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The liver ____ regulating blood sugar.

Cevabı göster

is involved in

In a contemporary sense, Anlatım akışı

1:42

Günümüz açısından bakıldığında,

dance is known to show confidence and fearlessness,

1:44

dansın özgüveni ve korkusuzluğu yansıttığı,

and sometimes intoxication.

1:47

bazen de sarhoşluğu ele verdiği bilinir.

Anlatım akışı

In a contemporary sense: modern bir yorum çerçevesi

In a contemporary sense, ardından gelen önermenin nasıl yorumlanacağını belirleyen bir çerçeveleme ifadesidir. Dinleyiciye önermeyi günümüzün bakış açısından değerlendirmesi gerektiğini bildirir ve tartışmayı önceki evrimsel ya da tarihsel açıklamadan modern yoruma taşır. Burada sense, görme veya işitme gibi fiziksel bir duyu değil, “anlama biçimi ya da anlam” demektir. İfade, aynı konu içindeki tarihsel anlam ile modern yorumu birbirinden ayırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

İkinci anlamı modern bir anlam olarak çerçeveleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The word network once described a netlike structure; ____, it often refers to connected people or computers.

Cevabı göster

in a contemporary sense

But most importantly,

1:48

Ama en önemlisi,

movements associated with good dancing are indicative of good health Kelime

1:49

iyi dansla ilişkilendirilen hareketler sağlığın iyi olduğuna

and reproductive potential.

1:53

ve üreme potansiyeline işaret eder.

Kelime

Indicative of good health: kanıt değil, işaret

Indicative of good health, “sağlığın iyi olduğunu düşündüren bir işaret niteliğinde” demektir. are indicative of yapısında indicative, be fiilinden sonra gelen bir sıfattır; of ise kanıtlardan çıkarılan durumu tanıtır. Bu ifade, kanıta dayalı ancak temkinli bir bağlantı kurar: hareketler sağlığın iyi olduğuna işaret edebilir, fakat sağlığın kendisi değildir, sağlığı garanti etmez ve sağlığa neyin neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Raporu “bir şeyin işareti olmak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Persistent fatigue may be ____ an underlying condition.

Cevabı göster

indicative of

And in many cases,

1:54

Ayrıca birçok durumda,

the human courtship ritual in our natural habitat of a nightclub Notlar

1:56

doğal yaşam alanımız olan gece kulübündeki insan kur yapma ritüeli,

Kültür

courtship ritual: eş çekmeye yönelik davranış

Bu cümlede courtship ritual, potansiyel bir eşi çekmek veya etkilemek için kullanılan, tanınabilir bir davranış örüntüsü anlamına gelir. Courtship hem hayvanlar hem de insanlar için kullanılabilir; ritual ise burada mutlaka dinî bir tören değil, tekrarlanan sosyal veya davranışsal bir örüntüdür. Biyolojik ifade, gece kulübündeki davranışları hayvanların gösteri davranışlarına benzetir. Dansı ve sosyal etkileşimi, insanların eş çekme davranışının bir biçimi olarak çerçeveler; ancak herkesin sabit adımları izlediğini öne sürmez.

Alıştırma

Cümlede courtship ritual ifadesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Potansiyel bir eşi çekmek için kullanılan tekrarlanan bir davranış örüntüsü
  2. Bir hayvanın kalıcı yaşam ortamı
  3. Bir gece kulübünde yapılan dinî tören
  4. Herkesin uyguladığı kesin kurallar bütünü
Cevabı göster

Potansiyel bir eşi çekmek için kullanılan tekrarlanan bir davranış örüntüsü

mirrors that of animals in the wild. Dilbilgisi

2:00

vahşi doğadaki hayvanlarınkini yansıtır.

