Sıvı Azot Yüzünüze Ne Yapar?: İngilizce çalışma notları
TKOR
Video özeti: Güvenlik kaygılarına yanıt veren sunucu sıvı nitrojeni yüzüne atıyor, hissi anlatıyor ve hızlı buharlaşmayı Leidenfrost etkisiyle açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. What if — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: varsayımsal bir riski gündeme getirip dinleyiciyi olası sonucu düşünmeye yöneltin; bunu gerçekleşmiş bir olay gibi sunmayın. 2. the real deal. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: ciddi veya gerçek denemenin başladığını bildiren samimi vurguyu tanıyın; deal alışveriş ya da anlaşma değildir. 3. dispelled the myth that — Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: konuşanın çürüttüğünü söylediği inanışı tanıtın; that ile başlayan yan cümle bu inanışın içeriğini verir.
Bu derste
today I'm back with another liquid nitrogen experiment Anlatım akışı
0:00bugün başka bir sıvı azot deneyiyle karşınızdayım
Bir sıvı nitrojen deneyiyle daha karşınızdayım
“I'm back with another liquid nitrogen experiment” bir açılış kalıbıdır. “I'm back” konuşanın kanala ya da seriye geri döndüğünü, “another” ise aynı türden bir deney daha sunduğunu gösterir. Bu ifade videoyu izleyici için düzenler: yeni bölümü önceki içeriklere bağlar ve ardından konuyu söyler. Buradaki “back”, devam eden programa veya etkinliğe dönüş anlamındadır; mutlaka fiziksel bir yere dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Devam eden bir serinin yeni içeriğini doğal biçimde duyuran cümle hangisidir?
- I'm here with a cooking tip for the first time.
- I'm back with another cooking tip for busy mornings.
- I went back to the kitchen for another cooking tip.
Cevabı göster
I'm back with another cooking tip for busy mornings.
O kadar da heyecanlanma
“Don't get too excited” beklentileri fazla yükseltmemek için yapılan şakacı bir uyarıdır. Bu sahnede konuşan kişi koruyucu gözlükleri takmıştır, ancak hemen ardından onları uzun süre takmayacağını söyler; bu yüzden cümle küçük bir beklenti kırılması hazırlar. Bu emir cümlesi gerçekten mutlu olmayı bırakmasını isteyen ciddi bir komut değildir. “Too” heyecan derecesini sınırlar ve konuşanın izleyiciyle şakalaşırken biraz sonra ne olacağına dair beklentiyi yönetmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Heyecan verici kısmın kısa süreceğini şakacı biçimde belirtmek için hangi cümle daha uygundur?
- Don't get excited about anything—the experiment is pointless.
- Don't get too excited—the goggles will come off soon.
- Please control your emotions in all situations.
Cevabı göster
Don't get too excited—the goggles will come off soon.
Now, I just posted a video on filling up a balloon with liquid nitrogen Öbek fiiller
0:08Daha yeni bir balonu sıvı azotla doldurduğum bir video yayınladım
filling up ... with liquid nitrogen: ... sıvı nitrojenle doldurmak
filling up a balloon with liquid nitrogen ifadesinde fill up, “balonun içine sıvı nitrojen koyarak balonu doldurmak” anlamına gelir. Up, öbek fiilin bir parçasıdır; yukarı doğru hareket bildirmez. Aktarılabilir kalıp fill up + kap + with + içerik şeklindedir. With, kaba konulan maddeyi tanıtır. Nesne bir isimse fill the balloon up with liquid nitrogen da denebilir.
Alıştırma
“Kabı doldurmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Before the guests arrive, please ____ the cooler with ice.
Cevabı göster
fill up
some of you expressed concern that I wasn't wearing any safety glasses. Kalıp ifadeler
0:12bazılarınız güvenlik gözlüğü takmadığım için endişelerini dile getirdi.
expressed concern that ...: ... konusunda endişeyi dile getirmek
Expressed concern that, birinin ardından gelen yan cümledeki durumla ilgili endişesini ilettiğini bildirir. Burada that ile başlayan yan cümle endişenin içeriğini, yani konuşanın koruyucu gözlük takmadığını açıklar. Aktarılabilir kalıp express concern that + yan cümle şeklindedir. Bu kalıpta concern normalde sayılamayan bir isimdir. Expressed, endişenin yalnızca hissedilmediğini, sözle ya da başka bir yolla iletildiğini gösterir.
