Kulaklarınıza Güvenebilir misiniz? (İşitsel Yanılsamalar): İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Üç deney; görme, erken deneyim ve üst üste frekansların duyduğumuzu sandığımız şeyi nasıl değiştirdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “Strange as it may seem,” (Dilbilgisi ve Cümle Kalıpları), “garip görünse de” anlamında bir ödünleme devrikliğidir. as sözcüğünü neden saymadan şaşırtıcı gerçeği sunar. 2. “play a role in deciding” (Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler), dilin ya da çevrenin bir yargıyı etkisini play a role in + isim/gerund ile doğal anlatır. 3. “Shepard tone” (Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı), üst üste sinüs dalgaları ve bir oktavlık düşüşün durmadan yükseliyormuş gibi duyulduğu yanılsamadır; mekanizmayı izlemeyi sağlar.
Bu derste
Many of us have become quick to catch illusions that trick our eyes,
0:00Birçoğumuz gözlerimizi kandıran yanılsamaları hemen fark eder hâle geldik,
but how often do you consider illusions of the ear?
0:03peki işitsel yanılsamaları ne sıklıkla düşünüyorsunuz?
Are you really able to trust your ears and the things they hear?
0:06Kulaklarınıza ve duyduklarınıza gerçekten güvenebilir misiniz?
If you heard ... you'd be right: varsayımsal bir değerlendirme
If + simple past, would + fiilin yalın hâli kalıbı varsayımsal bir koşulu ve onun sonucunu ya da değerlendirmesini sunar. Burada If you heard ... dinleyicinin olası algısını belirtir; you'd be right ise bu algının doğru sayılacağını söyler. Buradaki you'd, you had değil, you would kısaltmasıdır; çünkü ardından fiilin yalın hâli olan be gelir. Bu kalıp, koşulun doğru olduğunu önceden ileri sürmeden bir yargıyı değerlendirmeyi sağlar.
Alıştırma
Varsayımsal değerlendirmeyi you would kısaltmasıyla tamamlayın: If you identified the speaker correctly, ____ be right.
Cevabı göster
you'd
Chances are you heard far far far this time with an F, Kalıp ifadeler
0:29Büyük olasılıkla bu kez F sesiyle başlayan “far far far” sesini duydunuz,
Chances are + cümlecik: olası bir tahmin
Chances are + cümlecik, It is likely that ... veya Probably ... anlamına gelen sabit bir konuşma kalıbıdır. Ardından gelen cümlecik tahmin edilen durumu belirtir ve that genellikle kullanılmaz. Burada konuşmacı, dinleyicinin ne duyduğu konusunda kendinden emin ama kesin olmayan bir tahminde bulunur. Çoğul isim chances tek başına gerçek anlamıyla yorumlanmamalıdır; olasılık anlamını başlangıçtaki kalıbın tamamı verir.
Alıştırma
Tahmini It is likely anlamındaki sabit kalıpla tamamlayın: ____ the bus will be late in this traffic.
Cevabı göster
Chances are
Düzeltici bir tersine çevirme olarak except you didn't
Except you didn't, ilk bölümün oluşturduğu beklentiyi tersine çevirir. Konuşmacı önce dinleyiciyi far duyduğu yönündeki olası sonucu kabul etmeye yöneltir, ardından except + yan cümle kullanarak bu sonucun değişmeyen ses kaydı açısından kelimenin tam anlamıyla doğru olmadığını açıklar. Didn't burada eksiltilidir ve didn't hear far anlamına gelir. Except bu kullanımda yalnızca bir listedeki öğeyi dışarıda bırakmaz; önceki ifadenin nasıl anlaşılması gerektiğini değiştiren bir düzeltme getirir.
Alıştırma
Except you didn't ifadesi cümlede ne yapıyor?
- Dinleyicinin far sözünden sonra duyduğu başka bir sesi ekler.
- Önceki iddiayı düzelterek dinleyicinin değişmeyen ses kaydında gerçekte far duymadığını söyler.
- Bir kişi dışında bütün dinleyicilerin far duyduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Önceki iddiayı düzelterek dinleyicinin değişmeyen ses kaydında gerçekte far duymadığını söyler.
In fact, the audio didn't even change between the two videos. Dilbilgisi
0:34Aslında, iki videodaki ses kaydı hiç değişmedi.
didn't even change: not even + fiil
Didn't even change ifadesinde even, olumsuz yan cümlenin içindeki bir odaklama zarfıdır. Değişmeyi temel veya güçlü biçimde beklenen bir olay olarak sunar ve ardından bu olayın gerçekleşmediğini söyler. Bu kullanım, yalnızca the audio didn't change demekten daha güçlüdür; çünkü hiçbir değişiklik olmamasının ne kadar şaşırtıcı olduğunu vurgular. Başka durumlara aktarılabilen kalıp özne + didn't/doesn't + even + fiilin yalın hâlidir. Başka yardımcı fiillerle de even olumsuz yan cümlede normalde yardımcı fiilden sonra gelir: hasn't even started ve can't even see it.
Alıştırma
Hiçbir şey olmadığını vurgulamak için change ve hedef kalıbı kullanarak cümleyi tamamlayın: I refreshed the page, but it ____ the picture.
Cevabı göster
didn't even change
Strange as it may seem, what you hear depends on which video you're looking at. Dilbilgisi
0:40Ne kadar tuhaf görünse de ne duyduğunuz, hangi videoya baktığınıza bağlıdır.
Strange as it may seem: resmî ödünleme devriği
Strange as it may seem, “garip görünebilse de” anlamına gelir. İfadenin şaşırtıcı gelebileceğini önce kabul eder, ardından onu doğru bir olgu olarak sunar. Kalıp adjective + as + subject + may + verb şeklindedir. Buradaki as neden değil, ödünleme bildirir; cümle “garip görünebileceği için” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Although it may sound risky” ifadesinin resmî ödünleme devriğini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the plan is worth trying.
