Bebek Alexander Noel için Çok Küçük 🎄🐷 Peppa Pig Masalları: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa; yemek, hediyeler, el işleri ve müzikle Bebek Alexander’ın ilk Noel’ini fazladan özel kılmaya çalışır. Sonunda, Alexander’ın yapabileceği basit etkinliklerin ve birlikte geçirilen zamanın bu günü onun için unutulmaz hâle getirdiğini anlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. how fun it can be — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir niteliğin ulaşabileceği dereceyi anlatan gömülü how + sıfat + yan cümle yapısını anlayın. Bu yapıyla bir şeyin yalnızca belli bir niteliğe sahip olduğunu söylemek yerine onun ne kadar eğlenceli, yararlı, zor veya şaşırtıcı olabileceğini ifade edebilirsiniz. 2. passing out the Christmas presents. — Öbek fiiller: Bu bağlamda pass out ifadesinin bayılmak değil, nesneleri dağıtmak anlamına geldiğini ayırt edin. Nesnenin hediyeler olması ve Noel ortamı doğru anlamı gösterir; böylece birden çok anlama sahip öbek fiilleri aldıkları nesneye ve çevredeki bağlama bakarak yorumlayabilirsiniz. 3. we'll always remember — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Geleceğe dönük bir ifadenin Alexander’ın ilk Noel’ini kalıcı bir aile anısına çevirerek hikâyeyi nasıl kapattığını fark edin. Bu tür bir sonla yaşananları özetleyebilir, deneyimin duygusal önemini vurgulayabilir ve anlatıya belirgin bir tamamlanmışlık duygusu kazandırabilirsiniz.
Bu derste
Baby Alexander and his family have come to say happy Christmas. Kültür
0:05Bebek Alexander ve ailesi mutlu Noeller dilemek için geldiler.
say Happy Christmas: Britanya İngilizcesinde doğal bir Noel selamı
Burada say Happy Christmas, birine Noel tebriğinde bulunmak anlamına gelir. Yalnızca bu sözcükleri söyleme eylemini değil, birine iyi dilekte bulunmaya yönelik sosyal davranışı anlatır. Happy Christmas, Britanya İngilizcesinde doğal bir ifadedir ve Merry Christmas ile aynı temel Noel dileğini taşır.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Britanya İngilizcesinde Happy Christmas! doğal bir Noel selamıdır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
isn't ... at all: olumsuzluğu güçlendirme
not ... at all kalıbı olumsuzluğu güçlendirir. isn't happy at all ifadesinde “biraz bile mutlu değil” anlamına gelir; bu yüzden olumsuzluk isn't happy ifadesine göre daha vurguludur. Burada at all, isn't ile birlikte işlev görür; “her şey” ya da “tamamı” anlamına gelmez. Bu kalıp, başka sıfat veya fiillerle kurulan olumsuzlukları da güçlendirebilir.
Alıştırma
Olumsuzluğu güçlendirmek için cümleyi at all ile tamamlayın: The soup isn't spicy ____.
Cevabı göster
at all
He doesn't know how fun it can be yet. Dilbilgisi
0:21Ne kadar eğlenceli olabileceğini henüz bilmiyor.
how fun it can be: iç içe geçmiş how + sıfat cümleciği
how fun it can be, bir deneyimin ne kadar eğlenceli olabileceğini, yani ulaşabileceği eğlence derecesini anlatır. Bütün yan cümle know fiilinin içeriğidir; doğrudan soru değildir. know'dan sonra iç içe geçmiş bu cümlecik, how'dan sonra bildirme cümlesi düzenini korur: how + sıfat + özne + fiil. Buradaki it söz konusu deneyimi belirtir, can be ise olasılığı anlatır.
Alıştırma
İç içe geçmiş how cümleciğinde bildirme cümlesi düzenini doğru kullanan cümleyi seçin.
- You don't know how exciting can the trip be.
- You don't know how exciting the trip can be.
- You don't know how can exciting the trip be.
