Politikacıların İzin Veremeyeceği Kadar Kusursuz Bir Oylama Sistemi: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Aslan Kraliçe devredilebilir tek oyu dener; tercihler, seçilme eşiği, oy aktarımları ve elemelerin meclisi nasıl daha temsilî kıldığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “go to the polls” seçime katılmak anlamındaki kalıplaşmış ifade ve eşdizimdir; polls sözcüğünün anket değil oy vermeyi anlattığını ayırt edersiniz. 2. “There's no point in strategizing” there is no point in + fiil-ing dil bilgisi kalıbını gösterir; bir eylemin yararsız olduğunu söylemeyi ve in sonrasında -ing kullanmayı öğrenirsiniz. 3. “monkeying with the borders” seçim sınırlarını uygunsuzca değiştirmek anlamındaki deyimsel ve mecazlı ifadedir; eleştirel tonu ve monkey söz oyununu kavrarsınız.
Bu derste
Queen Lion is looking to make the elections in her animal kingdom more fair. Kalıp ifadeler
0:00Aslan Kraliçe, hayvan krallığındaki seçimleri daha adil hale getirmenin yollarını arıyor.
looking to + fiil: niyet belirtmek
Bu cümlede is looking to make, bir şeyi yapmayı amaçlamak veya planlamak anlamına gelir. Buradaki look, gözlerle bakmak anlamında değildir; be looking to, birinin şu anda yapmayı düşündüğü veya umduğu eylemi tanıtır. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp be looking to + fiilin yalın hâlidir. Bu kalıp, eylemin kesinleştiğini ya da mutlaka gerçekleşeceğini söylemeden bir hedefi veya sonraki adımı sunar.
Alıştırma
Bir kuruluşun mevcut planını ifade etmek için look to ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The council is ____ reduce traffic near the school.
Cevabı göster
looking to
each of which selects one representative to go to the Jungle Council, Dilbilgisi
0:06her biri Orman Konseyi'ne gitmek üzere bir temsilci seçiyor,
each of which: bir grubun her üyesine gönderme yapmak
Each of which, daha önce geçen çoğul isim ranges ifadesine gönderme yapar ve bu bölgeleri tek tek ele alır. each of which selects one representative yapısında each, tekil özne düşüncesini sağlar; bu nedenle selects tekildir. Çoğul isim, each of which + tekil fiil kalıbı, bir nesne grubundaki her üye hakkında zorunlu olmayan ek bilgi verir. Bir insan grubu için özenli standart İngilizcede genellikle each of whom kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, her odada balkon bulunduğu bilgisini bir ilgi cümleciği kullanarak doğru biçimde ekler?
- The hotel has three quiet rooms, each of which have a balcony.
- The hotel has three quiet rooms, each of them has a balcony.
- The hotel has three quiet rooms, each of which has a balcony.
Cevabı göster
The hotel has three quiet rooms, each of which has a balcony.
This Council doesn't fairly represent her kingdom.
0:18Bu Konsey krallığını adil bir şekilde temsil etmiyor.
Queen Lion visits one of the ranges to find out what's wrong and how to fix it. Öbek fiiller
0:21Aslan Kraliçe, neyin yanlış olduğunu ve nasıl düzeltileceğini öğrenmek için bölgelerden birini ziyaret ediyor.
find out: Araştırarak bilgi edinmek
Bu cümlede find out, sorarak, kontrol ederek veya araştırarak bilgi edinmek demektir. Aslan Kraliçe cevabı önceden bilmiyor; ziyaret, sorunun ne olduğunu ve nasıl çözülebileceğini öğrenmesini sağlıyor. find out, bilmemekten bilmeye geçiş için kullanılır. Burada out, öbek fiilin bir parçasıdır; dolayısıyla ifade fiziksel bir nesneyi bulmayı değil, bir bilgiyi öğrenmeyi anlatır.
Alıştırma
Leo'nun nedeni öğrenmeden önce araştırma yapması gerekiyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Leo will ___ why the door keeps locking.
- find
- find out
- know
Cevabı göster
find out
and all citizens vote for their own species.
0:32ve tüm vatandaşlar kendi türleri için oy kullanıyor.
The election rule is that the candidate with the most votes wins, Dilbilgisi
0:34Seçim kuralı, en çok oyu alan adayın kazanmasıdır,
En çok oyu alan aday kazanır: tekil özne-fiil uyumu
Öznenin temel adı tekil olan candidate sözcüğüdür. with the most votes ifadesi hangi adaydan söz edildiğini belirtir; bu yüzden fiil tekil biçim olan wins olur. Yakındaki çoğul votes adı fiilin biçimini belirlemez. the + tekil kişi veya şey + with the most + çoğul sayılabilen ad kalıbı, bir grupta toplamı en yüksek olan kişiyi ya da şeyi belirtir. Kuralları ve sonuçları açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
with the most kalıbını ve points sözcüğünü kullanarak yeni kuralı tamamlayın: The player ____ wins the medal.
Cevabı göster
with the most points
considering that two-thirds of the citizens in this range aren't monkeys Dilbilgisi
0:40bu bölgedeki vatandaşların üçte ikisinin maymun olmadığını
considering that: bir değerlendirmeye olgusal dayanak sunmak
Considering that, bir değerlendirmeye dayanak oluşturan gerçeği belirtir. “Şu gerçeği hesaba katınca” anlamına gelir; “bir şey hakkında düşünüyor olmak” anlamına gelmez. Bu cümlede that sonrasındaki gerçek, sonucun neden yetersiz bulunduğunu açıklar. Kalıp değerlendirme veya sonuç + considering that + özne + fiil şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ve “bu gerçeği hesaba katınca” anlamına gelen bağlayıcı hangisidir? The team did very well, ____ it had only one day to prepare.
