2018'de Interpol Tarafından En Çok Aranan Amerikalılar: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.403 kelime 198 kel/dk

Video özeti: Bu geri sayım Interpol’ü ve 2018’de aranan on Amerikalının iddia edilen suçlarını, takma adlarını, kaçışlarını ve hukuki sonuçlarını anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “went on the run.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: koşuya çıkmak değil, yakalanmamak için kaçıp saklanmak anlamına geldiğini ayırt edin ve suç haberlerinde kullanın. 2. “sentenced in absentia,” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: sanık yokken ceza verilmesini anlatan hukuk ifadesini anlayın; tutuklama ve iadeden ayırın. 3. “may have kept” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: geçmişteki kesin olmayan olasılık için may have ile geçmiş zaman ortacını kullanın ve bunu doğrulanmış gerçek gibi sunmayın.

Bu derste

The International Criminal Police Organization was founded in 1923 as a multinational crime-fighting force.

0:00

Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı, çok uluslu bir suçla mücadele gücü olarak 1923 yılında kuruldu.

The first countries to join were Austria, Belgium, China, Egypt, France, Germany, Greece, Hungary, Italy,

0:06

Katılan ilk ülkeler Avusturya, Belçika, Çin, Mısır, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İtalya,

the Netherlands, Poland, Romania, Sweden, Switzerland, and Yugoslavia.

0:12

Hollanda, Polonya, Romanya, İsveç, İsviçre ve Yugoslavya idi.

The UK was soon on board, Deyimler

0:17

İngiltere çok geçmeden katıldı

Deyimler

on board ifadesinin mecaz anlamı

Burada on board mecaz anlamda kullanılmıştır. Birleşik Krallık'ın kısa süre içinde uluslararası örgüte katılmayı ve faaliyetlerinde yer almayı kabul ettiği anlamına gelir; bir gemide veya başka bir taşıtta bulunmayı anlatmaz. Daha genel olarak be on board, bir plana, gruba ya da ortak çalışmaya katılmaya veya onu desteklemeye istekli olmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi “katılmaya veya desteklemeye istekli” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: "We cannot start the project until the safety team is ____."

Cevabı göster

on board

and currently Interpol's own website says its network spans 190 nations.

0:18

ve şu anda Interpol'ün kendi web sitesi, ağının 190 ülkeyi kapsadığını belirtiyor.

Its mission, as you probably know,

0:23

Muhtemelen bildiğiniz gibi, misyonu

is to prevent crimes and track down criminals all over the world. Öbek fiiller

0:25

dünya çapındaki suçları önlemek ve suçluların izini sürmektir.

Öbek fiiller

track down: aradıktan sonra birini bulmak

Track down, bir kişiyi veya şeyi bilinçli bir aramadan sonra bulmak demektir ve genellikle hedefin bulunması zor olduğunda kullanılır. Burada yalnızca suçluların hareketlerini takip etmek veya izlemek değil, soruşturma yoluyla onları bulmak anlamındadır. Bu öbek fiil ayrılabilir: track down the suspect ve track the suspect down ifadelerinin ikisi de doğaldır. Nesne bir zamirse onu ortaya koyun: track them down deyin, track down them demeyin.

Alıştırma

Cümleyi “dikkatli bir aramadan sonra buldu” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: "After checking dozens of records, the journalist finally ____ the witness."

Cevabı göster

tracked down

That could be related to drug trafficking,

0:29

Bu; uyuşturucu kaçakçılığı,

environmental crimes, organized crime, terrorism, cybercrime,

0:30

çevre suçları, organize suçlar, terörizm, siber suçlarla bağlantılı olabilir

or even just going after a single person who committed a crime and went on the run. Deyimler

0:34

veya sadece suç işleyip firar eden tek bir kişinin peşine düşmek olabilir.

Deyimler

Went on the run: yakalanmamak için kaçmak

Bu cümlede went on the run, kişinin bir suç işledikten sonra yakalanmamak için kaçtığı ve uzakta ya da saklanarak yaşamayı sürdürdüğü anlamına gelir. Run, on the run kalıplaşmış ifadesinin bir parçasıdır; koşuya çıkmayı anlatmaz. Temel yapı go on the run şeklindedir; zamana göre went on the run gibi değişir. Polisten veya başka takipçilerden aktif olarak kaçan birini anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi ‘tutuklanmamak için kaçtı ve saklandı’ anlamındaki ifadeyle tamamlayın: After the warrant was issued, the suspect ____ and stayed with friends under a false name.

Cevabı göster

went on the run

These people are sometimes caught decades after the original transgression.

0:38

Bu insanlar bazen asıl suçlarından on yıllar sonra yakalanırlar.

Today, we'll see who's presently under Interpol's spotlight in this episode of The Infographics Show, Deyimler

0:42

Bugün, The Infographics Show'un bu bölümünde şu anda kimlerin Interpol'ün merceğinde olduğunu göreceğiz:

Deyimler

Under Interpol's spotlight: Interpol'ün yakın takibinde

Burada under Interpol's spotlight, birinin Interpol'ün yakın ilgisi veya incelemesi altında olduğu anlamına gelen bir benzetmedir. Spotlight, sanki üzerine bir ışık yöneltilmiş gibi kişinin kuruluş açısından son derece görünür olduğunu düşündürür. Bu ifade hukuki bir hükmü değil, dikkatin odaklanmasını belirtir: Bir kurumun spotlight'ı altında olmak tek başına kişinin mahkûm edildiği veya resmen suçlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede under Interpol's spotlight en doğrudan ne anlama gelir?

  1. Interpol kişinin suçlu olduğunu zaten kanıtladı.
  2. Interpol kişiyi yakından takip ediyor.
  3. Kişi Interpol'e ait fiziksel bir ışığın altında duruyor.
Cevabı göster

Interpol kişiyi yakından takip ediyor.

Interpol's Most Wanted Americans in 2018.

0:47

2018'de Interpol'ün En Çok Aranan Amerikalıları.

Number 10, Catherine Marie Kerkow.

0:50

10 numara, Catherine Marie Kerkow.

The FBI tells us that if you have met this woman,

0:52

FBI bize, eğer bu kadınla karşılaştıysanız,

she might also have been going under the name of Janice Ann Ford Odile and Penot or Odile Penot. Kalıp ifadeler

0:55

Janice Ann Ford Odile and Penot veya Odile Penot ismini de kullanmış olabileceğini söylüyor.

Kalıp ifadeler

Going Under the Name Of: takma ad kullanmak

Going under the name of, belirli bir adı kullanmak veya o adla tanınmak anlamına gelir. Burada aynı kişinin takma ad olarak kullanmış olabileceği adları sunar. İfade, belirli bir durumda kullanılan kimliği anlatır; tek başına kişinin adını yasal olarak değiştirdiğini veya kullanılan adın sahte olduğunu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi “takma ad kullanıyordu” anlamına gelen kalıp ifadeyle tamamlayın: During the investigation, officers learned that the witness was ____ Maria Cole.

Cevabı göster

going under the name of

What did she do?

1:01

Ne mi yaptı?

She was involved in the hijacking of Western Airlines Flight 701 from LA to Seattle in 1972.

1:02

1972'de Los Angeles'tan Seattle'a giden Western Airlines'ın 701 sefer sayılı uçuşunun kaçırılması olayına karıştı.

She and an accomplice said they had a bomb and demanded a half a million bucks.

1:08

Kendisi ve bir suç ortağı yanlarında bomba olduğunu söyleyerek yarım milyon dolar talep etti.

That's about $3 million in today's money. Kalıp ifadeler

1:12

Bu, bugünün parasıyla yaklaşık 3 milyon dolara denk geliyor.

