Sıvı Azot Yüzünüze Ne Yapar?: İngilizce çalışma notları

TKOR

Öğrenme zorluğu
451 kelime 266 kel/dk

Video özeti: Güvenlik kaygılarına yanıt veren sunucu sıvı nitrojeni yüzüne atıyor, hissi anlatıyor ve hızlı buharlaşmayı Leidenfrost etkisiyle açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What if — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: varsayımsal bir riski gündeme getirip dinleyiciyi olası sonucu düşünmeye yöneltin; bunu gerçekleşmiş bir olay gibi sunmayın. 2. the real deal. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: ciddi veya gerçek denemenin başladığını bildiren samimi vurguyu tanıyın; deal alışveriş ya da anlaşma değildir. 3. dispelled the myth that — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: konuşanın çürüttüğünü söylediği inanışı tanıtın; that ile başlayan yan cümle bu inanışın içeriğini verir.

Bu derste

Hey guys,

0:00

Merhaba arkadaşlar,

today I'm back with another liquid nitrogen experiment Anlatım akışı

0:00

bugün başka bir sıvı azot deneyiyle karşınızdayım

Anlatım akışı

Bir sıvı nitrojen deneyiyle daha karşınızdayım

“I'm back with another liquid nitrogen experiment” bir açılış kalıbıdır. “I'm back” konuşanın kanala ya da seriye geri döndüğünü, “another” ise aynı türden bir deney daha sunduğunu gösterir. Bu ifade videoyu izleyici için düzenler: yeni bölümü önceki içeriklere bağlar ve ardından konuyu söyler. Buradaki “back”, devam eden programa veya etkinliğe dönüş anlamındadır; mutlaka fiziksel bir yere dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Devam eden bir serinin yeni içeriğini doğal biçimde duyuran cümle hangisidir?

  1. I'm here with a cooking tip for the first time.
  2. I'm back with another cooking tip for busy mornings.
  3. I went back to the kitchen for another cooking tip.
Cevabı göster

I'm back with another cooking tip for busy mornings.

and this time I am wearing safety glasses.

0:03

ve bu kez güvenlik gözlükleri takıyorum.

Don't get too excited Ton ve niyet

0:05

Çok fazla heyecanlanmayın

because they're not going to stay on for very long.

0:06

çünkü gözümde pek uzun süre kalmayacaklar.

Ton ve niyet

O kadar da heyecanlanma

“Don't get too excited” beklentileri fazla yükseltmemek için yapılan şakacı bir uyarıdır. Bu sahnede konuşan kişi koruyucu gözlükleri takmıştır, ancak hemen ardından onları uzun süre takmayacağını söyler; bu yüzden cümle küçük bir beklenti kırılması hazırlar. Bu emir cümlesi gerçekten mutlu olmayı bırakmasını isteyen ciddi bir komut değildir. “Too” heyecan derecesini sınırlar ve konuşanın izleyiciyle şakalaşırken biraz sonra ne olacağına dair beklentiyi yönetmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Heyecan verici kısmın kısa süreceğini şakacı biçimde belirtmek için hangi cümle daha uygundur?

  1. Don't get excited about anything—the experiment is pointless.
  2. Don't get too excited—the goggles will come off soon.
  3. Please control your emotions in all situations.
Cevabı göster

Don't get too excited—the goggles will come off soon.

Now, I just posted a video on filling up a balloon with liquid nitrogen Öbek fiiller

0:08

Daha yeni bir balonu sıvı azotla doldurduğum bir video yayınladım

Öbek fiiller

filling up ... with liquid nitrogen: ... sıvı nitrojenle doldurmak

filling up a balloon with liquid nitrogen ifadesinde fill up, “balonun içine sıvı nitrojen koyarak balonu doldurmak” anlamına gelir. Up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket bildirmez. Aktarılabilir kalıp fill up + kap + with + içerik şeklindedir. With, kaba konulan maddeyi tanıtır. Nesne bir isimse fill the balloon up with liquid nitrogen da denebilir.

Alıştırma

“Kabı doldurmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Before the guests arrive, please ____ the cooler with ice.