Cevabı göster
Risky as it may sound
depends on which video you're looking at: dolaylı soru dizilişi
Depends on, sonucu kontrol eden etkeni belirtir. Buradaki tümleci which video you're looking at dolaylı soru yan cümlesidir; dolayısıyla izlenen belirli video, ne duyulduğunu belirler. İngilizcede dolaylı soru içinde bildirme cümlesi dizilişi kullanılır: which video + you're looking at. Doğrudan soru dizilişi olan Which video are you looking at? ise soru tek başına sorulduğunda kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle depends on’dan sonra dolaylı soruyu doğru kullanıyor?
- The final price depends on which plan you choose.
- The final price depends on which plan do you choose.
Cevabı göster
The final price depends on which plan you choose.
Go ahead, take turns watching each video and see how the sound morphs. Notlar
0:44Haydi, videoları sırayla izleyin ve sesin nasıl dönüştüğünü görün.
İzin veya teşvik bildiren Go ahead
Bu cümlede Go ahead, dinleyiciye izin verir ve bir sonraki eyleme, yani videoları dönüşümlü izlemeye başlaması için onu teşvik eder. İleri yönde hareket etmeyi anlatmaz. Bir sonraki eylem zaten belliyse Go ahead ifadesini bir yönergeden önce kullanabilirsiniz. Ayrıca bir isteğe “yapabilirsin” veya “şimdi başla” anlamında cevap verirken de kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Bir çocuk “Can I press the button?” diye soruyor. Hangi cevap nazikçe izin verir?
- Go away.
- Go ahead.
- Go forward.
Cevabı göster
Go ahead.
take turns watching: take turns + -ing ile sırayla yapmak
take turns + -ing fiil kalıbı normalde insanların aynı etkinliği dönüşümlü olarak yapması ve herkesin bir sıra elde etmesi anlamına gelir. Turns burada fiziksel yön değişikliklerini değil, ayrı sıraları veya fırsatları ifade eder. Bu yönergede kalıp, tek bir izleyicinin dikkatini videolar arasında değiştirmesini anlatacak biçimde genişletilmiştir: önce birini, sonra diğerini izlemek. Yeniden kullanılabilir biçim take turns doing something kalıbıdır; take turns reading veya take turns speaking gibi.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We have one controller, so let's ____ playing.
Cevabı göster
take turns
This is a perfect example of something called the McGurk effect, Kültür
0:50Bu, McGurk etkisi denen olgunun mükemmel bir örneğidir,
McGurk etkisi: dudak hareketlerinin algılanan konuşmayı değiştirmesi
McGurk etkisi, konuşan kişinin ağzından gelen görsel bilginin dinleyicinin hangi konuşma sesini duyduğunu düşündüğünü değiştirdiği algısal bir yanılsamadır. Ses kaydının kendisinin değişmesi gerekmez. Beyin görme ve işitme bilgilerini birleştirir; bu nedenle sesle uyuşmayan ağız hareketleri aynı ses kaydı hakkında farklı bir bilinçli yargı oluşturabilir.
Alıştırma
Hangi durum McGurk etkisinin en açık örneğidir?
- Bir kişi ses çok yüksek olduğu için sesi kısar.
- Bir kişinin konuşma sesi algısı, sesle uyuşmayan dudak hareketlerini izledikten sonra değişir.
- Bir kayıt, farklı bir kelime çalacak şekilde düzenlenir.
Cevabı göster
Bir kişinin konuşma sesi algısı, sesle uyuşmayan dudak hareketlerini izledikten sonra değişir.
which shows how our visuals can alter what we believe we're hearing. Dilbilgisi
0:53ve görsel algımızın duyduğumuzu sandığımız şeyi nasıl değiştirebildiğini gösterir.
what we believe we're hearing: gömülü bir isim yan cümlesi
Bu cümlede what we believe we're hearing bir isim yan cümlesidir. Burada what, şey veya içerik anlamını taşır; dolayısıyla yan cümlenin tamamı alter fiilinin nesnesidir: görsel bilgiler duyduğumuzu düşündüğümüz içeriği değiştirebilir. What yan cümlesinin içinde believe başka bir yan cümle alır: we believe (that) we're hearing it. Believe fiilinden sonra that yaygın olarak düşürülür. What yan cümlesinin tamamı doğrudan soru değil, daha büyük bir cümlenin içine yerleşmiş olduğu için düz cümle sırasını kullanır: what we believe..., what do we believe...? değil.
Alıştırma
Hangi cümle gömülü bir what yan cümlesini change fiilinin nesnesi olarak doğru kullanıyor?
- The misleading subtitles can change what we believe we're hearing.
- The misleading subtitles can change that we believe we're hearing.
- The misleading subtitles can change what do we believe we're hearing?
Cevabı göster
The misleading subtitles can change what we believe we're hearing.
Now I want you to count how many times you see a circle flash on screen. Dilbilgisi
0:57Şimdi ekranda bir dairenin kaç kez yanıp söndüğünü saymanızı istiyorum.
want you to count: want + kişi + to + fiil
want you to count ifadesinde you sayma işini yapacak kişiyi, to count ise eylemi belirtir. Kalıp want + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu kalıbı bir kişinin başka birinin bir şey yapmasını istediğini söylemek için kullanın. You olmadan I want to count, sayma işini konuşanın yapmak istediği anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi want + kişi + to + fiil kalıbıyla tamamlayın. you ve choose kullanın: I ____ the blue card first.