Kalıp ifadeler

In Today's Money: günümüzdeki değer

In today's money, $3 million ifadesini niteler ve bu rakamın günümüzdeki değere ilişkin bir tahmin olduğunu gösterir. Geçmişteki tutar, modern izleyicinin karşılaştırılabilir satın alma gücünü anlayabilmesi için uyarlanmıştır. Rakam genellikle yaklaşık değerdir ve dönüştürme yöntemine ve referans tarihine bağlıdır. Geçmişteki işlemin gerçek anlamda 3 milyon dolar içerdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Geçmişteki bir tutarı bugünkü değeriyle sunan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The 1940 salary would be about $60,000 ____.

Cevabı göster

in today's money

The pair flew to Algeria and were given political asylum, Kültür

1:14

İkili Cezayir'e uçtu ve onlara siyasi sığınma hakkı verildi,

Kültür

siyasi sığınma hakkı verilmek

Bu cümlede were given political asylum, geri gönderilmeleri onları siyasi bağlantılı zulüm veya tehlikeyle karşı karşıya bırakabileceği için bir devletin kendilerine koruma sağladığı anlamına gelir. Edilgen were given yapısı, korumayı alan kişileri ve kararın sonucunu öne çıkarır. Buradaki asylum, bir devletin sağladığı korumadır; kelimenin eski “akıl hastanesi” anlamı değildir. Sığınma hakkı verilmesi de tek başına sıradan bir vize almak veya otomatik olarak vatandaş olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede were given political asylum ne anlama geliyor?

  1. Geri dönüş onları siyasi zulüm veya tehlikeye maruz bırakabileceği için devlet koruması aldılar.
  2. Otomatik olarak Cezayir vatandaşı oldular.
  3. Kısa süreli turistik ziyaret için sıradan bir izin aldılar.
Cevabı göster

Geri dönüş onları siyasi zulüm veya tehlikeye maruz bırakabileceği için devlet koruması aldılar.

but soon moved on.

1:17

ancak kısa süre sonra oradan ayrıldılar.

Where this former member of the Black Panthers is now is a mystery. Dilbilgisi

1:18

Kara Panterler'in bu eski üyesinin şu an nerede olduğu tam bir gizem.

Dilbilgisi

Where ... is now is a mystery yapısı

Baştaki Where this former member of the Black Panthers is now bölümü, gömülü bir wh-yan tümcesidir. Bu yan tümcenin tamamı cümlenin öznesi olarak görev yapar; sonraki is a mystery ise ana yüklemdir. Yan tümce gömülü olduğu için where + özne + is biçimindeki düz cümle söz dizimini kullanır; doğrudan sorudaki Where is ...? sırasını kullanmaz. Bu nedenle iki is farklı yan tümcelere aittir.

Alıştırma

Şu sözcükleri doğru sıraya koyarak gömülü bir where yan tümcesiyle cümleyi tamamlayın: the witness / is / now. ____ is still unknown.

Cevabı göster

Where the witness is now

This is about as light as it gets from here on out. Notlar

1:22

Bundan sonrası için, bu listemizin en hafif vakası denebilir.

Dilbilgisi

about as light as it gets: uç noktaya yakınlık

Bu cümlede light, parlak ya da kolay anlamına değil, görece daha az ciddi veya rahatsız edici anlamına gelir. İfade, bu vakanın bundan sonra gelecek içerikte en az ciddi düzeye yakın olduğunu ve sonraki vakaların daha kötü olmasının beklendiğini anlatır. as + sıfat + as it gets kalıbı, bir şeyi bir ölçeğin uç noktasına veya o noktaya yakın bir yere yerleştirir. Örneğin as good as it gets, koşullar altında ulaşılabilecek en iyi düzeye yakın anlamına gelir. About iddiayı yumuşatır ve mutlak bir ifade yerine tahmine dönüştürür.

Alıştırma

about as + sıfat + as it gets kalıbını ve hard sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: Among the beginner puzzles in this book, this one is ____.

Cevabı göster

about as hard as it gets

Kalıp ifadeler

from here on out: mevcut noktadan itibaren

From here on out, mevcut noktadan başlayıp bundan sonra gelen her şey boyunca devam etmek anlamına gelir. Here fiziksel bir yer olmak zorunda değildir; şimdiki anı, bir sürecin aşamasını ya da hikâye, liste veya sunumdaki bir noktayı belirtebilir. Bu cümlede konuşmacı, daha önce ele alınanları kalan maddelerden ayırmak için bu ifadeyi kullanır. Cümlenin ilk kısmıyla birlikte, sonraki içeriğin daha ciddi olacağını bildirir.

Alıştırma

Bir sunumcu kolay kısmı bitirdi ve kalan tüm bölümlerin daha zor olacağını söylemek istiyor. Hangi cümle sunumdaki mevcut noktayı sınır olarak belirler?

  1. From time to time, a section gets harder.
  2. From here on out, every section gets harder.
  3. So far, every section has been harder than the last.
Cevabı göster

From here on out, every section gets harder.

Number 9, Prakashanand Saraswati.

1:25

9 numara, Prakashanand Saraswati.

The spiritual leader founded the Radha Madhav Dham,

1:27

Ruhani lider, Teksas merkezli ruhani bir organizasyon olan

a spiritual organization based in Texas.

1:31

Radha Madhav Dham'ı kurdu.

The organization has no ties whatsoever with the founder now, Kalıp ifadeler

1:33

Organizasyonun kurucusuyla şu anda hiçbir bağı yok,

Kalıp ifadeler

no ties whatsoever with: hiçbir şekilde bağı olmamak

Bu cümlede has no ties with, “…… ile ilişkisi, bağlantısı veya kurumsal bağı yok” anlamına gelir. Ties burada insanlar ya da kuruluşlar arasındaki soyut bağları ifade eder; kravat anlamında değildir. Whatsoever, olumsuzluğu güçlendirmek için no ties ifadesinden sonra gelir: hiçbir tür bağ kesinlikle yoktur. İfadenin tamamı mevcut bir bağlantıyı kesin biçimde reddeder.

Alıştırma

Hangi cümle müzenin eski müdürle kesinlikle hiçbir kurumsal bağlantısı olmadığını en açık biçimde söyler?

  1. The museum has no meetings scheduled with the former director.
  2. The museum has no ties whatsoever with the former director.
  3. The museum has a few ties with the former director.
Cevabı göster

The museum has no ties whatsoever with the former director.

and that's because in 2011, he was convicted of 20 counts of child molestation. Kelime

1:37

çünkü 2011 yılında, 20 ayrı çocuk tacizi suçlamasından hüküm giydi.

Kelime

Convicted of 20 counts of child molestation: 20 ayrı suçtan mahkûm edilmek

Was convicted of, bir mahkemenin onu belirtilen suçtan resmen suçlu bulduğu anlamına gelir. Yalnızca bir suçlamayı değil, hukuki bir suçluluk kararını anlatır. Count, bir ceza davasında ayrı olarak listelenen tek bir suçlama veya suç maddesidir. Twenty counts, yirmi ayrı suç maddesinden suçlu bulunduğu anlamına gelir; of child molestation ise suçun türünü belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle mahkemenin Rivera’yı üç ayrı dolandırıcılık suçundan suçlu bulduğu anlamına gelir?

  1. Rivera was charged with three counts of fraud.
  2. Rivera was sentenced to three years for fraud.
  3. Rivera was convicted of three counts of fraud.
Cevabı göster

Rivera was convicted of three counts of fraud.