Deyimler

natural habitat of a nightclub: mizahi bir benzetme

Natural habitat normalde bir türün doğal olarak yaşadığı ortam anlamına gelir. Bu ifadede gece kulübü, insanlardaki bu kur yapma davranışının gerçekleştiği doğal yaşam alanımızmış gibi şakacı bir biçimde sunulur. İfade bilinçli olarak bilimsel bir üslubu taklit eder. İnsanlarla vahşi hayvanlar arasındaki karşılaştırmayı sürdürerek mizah yaratır; insanların doğal olarak gece kulüplerinde yaşadığına dair gerçek anlamlı bir iddia değildir.

Alıştırma

Natural habitat of a nightclub bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Gece kulübünün koruma altındaki bir yaban hayatı bölgesinde bulunduğu anlamına gelir.
  2. Vahşi hayvanların doğal olarak gece kulüpleri inşa ettiğini söyler.
  3. Bir gece kulübünü insanlardaki kur yapma davranışının tipik ortamı olarak mizahi biçimde anlatır.
  4. İnsanların yaşamak zorunda olduğu yerlerin bilimsel sınıflandırmasını verir.
Cevabı göster

Bir gece kulübünü insanlardaki kur yapma davranışının tipik ortamı olarak mizahi biçimde anlatır.

Dilbilgisi

that of: karşılaştırmada tekil bir ismin yerini tutma

mirrors that of animals ifadesinde that, daha önce geçen tekil isim öbeği the human courtship ritual yerine kullanılır. Bu nedenle ifade, “hayvanların kur yapma ritüelini yansıtır” anlamına gelir. Bu kullanım, uzun bir isim öbeğinin tekrarlanmasını önler. of ile başlayan bölüm ritüelle ilişkilendirilen yeni grubu gösterir; böylece karşılaştırmanın iki tarafı dil bilgisi bakımından paralel kalır.

Alıştırma

Tekil ismin yerini tutan yapıyı kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: The climate of Madrid is drier than ____ London.

Cevabı göster

that of

This gives being an animal on the dance floor a new meaning, Deyimler

2:02

Bu da dans pistinde hayvanlaşmaya yeni bir anlam katıyor;

Deyimler

an animal on the dance floor: eğlenceli bir çift anlam

Animal sözcüğü gerçek anlamıyla insan olmayan bir canlıyı ifade eder; ancak gündelik dilde vahşi ve kendini tutmayan bir enerjiyle davranan kişiyi de betimleyebilir. Burada an animal on the dance floor, gerçek bir hayvanı değil, son derece enerjik dans eden birini anlatır. Önceki karşılaştırma gece kulübündeki kur yapmayı hayvan davranışı olarak çerçevelediği için mecaz ifade bir anlığına neredeyse gerçek anlamlı gibi de gelir. İki anlamın bu şekilde örtüşmesi eğlenceli bir etki yaratır; dans eden kişiyi mutlaka kınamaz.

Alıştırma

Bu cümledeki mizahı en iyi hangi yorum açıklar?

  1. İnsan olmayan bir hayvanın gece kulübüne girdiğini söyler.
  2. Bir kişiyi temel insan ahlakından yoksun olduğu için resmî biçimde kınar.
  3. Vahşi bir enerjiyle dans eden kişiyi gerçek anlamdaki hayvan karşılaştırmasına şakacı biçimde bağlar.
Cevabı göster

Vahşi bir enerjiyle dans eden kişiyi gerçek anlamdaki hayvan karşılaştırmasına şakacı biçimde bağlar.

except our liquid courage doesn't come from the local water hole. Deyimler

2:05

tek fark, alkolden aldığımız cesaretin civardaki su kaynağından gelmemesi.

Deyimler

“liquid courage”: alkolden gelen cesaret

Bu cümlede liquid courage, kişinin geçici olarak daha cesur veya sosyal açıdan daha az kaygılı hissetmek için içtiği alkolü anlatan, gündelik ve mizahi bir deyimdir. Cesaretin sıvı hâli anlamına gelmez. İfade çoğu zaman alaycı veya kuşkucu bir ton taşır: özgüven alkolden gelir ve geçici ya da yapay olabilir. Burada hem alkol hem de su sıvı olduğu için water hole ile de bağlantı kurulur; ancak deyimin kendisi özellikle alkolü ifade eder.

