Mikroplastiklerin vücudunuza girmesinin 3 şaşırtıcı yolu: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
695 kelime 121 kel/dk

Video özeti: Bu video, mikro ve nanoplastiklerin yiyecek, hava ve deri yoluyla vücuda nasıl girdiğini; parçacıkların ve bağlantılı kimyasalların iltihaba yol açıp hormonları bozabileceğini anlatıyor. Maruziyeti azaltmak için hem günlük tercihlerin hem de yasal düzenlemelerin gerekli olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. just the tip of the iceberg. — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bu imgenin, tespit edilmiş parçacıkların çok daha büyük plastik sorununun yalnızca görünen küçük kısmı olduğunu anlattığını kavrayın. Bilinen kanıtlar daha kapsamlı gizli risklere veya sonuçlara işaret ettiğinde bu ifadeyi kullanabilirsiniz. 2. exposure to EDCs in utero — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: in utero ifadesini rahim içinde veya doğumdan önce anlamına gelen tıbbi bir terim olarak anlayın. Böylece doğum öncesi kimyasal maruziyeti ile yıllar sonra ortaya çıkabilecek sağlık ya da gelişim etkilerini inceleyen araştırmaları takip edebilirsiniz. 3. it's going to take legislation; to make this material safer — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir sonuca ulaşmanın belirli bir önlem veya kaynak gerektirdiğini anlatmak için it is going to take X to do Y kalıbını kullanın. Burada yapı, plastiği daha güvenli hâle getirmek ve maruziyeti sınırlamak için farklı düzeylerde yasaların gerekli olduğunu vurgular.

Bu derste

Plastic is everywhere. Anlatım akışı

0:06

Plastik her yerde.

Anlatım akışı

Plastic is everywhere: geniş kapsamlı bir iddiayla başlamak

Plastic konuyu belirler, is everywhere ise ayrıntılar verilmeden önce geniş kapsamlı bir iddia ortaya koyar. Açılış cümlesi olarak dinleyicilere temel sorunun ne olduğunu bildirir ve bu iddiayı destekleyecek örneklere zemin hazırlar. Burada everywhere, plastiğin ne kadar yaygın olduğunu vurgular. Bu, genel ve etkileyici bir anlatımdır; mutlaka istisnasız her yerde plastik bulunduğunu söyleyen kelimesi kelimesine bir iddia değildir.

Alıştırma

"Plastic is everywhere." açılış cümlesi olarak ne yapar?

  1. Plastiğin bulunduğu yerlerin tam listesini verir.
  2. Sonraki ayrıntıların destekleyebileceği geniş kapsamlı bir iddia sunar.
  3. Adım adım uygulanacak bir dizi talimatı başlatır.
Cevabı göster

Sonraki ayrıntıların destekleyebileceği geniş kapsamlı bir iddia sunar.

It's in our clothes,

0:09

Giysilerimizde,

our food,

0:10

yiyeceklerimizde,

even the air we breathe. Anlatım akışı

0:11

hatta soluduğumuz havada bile var.

Anlatım akışı

even the air we breathe: listeyi şaşırtıcı unsurla bitirmek

Bu sıralamada even, the air we breathe ifadesini en şaşırtıcı unsur olarak öne çıkarır. Bunu clothes ve food ifadelerinden sonra kullanmak, tanıdık örneklerden daha güçlü ve daha beklenmedik bir örneğe doğru ilerleme yaratır. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp A, B, even C şeklindedir. Dinleyicilerin beklenmedik görmesini istediğiniz unsurun hemen önüne even getirin.

Alıştırma

Havayı listenin şaşırtıcı son unsuru olarak en açık biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. Plastic can even be found in clothes, food, and the air we breathe.
  2. Plastic can be found in clothes, food, and even the air we breathe.
  3. Even plastic can be found in clothes, food, and the air we breathe.
Cevabı göster

Plastic can be found in clothes, food, and even the air we breathe.

So it's no surprise Kalıp ifadeler

0:13

Bu yüzden şaşırtıcı değil,

that plastic is also in our bodies.

0:15

plastiğin vücudumuzda da olması.

Kalıp ifadeler

it's no surprise that: beklenen bir sonucu belirtmek

It's no surprise that + yan cümle kalıbı, yan cümledeki gerçeğin şaşırtıcı değil, beklenen bir şey olduğunu belirtir. Burada it yer tutucu öznedir ve that değerlendirilen tam gerçeği içeren yan cümleyi başlatır. Baştaki So, bu değerlendirmeyi önceki kanıtlara bağlar: konuşmacı, plastiğin vücudumuzda bulunmasını mantıklı bir sonuç olarak sunar. Burada surprise, hoş bir sürprizi değil, beklenmedik olma durumunu anlatır.

Alıştırma

Sonucun beklendiğini göstermek için hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: Lena studied every night, so ____ she passed the test.

Cevabı göster

it's no surprise that

But how exactly do these microscopic particles affect our health? Anlatım akışı

0:19

Peki ama bu mikroskobik parçacıklar sağlığımızı tam olarak nasıl etkiliyor?

Anlatım akışı

But how exactly ...?: gerçekten mekanizmaya geçiş

But, daha önce sunulan gerçekten henüz yanıtlanmamış ana soruya geçişi gösterir. How exactly, parçacıkların sağlığı etkileyip etkilemediğini sormakla kalmaz; bunu hangi belirli yolla veya mekanizmayla yaptıklarını sorar. İçeriği düzenleyen bir soru olarak, izleyiciye sonraki bölümün neyi açıklayacağını gösterir. Açıklayıcı içeriklerde bu düzen yaygındır: önce bir olgu belirtilir, ardından açıklamayı başlatan odaklanmış bir soru sorulur.

Alıştırma

Bu soru bir açıklamada hangi görevi yerine getiriyor?

  1. Son yanıtı verir ve konuyu kapatır.
  2. Bilinen bir olgudan belirli mekanizmanın açıklanmasını istemeye geçer.
  3. Vücuttaki parçacıkların kesin sayısını sorar.
Cevabı göster

Bilinen bir olgudan belirli mekanizmanın açıklanmasını istemeye geçer.

Micro and nanoplastics

0:24

Mikro ve nanoplastikler

generally enter our bodies

0:26

genellikle vücudumuza girer,

in one of three ways: Anlatım akışı

0:28

üç yoldan biriyle:

Anlatım akışı

in one of three ways: üç maddelik bir listeyi haber vermek

Burada in one of three ways, dinleyiciye sırada üç olası yolun listeleneceğini bildirir. İki nokta, yazıda listenin hemen ardından geleceğini gösterir. one of, her bir durumu üç kategoriden birine ait olarak sunar; üç yolun da aynı anda devrede olması gerektiği anlamına gelmez. Dinlerken three sayısı, üç paralel öğeyi beklemenize ve takip etmenize yardımcı olur.

Alıştırma

The package can arrive in one of three ways İngilizce cümlesini duyduktan sonra sırada ne beklemelisiniz?

  1. Hiçbir teslimat yönteminin işe yaramadığının söylenmesi.
  2. Yalnızca üçüncü yöntemin açıklanması.
  3. Üç olası teslimat yönteminin listesi.
Cevabı göster

Üç olası teslimat yönteminin listesi.

through the air, Anlatım akışı

0:30

hava yoluyla,

through our skin,

0:32

derimiz yoluyla,

and most commonly,

0:33

ve en yaygın olarak,

through what we eat and drink.

0:34

yiyip içtiklerimiz yoluyla.

Anlatım akışı

through ... through ... and most commonly, through ...: yolları listelemek

Üç through öbeği paralel bir yol listesi oluşturur: through the air, through our skin ve through what we eat and drink. through sözcüğünün tekrarı her maddenin başlangıcını işaretler ve üç parçalı yapının izlenmesini kolaylaştırır. Most commonly son yolu niteler ve yiyecek ile içecek yolunun üçü arasında en sık görüleni olduğunu gösterir. What we eat and drink, “yediğimiz ve içtiğimiz şeyler” anlamına gelen bir isim öbeği olarak kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle üç yolu paralel biçimde açıkça listeler ve sonuncusunun en yaygın olduğunu gösterir?

  1. It spreads through the air and water, but not through direct contact.
  2. It spreads through the air, through water, and most commonly, through direct contact.
  3. It spreads most commonly through the air, but also through water and direct contact.
Cevabı göster

It spreads through the air, through water, and most commonly, through direct contact.

While processed foods have the most plastic, Dilbilgisi

0:37

İşlenmiş gıdalar en fazla plastiğe sahipken,

Dilbilgisi

While processed foods have the most plastic: taviz bildiren while

Burada while, ‘-dığı sırada’ değil, although, yani ‘-se de’ anlamındadır. Yan cümle, işlenmiş gıdaların en fazla plastiği içerdiğini kabul eder; ardından ana cümle sorunu çiftliklere ve denizlere kadar genişletir. While A, B yapısı, konuşanın A'nın doğru olduğunu kabul ederken B'yi asıl vurgulanacak nokta yapmasını sağlar.

Alıştırma

“While processed foods have the most plastic, particles have infiltrated our farms and seas,” cümlesinde while ne işe yarar?

  1. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  2. Parçacıkların çiftliklere ve denizlere girme nedenini açıklar.
  3. İlk noktayı kabul ettikten sonra daha geniş bir sorunu vurgular.
Cevabı göster

İlk noktayı kabul ettikten sonra daha geniş bir sorunu vurgular.

particles have infiltrated our farms and seas, Kelime

0:40

parçacıklar tarlalarımıza ve denizlerimize sızmış,

Kelime

have infiltrated our farms and seas: yavaş ve istenmeyen yayılma

Infiltrate, bir yere veya sisteme yavaş yavaş girmek ve orada yayılmak anlamına gelir; bu giriş çoğu zaman fark edilmez veya istenmez. Buradaki have infiltrated, plastik parçacıkları açıkça ve basitçe içeri girmiş bir şey olarak değil, çiftliklere ve denizlere sinsice yayılmış zararlı bir varlık olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede infiltrate doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The customer infiltrated the store to buy some milk.
  2. Pollutants have slowly infiltrated the groundwater.
  3. She infiltrated the key into the lock.
Cevabı göster

Pollutants have slowly infiltrated the groundwater.

making their way into most seafood, Kalıp ifadeler

0:44

deniz ürünlerinin, etlerin ve tarım ürünlerinin

meat, and produce.

