Filler neden asla unutmaz? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video Özeti: Video, fillerin olağanüstü hafızadan çok daha fazlasına sahip olduğunu gösteren kanıtları inceliyor. Beyin yapılarını esnek hatırlama, problem çözme, iletişim, yaratıcılık, empati ve sosyal davranışlarla ilişkilendiriyor; ardından onları bilinçli ve duygusal varlıklar olarak kabul etmenin, hâlâ maruz kaldıkları kötü muameleyi ve yaşamlarına yönelik tehditleri özellikle kaygı verici kıldığını savunuyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. giant walking hard drives. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Filleri hareket eden veri depolama aygıtlarına benzeten bu mizahi metaforu tanımayı öğrenin. İfade anatomiyi gerçek anlamda betimlemek yerine güçlü hafızayı canlı bir imgeyle anlatır; böylece bilimsel bir anlatımdaki yaratıcı ve eğlenceli benzetmeleri doğru yorumlayabilirsiniz. 2. encephalization quotient. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Beynin büyüklüğünü, hayvanın vücut ölçüsüne göre beklenen büyüklükle karşılaştıran resmî bilimsel terimi anlayın. Bu sayede fil ve şempanze beyinlerinin karşılaştırmasını izleyebilir, teknik sözcüklerin zekâyla ilgili bir savı nasıl desteklediğini görebilirsiniz. 3. it's hard to escape the conclusion — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Birikmiş kanıtlardan mutlak kesinlik iddiasında bulunmadan güçlü ve gerekçeli bir sonuca nasıl geçildiğini fark edin. Birden fazla gözlem tek bir yorumu son derece ikna edici kıldığında bu çerçeveyi kullanabilirsiniz.
Bu derste
It's a common saying that elephants never forget. Notlar
0:06Fihlerin asla unutmadığı yaygın bir sözdür.
common saying: yaygın biçimde tekrarlanan bir ifade
Common saying, birçok kişinin bildiği ve tekrarladığı bir ifadedir. Common, sözün ne kadar yaygın olduğunu anlatır; düşüncenin doğru olduğunu göstermez. It's a common saying that + yan cümle kalıbı, sözün içeriğini kanıtlanmış bir gerçek gibi sunmadan tanıtır.
Alıştırma
Bilimsel olarak kanıtlandığını iddia etmeden tanıdık bir ifadeyi en iyi hangi cümle tanıtır?
- It's a private instruction that laughter is the best medicine.
- It's a common saying that laughter is the best medicine.
- It's a scientific fact that laughter is the best medicine.
Cevabı göster
It's a common saying that laughter is the best medicine.
elephants never forget: hafıza hakkında tanıdık bir iddia
Elephants never forget, fillerin olağanüstü güçlü ve uzun süreli bir belleğe sahip olduğu düşüncesine dayanan, İngilizcede iyi bilinen bir sözdür. Buradaki never, her filin her şeyi hatırladığına dair kelimesi kelimesine bir iddia değil, vurgulu bir genellemedir. Konuşmacı girişte bu sözü alıntılayarak dinleyicinin tanıyabileceği bir düşünceyle başlar ve onu daha sonra bilimsel açıdan incelemeye hazırlar.
Alıştırma
Bu girişte elephants never forget sözünün temel işlevi nedir?
- Tanıdık bir inancı alıntılar ve kanıtların daha sonra incelenmesine zemin hazırlar.
- Bütün fillerin her şeyi sonsuza kadar hatırladığını kanıtlar.
- Bir filin bir olayı hatırladığını bildirir.
Cevabı göster
Tanıdık bir inancı alıntılar ve kanıtların daha sonra incelenmesine zemin hazırlar.
But these magnificent animals are more than giant walking hard drives. Deyimler
0:10Ancak bu muhteşem hayvanlar, devasa yürüyen sabit disklerden çok daha fazlasıdır.
giant walking hard drives: hafızayı anlatan mizahi bir benzetme
Burada giant walking hard drives, filleri anlatan mizahi bir benzetmedir. Sabit disk büyük miktarda veri depolar; bu yüzden bu imge fillerin güçlü hafızasını gözde canlandırmayı kolaylaştırır. İfade gerçek anlamlı değildir: hayvanlar bilgisayar parçaları taşımamaktadır. Cümlenin tamamındaki more than, hafızanın filleri olağanüstü yapan özelliklerin yalnızca bir parçası olduğunu da gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede giant walking hard drives ne anlama geliyor?
- Fillerin yürürken gerçek bilgisayar ekipmanı taşıdığını söyler.
- Fillerin güçlü hafızasını yüksek kapasiteli veri depolamaya mizahi biçimde benzetir.
- Fillerin yalnızca teknolojiyle ilgili bilgileri hatırlayabildiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Fillerin güçlü hafızasını yüksek kapasiteli veri depolamaya mizahi biçimde benzetir.
is only one aspect of an incredible intelligence Kalıp ifadeler
0:19onları Dünya üzerindeki en sosyal, yaratıcı ve yardımsever canlılardan bazıları yapan
The more ..., the more ... ile bağlantılı değişimler
The more ..., the more ... değişen iki dereceyi birbirine bağlar. İlk bölüm neyin arttığını veya değiştiğini, ikinci bölüm ise bununla birlikte neyin değiştiğini söyler. Her bölüm the ile başlar ve ardından karşılaştırma biçimindeki bir sözcük ya da ifade gelir. Burada insanlar filler hakkında daha çok şey öğrendikçe hafızanın onların zekâsının yalnızca bir parçası olduğu daha belirgin hâle gelir. İkinci more, daha yüksek derecede anlamına gelir; bir şeyin daha fazla sayıda ortaya çıktığını belirtmez.
Alıştırma
The more ..., the more ... eşli yapısını kullanarak cümleyi tamamla: The ____ you practice, the ____ confident you become.
Cevabı göster
more · more
one aspect of: daha büyük bir bütünün bir yönü
one aspect of, “daha büyük ve karmaşık bir bütünün bir parçası, özelliği ya da ona bakış biçimi” anlamına gelir. of'tan sonra gelen isim veya -ing yapısı bu daha büyük bütünü belirtir. Burada memory, daha geniş intelligence kavramının içine yerleştirilir. Only sınırlamayı güçlendirir: etkileyici hafıza bu zekânın tamamı değildir.
Alıştırma
Ders ifadesini kullanarak cümleyi tamamla; fiyatın kararın tamamı olmadığını göstermek için only kelimesini de ekle: Price is ____ choosing a bicycle.
Cevabı göster
only one aspect of
that makes them some of the most social, creative, and benevolent creatures on Earth.
0:22inanılmaz bir zekanın sadece bir yönü olduğu o kadar ortaya çıkıyor.
the one about elephant memory is scientifically accurate. Kelime
0:28fil hafızasıyla ilgili olan bilimsel olarak doğrudur.
Unlike many proverbs, ...: genel bir gruptan istisnaya
Unlike many proverbs, cümlenin başında kullanılan bir karşıtlık ifadesidir. Önce okuyucuya many proverbs şeklinde genel bir karşılaştırma grubu verir ve ana cümlede bir fark geleceğine hazırlar. Ardından ana özne olan the one about elephant memory, bilimsel olarak doğru olduğu için istisna olarak sunulur. Unlike + isim öbeği, + ana cümle kalıbı, geniş bir gruptan onunla karşıtlık oluşturan tek bir örneğe geçerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Unlike many proverbs cümlede nasıl bir bilgi düzeni oluşturur?
- Önce genel bir karşılaştırma grubu verir, ardından farklı bir örneği vurgular.
- Ana örneğin bütün atasözleriyle aynı olduğunu söyler.
- Birkaç atasözünü tek tek sıralar.
Cevabı göster
Önce genel bir karşılaştırma grubu verir, ardından farklı bir örneği vurgular.
scientifically accurate ... bilimsel kanıtlarla doğruluğu değerlendirmek
Bu cümlede scientifically accurate, fillerin hafızasıyla ilgili ifadenin ilgili bilimsel kanıtlarla ve güncel bilimsel anlayışla örtüştüğünü belirtir. Scientifically, doğruluğu değerlendirmek için ölçütün bilim olduğunu gösterir; yalnızca kulağa mantıklı geldiği anlamına gelmez. Bu ifade bir iddianın, açıklamanın, betimlemenin veya görsel anlatımın bilimsel açıdan güvenilir olup olmadığını değerlendirmek için kullanılır. Her ayrıntının hiçbir şüphe kalmayacak şekilde bilimsel olarak kanıtlandığı anlamını kendiliğinden taşımaz.
