Lazerler Nasıl Çalışır (Pratikte) - Smarter Every Day 33: İngilizce çalışma notları

SmarterEveryDay

Öğrenme zorluğu
671 kelime 206 kel/dk

Video özeti: Destin ile Johan açık helyum-neon lazerle aynaların ışığı nasıl güçlendirdiğini, çıktı oluşturduğunu ve boşluk engellenince lazerin neden durduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “back and forth.” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: iki yön arasındaki yinelenen hareketi hareket, bilgi alışverişi veya tartışma için anlatın. 2. “not quite as strong.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir şeyin diğerinin gücüne yaklaştığını ancak eşit olmadığını mutlak iddia kurmadan söyleyin. 3. “Without all these people, we couldn't have done it.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bir sonucu mümkün kılan desteğe pay vermek için geçmişe aykırı varsayım kullanın.

Bu derste

Hey, it's me Destin.

0:00

Hey, ben Destin.

Welcome to Smarter Every Day.

0:01

Smarter Every Day'e hoş geldiniz.

So, I'm in the Netherlands today and I'm hanging out with a buddy of mine that I met through a research project. Notlar

0:03

Bugün Hollanda'dayım ve bir araştırma projesi aracılığıyla tanıştığım bir arkadaşımla takılıyorum.

Öbek fiiller

hanging out with: biriyle rahatça vakit geçirmek

Bu cümlede hanging out with, başka biriyle rahat ve samimi bir şekilde vakit geçirmek anlamına gelir. Bir şeyi fiziksel olarak asmayı değil, birlikte geçirilen sosyal zamanı anlatır. Kalıp hang out with + kişi şeklindedir. I’m hanging out with... yapısında konuşmacı bugün ne yaptığını anlattığı için şimdiki zaman kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hang out with ifadesinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: On Saturday, I’m ____ my cousins at the park.

Cevabı göster

hanging out with

Kalıp ifadeler

a buddy of mine: arkadaşlarımdan biri

Bu cümlede a buddy of mine, arkadaşlarımdan biri anlamına gelir. Buddy samimi ve gayriresmî bir tınıya sahiptir. a/an + tekil isim + of + iyelik zamiri yapısı, biriyle bağlantılı bir kişiyi veya şeyi tanıtır: a neighbor of mine, an idea of hers. İngilizcede a/an doğrudan my önüne gelmez; bu nedenle a my buddy değil, a buddy of mine denir.

Alıştırma

Tanıtma cümlesini hangi ifade doğal biçimde tamamlar? Leo is ___ from summer camp.

  1. my a buddy
  2. a buddy of mine
  3. a buddy of me
Cevabı göster

a buddy of mine

His name is Johan

0:07

Adı Johan

Kr... Reinink.

0:09

Kr... Reinink.

That. So anyway,

0:11

İşte o. Neyse,

Johan is a laser expert and I've worked with him on stuff on the internet.

0:13

Johan bir lazer uzmanı ve onunla internette bazı şeyler üzerinde çalışmıştık.

So, we're going to show you how lasers work today. Dilbilgisi

0:16

Bu yüzden bugün size lazerlerin nasıl çalıştığını göstereceğiz.

Dilbilgisi

how lasers work: gömülü how yan cümlesinde sözcük dizilişi

show you how lasers work ifadesindeki how lasers work, gömülü bir dolaylı soru yan cümlesidir. Dinleyiciye ayrı bir soru sormak yerine gösterilecek bilginin ne olduğunu belirtir. how sonrasında düz cümle dizilişi kullanılır: önce özne lasers, ardından fiil work gelir. Bu yan cümlenin içinde do eklemeyin ve özneyle fiilin yerini değiştirmeyin. Kullanılabilir kalıp show/explain + how + özne + fiildir.

Alıştırma

Hangi cümle explain sonrasında gömülü bir how yan cümlesini doğru kullanır?

  1. Can you explain how this machine works?
  2. Can you explain how works this machine?
  3. Can you explain how does this machine work?
Cevabı göster

Can you explain how this machine works?

So, uh this is an open cavity laser and can you explain the main components of an open cavity laser? Kelime

0:23

Peki, uh, bu açık kavite bir lazer, açık kavite lazerin ana bileşenlerini açıklayabilir misin?

Kelime

open cavity laser: optik kavitesi açıkta olan bir lazer

open cavity laser, optik kavitesi açıkta olduğu için parçaları görülebilen veya erişilebilen bir lazerdir. Buradaki cavity, ışığın ileri geri hareket ederek güçlendirildiği, aynalardan oluşan optik rezonatörü ifade eder; sıradan boş bir delik anlamına gelmez. Bu teknik isim öbeğinde ana isim laser sözcüğüdür. Open cavity lazerin türünü belirtir; dolayısıyla bütün ifade üç ayrı şeyi değil, tek bir cihazı adlandırır.