0:47

çoğuna yolunu bulmuştur.

Kalıp ifadeler

making their way into most: bir süreç içinde çoğuna yavaş yavaş girmek

Make one's way into, bir yere, gruba veya sisteme bir süreç içinde, çoğunlukla yavaş yavaş girmek ya da ulaşmak anlamına gelir. Burada their, daha önce söz edilen çoğul particles ile uyumludur; into ise parçacıkların ulaştığı yiyecekleri tanıtır. Enter fiiline göre bu ifade yalnızca giriş anını değil, hareket veya yayılma sürecini daha fazla vurgular. Making, çevredeki anlatımı sürdüren -ing biçimidir. Most ise seafood, meat ve produce şeklindeki yiyecek kategorileri listesinin tamamını niteler.

Alıştırma

Cümleyi make its way into ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After several weeks, the rumor ____ the local news.

Cevabı göster

made its way into

Plastic packaging sheds particles into whatever it touches. Kelime

0:49

Plastik ambalajlar, temas ettiği her şeye parçacıklar döker.

Kelime

sheds particles into whatever it touches: parçacıkların kopmasını anlatan shed fiili

Bu cümlede shed, küçük parçaların bir malzemeden kopup çevreye yayılması anlamında kullanılan bir fiildir. Plastic packaging tekil öznedir, particles nesnedir ve özne tekil olduğu için sheds fiili -s alır. Parçalar doğal olarak veya kullanım sırasında kopar; ambalaj bunu bilerek yapmaz. Buradaki shed, küçük bir depo ya da kulübe anlamındaki isim değildir. Whatever it touches, temas ettiği her şey anlamına gelir. Bu yan cümlenin tamamı into sözcüğünden sonra gelir ve parçacıkların ulaşabileceği her şeyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede shed, örnektekiyle aynı anlamda kullanılmıştır?

  1. The synthetic blanket sheds tiny fibers when it is washed.
  2. The gardener keeps tools in a shed behind the house.
  3. The lamp sheds a warm light across the room.
Cevabı göster

The synthetic blanket sheds tiny fibers when it is washed.

A single liter of bottled water can contain over 200,000 of them. Kalıp ifadeler

0:53

Tek bir litre şişe su, bunlardan 200.000'den fazla içerebilir.

Kalıp ifadeler

can contain over + sayı: olası bir miktarı belirtmek

can contain over + sayı kalıbı, bir şeyin içinde belirtilen sayıdan daha fazla miktarda bir şey bulunabileceğini anlatır. Burada can yetenek değil olasılık bildirir; over ise “-den fazla” demektir. of them daha önce sözü edilen şeylere gönderme yapar, böylece isim tekrar edilmez. Bu kalıp, bir kapta veya numunede bulunabilecek miktarları aktarırken kullanışlıdır.

Alıştırma

can, contain ve over sözcüklerini doğru sıraya koyun: A drop of pond water ____ a million tiny organisms.

Cevabı göster

can contain over

Even metal cans and paper wrappers often hide plastic linings. Kelime

0:59

Metal kutular ve kağıt ambalajlar bile çoğu zaman plastik astarlar saklar.

Kelime

hide plastic linings: fark edilmesi zor bir iç malzeme

Burada hide mecaz anlamda kullanılır. Kutuların ve ambalajların içinde plastik astarlar vardır, ancak dıştaki metal ya da kâğıda bakınca bunlar kolayca fark edilmez. Nesneler bilinçli olarak bir şey saklamaz. Lining, bir nesnenin iç yüzeyini kaplayan malzeme katmanıdır. hide sözcüğünün bu kullanımı, dış görünüşün fark edilmesini zorlaştırdığı bir malzemeye veya özelliğe dikkat çeker.

Alıştırma

Hangi cümlede hide, “fark edilmesi zor bir bileşene sahip olmak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The paper cup hides a thin plastic lining beneath its paper surface.
  2. Thick fog hides the bridge from view.
  3. Leo hides a gift in the closet before the party.
Cevabı göster

The paper cup hides a thin plastic lining beneath its paper surface.

At home,

1:05

Evde,

particles enter our food from plastic cutting boards and Teflon cookware. Kelime

1:06

parçacıklar yiyeceklerimize plastik kesme tahtalarından ve teflon pişirme kaplarından girer.

Kelime

plastik kesme tahtaları ve Teflon kaplı pişirme gereçleri

plastic cutting boards ifadesinde plastic malzemeyi, cutting ise tahtanın amacını belirtir: bu, yiyecek kesmek veya hazırlamak için kullanılan bir tahtadır. Teflon cookware; tencere ve tavalar gibi, Teflon yapışmaz kaplamalı pişirme gereçleri anlamına gelir. Cookware, bu gereç kategorisi için kullanılan sayılamayan bir topluluk adıdır; belirli bir tavanın adı değildir.

Alıştırma

Hangi ifade “yiyecek kesmek için kullanılan plastik tahtalar ve Teflon kaplamalı pişirme gereçleri” anlamına gelir?

  1. glass storage jars and paper napkins
  2. plastic cutting boards and Teflon cookware
  3. wooden serving trays and steel cutlery
Cevabı göster

plastic cutting boards and Teflon cookware

Plastic storage containers are especially bad.

1:12

Plastik saklama kapları özellikle kötüdür.

Microwaving food in these can release millions of particles into your leftovers. Dilbilgisi

1:16

Bunların içinde yiyecekleri mikrodalgada ısıtmak, milyonlarca parçacığı artık yemeğinize salabilir.

Dilbilgisi

Microwaving food in these can release: -ing öznesi ve olası sonuç

Microwaving food in these, özne görevindeki bir -ing yan cümlesidir. Emir vermek yerine bütün bir etkinliği adlandırır. In these de bu öznenin içindedir ve these daha önce sözü edilen birden fazla nesneye gönderme yapar. Can release yüklemdir. Kiplik fiili can, release yalın fiil biçimiyle devam eder ve salınımı kesin değil, olası bir sonuç olarak sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp Doing X can + fiilin yalın biçimi + sonuç şeklindedir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi microwave fiilinin -ing biçimi ve release fiilinin yalın biçimiyle tamamlayın: ____ food in plastic containers can ____ chemicals into the meal.

Cevabı göster

Microwaving · release

The amount of plastic you breathe depends on your environment. Dilbilgisi

1:22

Soluduğunuz plastik miktarı ortamınıza bağlıdır.

Dilbilgisi

The amount of ... depends on ...: miktarı etkileyen faktöre bağlama

The amount of plastic you breathe ifadesinin tamamı öznedir. Bu grubun içindeki you breathe, plastic sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir: plastic (that) you breathe. That, breathe fiilinin nesnesi olacağı için cümleden çıkarılabilir. Ana isim amount tekildir, bu yüzden fiil depends biçimindedir. Depend on, miktarı onu değiştirebilecek faktöre bağlar. Yeniden kullanılabilecek kalıp The amount of + sayılamayan isim + özne + fiil + depends on + faktör şeklindedir.

Alıştırma

Değişebilen bir miktarı açıklamak için kalıbı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The amount of water you need depends on the weather.
  2. The number of water you need depends on the weather.
  3. The amount of water you need depend of the weather.
Cevabı göster

The amount of water you need depends on the weather.

Urban areas and indoor spaces contain more airborne particles than rural ones, Dilbilgisi

1:26

Kentsel alanlar ve kapalı mekanlar, kırsal olanlardan daha fazla havada uçuşan parçacık içerir,

Dilbilgisi

more ... than rural ones: karşılaştırmalarda ones kullanımı

Contain more airborne particles than ... iki grubu parçacık sayısına göre karşılaştırır: kentsel alanlarda ve kapalı mekânlarda, karşılaştırılan kırsal gruba göre bu parçacıklardan daha fazla bulunduğu söylenir. rural ones ifadesindeki ones, bağlamdan anlaşılan çoğul ve sayılabilen bir ismin yerini alır; burada en doğal isim areas olur. Böylece areas sözcüğünü tekrarlamadan rural areas denebilir. Ones aynı kategorideki farklı üyeleri gösterir; yeni bir nesne türü ortaya çıkarmaz.

Alıştırma

Buses sözcüğünü tekrarlamamak için yerine geçen bir sözcük kullanın: Electric buses are quieter than diesel ____.

Cevabı göster

ones

but most people inhale tens of thousands of particles a day. Kalıp ifadeler

1:33

ancak çoğu insan günde on binlerce parçacık solur.

Kalıp ifadeler

tens of thousands of ... a day: günlük yaklaşık on binler düzeyinde bir miktar

tens of thousands of, on binler düzeyinde yaklaşık bir miktarı belirtir; kesin bir sayı vermez. Ardından of ve çoğul, sayılabilen bir isim gelir: tens of thousands of particles. a day, “her gün” veya “günde” demektir. İfade bir bütün olarak hem tahmini miktarı hem de bu miktarın ne sıklıkla gerçekleştiğini bildirir.

Alıştırma

Cümleyi yaklaşık on binler anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The website receives ____ visits a day.

Cevabı göster

tens of thousands of

Finally,

1:38

Son olarak,

beauty and personal care products let plastics and toxic chemicals seep into our skin. Dilbilgisi

1:39

güzellik ve kişisel bakım ürünleri, plastiklerin ve toksik kimyasalların derimize sızmasına izin verir.

