Üretkenliğin Bilimi: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video; işe başlama, odaklı çalışma, son tarih, ilerleme kaydı ve çoklu görevden kaçınma araştırmalarını pratik üretkenlik önerilerine dönüştürüyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. instead of downloading - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: instead of + -ing ile bir eylemi reddedip daha iyi seçenek sunmayı ve paralel biçimleri korumayı öğrenin. 2. as opposed to - Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: gerçekçi değerlendirmeyi hatalı varsayımdan ayırmak için bu karşıtlığı kullanın. 3. hit the ground running - Deyimler ve mecazlı ifadeler: hazır bir planla hemen ve etkili başlamak anlamını, gerçek koşudan farkını ve iş, eğitim veya proje başlangıcında kullanımını kavrayın.
Bu derste
In a world that seems busier by the day, Kalıp ifadeler
0:00Her geçen gün daha da yoğunlaşan bir dünyada,
Sürekli bir artışı anlatan by the day
Burada by the day, “her geçen gün giderek daha fazla” anlamına gelir. Busier karşılaştırma biçimiyle birlikte sürekli bir eğilim gösterir: Dünya yalnızca ayrı ayrı günlerde yoğun değildir; giderek daha yoğun görünmektedir. Bu yapı, getting stronger by the day örneğinde olduğu gibi genellikle bir karşılaştırma biçiminden veya değişim bildiren bir fiilden sonra gelir.
Alıştırma
Cümleyi “her geçen gün giderek daha fazla” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The situation is becoming more urgent ____.
Cevabı göster
by the day
Birçok insanın aklını meşgul eden be on the minds of many
To be on someone's mind, bir şeyin o kişinin düşüncelerini veya dikkatini sürekli meşgul etmesi anlamına gelir. Bu nedenle on the minds of many, üretkenliğin birçok insanın tekrar tekrar düşündüğü ya da endişelendiği bir konu olduğunu belirtir. Burada çok sayıda insandan oluşan bir gruptan söz edildiği için deyimde çoğul minds kullanılır; many tek başına zamir olarak kullanılmıştır ve many people anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “birçok insanın dikkatini meşgul eden” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Rising food prices are ____.
Cevabı göster
on the minds of many
But instead of downloading the latest time management app Dilbilgisi
0:05Ancak en yeni zaman yönetimi uygulamasını indirmek
or forcing yourself to stay at work for hours on end, Deyimler
0:07ya da kendinizi saatler boyunca iş yerinde kalmaya zorlamak yerine,
instead of + fiil-ing yapısı
instead of downloading ifadesinde instead of, yapılacak eylem olarak downloading'i eler ve ardından gelecek bir alternatife zemin hazırlar. Devamındaki eş görevli or forcing ifadesi de instead of'a bağlıdır. Of bir ilgeçtir; bu nedenle ardından gelen eylem normalde -ing biçimini alır: instead of + fiil-ing. Bu yapıda to yoktur.
Alıştırma
Cümleyi instead of ve use fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Instead ____ the same password everywhere, use a password manager.
Cevabı göster
of using
for hours on end: uzun ve kesintisiz bir süre
Burada for hours on end, saatler boyunca kesintisiz veya neredeyse hiç ara vermeden demektir. On end, for hours ifadesini güçlendirerek sürenin olağanüstü uzun ve çoğu zaman yorucu ya da bunaltıcı hissedilmesini sağlar. Bu deyimde on end, mekânsal veya sözcüğü sözcüğüne bir anlam taşımaz. Konuşan kişi kesintisiz süreyi vurgulamak istediğinde aynı kalıp days, weeks veya months gibi çoğul zaman birimleriyle de sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, neredeyse kesintisiz bir süreyi vurgulayan iki sözcüklü deyim sonuyla tamamlayın: During the power outage, the backup alarm beeped for hours ____.