Alıştırma

Bir partide Maya, kendini herkese tanıtmadan önce biraz liquid courage gerektiğini söyleyerek şaka yapıyor. Ne demek istiyor?

  1. Konuşma yapmadan önce su içmeyi planlıyor.
  2. Gücünü artırmak için spor içeceği istiyor.
  3. Biraz alkolün kendisini daha cesur hissettireceğini düşünüyor.
  4. Cesaretin sıvı bir madde olduğuna inanıyor.
Cevabı göster

Biraz alkolün kendisini daha cesur hissettireceğini düşünüyor.

Ironically,

2:08

İşin ironik yanı,

many men feel as though they can't dance Dilbilgisi

2:09

birçok erkek dans edemediğini

or that dancing isn't for them. Ton ve niyet

2:11

ya da dansın kendisine göre olmadığını düşünür.

Dilbilgisi

“feel as though” + tam bir yan cümle

feel as though, öznel bir izlenimi, duyguyu veya algıyı anlatan tam bir yan cümle başlatır. Örnekte they can't dance ve dancing isn't for them, konuşanın doğrudan kanıtladığı gerçekler olarak değil, birçok erkeğin yaşadığı veya inandığı şeyler olarak sunulur. Kalıp subject + feel/feels/felt + as though + subject + verb şeklindedir. Konuşanın bir düşünceyi nesnel gerçeklik olarak ileri sürmek yerine belirsiz veya içsel bir yargı olarak aktarmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi, öznel bir izlenim başlatan ve bu derste geçen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: “I ____ everyone already knows the result.”

Cevabı göster

feel as though

Ton ve niyet

dancing isn't for them: kişisel uygunluk veya tercih

Bu cümlede dancing isn't for them, birçok erkeğin dansın kendilerine uygun olmadığını düşündüğü anlamına gelir. Kendilerini becerikli, rahat, ilgili veya o ortama ait hissetmediklerini düşündürebilir; dansın gerçekten erişilemez olduğu anlamına gelmez. something isn't for someone kalıbı, etkinliği herkes için reddetmek yerine kişisel bir değerlendirme ifade eder. O anki duyguyu anlatabilir; dolayısıyla kişinin bunu hiçbir zaman denemeyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya kalabalık bir müzik festivalini deneyip bu tür etkinliklerden hoşlanmadığına karar veriyor. Hangi cümle, festivalin herkes için kötü olduğunu söylemeden onun kişisel tercihini ifade eder?

  1. Music festivals aren't for anyone.
  2. I wasn't given a music festival.
  3. Music festivals aren't for me.
Cevabı göster

Music festivals aren't for me.

But in most animals,

2:12

Oysa çoğu hayvan türünde

the males must impress the female.

2:13

dişiyi etkilemesi gereken erkektir.

So,

2:15

Peki,

what is good dancing then?

2:16

iyi dans etmek ne demektir?

Scientists have actually studied which male dance movements

2:17

Bilim insanları erkeklerin hangi dans hareketlerinin

were most attractive to women.

2:20

kadınlara en çekici geldiğini gerçekten araştırdı.

Interestingly,

2:21

İlginç bir şekilde,

it was seen that twisting, bending,

2:22

kıvrılma ve eğilme hareketleriyle

and fluid movements of the core body region,

2:24

vücudun merkez bölgesindeki akıcı hareketlerin,

like the torso, neck, and head,

2:26

yani gövde, boyun ve baş hareketlerinin,

garnered the most positive attention from women. Kalıp ifadeler

2:28

kadınların en olumlu ilgisini çektiği belirlendi.