Cevabı göster
want you to choose
yet without the sound it becomes clear that the circle is only flashing once. Dilbilgisi
1:07ancak ses olmayınca dairenin yalnızca bir kez yanıp söndüğü açıkça anlaşılır.
it becomes clear that: giderek ortaya çıkan bir sonuç
it becomes clear that yapısında it biçimsel öznedir; sound sözcüğüne gönderme yapmaz. Asıl sonucu that ile başlayan yan cümle verir: daire yalnızca bir kez yanıp sönmektedir. Becomes, anlayıştaki bir değişimi gösterir. Kanıt veya gözlem bir sonucun giderek daha kolay anlaşılmasını sağladığında it becomes clear that + cümle yapısını kullanın.
Alıştırma
Yeni kanıtların sonucu giderek ortaya çıkardığını anlatan dört İngilizce sözcükle cümleyi tamamlayın: After we compare the two photos, ____ the door was painted later.
Cevabı göster
it becomes clear that
In this case, the sound has altered your perceived vision.
1:12Bu durumda ses, görsel algınızı değiştirdi.
The next one works best with other people around. Dilbilgisi
1:15Bir sonraki yanılsama, etrafta başka insanlar varken en iyi sonucu verir.
with other people around: yakında veya orada
with other people around ifadesinde with, eşlik eden bir durumu belirtir: etkinlik gerçekleşirken başka insanlar yakındadır veya oradadır. Around burada zarftır ve ifadenin tamamı works best bölümünü niteler. Başka durumlara da aktarılabilen with + noun + around kalıbı, “o kişi ya da şey yakında veya kullanılabilir durumdayken” anlamına gelir. Başka insanların çevrelendiği anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi with + noun + around kalıbıyla tamamlayın: Maya feels safer ____. Her parents are nearby.
Cevabı göster
with her parents around
I'll play two tones and you tell me if they're ascending or descending. Kelime
1:17İki ton çalacağım; siz de sesin yükseldiğini mi, alçaldığını mı söyleyin.
ascending or descending: ses perdesinin yönü
Burada ascending ve descending, iki ton arasındaki perde yönünü anlatır. Ascending, ikinci tonun birinciden daha tiz olduğu; descending ise daha pes olduğu anlamına gelir. Bu sözcükler ses perdesini anlatır, ses şiddetini değil. Bir sesin perdesi yükselirken ses daha yüksek şiddetli hâle gelmeyebilir.
Alıştırma
İki ton duyuyorsunuz ve ikinci tonun perdesi birinciden daha yüksek. Hangi açıklama doğrudur?
- The tones are getting louder. (Tonların ses şiddeti artıyor.)
- The tones are ascending. (Tonlar yükseliyor.)
- The tones are descending. (Tonlar alçalıyor.)
Cevabı göster
The tones are ascending. (Tonlar yükseliyor.)
In other words, are the notes played from low to high or high to low? Notlar
1:21Başka bir deyişle, notalar pes tondan tiz tona mı, yoksa tiz tondan pes tona mı çalınıyor?
Yeniden ifade etme işareti olarak In other words
In other words yeniden ifade etmeyi başlatır: konuşan kişi aynı fikri daha açık veya daha tanıdık sözlerle tekrar söyler. Burada ascending ve descending terimlerini daha kolay anlaşılan low to high ve high to low yönleriyle değiştirir. Ardından gelen sözlerin ayrı bir bilgi eklemek yerine önceki fikri açıkladığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı fikri daha açık biçimde yeniden ifade etmek için in other words kullanıyor?
- The route is circular. On the other hand, it ends where it begins.
- The route is circular. For example, it ends where it begins.
- The route is circular. In other words, it ends where it begins.
Cevabı göster
The route is circular. In other words, it ends where it begins.
from low to high or high to low: yönü tersine çevirme
From X to Y bir başlangıç ve bitiş noktası belirtir. or Y to X eklenince aynı iki uç ters sıraya girer; böylece from low to high or high to low dengeli ve paralel bir yapıda iki zıt yön sunar. Burada low ve high ses perdesini, yani pes ve tiz notaları anlatır. Bunlar, gürlüğü anlatan quiet ve loud ile aynı değildir.
Alıştırma
Hangi soru ses perdesinin iki zıt yönünü açıkça soruyor?
- Does the melody move from low to high or from quiet to loud?
- Does the melody move from low to high or high to low?
- Does the melody change from quiet to loud or loud to quiet?
Cevabı göster
Does the melody move from low to high or high to low?
Write down what you heard for each number and let us know in the comments. Notlar
1:32Her numarada ne duyduğunuzu yazın ve yorumlarda bize bildirin.
Write down: bilgiyi yazılı olarak kaydetmek
Write down, “bilgiyi daha sonra saklamak veya kullanmak için bir şeyi yazılı olarak kaydetmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede izleyicilerin her numarada duyduklarını yazılı bir yanıta dönüştürmeleri istenir. Buradaki down yön bildirmez; fiilin parçacığıdır. Bir isim, ifadenin ardından veya fiille parçacığın arasında gelebilir: write down the answer / write the answer down. Zamir ise mutlaka ortada olmalıdır: write it down denir, write down it denmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: ____ the gate code so you do not forget it.
Cevabı göster
Write down
Let us know: samimi bir bilgi isteği
Let us know, “bize söyleyin” veya “bilgiyi bize verin” anlamına gelen kalıplaşmış bir istektir. Normalde birinden bizim bir şeyi bilmemize izin vermesini istemez. Bu cümlede konuşanlar, izleyicileri yanıtlarını yorumlarda paylaşmaya davet ediyor. Kalıp let + kişi + know şeklindedir ve kişi, bilgiyi kimin alacağına göre değişir: let me know, let him know veya let us know. Özellikle karar, güncelleme, sonuç ya da geri bildirim isterken kullanışlıdır.
