Lyft için AWS Yapay Zeka Temsilcileri: Sürücülerin Yollara Daha Hızlı Dönmesini Sağlıyor: İngilizce çalışma notları

Business Insider

Öğrenme zorluğu
663 kelime 168 kel/dk

Video özeti: Lyft ve AWS, sürücülerin rutin taleplerini hızla çözen ve zor vakaları insanlara bırakan bir destek asistanını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “in their own words.” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: bir sorunu senaryosuz anlatmak; destek, görüşme ve yeniden anlatmada kullanışlıdır. 2. “intent classification.” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: eylemden önce amacı belirten destek ve yapay zekâ terimidir; sınıflandırmayı ele almadan ayırır. 3. “that bar of complexity is going to keep going up and up and up.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: yükselen çıta otomasyondan sonra insanlara kalan zor işi temsil eder; up tekrarı sürekli değişimi vurgular.

Bu derste

We are facing one of the biggest,

0:00

En büyük sorunlardan biriyle karşı karşıyayız;

I'll call it a pandemic of sorts, loneliness. Kalıp ifadeler

0:03

ben buna bir tür salgın diyeceğim: yalnızlık.

Kalıp ifadeler

of sorts: yaklaşık bir adlandırma

Of sorts, bir isimden ya da isim öbeğinden sonra gelir ve “alışılmadık, kusurlu ya da tam anlamıyla tipik olmayan bir tür” demektir. Burada a pandemic of sorts, yalnızlığı gerçek anlamda tıbbi bir pandemi olarak sınıflandırmadan pandemiyle karşılaştırır. Bu ifade, konuşanın güçlü bir adlandırma kullanırken ona biraz mesafe koymasını sağlar. İsim + of sorts yapısını “geniş anlamda o isimle adlandırılabilecek bir şey” olarak anlayabilirsiniz.

Alıştırma

Adlandırmanın yaklaşık olduğunu gösteren iki kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The empty classroom became a studio ____ during the renovation.

Cevabı göster

of sorts

And Lyft's mission is to get people off their couches and go out into the world and interact with each other. Deyimler

0:05

Lyft'in misyonu da insanların koltuklarından kalkıp dışarı çıkmalarını, dünyaya karışmalarını ve birbirleriyle etkileşim kurmalarını sağlamak.

Deyimler

get people off their couches: harekete geçmeye teşvik etmek

get people off their couches ifadesinde get + person + off + place/state yapısı, “birinin bir yerden ya da durumdan ayrılmasını sağlamak veya buna ikna etmek” anlamına gelir. Couches, evde oturup hareketsiz kalmayı çağrıştırır; dolayısıyla ifade insanları evde kalmayı bırakıp dışarı çıkmaya teşvik etmek demektir. Burada gerçek bir koltuk bulunması gerekmez. Farklı durumlarda kullanılabilen get someone off the couch ifadesi genellikle birini etkin olmaya ya da katılım göstermeye motive etmek anlamına gelir.

Alıştırma

“Hareketsiz kalmayı bırakmam için beni motive ediyor” anlamındaki, koltukla ilgili üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: This dance class gets me ____ after a long day at my desk.

Cevabı göster

off the couch

Our contact center agents, what they're doing is herculean in so many ways. Notlar

0:18

İletişim merkezi temsilcilerimizin yaptığı iş, pek çok açıdan insanüstü bir çaba gerektiriyor.

Dilbilgisi

Bir değerlendirmenin öznesi olarak what they're doing

Baştaki Our contact center agents ifadesi, konuşma dilinde konuyu önden tanıtır. Ana tümce what they're doing ile başlar. Burada what, “onların yapmakta olduğu iş veya faaliyet” anlamına gelen serbest bir ilgi tümcesi kurar ve bu tümcenin tamamı dil bilgisel özne olur; what burada soru sormaz. is herculean yüklemi, faaliyetin tamamı hakkında güçlü bir değerlendirme yapar. Yeniden kullanılabilecek kalıp “[What + özne + fiil] + be fiilinin tekil biçimi + değerlendirme” şeklindedir. that ile kurulan bir tümce ise bir şeyin doğru olduğu gerçeğini sunar ve bu cümlede what yerine doğrudan kullanılamaz.

Alıştırma

“Onların yapmakta olduğu iş” anlamına gelen, kısaltmalı bir what tümcesiyle tamamlayın: ____ is remarkably effective.

Cevabı göster

What they're doing

Kültür

Herculean: olağanüstü zor ve büyük çaba gerektiren

Herculean, olağanüstü güç gerektiren başarılarıyla bilinen kahraman Hercules adından gelir. Bu cümlede mecazidir: temsilcilerin işi muazzam çaba gerektirir ve son derece zordur; işi gerçekten Hercules'ın yaptığı anlamına gelmez. Sözcük, difficult sözcüğünün ötesinde hayranlık ve vurgu katar. Neredeyse insanüstü emek gerektiriyormuş gibi görünen bir görevi, çabayı, zorluğu veya başarıyı sıkça niteler.

Alıştırma

“what they're doing is herculean” ifadesinde herculean ne anlatır?

  1. Fiziksel olarak büyüktür ama oldukça kolaydır.
  2. Muazzam çaba gerektirir ve son derece zordur.
  3. Mitolojideki Hercules tarafından yapılmıştır.
  4. Sık sık olur ve rutin bir iştir.
Cevabı göster

Muazzam çaba gerektirir ve son derece zordur.

When a rider or a driver is coming to us with something, Kalıp ifadeler

0:23

Bir yolcu ya da sürücü herhangi bir konuda bize başvurduğunda,

something has gone wrong in their experience. Kalıp ifadeler

0:27

yaşadığı deneyimde bir şeyler ters gitmiş demektir.

Kalıp ifadeler

come to someone with something: bir konuyla birine başvurmak

Burada coming to us with something, bir sorun, soru, istek veya fikir hakkında destek ekibiyle iletişime geçmek ya da ekibe başvurmak anlamına gelir. Temel olarak fiziksel bir hareketi veya elde bir nesne taşımayı anlatmaz. come to + kişi veya ekip + with + konu kalıbı, söz konusu konuyu o kişinin dikkatini ya da yardımını isteme nedeni olarak sunar. Bu cümlede something, yolcunun veya sürücünün deneyimindeki belirtilmemiş sorundur.

Alıştırma

come to someone with something kalıbının geçmiş zaman biçimini kullanın. A customer needed help, so she ____ a billing question.

Cevabı göster

came to us with

Kalıp ifadeler

gone wrong: ters gitmiş veya beklendiği gibi olmamış

Go wrong; başarısız olmak, arızalanmak, hata içermek veya amaçlanmayan bir biçimde gelişmek anlamına gelir. Burada kişinin hizmet deneyiminin bir bölümünün beklendiği gibi işlemediğini anlatır; kişiyi ahlaka aykırı davranmakla suçlamaz. Has gone wrong, present perfect biçimidir: has + geçmiş zaman ortacı gone. Daha önce gerçekleşen bir aksaklığın mevcut durumla hâlâ ilgili olduğunu gösterir ve kişinin neden destek ekibiyle iletişime geçtiğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi go wrong ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın. The payment page is still showing an error, so something ____.

Cevabı göster

has gone wrong

And I think we say the best support experience is not having any support experience. Anlatım akışı

0:29

Bence en iyi destek deneyimi, desteğe hiç ihtiyaç duyulmayan deneyimdir.

