STRESİNİZİ Hemen Azaltmak İçin 7 Basit İpucu: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
558 kelime 195 kel/dk

Video özeti: Bu bilimsel anlatım gülme, sakız, doğa, ritüel, müzik, evcil hayvan ve küçük hareketleri stres azaltma yolları olarak karşılaştırır; bunları ruh hali ve bedene ilişkin bulgularla bağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. laughter is the best medicine. Deyimler ve mecaz: iyileştirme benzetmesini ve stres araştırmasına girişte nasıl kullanıldığını anlayın. 2. shinrin-yoku or forest bathing. Kültür ve gerçek yaşam bağlamı: Japonca terimi ağaçlar arasında bilinçli geçirilen zaman ve gözlenen etkilerle ilişkilendirin. 3. whether or not. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir şeyin gerçekten işe yarayıp yaramadığını sorarken iki olasılığı da kapsayın.

Bu derste

Got stress?

0:00

Stresli misiniz?

With 75% of adults reporting moderate to high levels Notlar

0:01

Yetişkinlerin %75'i geçtiğimiz ay orta ila yüksek düzeyde

of stress in the past month,

0:03

stres yaşadığını bildirdiğine göre,

there has to be a solution.

0:05

bunun mutlaka bir çözümü olmalı.

Dilbilgisi

With 75% of adults reporting: with + ad öbeği + -ing ile arka plan verme

With 75% of adults reporting ... cümle başında kullanılan bir with yapısıdır. Araştırma sonucunu arka plan bilgisi olarak verir ve ardından ana mesaj olan there has to be a solution gelir. Buradaki with, 'birlikte' değil, yaklaşık olarak '……olduğu için' veya '……durumunda' anlamındadır. 75% of adults ad öbeği, reporting eyleminin mantıksal öznesidir. -ing biçimi çekimsizdir; bu yüzden baştaki sözler tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Çekimli ana cümle there has to be ile başlar.

Alıştırma

Hangi cümle, ana cümleye arka plan sağlamak için with + ad öbeği + -ing yapısını doğru kullanır?

  1. With more families are working from home, the town added a daytime bus service.
  2. With more families work from home, the town added a daytime bus service.
  3. With more families working from home, the town added a daytime bus service.
Cevabı göster

With more families working from home, the town added a daytime bus service.

Kalıp ifadeler

Moderate to high levels of stress: derece aralığını ifade etme

moderate to high levels of stress ifadesinde moderate to high bir derece aralığı belirtir. Orta dereceden başlar ve yüksek dereceye kadar uzanır. To iki uç noktayı birbirine bağlar; hareket veya yön bildirmez. Levels ölçülen dereceyi, of stress ise neyin ölçüldüğünü belirtir. Başka bağlamlarda kullanılabilecek kalıp, derece aralığı + levels of + ölçülen durum veya miktar biçimindedir ve özellikle araştırma ve raporlarda yaygındır.

Alıştırma

"The survey found moderate to high levels of noise," cümlesinde "moderate to high" ne anlama gelir?

  1. Yalnızca yüksek derece
  2. Orta dereceden başlayıp yüksek dereceye kadar uzanan bir aralık
  3. Bir yerden başka bir yere hareket
Cevabı göster

Orta dereceden başlayıp yüksek dereceye kadar uzanan bir aralık

So, what are the best scientific methods

0:07

Peki, stres ve kaygıyla başa çıkmanın bilimsel açıdan en iyi yolları

to deal with stress and anxiety? Öbek fiiller

0:09

nelerdir?

Öbek fiiller

deal with: bir sorunu veya zorluğu yönetmek

Bu soruda deal with, “yönetmek veya karşılık vermek için harekete geçmek” anlamına gelir. Stres ve kaygı devam eden zorluklardır; dolayısıyla ifade, bunları anında yok etmeyi değil, etkili biçimde ele almayı sorar. Kalıp deal with + isim veya isim öbeğidir. Sorunlar, görevler, durumlar ve bazen insanlar için kullanılabilen geniş anlamlı ve nötr bir ifadedir.

Alıştırma

Hangi cümlede deal with, “bir zorluğu yönetmek veya ona karşılık vermek” anlamında kullanılmıştır?

  1. This shop deals with rare coins.
  2. Regular breaks can help you deal with stress.
  3. The teacher dealt the cards with care.
Cevabı göster

Regular breaks can help you deal with stress.

How can you genuinely relax your mind and body?

0:10

Zihninizi ve bedeninizi gerçekten nasıl rahatlatabilirsiniz?

They say laughter is the best medicine. Deyimler

0:13

Gülmenin en iyi ilaç olduğu söylenir.

