Kalp Kırıklığının Bilimi: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Ayrılık ve dışlanmanın fiziksel acı gibi hissedilmesi ile bağ ve desteğin rolü anlatılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a broken heart — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Duygusal kaybı bedensel hasar olarak anlayın, gerçek kalp yaralanmasından ayırın ve ifadeyi reddedilme, ayrılık veya yas için kullanın. 2. fitness as a species — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: fitness sözcüğünü spor değil, türün evrimsel hayatta kalması ve üremesi olarak okuyup bir özelliğin neden sürdüğünü anlayın. 3. fit in — Phrasal Verbler: Fiziksel olarak sığmak yerine “bir gruba kabul edilmek” anlamını tanıyın; aidiyet, dışlanma, okul, iş veya sosyal destekten söz ederken kullanın.
Bu derste
From literature to plays and movies throughout the world, Anlatım akışı
0:00Dünyanın dört bir yanındaki edebî eserlerden tiyatro oyunlarına ve filmlere kadar,
From literature to plays and movies: geniş bir kapsamı çerçevelemek
From A to B kalıbı farklı ögeleri tek ve geniş bir aralık içinde toplar. Burada edebiyat, tiyatro oyunları ve filmler, hikâye anlatımının farklı biçimleri olarak aynı konu altında sunulur. Bu kalıbın cümlenin başına yerleştirilmesi, tartışmanın ne kadar geniş bir alanı kapsayacağını önceden gösterir. Throughout the world ifadesi de coğrafi kapsamı genişletir.
Alıştırma
Cümleyi From ... to ... aralık kalıbıyla tamamlayın: '____ classroom projects ____ international competitions, young inventors share ideas in many settings.'
Cevabı göster
From · to
humanity's fascination with love is just as strong as our obsession with heartbreak. Notlar
0:02insanlığın aşka duyduğu hayranlık, kalp kırıklığına olan takıntımız kadar güçlüdür.
Fascination with ile obsession with arasındaki fark
Fascination with ve obsession with, isim + edat biçimindeki eşdizimlerdir. With, kişinin dikkatini çeken şeyi belirtir; bu cümlede iki ifade love ve heartbreak sözcükleri çevresinde paralel biçimde kurulmuştur. Fascination güçlü ilgi veya çekim ifade eder. Obsession daha yoğundur ve çoğu zaman düşüncenin kontrol edilmesinin zor olduğunu ya da fazla dikkat kapladığını anlatır; bu nedenle daha az nötr duyulabilir.
Alıştırma
Maya astronomiye büyük merak duyuyorsa ancak ilgisinin sağlıksız olduğu ima edilmiyorsa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? 'Maya's ______ astronomy led her to join the science club.'
- fascination to
- obsession with
- fascination with
Cevabı göster
fascination with
just as strong as: vurgulu eşitlik karşılaştırması
Just as strong as, just as + sıfat + as biçimindeki eşitlik karşılaştırmasını kullanır. Bu cümlede insanlığın aşka duyduğu hayranlık ile kalp kırıklığına yönelik takıntının aynı güçte olduğu belirtilir. Just, derecelerin tam olarak eşleştiğini vurgular; neredeyse anlamına gelmez. Sıfat değiştirilerek just as important as veya just as difficult as örneklerinde olduğu gibi başka özellikler de karşılaştırılabilir.
Alıştırma
Cümleyi nottaki vurgulu eşitlik karşılaştırmasıyla tamamlayın: The second exam was ____ the first one.
Cevabı göster
just as difficult as
or are there real physical effects on the body and the brain?
0:11yoksa beden ve beyin üzerinde gerçekten fiziksel etkiler yaratır mı?
is ... simply ... or are there ...?: iki açıklamayla konuyu çerçevelemek
Soru, birbiriyle yarışan iki açıklama ortaya koyar: kırık bir kalp yalnızca soyut bir fikir olabilir ya da beden ve beyin üzerinde gerçek fiziksel etkiler oluşturabilir. Or seçenekleri birbirine bağlar; devrik is ...? ve are there ...? biçimleri de her birini soru olarak işaretler. Açıklayıcı içeriklerde bu tür seçenekli sorular genellikle konuyu çerçeveler ve yapılacak incelemeyi önceden gösterir. Konuşmacı sıradaki içeriği düzenlemektedir; dinleyiciden hemen bir yanıt seçmesini istemesi şart değildir.
Alıştırma
Örnekteki sorunun temel söylem işlevi nedir?
- Herhangi bir kanıt sunulmadan önce dinleyicilerden oy vermelerini istemek
- Kırık bir kalbin fiziksel etkileri olmadığını belirtmek
- Birbiriyle yarışan iki açıklamayı çerçevelemek ve tartışmanın neyi inceleyeceğini önceden göstermek
- Birbiriyle ilgisiz iki örnek vermek
Cevabı göster
Birbiriyle yarışan iki açıklamayı çerçevelemek ve tartışmanın neyi inceleyeceğini önceden göstermek
A broken heart: genellikle fiziksel hasar değil, duygusal acı
Bu cümlede a broken heart, romantik olarak reddedilme, ayrılık veya yakın bir ilişkinin kaybından kaynaklanan yoğun duygusal acıyı anlatan bir mecazdır. Normalde kalbin fiziksel olarak kırıldığı anlamına gelmez. Soru, bu mecazı beden ve beyin üzerindeki olası gerçek etkilerle bilinçli biçimde ilişkilendirir. Daha genel olarak İngilizcede duyguları ve ilişkileri anlatmak için heart içeren ifadeler sıkça kullanılır.
