Taylor Swift'in “Style” şarkısının anatomisi: İngilizce çalışma notları

Vox

Öğrenme zorluğu
578 kelime 197 kel/dk

Video tanıtımı: Eleştirmen, “Style”daki radyo yapısı, armoni, görsel ipuçları ve modayı Taylor Swift'in yetişkin pop imajıyla ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. on repeat - Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: şarkıyı durmadan yeniden çalmak demektir; öğrenci tekrar dinlemeyi ve bunun ortaya çıkardığı ayrıntıları anlatabilir. 2. fashion staples - Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: modası kolay geçmeyen temel giysileri anlatır; klasik kıyafetlerle kalıcı pop yapısı arasındaki benzetmeyi açıklar. 3. a coming out party - Deyimler ve mecazlı ifadeler: albümü Swift'in yetişkin pop yıldızı olarak çıkışı sayar; gerçek bir parti ya da mutlaka cinsel yönelim açıklaması değildir.

Bu derste

The majority of Americans are getting their music on the radio.

0:00

Amerikalıların büyük çoğunluğu müziği radyodan dinliyor.

Like we have a huge population of people that hear

0:03

Yani çok büyük bir kitle var ve bu insanlar

mostly top 40 hits. Kültür

0:06

çoğunlukla Top 40 listesindeki hitleri dinliyor.

Kültür

Müzik listesi terimi olarak “top 40”

Bu cümlede top 40, güncel bir popüler müzik listesinde en üst sıralarda yer alan kırk şarkıyı belirten bir medya terimidir. Anlam genişlemesiyle, bu şarkıları büyük dinleyici kitlelerine tekrar tekrar ulaştıran ana akım liste ve radyo sistemini de ifade edebilir. Rastgele seçilmiş kırk parçayı ya da kırk puanlık bir değerlendirmeyi anlatmaz. Buradaki önemli nokta, listeye girmenin belirli şarkılara olağanüstü geniş bir kültürel erişim kazandırmasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede top 40 neyi ifade ediyor?

  1. Herhangi bir kırk şarkılık grup
  2. Kırk puan almış şarkılar
  3. Bir müzik listesindeki en popüler kırk şarkı arasında yer alan parçalar
Cevabı göster

Bir müzik listesindeki en popüler kırk şarkı arasında yer alan parçalar

And so what's in the top 40 Dilbilgisi

0:09

Bu yüzden Top 40 listesinde nelerin yer aldığı,

really matters to the way that people see the world

0:11

insanların dünyayı nasıl gördüğü

and the way that we kind of care.

0:13

ve nelere önem verdiği konusunda gerçekten belirleyici oluyor.

Dilbilgisi

Özne yan cümlesi olarak “what's in the top 40”

What's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. what's in the top 40 ifadesinin tamamı “Top 40'ta yer alan içerik” anlamına gelir. İsim işlevli bir yan cümledir ve matters fiilinin öznesi olarak görev yapar. Burada yan cümle tekil uyum aldığı için ifade birçok şarkıya gönderme yapsa bile standart biçim matters olur. Bu, tek başına bir soru değildir. Başka bağlamlarda da kullanılabilen what yan cümlelerinde bildirme cümlesi dizilişi kullanılır: What people hear affects them denir, What do people hear affects them denmez. Bu özel ifadede what, is fiilinin öznesi olduğu için sözcük dizilişi doğrudan soru olan What's in the top 40? ile de aynı görünür.

Alıştırma

the committee / decide sözcüklerini kullanarak geniş zamanda bir what yan cümlesiyle cümleyi tamamlayın: ____ will shape the project.

Cevabı göster

What the committee decides

Style is such a pop song. Dilbilgisi

0:17

Style, tam bir pop şarkısı.

Dilbilgisi

such a pop song ifadesinde such a + tekil isim

such a pop song ifadesinde such, such a + pop song biçimindeki tekil isim öbeğinin tamamını güçlendirir. a artikeli such sözcüğünden sonra gelir. Burada pop, song sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade yalnızca müzik türünü belirtmez. Konuşan kişi Style'ın çok belirgin veya tipik bir pop şarkısı örneği olduğunu söylüyor. Bir kişi ya da şeyi bir türün çarpıcı örneği olarak güçlü biçimde değerlendirmek için such a + tekil sayılabilen isim kullanabilirsin.

Alıştırma

Tekil isim öbeğini güçlü biçimde değerlendiren iki sözcüklü yapıyla cümleyi tamamla: Nina always helps the whole group. She is ____ team player.

Cevabı göster

such a

And when I listen to this song on repeat for hours a few years ago, Kalıp ifadeler

0:20

Birkaç yıl önce bu şarkıyı saatler boyunca tekrar tekrar dinlediğimde,

Kalıp ifadeler

Sürekli tekrar oynatma için on repeat

On repeat, aynı şarkı, video veya başka bir medya içeriğinin tekrar tekrar oynayacak biçimde ayarlanması ya da bu durumda tutulması demektir. Bu cümlede konuşan kişinin nasıl dinlediğini açıklar: aynı şarkı saatlerce çalmaya devam eder. Burada repeat, on edatından sonra gelen bir isimdir ve iki sözcük sabit bir ifade oluşturur. On repeat ifadesini tek bir kalıp olarak düşün; bir şeyi tekrarlama emri olarak yorumlama.