- considering that
- unless
- even if
Cevabı göster
considering that
The monkeys always happen to have more votes than anybody else,
0:48Maymunlar her zaman diğer herkesten daha fazla oya sahip olurlar,
even though they're a minority of the total population. Dilbilgisi
0:53toplam nüfusun azınlığı olmalarına rağmen.
even though: sonuçla çelişen gerçek bir durumu belirtmek
Even though, gerçek olan veya konuşanın gerçek olarak kabul ettiği bir durumu belirtir. Ana cümle ise bu durum göz önüne alındığında şaşırtıcı görünen bir sonuç verir. Burada azınlık olmak normalde bütün seçimleri kazanmayı düşük bir olasılık hâline getirir, ancak yine de bütün seçimler kazanılır. Kalıp ana cümle + even though + özne + fiil şeklindedir; even though yan cümlesi başa da gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümle yağmuru bilinen bir gerçek olarak sunuyor?
- Unless it rains, the game will continue.
- Even if it rains, the game will continue.
- Even though it is raining, the game continues.
Cevabı göster
Even though it is raining, the game continues.
Closer inspection reveals that the independent advisors hired to draw the range boundaries in the first place Notlar
0:55Daha yakından incelendiğinde, ilk etapta bölge sınırlarını çizmek için işe alınan bağımsız danışmanların
Closer inspection reveals that: daha derin bir bulguyu sunmak
Closer inspection reveals that, kanıtlar daha dikkatli incelendikten sonra ulaşılan sonucu sunar. Okuyucuyu yüzeysel bir izlenimden daha derin ya da beklenmedik bir bulguya taşır. Buradaki inspection, mutlaka resmî bir denetim değil, dikkatli inceleme anlamındadır. that ile başlayan yan cümle, bu incelemenin ortaya çıkardığı bulguyu verir.
Alıştırma
Cümleyi, dikkatli inceleme sonucunda ulaşılan bir bulguyu sunan dört kelimelik resmî yapıyla tamamlayın: The surface looks smooth, but ____ several tiny cracks run through it.
Cevabı göster
closer inspection reveals that
in the first place: başlangıç aşamasına dönmek
Bu cümlede in the first place başlangıçtaki düzenlemeye geri döner: danışmanlar en başta sınırları çizmek için tutulmuştur. Kimin birinci olduğunu değil, başlangıçta ne yapıldığını anlatır. Bu ifade, güncel bir sorunu veya soruyu sık sık başlangıç noktasına götürür. Başka bağlamlarda Why did we agree to this in the first place? örneğinde olduğu gibi eleştiri de katabilir.
Alıştırma
Soruyu ilk nedene geri dönen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Why did they cancel the safety check ____?
Cevabı göster
in the first place
weren't as independent as they might have appeared. Dilbilgisi
1:01göründükleri kadar bağımsız olmadıkları ortaya çıkıyor.
weren't as independent as they might have appeared: göründüğünden daha düşük derece
not as + sıfat + as kalıbı iki dereceyi karşılaştırır ve ilkinin daha düşük olduğunu belirtir. Burada weren't as independent as ..., danışmanların gerçekte verdikleri izlenimden daha az bağımsız oldukları anlamına gelir. Might have appeared geçmişte oluşmuş olabilecek bir izlenime gönderme yapar ve iddiayı kesin değil, temkinli hâle getirir. İfade bütünüyle görünüş ile gerçeklik arasındaki farkı nazikçe ortaya koyar.
Alıştırma
Hangi cümle, internet sitesinin çok güvenli göründüğünü ancak gerçek güvenliğinin bu izlenimden daha düşük olduğunu anlatır?
- The website was as secure as it appeared.
- The website wasn't as secure as it might have appeared.
- The website might not have appeared secure.
Cevabı göster
The website wasn't as secure as it might have appeared.
who don't trust the Jungle Council to make the fairest laws for all,
1:05ve onlar Orman Konseyi'nin herkes için en adil yasaları yapacağına güvenmiyorlar,
quite rightly: onay belirten bir yorum
Quite rightly, önceki düşünce üzerine parantez içi nitelikte bir zarf yorumudur. Anlatıcı yalnızca insanların Konseye güvenmediğini bildirmez; bu güvensizliğin haklı olduğunu da söyler. Burada quite, rightly sözcüğünü güçlendirir; dolayısıyla ifade “hem de çok haklı bir nedenle” anlamına gelir. Ayrı bir eylemin doğru şekilde yapıldığını değil, konuşanın tutumunu bildirir.
Alıştırma
“Leo refused to share the password, quite rightly,” cümlesinde “quite rightly” neyi gösterir?
- Konuşan kişi Leo'nun kararını güçlü biçimde onaylıyor.
- Konuşan kişi Leo'nun reddedip reddetmediğinden emin değil.
- Leo çok isabetli bir biçimde reddetti.
Cevabı göster
Konuşan kişi Leo'nun kararını güçlü biçimde onaylıyor.
Now Queen Lion wants to maximize the number of citizens
1:09Şimdi Aslan Kraliçe, vatandaşların sayısını maksimize etmek istiyor
One way to do that is to abolish the ranges Dilbilgisi
1:13Bunu yapmanın bir yolu, bölgeleri kaldırmak
One way to do that is to + fiilin yalın hâli
One way to do that is to + fiilin yalın hâli kalıbı, daha önce sözü edilen bir hedefe ulaşmanın olası yollarından birini sunar. Burada that önceki hedefe gönderme yapar, abolish ise önerilen yöntemi belirtir. one way to do that bölümünde ilk to, do fiilini getirir. is sonrasındaki ikinci to ise önerilen eylemi getirir; bu nedenle ardından fiilin yalın hâli kullanılır: is to abolish.
Alıştırma
Hedefe ulaşmak için olası bir yöntem sunarken One way to ... is to ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- One way for reduce waste is to reuse containers.
- One way to reduce waste is to reuse containers.
- One way to reduce waste is to reused containers.
Cevabı göster
One way to reduce waste is to reuse containers.
So Queen Lion needs a system that both makes her citizens happier
1:19Yani Aslan Kraliçe'nin hem vatandaşlarını daha mutlu edecek
while keeping the local elections in place.
1:24hem de yerel seçimleri yerinde tutacak bir sisteme ihtiyacı var.
After doing a little research, she finds out how single transferable vote.
1:27Biraz araştırma yaptıktan sonra, devredilebilir tek oy sisteminin nasıl çalıştığını öğreniyor.
