Kirlilikle savaşan bitkiler ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, fitoremediasyonda kirlenmiş çevrelerin bitki kökleriyle nasıl temizlendiğini açıklıyor ve Nijerya’daki Nijer Deltası’nda petrol sızıntılarından etkilenen topluluklarla çalışan biyokimyacı Eucharia Nwaichi’ye odaklanıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. to remove harmful chemicals from polluted environments. — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bir maddenin belirli bir yerden çıkarılmasını anlatan kullanışlı remove ... from ... kalıbını öğrenin. Bu yapıyla kirlilik kontrolünü, bilimsel süreçleri veya çevresel restorasyonu hedef ve konumu belirterek doğru biçimde ifade edebilirsiniz. 2. black gold, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Petrolü ekonomik değeri nedeniyle altına benzeten bu medya metaforunu tanıyın. Böylece ifadeyi kelimesi kelimesine yorumlamaz; enerji, servet ve petrol endüstrisi hakkındaki haberleri daha iyi anlarsınız. 3. magic formula — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun doğaüstü bir tarif değil, başarı getirmesi muhtemel yöntemlerin birleşimi olduğunu anlayın. İfadeyi diplomasi, güven ve karizma gibi etkili bir yaklaşımın temel bileşenlerini özetlemek için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:06Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Now, imagine a field polluted by spilled oil. Dilbilgisi
0:11Şimdi, sızan petrolle kirlenmiş bir tarla hayal edin.
polluted by spilled oil: geçmiş zaman ortacıyla isim sonrası niteleme
polluted by spilled oil, field isminden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Tarlanın dökülen petrol nedeniyle kirlenmiş durumunu anlatır; polluted edilgen durumu, by spilled oil ise kirliliğin kaynağını gösterir. İsim + geçmiş zaman ortacı öbeği yapısı, ismin gördüğü etkiyi kısa ve yoğun biçimde anlatır; yazılı ve açıklayıcı İngilizcede sık görülür. Anlamı a field that has been polluted by spilled oil yapısına yakındır, ancak daha kısadır.
Alıştırma
Dökülen petrolden etkilenmiş bir tarlayı doğal biçimde anlatan öbeği seçin.
- a field pollution by spilled oil
- a field polluted by spilled oil
- a field polluting by spilled oil
Cevabı göster
a field polluted by spilled oil
Toxic waste has mixed into the water and chemical fumes have overtaken the air, Kelime
0:15Zehirli atık suya karışmış ve kimyasal dumanlar havayı ele geçirerek,
Toxic waste: zehirli atıklar için isim öbeği
Toxic waste, insanlara, hayvanlara veya çevreye zarar verebilecek maddeler içeren atık demektir. toxic, zehirlenme tehlikesini veya zararlı kimyasal niteliği vurgular; waste ise burada bir şeyi israf etme eylemini değil, atılmış malzemeyi anlatır. Cümlede Toxic waste, has mixed into the water ifadesinin öznesidir. Suya neyin karıştığını belirtir ve cümleyi açık bir kirlilik ve çevre riski bağlamına yerleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle kaplarda zehirli atık bulunduğunu açıkça söyler?
- The containers hold industrial waste.
- The containers hold toxic waste.
- The containers hold recyclable waste.
Cevabı göster
The containers hold toxic waste.
chemical fumes: havadaki zararlı kimyasal buharlar
Chemical fumes, kimyasal maddelerin havaya saldığı buharları veya gazları ifade eder. Bu ifade genellikle bunların keskin kokulu, tahriş edici ya da zararlı olduğunu düşündürür. Fumes çoğunlukla çoğul kullanılır ve havaya karışıp solunabilen maddeleri öne çıkarır. Burada chemical fumes, yalnızca görülebilen dumanı değil, havadaki kirletici maddeleri anlatır. Fumes buharlaşma, ısınma veya kimyasal tepkime sonucunda oluşabilir; yani ateş olması şart değildir.
Alıştırma
Hangi durum en uygun şekilde chemical fumes ile anlatılır?
- Hasarlı bir kimyasal madde kabından tahriş edici buhar çıkar.
- Temiz su su ısıtıcısında kaynar.
- Kuru odun kamp ateşinde yanar.
Cevabı göster
Hasarlı bir kimyasal madde kabından tahriş edici buhar çıkar.
have overtaken the air: mecaz yoluyla hâkim olma
Bu cümlede have overtaken the air mecaz anlamda kullanılmıştır. Dumanlar o kadar geniş bir alana yayılmıştır ki artık çevredeki havayı doldurmuş ya da hâkimiyeti altına almıştır; hareket eden havaya yetişmekten söz edilmez. Have overtaken, present perfect yapısındadır. Yayılmayı gerçekleşmiş bir değişim olarak gösterir ve bunun yol açtığı kirli durumun şimdi de önemli olduğunu vurgular.
Alıştırma
'Chemical fumes have overtaken the air,' cümlesinde have overtaken the air ne anlama gelir?
- Dumanlar yarışıyormuş gibi havaya yetişmiştir.
- Dumanlar çevredeki havaya hâkim olacak kadar yayılmıştır.
- Dumanlar havadan daha hızlı hareket etmiştir.
Cevabı göster
Dumanlar çevredeki havaya hâkim olacak kadar yayılmıştır.
leaving animals dead and the land unsafe for humans. Dilbilgisi
0:21hayvanları ölü, toprağı da insanlar için güvensiz halde bırakmış olsun.
leaving animals dead and the land unsafe: sonuç belirtme
leaving animals dead and the land unsafe biçimindeki -ing yan cümlesi, hemen önce anlatılan kirliliğin sonucunu gösterir. Bu sonucu önceki olaya doğrudan bağlayan bu yapı, haber ve açıklama metinlerinde yaygındır. Burada leave, ayrılmak anlamına gelmez. Yapı leave + nesne + sıfat tümleci şeklindedir: animals + dead ve the land + unsafe. Sıfatlar, önceki olayın nesneleri hangi duruma getirdiğini anlatır.
Alıştırma
Sonucu göstermek için leave fiilinin -ing biçimini kullanın: The chemical spill polluted the soil, ____ it unsafe for farming.
Cevabı göster
leaving
Unfortunately, situations like this are common all over the world. Kalıp ifadeler
0:24Ne yazık ki, buna benzer durumlar dünyanın her yerinde yaygındır.
all over the world: küresel kapsamı belirtme
all over the world, dünyanın her yerinde veya dünya genelindeki birçok yerde anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede, söz konusu durumların yaygın olduğu coğrafi kapsamı belirtir; fiziksel olarak bir şeyin dünyayı kaplamasını anlatmaz. Tam biçimde the bulunur: all over the world. Dünya çapındaki bir durumu özetlemek için çoğunlukla bir fiil ya da sıfat grubundan sonra gelir.
Alıştırma
Dünyanın farklı ülkelerinde anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi hangi cümle doğru kullanıyor?
- The song became popular all over world.
- The song became popular in all over the world.
- The song became popular all over the world.
Cevabı göster
The song became popular all over the world.
Cleaning up chemical pollution is dangerous and expensive Öbek fiiller
0:28Kimyasal kirliliği temizlemek tehlikeli ve pahalıdır
Cleaning up chemical pollution: kirliliği gidermek için clean up
Clean up; kiri, atığı veya kirliliği ortadan kaldırıp bunların yol açtığı sorunu gidermek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada Cleaning up chemical pollution, yalnızca bir yüzeyi temiz göstermek değil, zararlı kimyasalları çevreden uzaklaştırmak demektir. Up, clean up fiilinin anlamının bir parçasıdır; yukarı doğru hareket bildirmez. Cleaning sözcüğündeki -ing biçimi, eylemi konuşulan faaliyet olarak sunar.