Alıştırma
Samimi isteği dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: If your address changes, please ____.
Cevabı göster
let us know
Chances are if you compare with enough people, Dilbilgisi
1:35Büyük olasılıkla, yeterince çok kişiyle karşılaştırdığınızda,
Olası bir sonuç için if + geniş zaman, ... will
Bu, gerçek ve açık bir koşul cümlesidir. if yan cümlesinde, gerçekten gerçekleşebilecek bir koşulu belirtmek için geniş zaman biçimindeki compare kullanılır; ana cümlede ise olası bir sonucu tahmin etmek için you'll, yani you will kullanılır. Bu yapıda normalde if yan cümlesine will getirilmez: If you compare ..., you'll ... denir; If you will compare ... denmez. Bu, geçmişteki gerçeklere aykırı bir koşul değildir.
Alıştırma
Gerçek koşul cümlesini yapının gerektirdiği fiil biçimi ve kısaltmayla tamamlayın: If you ____ with enough people, you____ all have different answers.
Cevabı göster
compare · 'll
How is it possible that you're hearing something different from others? Dilbilgisi
1:47Başkalarından farklı bir şey duyuyor olmanız nasıl mümkün olabilir?
How is it possible that + düz cümle söz dizimi
How is it possible that ... bir gerçek şaşırtıcı göründüğünde veya beklentilerle bağdaştırılması zor olduğunda açıklama ister. Burada konuşan kişi, farklı insanların aynı sesi nasıl farklı duyabildiğini soruyor; yalnızca bunun mümkün olup olmadığını sormuyor. that sonrasında düz cümle söz dizimi kullanılır: you're hearing ..., are you hearing ... değil. Devrik soru düzeni yalnızca ana soru olan How is it possible ... bölümünde görülür.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir gerçeğin nasıl açıklanabileceğini sormaya yarayan hedef ifadeyle soruyu tamamlayın: ____ you're hearing something different from others?
Cevabı göster
How is it possible that
It's an auditory illusion called the tritone paradox. Kültür
1:49Bu, triton paradoksu denen bir işitsel yanılsamadır.
Triton paradoksu
the tritone paradox, yani triton paradoksu, bir perde algısı yanılsamasıdır: aynı belirsiz ton çifti karşısında bazı dinleyiciler tonların yükseldiğini, bazıları ise düştüğünü duyar. Buradaki paradox, aynı uyarana ilişkin zıt algılar arasındaki şaşırtıcı çatışmayı adlandırır. Biçimsel mantıkta bir çelişki değildir.
Alıştırma
Bu cümledeki the tritone paradox ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Aynı belirsiz ton çifti bazı dinleyicilere yükseliyor, bazılarına ise düşüyor gibi gelebilir.
- Tek bir ton her çalındığında fiziksel olarak daha yüksek sesli olur.
- İki dinleyici biçimsel mantıkla birbirine zıt önermeleri kanıtlamaktadır.
Cevabı göster
Aynı belirsiz ton çifti bazı dinleyicilere yükseliyor, bazılarına ise düşüyor gibi gelebilir.
that the tones contain both a higher and lower frequency in them,
1:53tonlar hem daha yüksek hem de daha düşük frekansları birlikte içerir,
but our brains have a preference of which to listen to.
1:57ancak beynimiz hangisini dinleyeceği konusunda bir tercihe sahiptir.
in such a way that: yapılış biçimini sonuca bağlamak
in such a way that ifadesi, belirli bir yapılış biçimi, düzenleme veya tasarımın ürettiği sonucu bildirir. Kalıp, eylem veya durum + in such a way that + sonuç yan cümlesi şeklindedir. Burada is created tasarım sürecini adlandırır; that ile başlayan yan cümle de sonucu, yani tonların hem daha yüksek hem de daha düşük bir frekans içermesini belirtir. That sonuç yan cümlesini başlatır; way sözcüğünü niteleyen sıradan bir ilgi zamiri değildir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The lid is shaped ____ rainwater runs off.
Cevabı göster
in such a way that
Diana Deutsch, the creator of this illusion, Dilbilgisi
1:59Bu yanılsamanın yaratıcısı Diana Deutsch,
found that your geography and language from infancy
2:01bebeklikten itibaren yaşadığınız coğrafyanın da konuştuğunuz dilin de
all play a role in deciding this preference. Kalıp ifadeler
2:04bu tercihin belirlenmesinde rol oynadığını keşfetti.
the creator of this illusion ifadesinin açıklayıcı eş ad öbeği olarak kullanımı
the creator of this illusion öbeği Diana Deutsch adını başka sözlerle açıklar; iki ad öbeği de aynı kişiyi gösterir. Bu tür öbeğe açıklayıcı eş ad öbeği, yani appozisyon denir. Kimlik hakkında ek bilgi verir; yeni bir özne değildir. Bu öbek zorunlu olmayan ek bilgi verdiği için başına ve sonuna virgül gelir. Öbeğin tamamı çıkarıldığında ana cümlenin öznesi yine Diana Deutsch, fiili de found olur.
Alıştırma
Hangi cümlede açıklayıcı eş ad öbeği bir çift virgülle doğru biçimde gösterilmiştir?
- Ms. Patel our new coach, starts practice today.
- Ms. Patel, our new coach, starts practice today.
- Ms. Patel, our new coach starts practice today.