Alıştırma
Cümledeki scientifically accurate ifadesinin anlamını seçin.
- İddia resmî bir üslupla yazılmış.
- İddia olası her türlü şüphenin ötesinde kanıtlanmış.
- İddia güncel bilimsel kanıtlarla örtüşüyor.
Cevabı göster
İddia güncel bilimsel kanıtlarla örtüşüyor.
able to recognize as many as 30 companions by sight or smell. Notlar
0:34görme veya koklama yoluyla 30 kadar arkadaşı ayırt edebilirler.
as many as 30 ... şaşırtıcı derecede yüksek bir sayıyı vurgulamak
Bu cümlede as many as 30, “30'a kadar” anlamına gelirken bu sayının ne kadar yüksek olduğuna da dikkat çeker. Konuşan kişi fillerin 30 arkadaşını tanıyabilmesini sıradan bir sayı olarak değil, şaşırtıcı derecede büyük bir kapasite olarak sunar. As many as, bir sayıdan ve çoğul sayılabilen bir isimden önce kullanılır. Gerçekte ulaşılmış veya ulaşılması mümkün olan yüksek bir sayıyı anlatabilir; vurgu sayının büyüklüğündedir.
Alıştırma
Arşivde şaşırtıcı derecede çok kitap bulunduğunu vurgulayan cümleyi seçin.
- The archive contains as much as 5,000 books.
- The archive contains up to 5,000 books.
- The archive contains as many as 5,000 books.
Cevabı göster
The archive contains as many as 5,000 books.
by sight or smell: araç bildiren by + duyu
by sight or smell ifadesinde by, birini tanımak için kullanılan aracı, yani görme ya da koklama duyusunu belirtir. Sight ve smell duyuları adlandıran isimlerdir. by + isim yapısı, bir eylemin hangi yolla yapıldığını gösterebilir. Burada “Yoldaşlar nasıl tanınıyor?” sorusunu yanıtlar; tanımanın nerede veya ne zaman olduğunu göstermez.
Alıştırma
Hangi cümlede by, tanımak için kullanılan duyuyu belirtir?
- Some birds recognize their chicks near the nest.
- Some birds recognize their chicks after sunrise.
- Some birds recognize their chicks by sight or sound.
Cevabı göster
Some birds recognize their chicks by sight or sound.
This is a great help when migrating or encountering other potentially hostile elephants.
0:39Bu, göç ederken veya potansiyel olarak düşman diğer fillerle karşılaşıldığında büyük bir yardımdır.
They also remember and distinguish particular cues that signal danger Kelime
0:45Ayrıca tehlikeyi işaret eden belirli ipuçlarını hatırlar ve ayırt ederler
particular cues that signal danger: tehlikeye işaret eden belirli işaretler
Particular cues, dikkati yönlendirebilen veya bir tepkiye yol açabilen belirli işaretlerdir. that signal danger ilgi cümleciği, bu işaretlerin ne yaptığını açıklar: tehlike bulunabileceğini gösterirler. Signal burada fiildir ve danger onun nesnesidir. Gözlemlenebilir bir işaretin bir insanın veya hayvanın olası riski fark etmesini sağladığı durumlarda bu ifade kullanılabilir.
Alıştırma
“A sudden alarm call can be a cue that signals danger,” cümlesinde cue ne anlama gelir?
- Bir işaret değil, tehlikeli olayın kendisidir.
- Tehlikenin fark edilmesini sağlayabilen, gözlemlenebilir bir işarettir.
- Bir gizemi çözmek için kullanılan kanıttır.
Cevabı göster
Tehlikenin fark edilmesini sağlayabilen, gözlemlenebilir bir işarettir.
and can recall important locations long after their last visit. Kalıp ifadeler
0:49ve son ziyaretlerinden uzun süre sonra bile önemli yerleri hatırlayabilirler.
long after their last visit: uzun bir zaman aralığı
long after their last visit ifadesi “son ziyaretlerinden uzun zaman sonra” anlamına gelir. Long, after ile belirtilen zaman aralığının çok daha büyük olduğunu gösterir. Burada bu ifade, aradan çok zaman geçse de yerleri hatırlama becerisinin sürdüğünü gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp long after + isim öbeği veya yan cümledir: long after graduation; long after the lesson ended.
Alıştırma
“Uzun zaman sonra” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The song stayed popular ____ the movie left theaters.
Cevabı göster
long after
But it's the memories unrelated to survival Dilbilgisi
0:53Ancak hayatta kalmayla ilgisi olmayan anılar
it's ... that ...: hayatta kalmayla ilgisiz anıları odağa almak
Bu, It is ... that ... kalıbıyla kurulan bir bölünmüş vurgulama cümlesidir. is ile that arasındaki the memories unrelated to survival isim öbeği odağa yerleştirilir. that sonrasındaki sözler, odaklanan öbek hakkında neyin doğru olduğunu belirtir. Burada it belirli bir şeye gönderme yapmaz. Vurgulama çerçevesi çıkarıldığında temel ifade “The memories unrelated to survival are the most fascinating.” olur. Bu yapı karşılaştırmalı bir odak ekler: en büyüleyici olan başka bir anı türü değil, bu tür anılardır.
Alıştırma
the final clue ifadesini vurgulamak için It was ... that ... yapısını kullanın: ____ the final clue ____ solved the mystery.
Cevabı göster
It was · that
Elephants remember not only their herd companions, Dilbilgisi
0:58Filler sadece sürü arkadaşlarını değil,
but other creatures who have made a strong impression on them. Kalıp ifadeler
1:01kendileri üzerinde güçlü bir izlenim bırakan diğer canlıları da hatırlar.
not only their herd companions, but ...: ikinci bir bilgi eklemek
Eşli yapı not only X, but Y, hem X’in hem de Y’nin kapsandığını belirtir. İkinci bölüm çoğu zaman daha geniş, daha güçlü ya da daha beklenmedik bir bilgi ekler. Burada not only, remember fiilinin ilk nesnesi olan their herd companions ifadesini; but ise ikinci nesne olan other creatures ifadesini tanıtır. Paralel isim öbekleri, kapsamın sürü arkadaşlarından başka türlere genişlediğini açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but also ... eşli yapısıyla tamamlayın: The museum displays ____ ancient coins ____ modern paintings.
Cevabı göster
not only · but also
made a strong impression on: akılda kalan güçlü bir etki yaratmak
Made a strong impression on, birinin ya da bir şeyin başka bir kişi veya hayvan üzerinde canlı ve akılda kalıcı bir etki oluşturduğunu anlatır. Yalnızca hatırlama eylemini değil, yaratılan etkiyi vurgular. İzlenimi yaratan kişi, hayvan, şey ya da deneyim öznedir; bu izlenimi edinen kişi veya hayvan on’dan sonra gelir. Burada izlenimi other creatures yaratır ve them filleri ifade eder. Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Her calm speech ____ everyone in the room.
Cevabı göster
made a strong impression on
two circus elephants that had briefly performed together rejoiced when crossing paths 23 years later. Deyimler
1:06kısa bir süre birlikte performans sergileyen iki sirk fili, 23 yıl sonra yolları kesiştiğinde sevinçten havalara uçtu.
crossing paths: tesadüfen karşılaşmak
Cross paths, genellikle planlanmamış şekilde “karşılaşmak veya yolları kesişmek” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede crossing paths, iki filin 23 yıl sonra yeniden karşılaştığını anlatır; gerçek bir yoldan karşıya geçtikleri anlamına gelmez. Özne iki kişi ya da hayvansa they cross paths denebilir. Özne tek kişiyse yaygın yapı cross paths with someone biçimindedir: I crossed paths with Maya.
Alıştırma
Cümleyi cross paths ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At the museum, I ____ an old classmate I had not seen in years.
Cevabı göster
crossed paths with
This recognition isn't limited to others of their species. Kalıp ifadeler
1:14Bu tanıma, türlerinin diğerleriyle sınırlı değildir.
isn't limited to: kapsamı genişletmek
Isn't limited to, “... ile sınırlı değildir” demektir. Bu cümlede, bu tanıma yetisinin yalnızca hayvanların kendi türünün diğer üyeleri için geçerli olduğu şeklindeki dar yorumu reddeder ve yetinin bu grubun ötesine uzandığını belirtir. Kalıp be limited to + isim, zamir veya -ing biçimidir. be olumsuz yapıldığında “bu aralıkla sınırlı” anlamı, “bu aralığın dışındakileri de içerir” anlamına dönüşür.
