Öz güveninizi artırmak için 3 ipucu - TED-Ed: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video özgüveni, kişinin kendine verdiği değeri ve yeteneklerine duyduğu inancı cesur eyleme dönüştürmesi olarak tanımlar. Biyolojik etkenlerin, sosyal çevrede görülen muamelenin ve kişisel seçimlerin özgüveni nasıl biçimlendirdiğini açıklar; ardından kısa vadeli teknikler, gelişim zihniyeti ve başarısızlığa yapıcı tepkilerle özgüven geliştirmenin yollarını sunar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. have the power to cultivate our own confidence. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: cultivate sözcüğünün özgüveni zaman içinde bilinçli biçimde büyütülebilen bir şey olarak sunduğunu anlayın; bu resmî metaforu yeteneklerin, alışkanlıkların veya kişisel niteliklerin gelişimini anlatırken kullanın. 2. a challenge is an opportunity to learn and grow. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: A is an opportunity to... kalıbının bir zorluğu ilerleme kaynağı olarak yeniden çerçevelediğini fark edin ve dinleyiciyi aksilik korkusundan yapıcı bir yoruma yöneltmek için bu kalıptan yararlanın. 3. try different strategies, ask others for advice, and persevere. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Üç paralel fiil grubunun ritim oluştururken dayanıklılık hakkındaki soyut mesajı somut bir eylem dizisine nasıl çevirdiğini öğrenin: yaklaşımı değiştirmek, başkalarından tavsiye istemek ve başarısızlığa rağmen sürdürmek.
Bu derste
where potential failure seems to lurk at every corner, Deyimler
0:07ve potansiyel bir başarısızlık her köşede gizleniyor gibi göründüğünde,
When faced with: kısaltılmış edilgen yan cümle
When faced with + isim, when + ana cümlenin öznesi + is faced with + isim yapısının kısaltılmış biçimidir. Buradaki be faced with, bir durumla karşılaşmak ve onunla uğraşmak zorunda olmak demektir; yüzünü birine çevirmek anlamına gelmez. Bu giriş, ana eylemin zamanını ya da gerçekleştiği durumu belirtir. when sonrasında söylenmeyen kişi veya şey normalde ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi When ile başlayan ve 'when Maya is faced with' anlamına gelen üç sözcüklük kısaltılmış yapıyla tamamlayın: ____ a difficult choice, Maya asks her parents for advice.
Cevabı göster
When faced with
seems to lurk at every corner: yaygın riski anlatan bir metafor
Seem to + fiil, bir şeyi kesin bir gerçek olarak değil, bir izlenim olarak sunar. Lurk, ortaya çıkmayı beklerken gizli kalmak demektir; bu eylemin potential failure ifadesine verilmesi, soyut bir riski gizli bir tehdide dönüştürür. At every corner bu görüntüyü genişletir: risk sanki herhangi bir yerde ortaya çıkabilirmiş gibi hissedilir. İfade baskı ve huzursuzluk yaratır; başarısızlığın fiziksel köşelerde gerçekten saklandığını anlatmaz.
Alıştırma
Örnekte potential failure seems to lurk at every corner ne anlama geliyor?
- Başarısızlık riski her yerdeymiş ve ortaya çıkmaya hazırmış gibi görünüyor.
- Başarısızlık fiziksel olarak bir odanın köşelerinde saklanıyor.
- Başarısızlık yalnızca belirli bir köşede gerçekleşebilir.
Cevabı göster
Başarısızlık riski her yerdeymiş ve ortaya çıkmaya hazırmış gibi görünüyor.
And most likely this is what you think when you hear it.
0:16Ve bunu duyduğunuzda büyük ihtimalle şöyle düşünürsünüz:
If only it were that simple: gerçeğe aykırı bir dilek
If only + geçmiş biçimli bir yan cümle, şu anla ilgili gerçeğe aykırı bir dileği anlatabilir. If only it were that simple. cümlesindeki were, gerçek dışı durumu gösteren özel biçimdir: konuşan kişi çözümün basit olmasını ister ama aslında basit olmadığına inanır. “Daha özgüvenli ol” gibi bir tavsiyeye yanıt olarak bu cümle, aşırı basitleştirilmiş bir öneriye nazikçe karşı çıkar. Aslında “Keşke o kadar kolay olsaydı ama değil” demektir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “Sadece endişelenmeyi bırak” diyor. Çözümün gerçekten bu kadar kolay olmasını dilediğinizi ama kolay olmadığına inandığınızı doğal biçimde gösteren yanıt hangisidir?
- If it is that simple, we can do it now.
- I would try it only if it were simple.
- If only it were that simple.
Cevabı göster
If only it were that simple.
But what is confidence?: tanıma geçiş
But, önceki “daha özgüvenli ol” tavsiyesinden daha kesin bir soruya geçildiğini gösterir. Konuşan kişi özgüvene karşı çıkmıyor; what is confidence? kavramın kendisinin tanımlanmasını istiyor. Bu kısa soru, sonraki bölümü düzenler: ardından gelen açıklamanın bu soruyu yanıtlaması beklenir. Konuşmalarda ve açıklayıcı yazılarda But what is X? gibi bir soru, bilinen bir iddiadan açıklığa kavuşturulması gereken temel düşünceye geçiş sağlayabilir.
Alıştırma
Bu bölümde But what is confidence? sorusunun temel düzenleyici işlevi nedir?
- Genel bir tavsiyeden temel düşünceyi tanımlamaya geçmek.
- Özgüvenin değerini tamamen reddetmek.
- Konuyu bitirip farklı bir kişiyi tanıtmak.
Cevabı göster
Genel bir tavsiyeden temel düşünceyi tanımlamaya geçmek.
valuable, worthwhile ve capable: değer, değmeye değer olma ve yetenek
Bu öz saygı tanımında valuable, değerli veya önemli olmayı; worthwhile, ilgiye ya da çabaya değer olmayı; capable ise bir şeyi başarıyla yapabilecek yeteneğe sahip olmayı anlatır. Bu üç sıfat, kişinin kendisine dair birbiriyle bağlantılı ama farklı üç inancı kapsar: değerli olmak, ilgi ve özeni hak etmek ve harekete geçebilmek. Buradaki worthwhile, kişinin önemsenmeye değer olduğunu anlatır; belirli bir işin harcanan zamana değip değmediğini değerlendirmez.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? Priya has the skills and experience needed for the job, so she is ____ of doing it well.
- valuable
- worthwhile
- capable
Cevabı göster
capable
also known as self-esteem: aynı kavramı adlandırmak
Bu cümlede also known as self-esteem, hemen önce açıklanan inanca bir ad verir. Önceki açıklama ile self-esteem aynı kavramı belirtir; ifade ayrı bir bilgi eklemez. Bir kişinin, şeyin veya fikrin başka adını, resmî terimini, takma adını ya da kısaltmasını tanıtmak için also known as + name kullanılır. X is also known as Y biçiminde veya X, also known as Y, ... şeklinde ara ifade olarak kullanılabilir.
Alıştırma
“Diğer adıyla” anlamındaki üç sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Mars, ____ the Red Planet, has two small moons.
Cevabı göster
also known as
Add in the optimism that comes when you are certain of your abilities, Notlar
0:30Buna yeteneklerinizden emin olduğunuzda ortaya çıkan iyimserliği ekleyin,
Add in: bir etkeni daha dâhil etmek
Add in, oluşturulmakta veya açıklanmakta olan bir bütüne başka bir unsur eklemeyi anlatır. Burada optimism, tanımın bir parçası olarak eklenir; dolayısıyla bu, matematiksel değil kavramsal bir eklemedir. Kalıp add in + item biçimindedir. Eklenen şey bir malzeme gibi somut ya da zaman, maliyet, kanıt veya plandaki bir etken gibi soyut olabilir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The estimate includes labor, but remember to ____ the permit fee.
Cevabı göster
add in
certain of your abilities: be certain of + isim öbeği
certain of your abilities ifadesinde be certain of + isim öbeği, of kelimesinden sonra gelen şeyden emin olmak anlamına gelir. Buradaki nesne your abilities olduğundan, konuşmacı iyimserliği kişinin yapabileceklerine duyduğu güvenle ilişkilendirir. Bu ifade bir yetenek veya açıkça belirtilen başka bir nesne hakkında duyulan güveni anlatır. Belirli bir eylemin kesinlikle gerçekleşeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya’nın bulmacayı çözme yeteneğinden emin olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Maya is certain of her ability to solve the puzzle.
- Maya is certain to her ability to solve the puzzle.