The big change with STV is that ranges send more than one representative,
1:31DTO'daki büyük değişiklik, bölgelerin birden fazla temsilci göndermesidir,
but Queen Lion decides to test it out. Öbek fiiller
1:36ama Aslan Kraliçe bunu test etmeye karar veriyor.
test it out: bir şeyi uygulamada denemek
Test something out, bir şeyin ne kadar iyi çalıştığını görmek için onu uygulamada denemek anlamına gelir. Burada Aslan Kraliçe, düzenlemeyi yalnızca tartışmak yerine gerçekten denemeye karar verir. Nesne bir zamir olduğunda zamiri test ile out arasına koyun: test it out doğrudur, test out it değildir. Nesne bir isim olduğunda hem test the plan out hem de test out the plan kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “uygulamada denemek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Before we adopt the new schedule, let's ____.
Cevabı göster
test it out
used to + fiilin yalın hâli: artık değişmiş geçmiş durum
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte var olan ancak artık geçerli olmayan bir alışkanlığı veya durumu anlatır. Altyazıda her bölge eskiden bir temsilci gönderiyordu, ancak bu düzen daha sonra değişti. Özne değişse de used to biçimi değişmez: I used to, she used to ve they used to. Ana fiil yalın hâlde kullanılır. Burada each, to ile send arasına girer; ancak send yine fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Artık geçerli olmayan geçmiş bir durumu anlatan iki sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: This building ____ be a library, but now it is a sports centre.
Cevabı göster
used to
go to the polls: bir seçimde oy vermek
Go to the polls, bir seçimde oy vermeye gitmek anlamına gelir. Bu ifadede polls, kamuoyu araştırması sonuçlarını değil, oy verme sürecini veya oy verilen yeri anlatır. Bu ifade, oy vermeyi halka açık bir olay olarak sunduğu için seçim haberlerinde yaygındır: vatandaşlar seçim günü sandık başına gider.
Alıştırma
“Bir seçimde oy vermek” anlamındaki dört sözcüklü seçim haberi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: On Saturday, voters across the country will ____ to choose a new president.
Cevabı göster
go to the polls
are just the same as they were in the old ranges. Dilbilgisi
1:48tıpkı eski bölgelerde olduğu gibi çıkıyor.
just the same as they were: geçmişle tam bir karşılaştırma
the same as + isim, zamir veya yan cümle yapısı, iki şeyin ya da durumun ilgili açıdan farklı olmadığını anlatır. Burada as, they were bölümünü başlatır ve they önceki sonuçları gösterir; böylece mevcut sonuçlar geçmişteki durumlarıyla karşılaştırılır. Just karşılaştırmayı güçlendirir: sonuçlar yalnızca benzer değildir, hiç değişmemiştir. Bu doğrudan karşılaştırmada the same as kullanılır; the same like kullanılmaz.
Alıştırma
Hangi cümle programın hiç değişmediğini açık ve doğal biçimde anlatır?
- The schedule is the same with last month.
- The schedule is just the same as it was last month.
- The schedule is similar to last month's.
Cevabı göster
The schedule is just the same as it was last month.
take the total votes and divide them by the number of representatives needed,
1:55toplam oyları alın ve gereken temsilci sayısına bölün,
which gives 33% as the amount a candidate needs to win.
2:00bu da bir adayın kazanması için gereken miktar olarak %33 verir.
which accurately represents the citizens in the range.
2:06ki bu, bölgedeki vatandaşları doğru bir şekilde temsil eder.
leaving two-thirds of the citizens without representation. Dilbilgisi
2:13vatandaşların üçte ikisini temsilcisi olmadan bırakırdı.
Whereas under the old system: karşıtlık için çerçeve kurma
Whereas bir karşıtlık belirtir ve dinleyicinin dikkatini daha önce ele alınan sistemden eski sisteme taşır. under the old system ifadesi, ardından gelen bilgiler için bir çerçeve oluşturur. Cümlenin veya yan cümlenin başındaki bu tür bir giriş, dinleyiciye sıradaki sonucu daha önce belirtilen ya da diğer yan cümlede açıklanan başka bir sonuçla karşılaştırmasını söyler. Bir analizin iki tarafını düzenler; yer sormaz.
Alıştırma
Doğrudan karşıtlık kurmak için bu cümleyi en iyi hangi bağlaç tamamlar? “_____ under the old policy staff had to work on-site, the new policy allows remote work.”
- Whereas
- For example
- Because
- Therefore
Cevabı göster
Whereas
leaving ... without ... ile sonucu belirtmek
Virgülden sonra gelen leaving yan cümleciği, daha önce anlatılan durumun sonucunu ekler. Neden önceki durumdur; bu yüzden leaving burada “uzaklaşmak” değil, “neden olmak” anlamındadır. leave + kişi veya grup + without + şey kalıbı, “o kişinin ya da grubun o şeye sahip olmamasına neden olmak” demektir. Bu cümlede vatandaşların üçte ikisi temsilsiz kalır.
Alıştırma
Cümleyi leaving ... without sonuç yapısıyla tamamlayın: The heavy snow closed the road, ____ local families ____ fresh supplies.
Cevabı göster
leaving · without
turned out well: nihai sonucu bildirmek
Turn out, sonuç belli olduğunda “sonunda belirli bir sonuç vermek” anlamına gelir. turned out well ifadesindeki well, testin nihai sonucunun iyi olduğunu belirtir. Bu ifade, çoğu zaman bir belirsizlik döneminden sonra gerçekte ne olduğuna bakar. Fiziksel olarak dönmeyi anlatmaz ve yalnızca başarı tahmini yapmaz.
Alıştırma
Okul yeni bir ders programı denedi. Başta hiç kimse işe yarayıp yaramayacağını bilmiyordu. Hangi cümle nihai sonucun iyi olduğunu söyler?
- The new timetable was supposed to turn out well.
- The new timetable turned out well.
- The new timetable may turn out well.
Cevabı göster
The new timetable turned out well.
as simple as could be: en yüksek derece
as + adjective + as could be kalıbı, bir şeyin söz konusu niteliğin mümkün olan en yüksek derecesine ulaştığını anlatır. Burada as simple as could be, “son derece basit” veya “daha basit olamazdı” anlamına gelir. Bu kalıpta could be, olasılığın üst sınırını gösterir. Durumun basit olup olmadığıyla ilgili belirsizlik ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi “son derece sessiz” anlamına gelen tam vurgu kalıbıyla tamamlayın: The room was as quiet ____.
