200.000 Luffa Nasıl Mutfak Süngerine Dönüşüyor | Big Business | Insider Business: İngilizce çalışma notları
Business Insider
Video özeti: Belgesel, İspanya'da lif kabağı üretimini hasattan satışa kadar izliyor ve doğal süngerlerin plastiğe karşı yararını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Nestled inside this vegetable is something: Dil Bilgisi ve Cümle Kalıplarında, baştaki sıfat-fiil ile devrik yapının gizli bir şeyi ortaya çıkardığını görün ve kalıbı kullanın. 2. falls off: Deyimsel Fiillerde, fall ile off birleşiminin düşmeyi değil, bir yüzeyden kendiliğinden ayrılmayı anlattığını öğrenin. 3. address the environmental footprint of shipping.: Kalıplaşmış Öbekler ve Eşdizimlerde, address fiilini environmental footprint ile birleştirerek taşımanın çevresel etkilerine karşılık vermeyi ifade edin.
Bu derste
Nestled inside this vegetable is something you might use in the shower. Dilbilgisi
0:03Bu sebzenin içinde duşta kullanabileceğiniz bir şey saklı.
Nestled inside ... is ...: yeri önce veren açıklama yapısı
Baştaki Nestled inside this vegetable öbeği, daha sonra gelen özneyi, yani something sözcüğünü niteler. Inside this vegetable onun yerini gösterir ve is, something ile bu betimlemeyi birbirine bağlar; this vegetable, is fiilinin öznesi değildir. Sıralama önce yer ya da durum, sonra öznedir: Nestled inside X is Y. Y’nin geciktirilmesi, anlatıcının orada ne olduğunu açıklamadan önce sahneyi kurmasını sağlar. Normal özne öncelikli sıra Something is nestled inside this vegetable. olurdu.
Alıştırma
Hangi cümle, önce yeri verip ardından tekil özneyi açıklayan yapıyı doğru kullanır?
- Hidden behind the curtain are a small door.
- A small door are hidden behind the curtain.
- Hidden behind the curtain is a small door.
Cevabı göster
Hidden behind the curtain is a small door.
visualizamos lo que es toda la estructura de la fibra y lo blanda y esponjosa que es.
0:09lifin tüm yapısını, ne kadar yumuşak ve süngerimsi olduğunu görebiliyoruz.
One of Europe's biggest luffa producers grows 200,000 of them a year. Dilbilgisi
0:16Avrupa'nın en büyük lif kabağı üreticilerinden biri yılda 200.000 tane yetiştiriyor.
One of ... producers grows: One ile özne-fiil uyumu
One of Europe's biggest luffa producers grows ifadesinde tam özne One of Europe's biggest luffa producers öbeğidir. Dilbilgisel merkez, yakındaki çoğul producers adı değil, One sözcüğüdür. One tekil olduğu için geniş zaman fiili grows olur. Aktarılabilir kalıp, özne bir grubun tek üyesini gösterdiğinde one of + çoğul ad + tekil fiil şeklindedir: One of the players runs fast. of sonrasındaki ad, büyük grubu adlandırdığı için çoğul kalır.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: One of the tallest buildings in the city ____ a rooftop garden.
Cevabı göster
has
according to: bilgi kaynağını belirtmek
according to bilgi kaynağını belirtir. Bu cümlede işlerin hızla büyüdüğü iddiasının kaynağı, Iberluffa adlı İspanyol çiftliğidir. Bu ifade, konuşanın çiftlikle aynı görüşte olduğu anlamına gelmez. Bilginin çiftliğin söylediği veya bildirdiği şeye dayandığını gösterir ve according to + kaynak kalıbıyla kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi bilgi kaynağını belirten iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum opens at nine, ____ its website.
Cevabı göster
according to
business is booming: güçlü ve hızlı büyüme
business is booming ifadesinde booming mecaz anlamdadır. Ticari faaliyetin hızla büyüdüğünü ve çok iyi gittiğini anlatır; bunun nedeni çoğu zaman müşteri, sipariş, satış veya talep artışıdır. Burada yüksek bir sesi anlatmaz. Yeniden kullanılabilen X is booming kalıbı; bir işletme, pazar, sektör veya ekonomideki hızlı büyümeyi güçlü ve canlı biçimde gösterir.
Alıştırma
Bir mağaza Business is booming. diyor. Bunun anlamı nedir?
- Mağaza faaliyetlerini durdurdu.
- Mağazadan yüksek bir patlama sesi geliyor.
- Mağaza hızla büyüyor ve işleri çok iyi gidiyor.
Cevabı göster
Mağaza hızla büyüyor ve işleri çok iyi gidiyor.
Es uno de los pocos productos que puede sustituir directamente a muchos residuos plásticos,
0:32Bu, pek çok plastik atığın doğrudan yerini alabilen az sayıdaki üründen biri,
Founder Juan Carlos Moscato has set up a system of sustainable farming, Öbek fiiller
0:45Kurucu Juan Carlos Moscato sürdürülebilir bir tarım sistemi kurdu;
Sürdürülebilir bir tarım sistemi kurmak
Burada set up, çalışabilecek bir sistemi kurmak ve düzenlemek anlamına gelir. Nesne a system of sustainable farming olduğu için ifade, bir şeyi daha yüksek bir yere koymayı değil, düzenli bir tarım sistemi oluşturmayı anlatır. Bu anlam şirketler, projeler, işlemler ve ekipmanlarla da kullanılır: set up bir şeyi çalışmaya hazır hâle getirmek demektir.
Alıştırma
Bu cümlede set up ne anlama geliyor?
- tarım sistemini durdurdu
- tarım sistemini yüksek bir yüzeye koydu
- çalışan bir sistem kurdu ve düzenledi
Cevabı göster
çalışan bir sistem kurdu ve düzenledi
recycling all the luffa seeds and using the waste as fertilizer. Dilbilgisi
0:49tüm lif kabağı tohumlarını geri dönüştürüyor ve atıkları gübre olarak kullanıyor.
Tüm lif kabağı tohumlarını geri dönüştürüp atıkları gübre olarak kullanmak
Burada recycling all the luffa seeds ve using the waste as fertilizer, virgülden sonra gelen tamamlayıcı -ing yapılarıdır. Yeni bir tam cümle başlatmadan tarım sisteminin nasıl işlediğini açıklayan eylemleri eklerler. Her iki yapının örtük öznesi ana cümlenin öznesine, yani kurucuya veya sistemi yürüten kişilere bağlanır. Recycling ve using ifadelerini yeni ana fiiller ya da en yakın isim olan waste’in niteleyicileri olarak okumayın.