Alıştırma
Kirliliği ve bunun sonucunda oluşan dağınıklığı ortadan kaldırmak anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: After the fuel leak, a specialist team came to ____ the site.
Cevabı göster
clean up
and mostly involves highly technological equipments.
0:32ve çoğunlukla yüksek teknolojik ekipmanlar gerektirir.
But what if there was a more natural solution? Dilbilgisi
0:36Peki ya daha doğal bir çözüm olsaydı?
What if there was ...? ile bir olasılık önermek
What if there was ...? hayal edilen bir olasılığı ortaya koyar ve dinleyiciyi bunu düşünmeye davet eder. Burada daha doğal bir çözüm olabileceği fikrini açar; geçmişe ait bir gerçeği sormaz. Geçmiş zaman biçimi was, fikri varsayımsal veya daha az doğrudan gösterir. But, az önce belirtilen sorundan olası bir alternatife geçişi işaret eder.
Alıştırma
Varsayımsal öneriyi nottaki iki kelimelik başlangıçla tamamlayın: ____ there was a safer route home?
Cevabı göster
What if
Recently, scientists have been developing a new technique for cleaning pollution, Dilbilgisi
0:39Son zamanlarda, bilim insanları kirliliği temizlemek için yeni bir teknik geliştiriyorlar,
have been developing: devam eden geliştirme süreci
have been developing, have + been + developing yapısındaki present perfect continuous zamanıdır. Geliştirme çalışmasının daha önce başladığını ve şimdiye kadar sürdüğünü ya da son zamanlarda tekrarlanarak devam ettiğini gösterir. Bu cümlede Recently ve devamlılık bildiren yapı, tamamlanmış bir sonuçtan çok sürece odaklanır. Cümle tekniğin tamamen bittiğini söylemez; araştırmanın sürdüğünü vurgular.
Alıştırma
Testlerin daha önce başlayıp hâlâ sürdüğünü gösteren biçimi yazarak cümleyi tamamlayın: The engineers ____ the new battery since March.
Cevabı göster
have been testing
letting plants do the work instead. Dilbilgisi
0:44bunun yerine bu işi bitkilerin yapmasına izin veriyorlar.
letting plants do the work instead: bir yöntemi eklemek
letting plants do the work instead, ana cümleden sonra gelen bir present participle öbeğidir. Yeni tekniğin yöntemini açıklar: kirliliği temizleme işini bitkiler yapar. The work, önceki cleaning pollution ifadesine gönderme yapar; instead ise bunun alternatif bir yöntem olduğunu gösterir. Temel yapı let + nesne + fiilin yalın hâlidir. Bu nedenle let plants do denir; let plants to do denmez. Buradaki letting, bu düzenlemeyi teknikle ilgili ek bir ayrıntı olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi let fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We changed the process, ____ the machine do the repetitive work instead.
Cevabı göster
letting
Yes, plants like water hyacinths have been used to clean rivers by sucking up oil spilled into the water Notlar
0:46Evet, su sümbülü gibi bitkiler suya dökülen petrolü emerek nehirleri temizlemek için kullanılıyor
water hyacinths: tatlı suda yüzen bitkiler
Water hyacinths, “su sümbülleri” demektir; bunlar tatlı suda yüzen su bitkileridir. Bu cümlede, suda yaşadıkları ve sudaki bazı maddeleri emebildikleri için su kirliliğinin temizlenmesinde kullanılabilecek bitkilere örnek olarak verilirler. Adında hyacinth geçse de water hyacinth, toprakta yetişen sıradan bahçe sümbülü değildir. Bunun bir su bitkisi olduğunu bilmek, temizleme örneğini anlaşılır hâle getirir.
Alıştırma
Water hyacinths ifadesini doğru tanımlayan seçenek hangisidir?
- Tatlı suda yüzen bitkiler
- Denizde yaşayan balıklar
- Petrolü filtreleyen makineler
Cevabı göster
Tatlı suda yüzen bitkiler
have been used to clean rivers: nehirleri temizlemek için kullanılmıştır
Have been used to clean rivers ifadesinde have been used, present perfect'in edilgen biçimidir: bitkiler eylemden etkilenen taraftır ve bu kullanımın şimdiden önce gerçekleştiğini anlatır. Yöntemi yalnızca bir olasılık olarak değil, gerçek uygulamaları bulunan bir yöntem olarak sunar. Kalıp have/has been used to + fiilin yalın hâlidir. Burada to clean, bitkilerin hangi amaçla kullanıldığını belirtir. Geçmiş alışkanlık anlamındaki used to değildir.
Alıştırma
Cümleyi have/has been used to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: This imaging method ____ detect early signs of disease.
Cevabı göster
has been used to
sucking up oil: fiziksel emme
sucking up oil ifadesindeki suck up öbek fiili, bir sıvıyı veya maddeyi içine çekip emmek anlamına gelir. Oil sözcüğünün doğrudan nesne olması fiziksel anlamı açıkça gösterir. by + -ing yapısı nehirleri temizlemek için kullanılan yöntemi açıklar: bitkiler yağı sudan emerek uzaklaştırır. Burada sosyal bir davranış değil, fiziksel bir süreç anlatılır.
Alıştırma
Hangi cümlede suck up, sucking up oil ifadesindekiyle aynı fiziksel anlamda kullanılmıştır?
- He sucked up to the coach before the team was chosen.
- She sucked lemonade through a straw.
- The towel sucked up the spilled milk.
Cevabı göster
The towel sucked up the spilled milk.
and researchers have successfully used fungi to break down plastic waste. Notlar
0:53ve araştırmacılar plastik atıkları parçalamak için mantarları başarıyla kullandılar.
fungi: fungus sözcüğünün çoğulu
Fungi, fungus sözcüğünün çoğul biçimidir. Bir tane için fungus, birden fazlası için fungi kullanılır; bu nedenle fungi, these fungi grow örneğindeki gibi çoğul belirleyiciler ve fiillerle kullanılır. Mantarlar; küfleri, mayaları ve şapkalı mantarları içeren bir canlı grubudur. Bitki değildirler ve fungi, bacteria sözcüğünün başka bir adı değildir.
Alıştırma
Cümleyi fungus sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: Many ____ grow in damp soil.
Cevabı göster
fungi
break down plastic waste: bir malzemeyi ayrıştırmak
Burada break down plastic waste, “plastik atıkları ayrıştırmak” anlamına gelir: mantarlar malzemenin daha küçük ve basit maddelere dönüşmesini sağlar. Break down burada geçişli bir öbek fiildir; ayrıştırılan malzeme doğrudan ardından nesne olarak gelir. Bu yapı; organizmalar, enzimler, kimyasal maddeler veya doğal süreçler malzemeler üzerinde etkide bulunduğunda yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “ayrıştırmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Some bacteria can ____ food waste.
Cevabı göster
break down
In this program, we'll be hearing about plants that fight pollution Anlatım akışı
0:58Bu programda, kirlilikle savaşan bitkiler hakkında konuşacağız
we'll be hearing about: bir konuyu önceden tanıtmak
Bir programın girişinde we'll be hearing about, dinleyicilere sırada hangi konunun olduğunu bildirir. Söylemin akışını gösteren bir işaret görevi görür: plants that fight pollution, programın tanıtacağı konudur. Burada hear about yalnızca bir sesi fark etmek değil, bir konu hakkında bilgi almak veya o konuyu öğrenmek anlamına gelir. Gelecekte devam eden zaman yapısındaki we'll be hearing, konuyu programın planlanmış akışının bir parçası olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle bir programın sıradaki konusunu en doğal biçimde önceden belirtir?