Cevabı göster
Ms. Patel, our new coach, starts practice today.
play a role in deciding ile karara etkiyi anlatmak
Play a role in deciding, bir seçime katkıda bulunmak veya onu etkilemek demektir. Burada coğrafi çevre ile erken dil deneyiminin bu tercihi etkileyen faktörler olduğu, ancak tek neden olmak zorunda olmadıkları anlatılır. Kalıp play a role in + isim veya -ing biçimidir. Burada in bir edat olduğu için decide, deciding biçimine dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi “seçimi etkilemeye yardımcı olur” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Cost may ____ which laptop we buy.
Cevabı göster
play a role in deciding
Finally, listen to this audio clip of a gradually climbing tune. Anlatım akışı
2:06Son olarak, giderek yükselen bir ezginin yer aldığı bu ses klibini dinleyin.
Son maddeyi belirten Finally,
Finally burada bir sıralama işaretidir. Dinleyiciye bu ses klibinin bir dizi örneğin sonuncusu olduğunu ve konuşmacının son gösterime geçtiğini bildirir. Finally sözcüğünü bu anlamıyla bir açıklamanın, listenin veya yönergeler dizisinin son maddesini ya da adımını tanıtmak için kullanabilirsin. Tek başına bir sonuca geçildiğini bildirmez.
Alıştırma
İki gösterim bitti ve geriye son bir gösterim kaldı. Bu son maddeyi açıkça hangi başlangıç tanıtır?
- In conclusion,
- Finally,
- Eventually,
Cevabı göster
Finally,
And yet, if I play the exact same clip back to you, Notlar
2:21Ama aynı klibi size yeniden çalarsam,
Ayrılabilen bir öbek fiil olarak play ... back
İngilizcedeki play ... back, kaydedilmiş bir sesi veya videoyu tekrar oynatmak anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Bu cümlede the exact same clip nesnedir ve bu yüzden play ile back arasına gelir; to you ise kime dinletildiğini gösterir ve öbek fiilin parçası değildir. Nesne bir isimse hem play the clip back hem de play back the clip kullanılabilir. Nesne bir zamirse araya girmelidir: play it back; play back it denmez.
Alıştırma
Cümleyi play ... back ile tamamlayın: I did not hear the recorded announcement. Please ____ it ____.
Cevabı göster
play · back
it will sound like it's only continuing to climb higher and higher. Dilbilgisi
2:24yalnızca gittikçe daha da yükselmeye devam ediyormuş gibi gelecektir.
Şaşırtıcı bir karşıtlık için And yet,
And yet önceki olguyu, ona aykırı görünmesi nedeniyle şaşırtıcı olan bir sonuçla bağlar. Burada tamamen aynı klip yeniden çalındığında, ezgi başa dönmemiş ve hâlâ yükseliyormuş gibi duyulur. Cümlenin başında And yet, “buna rağmen bu beklenmedik durum hâlâ doğrudur” anlamına gelir. Buradaki yet karşıtlık işlevindedir; not yet ifadesindeki zaman anlamını taşımaz.
Alıştırma
Bir ceketin su geçirmez olduğu söyleniyor, ancak yağmur ceketin içine geçiyor. Bu şaşırtıcı karşıtlığı en iyi hangi bağlayıcı vurgular?
- And then,
- And yet,
- For example,
Cevabı göster
And yet,
Süren değişimi anlatan higher and higher
Bir comparative yapının and ile tekrarlanması, gelişmeye devam eden bir değişimi gösterir. Higher and higher, iki ayrı yüksek nokta değil, zamanla giderek daha yüksek olma anlamına gelir. Bu cümlede ses perdesinin yükselmeye devam ediyormuş gibi algılanmasını anlatır; ses düzeyinin artması anlamına gelmez. Kalıp, comparative + and + aynı comparative biçimindedir. Colder and colder ve more and more difficult gibi ifadelerde de kullanılır.
Alıştırma
Süren bir yükselişi göstermek için high sözcüğünün tekrarlanan comparative biçimini kullanın: The kite flew ____ as the wind grew stronger.
Cevabı göster
higher and higher
I swear this is the exact same clip I just played. Ton ve niyet
2:29Yemin ederim, bu az önce çaldığım klibin aynısı.
Konuşmada güçlü bir güvence olarak I swear
Bu cümlede I swear, konuşanın dinleyicinin tamamen doğru kabul etmesini istediği bir ifadeyi başlatır. Güçlü bir kişisel güvence ekler: Konuşan, klibin gerçekten tamamen aynı olduğunda ısrar eder. Buradaki swear, mahkemede resmî bir yemin etmek anlamına gelmez. Günlük konuşmada I swear, özellikle karşıdaki kişinin şüphe etmesi beklendiğinde genellikle “doğruyu söylüyorum” veya “bana inan” anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede I swear ifadesine en uygun yorum hangisidir: “I swear this is the exact same clip I just played.”?
- Konuşan, ifadenin doğru olduğuna dair dinleyiciye güçlü bir güvence veriyor.
- Konuşan, klibin bittiğini söylüyor.
- Konuşan, farklı bir klip oynatmak için izin istiyor.
Cevabı göster
Konuşan, ifadenin doğru olduğuna dair dinleyiciye güçlü bir güvence veriyor.
You can rewind that section of this video over and over Kalıp ifadeler
2:32Videonun bu bölümünü tekrar tekrar geri sarıp
Tekrarlanan eylemler için over and over
Over and over, “tekrar tekrar” veya “defalarca” anlamına gelen kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Aynı eylemin birçok kez gerçekleştiğini anlatır. Bu cümlede rewind fiilini niteler: İzleyici kontrol etmek için aynı bölümü tekrar tekrar geri sarabilir. Bu ifadede over, normalde taşıdığı mekânsal anlamı korumaz.
Alıştırma
Hangi cümlede over and over, aynı eylemin tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır?
- The game is over, so we can go home.
- I read the instructions over and over until they made sense.