Alıştırma

Bu teknik ifadede open cavity laser nedir?

  1. Güvenle dokunulabilen bir lazer ışını
  2. Dışarıda kullanılmakta olan bir lazer
  3. Optik kavitesi açıkta ve erişilebilir olan bir lazer
Cevabı göster

Optik kavitesi açıkta ve erişilebilir olan bir lazer

Here we have the laser tube of the helium neon gas fill that amplifies the light

0:28

Burada, ışığı yükselten helyum neon gazı dolgulu lazer tüpümüz var

and we have at both ends uh mirrors that are aligned to bounce the light back and forth. Kalıp ifadeler

0:32

ve her iki uçta, uh, ışığı ileri geri yansıtacak şekilde hizalanmış aynalarımız var.

Kalıp ifadeler

back and forth: tekrarlanan çift yönlü hareket

Back and forth, genellikle iki yer veya iki taraf arasında bir yönde ve ardından karşı yönde tekrar tekrar hareket etmek anlamına gelir. Burada ışık iki ayna arasında sürekli gidip gelir; yalnızca bir kez geriye ve sonra ileriye hareket etmez. Bu ifade, mesajların veya tartışmaların insanlar arasında tekrar tekrar gidip gelmesi gibi karşılıklı alışverişleri de anlatabilir.

Alıştırma

“İki yer arasında tekrar tekrar” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The shuttle moves ____ between the hotel and the airport.

Cevabı göster

back and forth

Should we power it up? Öbek fiiller

0:37

Gücü açalım mı?

Öbek fiiller

power it up: bir cihazı çalıştırmak

Power it up, cihaza elektrik verip çalışmasını başlatmak anlamına gelir. Bu soru, ekipmanı açmayı ve başlatma sürecini başlatmayı önerir. Power up ayrılabilen bir öbek fiildir. it zamir nesnesi olduğu için power ile up arasına gelmelidir: power it up denir, power up it denmez.

Alıştırma

Cümleyi power up ifadesini doğru sıraya koyarak tamamlayın: The new router is plugged in; now we can ____.

Cevabı göster

power it up

Definitely.

0:38

Kesinlikle.

There’s a 4-second delay.

0:40

4 saniyelik bir gecikme var.

It's a safety feature.

0:42

Bu bir güvenlik özelliği.

All right.

0:44

Tamamdır.

Sweet.

0:45

Harika.

The helium neon laser tube is uh just a glorified the neon light.

0:46

Helyum neon lazer tüpü, uh, sadece biraz abartılı bir neon lambasıdır.

Just uh you have the electrical discharge is going through it like a neon sign Kelime

0:50

Sadece, uh, içinden tıpkı bir neon tabela gibi elektrik deşarjı geçiyor

Kelime

Bir gaz içindeki electrical discharge

Burada electrical discharge, elektrik yükünün gaz gibi bir ortamdan akması anlamına gelir. Akım gaza enerji verir; gaz da neon tabelada olduğu gibi ışık üretebilir. İfadenin tamamı fiziksel bir süreci adlandırır. Discharge tek başına başka anlamlara da gelebilir, ancak gaz ve ışıkla ilgili açıklama burada teknik anlamı seçer.

Alıştırma

Neon tabela benzetmesinde electrical discharge ne anlama gelir?

  1. Bir pilde depolanmış enerji kalmamıştır.
  2. Elektrik akımı bir gazdan geçer ve ona enerji aktarır.
  3. Bir hastanın hastaneden ayrılmasına izin verilir.
Cevabı göster

Elektrik akımı bir gazdan geçer ve ona enerji aktarır.

and the special thing is you have here uh two apertures and the light can bounce straight through. Anlatım akışı

0:54

ve buradaki özel şey, uh, iki açıklığa sahip olmanız ve ışığın doğrudan sekerek geçebilmesidir.

Anlatım akışı

Temel bir özelliği vurgulamak için the special thing is

The special thing is, konuşmada dikkati belirli bir noktaya yönelten bir kalıptır. Dinleyiciye “Şimdi en önemli özelliğe dikkat et” sinyali verir. Burada odağı neon tabelayla olan benzerlikten, ışığın nasıl hareket ettiğini açıklayan özelliğe geçirir. Buradaki special, bir ayrıntının açıklamada özellikle belirtilmeye değer olduğu anlamına gelir; otomatik olarak nadir, mükemmel veya büyülü demek değildir. Bu kalıbın ardından genellikle temel bilgi gelir: the special thing is (that) + cümlecik.