He was given 280 years to serve behind bars, Deyimler

1:41

Parmaklıklar ardında 280 yıl hapis cezasına çarptırıldı,

Deyimler

behind bars: hapiste veya cezaevinde

Behind bars, “hapiste veya cezaevinde” anlamına gelir. Bars, bir hücrenin metal parmaklıklarını ifade eder; bu nedenle ifade, kapatılmış bir kişinin görüntüsünü çağrıştırır. İçki sunulan bir barın arkasında olmak anlamına gelmez. Serve behind bars ifadesindeki serve, “belirli bir süre ceza çekmek” demektir. Bu ifade, 280 yıllık cezanın hapis cezası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “hapiste” anlamına gelen iki sözcüklü deyimle tamamlayın: After the conviction, the judge ordered him to spend ten years ____.

Cevabı göster

behind bars

but the writer of nine books on Hindu ethics was sentenced in absentia, Kelime

1:44

ancak Hindu ahlakı üzerine dokuz kitap yazan yazar gıyabında yargılandı,

Kelime

sentenced in absentia: sanık yokken ceza verilmesi

Was sentenced, bir mahkemenin resmî olarak ceza verdiği anlamına gelir. In absentia, “kişi yokken” anlamına gelen resmî bir hukuk ifadesidir; dolayısıyla was sentenced in absentia, sanık hazır bulunmadığı hâlde mahkemenin cezayı belirlediğini söyler. Bu ifade, cezanın verildiği koşulları anlatır; sonrasında ne olduğunu anlatmaz. Tek başına kişinin tutuklandığı, hapsedildiği veya cezasını çekmeye başladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir haberde “The defendant was sentenced in absentia.” deniyor. Bu cümle bize ne anlatır?

  1. Mahkeme sanığı suçlu buldu ancak hiçbir ceza vermedi.
  2. Polis sanığı mahkeme salonunun dışında tutukladı.
  3. Mahkeme, sanık yokken bir ceza verdi.
Cevabı göster

Mahkeme, sanık yokken bir ceza verdi.

when he wasn't there, because he seemed to vanish into thin air. Deyimler

1:48

çünkü ortada yoktu, adeta sırra kadem basmıştı.

Deyimler

vanish into thin air: ani ve açıklanamayan bir kayboluş

Vanish into thin air, belirgin bir iz veya açıklama bırakmadan aniden ve tamamen kaybolmak demektir. Bu cümlede, adamın daha sonra bulunamadığını vurgular. Bu ifade mecazidir; kişi gerçekten havaya dönüşmez. Into thin air, vanish fiilini güçlendirerek kayboluşu özellikle gizemli veya açıklanması zor gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, air ile biten ve “aniden ve tamamen kaybolmak” anlamına gelen dört kelimelik İngilizce deyimle tamamlayın: After the magician covered the coin, it seemed to ____.

Cevabı göster

vanish into thin air

It's believed that he was helped by some of his followers to get into Mexico,

1:51

Meksika'ya girmesine bazı takipçilerinin yardım ettiği

and from there, he traveled on a fake passport to India.

1:55

ve oradan sahte bir pasaportla Hindistan'a seyahat ettiği düşünülüyor.

Number 8, Leo Frederick Burt.

1:58

8 numara, Leo Frederick Burt.

This man is wanted for allegedly taking part in a bombing that happened in 1970 at the campus of the University of Wisconsin. Kelime

2:00

Bu adamın, 1970'te Wisconsin Üniversitesi kampüsünde meydana gelen bir bombalama olayına karıştığı iddia ediliyor.

Kelime

allegedly: bir suçlamanın kanıtlanmadığını belirtmek

Allegedly, bilgiyi konuşanın doğruladığı bir gerçek olarak değil, bir iddia veya haber olarak sunar. Bu cümlede taking part in a bombing ifadesini sınırlar: adamın saldırıya katıldığı iddia edilmektedir, ancak bu ifade katılımının kanıtlandığını söylemez. Definitely anlamına gelmez ve iddianın yanlış olduğunu da tek başına göstermez. İddiayla doğrulanmış gerçeği birbirinden ayırmanız gerektiğini belirtir.

Alıştırma

Olası bir usulsüzlüğü kanıtlanmamış bir suçlama olarak sunmak için allegedly sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. She allegedly altered the records, but the accusation has not been proven.
  2. She definitely altered the records, and the court proved it.
  3. She probably altered the records; that is only my personal guess.
Cevabı göster

She allegedly altered the records, but the accusation has not been proven.

The bombing killed an academic, injured a few more, and caused over $2 million worth of damage. Kalıp ifadeler

2:07

Bombalamada bir akademisyen hayatını kaybetti, birkaçı yaralandı ve 2 milyon doları aşkın hasara yol açtı.

Kalıp ifadeler

over $2 million worth of damage: maddi kaybı ölçme

amount + worth of + isim yapısı, bir şeyin parasal değerini veya ölçeğini belirtir. Burada $2 million worth of damage, iki milyon dolar değerindeki maddi hasar anlamına gelir; over ise kaybın bu miktardan fazla olduğunu gösterir. Damage burada genel olarak fiziksel zarar veya yıkımı ifade ettiği için sayılamayan bir isimdir. Bu yapı haberlerde ve iş dünyası raporlarında damage, goods, repairs ve services gibi isimlerle sıkça kullanılır.

Alıştırma

Kaybın iki milyon doları aştığını belirten ifadeyle raporu tamamlayın: The fire caused ____.

Cevabı göster

over two million dollars' worth of damage

Burt was identified and charged with sabotage, destruction of government property, and conspiracy. Kelime

2:12

Burt'ün kimliği tespit edildi ve sabotaj, kamu malına zarar verme ve komplo kurmakla suçlandı.

Kelime

charged with sabotage: resmî bir ceza suçlaması

Edilgen be charged with + suç yapısı, resmî bir hukuki suçlamayı bildirir. With, isnat edilen suçu tanıtır; sabotage, virgüllerle sıralanan suçlamaların ilkidir. Bu ifade, yetkililerin kişiyi neyle suçladığını belirtir; yargılama sonucunu bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi “resmen suçlandı, ancak suçlu bulunmadı” anlamındaki hukuk ifadesiyle tamamlayın: After the investigation, Maya was ____ fraud, but her trial had not begun.

Cevabı göster

charged with

It's said he has moved around Canada, but is likely in the USA.

2:18

Kanada'da dolaştığı söyleniyor, ancak büyük olasılıkla ABD'de.

If you can help catch the ghost of Wisconsin, you might get a reward of $150,000.

2:21

Eğer Wisconsin Hayaleti'nin yakalanmasına yardım ederseniz, 150.000 dolarlık bir ödül alabilirsiniz.

Number 7, William Lee Copp.

2:26

7 numara, William Lee Copp.

This guy is perhaps well known because he was a junior Olympics gymnastics coach

2:28

Bu adam muhtemelen genç Olimpiyatları jimnastik koçu

and a member of the USA Gymnastics Hall of Fame. Kültür

2:32

ve ABD Jimnastik Onur Listesi üyesi olmasıyla tanınıyor.

Kültür

USA Gymnastics Hall of Fame (USA Gymnastics Şöhretler Listesi)

USA Gymnastics Hall of Fame, ABD jimnastiğindeki önemli kişileri onurlandıran bir sistemdir. Burada Hall of Fame, yalnızca ünlü bir salonu veya binayı değil, resmen onurlandırılmış kişileri ya da onların kaydını ifade eder. Üye olmak, kişinin geçmiş başarıları nedeniyle takdir edildiğini gösterir. Bu, USA Gymnastics'in kişinin daha sonra yaptığı her şeyi onayladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede USA Gymnastics Hall of Fame, antrenör hakkında ne anlatıyor?

  1. ABD jimnastiğindeki başarıları nedeniyle resmî olarak takdir edilmişti.
  2. USA Gymnastics, daha sonra yaptığı her şeyi onaylama sözü vermişti.
  3. Ünlü bir binanın içinde sporcuları çalıştırıyordu.
Cevabı göster

ABD jimnastiğindeki başarıları nedeniyle resmî olarak takdir edilmişti.