Kalıp ifadeler

garnered the most positive attention: en olumlu ilgiyi toplamak

Burada garnered, “elde etti” veya “çekti” anlamına gelir. İncelenen hareketler arasında bu hareketler kadınlardan en güçlü olumlu tepkiyi aldı. Garner; sonuçlar, fikirler, kişiler veya eylemler ilgi, destek, övgü ya da eleştiri kazandığında sık kullanılır. Ortaya çıkan bir tepkiyi bildirir; tepkinin garanti edildiği veya attention sözcüğünün romantik ilgiye eşit olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir araştırma raporunda “The new layout garnered the most positive attention from users” ne anlama gelir?

  1. Yeni düzen, her kullanıcının onay vereceğini garanti etti.
  2. Kullanıcılar tasarımcılarla romantik ilişki kurmaya başladı.
  3. Kullanıcılar yeni düzene diğer düzenlerden daha olumlu tepki verdi.
Cevabı göster

Kullanıcılar yeni düzene diğer düzenlerden daha olumlu tepki verdi.

Showing variability, flexibility,

2:31

Çeşitlilik, esneklik

and creativity was perceived as good dancing. Kalıp ifadeler

2:33

ve yaratıcılık göstermek iyi dans olarak algılandı.

Kalıp ifadeler

was perceived as good dancing: bir değerlendirmeyi aktarmak

Bu cümlede was perceived as, gözlemcilerin çeşitlilik, esneklik ve yaratıcılık özelliklerini nasıl yorumladığını bildirir. Bu özellikleri iyi dans kategorisine uygun olarak değerlendirmişlerdir. Edilgen be perceived as + isim öbeği veya sıfat kalıbı, odağı değerlendirilen şeyde tutar ve iddianın insanların algısına bağlı olduğunu gösterir. Değerlendirmeyi nesnel bir gerçek olarak sunmak yerine bir izlenim veya yargıyı aktarır.

Alıştırma

Bir anket nesnel bir gerçeği değil, katılımcıların izlenimini bildiriyor. Hangi cümle bu ayrımı en iyi korur?

  1. Speaking calmly was perceived as a sign of confidence.
  2. Speaking calmly was a sign of confidence.
  3. Participants noticed that the speaker was talking calmly.
Cevabı göster

Speaking calmly was perceived as a sign of confidence.

On the other hand, Anlatım akışı

2:36

Öte yandan,

repetitive, rigid,

2:37

tekrarlayan, katı

and twitchy movements weren't particularly attractive,

2:38

ve seğirmeli hareketler pek çekici bulunmadı;

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt ikinci bir yönü tanıtmak

On the other hand, bir karşılaştırmanın bir yönünden onunla zıtlık oluşturan diğer yönüne geçildiğini bildiren bir söylem belirtecidir. Burada olumlu değerlendirilen hareket özelliklerinden bunların karşıtı olan, daha az çekici hareketlere geçiş yapar. Bu ifade dinleyicinin beklentisini düzenler: ardından gelen bilgi önceki noktayla birlikte değerlendirilmelidir. Tek başına kararsızlık göstermez ve cümle başındaki kullanımdan sonra gelen virgül, ifadeyi ana cümleden ayırır.

Alıştırma

Karşıt ikinci bir yön sunan dört sözcüklü belirteçle cümleyi tamamlayın: The apartment is spacious. ____, it is too far from my office.

Cevabı göster

On the other hand

sometimes called dad dancing. Kültür

2:41

bunlara bazen “baba dansı” denir.

Kültür

Dad dancing: mizahi bir kültürel etiket

Bu cümlede dad dancing, özellikle orta yaşlı veya daha yaşlı erkeklerle ilişkilendirilen; katı, beceriksiz, demode ya da çağın gerisinde görülen bir dans tarzı için kullanılan mizahi bir kültürel etikettir. Çevresindeki repetitive, rigid ve twitchy sıfatları bu komik kalıp yargıyı oluşturur. Bu ifade bütün babaların böyle dans ettiği anlamına gelmez. Yaşa dayalı bir kalıp yargıyı tek bir etikette toplar; çoğu zaman sevecen bir takılma taşır, ancak bazen hafif alaycı da gelebilir.