Cevabı göster

fill up

and when it exploded,

0:11

ve balon patladığında,

some of you expressed concern that I wasn't wearing any safety glasses. Kalıp ifadeler

0:12

bazılarınız güvenlik gözlüğü takmadığım için endişelerini dile getirdi.

Kalıp ifadeler

expressed concern that ...: ... konusunda endişeyi dile getirmek

Expressed concern that, birinin ardından gelen yan cümledeki durumla ilgili endişesini ilettiğini bildirir. Burada that ile başlayan yan cümle endişenin içeriğini, yani konuşanın koruyucu gözlük takmadığını açıklar. Aktarılabilir kalıp express concern that + yan cümle şeklindedir. Bu kalıpta concern normalde sayılamayan bir isimdir. Expressed, endişenin yalnızca hissedilmediğini, sözle ya da başka bir yolla iletildiğini gösterir.

Alıştırma

“Endişeyi resmî biçimde ilettiler” anlamındaki üç sözcüklü kalıpla resmî raporu tamamlayın: Several parents ____ the doors were left unlocked.

Cevabı göster

expressed concern that

What if the liquid nitrogen splashed into my face? Dilbilgisi

0:15

Ya sıvı azot yüzüme sıçrasaydı?

Dilbilgisi

What if + yan cümle: varsayımsal bir sonucu sormak

What if + yan cümle? hayal edilen bir olasılığı ortaya koyar ve dinleyiciden sonucunu düşünmesini ister. Burada konuşan kişi bir güvenlik endişesini dile getiriyor; sıçramanın gerçekten yaşandığını söylemiyor. What if sonrasındaki yan cümle koşulu belirtir. Bu cümlede geçmiş zaman biçimi splashed, durumun varsayımsal olduğunu göstermeye yardımcı olur. Bu kalıbı riskleri, planları veya endişeleri değerlendirmek için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangisi, gerçekleştiğini söylemeden gelecekte ortaya çıkabilecek bir sorunu dile getirir?

  1. The road was closed yesterday.
  2. What if the road is closed tomorrow?
  3. Why was the road closed?
Cevabı göster

What if the road is closed tomorrow?

Could it make me go blind instantly? Dilbilgisi

0:18

Beni anında kör edebilir miydi?

Dilbilgisi

make me go blind içinde make + nesne + yalın mastar

make me go blind ifadesinde me, make fiilinin nesnesidir; go ise to almayan yalın mastardır, yani fiilin temel biçimidir. make + kişi veya şey + fiilin temel biçimi yapısı, bir şeyin o kişiye ya da şeye bir eylem yaptırdığını veya bir sonuç yaşattığını anlatır. Go blind, görme yetisini kaybedip kör olmak anlamına gelir. Go + sıfat çoğunlukla bir durum değişimini anlatır; bu nedenle burada kör bir şekilde yürümek anlamına gelmez. Etken yapıda make me go denir, make me to go denmez.

Alıştırma

go fiilini make sonrasında gereken biçimde kullanın: The illness made him ____ blind.

Cevabı göster

go

Could it freeze my skin cryogenically?

0:19

Cildimi kriyojenik olarak dondurabilir miydi?

Some of you from the hazmat departments of other companies Kültür

0:22

Başka şirketlerin tehlikeli madde departmanlarında çalışan bazılarınız

Kültür

hazmat departments (tehlikeli madde bölümleri)

“Hazmat”, “hazardous materials”, yani tehlikeli maddeler ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada “hazmat departments”, başka şirketlerde tehlikeli maddelerle ilgili güvenlik prosedürlerini, ekipmanları veya olayları yöneten bölümleri ifade eder. Bu ifade, yorum yapan kişilerin uzmanlık alanını gösterir; bu nedenle verdikleri tavsiyeler iş yeri güvenliği bakış açısı taşır. Hazmat bir şirket adı değildir ve farklı kuruluşlar ilgili birimi hazmat team, unit veya department olarak adlandırabilir.

Alıştırma

Bu cümlede “hazmat departments” büyük olasılıkla neden sorumludur?