- Next, listen to the sound of water flowing through this pipe.
- Next, we'll be hearing about how cities save water.
- Yesterday, we heard that the city had saved water.
Cevabı göster
Next, we'll be hearing about how cities save water.
and of course, we'll be learning some useful new vocabulary as well.
1:02ve elbette, yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
the technique that certain plants use to remove harmful chemicals from polluted environments. Kalıp ifadeler
1:13bu, belirli bitkilerin zararlı kimyasalları kirli ortamlardan uzaklaştırmak için kullandığı tekniktir.
phytoremediation: kirlenmiş ortamları bitkilerle temizlemek
Phytoremediation ya da fitoremediasyon, canlı bitkiler kullanarak toprakta, suda veya diğer kirlenmiş ortamlarda bulunan kirleticileri gideren, sınırlandıran ya da azaltan bir çevre temizleme tekniğidir. Bu cümlede virgülden sonraki açıklayıcı bölüm, teknik terimi daha basit sözlerle tanımlar. Sözcük, “bitki” anlamındaki phyto- ile “bir sorunu düzeltme veya temizleme işi” anlamındaki remediation parçalarını birleştirir. Sıradan bitki yetiştirme veya bahçecilik demek değildir; bitkiler kirlilik arıtımının bir parçası olarak kullanılır.
Alıştırma
Phytoremediation terimini en iyi hangi seçenek açıklar?
- kirlenmiş ortamları temizlemeye yardımcı olmak için bitkileri kullanmak
- kirlenmemiş bir parkta süs bitkileri yetiştirmek
- zarar görmüş arazideki bütün bitkileri kaldırmak
Cevabı göster
kirlenmiş ortamları temizlemeye yardımcı olmak için bitkileri kullanmak
remove A from B: zararlı kimyasalları kirlenmiş ortamlardan uzaklaştırmak
Bu ifade, “A’yı B’den çıkarmak” anlamına gelen remove A from B kalıbını kullanır. Burada A, uzaklaştırılan madde olan harmful chemicals; B ise bu maddelerin çıkarıldığı yer olan polluted environments bölümüdür. Mastar yapıdaki to remove, tekniğin amacını belirtir. Bu kalıp hem bilimsel hem günlük açıklamalarda kullanışlıdır: maddeyi veya sorunu doğrudan remove sözcüğünden sonra, ilk kaynağını ya da bulunduğu yeri ise from sözcüğünden sonra getirin.
Alıştırma
Cümleyi remove A from B kalıbıyla tamamlayın: This filter can ____ lead ____ drinking water.
Cevabı göster
remove · from
I think some plants clean up pollution using their roots.
1:28Bence bazı bitkiler kirliliği köklerini kullanarak temizliyor.
find out: bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek
Burada find out, henüz bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Doğru cevap şu anda bilinmiyor, ancak daha sonra öğrenilmesi bekleniyor. Find out tek bir öbek fiil olarak düşünülmelidir. Ardından find out the answer örneğindeki gibi bir isim öbeği veya find out why it happened örneğindeki gibi dolaylı bir soru gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi find out öbek fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The date has not been announced, but we should ____ tomorrow.
Cevabı göster
find out
Phytoremediating plants are certainly needed in one of the most oil polluted places on Earth, Dilbilgisi
1:36Dünyadaki petrolle en çok kirlenmiş yerlerden biri olan,
one of the most ... places on Earth: uç düzeydeki bir grubun bir üyesi
one of the most oil polluted places on Earth ifadesindeki one, petrol kirliliği son derece yüksek olan bir grup yer arasından seçilen tek bir yeri belirtir. İfade, bu yeri uç düzeydeki bir grubun içine yerleştirir; onun tek ve mutlak biçimde en kirli yer olduğunu iddia etmez. Kalıp one of + the + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim + karşılaştırma alanı şeklindedir. Bir gruptan tek bir üye seçildiği için üstünlük derecesinden sonraki isim çoğuldur: places. Düzenlenmiş yazılı metinlerde isimden önce gelen bileşik niteleyici genellikle kısa çizgiyle yazılır: oil-polluted places.
Alıştırma
Lake Mira'nın ülkedeki en temiz göller grubuna ait olduğunu hangi cümle doğru biçimde ifade eder?
- Lake Mira is one of cleanest lakes in the country.
- Lake Mira is one of the cleanest lake in the country.
- Lake Mira is one of the cleanest lakes in the country.
Cevabı göster
Lake Mira is one of the cleanest lakes in the country.
the delta of the river Niger in Nigeria. Kültür
1:43Nijerya'daki Nijer nehrinin deltasında fitoremediasyon bitkilerine kesinlikle ihtiyaç duyuluyor.
the delta of the river Niger in Nigeria: Nijerya'daki Nijer Nehri deltası
Bu ifade, Nijer Nehri'nin Nijerya'da Atlas Okyanusu'na ulaşmadan önce çeşitli kollara ayrıldığı bölge olan Nijer Deltası'nı belirtir. Niger nehrin özel adı, Nigeria ise ülkenin adıdır; buradaki Niger normal bir coğrafi addır, hakaret değildir. Bu haberde söz konusu yer, daha sonra yerel topluluklar, petrol üretimi ve kirlilik arasında kurulan bağlantıyı anlamak için gerekli temel arka planı sağlar.
Alıştırma
Vurgulanan ifade hangi yeri belirtir?
- Nijer ülkesinin ortasındaki bir şehir
- Nijer ülkesinde Nigeria adlı bir nehir
- Nijer Nehri'nin Nijerya'da oluşturduğu delta
Cevabı göster
Nijer Nehri'nin Nijerya'da oluşturduğu delta
black gold: petrol için mecazlı bir lakap
Bu cümlede black gold, petrol için kullanılan mecazlı bir lakaptır. Black petrolün koyu görünümüne, gold ise yüksek ekonomik değerine işaret eder. Bu ifade bir altın veya metal türünün adı değildir. Haberlerde ve ekonomi tartışmalarında petrolü büyük zenginlik yaratabilecek bir kaynak olarak sunmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede black gold ne anlama geliyor?
- siyaha boyanmış altın
- son derece değerli olarak sunulan petrol
- koyu renkli bir metal türü
Cevabı göster
son derece değerli olarak sunulan petrol
it's become central to Nigeria's economy. Kalıp ifadeler
1:52Nijerya ekonomisinin merkezi haline geldi.
Ever since: etkisi bugüne uzanan geçmişteki bir başlangıç noktası
Ever since geçmişteki bir başlangıç noktasını belirtir ve bunu günümüze kadar süren ya da gelişen bir durumla bağlar. Bu cümlede başlangıç noktası petrolün 1950'lerde keşfedilmesi, günümüzdeki sonuç ise petrolün Nijerya ekonomisindeki merkezi rolüdür. Bu kullanımda since neden değil, zaman bildirir. Başlangıç olayı was discovered örneğindeki gibi genellikle simple past ile, bugüne uzanan sonuç ise it's become örneğindeki gibi çoğu zaman present perfect ile kurulur. Ever, o zamandan bugüne kadar geçen dönemin tamamını vurgular.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “geçmişteki o olaydan bugüne kadar” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ Maya moved near the library, she has visited it every week.
Cevabı göster
Ever since
become central to: bir şeyin temel parçası hâline gelmek
Become central to something, bir şeyin çok önemli veya vazgeçilmez bir parçası hâline gelmek demektir. Burada petrolün zaman içinde Nijerya ekonomisinde kilit bir rol üstlendiği anlatılır. Yapı become central to + isim veya isim öbeği şeklindedir. Central burada fiziksel olarak ortada bulunmayı değil, önem ve işlevi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi become central to ile tamamlayın: Over time, online maps have ____ everyday travel.