- Maya is certain about that she can solve the puzzle.
Cevabı göster
Maya is certain of her ability to solve the puzzle.
act courageously to face a challenge head-on. Deyimler
0:36bir zorlukla kafa kafaya yüzleşmek için cesurca harekete geçin.
Take... Add in... and then... act...: tarif gibi kurulan bir tanım
Take..., Add in... ve and then... act... emir gibi görünür, ancak burada dinleyiciye gerçek nesneleri alıp karıştırmasını söylemek yerine açıklamayı düzenler. Konuşmacı confidence kavramını bir tarif gibi sunar: kişinin kendi değerine ve yeteneğine dair inançla başlar, iyimserliği ekler ve cesur bir eylemle bitirir. Bu sıra, parçaların nasıl bağlandığını da gösterir. Empowered by these, daha önce sözü edilen inanç ve iyimserliğe gönderme yapar ve bunları son eylemi destekleyen güç olarak sunar.
Alıştırma
Örnekteki Take... Add in... and then... act... sırası temel olarak ne yapar?
- Soyut bir tanımı bileşenlerden ve bunların sonucundaki eylemden kurar.
- Birbiriyle ilgisiz üç emir verir.
- Yemek hazırlamak için gerçek adımları anlatır.
Cevabı göster
Soyut bir tanımı bileşenlerden ve bunların sonucundaki eylemden kurar.
face a challenge head-on: kaçınmadan doğrudan hareket etmek
face a challenge head-on ifadesinde face, zor bir durumla ilgilenmek veya onunla yüzleşmek anlamına gelir. Head-on burada mecazdır ve zorluğu kaçınmadan, ertelemeden veya yumuşatmadan doğrudan ele alma anlamı katar. Bu yapıda head-on nesneden sonra gelen bir zarftır ve zorlukla nasıl yüzleşildiğini açıklar. Bu nedenle ifade, başın fiziksel bir hareketini değil, cesur ve kararlı bir davranış biçimini vurgular.
Alıştırma
Ekibin problemden kaçınmak yerine onunla doğrudan ilgilendiğini anlatan cümle hangisidir?
- The team avoided the problem.
- The team postponed the problem.
- The team faced the problem head-on.
Cevabı göster
The team faced the problem head-on.
turns thoughts into action: turn A into B kalıbı
turn A into B kalıbı, A'nın B'ye dönüşmesini sağlamak anlamına gelir; into değişimin sonucunu gösterir. Bu cümlede It, confidence kavramını belirtir; thoughts A konumunda, action ise B konumundadır. Buradaki değişim fiziksel değil, mecazidir. Özgüven, bir düşünceyi veya niyeti zihinde kalmaktan çıkarıp kişinin gerçekten yaptığı bir eyleme dönüştürür. turn + nesne + into + sonuç kalıbını hem fiziksel hem de soyut değişimler için kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B kalıbıyla tamamla: The class used cardboard to ____ a simple sketch ____ a working model.
Cevabı göster
turn · into
So where does confidence even come from?: tanımdan kaynağa geçiş
So, soruyu hemen önceki açıklamaya bağlar. Konuşmacı özgüvenin ne olduğunu veya ne yaptığını anlattıktan sonra kaynağını sorar ve anlatımı tanımdan köken açıklamasına taşır. Even soruyu güçlendirir ve cevabın açık olmadığını hissettirir. Burada gerçekten veya peki ama ifadelerine yakındır. Even Sam knew the answer. örneğindeki gibi beklenmedik bir kişiyi ya da şeyi de kapsama anlamı taşımaz.
Alıştırma
Bu sorunun açıklamadaki temel görevi nedir?
- Özgüvenin önceki tanımını, kaynağı hakkındaki yeni bir açıklamaya bağlar.
- Özgüvenin bütün kaynaklarını son kez özetler.
- Konuyu özgüvenden ilgisiz başka bir konuya geçirir.
Cevabı göster
Özgüvenin önceki tanımını, kaynağı hakkındaki yeni bir açıklamaya bağlar.
There are several factors that impact confidence. Kalıp ifadeler
0:49Özgüveni etkileyen çeşitli faktörler vardır.
several factors that impact ...: impact fiil olarak
several factors that impact confidence ifadesinde factors açıklanan isimdir; that impact confidence ise bu faktörlerin ne yaptığını belirten bir ilgi cümleciğidir. İfade, “özgüveni etkileyen birkaç faktör” anlamına gelir. Burada impact, “etkilemek” anlamında bir fiildir ve confidence nesnesini doğrudan alır. Bu kısa yapı raporlarda, açıklamalarda ve neden-sonuç analizlerinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Impact kelimesinin affect anlamında fiil olarak kullanıldığı cümleyi seçin.
- Several factors have an impact sleep quality.
- Several factors impact sleep quality.
- Several factors are impact sleep quality.
Cevabı göster
Several factors impact sleep quality.
what you're born with: doğuştan gelen özellikler için isim işlevli cümleciği
what you're born with ifadesi, isim gibi işlev gören serbest bir ilgi cümleciğidir. Doğduğun andan itibaren sahip olduğun özellikleri veya koşulları, yani yaklaşık olarak “doğuştan sahip oldukların”ı anlatır. What, şey veya şeyler anlamını bağlama işleviyle birleştirir; bu nedenle arkasına başka bir isim eklemek gerekmez. Be born with, bir şeye doğuştan sahip olmak demektir; bu yüzden with gereklidir. Bu sıralamada your genes, ifadenin işaret ettiği doğuştan gelen özellik veya koşullara bir örnektir.
Alıştırma
Bir kişinin doğuştan sahip olduğu özellikleri veya koşulları anlatan ifadeyi seçin.
- what you were born
- what you're born with
- what you're born
Cevabı göster
what you're born with
which will impact things like the balance of neurochemicals in your brain. Kelime
0:55ki bunlar beyninizdeki nörokimyasalların dengesi gibi şeyleri etkileyecektir.
the balance of neurochemicals in your brain: beyninizdeki nörokimyasalların dengesi
Bu cümlede the balance of neurochemicals in your brain, sinir sisteminin işleyişinde rol alan beyin kimyasallarının miktarları ve etkinlikleri arasındaki genel ilişkiyi ifade eder. Neurochemicals, nörobilimde kullanılan geniş kapsamlı bir terimdir; sıradan laboratuvar kimyasallarını anlatmaz. the balance of + çoğul isim yapısı, bir sistemin çeşitli parçalarının birbiriyle nasıl ilişkili olduğunu veya nasıl düzenlenmiş durumda kaldığını anlatır. Balance, her parçanın mutlaka eşit miktarda bulunduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the balance of neurochemicals ne anlama gelir?
- Düşmeden ayakta durabilme yeteneği
- Bir laboratuvardaki kimyasalların toplam ağırlığı
- Beyin kimyasalları arasındaki genel ve düzenlenmiş ilişki
Cevabı göster
Beyin kimyasalları arasındaki genel ve düzenlenmiş ilişki
This includes the social pressures of your environment. Kelime
1:02Bu, çevrenizin sosyal baskılarını da içerir.
social pressures of your environment: çevrenizden gelen sosyal baskılar
Bu cümlede social pressures of your environment, çevrenizdeki kişi ve grupların düşünme veya davranma biçiminizi etkileyebilen beklentilerini, kurallarını ya da yargılarını ifade eder. Social pressures çoğuldur çünkü birden fazla beklenti türü veya kaynağı söz konusu olabilir. Buradaki pressure, fiziksel bir kuvvet değil, psikolojik ya da sosyal bir etkidir. Environment aile, okul, arkadaşlar ve kültür gibi ortamları kapsar; yalnızca doğal çevre anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede social pressures of your environment neyi ifade eder?
- Yalnızca hava koşulları ve kirliliğin yol açtığı stres
- Çevrenizdeki insanların beklenti ve normlarından gelen etki
- Hava ve suyun uyguladığı fiziksel kuvvet
Cevabı göster
Çevrenizdeki insanların beklenti ve normlarından gelen etki
And three, the part you have control over, Kalıp ifadeler
1:06Ve üçüncüsü, kontrol sahibi olduğunuz kısımdır;
the part you have control over: kontrol edebildiğin kısım
Have control over something, bir şeyi yönlendirebilmek, onunla ilgili karar verebilmek veya onu anlamlı ölçüde etkileyebilmek demektir. Burada ifade, kendi başına etkileyebildiğin kısmı belirtir. Over, kontrolün yöneldiği nesneyi gösterir; yukarıda anlamına gelmez. Tam yapı the part (that) you have control over şeklindedir. That, ilgi cümleciğinde over'ın nesnesi olduğu için atılabilir ve over doğal olarak sonda kalır. Bu yapı, birinin kontrol alanındaki herhangi bir şeyi belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle doğal olarak “Etkileyebildiğin şeylere dikkatini ver” anlamına gelir?