Alıştırma

Sürekli oynatmayı anlatan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamla: I loved the new track, so I kept it ____ during my walk.

Cevabı göster

on repeat

I realized that part of what I really like about the beginning of that song is that Dilbilgisi

0:25

şarkının başlangıcında gerçekten hoşuma giden şeylerden birinin,

there's almost a question and an answer format.

0:29

neredeyse bir soru-cevap düzeni olduğunu fark ettim.

Dilbilgisi

part of what I really like about the beginning of that song is that yapısını anlamak

part of what I really like about the beginning of that song bir isim öbeğidir ve şarkının başlangıcında hoşuma giden belirli bir yönü gösterir. Ardından gelen is that, bu yönün ne olduğunu açıklar. Böylece yapı, genel bir beğeniyi belirli bir nedene veya gözleme dönüştürür. Buradaki what I really like doğrudan bir soru değil, isim görevindeki bir yan cümledir. Özne merkezindeki part tekil olduğu için is kullanılır.

Alıştırma

Hoşuna giden belirli bir şeyi belirtmek için part of what ... is that kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Part of what I like about the park is that it has a quiet garden.
  2. Part of what I like about the park are that it has a quiet garden.
  3. What I like part of the park is that it has a quiet garden.
Cevabı göster

Part of what I like about the park is that it has a quiet garden.

And you hear this riff the whole way through the song. Kalıp ifadeler

0:37

Ve bu riffi şarkı boyunca duyuyorsunuz.

Kalıp ifadeler

the whole way through the song ifadesini anlamak

the whole way through the song, şarkının başlangıcından sonuna kadar olan bütün zaman aralığını anlatır. Burada riffin şarkının tamamı boyunca duyulduğunu belirtir; through bu kullanımda fiziksel bir alanın içinden geçmek anlamına gelmez. the whole way through, kayıt, film, maç veya başlangıcı ve sonu belirli başka süreçlerle de kullanılabilir. Bir şeyin tüm süre boyunca devam ettiğini vurgular.

Alıştırma

Bir sesin şarkının başından sonuna kadar devam ettiğini göstermek için the whole way through kullanan cümle hangisidir?

  1. The guitar riff plays only at the beginning of the song.
  2. The guitar riff starts after the song ends.
  3. The guitar riff plays the whole way through the song.
Cevabı göster

The guitar riff plays the whole way through the song.

All of the songs on this album are 100% pop.

0:41

Bu albümdeki şarkıların tamamı yüzde yüz pop.

And though some of them tell stories,

0:45

Bazıları hikâyeler anlatsa da,

they aren't stories like the ones she was telling on Fearless or Speak Now.

0:47

bunlar onun Fearless'ta ya da Speak Now'da anlattığı türden hikâyeler değil.

It's a video that doesn't make a lot of sense when you watch it. Kalıp ifadeler

0:58

İzlediğinizde pek anlam ifade etmeyen bir video bu.

Kalıp ifadeler

doesn't make a lot of sense: pek mantıklı gelmemek

Bu cümlede doesn't make a lot of sense, bir şeyin anlaşılmasının zor olduğu veya açık bir mantığının bulunmadığı anlamına gelir. Konuşmacı videonun nasıl göründüğünü değerlendirir; birinin kelimenin gerçek anlamıyla sense “yaptığını” söylemez. Yeniden kullanılabilen kalıp something + makes/doesn't make sense biçimindedir. a lot of eklemek, eleştiriyi makes no sense kadar kesin olmaktan çıkarır: konuşmacı pek açık anlam göremediğini söyler, ancak hiçbir anlam bulunmadığını iddia etmez.

Alıştırma

Bu cümlede doesn't make a lot of sense ne anlama geliyor?

  1. Videonun mantığını takip etmek zor.
  2. Video az miktarda duygu içeriyor.
  3. Video yanlış şekilde yapılmış.
Cevabı göster

Videonun mantığını takip etmek zor.

There's no storyline that it follows.

1:02

Takip ettiği belirli bir olay örgüsü yok.

But the word style many people have taken as a reference to Taylor Swift's relationship with Harry Styles, Kalıp ifadeler

1:09

Ama birçok kişi “Style” sözcüğünü Taylor Swift'in Harry Styles'la ilişkisine bir gönderme olarak yorumladı;

Kalıp ifadeler

take A as a reference to B: A'yı B'ye gönderme olarak yorumlamak

Burada many people have taken the word style as a reference to Taylor Swift's relationship with Harry Styles, birçok kişinin style sözcüğünü bu ilişkiye işaret eden bir gönderme olarak yorumladığı anlamına gelir. Cümle kanıtlanmış bir amacı değil, bir yorumu aktarır. Yeniden kullanılabilen yapı take A as X biçimindedir: A'yı X olarak anlamak veya yorumlamak. X, a reference to B olduğunda A, izleyiciyi B'ye yönlendiren bir söz, görüntü veya simge olarak ele alınır. Alıntıda A, yani the word style, many people ifadesinden önce yer alır; daha tarafsız sıralama many people have taken the word style as a reference to B şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi take A as a reference to B yapısıyla tamamlayın: Several critics have ____ the final image ____ the painter's childhood.