Alıştırma

Bu cümlede dad dancing büyük olasılıkla ne anlama gelir? His moves at the party were pure dad dancing.

  1. Babalar ve çocuklar tarafından yapılan resmî bir dans
  2. Her babanın tamamen aynı şekilde dans ettiği iddiası
  3. Orta yaşlı veya daha yaşlı erkeklerle ilişkilendirilen katı ya da demode dans için mizahi bir etiket
Cevabı göster

Orta yaşlı veya daha yaşlı erkeklerle ilişkilendirilen katı ya da demode dans için mizahi bir etiket

And truthfully,

2:43

Doğrusunu söylemek gerekirse,

your dad probably dances a little slower and more rigid Dilbilgisi

2:44

babanız muhtemelen biraz daha yavaş ve katı dans ediyordur

than his youthful counterpart because, Kelime

2:47

genç birine kıyasla, çünkü

Dilbilgisi

A little slower and more rigid than: bağlı karşılaştırmalar

a little slower and more rigid than yapısında slower ve more rigid, and ile bağlanan iki karşılaştırma biçimidir. Tek bir karşılaştırma işareti olan than'i ve ardından gelen tek karşılaştırma hedefini paylaşırlar; bu yüzden than'i tekrarlamak gerekmez. A little her iki karşılaştırmayı da niteler ve farkın büyük değil, küçük olduğunu gösterir. Slow, -er alarak slower olur; rigid ise karşılaştırma biçimini normalde more ile kurar: more rigid.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için a little ile slow ve rigid sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: The robot is ____ than the earlier model.

Cevabı göster

a little slower and more rigid

Kelime

his youthful counterpart: karşılık gelen genç sürüm

Counterpart, karşılık gelen bir konumda bulunan ve bu nedenle başka biri ya da başka bir sürümle karşılaştırılabilen kişi veya sürüm demektir. his youthful counterpart ifadesinde, babanın hayal edilen genç sürümünü, yani daha genç ve formda olduğu dönemdeki hâlini anlatır. Bu isim, gerçek hayatta ikinci bir kişinin bulunmasını gerektirmez. İki yaşı veya sürümü birbirine karşılık gelen karşılaştırma noktaları olarak sunar ve yalnızca his younger self demekten daha resmî ve analitik bir tınıya sahiptir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef isimle tamamlayın. Bu isim, başka bir ülkede aynı görevi yürüten kişi anlamına gelir: The Canadian minister spoke with her French ____.

Cevabı göster

counterpart

simply put, Anlatım akışı

2:49

basitçe söylemek gerekirse,

he isn't as youthful or fit anymore. Dilbilgisi

2:50

artık o kadar genç ya da formda değildir.

Anlatım akışı

simply put: kısa bir yeniden anlatım başlatmak

Simply put, dinleyiciye sıradaki ifadenin önceki düşünceyi daha doğrudan ve kısa biçimde anlatacağını bildiren bir söylem belirtecidir. Burada daha yavaş ve katı dans etme hakkındaki uzun açıklamayı, onun artık eskisi kadar genç veya formda olmadığı yönündeki açık sonuca dönüştürür. Bu ifadede put, yerleştirmek değil, sözcüklerle ifade etmek anlamına gelir. Kısa bir yeniden anlatımı veya temel sonucu işaret ederek bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki iki kelimelik belirtecin aynısıyla tamamlayın: The proposal is technically possible. ____, it is too expensive to approve.

Cevabı göster

Simply put

Dilbilgisi

isn't as youthful or fit anymore: zamanla azalan bir derece

isn't as youthful or fit anymore ifadesindeki not as ..., bağlamdan anlaşılan bir ölçüte, yani aynı kişinin daha önceki durumuna göre daha düşük bir dereceyi belirtir. Onun gençlikten veya formdan tamamen yoksun olduğunu söylemez. Tek bir olumsuz karşılaştırma, or ile bağlanan iki sıfatın ikisine de uygulanır; dolayısıyla hem gençliği hem de formu önceki seviyelerinin altındadır. Anymore bunun yalnızca şimdiki zamana ait bir karşılaştırma değil, geçmişten bugüne gerçekleşen bir değişim olduğunu gösterir.