Alıştırma

Bir sunucu önce iki cihazın nasıl benzer olduğunu açıklıyor, sonra “The special thing is that this one works without a battery.” diyor. Bu ifade ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin fark etmesi gereken temel özelliği vurgulamak
  2. Yeni bilgi eklemeden açıklamayı bitirmek
  3. Cihazın pahalı ve nadir olduğunu söylemek
Cevabı göster

Dinleyicinin fark etmesi gereken temel özelliği vurgulamak

Okay, so at both sides of the laser tube we have placed two high-reflecting mirrors

1:00

Tamam, lazer tüpünün her iki yanına iki adet yüksek yansıtıcılı ayna yerleştirdik

and the light that goes through the laser tube hits the mirror and bounces back and forth through the tube

1:05

ve lazer tüpünden geçen ışık aynaya çarpıyor ve tüp boyunca ileri geri yansıyor

and each time it passes the tube it gets amplified. Dilbilgisi

1:11

ve tüpten her geçtiğinde yükseltiliyor.

Dilbilgisi

Tekrarlanan olaylar için “each time”

Bu cümlede each time, tekrarlanan bir zaman koşulunu başlatır: ışık tüpten her geçtiğinde aynı sonuç ortaya çıkar. Burada whenever gibi çalışır. each time + özne + fiil yapısı, tekrarlanan bir olayı her seferinde ortaya çıkan sonuca bağlar: X her olduğunda Y olur. Burada bir zaman miktarı veya süresi anlatılmaz.

Alıştırma

Cümleyi “her seferinde” anlamıyla en iyi tamamlayan ifadeyi seçin. The screen lights up ___ someone presses the button.

  1. one time
  2. each time
  3. for some time
Cevabı göster

each time

Dilbilgisi

“gets amplified” ve get edilgeni

Gets amplified, get ile kurulan bir edilgen yapıdır: get + geçmiş zaman ortacı. Burada ışığın tüpten geçerken bir değişime uğrayıp güçlendiğini anlatır; get, almak anlamına gelmez. be ile kurulan edilgen yapıyla karşılaştırıldığında get edilgeni, özneyi etkileyen olaya veya değişime daha çok dikkat çeker. Bu nedenle hareketli veya tekrarlanan bir sürecin sözlü açıklamasında doğal durur.

Alıştırma

Cümleyi amplify fiilinin get ile kurulan edilgen biçimiyle tamamlayın. In this device, the weak signal ____ before transmission.

Cevabı göster

gets amplified

If you make this mirror slightly transparent, it's 2% transparent, Dilbilgisi

1:14

Bu aynayı biraz şeffaf yaparsanız, diyelim ki %2 oranında,

Dilbilgisi

make this mirror slightly transparent: make + nesne + sıfat

make this mirror slightly transparent ifadesinde make, “üretmek” anlamına gelmez. Burada ettirgen bir fiildir: make + nesne + sıfat yapısı, nesnenin sıfatla belirtilen duruma gelmesini sağlamak anlamına gelir. Burada this mirror nesnedir ve slightly transparent hedeflenen durumu anlatır. Slightly, saydamlık değişiminin küçük bir dereceyle sınırlı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Yönergeyi make + nesne + sıfat yapısıyla tamamlayın: Please ____ the display slightly brighter so everyone can read it.

Cevabı göster

make

and each time the light passes 2% moves out and you have like a beam going on here.

1:18

ışık her geçtiğinde %2'si dışarı çıkıyor ve burada devam eden bir ışın elde ediyorsunuz.

Yeah.

1:24

Evet.

Okay, so basically what comes out the other end of the mirror is the imperfection in the mirror. Dilbilgisi

1:25

Tamam, yani temelde aynanın diğer ucundan çıkan şey aynadaki kusurdur.

Dilbilgisi

what comes out ... is ...: what yan cümlesini özne olarak kullanmak

what comes out the other end of the mirror yan cümlesinin tamamı is fiilinin öznesidir. Bu yapıda what, “... olan şey” anlamına gelir; böylece yan cümle, bütün bir olguyu tanımlanabilecek veya açıklanabilecek tek bir şey olarak sunar. The imperfection in the mirror tümleci, kaynağı kısa ve konuşma diline özgü biçimde açıklar: ayna kusursuz biçimde yansıtmadığı için bir çıkış oluşur. Bu, fiziksel bir kusurun gerçekten aynadan dışarı hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “... olan şey” anlamındaki sözcükle tamamlayın: ____ comes out of this filter is clean water.