Deyimler

laughter is the best medicine: daha iyi hissetme mecazı

Laughter is the best medicine yaygın bir söz ve mecazdır. Gülmenin insanları rahatlatabileceği, morallerini yükseltebileceği veya zor bir dönemde kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olabileceği anlamına gelir. Best medicine burada gerçek anlamda kullanılmaz. Cümle gülmeyi bilinçli olarak güçlü bir biçimde över; gülmenin tıbbi bir tedavi olduğunu veya profesyonel bakımın yerini alabileceğini iddia etmez.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Laughter is the best medicine sözünde gülme, tıbbi tedavinin eksiksiz bir alternatifi olarak sunulur.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Turns out it's also the stress medicine. Anlatım akışı

0:15

Meğer stresin de ilacıymış.

Anlatım akışı

Yeni bir keşfi tanıtan Turns out

Turns out, ancak kontrol ettikten, daha fazla bilgi edindikten veya ne olduğunu gördükten sonra ortaya çıkan bir gerçeği tanıtır. Burada açıklamayı yeni keşfedilmiş ve biraz şaşırtıcı bir sonuca yöneltir. It turns out that yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede keşfedilen gerçek hemen ardından gelir ve yapı Turns out + yan cümle şeklindedir. Bir söylem belirteci olarak dinleyiciyi önceki bir varsayım ya da sorudan sonradan keşfedilen sonuca taşır.

Alıştırma

Cümleyi It turns out that yapısının iki sözcüklü konuşma dili kısaltmasıyla tamamlayın: ____ the museum is closed on Mondays.

Cevabı göster

Turns out

When we laugh, our oxygen intake increases,

0:17

Güldüğümüzde aldığımız oksijen miktarı artar,

stimulating the release of endorphins. Dilbilgisi

0:20

bu da endorfin salgılanmasını tetikler.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren -ing öbeği olarak stimulating the release of endorphins

Virgülden sonraki stimulating öbeği, önceki durumun tamamının sonucunu ifade eder: oksijen alımındaki artış endorfin salınımını uyarır. Yapı which stimulates... veya and as a result stimulates... şeklinde açılabilir. Stimulating, çekimsiz bir present participle biçimidir; increases ile paralel ikinci bir çekimli fiil değildir. Anlaşılan mantıksal kaynağı, we tarafından ayrıca ve bilinçli olarak yapılan bir eylem değil, önceki oksijen alımı artışının tamamıdır. Bu yapı, açıklayıcı metinlerde bir sonucu ana cümleye kısa ve yoğun biçimde eklemeyi sağlar.

Alıştırma

Örnekteki “stimulating the release of endorphins” ifadesinin işlevi nedir?

  1. Oksijen alımının artması için bir koşul belirtir.
  2. Öznesi we olan ikinci bir çekimli fiil ekler.
  3. Oksijen alımındaki artışın bir sonucunu ifade eder.
Cevabı göster

Oksijen alımındaki artışın bir sonucunu ifade eder.

Studies even show that simply waiting

0:22

Araştırmalar, sadece komik bir filmi

to see a funny movie can increase beta Dilbilgisi

0:24

izlemeyi beklemenin bile beta

endorphin levels by 27%

0:26

endorfin düzeylerini %27 artırabildiğini

and decrease stress hormone levels in the bloodstream.

0:28

ve kandaki stres hormonu düzeylerini azaltabildiğini gösteriyor.

Dilbilgisi

increase beta endorphin levels by 27%: değişim miktarını belirtme

Burada increase fiilinden sonra değişen ölçüt olan beta endorphin levels gelir. by 27% ifadesi artışın büyüklüğünü verir; dolayısıyla 27% son düzey değil, değişim miktarıdır. Aktarılabilir kalıp increase + object + by + amount biçimindedir: değişime yol açan şey, bir ölçütü belirtilen sayı veya yüzde kadar artırır. Başlangıç düzeyi 100 birimse increase by 27% sonucunda 127 birim olur.

Alıştırma

Değişim miktarını belirten edatla raporu tamamlayın: The school program increased daily reading time ____ 12%.

Cevabı göster

by

After a hilarious film,

0:31

Çok komik bir filmin ardından,

participants had lower levels of the stress hormone

0:32

katılımcıların tükürüğündeki stres hormonu

chromogranin A in their saliva.

0:34

kromogranin A düzeyleri daha düşüktü.

And while you're at the movies,

0:36

Hazır sinemadayken,

why not make out with someone? Notlar

0:38

neden biriyle öpüşmeyesiniz?