Alıştırma
Aynı öznenin eklenen iki eylemi yaptığını göstermek için virgül ve -ing yapılarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The chef prepared the meal, chopped the vegetables and tasted the sauce.
- Chopping the vegetables and tasting the sauce, the meal was prepared by the chef.
- The chef prepared the meal, chopping the vegetables and tasting the sauce.
Cevabı göster
The chef prepared the meal, chopping the vegetables and tasting the sauce.
So why are so many of their customers convinced they need to buy natural luffas?
0:54Peki neden bu kadar çok müşteri doğal lif kabağı almaları gerektiğine inanıyor?
Head to: bir hedefe doğru gitmek
Bu cümlede head bir fiildir. Head to, bir hedefe “gitmek veya yönelmek” demektir; dolayısıyla We head to Galicia, Galiçya'yı yolculuğun bir sonraki hedefi olarak sunar. Daha genel anlamlı go to ile karşılaştırıldığında head to, yola çıkma veya belirli bir yönde ilerleme hissini genellikle daha net verir. Seyahat anlatımlarında ve günlük planlarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede head, “bir hedefe doğru gitmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- She is the head of the design team.
- We head to the coast before sunrise.
- We need a head count before we leave.
Cevabı göster
We head to the coast before sunrise.
to see how one company is producing sustainable luffas to match growing demand Notlar
1:00bir şirketin artan talebi karşılamak için sürdürülebilir lif kabaklarını nasıl ürettiğini
To see how: gözlemlenecek süreci önceden belirtmek
Amaç bildiren to see how ifadesi, konuşmacıların neden Galiçya'ya gittiğini açıklar: bu ziyaret, şirketin üretim sürecini gözlemleyip açıklamalarını sağlayacaktır. Böylece haberin sonraki bölümünde yanıtlanacak soruyu önceden gösterir. How sözcüğünden sonraki yan cümle dolaylı sorudur ve bu nedenle how one company is producing... örneğindeki gibi düz cümle dizilişini kullanır; how is one company producing... denmez. Bu kalıp, bir ziyaretin, araştırmanın veya gösterimin neyi inceleyeceğini duyurmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Nasıl yapıldığını gözlemlemek için” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We visited the bakery ____ the bread is made.
Cevabı göster
to see how
match growing demand: arzı artan talebe ayak uyduracak düzeye getirmek
Bu cümlede match growing demand, artan müşteri talebine yetişecek kadar lif kabağı ürünü üretmek anlamına gelir. Buradaki match, üretimi veya arzı talebe karşılık gelen bir düzeye çıkarmaktır; bir yarışmayı ya da görsel bir eşleştirmeyi anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp match + demand şeklindedir. growing, rising veya expected gibi sözcükler talebin nasıl değiştiğini ya da hangi düzeyde beklendiğini gösterebilir: match rising demand, match expected demand.
Alıştırma
Örnekte match growing demand ne anlama geliyor?
- Artan talebe yetişecek kadar arzı veya üretimi artırmak.
- Renkleri birbirine benzeyen ürünleri seçmek.
- Müşterilerin ürünü daha fazla istemesini sağlamak.
Cevabı göster
Artan talebe yetişecek kadar arzı veya üretimi artırmak.
and how it's trying to expand the business without increasing its carbon footprint. Notlar
1:04ve karbon ayak izini büyütmeden işini nasıl genişletmeye çalıştığını inceliyoruz.
without increasing: bir sonucu önlemek için without + -ing kullanımı
Without increasing, ana eyleme bir koşul ekler: şirket, karbon ayak izinde artışa yol açmadan işi büyütmek istiyor. Without burada bir edattır, bu yüzden increase fiili -ing biçimi olan increasing şeklini alır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp ana eylem + without + -ing şeklindedir. Ana eyleme eşlik etmemesi gereken bir eylemi veya sonucu belirtir: grow without borrowing, travel without spending too much.
Alıştırma
Cümleyi increase fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We need to serve more customers without ____ our energy use.
Cevabı göster
increasing
carbon footprint: toplam sera gazı etkisi
Carbon footprint, bir kişi, ürün, faaliyet veya kuruluşun doğrudan ve dolaylı olarak neden olduğu toplam sera gazı emisyonunu anlatan yerleşik bir çevre terimidir ve genellikle karbondioksit eşdeğeri olarak ifade edilir. Bu cümlede, işin büyümesinin oluşturabileceği ek iklim etkisini belirtir. Footprint burada mecazdır; gerçek bir ayak izi değildir. Terim, tek bir yerde salınan karbondioksitten daha fazlasını kapsayabilir: diğer sera gazlarını ve üretim, enerji kullanımı, ulaşım ve tedarik zincirlerinden kaynaklanan emisyonları da içerebilir.
Alıştırma
Bir üretici fabrikalarından, elektrik kullanımından, nakliyeden ve tedarikçilerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarını hesaplıyor. Bu birleşik iklim etkisini en iyi hangi terim adlandırır?
- ecological footprint
- carbon emissions
- carbon footprint
Cevabı göster
carbon footprint
Luffas look like cucumbers when they're growing, Anlatım akışı
1:12Lif kabakları büyürken salatalığa benzer,
look like ..., but ... actually ...: görünüşten gerçeğe geçiş
look like önce görünür ilk izlenimi sunar: büyüyen lif kabakları salatalıklara benzer. but karşıtlık kurar, actually ise ikinci bölümün ilk izlenimi düzelten gerçeği verdiğini gösterir: bitki sınıflandırmasında lif kabakları balkabaklarıyla yakın akrabadır. Yeniden kullanılabilen bilgi kalıbı X looks like A, but X is actually B biçimindedir. Konuşan kişi, görünüşe dayalı çıkarımı daha doğru bilgilerle değiştirmeden önce bir varsayımın neden mantıklı göründüğünü kabul eder. Burada closely related to, insanlar arasındaki aile bağını değil, bitkiler arasındaki botanik akrabalığı anlatır.
Alıştırma
Dersin kalıbıyla açıklamayı tamamlayın: These candles ____ desserts, but they are ____ made of wax.
Cevabı göster
look like · actually
Their exact origins are hard to trace, Dilbilgisi
1:18Tam olarak nereden geldiklerini belirlemek zor,
Özne + be hard to + fiil: hard to trace
Their exact origins are hard to trace cümlesinde Their exact origins öznesi, birinin izini sürmeye çalışacağı şeydir. Bu nedenle etkin biçimde görünen to trace mastarı anlam bakımından edilgen yorumlanır: “kesin kökenlerinin izini sürmek zordur.” Bu, yaygın olan özne + be + hard/easy + to + fiilin yalın hâli kalıbıdır. İngilizcede geçmiş zaman ortacından önce be eklemek yerine genellikle The cause is hard to explain veya The form is easy to complete denir.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve “kökenine kadar izlenmesi zor” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The source of this old photograph is ____.