But he was also caught downloading over 100 videos of acts of child pornography. Dilbilgisi

2:35

Ancak aynı zamanda 100'den fazla çocuk pornosu eylemi videosu indirirken yakalandı.

Dilbilgisi

be caught doing kalıbı: caught downloading

was caught downloading ifadesinde caught, keşfedilen eylemi göstermek için -ing biçimiyle devam eder. Edilgen kalıp be caught doing something, etken biçim ise catch someone doing something şeklindedir. Burada caught, fiziksel olarak tutulmak veya yakalanan bir nesne olmak değil, fark edilmek ya da açığa çıkmak anlamına gelir. Bu kalıp çoğu zaman eylemin yanlış, yasak, gizli veya utandırıcı olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi caught ve upload fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The employee was ____ confidential files to a personal account.

Cevabı göster

caught uploading

He had a court appearance to attend in 2006, and he was never seen again.

2:39

2006'da katılması gereken bir mahkeme duruşması vardı ve bir daha hiç görülmedi.

In fact, many people on the most wanted list are charged with very similar crimes,

2:43

Aslına bakarsanız, en çok arananlar listesindeki birçok kişi çok benzer suçlardan aranıyor,

but we'll include just this one.

2:47

fakat biz sadece bunu dahil edeceğiz.

Number 6, George Edward Wright.

2:49

6 numara, George Edward Wright.

Like many others on this list, Mr. Wright is known to have used many aliases.

2:51

Bu listedeki diğer birçok kişi gibi, Bay Wright'ın da birçok takma ad kullandığı biliniyor.

You might even have known him as the Reverend L. Burgess.

2:55

Onu Rahip L. Burgess olarak bile tanımış olabilirsiniz.

He was convicted of murder in 1962,

2:58

1962'de cinayetten hüküm giymişti,

but in 1970, he managed to escape from the New Jersey State Prison. Kalıp ifadeler

3:00

ancak 1970'te New Jersey Eyalet Hapishanesi'nden kaçmayı başardı.

Kalıp ifadeler

managed to escape: Zorluğa rağmen kaçmayı başarmak

Bu cümlede managed to escape, iş zor veya sonucu belirsiz olmasına rağmen kaçmayı başardığını anlatır. İfade, sonucu güçlükle elde edilmiş bir başarı olarak sunar. Kalıp manage to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Zaman manage üzerinde gösterilir; geçmiş zamanda managed to escape denir. Bu başarı anlamında managed escaping kullanılmaz.

Alıştırma

Zorluğa rağmen başarıyı gösteren iki sözcüklük hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: After several failed attempts, she ____ open the jammed door.

Cevabı göster

managed to

To add to his crimes, Anlatım akışı

3:04

Suçlarına bir yenisini ekleyerek,

he and others the same year hijacked a plane which was traveling from Detroit to Miami.

3:05

o yıl diğerleriyle birlikte Detroit'ten Miami'ye giden bir uçağı kaçırdı.

Anlatım akışı

To add to his crimes: Durumu ağırlaştıran başka bir olguyu sunmak

To add to his crimes, birikim bildiren ve cümlenin başında kullanılan bir mastar öbeğidir: Sonraki olay, daha önce anlatılan suç kaydını ağırlaştıran başka bir olgu olarak sunulur. To add to + isim öbeği kalıbı, anlatıcının yeni bilgiyi önceki bilgiye bağlamasına yardımcı olur. Buradaki add, söylemi düzenleyen bir seçimdir; birinin yasal suçlamaları resmen değiştirdiğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklük hedef geçiş ifadesiyle tamamlayın: The team was already under pressure. ____ their problems, their captain was injured before the match.

Cevabı göster

To add to

Like something from a Hollywood movie,

3:10

Hollywood filminden fırlamış gibi,

his disguise that day was cleric's clothing and a Bible in his hand.

3:11

o günkü kılık değiştirmesi din adamı kıyafetleri ve elinde bir İncil'di.

The FBI writes,

3:15

FBI şöyle yazıyor:

"He used a gun concealed in the Bible to confront the aircraft's pilot and crew." Dilbilgisi

3:16

"Uçağın pilotu ve mürettebatıyla yüzleşmek için İncil'e gizlenmiş bir silah kullandı."

Dilbilgisi

kısaltılmış edilgen niteleyici olarak concealed in the Bible

Bu cümlede concealed in the Bible, a gun ifadesinin hemen ardından gelir ve o silahı niteler. Silah, gizleme eylemine maruz kalır; bu yüzden ifade a gun that was concealed in the Bible ile aynı ilişkiyi anlatır. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: that was içindeki ilgi zamiri ve be fiili atılmıştır. concealed cümlenin ana fiili değildir; zamanı taşıyan ve kişinin ne yaptığını bildiren ana fiil used'dır.

Alıştırma

Bu cümledeki ilgi cümleciğini kısaltın: They found a map that was concealed in the frame. They found a map ____ the frame.

Cevabı göster

concealed in

The gang flew to Miami,

3:20

Çete Miami'ye uçtu,

released the passengers, and then took the crew to Boston.

3:22

yolcuları serbest bıraktı ve ardından mürettebatı Boston'a götürdü.

There they refueled and flew to Algiers.

3:24

Orada yakıt ikmali yapıp Cezayir'e uçtular.

No one was hurt,

3:27

Kimse yara almadı,

and the plane and the ransom that they had demanded were returned to the US.

3:27

ve uçak ile talep ettikleri fidye ABD'ye iade edildi.

Wright is the only one of the hijackers that remains at large. Kelime

3:31

Wright, uçak korsanları arasında hala firarda olan tek kişi.

Kelime

remains at large: hâlâ yakalanmamış

Burada remains at large, “özgür kalmaya devam ediyor ve henüz yakalanmadı” anlamına gelir. İfade, aranan uçak korsanının mevcut durumunu anlatır. remain + sıfat veya edat öbeği yapısında remain, “bir durumda kalmaya devam etmek” demektir. Wright tekil özne olduğu için geniş zaman biçimi remains olur.

Alıştırma

Suç haberini “hâlâ yakalanmamış” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Two suspects were arrested, but the third remains ____.

Cevabı göster

at large

He was caught in Portugal in 2011,

3:34

2011'de Portekiz'de yakalandı,

but as he had Portuguese citizenship,

3:36

ancak Portekiz vatandaşlığı olduğu için

his extradition to the US was denied. Kültür

3:38

ABD'ye iadesi reddedildi.

Kültür

extradition ... was denied: iade talebinin reddedilmesi

Extradition, bir ülkenin aranan bir kişiyi cezai yargılama veya cezanın infazı için başka bir ülkeye teslim ettiği hukuki süreçtir. Burada his extradition to the US was denied, ilgili makamın bu teslimata izin vermeyi reddettiği anlamına gelir. Bu ifade tek başına suçlamaların düşürüldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede his extradition to the US was denied ne anlama geliyor?

  1. Onun ABD'ye hukuken teslim edilmesi talebi reddedildi.
  2. ABD'den seyahat etmesine izin verilmedi.
  3. Onun hakkındaki cezai suçlamalar düşürüldü.
Cevabı göster

Onun ABD'ye hukuken teslim edilmesi talebi reddedildi.

It's believed he's still there, now with his own family.

3:40

Şimdi kendi ailesiyle birlikte hala orada olduğuna inanılıyor.

Number 5, Denise Harvey.

3:43

5 numara, Denise Harvey.

Harvey is wanted by the police for having a sexual relationship with a 16-year-old boy who played on her son's baseball team.