Alıştırma
İlişkinin bitmesinden sonraki yoğun duygusal acıyı anlatan hedef deyimle cümleyi tamamlayın: After the breakup, he was left with ____.
Cevabı göster
a broken heart
Whenever you endure physical pain such as a cut or injury,
0:14Kesik veya yaralanma gibi fiziksel bir acıya her maruz kaldığınızda,
when you feel excluded or experience the loss of a social relationship.
0:23bu, kendinizi dışlanmış hissettiğinizde ya da sosyal bir ilişkinizi kaybettiğinizde olur.
Perhaps physical pain and emotional pain aren't as different as we once thought. Dilbilgisi
0:27Belki de fiziksel acıyla duygusal acı, eskiden düşündüğümüz kadar farklı değildir.
Aren't as different as we once thought: önceki bir görüşü yeniden değerlendirmek
not as + sıfat + as yapısı, sıfatın belirttiği dereceyi ikinci as tarafından getirilen karşılaştırma ölçütünün altına yerleştirir. Burada aren't as different as we once thought, fiziksel acı ile duygusal acının insanların daha önce inandığından daha benzer olduğu anlamına gelir. Bu, iki acı türünün aynı olduğunu iddia etmek değil, eski görüşü temkinli biçimde düzeltmektir. Once, bu görüşün geçmişte benimsendiğini ve şimdi yeniden değerlendirildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümleye en uygun yorum hangisidir? Physical pain and emotional pain aren't as different as we once thought.
- Her açıdan tamamen aynıdırlar.
- İnsanlar her zaman onların benzer olduğuna inanmıştır.
- Hâlâ farklı olabilirler, ancak aralarındaki fark insanların daha önce inandığından daha küçük görünüyor.
Cevabı göster
Hâlâ farklı olabilirler, ancak aralarındaki fark insanların daha önce inandığından daha küçük görünüyor.
Think about the ways in which we describe lost love. Dilbilgisi
0:31Kaybedilen aşkı nasıl tarif ettiğimizi düşünün.
the ways in which + cümlecik
“The ways in which” isim öbeği, “bir şeyin gerçekleştiği veya yapıldığı farklı yöntemler ya da biçimler” anlamına gelir. Burada insanların kaybedilmiş aşkı anlatırken kullandığı çeşitli dil biçimlerini tanıtır. “In which”, “ways” sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır: the ways [in which we describe lost love]. Bu resmî yapı, birden fazla yöntem veya görünüm etrafında analiz düzenlerken özellikle yararlıdır. Buradaki “in”, bir şeyi belirli bir şekilde yapma fikrine bağlıdır; fiziksel bir yeri ya da soruyu ifade etmez.
Alıştırma
“Öğrencilerin atıkları azaltabileceği farklı yöntemler” anlamındaki resmî yapıyı hangi cümle doğru kullanıyor?
- The project explores in which the ways students can reduce waste.
- The project explores the ways how students can reduce waste.
- The project explores the ways in which students can reduce waste.
Cevabı göster
The project explores the ways in which students can reduce waste.
ripped my heart out: yoğun duygusal acı
“Ripped my heart out”, özellikle reddedilme, ihanete uğrama veya yakın bir ilişkinin sona ermesi nedeniyle ezici bir duygusal acıya yol açmayı anlatan canlı bir mecazdır. Duygusal yarayı, kalbin bedenden şiddetle sökülmesine benzetir. Bu bağlamda fiziksel şiddetin gerçek anlamda anlatımı değildir. Abartı, duyguyu “made me sad” ifadesinden çok daha güçlü, genellikle “broke my heart” ifadesinden de daha yoğun ve sarsıcı hâle getirir.
Alıştırma
Hangi durumda “ripped my heart out” mecazı aşırı veya gerçek anlamlı olmak yerine doğal olur?
- Acı verici bir ihanetten sonra şöyle diyor: “It ripped my heart out.”
- Bir cerrah rutin tıbbi rapora “I ripped his heart out” diye yazıyor.
- Kafede en sevdiği kurabiye tükendikten sonra şöyle diyor: “It ripped my heart out.”
Cevabı göster
Acı verici bir ihanetten sonra şöyle diyor: “It ripped my heart out.”
A slap in the face: açık bir hakaret veya reddedilme
Bu cümlede a slap in the face mecaz anlamda kullanılır. Ani ve açık bir hakaret, reddedilme ya da saygısızlık gibi hissedilen bir olayı anlatır; mutlaka fiziksel bir darbe anlamına gelmez. Burada konuşan kişi duygusal bir reddedilmeyi şahsına yönelik bir darbe olarak sunar. Bu ifade, bir şeyin yalnızca hayal kırıklığı yarattığını veya kötü haber olduğunu söylemekten daha güçlüdür; incinmiş ya da aşağılanmış hissetmeyi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi, slap sözcüğünü içeren ve açık bir kişisel hakaret anlamına gelen beş kelimelik İngilizce deyimle tamamlayın: After years of extra work, the tiny bonus felt like ____.