Cevabı göster
hard to trace
but scientists say the plant likely originated in Africa.
1:20ancak bilim insanlarına göre bitkinin kökeni muhtemelen Afrika.
Archaeological remains show its existence in Egypt as far back as 3500 BC. Kalıp ifadeler
1:24Arkeolojik kalıntılar, MÖ 3500 gibi erken bir tarihte Mısır'da var olduğunu gösteriyor.
Eski bir tarihi vurgulayan as far back as
Cümlede as far back as, 3500 BC tarihini getirir ve kanıtların son derece eski bir zamana kadar uzandığını vurgular. Buradaki far, fiziksel mesafeyi değil geçmişe doğru zaman mesafesini anlatır. “Şaşırtıcı derecede eski olan o zamanda bile” anlamını vermek için as far back as + tarih veya dönem kullanılır. Bu ifade, uzak geçmişe kadar izlenebilen kayıtlar, kanıtlar, gelenekler veya kökenlerle sıkça görülür.
Alıştırma
Bu nottaki, şaşırtıcı derecede eski bir zamanı vurgulayan dört sözcüklü İngilizce ifadeyi kullanın: Written references to the game go ____ the 1500s.
Cevabı göster
as far back as
Luffas first showed up in China during the first century AD, Öbek fiiller
1:30Lif kabağı Çin'de ilk kez MS 1. yüzyılda ortaya çıktı,
showed up: kayıtlarda ilk kez ortaya çıktı
Burada showed up, “ilk kez ortaya çıktı” veya “mevcut tarihî kayıtlarda görünür hâle geldi” anlamındadır. Özne lif kabağı olduğu için bir kişinin gelmesi anlamına gelmez. Tarihî anlatımda X showed up in + yer veya kaynak yapısı, X'in orada bilinen en eski kanıtını gösterebilir. Bu ifade tek başına X'in orada ortaya çıktığını ya da daha önce hiç var olmadığını kanıtlamaz.
Alıştırma
“The earliest references to the festival showed up in old letters,” cümlesinde showed up ne anlama gelir?
- Mevcut kanıtlarda ortaya çıktılar.
- Mektupların üstünde sergilendiler.
- Festivalin orada başladığını kanıtladılar.
Cevabı göster
Mevcut kanıtlarda ortaya çıktılar.
and they remain a staple in Chinese and Indian cuisine today, Kalıp ifadeler
1:33ve bugün hâlâ Çin ve Hint mutfaklarının temel gıdalarından biri;
remain a staple in ...: temel bir parça olmaya devam etmek
Remain a staple in, “bir mutfağın veya başka bir alanın düzenli, temel ya da özellikle önemli bir parçası olmaya devam etmek” demektir. Remain, bu konumun daha önce başladığını ve bugün de sürdüğünü gösterir. Burada staple, düzenli olarak güvenilen veya kullanılan bir şeyi, özellikle yaygın bir yiyecek ya da malzemeyi belirten isimdir. Yine staple adı verilen metal zımba teliyle ilgisi yoktur.
Alıştırma
Süren önemi vurgulayan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Paper notebooks ____ many classrooms, even in the digital age.
Cevabı göster
remain a staple in
eaten when they're small and green: indirgenmiş edilgen yan cümle
Cümlenin sonundaki eaten when they're small and green bölümünde eaten, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır. Örtük öznesi lif kabaklarıdır: lif kabakları bu aşamada yenir. when yan cümlesi yeme eyleminin ne zaman gerçekleştiğini belirtir; small and green ise lif kabaklarının o andaki durumunu anlatır. Bu kısa bölüm which are eaten when they're small and green şeklinde genişletilebilir. İngilizcede özne ve yardımcı fiilin tamamını tekrarlamadan bilgi eklemek için bu tür indirgenmiş edilgen yan cümleler sıkça kullanılır.
Alıştırma
Meyvelerin eyleme maruz kaldığını göstermek için geçmiş zaman ortacı içeren ek açıklama yan cümlesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The berries are sold at the farm, picking them when they are fully ripe.
- The berries are sold at the farm, picked when they are fully ripe.
- The berries are sold at the farm, pick when they are fully ripe.
Cevabı göster
The berries are sold at the farm, picked when they are fully ripe.
It takes about six months for the plant to mature. Dilbilgisi
1:40Bitkinin olgunlaşması yaklaşık altı ay sürüyor.
Süre belirtmek için It takes ... for ... to ...
It takes + süre + for + isim veya zamir + to + fiil kalıbı, bir sürecin ne kadar zaman gerektirdiğini belirtir. It biçimsel bir öznedir; asıl anlamı taşıyan olay for the plant to mature bölümüdür. Burada bu süreç yaklaşık altı ay sürer. for ... to yan cümlesinde the plant, mature fiilinin örtük öznesidir; bir yararlanıcı değildir. Kalıbı başka durumlarda kullanırken for sözcüğünü eylemi gerçekleştiren öğeden önce, to sözcüğünü ise fiilin yalın biçiminden önce getirin.
Alıştırma
Cümleyi It takes ... for ... to ... yapısıyla tamamlayın: ____ about two weeks ____ the package ____ arrive by sea.
Cevabı göster
It takes · for · to
Juan Carlos says he has a few tricks to check whether a luffa is ready to be picked. Dilbilgisi
1:44Juan Carlos, bir lif kabağının toplanmaya hazır olup olmadığını anlamak için birkaç yöntemi olduğunu söylüyor.
whether ... is ready to be picked yapısı
check fiilinden sonra whether, evet ya da hayırla yanıtlanabilen dolaylı bir soru başlatır. Kontrol edilen doğrudan soru Is a luffa ready? şeklindedir. Dolaylı soru düz cümle dizilişini korur; bu nedenle whether is a luffa değil, whether a luffa is kullanılır. Ready to be picked bir durumu anlatır: lif kabağı, birinin onu toplayabileceği ya da toplaması gereken aşamaya gelmiştir. luffa eylemden etkilenen taraf olduğu için edilgen mastar yapısı to be picked kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi whether ve edilgen bir mastarla tamamlayın: The inspector checks ____ the equipment is ready ____ used.
Cevabı göster
whether · to be
He can instantly identify the sound after 12 years in the business.