Dilbilgisi

let ... seep into ...: let + nesne + fiilin yalın hâli

let + nesne + fiilin yalın hâli, birinin ya da bir şeyin nesnenin eylemi yapmasına izin verdiğini veya bunu mümkün kıldığını anlatır. Bu cümlede nesne plastics and toxic chemicals, seep ise fiilin yalın hâlidir. let sonrasında to kullanılmaz. Seep into, çok küçük boşluklardan yavaşça geçerek bir şeyin içine girmek demektir. Cümle, ürünlerin bu maddelerin cilde yavaş yavaş girmesine olanak verdiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi let, rainwater ve seep into kullanarak tamamlayın: A crack in the roof can ____ the walls.

Cevabı göster

let rainwater seep into

Once inside, Anlatım akışı

1:46

İçeri girdikten sonra,

Anlatım akışı

Kısaltılmış zaman bağlayıcısı olarak Once inside

Once inside, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Burada “nanoplastikler vücudun içine girdikten sonra” anlamına gelir; özne ve be fiili bağlamdan anlaşılır. Sonraki cümlecikten önce kullanıldığında giriş aşamasını bitirir ve açıklamayı daha sonra olanlara taşır. Süreç anlatımlarında once + durum veya yer yapısı, sonraki aşamayı kısa biçimde gösterebilir.

Alıştırma

Bir süreç açıklamasında Once inside neyi gösterir?

  1. Özne yalnızca bir kez içeri girer.
  2. Özne içeri girdikten sonra sonraki aşama başlar.
  3. Özne henüz içeri girmemiştir.
Cevabı göster

Özne içeri girdikten sonra sonraki aşama başlar.

nanoplastics are small enough to pass through most cell membranes Dilbilgisi

1:48

nanoplastikler, çoğu hücre zarından geçebilecek kadar küçüktür

Dilbilgisi

are small enough to pass through: sıfat + enough + to

be + adjective + enough + to + base verb kalıbı, bir özelliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Buradaki are small enough to pass through, nanoplastiklerin boyutlarının çoğu hücre zarından geçmelerine olanak verdiği anlamındadır. Enough sıfattan sonra gelir: small enough denir, enough small denmez. Pass through, bir engelin bir tarafından diğer tarafına geçmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi are small enough to pass through ifadesinin aynısıyla tamamlayın: These grains ____ the sieve.

Cevabı göster

are small enough to pass through

and settle deep in our tissues. Kalıp ifadeler

1:53

ve dokularımızın derinliklerine yerleşir.

Kalıp ifadeler

settle deep in our ...: derinlere yerleşip kalmak

Burada settle, bir şeyin bir yere gidip orada kalması veya birikmesi anlamına gelir. “Oturmak” anlamında kullanılmaz. settle deep in + yer veya madde yapısı, bir şeyin içeriye doğru ilerleyip derinlerde kalmasını anlatır. Bu cümlede parçacıklar vücut dokusunun derinliklerinde kalır.

Alıştırma

Cümleyi “içeriye doğru ilerleyip derinlerde kalmak” anlamındaki üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Fine dust can ____ carpet fibers over time.

Cevabı göster

settle deep in

Our bodies recognize these invaders Deyimler

1:56

Vücudumuz bu işgalcileri tanır

Deyimler

recognize these invaders: yabancı parçacıkları tehdit olarak göstermek

Burada recognize, “tespit edip tanımlamak” anlamına gelir; “daha önce görülen birini hatırlayıp tanımak” anlamında değildir. these invaders, çevredeki açıklamada sözü edilen yabancı parçacıkları ifade eder. Parçacıklara invaders denmesi bir benzetmedir. Bu benzetme vücudun tepkisini savunma açısından anlatır: parçacıklar dışarıdan gelen unsurlar veya olası tehditler gibi gösterilir ve böylece biyolojik süreç daha kolay canlandırılır.

Alıştırma

Our bodies recognize these invaders cümlesinde vurgulanan ifade temel olarak ne anlatır?

  1. Vücut, daha önce karşılaştığı insanları hatırlar.
  2. Vücut, yabancı parçacıkları olası tehditler olarak tanımlar.
  3. Vücut, parçacıkları kendisinin normal bir parçası olarak kabul eder.
Cevabı göster

Vücut, yabancı parçacıkları olası tehditler olarak tanımlar.

and trigger inflammation to remove the foreign particles. Kalıp ifadeler

1:59

ve yabancı parçacıkları ortadan kaldırmak için iltihabı tetikler.

Kalıp ifadeler

trigger inflammation to remove the foreign particles: neden ve amaç

Bu cümlede trigger inflammation, “iltihabi bir tepkinin başlamasına neden olmak” anlamına gelir. Trigger, tepkiyi harekete geçiren etkene odaklanır ve tıp ya da risk bağlamlarında nedenleri açıklarken sık kullanılır. to remove the foreign particles içindeki to mastarı tepkinin amacını belirtir. İltihaplanmanın neden gerçekleştiğini açıklar, ancak parçacıkların mutlaka başarıyla uzaklaştırılacağını garanti etmez.

Alıştırma

Hangi cümle, tahriş edici bir maddenin uzaklaştırılmasına yardımcı olmak amacıyla iltihabi tepkiyi başlattığını söyler?

  1. An irritant can reduce inflammation after it is removed.
  2. Inflammation can prevent an irritant from entering the body.
  3. An irritant can trigger inflammation to help remove it.
Cevabı göster

An irritant can trigger inflammation to help remove it.

But since our natural defenses can't break down plastic, Öbek fiiller

2:02

Ancak doğal savunmamız plastiği parçalayamadığından,

Öbek fiiller

break down plastic: bir malzemeyi ayrıştırmak

Burada break down plastic, “plastiği daha küçük veya daha basit maddelere ayrıştırmak” anlamına gelir. Biyoloji, sindirim ve kimya bağlamlarında break down, bir nesneyi fiziksel olarak kırmak ya da ona zarar vermek yerine bir ayrışma sürecini anlatır. Break down, nesne aldığında ayrılabilir: break down plastic ve break plastic down yapılarının ikisi de mümkündür. Nesne bir zamirse onu fiil ile parçacığın arasına koyun: break it down denir, break down it denmez.

Alıştırma

Cümleyi “ayrıştırmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: During digestion, enzymes ____ food into smaller molecules.

Cevabı göster

break down

the inflammatory response can trigger repeatedly,

2:07

iltihabi yanıt tekrar tekrar tetiklenebilir,

causing long-term damage. Dilbilgisi

2:11

bu da uzun vadeli hasara neden olur.

Dilbilgisi

causing long-term damage: sonucu gösteren bir -ing grubu

Virgülden sonraki causing long-term damage, önceki olayın tamamının sonucunu veren bir -ing sıfat-fiil grubudur. Enflamatuvar tepki tekrar tekrar tetiklenir ve bunun sonucu uzun vadeli hasardır. Ana ifade + virgül + -ing grubu kalıbı, özellikle açıklamalarda neden-sonuç ilişkisini daha kısa biçimde gösterir. Burada causing bir sonucu belirtir; tepkinin amacını değil.

Alıştırma

Sonucu göstermek için cümleyi cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Repeated flooding weakened the foundation, ____ long-term damage.

Cevabı göster

causing

For example,

2:13

Örneğin,

particles circulating through the respiratory system Dilbilgisi

2:15

solunum sistemi boyunca dolaşan parçacıklar

Dilbilgisi

particles circulating through the respiratory system: -ing biçiminde bir niteleyici

Bu isim grubunda circulating through the respiratory system, particles sözcüğünden sonra gelen bir -ing grubudur. Parçacıkların ne yaptığını ve nerede hareket ettiğini söyleyerek hangi parçacıklardan söz edildiğini belirtir. Daha uzun biçimi particles that are circulating through the respiratory system şeklindedir. Daha kısa sıfat-fiil biçimi, aynı belirleyici bilgiyi kısa bir isim grubunda toplar. Bu yapı bilimsel yazılarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede parkta hareket eden kişileri belirtmek için bir isimden sonra -ing grubu kullanılmıştır?

  1. The runners moved through the park and followed the marked path.
  2. The runners moving through the park followed the marked path.
  3. Moving the runners through the park required a bus.
Cevabı göster

The runners moving through the park followed the marked path.

can trigger widespread inflammation

2:18

yaygın bir iltihabı tetikleyebilir

that impairs breathing and contributes to asthma and pneumonia. Kalıp ifadeler

2:20

ve bu, nefes almayı bozarak astım ve zatürreye katkıda bulunur.

Kalıp ifadeler

contributes to asthma and pneumonia: temkinli nedensellik anlatımı

contributes to asthma and pneumonia ifadesindeki contribute to, bir sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olmak veya o sonucun olasılığını artırmak anlamına gelir. Özne, tek neden olarak değil, etkenlerden biri olarak sunulur. Yapı contribute to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; asthma and pneumonia ise onun nesneleridir. Bu ifade cause sözcüğünden daha temkinlidir ve karmaşık sağlık sonuçlarını anlatırken sık kullanılır.

Alıştırma

Bir çalışma, hava kirliliğinin astım riskini artırabilecek birkaç etkenden biri olduğunu ortaya koyuyor. Hangi cümle bu sonucu uygun bir temkinlilikle ifade eder?

  1. Air pollution causes every case of asthma.
  2. Air pollution contributes asthma.
  3. Air pollution may contribute to asthma.
Cevabı göster

Air pollution may contribute to asthma.

Worse still, Anlatım akışı

2:25

Daha da kötüsü,

Anlatım akışı

Worse still: kötü haberden daha kötü habere geçiş

Worse still, bilgiyi düzenlemek için cümlenin başında kullanılan bir geçiş ifadesidir. Dinleyiciye sıradaki olumsuz noktanın az önce belirtilenden daha ciddi veya kaygı verici olduğunu bildirir. Kötüden daha kötüye doğru açık bir ilerleme oluşturur. Cümlenin geri kalanı ardından geliyorsa normalde sonuna virgül konur.