Cevabı göster
as could be
Now Queen Lion wants to see what happens in a race where not everybody is a winner.
2:23Şimdi Aslan Kraliçe, herkesin kazanan olmadığı bir yarışta ne olacağını görmek istiyor.
The next big range she tests has five candidates running for office: Kalıp ifadeler
2:27Test ettiği bir sonraki büyük bölgede göreve aday olan beş aday var:
running for office: seçime aday olmak
Run for office, aday olmak ve seçimle belirlenen bir kamu görevini kazanmaya çalışmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Cümledeki beş kişi bir seçimde yarışmaktadır. Burada office, bir oda veya iş yeri değil, yetki taşıyan kamu görevi anlamındadır. Running, bu görev için yürütülen kampanyayı ifade eder; ayakla hızlı hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “bir kamu seçiminde aday olmak” anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Elena wants voters to choose her as mayor, so she plans to ____.
Cevabı göster
run for office
comes and goes: bir günün gelip geçmesi
Burada comes and goes, “gelir ve sonra geçer” anlamındadır. Election day öznesi zaman çizgisindeki tek bir olaydır; bu nedenle cümle bütün günü hızla geçip gider. Bu ifade seçim gününün tekrar tekrar geri geldiği anlamına gelmez. Bir anlatıda bu yapı, bir günün veya dönemin tamamlandığını özetleyip ardından sonraki olaya geçmek için kullanılabilir.
Alıştırma
“Election day comes and goes” cümlesinde comes and goes burada ne anlama gelir?
- Seçim günü gelir ve sonra geçer.
- Seçim günü başlamadan önce iptal edilir.
- Seçim günü birkaç kez geri gelmeye devam eder.
Cevabı göster
Seçim günü gelir ve sonra geçer.
and here are the results of the citizens' first choices.
2:37ve işte vatandaşların ilk tercihlerinin sonuçları.
and so is immediately selected as one of the three representatives.
2:51ve bu yüzden hemen üç temsilciden biri olarak seçilir.
get rid of: istenmeyen bir kişiyi veya şeyi kaldırmak
Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak veya artık sorun olmamasını sağlamak anlamına gelen kalıplaşmış çok sözcüklü bir fiildir. Yapı get rid of + isim veya zamirdir; of sözcüğünden sonraki nesne, kaldırılan kişi veya şeydir. Bu cümlede, son sıradaki adayı süreçten elemek anlamına gelir. Bu kişinin özgürlüğüne kavuştuğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki “kaldırmak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to ____ the old files before installing the update.
Cevabı göster
get rid of
had no chance at all: hiç şansı olmamak
Bu cümlede had no chance, başarılı olmanın imkânsız olduğu anlamına gelir. Buradaki chance, beklenmedik bir fırsatı değil, “başarılı olma ihtimalini” ifade eder. At all, no chance içindeki olumsuzluğu güçlendirir. Tüm ifade, ihtimalin sadece düşük değil, sıfır olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle başarılı olmanın tamamen imkânsız olduğunu en açık biçimde ifade eder?
- We had no chance at all of winning.
- We had little chance of winning.
- We had a fair chance of winning.
Cevabı göster
We had no chance at all of winning.
they could have just put an X next to the candidate they liked best. Notlar
3:05sadece en sevdikleri adayın yanına bir X koyabilirlerdi.
could have just put: geçmişteki daha basit bir seçenek
Could have + geçmiş zaman ortacı, geçmişte mevcut olan bir seçeneği anlatır. Bu bağlamda could have put, birinin gerçekten X koyduğunu söylemez; mümkün olan fakat kullanılmayan bir yönteme geçmişe dönerek bakar. Just, bu seçeneği basit veya tek başına yeterli gösterir: bir X koymak daha kolay bir yöntem olurdu.
Alıştırma
Hangi cümle, trene binmenin geçmişte daha basit bir seçenek olduğunu fakat bu seçeneğin kullanılmadığını söyler?
- We must have just taken the train.
- We could just take the train.
- We could have just taken the train.
Cevabı göster
We could have just taken the train.
put an X next to: bir seçeneği X ile işaretlemek
Put an X next to ifadesi, bir seçimi göstermek için bir şeyin yanına X çizmek veya yazmak demektir. Bu cümlede X seçilen adayı işaretler; next to ise zaman sırasını değil, fiziksel konumu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp put an X next to + seçenek, ad veya kutu şeklindedir. Hem hangi işaretin yapılacağını hem de nereye konacağını anlatır.
Alıştırma
‘Seçimin yanına X koymak’ anlamındaki hedef ifadeyle yönergeyi tamamlayın: On the survey, ____ the answer you choose.
Cevabı göster
put an X next to
rank their favorite candidates: adayları tercih sırasına koymak
Burada rank, adayları tercihe göre sıraya koymak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Bir seçmen yalnızca tek bir adayı seçmek yerine birinci, ikinci ve sonraki tercihlerini işaretleyebilir. Bu sıra seçmenin kişisel tercihini gösterir. Adayların nesnel veya resmî bir sıralaması olduğunu öne sürmez.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki hedef fiilin yalın hâliyle tamamlayın: Please ____ these three designs from your favorite to your least favorite.
Cevabı göster
rank
because it shows how the election would have turned out Dilbilgisi
3:13çünkü seçimlerin nasıl sonuçlanacağını gösterir
would have turned out if ... hadn't run: geçmişteki gerçeğe aykırı bir sonuç
would have + past participle yapısı, geçmişte hayal edilen bir sonucu anlatır. Burada would have turned out, gerçekte olanı değil, “nasıl sonuçlanmış veya gelişmiş olacağını” ifade eder. if yan cümlesinde past perfect kullanılır: if one of the candidates hadn't run. İki cümle birlikte üçüncü koşul yapısını oluşturur ve gerçek olmayan bir geçmiş koşulda seçim sonucunun nasıl farklı olabileceğini sorgular. Seçim bağlamında run, “aday olmak” veya “seçime girmek” demektir; “koşmak” anlamında değildir.