Cevabı göster
a slap in the face
Emotionally scarred: kalıcı duygusal zarar
Burada scarred mecaz anlamda kullanılmıştır: söz konusu yara, ciltte görünen bir iz değil, psikolojik bir yaradır. Emotionally zararın alanını belirtir; I'm sonrasındaki sıfat öbeği ise konuşan kişinin durumunu anlatır. Emotionally scarred, acı verici bir deneyimin kalıcı bir etki bıraktığını düşündürür. O anda üzgün, sıkıntılı ya da utanmış olmaktan daha güçlü ve uzun süreli bir durumu ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede “I'm emotionally scarred” en güçlü biçimde neyi ifade eder?
- Cildimde görünen bir yara izi var.
- Şu anda yalnızca kısa süreli bir hayal kırıklığı yaşıyorum.
- Bu deneyim kalıcı bir duygusal yara bıraktı.
Cevabı göster
Bu deneyim kalıcı bir duygusal yara bıraktı.
This use of physical description paints a clear relationship,
0:38Bu fiziksel ifadeler net bir bağlantıyı gözler önüne serer.
at least in language: bir iddianın kapsamını sınırlamak
Bu cümlede “at least in language”, iddiayı insanların kullandığı sözcüklerde bulunan kanıtlarla sınırlar. Örnekler, ifade düzeyinde açık bir bağlantı gösterir; ancak tek başlarına duygusal acıyla fiziksel acının her bakımdan aynı olduğunu kanıtlamaz. Burada “at least” asgari bir sayı ya da miktar belirtmez. Konuşanın güvenle destekleyebileceği en temkinli kapsamı işaret ederek kanıtı abartmadan dikkatli bir iddia kurmasını sağlar.
Alıştırma
Örnek cümlede “at least in language” ne işe yarıyor?
- Asgari örnek sayısını belirtir.
- İddiayı kullanılan sözcüklerle sınırlar.
- Duygusal ve fiziksel acının aynı olduğunu kanıtlar.
Cevabı göster
İddiayı kullanılan sözcüklerle sınırlar.
studies have shown that human beings would rather be physically hurt than feel social exclusion. Notlar
0:45araştırmalar, insanların sosyal olarak dışlanmaktansa fiziksel olarak incinmeyi tercih ettiğini gösteriyor.
studies have shown that: araştırma bulgularını sunmak
“Studies have shown that”, ardından gelen that yan tümcesini yalnızca konuşanın kişisel görüşü olarak değil, araştırmayla desteklenen bir bulgu olarak sunar. Çoğul studies sözcüğü, belirli tek bir araştırmayı adlandırmadan kanıtı genel biçimde aktarır. Present perfect biçimindeki have shown, daha önceki araştırmaları şu anda tartışılan iddiayla ilişkilendirir. Bu kalıp bir araştırma birikimini özetler; ancak yöntem veya kaynak vermez ve bulgunun her durumda geçerli olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki çoğul studies kullanan kanıt kalıbıyla aynen tamamlayın: ____ short breaks can improve concentration.
Cevabı göster
Studies have shown that
Güçlü bir tercih için would rather ... than ... kullanımı
Would rather + fiilin yalın hâli + than + fiilin yalın hâli iki seçeneği karşılaştırır ve birincisinin tercih edildiğini gösterir. Burada would rather be physically hurt than feel social exclusion, iki seçenek de rahatsız edici olsa da insanların dışlanmış hissetmek yerine fiziksel acı çekmeyi tercih ettiği anlamına gelir. Karşılaştırılan bölümlerde farklı çatılar kullanılabilir: be physically hurt edilgen, feel social exclusion ise etken yapıdadır. Yine de ikisi de would rather tarafından yönetilen, to almayan fiil öbekleri olduğu için paraleldir. İki fiilin önüne de to getirilmez.
Alıştırma
Wait ve take fiillerini kullanarak cümleyi would rather ... than ile tamamlayın: We ____ here ____ the wrong bus.
Cevabı göster
would rather wait · than take
But why would these two different experiences elicit the same feeling in our bodies? Kelime
0:50Peki bu iki farklı deneyim neden bedenimizde aynı hissi uyandırıyor?
elicit the same feeling: bir tepkiyi ortaya çıkarmak
Elicit bir tepkiyi, duyguyu veya bilgiyi ortaya çıkarmak ya da tetiklemek anlamına gelir. Bu soruda elicit the same feeling, iki deneyimin bedende aynı hissi oluşturması anlamındadır. Elicit, bir uyaranın tepkiyi ortaya çıkarmasına odaklanır. Sık kullanılan nesneler arasında response, reaction, information, laughter ve emotion bulunur.
Alıştırma
Cümleyi doğru tamamlayan sözcüğü seçin: The survey was designed to ___ honest feedback from customers.
- exclude
- illicit
- elicit
Cevabı göster
elicit
It's clear that our bodies use physical pain to prevent the risk of imminent danger. Kalıp ifadeler
0:55Bedenimizin bizi yakın bir tehlikeden korumak için fiziksel acıyı kullandığı açıktır.