Alıştırma

Cümleyi, still ile biten ve daha ciddi bir sorunu sunan iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: The laptop had crashed. ____, the only backup was corrupted.

Cevabı göster

Worse still

inflammation brings an influx of blood to these tissues, Kalıp ifadeler

2:27

iltihap, bu dokulara bir kan akışı getirir,

Kalıp ifadeler

brings an influx of blood to these tissues: bu dokulara büyük miktarda kanın gelmesini sağlar

Influx, çok sayıda insanın ya da para veya sıvı gibi büyük miktarda bir şeyin bir yere girmesini anlatır. an influx of blood ifadesinde içeri giren şey blood, yani kandır. Bu kullanım basit flow ifadesinden daha resmidir ve büyük miktarda girişe vurgu yapar. bring an influx of X to Y kalıbı, “büyük miktarda X’in Y’ye girmesine neden olmak” demektir. Burada inflammation neden, blood X ve these tissues Y’dir.

Alıştırma

Cümleyi influx ile kurulan doğru ifadeyle tamamlayın: The job fair brought ____ applicants to the convention center.

Cevabı göster

an influx of

which plastics use to hitch a ride throughout the body. Deyimler

2:31

ki plastikler bunu tüm vücutta otostop çekmek için kullanır.

Deyimler

hitch a ride: başka bir taşıyıcıdan yararlanarak hareket etmek

Hitch a ride kelime anlamıyla başka birinin aracına binip yolculuk etmektir. Kişinin kendi ulaşımını sağlaması yerine, zaten var olan bir yolculuktan veya araçtan yararlandığını anlatır. Burada mecaz anlamdadır: plastikler hareket eden kan tarafından vücudun her tarafına taşınır. Aynı benzetme, başka bir şeye tutunarak veya başka bir taşıyıcıyla taşınarak hareket eden tohumları, böcekleri ya da parçacıkları anlatabilir.

Alıştırma

“A tiny seed can hitch a ride on your backpack.” cümlesinin en doğal anlamı nedir?

  1. Tohum sırt çantasını yiyeceğe dönüştürebilir.
  2. Tohum sırt çantasını kendi başına taşıyabilir.
  3. Tohum sırt çantasına tutunup onunla birlikte taşınabilir.
Cevabı göster

Tohum sırt çantasına tutunup onunla birlikte taşınabilir.

Particles have been detected in our livers, Dilbilgisi

2:35

Parçacıklar karaciğerlerimizde,

spleens, muscles, bones,

2:38

dalaklarımızda, kaslarımızda, kemiklerimizde,

and even our brains.

2:41

ve hatta beyinlerimizde tespit edilmiştir.

Dilbilgisi

Particles have been detected in ...: edilgen present perfect yapı

Have been detected, have + been + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen present perfect yapıdır. Çoğul özne Particles bulunan şeydir; bu yüzden cümle, testleri kimin yaptığına değil parçacıklara ve bulundukları yerlere odaklanır. Bu yapı, tespitleri bugüne kadar yapılmış ve şu anki tartışmayla ilgili bulgular olarak sunar. Bilimsel haberlerde X has/have been detected in Y kalıbı, kimin tespit ettiğinden çok neyin nerede bulunduğunu vurgulamak için sık kullanılır.

Alıştırma

Bilimsel raporu detect fiilinin edilgen present perfect biçimi ve doğru edatla tamamlayın: Microplastics ____ several mountain lakes.

Cevabı göster

have been detected in

It's hard to say exactly how much plastic is in any one person, Kalıp ifadeler

2:43

Herhangi bir kişide tam olarak ne kadar plastik olduğunu söylemek zordur,

Kalıp ifadeler

It's hard to say: belirsizliği temkinli biçimde ifade etmek

It's hard to say, belirsizliği ifade etmek için kullanılan yaygın bir kalıptır. Eldeki bilgilerin kesin bir yanıt vermeye yetmediğini belirtir; burada konuşan kişi net bir miktar verememektedir. Bu kullanımda say, yalnızca sözcükleri seslendirmek değil, belirlemek veya değerlendirmek anlamına gelir. It, biçimsel öznedir. Yanıtlaması zor olan asıl soru say sözcüğünden sonra gelir; örneğin how much..., when... veya whether.... Exactly, kesinlik konusundaki belirsizliği daha da vurgular.

Alıştırma

Veriler hâlâ eksik. Hangi cümle en doğal ve temkinli yanıtı verir?

  1. I'd rather not say when the project will finish.
  2. It's hard to say exactly when the project will finish.
  3. The project will definitely finish on Friday.
Cevabı göster

It's hard to say exactly when the project will finish.

but these particles are just the tip of the iceberg. Deyimler

2:48

ancak bu parçacıklar buzdağının sadece görünen kısmıdır.

Deyimler

just the tip of the iceberg: çok daha büyük bir sorunun küçük bir işareti

The tip of the iceberg, görünen veya bilinen şeyin çok daha büyük bir durumun yalnızca küçük bir parçası olduğunu ve büyük kısmın gizli kaldığını anlatan bir deyimdir. Burada just “yalnızca” anlamına gelir. Dolayısıyla bu ifade, bu parçacıkların çok daha büyük bir sorunun küçük bir işareti olduğunu söyler; gerçek anlamda buzdan söz etmez.

Alıştırma

“These warning signs are just the tip of the iceberg” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Uyarı işaretleri sorunun tamamıdır.
  2. Uyarı işaretleri, çok daha büyük ve gizli bir sorunun görünen küçük bir parçasıdır.
  3. Uyarı işaretleri buzdan yapılmıştır.
Cevabı göster

Uyarı işaretleri, çok daha büyük ve gizli bir sorunun görünen küçük bir parçasıdır.

There are over 16,000 chemicals involved in plastic production, Kalıp ifadeler

2:52

Plastik üretiminde yer alan 16.000'den fazla kimyasal vardır,

Kalıp ifadeler

chemicals involved in plastic production: süreçle bağlantılı kimyasalları belirtme

involved in plastic production ifadesi chemicals sözcüğünden sonra gelir ve hangi kimyasalların kastedildiğini belirtir: üretim sürecinde kullanılan veya başka bir şekilde bu süreçle bağlantılı olan kimyasallar. Dil bilgisi açısından bu, chemicals that are involved in plastic production ilgi cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Chemicals insanları belirtmediği için involved burada seçim, duygu veya suç anlamı taşımaz; yalnızca kimyasalların süreçle bağlantısını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi involve fiilinin hedef biçimi ve gerekli edatla tamamlayın: The materials ____ vaccine production are carefully tracked.

Cevabı göster

involved in

and whenever plastic enters your body, Dilbilgisi

2:58

ve plastik vücudunuza ne zaman girse,

some of these chemicals do, too.

3:00

bu kimyasallardan bazıları da girer.

Dilbilgisi

whenever ... do, too: tekrarlanan eylemin yerine do kullanmak

whenever X, Y kalıbında whenever, “X her gerçekleştiğinde” anlamına gelir. Y'nin de X her gerçekleştiğinde meydana geldiğini anlatır. Burada do, tekrarlanan enter your body fiil öbeğinin yerini alır. Tam düşünce some of these chemicals enter your body, too şeklindedir. Too, kimyasalların aynı eylemi de yaptığını gösterir; do çoğul özne some of these chemicals ile uyumludur. Geniş zamanda tekil bir özneyle does kullanılır.

Alıştırma

Tekrarlanan walks to school eyleminin yerini alacak doğru do biçimiyle cümleyi tamamlayın: Whenever Maya walks to school, her cousin ____, too.

Cevabı göster

does

The vast majority of these have health impacts we don't yet understand, Kalıp ifadeler

3:02

Bunların büyük çoğunluğunun henüz anlamadığımız sağlık etkileri vardır,

Kalıp ifadeler

The vast majority of these: ezici çoğunluk, ancak tamamı değil

The vast majority of these, these'in gönderme yaptığı şeylerin ezici çoğunluğu, yani neredeyse tamamı ama her biri olmak zorunda değil, anlamına gelir. Vast, majority sözcüğünü güçlendirdiği için ifade most of these'e göre daha güçlü ve resmidir. Of these, sayılan grubun hangisi olduğunu belirtir. Burada these birden fazla sayılabilir öğeye gönderme yaptığı için öznenin tamamı çoğul kabul edilir; bu nedenle cümlede have kullanılır.

Alıştırma

Bir rapora göre 100 örneğin 98'i standardı karşıladı. İstisnalara izin verirken bu çok yüksek oranı en iyi vurgulayan ifade hangisidir?

  1. The vast majority of the samples
  2. Most of the samples
  3. All of the samples
Cevabı göster

The vast majority of the samples

making it tricky to link specific health issues with specific chemicals and plastics. Dilbilgisi

3:08

bu da belirli sağlık sorunlarını belirli kimyasallar ve plastiklerle ilişkilendirmeyi zorlaştırır.

Dilbilgisi

making it tricky to link A with B: sonucu gösteren bir -ing yan cümlesi

making it tricky... şeklindeki -ing yan cümlesi, hemen önce anlatılan durumun sonucunu gösterir. Önceki durumun bir zorluğa yol açtığı anlamına gelir; neden olarak yeni bir kişi ya da şey eklemez. Bu yan cümlede make + it + sıfat + to-infinitive, bir şeyin belirli bir eylemi zor, kolay veya benzer bir duruma getirdiğini anlatır. It yer tutucu nesnedir; zor olan eylemi ise to link specific health issues with specific chemicals and plastics belirtir. Link A with B, A ile B arasında bağlantı göstermek veya kurmak demektir.

Alıştırma

Hangi cümle make it + sıfat + to-infinitive yapısını içeren bir -ing sonuç yan cümlesini doğru kullanıyor?