- Focus on the things that control you.
- Focus on the things you have control over.
- Focus on the things you have under control.
Cevabı göster
Focus on the things you have control over.
the choices you make: choice ile make kullanmak
The choices you make ifadesinde make, fiziksel bir nesne üretmek değil, nasıl hareket edileceğine karar vermek anlamına gelir. İngilizcede make a choice veya make choices kalıbı kullanılır; do choices doğal değildir. Tam biçim the choices that you make şeklindedir. That, make fiilinin nesnesi olduğu için atılabilir. İfadenin tamamı, bir kişinin gerçekten verdiği kararları belirtir.
Alıştırma
Cümleyi choice ile normalde kullanılan fiille tamamla: We need to ____ a choice before lunch.
Cevabı göster
make
the risks you take: üstlenmeyi seçtiğin riskler
Bu ifadede the risks you take, “üstlenmeyi seçtiğin riskler” anlamına gelir. Take a risk sabit bir kelime birlikteliğidir: take, belirsiz bir şeyi kabul etmek veya üstlenmek anlamına gelir; riski alıp götürmek anlamına gelmez. you take sözleri risks sözcüğünü niteler. Tam biçim the risks that you take şeklindedir; that, take fiilinin nesnesi olduğu için düşürülebilir. Bu yapı, take risks ifadesini belirli risklerden söz eden bir isim öbeğine dönüştürür.
Alıştırma
“Belirsiz bir olasılığı kabul etmek” anlamındaki kelime birlikteliğinde kullanılan fiille cümleyi tamamla: Trying a new approach may require you to ____ a calculated risk.
Cevabı göster
take
and how you think about and respond to challenges and setbacks. Dilbilgisi
1:12ve zorluklar ile aksilikler hakkında ne düşünüp bunlara nasıl tepki verdiğinizdir.
how you think about and respond to: farklı edatları eş görevli kullanmak
Burada how, “hangi şekilde” anlamına gelir ve iki eş görevli eylemi başlatır: think about something ve respond to something. İfade, bir kişinin bir zorluğu nasıl gördüğünü ve ona nasıl tepki verdiğini birlikte anlatır. İki fiil öbeği sondaki challenges and setbacks nesnesini paylaşsa da her fiil kendi edatını korur: think about challenges and setbacks; respond to challenges and setbacks. respond fiilini about ile bağlama.
Alıştırma
Cümleyi dersteki doğru fiil-edat öbekleriyle tamamla: Success depends on how you ____ and ____ unexpected changes.
Cevabı göster
think about · respond to
It isn't possible to completely untangle these three factors, Notlar
1:16Bu üç faktörü birbirinden tamamen ayırmak mümkün değildir,
It isn't possible to + fiilin yalın hâli
“It isn't possible to + fiilin yalın hâli”, bir eylemin yapılamayacağını veya gerçekleştirilemeyeceğini belirtir. Bu cümlede söz konusu eylem “to completely untangle these three factors” bölümüdür. Baştaki it biçimsel öznedir; herhangi bir kişiyi veya şeyi göstermez. Değerlendirilen asıl içeriği to ile kurulan mastar yapısı taşır. Bu kalıp tarafsız veya resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıptaki sözcükleri aynen kullanarak tamamlayın: It ____ know exactly what will happen.
Cevabı göster
isn't possible to
Mecaz olarak completely untangle these three factors
Burada untangle mecaz anlamda kullanılır. Sözcük gerçek anlamda düğümlenmiş bir ipi çözmeyi anlatır; factors, causes veya evidence gibi soyut nesnelerle kullanıldığında ise bağlantılı parçaları zihinsel olarak ayırıp her birini açıkça anlamak demektir. Completely ifadeyi güçlendirir: Faktörler yine de incelenebilir, ancak etkileri kusursuz biçimde birbirinden ayrılamaz.
Alıştırma
“Researchers are trying to untangle several connected causes,” cümlesinde untangle ne anlama gelir?
- düğümlenmiş birkaç ipi fiziksel olarak çözmek
- tüm nedenleri ortadan kaldırıp artık var olmamalarını sağlamak
- bağlantılı nedenleri ayırıp açıkça anlamak
Cevabı göster
bağlantılı nedenleri ayırıp açıkça anlamak
certainly play a major role in confidence development. Kalıp ifadeler
1:22özgüven gelişiminde kesinlikle büyük bir rol oynar.
play a major role in ... confidence development: özgüvenin gelişiminde önemli rol oynamak
Bu cümlede play a major role in, bir şey üzerinde büyük bir etkisi olmak veya ona önemli bir katkı sağlamak anlamına gelir. the personal choices we make, özgüvenin gelişiminde önemli bir etken olarak sunuluyor; buradaki play, “oynamak” anlamında değildir. Yapı subject + play(s) a major role in + isim veya -ing biçimidir. Major katkının büyük olduğunu gösterir, ancak bu etkenin tek neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak ve özneye uygun biçimi seçerek cümleyi tamamlayın: Personal choices ____ long-term health.
Cevabı göster
play a major role in
So, by keeping in mind a few practical tips, Dilbilgisi
1:25Yani, birkaç pratik ipucunu aklımızda tutarak,
by keeping in mind a few practical tips, ... yöntem ifade etmek
Burada by + -ing, sonraki cümledeki sonuca ulaşma yöntemini belirtir. by keeping in mind a few practical tips, birkaç yararlı tavsiyeyi hatırlayıp hesaba katarak anlamına gelir. Keep something in mind, bir şeyi hatırlamak ve karar verirken veya hareket ederken onu dikkate almak demektir. Başta kullanılan by öbeği, ardından gelecek pratik tavsiyeye veya sonuca götüren yöntemi gösterir.
Alıştırma
By sonrasında keep in mind ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: You can make better choices by ____ the long-term effects.
Cevabı göster
keeping in mind
we do actually have the power to cultivate our own confidence. Notlar
1:29aslında kendi özgüvenimizi geliştirme gücüne sahibiz.
do actually have: olumlu cümlede vurgulu do
Olumlu we have the power cümlesinde, ifadeyi vurgulamak için yalın hâldeki have fiilinin önüne do eklenir. We do have, bu güce kesinlikle sahip olduğumuzu belirtir. Actually de aynı doğrulamayı daha da güçlendirir. Bu do, soru veya olumsuz cümle kurmak için kullanılan do değildir. Konuşanın olası bir şüpheye cevap verdiğini ve bu gücün gerçekten var olduğunu ısrarla belirttiğini gösterir. Yapı do/does/did + fiilin yalın hâlidir; bu nedenle have değişmez.
Alıştırma
Anladığınızı güçlü biçimde doğrulamak için cümleyi vurgulu yardımcı fiil ve fiilin yalın hâliyle tamamlayın: I ____ your concern.
Cevabı göster
do understand
have the power to cultivate our own confidence: bir niteliği zamanla geliştirmek
have the power to + fiilin yalın hâli yapısı, bir şeyi yapmak için gereken yeteneğe veya kontrole sahip olmak demektir. Burada cultivate, özgüveni zaman içinde ilgilenilip geliştirilebilecek bir şey gibi sunar. Soyut bir isimle kullanıldığında cultivate; bir niteliği, beceriyi, alışkanlığı veya ilişkiyi bilinçli ve aşamalı olarak geliştirmek anlamına gelir. Our own kişisel iradeyi vurgular: geliştirilen özgüven bize aittir; başka birinin bize doğrudan verdiği bir şey değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede cultivate, soyut bir niteliği aşamalı olarak geliştirmek anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- The farmer cultivated the field before planting corn.
- She felt confident for one minute after the compliment.
- Regular practice can cultivate patience.