Alıştırma
Cümleyi isn't limited to ile tamamlayın: The school art club ____ experienced painters; beginners are welcome too.
Cevabı göster
isn't limited to
Elephants have also recognized humans they've bonded with after decades apart. Kalıp ifadeler
1:18Filler, on yıllarca ayrı kaldıktan sonra bağ kurdukları insanları da tanımışlardır.
bonded with: yakın bir duygusal bağ kurmak
Bond with someone, bir kişiyle veya hayvanla yakın bir duygusal bağ kurmak anlamına gelir. Bu bağ genellikle zaman, ilgi veya ortak deneyimler yoluyla gelişir. Yalnızca biriyle tanışmaktan ya da onu tanımaktan daha güçlü bir ilişkiyi anlatır. humans they've bonded with ifadesi, fillerin bu bağı kurduğu insanları belirtir. They've, they have ifadesinin kısaltmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi bond fiilinin geçmiş zaman ortacı ve doğru edatla tamamlayın: After several weeks, the shy cat had ____ its foster family.
Cevabı göster
bonded with
All of this shows that elephant memory goes beyond responses to stimuli. Kalıp ifadeler
1:23Bütün bunlar, fil hafızasının uyaranlara verilen tepkilerin ötesine geçtiğini göstermektedir.
goes beyond responses to stimuli: basit tepkilerle sınırlı olmamak
Go beyond something, bir şeyi aşmak veya yalnızca onunla sınırlı olmamak anlamına gelir. Buradaki goes beyond responses to stimuli, fil hafızasının yalnızca tepki oluşturan şeylere verilen tepkilerle açıklanamayacağını ve daha karmaşık hafıza yetilerini de içerdiğini belirtir. Yapı go beyond + isim veya -ing biçimidir. Responses to stimuli; sinyallere, olaylara veya değişikliklere verilen tepkiler demektir. Stimuli ise stimulus sözcüğünün çoğuludur.
Alıştırma
Cümleyi go beyond ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Good leadership ____ giving orders; it also involves listening.
Cevabı göster
goes beyond
Looking inside their heads: içsel bir açıklamaya geçiş
Looking inside their heads yeni bir bakış açısı sunar: Açıklama, hayvanların yaptıklarından beyinlerinde gerçekleşenlere geçer. Burada inside their heads, kafalarını gerçek anlamda açmak değil, beyin yapılarını veya etkinliklerini incelemek demektir. Baştaki -ing yan cümlesi ana cümlenin dayanağını verir: Beynin içini inceleyerek nedenini anlayabiliriz. Bu, okuyucuyu gözlemlenen bir sonuçtan onun altında yatan nedene yönlendirmenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
“Looking inside their heads, we can see why,” cümlesinde baştaki ifade ne işe yarar?
- Hayvanların kafalarını gerçekten açma talimatı.
- Dışarıdan görülen davranışlardan beynin iç mekanizmalarına geçiş.
- Nedenleri açıklamaktan ilgisiz gerçekleri sıralamaya geçiş.
Cevabı göster
Dışarıdan görülen davranışlardan beynin iç mekanizmalarına geçiş.
The elephant boasts the largest brain of any land mammal, Kelime
1:31Fil, herhangi bir kara memelisinin en büyük beynine,
boasts: dikkate değer bir özelliğe sahip olmak
Burada boasts, “dikkate değer bir özelliğe sahip olmak” anlamına gelir. Fil konuşmuyor veya övünmüyor; bu fiil onun büyük beynini özellikle etkileyici bir özellik olarak sunuyor. Sahiplik bildiren bu yapıda boast fiilinden hemen sonra dikkate değer özellik gelir: X boasts Y. Bu seçim, tarafsız has fiiline göre daha olumlu ve vurguludur.
Alıştırma
“Dikkate değer bir özelliğe sahip olmak” anlamındaki ders fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The city library ____ a beautiful reading garden.
Cevabı göster
boasts
as well as an impressive encephalization quotient. Kelime
1:34ve etkileyici bir ensefalizasyon katsayısına sahiptir.
encephalization quotient: göreli beyin büyüklüğü ölçüsü
Ensefalizasyon katsayısı anlamındaki encephalization quotient, çoğunlukla EQ olarak kısaltılır. Bir hayvanın gerçek beyin büyüklüğünü, o vücut büyüklüğündeki bir hayvan için öngörülen beyin büyüklüğüyle karşılaştırır. Bu cümlede impressive, değerin bu karşılaştırmaya göre belirgin biçimde yüksek olduğunu anlatır. Daha yüksek bir EQ, gövdeye oranla daha büyük bir beyne işaret eder; ancak tek başına daha yüksek zekâyı kanıtlamaz. Bu ölçü, yalnızca beynin mutlak büyüklüğünü temel almadan türlerin karşılaştırılmasını sağlar.
Alıştırma
Encephalization quotient neyi ölçer?
- Hayvanın vücut büyüklüğünden öngörülen büyüklüğe göre beyin büyüklüğü
- Beyni hesaba katmadan hayvanın vücut ağırlığı
- Bir hayvanın zekâsının doğrudan ölçümü
Cevabı göster
Hayvanın vücut büyüklüğünden öngörülen büyüklüğe göre beyin büyüklüğü
relative to what we'd expect: beklenen değeri karşılaştırma ölçütü yapmak
Relative to, karşılaştırmada kullanılan ölçütü belirtir. What we'd expect, normalde öngöreceğimiz büyüklük veya değer anlamına gelir; burada öngörü, hayvanın vücut büyüklüğüne dayanır. Bu nedenle gerçek beyin büyüklüğü tek başına anlatılmaz, öngörülen beyin büyüklüğüyle karşılaştırılır. We'd expect ifadesindeki we'd, we would anlamındadır. What we'd expect, what ile başlamasına rağmen to'dan sonra gelen bir isim cümleciğidir; doğrudan soru değildir.
Alıştırma
Cümleyi, normalde öngöreceğimiz düzeyle karşılaştırıldığında anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The battery lasted ten hours, which is impressive ____ for such a small device.
Cevabı göster
relative to what we'd expect
and the elephant's EQ is nearly as high as a chimpanzee's. Dilbilgisi
1:42ve filin EQ'su neredeyse bir şempanzeninki kadar yüksektir.
nearly as high as: çok yakın, ama eşit değil
Nearly as high as, nearly sözcüğünü as + sıfat + as eşitlik karşılaştırması kalıbının önüne getirir. Bir düzeyin diğerine çok yakın, ancak genellikle tam olarak eşit olmadığını belirtir. Bu cümlede filin ensefalizasyon katsayısı, şempanzeninkinden biraz düşük ya da ona neredeyse eşit olarak sunulur.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: Tower A is 98 meters tall, and Tower B is 100 meters tall. Tower A is ____ Tower B.
Cevabı göster
nearly as high as
And despite the distant relation: despite + isim öbeği
Despite bir edattır; bu yüzden ardından the distant relation isim öbeği gelir. İfadenin bütünü “ilişki uzak olsa da” anlamına gelir ve ödünleme bildirir: ardından gelen sonuç, bu olgunun oluşturabileceği beklentinin tersine doğrudur. Baştaki And bu ödünlemeyi önceki ifadeye bağlar. Bu bağlamda relation, kişisel bir ilişkiyi değil, evrimsel akrabalığı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede despite ödünleme bildirmek için doğru kullanılmıştır?
- Although the heavy rain, the game continued.
- Despite the heavy rain, the game continued.
- Despite it rained heavily, the game continued.
Cevabı göster
Despite the heavy rain, the game continued.
remarkably similar to the human brain,
1:50insan beynine dikkat çekici derecede benzer hale getirmiştir,
convergent evolution: yakın akrabalık olmadan gelişen benzer özellikler
Yakınsak evrim, yakın akraba olmayan türlerin çoğu zaman benzer çevresel baskılarla karşılaşmaları veya benzer işlevleri yerine getirmeleri gerektiği için benzer özellikleri birbirinden bağımsız olarak geliştirmesidir. Bu cümlede terim, fil beyninin insan beynine neden benzeyebildiğini açıklar. Ancak fillerle insanların yakın akraba olduğunu veya beyinlerinin tamamen aynı olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Convergent evolution kavramını en iyi hangi ifade açıklar?