Cevabı göster

What

If it was a perfect mirror, we wouldn't get any output from the laser, correct? Dilbilgisi

1:31

Eğer mükemmel bir ayna olsaydı, lazerden herhangi bir çıktı alamazdık, doğru mu?

Dilbilgisi

If it was ..., we wouldn't get ...: gerçek dışı bir koşul

If yan cümlesi, şimdiki bir durumu gerçek dışı olarak sunar: ayna kusursuz değildir. Ana cümle ise hayal edilen sonucu, yani lazer çıkışı olmayacağını belirtir. Kalıp if + simple past, would + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu kullanımda was, aynayı geçmiş zamana yerleştirmez; gerçek durumdan uzaklığı gösterir.

Alıştırma

Hold fiilinin geçmiş biçimini ve would + last yapısını kullanarak şimdiki zamana ilişkin gerçek dışı koşulu tamamlayın: If this battery ____ more charge, it ____ longer.

Cevabı göster

held · would last

Correct.

1:34

Doğru.

But because the mirrors are imperfect, we do get a little lasing. Notlar

1:35

Ancak aynalar kusurlu olduğu için biraz lazer etkisi elde edebiliyoruz.

Dilbilgisi

do get: olumlu cümlede vurgulu do

Olumlu bir cümlede, fiilin yalın hâlinden önce gelen do vurgu ekler. We do get, 'gerçekten elde ediyoruz' veya 'aslında elde ediyoruz' anlamına gelir ve hiç çıkış olmayacağı beklentisini düzeltir. Zamanı ve özne uyumunu yardımcı fiil taşırken get yalın hâlde kalır. Do kaldırıldığında bilgi aynı kalır, ancak güçlü doğrulama anlamı kaybolur.

Alıştırma

Do fiilinin doğru şimdiki zaman biçimiyle vurgulu düzeltmeyi tamamlayın: Everyone expects the old printer to fail, but it ____ work.

Cevabı göster

does

Kelime

Lasing: cihaz veya ışın değil, süreç

Bu cümlede lasing, bir optik boşluğun içindeki uyarılmış yayımın ışığı güçlendirdiği ve lazer etkisini sürdürdüğü etkin süreci anlatır. Kusurlu aynalar ışığın bir bölümünün dışarı çıkmasına izin verir, ancak güçlendirme süreci yine de devam eder. we do get a little lasing ifadesinde lasing, bir süreci belirten sayılamayan isim gibi kullanılır. A little, lazer etkisinin miktarının veya derecesinin az olduğunu belirtir; küçük bir lazer cihazı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede lasing neyi ifade ediyor?

  1. Boşlukta lazer ışığı üretme veya sürdürme süreci
  2. Boşluğun ucundaki kısmen yansıtıcı ayna
  3. Fiziksel bir lazer cihazı
  4. Boşluktan çoktan çıkmış tek bir ışın
Cevabı göster

Boşlukta lazer ışığı üretme veya sürdürme süreci

Yeah.

1:39

Evet.

In this case, the laser is just specifically made to reflect only 98% and this is the 2% of the light uh that comes out.

1:39

Bu durumda, lazer sadece %98'i yansıtmak için özel olarak yapılmış ve dışarı çıkan o, uh, ışık da %2'lik kısım.

All right, one thing I notice is that inside the cavity, the beam is much stronger. Anlatım akışı

1:48

Pekâlâ, fark ettiğim bir şey şu ki, kavitenin içindeki ışın çok daha güçlü.

Anlatım akışı

One Thing I Notice Is That: bir gözlem seçmek

One thing I notice is that, bilgiyi düzenleyen bir çerçeve yan cümlesidir. Dinleyicilere, konuşmacının tartışmak üzere bir gözlem seçtiğini bildirir; that ile başlayan yan cümle de bu gözlemin içeriğini verir: boşluğun içindeki ışın daha güçlüdür. Buradaki one thing, olası birkaç gözlemden biri anlamına gelir; konuşmacının fark ettiği tek şey anlamına gelmez. Bu kişisel çerçeve ayrıca ifadeyi kesin bir ilan yerine tartışmaya sunulan bir gözlem gibi gösterir.

Alıştırma

Bunun tek nokta olduğu izlenimini vermeden bir gözlem seçmek için gözlem çerçevesini kullanın: ____ the blue line rises after noon.

