Filler neden asla unutmaz? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
719 kelime 158 kel/dk

Video Özeti: Video, fillerin olağanüstü hafızadan çok daha fazlasına sahip olduğunu gösteren kanıtları inceliyor. Beyin yapılarını esnek hatırlama, problem çözme, iletişim, yaratıcılık, empati ve sosyal davranışlarla ilişkilendiriyor; ardından onları bilinçli ve duygusal varlıklar olarak kabul etmenin, hâlâ maruz kaldıkları kötü muameleyi ve yaşamlarına yönelik tehditleri özellikle kaygı verici kıldığını savunuyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. giant walking hard drives. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Filleri hareket eden veri depolama aygıtlarına benzeten bu mizahi metaforu tanımayı öğrenin. İfade anatomiyi gerçek anlamda betimlemek yerine güçlü hafızayı canlı bir imgeyle anlatır; böylece bilimsel bir anlatımdaki yaratıcı ve eğlenceli benzetmeleri doğru yorumlayabilirsiniz. 2. encephalization quotient. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: Beynin büyüklüğünü, hayvanın vücut ölçüsüne göre beklenen büyüklükle karşılaştıran resmî bilimsel terimi anlayın. Bu sayede fil ve şempanze beyinlerinin karşılaştırmasını izleyebilir, teknik sözcüklerin zekâyla ilgili bir savı nasıl desteklediğini görebilirsiniz. 3. it's hard to escape the conclusion — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Birikmiş kanıtlardan mutlak kesinlik iddiasında bulunmadan güçlü ve gerekçeli bir sonuca nasıl geçildiğini fark edin. Birden fazla gözlem tek bir yorumu son derece ikna edici kıldığında bu çerçeveyi kullanabilirsiniz.

Bu derste

It's a common saying that elephants never forget. Notlar

0:06

Fihlerin asla unutmadığı yaygın bir sözdür.

Kalıp ifadeler

common saying: yaygın biçimde tekrarlanan bir ifade

Common saying, birçok kişinin bildiği ve tekrarladığı bir ifadedir. Common, sözün ne kadar yaygın olduğunu anlatır; düşüncenin doğru olduğunu göstermez. It's a common saying that + yan cümle kalıbı, sözün içeriğini kanıtlanmış bir gerçek gibi sunmadan tanıtır.

Alıştırma

Bilimsel olarak kanıtlandığını iddia etmeden tanıdık bir ifadeyi en iyi hangi cümle tanıtır?

  1. It's a private instruction that laughter is the best medicine.
  2. It's a common saying that laughter is the best medicine.
  3. It's a scientific fact that laughter is the best medicine.
Cevabı göster

It's a common saying that laughter is the best medicine.

Kültür

elephants never forget: hafıza hakkında tanıdık bir iddia

Elephants never forget, fillerin olağanüstü güçlü ve uzun süreli bir belleğe sahip olduğu düşüncesine dayanan, İngilizcede iyi bilinen bir sözdür. Buradaki never, her filin her şeyi hatırladığına dair kelimesi kelimesine bir iddia değil, vurgulu bir genellemedir. Konuşmacı girişte bu sözü alıntılayarak dinleyicinin tanıyabileceği bir düşünceyle başlar ve onu daha sonra bilimsel açıdan incelemeye hazırlar.

Alıştırma

Bu girişte elephants never forget sözünün temel işlevi nedir?

  1. Tanıdık bir inancı alıntılar ve kanıtların daha sonra incelenmesine zemin hazırlar.
  2. Bütün fillerin her şeyi sonsuza kadar hatırladığını kanıtlar.
  3. Bir filin bir olayı hatırladığını bildirir.
Cevabı göster

Tanıdık bir inancı alıntılar ve kanıtların daha sonra incelenmesine zemin hazırlar.

But these magnificent animals are more than giant walking hard drives. Deyimler

0:10

Ancak bu muhteşem hayvanlar, devasa yürüyen sabit disklerden çok daha fazlasıdır.

Deyimler

giant walking hard drives: hafızayı anlatan mizahi bir benzetme

Burada giant walking hard drives, filleri anlatan mizahi bir benzetmedir. Sabit disk büyük miktarda veri depolar; bu yüzden bu imge fillerin güçlü hafızasını gözde canlandırmayı kolaylaştırır. İfade gerçek anlamlı değildir: hayvanlar bilgisayar parçaları taşımamaktadır. Cümlenin tamamındaki more than, hafızanın filleri olağanüstü yapan özelliklerin yalnızca bir parçası olduğunu da gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede giant walking hard drives ne anlama geliyor?

  1. Fillerin yürürken gerçek bilgisayar ekipmanı taşıdığını söyler.
  2. Fillerin güçlü hafızasını yüksek kapasiteli veri depolamaya mizahi biçimde benzetir.
  3. Fillerin yalnızca teknolojiyle ilgili bilgileri hatırlayabildiği anlamına gelir.
Cevabı göster

Fillerin güçlü hafızasını yüksek kapasiteli veri depolamaya mizahi biçimde benzetir.

The more we learn about elephants, Dilbilgisi

0:14

Filler hakkında ne kadar çok şey öğrenirsek,

the more it appears that their impressive memory

0:16

etkileyici hafızalarının,

is only one aspect of an incredible intelligence Kalıp ifadeler

0:19

onları Dünya üzerindeki en sosyal, yaratıcı ve yardımsever canlılardan bazıları yapan

Dilbilgisi

The more ..., the more ... ile bağlantılı değişimler

The more ..., the more ... değişen iki dereceyi birbirine bağlar. İlk bölüm neyin arttığını veya değiştiğini, ikinci bölüm ise bununla birlikte neyin değiştiğini söyler. Her bölüm the ile başlar ve ardından karşılaştırma biçimindeki bir sözcük ya da ifade gelir. Burada insanlar filler hakkında daha çok şey öğrendikçe hafızanın onların zekâsının yalnızca bir parçası olduğu daha belirgin hâle gelir. İkinci more, daha yüksek derecede anlamına gelir; bir şeyin daha fazla sayıda ortaya çıktığını belirtmez.

Alıştırma

The more ..., the more ... eşli yapısını kullanarak cümleyi tamamla: The ____ you practice, the ____ confident you become.

Cevabı göster

more · more

Kalıp ifadeler

one aspect of: daha büyük bir bütünün bir yönü

one aspect of, “daha büyük ve karmaşık bir bütünün bir parçası, özelliği ya da ona bakış biçimi” anlamına gelir. of'tan sonra gelen isim veya -ing yapısı bu daha büyük bütünü belirtir. Burada memory, daha geniş intelligence kavramının içine yerleştirilir. Only sınırlamayı güçlendirir: etkileyici hafıza bu zekânın tamamı değildir.

Alıştırma

Ders ifadesini kullanarak cümleyi tamamla; fiyatın kararın tamamı olmadığını göstermek için only kelimesini de ekle: Price is ____ choosing a bicycle.

Cevabı göster

only one aspect of

that makes them some of the most social, creative, and benevolent creatures on Earth.

0:22

inanılmaz bir zekanın sadece bir yönü olduğu o kadar ortaya çıkıyor.

Unlike many proverbs, Anlatım akışı

0:27

Birçok atasözünün aksine,

the one about elephant memory is scientifically accurate. Kelime

0:28

fil hafızasıyla ilgili olan bilimsel olarak doğrudur.

Anlatım akışı

Unlike many proverbs, ...: genel bir gruptan istisnaya

Unlike many proverbs, cümlenin başında kullanılan bir karşıtlık ifadesidir. Önce okuyucuya many proverbs şeklinde genel bir karşılaştırma grubu verir ve ana cümlede bir fark geleceğine hazırlar. Ardından ana özne olan the one about elephant memory, bilimsel olarak doğru olduğu için istisna olarak sunulur. Unlike + isim öbeği, + ana cümle kalıbı, geniş bir gruptan onunla karşıtlık oluşturan tek bir örneğe geçerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Unlike many proverbs cümlede nasıl bir bilgi düzeni oluşturur?

  1. Önce genel bir karşılaştırma grubu verir, ardından farklı bir örneği vurgular.
  2. Ana örneğin bütün atasözleriyle aynı olduğunu söyler.
  3. Birkaç atasözünü tek tek sıralar.
Cevabı göster

Önce genel bir karşılaştırma grubu verir, ardından farklı bir örneği vurgular.

Kelime

scientifically accurate ... bilimsel kanıtlarla doğruluğu değerlendirmek

Bu cümlede scientifically accurate, fillerin hafızasıyla ilgili ifadenin ilgili bilimsel kanıtlarla ve güncel bilimsel anlayışla örtüştüğünü belirtir. Scientifically, doğruluğu değerlendirmek için ölçütün bilim olduğunu gösterir; yalnızca kulağa mantıklı geldiği anlamına gelmez. Bu ifade bir iddianın, açıklamanın, betimlemenin veya görsel anlatımın bilimsel açıdan güvenilir olup olmadığını değerlendirmek için kullanılır. Her ayrıntının hiçbir şüphe kalmayacak şekilde bilimsel olarak kanıtlandığı anlamını kendiliğinden taşımaz.