Cevabı göster
on end
how can we use science to crack open the potential of our minds? Deyimler
0:10zihnimizin potansiyelini ortaya çıkarmak için bilimden nasıl yararlanabiliriz?
crack open the potential: canlı bir mecaz
Crack open normalde katı bir şeyi kırmayı veya açmayı anlatır. Burada soyut bir isim olan potential ile mecaz anlamda kullanılır: bilim, bir engeli kırarak zihnimizdeki henüz kullanılmamış yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlayan bir güç gibi gösterilir. Bu, yaygın ve kalıplaşmış bir sözcük birlikteliği değil, yaratıcı bir imgedir. Bir eylem fiili soyut bir isimle bu şekilde kullanıldığında yalnızca fiziksel sözlük anlamına değil, fiilin oluşturduğu görüntüye odaklanın.
Alıştırma
Bu cümlede crack open the potential of our minds neyi ifade ediyor?
- Beynin bir bölümünü fiziksel olarak kırıp açmak.
- Sınırları aşarak henüz kullanılmamış zihinsel yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlamak.
- Zihnin yeteneklerini değiştirmeden onu ölçmek.
Cevabı göster
Sınırları aşarak henüz kullanılmamış zihinsel yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlamak.
The first thing to come to terms with is that your willpower is simply not enough. Deyimler
0:16Öncelikle, iradenizin tek başına yeterli olmadığını kabul etmelisiniz.
come to terms with: zor bir gerçeği kabullenmek
Come to terms with something, zor, hayal kırıklığı yaratan veya değiştirilmesi imkânsız bir gerçeği ya da durumu zamanla kabullenmek demektir. Yalnızca sözlü olarak kabul etmeyi değil, zihinsel veya duygusal bir uyum sürecini anlatır. Bu cümlede the first thing to come to terms with, kabul edilmesi gereken ilk zor gerçek anlamına gelir; that ile başlayan yan cümle de bu gerçeği açıklar: irade tek başına yeterli değildir. Başka cümlelerde come to terms with ifadesinden sonra isim, -ing biçimi veya the fact that ile başlayan bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Zor bir değişikliği zamanla kabullenmek anlamındaki dört sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: It took Mia time to ____ the move to a new city.
Cevabı göster
come to terms with
some studies suggest that willpower is an exhaustible source that can be entirely used up. Öbek fiiller
0:20bazı araştırmalar iradenin tamamen tükenebilen sınırlı bir kaynak olduğunu öne sürüyor.
used up: bir kaynağı tamamen tüketmek
Used up, “tamamen tüketilmiş ve geriye hiçbir şey kalmamış” demektir. up parçacığı use fiiline sonuna kadar tüketme anlamı katar; bu yüzden ifade yalnızca use demekten daha güçlüdür. Burada tüketilen şey willpower olduğundan can be entirely used up edilgen yapısı kullanılır. Aynı etken ve edilgen yapılar başka sınırlı kaynaklarla da kullanılabilir: use up the ink veya the ink is used up.
Alıştırma
Cümleyi “tamamen tüketilmiş” anlamındaki öbeksi fiille tamamlayın: After we printed the posters, all the blue ink had been ____.
Cevabı göster
used up
ego depletion: öz denetimin zayıflamasını anlatan psikoloji terimi
Ego depletion, öz denetim kullanıldıktan sonra daha sonraki bir görev için daha az öz denetim kalabileceği düşüncesini anlatan bir psikoloji terimidir. Buradaki ego, kişinin kendisini denetlemesinde rol alan zihinsel süreçleri ifade eder; gurur veya kişinin kendisi hakkında abartılı bir görüşe sahip olması anlamına gelmez. Bu cümlede known as, düşünceye teknik adını verir. Önceki iddia araştırmaların öne sürdüğü bir görüş olduğundan ego depletion burada sorgulanamaz bir gerçek değil, sunulan bir araştırma kavramı olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Bu psikoloji bağlamında ego depletion ile hangi açıklama eşleşir?