Anlatım akışı

En iyi destek deneyimi hiç desteğe ihtiyaç duymamaktır

“the best X is not having any X” yapısı bilinçli bir paradoks oluşturur: Bir deneyimin ideal hâlini, o deneyimden tamamen kaçınmak olarak tanımlar. Bu cümledeki ilk “support experience”, müşterilerin aldığı yardımın kalitesini; ikincisi ise destek ekibiyle iletişime geçme ihtiyacını anlatır. Dolayısıyla bu ifade, müşterilerin yardıma ihtiyaç duymaması için sorunları önlemenin daha iyi olduğunu savunur. Bu, destek ekibinin kaldırılmasını kelimesi kelimesine önermeyen, akılda kalıcı bir iş mesajıdır.

Alıştırma

Bu cümle bağlam içinde ne anlama geliyor: “And I think we say the best support experience is not having any support experience.”?

  1. Şirket destek ekibini kapatmalıdır.
  2. İdeal hizmet, müşterilerin yardıma ihtiyaç duymasını önler.
  3. Müşteriler destek ekibiyle daha sık iletişime geçmelidir.
Cevabı göster

İdeal hizmet, müşterilerin yardıma ihtiyaç duymasını önler.

Our customer care team handles upwards of a million plus contacts a month. Kalıp ifadeler

0:33

Müşteri hizmetleri ekibimiz ayda bir milyondan fazla başvuruyu ele alıyor.

Kalıp ifadeler

“upwards of”: bir sayıya ulaşan veya onu aşan miktarı belirtmek

“upwards of” bir sayının önüne gelerek miktarın o sayıya ulaştığını ve daha yüksek olabileceğini gösterir. “upwards of a million plus contacts” ifadesinde ekip, ayda bir milyon veya daha fazla başvuruyla ilgilenmektedir; ancak kesin toplam verilmez. “Contacts” müşterilerin telefonlarını, mesajlarını veya diğer yardım taleplerini ifade eder. “Upwards of” kesin bir sayı iddia etmeden yararlı bir alt sınır hissi verir; eklenen “plus” da “daha fazla” fikrini tekrarlar ve özenle yazılmış resmî metinlerden çok günlük konuşmada doğal durur.

Alıştırma

Hangi cümle, miktarın 10.000'e ulaştığını ve daha yüksek olabileceğini anlatmak için “upwards of” kullanıyor?

  1. The museum welcomes around 10,000 visitors each year, but the figure is only a rough estimate.
  2. The museum welcomes up to 10,000 visitors each year, so the total cannot exceed 10,000.
  3. The museum welcomes upwards of 10,000 visitors each year, and the total can be higher.
Cevabı göster

The museum welcomes upwards of 10,000 visitors each year, and the total can be higher.

It is high volume.

0:39

Başvuru hacmi çok yüksek.

It is customers who are frustrated

0:41

Karşımızda ya hayal kırıklığına uğramış müşteriler oluyor

or something has happened and they need help

0:44

ya da bir sorun yaşamış ve yardıma ihtiyaç duyanlar;

and the agents are trying their best to stay on top of that. Deyimler

0:46

temsilciler de tüm bunlara yetişmek için ellerinden geleni yapıyor.

Deyimler

stay on top of that: kontrolü sürdürmek ve zamanında ilgilenmek

Burada stay on top of that, durumu takip etmeye devam etmek ve yeni sorunlarla zamanında ilgilenmek demektir. That, sürekli gelen müşteri taleplerine gönderme yapar; fiziksel olarak bir şeyin üstünde olmak anlamına gelmez. Bu ifade kontrolü devam eden bir süreç olarak sunar: temsilciler kontrol etmeye ve yanıt vermeye devam ederek sorunun kontrolden çıkmasını önler. Tüm talepleri tek seferde bitirdikleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede stay on top of that ne anlama geliyor? En iyi cevabı seçin.

  1. Sorunun fiziksel olarak üstünde durmak.
  2. Yeni talepler geldikçe sorunu izlemeye ve ele almaya devam etmek.
  3. Bir işi bitirip durumu bir daha hiç kontrol etmemek.
Cevabı göster

Yeni talepler geldikçe sorunu izlemeye ve ele almaya devam etmek.

So our goal with AI was starting really slow and building trust. Kalıp ifadeler

0:51

Bu yüzden yapay zekâ konusunda hedefimiz, çok yavaş başlayıp güven oluşturmaktı.

Kalıp ifadeler

building trust: yavaş yavaş güven oluşturmak

Burada building trust, insanların yapay zekâya yavaş yavaş inanmasını ve ona güvenmesini sağlamak demektir. Building mecaz anlamdadır: tekrarlanan yararlı davranışlar, açık iletişim ve güvenilir sonuçlar zamanla güvenin büyümesini sağlar. -ing biçimi bunu tek anda elde edilen bir sonuç olarak değil, devam eden bir süreç olarak gösterir. Cümlede starting really slow ile birlikte kullanılarak konuşmacının kullanıcılarla ilişkisini nasıl geliştirmek istediğini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede building trust neyi anlatıyor? En iyi cevabı seçin.

  1. Tek bir sözden sonra güvenin hemen ortaya çıkması.
  2. Güvenin tekrarlanan güvenilir davranışlarla yavaş yavaş artması.
  3. Güvenin inşa edilebilen fiziksel bir nesne olması.
Cevabı göster

Güvenin tekrarlanan güvenilir davranışlarla yavaş yavaş artması.

They can access support a few different ways,

0:55

Desteğe birkaç farklı yoldan ulaşabiliyorlar,

but one of the main ways will be either through the help center or through their earnings tab. Dilbilgisi

0:57

ancak başlıca yollardan biri, Yardım Merkezi'ni ya da kazanç sekmesini kullanmak.

Dilbilgisi

either through ... or through ...: paralel iki yol

Either ... or ... iki destek yolunu seçenek olarak sunar. Burada mevcut kanalları sıralar; konuşanın hangi kanalların bulunduğundan emin olmadığını göstermez. Aynı edat olan through iki tarafta da kullanılır: either through the help center or through their earnings tab. Bu paralel yapı, iki yolu karşılaştırmayı kolaylaştırır. Her seçenek aynı edatı gerektiriyorsa edatı tekrarlamak yönergeleri özellikle net hâle getirebilir.

Alıştırma

İki yolu gösteren eşli yapıyla yönergeyi tamamlayın: You can get help ____ the website ____ the mobile app.

Cevabı göster

either through · or through

And through there they will open up our AI assistant. Öbek fiiller

1:02

Oradan da yapay zekâ asistanımızı açıyorlar.

Öbek fiiller

open up: bir arayüzü başlatmak veya görüntülemek

Bu yazılım bağlamında open up, “bir arayüzü başlatmak, görüntülemek veya ekrana getirmek” anlamına gelir. Dijital nesne our AI assistant, eylemin bir uygulama içinde gerçekleştiğini gösterir; up, öbek fiilin bir parçasıdır ve yukarı doğru hareketi anlatmaz. Anlam bağlama göre değişir. Bir kişi open up yaparak özel duygularını paylaşmaya başlayabilir; ancak open up sonrasında bir uygulama, menü, dosya veya asistan geliyorsa ifade normalde onu ekranda erişilebilir hâle getirmek anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümlede open up, “dijital bir arayüzü başlatmak veya görüntülemek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Tap the icon to open up the settings menu.
  2. The crew will open up the road after the repairs.
  3. After a long silence, Maya began to open up to her sister.
Cevabı göster

Tap the icon to open up the settings menu.

And the thing that we've really emphasized there is natural language. Kelime

1:05

Burada özellikle vurguladığımız nokta, doğal dil kullanımı.