Cevabı göster
Regular practice can cultivate patience.
a quick fix: hızlı ve çoğu zaman geçici bir çözüm
Bu başlıkta a quick fix, hızla işe yarayan veya bir sorunu çabucak hafifleten çözüm anlamına gelir. Buradaki fix, bir şeyi onarma eylemi değil, “çözüm” anlamındaki bir isimdir. Bu ifade çoğu zaman sonucun geçici olabileceğini veya daha derindeki nedenin hâlâ çözülmediğini ima eder. Bu nedenle long-term solution ya da lasting change ile karşıtlık kurabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda a quick fix büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- yalnızca geçici olarak işe yarayabilecek hızlı bir çözüm
- henüz tamamlanmış bir onarım
- kalıcı değişim için ayrıntılı bir plan
Cevabı göster
yalnızca geçici olarak işe yarayabilecek hızlı bir çözüm
There are a few tricks that can give you an immediate confidence boost in the short term. Kalıp ifadeler
1:37Kısa vadede size anında özgüven artışı sağlayabilecek birkaç püf noktası vardır.
give you an immediate confidence boost: give + kişi + boost kalıbı
give you an immediate confidence boost ifadesinde give, give + kişi + isim öbeği kalıbıyla kullanılır. You, etkiyi alan kişidir; an immediate confidence boost ise kişinin aldığı şeyi, yani özgüvenindeki hızlı artışı belirtir. Boost burada sayılabilen bir isimdir, bu yüzden tekil ifadede a/an gerekir. Fiziksel bir itişi değil, soyut bir artışı anlatır. Neyin arttığına göre aynı kalıp a confidence boost, an energy boost veya a morale boost ile kullanılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan kalıbı kullanıp give fiilini geçmiş zamana çevirerek cümleyi tamamlayın: The coach's kind words ____ before my first match.
Cevabı göster
gave me an immediate confidence boost
in the short term: sonucu yakın gelecekle sınırlamak
In the short term, ‘yakın gelecekte’ veya ‘yalnızca yakın gelecek dikkate alındığında’ anlamına gelir. Bir etki ya da sonuç için ele alınan zaman aralığını sınırlar. Burada özgüven artışı hemen yardımcı olan bir şey olarak sunulur, ancak bunun kalıcı bir değişim olduğu söylenmez. Bu ifadede term, özel anlamı olan bir kelime ya da terim değil, bir zaman dilimi anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: The patch may solve the problem ______, but we still need a permanent repair.
- in the short term
- in the long term
- for an entire lifetime
Cevabı göster
in the short term
Picture your success when you're beginning a difficult task. Kelime
1:42Zor bir göreve başlarken başarılı olduğunuzu hayal edin.
Picture your success: picture sözcüğünün fiil kullanımı
Burada picture, ‘zihinde net bir görüntü oluşturmak’ anlamına gelen bir fiildir. Picture your success bir emir cümlesidir; zor bir şeye başlamadan önce veya başlarken hedefe ulaştığınızı hayal etmeye davet eder. Bu zihinsel görüntü anlamı, isim olan picture sözcüğünden farklıdır. Fiil, picture the finish line örneğindeki gibi bir isim öbeği veya picture yourself succeeding örneğindeki gibi ‘nesne + -ing biçimi’ alabilir.
Alıştırma
Bu cümlede Picture your success ne anlama gelir? Picture your success before you begin the challenge.
- Başarılı bir kişinin fotoğrafını çekmek.
- Görev bittikten sonra bir resim çizmek.
- Başarılı olduğunuz hâli zihninizde canlandırmak.
Cevabı göster
Başarılı olduğunuz hâli zihninizde canlandırmak.
Something as simple as listening to music with deep bass, Kalıp ifadeler
1:46Derin basları olan müzik dinlemek gibi basit bir şey bile
Something as simple as: bu kadar basit bir şey bile
Something as simple as, çok kolay olan veya çok az çaba gerektiren bir örnek sunar ve böyle küçük bir eylemin bile belirgin bir etkisi olabileceğini vurgular. İki belirli şeyi hangisinin daha basit olduğunu söylemek için karşılaştırmaz. as'ten sonra bir eylem geldiğinde listening to music örneğinde olduğu gibi -ing biçimi kullanılır. Bu ifadenin tamamı cümlenin öznesi olabilir ve basit eylemi bir sonucun olası nedeni olarak sunar.
Alıştırma
Hedef yapının doğru kullanıldığı cümleyi seçin.
- Something as simple as taking a short walk can improve your mood.
- Something as simply as taking a short walk can improve your mood.
- Something as simple taking a short walk can improve your mood.
Cevabı göster
Something as simple as taking a short walk can improve your mood.
promote feelings of power: güç duygusunu artırmak
Burada promote, bir şeyin ortaya çıkmasına yardımcı olmak veya onu güçlendirmek anlamına gelir; feelings of power ise öznel bir kontrol, etki veya yeterlilik duygusunu ifade eder. Bu ifade psikolojik bir etkiyi anlatır; birinin gerçek bir yetki kazandığını söylemez. Yapı promote + soyut isim grubudur: etkinlik, bir duygunun oluşmasını destekleyebilecek bir etken olarak sunulur. Başka bağlamlarda promote, birini işte daha yüksek bir konuma getirmek veya bir şeyi tanıtmak anlamına gelebilir; ancak bu isim grubunda bu anlamlar geçerli değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede promote, promote feelings of power ile aynı anlamda kullanılmıştır?
- The company promoted Maya to team leader.
- Regular exercise can promote better sleep.
- The campaign promoted a new phone.
Cevabı göster
Regular exercise can promote better sleep.
You can even strike a powerful pose or give yourself a pep talk. Kalıp ifadeler
1:53Hatta güçlü bir duruş sergileyebilir veya kendinize moral konuşması yapabilirsiniz.
strike a powerful pose: bilerek güçlü görünen bir poz vermek
Strike a pose kalıbında strike, “vurmak” değil, “bilerek bir duruş almak veya bu duruşu korumak” anlamına gelir. Fotoğraf çekerken, sahneye çıkarken veya bir tavır sergilerken kullanılan yaygın bir fiil ve isim eşleşmesidir. Burada powerful, pose sözcüğünü niteler: kişi güçlü ve kendinden emin görünmek için bedenine belli bir şekil verir. Strike a confident pose örneğinde olduğu gibi aynı kalıpta başka sıfatlar da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede strike sözcüğü “poz vermek” anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- At the end of the dance, Maya struck a powerful pose.
- At the end of the dance, Maya hit a powerful pose.
- At the end of the dance, Maya struck powerfully a pose.
Cevabı göster
At the end of the dance, Maya struck a powerful pose.
give yourself a pep talk: sözlerle kendine cesaret vermek
Pep talk, güveni veya motivasyonu artırmayı amaçlayan kısa bir teşvik konuşmasıdır. Give someone a pep talk, o kişiye cesaret verici sözler söylemek anlamına gelir. Give yourself a pep talk ifadesinde yourself, konuşan kişiyle teşvik edilen kişinin aynı olduğunu gösterir. Bu, amaçlı bir öz teşviktir; sıradan bir sohbet veya kişinin kendi kendine yaptığı herhangi bir konuşma değildir.
Alıştırma
Hangi cümle konuşanın zorlu bir etkinlikten önce kendini teşvik ettiğini doğal biçimde anlatır?
- Before the race, I gave myself a pep talk.
- Before the race, I gave me a pep talk.
- Before the race, I gave myself a casual chat.
Cevabı göster
Before the race, I gave myself a pep talk.
Tip two, believe in your ability to improve. Kalıp ifadeler
1:59İkinci ipucu: Gelişme yeteneğinize inanın.
believe in your ability to improve: gelişme yeteneğine inanmak
Bu tavsiyede believe in, yalnızca bir şeyin var veya doğru olduğunu düşünmek değil, ona güvenmek anlamına gelir. Konuşmacı, gelişme kapasitenize güvenmenizi söylüyor. Kalıp believe in + iyelik biçimi + ability + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. your ability to improve ifadesinde to improve, yeteneğin hangi eylemle ilgili olduğunu gösterir. Bu kalıp believe in her ability to lead gibi ifadelerde yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Maya'yı gösteren iyelik biçimi ve ability adıyla hedef kalıbı tamamlayın: Maya is ready. I believe in ____ to lead the team.
Cevabı göster
her ability
consider the way you think about your abilities and talents.
2:06yetenekleriniz ve becerileriniz hakkında düşünme şeklinizi gözden geçirin.
If you're looking for...: tavsiyeyi bir hedefe göre uyarlamak
Bu cümlede If you're looking for a long-term change, uzun vadeli bir değişim istiyorsanız veya arıyorsanız anlamına gelir. Nesne soyut bir sonuç olduğu için look for, gözlerle fiziksel olarak aramayı değil, bu sonucu istemeyi veya aramayı anlatır. if yan cümlesi, asıl tavsiyeden önce dinleyicinin hedefini belirtir. Yeniden kullanılabilen If you're looking for X, consider/try Y kalıbı, öneriyi bu hedefe uygun hâle getirir ve daha az keskin duyulmasını sağlar.