Alıştırma

Cümledeki scientifically accurate ifadesinin anlamını seçin.

  1. İddia resmî bir üslupla yazılmış.
  2. İddia olası her türlü şüphenin ötesinde kanıtlanmış.
  3. İddia güncel bilimsel kanıtlarla örtüşüyor.
Cevabı göster

İddia güncel bilimsel kanıtlarla örtüşüyor.

Elephants know every member in their herd,

0:32

Filler sürülerindeki her üyeyi tanır,

able to recognize as many as 30 companions by sight or smell. Notlar

0:34

görme veya koklama yoluyla 30 kadar arkadaşı ayırt edebilirler.

Dilbilgisi

as many as 30 ... şaşırtıcı derecede yüksek bir sayıyı vurgulamak

Bu cümlede as many as 30, “30'a kadar” anlamına gelirken bu sayının ne kadar yüksek olduğuna da dikkat çeker. Konuşan kişi fillerin 30 arkadaşını tanıyabilmesini sıradan bir sayı olarak değil, şaşırtıcı derecede büyük bir kapasite olarak sunar. As many as, bir sayıdan ve çoğul sayılabilen bir isimden önce kullanılır. Gerçekte ulaşılmış veya ulaşılması mümkün olan yüksek bir sayıyı anlatabilir; vurgu sayının büyüklüğündedir.

Alıştırma

Arşivde şaşırtıcı derecede çok kitap bulunduğunu vurgulayan cümleyi seçin.

  1. The archive contains as much as 5,000 books.
  2. The archive contains up to 5,000 books.
  3. The archive contains as many as 5,000 books.
Cevabı göster

The archive contains as many as 5,000 books.

Kalıp ifadeler

by sight or smell: araç bildiren by + duyu

by sight or smell ifadesinde by, birini tanımak için kullanılan aracı, yani görme ya da koklama duyusunu belirtir. Sight ve smell duyuları adlandıran isimlerdir. by + isim yapısı, bir eylemin hangi yolla yapıldığını gösterebilir. Burada “Yoldaşlar nasıl tanınıyor?” sorusunu yanıtlar; tanımanın nerede veya ne zaman olduğunu göstermez.

Alıştırma

Hangi cümlede by, tanımak için kullanılan duyuyu belirtir?

  1. Some birds recognize their chicks near the nest.
  2. Some birds recognize their chicks after sunrise.
  3. Some birds recognize their chicks by sight or sound.
Cevabı göster

Some birds recognize their chicks by sight or sound.

This is a great help when migrating or encountering other potentially hostile elephants.

0:39

Bu, göç ederken veya potansiyel olarak düşman diğer fillerle karşılaşıldığında büyük bir yardımdır.

They also remember and distinguish particular cues that signal danger Kelime

0:45

Ayrıca tehlikeyi işaret eden belirli ipuçlarını hatırlar ve ayırt ederler

Kelime

particular cues that signal danger: tehlikeye işaret eden belirli işaretler

Particular cues, dikkati yönlendirebilen veya bir tepkiye yol açabilen belirli işaretlerdir. that signal danger ilgi cümleciği, bu işaretlerin ne yaptığını açıklar: tehlike bulunabileceğini gösterirler. Signal burada fiildir ve danger onun nesnesidir. Gözlemlenebilir bir işaretin bir insanın veya hayvanın olası riski fark etmesini sağladığı durumlarda bu ifade kullanılabilir.

Alıştırma

“A sudden alarm call can be a cue that signals danger,” cümlesinde cue ne anlama gelir?

  1. Bir işaret değil, tehlikeli olayın kendisidir.
  2. Tehlikenin fark edilmesini sağlayabilen, gözlemlenebilir bir işarettir.
  3. Bir gizemi çözmek için kullanılan kanıttır.
Cevabı göster

Tehlikenin fark edilmesini sağlayabilen, gözlemlenebilir bir işarettir.

and can recall important locations long after their last visit. Kalıp ifadeler

0:49

ve son ziyaretlerinden uzun süre sonra bile önemli yerleri hatırlayabilirler.

Kalıp ifadeler

long after their last visit: uzun bir zaman aralığı

long after their last visit ifadesi “son ziyaretlerinden uzun zaman sonra” anlamına gelir. Long, after ile belirtilen zaman aralığının çok daha büyük olduğunu gösterir. Burada bu ifade, aradan çok zaman geçse de yerleri hatırlama becerisinin sürdüğünü gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp long after + isim öbeği veya yan cümledir: long after graduation; long after the lesson ended.

Alıştırma

“Uzun zaman sonra” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The song stayed popular ____ the movie left theaters.

Cevabı göster

long after

But it's the memories unrelated to survival Dilbilgisi

0:53

Ancak hayatta kalmayla ilgisi olmayan anılar

that are the most fascinating.

0:56

en büyüleyici olanlarıdır.

Dilbilgisi

it's ... that ...: hayatta kalmayla ilgisiz anıları odağa almak

Bu, It is ... that ... kalıbıyla kurulan bir bölünmüş vurgulama cümlesidir. is ile that arasındaki the memories unrelated to survival isim öbeği odağa yerleştirilir. that sonrasındaki sözler, odaklanan öbek hakkında neyin doğru olduğunu belirtir. Burada it belirli bir şeye gönderme yapmaz. Vurgulama çerçevesi çıkarıldığında temel ifade “The memories unrelated to survival are the most fascinating.” olur. Bu yapı karşılaştırmalı bir odak ekler: en büyüleyici olan başka bir anı türü değil, bu tür anılardır.

Alıştırma

the final clue ifadesini vurgulamak için It was ... that ... yapısını kullanın: ____ the final clue ____ solved the mystery.

Cevabı göster

It was · that

Elephants remember not only their herd companions, Dilbilgisi

0:58

Filler sadece sürü arkadaşlarını değil,

but other creatures who have made a strong impression on them. Kalıp ifadeler

1:01

kendileri üzerinde güçlü bir izlenim bırakan diğer canlıları da hatırlar.

Dilbilgisi

not only their herd companions, but ...: ikinci bir bilgi eklemek

Eşli yapı not only X, but Y, hem X’in hem de Y’nin kapsandığını belirtir. İkinci bölüm çoğu zaman daha geniş, daha güçlü ya da daha beklenmedik bir bilgi ekler. Burada not only, remember fiilinin ilk nesnesi olan their herd companions ifadesini; but ise ikinci nesne olan other creatures ifadesini tanıtır. Paralel isim öbekleri, kapsamın sürü arkadaşlarından başka türlere genişlediğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi not only ... but also ... eşli yapısıyla tamamlayın: The museum displays ____ ancient coins ____ modern paintings.

Cevabı göster

not only · but also

Kalıp ifadeler

made a strong impression on: akılda kalan güçlü bir etki yaratmak

Made a strong impression on, birinin ya da bir şeyin başka bir kişi veya hayvan üzerinde canlı ve akılda kalıcı bir etki oluşturduğunu anlatır. Yalnızca hatırlama eylemini değil, yaratılan etkiyi vurgular. İzlenimi yaratan kişi, hayvan, şey ya da deneyim öznedir; bu izlenimi edinen kişi veya hayvan on’dan sonra gelir. Burada izlenimi other creatures yaratır ve them filleri ifade eder. Made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: Her calm speech ____ everyone in the room.

Cevabı göster

made a strong impression on

In one case,

1:05

Bir vakada,

two circus elephants that had briefly performed together rejoiced when crossing paths 23 years later. Deyimler

1:06

kısa bir süre birlikte performans sergileyen iki sirk fili, 23 yıl sonra yolları kesiştiğinde sevinçten havalara uçtu.

Deyimler

crossing paths: tesadüfen karşılaşmak

Cross paths, genellikle planlanmamış şekilde “karşılaşmak veya yolları kesişmek” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede crossing paths, iki filin 23 yıl sonra yeniden karşılaştığını anlatır; gerçek bir yoldan karşıya geçtikleri anlamına gelmez. Özne iki kişi ya da hayvansa they cross paths denebilir. Özne tek kişiyse yaygın yapı cross paths with someone biçimindedir: I crossed paths with Maya.

Alıştırma

Cümleyi cross paths ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At the museum, I ____ an old classmate I had not seen in years.

Cevabı göster

crossed paths with

This recognition isn't limited to others of their species. Kalıp ifadeler

1:14

Bu tanıma, türlerinin diğerleriyle sınırlı değildir.

Kalıp ifadeler

isn't limited to: kapsamı genişletmek

Isn't limited to, “... ile sınırlı değildir” demektir. Bu cümlede, bu tanıma yetisinin yalnızca hayvanların kendi türünün diğer üyeleri için geçerli olduğu şeklindeki dar yorumu reddeder ve yetinin bu grubun ötesine uzandığını belirtir. Kalıp be limited to + isim, zamir veya -ing biçimidir. be olumsuz yapıldığında “bu aralıkla sınırlı” anlamı, “bu aralığın dışındakileri de içerir” anlamına dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi isn't limited to ile tamamlayın: The school art club ____ experienced painters; beginners are welcome too.