1:51Bu işte geçirdiği 12 yılın ardından sesi anında ayırt edebiliyor.
es que el fruto está en su último estado de madurez
1:58meyve olgunluğunun son aşamasına gelmiş demektir;
The inside of the fruit also needs to turn yellow. Kalıp ifadeler
2:05Meyvenin iç kısmının da sararması gerekiyor.
turn + renk sıfatı: turn yellow
Burada turn bağlayıcı fiil olarak kullanılır ve yellow ortaya çıkan rengi belirten bir sıfattır. turn + renk sıfatı, öznenin o renge dönüştüğünü anlatır; dönme veya kendi çevresinde hareket etme anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, leaves turn brown örneğindeki gibi özne + turn + renk sıfatı yapısıdır. Kısa ve özellikle gözle görülen renk değişimlerini anlatmak için doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi turn + renk kalıbıyla tamamlayın: As the old book ages, its pages ____ yellow.
Cevabı göster
turn
Luffas need about 200 frost-free days to grow. Kelime
2:09Lif kabaklarının büyümek için don yaşanmayan yaklaşık 200 güne ihtiyacı var.
frost-free ve -free ekinin “-sız” anlamı
frost-free ifadesindeki -free, “ücretsiz” değil, “-sız” veya “-den arınmış” anlamına gelir. Frost-free days, don yaşanmayan günlerdir; dolayısıyla bitkiler donma koşullarına maruz kalmaz. İsim + -free kalıbı, o ismin belirttiği şeyi içermeyen bir durumu anlatan sıfat oluşturur: sugar-free şekersiz, smoke-free ise dumansız anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “şeker içermeyen” anlamındaki bir -free birleşiğiyle tamamlayın: This drink is ____.
Cevabı göster
sugar-free
Galicia's ideal for growing luffas because there's plenty of sun and rain. Kalıp ifadeler
2:15Bol güneş ve yağmur aldığı için Galiçya, lif kabağı yetiştirmeye çok uygun.
be ideal for + isim veya -ing biçimi
Be ideal for, “bir şey için özellikle uygun olmak” anlamına gelir. ideal for growing luffas ifadesinde for etkinliği tanıtır, grow ise -ing biçimi olan growing hâline gelir. because yan cümlesi, Galiçya’nın bu etkinliğe neden uygun olduğunu açıklar. Bu kalıp bir yeri, aracı, zamanı veya koşulu anlatabilir: be ideal for + isim ya da -ing biçimi.
Alıştırma
Cümleyi ideal for ve read fiilini kullanarak tamamlayın: The quiet window seat is ____.
Cevabı göster
ideal for reading
Muchas veces ni siquiera tenemos que aplicar de manera mecánica.
2:20Çoğu zaman mekanik olarak sulama yapmamıza bile gerek kalmıyor.
But Juan Carlos still tries to avoid waste in every way he can. Dilbilgisi
2:23Ancak Juan Carlos yine de mümkün olan her şekilde israfı önlemeye çalışıyor.
in every way he can: can sonrasında eksiltme
In every way he can, “kullanabildiği bütün yöntemlerle” anlamına gelir. Buradaki way “yol”dan çok “yöntem” anlamındadır; can ise yeterlilik bildiren kiplik fiilidir. Can'den sonra avoid waste sözleri anlaşılır: in every way he can avoid waste. İngilizcede bağlam eylemi açıkça gösteriyorsa kiplik fiilinden sonra tekrarlanan fiil öbeği sıkça düşürülür. in every way + özne + can biçimindeki kısa yapı, mümkün olan her şeyin yapıldığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi in every way + özne + can kalıbıyla tamamlayın: Leo supports the team ____.
Cevabı göster
in every way he can
The irrigation system recycles rain to water the plants,
2:27Sulama sistemi, bitkileri sulamak için yağmur suyunu geri dönüştürüyor
and he's really proud of how big these luffas can get. Dilbilgisi
2:30ve Juan Carlos bu lif kabaklarının bu kadar büyüyebilmesiyle gerçekten gurur duyuyor.
proud of how big ... can get: gömülü how yan cümlesinde sözcük dizimi
Proud of, onun gurur duymasına yol açan şeyi tanıtır. Burada of'tan sonra basit bir isim yerine how big these luffas can get gelir; bu gömülü how yan cümlesi lif kabaklarının ulaşabildiği büyüklük derecesini anlatır. Gömülü how yan cümlesinde düz cümle dizimi kullanılır: how big + özne + kiplik fiili + fiil. Can get burada “olabilmek veya o kadar büyüyebilmek” anlamındadır; bir şeyi almak ya da bir şeye sahip olmak yerine ulaşılabilecek boyutu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede proud of sonrasında gömülü how yan cümlesi doğru kullanılmıştır?
- She's proud how confidently her son can speak.
- She's proud of how confidently can her son speak.
- She's proud of how confidently her son can speak.
Cevabı göster
She's proud of how confidently her son can speak.
Some can grow up to a meter or 3 ft in length, Kalıp ifadeler
2:33Bazılarının uzunluğu bir metreye, yani 3 fite kadar çıkabiliyor,
grow up to ... in length ile en büyük boyutu belirtmek
Grow up to + ölçü, bir şeyin o boyuta ulaşabileceğini ancak sayının üst sınır olduğunu belirtir. Her birinin bu boyuta ulaşacağı veya bunun ortalama olduğu anlamına gelmez. Buradaki grow fiziksel olarak büyümeyi anlatır; “yetişkin olmak” anlamındaki grow up değildir. In length, ölçülen boyutun uzunluk olduğunu gösterir. Or ise metre ve fit cinsinden yaklaşık olarak aynı üst sınırı verir.
Alıştırma
Üst sınır belirten yapıyı tamamlayın: This vine can ____ two meters ____.
Cevabı göster
grow up to · in length
but even the largest ones weigh basically nothing when they're ripe. Deyimler
2:36ama en büyüklerinin bile olgunlaştığında neredeyse hiçbir ağırlığı olmuyor.
Gündelik abartı olarak weigh basically nothing
Weigh basically nothing, “son derece hafif olmak” veya “çok az ağırlığa sahip olmak” anlamına gelen gündelik bir abartıdır. Basically, nothing ifadesini yumuşatır; bu nedenle konuşan kişi ağırlığın gerçekten sıfır olduğunu iddia etmez. Bu sözler bir şeyin ne kadar hafif olduğunu güçlü biçimde vurgular. Daha genel olarak basically nothing, mevcut durumda önemsiz sayılacak kadar küçük bir miktarı anlatabilir.
Alıştırma
Gündelik konuşmada They weigh basically nothing büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kütleleri tam olarak sıfırdır.
- Ağırlıkları ölçülmemiştir.
- Son derece hafiftirler, ancak ağırlıkları gerçekten sıfır değildir.
Cevabı göster
Son derece hafiftirler, ancak ağırlıkları gerçekten sıfır değildir.