Cevabı göster

taken · as a reference to

the lead singer of One Direction.

1:15

Harry Styles, One Direction'ın solisti.

Taylor has been very consistent in saying,

1:17

Taylor bu konuda hep aynı şeyi söyledi:

"You know, this song is about my life and I've never revealed who it's actually about." Dilbilgisi

1:19

“Biliyorsunuz, bu şarkı benim hayatımla ilgili ve aslında kimin hakkında olduğunu hiç açıklamadım.”

Dilbilgisi

“who it's actually about” ifadesindeki dolaylı soru sırası

Who it's actually about, cümle içine yerleşmiş bir dolaylı soru yan cümlesidir ve revealed fiilinin nesnesi olarak görev yapar. Şarkının gerçekte kimi anlattığını belirtir. Dolaylı soru içinde bildirme cümlesi sırası kullanılır: who + it + is. Doğrudan soru sırası olan who + is + it kullanılmaz. who anlam bakımından about edatının nesnesi olduğu için about sonda kalır.

Alıştırma

Hangi cümlede didn't reveal ifadesinden sonra dolaylı soru doğru kullanılmıştır?

  1. She didn't reveal who did the gift come from.
  2. She didn't reveal who the gift was from.
  3. She didn't reveal who was the gift from.
Cevabı göster

She didn't reveal who the gift was from.

And then 14 seconds into this video, Kalıp ifadeler

1:24

Ardından, videonun daha 14. saniyesinde,

you see that paper airplane necklace. is the one that she and Harry Styles exchanged with each other.

1:26

o kâğıt uçak kolyeyi görüyorsunuz; bu, Taylor ile Harry Styles'ın birbirlerine verdiği kolye.

Kalıp ifadeler

Zaman çizgisinde bir nokta olarak “14 seconds into this video”

14 seconds into this video, videonun başlamasından 14 saniye sonra ulaşılan noktada demektir. Into bir medya içeriğinin, olayın veya sürecin başlangıcından itibaren ilerlemeyi ölçer; videonun içine doğru fiziksel hareketi anlatmaz. İfadenin tamamı, ardından gelen bilgi için zaman belirteci görevi yapar. Yeniden kullanılabilen kalıp duration + into + timeline biçimindedir; örneğin three minutes into the movie.

Alıştırma

Cümleyi, toplantının başlangıcından itibaren ölçülen bir noktayı belirten sözcükle tamamlayın: Ten minutes ____ the meeting, the fire alarm rang.

Cevabı göster

into

She's giving you that clue.

1:32

Taylor böylece size o ipucunu veriyor.

When you're creating a song and hoping to get high radio play, Kelime

1:34

Bir şarkı yaparken onun radyolarda bol bol çalmasını umuyorsanız,

what you want is for listeners to be hooked. Notlar

1:37

istediğiniz şey, dinleyicileri daha ilk anda yakalamaktır.

Kelime

get high radio play: radyoda çok çalınmak

Müzik endüstrisi dilinde radio play, bir şarkının radyo istasyonlarında yayınlanması, yani radyo yayını alması demektir. Get high radio play, bu şekilde çok fazla yayınlanma ve görünürlük elde etmek anlamına gelir. Buradaki high sesin yüksekliğini veya perdesini değil, çalınma miktarını ya da düzeyini anlatır. İfade, şarkının radyolarda ne kadar sık veya geniş ölçekte çalındığıyla ilgilidir.

Alıştırma

Bu cümlede get high radio play ne anlama geliyor?

  1. şarkıyı daha yüksek bir perdeden seslendirmek
  2. şarkı radyoda çalındığında daha yüksek sesli hâle gelmek
  3. radyo istasyonlarında çok fazla yayınlanmak
  4. dinleyicilerin sarhoş ya da uyuşmuş hissetmesini sağlamak
Cevabı göster

radyo istasyonlarında çok fazla yayınlanmak

Dilbilgisi

what you want is for listeners to be hooked: istediğiniz şey dinleyicilerin kapılması

Bu cümle bir sözde bölünmüş cümle (pseudo-cleft) yapısıdır. What you want, istediğiniz hedefi ortaya koyar; is'ten sonra da odaklanan belirli sonuç verilir. Bu yapı istenen sonucu daha fazla vurgular. For listeners to be hooked bölümünde for, listeners'ın mastar cümleciğinin anlamca öznesi olduğunu gösterir. Be hooked, çok ilgilenip dinlemeye devam etmek anlamına gelir. Dolayısıyla cümle, dinleyicilerin ulaşmasını istediğiniz durumu anlatır.

Alıştırma

İstenen sonucu belirtmek için for + noun + to-infinitive yapısını açıkça kullanan cümle hangisidir?

  1. What the manager wants is for feel confident the new staff.
  2. What the manager wants is for the new staff to feel confident.
  3. What the manager wants is to feel confident the new staff.
  4. What the manager wants is the new staff feel confident.
Cevabı göster

What the manager wants is for the new staff to feel confident.

Deyimler

Be hooked: kendini kaptırıp devam etmek istemek

Burada be hooked, insanın çok ilgilenip dinlemeye devam etmek istemesi anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; kimse gerçek bir kancaya takılı değildir. Anlamı çevredeki bağlam belirler. Bu cümlede güçlü ilgi ve merakı anlatır, uyuşturucu bağımlılığını değil.