Cevabı göster
become central to
But oil spills have devastated the region's landscape Kelime
1:55Fakat petrol sızıntıları bölgenin manzarasını harap etti
oil spills: kirliliğe yol açan petrol sızıntıları
Oil spill, petrolün suya veya karaya sızarak kirliliğe yol açtığı ya da kirlilik tehlikesi oluşturduğu bir olayı anlatır. Oil spills çoğul biçimdir; dolayısıyla burada bölgede bu tür birden fazla olayın ya da tekrarlanan sızıntıların yaşandığı anlatılır. Çevre haberlerinde spill, ciddi bir petrol sızıntısını ifade eder; içeceğin biraz dökülmesi gibi küçük ve günlük bir kazayı anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi oil spill ifadesinin çoğul biçimiyle tamamlayın: Two major ____ polluted the coastline last year.
Cevabı göster
oil spills
have devastated the region's landscape: sonuçları süren ağır yıkım
Devastated the region's landscape, bölgenin arazisine ve doğal çevresine ciddi ve geniş çaplı zarar verildiği anlamına gelir. Devastate, basitçe affect demekten çok daha güçlüdür ve genellikle telafisi zor bir hasarı anlatır. Have devastated, İngilizcede present perfect yapısıdır: yıkım geçmişte veya belli bir süre içinde gerçekleşmiştir ve sonuçları bugün de önemlidir. Buradaki landscape yalnızca güzel bir manzarayı değil, fiziksel çevreyi de kapsar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kasırganın etkileri bugün de önemli olan ciddi ve geniş çaplı bir yıkıma yol açtığını anlatır?
- The hurricane has devastated the island's villages.
- The hurricane has affected ferry schedules to the island.
- The hurricane has damaged several roofs on the island.
Cevabı göster
The hurricane has devastated the island's villages.
and the multinational oil companies working there.
2:03orada çalışan çok uluslu petrol şirketleri arasında güvensizlik var.
mistrust between A and B: A ile B arasındaki güvensizlik
Bu cümlede mistrust between A and B, iki grup arasındaki ilişkide güven eksikliği olduğu anlamına gelir. A, local communities; B ise multinational oil companies ifadesidir. Bu yapı, güvensizliği iki taraf arasında var olan bir durum olarak sunar; yalnızca bir tarafın diğerine güvenmediğini söylemez. Yaygın kalıp There is mistrust between A and B şeklindedir. Burada mistrust bir durumu belirten sayılamayan isimdir; bu yüzden a mistrust değil, mistrust kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi mistrust between A and B kalıbını kullanarak tamamlayın: There is ____ the residents ____ the factory owners.
Cevabı göster
mistrust between · and
Now, one woman and her plants are trying to fix the problem.
2:06Şimdi, bir kadın ve bitkileri bu sorunu çözmeye çalışıyor.
Eucharia Nwaichi is a biochemist from the University of Port Harcourt in Nigeria. Kelime
2:10Eucharia Nwaichi, Nijerya'daki Port Harcourt Üniversitesi'nden bir biyokimyager.
biochemist: canlılardaki kimyayı inceleyen bilim insanı
Biochemist, canlılardaki kimyasal maddeleri ve süreçleri inceleyen bilim insanıdır. Bu cümlede sözcük, Eucharia Nwaichi'nin bilimsel mesleğini belirtir. Sözcük, yaşam veya canlılar anlamındaki bio- ile chemist sözcüğünü birleştirir. Biyoloji ile kimyanın kesiştiği alanı belirttiği için chemist sözcüğünden daha özeldir.
Alıştırma
Hangi tanım biochemist sözcüğüne en uygundur?
- hava olaylarının düzenini inceleyen bilim insanı
- canlılardaki kimyasal süreçleri inceleyen bilim insanı
- kayaçları ve mineralleri inceleyen bilim insanı
Cevabı göster
canlılardaki kimyasal süreçleri inceleyen bilim insanı
She uses phytoremediation to clean and protect the region's land and rivers.
2:16Bölgenin topraklarını ve nehirlerini temizlemek ve korumak için fitoremediasyon kullanıyor.
Discussing Eucharia's work are Georgina Rannard from the BBC climate news team Dilbilgisi
2:21Eucharia'nın çalışmalarını BBC iklim haberleri ekibinden Georgina Rannard
and Myra Anubi, presenter of BBC World Service program People Fixing the World.
2:27ve BBC World Service'in People Fixing the World programının sunucusu Myra Anubi tartışıyor.
Discussing Eucharia's work are ...: eylemi öne alan devrik yapı
Discussing Eucharia's work şeklindeki -ing öbeği, eylemi öne çıkarmak için cümlenin başına alınmıştır. Çekimli yardımcı fiil are, gerçek dil bilgisel özneden önce gelir: Georgina Rannard ... and Myra Anubi ... biçimindeki sıralı isim öbeği. Özne iki kişiyi belirttiği için çoğul are kullanılır. Normal söz diziminde cümle Georgina Rannard and Myra Anubi are discussing Eucharia's work olur. Özgün cümlede sunuş amaçlı devrik yapı vardır: önce konu belirlenir, sonra kimlerin katıldığı açıklanır. Bu bir bildirme cümlesidir, soru değildir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı bilgiyi normal özne-fiil sırasıyla verir?
- Eucharia's work is discussing Georgina Rannard and Myra Anubi.
- Georgina Rannard and Myra Anubi are discussing Eucharia's work.
- Georgina Rannard is discussing Myra Anubi's work.
Cevabı göster
Georgina Rannard and Myra Anubi are discussing Eucharia's work.
Eucharia is a specialist in phytoremediation. Kalıp ifadeler
2:32Eucharia fitoremediasyon alanında uzman.
specialist in phytoremediation: specialist in + alan
A specialist in + alan, o alanda uzmanlık bilgisine veya eğitimine sahip kişi demektir. In uzmanlık alanını belirtir; bu nedenle doğal ifade specialist in phytoremediation olur, specialist of phytoremediation değil. Phytoremediation, topraktaki veya sudaki kirleticileri gidermek, azaltmak ya da sınırlamak için bitkilerin kullanılmasıdır. Bu cümlede uzmanın alanı budur.
Alıştırma
Uzmanlık alanı belirten standart ifadeyi tamamlayın: Dr Khan is a specialist ____ tropical diseases.
Cevabı göster
in
It basically means plants being used to clean up contaminated environments, right? Notlar
2:37Bu temelde, bitkilerin kirlenmiş ortamları temizlemek için kullanılması anlamına geliyor, değil mi?
It basically means ...: basit bir tanımı sunmak
It, az önce söz edilen kavrama geri gönderme yapar; means ise bu kavramın açıklamasını başlatır. It means ... birlikte kullanıldığında, ardından gelen sözleri bir tanım veya yeniden ifade hâline getirir. Basically, dinleyiciye ana fikrin daha basit sözlerle ve daha az ayrıntıyla anlatılacağını bildirir. Burada bilgiyi düzenler; konuşanın emin olmadığını göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle basit bir tanım vermek için basically means yapısını doğal biçimde kullanıyor?
- Encryption basically means changing information so only approved people can read it.
- Encryption basically means because only approved people can read it.
- Encryption probably means changing information so only approved people can read it.