  1. Tehlikeli maddelerle ilgili güvenlik
  2. Sıradan ofis malzemelerini yönetmek
  3. Başka şirketlerin ürünlerinin reklamını yapmak
Cevabı göster

Tehlikeli maddelerle ilgili güvenlik

recommended it wasn't the safest procedure.

0:24

bunun en güvenli prosedür olmadığını belirtti.

Now, this is not one of those experiments

0:26

Şimdi, bu öyle bir deney değil ki

that I would encourage you to try at home. Dilbilgisi

0:27

size evde denemenizi tavsiye edeyim.

Dilbilgisi

encourage + kişi + to + fiil

Yapı encourage + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; encourage you to try buna bir örnektir. Kişi doğrudan encourage sözcüğünden sonra gelir, eylem ise to-infinitive yapısıyla ifade edilir. Burada not, “not one of those experiments” bölümüne aittir. Bu nedenle cümlenin tamamı, konuşanın bu deneyi evde yapmayı tavsiye etmediği anlamına gelir. “I would encourage you to...” destekleyici bir ton taşıyabilir; “I would not encourage you to...” ise bir eyleme karşı nazik ama açık bir uyarıdır.

Alıştırma

Cümleyi encourage + kişi + to yapısını kullanarak tamamlayın: The teacher praised Mia's project and ____ enter the science fair.

Cevabı göster

encouraged her to

This I would classify as very, very dangerous Kalıp ifadeler

0:29

Bunu çok ama çok tehlikeli olarak sınıflandırırdım,

Kalıp ifadeler

classify ... as: … olarak sınıflandırmak

classify A as B yapısında A, değerlendirilen veya gruplandırılan şeydir; B ise ona verilen kategori ya da değerlendirmedir. Burada this A, very, very dangerous ise B'dir. Cümlede This konu olarak başa alınmıştır; daha yaygın söz dizimi I would classify this as very, very dangerous şeklindedir. Would, değerlendirmeyi ölçülü veya biraz temkinli gösterir ve mutlaka varsayımsal bir durum anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi classify A as B yapısıyla tamamlayın: The safety panel will ____ this device ____ unsafe for home use.

Cevabı göster

classify · as

and what they say for experts only. Kelime

0:31

dedikleri gibi sadece uzmanlar için.

Kelime

experts only: yalnızca uzmanlar

Experts only, eksiltili bir kısıtlama etiketidir. for experts only içinde, söz konusu şeyin yalnızca uzmanlara yönelik veya yalnızca uzmanlara izin verilen bir şey olduğunu belirtir; daha tam bir uyarı This is for experts only ya da Only experts should attempt this olabilir. Only, experts sözcüğünü sınırlar; dolayısıyla ifade uzman olmayanları dışarıda bırakır. Bu kısa biçim tam bir cümleden çok tabela, etiket veya uyarı gibi işlev görür.

Alıştırma

Yalnızca uzmanların devam edebileceğini belirten iki sözcüklük İngilizce etiketi yazarak uyarıyı tamamlayın: Advanced calibration: ____.

Cevabı göster

Experts only

Now, the concern was if a drop of liquid nitrogen hits somebody in the eye,

0:33

Şimdi, asıl endişe şuydu: Birinin gözüne bir damla sıvı azot çarparsa,

would they go blind?

0:36

kör olurlar mı?

So, I'm not going to try it with one drop of liquid nitrogen.

0:37

Bu yüzden, bunu bir damla sıvı azotla denemeyeceğim.

I'm going to try it with a whole cup.

0:39

Kocaman bir bardakla deneyeceğim.

This, my friends, is the real deal. Deyimler

0:41

Bu, dostlarım, gerçek mesele.

Deyimler

the real deal: sahici veya ciddi olan şey

The real deal, bir şeyin ya da kişinin sahici, etkileyici veya artık tamamen ciddi olduğunu; zayıf bir taklit ya da deneme sürümü olmadığını anlatan bir deyimdir. Bu cümlede daha büyük çaplı girişimin asıl ciddi deneme olduğunu, başka bir küçük test olmadığını duyurur. Bu ifadede deal, bir alışveriş ya da anlaşma anlamına gelmez. The real deal kalıbını tek bir sabit isim öbeği olarak düşünün; be fiilinden sonra gerçekten sahici veya önemli olan şeyi belirtir.