Ton ve niyet

Öneri olarak why not + fiilin yalın hâli

why not + base verb kalıbı bir öneri sunmak için kullanılabilir. why not make out with someone? cümlesinde yaklaşık olarak “How about making out with someone?” anlamına gelir; asıl amaç dinleyiciden bir nedeni açıklamasını istemek değildir. Bu kalıp, bir eylemi mümkün bir seçenek olarak sunar ve çoğu zaman kendiliğinden, hafif veya şakacı duyulur. Yine de etkisinin gücü, önerilen eyleme ve konuşan kişiler arasındaki ilişkiye bağlıdır.

Alıştırma

“Why not take the bus?” hangi durumda neden istemek yerine bir öneri olarak kullanılıyor?

  1. Bir yolcu hangi otobüsün geciktiğini soruyor.
  2. Yağmur başladığı için bir arkadaş rahatça otobüse binmeyi öneriyor.
  3. Bir yolcu otobüse binmeyi reddediyor ve birisi ondan nedenini açıklamasını istiyor.
Cevabı göster

Yağmur başladığı için bir arkadaş rahatça otobüse binmeyi öneriyor.

Öbek fiiller

make out with someone: biriyle tutkulu biçimde öpüşmek

Make out with someone, o kişiyle genellikle bir süre tutkulu biçimde öpüşmek anlamına gelen gündelik bir fiil ifadesidir. Bu soruda yalnızca kısa bir öpücüğü değil, romantik veya cinsel nitelikte fiziksel yakınlığı anlatır. Kişi with’ten sonra gelir: make out with Alex, her veya someone. Make out tek bir bütün olarak anlaşılmalıdır; buradaki anlam make ve out sözcüklerinin ayrı anlamlarından çıkarılamaz.

Alıştırma

“They were making out in the hallway,” cümlesinde büyük olasılıkla ne yapıyorlardı?

  1. Birbirlerini tanımaya çalışıyorlardı.
  2. Tutkulu biçimde öpüşüyorlardı.
  3. Bir plan hazırlıyorlardı.
Cevabı göster

Tutkulu biçimde öpüşüyorlardı.

It decreases cortisol and increases oxytocin

0:39

Bu, kortizolü azaltıp oksitosini artırır.

from the pituitary gland in the brain,

0:42

Beyindeki hipofiz bezinden salgılanan bu hormon,

creating feelings of

0:44

şu duyguları yaratır:

attachment, bonding, contentment, and security.

0:44

bağlılık, yakınlık, hoşnutluk ve güven duygusu.

Study participants who kissed their partners regularly

0:47

Partnerlerini 6 hafta boyunca düzenli olarak öpen araştırma katılımcılarının

over 6 weeks had lower blood cholesterol levels.

0:50

kan kolesterol düzeyleri daha düşüktü.

Of course, some chewing gum might help your breath,

0:53

Elbette sakız çiğnemek nefesinizi tazelemeye yardımcı olabilir,

but a Japanese study also found

0:55

ancak Japonya'da yapılan bir araştırma ayrıca

that those who chewed twice a day for 2 weeks

0:57

2 hafta boyunca günde iki kez sakız çiğneyenlerin

increased their feelings of well-being.

0:59

kendilerini daha iyi hissettiğini ortaya koydu.

Other study participants who chewed gum while being subjected Kelime

1:01

Sakız çiğneyen diğer araştırma katılımcıları

to a stress-inducing task

1:03

stres yaratan bir göreve tabi tutulduklarında,

also showed lower levels of cortisol in their saliva

1:05

tükürüklerindeki kortizol düzeyleri de

than those who didn't have gum.

1:07

sakız çiğnemeyenlere göre daha düşüktü.

Kelime

being subjected to a stress-inducing task: stres yaratan bir göreve maruz bırakılmak

Being subjected to ..., subject someone to something yapısının edilgen biçimidir. Genellikle zor veya hoş olmayan bir eylem ya da durumu yaşamaya veya ona katlanmaya mecbur bırakılmak anlamına gelir. Burada katılımcılar deneyin bir parçası olarak stres yaratan bir görevi tamamlamak zorundaydı. Yapı subject + be + subjected to + isim öbeği şeklindedir. To burada bir edat olduğu için ardından isim veya -ing biçimi gelebilir: subjected to repeated questioning ya da being watched. Edilgen yapı, bunu kimin dayattığından çok katılımcıların ne yaşadığına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi “yaşamaya mecbur bırakılmak” anlamındaki resmî edilgen ifadeyle tamamlayın: During the trial, volunteers were ____ several minutes of intense noise.