Cevabı göster
You don't know how exciting the trip can be.
it's got to be: güçlü gereklilik bildiren günlük ifade
it's got to be, it has got to be ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Burada have got to güçlü bir gereklilik bildirir: bu deneyimin çok özel olması gerekir. have got to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli gelir; bu nedenle got to'dan sonra be kullanılır. Buradaki 's, is değil has anlamındadır ve got to bu yapıda kelimesi kelimesine “elde etmek” ya da “gitmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Güçlü gereklilik bildiren günlük have got to yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The final performance is tomorrow, so it's got be excellent.
- The final performance is tomorrow, so it got to be excellent.
- The final performance is tomorrow, so it's got to be excellent.
Cevabı göster
The final performance is tomorrow, so it's got to be excellent.
I'll show him all my favorite Christmassy things. Kelime
0:27Ona en sevdiğim Noel şeylerini göstereceğim.
Christmassy: Noel havası taşıyan
Christmassy, Christmas + -y yapısıyla oluşturulan günlük bir sıfattır. Burada “belirgin bir Noel görünümü veya havası taşıyan” anlamına gelir ve konuşanın sevdiği şeyleri niteler. Işıkları, müziği, yiyecekleri, kıyafetleri veya bir yeri anlatabilir. Neşeli bir mevsim havasını ifade eder; mutlaka dinî bir anlam taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi Christmas sözcüğünden türetilen günlük sıfatla tamamlayın: The lights and music make the café feel ____.
Cevabı göster
Christmassy
Christmas dinner: Noel gününün geleneksel ana öğünü
Bu Britanya bağlamında Christmas dinner, Noel gününde yenilen ve genellikle aile veya arkadaşlarla paylaşılan geleneksel ana öğündür. Yalnızca aralık ayında servis edilen sıradan bir akşam yemeği değil, özel bir bayram yemeğinin adıdır. Yemeğin içeriği ve saati değişebilir. Burada sprouts büyük olasılıkla Britanya Noel sofralarında yaygın olan Brussels sprouts, yani Brüksel lahanası anlamına gelir; dinner sözcüğü yemeğin mutlaka akşam yenildiğini göstermez.
Alıştırma
Britanyalı bir aileyi anlatan hikâyede Christmas dinner büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Noel gününün geleneksel ana öğünü
- Herhangi bir günde yenen sıradan bir akşam yemeği
- Yalnızca Noel şekerlerinden oluşan bir atıştırmalık
Cevabı göster
Noel gününün geleneksel ana öğünü
No, you're supposed to eat it, not throw it. Dilbilgisi
0:45Hayır, onu yemen gerekiyor, fırlatman değil.
you're supposed to: beklenen eylemi belirtmek
Be supposed to + fiilin yalın hâli, bir eylemin kural, plan veya neyin doğru olduğuna dair ortak bir anlayış nedeniyle beklendiğini anlatır. Bu cümlede yiyeceği yemek, beklenen eylem olarak sunuluyor. You're supposed to, düzeltmeyi yalnızca doğrudan bir emir olmaktan çıkarıp doğru davranışın açıklaması gibi gösterir. Bu yapıda supposed, tahmin edilmiş veya hayal edilmiş anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be supposed to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: According to the rules, visitors ____ show their tickets.
Cevabı göster
are supposed to
eat it, not throw it: A, not B ile eylemi düzeltmek
A, not B kalıbı önce amaçlanan eylemi veya seçimi verir, ardından not ile başka bir seçeneği reddeder. Burada not yalnızca throw it ifadesini olumsuzlar; eat it ifadesini geçersiz kılmaz. İki bölüm dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Eat it ve throw it, you're supposed to yapısına bağlı yalın biçimli fiil öbekleridir; bu nedenle ikinci bölümde you're supposed to ifadesini tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Reddedilen eylem delete it ile A, not B düzeltmesini tamamlayın: Please save the photo, ____.