Kelime

Yapay zekâ sistemlerinde natural language

Bu yapay zekâ bağlamında natural language, insanların iletişim kurarken kullandığı gündelik insan dilini ifade eder; İngilizce sorular veya serbestçe yazılmış açıklamalar buna örnektir. Programlama kodu, biçimsel gösterim ve önceden belirlenmiş komutlarla ya da menü seçenekleriyle sınırlı girdilerden farklıdır. Burada ifade, kullanıcı girdisinin biçimini anlatır. Belirli bir cümlenin rahat, akıcı veya ana dili İngilizce olan biri gibi duyulduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir ürün açıklamasında “users can search in natural language” ne anlama gelir?

  1. Arama sonuçları her zaman samimi ve akıcı duyulur.
  2. Komutları bir programlama dilinde yazmaları gerekir.
  3. Gündelik soruları veya açıklamaları kendi sözleriyle yazabilirler.
Cevabı göster

Gündelik soruları veya açıklamaları kendi sözleriyle yazabilirler.

So being able to describe their issue in their own words. Kalıp ifadeler

1:08

Yani sorunlarını kendi kelimeleriyle anlatabilmeleri.

Kalıp ifadeler

In their own words: kendi sözleriyle

In their own words, insanların bir kaynağı kopyalamak, hazır bir metni tekrarlamak veya yalnızca önceden belirlenmiş ifadeler arasından seçim yapmak yerine bir şeyi kendi seçtikleri ifadelerle anlatmaları demektir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: in my own words, in your own words veya in her own words. Bu ifade kişisel bir anlatıma izin verir; her bir sözcüğün mutlaka farklı olmasını gerektirmez.

Alıştırma

Öğretmenin yönergesini, tek bir öğrenciye hitap edecek şekilde hedef ifadeyle tamamlayın: “Do not copy the paragraph. Explain the idea ____.”

Cevabı göster

in your own words

We've had almost 70% of our drivers today use AI.

1:11

Bugün sürücülerimizin neredeyse %70'i yapay zekâyı kullanıyor.

We're building deep trust that if it cannot solve the issue, Dilbilgisi

1:15

Şu konuda güçlü bir güven duygusu oluşturuyoruz: Sorunu çözemezse,

it very quickly will get me to a human. Kelime

1:20

beni çok hızlı bir şekilde bir müşteri temsilcisine yönlendirecek.

Dilbilgisi

Gerçek bir gelecek koşulu için If it cannot ..., it will ...

Bu, gelecekle ilgili gerçek bir koşuldur. if yan cümlesi, ortaya çıkabilecek bir sorunu belirtmek için şimdiki biçim olan cannot sözcüğünü kullanır; cannot burada geçmişte yaşanmış bir başarısızlığı anlatmaz. Ana cümle, sorun gerçekleşirse ortaya çıkacak sonucu taahhüt etmek için will kullanır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp If + şimdiki biçim, ... will + fiilin yalın hâlidir. Normal gelecek koşullarında will, if sözcüğünden sonra değil sonuç cümlesinde yer alır.

Alıştırma

Hangi cümle, olası bir sorun hakkında geleceğe yönelik gerçek bir hizmet taahhüdünde bulunur?

  1. If the payment terminal will not read your card, it asks you to try again.
  2. If the payment terminal could not read your card, it would ask you to try again.
  3. If the payment terminal cannot read your card, it will ask you to try again.
Cevabı göster

If the payment terminal cannot read your card, it will ask you to try again.

Kelime

Destek aktarımı için Get me to a human

Müşteri desteği bağlamında get someone to a human, kişinin insan bir müşteri temsilcisine bağlanmasını veya aktarılmasını sağlamak anlamına gelir. Buradaki get bir sonuç anlamı taşır: kişinin destek sürecindeki bir sonraki noktaya ulaşmasını sağlar. A human, a human agent ifadesinin kısaltılmış hâlidir ve yapay zekâ, bot veya otomatik menüyle karşıtlık kurar. Birini fiziksel olarak bir yere götürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, get kullanan ve “beni insan bir müşteri temsilcisine bağla” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The chatbot kept failing, so I asked it to ____.

Cevabı göster

get me to a human

And that's the relationship that we wanted our customers, and our drivers to have.

1:22

Müşterilerimizin ve sürücülerimizin onunla kurmalarını istediğimiz ilişki de tam olarak buydu.

AWS announced about two and a half years ago the AWS Generative AI Innovation Center. Kültür

1:26

AWS, yaklaşık iki buçuk yıl önce AWS Generative AI Innovation Center'ı duyurdu.

Kültür

Bir AWS kuruluşu olarak AWS Generative AI Innovation Center

AWS Generative AI Innovation Center, müşterilerin üretken yapay zekâ projelerini gerçekleştirmelerine yardımcı olan bir AWS kuruluşunun resmî adıdır. Bu bağlamda Center; bilim insanları, mühendisler, stratejistler ve mimarlar gibi uzmanları bir araya getirir. Buradaki Center, düzenli bir uzman grubunu veya programı ifade eder; ziyaret edilen bir bina ya da müşteri hizmetleri iletişim merkezi değildir. Bunun belirli bir AWS kuruluşunun adı olduğunu bilmek, daha sonraki iş birliğini ve uzmanlık rollerini takip etmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede AWS Generative AI Innovation Center neyi ifade ediyor?

  1. Müşterilerin üretken yapay zekâ projelerine uzman ekipler getiren belirli bir AWS kuruluşu
  2. Destek çağrılarını yanıtlayan fiziksel bir müşteri hizmetleri masası
  3. Yapay zekâyla deney yapan herhangi bir ekip için kullanılan genel bir ad
Cevabı göster

Müşterilerin üretken yapay zekâ projelerine uzman ekipler getiren belirli bir AWS kuruluşu

And that is allowing us to bring our deep science experts, engineers, strategists, Dilbilgisi

1:33

Bu sayede ileri düzey bilim uzmanlarımızı, mühendislerimizi ve stratejistlerimizi,

and architects to work with our customers across the globe,

1:40

mimarlarımızla birlikte dünyanın dört bir yanındaki müşterilerimizle çalışmak üzere bir araya getirebiliyoruz;

bringing deep technical expertise to real world problems and solving them in a manner that allows businesses to get the outcomes that they're expecting. Notlar

1:43

böylece derin teknik uzmanlığımızı gerçek dünya sorunlarına taşıyor ve bu sorunları, işletmelerin bekledikleri sonuçları elde etmelerini sağlayacak şekilde çözüyoruz.

Dilbilgisi

allowing us to bring: allow + nesne + to'lu mastar

allowing us to bring ifadesinde allowing fiilinden sonra us nesnesi ve to bring biçimindeki to'lu mastar gelir: allow + someone + to do something. Us, bu yeteneği kazanan grubu; uzmanlar ise grubun getirebildiği kişileri belirtir. Burada allow yalnızca izin vermek değil, mümkün kılmak veya yapabilmesini sağlamak anlamına gelir. Bu yapı, bir araç, politika ya da düzenlemenin bir kişinin ne yapabilmesini sağladığını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için allow fiilinin -ing biçimini, us nesnesini ve compare fiilini kullanın: The new dashboard is ____ results more quickly than before.

Cevabı göster

allowing us to compare

Kalıp ifadeler

Derin teknik uzmanlığı gerçek dünyadaki sorunlara uygulamak

Burada bringing deep technical expertise to real world problems, son derece uzmanlaşmış teknik bilgiyi pratik sorunlara uygulamak anlamına gelir. Bring fiziksel olarak taşımayı anlatmaz: bring + expertise/skills/experience + to + bir sorun veya proje kalıbı, gereken yerde söz konusu yetkinlikle katkıda bulunmak demektir. Deep, expertise sözcüğünü güçlendirir; bilginin yalnızca temel değil, ileri ve ayrıntılı olduğunu gösterir. Bu birleşim, uzmanların zorlu işlere nasıl yardımcı olduğunu anlatırken yaygındır.