Alıştırma
look fiilinin -ing biçimini ve gerekli edatı kullanarak hedef kalıbı tamamlayın: If you're ____ an easy way to organize your notes, try color-coded folders.
Cevabı göster
looking for
fixed at birth: doğuştan belirlenmiş ve değişmesi beklenmeyen
Bu cümlede özne beceriler ve yetenekler olduğu için fixed at birth ifadesindeki fixed, “belirlenmiş ve değişmesi beklenmeyen” anlamındadır; “onarılmış” anlamında değildir. İfade, bir yeteneğin ya da özelliğin kişi doğduğunda zaten belirlenmiş olduğunu söyler. Yeteneklerin, kişiliğin veya başka özelliklerin doğuştan mı geldiği, yoksa öğrenme ve deneyimle mi gelişebileceği tartışılırken sık kullanılır.
Alıştırma
The ability is fixed at birth ne anlama gelir?
- Yetenek yalnızca şimdilik belirlenmiştir.
- Yetenek doğuştan belirlenmiştir ve değişmesi beklenmez.
- Yetenek doğumdan kısa süre sonra onarılır.
Cevabı göster
Yetenek doğuştan belirlenmiştir ve değişmesi beklenmez.
or that they can be developed, like a muscle? Deyimler
2:12yoksa bir kas gibi geliştirilebileceklerini mi düşünüyorsunuz?
Do you think they are... or that they can be...: paralel iki seçenek
Bu soru, birbirine karşıt iki görüşü sunmak için Do you think [A cümleciği] or that [B cümleciği]? yapısını kullanır. Buradaki they, becerileri ve yetenekleri ifade eder: they are fixed at birth ilk görüş, they can be developed ise ikinci görüştür. or that they can be developed bölümündeki that, think fiilinin içeriğini bildiren ikinci cümleciği başlatır. İki seçenek de baştaki Do you think yapısına bağlıdır; bu yüzden ikinci bölüm ayrı bir cümle değildir. Bu paralel yapı, dinleyiciyi iki varsayımdan birini seçmeye veya ikisini yeniden düşünmeye yöneltir.
Alıştırma
Hangi soru, iki seçeneği de doğru biçimde Do you think yapısının içeriği olarak verir?
- Do you think the plan is ready, or that does it need more work?
- Do you think the plan is ready, or that it needs more work?
- Do you think is the plan ready, or that it needs more work?
Cevabı göster
Do you think the plan is ready, or that it needs more work?
be developed, like a muscle? — Geliştirilebilir yetenekler için benzetme
Be developed edilgen bir yapıdır: yetenekleri yalnızca kendiliğinden büyüyen şeyler olarak değil, pratikle geliştirilebilen şeyler olarak sunar. Like a muscle bir benzetme başlatır: Kaslar antrenmanla güçlenir; yetenekler de kullanımla ve pratikle güçlenebilir. Benzetme kelimesi kelimesine değildir. Bir yeteneğin vücudun bir parçası olduğunu söylemez; düzenli çabanın gelişim sağlayabileceği ortak fikrini öne çıkarır.
Alıştırma
Bu cümlede be developed, like a muscle ifadesi esas olarak neyi anlatıyor?
- Benzetme yalnızca kasların geliştirilebileceği anlamına gelir.
- Yetenekler vücudun fiziksel parçalarıdır.
- Yetenekler pratik yaparak güçlenebilir.
Cevabı göster
Yetenekler pratik yaparak güçlenebilir.
because they can influence how you act when you're faced with setbacks. Dilbilgisi
2:16çünkü aksiliklerle karşılaştığınızda nasıl davranacağınızı etkileyebilirler.
These beliefs matter — Nedeni vermeden önce önemi belirtmek
These beliefs matter kısa bir ana sav cümlesidir. These beliefs, yeteneklerin sabit mi olduğu yoksa gelişip gelişemeyeceği hakkındaki önceki görüşlere gönderme yapar. Buradaki matter, “önemli olmak” veya “etkisi olmak” anlamında bir fiildir; madde ya da konu anlamındaki isim değildir. Ardından because nedeni verir. Böylece cümle açık bir “sav—neden” düzeni kurar: önce bu fikirlerin neden dikkate değer olduğunu söyler, sonra aksiliklerden sonraki davranışı nasıl etkileyebileceğini açıklar.
Alıştırma
These beliefs matter cümlenin içindeki bilgileri nasıl düzenliyor?
- Başlangıçtaki ifade bir soru sorar, because cümleciği de iki seçenek verir.
- Başlangıçtaki ifade ana fikri verir, because cümleciği de nedenini açıklar.
- Başlangıçtaki ifade bir örnek sıralar, because cümleciği de konuyu değiştirir.
Cevabı göster
Başlangıçtaki ifade ana fikri verir, because cümleciği de nedenini açıklar.
because they can influence how you act: because ile neden belirtmek ve how yan cümlesi kullanmak
Because önceki düşüncenin nedenini açıklar: İnançlar önemlidir, çünkü bir kişinin davranışını etkileyebilirler. Buradaki they, beliefs yani “inançlar” sözcüğüne gönderme yapar. How you act, influence fiilinin nesnesidir ve “nasıl davrandığın, yani davranış biçimin” anlamına gelir. Soru dizilişi do you act değil, düz cümle dizilişi you act kullanılır. Yararlı kalıp influence how + özne + fiil şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle “Karar verme biçimini etkileyebilir” anlamını doğru şekilde verir?
- It can influence how making decisions.
- It can influence how you make decisions.
- It can influence how do you make decisions.
Cevabı göster
It can influence how you make decisions.
meaning that you think your talents are locked in place, Deyimler
2:22yani yeteneklerinizin değişmez olduğunu düşünüyorsanız,
a fixed mindset: yeteneğin sabit olduğuna inanmak
A fixed mindset, yeteneklerin veya becerilerin büyük ölçüde sabit olduğu ve öğrenme ya da pratik yoluyla fazla gelişemeyeceği yönündeki nispeten kalıcı inançtır. Mindset, geçici bir ruh hali değil, düşünme biçimi anlamına gelir. Bu cümlede meaning that... terimi açıklar: Yeteneklerinin locked in place, yani sabit olduğunu düşünmek, bu zihniyeti fixed yapan şeydir.
Alıştırma
Hangi düşünce a fixed mindset kavramını en iyi gösterir?
- Pratik yapsa bile becerisinin fazla gelişemeyeceğini düşünür.
- Pratik ve geri bildirimin becerisini geliştirmesine yardımcı olabileceğine inanır.
- Zor geçen tek bir dersten sonra hayal kırıklığına uğrar.
Cevabı göster
Pratik yapsa bile becerisinin fazla gelişemeyeceğini düşünür.
locked in place: yetenekleri değişmez görmek
Burada locked in place, yetenekleri hareket edemeyen nesnelermiş gibi anlatır. Kişinin becerilerinin sabit olduğuna ve gelişemeyeceğine inandığı anlamına gelir. Bu ifade mecazidir; ortada gerçek bir kilit yoktur. Değişemeyen bir yetenek düşüncesini açık bir görüntüye dönüştürür.
Alıştırma
Bu cümlede locked in place ne anlama gelir?
- Yetenekler kilitli bir odada saklanmış.
- Kişi hangi yeteneklere sahip olduğunu unutmuş.
- Yeteneklerin sabit olduğuna ve gelişemeyeceğine inanılıyor.
Cevabı göster
Yeteneklerin sabit olduğuna ve gelişemeyeceğine inanılıyor.
assuming you've discovered something you're not very good at. Notlar
2:26ve çok iyi olmadığınız bir şeyi keşfettiğinizi varsayabilirsiniz.
give up: denemeyi bırakmak
Give up, “denemeyi bırakmak” veya “artık çaba göstermemek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede kişi, iyi yapamadığı bir şey keşfettiğinde vazgeçebilir. Buradaki gibi tek başına kullanılabilir. Bırakılan şeyi belirtmek için give up + isim; bırakılan etkinliği belirtmek için give up + fiil-ing kullanılır. Give up the plan ve give up practicing buna örnektir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve denemeyi bırakmak anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: The puzzle is difficult, but don't ____.