Alıştırma

The first chapter had me hooked cümlesindeki hooked ne anlama gelir?

  1. Çok ilgi duyup devam etmek istemek
  2. Gerçekten bir kancadan sarkmak
  3. Net biçimde duyamamak
Cevabı göster

Çok ilgi duyup devam etmek istemek

What that normally means is

1:39

Bu da normalde,

you put the chorus of the song as close to the front as you can. Dilbilgisi

1:40

nakaratı olabildiğince şarkının başına yakın koymanız demektir.

Dilbilgisi

As close to the front as you can: olabildiğince başa yakın

as + sıfat veya zarf + as you can kalıbı, yeteneğinizin ya da durumun izin verdiği en yüksek dereceyi anlatır. Burada as close to the front as you can, nakaratı şarkının başlangıcına olabildiğince yakın yerleştirmek anlamına gelir. İkinci as, adı belirtilen iki şeyi karşılaştırmaz. you can yan cümlesi pratik sınırı belirler: koşulların izin verdiği kadar yakın yapın.

Alıştırma

close ve as ... as you can kalıbını kullanarak talimatı tamamlayın: Please stand ____ to the door ____.

Cevabı göster

as close · as you can

A lot of songs start with the chorus.

1:44

Birçok şarkı nakaratla başlar.

In this song,

1:46

Bu şarkıdaysa,

the chorus doesn't come in for a full minute. Öbek fiiller

1:47

nakarat bir dakika boyunca hiç devreye girmiyor.

Öbek fiiller

Bir müzik bölümünün başlangıcını belirten “come in”

Müzik bağlamında come in, “duyulmaya veya çalınmaya başlamak” anlamına gelir. Özne bir enstrüman, ses, ritim, nakarat ya da başka bir müzik bölümü olabilir. Burada the chorus doesn't come in for a full minute, şarkıda nakaratın başlaması için tam bir dakika beklendiğini anlatır. İfade, fiziksel olarak bir yere girmeyi değil, başlama zamanını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “duyulmaya başlamak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: After eight bars of piano, the drums ____.

Cevabı göster

come in

And so she's kind of pushed that back. Notlar

1:49

Bu yüzden nakaratı biraz geciktirmiş.

Ton ve niyet

Konuşmada yumuşatıcı olarak “kind of”

Burada kind of, “bir ölçüde” veya “aşağı yukarı” anlamına gelir. pushed that back ifadesini niteler ve konuşanın tamamen kesin bir iddia yerine yaklaşık bir yorum sunduğunu gösterir. Bu yumuşatıcı ifade cümlenin kesinliğini azaltır: kind of olmadan she's pushed that back daha kesin duyulur. Bu yapıda kind of bir fiil öbeği ya da sıfattan önce gelir; “bir tür” anlamına gelmez.

Alıştırma

“She's kind of pushed that back” cümlesinde kind of ne işlev görür?

  1. İddiayı yumuşatır ve yaklaşık hâle getirir.
  2. Bir şeyi nazik veya düşünceli bir şekilde taşıdığını söyler.
  3. pushed that back ifadesini bir tür veya kategori olarak tanımlar.
Cevabı göster

İddiayı yumuşatır ve yaklaşık hâle getirir.

Öbek fiiller

Push Something Back: bir şeyi daha sonraya almak

Bu cümlede pushed that back, nakaratın şarkıda daha sonraki bir noktaya taşındığı anlamına gelir. That nakaratı gösterir; back ise fiziksel bir hareketi değil, başlangıca göre daha sonraki bir konumu belirtir. Push something back ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem push the meeting back hem de push back the meeting kullanılabilir. Nesne bir zamir olduğunda fiil ile parçacığın arasına gelir: push it back.

Alıştırma

Cümleyi ayrılabilen push ... back öbek fiiliyle tamamlayın: The client asked us to ____ the meeting ____ by one week.

Cevabı göster

push · back

And when I wrote this next song,

1:52

Sıradaki şarkıyı yazarken,

I was thinking about how we have these kind of fashion staples that Kelime

1:53

modanın şu vazgeçilmez parçalarını düşünüyordum:

Kelime

Fashion Staples: uzun ömürlü gardırop ihtiyaçları

Burada fashion staples, sade bir tişört veya iyi oturan bir kot pantolon gibi uzun süre kullanışlı ve şık kalan temel giysiler anlamına gelir. Staples, belirli bir alanda düzenli olarak güvenilen temel öğeleri anlatan bir isimdir; küçük metal zımba telleri anlamına gelmez. Aynı anlam wardrobe staples ve food staples gibi birleşimlerde de görülür. Staples sözcüğünden önceki isim, bu öğelerin hangi alanın temel ihtiyaçları olduğunu belirtir.

Alıştırma

“A navy blazer is one of my wardrobe staples,” cümlesinde wardrobe staples ne anlama gelir?

  1. Yalnızca kısa bir süre popüler olan tarzlar
  2. Kumaşta kullanılan küçük metal tutturucular
  3. Tekrar tekrar kullanılan temel ve güvenilir giysiler
Cevabı göster

Tekrar tekrar kullanılan temel ve güvenilir giysiler

never quite we never quite throw them out of our closet, right? Öbek fiiller

1:59

Hani onları dolabımızdan asla atmayız, değil mi?