Alıştırma
“Endişeyi resmî biçimde ilettiler” anlamındaki üç sözcüklü kalıpla resmî raporu tamamlayın: Several parents ____ the doors were left unlocked.
Cevabı göster
expressed concern that
What if + yan cümle: varsayımsal bir sonucu sormak
What if + yan cümle? hayal edilen bir olasılığı ortaya koyar ve dinleyiciden sonucunu düşünmesini ister. Burada konuşan kişi bir güvenlik endişesini dile getiriyor; sıçramanın gerçekten yaşandığını söylemiyor. What if sonrasındaki yan cümle koşulu belirtir. Bu cümlede geçmiş zaman biçimi splashed, durumun varsayımsal olduğunu göstermeye yardımcı olur. Bu kalıbı riskleri, planları veya endişeleri değerlendirmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hangisi, gerçekleştiğini söylemeden gelecekte ortaya çıkabilecek bir sorunu dile getirir?
- The road was closed yesterday.
- What if the road is closed tomorrow?
- Why was the road closed?
Cevabı göster
What if the road is closed tomorrow?
make me go blind içinde make + nesne + yalın mastar
make me go blind ifadesinde me, make fiilinin nesnesidir; go ise to almayan yalın mastardır, yani fiilin temel biçimidir. make + kişi veya şey + fiilin temel biçimi yapısı, bir şeyin o kişiye ya da şeye bir eylem yaptırdığını veya bir sonuç yaşattığını anlatır. Go blind, görme yetisini kaybedip kör olmak anlamına gelir. Go + sıfat çoğunlukla bir durum değişimini anlatır; bu nedenle burada kör bir şekilde yürümek anlamına gelmez. Etken yapıda make me go denir, make me to go denmez.
Alıştırma
go fiilini make sonrasında gereken biçimde kullanın: The illness made him ____ blind.
Cevabı göster
go
Some of you from the hazmat departments of other companies Kültür
0:22Başka şirketlerin tehlikeli madde departmanlarında çalışan bazılarınız
hazmat departments (tehlikeli madde bölümleri)
“Hazmat”, “hazardous materials”, yani tehlikeli maddeler ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada “hazmat departments”, başka şirketlerde tehlikeli maddelerle ilgili güvenlik prosedürlerini, ekipmanları veya olayları yöneten bölümleri ifade eder. Bu ifade, yorum yapan kişilerin uzmanlık alanını gösterir; bu nedenle verdikleri tavsiyeler iş yeri güvenliği bakış açısı taşır. Hazmat bir şirket adı değildir ve farklı kuruluşlar ilgili birimi hazmat team, unit veya department olarak adlandırabilir.
Alıştırma
Bu cümlede “hazmat departments” büyük olasılıkla neden sorumludur?
- Tehlikeli maddelerle ilgili güvenlik
- Sıradan ofis malzemelerini yönetmek
- Başka şirketlerin ürünlerinin reklamını yapmak
Cevabı göster
Tehlikeli maddelerle ilgili güvenlik
encourage + kişi + to + fiil
Yapı encourage + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir; encourage you to try buna bir örnektir. Kişi doğrudan encourage sözcüğünden sonra gelir, eylem ise to-infinitive yapısıyla ifade edilir. Burada not, “not one of those experiments” bölümüne aittir. Bu nedenle cümlenin tamamı, konuşanın bu deneyi evde yapmayı tavsiye etmediği anlamına gelir. “I would encourage you to...” destekleyici bir ton taşıyabilir; “I would not encourage you to...” ise bir eyleme karşı nazik ama açık bir uyarıdır.
Alıştırma
Cümleyi encourage + kişi + to yapısını kullanarak tamamlayın: The teacher praised Mia's project and ____ enter the science fair.