Cevabı göster

subjected to

And not because of the ingredients in the gum, Anlatım akışı

1:09

Bunun nedeni sakızın içindeki maddeler değil,

but simply from the act of chewing,

1:11

sadece çiğneme eylemiydi;

Anlatım akışı

not because of ... but simply from: varsayılan nedeni değiştirmek

not because of X, but ... Y yapısı önce açıklama olarak X'i reddeder, ardından dikkati gerçek neden veya kaynak olan Y'ye yöneltir. Burada sakızın içindeki bileşenler elenir ve daha düşük kortizol düzeyinin yalnızca çiğneme eyleminden kaynaklandığı söylenir. Simply, eylemin tek başına yeterli olduğunu vurgular. İkinci bölümde her zaman from kullanmak gerekmez; cümleye uygun olarak because of, from veya başka bir bağlayıcı seçilebilir.

Alıştırma

Cümleyi not because of ... but simply from kalıbının tam biçimiyle tamamlayın: She felt better ____ the medicine, ____ getting some sleep.

Cevabı göster

not because of · but simply from

known as mastication. Kelime

1:13

buna mastikasyon denir.

Kelime

known as mastication: teknik bir ad tanıtmak

Known as + bir ad veya terim, bir şeyin nasıl adlandırıldığını belirtir. Bu cümlede known as mastication, which is known as mastication ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve çiğneme eylemine ad verir. Mastication, chewing için kullanılan resmî ve bilimsel kelimedir. Bu yapı, günlük bir açıklamayı daha teknik bir adla ilişkilendirmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle condensation sözcüğünü bir değişimin adı olarak verir?

  1. Condensation is known to happen on cold surfaces.
  2. The scientist is known for her work on condensation.
  3. The change is known as condensation.
Cevabı göster

The change is known as condensation.

This repetitive motion is directly related Kalıp ifadeler

1:15

Bu tekrarlayan hareket,

to increased activity in the cerebral area of the brain

1:17

beynin serebral bölgesindeki aktivite artışıyla

and relaxation.

1:19

ve rahatlamayla doğrudan ilişkilidir.

Kalıp ifadeler

Be directly related to: ilişki, nedensellik değil

Bu cümlede directly related to, tekrarlayan hareketi iki ilişkili sonuçla bağlar: serebral bölgedeki etkinlik artışı ve gevşeme. Kalıp be directly related to + isim veya isim öbeğidir; directly yakın ve aracı olmayan bir bağlantıyı vurgular. Bu ifade bir ilişkiyi belirtir, neden-sonuç kanıtı sunmaz. Bilimsel yazılarda değişkenler arasında açık bir bağlantı olduğunda ancak nedensellik henüz ortaya konmadığında sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir raporda “Lower stress is directly related to regular exercise.” deniyor. Bu ifade tek başına neyi ileri sürer?

  1. Daha düşük stres ile düzenli egzersiz arasında doğrudan ilişki vardır, ancak bu ifade tek başına nedenselliği kanıtlamaz.
  2. Rapor yalnızca genel olarak egzersiz konusundan söz etmektedir.
  3. Düzenli egzersizin daha düşük strese neden olduğu kesin olarak kanıtlanmıştır.
Cevabı göster

Daha düşük stres ile düzenli egzersiz arasında doğrudan ilişki vardır, ancak bu ifade tek başına nedenselliği kanıtlamaz.

Time spent in nature Dilbilgisi

1:20

Doğada geçirilen zaman

or even a simple houseplant can lower stress levels too.

1:22

ya da basit bir ev bitkisi bile stres düzeyini düşürebilir.

Dilbilgisi

Time spent in nature: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Spent in nature, time kelimesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Edilgen ilgi cümleciği olan time that is spent in nature yapısını kısaltır; bu nedenle isim öbeğinin tamamı birinin doğal bir ortamda geçirdiği zaman anlamına gelir. Spent burada cümlenin temel zamanını taşımaz. Tam özne Time spent in nature, çekimli fiil öbeği ise can lower yapısıdır. Bu isim + geçmiş zaman ortacı kalıbı, edilgen bir açıklamayı kısa bir isim öbeğinde toplar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için that is spent in sözlerini kısaltın: Time ____ nature can improve your mood.

Cevabı göster

spent in

In 1982, the Japanese government started

1:25

1982'de Japon hükümeti,

a shinrin-yoku or forest bathing campaign Kültür

1:27

shinrin-yoku, yani orman banyosu kampanyasını başlatarak

promoting the benefits of spending time

1:29

bu amaçla ormanda vakit geçirmenin

in the forest for this purpose.

1:31

faydalarını tanıttı.

Kültür

shinrin-yoku veya forest bathing

Shinrin-yoku, bir ormanda bilinçli şekilde sakin ve dikkatli zaman geçirip doğal çevreyi deneyimlemeyi anlatan Japonca bir terimdir. Forest bathing bu terimin İngilizce açıklamasıdır; yıkanmak veya yüzmek anlamına gelmez. Bu cümlede or, ikinci bir kampanyayı değil, aynı uygulamanın başka bir adını veya açıklamasını getirir. Terim, doğaya dayalı bir esenlik etkinliğini anlatır; tıbbi bir tedavinin adı değildir.