Farmers here hand harvest for 4 months from August to November.
2:50Buradaki çiftçiler ağustostan kasıma kadar dört ay boyunca elle hasat yapıyor.
the luffas have to ferment for at least 3 days.
2:56lif kabaklarının en az üç gün fermente edilmesi gerekiyor.
off the vine: bitkiden ayrılma
Bu cümlede off the vine, lif kabaklarının artık bitkinin sarılıcı gövdesine bağlı olmadığı anlamına gelir. Kabaklar toplanmış ya da başka bir şekilde bitkiden ayrılmıştır; off burada bir şeyin kapalı olmasını değil, ayrılmayı anlatır. Once they're off the vine, sonraki olayı bu durum değişikliğinin ardından konumlandırır: mayalanma ancak lif kabakları artık bitkiye bağlı olmadığında başlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the pumpkins are picked, they are ____ and ready to be washed.
Cevabı göster
off the vine
The actual peeling process doesn't take very long because the luffas have soaked long enough that the skin falls off in shreds. Notlar
2:59Lif kabakları yeterince uzun süre suda bekletildiği ve kabukları parça parça döküldüğü için asıl soyma işlemi fazla uzun sürmüyor.
soaked long enough that: sonuca yol açan yeterli süre
soaked long enough that yapısında long, suda bekletme süresini; enough ise bu sürenin gerekli noktaya ulaştığını belirtir. That, the skin falls off in shreds şeklindeki tam sonuç cümleciğini başlatır; burada işaret sözcüğü olarak kullanılmaz. Aktarılabilir kalıp subject + verb + long enough that + full result clause biçimindedir. Bir eylemin, ardından gelen sonucun gerçekleşmesine yetecek kadar uzun sürdüğünü anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The paint dried ____ it was safe to touch.
Cevabı göster
long enough that
falls off: bağlı olduğu yerden ayrılır
Fall off, bir şeyin bağlı ya da yapışık olduğu nesneden ayrılması demektir. Bu cümlede suda bekletme, kabuğun kendiliğinden ayrılmasını sağlar; böylece kabuğu parça parça soymak gerekmez. Off, bir yüzeyden ayrılma düşüncesini taşır. Temel kalıp “bağlı olan şey + fall off” biçimindedir; gerekirse ayrıldığı yer eklenir: The label fell off the jar. Yalnızca aşağı doğru düşmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Genel gerçeği fall off ifadesinin geniş zaman biçimiyle tamamlayın: When the glue gets wet, the label ____ the bottle.
Cevabı göster
falls off
in shreds: yırtık şeritler veya parçalar hâlinde
In shreds, “çok sayıda yırtık şerit veya küçük parça hâlinde” demektir. Burada kabuğun ayrılırken aldığı biçimi anlatır; ayrı bir eylemi adlandırmaz. In edatı burada ortaya çıkan durumu belirtir. Bir şey in shreds hâlinde bulunabilir, yerde durabilir, asılı kalabilir veya dökülebilir. Shreds burada çoğul bir isimdir.
Alıştırma
Kâğıdın yırtılmasına neden olan eylemi söylemeden, kâğıdın zaten yırtılmış durumunu anlatan cümleyi seçin.
- The paper lay in shreds on the floor.
- The paper lay to shreds on the floor.
- The dog tore the paper to shreds.
Cevabı göster
The paper lay in shreds on the floor.
Those same scraps are later recycled as fertilizer.
3:08Aynı kabuk parçaları daha sonra gübre olarak geri dönüştürülüyor.
Farm worker Adrian says extracting the luffa seeds can be the trickiest step. Dilbilgisi
3:14Çiftlik çalışanı Adrian'a göre lif kabağı tohumlarını çıkarmak en zorlu aşama olabiliyor.
Lif kabağı tohumlarını çıkarmak en zorlu aşama olabilir
extracting the luffa seeds isim-fiil öbeği, etkinliğin tamamını adlandırır ve cümlenin öznesi olarak görev yapar. Çoğul seeds ismi bu öbeğin içindedir; fiilin biçimini belirleyen dilbilgisel merkez değildir. doing something + can be + an evaluation kalıbı, bir süreci tek bir aşama olarak sunar ve bu aşamanın olası zorluğunu, değerini ya da riskini değerlendirir. Bir kiplik fiil kullanıldığı için doğru biçim can be olur; can is veya can are olmaz. Kiplik fiil kullanılmadığında etkinlik tekil uyum alır: Extracting the seeds is tricky.
Alıştırma
remove the old labels ifadesini isim-fiil öznesine dönüştürün: ____ can be the slowest step.
Cevabı göster
Removing the old labels
He's perfected his whacking method over the last 3 years. Dilbilgisi
3:19Son üç yılda vurarak tohum çıkarma yöntemini mükemmelleştirdi.
Son 3 yılda vurma yöntemini mükemmelleştirdi
Burada He’s, he has anlamına gelir; çünkü ardından geçmiş zaman ortacı perfected gelir. Present perfect yapısındaki has perfected, geçmişte başlayıp bugünle bağlantısı bulunan bir dönemdeki gelişimi anlatır; sonuç olarak yöntemi artık oldukça ilerlemiştir. Over the last 3 years, şu anda sona eren üç yıllık dönem boyunca demektir. Bu present perfect kalıbını, tamamen geçmişte kalmış bitmiş bir olay yerine bugüne kadar birikmiş beceri, değişim veya başarıyı anlatmak için kullanın. Burada perfect, bir şeyi son derece iyi çalışana kadar geliştirmek anlamına gelen bir fiildir.
Alıştırma
improve fiilinin present perfect biçimini kullanın: The clinic ____ its booking system over the last two years.
Cevabı göster
has improved
He has to be careful not to hit the sponges too hard. Dilbilgisi
3:27Süngerlere fazla sert vurmamaya dikkat etmesi gerekiyor.
Be careful not to + fiil
be careful not to + fiil yapısında not, ardından gelen mastarla birlikte çalışır: not to hit. Bu yapı, sorun çıkarabilecek bir hareketten kaçınması için kişiyi uyarır. Burada vurmak serbesttir; risk, gereğinden sert vurmaktır. Bu ifade genellikle Don't ile kurulan doğrudan bir emirden daha yumuşaktır. Bir işi yapmaya devam ederken dikkatli olmayı söyler.
Alıştırma
Güvenlik uyarısını be careful not to + fiil yapısıyla tamamlayın: Be careful ____ spill the hot soup.
Cevabı göster
not to
tenemos una una malla especial para que evidentemente no nos dañe la esponja.
3:36süngerin zarar görmemesi için özel bir ağ kullanıyoruz.
las petamos para aprovechar lo máximo posible su semilla.