- I held the umbrella over my head during the rain.
Cevabı göster
I read the instructions over and over until they made sense.
check for yourself: kendiniz doğrulamak
Bu cümlede check for yourself, “yalnızca benim söylediğime güvenmek yerine iddiayı bizzat doğrulamak” anlamına gelir. for yourself, bağımsız doğrulamayı belirtir; kontrolün sizin yararınıza yapıldığı anlamına gelmez. Konuşmacı, izleyicilerin videoyu geri sarabileceğini söyleyerek iddiayı sınanabilir hâle getirir. Bu davet kendinden emin duyulur ve biraz meydan okuyucu olabilir: kanıt ortadadır ve dinleyen kişi kendi kararını verebilir.
Alıştırma
“You can check for yourself” cümlesinde konuşmacı, dinleyeni ne yapmaya davet ediyor?
- İddiayı kanıt olmadan kabul etmek.
- İddiayı bağımsız olarak doğrulamak.
- Yalnızca kişisel çıkar için bir şey yapmak.
Cevabı göster
İddiayı bağımsız olarak doğrulamak.
start it over: it zamirinin yeri
Start over, “en baştan yeniden başlamak” anlamına gelir. Burada it, ses bölümünü ifade eder; dolayısıyla start it over, o bölümü başından yeniden oynatmak demektir. Bu öbek fiil bir zamir nesne aldığında zamir start ile over arasına gelir: start it over veya start them over. Start over it bu anlamı ifade etmez.
Alıştırma
Start over, “kaydı en baştan yeniden başlatmak” anlamına geldiğinde it zamirini doğru yere koyan cümle hangisidir?
- Please start it over.
- Please it start over.
- Please start over it.
Cevabı göster
Please start it over.
Shepard tone: sonsuzmuş gibi gelen bir perde yanılsaması
Shepard tonu, aralarında bir oktav bulunan seslerin üst üste bindirilmesiyle oluşturulan işitsel bir yanılsamadır. Katmanlar değişip tekrarlandıkça sesin perdesi aslında tek yönde sonsuza kadar ilerlemediği hâlde, bütün ses sürekli yükseliyor veya alçalıyor gibi gelebilir. It's called the Shepard tone illusion cümlesinde Shepard tone, bu yanılsamanın yerleşik adıdır. Bu ifade, kelimenin tam anlamıyla sonsuza kadar devam eden bir kaydı değil, söz konusu etkiyi adlandırır.
Alıştırma
Bu cümlede Shepard tone ne anlama geliyor?
- Sürekli yükseliyor veya alçalıyor gibi gelebilen işitsel bir yanılsama
- Yalnızca tek bir nota çalan müzik aleti
- Her çalındığında daha uzun hâle gelen bir kayıt
Cevabı göster
Sürekli yükseliyor veya alçalıyor gibi gelebilen işitsel bir yanılsama
'of which there are many variations' ifadesindeki of which
Burada which, the Shepard tone illusion ifadesine gönderme yapar; of ise variations ile birlikte kullanılır: variations of the illusion. of sözcüğünü which'in önüne taşımak, resmî ilgi ifadesi of which'i oluşturur. Virgül, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini gösterir. Bu nedenle cümlecik, hangi yanılsamanın kastedildiğini belirlemek yerine ek bilgi verir. Daha açık bir biçimi şöyledir: There are many variations of the Shepard tone illusion.
Alıştırma
Cümleyi of the game anlamına gelen resmî ilgi ifadesiyle tamamlayın: The game, ____ there are several versions, was updated last year.
Cevabı göster
of which
In it, multiple sine waves are played on top of one another, Notlar
2:44Bu yanılsamada birden fazla sinüs dalgası üst üste çalınır,
Sine waves: pürüzsüz, tek frekanslı bileşenler
Sinüs dalgası, tekrar eden ve tek bir frekansı temsil eden pürüzsüz, düzenli bir biçimdir. Ses alanında, daha karmaşık bir sesin basit bir yapı taşı olarak düşünülebilir. Burada sine waves ifadesi, bu türden birkaç ses bileşenini anlatır. waves sözcüğü sudaki dalgaları değil, değişen ses sinyallerini ifade eder. Ayrıca her sinüs dalgası eksiksiz bir melodi değildir.
Alıştırma
Sesle ilgili bir derste sine waves en doğru biçimde ne anlama gelir?
- Birden fazla çalgıyla çalınan eksiksiz melodiler
- Her biri tek frekanslı, pürüzsüz ve tekrarlanan sinyal bileşenleri
- Mikrofonla kaydedilmiş deniz dalgaları
Cevabı göster
Her biri tek frekanslı, pürüzsüz ve tekrarlanan sinyal bileşenleri
On top of one another: katmanlı veya üst üste binmiş
On top of one another yalnızca fiziksel bir yığını anlatmaz. Burada birkaç sinüs dalgasının katmanlar hâlinde üst üste bindirilerek aynı anda çalınması ve etkilerinin birleşmesi anlamına gelir. İfade, öğeleri üst üste binen katmanlar olarak sunar. One another, gruptaki birden çok öğeyi ifade eder; öğelerin birbirlerine karşı karşılıklı bir eylem yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The two images overlap completely; they are displayed ____.
Cevabı göster
on top of one another
while one quickly drops down an octave as the others continue rising. Kelime
2:48diğerleri yükselmeyi sürdürürken bir tanesi hızla bir oktav aşağı düşer.
drops down an octave: perdenin bir oktav alçalması
Bu müzik bağlamında drops down an octave, bir ses bileşeninin hızla bir oktav daha alçaktaki karşılık gelen perdeye geçmesi demektir. Bir oktav aşağı inildiğinde frekans ilk değerinin yarısına düşer. Buradaki drop, ses yüksekliğinin azalmasını veya sesin kaybolmasını değil, perdenin alçalmasını anlatır. Bu kalıp melodik çizgileri, notaları ve tonları betimleyebilir: X drops (down) an octave.