Alıştırma
Geçmişe ait gerçeğe aykırı cümleyi, be fiilinin istenen biçimleriyle tamamlayın: sonuç cümlesinde kısaltılmamış would have, if cümlesinde ise had not kısaltması kullanın. The final score ____ different if our best player ____ injured.
Cevabı göster
would have been · hadn't been
they want their votes to go to the gorilla instead.
3:25oylarının onun yerine gorile gitmesini istiyorlar.
pushes gorilla up to 33%: ölçülen bir değeri yeni bir düzeye çıkarmak
Bu cümlede pushes, ettirgen ve mecazi anlamdadır: aktarılan oylar Gorilla'nın payını yükseltir. push + nesne + up to + değer yapısı, “nesnenin ölçülen miktarını o değere ulaşana kadar artırmak” anlamına gelir. Burada up to 33%, ulaşılan yeni son değeri belirtir. %33'ün yalnızca olası bir üst sınır olduğu anlamına gelmez. Nesne bir adayın adı olduğunda puan, oy oranı veya sıralama ölçütü bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Ek satışların toplamı yükselterek %80'e ulaştırdığını anlatmak için push ... up to yapısını hangi cümle doğru kullanıyor?
- The extra sales pushed the total up by 80%.
- The extra sales pushed the total up to 80%.
- The extra sales put the total at 80%.
Cevabı göster
The extra sales pushed the total up to 80%.
Ranking allows citizens to support their favorite candidate without worrying.
3:32Sıralama, vatandaşların endişelenmeden favori adaylarını desteklemelerini sağlar.
There's no point in + -ing: bir eylemi faydasız olarak değerlendirmek
there is no point in + -ing kalıbı, bir eylemin yararlı bir amacı olmadığını veya sonucu iyileştirmesinin pek mümkün olmadığını anlatır. Burada strategizing, diğer insanların nasıl oy vereceğine göre plan yapmaya çalışmak demektir; konuşan kişi bu çabanın işe yaramayacağını söylüyor. Bu kalıpta point, bir yer, puan veya sav değil, “amaç” ya da “fayda” anlamındadır. in sözcüğünden sonra -ing biçimi gelir: there is no point in waiting.
Alıştırma
Cümleyi there is no point in + -ing kalıbındaki hedef sözcüklerle tamamlayın: There's ____ asking Leo again; he has already said no.
Cevabı göster
no point in
to maximize voter happiness with the result.
3:39sonuçla seçmen mutluluğunu maksimize etmek için çalışır.
Now back to ...: önceki konuya dönmek
Now back to + isim öbeği, kısa bir konu dışına çıkışı bitirip dinleyicileri önceki konuya döndüren bir işarettir. Now o anda geçiş yapıldığını belirtirken back to yeniden ele alınacak konuyu gösterir. Burada the range, daha önce ele alınan örnek veya hesaplamadır. Bu nedenle back, uzayda geriye doğru hareketi değil, konuşmanın önceki noktasına dönmesini anlatır.
Alıştırma
Kısa bir ara açıklamadan sonra önceki konuya doğal biçimde dönen cümle hangisidir?
- Now, here is a different question.
- Now, let me add one more side note.
- Now back to our original question.
Cevabı göster
Now back to our original question.
but they do think tiger's interests are similar to theirs.
3:47ama kaplanın çıkarlarının kendilerinkine benzediğini düşünüyorlar.
especially considering the citizens' first and second choices.
3:58özellikle vatandaşların birinci ve ikinci tercihleri göz önüne alındığında.
Now more citizens also have a local representative they can feel comfortable approaching. Kalıp ifadeler
4:01Şimdi daha fazla vatandaşın, yaklaşmaktan rahat hissedebileceği yerel bir temsilcisi var.
feel comfortable + -ing: biriyle iletişim kurarken rahat hissetmek
feel comfortable approaching ifadesinde comfortable, kişinin bu eylemi kaygı duymadan ve rahatça yapabildiğini anlatır. Approaching, kişinin hangi eylemi yaparken rahat hissettiğini gösteren -ing biçimidir. Approach fiilinin yöneldiği kişi, daha önce geçen local representative ifadesidir. Burada approach yalnızca fiziksel olarak yaklaşmak değil; iletişim başlatmak, biriyle konuşmak veya yardım istemek anlamına gelir.
Alıştırma
approach fiilini feel comfortable + -ing yapısında kullanarak cümleyi tamamlayın: After two friendly meetings, Lena ____ her new coach for advice.
Cevabı göster
feels comfortable approaching
Queen Lion wants to know what happens in a range with just two political parties.
4:09Aslan Kraliçe, sadece iki siyasi partinin olduğu bir bölgede ne olacağını bilmek istiyor.
multiple candidates from the same party would be a disaster.
4:14aynı partiden birden fazla aday bir felaket olurdu.
They'd split their voters and hand the win to their opposition. Deyimler
4:17Seçmenlerini bölerler ve zaferi muhalefetlerine teslim ederlerdi.
hand the win to someone: kendi davranışıyla zaferi rakibe vermek
Hand the win to someone mecazlı bir ifadedir. Kendi tarafınızın yaptığı bir hata veya kendi gücünü zayıflatan bir davranış yüzünden başka bir kişinin ya da grubun kazanmasına yol açmak demektir. Ortada gerçekten elle verilen bir şey yoktur. Burada kendi seçmenlerinin oylarını bölmeleri, muhalefetin kazanmasını çok daha kolay hâle getirir. İfade sonuca neyin yol açtığını vurgular ve çoğu zaman eleştiri ya da bu sonucun önlenebileceği düşüncesini taşır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir tarafın kendi hatasının rakibin kazanmasına yol açabileceğini söylüyor?
- If the home team scores another own goal, it could hand the win to the visiting team.
- If the home team defends carefully, it could keep the visiting team from scoring.
- If the home team scores again, it could take the lead over the visiting team.
Cevabı göster
If the home team scores another own goal, it could hand the win to the visiting team.