Imminent danger: gerçekleşmek üzere olan bir tehdit
Bu cümlede imminent danger, çok yakında gerçekleşmesi beklenen tehlike anlamına gelir. Imminent zamana ilişkin bir uyarı katar: tehdit yaklaşmaktadır; yalnızca belirsiz bir gelecekte ortaya çıkabilecek bir ihtimal değildir. Bir uyarı veya açıklamada yakında harekete geçmek gerekebileceği vurgulanacaksa imminent danger kalıbı özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
“Gerçekleşmek üzere olan tehlike” anlamındaki iki sözcüklü resmî kalıpla cümleyi tamamlayın: The authorities said the village was in ____ after the dam cracked.
Cevabı göster
imminent danger
anything that increases our overall survival and fitness as a species is likely to persist. Notlar
1:01bir tür olarak hayatta kalma ve üreme başarımızı artıran her şeyin varlığını sürdürmesi muhtemeldir.
From an evolutionary perspective: analitik bir çerçeve
Cümlenin başındaki from an evolutionary perspective, dinleyiciye sonraki iddiayı hangi analitik bakış açısının yönlendirdiğini söyler. Sonucu sunmadan önce hayatta kalma ve uyumu ilgili ölçütler olarak çerçeveler; perspective burada fiziksel bir görüş konumu değil, bir konuyu analiz etme biçimidir. Yeniden kullanılabilen kalıp from a/an + alan sıfatı + perspective şeklindedir ve ardından virgül ile ana iddia gelir. Sıfatı değiştirmek temel iddiayı değil, bakış açısını değiştirir.
Alıştırma
Evrimi analitik bakış açısı olarak belirleyen dört sözcüklü çerçeve ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, cooperative behavior can improve a population's chances of survival.
Cevabı göster
From an evolutionary perspective
Evrimsel bağlamda fitness as a species
Bu evrimsel bağlamda fitness, özelliklerin ve popülasyonların nesiller boyunca devam etmesini sağlayacak biçimde hayatta kalma ve üremede başarılı olmak demektir. Fiziksel kondisyon veya egzersiz yeteneği anlamına gelmez. as a species ifadesi iddianın ölçeğini insan türünün tamamı olarak belirler. Konuşmacı, her bireyin güçlenmesini veya daha uzun yaşamasını değil, insanlığın genel olarak devamını ele alır. Evrimsel uyum başarısı üreme yoluyla devamlılığı da içerdiğinden, yalnızca hayatta kalmak bütün anlamı karşılamaz.
Alıştırma
Bu cümlede fitness as a species ne anlama geliyor?
- Türün her üyesinin daha uzun yaşayacağının garantisi
- Nesiller boyunca hayatta kalma ve üremedeki evrimsel başarı
- Bir bireyin kas gücü ve egzersiz düzeyi
Cevabı göster
Nesiller boyunca hayatta kalma ve üremedeki evrimsel başarı
Muhtemel sonuçlar için is likely to + fiilin yalın hâli
Be likely to + fiilin yalın hâli, bir olayı veya sonucu muhtemel fakat kesin olmayan bir şey olarak sunar. Bu cümlede özne is alır ve persist beklenen sonucu adlandıran fiilin yalın hâlidir. Bu yapı, konuşmacının sonucun kaçınılmaz olduğunu iddia etmek yerine temkinli bir tahminde bulunmasını sağlar. be özneye ve zamana göre değişirken, to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Muhtemel fakat kesin olmayan bir sonucu ifade eden hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: With regular maintenance, this machine ____ last for many years.
Cevabı göster
is likely to
The rise of relationships and social bonds between lovers and friends alike Dilbilgisi
1:06Hem sevgililer hem de arkadaşlar arasında ilişkilerin ve sosyal bağların gelişmesi,
became an important part of survival for many species.
1:10birçok tür için hayatta kalmanın önemli bir parçası hâline geldi.
lovers and friends alike: iki grubu da kapsamak
Burada lovers and friends alike, sevgililerin de arkadaşların da hiçbir grup dışarıda bırakılmadan kapsandığını belirtir. Alike, bağlanan iki isimden sonra gelir ve ifadenin her iki gruba da eşit biçimde uygulandığını vurgular. Başka durumlara aktarılabilen kalıp A and B alike biçimindedir. Bu kalıpta alike, A ile B’nin birbirine benzediği anlamına gelmez; iki kategorinin de kapsama alındığını gösterir.
Alıştırma
A and B alike kalıbını tek sözcükle tamamlayın: The new safety rules protect workers and visitors ____.
Cevabı göster
alike
You ... and I'll ...: karşılıklı bir teklif yapmak
Bu cümle karşılıklı bir düzenleme kurar: sen beni korur veya gözetirsin, ben de senin için aynısını yapacağıma söz veririm. Look out for someone, birini gözetmek veya korunmasına yardımcı olmak demektir. You ..., and I'll ... kalıbı bir eylemi karşıdaki kişiye, ona karşılık gelen eylemi de konuşana verir. Burada and yalnızca iki olguyu sıralamaz; ikinci eylemi konuşanın karşılık olarak verdiği söz şeklinde sunar. Bağlama göre bu düzenleme sıcak bir iş birliği veya daha çok bir alışveriş gibi duyulabilir.