Cevabı göster
give up
assuming you've discovered: geçici bir varsayımı çerçevelemek
assuming you've discovered... geçici olarak kabul edilen bir öncül sunan bir present participle clause'dur. Bu cümlede, iyi olmadığın bir şeyi keşfettiğin fikrini öncül olarak çerçeveler; ana cümle bu öncülden ne sonuç çıktığını söyler. Bu yapı “bunu şimdilik doğru kabul edersek” anlamına yaklaşır. Ancak nötr bir koşuldan çok, birinin geçici inancını veya yorumunu gösterebilir. Keşfin ya da yargının doğru olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
assuming you've discovered... bu cümlede ne iş yapıyor?
- Kişinin ne keşfettiği hakkında olası bir varsayımı öncül olarak sunar.
- Dinleyenden bir keşif yapmasını ister.
- Kişinin bu etkinlikte iyi olmadığını kanıtlar.
Cevabı göster
Kişinin ne keşfettiği hakkında olası bir varsayımı öncül olarak sunar.
you're not very good at: yetenekten yumuşak biçimde söz etmek
be not very good at + isim ya da -ing biçimi, o ders veya etkinlikte becerinin sınırlı olduğunu belirtir. Not very ifadeyi yumuşatır; bu nedenle be bad at yapısından daha az serttir. Burada something ... you're not very good at bir relative clause'dur: söylenmeyen that, at edatının nesnesidir ve something'e geri döner. İfade “çok iyi olmadığın bir şey” anlamına gelir; şeyin kendisinin kalitesinin kötü olduğunu söylemez. At, good at kalıp yapısının bir parçasıdır.
Alıştırma
Sabit edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya is not very good ____ drawing maps.
Cevabı göster
at
But if you have a growth mindset and think your abilities can improve, Kelime
2:30Ancak gelişim zihniyetine sahipseniz ve yeteneklerinizin gelişebileceğini düşünüyorsanız,
a growth mindset: yeteneklerin gelişebileceğine inanmak
Burada a growth mindset, yeteneklerin öğrenme, alıştırma, etkili yöntemler ve geri bildirim yoluyla gelişebileceğine inanmak demektir. Ardından gelen think your abilities can improve sözleri bu ifadeyi doğrudan açıklar. Growth burada bedensel büyümeyi değil, yeteneğin gelişmesini anlatır. Bu ifade başarının kendiliğinden geleceğini vaat etmez; kişinin gelişme potansiyelini nasıl gördüğünü anlatır.
Alıştırma
Hangi inanç a growth mindset ile en iyi eşleşir?
- Tek bir başarısızlık, kişinin yeteneğinin asla değişemeyeceğini kanıtlar.
- Beceriler alıştırma, yararlı yöntemler ve geri bildirimle gelişebilir.
- Olumlu düşünmek alıştırmayı ve geri bildirimi gereksiz kılar.
Cevabı göster
Beceriler alıştırma, yararlı yöntemler ve geri bildirimle gelişebilir.
a challenge is an opportunity to learn and grow. Anlatım akışı
2:34zorluklar öğrenmek ve büyümek için bir fırsattır.
a challenge is an opportunity to learn and grow: zorluğu yeniden yorumlamak
Cümle önce a challenge ifadesini sunar, ardından bunu an opportunity olarak yeniden yorumlar. Bu yeni çerçeve, dikkati zorluğun kendisinden kişinin ondan kazanabileceği şeylere, yani öğrenmeye ve gelişmeye yöneltir. A is an opportunity to + fiilin yalın hâli kalıbı, A'ya daha yararlı bir yorum vererek düşünceyi düzenler. A'nın kolay olduğunu söylemez veya başarıyı garanti etmez; olası bir yararı vurgular.
Alıştırma
Bu cümle savunmanın akışında ne yapıyor?
- İnsanlara zor görevlerden kaçınmalarını önerir.
- Her zor görevin kolay olacağını söyler.
- Bir güçlüğü gelişme fırsatı olarak yeniden yorumlar.
Cevabı göster
Bir güçlüğü gelişme fırsatı olarak yeniden yorumlar.
Neuroscience supports the growth mindset. Kelime
2:38Sinirbilim gelişim zihniyetini desteklemektedir.
Neuroscience supports...: bir iddiayı kanıtla destekleme anlamındaki support
Neuroscience supports the growth mindset cümlesinde supports, nörobilim bulgularının bu fikri destekleyen kanıtlar sağladığını belirtir. Burada fiziksel olarak taşımak veya duygusal destek vermek anlamı yoktur. Kanıta dayalı yazılarda research, data veya a study gibi bir kaynak bir claim, theory ya da conclusion ifadesini support ederek onu daha inandırıcı hâle getirebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede support, örnekteki gibi kanıta dayalı destek anlamında kullanılmıştır?
- The bridge supports the weight of the trucks.
- The research team supports its newest member.
- The survey results support the conclusion that customers prefer shorter forms.
Cevabı göster
The survey results support the conclusion that customers prefer shorter forms.
The connections in your brain do get stronger and grow with study and practice. Dilbilgisi
2:40Beyninizdeki bağlantılar çalışma ve pratikle gerçekten güçlenir ve büyür.
do get stronger and grow: olumlu cümlede vurgulu do
Bu olumlu cümlede do, get stronger and grow ifadesini vurgular. “Gerçekten” veya “hakikaten” anlamı katar: konuşan kişi beyindeki bağlantıların güçlenip geliştiğini kesin bir şekilde doğrular. Yapı, özne + do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Connections çoğul olduğu için do kullanılır. Aynı do, sıralı iki fiil grubunu, get stronger ve grow ifadelerini birlikte vurgular; soru oluşturmaz ve bu eylemlerin yerini almaz.
Alıştırma
Cümleyi vurgulu does ve make fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Practice ____ a difference.
Cevabı göster
does make
It also turns out: ek bir bulguyu sunmak
It also turns out, kanıtlar veya sonradan edinilen bilgiler sayesinde netleşen ek bir gerçeği ya da bulguyu sunar. Burada turn out, fiziksel olarak dönüp dışarı çıkmak değil, “ortaya çıkmak” veya “anlaşılmak” anlamındadır; also ise bu bulguyu önceki noktaya bağlar. Sonucun tamamı çoğu zaman that ile başlayan bir yan cümlede verilir: It turns out that the plan works. Konuşmada ve kolay anlaşılır sunumlarda, ardından tam bir cümle geldiğinde that atılabilir.
Alıştırma
Örnekteki It also turns out neyi bildiriyor?
- Bir sonraki iddianın herhangi bir kanıttan önce zaten kesin olduğunu söyler.
- Dönüp gitme talimatı verir.
- Kontrol veya gözlemden sonra netleşen başka bir gerçeği ekler.
Cevabı göster
Kontrol veya gözlemden sonra netleşen başka bir gerçeği ekler.
on average: grup düzeyindeki bir eğilimi belirtmek
On average, bir iddiayı bir grubun veya bir dizi vakanın ortalamasıyla sınırlar. Sonraki ifadenin her birey için doğru olan bir yargı değil, istatistiksel bir eğilim olarak anlaşılması gerektiğini belirtir. Burada virgüllerle ayrılmış bir ara zarf ifadesidir. Bireysel farklılıklara yer bırakarak genellemeyi daha dikkatli hâle getirir.
Alıştırma
Şu iddiayı değerlendirin: Bir grup on average daha iyi performans gösteriyorsa o gruptaki herkes mutlaka daha iyi performans gösterir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
people who have a growth mindset are more successful,
2:48gelişim zihniyetine sahip insanların daha başarılı olduğu,
and doing better in the face of challenges. Deyimler
2:53ve zorluklar karşısında daha iyi performans gösterdiği ortaya çıkmıştır.
doing better in the face of challenges: zorluklar karşısında daha iyi performans göstermek
Doing better, «daha iyi performans göstermek» demektir. In the face of challenges, bu daha iyi performansın hangi zor durumda ortaya çıktığını, yani zorluklarla karşılaşıldığında gerçekleştiğini belirtir. In the face of, bir zorluk, tehlike veya karşıtlıktan önce kullanılan bir edat öbeğidir. Buradaki face bir benzetmenin parçasıdır; ifade fiziksel olarak birinin yüzünün önünde bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: She remained confident ____ repeated criticism.
Cevabı göster
in the face of
practice failure: kısa ve şaşırtıcı bir ipucu
Bu ipucunda practice failure, bilinçli olarak kısaltılmış ve şaşırtıcı bir ifadedir. Görevleri başarısızlığa uğratmaya çalışmak anlamına gelmez. Başarısızlığı deneyimlemek ve buna nasıl karşılık verileceğini, toparlanılacağını ve yeniden deneneceğini öğrenmek anlamına gelir. Failure sözcüğünün doğrudan practice fiilinin nesnesi olarak kullanılması tavsiyeyi akılda kalıcı yapar. İfade fikrin bir kısmını söylemeden bıraktığı için, amaçlanan anlamı kavramak üzere çevresindeki açıklamaya ihtiyaç vardır.