Cevabı göster
encouraged her to
This I would classify as very, very dangerous Kalıp ifadeler
0:29Bunu çok ama çok tehlikeli olarak sınıflandırırdım,
classify ... as: … olarak sınıflandırmak
classify A as B yapısında A, değerlendirilen veya gruplandırılan şeydir; B ise ona verilen kategori ya da değerlendirmedir. Burada this A, very, very dangerous ise B'dir. Cümlede This konu olarak başa alınmıştır; daha yaygın söz dizimi I would classify this as very, very dangerous şeklindedir. Would, değerlendirmeyi ölçülü veya biraz temkinli gösterir ve mutlaka varsayımsal bir durum anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi classify A as B yapısıyla tamamlayın: The safety panel will ____ this device ____ unsafe for home use.
Cevabı göster
classify · as
experts only: yalnızca uzmanlar
Experts only, eksiltili bir kısıtlama etiketidir. for experts only içinde, söz konusu şeyin yalnızca uzmanlara yönelik veya yalnızca uzmanlara izin verilen bir şey olduğunu belirtir; daha tam bir uyarı This is for experts only ya da Only experts should attempt this olabilir. Only, experts sözcüğünü sınırlar; dolayısıyla ifade uzman olmayanları dışarıda bırakır. Bu kısa biçim tam bir cümleden çok tabela, etiket veya uyarı gibi işlev görür.
Alıştırma
Yalnızca uzmanların devam edebileceğini belirten iki sözcüklük İngilizce etiketi yazarak uyarıyı tamamlayın: Advanced calibration: ____.
Cevabı göster
Experts only
Now, the concern was if a drop of liquid nitrogen hits somebody in the eye,
0:33Şimdi, asıl endişe şuydu: Birinin gözüne bir damla sıvı azot çarparsa,
So, I'm not going to try it with one drop of liquid nitrogen.
0:37Bu yüzden, bunu bir damla sıvı azotla denemeyeceğim.
the real deal: sahici veya ciddi olan şey
The real deal, bir şeyin ya da kişinin sahici, etkileyici veya artık tamamen ciddi olduğunu; zayıf bir taklit ya da deneme sürümü olmadığını anlatan bir deyimdir. Bu cümlede daha büyük çaplı girişimin asıl ciddi deneme olduğunu, başka bir küçük test olmadığını duyurur. Bu ifadede deal, bir alışveriş ya da anlaşma anlamına gelmez. The real deal kalıbını tek bir sabit isim öbeği olarak düşünün; be fiilinden sonra gerçekten sahici veya önemli olan şeyi belirtir.
Alıştırma
“Gerçek veya ciddi olan şey” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: After two rehearsal games, tonight's championship match is ____.
Cevabı göster
the real deal
gotta: have to demenin gündelik yolu
Bu cümlede gotta, have to veya need to anlamına gelir: Konuşan kişi eylemi tekrarlamanın gerekli olduğunu söylüyor. Zorunluluk bildiren (have) got to yapısındaki konuşma öbeği got to'nun oldukça gündelik bir yazım biçimidir ve samimi diyaloglarda yaygındır. Özne + gotta + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın: We gotta do, I gotta go. Buradaki do yalın fiildir. Gotta ifadesini got a olarak okumayın; ardından bir isim gelmez ve bir şey teslim almak anlamını taşımaz.
Alıştırma
Hangi resmî cümle "We gotta do that again" ifadesindeki gereklilik anlamını korur?
- We have to do that again.
- We received that again.
- We had the chance to do that again.
Cevabı göster
We have to do that again.
Miktar karşılaştırmalarında more of that ... than I did
more ... than ... yapısı iki miktarı veya dereceyi karşılaştırır. Burada more of that, sıvının daha büyük bir miktarını ifade eder; karşılaştırılan yerler ise burnum ve ağzım ile yüzümdür. than I did içindeki did, daha önce kullanılan basit geçmiş zamandaki got fiilinin yerini tutar. Tam anlam than I got on my face şeklindedir; did kullanmak got fiilini tekrarlamayı önler ve karşılaştırmayı doğal hâle getirir.
Alıştırma
Daha büyük miktarı anlatan karşılaştırmayı tamamlayın. Karşılaştırma sözcüğünü ve tekrarlanan packed fiilinin yerini tutan yardımcı fiili kullanın: Noah packed ____ food for the hike than he ____ for the picnic.