Alıştırma

Geçmişe göre bir azalmayı göstermek için isn't as ... anymore yapısıyla cümleyi tamamlayın: After six months away from training, Maya ____ quick or strong ____.

Cevabı göster

isn't as · anymore

So,

2:52

O hâlde,

whether you're in a club, a bar,

2:52

ister bir kulüpte ya da barda,

or your own living room,

2:54

ister kendi oturma odanızda olun,

engage and embrace your animal instincts. Deyimler

2:55

hayvani içgüdülerinizi harekete geçirip kucaklayın.

Deyimler

embrace your animal instincts: olumlu ve mecazi kabullenme

embrace your animal instincts ifadesinde embrace mecazidir: bir şeye direnmek yerine onu kabul etmek ve isteyerek dışa vurmak anlamına gelir. Animal instincts, insanların diğer hayvanlarla paylaştığı temel ve doğuştan gelen dürtüleri ifade eder. Burada ifade, dinleyicileri doğal hareket etme ve dans etme isteklerine güvenmeye eğlenceli bir dille teşvik eder. Hayvanlarla gerçek anlamda temas kurmaktan söz etmez ve tehlikeli ya da zararlı dürtüleri koşulsuz biçimde izleme tavsiyesi değildir.

Alıştırma

embrace your animal instincts hangi durumda en doğal biçimde kullanılır?

  1. Bir yaban hayatı görevlisi birine fiziksel olarak bir hayvana sarılmasını söyler.
  2. Bir dans eğitmeni, yetişkinleri fazla düşünmeyi bırakıp doğal biçimde hareket etmeye eğlenceli bir dille teşvik eder.
  3. Bir doktor tehlikeli dürtüleri kontrol etmeye yönelik kesin bir güvenlik talimatı verir.
Cevabı göster

Bir dans eğitmeni, yetişkinleri fazla düşünmeyi bırakıp doğal biçimde hareket etmeye eğlenceli bir dille teşvik eder.

And if you're asked where you got those moves, Kelime

2:57

Bu hareketleri nereden öğrendiğiniz sorulursa da

Kelime

got those moves: dans becerisinin nereden geldiğini sormak

Bu cümlede those moves, kişinin az önce sergilediği dans figürleri veya dans becerisi anlamına gelir. Moves, bir performanstaki ayırt edilebilir hareketleri anlatan samimi bir çoğul isimdir; bir yerden başka bir yere gitme eylemini ifade etmez. Where you got those moves, bu becerinin nereden geldiğini, yani genellikle nerede öğrenildiğini, geliştirildiğini veya edinildiğini sorar. Bu nedenle get burada edinmek ya da öğrenmek anlamındadır ve soru çoğu zaman şakacı bir iltifat gibi duyulur.

Alıştırma

Bir partide arkadaşınız etkileyici biçimde dans ediyor. Az önce sergilediği dans becerisini belirten ifadeyle bu şakacı soruyu tamamlayın: "Where did you get ____?"

Cevabı göster

those moves

just say,

2:59

şöyle deyin:

"Millions of years of evolution

3:00

“Milyonlarca yıllık evrim

have led to this dance, baby."

3:02

bu dansa yol açtı, bebeğim.”

Who knew science could be so groovy? Notlar

3:04

Bilimin bu kadar ritim dolu olabileceğini kim bilebilirdi?

Ton ve niyet

Who knew ...?: eğlenceli bir şaşkınlık ifade etmek

Who knew + yan cümle? retorik bir sorudur: konuşan kişi, birinden bunu kimin bildiğini gerçekten söylemesini beklemez. Ardından gelen düşünceyi şaşırtıcı bir şey olarak sunar ve çoğu zaman “Bunu beklemiyordum” şeklinde eğlenen bir tavır taşır. Burada so groovy, bilimi beklenmedik derecede eğlenceli, şık ve ritim dolu olarak anlatır. Science ile eski moda ve şakacı groovy sözcüğünün eşleştirilmesi mizahi bir son oluşturur; başka durumlara aktarılabilen işlev ise beklenmedik bir keşfe hafif bir tonla tepki vermektir.