- Yakın akraba türler, yakın tarihli ortak bir atadan tamamen aynı özelliği miras alır.
- Uzak akraba türler, benzer baskılar altında benzer özellikleri birbirinden bağımsız olarak geliştirir.
- Bir tür doğrudan başka bir türe dönüşür.
Cevabı göster
Uzak akraba türler, benzer baskılar altında benzer özellikleri birbirinden bağımsız olarak geliştirir.
has made it remarkably similar to: make + nesne + sıfat
Has made it remarkably similar to, make + nesne + sıfat tümleci kalıbını kullanır. It nesnedir, similar ortaya çıkan durumu açıklar ve to the human brain karşılaştırılan şeyi belirtir. Has made, present perfect yapısındadır: daha önce gerçekleşen bir süreç, şimdi görülebilen bir sonuç üretmiştir. Remarkably, similar sözcüğünü niteler ve benzerlik derecesinin sıradan değil, çarpıcı veya dikkate değer olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The interface used to look different, but the redesign ____ the desktop version.
Cevabı göster
has made it remarkably similar to
and a highly developed hippocampus and cerebral cortex.
1:55ve oldukça gelişmiş bir hipokampus ve serebral korteks ile.
It is the hippocampus strongly associated with emotion Kalıp ifadeler
1:59Duyguyla güçlü bir şekilde ilişkili olan hipokampustur
strongly associated with: güçlü bir ilişki, ancak neden kanıtı değil
Strongly associated with, “... ile yakından ilişkili” anlamına gelir. be strongly associated with + isim yapısında associated, geçmiş zaman ortacı kökenli bir sıfat olarak çalışır; strongly ise ilişkinin derecesini artırır. Burada strongly associated with emotion ifadesi hippocampus sözcüğünü niteler. Bilimsel yazılarda bu ifade güçlü bir ilişkiyi veya korelasyonu bildirir. Tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir araştırma X ve Y'nin sık sık birlikte görüldüğünü buluyor, ancak nedensellik ortaya koymuyor. Bulguyu en doğru hangi cümle bildirir?
- X is strongly associated with Y.
- X is identical to Y.
- X causes Y.
Cevabı göster
X is strongly associated with Y.
aids recollection: “hatırlamaya yardımcı olur” demenin resmî yolu
Aids recollection, “birinin hatırlamasına veya geçmiş bilgileri yeniden aklına getirmesine yardımcı olur” anlamına gelir. Aid burada geçişli bir fiildir ve ardından doğrudan recollection ismi gelir. Aids biçimi tekil hippocampus ismiyle uyumludur. Recollection, bütün anıların saklanmasına değil, bir şeyi hatırlama eylemine veya bunun sonucuna odaklanır.
Alıştırma
Bu dersteki iki sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: A clear timeline ____ by putting events in order.
Cevabı göster
aids recollection
by encoding important experiences into long-term memories. Kelime
2:04önemli deneyimleri uzun süreli belleğe kodlayarak.
by encoding important experiences into long-term memories: yöntem ve bellek oluşumu
Burada by + -ing yöntemi belirtir: by encoding, önemli deneyimlerin nasıl uzun süreli anılara dönüştüğünü açıklar. encode A into B kalıbında A işlenen deneyim ya da bilgidir; B ise bunun sonucunda oluşan bellek biçimidir. Bellek biliminde encoding, beynin gelen deneyim veya bilgiyi daha sonra saklanıp geri çağrılabilecek bir biçime dönüştürme sürecidir. Burada bilgisayar kodlaması ya da şifreleme anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi encode fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The brain stores important experiences by ____ them into long-term memory.
Cevabı göster
encoding
The ability to distinguish this importance makes elephant memory a complex and adaptable faculty
2:08Bu önemi ayırt etme yeteneği, fil hafızasını karmaşık ve uyarlanabilir bir yetenek haline getirir
beyond rote memorization: yalnızca tekrarın ötesi
Beyond X, X'in sınırlarını aşmak veya yalnızca X'ten fazlası olmak demektir. Rote memorization, çoğu zaman anlamaya ya da esnek kullanıma odaklanmadan, tekrarla öğrenmektir. Burada beyond rote memorization, fil hafızasının basit tekrarla sınırlı olmadığını, neyin önemli olduğunu belirleyip uyum sağlayabildiğini anlatır. Beyond, mekanik ezberin hiç bulunmadığı anlamına gelmez; yetinin bundan daha fazlasını içerdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede beyond rote memorization, öğrenmenin yalnızca tekrarı değil, anlama ve uygulamayı da içerdiğini belirtir?
- Her learning goes beyond rote memorization because she can explain and apply the ideas.
- She studies without rote memorization and never repeats anything.
- She learns through rote memorization by repeating every line.
Cevabı göster
Her learning goes beyond rote memorization because she can explain and apply the ideas.
It's what allows elephants who survived a drought in their youth to recognize its warning signs in adulthood, Kalıp ifadeler
2:16Gençliklerinde bir kuraklıktan sağ kurtulan fillerin yetişkinlikte uyarı işaretlerini tanımasını sağlayan şey budur,
its warning signs: tehlikenin erken belirtileri
Burada its, daha önce geçen a drought ifadesine gönderme yapar. Its warning signs, olağan dışı kuruluk veya uzun süre yağmur yağmaması gibi bir kuraklığın yaklaştığını gösteren, gözlemlenebilir ipuçları demektir. Warning signs, olası bir tehlike veya sorunun erken belirtileridir. Buradaki sign bir ipucu anlamındadır; üzerinde yazı bulunan fiziksel bir levha olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Bu cümlede its warning signs ne anlama gelir?
- bir sorun veya tehlikenin gelişmekte olabileceğini gösteren erken bir ipucu
- her zaman yolda bulunan yazılı bir talimat
- tehlikenin çoktan sona erdiğinin kanıtı
Cevabı göster
bir sorun veya tehlikenin gelişmekte olabileceğini gösteren erken bir ipucu
which is why clans with older matriarchs have higher survival rates. Notlar
2:22bu yüzden yaşlı anaerkilfillere sahip klanların hayatta kalma oranları daha yüksektir.
which is why: nedeni sonuca bağlamak
Which, yalnızca en yakın isme değil, önceki cümlecikte anlatılan düşüncenin tamamına gönderme yapar. Ardından is why, bu düşünceyi daha sonra gelen sonucun açıklaması olarak sunar. Bu yapı bilgiyi “neden, which is why + sonuç” şeklinde düzenler. Burada fillerin kuraklık belirtilerini tanıyabilmesi nedendir; daha yüksek hayatta kalma oranı ise sonuçtur.
Alıştırma
Nedene geri gönderme yapıp sonucu getiren üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The roads were icy, ____ the school opened late.
Cevabı göster
which is why
older matriarchs: daha yaşlı dişi grup liderleri
older matriarchs ifadesindeki matriarchs, bir aileye veya sosyal gruba liderlik eden kadınları ya da dişileri anlatır. Older, bu liderlerin daha ileri yaşta olduğunu belirtir; ifade yalnızca daha yaşlı anneler anlamına gelmez. Bu cümlede yaşları, daha fazla bilgi ve deneyim biriktirmiş olabileceklerini düşündürür ve bu da topluluğun daha yüksek hayatta kalma oranını açıklamaya yardımcı olur. Başka bağlamlara aktarılabilecek temel fikir, matriarch sözcüğünün yalnızca anneliği değil, bir liderlik rolünü adlandırmasıdır.
Alıştırma
Cümlede older matriarchs ne anlama gelir?
- Gruplarına liderlik eden daha yaşlı dişiler
- Yavru sahibi olmuş herhangi bir dişi
- Gruptaki en genç erkekler
Cevabı göster
Gruplarına liderlik eden daha yaşlı dişiler
it's also what makes elephants one of the few non-human animals to suffer from post-traumatic stress disorder. Kelime
2:27filleri travma sonrası stres bozukluğundan (TSSB) muzdarip olan az sayıdaki insan dışı hayvandan biri yapan da budur.
post-traumatic stress disorder: resmî terim PTSD
Post-traumatic stress disorder, genellikle PTSD olarak kısaltılan bir ruh sağlığı durumunun resmî adıdır. Bir kişi ciddi derecede travmatik bir olay yaşadıktan veya böyle bir olaya tanık olduktan sonra gelişebilir ve kısa süreli bir stres tepkisinin ötesinde devam eden belirtiler içerir. Bu cümlede terim, fillerin de travmayla ilişkili kalıcı psikolojik zarar yaşayabileceğini anlatır. Sıradan ve kısa süreli kaygı ya da korku anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama post-traumatic stress disorder terimine en iyi uyar?