Cevabı göster

One thing I notice is that

You can see the laser hitting particles in the air, Dilbilgisi

1:52

Lazerin havadaki parçacıklara çarptığını görebilirsiniz,

Dilbilgisi

see the laser hitting particles: see + nesne + -ing

see the laser hitting particles ifadesinde the laser, see fiilinin nesnesidir; hitting particles ise lazerin ne yaptığını açıklayan -ing biçimli tamamlayıcıdır. Lazer için kullanılan özel bir adın parçası değildir. see + nesne + -ing yapısı, gözlem sırasında eylemin devam ettiğini gösterir. Buradaki görünür etki, lazer ışığının havadaki parçacıklarla etkileşmesinden doğar; ifade, bir olayı baştan sona görmeye değil, devam eden sürece odaklanır.

Alıştırma

Devam eden bir eylemi göstermek için run fiilinin -ing biçimini kullanın: From the porch, we could see the children ____ across the yard.

Cevabı göster

running

but downstream the photons that are leaking out of the mirror, Notlar

1:56

ancak aşağı yönde aynadan sızan fotonlar,

Kelime

downstream: ışığın ilerleme yönünde daha ileride

Burada downstream, ışığın ilerlediği yönde daha ileride bulunan konum anlamına gelir. Fotonları aynadan geçtikten sonra, aynanın çıkış tarafına yerleştirir. Sözcük, bir nehrin aktığı yönden gelir; ancak teknik İngilizce bu mekânsal fikri hava, ışık, sinyaller veya üretim süreci gibi akışı ya da yolu olan her şeye genişletir. Burada zaman bakımından daha sonra anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir boruda su, pompadan filtreye doğru akıyor. Hangi cümle filtrenin konumunu doğru anlatır?

  1. The filter is upstream of the pump.
  2. The filter is downstream tomorrow.
  3. The filter is downstream of the pump.
Cevabı göster

The filter is downstream of the pump.

Öbek fiiller

leaking out: az miktarda dışarı sızmak

Bu cümlede leaking out, az sayıdaki fotonun geri yansımak yerine aynanın içinden geçmesi anlamına gelir. Bu fiil, ışığı bir engelin içinden yavaş yavaş kaçıyormuş gibi gösterir. Leak out; sıvı, gaz, ışık veya bilginin kapalı bir yerden dışarı çıkmasını anlatabilir. Genellikle miktarın az olduğunu ve sürecin tamamen kontrol edilmediğini düşündürür. Ancak burada ayna biraz ışık geçirecek şekilde tasarlanmıştır; dolayısıyla aynanın hasarlı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle az miktarda ışığın bir engelden dışarı çıkmasını en iyi anlatır?

  1. The open window let bright sunlight fill the room.
  2. The lamp suddenly stopped producing light.
  3. A faint glow was leaking out through a crack in the box.
Cevabı göster

A faint glow was leaking out through a crack in the box.

it's not quite as strong. Dilbilgisi

2:00

o kadar da güçlü değil.

Dilbilgisi

not quite as strong: neredeyse aynı güçte, ama biraz daha zayıf

Not quite as strong, “neredeyse aynı güçte, ama biraz daha zayıf” anlamına gelir. not quite as + sıfat + as kalıbı iki şeyi karşılaştırır ve birincisinin eşitliğin biraz altında kaldığını gösterir. Altyazıda neyle karşılaştırıldığı bağlamdan açık olduğu için ikinci as bölümü söylenmemiştir. Bu ifade, bir şeye yalnızca weak demekten daha yumuşak ve daha kesindir. Karşılaştırmayı göreli tutar: söz konusu şey hâlâ güçlü olabilir, yalnızca diğeriyle aynı güçte değildir.

Alıştırma

Hangi cümle sinyalin neredeyse aynı güçte, ancak yine de biraz daha zayıf olduğunu belirtir?

  1. It's just as strong.
  2. It's not nearly as strong.
  3. It's not quite as strong.
Cevabı göster

It's not quite as strong.

Is that correct?

2:01

Doğru mu?

Yeah.

2:02

Evet.

The light circulating inside the laser uh is uh far higher intensity.

2:02

Lazerin içinde dolaşan ışık, uh, çok daha yüksek yoğunlukludur.

And if you hold your hand outside of the laser and block the beam,

2:07

Ve eğer elinizi lazerin dışında tutar ve ışını engellerseniz,

you see that you catch the beam.

2:11

ışını yakaladığınızı görürsünüz.

It looks pretty nice.

2:13

Oldukça güzel görünüyor.