- Yalnızca egzersizin neden olduğu fiziksel yorgunluk
- Başkaları size hayran olduğu için hissedilen gurur
- Önceki zihinsel çabadan sonra öz denetimin zayıflayabileceği düşüncesi
Cevabı göster
Önceki zihinsel çabadan sonra öz denetimin zayıflayabileceği düşüncesi
So instead of convincing yourself to simply try harder,
0:28Bu yüzden kendinizi yalnızca daha çok çabalamaya ikna etmek yerine,
but studies have shown starting a project to be the biggest barrier to productivity. Dilbilgisi
0:36ancak araştırmalar, bir projeye başlamanın üretkenliğin önündeki en büyük engel olduğunu gösteriyor.
shown starting a project to be: show + nesne + to be yapısı
show + object + to be + complement yapısında nesne, kanıtların belirli bir kimliğe veya niteliğe sahip olduğunu ortaya koyduğu kişi, şey ya da fikirdir. Bu cümlede studies özne, starting a project shown fiilinin nesnesi ve the biggest barrier to productivity de to be sonrasındaki tümleçtir. to be mastarı amaç bildirmez. starting a project ifadesini araştırmaların ulaştığı sonuca bağlayarak cümleye, araştırmaların bir projeye başlamanın en büyük engel olduğunu ortaya koyduğu yönünde resmî bir anlam verir.
Alıştırma
Cümleyi resmî show + object + to be yapısıyla tamamlayın: The audit ____ the old process ____ too expensive.
Cevabı göster
showed · to be
our brain visualizes the hardest parts to come
0:41beynimiz ileride karşılaşacağımız en zor kısımları canlandırır
and instead tries to simulate real work by focusing on small mindless tasks.
0:43ve bunun yerine küçük, düşünmeyi gerektirmeyen işlere odaklanarak gerçekten çalışıyormuş gibi yapmaya çalışır.
which compels humans to finish a task that they've already started. Dilbilgisi
0:52ve bu mekanizma, insanları başladıkları işi bitirmeye zorlar.
Zeigarnik etkisi: tamamlanmamış işlerin zihinsel çekimi
Zeigarnik etkisi, tamamlanmamış veya yarıda kesilmiş bir işin zihinde etkin kalması ve tamamlanmış bir işe göre dikkate daha kolay geri dönmesi eğilimidir. Bu cümlede ardından gelen ilgi cümleciği pratik bir açıklama sunar: İnsanlar bir işe başladıktan sonra işin çözüme ulaşmamış durumu, onu bitirme baskısı yaratabilir. Bu terim yalnızca erteleme veya güçlü irade anlamına gelmez. Yarım kalan bir şeyle ilişkili bilişsel gerilimi adlandırır ve başlamanın devam etme olasılığını artırabileceği fikrini destekler.
Alıştırma
Hangi durum Zeigarnik etkisini en iyi şekilde gösterir?
- Tamamlanmamış bir rapor, siz onu bitirene kadar tekrar tekrar aklınıza gelir.
- Tamamlanmış bir raporu, onu hiçbir zaman önemsemediğiniz için unutursunuz.
- Sırf yazmayı sevmediğiniz için her raporu ertelersiniz.
Cevabı göster
Tamamlanmamış bir rapor, siz onu bitirene kadar tekrar tekrar aklınıza gelir.
compels humans to finish: compel someone to do something kalıbı
Bu cümlede compels humans to finish, “insanları tamamlamaya güçlü biçimde itiyor” anlamına gelir. Dil bilgisi kalıbı compel + kişi veya grup + to mastarıdır: compels + humans + to finish. Özne bir kişi, yetkili makam, kural, durum veya buradaki gibi psikolojik bir etki olabilir. Compel, sonucu yalnızca önerilmiş bir eylem olarak değil, güçlü baskı veya zorunlulukla ortaya çıkan bir eylem olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi compel fiilinin doğru geçmiş zaman biçimi ve gerekli mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: The evacuation order ____ the residents ____ leave immediately.
Cevabı göster
compelled · to
The Zeigarnik effect shows that when we don't finish a task,
0:55Zeigarnik etkisi, bir işi bitirmediğimizde
we experience discomfort and intrusive thoughts about it.