Alıştırma

Forest bathing hangi durumda amaçlanan anlamı taşır?

  1. Ağaçlarla çevrili bir gölü yüzerek geçmek
  2. Açık havada sabun ve suyla yıkanmak
  3. Sakin bir sabah boyunca ormanın görüntülerine ve seslerine dikkat etmek
Cevabı göster

Sakin bir sabah boyunca ormanın görüntülerine ve seslerine dikkat etmek

In just one short visit to the forest,

1:33

Ormana yapılan tek bir kısa ziyarette bile

cortisol levels, heart rate,

1:35

kortizol düzeyinin, kalp atış hızının

and blood pressure have all been shown to decrease. Dilbilgisi

1:36

ve tansiyonun düştüğü görüldü.

Dilbilgisi

have all been shown to decrease: üçünün de azaldığı gösterilmiştir

Have been shown to + fiilin yalın hâli, present perfect edilgen yapıda kullanılan bir kanıt anlatım kalıbıdır. Araştırma veya gözleme dayalı kanıtların sonucu şimdiye kadar ortaya koyduğunu, ancak kanıtın kaynağının arka planda bırakıldığını ifade eder. Buradaki to decrease, üç ölçümün ne yaptığını anlatır. All; kortizol düzeyleri, kalp atış hızı ve kan basıncını ifade eder. Yardımcı fiil dizisinin içinde have sözcüğünden sonra ve been sözcüğünden önce yer alır: have all been shown to decrease. Bu konum, kanıtların her bir öğe için aynı düşüşü desteklediğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi present perfect edilgen kanıt kalıbıyla tamamlayın ve all sözcüğünü de kullanın: In repeated trials, the three reminder methods ____ improve on-time attendance.

Cevabı göster

have all been shown to

Even hospital patients who have a view of nature

1:38

Doğa manzarası görebilen hastaların bile

tend to have better pain tolerance and Dilbilgisi

1:41

ağrıya daha dayanıklı olduğu ve

faster recovery rates

1:42

daha çabuk iyileştiği görülüyor,

compared to those who faced only a blank wall. Dilbilgisi

1:44

yalnızca boş bir duvara bakanlara kıyasla.

Dilbilgisi

tend to have: genel bir eğilimi anlatmak

Bu cümlede tend to have, doğa manzarası gören hastaların genellikle daha iyi sonuçlara sahip olduğunu belirtir. Her hasta için kesin olan bir sonucu değil, genel bir eğilimi anlatır. Yapı tend to + fiilin yalın hâlidir. Davranışlar, veriler veya tekrarlanan durumlar hakkında temkinli genellemeler yapmak için kullanışlıdır; burada have, to sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Temkinli genellemeyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Children who eat breakfast ____ more energy in the morning.

Cevabı göster

tend to have

Dilbilgisi

compared to those who ...: grup adını tekrarlamaktan kaçınmak

Bu karşılaştırmada those, duvarı değil diğer hastane hastalarını temsil eder. who faced only a blank wall ilgi cümleciği, karşılaştırma grubunu tam olarak hangi hastaların oluşturduğunu belirtir. those who + fiil yapısı, insanları belirten ve daha önce kullanılmış çoğul bir ismin yerini alabilir. Böylece karşılaştırma kısa kalır: patients with a nature view, hospital patients ifadesi tekrarlanmadan those who faced only a blank wall ile karşılaştırılabilir.

Alıştırma

employees sözcüğünü tekrarlamadan karşılaştırmayı tamamlayın: Employees with flexible schedules reported less stress than ____ worked fixed overnight shifts.

Cevabı göster

those who

Speaking of leaves, Anlatım akışı

1:46

Yapraklardan söz açılmışken,

even though relaxation from tea may simply be a placebo,

1:47

çayın verdiği rahatlama yalnızca plasebo etkisi olsa da,

it turns out that the anticipation of a ritual linked

1:50

rahatlatıcı duygularla bağlantılı bir ritüeli beklemenin

with relaxing emotions may very well be a self-fulfilling prophecy. Notlar

1:53

pekâlâ kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebileceği anlaşılıyor.

Anlatım akışı

Doğal bir konu köprüsü olarak Speaking of leaves,

Speaking of X konuşmada bir köprü görevi görür: az önce söylenenlerdeki X’i yeniden ele alır ve bu bağlantıyı kullanarak ilişkili fakat farklı bir konuya geçer. Bu cümlede leaves, önceki orman tartışmasını çay yapraklarına bağlar; böylece geçiş hem tutarlı hem de hafifçe esprili olur. İfade, konu değişimini düzenler; yalnızca konuşanın yapraklardan söz ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız az önce yeni bir işten söz etti. Doğal konu geçişini tamamlayın: ____ your new job, how is your commute?