But if you hold your hand inside the cavity, you'll block the laser from uh amplifying all the light Dilbilgisi

2:14

Ancak elinizi kavitenin içinde tutarsanız, lazerin tüm ışığı, uh, yükseltmesini engellersiniz

Dilbilgisi

block ... from + -ing: bir şeyin eylem yapmasını engellemek

block + nesne + from + -ing kalıbı, bir kişinin ya da şeyin nesnenin bir eylemi yapmasını veya sürdürmesini engellediğini anlatır. Nesne block sözcüğünden sonra gelir; from sonrasındaki eylem -ing biçiminde kullanılır. Burada nesne the laser, kesintiye uğrayan süreci belirten sözcük ise amplifying’dir. Konuşmadaki duraksama sözcüğü uh, from ile amplifying arasında yer alır ama dil bilgisini değiştirmez. Buradaki block, makineyi saklamak ya da üzerini kapatmak zorunda olmadan süreci durdurmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi block ... from + -ing kalıbının doğru biçimiyle tamamla: The safety cover ____ dust ____ the motor.

Cevabı göster

blocks · from entering

and the light won't circulate around and you don't uh have a laser anymore.

2:20

ve ışık dolaşmaz, böylece, uh, artık bir lazeriniz olmaz.

So, it stops way on the other side Kelime

2:25

Yani, diğer tarafta da tamamen duruyor

Kelime

way on the other side: uzak anlamındaki way

Buradaki way, uzak veya büyük bir mesafede anlamını güçlendiren gündelik bir pekiştiricidir. on the other side yer ifadesini güçlendirir; bu nedenle way on the other side, karşı tarafın çok uzağında demektir. way sözcüğünün bu kullanımı sık sık yer veya yön ifadelerinden önce gelir: way over there, way up north ve way down the road. Bu kalıpta way, yöntem veya yol anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede way, way on the other side ifadesindekiyle aynı uzaklık pekiştirme anlamına sahiptir?

  1. Can you show me the way to the cabin?
  2. The cabin is way up in the mountains.
  3. We need to find a way to solve the problem.
Cevabı göster

The cabin is way up in the mountains.

even though we're stopping it on this side of the tube, we don't get lasing on the other side. Dilbilgisi

2:27

tüpün bu tarafında durdurduğumuz halde diğer tarafında lazer elde edemiyoruz.

Dilbilgisi

even though: gerçek bir olgu ve beklenmedik bir sonuç

Even though, doğru olduğu veya zaten kabul edildiği bilinen bir gerçeği sunar: tüpün bir tarafındaki süreci durduruyorlar. Ardından, bu gerçeğe rağmen sonraki sonucu şaşırtıcı olarak gösterir: diğer tarafta yine de lazer üretimi gerçekleşmez. Gerçek bir olgu, ardından gelen durumla güçlü bir karşıtlık oluşturduğunda even though + yan cümle kullanılır.

Alıştırma

Konuşan kişi elektrik kesintisinin gerçekten yaşandığını biliyorsa en uygun başlangıcı seçin: “_____ the power went out, the food stayed cold.”

  1. Even though
  2. Even if
  3. Because
Cevabı göster

Even though

I'm waiting on photon torpedo technology myself, Notlar

2:32

Ben de foton torpidosu teknolojisini bekliyorum,

Kelime

waiting on: Amerikan İngilizcesinde günlük waiting for kullanımı

Burada waiting on, foton torpidosu teknolojisinin geliştirilmesini veya kullanılabilir hâle gelmesini beklemek anlamındadır. Konuşan kişi bir bilim kurgu icadını heyecanla beklediğini söyleyerek şaka yapıyor. Günlük Amerikan İngilizcesinde wait on + bir şey, o şeyin gelmesini, gerçekleşmesini veya tamamlanmasını beklemek anlamına gelebilir. on sonrasındaki nesne, hâlâ ihtiyaç duyulan şeyi belirtir.

Alıştırma

Günlük Amerikan İngilizcesindeki “I'm waiting on the test results,” cümlesinde waiting on ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi sonuçlara müşteriymiş gibi hizmet ediyor.
  2. Konuşan kişi sonuçların gelmesini bekliyor.
  3. Konuşan kişi sonuçları bilerek geciktiriyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi sonuçların gelmesini bekliyor.

Kültür

Bir bilim kurgu şakası olarak photon torpedo technology

“Photon torpedo technology”, Star Trek evreninde foton torpidoları adı verilen kurgusal silahların teknolojisini ifade eder. Konuşan kişi burada gerçek bir teknolojiyi ciddi biçimde talep etmiyor. Bu sıra dışı bilim kurgu göndermesi, daha ileri bir lazer teknolojisine yönelik isteği hafif bir şakaya dönüştürüyor.

Alıştırma

Bu cümlede photon torpedo technology neyi ifade ediyor?

