STRESİNİZİ Hemen Azaltmak İçin 7 Basit İpucu: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu bilimsel anlatım gülme, sakız, doğa, ritüel, müzik, evcil hayvan ve küçük hareketleri stres azaltma yolları olarak karşılaştırır; bunları ruh hali ve bedene ilişkin bulgularla bağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. laughter is the best medicine. Deyimler ve mecaz: iyileştirme benzetmesini ve stres araştırmasına girişte nasıl kullanıldığını anlayın. 2. shinrin-yoku or forest bathing. Kültür ve gerçek yaşam bağlamı: Japonca terimi ağaçlar arasında bilinçli geçirilen zaman ve gözlenen etkilerle ilişkilendirin. 3. whether or not. Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir şeyin gerçekten işe yarayıp yaramadığını sorarken iki olasılığı da kapsayın.
Bu derste
With 75% of adults reporting: with + ad öbeği + -ing ile arka plan verme
With 75% of adults reporting ... cümle başında kullanılan bir with yapısıdır. Araştırma sonucunu arka plan bilgisi olarak verir ve ardından ana mesaj olan there has to be a solution gelir. Buradaki with, 'birlikte' değil, yaklaşık olarak '……olduğu için' veya '……durumunda' anlamındadır. 75% of adults ad öbeği, reporting eyleminin mantıksal öznesidir. -ing biçimi çekimsizdir; bu yüzden baştaki sözler tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Çekimli ana cümle there has to be ile başlar.
Alıştırma
Hangi cümle, ana cümleye arka plan sağlamak için with + ad öbeği + -ing yapısını doğru kullanır?
- With more families are working from home, the town added a daytime bus service.
- With more families work from home, the town added a daytime bus service.
- With more families working from home, the town added a daytime bus service.
Cevabı göster
With more families working from home, the town added a daytime bus service.
Moderate to high levels of stress: derece aralığını ifade etme
moderate to high levels of stress ifadesinde moderate to high bir derece aralığı belirtir. Orta dereceden başlar ve yüksek dereceye kadar uzanır. To iki uç noktayı birbirine bağlar; hareket veya yön bildirmez. Levels ölçülen dereceyi, of stress ise neyin ölçüldüğünü belirtir. Başka bağlamlarda kullanılabilecek kalıp, derece aralığı + levels of + ölçülen durum veya miktar biçimindedir ve özellikle araştırma ve raporlarda yaygındır.
Alıştırma
"The survey found moderate to high levels of noise," cümlesinde "moderate to high" ne anlama gelir?
- Yalnızca yüksek derece
- Orta dereceden başlayıp yüksek dereceye kadar uzanan bir aralık
- Bir yerden başka bir yere hareket
Cevabı göster
Orta dereceden başlayıp yüksek dereceye kadar uzanan bir aralık
So, what are the best scientific methods
0:07Peki, stres ve kaygıyla başa çıkmanın bilimsel açıdan en iyi yolları
deal with: bir sorunu veya zorluğu yönetmek
Bu soruda deal with, “yönetmek veya karşılık vermek için harekete geçmek” anlamına gelir. Stres ve kaygı devam eden zorluklardır; dolayısıyla ifade, bunları anında yok etmeyi değil, etkili biçimde ele almayı sorar. Kalıp deal with + isim veya isim öbeğidir. Sorunlar, görevler, durumlar ve bazen insanlar için kullanılabilen geniş anlamlı ve nötr bir ifadedir.
Alıştırma
Hangi cümlede deal with, “bir zorluğu yönetmek veya ona karşılık vermek” anlamında kullanılmıştır?
- This shop deals with rare coins.
- Regular breaks can help you deal with stress.
- The teacher dealt the cards with care.
Cevabı göster
Regular breaks can help you deal with stress.
How can you genuinely relax your mind and body?