- Travmayla bağlantısı olmayan olağanüstü güçlü bir hafıza
- Ciddi bir travmadan sonra kalıcı belirtiler içeren resmî bir durum
- Sınavdan önce hissedilen herhangi bir kısa süreli kaygı
Cevabı göster
Ciddi bir travmadan sonra kalıcı belirtiler içeren resmî bir durum
They also tackle problems cooperatively, Kalıp ifadeler
2:41Ayrıca problemleri işbirliği içinde çözerler,
tackle problems: zorlukları etkin biçimde ele almak
Bu cümlede tackle problems, sorunlarla yüzleşmek ve onları ele almak için etkin biçimde çalışmaya başlamak demektir. Tackle özellikle sorun zorken gösterilen çabayı ve eylemi vurgular; sorunun çoktan çözüldüğünü söylemez. Cooperatively, sorunları nasıl ele aldıklarını gösterir: birlikte çalışırlar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp tackle + a problem, issue, or challenge şeklindedir.
Alıştırma
Bir ekip zor bir konuyu etkin biçimde ele almaya başladı, ancak sonuç henüz bilinmiyor. Hangi cümle en uygundur?
- The team is ignoring the problem.
- The team is tackling the problem.
- The team has solved the problem.
Cevabı göster
The team is tackling the problem.
sometimes even outwitting the researchers and manipulating their partners. Kelime
2:44bazen araştırmacıları bile alt ederler ve ortaklarını manipüle ederler.
outwitting the researchers and manipulating their ...: zekice strateji ve kontrol
Outwitting the researchers, araştırmacıları yenmek veya onlara karşı üstünlük sağlamak için daha zekice bir plan kullanmak demektir. Outwit yalnızca genel olarak zeki olmayı değil, zekâ veya strateji yoluyla kazanmayı anlatır. Manipulating sözcüğünden sonraki tam nesne their partners ifadesidir. Burada manipulating their partners, çoğu zaman kişinin kendi amacına ulaşması için ortaklarının davranışlarını kasıtlı olarak etkilemesi veya kontrol etmesi demektir; bir nesneyi fiziksel olarak kullanmak anlamına gelmez. Birbirine bağlanan iki -ing ifadesi stratejik eylemleri adlandırır ve öznelerin bazen ne yaptığını gösterir.
Alıştırma
Hangi açıklama şu İngilizce cümleyle en iyi eşleşir: She outwitted an opponent and manipulated a partner?
- Rakibini taklit etti ve ortağından kibarca tavsiye istedi.
- Daha zekice bir strateji kullanarak rakibini yendi ve ortağının davranışını kasıtlı olarak kontrol etti.
- Rakibinden kaçındı ve ortağının özgürce karar vermesine izin verdi.
Cevabı göster
Daha zekice bir strateji kullanarak rakibini yendi ve ortağının davranışını kasıtlı olarak kontrol etti.
grasped basic arithmetic: temel aritmetiği açıkça kavramak
Grasped basic arithmetic, temel aritmetiği anladıkları anlamına gelir. Buradaki grasp mecazidir: bir şeyi elle tutmayı değil, bir kavramı, kuralı veya beceriyi açık biçimde anlamayı anlatır. İngilizcedeki they've grasped present perfect yapısı, bu anlayışı artık elde edilmiş ve şu an için önemli olan bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede grasp anlamak anlamında kullanılmıştır?
- Maya grasped the railing as the bus moved.
- Maya grasped the rope before climbing.
- After the teacher's example, Maya grasped the basic rule.
Cevabı göster
After the teacher's example, Maya grasped the basic rule.
keeping track of the relative amounts of fruit in two baskets after multiple changes. Kalıp ifadeler
2:51birden fazla değişiklikten sonra iki sepetteki meyvelerin göreceli miktarlarını takip edebilirler.
keeping track of: değişen bilgileri takip etmek
Keeping track of, bir şeyin durumunu zaman içinde bilmeye, kaydetmeye veya izlemeye devam etmek demektir. Özellikle bilgi değişebildiğinde kullanışlıdır; bu nedenle tek seferlik bir kontrolden daha fazlasını anlatır. Bu cümlede göreli miktarlar birkaç değişiklik boyunca izleniyor. Odak noktası, hangi sepette daha fazla ya da daha az meyve bulunduğuna dair bilgiyi güncel tutmaktır.
Alıştırma
Cümleyi “sürekli izlemek” anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: I use this chart to ____ my reading progress.
Cevabı göster
keep track of
The rare combination of memory and problem solving can explain some of elephants' most clever behaviors. Anlatım akışı
2:56Hafıza ve problem çözmenin nadir birleşimi, fillerin en zekice davranışlarından bazılarını açıklayabilir.
The rare combination of memory and problem solving can explain ...: etkenleri tek bir açıklamada birleştirmek
The rare combination of memory and problem solving cümlenin tam öznesidir. İki beceriyi tek bir birleşik etken olarak sunar; ardından can explain bu etkeni davranışlara olası bir açıklama olarak bağlar. Bu yapı bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: Etkenleri önce ayrı ayrı tanıtın, the combination of A and B ile birleştirin ve can explain ile bir sonuca bağlayın. can kip fiili iddiayı daha temkinli yapar; bu birleşimin kanıtlanmış tek neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle iki etkeni olası tek bir açıklama içinde doğru biçimde birleştiriyor?
- The rare combination of speed and accuracy can explain the team's success.
- The team's success can explain its rare combination of speed and accuracy.
- Speed and accuracy can combination explain the team's success.
Cevabı göster
The rare combination of speed and accuracy can explain the team's success.
But it doesn't explain some of the things we're just beginning to learn about their mental lives. Kalıp ifadeler
3:03Ancak zihinsel yaşamları hakkında yeni öğrenmeye başladığımız bazı şeyleri açıklamaz.
just beginning to learn: bilginin erken aşamada olması
just beginning to learn ifadesindeki just, “daha şimdi” veya “çok kısa süre önce” anlamına gelir. İfade, öğrenmenin başladığını ancak bilginin hâlâ erken aşamada ve eksik olduğunu belirtir. Bu cümlede kesinliği azaltır ve ileride daha fazla keşif yapılabileceğini gösterir. Hiçbir şey bilinmediği anlamına gelmez; anlayışın hâlâ gelişmekte olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
Ekibin bilgisinin hâlâ erken aşamada olduğunu göstermek için cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: Our team is ____ how customers use the new feature.
Cevabı göster
just beginning to learn
Elephants communicate using everything from body signals and vocalizations Dilbilgisi
3:07Filler vücut sinyalleri ve seslendirmelerden
to infrasound rumbles that can be heard kilometers away. Kelime
3:12kilometrelerce öteden duyulabilen ses altı gümbürtülere kadar her şeyi kullanarak iletişim kurarlar.
everything from ... to ...: geniş bir aralığı göstermek
Everything from A to B, A ve B’yi geniş bir aralığın iki ucu olarak sunar. A’nın, B’nin ve bu aralıktaki pek çok şeyin dâhil olduğunu anlatır; everything yalnızca adı geçen iki örneği göstermez. Bu cümlede body signals and vocalizations ilk ucu, infrasound rumbles ise ikinci ucu oluşturur. Bu yapı, fillerin iletişim yöntemlerinin ne kadar çeşitli olduğunu vurgular. İki uç genellikle isim öbekleri gibi dil bilgisel açıdan paralel biçimlerde kullanılır.
Alıştırma
Geniş bir aralığı anlatan yapıyı iki edatla tamamlayın: The museum displays everything ____ ancient coins ____ modern digital art.