Because citizens rank their candidates under STV,
4:27Vatandaşlar DTO altında adaylarını sıraladığı için,
there can be more than one candidate from the same party running at the same time
4:30aynı partiden birden fazla aday aynı anda yarışabilir
as do the gorillas: resmî as + yardımcı fiil + özne devrik yapısı
as do the gorillas ifadesindeki as, “aynı şekilde” anlamına gelir; “-iken” veya “çünkü” anlamında değildir. Bu yan cümle, gorillerin de iki aday çıkardığını belirtir. Yardımcı fiil do, tekrarlanacak olan run two candidates fiil grubunun yerini tutar. Bu resmî yapıda yardımcı fiil özneden önce gelir: as + do + the gorillas. Özne çoğul ve eylem geniş zamanda olduğu için do kullanılır; üçüncü tekil şahıs özneyle does kullanılır.
Alıştırma
Ayıların da aynı şeyi yaptığını belirtmek için resmî ve devrik as + yardımcı fiil + özne kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The lions select two representatives, ____.
Cevabı göster
as do the bears
White Tiger gets a massive amount of first choice votes,
4:39Beyaz Kaplan muazzam miktarda ilk tercih oyu alır,
and it seems like he should be eliminated, Dilbilgisi
4:54ve elenmesi gerekiyormuş gibi görünse de,
it seems like: geçici bir değerlendirme belirtmek
It seems like, eldeki bilgilere göre olası görünen ancak doğrulanmış bir gerçek olarak sunulmayan bir sonucu belirtir. Burada konuşan kişi onun elenmesi gerektiğine geçici olarak karar vermektedir. Bu ifade iddianın kesinlik derecesini azaltır ve yeni bilgilere ya da farklı bir sonuca yer bırakır. Yaygın kalıp it seems like + yan cümledir; it seems like he should be eliminated buna bir örnektir.
Alıştırma
“It seems like the team has made a decision,” cümlesinde “it seems like” dinleyiciye ne anlatır?
- Konuşan kişi bunu doğrulanmış bir gerçek değil, olası bir izlenim olarak sunuyor.
- Konuşan kişi takımın kararından hoşlandığını söylüyor.
- Konuşan kişi kararın kesinlikle nihai olduğunu belirtiyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi bunu doğrulanmış bir gerçek değil, olası bir izlenim olarak sunuyor.
it's also obvious that he would have gotten way more votes Dilbilgisi
4:56yarışta Beyaz Kaplan olmasaydı
Gerçekleşmemiş geçmiş için would have gotten ... if ... wasn't
Would have gotten, geçmişte gerçekleşmemiş bir sonucu anlatır. if yan cümlesi gerçeğin tersi olan hayalî koşulu verir: White Tiger yarıştaydı, ancak konuşan kişi White Tiger olmadan sonucun nasıl olacağını düşünüyor. Özenli standart İngilizcede bu koşul genellikle if White Tiger hadn't been in the race şeklinde kurulur. Burada way, more sözcüğünü güçlendirir. Way more votes, çok daha fazla oy demektir; way burada yol veya yön anlamındaki isim değil, günlük dilde kullanılan bir güçlendiricidir.
Alıştırma
Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır? Seçim sona erdi, başka bir aday gerçekten yarıştı ve bunun sonucunda Maya daha az oy aldı.
- Maya would have gotten way more votes if the other candidate hadn't run.
- Maya will get way more votes if the other candidate doesn't run.
- Maya gets way more votes whenever the other candidate doesn't run.
Cevabı göster
Maya would have gotten way more votes if the other candidate hadn't run.
If a candidate has more votes than they need, Dilbilgisi
5:01Eğer bir adayın ihtiyacı olduğundan fazla oyu varsa,
a candidate ... they need yapısında singular they
A candidate dil bilgisi bakımından tekildir, ancak belirli bir erkek ya da kadını değil herhangi bir kişiyi ifade eder. They, cinsiyet belirtmeyen singular they zamiri olarak bu tek adaya gönderme yapar. Anlamı tekil olsa bile they, çoğul they ile aynı fiil biçimlerini alır: they need doğrudur, they needs değildir. İlk yan cümledeki tekil has fiili, a candidate öznesiyle uyumludur.
Alıştırma
Cümleyi singular they ve need fiilinin doğru present tense biçimiyle tamamlayın: A candidate can ask for more time if ____ it.
Cevabı göster
they need
the first step is to give the extra votes to their second choice. Anlatım akışı
5:04ilk adım ekstra oyları onların ikinci tercihine vermektir.
the first step is to + fiilin yalın hâli
The first step is to, bir süreçteki ilk eylemi tanıtır. Bu cümlede dinleyiciye ilk olarak ne olduğunu, yani fazla oyların seçmenlerin ikinci tercihine verildiğini bildirir. Kalıp the first step is to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki to, mastar yapısının parçasıdır; bu yüzden ardından give, check veya open gibi bir eylem fiili gelir. Yön bildiren bir edat değildir.
Alıştırma
İlk adımı belirten kalıpla cümleyi tamamlayın: To reset the device, the first step ____ press the power button for five seconds.
Cevabı göster
is to
Bu garip görünüyorsa, dikkate alınması gereken iki şey var
If that seems strange, dinleyicinin fikri şaşırtıcı veya kabul etmesi zor bulabileceğini nazikçe kabul eder. Buradaki if, konuşmacının bu tepkinin geçerli olup olmadığından emin olmadığı anlamına gelmez; dinleyicinin olası tepkisine yer açar. There are two things to consider ise ardından iki bölümlü bir açıklama geleceğini bildirir. Cümle bütünüyle önce olası şüpheyi karşılar, sonra dinleyiciye sırada ne olduğuna dair açık bir yol haritası verir.
Alıştırma
“If that seems strange, there are two things to consider.” cümlesi bir açıklamada ne işe yarar?
- Gerçek anlamda garip olan iki şeye örnek verir.
- Olası bir kafa karışıklığını nazikçe kabul eder ve iki noktayı önceden bildirir.
- Dinleyiciye tepkisinin yanlış olduğunu söyler ve tartışmayı bitirir.
Cevabı göster
Olası bir kafa karışıklığını nazikçe kabul eder ve iki noktayı önceden bildirir.
If instead the extra votes were ignored and tiger eliminated, Dilbilgisi
5:15Bunun yerine ekstra oylar göz ardı edilip kaplan elenseydi,
then the gorillas would get the remaining two wins,
5:17o zaman goriller kalan iki galibiyeti alacaktı,
Alternatif bir koşul ve sonucu için If instead ..., then ...