Cevabı göster

isn't limited to

Elephants have also recognized humans they've bonded with after decades apart. Kalıp ifadeler

1:18

Filler, on yıllarca ayrı kaldıktan sonra bağ kurdukları insanları da tanımışlardır.

Kalıp ifadeler

bonded with: yakın bir duygusal bağ kurmak

Bond with someone, bir kişiyle veya hayvanla yakın bir duygusal bağ kurmak anlamına gelir. Bu bağ genellikle zaman, ilgi veya ortak deneyimler yoluyla gelişir. Yalnızca biriyle tanışmaktan ya da onu tanımaktan daha güçlü bir ilişkiyi anlatır. humans they've bonded with ifadesi, fillerin bu bağı kurduğu insanları belirtir. They've, they have ifadesinin kısaltmasıdır.

Alıştırma

Cümleyi bond fiilinin geçmiş zaman ortacı ve doğru edatla tamamlayın: After several weeks, the shy cat had ____ its foster family.

Cevabı göster

bonded with

All of this shows that elephant memory goes beyond responses to stimuli. Kalıp ifadeler

1:23

Bütün bunlar, fil hafızasının uyaranlara verilen tepkilerin ötesine geçtiğini göstermektedir.

Kalıp ifadeler

goes beyond responses to stimuli: basit tepkilerle sınırlı olmamak

Go beyond something, bir şeyi aşmak veya yalnızca onunla sınırlı olmamak anlamına gelir. Buradaki goes beyond responses to stimuli, fil hafızasının yalnızca tepki oluşturan şeylere verilen tepkilerle açıklanamayacağını ve daha karmaşık hafıza yetilerini de içerdiğini belirtir. Yapı go beyond + isim veya -ing biçimidir. Responses to stimuli; sinyallere, olaylara veya değişikliklere verilen tepkiler demektir. Stimuli ise stimulus sözcüğünün çoğuludur.

Alıştırma

Cümleyi go beyond ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Good leadership ____ giving orders; it also involves listening.

Cevabı göster

goes beyond

Looking inside their heads, Anlatım akışı

1:28

Kafalarının içine baktığımızda,

we can see why.

1:29

bunun nedenini görebiliriz.

Anlatım akışı

Looking inside their heads: içsel bir açıklamaya geçiş

Looking inside their heads yeni bir bakış açısı sunar: Açıklama, hayvanların yaptıklarından beyinlerinde gerçekleşenlere geçer. Burada inside their heads, kafalarını gerçek anlamda açmak değil, beyin yapılarını veya etkinliklerini incelemek demektir. Baştaki -ing yan cümlesi ana cümlenin dayanağını verir: Beynin içini inceleyerek nedenini anlayabiliriz. Bu, okuyucuyu gözlemlenen bir sonuçtan onun altında yatan nedene yönlendirmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

“Looking inside their heads, we can see why,” cümlesinde baştaki ifade ne işe yarar?

  1. Hayvanların kafalarını gerçekten açma talimatı.
  2. Dışarıdan görülen davranışlardan beynin iç mekanizmalarına geçiş.
  3. Nedenleri açıklamaktan ilgisiz gerçekleri sıralamaya geçiş.
Cevabı göster

Dışarıdan görülen davranışlardan beynin iç mekanizmalarına geçiş.

The elephant boasts the largest brain of any land mammal, Kelime

1:31

Fil, herhangi bir kara memelisinin en büyük beynine,

Kelime

boasts: dikkate değer bir özelliğe sahip olmak

Burada boasts, “dikkate değer bir özelliğe sahip olmak” anlamına gelir. Fil konuşmuyor veya övünmüyor; bu fiil onun büyük beynini özellikle etkileyici bir özellik olarak sunuyor. Sahiplik bildiren bu yapıda boast fiilinden hemen sonra dikkate değer özellik gelir: X boasts Y. Bu seçim, tarafsız has fiiline göre daha olumlu ve vurguludur.

Alıştırma

“Dikkate değer bir özelliğe sahip olmak” anlamındaki ders fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The city library ____ a beautiful reading garden.

Cevabı göster

boasts

as well as an impressive encephalization quotient. Kelime

1:34

ve etkileyici bir ensefalizasyon katsayısına sahiptir.

Kelime

encephalization quotient: göreli beyin büyüklüğü ölçüsü

Ensefalizasyon katsayısı anlamındaki encephalization quotient, çoğunlukla EQ olarak kısaltılır. Bir hayvanın gerçek beyin büyüklüğünü, o vücut büyüklüğündeki bir hayvan için öngörülen beyin büyüklüğüyle karşılaştırır. Bu cümlede impressive, değerin bu karşılaştırmaya göre belirgin biçimde yüksek olduğunu anlatır. Daha yüksek bir EQ, gövdeye oranla daha büyük bir beyne işaret eder; ancak tek başına daha yüksek zekâyı kanıtlamaz. Bu ölçü, yalnızca beynin mutlak büyüklüğünü temel almadan türlerin karşılaştırılmasını sağlar.

Alıştırma

Encephalization quotient neyi ölçer?

  1. Hayvanın vücut büyüklüğünden öngörülen büyüklüğe göre beyin büyüklüğü
  2. Beyni hesaba katmadan hayvanın vücut ağırlığı
  3. Bir hayvanın zekâsının doğrudan ölçümü
Cevabı göster

Hayvanın vücut büyüklüğünden öngörülen büyüklüğe göre beyin büyüklüğü

This is the size of the brain relative to Kalıp ifadeler

1:37

Bu, bir hayvanın vücut boyutu için

what we'd expect for an animal's body size,

1:39

beklediğimiz beyin boyutuna oranıdır,

Kalıp ifadeler

relative to what we'd expect: beklenen değeri karşılaştırma ölçütü yapmak

Relative to, karşılaştırmada kullanılan ölçütü belirtir. What we'd expect, normalde öngöreceğimiz büyüklük veya değer anlamına gelir; burada öngörü, hayvanın vücut büyüklüğüne dayanır. Bu nedenle gerçek beyin büyüklüğü tek başına anlatılmaz, öngörülen beyin büyüklüğüyle karşılaştırılır. We'd expect ifadesindeki we'd, we would anlamındadır. What we'd expect, what ile başlamasına rağmen to'dan sonra gelen bir isim cümleciğidir; doğrudan soru değildir.

Alıştırma

Cümleyi, normalde öngöreceğimiz düzeyle karşılaştırıldığında anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The battery lasted ten hours, which is impressive ____ for such a small device.

Cevabı göster

relative to what we'd expect

and the elephant's EQ is nearly as high as a chimpanzee's. Dilbilgisi

1:42

ve filin EQ'su neredeyse bir şempanzeninki kadar yüksektir.

Dilbilgisi

nearly as high as: çok yakın, ama eşit değil

Nearly as high as, nearly sözcüğünü as + sıfat + as eşitlik karşılaştırması kalıbının önüne getirir. Bir düzeyin diğerine çok yakın, ancak genellikle tam olarak eşit olmadığını belirtir. Bu cümlede filin ensefalizasyon katsayısı, şempanzeninkinden biraz düşük ya da ona neredeyse eşit olarak sunulur.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: Tower A is 98 meters tall, and Tower B is 100 meters tall. Tower A is ____ Tower B.

Cevabı göster

nearly as high as

And despite the distant relation, Dilbilgisi

1:46

Ve uzak akrabalığa rağmen,

Dilbilgisi

And despite the distant relation: despite + isim öbeği

Despite bir edattır; bu yüzden ardından the distant relation isim öbeği gelir. İfadenin bütünü “ilişki uzak olsa da” anlamına gelir ve ödünleme bildirir: ardından gelen sonuç, bu olgunun oluşturabileceği beklentinin tersine doğrudur. Baştaki And bu ödünlemeyi önceki ifadeye bağlar. Bu bağlamda relation, kişisel bir ilişkiyi değil, evrimsel akrabalığı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede despite ödünleme bildirmek için doğru kullanılmıştır?

  1. Although the heavy rain, the game continued.
  2. Despite the heavy rain, the game continued.
  3. Despite it rained heavily, the game continued.
Cevabı göster

Despite the heavy rain, the game continued.

convergent evolution has made it Notlar

1:48

yakınsak evrim onu

remarkably similar to the human brain,

1:50

insan beynine dikkat çekici derecede benzer hale getirmiştir,

Kültür

convergent evolution: yakın akrabalık olmadan gelişen benzer özellikler

Yakınsak evrim, yakın akraba olmayan türlerin çoğu zaman benzer çevresel baskılarla karşılaşmaları veya benzer işlevleri yerine getirmeleri gerektiği için benzer özellikleri birbirinden bağımsız olarak geliştirmesidir. Bu cümlede terim, fil beyninin insan beynine neden benzeyebildiğini açıklar. Ancak fillerle insanların yakın akraba olduğunu veya beyinlerinin tamamen aynı olduğunu belirtmez.