Cevabı göster

Speaking of

Kalıp ifadeler

Güçlü bir olasılık için may very well

May very well, bir şeyin oldukça olası olduğunu ancak yine de kesinlik düzeyine ulaşmadığını belirtir. very well, may ... kip yapısı içinde konuşanın olasılık değerlendirmesini güçlendirir; bir şeyin çok ustaca yapıldığını anlatmaz. Bu cümlede konuşan, kendini gerçekleştiren etkiyi kanıtlanmış bir gerçek değil, güçlü dayanakları olan bir olasılık olarak temkinli biçimde sunar.

Alıştırma

“Oldukça olası ancak kesin değil” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyi yazın: One honest conversation ____ prevent a bigger conflict.

Cevabı göster

may very well

Deyimler

self-fulfilling prophecy: kendini gerçekleştiren kehanet

Self-fulfilling prophecy, öngördüğü sonucun oluşmasına katkıda bulunan bir beklentidir. İnanç, kişinin duygularını veya davranışlarını değiştirir ve bu değişiklikler beklenen sonucun gerçekleşme olasılığını artırır. Burada sakinleştirici bir ritüelin işe yarayacağını beklemek, beynin rahatlamasına doğrudan yardımcı olabilir. Prophecy mecazidir: kimse geleceği sihirli bir şekilde görmez; beklenti, sonucun oluşmasına katkıda bulunur.

Alıştırma

Kendi sonucunun oluşmasına katkıda bulunan bir beklentiyi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Her fear of failing made her stop studying, turning the fear into a ____.

Cevabı göster

self-fulfilling prophecy

In other words, if you're mentally preparing Anlatım akışı

1:57

Başka bir deyişle, zihinsel olarak

yourself to relax

1:59

rahatlamaya hazırlanıyor

with your favorite calming tea or relaxing scented oils,

2:00

ve bunu en sevdiğiniz sakinleştirici çay ya da rahatlatıcı kokulu yağlarla yapıyorsanız,

our brain is primed to slow down Kelime

2:03

beynimiz yavaşlamaya hazır hâle gelir

and can actually influence well-being.

2:05

ve bu da kendimizi daha iyi hissetmemizi gerçekten sağlayabilir.

Anlatım akışı

Daha açık bir yeniden ifade için In other words

In other words, dinleyiciye sıradaki ifadenin aynı düşünceyi daha açık veya doğrudan biçimde yeniden anlattığını bildiren bir söylem belirtecidir. Zor ya da soyut bir ifadeyi daha kolay bir açıklamaya bağlar. Bu cümlede virgülden sonraki bölüm, beklenti ve rahatlama hakkındaki önceki düşünceyi açıklar; ayrı bir kanıt sunmaz.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk cümleyi daha basit biçimde yeniden anlattığını gösteren bağlayıcıyı seçin: The fee is nonrefundable. ___, you cannot get your money back.

  1. For example
  2. In other words
  3. Therefore
Cevabı göster

In other words

Kelime

Be primed to: önceki koşullarla hazır hâle gelmek

Bu cümlede is primed to slow down, beynin etkinlik hızını veya düzeyini azaltmasını kolaylaştıran bir duruma önceden getirilmiş olması demektir. Primed, önceki bir işaretin, beklentinin veya koşulun tepkiyi hazırladığını belirtir; “en önemli” anlamına gelmez. Yapı be primed to + fiilin yalın hâlidir. Belirli bir şekilde tepki verme eğilimini anlatır, sonucun kesin olduğunu göstermez. Buradaki slow down mecazidir: Beyin çalışmayı durdurmaz, daha sakin bir tempoya geçer.

Alıştırma

Önceki eğitimin tepki vermeye hazır olma durumu yarattığını belirten hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: After repeated emergency drills, the team members ____ respond quickly.

Cevabı göster

are primed to

The amygdala in the brain is responsible Kalıp ifadeler

2:07

Beyindeki amigdala,

for emotional control

2:09

duyguların kontrolünden sorumludur

and is directly connected to our olfactory system.

2:10

ve koku alma sistemimizle doğrudan bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

Be responsible for: kusuru değil işlevi anlatmak

Bu bilimsel cümlede is responsible for, amigdalayı emotional control işleviyle ilişkilendirir. Responsible, bu işlevin üretilmesinde veya yürütülmesinde rolü olduğunu ifade eder; kusur ya da suçlama bildirmez. be responsible for + isim veya -ing biçimi, bir organın, sistemin, cihazın, bölümün ya da kişinin işlevini anlatabilir. Öznenin önemli bir katkısını belirtir, ancak her şeyi tek başına yaptığını iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle be responsible for yapısını kusur veya bir kişiye karşı sorumluluk yerine bir bileşenin işlevini anlatmak için kullanıyor?