'If instead ..., then ...' alternatif bir varsayım ve onun sonucunu ortaya koyar. 'Instead', fazla oyları görmezden gelip kaplanı elemenin daha önce konuşulan planın yerini aldığını gösterir. Burada 'then', 'bu durumda' anlamına gelir: gorillerin galibiyetleri koşulun mantıksal sonucudur. Yalnızca bir olayın zaman bakımından daha sonra gerçekleştiğini anlatmaz.
Alıştırma
Kasaba bir köprüyü onarmaya mı yoksa kapatmaya mı karar veriyor. Alternatif koşulu ve sonucunu belirten iki parçayla cümleyi tamamlayın: ____ the town closes the old bridge, ____ buses will use the riverside road.
Cevabı göster
If instead · then
which would obviously not be representing the range very well.
5:19ki bu da belli ki bölgeyi pek iyi temsil etmeyecekti.
And ignoring extra votes punishes citizens who back popular candidates, Kelime
5:23Ve ekstra oyları görmezden gelmek, popüler adayları destekleyen vatandaşları cezalandırır,
back popular candidates: desteklemek anlamındaki back
Burada 'back', desteklemek veya arkasında durmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. back popular candidates ifadesindeki vatandaşlar bu adaylara oy verir ve başarılı olmalarını ister. Bu anlamda back; bir kişiyi, planı, kampanyayı, takımı veya kuruluşu doğrudan nesne olarak alabilir: back a candidate, back a proposal veya back a team.
Alıştırma
Hangi cümlede back, desteklemek veya arkasında durmak anlamındadır?
- The local paper chose to back Maya in the election.
- My back hurts after the long hike.
- Please back the car into the garage.
Cevabı göster
The local paper chose to back Maya in the election.
gets us back to the problem: ana soruna geri dönmek
which gets us back to the problem ifadesinde gets us back to, düşünceleri birbirine bağlayan bir söylem ifadesidir. Yeni söylenen noktanın tartışmayı daha önce belirtilen temel bir soruna döndürdüğünü anlatır; fiziksel bir hareketi anlatmaz. Which önceki düşünceye gönderme yapar ve bu düşüncenin neden önemli olduğunu gösterir: akıl yürütmenin son adımını ana soruya yeniden bağlar.
Alıştırma
Bir sunumda konuşmacı “This gets us back to the problem of cost.” diyor. Konuşmacı ne yapıyor?
- Daha önce bulunulan bir yere yolculuğu anlatmak
- Tamamen ilgisiz bir konu açmak
- Tartışmayı ana soruna geri döndürmek
Cevabı göster
Tartışmayı ana soruna geri döndürmek
where voters start thinking about how everyone else will vote
5:29seçmenlerin gerçekte ne istediklerinden çok
rather than what they really want.
5:32diğer herkesin nasıl oy kullanacağını düşünmeye başladığı yere.
If a candidate is able to get more votes than they really need,
5:33Eğer bir aday gerçekten ihtiyacı olduğundan daha fazla oy alabiliyorsa,
then it also means those who support him are a big section of the population Dilbilgisi
5:37bu aynı zamanda onu destekleyenlerin nüfusun büyük bir bölümü olduğu anlamına da gelir
those who support him: those who + fiil ile bir grubu adlandırmak
Those burada insanlar anlamına gelen bir zamirdir. who support him ilgi cümleciği, hangi insanların kastedildiğini belirtir. Bu nedenle those who support him, onu destekleyen insanlar demektir. those who + fiil öbeği kalıbı, ortak bir eylem, inanç veya durum üzerinden bir grubu adlandırır; those sözcüğünden sonra isim kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi those who ile tamamlayın: In this survey, ____ work from home reported higher satisfaction.
Cevabı göster
those who
and thus fairly should get more representation.
5:41ve dolayısıyla haklı olarak daha fazla temsil elde etmeleri gerekir.
came in last: bitiriş sırasını belirtmek
Bu cümlede came in last, bir yarışta, yarışmada, oylamada veya başka bir sıralamada “sonuncu oldu” anlamına gelir. Buradaki come in bir yere girmek anlamına gelmez; sıralama sonucunu bildirir. come in + sıra belirten sözcük veya sıra sayısı yapısını kullanın: come in first, come in second ya da come in last. Geçmiş zaman biçimi came in şeklindedir.
Alıştırma
Leo’nun üçüncü olduğunu söylemek için come in + derece yapısını kullanın: In the school chess tournament, Leo ____.
Cevabı göster
came in third
and his voters' second choice is the younger candidate,
5:50ve onun seçmenlerinin ikinci tercihi genç aday,
gets in: seçimde kazanmak
Burada gets in, “seçimi kazanır ve bir yer elde eder” anlamına gelir. Seçim bağlamı get in ifadesine sonuç bildiren bu anlamı verir; birinin fiziksel olarak bir yere girmesini anlatmaz. Özne seçilmeyi başaran adaydır ve fiil normal biçimde değişir: şimdiki zamanda gets in, geçmiş zamanda got in kullanılır.
Alıştırma
Bir seçim haberinde “Both independent candidates got in” cümlesi ne anlama gelir?
- Geç geldiler.
- Seçildiler.
- Binaya girdiler.
Cevabı göster
Seçildiler.
Whether a range has one party or lots of parties, Dilbilgisi
5:57Bir bölgede tek bir parti de olsa, çok sayıda parti de olsa,
Değişmeyen bir sonuç için Whether A or B, ...
Whether A or B, ... iki olasılığı sunar ve ana cümledeki sonucun değişmediğini belirtir. Burada one party ile lots of parties iki olasılıktır; süreç her iki durumda da aynıdır. Bu kalıpta whether, evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru sormaz. Hangi seçeneğin doğru olduğu fark etmeksizin ana ifadenin geçerliliğini koruduğunu gösterir.
Alıştırma
Kuralın iki durumda da değişmediğini gösteren kelimeyle cümleyi tamamlayın: ____ the box is full or empty, keep it upright.
Cevabı göster
Whether
any candidate above the threshold wins immediately. Kelime
6:04barajın üzerindeki herhangi bir aday hemen kazanır.