Cevabı göster
Encryption basically means changing information so only approved people can read it.
contaminated environments: zararlı maddelere maruz kalmış ortamlar
Contaminated environments, zararlı maddelerin veya organizmaların toprağa, suya, havaya, yüzeylere ya da çevrenin başka bölümlerine girdiği yerlerdir. Kirlilik gözle görülmese bile bu ifade olası bir sağlık veya güvenlik riskine işaret eder. Contaminated, environments sözcüğünden önce sıfat olarak kullanılan bir geçmiş zaman ortacıdır. Bilim ve çevre çalışmalarında bir yeri yalnızca dirty diye adlandırmaktan daha kesin ve teknik bir ifadedir.
Alıştırma
Testler birkaç yerde kurşun buldu. Bu yerleri en kesin biçimde hangi cümle tanımlar?
- The safety team is examining contaminated environments.
- The safety team is examining untidy environments.
- The safety team is examining dirty environments.
Cevabı göster
The safety team is examining contaminated environments.
she had just won: başka bir geçmiş olaydan kısa süre önce gerçekleşen olay
She had just won, past perfect yapısını kullanır: had + geçmiş zaman ortacı won. Kazanma olayını daha sonra gerçekleşen geçmiş olay I met her ifadesinden önceye yerleştirir. Just, iki olay arasındaki sürenin kısa olduğunu gösterir. Zaman sırası şöyledir: Önce ödülü kazandı, kısa süre sonra konuşan kişi onunla karşılaştı.
Alıştırma
Trenin biz istasyona varmadan kısa süre önce ayrıldığını gösteren biçimle cümleyi tamamlayın: When we reached the station, the train ____.
Cevabı göster
had just left
This is a prestigious award for scientists showing courage in the face of hostility. Notlar
2:46Bu, düşmanlık karşısında cesaret gösteren bilim insanları için prestijli bir ödüldür.
prestigious award: itibarı kabul görmüş bir ödül
A prestigious award, yüksek statüye sahip ve geniş çapta saygı gören bir ödüldür. Böyle bir ödülü almak önemli bir onur kabul edilir. Prestigious, fiyatı veya kısa süreli popülerliği değil, itibarı ve gördüğü takdiri anlatır. Bir ödül ünlü olabilir ama prestijli olmayabilir.
Alıştırma
Hangi açıklama bir prestigious award ifadesine en uygun anlamı verir?
- İnternette bir hafta boyunca popüler olan bir ödül
- Alanındaki uzmanların büyük saygı duyduğu bir ödül
- En pahalı kupaya sahip bir ödül
Cevabı göster
Alanındaki uzmanların büyük saygı duyduğu bir ödül
courage in the face of hostility: muhalefete rağmen cesaret
In the face of, zor bir durumla “karşı karşıya kalırken” ya da “ona rağmen” anlamına gelir. Burada courage in the face of hostility, düşmanca tutumlar veya güçlü bir muhalefet karşısında gösterilen cesarettir. Hostility; tehdit, engelleme veya açıkça düşmanca davranışları kapsayabilir ve mutlaka fiziksel şiddet anlamına gelmez. İfade, bu karşı koyuş sürerken devam etmeye veya cesurca davranmaya odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi face içeren dört sözcüklük ifadeyle tamamlayın: She continued her work ____ open hostility.
Cevabı göster
in the face of
Now, the Niger Delta is a really dangerous and challenging place to work in. Dilbilgisi
2:51Şu anda, Nijer Deltası çalışmak için gerçekten tehlikeli ve zorlu bir yer.
place to work in: sondaki in edatı
Place to work in ifadesinde to work in mastar öbeği place sözcüğünü açıklar. Temel ilişki work in the place şeklindedir; bu yüzden in, work ile birlikte kalır ve öbeğin sonunda görünür. İngilizcede bir öbeği edatla bitirmek doğaldır. a chair to sit on veya a person to talk to örneklerinde olduğu gibi, ismin eylemdeki rolünü göstermek için gerektiğinde edatı koruyun.
Alıştırma
Cümleyi work in the cave ifadesindeki edatla tamamlayın: The cave is a dangerous place to work ____.
Cevabı göster
in
And despite personal risk to her safety, Dilbilgisi
2:55Ve güvenliği için kişisel risklerine rağmen,
despite personal risk to her safety: despite + isim öbeği
Bu cümlede despite personal risk to her safety, ödünleme anlamı taşıyan bir ifadedir. Önce onu durdurabilecek bir tehlikeyi kabul eder, ardından buna rağmen ne yaptığına geçer. Burada despite bir edattır ve ardından personal risk to her safety isim öbeği gelir. “Bu zorluk vardı ama eylem yine de gerçekleşti” düşüncesini kısaltmak için despite + isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır.
Alıştırma
Ödünleme yapısı doğru kurulmuş cümleyi seçin.
- Despite the situation was dangerous, the rescue team continued its work.
- Despite the danger, the rescue team continued its work.
- Although the danger, the rescue team continued its work.
Cevabı göster
Despite the danger, the rescue team continued its work.
Eucharia has spent 20 years teaching communities there Dilbilgisi
2:57Eucharia oradaki topluluklara bu bitkilerin
has spent 20 years teaching: spend time doing yapısı
Has spent 20 years teaching, spend + bir süre + doing something yapısını kullanır. Teaching, mastar değil -ing biçimidir. Bu yapı, bir kişinin bir etkinliğe ne kadar zaman ayırdığını gösterir. Has spent, present perfect yapıdadır. Yirmi yıllık süreyi şimdiki bakış açısına bağlar ve birikmiş deneyimi veya çabayı vurgular; öğretme işinin hâlâ sürüp sürmediğini bağlam belirler.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için spend fiilinin present perfect biçimini ve teach fiilinin doğru biçimini kullanın: Mina ____ ten years ____ children to code.
Cevabı göster
has spent · teaching
how these plants can suck up toxic oil from the ground Öbek fiiller
3:01topraktan zehirli petrolü nasıl emebileceğini
suck up toxic oil: zehirli petrolü emmek
suck up toxic oil ifadesindeki suck up, bir sıvıyı veya maddeyi emmek ya da içine çekmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada bitkilerin kirlenmiş topraktan zehirli petrolü almasını anlatır; yukarı doğru emmek anlamında değildir. Bütün ifade, bitkileri topraktaki kirliliği gideren bir araç olarak gösterir. Somut nesne olan toxic oil fiziksel anlamı açıkça belirtir; daha teknik yazılarda absorb daha kesin olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede suck up bir sıvının fiziksel olarak emilmesini anlatır?
- He told me to suck it up and stop complaining.
- She tries to suck up to the manager at work.
- The roots can suck up water from the soil.
Cevabı göster
The roots can suck up water from the soil.
and bring their land back to life. Deyimler
3:04ve topraklarını nasıl hayata döndürebileceğini öğretmek için 20 yılını harcadı.
bring their land back to life: topraklarına yeniden hayat vermek
Bring their land back to life, zarar görmüş toprağın sağlığını, verimliliğini veya ekolojik canlılığını yeniden kazandırmak anlamında mecazlı bir ifadedir. Bring + nesne + back to life yapısı, gerilemiş veya etkinliğini yitirmiş bir şeyi yeniden canlı ya da kullanışlı hâle getirmek anlamına gelir. Toprağın gerçekten ölmüş olduğu söylenmez. Bu cümlede ifade, çevrenin iyileştirilmesini toprağa eski canlılığını geri vermek gibi sunar; böylece anlatım daha canlı ve umut verici olur.
Alıştırma
İhmal edilmiş bir yeri yeniden canlı ve kullanışlı hâle getirmek anlamındaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The new library helped bring the old square ____.
Cevabı göster
back to life
Eucharia's work won a prestigious scientific award.
3:06Eucharia'nın çalışmaları prestijli bir bilimsel ödül kazandı.