Alıştırma
Karşılıklı bir teklif oluşturan bağlacı ve kısaltmayı yazarak cümleyi tamamlayın: You choose the route, ____ drive.
Cevabı göster
and I'll
look out for someone: karşılıklı kollama ve koruma
Bu cümlede look out for someone, birini kollamak, gerektiğinde ona yardım etmek ve çıkarlarını korumak anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; dolayısıyla bütün anlamı, look fiilinin gerçek anlamı olan bakmaktan daha fazlasıdır. Yapının tekrarlanması karşılıklı bir söz oluşturur: sen beni kolla, ben de seni kollayayım. Bu ifade genellikle tek bir eylemden çok, sürekli ilgi ve destek anlatır.
Alıştırma
“Kollamak” anlamındaki ders öbek fiiliyle sözü tamamlayın: You ____ me, and I'll do the same for you.
Cevabı göster
look out for
And just like your desire to not be burned by hot coffee again, Anlatım akışı
1:15Bir daha sıcak kahveyle yanmak istememeniz gibi,
just like A, B: karşılaştırma kurmak
Just like, bir karşılaştırmanın ilk tarafını tanıtır. Burada tekrar yanmak istememek gibi tanıdık bir deneyim, hayvanların sosyal yalnızlıktan kaçınmak istemesiyle ilgili ana düşünceyi hazırlar. Just like A, B kalıbı, B'yi anlamak için A'yı bir köprü olarak kullanıp bilgiyi düzenler. A ile B'nin her yönden aynı olduğunu değil, ilgili bir benzerliği — burada acı veren bir sonuçtan kaçınma isteğini — ifade eder.
Alıştırma
Karşılaştırmayı dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ a map, a checklist guides you through a complicated task.
Cevabı göster
Just like
The pain from both instances increases our chance of survival by avoiding less desirable outcomes.
1:21Her iki durumda da acı, istenmeyen sonuçlardan kaçınmamızı sağlayarak hayatta kalma şansımızı artırır.
You're more likely to survive and reproduce Dilbilgisi
1:27Hayatta kalma ve üreme olasılığınız daha yüksektir,
Karşılaştırmalı olasılık için more likely to + fiil
Be more likely to + fiilin yalın hâli, bir sonucun bir koşul altında başka bir koşula göre daha yüksek olasılığa sahip olduğunu belirtir; sonucun kesin olduğu anlamına gelmez. Burada hayatta kalma ve üreme, yalnız olmadığınızda yalnız olduğunuz duruma göre daha olası olarak sunulur. Karşılaştırmanın açık bir than ifadesi içermesi her zaman gerekmez. Bu cümlede olduğu gibi, if yan cümlesi karşılaştırılan koşulları sağlayabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi, dersteki “daha yüksek bir olasılığa sahip olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: With a map, hikers are ____ avoid getting lost.
Cevabı göster
more likely to
This can be seen in studies of primates who,
1:31Bunu primatlar üzerinde yapılan araştırmalarda görebiliriz.
experienced an increase in the hormone cortisol Kalıp ifadeler
1:34kortizol hormonu düzeyleri yükselmiş,
an increase in ... ve a decrease in ... paralel yapısı
An increase in + isim ve a decrease in + isim, paralel iki isim öbeğidir. in edatı değişen ölçümü, düzeyi, miktarı veya başka bir unsuru tanıtır. Burada kortizol artarken norepinefrin azalır. and bağlacının iki yanında aynı kalıbın kullanılması, zıt yönlü değişimleri karşılaştırmayı kolaylaştırır: an increase in X and a decrease in Y. Bu kalıp, her değişimi ayrı bir yan cümleye dönüştürmeden veri bildirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Değişen şeyleri belirtmek için paralel isim kalıplarını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The report showed an increase in online sales and a decrease in store visits.
- The report showed an increase of online sales and a decrease of store visits.
- The report showed an increase in online sales and a decrease of store visits.
Cevabı göster
The report showed an increase in online sales and a decrease in store visits.
when separated from loved ones: kısaltılmış edilgen when yan cümlesi
When separated from loved ones, edilgen bir zaman yan cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Bu cümlede when the primates were separated from loved ones biçiminde açılabilir: özne zaten belli olduğu için the primates öznesi ve be biçimi çıkarılmıştır. Anlaşılan özne primates sözcüğüdür ve ayrılma eylemine maruz kalanlar onlardır. Loved ones, onları kimin ayırdığını değil, kimlerden ayrı kaldıklarını gösterir. Daha genel olarak when + geçmiş zaman ortacı, öznesi bağlamdan anlaşılabildiğinde zaman veya koşul arka planını kısa biçimde verebilir.
Alıştırma
'when the samples are chilled' İngilizce yan cümlesini kısaltarak cümleyi tamamlayın: ____, the samples become easier to preserve.
Cevabı göster
When chilled
Sonuç yan cümlesi olarak causing a major stress response
Virgül + causing yapısı, -ing biçiminde bir sonuç yan cümlesidir. Önceki durumun tamamının sonucunu sunar: kortizoldeki artış ile norepinefrindeki azalma birlikte büyük bir stres tepkisine yol açar. Causing, experienced ile paralel ikinci bir çekimli fiil değildir. Ayrıca kasıtlı bir eylem anlamına gelmez; bildirilen bir olayı sonucuna kısa ve sıkı bir biçimde bağlar.