Alıştırma

“Gerçek veya ciddi olan şey” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: After two rehearsal games, tonight's championship match is ____.

Cevabı göster

the real deal

This is liquid nitrogen

0:43

Bu sıvı azot

and this is going in my face right now.

0:44

ve şu an yüzüme geliyor.

Oh, I missed.

0:49

Ah, ıskaladım.

We gotta do that again. Kelime

0:52

Bunu tekrar yapmalıyız.

Kelime

gotta: have to demenin gündelik yolu

Bu cümlede gotta, have to veya need to anlamına gelir: Konuşan kişi eylemi tekrarlamanın gerekli olduğunu söylüyor. Zorunluluk bildiren (have) got to yapısındaki konuşma öbeği got to'nun oldukça gündelik bir yazım biçimidir ve samimi diyaloglarda yaygındır. Özne + gotta + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın: We gotta do, I gotta go. Buradaki do yalın fiildir. Gotta ifadesini got a olarak okumayın; ardından bir isim gelmez ve bir şey teslim almak anlamını taşımaz.

Alıştırma

Hangi resmî cümle "We gotta do that again" ifadesindeki gereklilik anlamını korur?

  1. We have to do that again.
  2. We received that again.
  3. We had the chance to do that again.
Cevabı göster

We have to do that again.

Okay, I think I got more of that in my nose Dilbilgisi

1:00

Tamam, sanırım yüzümden daha çok

and my mouth than I did on my face.

1:02

burnuma ve ağzıma doldu.

Dilbilgisi

Miktar karşılaştırmalarında more of that ... than I did

more ... than ... yapısı iki miktarı veya dereceyi karşılaştırır. Burada more of that, sıvının daha büyük bir miktarını ifade eder; karşılaştırılan yerler ise burnum ve ağzım ile yüzümdür. than I did içindeki did, daha önce kullanılan basit geçmiş zamandaki got fiilinin yerini tutar. Tam anlam than I got on my face şeklindedir; did kullanmak got fiilini tekrarlamayı önler ve karşılaştırmayı doğal hâle getirir.

Alıştırma

Daha büyük miktarı anlatan karşılaştırmayı tamamlayın. Karşılaştırma sözcüğünü ve tekrarlanan packed fiilinin yerini tutan yardımcı fiili kullanın: Noah packed ____ food for the hike than he ____ for the picnic.

Cevabı göster

more · did

I'm going to try this again.

1:13

Bunu tekrar deneyeceğim.

This time I'm just going to throw it straight at my face

1:13

Bu sefer doğrudan yüzüme fırlatacağım

because the side angle,

1:15

çünkü yandan atınca,

I think my nose blocked off half of it to this eye. Öbek fiiller

1:16

sanırım burnum azotun yarısının bu göze ulaşmasını engelledi.

Öbek fiiller

Erişimi veya yolu kesmek için blocked off

Block off, bir güzergâhtan geçişi veya bir yere ulaşmayı engellemek için bariyer ya da engel kullanmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, burnunu sıvının bir kısmının tek göze ulaşmasını önleyen fiziksel bir bariyer gibi düşünür. Off, block ile birlikte öbek fiilin bir parçasıdır; burnun kapatıldığı anlamına gelmez. İfade, bir şeye yalnızca dokunulması veya kısa süreliğine engel olunmasından çok, erişimin ya da bir yolun kesildiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, bu dersteki “bir bariyerle erişimi engelledi” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın. Basit geçmiş zamanı kullanın: Construction crews ____ the tunnel entrance for safety.

Cevabı göster

blocked off

Now, you might be wondering what this feels like to get hit in the face Anlatım akışı

1:24

Şimdi, bunu yüzünüze yemenin nasıl bir his olduğunu merak ediyor olabilirsiniz

Anlatım akışı

you might be wondering: dinleyicinin sorusunu önceden sezinlemek

You might be wondering, konuşmacının dinleyicilerin aklında bulunabilecek bir soruyu önceden sezinlediğini gösterir. Ardından gelen dolaylı soru yan cümlesi bu soruyu belirtir; burada soru, deneyimin nasıl hissettirdiğidir. Bir söylem çerçevesi olarak mevcut konudan cevaba veya açıklamaya yumuşak bir geçiş sağlar. Might, dinleyicilerin düşünceleriyle ilgili tahmini daha az doğrudan ve daha nazik yapar; burada yetenek bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki dinleyiciyi yönlendiren çerçevenin aynısıyla tamamlayın: ____ why the lights dim automatically.