Alıştırma

Convergent evolution kavramını en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Yakın akraba türler, yakın tarihli ortak bir atadan tamamen aynı özelliği miras alır.
  2. Uzak akraba türler, benzer baskılar altında benzer özellikleri birbirinden bağımsız olarak geliştirir.
  3. Bir tür doğrudan başka bir türe dönüşür.
Cevabı göster

Uzak akraba türler, benzer baskılar altında benzer özellikleri birbirinden bağımsız olarak geliştirir.

Dilbilgisi

has made it remarkably similar to: make + nesne + sıfat

Has made it remarkably similar to, make + nesne + sıfat tümleci kalıbını kullanır. It nesnedir, similar ortaya çıkan durumu açıklar ve to the human brain karşılaştırılan şeyi belirtir. Has made, present perfect yapısındadır: daha önce gerçekleşen bir süreç, şimdi görülebilen bir sonuç üretmiştir. Remarkably, similar sözcüğünü niteler ve benzerlik derecesinin sıradan değil, çarpıcı veya dikkate değer olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: The interface used to look different, but the redesign ____ the desktop version.

Cevabı göster

has made it remarkably similar to

with as many neurons and synapses,

1:52

bir o kadar çok nöron ve sinaps,

and a highly developed hippocampus and cerebral cortex.

1:55

ve oldukça gelişmiş bir hipokampus ve serebral korteks ile.

It is the hippocampus strongly associated with emotion Kalıp ifadeler

1:59

Duyguyla güçlü bir şekilde ilişkili olan hipokampustur

Kalıp ifadeler

strongly associated with: güçlü bir ilişki, ancak neden kanıtı değil

Strongly associated with, “... ile yakından ilişkili” anlamına gelir. be strongly associated with + isim yapısında associated, geçmiş zaman ortacı kökenli bir sıfat olarak çalışır; strongly ise ilişkinin derecesini artırır. Burada strongly associated with emotion ifadesi hippocampus sözcüğünü niteler. Bilimsel yazılarda bu ifade güçlü bir ilişkiyi veya korelasyonu bildirir. Tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir araştırma X ve Y'nin sık sık birlikte görüldüğünü buluyor, ancak nedensellik ortaya koymuyor. Bulguyu en doğru hangi cümle bildirir?

  1. X is strongly associated with Y.
  2. X is identical to Y.
  3. X causes Y.
Cevabı göster

X is strongly associated with Y.

that aids recollection Kelime

2:02

anımsamaya yardımcı olan

Kelime

aids recollection: “hatırlamaya yardımcı olur” demenin resmî yolu

Aids recollection, “birinin hatırlamasına veya geçmiş bilgileri yeniden aklına getirmesine yardımcı olur” anlamına gelir. Aid burada geçişli bir fiildir ve ardından doğrudan recollection ismi gelir. Aids biçimi tekil hippocampus ismiyle uyumludur. Recollection, bütün anıların saklanmasına değil, bir şeyi hatırlama eylemine veya bunun sonucuna odaklanır.

Alıştırma

Bu dersteki iki sözcüklük ifadeyi aynen kullanarak resmî cümleyi tamamlayın: A clear timeline ____ by putting events in order.

Cevabı göster

aids recollection

by encoding important experiences into long-term memories. Kelime

2:04

önemli deneyimleri uzun süreli belleğe kodlayarak.

Kelime

by encoding important experiences into long-term memories: yöntem ve bellek oluşumu

Burada by + -ing yöntemi belirtir: by encoding, önemli deneyimlerin nasıl uzun süreli anılara dönüştüğünü açıklar. encode A into B kalıbında A işlenen deneyim ya da bilgidir; B ise bunun sonucunda oluşan bellek biçimidir. Bellek biliminde encoding, beynin gelen deneyim veya bilgiyi daha sonra saklanıp geri çağrılabilecek bir biçime dönüştürme sürecidir. Burada bilgisayar kodlaması ya da şifreleme anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi encode fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The brain stores important experiences by ____ them into long-term memory.

Cevabı göster

encoding

The ability to distinguish this importance makes elephant memory a complex and adaptable faculty

2:08

Bu önemi ayırt etme yeteneği, fil hafızasını karmaşık ve uyarlanabilir bir yetenek haline getirir

beyond rote memorization. Kalıp ifadeler

2:14

ezberin ötesinde.

Kalıp ifadeler

beyond rote memorization: yalnızca tekrarın ötesi

Beyond X, X'in sınırlarını aşmak veya yalnızca X'ten fazlası olmak demektir. Rote memorization, çoğu zaman anlamaya ya da esnek kullanıma odaklanmadan, tekrarla öğrenmektir. Burada beyond rote memorization, fil hafızasının basit tekrarla sınırlı olmadığını, neyin önemli olduğunu belirleyip uyum sağlayabildiğini anlatır. Beyond, mekanik ezberin hiç bulunmadığı anlamına gelmez; yetinin bundan daha fazlasını içerdiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede beyond rote memorization, öğrenmenin yalnızca tekrarı değil, anlama ve uygulamayı da içerdiğini belirtir?

  1. Her learning goes beyond rote memorization because she can explain and apply the ideas.
  2. She studies without rote memorization and never repeats anything.
  3. She learns through rote memorization by repeating every line.
Cevabı göster

Her learning goes beyond rote memorization because she can explain and apply the ideas.

It's what allows elephants who survived a drought in their youth to recognize its warning signs in adulthood, Kalıp ifadeler

2:16

Gençliklerinde bir kuraklıktan sağ kurtulan fillerin yetişkinlikte uyarı işaretlerini tanımasını sağlayan şey budur,

Kalıp ifadeler

its warning signs: tehlikenin erken belirtileri

Burada its, daha önce geçen a drought ifadesine gönderme yapar. Its warning signs, olağan dışı kuruluk veya uzun süre yağmur yağmaması gibi bir kuraklığın yaklaştığını gösteren, gözlemlenebilir ipuçları demektir. Warning signs, olası bir tehlike veya sorunun erken belirtileridir. Buradaki sign bir ipucu anlamındadır; üzerinde yazı bulunan fiziksel bir levha olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Bu cümlede its warning signs ne anlama gelir?

  1. bir sorun veya tehlikenin gelişmekte olabileceğini gösteren erken bir ipucu
  2. her zaman yolda bulunan yazılı bir talimat
  3. tehlikenin çoktan sona erdiğinin kanıtı
Cevabı göster

bir sorun veya tehlikenin gelişmekte olabileceğini gösteren erken bir ipucu

which is why clans with older matriarchs have higher survival rates. Notlar

2:22

bu yüzden yaşlı anaerkilfillere sahip klanların hayatta kalma oranları daha yüksektir.

Anlatım akışı

which is why: nedeni sonuca bağlamak

Which, yalnızca en yakın isme değil, önceki cümlecikte anlatılan düşüncenin tamamına gönderme yapar. Ardından is why, bu düşünceyi daha sonra gelen sonucun açıklaması olarak sunar. Bu yapı bilgiyi “neden, which is why + sonuç” şeklinde düzenler. Burada fillerin kuraklık belirtilerini tanıyabilmesi nedendir; daha yüksek hayatta kalma oranı ise sonuçtur.

Alıştırma

Nedene geri gönderme yapıp sonucu getiren üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The roads were icy, ____ the school opened late.

Cevabı göster

which is why

Kelime

older matriarchs: daha yaşlı dişi grup liderleri

older matriarchs ifadesindeki matriarchs, bir aileye veya sosyal gruba liderlik eden kadınları ya da dişileri anlatır. Older, bu liderlerin daha ileri yaşta olduğunu belirtir; ifade yalnızca daha yaşlı anneler anlamına gelmez. Bu cümlede yaşları, daha fazla bilgi ve deneyim biriktirmiş olabileceklerini düşündürür ve bu da topluluğun daha yüksek hayatta kalma oranını açıklamaya yardımcı olur. Başka bağlamlara aktarılabilecek temel fikir, matriarch sözcüğünün yalnızca anneliği değil, bir liderlik rolünü adlandırmasıdır.

Alıştırma

Cümlede older matriarchs ne anlama gelir?

  1. Gruplarına liderlik eden daha yaşlı dişiler
  2. Yavru sahibi olmuş herhangi bir dişi
  3. Gruptaki en genç erkekler
Cevabı göster

Gruplarına liderlik eden daha yaşlı dişiler

Unfortunately,

2:26

Ne yazık ki,

it's also what makes elephants one of the few non-human animals to suffer from post-traumatic stress disorder. Kelime

2:27

filleri travma sonrası stres bozukluğundan (TSSB) muzdarip olan az sayıdaki insan dışı hayvandan biri yapan da budur.

Kelime

post-traumatic stress disorder: resmî terim PTSD

Post-traumatic stress disorder, genellikle PTSD olarak kısaltılan bir ruh sağlığı durumunun resmî adıdır. Bir kişi ciddi derecede travmatik bir olay yaşadıktan veya böyle bir olaya tanık olduktan sonra gelişebilir ve kısa süreli bir stres tepkisinin ötesinde devam eden belirtiler içerir. Bu cümlede terim, fillerin de travmayla ilişkili kalıcı psikolojik zarar yaşayabileceğini anlatır. Sıradan ve kısa süreli kaygı ya da korku anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi açıklama post-traumatic stress disorder terimine en iyi uyar?