Alıştırma
Bu ipucunda practice failure ne anlama gelir?
- Her görevi bilerek başarısızlığa uğratmak.
- Aksiliklere karşılık verme ve denemeye devam etme alıştırması yapmak.
- Başarısızlıkla sonuçlanabilecek her etkinlikten kaçınmak.
Cevabı göster
Aksiliklere karşılık verme ve denemeye devam etme alıştırması yapmak.
Face it, ...: birinden rahatsız edici bir gerçeği kabul etmesini istemek
Face it, birine rahatsız edici bir gerçeği kabul etmesini veya itiraf etmesini söyleyen doğrudan bir emir ifadesidir. Genellikle bu gerçek söylenmeden önce kullanılır ve gerçekleri kabul et ya da bunu kabul etmelisin anlamına yakındır. Buradaki it, fiziksel bir nesneyle yüzleşmek anlamında değildir. Ardından gelen gerçeğe işaret eder; örneğin herkesin zaman zaman başarısız olduğu gerçeğine.
Alıştırma
Hangi cümle, rahatsız edici bir gerçeği ortaya koymak için Face it ifadesini doğal biçimde kullanır?
- Face it, we need to start over.
- Face it means turn your face toward that object.
- Face it, could you tell me whether the window is open?
Cevabı göster
Face it, we need to start over.
J.K. Rowling was rejected by 12 different publishers Dilbilgisi
3:04J.K. Rowling, 12 farklı yayıncı tarafından reddedilmişti
was rejected by 12 different publishers: Rowling'in yaşadığı reddedilmeyi öne çıkaran edilgen yapı
Was rejected, was ile rejected geçmiş ortaç yapısının birleşiminden oluşan simple past edilgen yapıdır. J.K. Rowling reddedilen kişidir; by 12 different publishers ise eylemi gerçekleştiren 12 yayınevini belirtir. Edilgen yapı, yayınevlerinin ne yaptığından çok Rowling'in yaşadığı reddedilmeyi öne çıkarır. by'lı öbek eylemi yapan tarafı ekleyebilir.
Alıştırma
Yazarın deneyimine odaklanmak için edilgen yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- The writer rejected by several publishers.
- Several publishers was rejected the writer.
- The writer was rejected by several publishers.
Cevabı göster
The writer was rejected by several publishers.
picked up Harry Potter: bir eseri yayımlamak üzere kabul etmek
Yayıncılıkta pick up a book or manuscript ifadesi, bir yayınevinin eseri yayımlamak üzere kabul etmesi veya haklarını edinmesi anlamına gelir. Bu cümlede one, yayınevlerinden birini belirtir; picked up Harry Potter ise o yayınevinin eseri yayımlamaya karar verdiğini anlatır. pick up ifadesinden sonraki nesne, kabul edilen eseri belirtir. Bu, öbek fiilin sektöre özgü anlamıdır; kitabı fiziksel olarak yerden kaldırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Yayıncılıkla ilgili bir anlatıda A publisher picked up the novel cümlesi ne anlama gelir?
- Yayınevi okumak için romanın bir kopyasını satın aldı.
- Yayınevi romanı yayımlamak üzere kabul etti.
- Yayınevi romanın bir kopyasını yerden kaldırdı.
Cevabı göster
Yayınevi romanı yayımlamak üzere kabul etti.
The Wright brothers built on history's failed attempts at flight, Öbek fiiller
3:09Wright kardeşler, başarılı bir uçak tasarlamadan önce
built on: önceki çalışmaların üzerine geliştirmek
Build on something, önceki bir çalışmayı, bilgiyi, deneyimi veya sonucu daha fazla gelişmek için temel olarak kullanmak anlamına gelir. Built on bu cümlede geçmiş zaman biçimidir. Temel alınan şeyin başarılı olması gerekmez. Wright kardeşler önceki başarısız denemelerden ders çıkarıp kendi çalışmalarını bunların üzerine geliştirdiler; burada fiziksel bir inşadan söz edilmez.
Alıştırma
Cümleyi build on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This lesson ____ what we learned yesterday.
Cevabı göster
builds on
before designing a successful airplane. Dilbilgisi
3:14tarihteki başarısız uçuş denemelerinin üzerine inşa ettiler.
before designing a successful airplane: before + -ing yapısı
Before + -ing yapısı, bir eylemi başka bir eylemden önceye yerleştirir. Burada before designing a successful airplane, önceki başarısız denemeleri daha sonra gelen başarılı uçak tasarımından önceye koyar. Designing, before’dan sonra gelen -ing biçimidir; süreklilik bildiren ana fiil değildir. Bu kısa yapı, -ing eylemini yapan kişi açıkça anlaşıldığında kullanılır. Bu kişi ya da grup genellikle çevredeki cümlenin öznesiyle aynıdır. Böylece before they designed the airplane gibi tam bir yan cümle kurmadan iki aşama bağlanabilir.
Alıştırma
Cümleyi submit fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: Check your answers before ____ the quiz.
Cevabı göster
submitting
Studies show that those who fail regularly Dilbilgisi
3:17Çalışmalar, düzenli olarak başarısız olan
are better equipped to respond to challenges and setbacks in a constructive way. Kalıp ifadeler
3:22zorluklara ve aksiliklere yapıcı bir şekilde yanıt vermek için daha donanımlı olduğunu gösteriyor.
those who fail... and keep trying...: bir insan grubunu tanımlamak
Those who, belirli özelliklere sahip kişileri anlatır ve ‘… yapan kişiler’ anlamına gelir. Those burada bir grubu temsil eden zamirdir; who yan cümlesi bu grubu ortak eylem veya özelliklerle tanımlar. Uzak nesneleri göstermez. Who yan cümlesinde fail regularly ve keep trying anyway, and ile bağlanan paralel fiil gruplarıdır. Anyway karşıtlık ekler: bu kişiler tekrar tekrar başarısız olmalarına rağmen denemeye devam eder. Tam özne çoğul olduğu için cümlede are kullanılır.
Alıştırma
Bir grubu iki eylemle tanımlamak için those who yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- Those who make mistakes and keep trying often improve.
- Those who makes mistakes and keeps trying often improve.
- Those which make mistakes and keep trying often improve.
Cevabı göster
Those who make mistakes and keep trying often improve.
better equipped to respond to: bir şeyle başa çıkmaya daha hazırlıklı olmak
Burada equipped mecaz anlamda kullanılır: fiziksel ekipman taşımak yerine gerekli beceriye, deneyime veya zihinsel hazırlığa sahip olmak demektir. Be better equipped to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapmaya daha yetkin veya daha hazırlıklı olmak” anlamına gelir. Respond to + isim, kişinin neyle başa çıktığını veya neye tepki verdiğini gösterir. Bu cümlede better bir karşılaştırma kurar: tekrar tekrar denemek, insanları zorluklar ve aksiliklerle başa çıkmaya öncesine ya da başkalarına göre daha hazırlıklı hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi “başa çıkmaya daha hazırlıklı” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: After regular drills, the volunteers are ____ emergencies.
Cevabı göster
better equipped to respond to
in a constructive way: durumu iyileştirmeye yardımcı olacak şekilde
In a constructive way, “durumu iyileştirmeye veya bir sorunu çözmeye yardımcı olacak şekilde” demektir. Burada constructive fiziksel inşaatla ilgili değildir; yararlı bir eleştiriyi de destekleyici bir yorumu da tanımlayabilir. In a + sıfat + way yapısı, bir eylemin nasıl yapıldığını anlatan bir zarf öbeğidir. Burada respond fiilini niteler; daha kısa olan constructively zarfı da neredeyse aynı anlamdadır.
Alıştırma
Cümleyi “durumu iyileştirmeye yardımcı olacak şekilde” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The group discussed the mistake ____ and agreed on a better plan.
Cevabı göster
in a constructive way
try different strategies, ask others for advice, and persevere: paralel bir eylem listesi
Cümle, başarısızlığa verilecek tepkiyi üç eş görevli eylemle düzenler: try different strategies, ask others for advice ve persevere. Üçü de nasıl yapılacağını öğrendikleri şeylerdir; persevere üçüncü eylemdir, advice ifadesinin bir parçası değildir. Her öğe try, ask ve persevere gibi yalın hâldeki bir fiille başlar; böylece liste paralel bir yapı oluşturur. How'dan sonraki tek to bütün liste için geçerlidir. Bu da son kısmı kısa, ritmik ve eyleme dönüştürmesi kolay hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümlede learned how to sonrasında doğru bir paralel eylem listesi kullanılmıştır?