3:45

Harvey, oğlunun beyzbol takımında oynayan 16 yaşındaki bir erkek çocukla cinsel ilişkiye girdiği için polis tarafından aranıyor.

In 2008, the 47-year-old was handed a 30-year prison sentence for her crime, Kelime

3:52

2008'de, 47 yaşındaki kadın suçundan dolayı 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı,

Kelime

was handed a 30-year prison sentence: 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı

Hukuk haberlerinde be handed a prison sentence, bir mahkeme tarafından belirli bir süre hapis cezasına çarptırılmak anlamına gelir. Buradaki handed sözcüğü gerçek anlamıyla bir şeyi elle vermek değildir; cezanın resmî olarak verildiğini veya uygulandığını anlatır. Edilgen yapı person + be handed + sentence şeklindedir. 30-year prison sentence ifadesinde 30-year birleşik sıfattır; bu nedenle year tekil kalır.

Alıştırma

Bu hukuk haberi cümlesini hand fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After the trial, the defendant ____ a ten-year prison sentence for fraud.

Cevabı göster

was handed

but escaped to Canada, where she was given refugee status.

3:56

fakat mülteci statüsü kazandığı Kanada'ya kaçtı.

She called her punishment cruel and unusual, Kelime

4:00

Cezasını zalimce ve sıra dışı olarak nitelendirdi

and it seems that the Canadian government agreed.

4:02

ve görünüşe göre Kanada hükümeti de buna katıldı.

Kelime

Bir cezanın hukuki tanımı olarak cruel and unusual

Hukuki tartışmalarda cruel and unusual, aşırı derecede ağır olduğu veya temel hukuki güvencelerle bağdaşmadığı ileri sürülen ceza ya da muamele için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Cruel veya strange gibi sıradan bir betimlemeden daha güçlü ve teknik bir anlam taşır. called her punishment cruel and unusual bölümünde call, call + object + adjective complement kalıbını izler: kadın cezayı bu şekilde nitelendirmiştir. Cümle onun iddiasını aktarır ve yetkililerin de aynı fikirde göründüğünü temkinli biçimde söyler; tek başına her dava veya yargı çevresi için geçerli bir kural oluşturmaz.

Alıştırma

Bir hukuk haberinde cruel and unusual, bir ceza hakkında büyük olasılıkla ne ifade eder?

  1. Yalnızca daha önce hiç yaşanmadığı için sıra dışıydı.
  2. Duygusal açıdan rahatsız ediciydi ama tartışmasız biçimde yasaldı.
  3. Hukuki standartları ihlal edecek kadar aşırı sert veya olağandışı olabilir.
Cevabı göster

Hukuki standartları ihlal edecek kadar aşırı sert veya olağandışı olabilir.

In Canada, the age of consent is 16, Kültür

4:04

Kanada'da cinsel rıza yaşı 16'dır,

Kültür

Hukuki bir eşik olarak age of consent

Age of consent, hukukun bir kişiyi cinsel faaliyete hukuken geçerli rıza verebilir kabul ettiği asgari yaştır. Bu, belirli bir hukuki eşiktir; duygusal olgunluk hakkında bir ifade veya yetişkinliğin genel tanımı değildir. Yaş sınırı ve koşulları yargı çevresine ve döneme bağlıdır. Yaşları birbirine yakın kişiler, sömürü veya güven ya da yetki içeren ilişkiler için farklı kurallar da bulunabilir. Bu nedenle cümle evrensel bir kuralı değil, bu bağlamda Kanada'nın genel eşiğini verir.

Alıştırma

Hangi cümlede age of consent doğru kullanılmıştır?

  1. Bir kişi age of consent sınırına ulaştığında, o kişiyi içeren her cinsel durum otomatik olarak yasal olur.
  2. Makale, farklı yargı çevreleri ve yıllardaki age of consent sınırlarını karşılaştırıyor.
  3. Age of consent, herkesin koşulsuz olarak evlenebildiği yaştır.
Cevabı göster

Makale, farklı yargı çevreleri ve yıllardaki age of consent sınırlarını karşılaştırıyor.

although it's 18 if the person is in a position of trust. Kelime

4:07

ancak kişi güven veren bir konumdaysa bu yaş 18'dir.

Kelime

in a position of trust: özel sorumluluk taşıyan yetkili konum

In a position of trust, bir kişiye başka biri üzerinde yetki, o kişiye karşı sorumluluk veya ona özel erişim sağlayan bir rolde bulunmak demektir. Bu cümlede koç, öğretmen, bakım veren veya gözetmen gibi tanınmış bir ilişkiyi anlatır; yalnızca kişinin güvenilir biri olduğu anlamına gelmez. İfade, taraflar arasındaki güç dengesizliğini ve rolün getirdiği daha yüksek yükümlülükleri vurgular. Hukuk veya koruma kurallarında bu statü, hangi sınırların ya da korumaların geçerli olduğunu değiştirebilir.

Alıştırma

Özel yetki veya sorumluluk taşıyan bir rolü belirten resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: As the team's youth coach, Maya is in ____ and must follow safeguarding rules.

Cevabı göster

a position of trust

In Florida, it's illegal to have sex with someone 16 or younger if you are over 24 years old.

4:10

Florida'da, eğer 24 yaşından büyükseniz 16 yaş veya daha küçük biriyle cinsel ilişkiye girmek yasa dışıdır.

We've included this one only because it's a very controversial case.

4:15

Bunu yalnızca çok tartışmalı bir vaka olduğu için dahil ettik.

Now, we'll get to people who could be said to have committed much more heinous crimes.

4:18

Şimdi, çok daha iğrenç suçlar işlediği söylenebilecek kişilere geleceğiz.

Number 4, Santiago Pucho Villalba Mederos.

4:23

4 numara, Santiago Pucho Villalba Mederos.

There are many people on the most wanted list that are so-called gangbangers, Kelime

4:26

En çok arananlar listesinde çete üyesi olarak adlandırılan çok sayıda kişi var,

Kelime

so-called gangbangers: damgalayıcı bir etikete mesafe koyma

So-called, gangbangers ifadesinin başkaları tarafından kullanılan veya yaygın biçimde tekrarlanan bir etiket olduğunu ve konuşmacının bu etikete mesafeli durduğunu gösterir. Ses tonuna bağlı olarak so-called, etiketin doğruluğuna ilişkin kuşku veya eleştiri de ifade edebilir. Gangbanger, bir sokak çetesiyle bağlantılı bir kişiyi anlatan gayriresmî ve aşağılayıcı bir sözcüktür. Bu cümlede bu birleşim, tarafsız ve kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, damgalayıcı bir etiketin aktarılması olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Alıntılanan cümlenin resmî bir raporda tarafsız tanım olarak uygun olup olmadığına karar verin: "The neighborhood is full of gangbangers."

  1. Tarafsız bir tanım olarak uygun değil
  2. Tarafsız bir tanım olarak uygun
Cevabı göster

Tarafsız bir tanım olarak uygun değil

but we will just include this one.

4:30

ama biz sadece bu kişiyi dahil edeceğiz.

The member or former member of the Eastside Locotes Sureno gang

4:32

Eastside Locotes Sureno çetesinin üyesi veya eski üyesi olan bu adamın

is said to have lost it in 2010 when he went on a couple of shooting sprees in Washington. Notlar

4:36

2010 yılında Washington'da birkaç silahlı saldırıya giriştiğinde çileden çıktığı söyleniyor.