  1. Travmayla bağlantısı olmayan olağanüstü güçlü bir hafıza
  2. Ciddi bir travmadan sonra kalıcı belirtiler içeren resmî bir durum
  3. Sınavdan önce hissedilen herhangi bir kısa süreli kaygı
Cevabı göster

Ciddi bir travmadan sonra kalıcı belirtiler içeren resmî bir durum

The cerebral cortex, on the other hand,

2:34

Serebral korteks ise,

enables problem solving,

2:36

problem çözmeyi mümkün kılar,

which elephants display in many creative ways.

2:38

filler bunu birçok yaratıcı yolla sergilerler.

They also tackle problems cooperatively, Kalıp ifadeler

2:41

Ayrıca problemleri işbirliği içinde çözerler,

Kalıp ifadeler

tackle problems: zorlukları etkin biçimde ele almak

Bu cümlede tackle problems, sorunlarla yüzleşmek ve onları ele almak için etkin biçimde çalışmaya başlamak demektir. Tackle özellikle sorun zorken gösterilen çabayı ve eylemi vurgular; sorunun çoktan çözüldüğünü söylemez. Cooperatively, sorunları nasıl ele aldıklarını gösterir: birlikte çalışırlar. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp tackle + a problem, issue, or challenge şeklindedir.

Alıştırma

Bir ekip zor bir konuyu etkin biçimde ele almaya başladı, ancak sonuç henüz bilinmiyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. The team is ignoring the problem.
  2. The team is tackling the problem.
  3. The team has solved the problem.
Cevabı göster

The team is tackling the problem.

sometimes even outwitting the researchers and manipulating their partners. Kelime

2:44

bazen araştırmacıları bile alt ederler ve ortaklarını manipüle ederler.

Kelime

outwitting the researchers and manipulating their ...: zekice strateji ve kontrol

Outwitting the researchers, araştırmacıları yenmek veya onlara karşı üstünlük sağlamak için daha zekice bir plan kullanmak demektir. Outwit yalnızca genel olarak zeki olmayı değil, zekâ veya strateji yoluyla kazanmayı anlatır. Manipulating sözcüğünden sonraki tam nesne their partners ifadesidir. Burada manipulating their partners, çoğu zaman kişinin kendi amacına ulaşması için ortaklarının davranışlarını kasıtlı olarak etkilemesi veya kontrol etmesi demektir; bir nesneyi fiziksel olarak kullanmak anlamına gelmez. Birbirine bağlanan iki -ing ifadesi stratejik eylemleri adlandırır ve öznelerin bazen ne yaptığını gösterir.

Alıştırma

Hangi açıklama şu İngilizce cümleyle en iyi eşleşir: She outwitted an opponent and manipulated a partner?

  1. Rakibini taklit etti ve ortağından kibarca tavsiye istedi.
  2. Daha zekice bir strateji kullanarak rakibini yendi ve ortağının davranışını kasıtlı olarak kontrol etti.
  3. Rakibinden kaçındı ve ortağının özgürce karar vermesine izin verdi.
Cevabı göster

Daha zekice bir strateji kullanarak rakibini yendi ve ortağının davranışını kasıtlı olarak kontrol etti.

And they've grasped basic arithmetic, Kalıp ifadeler

2:49

Ve temel aritmetiği kavramışlardır,

Kalıp ifadeler

grasped basic arithmetic: temel aritmetiği açıkça kavramak

Grasped basic arithmetic, temel aritmetiği anladıkları anlamına gelir. Buradaki grasp mecazidir: bir şeyi elle tutmayı değil, bir kavramı, kuralı veya beceriyi açık biçimde anlamayı anlatır. İngilizcedeki they've grasped present perfect yapısı, bu anlayışı artık elde edilmiş ve şu an için önemli olan bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede grasp anlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. Maya grasped the railing as the bus moved.
  2. Maya grasped the rope before climbing.
  3. After the teacher's example, Maya grasped the basic rule.
Cevabı göster

After the teacher's example, Maya grasped the basic rule.

keeping track of the relative amounts of fruit in two baskets after multiple changes. Kalıp ifadeler

2:51

birden fazla değişiklikten sonra iki sepetteki meyvelerin göreceli miktarlarını takip edebilirler.

Kalıp ifadeler

keeping track of: değişen bilgileri takip etmek

Keeping track of, bir şeyin durumunu zaman içinde bilmeye, kaydetmeye veya izlemeye devam etmek demektir. Özellikle bilgi değişebildiğinde kullanışlıdır; bu nedenle tek seferlik bir kontrolden daha fazlasını anlatır. Bu cümlede göreli miktarlar birkaç değişiklik boyunca izleniyor. Odak noktası, hangi sepette daha fazla ya da daha az meyve bulunduğuna dair bilgiyi güncel tutmaktır.

Alıştırma

Cümleyi “sürekli izlemek” anlamına gelen üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: I use this chart to ____ my reading progress.

Cevabı göster

keep track of

The rare combination of memory and problem solving can explain some of elephants' most clever behaviors. Anlatım akışı

2:56

Hafıza ve problem çözmenin nadir birleşimi, fillerin en zekice davranışlarından bazılarını açıklayabilir.

Anlatım akışı

The rare combination of memory and problem solving can explain ...: etkenleri tek bir açıklamada birleştirmek

The rare combination of memory and problem solving cümlenin tam öznesidir. İki beceriyi tek bir birleşik etken olarak sunar; ardından can explain bu etkeni davranışlara olası bir açıklama olarak bağlar. Bu yapı bilgiyi düzenlemeye yardımcı olur: Etkenleri önce ayrı ayrı tanıtın, the combination of A and B ile birleştirin ve can explain ile bir sonuca bağlayın. can kip fiili iddiayı daha temkinli yapar; bu birleşimin kanıtlanmış tek neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle iki etkeni olası tek bir açıklama içinde doğru biçimde birleştiriyor?

  1. The rare combination of speed and accuracy can explain the team's success.
  2. The team's success can explain its rare combination of speed and accuracy.
  3. Speed and accuracy can combination explain the team's success.
Cevabı göster

The rare combination of speed and accuracy can explain the team's success.

But it doesn't explain some of the things we're just beginning to learn about their mental lives. Kalıp ifadeler

3:03

Ancak zihinsel yaşamları hakkında yeni öğrenmeye başladığımız bazı şeyleri açıklamaz.

Kalıp ifadeler

just beginning to learn: bilginin erken aşamada olması

just beginning to learn ifadesindeki just, “daha şimdi” veya “çok kısa süre önce” anlamına gelir. İfade, öğrenmenin başladığını ancak bilginin hâlâ erken aşamada ve eksik olduğunu belirtir. Bu cümlede kesinliği azaltır ve ileride daha fazla keşif yapılabileceğini gösterir. Hiçbir şey bilinmediği anlamına gelmez; anlayışın hâlâ gelişmekte olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

Ekibin bilgisinin hâlâ erken aşamada olduğunu göstermek için cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: Our team is ____ how customers use the new feature.

Cevabı göster

just beginning to learn

Elephants communicate using everything from body signals and vocalizations Dilbilgisi

3:07

Filler vücut sinyalleri ve seslendirmelerden

to infrasound rumbles that can be heard kilometers away. Kelime

3:12

kilometrelerce öteden duyulabilen ses altı gümbürtülere kadar her şeyi kullanarak iletişim kurarlar.

Dilbilgisi

everything from ... to ...: geniş bir aralığı göstermek

Everything from A to B, A ve B’yi geniş bir aralığın iki ucu olarak sunar. A’nın, B’nin ve bu aralıktaki pek çok şeyin dâhil olduğunu anlatır; everything yalnızca adı geçen iki örneği göstermez. Bu cümlede body signals and vocalizations ilk ucu, infrasound rumbles ise ikinci ucu oluşturur. Bu yapı, fillerin iletişim yöntemlerinin ne kadar çeşitli olduğunu vurgular. İki uç genellikle isim öbekleri gibi dil bilgisel açıdan paralel biçimlerde kullanılır.

Alıştırma

Geniş bir aralığı anlatan yapıyı iki edatla tamamlayın: The museum displays everything ____ ancient coins ____ modern digital art.

Cevabı göster

from · to

Kelime

infrasound rumbles: çok düşük frekanslı gürleme çağrıları

Infrasound, insan işitmesinin olağan alt sınırından daha düşük frekanslı sestir ve genel olarak yaklaşık 20 Hz’nin altını ifade eder. Rumble, derin, pes ve sürekli bir gürleme sesidir; bu nedenle infrasound rumbles çok düşük frekanslı gürleme çağrılarıdır. Bu cümlede ifade, uzun mesafeler boyunca ilerleyip başka filler tarafından algılanabilen sinyalleri adlandırır. Sıradan yüksek gürleme ya da ultrasound anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede infrasound rumbles ifadesi ne anlama gelir?