  1. The filter is responsible for removing dust from the air.
  2. The driver was responsible for the collision.
  3. The technician is responsible to the laboratory director.
Cevabı göster

The filter is responsible for removing dust from the air.

Inhaling a candle scent reminiscent of a happy childhood time like Kelime

2:13

Mutlu bir çocukluk anını hatırlatan bir mum kokusunu içinize çekmek, örneğin

warm apple pie

2:17

sıcak elmalı turta kokusunu,

may very well help us relive those memories creating a better mood. Kelime

2:18

o anıları yeniden yaşamamıza ve daha iyi hissetmemize yardımcı olabilir.

Kelime

reminiscent of: Bir anıyı çağrıştırmak

Bu cümlede reminiscent of ... sıfat öbeği candle scent ifadesini niteler ve kokunun neyi akla getirdiğini belirtir: sıcak elmalı turtayla bağlantılı mutlu bir çocukluk deneyimini. Kokunun tetiklediği bir çağrışımı anlatır; kokunun kendisinin hatırlama eylemi yaptığını göstermez. X is reminiscent of Y kalıbı, “X, Y'yi çağrıştırır veya akla getirir” anlamına gelir. X ile Y duyusal ayrıntıları ya da bir atmosferi paylaşabilir, ancak tamamen aynı olmaları gerekmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “... anılarını çağrıştırır” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The smell of old books is ____ my first classroom.

Cevabı göster

reminiscent of

Kelime

relive those memories: Geçmişi yeniden deneyimlemek

Bu cümlede relive those memories, çocukluk anılarını özgün duygu veya duyusal ayrıntılarının bir kısmıyla birlikte zihinde yeniden deneyimlemek anlamına gelir. Koku geçmişi canlı hissettirebilir, ancak kimse gerçekten geçmişe dönmez. Relive geçişli bir fiildir; bu nedenle zihinde yeniden deneyimlenen şeyi nesne olarak alır: relive a moment, relive an experience veya relive memories.

Alıştırma

İngilizce cümleyi derste öğrenilen ve “anıları yeniden canlı biçimde deneyimlemek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The trip gave them wonderful memories. Whenever they watch the video, they ____.

Cevabı göster

relive those memories

Music can have a similar effect.

2:21

Müzik de benzer bir etki yaratabilir.

Songs with 60 to 80 beats per minute but no lyrics

2:23

Dakikada 60 ila 80 vuruşluk, sözsüz şarkıların

have been shown to reduce stress even in patients

2:26

hastalarda bile stresi azalttığı görülmüştür;

who have undergone various types of surgeries. Kelime

2:28

bu hastalar çeşitli türlerde ameliyat geçirmişti.

Kelime

have undergone various types of surgeries: çeşitli ameliyatlar geçirmiş olmak

Burada have undergone, “yaşamış veya geçirmiş olmak” anlamındadır. Undergo geçişli bir fiildir; bu nedenle surgery doğrudan ardından gelir: undergo surgery denir, undergo through surgery denmez. Have undergone, have + geçmiş zaman ortacı undergone yapısındaki present perfect biçimidir. Ameliyatları tamamlanmış, fakat söz konusu hastalar açısından hâlâ ilgili deneyimler olarak sunar. Various types of surgeries birden fazla ameliyat türünü belirtir; her hastanın birden çok ameliyat geçirdiği anlamına gelmesi gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi undergo fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The medical report states that the patient has ____ knee surgery.

Cevabı göster

undergone

And if you can get or be near a pet, Ton ve niyet

2:31

Bir evcil hayvan edinebiliyor veya yanında bulunabiliyorsanız,

do it.

2:33

bunu yapın.

Ton ve niyet

if you can get or be near a pet, do it: yapabiliyorsanız yapın

If yan cümlesi iki uygulanabilir seçenek sunar: get a pet veya be near one. Burada get a pet, bir evcil hayvan edinmek, sahiplenmek veya beslemeye başlamak demektir; hayvanı anlamak demek değildir. Do it emir cümlesi, bu seçeneklerden hangisi mümkünse ona gönderme yapar. Üçüncü bir eylem değildir. Aktarılabilir If you can + action, do it kalıbı, eylemi tekrarlamadan kısa ve doğrudan teşvik verir.

Alıştırma

"If you can get or be near a pet, do it," cümlesinde "do it" dinleyiciden ne yapmasını ister?