Cevabı göster
more · did
I think my nose blocked off half of it to this eye. Öbek fiiller
1:16sanırım burnum azotun yarısının bu göze ulaşmasını engelledi.
Erişimi veya yolu kesmek için blocked off
Block off, bir güzergâhtan geçişi veya bir yere ulaşmayı engellemek için bariyer ya da engel kullanmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, burnunu sıvının bir kısmının tek göze ulaşmasını önleyen fiziksel bir bariyer gibi düşünür. Off, block ile birlikte öbek fiilin bir parçasıdır; burnun kapatıldığı anlamına gelmez. İfade, bir şeye yalnızca dokunulması veya kısa süreliğine engel olunmasından çok, erişimin ya da bir yolun kesildiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, bu dersteki “bir bariyerle erişimi engelledi” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın. Basit geçmiş zamanı kullanın: Construction crews ____ the tunnel entrance for safety.
Cevabı göster
blocked off
Now, you might be wondering what this feels like to get hit in the face Anlatım akışı
1:24Şimdi, bunu yüzünüze yemenin nasıl bir his olduğunu merak ediyor olabilirsiniz
you might be wondering: dinleyicinin sorusunu önceden sezinlemek
You might be wondering, konuşmacının dinleyicilerin aklında bulunabilecek bir soruyu önceden sezinlediğini gösterir. Ardından gelen dolaylı soru yan cümlesi bu soruyu belirtir; burada soru, deneyimin nasıl hissettirdiğidir. Bir söylem çerçevesi olarak mevcut konudan cevaba veya açıklamaya yumuşak bir geçiş sağlar. Might, dinleyicilerin düşünceleriyle ilgili tahmini daha az doğrudan ve daha nazik yapar; burada yetenek bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki dinleyiciyi yönlendiren çerçevenin aynısıyla tamamlayın: ____ why the lights dim automatically.
Cevabı göster
You might be wondering
and honestly, it doesn't really feel like anything.
1:27ve dürüst olmak gerekirse, gerçekten hiçbir şey hissettirmiyor.
It's almost like walking into a room with a cold draft. Anlatım akışı
1:28Neredeyse soğuk hava akımı olan bir odaya girmek gibi.
It's almost like: yaklaşık bir benzetme yapmak
It's almost like, yaklaşık bir karşılaştırma başlatır. Burada doğrudan anlatılması zor olan his, soğuk hava akımı bulunan bir odaya girme şeklindeki tanıdık deneyimle ilişkilendirilir. Yabancı bir hissi veya fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırmak için It's almost like + isim öbeği ya da -ing biçimi yapısını kullanın. Almost karşılaştırmayı sınırlar: iki deneyim benzerdir, ancak tamamen aynı değildir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki yaklaşık karşılaştırma çerçevesinin aynısıyla tamamlayın: ____ stepping into a freezer for a second.
Cevabı göster
It's almost like
cool down ifadesinin gerçek ve geçişsiz anlamı
Bu cümlede cool down, “daha az sıcak hâle gelmek, soğumak” anlamındadır. Özne olan things, ilgili alanı ve çevredeki maddeleri genel olarak ifade eder; dolayısıyla söz öbeği bunların sıcaklığının biraz düştüğünü anlatır. Burada cool down geçişsizdir: öznenin kendisi soğur ve doğrudan nesne almaz. Bu öbek fiil “sakinleşmek” anlamında da kullanılabilir, ancak bu cümlede mecaz anlam kastedilmez.
Alıştırma
Hangi cümlede cool down, örnektekiyle aynı gerçek ve geçişsiz anlamda kullanılmıştır?
- Cool the laptop down with a fan.
- She tried to cool down the angry customer.
- Leave the soup on the table so it can cool down.
Cevabı göster
Leave the soup on the table so it can cool down.
but water would stick to your skin whereas liquid nitrogen just evaporates immediately. Dilbilgisi
1:32ancak su olsaydı cildinize yapışırdı, oysa sıvı azot anında buharlaşıyor.