0:58rahatsızlık duyduğumuzu ve o işle ilgili düşüncelerin zihnimize durmadan dolduğunu gösterir.
when we look at some of the most elite musicians in the world,
1:05dünyanın en seçkin müzisyenlerinden bazılarına baktığımızda,
we find that they aren't necessarily practicing more, Dilbilgisi
1:07mutlaka daha fazla pratik yapmadıklarını,
aren't necessarily ... but instead ...: temkinli bir düzeltme
Aren't necessarily practicing more, seçkin müzisyenlerin daha fazla miktarda çalıştığı iddiasını sınırlar: iddianın her zaman veya otomatik olarak doğru olmadığını söyler, tamamen yanlış olduğunu değil. But instead more deliberately, dikkati miktardan yönteme yöneltir. Tekrarlanan practicing sözcüğü atılmıştır: “but instead [practicing] more deliberately”. not necessarily X, but instead Y kalıbı önce varsayılan bir açıklamayı zayıflatır, ardından daha ilgili karşıt noktayı belirtir.
Alıştırma
Temkinli düzeltmeyi necessarily ve instead ile tamamlayın: Her presentation wasn't ____ longer, but ____ better organized.
Cevabı göster
necessarily · instead
This is because they spend more time focused on the hardest task
1:12Bunun nedeni, en zor işe odaklanarak daha fazla zaman geçirmeleri
they have periods of intense work followed by breaks. Dilbilgisi
1:20yoğun çalışma dönemlerinin ardından molalar verirler.
Diluting their effort: çabayı gereğinden fazla dağıtmak
Bu cümlede diluting their effort bir mecazdır: kullanılabilir çaba, bütün güne yayıldığında gücü azalan yoğun bir madde gibi ele alınır. Çabayı her dönemin yoğunluğunu düşürecek kadar geniş bir alana veya uzun bir zamana dağıtmak anlamına gelir. Bu ifade, işi daha az önemsediklerini veya daha düşük kaliteli iş ürettiklerini söylemez. Aynı sınırlı enerjinin nasıl dağıtıldığına odaklanır; yoğun çalışma dönemleri ile molaların karşıtlığı da bu anlamı belirginleştirir.
Alıştırma
Küçük bir ekip aynı anda yirmi projeyi desteklediği için hiçbir proje sürekli ilgi görmüyor. “They are diluting their effort” ne anlama gelir?
- Yoğun çalışma dönemlerinden sonra kısa molalar veriyorlar.
- İşlerinin kalitesini kasıtlı olarak düşürüyorlar.
- Sınırlı çabalarını etkisi zayıflayacak kadar geniş bir alana yayıyorlar.
Cevabı göster
Sınırlı çabalarını etkisi zayıflayacak kadar geniş bir alana yayıyorlar.
Followed by: sırada neyin geldiğini göstermek
periods of intense work followed by breaks ifadesinde followed by, isim öbeğinden sonra gelen kısaltılmış bir edilgen yapıdır. periods of intense work that are followed by breaks ile aynı temel yapıya sahiptir. Bu yapı bir sıralama gösterir: molalar her çalışma döneminden sonra gelir. Work, breaks'i etkin biçimde takip etmez; edilgen biçim önce ilk olayı sunar, ardından sırada ne olduğunu belirtir.
Alıştırma
Programı kısa edilgen sıralama ifadesiyle tamamlayın: The workshop starts with a demonstration, ____ guided practice.
Cevabı göster
followed by
they rely on habit and disciplined scheduling.
1:25alışkanlıklarına ve disiplinli bir programa güvenirler.
Studies have found that the most elite violinists in the world
1:27Araştırmalar, dünyanın en seçkin kemancılarının
generally follow a 90-minute work regime with a 15-to-20-minute break afterwards.
1:30genellikle 90 dakika çalışıp ardından 15 ila 20 dakika mola verdiğini ortaya koyuyor.
Instead of trying to maintain energy throughout the entire day,
1:35Enerjiyi gün boyunca korumaya çalışmak yerine,
breaking it down into sessions with planned relaxation is most effective. Öbek fiiller
1:38işi planlı dinlenme araları içeren oturumlara bölmek en etkili yöntemdir.