Cevabı göster
not delete it
Let's try something else: planı nazikçe değiştirmek
“Let's try something else”, mevcut etkinlik, yöntem veya plan iyi gitmediğinde başka bir seçeneğe geçmeyi nazikçe önerir. “Let's” hem konuşanı hem de dinleyeni eyleme dahil eder; bu yüzden cümle kimseyi suçlamak yerine bir sonraki adıma odaklanır. “Something else”, bağlamdan anlaşılan farklı bir seçenek demektir. Başka bir etkinlik veya yöntem olabilir; mutlaka fiziksel bir nesne olmak zorunda değildir.
Alıştırma
İlk plan başarısız olduktan sonra sizin ve başka bir kişinin yeni bir plana geçmesini nazikçe öneren cümle hangisidir?
- Let's try something else.
- You need to try something else.
- Let's stop trying anything.
Cevabı göster
Let's try something else.
Wrapping presents is ...: özne olarak kullanılan -ing öbeği
“Wrapping presents”, hediye paketleme etkinliğini adlandıran bir -ing öbeğidir. Öbeğin tamamı cümlenin öznesidir; buradaki “wrapping”, şimdiki zamanın devam biçimindeki bir fiilin parçası değildir. Bir etkinlik tek bir düşünce olarak ele alındığında genellikle tekil fiil alır: “Wrapping presents is ...”. Bu yapı, bir etkinlikten söz edip ardından onu betimlemenizi veya değerlendirmenizi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede bir -ing etkinlik öbeği özne olarak ve tekil bir fiille doğru biçimde kullanılmıştır?
- Reading stories are relaxing.
- Read stories is relaxing.
- Reading stories is relaxing.
Cevabı göster
Reading stories is relaxing.
wrap them up: anlamı ve zamirin yeri
Burada wrap them up, 'hediyeleri ambalaj kâğıdıyla kaplamak' anlamına gelir. Them, hediyeleri ifade eder; bu nedenle wrap up burada 'bitirmek' değil, 'paketlemek' anlamındadır. Wrap up ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne it veya them gibi bir zamirse wrap ile up arasına gelir: wrap them up denir, wrap up them denmez. Nesne tam bir isim öbeğiyse hem wrap the presents up hem de wrap up the presents kullanılabilir.
Alıştırma
The two gifts are still on the table. İsteği tamamlamak için wrap up ifadesini kullanın ve them zamirini doğru yere koyun: Please ____ before the guests arrive.
Cevabı göster
wrap them up
so other people can open them: so + can ile amaç bildirme
so other people can open them ifadesinde so, hediyeleri paketleme amacını belirtir: bu eylem, başkalarının hediyeleri açabilmesini sağlamak için yapılır. Yaygın kalıp eylem + so + özne + can + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki so, so that veya in order that anlamındadır; It was late, so we left. cümlesinde sonucu bağlayan so değildir.
Alıştırma
Amaç belirtmek için that olmadan so + subject + can kalıbını kullanın: I'll send you the map ____ find the café.
Cevabı göster
so you can
is much more fun than wrapping them. Dilbilgisi
1:32paketlemekten çok daha eğlenceli olduğunu düşünüyor.
much more fun than: büyük bir fark göstermek
More fun than iki etkinliği karşılaştırır: hediyeleri açmak, onları paketlemekten daha eğlencelidir. Much, more fun karşılaştırmasını güçlendirir ve farkın büyük olduğunu gösterir. much more fun than, far more fun than anlamına gelir. Buradaki much, karşılaştırmanın derecesini belirtir; büyük miktar anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi çok daha eğlenceli anlamındaki hedef karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: The science museum is ____ the worksheet.
Cevabı göster
much more fun than
I don't think Alexander likes Christmas at all. Dilbilgisi
1:42Alexander'ın Noel'i hiç sevdiğini sanmıyorum.