Whereas ile iki tam olguyu karşılaştırmak
Whereas iki cümlecik arasında doğrudan bir karşıtlık kurar. Burada tam bir cümlecik suyun cilde yapışacağını, diğer tam cümlecik ise sıvı azotun hemen buharlaştığını söyler. Bilgiyi yan yana bir karşılaştırma olarak düzenler: suda A olurken sıvı azotta B olur. Bu kullanımda whereas “buna karşılık” anlamındadır; “-dığı sırada” şeklinde bir zaman anlamı taşımaz.
Alıştırma
Hangi bağlaç iki cümleciği en açık biçimde doğrudan ve yan yana bir karşıtlık olarak sunar? The local train stops at every station, ___ the express train goes straight downtown.
- whereas
- because
- unless
Cevabı göster
whereas
there you have it: sonucu sunmak
There you have it, konuşmacı bir açıklamayı veya gösterimi bitirdikten sonra sonucu, cevabı ya da varılan yargıyı sunar. Burada gösterimi kapatır ve izleyiciye “Sonuç bu” mesajını verir. Bu sözler bir konumu veya sahip olmayı anlatmaz. Söylemi kapatan bir ifade olarak açıklamadan ana sonuca geçişi gösterir ve konuşmayı düzenler.
Alıştırma
Dersin kalıp ifadesiyle kapanış cümlesini tamamlayın: The final total is 42. So, ____.
Cevabı göster
there you have it
We dispelled the myth that liquid nitrogen contacting on skin Kalıp ifadeler
1:43Sıvı azotun cilde temas etmesinin anında donduracağı
dispelled the myth that: yanlış bir inancı reddetmek
Dispelled the myth that, yaygın biçimde tekrarlanan ancak doğru olmayan bir inanca karşı çıkıp bu inancı ortadan kaldırmak anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle, reddedilen belirli iddiayı açıklar. Dispel, myth, doubt, fear veya confusion ile sık kullanılan, orta derecede resmî bir fiildir. Bir şeyi fiziksel olarak kırmayı değil, kanıt veya açıklama yoluyla bir düşünceyi ya da duyguyu gidermeyi anlatır.
Alıştırma
Dersin resmî kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The study ____ older adults cannot learn new technology.
Cevabı göster
dispelled the myth that
I have to confess something: bir itirafa giriş yapmak
Burada I have to confess something bir itirafı başlatır. Konuşan kişi bazı bilgileri daha önce sakladığını ve şimdi açıklamak üzere olduğunu belirtir. Günlük İngilizcede confess mutlaka bir suçu kabul etmek anlamına gelmez. Şaşırtıcı, utandırıcı veya kişisel bir gerçeği sunabilir ve dinleyiciyi önceki izlenimini gözden geçirmeye hazırlayabilir.
Alıştırma
Kişisel bir itirafı başlatan tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: "____: I read the message before the meeting."
Cevabı göster
I have to confess something
I knew that liquid nitrogen wasn't going to hurt me.
1:49Sıvı azotun bana zarar vermeyeceğini biliyordum.
I've played with it for years and I know the boundaries. Dilbilgisi
1:52Yıllardır bunlarla oynuyorum ve sınırları biliyorum.
I've played with it for years: for ile present perfect
I've played, present perfect yapısı olan have + past participle ile süre bildiren for years ifadesini birleştirir. Eylemi geçmişte başlamış ve bugüne kadar devam etmiş veya tekrarlanmış olarak sunar. Şimdiyle bağlantı önemlidir: yıllara dayanan deneyim, güncel I know the boundaries iddiasını destekler. Bir sürenin uzunluğu için for, başlangıç noktası için since kullanın.
Alıştırma
Hangi cümle eylemi şu anda da önemini koruyan uzun süreli bir deneyim olarak açıkça sunuyor?
- I worked with this software for years, but I stopped in 2020.
- I've worked with this software in 2020, so I know its limits.
- I've worked with this software for years, so I know its limits.