  1. Normal perdedeki sıradan konuşma sesleri.
  2. İnsanların olağan işitme aralığının altındaki derin, çok düşük frekanslı sesler.
  3. İnsanların olağan işitme aralığının üstündeki çok yüksek frekanslı sesler.
Cevabı göster

İnsanların olağan işitme aralığının altındaki derin, çok düşük frekanslı sesler.

And their understanding of syntax suggests that they have their own language and grammar. Kelime

3:15

Ve sözdizimi anlayışları, kendi dillerine ve dilbilgisine sahip olduklarını göstermektedir.

Kelime

understanding of syntax: dil yapısını tanımak

Syntax, sözcüklerin — ya da burada daha genel anlamda iletişim sinyallerinin — anlamlı yapılar oluşturacak şekilde nasıl sıralanıp birleştirildiğini ifade eder. An understanding of syntax, yalnızca ayrı sinyalleri bilmek değil, bu düzenleme kalıplarını fark etmek demektir. Bu cümlede ifade, fillerin iletişiminin yapılandırılmış bir sistem olabileceği fikrini destekler. Fillerin dil bilgisi terimleri öğrendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte syntax esas olarak neyi ifade ediyor?

  1. Bir sesin yüksekliği ve perdesi
  2. Sözcükleri veya sinyalleri anlamlı yapılara dönüştürecek şekilde sıralama kuralları
  3. Ayrı sözcüklerin ve tanımlarının bir listesi
Cevabı göster

Sözcükleri veya sinyalleri anlamlı yapılara dönüştürecek şekilde sıralama kuralları

This sense of language may even go beyond simple communication.

3:21

Bu dil duygusu basit iletişimin bile ötesine geçebilir.

Elephants create art by carefully choosing and combining different colors and elements. Dilbilgisi

3:25

Filler farklı renkleri ve unsurları dikkatlice seçip birleştirerek sanat yaratırlar.

Dilbilgisi

by carefully choosing and combining: by + -ing ile yöntemi belirtmek

by + -ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by carefully choosing and combining, “Filler sanatı nasıl yaratıyor?” sorusuna cevap verir. choosing ve combining, and ile bağlanıp aynı by sözcüğünden sonra geldiği için iki fiil de paralel -ing biçiminde kalır. Carefully iki eylemi de niteler.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilleri by sözcüğünden sonra gereken biçime getirin: Nina learned the song by ____ to it and ____ each line. (listen, repeat)

Cevabı göster

listening · repeating

They can also recognize 12 distinct tones of music and recreate melodies.

3:31

Ayrıca 12 farklı müzik tonunu tanıyabilir ve melodileri yeniden oluşturabilirler.

And yes, Ton ve niyet

3:36

Ve evet,

there is an elephant band.

3:37

bir fil müzik grubu var.

Ton ve niyet

And yes, there is an elephant band.:şaşırtıcı bir gerçeği doğrulamak

And yes yalnızca başka bir bilgi eklemez. Dinleyicinin bu gerçeği şaşırtıcı bulabileceğini öngörür ve “Bu doğru; yanlış duymadın.” anlamıyla doğrular. There is, tek bir fil bandosunun var olduğunu belirtir. Cümlenin bütünü, gerçekleri tarafsızca sıralamaktan çok dinleyiciye doğrudan ve esprili bir yanıt gibi duyulur.

Alıştırma

Bu cümlede And yes temel olarak ne yapıyor?

  1. Dinleyici için şaşırtıcı bir gerçeği doğrular.
  2. elephant band ifadesini soruya dönüştürür.
  3. Konuşanın emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

Dinleyici için şaşırtıcı bir gerçeği doğrular.

But perhaps the most amazing thing about elephants is a capacity even more important than cleverness. Dilbilgisi

3:39

Ama belki de filler hakkındaki en şaşırtıcı şey, zekadan bile daha önemli bir kapasitedir.

Dilbilgisi

even more important than cleverness:önem karşılaştırmasını vurgulamak

even more important than cleverness, bir özelliği başka bir özellikten daha üst sıraya koyan bir karşılaştırma yapısıdır. Burada söz konusu yeteneğin cleverness’tan daha önemli olduğu söylenir ve even bu üstünlüğü özellikle çarpıcı hâle getirir. even, karşılaştırma yapısının önüne gelerek vurgu katar; iki özelliğin eşit derecede önemli olduğu anlamına gelmez. than’den sonra açıkça adlandırılan unsur karşılaştırma ölçütüdür.

Alıştırma

Bir özelliğin diğerinden daha önemli olduğunu söyleyen ve karşılaştırmayı vurgulayan ifadeyi seçin: Kindness is ___ winning the race.

  1. even more important than
  2. just as important as
  3. less important than
Cevabı göster

even more important than

Their sense of empathy, altruism, and justice. Kelime

3:45

Onların empati, fedakarlık ve adalet duygusu.

Kelime

empathy, altruism, and justice: birbirinden farklı üç sosyal ve ahlaki yeti

Empathy, başka bir kişinin duygularını anlama veya paylaşma yetisidir. Altruism, kişisel çıkarı öne koymadan başkalarını düşünmek ve onlara yardım etmektir. Justice ise insanların adil muamele görmesi gerektiği düşüncesidir. Bu üç isim sense of ifadesinden sonra sıralı ve eş görevli bir yapı oluşturur. Birlikte, başkalarıyla duygudaşlık kurmaktan onlar için harekete geçmeye ve neyin adil olduğuna karar vermeye uzanan, birbiriyle ilişkili ama farklı üç sosyal ve ahlaki yetiyi anlatırlar.

Alıştırma

Hangi seçenek empathy, altruism ve justice kavramlarını doğru biçimde ayırır?

  1. Empathy kişisel başarı aramaktır; altruism sert ceza vermektir; justice başka insanlardan kaçınmaktır.
  2. Empathy kuralları uygulamaktır; altruism duyguları anlamaktır; justice ödül kazanmaktır.
  3. Empathy başkalarının duygularını anlamaktır; altruism kişisel çıkar gözetmeden yardım etmektir; justice adaleti önemsemektir.
Cevabı göster

Empathy başkalarının duygularını anlamaktır; altruism kişisel çıkar gözetmeden yardım etmektir; justice adaleti önemsemektir.

Elephants are the only non-human animals to mourn their dead, Kalıp ifadeler

3:50

Filler ölülerinin yasını tutan,

Kalıp ifadeler

mourn their dead: grupta ölen üyelerin yasını tutmak

Mourn, bir ölümün ardından derin üzüntü hissetmek ve bunu ifade etmek demektir. Mourn their dead yapısında mourn doğrudan nesne alır; bu yüzden about gerekmez. Their dead, “onların ölümleri” değil, gruplarında ölmüş olan üyeler anlamına gelir. Bu ifade çoğu zaman yalnızca üzülmeyi değil, anma veya yas davranışlarını da düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi, “gruplarında ölmüş olan üyelerin yasını tutmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: After the battle, the villagers gathered to ____.

Cevabı göster

mourn their dead

performing burial rituals and returning to visit graves. Kültür

3:54

gömme ritüelleri gerçekleştiren ve mezarları ziyarete gelen tek insan dışı hayvanlardır.

Kültür

burial rituals: definle bağlantılı törensel eylemler

“Burial rituals”, ölülerin gömülmesiyle bağlantılı geleneksel veya törensel eylemler demektir. Burada burial gömme eylemini veya uygulamasını, rituals ise gelenekle şekillenen, tekrarlanan ve anlam taşıyan eylemleri adlandırır. İnsan kültürüne ait bu terimin filler için kullanılması, onların davranışını sosyal ve duygusal açıdan anlamlı gösterir. Bu kullanım, törensel davranışa bir benzerlik olduğunu düşündürür; fillerin insanlarla aynı dini gelenekleri izlediğini kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede burial rituals ifadesi ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca egzersiz amacıyla yapılan sıradan ziyaretler
  2. Ağır nesneleri yer altına taşımak için kullanılan araçlar
  3. Ölülerin gömülmesiyle bağlantılı geleneksel veya törensel eylemler
Cevabı göster

Ölülerin gömülmesiyle bağlantılı geleneksel veya törensel eylemler

They have shown concern for other species as well.

3:58

Diğer türler için de endişe göstermişlerdir.

One working elephant refused to set a log down into a hole where a dog was sleeping. Öbek fiiller

4:01

Çalışan bir fil, bir köpeğin uyuduğu çukura bir kütük koymayı reddetti.

Öbek fiiller

set a log down: set down öbek fiilini ayırma

set a log down ifadesinde set down, “bir şeyi bir yüzeye veya bir yere koymak” anlamına gelir. İsim olan a log nesnesi, set fiili ile down parçacığının arasında yer alır. Bu anlamıyla set down ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim iki konumda da kullanılabilir: set a log down veya set down a log. Bir zamir ise ortada olmalıdır: set it down denir, set down it denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede zamir, ayrılabilen set down öbek fiiliyle doğru konumda kullanılmıştır?