Onu daha küçük zaman dilimlerine ayırmak
Burada breaking it down, bütün günün programını daha küçük ve yönetilebilir zaman dilimlerine ayırmak demektir. it zamiri, tek bir zaman bloğu olarak düşünülen günü ifade eder. Bu anlamda break something down, nesnesi ayrılabilen geçişli bir öbek fiildir. İsimle break the schedule down veya break down the schedule denebilir; zamir ise fiil ile parçacığın arasına gelmelidir: break it down. Kalıbın ardından genellikle bölümleri gösteren into + parçalar veya sınıflandırmayı gösteren by + kategori gelir.
Alıştırma
Dersteki öbek fiille cümleyi tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: The project feels overwhelming, so let's ____ into four smaller tasks.
Cevabı göster
break it down
But how can you develop the discipline to follow this routine?
1:42Peki bu rutini sürdürecek disiplini nasıl geliştirebilirsiniz?
One key component is giving yourself a deadline. Kalıp ifadeler
1:45Temel unsurlardan biri, kendinize bir son tarih belirlemektir.
Kendine bir son teslim tarihi koymak
Giving yourself a deadline, kendi görevini tamamlaman gereken son zamanı bilinçli olarak seçmek demektir. Yourself, işi yapan kişinin zaman sınırını da kendisine koyduğunu gösterir; deadline programdaki herhangi bir tarih değil, nihai sınırdır. One key component is giving yourself a deadline cümlesinde -ing yan cümlesi giving yourself a deadline, temel unsurun ne olduğunu açıklar. Yeniden kullanılabilir kalıp give + dönüşlülük zamiri + a deadline biçimindedir. Görevi belirtmek için to + fiil, son sınırı belirtmek için by + zaman eklenebilir: give yourself a deadline to finish by Friday.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: To keep the task from dragging on, Mia decided to ____: she would submit it by Friday.
Cevabı göster
give herself a deadline
and you'll be much more likely to complete your task. Dilbilgisi
1:50böylece görevinizi tamamlama olasılığınız çok daha yüksek olur.
much more likely to + fiil: olasılığın belirgin biçimde artması
be much more likely to + fiilin yalın hâli, bir koşulun bir eylemin gerçekleşme olasılığını önemli ölçüde artırdığını belirtir. Burada görevi yazıp takvime eklemek, bu adımları atmamakla karşılaştırılıyor. more likely, likely ile normalde kullanılan karşılaştırma biçimidir; much ise karşılaştırmayı güçlendirir. Yeniden kullanılabilen yapı özne + be + much more likely to + fiilin yalın hâli şeklindedir.
Alıştırma
Olasılıkta önemli bir artış ifade eden dört sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: If you pack your bag the night before, you're ____ leave home on time.
Cevabı göster
much more likely to
create something called an accountability chart to document your progress.
1:54ilerlemenizi belgelemek için “sorumluluk çizelgesi” denen bir tablo oluşturun.
Ekleme bağlacı olarak On top of this
Cümle başında On top of this, az önce söylenen noktaya eklenen başka bir noktayı tanıtır. Buradaki this önceki tavsiyeye gönderme yapar ve çizelge oluşturmanın bir sonuç ya da karşıtlık değil, ek bir önlem olduğunu gösterir. Bu ifade bilgiyi birikimli biçimde düzenlemeye yardımcı olur: önce bir tavsiye, ardından onu destekleyen ek bir tavsiye gelir. Bu kullanımda on top of mecazidir; fiziksel konumu anlatmaz.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: You should save a copy on your computer. Güvenli bir çevrim içi klasörde başka bir kopya tutma tavsiyesini ekleyen yeni cümle hangi seçenekle başlamalıdır?
- As a result
- On top of this
- On the other hand
Cevabı göster
On top of this
the activities you accomplished during this time.
2:00bu süre içinde tamamladığınız faaliyetleri yazın.
In one column, ... in the other: iki bölümlü bir kalıp
Eşleşen in one ..., in the other ... kalıbı, bilgileri veya eylemleri iki öğe arasında paylaştırır. Buradaki öğeler iki sütundur: bir sütuna zaman aralığı, ikinci sütuna ise etkinlikler yazılır. İngilizcede anlam açık kaldığında tekrarlanan sözcükler çıkarılabilir. Buradaki in the other, in the other column, write ifadesinin kısaltılmış hâlidir; çıkarılan isim ve fiil ilk yönergeden anlaşılır.