0:10Zihninizi ve bedeninizi gerçekten nasıl rahatlatabilirsiniz?
laughter is the best medicine: daha iyi hissetme mecazı
Laughter is the best medicine yaygın bir söz ve mecazdır. Gülmenin insanları rahatlatabileceği, morallerini yükseltebileceği veya zor bir dönemde kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olabileceği anlamına gelir. Best medicine burada gerçek anlamda kullanılmaz. Cümle gülmeyi bilinçli olarak güçlü bir biçimde över; gülmenin tıbbi bir tedavi olduğunu veya profesyonel bakımın yerini alabileceğini iddia etmez.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Laughter is the best medicine sözünde gülme, tıbbi tedavinin eksiksiz bir alternatifi olarak sunulur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Yeni bir keşfi tanıtan Turns out
Turns out, ancak kontrol ettikten, daha fazla bilgi edindikten veya ne olduğunu gördükten sonra ortaya çıkan bir gerçeği tanıtır. Burada açıklamayı yeni keşfedilmiş ve biraz şaşırtıcı bir sonuca yöneltir. It turns out that yapısının konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede keşfedilen gerçek hemen ardından gelir ve yapı Turns out + yan cümle şeklindedir. Bir söylem belirteci olarak dinleyiciyi önceki bir varsayım ya da sorudan sonradan keşfedilen sonuca taşır.
Alıştırma
Cümleyi It turns out that yapısının iki sözcüklü konuşma dili kısaltmasıyla tamamlayın: ____ the museum is closed on Mondays.
Cevabı göster
Turns out
Sonuç bildiren -ing öbeği olarak stimulating the release of endorphins
Virgülden sonraki stimulating öbeği, önceki durumun tamamının sonucunu ifade eder: oksijen alımındaki artış endorfin salınımını uyarır. Yapı which stimulates... veya and as a result stimulates... şeklinde açılabilir. Stimulating, çekimsiz bir present participle biçimidir; increases ile paralel ikinci bir çekimli fiil değildir. Anlaşılan mantıksal kaynağı, we tarafından ayrıca ve bilinçli olarak yapılan bir eylem değil, önceki oksijen alımı artışının tamamıdır. Bu yapı, açıklayıcı metinlerde bir sonucu ana cümleye kısa ve yoğun biçimde eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Örnekteki “stimulating the release of endorphins” ifadesinin işlevi nedir?
- Oksijen alımının artması için bir koşul belirtir.
- Öznesi we olan ikinci bir çekimli fiil ekler.
- Oksijen alımındaki artışın bir sonucunu ifade eder.
Cevabı göster
Oksijen alımındaki artışın bir sonucunu ifade eder.
and decrease stress hormone levels in the bloodstream.
0:28ve kandaki stres hormonu düzeylerini azaltabildiğini gösteriyor.
increase beta endorphin levels by 27%: değişim miktarını belirtme
Burada increase fiilinden sonra değişen ölçüt olan beta endorphin levels gelir. by 27% ifadesi artışın büyüklüğünü verir; dolayısıyla 27% son düzey değil, değişim miktarıdır. Aktarılabilir kalıp increase + object + by + amount biçimindedir: değişime yol açan şey, bir ölçütü belirtilen sayı veya yüzde kadar artırır. Başlangıç düzeyi 100 birimse increase by 27% sonucunda 127 birim olur.
Alıştırma
Değişim miktarını belirten edatla raporu tamamlayın: The school program increased daily reading time ____ 12%.
Cevabı göster
by
Öneri olarak why not + fiilin yalın hâli
why not + base verb kalıbı bir öneri sunmak için kullanılabilir. why not make out with someone? cümlesinde yaklaşık olarak “How about making out with someone?” anlamına gelir; asıl amaç dinleyiciden bir nedeni açıklamasını istemek değildir. Bu kalıp, bir eylemi mümkün bir seçenek olarak sunar ve çoğu zaman kendiliğinden, hafif veya şakacı duyulur. Yine de etkisinin gücü, önerilen eyleme ve konuşan kişiler arasındaki ilişkiye bağlıdır.