Alıştırma

Uzmanların ileri düzey bilgiyi pratik bir soruna uyguladığını en doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Our engineers bring the factory's safety problem to deep technical expertise.
  2. Our engineers bring deep technical expertise to the factory's safety problem.
  3. Our engineers carry deep technical expertise toward the factory's safety problem.
Cevabı göster

Our engineers bring deep technical expertise to the factory's safety problem.

Kelime

in a manner that: bir biçimde

In a manner that, “bir şekilde” veya “bir biçimde” anlamına gelir ve in a way that ifadesine yakındır. Bir eylemin nasıl gerçekleştirildiğini ve bu eylem biçiminin neyi mümkün kıldığını açıklayan bir yan cümle başlatır. Buradaki that yan cümlesi, işletmelerin beklenen sonuçlara ulaşmasını sağlayan bir sorun çözme biçimini anlatır. Bu yapıda manner, “biçim veya yöntem” demektir; kibar davranış anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir proje yöneticisi resmi bir raporda “We changed the process in a manner that reduces waste.” yazıyor. Burada in a manner that uygun mudur?

  1. Hayır. Manner yalnızca kibar davranışa gönderme yapabilir.
  2. Evet. Sürecin nasıl değiştirildiğini resmi biçimde anlatıyor.
Cevabı göster

Evet. Sürecin nasıl değiştirildiğini resmi biçimde anlatıyor.

Okay, I'm a driver. Anlatım akışı

1:51

Peki, ben bir sürücüyüm.

I have questions about my pay.

1:52

Kazancımla ilgili sorularım var.

Anlatım akışı

Tamam, ben bir sürücüyüm. Ücretim hakkında sorularım var. — Canlandırmaya geçiş

Burada Okay, somut bir örneğe geçişi belirtir. Konuşan kişi, sürecin nasıl işlediğini göstermek için bir sürücünün rolünü birinci tekil şahısla üstlenir; gerçek işinin bu olduğunu söylemiyordur. Cümlenin geri kalanı kullanıcının durumunu ve ihtiyacını verir: sürücü ücretini sormak ister. Bu kısa geçiş, birinci şahıs rolü ve belirli ihtiyaç kalıbı, bir gösterimi veya açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki Okay temel olarak ne yapıyor? “Okay, I'm a driver. I have questions about my pay.”

  1. Konuşanın önceki yanıtının doğru olduğunu doğrular.
  2. Bir canlandırma örneğine geçişi belirtir.
  3. Konuşanın sohbeti bitirdiğini gösterir.
Cevabı göster

Bir canlandırma örneğine geçişi belirtir.

The AI Assist asks me,

1:54

AI Assist benden,

you know, in my own words, Ton ve niyet

1:56

yani kendi ifadelerimle,

what am I there for?

1:57

neden geldiğimi anlatmamı istiyor.

Ton ve niyet

you know, — Konuşmayı düzenleyen gayriresmî söylem belirteci

Bu cümlede you know gerçek bir soru değil, bir söylem belirtecidir. Konuşan kişiye açıklamasını düzenlemesi için kısa bir an verir ve dinleyicinin varsayılan durumu takip etmesine yardımcı olur; cevap beklenmez. Bu ifade, AI Assist'in konuşan kişinin kendi kelimeleriyle sorduğu sorunun içine yerleşir. Konuşmanın akışını yumuşatabilir veya konuşmanın doğaçlama olduğunu gösterebilir; ana soru yine “what am I there for?” olarak kalır.

Alıştırma

“The new app is easier to use, you know, once you change the settings.” cümlesinde you know ne yapıyor?

  1. Gayriresmî bir söylem belirteci olarak görev yapar; cevap gerekmez.
  2. Dinleyicinin ayarları nasıl değiştireceğini bilip bilmediğini sorar.
  3. Uygulamanın kullanılmasının imkânsız olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Gayriresmî bir söylem belirteci olarak görev yapar; cevap gerekmez.

Some questions or interactions will be fairly straightforward. Kelime

1:58

Bazı sorular veya etkileşimler oldukça basit olacaktır.

Some will be quite complex

2:02

Bazıları oldukça karmaşık,

and in some cases actually very ambiguous. Anlatım akışı

2:04

bazılarıysa gerçekten çok belirsiz olabilir.

Kelime

fairly straightforward ... quite complex ... very ambiguous: değerlendirme derecelerini kesin ifade etmek

Fairly, quite ve very zarfları kendilerinden sonra gelen değerlendirmelerin derecesini belirtir. Burada fairly straightforward bazı etkileşimlerin makul ölçüde açık ve kolay ele alınabilir olduğunu; quite complex diğerlerinin işlenmesinin epey zor olduğunu; very ambiguous ise bazılarının amacının son derece belirsiz veya birden fazla yoruma açık olduğunu gösterir. Bu ilerleme yalnızca zarflardan değil, seçilen sıfatlardan da kaynaklanır: straightforward açıklık ve ele alma kolaylığıyla, complex işlem veya yapı zorluğuyla, ambiguous ise anlam belirsizliğiyle ilgilidir. Bu birleşimler, her şeyi yalnızca hard diye nitelemekten daha kesin ayrımlar sağlar.

Alıştırma

Tamamen basit olduğunu söylemeden, anlaşılması ve ele alınması makul ölçüde kolay bir görevi en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The task is quite complex.
  2. The task is fairly straightforward.
  3. The task is very ambiguous.
Cevabı göster

The task is fairly straightforward.

Anlatım akışı

in some cases: bir iddiayı durumların bir bölümüyle sınırlamak

In some cases, ardından gelen ifadenin kapsamını sınırlar: açıklama ilgili durumların tamamına değil, bir kısmına uygulanır. Cümlede very ambiguous ifadesinin bütün etkileşimler hakkında genel bir iddia gibi anlaşılmasını engeller. Bu ifade, koşullu ve daha dar kapsamlı bir iddia eklemek için çoğunlukla yan cümlenin başında veya and sözcüğünden sonra kullanılır. Burada cases, durumlar veya örnekler anlamındadır; dolayısıyla ifade, sonraki iddianın ne ölçüde geçerli sayılması gerektiğini göstererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Sonucun sayısı belirtilmemiş bir durum alt kümesinde ortaya çıktığını, ancak çoğu durumda ortaya çıkmasının gerekmediğini hangi cümle bildirir?

  1. In most cases, the backup fails.
  2. In all cases, the backup fails.
  3. In some cases, the backup fails.
Cevabı göster

In some cases, the backup fails.

And so that's an area where we have to work through to understand what we call intent classification. Notlar

2:07

Bu nedenle, “niyet sınıflandırması” dediğimiz şeyi anlamak için üzerinde çalışmamız gereken alanlardan biri de bu.

Öbek fiiller

work through: bir şeyi adım adım ele almak

Burada work through, zor bir alanı daha anlaşılır hâle gelene kadar adım adım inceleyip ele almak demektir. Vurgu yalnızca çalışmakta veya fiziksel olarak bir yerden geçmekte değil, karmaşıklığı aşamalı biçimde ele alma sürecindedir. Daha genel olarak work through + sorun, konu veya malzeme grubu, onu anlamak ya da yönetmek için parçalarını sırayla ele almak anlamına gelir.

Alıştırma

Anlaşmazlığı adım adım ele almayı vurgulayan öbek fiille cümleyi tamamlayın: “We need to ____ our differences before we sign the agreement.”

Cevabı göster

work through

Kalıp ifadeler

what we call: bir ad veya terim tanıtmak

What we call + bir ad veya terim, konuşanın ait olduğu grubun bir şey için kullandığı etiketi tanıtır. Bu cümlede yapı, tartışılan zor alandan intent classification teknik terimine geçiş sağlar. Burada what açık uçlu bir soru oluşturmaz. Yan cümle ‘X adını verdiğimiz şey veya süreç’ anlamına gelir ve bu nedenle what we call X şeklindeki düz cümle sırasını korur.