  1. Lazerleri daha parlak yapan bir pil türü
  2. Kurgusal bir uzay silahı teknolojisine yapılan eğlenceli bir gönderme
  3. Günümüz lazer laboratuvarlarında kullanılan standart bir cihaz
Cevabı göster

Kurgusal bir uzay silahı teknolojisine yapılan eğlenceli bir gönderme

so I'm working on it.

2:36

o yüzden üzerinde çalışıyorum.

You're working on it?

2:37

Üzerinde mi çalışıyorsun?

Excellent.

2:38

Mükemmel.

But anyway, we want to thank Johan for his time Kalıp ifadeler

2:39

Her neyse, zaman ayırdığı için Johan'a teşekkür etmek istiyoruz

Kalıp ifadeler

thank Johan for his time: Johan’a ayırdığı zaman için teşekkür etmek

“Thank someone for their time”, birinin sizinle konuşmaya, görüşmeye veya size yardım etmeye zaman ayırdığını belirtip ona teşekkür etmek için kullanılan kalıplaşmış ve nazik bir ifadedir. “thank Johan for his time” ifadesinde teşekkür edilen kişi Johan’dır ve his time teşekkürün nedenidir. Kalıp thank + person + for + possessive + time şeklindedir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: Johan için his, Maya için her, cinsiyeti bilinmeyen veya tekil they kullanan biri için their kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi eksik sözcükle tamamlayın: We want to thank Johan for ____ time after the interview.

Cevabı göster

his

and uh can you thank the people who let us in in Dutch? Öbek fiiller

2:41

ve uh, içeri girmemize izin veren insanlara Hollandaca teşekkür edebilir misin?

Öbek fiiller

let us in: birinin içeri girmesine izin vermek

Let someone in, birinin bir yere girmesine veya girişin denetlendiği bir kapıdan geçmesine izin vermek demektir. Kalıp let + kişi + in şeklindedir. Buradaki let us in, laboratuvar görevlilerinin çekim ekibinin laboratuvara girmesine izin verdiğini anlatır. in gerçek anlamda bir yere girmeyi belirtir; söz kesmek veya bir sohbete katılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

‘İçeri girmemize izin vermek’ anlamındaki isteği tamamlamak için let, us ve in sözcüklerini doğru sıraya koyun: Please ____; we're here for the lab tour.

Cevabı göster

let us in

Absolutely.

2:45

Kesinlikle.

Yeah, I thank the optical science group that we could be in the lab and we could film.

2:46

Evet, laboratuvarda olmamıza ve çekim yapmamıza izin verdiği için optik bilim grubuna teşekkür ederim.

Thank you very much

2:51

Çok teşekkürler

and thank you for your explanation that we could be in the lab and could see what you did.

2:51

ve açıklamaların için, laboratuvarda olabildiğimiz ve ne yaptığını görebildiğimiz için teşekkürler.

Also, thank you very much and thank you for this laser we could borrow and transport.

2:56

Ayrıca, çok teşekkürler ve ödünç alıp taşıyabildiğimiz bu lazer için de teşekkürler.

Thank you very much.

3:01

Çok teşekkürler.

Without all these people, we couldn't have done it. Dilbilgisi

3:02

Bütün bu insanlar olmasaydı bunu başaramazdık.

Dilbilgisi

Without ..., we couldn't have done it: yardıma bağlı bir geçmiş sonuç

Without + isim grubu, gerekli olan bir şeyi belirtir. Couldn't have + fiilin üçüncü hâli, geçmişin farklı olduğunu varsayar ve sonucun mümkün olmayacağını söyler. Bu cümlede iş, bu insanların yardımı sayesinde gerçekten tamamlanmıştır. Konuşan kişi onların katkısını kabul edip teşekkür eder; couldn't have done it, şu anda neyi yapabildiğini veya yapamadığını anlatmaz.

Alıştırma

Festival, gönüllülerin yardımı sayesinde geçen yıl başarıyla tamamlandı. Gerçeğe aykırı geçmiş sonucu açıkça anlatan cümle hangisidir?

  1. Without the volunteers, we couldn't have done it.
  2. Without the volunteers, we couldn't do it.
  3. Without the volunteers, we didn't do it.
Cevabı göster

Without the volunteers, we couldn't have done it.

Yeah, for everyone, if you come to the university, come here and look at it.

3:04

Evet, herkes için, eğer üniversiteye gelirseniz, buraya gelin ve buna bir bakın.

Go study.

3:08

Gidin çalışın.

What? Did you just call me something?

3:10

Ne? Bana demin bir şey mi dedin?

No.

3:13

Hayır.

Do you want to get even smarter?

3:18

Daha da zeki olmak ister misiniz?