Cevabı göster
from · to
infrasound rumbles: çok düşük frekanslı gürleme çağrıları
Infrasound, insan işitmesinin olağan alt sınırından daha düşük frekanslı sestir ve genel olarak yaklaşık 20 Hz’nin altını ifade eder. Rumble, derin, pes ve sürekli bir gürleme sesidir; bu nedenle infrasound rumbles çok düşük frekanslı gürleme çağrılarıdır. Bu cümlede ifade, uzun mesafeler boyunca ilerleyip başka filler tarafından algılanabilen sinyalleri adlandırır. Sıradan yüksek gürleme ya da ultrasound anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede infrasound rumbles ifadesi ne anlama gelir?
- Normal perdedeki sıradan konuşma sesleri.
- İnsanların olağan işitme aralığının altındaki derin, çok düşük frekanslı sesler.
- İnsanların olağan işitme aralığının üstündeki çok yüksek frekanslı sesler.
Cevabı göster
İnsanların olağan işitme aralığının altındaki derin, çok düşük frekanslı sesler.
And their understanding of syntax suggests that they have their own language and grammar. Kelime
3:15Ve sözdizimi anlayışları, kendi dillerine ve dilbilgisine sahip olduklarını göstermektedir.
understanding of syntax: dil yapısını tanımak
Syntax, sözcüklerin — ya da burada daha genel anlamda iletişim sinyallerinin — anlamlı yapılar oluşturacak şekilde nasıl sıralanıp birleştirildiğini ifade eder. An understanding of syntax, yalnızca ayrı sinyalleri bilmek değil, bu düzenleme kalıplarını fark etmek demektir. Bu cümlede ifade, fillerin iletişiminin yapılandırılmış bir sistem olabileceği fikrini destekler. Fillerin dil bilgisi terimleri öğrendiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Örnekte syntax esas olarak neyi ifade ediyor?
- Bir sesin yüksekliği ve perdesi
- Sözcükleri veya sinyalleri anlamlı yapılara dönüştürecek şekilde sıralama kuralları
- Ayrı sözcüklerin ve tanımlarının bir listesi
Cevabı göster
Sözcükleri veya sinyalleri anlamlı yapılara dönüştürecek şekilde sıralama kuralları
This sense of language may even go beyond simple communication.
3:21Bu dil duygusu basit iletişimin bile ötesine geçebilir.
Elephants create art by carefully choosing and combining different colors and elements. Dilbilgisi
3:25Filler farklı renkleri ve unsurları dikkatlice seçip birleştirerek sanat yaratırlar.
by carefully choosing and combining: by + -ing ile yöntemi belirtmek
by + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by carefully choosing and combining, “Filler sanatı nasıl yaratıyor?” sorusuna cevap verir. choosing ve combining, and ile bağlanıp aynı by sözcüğünden sonra geldiği için iki fiil de paralel -ing biçiminde kalır. Carefully iki eylemi de niteler.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilleri by sözcüğünden sonra gereken biçime getirin: Nina learned the song by ____ to it and ____ each line. (listen, repeat)
Cevabı göster
listening · repeating
They can also recognize 12 distinct tones of music and recreate melodies.
3:31Ayrıca 12 farklı müzik tonunu tanıyabilir ve melodileri yeniden oluşturabilirler.
And yes, there is an elephant band.:şaşırtıcı bir gerçeği doğrulamak
And yes yalnızca başka bir bilgi eklemez. Dinleyicinin bu gerçeği şaşırtıcı bulabileceğini öngörür ve “Bu doğru; yanlış duymadın.” anlamıyla doğrular. There is, tek bir fil bandosunun var olduğunu belirtir. Cümlenin bütünü, gerçekleri tarafsızca sıralamaktan çok dinleyiciye doğrudan ve esprili bir yanıt gibi duyulur.
Alıştırma
Bu cümlede And yes temel olarak ne yapıyor?
- Dinleyici için şaşırtıcı bir gerçeği doğrular.
- elephant band ifadesini soruya dönüştürür.
- Konuşanın emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster
Dinleyici için şaşırtıcı bir gerçeği doğrular.
But perhaps the most amazing thing about elephants is a capacity even more important than cleverness. Dilbilgisi
3:39Ama belki de filler hakkındaki en şaşırtıcı şey, zekadan bile daha önemli bir kapasitedir.
even more important than cleverness:önem karşılaştırmasını vurgulamak
even more important than cleverness, bir özelliği başka bir özellikten daha üst sıraya koyan bir karşılaştırma yapısıdır. Burada söz konusu yeteneğin cleverness’tan daha önemli olduğu söylenir ve even bu üstünlüğü özellikle çarpıcı hâle getirir. even, karşılaştırma yapısının önüne gelerek vurgu katar; iki özelliğin eşit derecede önemli olduğu anlamına gelmez. than’den sonra açıkça adlandırılan unsur karşılaştırma ölçütüdür.
Alıştırma
Bir özelliğin diğerinden daha önemli olduğunu söyleyen ve karşılaştırmayı vurgulayan ifadeyi seçin: Kindness is ___ winning the race.
- even more important than
- just as important as
- less important than
Cevabı göster
even more important than
Their sense of empathy, altruism, and justice. Kelime
3:45Onların empati, fedakarlık ve adalet duygusu.
empathy, altruism, and justice: birbirinden farklı üç sosyal ve ahlaki yeti
Empathy, başka bir kişinin duygularını anlama veya paylaşma yetisidir. Altruism, kişisel çıkarı öne koymadan başkalarını düşünmek ve onlara yardım etmektir. Justice ise insanların adil muamele görmesi gerektiği düşüncesidir. Bu üç isim sense of ifadesinden sonra sıralı ve eş görevli bir yapı oluşturur. Birlikte, başkalarıyla duygudaşlık kurmaktan onlar için harekete geçmeye ve neyin adil olduğuna karar vermeye uzanan, birbiriyle ilişkili ama farklı üç sosyal ve ahlaki yetiyi anlatırlar.
Alıştırma
Hangi seçenek empathy, altruism ve justice kavramlarını doğru biçimde ayırır?
- Empathy kişisel başarı aramaktır; altruism sert ceza vermektir; justice başka insanlardan kaçınmaktır.
- Empathy kuralları uygulamaktır; altruism duyguları anlamaktır; justice ödül kazanmaktır.
- Empathy başkalarının duygularını anlamaktır; altruism kişisel çıkar gözetmeden yardım etmektir; justice adaleti önemsemektir.
Cevabı göster
Empathy başkalarının duygularını anlamaktır; altruism kişisel çıkar gözetmeden yardım etmektir; justice adaleti önemsemektir.
Elephants are the only non-human animals to mourn their dead, Kalıp ifadeler
3:50Filler ölülerinin yasını tutan,
mourn their dead: grupta ölen üyelerin yasını tutmak
Mourn, bir ölümün ardından derin üzüntü hissetmek ve bunu ifade etmek demektir. Mourn their dead yapısında mourn doğrudan nesne alır; bu yüzden about gerekmez. Their dead, “onların ölümleri” değil, gruplarında ölmüş olan üyeler anlamına gelir. Bu ifade çoğu zaman yalnızca üzülmeyi değil, anma veya yas davranışlarını da düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi, “gruplarında ölmüş olan üyelerin yasını tutmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After the battle, the villagers gathered to ____.
Cevabı göster
mourn their dead
performing burial rituals and returning to visit graves. Kültür
3:54gömme ritüelleri gerçekleştiren ve mezarları ziyarete gelen tek insan dışı hayvanlardır.
burial rituals: definle bağlantılı törensel eylemler
“Burial rituals”, ölülerin gömülmesiyle bağlantılı geleneksel veya törensel eylemler demektir. Burada burial gömme eylemini veya uygulamasını, rituals ise gelenekle şekillenen, tekrarlanan ve anlam taşıyan eylemleri adlandırır. İnsan kültürüne ait bu terimin filler için kullanılması, onların davranışını sosyal ve duygusal açıdan anlamlı gösterir. Bu kullanım, törensel davranışa bir benzerlik olduğunu düşündürür; fillerin insanlarla aynı dini gelenekleri izlediğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede burial rituals ifadesi ne anlama geliyor?
- Yalnızca egzersiz amacıyla yapılan sıradan ziyaretler
- Ağır nesneleri yer altına taşımak için kullanılan araçlar
- Ölülerin gömülmesiyle bağlantılı geleneksel veya törensel eylemler
Cevabı göster
Ölülerin gömülmesiyle bağlantılı geleneksel veya törensel eylemler
They have shown concern for other species as well.
3:58Diğer türler için de endişe göstermişlerdir.