  1. Evcil hayvanın ne düşündüğünü anlamak.
  2. Evcil hayvanla ilgili ayrı bir üçüncü eylem yapmak.
  3. Mümkünse bir evcil hayvan edinmek veya onun yakınında zaman geçirmek.
Cevabı göster

Mümkünse bir evcil hayvan edinmek veya onun yakınında zaman geçirmek.

Having a dog correlates to lower scores on anxiety tests,

2:34

Köpek sahibi olmak, kaygı testlerinde daha düşük puanlarla ilişkilidir:

12% compared to 21% for those without one.

2:37

köpek sahiplerinde %12, köpeği olmayanlarda ise %21.

And being in the presence of a friendly dog Kalıp ifadeler

2:40

Ayrıca dost canlısı bir köpeğin yanında bulunmanın

has been shown to lower cortisol levels and increase oxytocin.

2:42

kortizolü düşürüp oksitosini artırdığı görülmüştür.

Kalıp ifadeler

in the presence of: resmî biçimde aynı ortamda bulunma

In the presence of, “biri veya bir şey aynı ortamdayken” anlamına gelir. Bu cümlede önemli olan, dost canlısı bir köpekle aynı ortamda bulunmaktır; köpeğe sahip olmak, ona dokunmak veya onunla doğrudan etkileşime girmek gerekmez. Yapı in the presence of + isim öbeği şeklindedir. of sonrasındaki isim, orada bulunan kişiyi veya şeyi belirtir. Presence, orada bulunma durumunu ifade eder; “hediyeler” anlamındaki çoğul isim presents değildir.

Alıştırma

Cümleyi “iki tanık oradayken” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The agreement was signed ____ two witnesses.

Cevabı göster

in the presence of

Finally, some people relax and focus by fidgeting, Dilbilgisi

2:45

Son olarak, bazı insanlar elleriyle bir şeyler oynayarak rahatlar ve odaklanır;

Dilbilgisi

by fidgeting: by + V-ing ile yöntem belirtme

By + V-ing, bir sonuç üretmek için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by fidgeting, “Bazı insanlar nasıl rahatlayıp odaklanıyor?” sorusuna cevap verir ve hem relax hem de focus fiilini niteler. by sonrasında fiilin -ing biçimi kullanılır: by checking, by practicing, by taking notes. Fidgeting, genellikle ellerle, ayaklarla veya bir nesneyle küçük hareketleri tekrarlamak demektir. Buradaki by yöntem bildirir; yer veya son tarih anlamında kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi yöntem bildiren by + V-ing yapısıyla tamamlayın. Eksik sözcüğü yazın: Mia improved her balance ____ practicing for ten minutes each day.

Cevabı göster

by

which is why we made another video on fidget spinners, Anlatım akışı

2:48

işte bu yüzden stres çarkları hakkında başka bir video hazırladık.

the new toy craze,

2:51

Bu yeni oyuncak çılgınlığını

and whether or not they actually work. Dilbilgisi

2:52

ve gerçekten işe yarayıp yaramadıklarını inceledik.

Anlatım akışı

which is why: önceki bir durumu sonucuna bağlamak

Bu cümlede which, önceki durumun tamamına, yani bazı insanların bir şeylerle oynayarak rahatlayıp odaklanmasına gönderme yapar. which is why we made another video yan cümlesi, bu durumu daha sonraki eylemin nedeni olarak sunar. [ifade], which is why [sonuç] kalıbı ilk fikri arka plan olarak düzenler ve doğrudan sonucuna bağlar. Buradaki which, fikirleri bağlayan bir ilgi zamiridir; seçim soran bir soru sözcüğü değildir.

Alıştırma

Sonucu önceki durumun tamamına bağlayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library was closed, ____ we returned the books the next morning.

Cevabı göster

which is why

Dilbilgisi

whether or not: iki olası cevabı da kapsamak

whether or not they actually work ifadesinde whether, dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır: stres çarkları işe yarıyor mu, yoksa yaramıyor mu? Or not iki olasılığı da açıkça belirtir. Yan cümlenin tamamı, video on ... and whether or not ... yapısında on edatının yönettiği konulardan biridir. Sonuç henüz belli değilse ve hem evet hem hayır, tartışılan soru veya konunun kapsamındaysa whether or not kullanın. Burada bir koşul değil, bir konu başlatır.

Alıştırma

İki olası cevabı da açıkça kapsayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The committee is investigating ____ the bridge is safe.

Cevabı göster

whether or not

Head over to that video by clicking the screen

2:54

Ekrana tıklayarak o videoya geçin

or using the link in the description.

2:56

ya da açıklamadaki bağlantıyı kullanın.

And subscribe for more weekly science videos every Thursday.

2:58

Her perşembe yayımlanan yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.