Cevabı göster

You might be wondering

and honestly, it doesn't really feel like anything.

1:27

ve dürüst olmak gerekirse, gerçekten hiçbir şey hissettirmiyor.

It's almost like walking into a room with a cold draft. Anlatım akışı

1:28

Neredeyse soğuk hava akımı olan bir odaya girmek gibi.

Anlatım akışı

It's almost like: yaklaşık bir benzetme yapmak

It's almost like, yaklaşık bir karşılaştırma başlatır. Burada doğrudan anlatılması zor olan his, soğuk hava akımı bulunan bir odaya girme şeklindeki tanıdık deneyimle ilişkilendirilir. Yabancı bir hissi veya fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için It's almost like + isim öbeği ya da -ing biçimi yapısını kullanın. Almost karşılaştırmayı sınırlar: iki deneyim benzerdir, ancak tamamen aynı değildir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki yaklaşık karşılaştırma çerçevesinin aynısıyla tamamlayın: ____ stepping into a freezer for a second.

Cevabı göster

It's almost like

Things cool down a little bit, Öbek fiiller

1:31

Ortalık biraz soğuyor,

Öbek fiiller

cool down ifadesinin gerçek ve geçişsiz anlamı

Bu cümlede cool down, “daha az sıcak hâle gelmek, soğumak” anlamındadır. Özne olan things, ilgili alanı ve çevredeki maddeleri genel olarak ifade eder; dolayısıyla söz öbeği bunların sıcaklığının biraz düştüğünü anlatır. Burada cool down geçişsizdir: öznenin kendisi soğur ve doğrudan nesne almaz. Bu öbek fiil “sakinleşmek” anlamında da kullanılabilir, ancak bu cümlede mecaz anlam kastedilmez.

Alıştırma

Hangi cümlede cool down, örnektekiyle aynı gerçek ve geçişsiz anlamda kullanılmıştır?

  1. Cool the laptop down with a fan.
  2. She tried to cool down the angry customer.
  3. Leave the soup on the table so it can cool down.
Cevabı göster

Leave the soup on the table so it can cool down.

but water would stick to your skin whereas liquid nitrogen just evaporates immediately. Dilbilgisi

1:32

ancak su olsaydı cildinize yapışırdı, oysa sıvı azot anında buharlaşıyor.

Dilbilgisi

Whereas ile iki tam olguyu karşılaştırmak

Whereas iki cümlecik arasında doğrudan bir karşıtlık kurar. Burada tam bir cümlecik suyun cilde yapışacağını, diğer tam cümlecik ise sıvı azotun hemen buharlaştığını söyler. Bilgiyi yan yana bir karşılaştırma olarak düzenler: suda A olurken sıvı azotta B olur. Bu kullanımda whereas “buna karşılık” anlamındadır; “-dığı sırada” şeklinde bir zaman anlamı taşımaz.

Alıştırma

Hangi bağlaç iki cümleciği en açık biçimde doğrudan ve yan yana bir karşıtlık olarak sunar? The local train stops at every station, ___ the express train goes straight downtown.

  1. whereas
  2. because
  3. unless
Cevabı göster

whereas

A little in my ear, but that's not bad.

1:38

Kulağıma biraz kaçtı ama fena değil.

Awesome.

1:40

Harika.

Well, I think that's good enough.

1:41

Sanırım bu kadarı yeterli.

So, there you have it, guys. Anlatım akışı

1:42

İşte böyle, arkadaşlar.