I don't think ...: görüş bildirirken olumsuzluğu öne alma
I don't think + yan cümle, think ile olumsuz bir görüş belirtmenin yaygın yoludur. Günlük kullanımda dinleyen kişi, şüphe veya olumsuzluğun esas olarak sonraki yan cümledeki düşünceye yönelik olduğunu anlar. Burada konuşan kişi, Alexander'ın Noel'i muhtemelen hiç sevmediğini düşünüyor; don't, konuşan kişinin düşünmediği anlamına gelmez. Dil bilgisi açısından not, think fiiline bağlıdır; sonraki yan cümle ise olumlu biçimini ve normal bildirme cümlesi sırasını korur: I don't think + özne + fiil. Bu yapıya olumsuzluğun üst cümleye taşınması denir.
Alıştırma
Sizce kafenin muhtemelen açık olmadığını en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?
- I don't think is the cafe open.
- I don't think the cafe is open.
- I think not the cafe is open.
Cevabı göster
I don't think the cafe is open.
Really? He's been having fun with you all day. Dilbilgisi
1:47Gerçekten mi? Bütün gün seninle eğleniyordu.
He's been having fun: şu ana kadar devam eden bir etkinlik
Bu cümlede He's, He has ifadesinin kısaltmasıdır. has been having, has + been + fiil-ing yapısındaki present perfect continuous zamandır. Bu yapı, eğlenme eylemini daha önce başlayıp şu ana kadar uzanan bir süre boyunca devam eden bir etkinlik olarak gösterir. all day süreyi belirtir; odak geçmişteki tek bir an değildir.
Alıştırma
Maya kahvaltı sırasında resim yapmaya başladı ve hâlâ devam ediyor. Bu devam eden etkinliği hangi cümle ifade eder?
- Maya painted after breakfast.
- Maya is painting right now.
- Maya has been painting since breakfast.
Cevabı göster
Maya has been painting since breakfast.
But I wanted it to be extra special for him. Dilbilgisi
1:51Ama ben onun için ekstra özel olmasını istemiştim.
wanted it to be ...: bir şeyin belirli bir özelliğe sahip olmasını istemek
wanted it to be, want + nesne + to be + tümleç yapısını kullanır. Nesne, hangi kişinin ya da şeyin istenen durumda olacağını belirtir; burada extra special, it sözcüğünü açıklayan tümleçtir. Bu cümlede it, fiziksel bir nesneyi değil bütün deneyimi ya da düzenlemeyi ifade eder. Konuşan kişi oluşturmayı umduğu sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi want + it + to be yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We were planning a welcome party, and I ____ warm and friendly.
Cevabı göster
wanted it to be
Spending Christmas with his cousin is extra special, Peppa. Ton ve niyet
1:56Kuzeniyle Noel geçirmek ekstra özeldir, Peppa.
Spending Christmas ... is extra special: olumlu bir bakışla rahatlatmak
Spending Christmas with his cousin biçimindeki -ing yan cümlesi, değerlendirilen deneyimi belirtir: onun için kuzeni Peppa ile Noel'i geçirmek özel bir anlam taşır. Bağlamda konuşan kişi yalnızca bir gerçeği aktarmıyor. Cümle, günü “özel” yapan şeyi bütün etkinlikleri doğru yapmaktan birlikte olmaya kaydırıyor. Bu olumlu yeniden çerçeveleme, hayal kırıklığı yaşayan Peppa'yı rahatlatıyor.
Alıştırma
Vurgulanan ifadenin konuşmadaki temel amacı nedir?
- Birlikte geçirdikleri zamanın özel olduğunu söyleyerek Peppa'yı rahatlatmak
- Noel etkinliklerini kötü planladığı için Peppa'yı eleştirmek
- Kuzenlerin Noel'i birlikte geçirmek isteyip istemediğini sormak
Cevabı göster
Birlikte geçirdikleri zamanın özel olduğunu söyleyerek Peppa'yı rahatlatmak
doing it all wrong: tamamen yanlış bir yöntem kullanmak
do it wrong ifadesinde it, konuşanların zaten bildiği bir eylemi veya görevi belirtir; wrong ise eylemin yanlış bir şekilde yapıldığını gösterir. Burada it, daha önce sözü edilen Noel etkinliklerini kapsar. All, wrong sözcüğünü güçlendirir: doing it all wrong, bir şeyi tamamen yanlış yöntemle yapmak demektir. All ayrı ayrı hataları saymaz veya “her nesne” anlamına gelmez; yönteme yönelik olumsuz değerlendirmeyi güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “tamamen yanlış bir yöntem kullanmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Mia ignored the instructions, so she's ____.