Alıştırma
Cümleyi cause fiilinin sonucu belirten -ing biçimiyle tamamlayın: The server overheated, ____ a brief shutdown.
Cevabı göster
causing
contributes to: bir sonucun arkasındaki etkenlerden biri
Bu cümlede contributes to, depresyon, kaygı ve ağlamanın ortaya çıkmasına katkı sağlamak anlamındadır. Olumlu bir katkıyı belirtmez; sonuç zararlı olabilir. Kalıp contribute to + isim veya -ing biçimidir. Genellikle bir şeyi çeşitli etkenlerden biri olarak gösterdiği için, sonuca doğrudan neden olduğunu söylemekten daha temkinli bir nedensellik ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade contribute to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: A lack of sleep often ____ poor concentration, along with stress and dehydration.
Cevabı göster
contributes to
or isolation can trigger a similar reaction, Kalıp ifadeler
1:47ya da sosyal izolasyon benzer bir tepkiyi tetikleyerek
trigger a similar reaction: benzer bir tepkiyi tetiklemek
Burada trigger, “bir şeyin başlamasına veya meydana gelmesine neden olmak” anlamında bir fiildir. a similar reaction nesnesi başlayan tepkiyi adlandırır: ayrılık, yas veya yalnız kalma, daha önce söz edilen türde bir stres tepkisini tetikleyebilir. trigger + a/an + reaction/response yapısı, bir olayın duygusal, fiziksel, teknik veya toplumsal bir tepki için doğrudan uyarıcı olduğu durumlarda kullanışlıdır. Tepkinin tek temel nedenini değil, başlamasını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi “bir tepkinin başlamasına neden olmak” anlamındaki hedef eşdizimle tamamlayın: The notification sound can ____ even when no danger is present.
Cevabı göster
trigger a reaction
a loved one: yakın biri için nötr bir ifade
A loved one, kişinin sevdiği veya derinden değer verdiği bir insan demektir. One burada bir insanın yerini tuttuğu için ifade bir partneri, aile üyesini veya başka çok yakın bir kişiyi anlatabilir. Bu cümlede loss of a loved one, ilişkinin ne olduğunu özellikle belirtmez. Tam ilişkiyi veya kaybın türünü açıklamadan acı veren bir kayıptan söz etmenin nötr ve kapsayıcı bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle, ilişkinin türünü belirtmeden derinden yakın olunan herkesi en iyi biçimde kapsar?
- The clinic offers support to patients and their relatives.
- The clinic offers support to patients and their loved ones.
- The clinic offers support to patients and their lovers.
Cevabı göster
The clinic offers support to patients and their loved ones.
alleviate this pain: bu acıyı hafifletmek
Alleviate this pain, bu acıyı daha az yoğun veya katlanılması daha kolay hâle getirmek demektir. Burada this pain hem ayrılığın yarattığı duygusal acıyı hem de tartışılan fiziksel acıya benzer hissi ifade eder. Alleviate fiilinin ardından doğrudan azaltılan sorun veya belirti gelir: alleviate pain, symptoms, pressure veya hardship. Kısmi bir azalmayı anlatır; tek başına iyileştirmek, ortadan kaldırmak veya tamamen gidermek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “rahatsızlığı daha az şiddetli hâle getirmek” anlamındaki hedef eşdizimle tamamlayın: After the procedure, the medication should ____ within an hour.
Cevabı göster
alleviate the pain
Band-Aids or creams are meant for physical wounds. Notlar
1:55Band-Aid yara bantları veya kremler fiziksel yaralar içindir.
Açık bir neden sunan After all,
Burada After all, konuşanın açık veya dinleyicinin zaten kabul edebileceği bir neden olarak gördüğü düşünceyi sunar. Sıradan yara bakım ürünleri fiziksel yaralanmalar için tasarlanmıştır; bu yüzden duygusal acıyı doğrudan gideremezler. Cümlenin başındaki After all, önceki düşünceye dönerek açıklamayı ilerletir. Zaman sıralamasındaki 'sonunda' veya 'her şeyden sonra' anlamına gelmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bu dersteki neden bildiren ifadeyle tamamlayın: We should take an umbrella. ____, the forecast says it will rain.
Cevabı göster
After all
Amerikan İngilizcesinde günlük genel ad olarak Band-Aids
Band-Aid tescilli bir marka adıdır; ancak günlük Amerikan İngilizcesinde küçük yapışkan yara bantları için sıkça genel bir ad gibi kullanılır. Çoğul Band-Aids bu nesneleri belirtir, özel bir tedaviyi değil. Bu cümlede Band-Aids, fiziksel yaralar için kullanılan ürünler olarak creams ile birlikte anılır. Gerekli temel bilgi, Amerikalıların daha nötr İngilizcede adhesive bandage denilen ürüne Band-Aid diyebilmesidir.
Alıştırma
Günlük Amerikan İngilizcesinde bu cümledeki Band-Aids ne anlama gelir? We keep Band-Aids in the first-aid kit.