  1. Both labels have faded, making it tricky to tell the two boxes apart.
  2. Both labels have faded, making tricky to tell the two boxes apart.
  3. Both labels have faded, making it tricky telling the two boxes apart.
Cevabı göster

Both labels have faded, making it tricky to tell the two boxes apart.

However,

3:14

Ancak,

researchers have identified a few particularly dangerous groups. Anlatım akışı

3:15

araştırmacılar birkaç özellikle tehlikeli grubu tespit ettiler.

Anlatım akışı

researchers have identified...: belirsizlikten araştırma bulgularına geçiş

researchers have identified... yan cümlesi, açıklamayı geniş bir sorundan veya belirsizlikten araştırmayla desteklenen daha dar bir bulguya taşır. Tartışmanın artık adlandırılabilecek veya sınıflandırılabilecek kadar somut kanıtlara yöneldiğini gösterir. have identified present perfect yapısı, bulguyu önceden ortaya konmuş ve şu anda da geçerli olarak sunar. A few iddianın kapsamını sınırlar: özellikle tehlikeli bazı gruplar bilinmektedir, ancak bu bütün grupların veya bütün risklerin tamamen anlaşıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir rapor az önce birçok ayrıntının hâlâ belirsiz olduğunu söyledi. Hangi cümle tartışmayı araştırmayla desteklenen belirli bir bulguya en iyi şekilde taşır?

  1. Researchers are people who study warning signs.
  2. Every detail is already known.
  3. However, researchers have identified three common warning signs.
Cevabı göster

However, researchers have identified three common warning signs.

Endocrine-disrupting chemicals such as phthalates, Kültür

3:21

Ftalatlar, PFAS ve BPA gibi

PFAS, and BPA

3:25

endokrin bozucu kimyasalların (EDC),

Kültür

Endokrin bozucu kimyasallar: phthalates, PFAS ve BPA

Endokrin bozucu kimyasallar, hormonları kullanarak sinyal gönderen ve vücut işlevlerini düzenleyen endokrin sisteme müdahale edebilen maddelerdir. Bu, sonraki bölümün neden hormonal aktiviteden söz ettiğini anlamak için gereken temel bilgidir. Burada such as örnekleri tanıtır. Phthalates, ftalat adı verilen bir kimyasal ailesini; PFAS, geniş bir florlu kimyasal ailesini; BPA ise bisfenol A adlı belirli bir kimyasalı ifade eder. Bunlar burada kimyasalların veya kimyasal ailelerin adlarıdır; üç hormonun adı değildir.

Alıştırma

Bu ifadede phthalates, PFAS ve BPA nasıl bir işlev görür?

  1. Endokrin bozucu olarak sunulan kimyasallara veya kimyasal ailelerine örnektirler.
  2. Aynı endokrin bezinin üç farklı adıdır.
  3. Vücudun doğal olarak ürettiği üç hormondur.
Cevabı göster

Endokrin bozucu olarak sunulan kimyasallara veya kimyasal ailelerine örnektirler.

are known to alter hormonal activity, Dilbilgisi

3:28

hormonal aktiviteyi değiştirdiği bilinmektedir,

Dilbilgisi

are known to alter hormonal activity: yerleşik bir etkiyi bildirmek

be known to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemi veya etkiyi bunu bilen kişileri ya da çalışmaları belirtmeden yerleşik bilgi olarak sunar. Önceki özne çoğul olduğu için be, are biçimini alır; alter ise to'dan sonra yalın hâlde kalır. Bu edilgen yapı, odağı maddeler ve onların etkisi üzerinde tuttuğu için bilimsel açıklamalarda yaygındır. Alter, değiştirmek anlamına gelir; tek başına hormonal aktivitenin arttığını, azaldığını, durduğunu veya zarar gördüğünü söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle etkiyi yalnızca inanılan veya olası bir durum olarak değil, yerleşik bir bilgi olarak sunar?

  1. This substance is thought to alter hormonal activity.
  2. This substance is known to alter hormonal activity.
  3. This substance may alter hormonal activity.
Cevabı göster

This substance is known to alter hormonal activity.

wreaking havoc across the body. Deyimler

3:31

vücut genelinde tahribata yol açarak.

Deyimler

wreaking havoc across the body: vücudun genelinde ciddi hasara yol açmak

Burada wreaking havoc, ciddi hasara veya büyük bir aksaklığa yol açmak anlamına gelir. Wreak havoc güçlü ve kalıplaşmış bir ifadedir; bir şeyi fiziksel olarak sallamak ya da savurmak anlamına gelmez. Across the body etkinin kapsamını gösterir: zararlı etkiler vücudun birçok bölümüne veya sistemine ulaşır. -ing biçimi bu hasarı çevresindeki cümleye bağlı bir eylem ya da sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi wreak havoc ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The cyberattack ____ on the hospital's computer network.

Cevabı göster

wreaked havoc

By activating or inhibiting hormone receptors, Dilbilgisi

3:33

Hormon reseptörlerini aktive ederek veya inhibe ederek,

Dilbilgisi

By activating or inhibiting...: yöntemi belirten By + -ing

By + fiil-ing, ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran yöntemi veya mekanizmayı belirtir. Burada activating ve inhibiting, or ile bağlanan iki alternatif eylemdir; hormone receptors ise ikisinin ortak nesnesidir. Bu ifade cümlenin başında kullanıldığında neden-sonuç açıklamasını düzenler: önce bir şeyin nasıl gerçekleştiğini belirtir, ardından ana cümle sonucu açıklar. Bu ifade tek başına tam bir cümle değildir.

Alıştırma

By sonrasında reduce fiilinin doğru biçimini yazarak cümleyi tamamlayın: By ____ food waste, the cafeteria saved money.

Cevabı göster

reducing

EDCs can hijack our metabolisms, Deyimler

3:37

EDC'ler metabolizmamızı ele geçirebilir,

Deyimler

hijack our metabolisms ifadesinin mecaz kullanımı

Hijack sözcüğü gerçek anlamda bir aracın ya da başka bir şeyin kontrolünü zorla ele geçirmek demektir. Burada mecaz olarak kullanılır: EDC'ler normal metabolik süreçlere müdahale edip onların kontrolünü ele geçirerek zararlı biçimde çalışmalarına yol açabilir. Hijack, affect sözcüğünden daha güçlüdür. Metabolizmayı normal kontrolü ele geçirilmiş bir sistem gibi gösterir. Can olasılık bildirir; kesinlik bildirmez.

Alıştırma

“One speaker hijacked the meeting” cümlesinde hijacked ne anlama gelir?

  1. Kontrolünü ele aldı ve yönünü değiştirdi
  2. Onu tüm dış etkilerden korudu
  3. Hiç değiştirmeden süresini ölçtü
Cevabı göster

Kontrolünü ele aldı ve yönünü değiştirdi

increasing the risk for obesity and type two diabetes. Kalıp ifadeler

3:41

obezite ve tip iki diyabet riskini artırabilir.

Kalıp ifadeler

increasing the risk for...: bir sonucu daha olası hâle getirmek

Increase the risk for + sağlık sorunu yapısı, o sorunun ortaya çıkma olasılığını artırmak demektir. Burada obesity ve type two diabetes olası sonuçlardır; ifade bunların kesinlikle ortaya çıkacağını söylemez. Increasing ile başlayan -ing yan cümlesi, hemen önce anlatılan sürecin sonucunu verir. And this increases the risk ile aynı bağlama işlevine sahiptir.

Alıştırma

Hangi cümle bir alışkanlığın kalp hastalığını daha olası hâle getirdiğini, ancak kesin olduğunu söylemeden doğal biçimde ifade eder?

  1. Regular smoking becomes the risk for heart disease.
  2. Regular smoking guarantees heart disease.
  3. Regular smoking increases the risk of heart disease.
Cevabı göster

Regular smoking increases the risk of heart disease.

They can mimic testosterone and estrogen, Kelime

3:45

Testosteron ve östrojeni taklit edebilirler,

Kelime

mimic testosterone and estrogen: hormon etkilerini taklit etmek

Bu bilimsel bağlamda mimic, bir maddenin testosteron veya östrojene yeterince benzer biçimde davranarak bazı benzer biyolojik etkiler ya da sinyaller üretmesi anlamına gelir. Bilinçli bir taklidi anlatmaz. Buradaki benzerlik işlevseldir: Bir madde, tamamen aynı kimyasal yapıya veya görünüme sahip olmadan bir hormonu taklit edebilir.

Alıştırma

Bilimsel İngilizcede “A molecule mimics a hormone” genellikle ne anlama gelir?

  1. Hormonla tamamen aynı kimyasal yapıya sahiptir.
  2. Hormonun davranışını bilinçli olarak kopyalar.
  3. Hormonunkilere benzer etkiler veya sinyaller üretir.
Cevabı göster

Hormonunkilere benzer etkiler veya sinyaller üretir.

confusing our body's hormonal balance. Dilbilgisi

3:48

vücudumuzun hormonal dengesini karıştırarak.

Dilbilgisi

confusing...: sonuç bildiren bir V-ing yan cümlesi

Virgülden sonra gelen V-ing öbeği confusing..., ek bilgi veren bir şimdiki zaman sıfat-fiil yan cümlesidir. Önceki ifadenin sonucunu ekler: Maddeler hormonları taklit ederek hormonal dengeyi bozar. Bu, çekimli yeni bir ana fiil değildir. Ana cümle, V-ing... kalıbı bir olayı ve onun sonucunda oluşan etkiyi sık sık tek cümlede birleştirir. Confusing fiilinin örtük eyleyeni önceki cümledeki they ile aynıdır; önceki olayın tamamı da sonucun neden ortaya çıktığını açıklar.

Alıştırma

“The pipe burst, flooding the basement,” cümlesinde V-ing öbeğinin görevi nedir?