Cevabı göster
doing it all wrong
just a baby: beklentileri azaltmak için just kullanımı
Burada just, yalnızca veya bundan fazlası değil anlamına gelir; az önce anlamına gelmez. Bu ifade, Alexander’ın yaşını yeteneğinin sınırlı olmasının nedeni olarak gösterir. Konuşan kişi he is just a baby diyerek eleştiriyi yumuşatır ve Peppa’dan Alexander’dan daha az şey beklemesini ister. Aynı yapı, She’s just a beginner. örneğindeki gibi sınırlı deneyimi açıklamak için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Maya is just a beginner, so give her time,” cümlesinde just ne yapar?
- Deneyiminin sınırlı olduğunu vurgulayarak beklentileri düşürür.
- Kısa süre önce acemi olduğunu söyler.
- Hatalarını bilerek yaptığını söyler.
Cevabı göster
Deneyiminin sınırlı olduğunu vurgulayarak beklentileri düşürür.
Maybe you need to find some simple things he can do right. Notlar
2:06Belki de onun doğru yapabileceği basit şeyler bulmalısın.
Maybe you need to ...: maybe ile tavsiyeyi yumuşatmak
Maybe you need to ... bir tavsiyeyi olası bir sonraki adım olarak sunar. Need to, eylemi yararlı veya gerekli olarak gösterirken cümle başındaki maybe kesinliği azaltır ve cümlenin doğrudan bir emir gibi duyulmasını önler. Burada maybe, dinleyene öneriyi değerlendirmesi için de alan bırakır. Bu ifade You need to ... yapısından daha yumuşaktır, ancak need to tavsiyeye yine de belli bir güç katar.
Alıştırma
Hangi cümlede need to ile kurulan bir öneri maybe kullanılarak yumuşatılmıştır?
- You need to check the instructions again.
- Maybe you need to check the instructions again.
- Maybe you checked the instructions again.
Cevabı göster
Maybe you need to check the instructions again.
things he can do right: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
things he can do right ifadesinde he can do right, hangi things’in kastedildiğini açıklar. Tam biçim things that he can do right şeklindedir; bütün ifade “onun doğru yapabildiği şeyler” anlamına gelir. Burada that, do fiilinin nesnesidir; bu yüzden İngilizcede, özellikle konuşmada, sık sık düşürülür. he can do right bölümünü yeni ve bağımsız bir cümle gibi okumayın; doğrudan things sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir.
Alıştırma
Hangi cümlede örnekteki gibi “isim + nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülmüş ilgi cümleciği” yapısı kullanılmıştır?
- We need a game everyone can play.
- We need a game, and everyone can play.
- We need a game that works indoors.
Cevabı göster
We need a game everyone can play.
Baby Alexander enjoys passing out the Christmas presents. Öbek fiiller
2:19Bebek Alexander Noel hediyelerini dağıtmaktan hoşlanıyor.
passing out the Christmas presents: pass out ile dağıtmak anlamı
passing out the Christmas presents ifadesinde pass out, “bir gruptaki insanlara eşyaları dağıtmak” anlamına gelir. the Christmas presents nesnesi, Alexander’ın ne dağıttığını gösterir. Pass out ayrıca “bilincini kaybetmek, bayılmak” anlamına gelebilir; ancak bu anlam burada yapıya ve duruma uymaz. Bir öbek fiilin birden fazla anlamı olduğunda doğru anlamı seçmek için nesneye ve duruma bakın.