Alıştırma
“Why not take the bus?” hangi durumda neden istemek yerine bir öneri olarak kullanılıyor?
- Bir yolcu hangi otobüsün geciktiğini soruyor.
- Yağmur başladığı için bir arkadaş rahatça otobüse binmeyi öneriyor.
- Bir yolcu otobüse binmeyi reddediyor ve birisi ondan nedenini açıklamasını istiyor.
Cevabı göster
Yağmur başladığı için bir arkadaş rahatça otobüse binmeyi öneriyor.
make out with someone: biriyle tutkulu biçimde öpüşmek
Make out with someone, o kişiyle genellikle bir süre tutkulu biçimde öpüşmek anlamına gelen gündelik bir fiil ifadesidir. Bu soruda yalnızca kısa bir öpücüğü değil, romantik veya cinsel nitelikte fiziksel yakınlığı anlatır. Kişi with’ten sonra gelir: make out with Alex, her veya someone. Make out tek bir bütün olarak anlaşılmalıdır; buradaki anlam make ve out sözcüklerinin ayrı anlamlarından çıkarılamaz.
Alıştırma
“They were making out in the hallway,” cümlesinde büyük olasılıkla ne yapıyorlardı?
- Birbirlerini tanımaya çalışıyorlardı.
- Tutkulu biçimde öpüşüyorlardı.
- Bir plan hazırlıyorlardı.
Cevabı göster
Tutkulu biçimde öpüşüyorlardı.
attachment, bonding, contentment, and security.
0:44bağlılık, yakınlık, hoşnutluk ve güven duygusu.
Study participants who kissed their partners regularly
0:47Partnerlerini 6 hafta boyunca düzenli olarak öpen araştırma katılımcılarının
Of course, some chewing gum might help your breath,
0:53Elbette sakız çiğnemek nefesinizi tazelemeye yardımcı olabilir,
that those who chewed twice a day for 2 weeks
0:572 hafta boyunca günde iki kez sakız çiğneyenlerin
being subjected to a stress-inducing task: stres yaratan bir göreve maruz bırakılmak
Being subjected to ..., subject someone to something yapısının edilgen biçimidir. Genellikle zor veya hoş olmayan bir eylem ya da durumu yaşamaya veya ona katlanmaya mecbur bırakılmak anlamına gelir. Burada katılımcılar deneyin bir parçası olarak stres yaratan bir görevi tamamlamak zorundaydı. Yapı subject + be + subjected to + isim öbeği şeklindedir. To burada bir edat olduğu için ardından isim veya -ing biçimi gelebilir: subjected to repeated questioning ya da being watched. Edilgen yapı, bunu kimin dayattığından çok katılımcıların ne yaşadığına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi “yaşamaya mecbur bırakılmak” anlamındaki resmî edilgen ifadeyle tamamlayın: During the trial, volunteers were ____ several minutes of intense noise.
Cevabı göster
subjected to
And not because of the ingredients in the gum, Anlatım akışı
1:09Bunun nedeni sakızın içindeki maddeler değil,
not because of ... but simply from: varsayılan nedeni değiştirmek
not because of X, but ... Y yapısı önce açıklama olarak X'i reddeder, ardından dikkati gerçek neden veya kaynak olan Y'ye yöneltir. Burada sakızın içindeki bileşenler elenir ve daha düşük kortizol düzeyinin yalnızca çiğneme eyleminden kaynaklandığı söylenir. Simply, eylemin tek başına yeterli olduğunu vurgular. İkinci bölümde her zaman from kullanmak gerekmez; cümleye uygun olarak because of, from veya başka bir bağlayıcı seçilebilir.
Alıştırma
Cümleyi not because of ... but simply from kalıbının tam biçimiyle tamamlayın: She felt better ____ the medicine, ____ getting some sleep.