Öbek fiiller

throw them out: ayrılabilen bir öbek fiille “atmak”

Burada throw them out, “onları atmak” veya “onlardan kurtulmak” anlamına gelir; onları dolabın dışına doğru fırlatmak anlamına gelmez. Them, insanların elden çıkarmak yerine sakladığı klasik temel giysileri ifade eder. Throw out ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim olan bir nesne parçacıktan sonra veya fiil ile parçacık arasında bulunabilir: throw out old clothes ya da throw old clothes out. Zamir olan nesne mutlaka ortada yer alır: throw them out; throw out them denmez.

Alıştırma

Cümleyi throw, them ve out sözcüklerini doğru sıraya koyarak tamamlayın: These old batteries no longer work, so let's ____.

Cevabı göster

throw them out

Like no one's going to be like, Kelime

2:03

Mesela kimse çıkıp şöyle demez:

"Why are you wearing a little black dress? Kültür

2:04

“Neden küçük siyah bir elbise giyiyorsun?

Kültür

a little black dress ifadesinin moda anlamı

Moda bağlamında a little black dress, birçok ortamda giyilebilen sade bir siyah elbiseyi ifade eder ve genellikle modası geçmeyen temel bir gardırop parçası sayılır. Burada little, yerleşik ifadenin bir parçasıdır; odak noktası elbisenin fiziksel olarak küçük olması değildir. Soru, kısa süreli bir trend yerine klasik bir şeyi çağrıştırmak için bu tanıdık moda fikrinden yararlanıyor.

Alıştırma

Bu moda bağlamında a little black dress büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Yalnızca çok küçük bir çocuk için yapılmış siyah elbise
  2. Fiziksel olarak fazla küçük olan herhangi bir siyah elbise
  3. Sade, çok yönlü ve klasik bir gardırop parçası sayılan siyah elbise
Cevabı göster

Sade, çok yönlü ve klasik bir gardırop parçası sayılan siyah elbise

No one wears that.

2:05

Artık kimse onu giymiyor.

That was so 2 years ago." Kelime

2:06

Bu resmen iki yıl öncesinin modası.”

Kelime

be like + alıntılanan bir tepki

Bu gündelik hikâye anlatma kalıbında be fiilinin bir biçimi + like, yeniden canlandırılan bir sözü, düşünceyi, tavrı veya tepkiyi başlatır. No one's going to be like ... ifadesi, muhtemelen hiç kimsenin alıntılanan eleştiriyi söyleyerek veya düşünerek tepki vermeyeceği anlamına gelir. Be like sonrasındaki sözlerin gerçek bir kişiden kelimesi kelimesine yapılmış bir alıntı olması gerekmez. Konuşanlar bu kalıbı çoğunlukla tipik, hayalî veya dramatize edilmiş bir tepki için kullanır; zamanı ise be gösterir: I was like ..., she's like ... veya they'll be like ....

Alıştırma

Hangi cümlede gündelik bir hikâyede yeniden canlandırılan tepkiyi başlatmak için be like doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. When I told him the news, he likes serious questions.
  2. When I told him the news, he looks like his brother.
  3. When I told him the news, he was like, 'Are you serious?'
Cevabı göster

When I told him the news, he was like, 'Are you serious?'

Kelime

so + geçmiş zaman etiketi ile modası geçmiş anlamı

Burada so, bu yüzden anlamına gelmez ve yalnızca sayıyı güçlendirmez. Gayriresmî be + so + geçmiş zaman ifadesi kalıbında zaman etiketi bir değerlendirmeye dönüşür: Söz konusu şey modası geçmiş veya eskimiş görünür. Konuşan kişi esas olarak bir şeyin ne zaman olduğunu bildirmiyor; abartılı ve küçümseyici bir moda değerlendirmesi yapıyor. Benzer şakacı etiketlere so last year ve so 2015 örnek verilebilir.

Alıştırma

That phone case is so last year cümlesinde konuşan kişi ne demek istiyor?

  1. Telefon kılıfı artık modası geçmiş ve eski görünüyor.
  2. Telefon kılıfı bu yılın en moda ürünü.
  3. Telefon kılıfı tam olarak bir yıl önce satın alındı.
Cevabı göster

Telefon kılıfı artık modası geçmiş ve eski görünüyor.

This is a pretty classic chorus structure

2:16

Bu, oldukça klasik bir nakarat yapısı

and it's using all major chords except for one line.

2:18

ve tek bir satır dışında tamamen majör akorlardan oluşuyor.

On every single line,

2:22

Her bir satırda,

you have this like positive feeling to the song.

2:23

şarkının olumlu havasını hissediyorsunuz.

And then in the second half,

2:32

Sonra ikinci yarıda,

something changes.

2:33

bir şey değişiyor.

Tiny minor chord that gives you that question.

2:35

O küçücük minör akor aklınıza şu soruyu getiriyor:

Is this really a happy song?

2:42

Bu gerçekten mutlu bir şarkı mı?

But that B minor says like, Deyimler

2:44

Ama o Si minör akor adeta şöyle diyor:

"Is this a good thing?"