Anlatım akışı

there you have it: sonucu sunmak

There you have it, konuşmacı bir açıklamayı veya gösterimi bitirdikten sonra sonucu, cevabı ya da varılan yargıyı sunar. Burada gösterimi kapatır ve izleyiciye “Sonuç bu” mesajını verir. Bu sözler bir konumu veya sahip olmayı anlatmaz. Söylemi kapatan bir ifade olarak açıklamadan ana sonuca geçişi gösterir ve konuşmayı düzenler.

Alıştırma

Dersin kalıp ifadesiyle kapanış cümlesini tamamlayın: The final total is 42. So, ____.

Cevabı göster

there you have it

We dispelled the myth that liquid nitrogen contacting on skin Kalıp ifadeler

1:43

Sıvı azotun cilde temas etmesinin anında donduracağı

will instantly freeze or blind you.

1:46

veya kör edeceği efsanesini çürüttük.

Kalıp ifadeler

dispelled the myth that: yanlış bir inancı reddetmek

Dispelled the myth that, yaygın biçimde tekrarlanan ancak doğru olmayan bir inanca karşı çıkıp bu inancı ortadan kaldırmak anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle, reddedilen belirli iddiayı açıklar. Dispel, myth, doubt, fear veya confusion ile sık kullanılan, orta derecede resmî bir fiildir. Bir şeyi fiziksel olarak kırmayı değil, kanıt veya açıklama yoluyla bir düşünceyi ya da duyguyu gidermeyi anlatır.

Alıştırma

Dersin resmî kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The study ____ older adults cannot learn new technology.

Cevabı göster

dispelled the myth that

Now, I have to confess something here. Ton ve niyet

1:48

Şimdi, burada bir şey itiraf etmeliyim.

Ton ve niyet

I have to confess something: bir itirafa giriş yapmak

Burada I have to confess something bir itirafı başlatır. Konuşan kişi bazı bilgileri daha önce sakladığını ve şimdi açıklamak üzere olduğunu belirtir. Günlük İngilizcede confess mutlaka bir suçu kabul etmek anlamına gelmez. Şaşırtıcı, utandırıcı veya kişisel bir gerçeği sunabilir ve dinleyiciyi önceki izlenimini gözden geçirmeye hazırlayabilir.

Alıştırma

Kişisel bir itirafı başlatan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: "____: I read the message before the meeting."

Cevabı göster

I have to confess something

I knew that liquid nitrogen wasn't going to hurt me.

1:49

Sıvı azotun bana zarar vermeyeceğini biliyordum.

Why?

1:51

Neden mi?

Because I play with this stuff.

1:51

Çünkü ben bu şeylerle oynuyorum.

I've played with it for years and I know the boundaries. Dilbilgisi

1:52

Yıllardır bunlarla oynuyorum ve sınırları biliyorum.

Dilbilgisi

I've played with it for years: for ile present perfect

I've played, present perfect yapısı olan have + past participle ile süre bildiren for years ifadesini birleştirir. Eylemi geçmişte başlamış ve bugüne kadar devam etmiş veya tekrarlanmış olarak sunar. Şimdiyle bağlantı önemlidir: yıllara dayanan deneyim, güncel I know the boundaries iddiasını destekler. Bir sürenin uzunluğu için for, başlangıç noktası için since kullanın.

Alıştırma

Hangi cümle eylemi şu anda da önemini koruyan uzun süreli bir deneyim olarak açıkça sunuyor?

  1. I worked with this software for years, but I stopped in 2020.
  2. I've worked with this software in 2020, so I know its limits.
  3. I've worked with this software for years, so I know its limits.
Cevabı göster

I've worked with this software for years, so I know its limits.

I'm familiar with it. Kalıp ifadeler

1:54

Buna aşinayım.

Kalıp ifadeler

be familiar with + aşina olunan nesne

Be familiar with + isim veya zamir, bir kişiyi ya da şeyi tanıyacak, temel özelliklerini anlayacak veya onu nasıl kullanıp ele alacağını bilecek kadar iyi bilmek anlamına gelir. Bu cümlede with, bilinen şeyi tanıtır; it ise sıvı azotu ve onun nasıl davrandığını ifade eder. Kalıp be + familiar with + nesne şeklindedir. İlgili bilgi veya deneyimi anlatır, ancak mutlaka uzmanlık düzeyi anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi familiar ve doğru edatla tamamlayın: Before leading the tour, make sure you are ____ the safety rules.