Alıştırma
'The bass line drops down an octave,' cümlesinde ne değişir?
- Ses düzeyi azalır.
- Perdesi bir oktav alçalır.
- Ses tamamen durur.
Cevabı göster
Perdesi bir oktav alçalır.
and so the clips sound like they're rising forever. Notlar
2:54bu yüzden kliplerdeki sesler sonsuza dek yükseliyormuş gibi duyulur.
and so: bir sonuç belirtmek
Burada and so, önceki yan cümleyi onun sonucuna bağlar: beyin perde düşüşünü fark etmez, bu yüzden klipler sonsuza kadar yükseliyormuş gibi gelir. Dinleyiciye ikinci fikri yalnızca başka bir bilgi olarak değil, bir sonuç olarak yorumlaması gerektiğini gösterir. And, sözlü açıklamanın akışını sürdürürken so neden-sonuç anlamını taşır. Bu kalıp adım adım açıklamalarda kullanışlıdır: neden, and so sonuç.
Alıştırma
Bu neden-sonuç açıklamasındaki boşluk için en uygun bağlacı seçin: The path was flooded, _____ we turned back.
- and so
- and then
- because
Cevabı göster
and so
sound like + yan cümle: sound like they're rising forever
Sound like + tam yan cümle (özne + fiil), bir şeyin sesinden edinilen izlenimi bildirir. Yan cümlenin içeriğini kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmaz. Bu cümlede they're rising forever edinilen izlenimdir. Forever, yükselişin sürekli devam ettiği hissini özetler; ses kaydının gerçekten sonsuz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi işitsel bir izlenim bildiren iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: From the hallway, the children ____ they're singing together.
Cevabı göster
sound like
how something like music can have such a profound yet varying effect on our minds, Kalıp ifadeler
2:58müzik gibi bir şeyin zihnimiz üzerinde nasıl böylesine derin ama kişiden kişiye değişen bir etki yaratabildiğini açıklamaya yardımcı olabilir,
may help to explain how: temkinli bir mekanizma iddiası
May, iddianın kesinlik derecesini azaltır: konuşmacı kanıtlanmış bir sonuç değil, olası bir açıklama sunar. Help to explain, bir şeyin açıklamaya katkıda bulunduğunu, ancak mutlaka tam yanıtı vermediğini belirtir. How, bir mekanizmayı veya süreci anlatan yan cümleyi getirir. May help to explain how bir bütün olarak, nedenselliği abartmadan kanıtı olası bir mekanizmayla ilişkilendirir. Burada yanılsamalar, müziğin etkilerini anlamaya yönelik bir ipucu olarak görülür; kanıt olarak değil.
Alıştırma
Temkinli araştırma iddiasını, bir mekanizmayı açıklamaya olası katkı sunan beş kelimelik ifadeyle tamamlayın: These sleep records ____ stress affects memory.
Cevabı göster
may help to explain how
have such a profound yet varying effect on ifadesinin anlamı ve yapısı
Temel isim kalıbı have an effect on someone or something biçimindedir: effect, sonuç ya da etkiyi belirten isimdir; on ise bu etkiyi alan kişiyi ya da şeyi tanıtır. Burada such, profound sözcüğünün anlattığı olağanüstü güçlü dereceyi vurgular. Yet, profound ile varying sözcüklerini şaşırtıcı bir birleşim olarak bağlar. Etki derin olabilirken kişiden kişiye de değişebilir; varying burada tek bir etkinin sürekli değiştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümledeki isim kalıbını tamamlayın: Music can have a different ____ each listener.
Cevabı göster
effect on
which we discuss in our new AsapTHOUGHT episode here,
3:02bu konuyu buradaki yeni AsapTHOUGHT bölümümüzde ele alıyoruz,
along with the question of whether or not music can save your life. Notlar
3:05müziğin hayatınızı kurtarıp kurtaramayacağı sorusuyla birlikte.
Ekleme bildiren along with ifadesi
Along with, daha önce sözü edilen bir şeye ilişkili başka bir öğe ekler. Burada müziğin hayatınızı kurtarıp kurtaramayacağı sorusunu bölümde tartışılan konuya ekler; dolayısıyla in addition to ya da together with anlamındadır. Bu ifade genellikle eklenen öğeyi, iki öğeyi tamamen eşit biçimde bağlamak yerine tamamlayıcı olarak sunar. Bu cümlede fiziksel hareket anlatılmaz; anlam eklemedir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, ek bir öğe tanıtan iki sözcüklü ders ifadesiyle tamamlayın: The welcome pack includes a key card, ____ a map of the building.
Cevabı göster
along with
the question of sonrasında whether or not
Whether or not, cümle içinde yer alan evet-hayır türü dolaylı bir soru başlatır. Burada “soru”nun içeriğini belirtir: Müzik hayatınızı kurtarabilir mi, kurtaramaz mı? Yan cümle of edatından sonra geldiği için düz cümle söz dizimini kullanır: whether or not music can save your life. Or not ikinci bir soru eklemez; iki olası yanıtı da açıkça kapsar.
Alıştırma
Cümleyi hem evet hem hayır olasılığını açıkça içeren ifadeyle tamamlayın: The trip depends on ____ the road is open.
Cevabı göster
whether or not
Peki, hâlâ kulaklarınıza güveniyor musunuz?