  1. Please set it down beside the door.
  2. Please set down it beside the door.
  3. Please set beside the door it down.
Cevabı göster

Please set it down beside the door.

While elephants encountering injured humans

4:07

Yaralı insanlarla karşılaşan filler

have sometimes stood guard and gently comforted them with their trunk. Kalıp ifadeler

4:09

bazen nöbet tutmuş ve hortumlarıyla onları nazikçe teselli etmiştir.

Kalıp ifadeler

stood guard: korumak için nöbet tutmak

Stood guard, kalıplaşmış stand guard ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Yakınlarda kalıp tehlikeye karşı dikkatli olmak ve birini ya da bir şeyi korumak anlamına gelir. Bu cümlede filler yalnızca yaralı insanların yanında kalmamış, onları koruyan bir rol üstlenmiştir. Have sometimes stood guard yapısında stood, have'den sonra gelen geçmiş zaman ortacıdır. Bu nedenle ifade, davranışın bazı zamanlarda gerçekleşmiş olduğunu anlatır. İnsanları, yerleri veya nesneleri korumaktan söz ederken kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi stand guard ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the school play, two parents ____ by the backstage door.

Cevabı göster

stood guard

On the other hand, Anlatım akışı

4:14

Öte yandan,

elephant attacks on human villages have usually occurred right after massive poachings or culling, Kültür

4:15

fillerin insan köylerine saldırıları genellikle büyük kaçak avlanma veya itlaf olaylarından hemen sonra meydana gelmiştir,

suggesting deliberate revenge. Kelime

4:21

bu da kasıtlı bir intikamı işaret etmektedir.

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt bir yönü sunmak

On the other hand, konuşanın bir konunun bir yönünden karşıt bir yönüne geçtiğini gösterir. Burada anlatım, fillerin yaralı insanları koruyabildiğine dair kanıtlardan insan köylerine saldırabildiğine dair kanıtlara geçer. Bu ifade, savın düzenini gösterir: ikinci nokta birinciyi geçersiz kılmaz. Bunun yerine, dengeli bir tartışmada her iki davranış türünün de ele alınması gerektiğini gösterir.

Alıştırma

En uygun geçiş ifadesini seçin: The city bus is inexpensive. ____, the trip can take a long time during rush hour.

  1. On the other hand
  2. In addition
  3. On the contrary
Cevabı göster

On the other hand

Kültür

poachings or culling: yasa dışı faaliyet ve popülasyon kontrolü

Poaching, yaban hayvanlarını yasa dışı olarak avlamak, yakalamak veya öldürmek demektir. Buradaki çoğul poachings, bu yasa dışı faaliyetin geniş çaplı olaylarını anlatır. Culling, bir hayvan popülasyonunu azaltmak için bazı hayvanların kasıtlı olarak öldürülmesidir; genellikle örgütlü bir program kapsamında yapılır, resmî olarak onaylanabilir ve sıradan avcılıkla aynı şey değildir. Bu ifade, daha sonra gelen intikam fikrini anlamak için gereken arka planı verir: amaçları ve yasal durumları farklı olsa da her iki insan eylemi de fillere ciddi zarar verebilir.

Alıştırma

Bir hayvan popülasyonunun büyüklüğünü azaltmaya yönelik örgütlü bir programı en iyi hangi terim açıklar?

  1. poaching
  2. culling
  3. hunting
Cevabı göster

culling

Kelime

deliberate revenge: kasıtlı misilleme

Deliberate revenge ifadesinde deliberate, kasıtlı veya bilinçli olarak seçilmiş anlamına gelen bir sıfattır. Eylemin bir kaza ya da tamamen otomatik bir tepki olduğu düşüncesini dışlar. Revenge, daha önce yapılan bir haksızlığa karşılık zarar vermektir. İfade bir bütün olarak davranışı amaçlı bir misilleme eylemi şeklinde sunar.

Alıştırma

Deliberate revenge ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. misilleme amacı taşımayan kazara zarar
  2. daha önceki bir zarara karşı kasıtlı misilleme
  3. bilinçli seçim içermeyen otomatik tepki
Cevabı göster

daha önceki bir zarara karşı kasıtlı misilleme

When we consider all this evidence, Anlatım akışı

4:23

Tüm bu kanıtları,

Anlatım akışı

When we consider all this evidence: kanıtlardan sonuca geçiş

When we consider all this evidence, daha önce sunulan bilgileri bir araya getirir ve ardından bir sonuç geleceğini bildirir. Konuşmacı, dinleyiciden tek bir ayrıntıya odaklanmak yerine kanıtların tümünü birlikte değerlendirmesini ister. Buradaki when belirli bir zamanı göstermez. Sonraki iddia için bir koşul veya bakış açısı sunar: bütün kanıtlar hesaba katıldığında.

Alıştırma

Az önce birkaç sonuç sunuldu. Hangisi bir sonuca varmadan önce bu sonuçları en iyi biçimde bir araya getirir?

  1. When we consider all this evidence, the program appears successful.
  2. When we begin collecting evidence, the program might change.
  3. One unrelated detail is that the classroom walls are green.
Cevabı göster

When we consider all this evidence, the program appears successful.

along with the fact that elephants are one of the few species who can recognize themselves in a mirror, Notlar

4:25

fillerin aynada kendilerini tanıyabilen az sayıdaki türden biri olduğu gerçeğiyle birlikte değerlendirdiğimizde,

Kalıp ifadeler

along with the fact that: destekleyici bir gerçek eklemek

Along with the fact that, “... şeklindeki ek gerçekle birlikte” anlamına gelir. Tam bir yargıyı destekleyici kanıt olarak ekler. Örnekte that, elephants are one of the few species who can recognize themselves in a mirror tam yan cümlesini başlatır. Bu ifade normalde bir ana cümleye veya önceki bir öğeye bağlanır ve tek başına tam bir cümle oluşturmaz. Along with sonrasındaki bilgi, and ile bağlanan eşit düzeyde bir öğe olarak değil, ek bilgi olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi, along with ile başlayan ve “... şeklindeki ek gerçekle birlikte” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The low price, ____ delivery is free, makes this plan attractive.

Cevabı göster

along with the fact that

Kültür

can recognize themselves in a mirror: aynada kendini tanıma

Can recognize themselves in a mirror, fillerin aynadaki görüntünün başka bir fil değil, kendi yansımaları olduğunu anladıkları anlamına gelir. Bu yetenek genellikle aynada kendini tanıma olarak adlandırılır. Bu tartışmada aynada kendini tanıma, öz farkındalığın kanıtı olarak kullanılır ve fillerin bilinçli olduğu yönündeki sonraki sonucu destekler. Bu, öz farkındalığa dair bir ipucudur; her tür bilincin kanıtı değildir.

Alıştırma

'can recognize themselves in a mirror' burada ne anlama geliyor?

  1. Aynaların nasıl yapıldığını bilirler.
  2. Aynanın yanındaki bir kişinin her hareketini taklit ederler.
  3. Aynadaki görüntünün kendi yansımaları olduğunu anlarlar.
Cevabı göster

Aynadaki görüntünün kendi yansımaları olduğunu anlarlar.

it's hard to escape the conclusion Anlatım akışı

4:31

şu sonuçtan kaçmak zordur:

that they are conscious, intelligent, and emotional beings.

4:33

Onlar bilinçli, zeki ve duygusal varlıklardır.

Anlatım akışı

it's hard to escape the conclusion that ...: kanıtlardan güçlü bir sonuç çıkarma

It's hard to escape the conclusion that ... ifadesi, kanıtların bir sonuçtan kaçınmayı ya da onu reddetmeyi çok zorlaştırdığı anlamına gelir. Buradaki escape, fiziksel olarak bir şeyden kaçmak değil, kanıtların götürdüğü sonuçtan kaçınmaktır. Bu kalıp bir tartışmadaki bilgileri düzenler: önce kanıtlar gelir, ardından bu ifade kanıtlardan çıkarılan iddiayı sunar. Güçlü bir ifadedir, ancak iddiayı doğrudan kanıtlanmış saymak yerine kanıta dayalı bir çıkarım olarak gösterir.

Alıştırma

Cümleyi hedef sonuç kalıbıyla tamamlayın: Every independent test found the same defect, so ____ that the product needs to be redesigned.

Cevabı göster

it's hard to escape the conclusion

Unfortunately, humanity's treatment of elephants does not reflect this, Kalıp ifadeler

4:37

Ne yazık ki, insanlığın fillere muamelesi bunu yansıtmamaktadır,

Kalıp ifadeler

does not reflect this: Eylemler önceki bir düşünceyi göstermediğinde

Burada reflect, “bir görüntüyü geri yansıtmak” değil, “göstermek veya ortaya koymak” anlamındadır. does not reflect this, insanlığın fillere davranışının daha önce belirtilen anlayışla uyuşmadığını söyler. This, fillerin bilinçli, zeki ve duyguları olan canlılar olduğu yönündeki önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. İngilizcede this yalnızca tek bir isme değil, daha önceki bir iddianın tamamına gönderme yapabilir.