Alıştırma

Konuşanların kullandığı terimi tanıtan üç kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: “This pattern is ____ semantic narrowing.”

Cevabı göster

what we call

Kelime

intent classification (niyet sınıflandırması)

Niyet sınıflandırması, konuşmalı bir yapay zekâ sisteminin kullanıcının mesajını önceden tanımlanmış bir hedefle, yani niyetle eşleştirdiği aşamadır. Örneğin I need to change my address mesajı, adres değiştirme niyeti olarak etiketlenebilir. Bu aşama, mesajın neyi gerçekleştirmeye çalıştığını belirler. İsteği yerine getirmez, sorunu çözmez ve kullanıcıyı bir kişi olarak sınıflandırmaz.

Alıştırma

Bir müşteri “I need to reset my password.” diye yazıyor. Niyet sınıflandırması önce ne yapar?

  1. Parolayı hemen sıfırlamak
  2. Mesajı parola sıfırlama isteği olarak belirlemek
  3. Müşteriyi yaşına göre gruplandırmak
Cevabı göster

Mesajı parola sıfırlama isteği olarak belirlemek

Once we get that, Dilbilgisi

2:12

Bunu belirledikten sonra,

you then move on to doing what's called intent handling. Notlar

2:13

ardından “niyet işleme” denen aşamaya geçiyorsunuz.

Dilbilgisi

Once we get that: sonraki adımdan önce bir adımın tamamlanması

Once bir zaman koşulu getirir: bağlı cümledeki eylem, ana cümledeki eylem gerçekleşmeden önce tamamlanmalıdır. Once we get that ifadesindeki that, gerekli sonucu, yani belirlenmiş niyeti ifade eder ve konuşmacı buradan sonraki adıma geçer. Talimatlarda ve süreç açıklamalarında Once + geniş zaman, ... yapısı, ikinci adımın birinci adımın tamamlanmasına bağlı olduğunu gösterir. Buradaki once, ilk adım tamamlandığında anlamına gelir; bir kez anlamına gelmez.

Alıştırma

Üretimin yalnızca gelecekte onay alındıktan sonra başlayabileceğini doğal biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. Once we will get approval, we can start production.
  2. Once we getting approval, we can start production.
  3. Once we get approval, we can start production.
Cevabı göster

Once we get approval, we can start production.

Öbek fiiller

move on to doing: bir sonraki etkinliğe geçmek

move on to doing ifadesinde move on, mevcut aşamayı bırakıp bir sonraki etkinliğe geçmek anlamına gelir. Buradaki sonraki etkinlik, intent handling denen işlemi yapmaktır. to sözcüğü move on to edat öbeğinin bir parçasıdır; bu nedenle ardından bir isim veya -ing biçimi gelebilir: move on to the next task; move on to discussing the results. Bu kalıpta to, mastar işareti değildir.

Alıştırma

Cümleyi move on to ve discuss fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After reviewing the budget, we'll ____ the hiring plan.

Cevabı göster

move on to discussing

Kelime

intent handling: niyet belirlendikten sonra harekete geçmek

Intent handling, bir sistemin kullanıcının ne istediğini belirledikten sonra harekete geçtiği aşamadır. Tanınan niyeti karşılamak için gereken yanıtı, iş akışını veya işlemi gerçekleştirir; yalnızca niyete bir etiket atamaktan ibaret değildir. Bu teknik kullanımda handling; yanıt üretmeyi, bilgi getirmeyi veya bir eylemi tetiklemeyi içerebilir. Bir şeyi fiziksel olarak elde tutmak anlamına gelmez ve yalnızca metin göndermekten daha geniştir.

Alıştırma

Bir sohbet robotu kullanıcının niyetini zaten ResetPassword olarak belirlemiş ve şimdi bir sıfırlama bağlantısı gönderiyor. Bağlantının gönderilmesi hangi aşamadır?

  1. intent handling
  2. speech recognition
  3. intent classification
Cevabı göster

intent handling

So actually executing whatever that intent was. Dilbilgisi

2:16

Yani belirlenen niyet neyse, ilgili işlemi gerçekten gerçekleştiriyorsunuz.

Dilbilgisi

whatever that intent was ifadesinin anlamı ve görevi

Whatever that intent was, serbest ilgi yan cümlesidir. “Belirli içeriği ne olursa olsun o niyet” anlamına gelir. Yan cümlenin tamamı executing eyleminin nesnesidir. Burada whatever, tam olarak hangi niyetin söz konusu olduğunun değişebileceğini veya hâlâ belirtilmemiş olabileceğini gösterir. Yine de eylem olası her niyete uygulanır. Bu yapıda kayıtsızlık değil, sınırsız seçim ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede whatever, “seçilen herhangi bir kural” anlamında bir isim yan cümlesi oluşturur?

  1. The system follows whatever rule the administrator selects.
  2. The system follows where the administrator selects the rule.
  3. The system follows whenever the administrator selects the rule.
Cevabı göster

The system follows whatever rule the administrator selects.

It's really incredible to just see this magical moment where they start to share their issue and they might be a little hesitant. Notlar

2:19

Sorunlarını anlatmaya başladıkları ve başta biraz çekingen olabildikleri o büyülü anı görmek gerçekten inanılmaz.

Dilbilgisi

moment where: soyut bir isimden sonra where

Moment where yapısında where, o anda ne olduğunu açıklayan bir ilgi yan cümlesini başlatır: kişiler sorunlarını paylaşmaya başlar ve biraz çekingen davranabilir. Yapı “içinde ... olan bir an” şeklinde anlaşılabilir; dolayısıyla where fiziksel bir yeri değil, soyut bir durumu belirtir. Aynı yapı point, stage, situation ve case gibi soyut isimlerden sonra da kullanılabilir. Ardından gelen yan cümleyi o isimle bağlantılı sahne veya koşullar bütünü olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede where fiziksel bir yeri değil, soyut bir aşamada ne olduğunu açıklamak için kullanılmıştır?

  1. She asked where everyone had met.
  2. We reached a stage where everyone could speak openly.
  3. We visited the café where everyone met.
Cevabı göster

We reached a stage where everyone could speak openly.

Ton ve niyet

might be a little hesitant: dikkatli ve yumuşatılmış bir yargı

Burada might, konuşanın yargısını kesin bir gerçek değil, bir olasılık olarak sunar. Şimdiki zamana ilişkin bir olasılığı belirtir; burada geçmiş zaman işareti değildir. A little, hesitant sıfatının derecesini azaltır. Birlikte kullanılan they might be a little hesitant, başka bir kişinin durumu hakkında dikkatli ve yumuşak bir gözlem bildirir. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + might be + a little + sıfat şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle konuşanın görüşünü hem dikkatli bir tahmin hem de düşük dereceli bir betimleme olarak sunar?

  1. They are a little hesitant.
  2. They might be very hesitant.
  3. They might be a little hesitant.
Cevabı göster

They might be a little hesitant.

And then as we show that this is really an intelligent assistant that can carry a conversation with them. Kalıp ifadeler

2:26

Ardından bunun, onlarla sohbet edebilen gerçekten akıllı bir asistan olduğunu gösterdikçe,

Kalıp ifadeler

carry a conversation: karşılıklı konuşmayı sürdürmek

Carry a conversation, diğer kişiye karşılık verip bir sonraki konuşma sırasını destekleyecek bir şey ekleyerek iki yönlü iletişimi sürdürmek demektir. Burada carry gerçek anlamıyla kullanılmaz. Bu cümlede can carry a conversation, tek bir bağımsız yanıt üretebilme yeteneğini değil, etkileşimi sürdürme yeteneğini değerlendirir. Bu ifade tek başına sohbetin derin, samimi veya keyifli olduğunu garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi “iki yönlü iletişimi sürdürmek” anlamına gelen tam eşdizimle tamamlayın: Even when the customer changes the subject, the assistant can ____.