So, bu son soruyu daha önce sunulan her şeye bağlar. Still, yeni kanıtları gördükten sonra dinleyenin önceki güveninin sürüp sürmediğini sorar. Trust your ears, neyin doğru olduğunu anlamak için işitme duyunuza güvenmek demektir. Konuşmacı yalnızca bilgi istemez; bu sözbilimsel soru konuyu kapatır ve dinleyenleri görüşlerini yeniden değerlendirmeye çağırır.
Alıştırma
Bir sunucu, seslerin yanıltıcı olabileceğini gösterdikten sonra “So, do you still trust your ears?” diye soruyor. Bu soru ne yapıyor?
- Dinleyenlerin kulaklarının fiziksel sağlığına iyi bakıp bakmadığını sorar.
- Önceki bilgilerle hiçbir bağlantısı olmayan tamamen yeni bir konu açar.
- Dinleyenleri işitme duyularına olan önceki güvenlerini yeniden değerlendirmeye çağırır.
Cevabı göster
Dinleyenleri işitme duyularına olan önceki güvenlerini yeniden değerlendirmeye çağırır.
Got a burning question you want answered? Deyimler
3:14Cevabını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?
burning question: cevabını çok öğrenmek istediğiniz soru
Bu cümlede burning question, birinin cevabını acilen veya çok güçlü biçimde öğrenmek istediği bir soru anlamına gelir. Burning mecazidir: duygusal bir aciliyet veya güçlü merak katar; sorunun gerçekten yandığı ya da mutlaka tehlikeli veya tartışmalı olduğu anlamına gelmez. İfade, a burning question veya your burning questions örneklerinde olduğu gibi bir isim öbeği oluşturur. Important question ile karşılaştırıldığında yalnızca sorunun nesnel önemini değil, soruyu soran kişinin cevabı ne kadar çok istediğini vurgular.
Alıştırma
Cevabını çok öğrenmek istediğiniz bir soru anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Do you have a ____ you've always wanted an expert to answer?
Cevabı göster
burning question
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.
3:16Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da sorun.
And if you want the inside scoop on upcoming episode ideas Deyimler
3:18Yaklaşan bölüm fikirleriyle ilgili özel bilgiler
the inside scoop on something: erken veya özel içeriden bilgi
Bu cümlede the inside scoop, yaklaşan bölüm fikirleri hakkında kamuoyunun henüz bilmediği özel veya erkenden edinilmiş bilgi anlamına gelir. Sahne arkasına erişimi ya da konu hakkında bilgili birinden haber almayı çağrıştıran samimi bir deyimdir. Yaygın kalıp the inside scoop on + konu şeklindedir. Burada scoop, bir kaşık dolusu veya bir şeyi almaya yarayan araç değil, özel bilgi anlamına gelir.
Alıştırma
Yaygın olarak bilinmeyen özel bilgi anlamına gelen iki sözcüklü samimi deyimle cümleyi tamamlayın: Rina works with the festival team, so ask her for the ____ on next week's lineup.
Cevabı göster
inside scoop
Behind the scenes: görünmeyen hazırlık ve içerik
Bu parçada behind the scenes, halkın normalde görmediği çalışmalarla ilgili içerik veya bilgi anlamına gelir. upcoming episode ideas ile yan yana kullanıldığı için, söylenmese de content veya information gibi bir isim anlaşılır. Bu ifade yalnızca film setleri için kullanılmaz. Halka açık bir sonucun arkasındaki gizli hazırlığı, kararları veya günlük çalışmaları anlatabilir; bu yüzden genellikle dekorun arkasındaki gerçek bir konumu ifade etmez.
Alıştırma
Bu bağlamda behind the scenes ne anlama geliyor?
- Tiyatro dekorunun fiziksel olarak arkasındaki bir koltuk
- Halkın normalde görmediği çalışmalarla ilgili içerik
- Gelecekteki bölüm başlıklarının listesi
Cevabı göster
Halkın normalde görmediği çalışmalarla ilgili içerik
check out our personal Instagram and Twitter handles. Notlar
3:22kişisel Instagram ve Twitter hesaplarımıza göz atın.
Check out: bakmaya veya incelemeye yönelik gündelik bir davet
Burada check out, ziyaret etmek, bakmak veya incelemek anlamına gelen gündelik bir öbek fiildir. Konuşmacı, izleyicileri içerik üreticilerinin Instagram ve Twitter hesaplarını açıp incelemeye davet ediyor. Anlamı, ardından ne geldiğine bağlıdır. Check out + hesap, sayfa, video veya yer genellikle ona bir göz atmak demektir; bu cümlede otelden ayrılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede check out gündelik bir öneri yapmak için kullanılmıştır?
- Check out this science channel after school.
- Check the answer before you submit it.
- We checked out of the hotel at noon.
Cevabı göster
Check out this science channel after school.
Sosyal medyadaki handles
Bu cümlede handles, konuşan kişilerin Instagram ve Twitter hesaplarını tanımlayan herkese açık hesap adları veya kullanıcı adları anlamına gelir. Elle tutulan saplar veya kulplar anlamına gelmez. Bir sosyal medya handle’ı, insanların bir hesabı bulmasına, hesaptan söz etmesine veya hesabı etiketlemesine yardımcı olur. Gerçek bir ada benzeyebilir ancak kişinin yasal adı veya hesabın tam web adresi olmak zorunda değildir.
Alıştırma
“Please send me your social media handle so I can tag you,” cümlesinde handle ne anlama gelir?
- Profilin tam web adresi
- Hesabı tanımlayan herkese açık ad veya kullanıcı adı
- Bir çantanın elle tutulan kısmı
- Kişinin yasal adı
Cevabı göster
Hesabı tanımlayan herkese açık ad veya kullanıcı adı
And subscribe for more weekly science videos.
3:25Her hafta daha fazla bilim videosu için abone olun.