3:43mümkün olduğunca çok tohum elde etmek için onları vuruyoruz.
Salvaged seeds: geri kazanılıp kullanılmak üzere saklanan tohumlar
Salvaged, bir şeyin aksi hâlde kaybolabileceği, zarar görebileceği veya atılabileceği bir durumdan geri kazanıldığı anlamına gelir. salvaged seeds, yeniden kullanılabilmeleri için işleme artıklarından ayrılıp saklanan tohumlardır; sözcük, tohumların zarar görmüş olduğu anlamına gelmez. Salvaged, salvage fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir ve seeds sözcüğünün önünde sıfat olarak kullanılır. salvaged + isim yapısı genellikle yeniden kullanım için geri kazanılan yararlı malzemeleri veya nesneleri anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede salvaged ne anlama geliyor? The builders made a table from salvaged wood.
- Yeni üretilmiş ve daha önce hiç kullanılmamış
- Kullanılamayacak kadar kötü kırılmış
- Olası kayıp veya atıktan geri kazanılıp kullanım için saklanan
Cevabı göster
Olası kayıp veya atıktan geri kazanılıp kullanım için saklanan
throw away: atmak veya boşa harcamak
Throw away, artık istenmeyen bir şeyi atmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Edilgen aren't thrown away yapısında eylem tohumlara uygulanır: hiç kimse onları atmaz. Buradaki away yön bildirmez; fiilin bütün anlamının bir parçasıdır. Aynı öbek fiil zaman, para veya fırsat gibi değerli bir şeyi boşa harcamak anlamında da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘atmak’ anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: Please don't ____ these batteries; take them to a recycling center.
Cevabı göster
throw away
The farmers recycle and replant them for next year.
3:50Çiftçiler bunları geri dönüştürüp gelecek yıl için yeniden ekiyor.
Estos agujeros que podemos ver aquí en la luffa se llaman conductos de de semilla.
3:53Lif kabağında burada gördüğümüz bu deliklere tohum kanalları deniyor.
En donde almacena la luffa la semilla antes de nosotros limpiarla evidentemente.
3:58Lif kabağı, biz temizlemeden önce tohumlarını elbette burada saklıyor.
Farmers steep them in boiling water from a natural spring. Notlar
4:08Çiftçiler onları doğal bir kaynaktan gelen kaynar suya batırıyor.
steep ... in ...: bir şeyi sıvıda bekletmek
Burada steep bir fiildir. steep + object + in + liquid yapısı, sıvının veya ısının nesneyi etkilemesi için nesneyi bir süre sıvının içinde tutmak anlamına gelir. Them nesnedir, boiling water ise sıvıdır. Steep, bir şeyi sıvıya yalnızca bir an koymaktan daha fazlasını anlatır. Genellikle tat, renk veya başka bir maddenin sıvı ile nesne arasında geçmesine olanak verir.
Alıştırma
Talimatı hedef fiille tamamlayın: ____ the dried flowers in hot water for ten minutes to make an herbal drink.
Cevabı göster
Steep
natural spring: doğal bir yer altı suyu kaynağı
Bu cümlede natural spring, yer altı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıktığı bir yeri ifade eder. from a natural spring bölümü, kaynar suyun nereden geldiğini açıklar. Buradaki spring, isim olarak pınar veya su kaynağı anlamındadır. Kıştan sonraki mevsim ya da sarmal metal yay anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede spring doğal bir su kaynağı anlamındadır?
- We filled our bottles at a spring in the hills.
- Spring begins in March.
- The spring inside the toy snapped.
Cevabı göster
We filled our bottles at a spring in the hills.
That hot water removes any bacteria and gets rid of the proteins in the fiber of the luffas, Öbek fiiller
4:18Bu sıcak su bakterileri öldürüyor ve lif kabağının liflerindeki proteinleri gideriyor;
get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak
Burada gets rid of, istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak anlamına gelir. That hot water öznesi get sözcüğünün gets biçimini almasını sağlar; of'tan sonraki the proteins ise neyin çıkarıldığını gösterir. get rid of ifadesini üç sözcüklü sabit bir bütün olarak öğrenin. Zamana veya özneye göre yalnızca get değişir: get, gets, got ya da getting. rid of birlikte kalır.
Alıştırma
Cümleyi get ile başlayan ve 'istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak' anlamına gelen üç sözcüklü ders ifadesiyle tamamlayın: This filter helps ____ bad smells.
Cevabı göster
get rid of
so they're even softer when they're cut into sponges later on. Dilbilgisi
4:23böylece daha sonra sünger şeklinde kesildiklerinde daha da yumuşak oluyorlar.
even + karşılaştırma biçimi: even softer
Even, karşılaştırma biçimi olan softer sözcüğünün hemen önüne gelir ve karşılaştırmayı güçlendirir. Malzemenin öncekinden veya dinleyenin beklediğinden daha da yumuşak hâle geldiğini anlatır. Daha ileri veya dikkat çekici bir değişimi belirtmek için even + karşılaştırma biçimini kullanın: even bigger, even faster, even more useful. Burada even, “düz” veya “çift sayı” anlamında değildir.
Alıştırma
Yumuşaklıktaki ek artışı vurgulayan iki sözcüklük hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a second rinse, the fabric felt ____.
Cevabı göster
even softer
They're left to dry in a covered area. Kalıp ifadeler
4:27Üstü kapalı bir alanda kurumaya bırakılıyorlar.
left to dry: kururken yerinde bırakmak
Be left to dry yapısında left, leave fiilinin geçmiş ortaç biçimidir ve bir şeyin başka işlem yapılmadan bir yerde tutulduğunu veya bırakıldığını anlatır; to dry ise amaçlanan süreci ya da sonucu belirtir. Edilgen yapı, bırakan kişiye değil nesnelere odaklanır. Bu kalıp süreç anlatımlarında yaygındır: özne + be left + to-infinitive. Genellikle zamanın veya doğal koşulların eylemi tamamlamasına izin verildiği anlamına gelir.
Alıştırma
Bir nesneyi kururken dokunmadan bırakmayı anlatan üç sözcüklük hedef edilgen ifadeyle süreç açıklamasını tamamlayın: After washing, the paintbrushes are ____ overnight.
Cevabı göster
left to dry
Adrian can tell when they're ready just by touch. Dilbilgisi
4:29Adrian sadece dokunarak hazır olup olmadıklarını anlayabiliyor.
tell when they’re ready just by touch: yalnızca dokunarak hazır oldukları zamanı anlamak
Buradaki tell, “birine bir şey söylemek” değil, “ayırt etmek veya anlamak” demektir. When yan cümlesi Adrian’ın neyi anlayabildiğini belirtir: lif kabağı süngerlerinin sonraki aşamaya geçecek kadar kuruduğu zamanı. Aktarılabilir kalıp can tell + soru sözcüklü yan cümle + by + yöntem şeklindedir. Just by touch, yalnızca dokunma duyusunun yeterli ipucu verdiğini vurgular.