Deyimler

lost it: aniden öz denetimi kaybetmek

Bu cümlede lost it, kişinin duyguları veya davranışları üzerindeki kontrolünü aniden kaybettiği anlamına gelir. Ardından gelen şiddet eylemleri, bu kontrol kaybının ağır olduğunu gösterir; ifade bir nesneyi kaybettiği anlamına gelmez. Deyim olan lose it, kontrol kaybının nedenini belirtmez. Bağlam öfke, panik, sıkıntı veya kontrolsüz davranış gösterebilir; ancak ifade tek başına ruhsal ya da tıbbi bir teşhis koymaz.

Alıştırma

“After the referee’s call, Marcus lost it and began yelling at everyone,” cümlesinde lost it ne anlama gelir?

  1. Duyguları veya davranışları üzerindeki kontrolünü aniden kaybetti.
  2. Maçın skorunu unuttu.
  3. Eşyalarından birini bulamadı.
Cevabı göster

Duyguları veya davranışları üzerindeki kontrolünü aniden kaybetti.

Kelime

shooting sprees: kısa sürede tekrarlanan silahlı saldırılar

Suç haberlerinde shooting sprees, bir kişinin nispeten kısa bir süre içinde bir dizi silahlı saldırı gerçekleştirdiği dönemleri ifade eder. Buradaki çoğul sprees, a couple of ile birlikte, haberde bu türden birden fazla dizinin anlatıldığını gösterir. Spree, kısa süre içinde tekrarlanan eylem fikrini katar; bu nedenle ifade herhangi bir tek ve bağımsız silahlı saldırıyı anlatmaz. Kesin bir hukuki kategoriden çok bir eylem örüntüsünü adlandırır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi shooting spree olarak tanımlanır?

  1. Bir silah bulunur ancak hiç ateş edilmez.
  2. Bir kişi kısa süre içinde birkaç silahlı saldırı gerçekleştirir.
  3. İki kişi tek bir çatışma sırasında karşılıklı ateş açar.
Cevabı göster

Bir kişi kısa süre içinde birkaç silahlı saldırı gerçekleştirir.

He shot and killed two people and injured others.

4:40

İki kişiyi vurup öldürdü ve başkalarını yaraladı.

One of the injured persons later told the press,

4:43

Yaralı kişilerden biri daha sonra basına şöyle dedi:

"He just comes from behind us and gets in the lane next to us,

4:45

"Sadece arkamızdan geldi ve yanımızdaki şeride geçti,

speeds up to us,

4:48

bize doğru hızlandı,

gets beside us, and he just started shooting."

4:49

yanımıza yanaştı ve bir anda ateş etmeye başladı."

The thing is, the people in the car were not all related to gang activity. Anlatım akışı

4:52

Mesele şu ki, arabadaki insanların hepsinin çete faaliyetleriyle bir ilgisi yoktu.

Anlatım akışı

Kilit bir bilgiyi sunan The thing is,

“The thing is,” dinleyiciye sırada önemli bir bilgi ya da sorun olduğunu bildiren bir söylem girişidir. Burada odağı silahlı saldırıdan, arabadaki insanların nasıl değerlendirilmesi gerektiğini değiştiren bir bilgiye taşır: Bu insanların hepsi çete faaliyetleriyle bağlantılı değildi. Somut bir “thing” hakkında soru sormaz. Dinleyicinin az önceki varsayımını etkileyen bir gerçeği, sorunu, çekinceyi veya düzeltmeyi sunmadan önce bilgiyi düzenlemek için kullanılır.

Alıştırma

Verilen sözü önemli bir sorun olarak sunan girişi seçin: “_____ I promised to help my sister tonight.”

  1. The thing is,
  2. For example,
  3. In other words,
Cevabı göster

The thing is,

It seems Mederos just chose the car at random.

4:56

Görünüşe göre Mederos arabayı tamamen rastgele seçmiş.

It's thought that he is now in Mexico.

4:58

Şu anda Meksika'da olduğu düşünülüyor.

Number 3, Yaser Abdel Said.

5:00

3 numara, Yaser Abdel Said.

This controlling father is said to have murdered his two daughters, Dilbilgisi

5:03

Bu baskıcı babanın, Mısır kültürel davranışlarına uymayarak aileyi lekeledikleri gerekçesiyle

Dilbilgisi

is said to have murdered: daha önceki bir olayı edilgen biçimde aktarma

“is said to have murdered”, özne + be + said + to-mastar biçimindeki edilgen aktarım yapısını kullanır. Cinayeti başkaları tarafından aktarılan bir bilgi olarak sunar, kaynağı belirtmez ve bu bilginin doğru olduğunu doğrudan ileri sürmekten kaçınır. Bitmiş mastar “to have murdered”, iddia edilen eylemi “is said” ile gösterilen şimdiki aktarım zamanından önceye yerleştirir. Dolayısıyla yapı kabaca “şu anda onun daha önce onları öldürdüğü söyleniyor” anlamına gelir; eylemin şu anda gerçekleştiğini anlatmaz.

Alıştırma

Resmî aktarımı tamamlayın. Eylemin şimdiki aktarımdan önce gerçekleştiğini göstermek için said sözcüğünü edilgen aktarım yapısında kullanın: “The pilot ____ ignored the warning.”

Cevabı göster

is said to have

aged 17 and 18, for dishonoring the family by not adhering to Egyptian cultural behavior.

5:06

17 ve 18 yaşlarındaki iki kızını öldürdüğü söyleniyor.

It's said he told the two girls that he was taking them out to eat,

5:12

İki kıza onları yemeğe çıkaracağını söylediği,

but once they had gone into his car,

5:15

ancak arabasına bindiklerinde,

he shot them in cold blood on New Year's Day 2008. Deyimler

5:17

2008 Yılbaşı gününde onları soğukkanlılıkla vurduğu belirtiliyor.

Deyimler

in cold blood: kasıtlı ve acımasız şiddet

Bu cümlede in cold blood, shot fiilini niteler. Silahlı saldırının ani ve kontrolsüz bir tepki olarak değil, kasıtlı ve merhametsizce gerçekleştirildiğini anlatır. Bu deyim eylemi güçlü biçimde kınar. Cold, herhangi birinin kan sıcaklığını değil, saldırganın tutumunu betimler.

Alıştırma

Bu cümlede in cold blood ne anlama geliyor?

  1. Kasıtlı ve acımasızca
  2. Panik sırasında kazara
  3. Fiziksel olarak üşürken
Cevabı göster

Kasıtlı ve acımasızca

One of the girls died instantly,

5:20

Kızlardan biri anında öldü,

and the other survived long enough to call 911. Dilbilgisi

5:22

diğeri ise 911'i arayacak kadar hayatta kaldı.

Dilbilgisi

long enough to call 911: enough + to fiil yapısı

Burada long, kişinin ne kadar süre hayatta kaldığını anlatır. Long enough “yeterli bir süre boyunca” demektir; to call 911 ise bu sürenin mümkün kıldığı sonucu belirtir. Bu ABD bağlamında call 911, acil yardım hizmetlerini aramak anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp sıfat/zarf + enough + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: bir şey, eylem veya sonuç için gereken asgari düzeye ulaşır. Bu yapı mutlaka “çok” demek değildir; gereken eşiğe ulaşıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için cool ve enough sözcüklerini doğru sırayla kullanın: The soup has cooled, so it is ____ to eat now.

Cevabı göster

cool enough

Some of her last words were, "Help, my dad shot me.

5:24

Son sözlerinden bazıları şunlardı: "Yardım edin, babam beni vurdu.

I'm dying. I'm dying."

5:28

Ölüyorum. Ölüyorum."

The girls had complained that their father beat them and ruled over the house with an iron fist. Deyimler

5:29

Kızlar, babalarının onları dövdüğünden ve evi demir yumrukla yönettiğinden şikayet ediyordu.