Cevabı göster
not because of · but simply from
known as mastication: teknik bir ad tanıtmak
Known as + bir ad veya terim, bir şeyin nasıl adlandırıldığını belirtir. Bu cümlede known as mastication, which is known as mastication ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve çiğneme eylemine ad verir. Mastication, chewing için kullanılan resmî ve bilimsel kelimedir. Bu yapı, günlük bir açıklamayı daha teknik bir adla ilişkilendirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle condensation sözcüğünü bir değişimin adı olarak verir?
- Condensation is known to happen on cold surfaces.
- The scientist is known for her work on condensation.
- The change is known as condensation.
Cevabı göster
The change is known as condensation.
to increased activity in the cerebral area of the brain
1:17beynin serebral bölgesindeki aktivite artışıyla
Be directly related to: ilişki, nedensellik değil
Bu cümlede directly related to, tekrarlayan hareketi iki ilişkili sonuçla bağlar: serebral bölgedeki etkinlik artışı ve gevşeme. Kalıp be directly related to + isim veya isim öbeğidir; directly yakın ve aracı olmayan bir bağlantıyı vurgular. Bu ifade bir ilişkiyi belirtir, neden-sonuç kanıtı sunmaz. Bilimsel yazılarda değişkenler arasında açık bir bağlantı olduğunda ancak nedensellik henüz ortaya konmadığında sıkça kullanılır.
Alıştırma
Bir raporda “Lower stress is directly related to regular exercise.” deniyor. Bu ifade tek başına neyi ileri sürer?
- Daha düşük stres ile düzenli egzersiz arasında doğrudan ilişki vardır, ancak bu ifade tek başına nedenselliği kanıtlamaz.
- Rapor yalnızca genel olarak egzersiz konusundan söz etmektedir.
- Düzenli egzersizin daha düşük strese neden olduğu kesin olarak kanıtlanmıştır.
Cevabı göster
Daha düşük stres ile düzenli egzersiz arasında doğrudan ilişki vardır, ancak bu ifade tek başına nedenselliği kanıtlamaz.
or even a simple houseplant can lower stress levels too.
1:22ya da basit bir ev bitkisi bile stres düzeyini düşürebilir.
Time spent in nature: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Spent in nature, time kelimesinden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Edilgen ilgi cümleciği olan time that is spent in nature yapısını kısaltır; bu nedenle isim öbeğinin tamamı birinin doğal bir ortamda geçirdiği zaman anlamına gelir. Spent burada cümlenin temel zamanını taşımaz. Tam özne Time spent in nature, çekimli fiil öbeği ise can lower yapısıdır. Bu isim + geçmiş zaman ortacı kalıbı, edilgen bir açıklamayı kısa bir isim öbeğinde toplar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için that is spent in sözlerini kısaltın: Time ____ nature can improve your mood.
Cevabı göster
spent in
shinrin-yoku veya forest bathing
Shinrin-yoku, bir ormanda bilinçli şekilde sakin ve dikkatli zaman geçirip doğal çevreyi deneyimlemeyi anlatan Japonca bir terimdir. Forest bathing bu terimin İngilizce açıklamasıdır; yıkanmak veya yüzmek anlamına gelmez. Bu cümlede or, ikinci bir kampanyayı değil, aynı uygulamanın başka bir adını veya açıklamasını getirir. Terim, doğaya dayalı bir esenlik etkinliğini anlatır; tıbbi bir tedavinin adı değildir.
Alıştırma
Forest bathing hangi durumda amaçlanan anlamı taşır?
- Ağaçlarla çevrili bir gölü yüzerek geçmek
- Açık havada sabun ve suyla yıkanmak
- Sakin bir sabah boyunca ormanın görüntülerine ve seslerine dikkat etmek
Cevabı göster
Sakin bir sabah boyunca ormanın görüntülerine ve seslerine dikkat etmek
have all been shown to decrease: üçünün de azaldığı gösterilmiştir
Have been shown to + fiilin yalın hâli, present perfect edilgen yapıda kullanılan bir kanıt anlatım kalıbıdır. Araştırma veya gözleme dayalı kanıtların sonucu şimdiye kadar ortaya koyduğunu, ancak kanıtın kaynağının arka planda bırakıldığını ifade eder. Buradaki to decrease, üç ölçümün ne yaptığını anlatır. All; kortizol düzeyleri, kalp atış hızı ve kan basıncını ifade eder. Yardımcı fiil dizisinin içinde have sözcüğünden sonra ve been sözcüğünden önce yer alır: have all been shown to decrease. Bu konum, kanıtların her bir öğe için aynı düşüşü desteklediğini açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi present perfect edilgen kanıt kalıbıyla tamamlayın ve all sözcüğünü de kullanın: In repeated trials, the three reminder methods ____ improve on-time attendance.