Alıştırma
Tam olarak iki kutusu olan bir çalışma kâğıdındaki yönergeyi tamamlayın: In one box, draw the problem; ____, draw the solution.
Cevabı göster
in the other
Similar to those on a diet who document their food intake,
2:03Tıpkı diyet yaparken yediklerini kaydeden kişiler gibi,
writing down your progress allows you to realistically evaluate your work
2:06ilerlemenizi yazmak, çalışmalarınızı gerçekçi biçimde değerlendirmenizi sağlar;
as opposed to inaccurately assuming what you've done. Kalıp ifadeler
2:10böylece yaptıklarınızı yanlış biçimde varsaymazsınız.
as opposed to: açık bir karşıtlık kurmak
As opposed to açık bir karşıtlık kurar: bir şey başka bir şeyle karşılaştırılır veya ona alternatif olarak sunulur. Burada ilerlemeyi kaydetmek gerçekçi bir değerlendirme sağlarken yalnızca yanlış bir varsayımda bulunmakla karşılaştırılır. Bu ifadede to bir edattır; bu nedenle ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelebilir. Inaccurately assuming karşılaştırılan eylemi adlandırır. İfade tek başına birinin bu eyleme güçlü biçimde karşı çıktığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi seçenek, bir biçimi eklemek veya karşı çıkmayı ifade etmek yerine iki ders biçimini tarafsızca karşılaştırarak cümleyi tamamlar? The course uses online lessons ___ classroom lessons.
- is opposed to
- in addition to
- because of
- as opposed to
Cevabı göster
as opposed to
tracking your progress helps to avoid small, mindless work.
2:14ilerlemenizi takip etmek küçük, düşünmeden yapılan işlerden kaçınmanıza yardımcı olur.
While it may feel like you're accomplishing more, Anlatım akışı
2:19Daha çok iş başarıyormuşsunuz gibi gelebilir,
studies show that multitaskers are much less productive.
2:21ancak araştırmalar, aynı anda birden fazla iş yapanların çok daha az üretken olduğunu gösteriyor.
While it may feel like ... studies show that: bir izlenimi kabul edip ardından kanıt sunmak
While it may feel like ... bir karşı görüşü kısmen kabul ederek başlar: konuşan kişi, makul görünen öznel bir izlenimi doğru kabul etmeden önce dile getirir. Burada while “-se de” anlamındadır; may ise bu hissin doğrulanmış değil, yalnızca mümkün olduğunu gösterir. studies show that ... daha sonra odağı izlenimden kanıta taşır. İki bölüm birlikte şu karşı çıkış düzenini kurar: “Doğru görünen şeyi kabul et, ardından onu daha güçlü kanıtlarla düzelt veya sınırla.”
Alıştırma
Cümle, aynı anda birden fazla iş yapmanın üretken hissettirdiği fikrini nasıl ele alıyor?
- Hissin ve araştırmanın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Bu hissi, aynı anda birden fazla iş yapmanın işe yaradığının kanıtı olarak kabul eder.
- Bu hissi kabul eder ve ardından araştırma kanıtlarıyla karşılaştırır.
Cevabı göster
Bu hissi kabul eder ve ardından araştırma kanıtlarıyla karşılaştırır.
try and make a list at night of what you want to accomplish tomorrow. Kelime
2:25geceleri ertesi gün tamamlamak istediğiniz şeylerin bir listesini yapmayı deneyin.
try and make: try to make ifadesinin gündelik alternatifi
try and make, try and + fiilin yalın hâli yapısının genellikle try to + fiilin yalın hâli ile aynı anlama geldiği yaygın ve gündelik bir kalıptır. Bu cümlede and ile bağlanan iki ayrı eylem değil, tek bir öneri, yani bir liste yapma önerisi vardır. Emir biçimindeki try and sonrasında gelen fiil yalın hâlde kalır. Resmî yazılarda, olumsuz cümlelerde, geçmiş zamandan söz ederken ve daha karmaşık fiil biçimlerinde geniş ve güvenilir kullanım için try to make daha güvenli bir seçenektir.