Prestigious means admired and well respected.
3:10Prestigious (prestijli), hayranlık duyulan ve çok saygı gören demektir.
The award recognized the personal risks Eukaria takes in her efforts to bring the land back to life.
3:14Bu ödül, Eucharia'nın toprağı yeniden hayata döndürme çabalarında aldığı kişisel riskleri onurlandırdı.
If you bring something back to life,
3:21Eğer bring something back to life (bir şeyi hayata döndürüyorsanız),
A big problem for climate scientists is being accepted and trusted by the people living in polluted places. Dilbilgisi
3:27İklim bilimcileri için büyük bir sorun, kirli yerlerde yaşayan insanlar tarafından kabul görmek ve onlara güven vermektir.
being accepted and trusted by: edilgen gerund yapısı
Being accepted and trusted, being + geçmiş zaman ortacı yapısındaki edilgen bir gerund öbeğidir. Başkalarının bilim insanlarını kabul etmesi ve onlara güvenmesi deneyimini, cümlenin adlandırabileceği tek bir fikir hâline getirir. is sonrasında bu öbek, büyük sorunun ne olduğunu açıklar. Buradaki being, sürmekte olan bir eylemi göstermez. Edilgen yapıyı kurar; by ise kabul eden ve güvenen kişileri belirtir. Tek bir being, and ile bağlanan accepted ve trusted ortaçlarının ikisi için de kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için being + accept ve trust fiillerinin geçmiş zaman ortaçlarını bu sırayla kullanın: A key part of the job is ____ by the people you serve.
Cevabı göster
being accepted and trusted
But Eucharia has found a way to work with local communities. Kalıp ifadeler
3:34Ama Eucharia yerel topluluklarla çalışmanın bir yolunu buldu.
has found a way to work with: iş birliği yapmanın yolunu bulmak
Find a way to do something, bir eylemi mümkün kılan bir yöntem bulmak demektir. Has found, present perfect yapıdadır: yöntem şimdiki zamandan önce bulunmuştur ve bu sonuç şimdi de önemlidir. to-infinitive olan to work, bulunan yolun ne işe yaradığını açıklar. Work with local communities, bu topluluklardaki kişiler ve gruplarla iş birliği yapmak demektir. Yalnızca onlarla aynı yerde çalışmak anlamına gelmez.
Alıştırma
find a way to do kalıbını work with ile birlikte kullanın. Şimdi de önemli olan bir sonucu ifade edin: The new coach ____ parents on the after-school program.
Cevabı göster
has found a way to work with
Listen to Georgina Rannard of BBC World Service's People Fixing the World,
3:38BBC World Service'ten People Fixing the World programından Georgina Rannard'ı
who was followed by Eucharia Nwaichi herself.
3:43ve ardından bizzat Eucharia Nwaichi'yi dinleyelim.
Her success often comes from getting communities
3:46Başarısı genellikle, şirketlerin petrol sızıntılarını temizleme konusundaki tutulmayan sözlerinden sonra
who have deep mistrust of outsiders after broken promises Kalıp ifadeler
3:49yabancılara karşı derin bir güvensizlik duyan
deep mistrust of outsiders after broken promises: tutulmayan sözlerin ardından dışarıdan gelenlere duyulan derin güvensizlik
Bu cümlede deep mistrust, güçlü ve kökleşmiş bir güven eksikliği anlamına gelir. Mistrust bir isimdir: deep bunun şiddetini belirtir, of outsiders ise toplulukların güvenmediği kişi veya kurumları gösterir. After broken promises bu tutumun nedenini veya arka planını verir: önceki taahhütler yerine getirilmemiştir. Outsiders toplulukların bakış açısına göre tanımlanır ve yerel topluluğun dışından herhangi bir kişi ya da kurumu kapsayabilir.
Alıştırma
Cümleyi deep ve mistrust kullanarak tamamlayın: Years of secrecy created ____ the board among employees.
Cevabı göster
deep mistrust of
broken promises: tutulmamış sözler
Broken promises, verilmiş ancak tutulmamış sözlerdir. Broken burada mecazidir: sözler fiziksel olarak zarar görmemiştir; birisi yapacağını söylediği şeyi yapmamıştır. Bu ifade çoğu zaman kişisel, ticari veya kamusal ilişkilerde güvenin neden zayıfladığını açıklar. Break a promise eylemi anlatır; broken promises ise bunun sonucunda yerine getirilmemiş taahhütleri adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi broken ve promise sözcüklerini doğru biçimde kullanarak tamamlayın: The mayor lost public trust because of repeated ____.
Cevabı göster
broken promises
She gets them to trust her and then they take ownership Notlar
3:55Onların kendisine güvenmesini sağlıyor ve ardından onlar,
She gets them to trust her: get someone to do kalıbı
Bu cümlede gets, “alır” değil, “başarılı biçimde yaptırır veya ikna eder” anlamındadır. Kadın onları etkiler ve sonunda kendisine güvenmelerini sağlar. Kalıp get + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: gets + them + to trust. Bu kalıp, eylemi çoğu zaman doğrudan zorlamanın değil; çaba, etki veya ikna yoluyla elde edilen bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi get someone to do kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After several conversations, Mia ____ her brother ____ join the club.
Cevabı göster
got · to
take ownership for the restoration: sorumluluk üstlenmek
Burada take ownership for, toprağın yasal mülkiyetini edinmek anlamına gelmez. Restorasyonun sorumluluğunu kabul etmek ve bu işi kendilerinin yönlendirmeye yardımcı olup sonuna kadar götürmesi gereken bir iş olarak görmek anlamına gelir. Bu ifade onları başkasının planını edilgen biçimde kabul eden kişiler olarak değil, inisiyatif alan etkin katılımcılar olarak sunar.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: In a community project, people can take ownership of the work even if they do not legally own any property.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
And I think Eucharia's magic formula really relies on diplomacy, Notlar
3:59Ve bence Eucharia'nın sihirli formülü gerçekten diplomasiye,
magic formula: başarı için mecazi bir tarif
Bu cümlede magic formula mecaz anlamda kullanılır. Gerçek bir büyü tarifi değil, Eucharia’yı başarılı kıldığı düşünülen özel yöntemlerin veya niteliklerin birleşimidir. Bu ifade, birden fazla başarı etkenini akılda kalıcı tek bir “sır” olarak sunar. Yöntemin etkili olduğunu ima eder, ancak her zaman işe yarayacağını kanıtlamaz.
Alıştırma
“The coach says patience is the team's magic formula,” cümlesinde magic formula ne anlama gelir?
- Başarı getirdiğine inanılan bir yaklaşım
- Gerçek büyü yapmak için kullanılan bir tarif
- Her zaman doğru olması gereken bir matematik kuralı
Cevabı göster
Başarı getirdiğine inanılan bir yaklaşım
relies on diplomacy: incelik ve müzakereye dayanmak
Rely on + isim, “bir şeye bağlı olmak” veya “işlemek için bir şeye ihtiyaç duymak” anlamına gelir. Burada özne magic formula tekildir; bu yüzden fiil relies biçimindedir. on bu kalıbın sabit edatıdır. Diplomacy yalnızca ülkeler arasındaki ilişkiler anlamına gelmez. Burada insanlarla ilişkileri yürütmek ve çatışmadan kaçınmak için incelikli davranmayı, dikkatli iletişimi ve müzakereyi anlatır. Yan cümle, bu başarı yolunun söz konusu becerilere bağlı olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi rely fiilinin doğru biçimi ve sabit edatıyla tamamlayın: The plan ____ careful cooperation.