Cevabı göster
have all been shown to
compared to those who faced only a blank wall. Dilbilgisi
1:44yalnızca boş bir duvara bakanlara kıyasla.
tend to have: genel bir eğilimi anlatmak
Bu cümlede tend to have, doğa manzarası gören hastaların genellikle daha iyi sonuçlara sahip olduğunu belirtir. Her hasta için kesin olan bir sonucu değil, genel bir eğilimi anlatır. Yapı tend to + fiilin yalın hâlidir. Davranışlar, veriler veya tekrarlanan durumlar hakkında temkinli genellemeler yapmak için kullanışlıdır; burada have, to sözcüğünden sonra yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Temkinli genellemeyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Children who eat breakfast ____ more energy in the morning.
Cevabı göster
tend to have
compared to those who ...: grup adını tekrarlamaktan kaçınmak
Bu karşılaştırmada those, duvarı değil diğer hastane hastalarını temsil eder. who faced only a blank wall ilgi cümleciği, karşılaştırma grubunu tam olarak hangi hastaların oluşturduğunu belirtir. those who + fiil yapısı, insanları belirten ve daha önce kullanılmış çoğul bir ismin yerini alabilir. Böylece karşılaştırma kısa kalır: patients with a nature view, hospital patients ifadesi tekrarlanmadan those who faced only a blank wall ile karşılaştırılabilir.
Alıştırma
employees sözcüğünü tekrarlamadan karşılaştırmayı tamamlayın: Employees with flexible schedules reported less stress than ____ worked fixed overnight shifts.
Cevabı göster
those who
even though relaxation from tea may simply be a placebo,
1:47çayın verdiği rahatlama yalnızca plasebo etkisi olsa da,
it turns out that the anticipation of a ritual linked
1:50rahatlatıcı duygularla bağlantılı bir ritüeli beklemenin
with relaxing emotions may very well be a self-fulfilling prophecy. Notlar
1:53pekâlâ kendini gerçekleştiren bir kehanete dönüşebileceği anlaşılıyor.
Doğal bir konu köprüsü olarak Speaking of leaves,
Speaking of X konuşmada bir köprü görevi görür: az önce söylenenlerdeki X’i yeniden ele alır ve bu bağlantıyı kullanarak ilişkili fakat farklı bir konuya geçer. Bu cümlede leaves, önceki orman tartışmasını çay yapraklarına bağlar; böylece geçiş hem tutarlı hem de hafifçe esprili olur. İfade, konu değişimini düzenler; yalnızca konuşanın yapraklardan söz ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınız az önce yeni bir işten söz etti. Doğal konu geçişini tamamlayın: ____ your new job, how is your commute?
Cevabı göster
Speaking of
Güçlü bir olasılık için may very well
May very well, bir şeyin oldukça olası olduğunu ancak yine de kesinlik düzeyine ulaşmadığını belirtir. very well, may ... kip yapısı içinde konuşanın olasılık değerlendirmesini güçlendirir; bir şeyin çok ustaca yapıldığını anlatmaz. Bu cümlede konuşan, kendini gerçekleştiren etkiyi kanıtlanmış bir gerçek değil, güçlü dayanakları olan bir olasılık olarak temkinli biçimde sunar.
Alıştırma
“Oldukça olası ancak kesin değil” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyi yazın: One honest conversation ____ prevent a bigger conflict.