Alıştırma
Samimi ve gündelik bir öneride try and kalıbını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: “____ a list before bed.”
Cevabı göster
Try and make
you hit the ground running with your action plan Deyimler
2:29eylem planınızla işe hızla koyulursunuz
hit the ground running: hemen ve verimli biçimde başlamak
“Hit the ground running”, yeni bir işe, projeye veya çalışma dönemine başlar başlamaz etkin ve verimli biçimde harekete geçmek demektir. Yalnızca hızlı başlamaktan fazlasını anlatır: kişi, uzun bir uyum sürecine gerek kalmadan ilerlemeye hazırdır. Burada önceden bir eylem planı hazırlamak, ertesi güne net görevler ve ivmeyle başlamanızı sağlar. Bu ifade mecazidir; gerçekten koşmakla ilgili değildir.
Alıştırma
“Hemen etkili biçimde çalışmaya başlamak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: You have your schedule, files, and access ready, so you can ____ on your first day.
Cevabı göster
hit the ground running
and avoid trying to complete multiple activities at once.
2:31ve aynı anda birden fazla işi bitirmeye çalışmaktan kaçınırsınız.
split up your large tasks into smaller bite-sized ones. Notlar
2:35büyük görevlerinizi küçük, kolayca üstesinden gelinebilir parçalara bölün.
While you're at it: bağlantılı bir eylem eklemek
“While you're at it”, dinleyicinin zaten yaptığı veya yapmayı kabul ettiği bir işle bağlantılı ek bir eylemi sunar. “Nasıl olsa onunla ilgileniyorsun, bunu da yap” anlamına gelir. Eylemlerin tam olarak aynı anda gerçekleşmesi gerekmez. Bu cümlede eylem planı hazırlamak, ek bir planlama adımı olarak büyük görevleri daha küçük parçalara ayırma fırsatı yaratır.
Alıştırma
Dinleyici zaten ilk görevle ilgilendiği için bağlantılı bir görev ekleyen konuşma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Please replace the printer paper, and ____, check whether the ink is low.
Cevabı göster
while you're at it
split up ... into smaller parts: daha küçük parçalara ayırmak
Burada split up, büyük görevleri birkaç küçük parçaya ayırmak anlamına gelir. your large tasks nesnesi neyin bölündüğünü, into smaller bite-sized ones ise ortaya çıkan parçaları belirtir; ones, tasks sözcüğünün yerini tutar. Bu ifade, büyük miktardaki işi ayrı ayrı ele alınabilen küçük birimler olarak sunar. Başka bağlamlarda bölünen şey iş, masraflar, zaman veya bir grup olabilir.
Alıştırma
Cümleyi split up ifadesini ayrılmış sırada kullanarak tamamlayın: Please ____ the work ____ into four stages.
Cevabı göster
split · up
bite-sized: küçük ve yönetilebilir
Bite-sized, gerçek anlamıyla tek lokmada yenebilecek kadar küçük yiyeceği anlatır. Burada mecazidir: daha küçük görevlerin kapsamı sınırlıdır ve bunları bunaltıcı gelmeden anlamak ve tamamlamak daha kolaydır. Bileşik bir sıfat olan bite-sized, yönetilebilir bilgi, öğrenme veya iş birimlerini anlatabilir. Yemeyi değil, uygun ve kolay ele alınabilir boyutu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bite + sized sözcüklerinden oluşan ve yönetilebilecek kadar küçük anlamına gelen kısa çizgili bileşik sıfatla tamamlayın: The course is organized into ____ lessons.