2:46

“Bu iyi bir şey mi?”

Deyimler

that B minor says: bir akoru kişileştirme

Bu cümlede “that B minor says”, Si minör akorunu kişileştirir; akor gerçekten konuşmaz. Konuşmacı, akorun müzikal etkisini sanki alıntıdaki soruyu soruyormuş gibi yorumlar. say fiilini bu şekilde kullanmak, sözsüz bir öğeyi mesaj veya tutum ileten bir şeye dönüştürür. Eleştirilerde müzik, renkler, görüntüler ve tasarım tercihleri bir izlenim ya da fikir aktardıklarında bir şey “söyleyebilir”.

Alıştırma

Konuşmacı bu cümlede “that B minor says” ile neyi kastediyor?

  1. Akor, soruyu soran kişinin adını taşır.
  2. Akor, alıntıdaki sözleri gerçekten söyler.
  3. Akor, soru biçimindeki bir mesaj gibi yorumlanabilecek bir his yaratır.
Cevabı göster

Akor, soru biçimindeki bir mesaj gibi yorumlanabilecek bir his yaratır.

She is notorious for writing songs Kalıp ifadeler

2:48

Taylor, şarkılar yazmasıyla nam salmış biri;

that are completely about affairs she has had in the past. Kelime

2:50

bu şarkılar baştan sona geçmişte yaşadığı ilişkileri anlatıyor.

Kalıp ifadeler

is notorious for writing: be notorious for + -ing

Be notorious for, “kötü, hoş karşılanmayan veya tartışmalı bir şeyle geniş ölçüde tanınmak” anlamına gelir. Bu cümlede writing, for edatından sonra gelen bir ulaçtır ve ona bu ünü kazandıran eylemi belirtir. Kalıp özne + be + notorious for + isim veya -ing biçimidir. İfade bir yargı ve olumsuzluk içerir; be famous for ifadesinin tarafsız bir eş anlamlısı değildir.

Alıştırma

Olumsuz bir ünü anlatmak için notorious for ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The company is notorious of ignoring safety rules.
  2. The company is notorious for ignoring safety rules.
  3. The company is notorious to ignore safety rules.
Cevabı göster

The company is notorious for ignoring safety rules.

Kelime

Affairs: gizli romantik veya cinsel ilişkiler

İlişki bağlamında affairs, genellikle taraflardan birinin veya ikisinin de başka bir partneri varken yaşanan gizli romantik ya da cinsel ilişkiler anlamına gelir. Buradaki çoğul biçim, geçmişinde bu tür birden fazla ilişki olduğunu düşündürür. Current affairs ifadesindeki gibi genel işler veya konular anlamına gelmez. Geçmiş ilişkilerden söz edilmesi, kelimeye sadakatsizlikle bağlantılı anlamını verir.

Alıştırma

Hangi cümlede affairs gizli romantik veya cinsel ilişkiler anlamına gelir?

  1. The reporter writes about international affairs.
  2. Her accountant manages her financial affairs.
  3. The actor admitted that he had affairs while he was married.
Cevabı göster

The actor admitted that he had affairs while he was married.

And here in this song,

2:55

Ve bu şarkıda,

she says that he has cheated.

2:56

erkeğin onu aldattığını söylüyor.

She has historically played the victim. Deyimler

3:04

Şimdiye kadar hep mağdur rolünü oynadı.

Deyimler

Played the Victim: kendini mağdur gibi göstermek

Played the victim, kendisini haksızlığa uğrayan kişi gibi gösterdiği anlamına gelir. Bu ifade çoğu zaman konuşanın bu görüntüyü abartılı, stratejik veya tamamen samimi olmayan bir tavır olarak gördüğünü düşündürür. Buradaki played, bir gösteride oyunculuk yapmayı değil, bir çatışmada belirli bir rol üstlenmeyi anlatır. İfade, kişinin olayı nasıl sunduğunu değerlendirir; gerçekten zarar görüp görmediğini tarafsız biçimde kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: Even though he caused the problem, he ____ and asked everyone to feel sorry for him.

Cevabı göster

played the victim

But in this song,

3:07

Ama bu şarkıda,

you have her kind of taking a little bit of the blame. Kalıp ifadeler

3:07

suçun bir kısmını da üstleniyor.

Kalıp ifadeler

taking a little bit of the blame: sorumluluğun küçük bir kısmını üstlenmek

Take the blame, kötü giden bir şeyin sorumluluğunu kabul etmek demektir. Burada taking, bunu onun yaptığı bir eylem olarak sunar. A little bit of eklendiğinde miktar sınırlanır: sorumluluğun tamamını değil, yalnızca bir kısmını kabul eder. Bu nedenle yorum, she takes the blame ifadesinden daha sınırlı ve temkinlidir.

Alıştırma

Bir ekip üyesi bir hata yaptığını biliyor, ancak diğerleri de hata yaptı. Hangi cümle yalnızca sorumluluğun bir kısmını kabul ettiğini söyler?

  1. I'll be blamed for everything.
  2. I'll take all the blame.
  3. I'll take a little bit of the blame.
Cevabı göster

I'll take a little bit of the blame.

What you heard is true,

3:10

Duydukların doğru,

but I can't stop thinking about you and I. Dilbilgisi

3:11

ama seni ve beni düşünmeden edemiyorum.