Cevabı göster
may very well
self-fulfilling prophecy: kendini gerçekleştiren kehanet
Self-fulfilling prophecy, öngördüğü sonucun oluşmasına katkıda bulunan bir beklentidir. İnanç, kişinin duygularını veya davranışlarını değiştirir ve bu değişiklikler beklenen sonucun gerçekleşme olasılığını artırır. Burada sakinleştirici bir ritüelin işe yarayacağını beklemek, beynin rahatlamasına doğrudan yardımcı olabilir. Prophecy mecazidir: kimse geleceği sihirli bir şekilde görmez; beklenti, sonucun oluşmasına katkıda bulunur.
Alıştırma
Kendi sonucunun oluşmasına katkıda bulunan bir beklentiyi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Her fear of failing made her stop studying, turning the fear into a ____.
Cevabı göster
self-fulfilling prophecy
with your favorite calming tea or relaxing scented oils,
2:00ve bunu en sevdiğiniz sakinleştirici çay ya da rahatlatıcı kokulu yağlarla yapıyorsanız,
and can actually influence well-being.
2:05ve bu da kendimizi daha iyi hissetmemizi gerçekten sağlayabilir.
Daha açık bir yeniden ifade için In other words
In other words, dinleyiciye sıradaki ifadenin aynı düşünceyi daha açık veya doğrudan biçimde yeniden anlattığını bildiren bir söylem belirtecidir. Zor ya da soyut bir ifadeyi daha kolay bir açıklamaya bağlar. Bu cümlede virgülden sonraki bölüm, beklenti ve rahatlama hakkındaki önceki düşünceyi açıklar; ayrı bir kanıt sunmaz.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk cümleyi daha basit biçimde yeniden anlattığını gösteren bağlayıcıyı seçin: The fee is nonrefundable. ___, you cannot get your money back.
- For example
- In other words
- Therefore
Cevabı göster
In other words
Be primed to: önceki koşullarla hazır hâle gelmek
Bu cümlede is primed to slow down, beynin etkinlik hızını veya düzeyini azaltmasını kolaylaştıran bir duruma önceden getirilmiş olması demektir. Primed, önceki bir işaretin, beklentinin veya koşulun tepkiyi hazırladığını belirtir; “en önemli” anlamına gelmez. Yapı be primed to + fiilin yalın hâlidir. Belirli bir şekilde tepki verme eğilimini anlatır, sonucun kesin olduğunu göstermez. Buradaki slow down mecazidir: Beyin çalışmayı durdurmaz, daha sakin bir tempoya geçer.
Alıştırma
Önceki eğitimin tepki vermeye hazır olma durumu yarattığını belirten hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: After repeated emergency drills, the team members ____ respond quickly.
Cevabı göster
are primed to
and is directly connected to our olfactory system.
2:10ve koku alma sistemimizle doğrudan bağlantılıdır.
Be responsible for: kusuru değil işlevi anlatmak
Bu bilimsel cümlede is responsible for, amigdalayı emotional control işleviyle ilişkilendirir. Responsible, bu işlevin üretilmesinde veya yürütülmesinde rolü olduğunu ifade eder; kusur ya da suçlama bildirmez. be responsible for + isim veya -ing biçimi, bir organın, sistemin, cihazın, bölümün ya da kişinin işlevini anlatabilir. Öznenin önemli bir katkısını belirtir, ancak her şeyi tek başına yaptığını iddia etmez.
Alıştırma
Hangi cümle be responsible for yapısını kusur veya bir kişiye karşı sorumluluk yerine bir bileşenin işlevini anlatmak için kullanıyor?
- The filter is responsible for removing dust from the air.
- The driver was responsible for the collision.
- The technician is responsible to the laboratory director.