Cevabı göster
bite-sized
Your brain will find these less daunting Dilbilgisi
2:38Beyniniz bunları daha az göz korkutucu bulur
find + nesne + sıfat ile make + nesne + sıfat arasındaki fark
find these less daunting ifadesinde find, “yerini bulmak” değil, “öyle olduğunu düşünmek veya algılamak” anlamına gelir. find + nesne + sıfat kalıbı, öznenin nesne hakkındaki değerlendirmesini anlatır: beyin, daha küçük görevlere daha az göz korkutucu gözüyle bakar. make the starting process easier ifadesinde make, “üretmek” değil, “bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamına gelir. make + nesne + sıfat kalıbı, ortaya çıkarılan sonucu anlatır: işi küçük parçalara bölmek başlama sürecini kolaylaştırır. Her iki kalıpta da sıfat nesneyi doğrudan tamamlar; araya be fiilinin hiçbir biçimi getirilmez.
Alıştırma
Cümleyi find ve make sözcüklerini doğru sırada kullanarak tamamlayın: Many students ____ short checklists less stressful because checklists ____ the first step clearer.
Cevabı göster
find · make
With a clear goal and action plan in mind, Kalıp ifadeler
2:43Aklınızda net bir hedef ve eylem planı olduğunda,
your productivity levels can soar to new heights. Deyimler
2:45üretkenliğiniz yepyeni seviyelere ulaşabilir.
with a clear goal and action plan in mind: net bir hedefi ve eylem planını göz önünde bulundurarak
With a clear goal and action plan in mind, cümlenin başında kullanılan ve ana cümle için koşul ya da bakış açısı belirleyen bir with öbeğidir. Hedefin ve planın eylem sırasında bilinçli biçimde dikkate alındığını anlatır; fiziksel bir konumu tarif etmez. Aktarılabilir kalıp with + isim öbeği + in mind biçimindedir. Bir planı, tasarımı veya kararı yönlendiren hedefi, kitleyi, sınırı ya da başka bir etkeni sunabilir.
Alıştırma
Cümleyi “küçük yaştaki öğrencileri dikkate alarak” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Design the schedule with younger students ____.
Cevabı göster
in mind
soar to new heights: büyük bir gelişme
Bu cümlede soar to new heights, büyük ölçüde gelişmek ve öncekinden daha yüksek seviyelere ulaşmak anlamına gelen bir benzetmedir. Üretkenlik kelimenin gerçek anlamıyla uçmaz: soar çarpıcı bir yükseliş görüntüsü oluştururken new heights önceki performansın aşılmasını ifade eder. Can kip fiili bu gelişmeyi bir garanti olarak değil, olasılık olarak sunar. İfadenin tamamı yalnızca productivity can increase demekten daha güçlü ve tanıtım odaklıdır.
Alıştırma
“Önceki seviyelerin ötesinde büyük ölçüde gelişmek” anlamındaki canlı ifadeyle cümleyi tamamlayın: With the new training plan, the team’s performance could ____.
Cevabı göster
soar to new heights
Want more tips and information on productivity?
2:48Üretkenlikle ilgili daha fazla ipucu ve bilgi ister misiniz?
Check out Gregory Ciotti's blog Sparring Mind,
2:50Gregory Ciotti'nin Sparring Mind adlı bloguna göz atın.
We'll link to the productivity article in the description
2:55Açıklama kısmına üretkenlik makalesinin bağlantısını ekleyeceğiz;
which covers other amazing brainy content.
3:01bültende beyinle ilgili başka harika içerikler de yer alıyor.
Got a burning question you want answered? Deyimler
3:03Yanıtını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?
burning question: yanıtını acilen istediğiniz önemli bir soru
A burning question, birinin yanıtlanmasını özellikle istediği önemli bir sorudur. Burning burada mecazidir: aciliyet veya yoğun merak ifade eder; sorunun gerçekten yanması ya da öfke anlamına gelmez. Burada dikkat çekici ifade, izleyiciyi soru göndermeye davet eder. Sıradan bir daveti daha canlı ve kişisel açıdan daha ilgi çekici hâle getirebilir.
Alıştırma
Birinin yanıtlanmasını özellikle istediği önemli bir soruyu anlatan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the interview ended, Lena said, “I still have one ____ for the director.”
Cevabı göster
burning question
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.
3:05Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter üzerinden sorun.
And subscribe for more weekly science videos.
3:07Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.