Cevabı göster

carry a conversation

You see them open up more and like share more and ask follow-up questions. Notlar

2:32

daha çok açıldıklarını, daha fazlasını paylaşıp ek sorular sorduklarını görüyorsunuz.

Öbek fiiller

open up more: paylaşmaya daha istekli hâle gelmek

Burada open up, daha önce saklı tutulan düşünceler, duygular veya ayrıntılar hakkında dürüstçe konuşmaya daha istekli hâle gelmek demektir. Bir ekranı veya fiziksel nesneyi açmak anlamında değildir. More, bu açıklığın yavaş yavaş arttığını gösterir: güven veya emniyet hissi geliştikçe kişi eskisinden daha fazlasını paylaşır.

Alıştırma

Daha fazla paylaşmaya istekli hâle gelmek anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After several friendly conversations, Leo began to ____ about his worries.

Cevabı göster

open up more

Ton ve niyet

konuşma dolgu sözcüğü olarak like

Burada like, sevmek anlamındaki fiil veya benzer anlamındaki edat değil, konuşmada kullanılan bir dolgu sözcüğüdür. Konuşmacıya listeye share more ile devam etmeden önce söyleyeceği kısmı düzenlemek için kısa bir süre verir. Like çıkarıldığında temel dil bilgisi ve mesaj değişmez: You see them open up more and share more. Katkısı yeni bir eylem veya ilişki değil, konuşmanın akışı ve temposudur.

Alıştırma

'You see them open up more and like share more,' cümlesinde like ne işe yarar?

  1. Konuşmacıya düşüncenin sonraki kısmını düzenlemesi için zaman verir.
  2. İnsanların daha fazla paylaşmayı sevdiği anlamına gelir.
  3. Daha fazla paylaşmayı içini açmakla karşılaştırır.
Cevabı göster

Konuşmacıya düşüncenin sonraki kısmını düzenlemesi için zaman verir.

And then within seconds I have a resolution.

2:36

Ve saniyeler içinde çözüme ulaşıyorum.

That experience historically would have taken 10, 15 minutes that AI now can solve in less than 2 minutes. Notlar

2:39

Bu deneyim geçmişte 10-15 dakika sürerdi; yapay zekâ ise artık sorunu 2 dakikadan kısa sürede çözebiliyor.

Anlatım akışı

historically ... now: eski ölçüt ile güncel sonucun karşılaştırılması

Historically eski ölçütü sunar: bu deneyim daha önce yaklaşık on ila on beş dakika gerektirirdi. Now ise güncel sonucu sunar: yapay zekâ aynı deneyimi iki dakikadan kısa sürede ele alabilir. Bu zaman işaretlerini ölçülmüş iki sonucun yanına yerleştirmek, öncesiyle sonrası arasında bir karşılaştırma oluşturur. Bu düzenleme, değişimin boyutunu görmeyi kolaylaştırarak iyileşme iddiasını destekler. That ile kurulan gevşek konuşma dili bağlantısına rağmen ikinci bölüm ayrı bir olay değildir; eski ölçütün günümüzdeki karşılığıdır.

Alıştırma

Cümlede historically ve now ifadelerinin bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?

  1. Her iki süre tahmininin de güncel süreç için geçerli olduğunu gösterirler.
  2. Eski bir zaman ölçütüyle güncel sonucu karşılaştırırlar.
  3. Birbiriyle ilgisiz iki görevi zaman sırasıyla listelerler.
Cevabı göster

Eski bir zaman ölçütüyle güncel sonucu karşılaştırırlar.

Dilbilgisi

would have taken: gerçekleşmemiş bir geçmiş sonuç

Would have taken, would have + geçmiş zaman ortacı yapısındadır. Burada on ila on beş dakikalık süreyi, artık kullanılmayan eski süreç uygulanmış olsaydı beklenen geçmiş sonuç olarak sunar. Bu ifade, söz konusu deneyimin bu olayda gerçekten o kadar sürdüğünü bildirmez. Eski sonuç varsayımsal veya gerçeğe aykırıdır ve yapay zekânın şimdi yapabildiği şeyle karşılaştırma için bir ölçüt oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi geçmişte gerçeğe aykırı sonucu verecek şekilde tamamlayın: If we had used the old process yesterday, the report ____ three hours to complete; with the new software, it took twenty minutes.

Cevabı göster

would have taken

So overall for our AI assistant, we're seeing usage rates around 70%, Anlatım akışı

2:47

Genel olarak yapay zekâ asistanımızın kullanım oranının %70 civarında olduğunu görüyoruz;

Anlatım akışı

Özete geçiş ifadesi olarak So overall

Bu cümlede So overall, tek tek gözlemlerden yapay zekâ asistanına ilişkin birleşik bir değerlendirmeye geçildiğini gösterir. So, özeti az önce ele alınanlara bağlarken overall ardından gelen kullanım oranını genel tabloyu yansıtan sonuç olarak sunar. Bu ifade, sonucun her durumda geçerli olduğu anlamına gelmez. Dinleyicilere olası istisnalara yer bırakarak kanıtları birlikte değerlendirmeleri gerektiğini bildirir.

Alıştırma

Konuşmacının çeşitli ayrıntılardan birleşik bir sonuca geçtiğini en iyi belirten başlangıç hangisidir?

  1. In contrast
  2. For example
  3. First of all
  4. So overall
Cevabı göster

So overall

so our riders and our drivers are picking this as their support channel. Kalıp ifadeler

2:52

yani yolcularımız ve sürücülerimiz destek kanalı olarak bunu seçiyor.

Kalıp ifadeler

pick something as a role or use: bir şeyi rol ya da kullanım amacıyla seçmek

picking this as their support channel ifadesinde pick fiilinin nesnesi this'tir; as their support channel ise seçilen şeyin üstleneceği rolü ya da işlevi belirtir. Buradaki this, yapay zekâ asistanına gönderme yapar: yolcular ve sürücüler destek almak için onu kanal olarak seçmektedir. Aktarılabilir kalıp pick + nesne + as + rol/kullanım biçimidir. Birini veya bir şeyi o sıfatla hizmet etmesi için seçmek anlamına gelir; bir şeyi yerden almak ya da toplamak anlamındaki pick değildir.

Alıştırma

Jordan'ın seçildiği rolü tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: The committee picked Jordan ____ team captain.

Cevabı göster

as

We are seeing really high accuracy rates in terms of the resolutions that we're giving to them, Kalıp ifadeler

2:56

Onlara sunduğumuz çözümlerde doğruluk oranlarının gerçekten yüksek olduğunu görüyoruz;

Kalıp ifadeler

in terms of ...: değerlendirmeyi tek bir yönle sınırlamak

in terms of, değerlendirilen yönü veya boyutu tanıtır. Burada “gerçekten çok yüksek doğruluk oranları” ifadesini kullanıcılara sunduğumuz çözümlerle sınırlar; yani her alanda doğruluğun yüksek olduğunu söylemez. Bu ifade, değerlendirme + in terms of + yön şeklinde yeniden kullanılabilir bir yapı oluşturur. Hukuki ya da sözleşmeye bağlı terimleri değil, “hangi açıdan?” sorusunun cevabını gösterir.

Alıştırma

Değerlendirmeyi tek bir yönle en iyi sınırlayan ifade hangisidir? The new laptop is impressive ___ battery life.