- She learned how to plan carefully, ask for help, and persevere.
- She learned how to plan carefully, asking for help, and persevered.
- She learned how to careful planning, ask for help, and perseverance.
Cevabı göster
She learned how to plan carefully, ask for help, and persevere.
ask others for advice: başkalarından tavsiye istemek
Ask others for advice yapısında ask fiilinden sonra başvurduğunuz kişi, ardından for ve istediğiniz şey gelir: ask + someone + for + something. Others başvurulan kişileri, advice ise istenen yönlendirmeyi belirtir. Advice, standart İngilizcede sayılamayan bir isimdir. An advice değil, some advice veya a piece of advice denir.
Alıştırma
Ask someone for advice hedef yapısını tamamlayın: When I cannot solve a problem, I ask my teacher ____.
Cevabı göster
for advice
So, think of a challenge you want to take on, Öbek fiiller
3:34O halde, üstlenmek istediğiniz bir zorluğu düşünün,
take on a challenge: bir meydan okumayı üstlenmek
take on a challenge ifadesindeki take on öbek fiili, meydan okumayı kabul etmek ve onun zorluğuyla ya da sorumluluğuyla ilgilenmeyi üstlenmek anlamına gelir. Burada to take on, önündeki challenge sözcüğünü açıklayan mastarlı bir yapıdır: a challenge you want to take on, kabul etmek istediğin bir meydan okuma demektir. take on ifadesini tek bir bütün olarak düşün; take ve on sözcüklerini ayrı ayrı, gerçek anlamlarıyla yorumlama.
Alıştırma
Lena zor bir projenin sorumluluğunu kabul etmek istiyor. Bunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Lena is ready to put off the difficult project.
- Lena is ready to come across the difficult project.
- Lena is ready to take on the difficult project.
Cevabı göster
Lena is ready to take on the difficult project.
realize it's not going to be easy: gerçekçi teşvik
Burada Realize emir kipindedir: dinleyiciden harekete geçmeden önce bir gerçeği kabul etmesini ister. It's not going to be easy, yaklaşan çabanın zor olmasının beklendiğini anlatır. Bir teşvik dizisinin içinde bu cümle gerçekçi beklentiler oluşturur; tek başına dinleyiciye vazgeçmesini söylemez. Konuşan kişi, dinleyicinin hazırlanıp devam edebilmesi için zorluğu kabul eder.
Alıştırma
Bu sözler vazgeçme mesajı değil, gerçekçi bir teşvik midir? You can learn this skill. Realize it's not going to be easy, so give yourself time to practice.
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Evet
accept that you'll make mistakes: gerçekçi beklentiler belirlemek
Accept that + yan cümle, bir gerçekle veya gerçekleşmesi muhtemel bir durumla mücadele etmek yerine onu kabul etmek demektir. Buradaki you'll make mistakes yan cümlesi gerçekçi bir beklenti oluşturur: Bir şey öğrenirken veya zor bir şeyi denerken hatalar olacaktır. Accept, hataları sevmek, onaylamak veya planlamak anlamına gelmez. Mesaj, utancın seni durdurmasına izin vermeden hataların olabileceğini beklemek ve yine de onlardan öğrenip onları düzeltmektir.
Alıştırma
Bu tavsiyede accept that you'll make mistakes ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Her hatayı önemsiz sayıp hiçbirini düzeltmemek.
- Hataların olabileceğini kabul edip onlardan öğrenmeye devam etmek.
- Bilerek hata yapmaya karar vermek.
Cevabı göster
Hataların olabileceğini kabul edip onlardan öğrenmeye devam etmek.
be kind to yourself: kendine sabırla yaklaş
Be kind to yourself, kendine sabır ve anlayışla yaklaşmak demektir. Burada, bir hata yaptıktan sonra kendine saldırmamanı, kendini utandırmamanı veya sert biçimde yargılamamanı söyler. Kind yalnızca başkalarına değil, kendine nasıl davrandığını da anlatabilir. Bu ifade hatayı görmezden gelmek anlamına gelmez; hatadan öğrenip yeniden deneyebilecek kadar kendine yumuşak davranmak demektir.
Alıştırma
Hedef ifadeyle tavsiyeyi tamamla: After a setback, ____ and focus on what you can learn.
Cevabı göster
be kind to yourself
when you do: do ile önceki eylemin yerini tutma
when you do ifadesindeki do, daha önce sözü edilen make mistakes eyleminin yerini tutar. İfadenin tam hâli when you make mistakes olur. İngilizcede tekrarı önlemek için bağlamdan anlaşılan bir fiil grubu do ile değiştirilebilir. Eksik bırakılan eylem önceki bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır; burada do yeni bir eylem anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi oku: You need to submit the form today. When you do, save the confirmation email. do hangi eylemin yerini tutuyor?
- save the confirmation email
- submit the form
- read the form
Cevabı göster
submit the form
go for it: harekete geçmeye teşvik
Go for it, birini cesaretlendirmek için kullanılan yaygın ve samimi bir ifadedir. Özellikle biri bir hedef veya fırsat konusunda tereddüt ederken “fırsatı değerlendir”, “dene” ya da “harekete geç” anlamına gelir. Buradaki it, kişinin zaten aklında olan eylemi veya zorluğu anlatır. Bir nesne için bir yere gitmeyi söyleyen gerçek anlamlı bir talimat değildir.
Alıştırma
Bir arkadaşın okul tiyatrosunun seçmelerine katılmak istiyor ama gergin hissediyor. Hangi cümle doğal ve samimi bir teşvik sunar?
- You've practiced for weeks—put it away!
- You've practiced for weeks—go for it!
- You've practiced for weeks—get over it!
Cevabı göster
You've practiced for weeks—go for it!
you'll have gained greater knowledge and understanding. Dilbilgisi
3:52bilmenin vereceği o heyecan hissi.
knowing that whatever the result: her sonuçta geçerli olan duygunun nedenini açıklamak
Knowing that..., heyecana eşlik eden düşünceyi ekleyen ve bu heyecanı açıklamaya yardımcı olan bir -ing yan cümlesidir. Örtük öznesi you'dur: ardından gelen gerçeği bildiğin için kısmen heyecan hissedeceksin. Whatever the result, no matter what the result is ile aynı anlama gelen kısaltılmış bir ödünleme yan cümlesidir. Sonraki sonucun her olası durumda geçerli kaldığını belirtir; sonucun önemsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, olası her sonuçta bir şey öğrenileceğini söylüyor?
- We need to know what the result is.
- If the result is good, we will learn something useful.
- Whatever the result, we will learn something useful.
Cevabı göster
Whatever the result, we will learn something useful.
you'll have gained: gelecekte tamamlanma için will have + geçmiş zaman ortacı
You'll have gained, you will have gained ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Gelecekteki bir referans noktasına kadar bir eylemin veya sonucun tamamlanmış olacağını göstermek için future perfect yapısı olan will have + geçmiş zaman ortacını kullanır. Buradaki referans noktası sonucun öğrenildiği zamandır. Bilgi ve anlayışın şu anda zaten kazanıldığı söylenmez; bunlar gelecekteki o zamana kadar kazanılmış olacaktır.
Alıştırma
Cümleyi gain fiilinin future perfect biçimiyle tamamlayın: By the end of the internship, you ____ valuable experience.
Cevabı göster
will have gained
This is confidence. ile önceki düşünceyi özetleyip bitirme
This is confidence. cümlesindeki this, yalnızca hemen önceki excitement sözcüğünü göstermez. Sonuç ne olursa olsun daha fazla bilgi ve anlayış kazanılacağı için heyecan duyma şeklindeki önceki düşüncenin tamamını özetler. Ardından bu kısa cümle, bu düşüncenin tamamına confidence adını verir. Konuşmacı daha uzun bir açıklamayı This is confidence. cümlesiyle toparlayarak düşünceyi açıkça bitirir ve ana temaya döner. This is + isim yapısı da önceki bir açıklamayı sonuç olarak özetlemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Parçanın sonunda This is confidence. cümlesi ne işlev görür?
- Yalnızca excitement ismini gösterir.
- Önceki düşüncenin tamamını özetler ve ona confidence adını verir.
- Önceki cümleyle ilgisiz yeni bir konu açar.
Cevabı göster
Önceki düşüncenin tamamını özetler ve ona confidence adını verir.