Dilbilgisi

can't stop thinking about: düşünmeyi bırakamamak

Can't stop + -ing, bir eylemin, düşüncenin veya duygunun devam ettiğini ve konuşanın bunu bitiremediğini hissettiğini anlatır. Bu dizede devam eden zihinsel eylem thinking sözcüğüdür. Think about, zihni meşgul eden kişi veya konuyu belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp can't stop thinking about + kişi, şey veya konu biçimindedir.

Alıştırma

Proje hakkındaki düşüncelerin sürekli geri geldiğini anlatmak için cümleyi tamamlayın. Can't stop + think ve about kullanın: The science fair is tomorrow, and I ____ my project.

Cevabı göster

can't stop thinking about

Dilbilgisi

about sonrasında: you and me ile you and I

Bu dizede you and I bağlı öbeğinin tamamı about edatından sonra gelir ve about edatının tümleci olarak görev yapar. Standart yazılı İngilizcede beklenen biçim you and me'dir. Öbeğin tamamı özne olduğunda you and I doğrudur; örneğin You and I agree. Şarkılarda ve çok samimi konuşmalarda ritim, uyak veya üslup nedeniyle bu konumda you and I kullanılabilir. Ayrıca I daha doğruymuş gibi düşünüldüğü için gereğinden fazla da kullanılabilir. Şarkı sözündeki kullanımı tanıyın, ancak standart yazı dilinin temel modeli olarak görmeyin.

Alıştırma

Standart yazılı İngilizceye göre cümleyi I veya me ile tamamlayın: The coach spoke to Maya and ____ after practice.

Cevabı göster

me

I said I've been there too a few times. Deyimler

3:15

Ben de birkaç kez aynısını yaptığımı söyledim.

Deyimler

I've been there too: benzer bir deneyimi paylaşmak

Burada I've been there, fiziksel bir yere gitmiş olmayı anlatmaz. There, konuşulmakta olan durum veya deneyim türüne gönderme yapar; dolayısıyla I've been there too, kişinin benzer bir deneyim yaşamış olduğu anlamına gelir. Bu mecazlı kalıp, konuşanın ortak bir deneyimi kabul etmesini ve çoğu zaman empati göstermesini sağlar. There sözcüğünün hangi deneyimi temsil ettiğini bağlam belirler; tam dizedeki a few times ise bunun birden fazla kez yaşandığını belirtir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “I kept making the same mistake at work.” diyor. Bu bağlamda “I've been there too” en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. İş yerini daha önce ziyaret ettim.
  2. Ofisinin nerede olduğunu biliyorum.
  3. Ben de daha önce benzer bir hata yaptım.
Cevabı göster

Ben de daha önce benzer bir hata yaptım.

Cuz you've got that James...

3:18

Çünkü sende o James...

There's a lot of like sensual imagery going on here.

3:19

Burada tensellik çağrıştıran pek çok görüntü var.

Taylor Swift like kind of hugging herself against the wall,

3:23

Taylor Swift'in duvara yaslanmış hâlde adeta kendine sarılması,

her like running her hands up her body.

3:26

ellerini vücudunda yukarı doğru gezdirmesi gibi.

Taylor Swift isn't a sex symbol. Kelime

3:28

Taylor Swift bir seks sembolü değil.

Kelime

kamusal imaj etiketi olarak sex symbol

Bu cümlede sex symbol, halkın veya medyanın güçlü bir cinsel çekiciliğe sahip biri olarak yaygın biçimde sunduğu ünlü bir kişiyi ifade eder. Sex, kişinin imajıyla ilişkilendirilen çekiciliğin türünü belirtir; cümlenin cinsel bir eylemi anlattığı anlamına gelmez. Bu etiket, kamusal algı ve imaj oluşturmayla ilgilidir; birinin özel hayatı, davranışları veya niyetleri hakkında kanıt değildir. Burada Taylor Swift isn't a sex symbol. demek, bu kamusal imaj etiketini reddetmektir.

Alıştırma

Cümleyi notta açıklanan iki kelimelik medya etiketiyle tamamlayın: In the 1960s, the actor was widely presented as a ____.

Cevabı göster

sex symbol

But she's trying to show you like I am sexual.

3:32

Ama size “Benim de cinsel bir yönüm var,” mesajını vermeye çalışıyor.

Like she's trying to come out and say, Ton ve niyet

3:36

Yani öne çıkıp şunu söylemeye çalışıyor:

"I'm an artist.

3:38

“Ben bir sanatçıyım.

I'm someone who is a mature adult."

3:39

Olgun bir yetişkinim.”

Ton ve niyet

come out and say: bir mesajı açıkça ifade etmek

Burada come out and say, bir şeyi ima düzeyinde bırakmak yerine açık ve doğrudan biçimde ifade etmek anlamına gelir. Bu kullanımda come fiziksel bir hareketi anlatmaz. Tırnak içindeki sözler, yorumcunun onun yansıtmaya çalışıyor gibi göründüğü imajı özetlemesidir; bunlar mutlaka onun kelimesi kelimesine söylediği sözler değildir. Kalıp çoğu zaman come out and say + bir ifade biçiminde kullanılır ve fiiller zamana göre came out and said örneğindeki gibi değişir.