  1. because of
  2. instead of
  3. in terms of
Cevabı göster

in terms of

seeing it in that like 85%, 90% range.

3:01

bu oranlar yaklaşık %85 ila %90 arasında seyrediyor.

Technology could be amazing, Dilbilgisi

3:04

Teknoloji harika olabilir,

but if you don't use it properly to drive either business or mission outcomes, Kalıp ifadeler

3:06

ama onu iş veya misyon hedeflerine ulaşmak için doğru kullanmazsanız,

it doesn't make it valuable.

3:12

değer yaratmaz.

Dilbilgisi

could be amazing, but if ... it doesn't make it valuable: potansiyel ve gerçekleşen değer

could be amazing, but if ... yapısı bir taviz ve koşul oluşturur. could be amazing, teknolojinin olası gücünü kabul eder ancak onun zaten değerli olduğunu söylemez. but if koşulu getirir: doğru kullanım, iş sonuçları ya da misyon hedefleri üretmelidir. Cümlenin sonundaki it teknolojiye gönderme yapar. make it valuable, yalnızca teknolojiyi etkileyici göstermek değil, anlamlı sonuçlar üretmesini sağlamak demektir. Bu nedenle cümle potansiyel ile gerçekleşmiş değeri ayırır: teknoloji, bir sonuca ulaşmak için doğru kullanıldığında önem kazanır.

Alıştırma

Bu cümlenin ana fikri nedir?

  1. Teknolojinin potansiyeli vardır, ancak anlamlı sonuçlara ulaşmak için doğru kullanıldığında değer yaratır.
  2. Teknoloji yalnızca iş ortamlarında değer yaratabilir; misyonla ilgili çalışmalarda yaratamaz.
  3. Teknoloji, özellikleri etkileyici olduğu için zaten değerlidir.
Cevabı göster

Teknolojinin potansiyeli vardır, ancak anlamlı sonuçlara ulaşmak için doğru kullanıldığında değer yaratır.

Kalıp ifadeler

İş veya misyon sonuçlarını ilerletmek

Bu cümlede drive outcomes, gerçek sonuçların ortaya çıkmasına veya ilerlemesine yardımcı olmak demektir. Drive burada araç kullanmak anlamına gelmez ve tek bir eylemin sonucu garanti ettiğini de ileri sürmez. Either business or mission iki olası sonuç türünü bağlar: ticari sonuçlar ve bir kuruluşun amacıyla bağlantılı gerçek dünya etkisi. Outcomes yalnızca tamamlanan faaliyetleri değil, elde edilen etkileri ifade eder.

Alıştırma

Bir strateji toplantısında drive either business or mission outcomes en doğal biçimde ne anlama gelir?

  1. Ticari sonuçların veya bir amaçla bağlantılı etkinin oluşmasına yardımcı olmak
  2. İşletmeleri veya görevleri yeni bir yere taşımak
  3. Etkilerini dikkate almadan faaliyetleri tamamlamak
Cevabı göster

Ticari sonuçların veya bir amaçla bağlantılı etkinin oluşmasına yardımcı olmak

And showing the aha moment and driving those outcomes that they're after is what excites me. Notlar

3:14

İnsanlara o “işte bu!” anını yaşatmak ve peşinde oldukları sonuçlara ulaşmalarını sağlamak beni heyecanlandırıyor.

Deyimler

“aha moment” ifadesi

Aha moment, bir şeyin birdenbire netleştiği veya bir fikrin değerini anladığınız andır. Aha, insanların anladıklarında verebileceği tepkiyi taklit eder; ancak bu ifade, birinin sözcüğü gerçekten yüksek sesle söylemesini gerektirmez. Burada teknoloji ile sonuçlar arasındaki bağlantıyı birine göstermek, bu kavrayış anını yaratır. İfade, anlayıştaki bir dönüm noktasını anlatır; sonrasında uzun süreli memnuniyet olduğunu göstermez.

Alıştırma

Ani bir kavrayışı anlatan yaygın ifadeyi tamamlayın: After looking at the diagram, Mia had an ____ moment and understood the system.

Cevabı göster

aha

Kelime

outcomes that they're after ifadesindeki be after

outcomes that they're after ifadesinde be after, “istemek, aramak veya elde etmeyi ummak” anlamına gelir. that they're after ilgi cümleciği hangi outcomes ifadesinden söz edildiğini, yani müşterilerin istediği sonuçları belirtir. Buradaki after, be after yapısının bir parçasıdır; zaman veya fiziksel konum bildirmez. after sözcüğünün nesnesi ilgi zamiri that olduğu için edat doğal olarak cümleciğin sonunda kalır. Temel ilişki they are after those outcomes cümlesinden anlaşılabilir.

Alıştırma

Örnekte outcomes that they're after ne anlama geliyor?

  1. ulaşmak istedikleri sonuçlar
  2. fiziksel olarak arkalarında bulunan sonuçlar
  3. daha sonra gerçekleşen sonuçlar
Cevabı göster

ulaşmak istedikleri sonuçlar

Dilbilgisi

X is what excites me odak kalıbı

X is what excites me kalıbı, konuşmacının heyecanının belirli kaynağının X olduğunu gösterir. What excites me, “the thing that excites me” anlamına gelen serbest bir ilgi cümleciğidir; doğrudan soru değildir. Burada X, iki eş görevli -ing öbeğinden oluşur: showing the aha moment ve driving those outcomes. Konuşmacı iki eylemi birlikte tek bir genel motivasyon olarak sunduğu için tekil is kullanımı doğaldır. Genel olarak uyum X'e göre yapılabilir; Fresh ideas are what excite me bunun bir örneğidir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi X is what excites me odak kalıbıyla tamamlayın: Solving a problem together ____ me about this work.

Cevabı göster

is what excites

And as we've been collaborating with the Generative AI Innovation Center, Dilbilgisi

3:21

Generative AI Innovation Center ile iş birliğimizi sürdürürken,

we've really started to transition from just being able to answer educational questions to building AI agents but is conversational and natural Kalıp ifadeler

3:25

yalnızca bilgilendirme amaçlı soruları yanıtlamanın ötesine geçip doğal bir dille sohbet edebilen yapay zekâ ajanları geliştirmeye başladık

Dilbilgisi

as we've been collaborating: değişim için süregelen bir zaman arka planı

Bu cümlede as, ana cümledeki değişimin geliştiği zaman dilimini belirtir. Burada esas olarak ‘… sırasında’ veya ‘… devam ettikçe’ anlamındadır; ‘çünkü’ anlamı ön planda değildir. We've been collaborating, have + been + -ing yapısındaki present perfect continuous biçimidir. İş birliğinin daha önce başladığını ve şimdiye kadar devam ettiğini gösterir. as we've been collaborating bütünü, we've ... started to transition değişimi için süregelen bir zaman arka planı oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle, başlamış olan bir değişime süregelen zaman arka planı vermek için as ile present perfect continuous kullanıyor?

  1. As we've been testing the new schedule, we've started to notice fewer delays.
  2. As we tested the new schedule last month, we noticed fewer delays.
  3. Because we've been testing the new schedule, we've started to notice fewer delays.
Cevabı göster

As we've been testing the new schedule, we've started to notice fewer delays.

Kalıp ifadeler

paralel -ing yapılarıyla transition from ... to ...

Transition from A to B hem başlangıç noktasını hem de yeni yönü belirtir. Burada başlangıç noktası just being able to answer educational questions, varış noktası ise building AI agents ifadesidir. Bu eşleşmiş yapıda from ve to birer edattır; bu nedenle her biri bir -ing yapısı alabilir. Being ve building paralel biçimlerdir. İki tarafı paralel tutmak değişimin kolay anlaşılmasını sağlar.