One working elephant refused to set a log down into a hole where a dog was sleeping. Öbek fiiller
4:01Çalışan bir fil, bir köpeğin uyuduğu çukura bir kütük koymayı reddetti.
set a log down: set down öbek fiilini ayırma
set a log down ifadesinde set down, “bir şeyi bir yüzeye veya bir yere koymak” anlamına gelir. İsim olan a log nesnesi, set fiili ile down parçacığının arasında yer alır. Bu anlamıyla set down ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim iki konumda da kullanılabilir: set a log down veya set down a log. Bir zamir ise ortada olmalıdır: set it down denir, set down it denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede zamir, ayrılabilen set down öbek fiiliyle doğru konumda kullanılmıştır?
- Please set it down beside the door.
- Please set down it beside the door.
- Please set beside the door it down.
Cevabı göster
Please set it down beside the door.
have sometimes stood guard and gently comforted them with their trunk. Kalıp ifadeler
4:09bazen nöbet tutmuş ve hortumlarıyla onları nazikçe teselli etmiştir.
stood guard: korumak için nöbet tutmak
Stood guard, kalıplaşmış stand guard ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Yakınlarda kalıp tehlikeye karşı dikkatli olmak ve birini ya da bir şeyi korumak anlamına gelir. Bu cümlede filler yalnızca yaralı insanların yanında kalmamış, onları koruyan bir rol üstlenmiştir. Have sometimes stood guard yapısında stood, have'den sonra gelen geçmiş zaman ortacıdır. Bu nedenle ifade, davranışın bazı zamanlarda gerçekleşmiş olduğunu anlatır. İnsanları, yerleri veya nesneleri korumaktan söz ederken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi stand guard ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the school play, two parents ____ by the backstage door.
Cevabı göster
stood guard
On the other hand: karşıt bir yönü sunmak
On the other hand, konuşanın bir konunun bir yönünden karşıt bir yönüne geçtiğini gösterir. Burada anlatım, fillerin yaralı insanları koruyabildiğine dair kanıtlardan insan köylerine saldırabildiğine dair kanıtlara geçer. Bu ifade, savın düzenini gösterir: ikinci nokta birinciyi geçersiz kılmaz. Bunun yerine, dengeli bir tartışmada her iki davranış türünün de ele alınması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
En uygun geçiş ifadesini seçin: The city bus is inexpensive. ____, the trip can take a long time during rush hour.
- On the other hand
- In addition
- On the contrary
Cevabı göster
On the other hand
poachings or culling: yasa dışı faaliyet ve popülasyon kontrolü
Poaching, yaban hayvanlarını yasa dışı olarak avlamak, yakalamak veya öldürmek demektir. Buradaki çoğul poachings, bu yasa dışı faaliyetin geniş çaplı olaylarını anlatır. Culling, bir hayvan popülasyonunu azaltmak için bazı hayvanların kasıtlı olarak öldürülmesidir; genellikle örgütlü bir program kapsamında yapılır, resmî olarak onaylanabilir ve sıradan avcılıkla aynı şey değildir. Bu ifade, daha sonra gelen intikam fikrini anlamak için gereken arka planı verir: amaçları ve yasal durumları farklı olsa da her iki insan eylemi de fillere ciddi zarar verebilir.
Alıştırma
Bir hayvan popülasyonunun büyüklüğünü azaltmaya yönelik örgütlü bir programı en iyi hangi terim açıklar?
- poaching
- culling
- hunting
Cevabı göster
culling
deliberate revenge: kasıtlı misilleme
Deliberate revenge ifadesinde deliberate, kasıtlı veya bilinçli olarak seçilmiş anlamına gelen bir sıfattır. Eylemin bir kaza ya da tamamen otomatik bir tepki olduğu düşüncesini dışlar. Revenge, daha önce yapılan bir haksızlığa karşılık zarar vermektir. İfade bir bütün olarak davranışı amaçlı bir misilleme eylemi şeklinde sunar.
Alıştırma
Deliberate revenge ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- misilleme amacı taşımayan kazara zarar
- daha önceki bir zarara karşı kasıtlı misilleme
- bilinçli seçim içermeyen otomatik tepki
Cevabı göster
daha önceki bir zarara karşı kasıtlı misilleme
When we consider all this evidence: kanıtlardan sonuca geçiş
When we consider all this evidence, daha önce sunulan bilgileri bir araya getirir ve ardından bir sonuç geleceğini bildirir. Konuşmacı, dinleyiciden tek bir ayrıntıya odaklanmak yerine kanıtların tümünü birlikte değerlendirmesini ister. Buradaki when belirli bir zamanı göstermez. Sonraki iddia için bir koşul veya bakış açısı sunar: bütün kanıtlar hesaba katıldığında.
Alıştırma
Az önce birkaç sonuç sunuldu. Hangisi bir sonuca varmadan önce bu sonuçları en iyi biçimde bir araya getirir?
- When we consider all this evidence, the program appears successful.
- When we begin collecting evidence, the program might change.
- One unrelated detail is that the classroom walls are green.
Cevabı göster
When we consider all this evidence, the program appears successful.
along with the fact that elephants are one of the few species who can recognize themselves in a mirror, Notlar
4:25fillerin aynada kendilerini tanıyabilen az sayıdaki türden biri olduğu gerçeğiyle birlikte değerlendirdiğimizde,
along with the fact that: destekleyici bir gerçek eklemek
Along with the fact that, “... şeklindeki ek gerçekle birlikte” anlamına gelir. Tam bir yargıyı destekleyici kanıt olarak ekler. Örnekte that, elephants are one of the few species who can recognize themselves in a mirror tam yan cümlesini başlatır. Bu ifade normalde bir ana cümleye veya önceki bir öğeye bağlanır ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Along with sonrasındaki bilgi, and ile bağlanan eşit düzeyde bir öğe olarak değil, ek bilgi olarak sunulur.
Alıştırma
Cümleyi, along with ile başlayan ve “... şeklindeki ek gerçekle birlikte” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The low price, ____ delivery is free, makes this plan attractive.
Cevabı göster
along with the fact that
can recognize themselves in a mirror: aynada kendini tanıma
Can recognize themselves in a mirror, fillerin aynadaki görüntünün başka bir fil değil, kendi yansımaları olduğunu anladıkları anlamına gelir. Bu yetenek genellikle aynada kendini tanıma olarak adlandırılır. Bu tartışmada aynada kendini tanıma, öz farkındalığın kanıtı olarak kullanılır ve fillerin bilinçli olduğu yönündeki sonraki sonucu destekler. Bu, öz farkındalığa dair bir ipucudur; her tür bilincin kanıtı değildir.
Alıştırma
'can recognize themselves in a mirror' burada ne anlama geliyor?
- Aynaların nasıl yapıldığını bilirler.
- Aynanın yanındaki bir kişinin her hareketini taklit ederler.
- Aynadaki görüntünün kendi yansımaları olduğunu anlarlar.
Cevabı göster
Aynadaki görüntünün kendi yansımaları olduğunu anlarlar.
that they are conscious, intelligent, and emotional beings.
4:33Onlar bilinçli, zeki ve duygusal varlıklardır.
it's hard to escape the conclusion that ...: kanıtlardan güçlü bir sonuç çıkarma
It's hard to escape the conclusion that ... ifadesi, kanıtların bir sonuçtan kaçınmayı ya da onu reddetmeyi çok zorlaştırdığı anlamına gelir. Buradaki escape, fiziksel olarak bir şeyden kaçmak değil, kanıtların götürdüğü sonuçtan kaçınmaktır. Bu kalıp bir tartışmadaki bilgileri düzenler: önce kanıtlar gelir, ardından bu ifade kanıtlardan çıkarılan iddiayı sunar. Güçlü bir ifadedir, ancak iddiayı doğrudan kanıtlanmış saymak yerine kanıta dayalı bir çıkarım olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef sonuç kalıbıyla tamamlayın: Every independent test found the same defect, so ____ that the product needs to be redesigned.
Cevabı göster
it's hard to escape the conclusion
Unfortunately, humanity's treatment of elephants does not reflect this, Kalıp ifadeler
4:37Ne yazık ki, insanlığın fillere muamelesi bunu yansıtmamaktadır,
does not reflect this: Eylemler önceki bir düşünceyi göstermediğinde
Burada reflect, “bir görüntüyü geri yansıtmak” değil, “göstermek veya ortaya koymak” anlamındadır. does not reflect this, insanlığın fillere davranışının daha önce belirtilen anlayışla uyuşmadığını söyler. This, fillerin bilinçli, zeki ve duyguları olan canlılar olduğu yönündeki önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. İngilizcede this yalnızca tek bir isme değil, daha önceki bir iddianın tamamına gönderme yapabilir.