Bir sınırı aşmak için above the threshold
Threshold, bir sonuca veya işleme izin verilmesi için ulaşılması ya da aşılması gereken belirlenmiş bir sınırdır. Bu seçim kuralında above the threshold, bir adayın oy sayısının bu sınırdan fazla olduğu anlamına gelir. Buradaki above, fiziksel bir konumu değil, bir sayının sınırla ilişkisini anlatır. Above normalde kesin olarak ‘daha büyük’ anlamına geldiğinden, tam sınır değerini de içeren bir kural genellikle at or above the threshold der.
Alıştırma
Bir sınavın sınır puanı 80'dir. Lina 81 puan alır. Hangi ifade onun puanını doğru şekilde tanımlar?
- below the threshold
- above the threshold
- at the threshold
Cevabı göster
above the threshold
Extra votes then go to their next choice.
6:07Ekstra oylar daha sonra bir sonraki tercihlerine gider.
is designed to maximize: amaçlanan bir hedef, garanti değil
Be designed to + fiilin yalın hâli, bir süreç, sistem, ürün veya politikanın amaçlanan işlevini belirtir. Burada is designed to maximize, sürecin sonuçtan memnun kalan vatandaşların sayısını olabildiğince artırma amacıyla oluşturulduğunu anlatır. Bu yapı, tasarıma yerleştirilmiş bir hedefi bildirir; hedefin kesinlikle gerçekleşeceğini tek başına söylemez. Maximize, bir şeyi olabildiğince büyük ya da çok yapmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi be designed to ve maximize fiiliyle tamamlayın: The new booking system ____ the number of appointments available each day.
Cevabı göster
is designed to maximize
Citizens can honestly vote for their favorite candidate
6:26Vatandaşlar, favori adaylarına dürüstçe oy verebilirler
without worrying about what everyone else is going to do. Dilbilgisi
6:28diğer herkesin ne yapacağı konusunda endişelenmeden.
without worrying about: without + fiil-ing
Without bir edattır; bu nedenle ardından bir eylem geldiğinde fiil normalde -ing biçimini alır: without + fiil-ing. Without worrying about, temel eylemi söz konusu kaygı olmadan yapmak anlamına gelir. Worry about ifadesinin ardından kaygıya neden olan şey gelir. Burada what everyone else is going to do kaygının konusunu belirtir ve vatandaşlar bunu bir engel olarak görmeden oy verebilir.
Alıştırma
Cümleyi without ve check fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: She sent the email ____ it one last time.
Cevabı göster
without checking
so monkeying with the borders matters less, Deyimler
6:31böylece sınırlarla oynamak daha az önemli hale gelir,
monkeying with the borders: uygunsuz müdahale ve maymunlu kelime oyunu
Monkey with something, bir şeye genellikle dikkatsizce, uygunsuz biçimde veya izinsiz müdahale etmek ya da onu değiştirmek demektir. Burada monkeying with the borders, maymunların sınırlara gerçekten dokunmasını değil, seçim bölgesi sınırlarının manipüle edilmesini anlatır. Çevredeki konu maymunlarla ilgili olduğu için monkeying aynı zamanda bir kelime oyunu oluşturur. Bu eğlenceli ifade eleştiriyi mizahi hâle getirir, ancak sınır değişikliklerinin haksız veya şüpheli olduğunu da ima eder.
Alıştırma
Bu cümlede monkeying with the borders ne anlama geliyor?
- Maymunların sınırları çizmesine izin vermek
- Sınırları uygunsuz biçimde değiştirmek
- Sınırların önemini azaltmak
Cevabı göster
Sınırları uygunsuz biçimde değiştirmek
and almost all citizens will have a local representative Dilbilgisi
6:34ve hemen hemen tüm vatandaşlar yerel bir temsilciye sahip olacak
a local representative they actually voted for: çıkarılmış ilgi zamiri ve sondaki edat
a local representative they actually voted for ifadesinde they actually voted for, representative sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Representative, voted for yapısının anlamca nesnesidir: oy verdikleri kişi o temsilcidir. Eksik olan ilgi sözcüğü nesne görevinde olacağı için that veya whom kullanılmayabilir. Bu durumda for edatı cümleciğin sonunda kalır; bu yapı konuşmada ve günlük yazıda çok yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle aynı doğal konuşma kalıbını kullanır: nesne görevindeki ilgi zamiri çıkarılmış ve edat sonda bırakılmıştır?
- The candidate who voted for me won the election.
- The candidate for whom I voted won the election.
- The candidate I voted for won the election.
Cevabı göster
The candidate I voted for won the election.
Nihai sonucu gösteren In the end
In the end, bir olay, deneme veya seçim dizisini nihai sonucu sunarak kapatan bir söylem belirtecidir. Burada kararın önceki seçenekler değerlendirildikten sonra verildiğini gösterir. Bir cümlenin başında veya sonunda kullanılabilir: In the end, we stayed home. We stayed home in the end. Bir şeyin fiziksel bitiş noktasına değil, sonunda ortaya çıkan sonuca odaklanır.
Alıştırma
İkinci cümleyi nihai sonucu sunan üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: We tried three different plans. ____, we chose the simplest one.
Cevabı göster
In the end
Tek aktarılabilir oy (STV)
Tek aktarılabilir oy (single transferable vote veya STV), bir seçim bölgesinden birden fazla temsilci seçmek için kullanılan bir seçim sistemidir. Seçmenler adayları tercih sırasına koyar. Sayım sırasında oy pusulasındaki oy, kurallara göre sıradaki geçerli tercihe aktarılabilir. Bu, örneğin bir aday gerekenden fazla oy aldığında veya elendiğinde gerçekleşir. Transferable, sayım sırasında oy pusulasına ne olabileceğini anlatır; seçmenin aynı oyu yeniden kullanması anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi ifade single transferable vote sistemini en iyi açıklar?
- Seçmenler yalnızca bir aday seçer ve oylar sayım sırasında asla aktarılmaz.
- Her seçmen yeni bir oy pusulası kullanmak için birkaç kez geri gelir.
- Seçmenler adayları sıralar ve oy pusulasındaki oy sayım kurallarına göre aktarılabilir.
Cevabı göster
Seçmenler adayları sıralar ve oy pusulasındaki oy sayım kurallarına göre aktarılabilir.