Alıştırma
Dokunma yoluyla doğru zamanı anlamayı belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya ____ the clay is dry just by touch.
Cevabı göster
can tell when
si aún le queda un poco o si aún está mojada.
4:36biraz nemi kalmış mı yoksa hâlâ ıslak mı, hemen anlıyoruz.
Adrian stamps them flat with this pressing machine. Dilbilgisi
4:49Adrian bu pres makinesiyle onları bastırıp düzleştiriyor.
stamps them flat: sonucu gösteren bir sıfat
Stamps them flat ifadesinde stamp, bir makineyle bastırmak veya şekil vermek anlamındadır. Them nesnedir; flat ise sonuç tümlecidir ve presleme eyleminin oluşturduğu durumu belirtir. Aktarılabilir fiil + nesne + sıfat kalıbı, eylemin yol açtığı sonucu anlatır. Bu ifade “onları presleyerek yassı hâle getirir” şeklinde anlaşılmalıdır; zaten yassı olan nesneleri tarif etmez.
Alıştırma
Eylemin sonucunu belirten sıfatla cümleyi tamamlayın: The heavy roller pressed the dough ____, changing it from thick to completely level.
Cevabı göster
flat
Y con esta máquina pues sacaríamos un estropajo de cocina.
5:03Bu makineyle bir mutfak ovma süngeri elde ediyoruz.
Iberluffa owns the patent for these kitchen scrubbers in Europe, Kalıp ifadeler
5:11Iberluffa bu mutfak ovma süngerlerinin patentini Avrupa,
Canada, and China and makes sure all the wrapping can be recycled. Dilbilgisi
5:14Kanada ve Çin'de elinde bulunduruyor, ayrıca tüm ambalajların geri dönüştürülebilir olmasını sağlıyor.
owns the patent for: mevcut yasal sahiplik
“Owns the patent for”, bir buluşun veya tasarımın patent haklarını yasal olarak elinde bulundurmak anlamına gelir. Buradaki korunan nesneler bu mutfak ovma süngerleridir; yer listesi, cümleye göre bu hakların nerelerde geçerli olduğunu gösterir. Mevcut yasal hakkın kimde olduğunu belirtmek için own/owns the patent for + buluş, tasarım veya ürün yapısını kullanın. Bu ifade yalnızca kişinin ya da şirketin ürünü ürettiği veya sattığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Şirketin yasal patent haklarını şu anda elinde bulundurduğunu belirten vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The company ____ its leak-proof bottle design.
Cevabı göster
owns the patent for
makes sure ... can be recycled: geri dönüştürülebilmesini sağlar
“Makes sure”, öznenin kontrol ettiği veya gerçekleşmesini sağlamak için adım attığı sonucu anlatan yan cümleyi başlatır. Özne Iberluffa'dır ve ardından gelen içerik cümlesi şirketin neyi güvence altına aldığını belirtir. Burada “all the wrapping can be recycled”, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır: ambalaj geri dönüşüm işleminden geçirilebilir. make sure sonrasında that kullanılabilir veya atılabilir: “makes sure (that) all the wrapping can be recycled.”
Alıştırma
Talimatı “kontrol etmek veya güvence altına almak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before the children go outside, ____ the gate is closed.
Cevabı göster
make sure
Que tampoco en el packaging o en los envíos utilizamos ningún tipo de residuo plástico.
5:18Ambalajlarda veya gönderilerde de hiçbir tür plastik malzeme kullanmıyoruz.
$3 a piece: her ürünün fiyatı
Bu cümlede a piece fiyattan sonra gelir ve “her bir sünger için” anlamını taşır. İfade, bitmiş süngerlerin her birinin 3 dolar olduğunu söyler; 3 doların yalnızca bir süngerin bir parçasını satın aldığı anlamına gelmez. Kalıp “tutar + a piece” şeklindedir: The mugs are $8 a piece. Burada piece, satılan ürünler için sayma birimi görevi görür.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “her bir mum için” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: At the market, the candles cost five dollars ____.
Cevabı göster
a piece
researchers at DuPont developed one of the world's first artificial sponges.
5:30DuPont araştırmacıları dünyanın ilk yapay süngerlerinden birini geliştirdi.
Malzeme bileşimini belirten made of
Made of, “be + made + of” biçimindeki edilgen yapıdır. Bir şeyi oluşturan malzemeyi veya bileşenleri tanıtır; burada of, süngeri ardından sıralanan maddelere bağlar. Be fiilinin biçimi zamanı taşır: was made of geçmişteki bileşimi anlatır. Bu ifade, nesneyi kimin ürettiğine değil, nesnenin nelerden oluştuğuna odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümle üzümün şaraba dönüştürüldüğünü en doğal biçimde vurgular?
- Wine is made by grapes.
- Wine is made from grapes.
- Wine is made of grapes.
- Wine is made at grapes.
Cevabı göster
Wine is made from grapes.
The plastic material was more durable and much cheaper to produce than natural sponges, Dilbilgisi
5:38Plastik malzeme, doğal süngerlerden daha dayanıklıydı ve üretimi çok daha ucuzdu,
more durable and much cheaper to produce than... ile bağlı karşılaştırma
Cümle, plastik malzemeyle ilgili iki karşılaştırmalı betimlemeyi bağlar: more durable ve much cheaper to produce. Her ikisinde de karşılaştırma noktası natural sponges ifadesidir; böylece tek cümlede dayanıklılık ve üretim maliyeti değerlendirilir. much cheaper to produce ifadesinde cheaper, cheap sıfatının karşılaştırma biçimidir; much ise farkın büyük olduğunu vurgular. to produce, daha düşük maliyetli olan sürecin üretim olduğunu belirtmek üzere cheaper ifadesini tamamlar; amaç bildirmez. cheaper zaten karşılaştırma anlamı taşıdığı için more cheaper denmez.
Alıştırma
durable ve tam olarak much cheaper to produce ifadesini kullanarak bağlı karşılaştırmayı tamamlayın: The redesigned case is ____ than the original.
Cevabı göster
more durable and much cheaper to produce
but plastic waste is really harmful for the planet.
5:43ancak plastik atıklar gezegen için gerçekten zararlı.
So Iberluffa's customers want to buy natural luffas instead.