Alıştırma
“The school says creativity matters, but its rigid rules do not reflect this,” cümlesinde this neye gönderme yapıyor?
- Aynada görülen bir görüntü.
- Okulun katı kuralları.
- Yaratıcılığın önemli olduğu düşüncesi.
Cevabı göster
Yaratıcılığın önemli olduğu düşüncesi.
as they continue to suffer from habitat destruction in Asia, Notlar
4:42Asya'da yaşam alanı tahribatından,
to suffer from: Zararlı bir durumu belirtmek
suffer from, bir hastalık, sorun veya zararlı durumdan “acı çekmek ya da ciddi biçimde etkilenmek” anlamına gelir. Bu cümlede etkilenenler fillerdir; habitat destruction ise zarar veren durumdur. to, continue to + fiil yapısına aittir: continue to suffer from. Başka cümlelerde de kullanılabilen kalıp suffer from'dur; from hastalığı veya sorunu tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi suffer from ifadesinin to mastarıyla tamamlayın: During the drought, many farms continue ____ severe water shortages.
Cevabı göster
to suffer from
habitat destruction: doğal yaşam alanının ciddi biçimde yok edilmesi
Habitat destruction, hayvanların ve bitkilerin yaşadığı doğal alanların ciddi biçimde zarar görmesi ya da ortadan kaldırılmasıdır. Bu durum onların yiyecek, su, barınak ve yaşam alanını kaybetmesine yol açabilir. Burada bu ifade, Asya’daki fillerin karşılaştığı gerçek bir tehdidi adlandırır. Destruction, basit bir değişimden daha güçlüdür: yaşam alanı, canlıların orada artık hayatta kalamayabileceği kadar zarar görür.
Alıştırma
Bir doğa koruma haberinde habitat destruction ne anlama gelir?
- Canlıların hayatta kaldığı doğal alanların ciddi biçimde zarar görmesi
- Hayvanların sağlıklı yaşam alanları arasında yolculuk etmesi
- İnsanların zarar görmüş ekosistemleri yeniden kurması
Cevabı göster
Canlıların hayatta kaldığı doğal alanların ciddi biçimde zarar görmesi
ivory poaching: fildişi elde etmek için yasa dışı fil avcılığı
Ivory poaching, fillerin uzun dişlerindeki fildişini elde etmek için filleri yasa dışı olarak avlamak veya öldürmek demektir. Ivory bu dişlerdeki sert maddeyi, poaching ise yaban hayvanlarını yasaya aykırı biçimde avlamayı anlatır. Bu bağlamda ifade, Afrika’daki fillere yönelik insan kaynaklı büyük bir tehdidi belirtir. Yalnızca bir fildişi nesneyi incelemeyi veya satmayı değil, fildişini elde etmeye yönelik yasa dışı eylemi anlatır.
Alıştırma
Hangi durum ivory poaching olarak en doğru biçimde tanımlanır?
- Yasal bir yaban hayatı araştırması sırasında filleri gözlemlemek
- Bir müzede eski fildişi nesneleri incelemek
- Uzun dişlerini elde etmek için filleri yasa dışı olarak öldürmek
Cevabı göster
Uzun dişlerini elde etmek için filleri yasa dışı olarak öldürmek
and mistreatment in captivity worldwide. Kültür
4:47ve dünya çapında esaret altında kötü muameleden muzdarip olmaya devam ettikleri için.
mistreatment in captivity: esaret altındayken görülen zarar
“Mistreatment in captivity”, bir insanın ya da hayvanın insan kontrolü altında tutulduğu ve özgürce yaşayamadığı sırada zarar verici, zalimce veya ciddi biçimde uygunsuz muamele görmesi demektir. Olumsuz yargı “mistreatment” kelimesinden gelir. “In captivity” yalnızca esaret ya da kapalı tutulma durumunu belirtir; bu durum tek başına otomatik olarak kötü muamele anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, insanların kontrol ettiği ortamlarda oluşan zararı da daha geniş soruna ekler.
Alıştırma
Hangi durum mistreatment in captivity ifadesiyle en iyi anlatılır?
- Vahşi bir fil koruma altındaki bir çayırlıktan geçiyor.
- Bir tesiste tutulan file yeterli yiyecek verilmiyor ve fil dövülüyor.
- Kurtarılan bir fil barınakta yiyecek ve tıbbi bakım alıyor.
Cevabı göster
Bir tesiste tutulan file yeterli yiyecek verilmiyor ve fil dövülüyor.
and what they continue to teach us about animal intelligence,
4:52ve hayvan zekası hakkında bize öğretmeye devam ettikleri göz önüne alındığında,
Given what we now know: sonuca zemin hazırlamak
Bir cümleciğin başında “Given”, “birine verilmiş” değil, “göz önünde bulundurulduğunda” veya “ışığında” anlamına gelir. “What we now know”, başlangıç noktası olarak kullanılan bilgidir. Given + isim öbeği veya what yan cümleciği, + ana cümle yapısı bir düşünceyi düzenler: önce dinleyicilere mevcut kanıtları hatırlatır, ardından bir yargı, öneri ya da eylem çağrısı sunar. Buradaki virgül, ana sonucun bundan sonra geleceğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede giriş ifadesinin görevi nedir? “Given what we now know about sleep, schools should start later.”
- Konuşmacının uyku hakkında hiçbir bilgisi olmadığını gösterir.
- Bilginin okullara verildiğini söyler.
- Mevcut bilgiyi bir önerinin dayanağı olarak sunar.
Cevabı göster
Mevcut bilgiyi bir önerinin dayanağı olarak sunar.
more important than ever: şu anki daha büyük aciliyeti vurgulamak
more important than ever, “şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha önemli” demektir. Geçmişle yapılan bu karşılaştırma, ihtiyacın özellikle acil olduğunu hissettirir. Yaygın yapı It is more important than ever to + fiil şeklindedir. Şu anda özellikle gerekli olan bir eylemi tanıtır; bu cümlede o eylem ensure that ile başlar.
Alıştırma
Cümleyi “şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha önemli” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: As storms grow stronger, emergency planning is ____.
Cevabı göster
more important than ever
Nature's Great Masterpiece: John Donne'un fil için kullandığı edebî unvan
Nature's Great Masterpiece, John Donne'un fil için kullandığı edebî bir unvandır. Doğa bir yaratıcı olarak düşünülür; masterpiece ise bir yaratıcının en güzel veya en etkileyici eserlerinden biridir. Bu ifade bilimsel bir ad değildir. Burada alıntılanması, fili güçlü biçimde över ve betimlemeye kültürel ve duygusal bir ağırlık katar.
Alıştırma
Nature's Great Masterpiece bu cümlede ne anlama geliyor?
- John Donne tarafından tasarlanan bir bina
- Fili doğanın olağanüstü bir eseri olarak öven şiirsel bir unvan
- Filin resmî bilimsel adı
Cevabı göster
Fili doğanın olağanüstü bir eseri olarak öven şiirsel bir unvan
vanish from the world's canvas: yok oluşu anlatan bir metafor
Burada vanish from, “...den tamamen kaybolmak” anlamına gelir; the world's canvas ise dünyayı bir tablo gibi betimler. Bir canlı türü bu tablonun parçası olarak düşünülür. Bu yüzden tablodan kaybolması, dünyanın hiçbir yerinde artık var olmaması, yani soyunun tükenmesi demektir. Cümlenin tamamında does not bu sonucu olumsuzlar: anlatılmak istenen, türün hayatta kalmasıdır. Bu metafor kaybı gözde canlandırır: bir türü kaybetmek, tablonun bir parçasını silmek gibidir. Koruma mesajına doğrudan become extinct ifadesinden daha fazla duygusal güç katar.
Alıştırma
Bu koruma mesajında does not vanish from the world's canvas ne anlama gelir?
- Tür, soyu tükenmeden varlığını sürdürür.
- Tür gerçek bir tablonun içinde kalır.
- Tür kısa bir süreliğine gözden kaybolur.
Cevabı göster
Tür, soyu tükenmeden varlığını sürdürür.