Cevabı göster
The filter is responsible for removing dust from the air.
may very well help us relive those memories creating a better mood. Kelime
2:18o anıları yeniden yaşamamıza ve daha iyi hissetmemize yardımcı olabilir.
reminiscent of: Bir anıyı çağrıştırmak
Bu cümlede reminiscent of ... sıfat öbeği candle scent ifadesini niteler ve kokunun neyi akla getirdiğini belirtir: sıcak elmalı turtayla bağlantılı mutlu bir çocukluk deneyimini. Kokunun tetiklediği bir çağrışımı anlatır; kokunun kendisinin hatırlama eylemi yaptığını göstermez. X is reminiscent of Y kalıbı, “X, Y'yi çağrıştırır veya akla getirir” anlamına gelir. X ile Y duyusal ayrıntıları ya da bir atmosferi paylaşabilir, ancak tamamen aynı olmaları gerekmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “... anılarını çağrıştırır” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The smell of old books is ____ my first classroom.
Cevabı göster
reminiscent of
relive those memories: Geçmişi yeniden deneyimlemek
Bu cümlede relive those memories, çocukluk anılarını özgün duygu veya duyusal ayrıntılarının bir kısmıyla birlikte zihinde yeniden deneyimlemek anlamına gelir. Koku geçmişi canlı hissettirebilir, ancak kimse gerçekten geçmişe dönmez. Relive geçişli bir fiildir; bu nedenle zihinde yeniden deneyimlenen şeyi nesne olarak alır: relive a moment, relive an experience veya relive memories.
Alıştırma
İngilizce cümleyi derste öğrenilen ve “anıları yeniden canlı biçimde deneyimlemek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The trip gave them wonderful memories. Whenever they watch the video, they ____.
Cevabı göster
relive those memories
Songs with 60 to 80 beats per minute but no lyrics
2:23Dakikada 60 ila 80 vuruşluk, sözsüz şarkıların
have been shown to reduce stress even in patients
2:26hastalarda bile stresi azalttığı görülmüştür;
who have undergone various types of surgeries. Kelime
2:28bu hastalar çeşitli türlerde ameliyat geçirmişti.
have undergone various types of surgeries: çeşitli ameliyatlar geçirmiş olmak
Burada have undergone, “yaşamış veya geçirmiş olmak” anlamındadır. Undergo geçişli bir fiildir; bu nedenle surgery doğrudan ardından gelir: undergo surgery denir, undergo through surgery denmez. Have undergone, have + geçmiş zaman ortacı undergone yapısındaki present perfect biçimidir. Ameliyatları tamamlanmış, fakat söz konusu hastalar açısından hâlâ ilgili deneyimler olarak sunar. Various types of surgeries birden fazla ameliyat türünü belirtir; her hastanın birden çok ameliyat geçirdiği anlamına gelmesi gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi undergo fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The medical report states that the patient has ____ knee surgery.
Cevabı göster
undergone
And if you can get or be near a pet, Ton ve niyet
2:31Bir evcil hayvan edinebiliyor veya yanında bulunabiliyorsanız,
if you can get or be near a pet, do it: yapabiliyorsanız yapın
If yan cümlesi iki uygulanabilir seçenek sunar: get a pet veya be near one. Burada get a pet, bir evcil hayvan edinmek, sahiplenmek veya beslemeye başlamak demektir; hayvanı anlamak demek değildir. Do it emir cümlesi, bu seçeneklerden hangisi mümkünse ona gönderme yapar. Üçüncü bir eylem değildir. Aktarılabilir If you can + action, do it kalıbı, eylemi tekrarlamadan kısa ve doğrudan teşvik verir.
Alıştırma
"If you can get or be near a pet, do it," cümlesinde "do it" dinleyiciden ne yapmasını ister?
- Evcil hayvanın ne düşündüğünü anlamak.
- Evcil hayvanla ilgili ayrı bir üçüncü eylem yapmak.
- Mümkünse bir evcil hayvan edinmek veya onun yakınında zaman geçirmek.
Cevabı göster
Mümkünse bir evcil hayvan edinmek veya onun yakınında zaman geçirmek.