Alıştırma

“The school says creativity matters, but its rigid rules do not reflect this,” cümlesinde this neye gönderme yapıyor?

  1. Aynada görülen bir görüntü.
  2. Okulun katı kuralları.
  3. Yaratıcılığın önemli olduğu düşüncesi.
Cevabı göster

Yaratıcılığın önemli olduğu düşüncesi.

as they continue to suffer from habitat destruction in Asia, Notlar

4:42

Asya'da yaşam alanı tahribatından,

Kalıp ifadeler

to suffer from: Zararlı bir durumu belirtmek

suffer from, bir hastalık, sorun veya zararlı durumdan “acı çekmek ya da ciddi biçimde etkilenmek” anlamına gelir. Bu cümlede etkilenenler fillerdir; habitat destruction ise zarar veren durumdur. to, continue to + fiil yapısına aittir: continue to suffer from. Başka cümlelerde de kullanılabilen kalıp suffer from'dur; from hastalığı veya sorunu tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi suffer from ifadesinin to mastarıyla tamamlayın: During the drought, many farms continue ____ severe water shortages.

Cevabı göster

to suffer from

Kültür

habitat destruction: doğal yaşam alanının ciddi biçimde yok edilmesi

Habitat destruction, hayvanların ve bitkilerin yaşadığı doğal alanların ciddi biçimde zarar görmesi ya da ortadan kaldırılmasıdır. Bu durum onların yiyecek, su, barınak ve yaşam alanını kaybetmesine yol açabilir. Burada bu ifade, Asya’daki fillerin karşılaştığı gerçek bir tehdidi adlandırır. Destruction, basit bir değişimden daha güçlüdür: yaşam alanı, canlıların orada artık hayatta kalamayabileceği kadar zarar görür.

Alıştırma

Bir doğa koruma haberinde habitat destruction ne anlama gelir?

  1. Canlıların hayatta kaldığı doğal alanların ciddi biçimde zarar görmesi
  2. Hayvanların sağlıklı yaşam alanları arasında yolculuk etmesi
  3. İnsanların zarar görmüş ekosistemleri yeniden kurması
Cevabı göster

Canlıların hayatta kaldığı doğal alanların ciddi biçimde zarar görmesi

ivory poaching in Africa, Kültür

4:45

Afrika'da fildişi kaçakçılığından,

Kültür

ivory poaching: fildişi elde etmek için yasa dışı fil avcılığı

Ivory poaching, fillerin uzun dişlerindeki fildişini elde etmek için filleri yasa dışı olarak avlamak veya öldürmek demektir. Ivory bu dişlerdeki sert maddeyi, poaching ise yaban hayvanlarını yasaya aykırı biçimde avlamayı anlatır. Bu bağlamda ifade, Afrika’daki fillere yönelik insan kaynaklı büyük bir tehdidi belirtir. Yalnızca bir fildişi nesneyi incelemeyi veya satmayı değil, fildişini elde etmeye yönelik yasa dışı eylemi anlatır.

Alıştırma

Hangi durum ivory poaching olarak en doğru biçimde tanımlanır?

  1. Yasal bir yaban hayatı araştırması sırasında filleri gözlemlemek
  2. Bir müzede eski fildişi nesneleri incelemek
  3. Uzun dişlerini elde etmek için filleri yasa dışı olarak öldürmek
Cevabı göster

Uzun dişlerini elde etmek için filleri yasa dışı olarak öldürmek

and mistreatment in captivity worldwide. Kültür

4:47

ve dünya çapında esaret altında kötü muameleden muzdarip olmaya devam ettikleri için.

Kültür

mistreatment in captivity: esaret altındayken görülen zarar

“Mistreatment in captivity”, bir insanın ya da hayvanın insan kontrolü altında tutulduğu ve özgürce yaşayamadığı sırada zarar verici, zalimce veya ciddi biçimde uygunsuz muamele görmesi demektir. Olumsuz yargı “mistreatment” kelimesinden gelir. “In captivity” yalnızca esaret ya da kapalı tutulma durumunu belirtir; bu durum tek başına otomatik olarak kötü muamele anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, insanların kontrol ettiği ortamlarda oluşan zararı da daha geniş soruna ekler.

Alıştırma

Hangi durum mistreatment in captivity ifadesiyle en iyi anlatılır?

  1. Vahşi bir fil koruma altındaki bir çayırlıktan geçiyor.
  2. Bir tesiste tutulan file yeterli yiyecek verilmiyor ve fil dövülüyor.
  3. Kurtarılan bir fil barınakta yiyecek ve tıbbi bakım alıyor.
Cevabı göster

Bir tesiste tutulan file yeterli yiyecek verilmiyor ve fil dövülüyor.

Given what we now know about elephants Anlatım akışı

4:50

Filler hakkında şu anda bildiklerimiz

and what they continue to teach us about animal intelligence,

4:52

ve hayvan zekası hakkında bize öğretmeye devam ettikleri göz önüne alındığında,

Anlatım akışı

Given what we now know: sonuca zemin hazırlamak

Bir cümleciğin başında “Given”, “birine verilmiş” değil, “göz önünde bulundurulduğunda” veya “ışığında” anlamına gelir. “What we now know”, başlangıç noktası olarak kullanılan bilgidir. Given + isim öbeği veya what yan cümleciği, + ana cümle yapısı bir düşünceyi düzenler: önce dinleyicilere mevcut kanıtları hatırlatır, ardından bir yargı, öneri ya da eylem çağrısı sunar. Buradaki virgül, ana sonucun bundan sonra geleceğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede giriş ifadesinin görevi nedir? “Given what we now know about sleep, schools should start later.”

  1. Konuşmacının uyku hakkında hiçbir bilgisi olmadığını gösterir.
  2. Bilginin okullara verildiğini söyler.
  3. Mevcut bilgiyi bir önerinin dayanağı olarak sunar.
Cevabı göster

Mevcut bilgiyi bir önerinin dayanağı olarak sunar.

it is more important than ever to ensure that Kalıp ifadeler

4:56

İngiliz şair John Donne'un

Kalıp ifadeler

more important than ever: şu anki daha büyük aciliyeti vurgulamak

more important than ever, “şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha önemli” demektir. Geçmişle yapılan bu karşılaştırma, ihtiyacın özellikle acil olduğunu hissettirir. Yaygın yapı It is more important than ever to + fiil şeklindedir. Şu anda özellikle gerekli olan bir eylemi tanıtır; bu cümlede o eylem ensure that ile başlar.

Alıştırma

Cümleyi “şimdi geçmişteki herhangi bir zamandan daha önemli” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: As storms grow stronger, emergency planning is ____.

Cevabı göster

more important than ever

what the English poet John Donne

4:58

"Doğa'nın Büyük Başyapıtı" olarak tanımladığı şeyin

described as Nature's Great Masterpiece Kültür

5:00

dünya tuvalinden kaybolmamasını sağlamak

Kültür

Nature's Great Masterpiece: John Donne'un fil için kullandığı edebî unvan

Nature's Great Masterpiece, John Donne'un fil için kullandığı edebî bir unvandır. Doğa bir yaratıcı olarak düşünülür; masterpiece ise bir yaratıcının en güzel veya en etkileyici eserlerinden biridir. Bu ifade bilimsel bir ad değildir. Burada alıntılanması, fili güçlü biçimde över ve betimlemeye kültürel ve duygusal bir ağırlık katar.

Alıştırma

Nature's Great Masterpiece bu cümlede ne anlama geliyor?

  1. John Donne tarafından tasarlanan bir bina
  2. Fili doğanın olağanüstü bir eseri olarak öven şiirsel bir unvan
  3. Filin resmî bilimsel adı
Cevabı göster

Fili doğanın olağanüstü bir eseri olarak öven şiirsel bir unvan

does not vanish from the world's canvas. Deyimler

5:03

her zamankinden daha önemlidir.

Deyimler

vanish from the world's canvas: yok oluşu anlatan bir metafor

Burada vanish from, “...den tamamen kaybolmak” anlamına gelir; the world's canvas ise dünyayı bir tablo gibi betimler. Bir canlı türü bu tablonun parçası olarak düşünülür. Bu yüzden tablodan kaybolması, dünyanın hiçbir yerinde artık var olmaması, yani soyunun tükenmesi demektir. Cümlenin tamamında does not bu sonucu olumsuzlar: anlatılmak istenen, türün hayatta kalmasıdır. Bu metafor kaybı gözde canlandırır: bir türü kaybetmek, tablonun bir parçasını silmek gibidir. Koruma mesajına doğrudan become extinct ifadesinden daha fazla duygusal güç katar.

Alıştırma

Bu koruma mesajında does not vanish from the world's canvas ne anlama gelir?

  1. Tür, soyu tükenmeden varlığını sürdürür.
  2. Tür gerçek bir tablonun içinde kalır.
  3. Tür kısa bir süreliğine gözden kaybolur.
Cevabı göster

Tür, soyu tükenmeden varlığını sürdürür.