Deyimler

with an iron fist: demir yumrukla

With an iron fist, sert ve otoriter bir şekilde kontrol etmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada babanın ev halkına hükmettiğini ve özgürlüğe ya da itiraza çok az izin verdiğini anlatır. Bu, mecazlı bir görüntüdür: iron taviz vermeyen gücü, fist ise zorlayıcı iktidarı çağrıştırır. Bu yapı genellikle rule, govern, run veya control gibi İngilizce fiillerden sonra gelir.

Alıştırma

'Sert ve otoriter kontrol yoluyla' anlamına gelen deyimle cümleyi tamamlayın: The dictator ruled the country ____, crushing all opposition.

Cevabı göster

with an iron fist

One of the girls once texted a friend, saying, "He treats me like a whore."

5:33

Kızlardan biri bir keresinde arkadaşına mesaj atarak şöyle demişti: "Bana bir fahişe gibi davranıyor."

He would spy on them,

5:37

Onları gözetlerdi,

and it's reported that the girls had expressed in emails to friends that they were afraid for their lives. Kalıp ifadeler

5:38

ve kızların arkadaşlarına e-postalarda hayatları için korktuklarını ifade ettikleri bildiriliyor.

Kalıp ifadeler

afraid for their lives: hayatlarından endişe etmek

Afraid for their lives, öldürülmekten veya ölümcül bir tehlikeyle karşılaşmaktan korktukları anlamına gelir. Hayatın kendisinden korktukları anlamına gelmez. afraid for + iyelik belirleyicisi + life/lives yapısı, kimin hayatının tehlikede olduğuna odaklanır. Bir kişi için tekil life, birkaç kişi için çoğul lives kullanılır: afraid for her life, afraid for their lives.

Alıştırma

Cümleyi afraid for, doğru iyelik belirleyicisi ve sayıya uygun life biçimiyle tamamlayın: When the armed men entered the store, the customers were ____.

Cevabı göster

afraid for their lives

It's thought that the father is likely still in the US

5:43

Babanın büyük ihtimalle hala ABD'de olduğu

and may even still drive a cab.

5:45

ve hatta hala taksi bile şoförlüğü yapabileceği düşünülüyor.

There is a $100,000 reward for anyone who can provide information that leads to his capture.

5:47

Onun yakalanmasına yol açacak bilgi sağlayan herkese 100.000 dolarlık bir ödül var.

Number 2, Robert William Fisher.

5:52

2 numara, Robert William Fisher.

This former US Navy veteran,

5:54

Eski bir ABD Donanması gazisi,

firefighter, and respiratory therapist was for the most part of his life a person that helped save lives. Dilbilgisi

5:56

itfaiyeci ve solunum terapisti olan bu kişi, hayatının büyük bir bölümünde hayat kurtarmaya yardım eden biriydi.

Dilbilgisi

for the most part of his life: karıştırılan iki ifadeyi düzeltme

for the most part of his life ifadesi iki farklı kalıbı birbirine karıştırır ve bir zaman aralığını anlatmanın olağan yolu değildir. Burada amaçlanan anlam “hayatının büyük bölümünde” olduğundan doğal biçim for most of his life olur. For the most part, “genel olarak” veya “çoğunlukla” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Genellikle bir şeyin genel olarak ne ölçüde doğru olduğunu belirtir; the most part of + bir zaman dilimi yapısını oluşturmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin hayatının büyük bölümünü başkalarına yardım ederek geçirdiğini doğal biçimde anlatır?

  1. For the most part, Maya's life worked as a nurse.
  2. For most of her life, Maya worked as a nurse.
  3. For the most part of her life, Maya worked as a nurse.
Cevabı göster

For most of her life, Maya worked as a nurse.

Then, on April 10th, 2001,

6:02

Daha sonra, 10 Nisan 2001'de,

it's said he shot his wife in the back of the head and slashed his son and daughter's throats.

6:04

eşini başının arkasından vurduğu ve oğlu ile kızının boğazını kestiği söyleniyor.

Things hadn't been going well in the household, Kalıp ifadeler

6:09

Evde işler pek yolunda gitmiyordu,

Kalıp ifadeler

hadn't been going well: geçmişteki bir olaydan önce süren sorun

Bu cümlede things fiziksel nesneleri değil, genel durumu ifade eder. Going well, bir şeyin başarılı veya ciddi sorunlar olmadan ilerlemesi demektir; bu nedenle hadn't been going well, evde bir süredir sorun yaşandığını temkinli ve genel biçimde anlatır. Hadn't been going, past perfect continuous yapısının olumsuz biçimidir. Geçmişteki daha sonraki bir noktadan geriye bakar ve sorunun o noktadan önce bir süre devam ettiğini gösterir. Tek bir kötü olaydan çok sürenin veya devamlılığın önemli olduğu durumlarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Geçmişteki daha sonraki bir olaydan önce durumun sürekli kötü olduğunu anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Things ____ for months before Jordan resigned.

Cevabı göster

hadn't been going well

and it's reported that his wife was likely going to divorce him.

6:11

ve eşinin büyük ihtimalle ondan boşanacağı bildirildi.

Fisher had said he'd rather kill himself than go through a divorce. Notlar

6:14

Fisher, boşanma yaşamaktansa kendini öldürmeyi tercih edeceğini söylemişti.

Dilbilgisi

he'd rather ... than ...: bir seçeneği diğerine tercih etmek

Bu cümlede he'd, he would kısaltmasıdır. would rather A than B kalıbı, bir kişinin B yerine A seçeneğini güçlü biçimde tercih ettiğini gösterir. Burada Fisher'ın boşanma sürecini yaşamaktansa ölümü tercih edeceğine dair aşırı ifadesi aktarılır; cümle bu ifadeyi onaylamaz. would rather sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: would rather kill ... than go .... İki seçenek genellikle paralel yapıda kurulur; bu nedenle kalıp I'd rather wait than rush. gibi sıradan tercihlere de aktarılabilir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi would rather A than B yapısıyla tamamlayın: Given the choice, Maya ____ stay home ____ drive in the storm.

Cevabı göster

would rather · than

Öbek fiiller

go through a divorce: zorlu bir süreci yaşamak

Burada go through, bir sürecin tamamını ya da bir bölümünü yaşamak veya geçirmek anlamındadır. Boşanma zamana yayılan ve hukuki, duygusal, pratik aşamalar içerebilen bir süreçtir; bu nedenle ifade, fiziksel bir alandan geçmeyi değil zor bir deneyim yaşamayı anlatır. Bu anlam olaylara ve prosedürlere doğal biçimde aktarılabilir: insanlar go through treatment veya go through a crisis diyebilirken belgeler go through a review sürecinden geçebilir. Nesne, yaşanan deneyimi veya süreci adlandırır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi bir süreçten geçmek anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Before publication, every article must ____ a legal review.

Cevabı göster

go through

It seems he killed his family instead.

6:17

Görünüşe göre bunun yerine ailesini öldürdü.

After the murders, he burned down the house. Öbek fiiller

6:19

Cinayetlerden sonra evi yaktı.

Öbek fiiller

burned down: ateşle tamamen yok etmek

Burada burned down, evi ateşle yok ettiği anlamına gelir. down parçacığı sonucu ekler: bina yalnızca alevlerden etkilenmemiş veya zarar görmemiş, tamamen ya da ağır biçimde tahrip olmuştur. Binalar ve benzer yapılar için burn down, bu cümledeki gibi geçişli ya da The house burned down. örneğindeki gibi geçişsiz kullanılabilir. Down alevlerin yönünü değil, son sonucu anlatır.

Alıştırma

Yapının ateşle yok edildiğini anlatmak için cümleyi burn down ifadesinin -ed geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The wildfire ____ the old ranger station overnight.