Having a dog correlates to lower scores on anxiety tests,
2:34Köpek sahibi olmak, kaygı testlerinde daha düşük puanlarla ilişkilidir:
12% compared to 21% for those without one.
2:37köpek sahiplerinde %12, köpeği olmayanlarda ise %21.
And being in the presence of a friendly dog Kalıp ifadeler
2:40Ayrıca dost canlısı bir köpeğin yanında bulunmanın
has been shown to lower cortisol levels and increase oxytocin.
2:42kortizolü düşürüp oksitosini artırdığı görülmüştür.
in the presence of: resmî biçimde aynı ortamda bulunma
In the presence of, “biri veya bir şey aynı ortamdayken” anlamına gelir. Bu cümlede önemli olan, dost canlısı bir köpekle aynı ortamda bulunmaktır; köpeğe sahip olmak, ona dokunmak veya onunla doğrudan etkileşime girmek gerekmez. Yapı in the presence of + isim öbeği şeklindedir. of sonrasındaki isim, orada bulunan kişiyi veya şeyi belirtir. Presence, orada bulunma durumunu ifade eder; “hediyeler” anlamındaki çoğul isim presents değildir.
Alıştırma
Cümleyi “iki tanık oradayken” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The agreement was signed ____ two witnesses.
Cevabı göster
in the presence of
Finally, some people relax and focus by fidgeting, Dilbilgisi
2:45Son olarak, bazı insanlar elleriyle bir şeyler oynayarak rahatlar ve odaklanır;
by fidgeting: by + V-ing ile yöntem belirtme
By + V-ing, bir sonuç üretmek için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by fidgeting, “Bazı insanlar nasıl rahatlayıp odaklanıyor?” sorusuna cevap verir ve hem relax hem de focus fiilini niteler. by sonrasında fiilin -ing biçimi kullanılır: by checking, by practicing, by taking notes. Fidgeting, genellikle ellerle, ayaklarla veya bir nesneyle küçük hareketleri tekrarlamak demektir. Buradaki by yöntem bildirir; yer veya son tarih anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi yöntem bildiren by + V-ing yapısıyla tamamlayın. Eksik sözcüğü yazın: Mia improved her balance ____ practicing for ten minutes each day.
Cevabı göster
by
which is why we made another video on fidget spinners, Anlatım akışı
2:48işte bu yüzden stres çarkları hakkında başka bir video hazırladık.
and whether or not they actually work. Dilbilgisi
2:52ve gerçekten işe yarayıp yaramadıklarını inceledik.
which is why: önceki bir durumu sonucuna bağlamak
Bu cümlede which, önceki durumun tamamına, yani bazı insanların bir şeylerle oynayarak rahatlayıp odaklanmasına gönderme yapar. which is why we made another video yan cümlesi, bu durumu daha sonraki eylemin nedeni olarak sunar. [ifade], which is why [sonuç] kalıbı ilk fikri arka plan olarak düzenler ve doğrudan sonucuna bağlar. Buradaki which, fikirleri bağlayan bir ilgi zamiridir; seçim soran bir soru sözcüğü değildir.
Alıştırma
Sonucu önceki durumun tamamına bağlayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The library was closed, ____ we returned the books the next morning.
Cevabı göster
which is why
whether or not: iki olası cevabı da kapsamak
whether or not they actually work ifadesinde whether, dolaylı bir evet-hayır sorusu başlatır: stres çarkları işe yarıyor mu, yoksa yaramıyor mu? Or not iki olasılığı da açıkça belirtir. Yan cümlenin tamamı, video on ... and whether or not ... yapısında on edatının yönettiği konulardan biridir. Sonuç henüz belli değilse ve hem evet hem hayır, tartışılan soru veya konunun kapsamındaysa whether or not kullanın. Burada bir koşul değil, bir konu başlatır.
Alıştırma
İki olası cevabı da açıkça kapsayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The committee is investigating ____ the bridge is safe.
Cevabı göster
whether or not
And subscribe for more weekly science videos every Thursday.
2:58Her perşembe yayımlanan yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.