Cevabı göster
relies on
charisma: insanları çekme ve etkileme gücü
Burada charisma, dikkat çeken ve başkalarının birini dinlemek, ona güvenmek veya onu takip etmek istemesini sağlayabilen önemli bir kişisel nitelik olarak sunuluyor. Bu sözcük yalnızca fiziksel güzelliği ya da resmî bir konumu anlatmaz. Bir kişinin tavrının, özgüveninin ve iletişim biçiminin başkalarını nasıl etkilediğine odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümlede charisma, insanları çeken ve etkileyen kişisel bir nitelik anlamında kullanılmıştır?
- Her charisma made people eager to listen and follow her lead.
- Her charisma was the formal rank assigned by the organization.
- Her charisma was the concrete frame supporting the roof.
Cevabı göster
Her charisma made people eager to listen and follow her lead.
a leadership structure: liderlik rollerinin düzenlenişi
Burada a leadership structure, bir grup veya topluluk içindeki liderlik rollerinin düzenlenişini anlatır: kimin liderlik ettiği, her rolün neden sorumlu olduğu ve yetki ya da kararların grup içinde nasıl ilerlediği. Structure burada fiziksel bir nesneyi değil, örgütsel bir sistemi ifade eder. Bu ifade liderliği tek bir kişiden çok, birbirine bağlı roller bütünü olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi ‘liderlik rolleri ile yetkinin düzenleniş biçimi’ anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The nonprofit created a clear ____ so everyone knew who was responsible for each decision.
Cevabı göster
leadership structure
traditional ruler: geleneksel otoriteye sahip lider
Burada traditional ruler, tanınan yetkisi bir topluluğun geleneklerinden veya örfi düzeninden kaynaklanan lider anlamına gelir. Bir şef ya da yerel olarak yüksek konumda bulunan başka bir lider buna örnek olabilir. Bu bağlamda ruler, mutlaka modern bir ülkenin yöneticisi demek değildir. Bir traditional ruler'ın unvanı, görevleri ve resmî yetkileri topluluğa göre değişir ve modern yönetimle birlikte var olabilir.
Alıştırma
Toplulukla görüşme bağlamında traditional ruler kimdir?
- Yetkisi gelenekler yoluyla tanınan yerel bir lider
- Modern bir ülkenin hükûmetini yönetmek üzere seçilen herhangi bir siyasetçi
- Topluluktan izin istemeye gelen bir ziyaretçi
- Yerel bir kuruluş için talimatları yerine getiren bir çalışan
Cevabı göster
Yetkisi gelenekler yoluyla tanınan yerel bir lider
and inform them of what you want to do. Kalıp ifadeler
4:16ve onlara ne yapmak istediğinizi bildiriyorsunuz.
inform someone of something: birine bir şeyi resmî olarak bildirmek
inform someone of something yapısında bilgiyi alan kişi doğrudan inform fiilinden sonra gelir ve of, bilginin içeriğini tanıtır. Burada them alıcıdır; what you want to do ise içeriği belirten bir what yan cümlesidir. Bu yapı, birine bilinçli ve nispeten resmî biçimde bilgi vermek anlamına gelir. Görüşme, iş, kuruluş ve diğer resmî iletişim ortamlarına uygundur.
Alıştırma
inform someone of something yapısını kullanın. Cümleyi tamamlayın: Please inform the council ____ the revised timetable.
Cevabı göster
of
Local people's mistrust of big oil companies comes from their broken promises, Kelime
4:19Yerel halkın büyük petrol şirketlerine olan güvensizliği, broken promises (tutulmayan sözlerinden) geliyor,
big oil companies: büyük ve etkili petrol şirketleri
Bu cümlede big oil companies, petrol sektöründeki büyük ve güçlü şirketler anlamına gelir. Big, fiziksel büyüklüğü değil; işletme ölçeğini, mali kaynakları ve etki gücünü anlatır. Haberlerde ve kamusal tartışmalarda benzer ifadeler, bu şirketleri önemli güce sahip bir sektör grubu olarak sunabilir. Bu kullanım çevre veya yerel toplum sorunlarıyla ilgili tartışmalarda sık görülür.
Alıştırma
Burada big oil companies ifadesindeki big neyi vurguluyor?
- şirketlerin ofis binalarının yüksekliği
- şirketlerin petrol sektöründeki ölçeği ve etkisi
- ürettikleri petrolün fiziksel büyüklüğü
Cevabı göster
şirketlerin petrol sektöründeki ölçeği ve etkisi
times when they said they would definitely do something Dilbilgisi
4:24yani kesinlikle bir şey yapacaklarını söyledikleri
would definitely do ... but then failed to: geçmişten bakılan gelecek ve eksilti
they said they would definitely do something ifadesinde would, eylemi geçmişteki said zamanından bakıldığında gelecekte gerçekleşecek bir şey olarak sunar. O sırada yapmayı bekledikleri veya yapmaya söz verdikleri şeyi aktarır; buradaki would koşul anlamında değildir. Definitely, geçmişteki bu ifadeye kesinlik katar. but then failed to bölümünde daha önce geçen do something eylemi to sözcüğünden sonra eksiltilmiştir. Eksik fiil öbeği zaten belliyse İngilizcede mastar işareti to sonda bırakılabilir: failed to, söyledikleri şeyi yapamadıkları anlamına gelir.
Alıştırma
She said she would call, but she failed to. cümlesi ne anlama gelir?
- Yalnızca başka biri önce telefon ederse belki telefon edeceğini söyledi.
- Bu açıklamayı yapmadan önce başarıyla telefon etti.
- Telefon edeceğini söyledi ama telefon etmedi.
Cevabı göster
Telefon edeceğini söyledi ama telefon etmedi.
is trusted because she consults the community Kelime
4:30bir kabilenin yöneticileri veya en yüksek rütbeli liderleri olan
on the other hand: karşıt tarafı tanıtmak
On the other hand, dinleyiciye mevcut ifadenin daha önce sözü edilen farklı bir tarafla karşılaştırılması gerektiğini gösterir. Burada konu, güvenilmeyen bir şirketten güvenilen Eucharia’ya geçer. Bu cümlede özneden sonra araya giren bir bağlayıcıdır ve bu nedenle ana cümleden virgüllerle ayrılır. Karşıtlık zaten açıksa daha önce on the one hand kullanılmış olması gerekmez.
Alıştırma
Karşıtlığı hedef bağlayıcıyla tamamlayın: The library is quiet. The café, ____, is lively and noisy.
Cevabı göster
on the other hand
consults the community: harekete geçmeden önce görüş istemek
Consults the community, harekete geçmeden veya karar vermeden önce bir topluluktaki insanlardan ya da onların temsilcilerinden görüş veya tavsiye istemek anlamına gelir. Örnekte yerel liderlerle konuşmak, danışma yöntemidir. Burada consult geçişli bir fiildir ve the community doğrudan nesne olarak kullanılır. İfade, görüş istemeyi anlatır; bilgi kaynağına bakmayı veya tıbbi tavsiye almayı değil.
Alıştırma
Hangi cümlede consult the community, yerel halktan görüş istemek anlamında kullanılmıştır?
- The council informed the community after the new routes were already final.
- The council consulted the community before changing the bus routes.
- The council consulted a dictionary to find the meaning of community.
Cevabı göster
The council consulted the community before changing the bus routes.
the rulers, or highest ranking leaders of a tribe. Kalıp ifadeler
4:35topluluğa danıştığı için güveniliyor.
highest ranking leaders: hiyerarşinin en üstündeki liderler
Bu cümlede highest ranking leaders, bir kabilenin hiyerarşisinde en üst konumlarda bulunan liderler demektir. Ranking burada onların yetki veya makam düzeyini belirtir; bir yarışmayı kazanmaktan ya da popülerlik listesinde yer almaktan söz etmez. Highest ranking sözcükleri, leaders isminden önce birlikte birleşik bir niteleyici görevi görür. Özenle düzenlenmiş yazılı İngilizcede genellikle kısa çizgiyle highest-ranking leaders biçiminde yazılır.