Alıştırma

Eksik iki edatı yazarak transition from A to B kalıbını tamamlayın: The library is transitioning ____ lending only printed books ____ offering digital resources too.

Cevabı göster

from · to

and goes beyond just sharing a resolution and actually can take an action on behalf of the user and give them that faster resolution that we are really excited about. Notlar

3:34

ve bu ajanlar yalnızca çözüm paylaşmanın ötesine geçerek kullanıcı adına gerçekten işlem yapabiliyor ve ona, bizi çok heyecanlandıran o daha hızlı çözümü sunabiliyor.

Öbek fiiller

goes beyond just sharing a resolution: yalnızca çözüm sunmanın ötesine geçmek

Burada goes beyond, “daha fazlasını yapar” veya “belirtilen başlangıç düzeyini aşar” anlamına gelir. Başlangıç düzeyi just sharing a resolution, yani yalnızca bir çözüm sunmaktır; ek yetenek ise kullanıcı için harekete geçmektir. go beyond + isim veya -ing biçimi, bir yeteneği ya da standardı yetersiz bir başlangıç düzeyi olarak sunar ve ardından daha ileri bir unsura işaret eder. Just bu düzeyi “yalnızca” ile sınırlandırarak karşıtlığı güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi go beyond ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This update ____ giving advice; it can carry out the task.

Cevabı göster

goes beyond

Kalıp ifadeler

on behalf of the user: kullanıcı adına

On behalf of the user, sistemin kullanıcının temsilcisi olarak veya kullanıcının yararına hareket ettiği anlamına gelir. Bu cümlede sistem, bilgi vermekten kullanıcı için bir eylem gerçekleştirmeye geçer. İfade bir temsilcilik ilişkisini belirtir ancak izin kapsamını tek başına belirlemez. Temsilcinin ne yapmasına izin verildiğini çevredeki bağlam göstermelidir.

Alıştırma

Cümleyi “onun yetkili temsilcisi olarak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: With her written permission, I signed the form ____ her.

Cevabı göster

on behalf of

As those low volume, low severity Kelime

3:44

Düşük hacimli, düşük önem düzeyindeki sorunlar

and high volume, high complexity issues

3:47

ve yüksek hacimli, son derece karmaşık sorunlar

Kelime

Operasyonlarda low volume, low severity ... high volume, high complexity issues

Bu operasyon bağlamında volume, ses yüksekliğini değil, ortaya çıkan veya ele alınması gereken sorunların sayısını ifade eder. Severity, bir sorunun etkisinin ne kadar ciddi olduğunu; complexity ise sorunu analiz etmenin veya çözmenin ne kadar zor olduğunu belirtir. Konuşmacı, karşıt sorun gruplarını anlatmak için low volume ile low severity ifadelerini ve high volume ile high complexity ifadelerini eşleştiriyor. Bunlar ayrı boyutlardır; dolayısıyla sorun sayısının yüksek olması, etkinin mutlaka ciddi veya çözümün mutlaka zor olduğu anlamına gelmez. Buradaki iki eşleştirme örnektir, eksiksiz bir sınıflandırma sistemi değildir.

Alıştırma

Bir destek ekibi 2.000 parola sıfırlama isteği alıyor, ancak her biri kolayca çözülebiliyor ve çok az zarara yol açıyor. Üç boyutu en iyi ayıran açıklama hangisidir?

  1. Low volume, high severity, and low complexity
  2. High volume, high severity, and high complexity
  3. High volume, low severity, and low complexity
Cevabı göster

High volume, low severity, and low complexity

start getting solved by Gen AI, Dilbilgisi

3:51

üretken yapay zekâ tarafından çözülmeye başladıkça,

Dilbilgisi

getting solved yapısındaki dinamik edilgen

getting solved yapısında get + past participle edilgen yapı kurar: issues çözme eylemini yapan değil, bu eylemden etkilenen taraftır. -ing biçimi start sözcüğünden sonra geldiği için kullanılmıştır. Daha nötr edilgen are solved ile karşılaştırıldığında start getting solved, başlamış olan bir değişimi öne çıkarır: sorunlar çözülme sürecine veya durumuna girmektedir. Bu yapı, sorunların aktif biçimde çözüm elde ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi getting ve solve fiilinin past participle biçimini kullanarak tamamlayın: Once the technician arrives, the network problem will start ____.

Cevabı göster

getting solved

our humans,

3:55

çalışanlarımızdan

what we are going to need them to solve,

3:56

çözmelerini isteyeceğimiz konularda

that bar of complexity is going to keep going up and up and up. Deyimler

3:59

karmaşıklık çıtası gitgide daha da yükselecek.

Deyimler

Karmaşıklık eşiği sürekli yükseliyor: going up and up and up

Bu cümlede bar, bir eşik ya da seviye için kullanılan bir mecazdır. The bar of complexity, insanların ele alması gereken işin zorluk seviyesini anlatır; fiziksel bir çubuğu veya içki servisi yapılan bir yeri anlatmaz. Going up, bu zorluk seviyesinin sürekli yükselmesi demektir. up sözcüğünü üç kez tekrarlamak vurguyu artırır ve yükselişin kesintisiz olduğu hissini verir: daha kolay işler ortadan kalktıkça geriye kalan işler daha fazla beceri gerektirir.

Alıştırma

“As routine tasks are automated, the bar of complexity keeps going up and up and up,” İngilizce cümlesinde yükselen nedir?

  1. Çalışan sayısı
  2. İnsanlara kalan işlerin zorluk seviyesi
  3. Fiziksel bir çubuğun yüksekliği
Cevabı göster

İnsanlara kalan işlerin zorluk seviyesi

And so enabling them with the right knowledge and just really investing in our people, Kalıp ifadeler

4:03

Bu yüzden onları doğru bilgiyle donatmak ve çalışanlarımıza gerçekten yatırım yapmak,

that's where we're headed in the future. Anlatım akışı

4:09

gelecekte izleyeceğimiz yol olacak.

Kalıp ifadeler

investing in our people: çalışanlara yatırım yapmak

Investing in our people, çalışanların gelişip işlerini iyi yapabilmeleri için onlara zaman, para, eğitim, araç, bilgi veya fırsat vermek anlamına gelir. İnsanları satın almayı değil, uzun vadeli desteği anlatır. Fiil kalıbı invest in + kişi, grup veya kaynaktır. Bir kuruluşta our people, çalışanlardan veya ekip üyelerinden topluca ve sıcak bir dille söz etmenin bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi “çalışanların uzun vadeli gelişimini desteklemek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: The company is ____ its people through training and mentoring.

Cevabı göster

investing in

Anlatım akışı

Gelecekte ilerleyeceğimiz yön bu

Buradaki that's, az önce açıklanan plana, yani insanlara doğru bilgiyi vermeye ve onlara yatırım yapmaya gönderme yapar. Konuşmacı bu planı kuruluşun gelecekte izleyeceği yön olarak sunar. that's where we're headed yapısı, fiziksel hareketi ilerleme için bir metafor olarak kullanır. Burada headed bir yere gitmek değil, bir hedefe doğru ilerlemek demektir; in the future bunun henüz tamamlanmış bir sonuç değil, geleceğe dönük bir yön olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun ve burada “that's where we're headed in the future” ifadesinin ne anlama geldiğini seçin: “And so enabling them with the right knowledge and just really investing in our people, that's where we're headed in the future.”

  1. İnsanların nerede bulunduğunu sorar.
  2. Kuruluşun fiziksel bir yere doğru gittiğini söyler.
  3. Kuruluşun bu değişimi zaten tamamladığını söyler.
  4. Kuruluşun gelecekteki yönünü anlatır.
Cevabı göster

Kuruluşun gelecekteki yönünü anlatır.