Then check out this video by MinutePhysics.

3:19

Öyleyse MinutePhysics'in bu videosuna bir göz atın.

Henry explains what's going on inside that helium-neon tube in one of his cool science videos. Öbek fiiller

3:22

Henry, o havalı bilim videolarından birinde şu helyum-neon tüpünün içinde neler olup bittiğini açıklıyor.

Öbek fiiller

what's going on: “neler oluyor”

Burada what's going on, “neler oluyor” veya “ne gerçekleşiyor” anlamına gelir. Tüpün içindeki fiziksel süreçleri anlatır; bu cümlede go on, “devam etmek” anlamında değildir. Explains fiilinden sonra gelen what's going on yan cümlesi, Henry'nin neyi açıkladığını gösterir. Aynı ifade, henüz net olmayan herhangi bir durum veya süreç hakkında soru sormak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrenilen ve “neler oluyor” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Can you explain ____ inside the computer?

Cevabı göster

what's going on

Now we are going to do Laser Month.

3:30

Şimdi Lazer Ayı'nı yapacağız.

Laser Month consists of a lot of videos shot over here in Holland with Johan Kalıp ifadeler

3:32

Lazer Ayı, Johan ile burada, Hollanda'da çekilmiş pek çok videodan oluşuyor

Kalıp ifadeler

consists of a lot of videos: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek

Consists of, “-den/-dan oluşur” anlamına gelir. Özne bütünü, of sözcüğünden sonraki bölüm ise bütünün parçalarını belirtir. Burada Laser Month bütündür, videolar da onun parçalarıdır. Yeniden kullanılabilecek kalıp bütün + consist of + parçalar şeklindedir. Bu cümlede tekil özne Laser Month, consists biçimini alır.

Alıştırma

Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The science club ____ twelve students and two teachers.

Cevabı göster

consists of

because he is a laser genius.

3:37

çünkü o bir lazer dâhisi.

Can I call you a laser genius?

3:38

Sana lazer dâhisi diyebilir miyim?

Definitely.

3:40

Kesinlikle.

All right, so now we're going to play laser limbo. Kültür

3:42

Pekâlâ, şimdi lazer limbo oynayacağız.

Kültür

laser limbo: eğlenceli bir birleşik oyun adı

Limbo, oyuncuların geriye doğru eğilip alçak bir çubuğa dokunmadan altından geçtiği bir oyundur. laser limbo ifadesinde laser, limbo sözcüğünden önce onu niteleyen bir ad olarak kullanılır ve çubuk yerine lazer ışını kullanılan bir tür için eğlenceli bir ad oluşturur. Buradaki play fiili, limbo sözcüğünün oyunu anlattığını açıkça gösterir. Belirsizlik içinde, askıda kalmış olma şeklindeki mecaz anlam kastedilmez.

Alıştırma

“All right, so now we're going to play laser limbo.” cümlesinde laser limbo büyük olasılıkla neyin adıdır?

  1. Henüz kararlaştırılmamış bir etkinlik
  2. Çubuk yerine lazer ışını kullanan eğlenceli bir limbo türü
  3. Lazerleri onaran bir makine
Cevabı göster

Çubuk yerine lazer ışını kullanan eğlenceli bir limbo türü

Ready?

3:44

Hazır mısın?

No.

3:45

Hayır.

Why not?

3:46

Neden olmasın?

It's dangerous.

3:46

Tehlikeli.

Oh, c'mon, laser limbo. Ton ve niyet

3:48

Hadi ama, lazer limbo işte.

Ton ve niyet

c'mon: gayriresmî ısrar ve hafif yakınma

c'mon, come on ifadesinin gayriresmî yazılış biçimidir. Burada “bana doğru yürü” anlamına gelmez. Konuşan kişi bu ifadeyle reddedilmeye karşı çıkar, diğer kişiyi kabul etmeye ikna etmeye çalışır ve aynı zamanda hafif bir sabırsızlık ya da şakacı bir yakınma gösterir. İfadenin gücü tona ve bağlama göre değişir: cesaretlendirme, ikna etme, acele ettirme veya itiraz etme işlevi görebilir. Bu cümledeki temel eylem fiziksel hareket istemek değil, ikna etmektir.

Alıştırma

“Oh, c'mon, laser limbo.” cümlesinde konuşan kişi c'mon ile ne yapıyor?

  1. Birinden yürüyerek yaklaşmasını istemek
  2. Hafifçe yakınarak birini yeniden düşünmeye teşvik etmek
  3. Reddi resmî biçimde kabul etmek
Cevabı göster

Hafifçe yakınarak birini yeniden düşünmeye teşvik etmek