  1. Önceki olayın sonucunu belirtir.
  2. Ayrı bir emir verir.
  3. İlgisiz ve daha önce gerçekleşmiş bir eylemi anlatır.
Cevabı göster

Önceki olayın sonucunu belirtir.

In women,

3:51

Kadınlarda,

high phthalate levels have been linked with pregnancy complications. Kalıp ifadeler

3:52

yüksek ftalat seviyeleri hamilelik komplikasyonlarıyla ilişkilendirilmiştir.

Kalıp ifadeler

have been linked with: ilişki var, kanıtlanmış neden değil

Present perfect'ın edilgen biçimi olan have been linked with, şimdiye kadar araştırma veya gözlem yoluyla bulunan bir ilişkiyi bildirir. Özne olan high phthalate levels, araştırmacıların pregnancy complications ile bağlantılı bulduğu etkendir. Linked with tek başına bir şeyin diğerine doğrudan neden olduğunu söylemez. Bilimsel metinlerde ve haberlerde bu ifade, kanıtlar bir ilişkiyi desteklediği ancak nedenselliği kanıtlamadığı zaman iddiayı temkinli tutar.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? "Long-term noise exposure has been linked with headaches" cümlesi, araştırmacıların uzun süreli gürültü maruziyetinin doğrudan baş ağrısına neden olduğunu kanıtladığı anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

And in men,

3:56

Ve erkeklerde,

high BPA exposure has been connected to lower sperm count.

3:57

yüksek BPA maruziyeti daha düşük sperm sayısıyla bağlantılıdır.

In fact, Anlatım akışı

4:02

Aslında,

research suggests these chemicals

4:03

araştırmalar bu kimyasalların

Anlatım akışı

In fact, research suggests: bir noktayı kanıtlarla güçlendirmek

In fact bu ifadeyi önceki anlatılanlara bağlar. Yazarın yalnızca yeni bir konuya başlamadığını, daha güçlü veya daha belirli bir nokta eklediğini gösterir. Research suggests sonraki iddiayı araştırmalara dayandırırken temkinli bir ton korur: kanıtlar bir sonuca işaret eder, ancak ifade bunu kesin bir kanıt olarak sunmaz. İki bölüm birlikte, önceki noktayı araştırma kanıtlarıyla güçlendirerek savı ilerletir.

Alıştırma

İlk iddiayı güçlendiren ve ardından temkinli bir araştırma bulgusu sunan cümleyi seçin: "Short breaks can support concentration."

  1. However, research suggests that some people find long breaks distracting.
  2. For example, one student took a short break before studying.
  3. In fact, research suggests they may also help people remember new information.
Cevabı göster

In fact, research suggests they may also help people remember new information.

have contributed to the global decline in sperm count over the past 50 years. Kalıp ifadeler

4:06

son 50 yılda küresel sperm sayısındaki düşüşe katkıda bulunduğunu gösteriyor.

Kalıp ifadeler

have contributed to the global decline in...: kısmi bir nedensel rol

Contribute to, “bir sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olmak veya o sonuca yol açan etkenlerden biri olmak” anlamına gelir. Genellikle özneyi birden fazla etkenden biri olarak sunar. Bu nedenle have contributed to the global decline, bu etkenlerin düşüşte payı olduğunu, ancak düşüşün tamamını tek başlarına yaratmadıklarını anlatır. Present perfect yapısındaki have contributed, son 50 yıldaki etkileri bugünkü durumla ilişkilendirir. Contribute to ifadesinde to bir edattır; bu nedenle ardından the decline gibi bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi contribute fiilinin geçmiş zaman ortacı ve gerekli edatıyla tamamlayın: Several long-term pressures have ____ the decline in local wildlife.

Cevabı göster

contributed to

Today,

4:12

Bugün,

most people encounter these chemicals before they're even born. Anlatım akışı

4:13

çoğu insan doğmadan bile bu kimyasallarla karşılaşıyor.

Anlatım akışı

before they're even born: even şaşırtıcı derecede erken zamanı belirtir

Before they're born, doğumu zaman sınırı olarak belirler. Even eklendiğinde bu sınır şaşırtıcı derecede erken görünür: kimyasallara maruz kalma, insanlar henüz doğmadan gerçekleşir. Burada even, before yan cümlesindeki doğmuş olma durumuna dikkat çeker. Beklenmedik derecede erken zamanı yan cümlenin en vurgulu bölümü hâline getirerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

before they're even born ifadesinde even anlama ne katar?

  1. Before sözcüğünü neden bildiren bir ifadeye dönüştürür.
  2. Olayın yalnızca doğumdan sonra gerçekleştiği anlamına gelir.
  3. Olayın şaşırtıcı derecede erken bir zamanda gerçekleştiğini vurgular.
Cevabı göster

Olayın şaşırtıcı derecede erken bir zamanda gerçekleştiğini vurgular.

A study on over 300 preteens

4:17

300'den fazla ergenlik öncesi çocuk üzerinde yapılan bir araştırma

found that exposure to EDCs in utero Kültür

4:21

anne karnında EDC'lere maruz kalmanın

Kültür

exposure to EDCs in utero: rahim içindeki EDC maruziyeti

exposure to EDCs in utero ifadesinde in utero, maruziyetin ne zaman gerçekleştiğini belirtir: fetüs henüz rahmin içindeyken, yani doğumdan önce. EDCs, endokrin sistemi bozan kimyasallar anlamına gelir; burada önemli olan maruziyetin zamanı, araştırmanın nerede yapıldığı değil. Latince kökenli bu ifade tıp, bilimsel araştırma ve resmî sağlık metinlerinde yaygındır. Günlük konuşmada before birth veya during pregnancy daha doğal gelebilir; ancak bunlar her zaman in utero kadar kesin değildir.

Alıştırma

Bu cümlede exposure to EDCs in utero ne anlama gelir?

  1. Yalnızca araştırma sırasında gerçekleşen kimyasal maruziyet
  2. Fetüs hâlâ rahimdeyken gerçekleşen maruziyet
  3. Çocuklar ergenliğe girdikten sonra gerçekleşen maruziyet
Cevabı göster

Fetüs hâlâ rahimdeyken gerçekleşen maruziyet

may have impacted when they entered puberty over a decade later. Dilbilgisi

4:24

on yıldan uzun bir süre sonra ergenliğe ne zaman girdiklerini etkilemiş olabileceğini buldu.

Dilbilgisi

may have impacted when they entered puberty: ergenliğe girme zamanına olası geçmiş etki

May have + geçmiş zaman ortacı olan impacted, daha önceki bir etkiyi kesin değil, olası olarak sunar. Burada anlam, önceki maruziyetin onların ergenliğe girdikleri zamanı etkilemiş olabileceğidir; cümle bunun kesinlikle olduğunu söylemez. When they entered puberty, impacted fiilinin tamamlayıcısıdır. Onların ergenliğe girdikleri zamanı belirtir; ne zaman girdiklerini soran bir soru değildir.

Alıştırma

Geçmişte gerçekleşmiş olası bir etkiyi temkinli biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The delay may have affected when the guests arrived.
  2. The delay affected when the guests arrived.
  3. The delay may affect when the guests arrive.
Cevabı göster

The delay may have affected when the guests arrived.

It's easy to feel overwhelmed by this plastic plague. Deyimler

4:30

Bu plastik vebasından bunalmış hissetmek kolaydır.

Deyimler

plastic plague: Plastik krizini vebaya benzeten güçlü bir metafor

plastic plague isim öbeği bir metafordur. Yaygın plastik sorununu plague, yani yayılan, zarar veren ve kontrol edilmesi zor bir belaya benzetir. Bu güçlü görüntü, sorunun neden insana bunaltıcı gelebileceğini açıklar. Bu ifade, plastiğin gerçekten bulaşıcı bir hastalık olduğunu söylemez. Çevre veya halk sağlığı sorununu büyük ve acil bir kriz olarak çerçeveler.

Alıştırma

Bu cümlede plastic plague ne anlama geliyor?

  1. Yaygın, zararlı ve kontrol edilmesi zor bir plastik sorunu.
  2. Plastikten yapılmış bir tıbbi tedavi.
  3. Plastiğin yol açtığı ve resmen tanınan bulaşıcı bir hastalık.
Cevabı göster

Yaygın, zararlı ve kontrol edilmesi zor bir plastik sorunu.

After all, Anlatım akışı

4:34

Sonuçta,

there are no medical interventions for getting this material out of our bodies. Kelime

4:35

bu materyali vücudumuzdan atmak için hiçbir tıbbi müdahale yoktur.

Anlatım akışı

After all: Destekleyici bir neden eklemek

Burada After all, cümlenin başında kullanılan ve “bu önemli nedeni hatırlarsak” anlamına gelen bir söylem bağlayıcısıdır. Önceki ifadeyi destekleyen bir neden sunar: maddeyi çıkarabilecek tıbbi bir müdahale olmadığı için bunalmış hissetmek anlaşılırdır. Bilgi düzeni önce iddia, ardından onu destekleyen neden şeklindedir. Bu kullanımda ifade, bir olay dizisinin sonuncusunu göstermez ve kelimesi kelimesine “her şeyden sonra” anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk cümleyi destekleyen bir nedeni en iyi hangi bağlayıcı ekler? We should save a copy of the file. ____, computers can crash.

  1. Finally
  2. However
  3. After all
Cevabı göster

After all

Kelime

medical interventions for getting ... out: tıbbi önlemler ve amaç

Medical interventions ifadesi, bir sağlık durumunu etkilemek amacıyla uzmanlar tarafından uygulanan eylemleri anlatır. İlaçları, tıbbi işlemleri, ameliyatı veya sağlık uzmanlarının yönettiği diğer önlemleri kapsayabilir; bu nedenle tek bir ilaçtan ya da işlemden daha geniştir. For getting this material out of our bodies, bu müdahalelerin amaçlanan sonucunu belirtir. a measure for + -ing kalıbı bir önlemin ne yapmak için olduğunu anlatır; get A out of B ise A'yı B'den çıkarmak demektir. there are no, cümlede bu tür bir önlemin bulunmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede medical interventions geniş kapsamlı profesyonel önlemler için kullanılmış ve amaç for + -ing ile belirtilmiştir?