Cevabı göster

burned down

It's thought he is either in the US or Canada,

6:21

Onun ya ABD'de ya da Kanada'da olduğu düşünülüyor,

and he is said to be able to live out in the wild,

6:23

ve dış mekanda hatırı sayılır becerilere sahip olduğu için

as he has considerable outdoor skills.

6:26

vahşi doğada yaşayabileceği söyleniyor.

He is considered armed and extremely dangerous. Kelime

6:28

Silahlı ve son derece tehlikeli olarak değerlendiriliyor.

Kelime

armed and extremely dangerous: silahlı ve son derece tehlikeli

Burada armed, kişinin silah taşıdığı veya silahla donatılmış olduğu anlamına gelir; vücut uzvu olarak kollarının olması anlamına gelmez. Dangerous ciddi zarar verme olasılığını belirtir, extremely ise uyarıyı çok yüksek bir tehdit düzeyine çıkarır. be considered + sıfat kalıbı, bunun yetkililer veya başka gözlemciler tarafından yapılan bir değerlendirme olduğunu gösterir. Buradaki temel amacı, insanları uzak durmaları ve dikkatli davranmaları konusunda uyarmaktır.

Alıştırma

“He is considered armed and extremely dangerous.” uyarısı ne anlatır?

  1. Yetkililer onun silah taşıyor olabileceğini ve çok ciddi bir tehdit oluşturduğunu düşünüyor.
  2. Fiziksel olarak güçlüdür ancak kimseye zarar vermesi beklenmemektedir.
  3. Bir mahkeme suçu işlediğini kesin olarak kanıtladı.
Cevabı göster

Yetkililer onun silah taşıyor olabileceğini ve çok ciddi bir tehdit oluşturduğunu düşünüyor.

The FBI has offered a $100,000 reward for information leading to his arrest.

6:31

FBI, onun tutuklanmasını sağlayacak bilgi için 100.000 dolar ödül teklif etti.

And finally, number 1, William Bradford Bishop Jr.

6:35

Ve son olarak, 1 numara, William Bradford Bishop Jr.

This former US government foreign service officer is accused of brutally bludgeoning his wife, Kültür

6:39

Bu eski ABD hükümeti dış hizmet görevlisi, 1 Mart 1976'da Maryland'de karısını,

mother, and three kids to death in Maryland on March 1st, 1976.

6:45

annesini ve üç çocuğunu vahşice sopayla döverek öldürmekle suçlanıyor.

Kültür

foreign service officer: devletin diplomatik teşkilatında kariyer memuru

Foreign service officer, kendi ülkesinin diplomatik teşkilatında görev yapan ve çoğunlukla büyükelçilikler, konsolosluklar veya dışişleri kurumları aracılığıyla çalışan profesyonel bir devlet memurudur. Bu cümlede ifade, adamın ABD hükümetindeki eski görevini belirtir. Burada foreign sözcüğü service sözcüğünü niteler ve dış ilişkilerle ilgilenen hizmet kolunu anlatır. Görevlinin kendisinin yabancı olduğu anlamına gelmez; service de müşteri hizmetleri demek değildir.

Alıştırma

Cümledeki foreign service officer ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Mutlaka yabancı vatandaş olması gereken bir görevli
  2. Diplomatik hizmette çalışan bir devlet görevlisi
  3. Yabancı müşterilere yardım eden bir müşteri hizmetleri çalışanı
Cevabı göster

Diplomatik hizmette çalışan bir devlet görevlisi

The FBI writes that he is fond of the outdoors and is capable of living in the wild.

6:50

FBI onun dış mekanlara düşkün olduğunu ve vahşi doğada yaşayabileceğini yazıyor.

It also states he was known to read extensively and may have kept a diary or journal. Dilbilgisi

6:54

Ayrıca geniş çapta kitap okuduğu biliniyor ve bir günlük tutmuş olabileceği de belirtiliyor.

Dilbilgisi

may have kept: geçmiş hakkında kesin olmayan bir olasılık

May have + fiilin üçüncü hâli, geçmişteki bir olay hakkında kesin olmayan bir olasılığı ifade eder. May have kept ifadesinde kept, keep fiilinin üçüncü hâlidir; dolayısıyla yazar onun günlük tutmuş olabileceğini, ancak kanıtların bunu doğrulamadığını söyler. Burada may izin değil, belirsizlik bildirir. Bu yapı, geçmişteki bir olasılığı gerçekmiş gibi sunmadan aktarmanızı sağlar.

Alıştırma

Geçmiş hakkında kesin olmayan bir olasılık göstermek için may have ve arrive fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The package ____ before noon, but no one saw the delivery.

Cevabı göster

may have arrived

A long-time insomniac,

6:59

Uzun süreli bir uykusuzluk hastası olan

Bishop reportedly had been under psychiatric care in the past Kalıp ifadeler

7:00

Bishop'ın geçmişte psikiyatrik tedavi gördüğü

and had used medication for depression.

7:03

ve depresyon için ilaç kullandığı bildirildi.

Kalıp ifadeler

under psychiatric care: profesyonel psikiyatrik bakım alma

Bu cümlede had been under psychiatric care, Bishop'ın daha önce değerlendirme, takip veya tedavi gibi ruh sağlığı uzmanlarınca sağlanan profesyonel bakım aldığı anlamına gelir. Buradaki care, yalnızca ilgi ya da nezaket değil, düzenli bir tıbbi destek anlamındadır. be under ... care yapısı, devam eden bir bakım düzenini anlatmanın resmî bir yoludur. Past perfect olan had been, bu düzeni haberdeki daha sonraki referans noktasından önceye yerleştirir; bakımın yoğunluğunu veya belirli bir tanıyı belirtmez.

Alıştırma

'Profesyonel ruh sağlığı bakımı almak' anlamındaki üç sözcüklü resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: After her symptoms returned, she remained ____ for several months.

Cevabı göster

under psychiatric care

He is said to be prone to violent outbursts, Kalıp ifadeler

7:05

Şiddetli krizlere eğilimli olduğu söyleniyor,

and so is a dangerous fugitive.

7:08

bu yüzden tehlikeli bir kaçaktır.

Kalıp ifadeler

prone to violent outbursts: kesinlik değil, eğilim

Bu cümlede prone to violent outbursts, ani şiddet davranışı nöbetlerine yönelik bir eğilimin bulunması anlamına gelir. Prone to, artmış veya tekrarlayan bir eğilimi anlatır; kesin ya da kaçınılmaz bir durumu değil. Kalıp be prone to + isim veya -ing biçimidir: prone to outbursts, prone to making errors. Buradaki to bir edattır; dolayısıyla ardından gelen fiil mastar değil, -ing biçimini alır.

Alıştırma

'Tekrarlayan bir eğilimi vardır' anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: This old app is ____ crashing whenever several files are open.

Cevabı göster

prone to

The hunted man has possibly been spotted all over Europe,

7:10

Aranan adamın Avrupa'nın her yerinde görülmüş olma ihtimali var,

and it's thought if he's not already dead,

7:12

ve eğer çoktan ölmediyse,

that's probably where he is now.

7:14

büyük ihtimalle şu an olduğu yer orasıdır.

So, what do you think about this list?

7:16

Peki, bu liste hakkında ne düşünüyorsunuz?

Which crime is the worst?

7:18

Hangi suç en kötüsü?

Tell us in the comments.

7:19

Yorumlarda bize anlatın.

Also, be sure to check out our other video,

7:20

Ayrıca, diğer videomuz olan

Most Dangerous Computer Viruses in the World.

7:22

Dünyadaki En Tehlikeli Bilgisayar Virüsleri'ne de göz atmayı unutmayın.

Thanks for watching,

7:24

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always, don't forget to like, share, and subscribe.

7:25

ve her zamanki gibi beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

7:28

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.