Cevabı göster

familiar with

Liquid nitrogen hitting the skin reacts on a principle called the Leidenfrost effect. Kültür

1:55

Sıvı azotun cilde çarpması, Leidenfrost etkisi adı verilen bir prensibe göre reaksiyon gösterir.

Kültür

Leidenfrost etkisi

Leidenfrost etkisi, bir sıvının kendi kaynama noktasından çok daha sıcak bir yüzeye değdiğinde sıvı ile yüzey arasında hızla bir buhar tabakası oluşturduğu olaydır. Bu tabaka doğrudan teması kısa süreliğine azaltır; bu nedenle damlalar hemen kaybolmak yerine kayabilir veya sıçrayabilir. Bu cümlede bu ad, sıvı azotun cilde kısa süreli temasında devreye giren bilimsel mekanizmayı belirtir. Geçici bir fiziksel engeli anlatır; genel bir güvenlik garantisi değildir.

Alıştırma

Hangi durum Leidenfrost etkisini en iyi gösterir?

  1. Buhar soğuk bir pencere üzerinde suya yoğuşur.
  2. Su damlaları ince bir buhar tabakası üzerinde çok sıcak bir tavanın üzerinde hızla kayar.
  3. Bir buz küpü oda sıcaklığındaki bir bardakta yavaşça erir.
Cevabı göster

Su damlaları ince bir buhar tabakası üzerinde çok sıcak bir tavanın üzerinde hızla kayar.

It's almost like not touching it at all Dilbilgisi

1:59

Görünmez bir bariyer tarafından itildiği için

Dilbilgisi

Tam olumsuzluk için not ... at all

not ... at all kalıbı olumsuz bir ifadeyi güçlendirir. Bir şeyin hiçbir şekilde veya hiçbir derecede gerçekleşmediğini belirtir. Bu cümlede not, touching eylemini olumsuz yapar; at all ise hayal edilen temas miktarının sıfır olduğunu vurgular. Almost like bu kalıbın dışında yer alır ve bir benzetme ya da izlenim sunar. Konuşan kişi fiziksel temasın hiç olmadığını kesin olarak söylemez; hissin temas etmemeye neredeyse eşdeğer olduğunu anlatır.

Alıştırma

Olumsuz ifadeyi güçlendirmek için hedef kalıbı kullanın: The update did ____ improve the battery life ____.

Cevabı göster

not · at all

because it's being repelled by an invisible barrier. Dilbilgisi

2:01

neredeyse hiç dokunmuyormuş gibi olur.

Dilbilgisi

being repelled by: devam eden edilgen yapı

is being repelled by yapısında is şimdiki zamanı gösterir, being devam eden görünüşü kurar ve repelled cümleyi edilgen yapan geçmiş zaman ortacıdır. Özne kuvveti üretmek yerine bu kuvvete maruz kalır. Bu biçim, itme etkisini o anda devam eden bir süreç olarak sunar. by ile başlayan bölüm, kuvveti üreten nedeni veya eylemi yapan unsuru belirtir.

Alıştırma

Süreç açıklamasını repel fiilinin şimdiki zaman devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: The charged particles are ____ by the magnetic field.

Cevabı göster

being repelled

When liquid nitrogen touches my face, the same thing.

2:03

Sıvı azot yüzüme dokunduğunda da aynı şey geçerli.

It basically just repels and sheds off like water.

2:05

Temelde sadece tıpkı su gibi itiliyor ve akıp gidiyor.

Well, that's it for this video, guys.

2:09

Evet, bu videoluk bu kadar arkadaşlar.

If you're looking for some projects you can try at home,

2:10

Evde deneyebileceğiniz bazı projeler arıyorsanız,

I'll put some clickable links at the end of this video

2:13

bu videonun sonuna tıklanabilir birkaç bağlantı koyacağım

or you can find some others at thekingofrandom.com

2:15

veya thekingofrandom.com adresinden başkalarını bulabilirsiniz.

See you in the next video.

2:17

Sonraki videoda görüşmek üzere.