Cevabı göster
I've worked with this software for years, so I know its limits.
be familiar with + aşina olunan nesne
Be familiar with + isim veya zamir, bir kişiyi ya da şeyi tanıyacak, temel özelliklerini anlayacak veya onu nasıl kullanıp ele alacağını bilecek kadar iyi bilmek anlamına gelir. Bu cümlede with, bilinen şeyi tanıtır; it ise sıvı azotu ve onun nasıl davrandığını ifade eder. Kalıp be + familiar with + nesne şeklindedir. İlgili bilgi veya deneyimi anlatır, ancak mutlaka uzmanlık düzeyi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi familiar ve doğru edatla tamamlayın: Before leading the tour, make sure you are ____ the safety rules.
Cevabı göster
familiar with
Liquid nitrogen hitting the skin reacts on a principle called the Leidenfrost effect. Kültür
1:55Sıvı azotun cilde çarpması, Leidenfrost etkisi adı verilen bir prensibe göre reaksiyon gösterir.
Leidenfrost etkisi
Leidenfrost etkisi, bir sıvının kendi kaynama noktasından çok daha sıcak bir yüzeye değdiğinde sıvı ile yüzey arasında hızla bir buhar tabakası oluşturduğu olaydır. Bu tabaka doğrudan teması kısa süreliğine azaltır; bu nedenle damlalar hemen kaybolmak yerine kayabilir veya sıçrayabilir. Bu cümlede bu ad, sıvı azotun cilde kısa süreli temasında devreye giren bilimsel mekanizmayı belirtir. Geçici bir fiziksel engeli anlatır; genel bir güvenlik garantisi değildir.
Alıştırma
Hangi durum Leidenfrost etkisini en iyi gösterir?
- Buhar soğuk bir pencere üzerinde suya yoğuşur.
- Su damlaları ince bir buhar tabakası üzerinde çok sıcak bir tavanın üzerinde hızla kayar.
- Bir buz küpü oda sıcaklığındaki bir bardakta yavaşça erir.
Cevabı göster
Su damlaları ince bir buhar tabakası üzerinde çok sıcak bir tavanın üzerinde hızla kayar.
It's almost like not touching it at all Dilbilgisi
1:59Görünmez bir bariyer tarafından itildiği için
Tam olumsuzluk için not ... at all
not ... at all kalıbı olumsuz bir ifadeyi güçlendirir. Bir şeyin hiçbir şekilde veya hiçbir derecede gerçekleşmediğini belirtir. Bu cümlede not, touching eylemini olumsuz yapar; at all ise hayal edilen temas miktarının sıfır olduğunu vurgular. Almost like bu kalıbın dışında yer alır ve bir benzetme ya da izlenim sunar. Konuşan kişi fiziksel temasın hiç olmadığını kesin olarak söylemez; hissin temas etmemeye neredeyse eşdeğer olduğunu anlatır.
Alıştırma
Olumsuz ifadeyi güçlendirmek için hedef kalıbı kullanın: The update did ____ improve the battery life ____.
Cevabı göster
not · at all
because it's being repelled by an invisible barrier. Dilbilgisi
2:01neredeyse hiç dokunmuyormuş gibi olur.
being repelled by: devam eden edilgen yapı
is being repelled by yapısında is şimdiki zamanı gösterir, being devam eden görünüşü kurar ve repelled cümleyi edilgen yapan geçmiş zaman ortacıdır. Özne kuvveti üretmek yerine bu kuvvete maruz kalır. Bu biçim, itme etkisini o anda devam eden bir süreç olarak sunar. by ile başlayan bölüm, kuvveti üreten nedeni veya eylemi yapan unsuru belirtir.
Alıştırma
Süreç açıklamasını repel fiilinin şimdiki zaman devam eden edilgen biçimiyle tamamlayın: The charged particles are ____ by the magnetic field.
Cevabı göster
being repelled
When liquid nitrogen touches my face, the same thing.
2:03Sıvı azot yüzüme dokunduğunda da aynı şey geçerli.
It basically just repels and sheds off like water.
2:05Temelde sadece tıpkı su gibi itiliyor ve akıp gidiyor.
If you're looking for some projects you can try at home,
2:10Evde deneyebileceğiniz bazı projeler arıyorsanız,
I'll put some clickable links at the end of this video
2:13bu videonun sonuna tıklanabilir birkaç bağlantı koyacağım
or you can find some others at thekingofrandom.com
2:15veya thekingofrandom.com adresinden başkalarını bulabilirsiniz.