Alıştırma
Hangi ifade özellikle “askerî hiyerarşinin en tepesindeki subay” anlamına gelir?
- a high-ranking officer
- the highest-ranked officer in a public poll
- the highest-ranking officer
Cevabı göster
the highest-ranking officer
What's more: destekleyici bir nokta daha eklemek
What's more cümle bağlayıcısı, daha önce söylenenleri destekleyen başka bir nokta ekler. Bu cümlede, çok karizmatik olmanın bir neden veya avantaj daha olduğunu gösterir. Bu kullanım What is more? sorusunu sormaz. Bağlayıcı normalde bir cümlenin veya yan cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef bağlayıcıyla tamamlayın: The campsite is close to the beach. ____, it has clean showers.
Cevabı göster
What's more
This personal characteristic is the natural ability to attract,
4:42Bu kişisel özellik, insanları çekme,
these make Eucharia's approach a magic formula,
4:49bunlar Eucharia'nın yaklaşımını magic formula (sihirli bir formül),
Taken together: birkaç noktayı tek bir genel sonuçta birleştirmek
Taken together, dinleyiciye daha önce belirtilen noktaları birleştirip bunları bir grup olarak değerlendirmesini söyler. Burada these, daha önce sıralanan özelliklere gönderme yapar ve bu özelliklerin ortak etkisi, yaklaşım hakkındaki sonucu destekler. Bu ifade, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir ve yaklaşık olarak when these are taken together veya when these are considered together anlamına gelir. Bilgiyi düzenler; nesneleri fiziksel olarak alıp bir araya getirmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Genel bir sonuç sunmak için cümleyi Taken together ile tamamlayın: The survey, interviews, and sales figures all point upward. ____, they show that demand is growing.
Cevabı göster
Taken together
a combination of actions that is likely to result in success. Kalıp ifadeler
4:53yani başarıyla sonuçlanması muhtemel eylemlerin bir kombinasyonu yapıyor.
that is likely to result in success: olasılık ve neden-sonuç ilişkisi
Be likely to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gerçekleşme olasılığının yüksek olduğunu ancak kesin olmadığını belirtir. Result in + isim öbeği, söz konusu sonuca neden olmak veya yol açmak anlamına gelir. Birlikte, is likely to result in success ifadesi «muhtemelen başarıya yol açacak» demektir. İlgi zamiri that, a combination of actions ifadesine gönderme yapar. actions çoğul olsa da ana isim combination tekil olduğu için fiil tekil is biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi be likely to ve result in ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Because the route is safer, the new plan ____ fewer delays.
Cevabı göster
is likely to result in
It's good to hear a positive environmental news story for once, Ton ve niyet
4:57Bir kez olsun olumlu bir çevre haberi duymak güzel,
for once: alışılmışın dışında nadir bir durum
For once, bir şeyin alışılmış düzenin dışında, nadir bir istisna olarak gerçekleştiğini belirtir. Kesin bir gerçekleşme sayısı vermez. Burada olumlu çevre haberlerinin alışılmadık olduğunu ima eder; bu yüzden konuşan kişi haberi duyduğu için rahatlamış ve memnun görünür.
Alıştırma
“The bus arrived on time for once” cümlesinde for once neyi ima eder?
- Otobüs bu kez alışılmadık biçimde zamanında geldi, ancak çoğu zaman gelmiyor olabilir.
- Otobüs bundan sonra her zaman zamanında gelecek.
- Otobüs yalnızca bir sefer yaptı.
Cevabı göster
Otobüs bu kez alışılmadık biçimde zamanında geldi, ancak çoğu zaman gelmiyor olabilir.
But what's the science behind what Eucharia is doing? Kelime
5:01Peki Eucharia'nın yaptıklarının arkasındaki bilim nedir?
what's the science behind ...?: bilimsel ilkeleri sormak
What's the science behind ...? bir şeyin nasıl çalıştığını hangi bilimsel ilkelerin veya mekanizmaların açıkladığını sorar. Buradaki behind, fiziksel bir konumu değil, bir şeyi destekleyen açıklamayı soyut biçimde ifade eder. behind sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya isim gibi işlev gören bir yan cümle kullanılabilir. Örnekte what Eucharia is doing, açıklanması istenen şeyi bir bütün olarak belirtir.
Alıştırma
Bu yeni pil teknolojisinin bilimsel ilkelerini sormak için soruyu dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ this new battery technology?
Cevabı göster
What's the science behind
To find that out: bir soruyu sonraki adıma bağlamak
To find that out, cümlenin başında yer alan ve amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Bir şeyin cevabını öğrenmek amacıyla anlamına gelir. That sözcüğü, daha önce sözü edilen ancak henüz bilinmeyen gerçeğe veya soruya gönderme yapar. Bu giriş, anlatımı düzenleyerek önceki soruyu ana cümledeki eyleme bağlar. Find out bir bütün olarak bilgi edinmek veya öğrenmek anlamına gelir; buradaki out bir yere doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Konuşmacı az önce bölgedeki bir nehrin güvenli olup olmadığını sordu. Hangi sonraki cümle, cevabı öğrenmek amacıyla yapılan bir eylemi doğal biçimde ifade eder?
- To find that out, I'll check the latest water-quality report.
- Now that I know that, I'll check the latest water-quality report.
- After explaining the answer, I'll ask whether the river is safe.
Cevabı göster
To find that out, I'll check the latest water-quality report.
You asked me how plants clean up pollution through phytoremediation.
5:13Bana bitkilerin fitoremediasyon yoluyla kirliliği nasıl temizlediğini sormuştun.
Okay, it's time to recap vocabulary we've learned from the program, Anlatım akışı
5:24Tamam, programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlama zamanı,
Okay, it's time to recap ...: gözden geçirme bölümüne geçmek
Okay bir geçişe işaret eder ve dinleyiciyi yeni bir aşamaya hazırlar. It's time to + fiilin yalın hâli, sırada ne olduğunu bildirir; burada recap vocabulary, ana anlatımın yerini tekrara bıraktığını gösterir. Recap, bütün programı yeniden oynatmak değil, önemli noktaları kısaca gözden geçirmek demektir. We've learned from the program yan cümlesi hangi kelimelerin gözden geçirileceğini belirtir.
Alıştırma
Bir ders sona eriyor. “Okay, it's time to recap what we've learned” neye işaret eder?
- Önceki içeriğin kısaca gözden geçirilmesine geçiş.
- İlgisiz yeni bir konuya geçiş.
- Bütün dersin baştan yeniden oynatılması isteği.
Cevabı göster
Önceki içeriğin kısaca gözden geçirilmesine geçiş.
If you bring something back to life,
5:33Eğer bring something back to life (bir şeyi hayata döndürüyorsanız),
A broken promise is when you promise definitely to do something
5:38Bir broken promise (tutulmayan söz), bir şeyi kesinlikle yapacağınıza söz verip
but then fail to do what you said you would.
5:41sonra yapacağınızı söylediğiniz şeyi yapmadığınız durumdur.
or the most important highest ranking leader of an organization.
5:46veya bir organizasyonun en önemli, en yüksek rütbeli lideridir.
the phrase a magic formula describes a combination of actions
5:56a magic formula (sihirli bir formül) ifadesi, başarıyla sonuçlanması