5:46Bu yüzden Iberluffa'nın müşterileri bunun yerine doğal lif kabağı almak istiyor.
la la esponja sintética lo único que hace es que se produce a través de un residuo del petróleo,
5:51sentetik sünger sadece bir petrol atığından üretiliyor,
while plastic sponges can go bad in just a few weeks. Notlar
6:06plastik süngerler ise sadece birkaç hafta içinde bozulabiliyor.
Fiil ve süre kalıbı olarak last 7 months
Burada last, sürmek veya kullanılabilir durumda kalmak anlamına gelen geniş zamanlı bir fiildir. Last 7 months, lif kabağı süngerlerinin yedi ay boyunca kullanılabilir durumda kaldığını belirtir. Süre doğrudan last fiilinden sonra gelebilir: özne + last/lasts + süre. last for seven months da mümkündür, ancak for zorunlu değildir. Fiil biçimini özneyle uyumlu kullanın: luffas last, fakat one luffa lasts.
Alıştırma
Cümleyi last fiilinin hemen ardından verilen süreyi getirerek tamamlayın: This rechargeable lantern can ____ on one charge. (Duration: 12 hours)
Cevabı göster
last 12 hours
Karşıtlık bildiren while
Bu cümlede while, doğal lif kabağının yedi ay dayanabildiğini belirten önceki bilgiyle plastik süngerlerin yalnızca birkaç hafta sonra bozulabileceğini belirten karşıt bilgiyi birbirine bağlar. Buradaki anlamı buna karşılık ifadesidir; -dığı sırada değildir. Karşıtlık bildiren while, iki tamamlanmış düşünceyi dengeli bir karşılaştırmada bir araya getirir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp şudur: A bir özelliğe veya sonuca sahipken, while B farklı bir özelliğe veya sonuca sahiptir.
Alıştırma
Bu yeni cümlede while ne işlev görür? Maya prefers early meetings, while Leo works better in the afternoon.
- Maya ile Leo'nun tercihlerini karşılaştırır.
- Maya ile Leo'nun aynı anda çalıştığını söyler.
- Leo'nun öğleden sonrayı neden tercih ettiğini açıklar.
Cevabı göster
Maya ile Leo'nun tercihlerini karşılaştırır.
go bad: bozulmak veya kullanılamaz hâle gelmek
Go bad, iyi veya kullanılabilir durumdan bozulmuş, güvenli olmayan, etkisiz ya da başka bir nedenle kullanılamaz bir duruma geçmek demektir. Burada sünger herhangi bir yere gitmez; go durum değişimini, bad ise ortaya çıkan durumu belirtir. Bozulmanın tam olarak ne anlama geldiğini isim ve bağlam belirler. Yiyecek bozulabilir; bir sünger ise hijyenik olmayan veya etkisiz bir hâle gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “bozulmak veya kullanılamaz hâle gelmek” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you leave the yogurt out all night, it may ____.
Cevabı göster
go bad
So luffas are really attractive to the zero waste movement. Kültür
6:09Bu nedenle lif kabakları sıfır atık hareketi için çok cazip.
zero waste movement: sıfır atık hareketi
Sıfır atık hareketi; daha az tüketme, yeniden kullanma, onarma ve geri dönüştürme gibi seçimlerle atılan malzemeleri önlemeyi ve azaltmayı amaçlayan geniş kapsamlı bir toplumsal hareket ve yaşam biçimidir. “Sıfır” bir yönü veya ideali ifade eder; genellikle katılımcıların kelimenin tam anlamıyla hiç atık üretmediği iddiasını taşımaz. Bu cümlede lif kabağı süngerleri caziptir çünkü doğal ve yeniden kullanılabilir bir temizlik ürünü, tek kullanımlık plastik süngerlere bağımlılığı azaltabilir. Dolayısıyla çekicilikleri yalnızca işlevlerinden değil, hareketin tüketim değerleriyle uyumlu olmalarından da kaynaklanır.
Alıştırma
Bu cümlede zero waste movement ne anlama geliyor?
- Hiç çöp üretmemeyi vaat eden bir nakliye programı
- Yalnızca lif kabağı süngerlerini cazip göstermeye odaklanan bir kampanya
- Yeniden kullanım gibi seçimlerle atığı önlemeyi ve azaltmayı amaçlayan bir hareket
Cevabı göster
Yeniden kullanım gibi seçimlerle atığı önlemeyi ve azaltmayı amaçlayan bir hareket
Juan Carlos is developing a plan to address the environmental footprint of shipping. Kalıp ifadeler
6:17Juan Carlos, nakliyenin çevresel ayak izini ele alacak bir plan geliştiriyor.
address the environmental footprint of shipping: nakliyenin çevresel ayak izini ele almak
Buradaki address, bir sorun veya endişeyle ilgilenmek için harekete geçmek anlamına gelen resmî bir fiildir. Adres yazmak anlamına gelmez ve bu bağlamda konudan yalnızca bahsetmekten daha güçlüdür. The environmental footprint of shipping, emisyon ve kaynak kullanımı gibi, malların taşınmasından kaynaklanan genel çevresel etkiyi ifade eder. Bu etkiyi address etmek için bir plan geliştirmek, harekete geçme niyetini gösterir; ancak etkinin zaten ortadan kaldırıldığını veya sorunun tamamen çözüldüğünü iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef fiille tamamlayın: The company created a plan to ____ the environmental impact of its data centers.
Cevabı göster
address
Iberluffa is going to start replicating its entire farming method outside of Spain,
6:26Iberluffa tüm tarım yöntemini İspanya dışında da uygulamaya başlayacak;
The company plans to sell its American-made luffas across the country. Kelime
6:44Şirket, ABD'de üretilen lif kabaklarını ülke genelinde satmayı planlıyor.
American-made: Bir ürünün nerede üretildiğini belirtmek
American-made, yer bildiren American sıfatı + made geçmiş zaman ortacından oluşan birleşik bir sıfattır. Bu cümlede luffas sözcüğünden önce gelir ve bunların nerede üretildiğini, yani Amerika Birleşik Devletleri’nde üretildiğini belirtir. Kısa çizgi, iki sözcüğün tek bir niteleyici olarak birlikte çalışmasını sağlar. Bu ifade üretim yerini anlatır. Tek başına şirketin Amerikalılara ait olduğu veya her malzeme ya da ham maddenin Amerika Birleşik Devletleri’nden geldiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “Japonya’da üretilmiş” anlamına gelen bir birleşik sıfatla tamamlayın: The museum shop sells ____ toys.
Cevabı göster
Japanese-made
Cada vez la los productos de luffa son más importantes en los mercados.
6:54Lif kabağı ürünleri pazarlarda giderek daha önemli hâle geliyor.