- Küçük yapışkan yara bantları
- Hastane dikişleri
- İlaçlı cilt kremleri
Cevabı göster
Küçük yapışkan yara bantları
are meant for + amaçlanan kullanım veya hedef kitle
Are meant for, bir şeyin amaçlanan kullanımını, hedef kitlesini veya uygun olduğu alanı belirtir. Burada yara bantları ve kremlerin fiziksel yaralar için olduğu söylenir; kader veya alın yazısı anlamı taşımaz. Kalıp be meant for + isim veya isim öbeğidir. be biçimi özneyle uyum sağlar: is meant for, are meant for vb.
Alıştırma
Cümleyi be meant for ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: These safety glasses ____ laboratory work.
Cevabı göster
are meant for
Studies have shown that high levels of social support are related to lower levels of pain, Kalıp ifadeler
1:58Araştırmalar, yüksek düzeyde sosyal desteğin daha düşük acı düzeyleriyle ilişkili olduğunu,
are related to: nedensellik olmadan ilişki
Are related to, ölçülen iki olgu arasında bir ilişki bulunduğunu belirtir. Burada daha yüksek sosyal destek, daha düşük ağrı düzeyleriyle birlikte görülür. Bu ifade, bir etkenin diğerine neden olduğunu söylemez. Kalıp be related to + isim veya isim öbeğidir ve nedensellik kanıtlanmadığında bir bağlantıyı temkinli biçimde bildirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir çalışma, daha uzun ekran süresiyle daha kısa uyku arasında ilişki buluyor ancak nedenselliği kanıtlamıyor. Hangi cümle bulguyu doğru biçimde bildirir?
- Shorter sleep is caused by higher screen time.
- Higher screen time is unrelated to shorter sleep.
- Higher screen time is related to shorter sleep.
Cevabı göster
Higher screen time is related to shorter sleep.
whereas socially alienated individuals show poor adjustment. Notlar
2:02sosyal çevresinden kopmuş kişilerin ise uyum sağlamakta zorlandığını gösteriyor.
Resmî yan cümle karşıtlığı için whereas
Bu cümlede whereas ikinci tam yan cümleyi getirir ve onu birinciyle karşılaştırır: yüksek sosyal destek daha az ağrıyla, sosyal yabancılaşma ise zayıf uyumla ilişkilidir. Böylece iki bulgu tek bir cümlede yer alır ve ikinci bulgu dilbilgisel olarak birinciyle eşit ağırlık kazanır. Resmî açıklayıcı ve akademik yazıda whereas, okuyucuya iki yan cümleyi zaman içindeki bir sıra olarak değil, karşılaştırmalı olarak okuması gerektiğini açıkça gösterir. Yaygın kalıp clause + whereas + clause biçimindedir.
Alıştırma
Bu cümlede yan cümleler arasındaki resmî karşıtlığı en iyi koruyan seçenek hangisidir? The northern office exceeded its target, ___ the southern office fell short.
- during
- whereas
- therefore
- because
Cevabı göster
whereas
Sosyal aidiyetten kopukluk anlamında socially alienated
Socially alienated, başka insanlardan, gruplardan veya sosyal yaşamdan koptuğunu hisseden ya da bunlardan uzaklaşmış birini tanımlar. Socially kopukluğun alanını belirtir; alienated ise individuals sözcüğünü niteleyen bir sıfat görevi görür. Bu ifade, fiziksel olarak yalnız olmaktan daha belirgindir: bir kişinin çevresinde başkaları olsa bile kendisini socially alienated hissedebilir. Psikoloji veya sosyal araştırmalarda ifade, gerçek anlamda fiziksel mesafe yerine aidiyetin, katılımın veya ilişkilerin zayıflamasına işaret eder.
Alıştırma
Hangi cümlede socially alienated doğru kullanılmıştır?
- Maya is socially alienated because she is working alone for one hour.
- Maya feels socially alienated even though she attends every meeting, because she no longer feels that she belongs.
- Maya is socially alienated because her train arrived late.
- Maya is socially alienated because she prefers tea to coffee.
Cevabı göster
Maya feels socially alienated even though she attends every meeting, because she no longer feels that she belongs.
surround yourself with friends and family, Kalıp ifadeler
2:08arkadaşlarınız ve ailenizle birlikte olun,
surround yourself with: etrafını … ile sarmak
Surround yourself with people, bu insanları bilinçli olarak hayatının ve destek çevrenin düzenli bir parçası hâline getirmek demektir. İnsanların fiziksel olarak çevrende dizilmesi gerekmez. Bu dönüşlü yapıda özne ile eylemden etkilenen kişi aynıdır: you surround yourself with friends and family. yourself korunmalıdır; bu anlamda surround with friends and family yapısı eksik kalır.
Alıştırma
Tavsiyeyi hedef dönüşlü ifadeyle tamamla: To build a strong support network, ____ people who respect you.
Cevabı göster
surround yourself with
as difficult as it may seem: ne kadar zor görünse de
Bu cümlede as difficult as it may seem, “bunu yapmak zor görünebilse de” anlamına gelen ödünleyici bir ek yorumdur. Dinleyicinin muhtemel tepkisini kabul eder ancak tavsiyeyi geri çekmez. as + sıfat + as + özne + may seem kalıbı bir tavsiye ya da iddiadan önce veya sonra gelebilir. Buradaki may, dinleyicinin zorluk algısına yer verir; tavsiyenin hâlâ geçerli olup olmadığı konusunda belirsizlik ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede as difficult as it may seem, “zor görünebilse de” anlamında ödünleyici olarak kullanılmıştır?