  1. The report evaluates several medical interventions for reducing infection risk.
  2. The patient began treatment for a bacterial infection.
  3. The family arranged an intervention to address his harmful behavior.
Cevabı göster

The report evaluates several medical interventions for reducing infection risk.

And data suggests these particles accumulate inside us faster Dilbilgisi

4:40

Ve veriler bu parçacıkların içimizde biriktiğini gösteriyor

than we excrete them through sweat,

4:45

onları ter,

urine, and feces.

4:48

idrar ve dışkı yoluyla attığımızdan daha hızlı.

Dilbilgisi

accumulate ... faster than we excrete: süreçlerin hızlarını karşılaştırmak

A happens faster than B kalıbı, iki sürecin ne kadar hızlı gerçekleştiğini karşılaştırır. Burada parçacıklar vücudun onları dışarı atmasından daha hızlı biçimde vücutta birikir; bu nedenle madde içimizde birikebilir. Than ile başlayan bölümde them, these particles ifadesine gönderme yapar. Faster, accumulate ve excrete eylemlerinin hızını anlatır; parçacıkların kendilerini veya toplam sayılarını karşılaştırmaz.

Alıştırma

Cümleyi fast sözcüğünün karşılaştırma biçimi ve ardından gelen karşılaştırma sözcüğüyle tamamlayın: On this hot day, the ice melts ____ the machine can make new ice.

Cevabı göster

faster than

But small choices you make each day Anlatım akışı

4:50

Ancak her gün yaptığınız küçük seçimler

can reduce how much plastic enters your body. Dilbilgisi

4:52

vücudunuza ne kadar plastik girdiğini azaltabilir.

Anlatım akışı

But small choices...: sorundan eyleme geçiş

Bu cümlede But, anlatımın yön değiştirdiğini gösterir. Önce daha önce belirtilen sınırlamayı veya kaygı verici bilgiyi kabul eder, ardından insanların hâlâ yapabileceği bir şeyi sunar: vücuda giren plastik miktarını azaltan küçük günlük seçimler yapmak. Sorundan eyleme yapılan bu geçiş, bilimsel açıklamalarda ve tavsiyelerde yaygındır. But yalnızca basit bir karşıtlık kurmaz; dinleyiciyi zor bir gerçekten uygulanabilir bir çözüme yönlendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede but, bir sorundan uygulanabilir bir eyleme geçmek için kullanılmıştır?

  1. The road is flooded, and the river is also high.
  2. The road is flooded because the storm lasted all night.
  3. The road is flooded, but drivers can use the marked detour.
Cevabı göster

The road is flooded, but drivers can use the marked detour.

Dilbilgisi

reduce how much plastic enters...: how much ile gömülü yan cümle

Tam yapı olan reduce how much plastic enters your body ifadesinde reduce fiilinin nesnesi, how much plastic enters your body gömülü yan cümlesidir. Bu yan cümle “vücudunuza giren plastik miktarı” anlamına gelir. How much, sayılamayan plastic ismini niteler. Yan cümlenin içinde how much plastic grubunun tamamı enters fiilinin öznesidir; bu nedenle sıra how much plastic enters... şeklindedir ve does kullanılmaz. Bu yan cümle, miktar bilgisini daha büyük bir ifadenin içine yerleştirir.

Alıştırma

Hangi cümlede how much yan cümlesi reduce fiilinin nesnesi olarak doğru kullanılmıştır?

  1. A fine filter can reduce how much dust enters the room.
  2. A fine filter can reduce how much does dust enter the room.
  3. A fine filter can reduce how many dust enters the room.
Cevabı göster

A fine filter can reduce how much dust enters the room.

When buying clothes, Dilbilgisi

4:56

Kıyafet alırken,

look for pieces made from natural fibers without toxic chemicals. Dilbilgisi

4:58

toksik kimyasallar içermeyen doğal liflerden yapılmış parçalar arayın.

Dilbilgisi

When buying clothes: kısaltılmış bir zaman yan cümlesi

When buying clothes, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Temel anlamı when you are buying clothes ile aynıdır: satın alma eylemi, ana cümledeki tavsiyenin geçerli olduğu zamanı belirtir. you öznesi ile be fiilinin are biçimi çıkarılır ve geriye when + -ing kalır. Ana cümle emir cümlesi olduğu için onun gizli öznesi de you olur. Bu kısa yapı, yönergelerde ve tavsiyelerde sık görülür.

Alıştırma

Bu cümlede "when you are crossing" yapısını kısaltın: When ____ the street, look both ways.

Cevabı göster

crossing

Dilbilgisi

pieces made from natural fibers: isimden sonra gelen geçmiş zaman ortacı

pieces made from natural fibers yapısında, geçmiş zaman ortacıyla kurulan made from natural fibers öbeği pieces sözcüğünden sonra gelir ve hangi ürünlerin aranacağını açıklar. Yapı, pieces that are made from natural fibers biçiminde genişletilebilir. pieces, yapma eylemine maruz kalan öğedir; bu nedenle made geçmiş zaman ortacı edilgen bir anlam verir. Burada making uygun olmaz. Cümlenin ana fiili look for'dur; without toxic chemicals ise aynı ürünlere başka bir koşul ekler.

Alıştırma

Niteleyiciyi tamamlamak için "make" fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: The lab uses containers ____ from recycled glass.

Cevabı göster

made

Swap your plastic cutting boards and storage containers Kalıp ifadeler

5:03

Plastik kesme tahtalarınızı ve saklama kaplarınızı

for wood,

5:07

ahşap,

stainless steel,

5:07

paslanmaz çelik

and glass replacements.

5:09

ve cam alternatifleriyle değiştirin.

Kalıp ifadeler

Swap X for Y: X'i bırakıp Y'yi kullanmak

swap X for Y kalıbında X, kullanmayı bıraktığınız veya çıkardığınız şeydir; Y ise onun yerine geçen şeydir. Bu cümlede plastik kesme tahtaları ve kaplar X, ahşap, paslanmaz çelik ve cam alternatifler ise Y'dir. Bu kalıp, ürün veya alışkanlık değişikliği önerirken sık kullanılır. Yönü doğru hatırlamak için for sözcüğünü “karşılığında” veya “yerine” olarak düşünün.

Alıştırma

swap X for Y kalıbını doğru edatla tamamlayın: Swap sugary drinks ____ water.

Cevabı göster

for

Eliminate single-use plastic and buy fresh, Kelime

5:11

Tek kullanımlık plastiği ortadan kaldırın ve mümkün olduğunca taze,

unpackaged foods whenever possible. Kalıp ifadeler

5:14

ambalajsız yiyecekler alın.

Kelime

Eliminate single-use plastic: tek kullanımlık plastiği bırakmak

Single-use, “bir kez kullanılıp sonra atılmak üzere tasarlanmış” anlamına gelen birleşik bir sıfattır. Plastic sözcüğünü niteler; bu nedenle single-use plastic, poşet, pipet veya ambalaj gibi bir kez kullanılmak üzere üretilmiş plastik ürünleri anlatır. Bir kişinin tek başına kullandığı plastik anlamına gelmez. Bu emir cümlesinde eliminate, onu günlük alışkanlıklardan çıkarmak veya mümkün olan her yerde kullanmayı bırakmak anlamındadır. Bu, yalnızca kullanım miktarını azaltmaktan daha güçlü bir hedeftir.

Alıştırma

Bu cümlede single-use plastic ne anlama geliyor?

  1. Tek bir amaçla sınırlı dayanıklı plastik
  2. Bir kez kullanılıp sonra atılmak üzere tasarlanmış plastik ürünler
  3. Yalnızca bir kişi tarafından kullanılan plastik
Cevabı göster

Bir kez kullanılıp sonra atılmak üzere tasarlanmış plastik ürünler

Kalıp ifadeler

whenever possible: önerilere esneklik katmak

“Whenever possible”, “mümkün olan her durumda” anlamına gelir. Önerilen eylemden sonra gelir ve koşullar her izin verdiğinde o eylemin yapılmasını söyler. “Whenever it is possible to do so” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Öneriyi güçlü ama gerçekçi tutar: eylemin tekrarlanmasını teşvik eder, ancak makul biçimde yapılamadığı durumlarda zorunlu kılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, koşulların izin verdiği her seferde aynı seçimi yapmayı önerir?

  1. Use public transportation at one fixed time.
  2. Use public transportation as soon as possible.
  3. Use public transportation whenever possible.
Cevabı göster

Use public transportation whenever possible.

The more people stop buying plastic, Dilbilgisi

5:18

Ne kadar çok insan plastik satın almayı bırakırsa,

the less of it we'll see.

5:20

onu o kadar az göreceğiz.

Dilbilgisi

Bağlantılı değişimler için The more..., the less...

“The more..., the less...”, değişen iki miktarı birbirine bağlayan bağıntılı bir karşılaştırma yapısıdır. İlk yan cümle bir şeydeki artışı verir; ikinci yan cümle ise bununla birlikte başka bir miktarın azaldığını söyler. Bu cümlede plastik satın almayı bırakan kişi sayısı arttığı için görülen plastik miktarı azalır. Her yan cümle the ve ardından bir karşılaştırma ifadesiyle başlar. Burada more, people sözcüğünü nitelerken less of it daha önceki plastic sözcüğüne gönderme yapar. The belirli bir ismi göstermez; bağlantılı “the X-er..., the Y-er...” yapısının işaretidir.

Alıştırma

Bağıntılı karşılaştırma cümlesini tamamlayın: The more we reuse containers, ____ plastic waste we create.