Alıştırma
“The volunteer passed out maps to every visitor” cümlesinde pass out ne anlama gelir?
- Haritaların yanında bayılmak
- Haritaları toplamak
- Haritaları dağıtmak
Cevabı göster
Haritaları dağıtmak
This one's for Mummy: bir eşyanın kime verileceğini söylemek
This one's for Mummy cümlesinde one's, one is ifadesinin kısaltmasıdır. Burada one, o anda elde tutulan hediye veya eşyanın yerini tutar; for Mummy ise alıcının anne olduğunu belirtir. Yani bu eşya anneye verilmelidir. Hediye, yiyecek, mektup veya başka eşyalar dağıtırken her birini kimin alacağını söylemek için This one's for + person kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
Paketlerden birini Maya'ya ayırmak için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: I have two parcels. ____ Maya.
Cevabı göster
This one's for
Well done: biri başarılı olduktan sonra onu övmek
Well done!, bir kişi bir görevi tamamladıktan, doğru cevap verdikten veya bir şey başardıktan sonra kullanılan kısa bir övgü ifadesidir. Well done, Alexander cümlesinde konuşan kişi Alexander'ı doğrudan över ve isim, kime hitap edildiğini belirtir. Burada well done, kişinin iyi iş çıkardığını belirten kalıplaşmış bir karşılıktır. Yiyeceklerin “iyice pişmiş” olduğunu anlatan anlamda kullanılmamıştır.
Alıştırma
Bir arkadaşınız az önce zor bir bulmacayı çözdü. Hangi karşılık bu başarıyı en iyi şekilde över?
- Good luck!
- Never mind.
- Well done!
Cevabı göster
Well done!
Jingle bells, jingle bells, jingle all the way.
2:40Jingle bells, jingle bells, jingle all the way.
Oh, what fun it is to ride on a one-horse open sleigh.
2:44Oh, atlı kızakla gezmek ne kadar eğlenceli.
But he enjoys spending Christmas with Peppa most of all. Kalıp ifadeler
2:51Ama en çok Peppa ile Noel geçirmekten hoşlanıyor.
most of all: bir tercihi ilk sıraya koymak
Most of all, bir seçenek tercih veya önem bakımından ilk sıradaysa “her şeyden daha fazla” anlamına gelir. Burada onun en çok Peppa'yla Noel geçirmeyi sevdiğini gösterir. Cümlenin sonunda kullanıldığında en güçlü tercihi özetler. Bir seçeneği diğerlerinin önüne koyar; en büyük miktarı belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümlede most of all bir seçeneği en sevilen seçenek olarak göstermek için kullanılmıştır?
- I like all the playground games, but I enjoy tag most of all.
- I played most of the games after school.
- I mostly play tag after school.
Cevabı göster
I like all the playground games, but I enjoy tag most of all.
Now we'll always remember Alexander's first Christmas. Anlatım akışı
2:55Artık Alexander'ın ilk Noelini hep hatırlayacağız.
we'll always remember: hikâyeyi kalıcı bir anıyla bitirmek
Now we'll always remember, hikâyenin bakış açısını az önce olanlardan bu olayın gelecekte nasıl hatırlanacağına taşır. We'll, we will biçiminin kısaltmasıdır; always remember ise deneyimi sıradaki başka bir olay olarak değil, kalıcı bir anı olarak sunar. Hikâyenin sonunda böyle bir cümle olayların ilerleyişini bitirir, ana deneyime dönüp bakar ve sıcak, düşündürücü bir son yaratır. Buradaki always, anının kalıcı olacağını anlatır; hatırlamanın kaç kez gerçekleştiğini saymaz.
Alıştırma
Hangi cümle, gelecekte kalacak bir anıya bakarak hikâyeyi en iyi şekilde bitirir?
- We'll always remember the afternoon we flew our first kite.
- We'll buy more paper for the kite tomorrow.
- We're making a kite in the kitchen now.
Cevabı göster
We'll always remember the afternoon we flew our first kite.