Alıştırma

Cümleyi come out and say ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After avoiding the question all week, Lena finally ____ that she disagreed.

Cevabı göster

came out and said

And that's a lot of what this album is. Anlatım akışı

3:42

Ve bu albüm büyük ölçüde bununla ilgili.

Anlatım akışı

Daha büyük bir bütünü özetleyen that's a lot of what X is kalıbı

Bu cümlede that's, az önce anlatılan özelliklere gönderme yapar; that's a lot of what this album is ise bu ayrıntıları albüm hakkında daha genel bir yargıya dönüştürür. A lot of, bu özelliklerin albümün kimliğinin büyük veya önemli bir kısmını oluşturduğunu belirtir; albüm içeriğinin sayılabilir miktarını anlatmaz. that's a lot of what X is kalıbı, konuşanın örneklerden daha büyük bir bütünün kısmi tanımına geçmesini sağlar. Güçlü bir yargıdır ancak bütünü kapsamaz; X'in başka yönlerinin de bulunmasına yer bırakır.

Alıştırma

Cümleyi that's a lot of what ... is özet kalıbıyla tamamlayın: We have discussed trust and patience, and ____ this partnership ____.

Cevabı göster

that's a lot of what · is

It's kind of a coming out party for Taylor Swift to say like, Deyimler

3:44

Bu albüm, Taylor Swift'in yeni kimliğiyle sahneye çıkıp şöyle dediği bir tür tanıtım partisi:

"Look at me, I'm a pop star.

3:47

“Bana bakın, ben bir pop yıldızıyım.

I'm an adult.

3:49

Ben bir yetişkinim.

I'm no longer this country starlet. Kelime

3:50

Artık o genç country yıldızı değilim.

Kelime

country starlet: eski ve cinsiyet vurgulu bir medya etiketi

Bu cümlede country müzik türünü belirtir; starlet ise genç ve yeni yükselen bir kadın ünlüyü etiketler. Bu nedenle ifade “genç bir kadın country müzik yıldızı” anlamına gelir; küçük bir yıldız ya da kırsal kesimden biri anlamına gelmez. Starlet küçültücü bir sözcüktür ve tarihsel olarak cinsiyet vurgusu taşır. Konuşmacı burada eski kamu imajına ait bu etiketi reddederek artık daha olgun ve yerleşik biri olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümlede country starlet ifadesi büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Kırsal kesimde görülen küçük bir yıldız
  2. Country müzikte genç ve yükselen bir kadın yıldız
  3. Kırsal bir bölgeden gelen yerleşik bir erkek şarkıcı
Cevabı göster

Country müzikte genç ve yükselen bir kadın yıldız

I'm someone who has made mistakes Dilbilgisi

3:53

Ben hatalar yapmış,

and been in hard situations and failed."

3:56

zor durumlara düşmüş ve başarısız olmuş biriyim.”

Deyimler

Kamuoyuna yeniden tanıtılma anlamında a coming out party

Burada a coming out party mecazdır: Albüm, yeni bir kamusal kimliğin dikkat çekici biçimde tanıtılması işlevini görür. Ardından gelen pop yıldızı olma, yetişkin olma ve artık genç bir country yıldızı olmama ifadeleri, sözün gerçek bir partiyi değil, sanatsal ve kişisel açıdan yeniden tanıtılmayı anlattığını gösterir. Tarihsel olarak coming-out party, kişinin sosyeteye resmen tanıtıldığı bir etkinlik olabilirdi. İnceleme ve yorumlarda bu fikir, birinin ortaya çıkışını veya yeni statüsünü kamuoyuna duyuran eser, performans ya da başarıları kapsayacak şekilde genişletilir. İfade tek başına cinsel yönelimin açıklanması anlamına gelmez; anlamı bağlam belirler.

Alıştırma

"The festival was a coming out party for the young director," cümlesinde a coming out party ne anlama gelir?

  1. Yönetmen için düzenlenen özel bir doğum günü kutlaması.
  2. Yönetmeni gelecek vadeden bir yetenek olarak kamuoyuna tanıtan bir etkinlik.
  3. Yönetmenin cinsel yönelimini zorunlu olarak açıklayan bir duyuru.
Cevabı göster

Yönetmeni gelecek vadeden bir yetenek olarak kamuoyuna tanıtan bir etkinlik.

Dilbilgisi

has made ... been ... failed: ortak kullanılan tek yardımcı fiil

Has yardımcı fiili, sıralanmış üç geçmiş zaman ortacının tamamını yönetir: has made, (has) been ve (has) failed. İngilizcede fiil öbekleri paralel olduğunda tekrarlanan yardımcı fiil atılabilir. Bu nedenle been ve failed de simple past değil, present perfect yapısındadır. Sıralanan present perfect öbekleri, konuşmacının bugünkü kimliği açısından hâlâ önemli olan deneyimleri bir araya getirir. Bunlar olayları adım adım zaman sırasıyla anlatmak yerine yaşam deneyimlerini topluca sunar.

Alıştırma

Tek bir ortak yardımcı fiil kullanarak present perfect listesini tamamlayın: He ____ completed the course, found a mentor, and started a new job.

Cevabı göster

has