Cevabı göster

the less

But fixing a problem this big Dilbilgisi

5:22

Ancak bu kadar büyük bir sorunu çözmek

requires big solutions.

5:24

büyük çözümler gerektirir.

Dilbilgisi

Fixing a problem this big requires ...: özne olan -ing yapısı ve derece bildiren this

Fixing a problem this big, cümlede özne görevi gören bir -ing öbeğidir. Sorunu çözme eyleminin tamamını adlandırır. Bu eylem tek bir şey olarak görüldüğü için fiil tekil biçimde olur: require değil, requires. a problem this big ifadesinde this, “bu belirli şey” değil, “bu derece” veya “bu kadar” anlamına gelir. this big, problem sözcüğünden sonra gelir ve sorunun olağan dışı büyüklüğünü vurgular. Yeniden kullanılabilecek kalıp “fiil-ing + a/an + isim + this + sıfat + requires + isim” şeklindedir. big solutions içindeki big, fiziksel büyüklüğü değil, soruna uygun geniş ölçeği anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle bir -ing öbeğini tekil özne olarak doğru kullanır ve this + sıfat yapısını isimden sonra getirir?

  1. To solving a puzzle this difficult requires patience.
  2. Solving a puzzle this difficult require patience.
  3. Solving a puzzle this difficult requires patience.
Cevabı göster

Solving a puzzle this difficult requires patience.

Just like gasoline,

5:26

Tıpkı benzin gibi,

plastic is a petrochemical product Kelime

5:28

plastik de petrokimyasal bir üründür

made and sold at a massive scale. Dilbilgisi

5:31

devasa ölçekte üretilen ve satılan.

Kelime

Plastic is a petrochemical product: petrochemical product ifadesinin anlamı

Petrokimya ürünü, petrol veya doğal gazdan elde edilen kimyasallardan yapılan bir üründür. Geleneksel plastikler, ham maddeleri fosil yakıtlardan geldiği için genellikle bu tanıma uyar. Benzinle yapılan karşılaştırma, ikisinin de fosil yakıt ve petrokimya endüstrileriyle bağlantılı olduğunu gösterir. Bu, plastik ile benzinin aynı kullanım alanına veya özelliklere sahip olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede petrochemical product ne anlama gelir?

  1. Petrol veya doğal gazdan elde edilen kimyasallardan yapılmış bir ürün
  2. Benzin istasyonunda satılan herhangi bir ürün
  3. Yalnızca yakıt olarak kullanılan bir kimyasal
Cevabı göster

Petrol veya doğal gazdan elde edilen kimyasallardan yapılmış bir ürün

Dilbilgisi

made and sold at a massive scale: isimden sonra paralel geçmiş zaman ortaçları

Bağlamda made and sold at a massive scale, product sözcüğünden sonra gelir ve onu açıklar. Made ve sold, edilgen anlam taşıyan paralel geçmiş zaman ortaçlarıdır: ürün üretilir ve satılır. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. A product made and sold at a massive scale, a product that is made and sold at a massive scale ile aynı anlama gelir. İngilizcede bu sıkıştırılmış yapı, bir isimden sonra kısa ve öz bilgi eklemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir isim hakkında edilgen bilgi vermek için o isimden sonra iki paralel geçmiş zaman ortacını doğru kullanır?

  1. The devices were tested and approved last week are now available.
  2. The devices tested and approved last week are now available.
  3. The devices testing and approving last week are now available.
Cevabı göster

The devices tested and approved last week are now available.

So it's going to take legislation on the local, Notlar

5:34

Bu yüzden yerel,

state, and country level

5:37

eyalet ve ülke düzeyinde yasalar gerekecek

Kalıp ifadeler

on the local, state, and country level: üç yönetim düzeyi

Ortak kullanılan level adı, local, state ve country sözcüklerini üç parçalı bir kapsamda birleştirir. Burada local yerel yönetimi veya belediyeyi, state federal bir sistemdeki eyalet düzeyini, country ise ülke çapındaki düzeyi ifade eder. Bu ifade, bir şeyin gerçekleştiği veya yönetildiği ölçeği belirtir. Liste küçük bir alandan daha büyük bir alana ilerleyerek üç ölçeğin de kapsandığını gösterir.

Alıştırma

Bir planın yerel, eyalet ve ülke çapındaki basamaklarda desteğe ihtiyacı olduğunu en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. The plan needs support at the local, state, and national levels.
  2. The plan needs support at the local level only.
  3. The plan needs support at the national and international levels.
Cevabı göster

The plan needs support at the local, state, and national levels.

to make this material safer

5:39

bu materyali daha güvenli hale getirmek

Dilbilgisi

it's going to take legislation ... to make this material safer: bir hedefe ulaşmak için gereken şey

It's going to take X to do Y kalıbı, Y'yi gerçekleştirmek için X'in gerekli olacağı anlamına gelir. Burada X legislation, Y ise to make this material safer bölümüdür. It biçimsel bir öznedir; this material ifadesine gönderme yapmaz. Make + nesne + sıfat, nesneyi sıfatın belirttiği duruma getirmek anlamına gelir. Burada safer karşılaştırma bildiren bir sıfattır; bu yüzden make this material safer, malzemenin oluşturduğu riski azaltmak demektir. Going to, bu gereksinimi geleceğe yönelik bir beklenti olarak sunar.

Alıştırma

It's going to take X to do Y kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: It's going to ____ better lighting to make this crossing safer.

Cevabı göster

take

and regulate just how much of it we put into our world and our bodies. Dilbilgisi

5:41

ve dünyamıza ve vücudumuza tam olarak ne kadar koyduğumuzu düzenlemek için.

Dilbilgisi

regulate just how much ...: dolaylı soruda sözcük dizimi

just how much of it we put into our world and our bodies yan cümlesinin tamamı regulate fiilinin nesnesidir. Bu yan cümle, denetlenen miktarı, yani daha önce sözü edilen şeyin ne kadarını çevreye ve insan bedenine kattığımızı belirtir. how much dolaylı bir soru yan cümlesini başlattığı için yan cümle düz cümle söz dizimini korur: we put kullanılır, do we put kullanılmaz. Burada just, how much ifadesini güçlendirir ve "tam olarak" ya da "tam olarak ne ölçüde" anlamına gelir; "yalnızca" anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu grupları doğru sıraya koyarak cümleyi dolaylı bir soruyla tamamlayın: how much noise / each machine / can make. The rule regulates ____.

Cevabı göster

how much noise each machine can make

Don't underestimate your impact. Ton ve niyet

5:49

Etkinizi hafife almayın.

Ton ve niyet

Don't underestimate your impact: kendi etkinizi fark etmeniz için doğrudan bir çağrı

Don't underestimate your impact, kişiye eylemlerinin önemli olduğunu fark ettiren doğrudan bir teşviktir. Underestimate, bir şeyi gerçekte olduğundan daha az önemli veya güçlü görmek demektir. Don't underestimate ... biçimindeki olumsuz emir burada esas olarak eleştiri değildir. Bu düşünceyi, fark yaratma gücüne inanıp harekete geçmeye yönelik güçlü bir çağrıya dönüştürür.

Alıştırma

“Bir şeyi gerçekte olduğundan daha az önemli görmek” anlamındaki fiili kullanarak teşvik cümlesini tamamlayın: Don't ____ your impact.

Cevabı göster

underestimate

Small changes can have large-scale impact Anlatım akışı

5:51

Küçük değişikliklerin büyük ölçekli bir etkisi olabilir

when enough of us make them.

5:55

yeterince çoğumuz bunları yaptığında.

Anlatım akışı

Small changes ... when enough of us make them: bireysel eylemden ortak etkiye

Cümle önce small changes ile large-scale impact arasında bir karşıtlık kurar. Ana cümle mümkün olan büyük sonucu sunar; when yan cümlesi ise bu sonucu mümkün kılan koşulu açıklar: yeterince çok insanın bu değişiklikleri yapması gerekir. Them, small changes ifadesine geri gönderme yapar. Bu bilgi düzeni, tek bir küçük değişikliğin otomatik olarak büyük bir etki yarattığını iddia etmek yerine bireysel eylemi ortak bir sonuca bağlar.

Alıştırma

Cümledeki when yan cümlesinin görevi nedir?

  1. Konuyu kişisel eylemden ilgisiz bir olaya geçirir.
  2. Tek bir küçük değişikliğin her zaman hemen büyük bir sonuç yarattığını söyler.
  3. Çok sayıda küçük değişikliğin birikerek büyük bir sonuç oluşturabileceği koşulu belirtir.
Cevabı göster

Çok sayıda küçük değişikliğin birikerek büyük bir sonuç oluşturabileceği koşulu belirtir.

The Oceanic Preservation Society

5:56

The Oceanic Preservation Society

is helping people learn how to reduce their exposure Kalıp ifadeler

5:59

insanların mikroplastiklere ve zararlı kimyasallara maruz kalmalarını

to microplastics and harmful chemicals.

6:02

nasıl azaltacaklarını öğrenmelerine yardımcı oluyor.

Kalıp ifadeler

reduce someone's exposure to something: birinin bir şeye maruz kalmasını azaltmak

Reduce someone's exposure to something ifadesi, bir kişinin bir şeyle temas etme veya ondan etkilenme düzeyini, sıklığını ya da olasılığını düşürmek anlamına gelir. Bu cümlede microplastics and harmful chemicals risk kaynaklarıdır. How to reduce ... yapısı, learn fiilinden sonra gelen soru sözcüğü + to-infinitive yan cümlesidir. Burada bir şeyi azaltma yöntemi anlamına gelir ve their sözcüğü people sözcüğüne gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi exposure içeren sabit kullanımla tamamlayın: A well-fitted mask can reduce your ____ airborne dust.

Cevabı göster

exposure to

Visit unplasticurlife.com to learn more.

6:04

Daha fazlasını öğrenmek için unplasticurlife.com adresini ziyaret edin.