Alıştırma

"Who knew science could be so groovy?" cümlesinde konuşan kişi ne yapıyor?

  1. Bilimin eğlenceli olabilmesine keyifli bir şaşkınlıkla tepki vermek
  2. Bilimin fazla zor olduğundan yakınmak
  3. Bu bilgiyi daha önce hangi kişinin bildiğini ciddi biçimde sormak
Cevabı göster

Bilimin eğlenceli olabilmesine keyifli bir şaşkınlıkla tepki vermek

Kelime

Groovy: şakacı ve retro bir övgü

Bu soruda groovy, çok keyifli, şık veya havalı anlamına gelen olumlu ve samimi bir sıfattır. Müzikteki groove kavramıyla bağlantılı olduğu için burada ritim ve hareket de çağrıştırır. Bu kelime, tarafsız ve modern bir övgüden ziyade çoğu zaman kasıtlı olarak retro veya şakacı duyulur. Bu ek ton, konuşanın bilimi överken onu dans temasıyla esprili biçimde ilişkilendirmesini sağlar.

Alıştırma

Groovy sözcüğünün şakacı, retro ve olumlu tonuna en doğal biçimde uyan kullanım hangisidir?

  1. That bass line is groovy.
  2. The contract is groovy.
  3. The lab results are groovy.
Cevabı göster

That bass line is groovy.

This episode of AsapSCIENCE is supported by audible.com,

3:08

AsapSCIENCE'ın bu bölümü audible.com tarafından desteklenmektedir;

the leading provider of audiobooks with over 100,000 downloadable titles

3:11

audible.com, 100.000'den fazla indirilebilir esere sahip önde gelen sesli kitap sağlayıcısıdır

across all types of literature.

3:14

ve edebiyatın her türünü kapsar.

If you'd like to learn more about evolution, Ton ve niyet

3:16

Evrim hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz,

I recommend the book The Greatest Show on Earth by Richard Dawkins.

3:17

Richard Dawkins'in Yeryüzündeki En Büyük Gösteri adlı kitabını öneririm.

Ton ve niyet

If you'd like to learn more about ...: seçimi dinleyiciye bırakan nazik giriş

If you'd like to learn more about evolution ifadesinde if, dinleyicinin şimdiki veya gelecekteki ilgisine bağlı gerçek ve açık bir koşul getirir. You'd, you would kısaltmasıdır; would like ise isteği nazikçe ifade eder. Bu yan cümleyi I recommend ifadesinden önce kullanmak, öneriyi isteğe bağlı hâle getirir: konuşan kişi dinleyiciye emir vermeden ilerleyebileceği bir yol sunar. Yeniden kullanılabilen kalıp If you'd like to learn more about + konu, + öneri veya teklif şeklindedir.

Alıştırma

Dersin kalıbını kullanarak seçimi dinleyiciye bırakan nazik girişi tamamlayın: ____ the course, I can send you the reading list.

Cevabı göster

If you'd like to learn more about

You can download this audiobook or another of your choice for free

3:21

Bu sesli kitabı ya da seçtiğiniz başka bir sesli kitabı ücretsiz indirebilirsiniz,

at audible.com/asap.

3:23

audible.com/asap adresinden.

Special thanks to Audible for making these videos possible

3:26

Bu videoları mümkün kıldığı

and offering you a free audiobook at audible.com/asap.

3:28

ve audible.com/asap adresinde size ücretsiz bir sesli kitap sunduğu için Audible'a özel teşekkürler.

And subscribe for more weekly science videos.

3:32

Her hafta yeni bilim videoları için abone olun.