- The climb is exactly as difficult as it may seem from below.
- Ask for help because it may seem difficult.
- Ask for help, as difficult as it may seem.
Cevabı göster
Ask for help, as difficult as it may seem.
Bir destek sözü olarak “be there”
Bu cümlede “be there”, acı çeken birine duygusal açıdan destek vermeye hazır olmak; onu dinlemek, iletişimi sürdürmek veya gerektiğinde yardım etmek anlamına gelir. Yalnızca fiziksel olarak aynı yerde bulunmakla sınırlı değildir. Desteğin tam olarak ne şekilde olacağı açık bırakılır ve bağlamdan anlaşılır. Bu nedenle ifade, belirli bir eylem belirtmeden güvenilir bir ilgi ve destek sözü verebilir.
Alıştırma
Cümleyi “güvenilir duygusal destek sunmak” anlamındaki iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: When Maya heard about the breakup, she promised to ____ for her friend.
Cevabı göster
be there
Konuşma dilindeki konu çerçevesi “us humans, we all”
“Us humans” sola taşınmış bir konudur: ana cümleden önce hakkında konuşulacak grubu tanıtır. “Want” fiilinin dilbilgisel öznesi “we” zamiridir; dolayısıyla baştaki “us” cümlenin öznesi olarak görev yapmaz. Konuşanlar, bir grubu önce ön plana çıkarıp ardından o grup hakkında yorum yapmak için bu konu-artı-zamir yapısını kullanır. Buradaki tekrar, bir yere ait olma isteğinin genel olarak tüm insanlar tarafından paylaşıldığını vurgular.
Alıştırma
Us humans, we all just want to fit in somewhere. cümlesinde “want” fiilinin dilbilgisel öznesi hangi zamirdir?
- humans
- us
- we
Cevabı göster
we
fit in: bir grup tarafından kabul edilmek
Bu cümlede fit in, bir grubun parçası olarak kabul edilmek ve oraya ait olduğunu hissetmek anlamına gelir. Somewhere, bu aidiyet duygusunun mümkün olduğu herhangi bir topluluğu veya ortamı genel olarak ifade eder. Burada geçişsiz öbek fiil fit in sosyal anlamıyla kullanılmıştır; fiziksel olarak bir alanın içine sığma anlamında değildir. Bu kullanım okul, iş, kulüp ve diğer sosyal gruplara uygulanabilir.
Alıştırma
'Bir grubun parçası olarak kabul edilmek' anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: At my new school, I joined a club because I wanted to ____.
Cevabı göster
fit in
is supported by: sponsorluk açıklaması
Bu kapanış jeneriği bağlamında is supported by, bölüm için para veya kaynak sağlayan kuruluşu tanıtır. Edilgen yapı bölümü ön plana çıkarır ve sponsoru by sözcüğünden sonra verir. Support başka bağlamlarda duygusal ya da pratik yardımı anlatabilse de ardından gelen tanıtım, bunun ticari bir sponsorluk açıklaması olduğunu gösterir ve sponsorla ilgili içeriğe geçişi belirtir.
Alıştırma
Standart edilgen sponsorluk açıklamasını dersteki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This podcast ____ Northstar Audio.
Cevabı göster
is supported by
with over 150,000 downloadable titles across all types of literature.
2:24ve her tür edebiyattan indirilebilir 150.000'den fazla eser sunar.
If you'd like to learn more about the brain, Ton ve niyet
2:28Beyin hakkında daha fazla şey öğrenmek isterseniz,
I recommend the book Thinking Fast and Slow by Daniel Kahneman.
2:30Daniel Kahneman'ın Hızlı ve Yavaş Düşünme kitabını öneririm.
Daha fazla bilgi edinmek isterseniz... öneririm...
“If you'd like to learn more about ...”, daha fazla öğrenmeyi dinleyicinin seçimine bırakır. Would like burada isteği nazikçe ifade eder; if, konuşmacının dinleyicinin hayır demesini beklediği anlamına gelmez. Ardından “I recommend ...” belirli bir kaynak sunar. İki bölüm birlikte nazik bir öneri kalıbı oluşturur: önce ilginin isteğe bağlı olduğu kabul edilir, ardından somut bir sonraki adım sunulur. Önerilen şey the book gibi bir isimse recommend bu ismi doğrudan nesne olarak alır.
Alıştırma
Bu notta öğretilen ifadeleri aynen kullanarak nazik öneriyi tamamlayın: '____ sleep science, ____ Why We Sleep by Matthew Walker.'
Cevabı göster
If you'd like to learn more about · I recommend
or another of your choice for free at audible.com/asap.
2:34veya seçtiğiniz başka bir sesli kitabı audible.com/asap adresinden ücretsiz indirebilirsiniz.
Special thanks to Audible for making these videos possible
2:38Bu videoların hazırlanmasını mümkün kıldığı
and for offering you a free audiobook at audible.com/asap.
2:41ve audible.com/asap adresinde size ücretsiz bir sesli kitap sunduğu için Audible'a özellikle teşekkür ederiz.