Atalarımızın dişleri düzgünken bizimkiler neden çarpık? - G. Richard Scott: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu ders, eski insanların genellikle düzgün dişlere ve yirmilik dişler için yeterli alana sahip olmasına karşın günümüzde diş çapraşıklığı ve gömülü dişlerin neden yaygın olduğunu inceliyor. Pişirme, tarım, gıdaları rafine etme ve endüstriyel işlemenin çiğneme yükünü azaltarak çenenin dişlerden daha hızlı küçülmesine yol açmış olabileceğini anlatıyor; ağırlıklı olarak çevresel olan bu hipotezi destekleyen hayvan deneylerini ve toplumlar arasındaki farkları değerlendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make the food they ate digestible. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: make + nesne + sıfat yapısının, bir eylemin ortaya çıkardığı durum değişikliğini kısa ve açık biçimde anlattığını fark edebilirsiniz. Bu kalıp; yiyeceği sindirilebilir, görevi yapılabilir veya bilgiyi erişilebilir hâle getirmeyi açıklamak için uyarlanabilir. 2. appear to be associated with greater chewing demands, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Doğrudan nedensellik iddiasında bulunmadan gözlemlenen bir ilişkiyi aktaran temkinli bilimsel söylemi öğrenirsiniz. Böylece verilerin gösterdiği bağlantıyla bir etkenin diğerine gerçekten neden olduğunun kanıtını ayırabilirsiniz. 3. something to chew over. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu ifadenin gerçekten çiğnenecek bir şeyi değil, dikkatle düşünülmeye değer bir konuyu anlattığını kavrarsınız. Burada diş ve çiğneme temasına bağlanan bir kelime oyunu da kurar; eğitici bir açıklamanın düşündüren, akılda kalıcı bir espriyle nasıl bitirilebileceğini gösterir.
Bu derste
All these ancient skulls have perfectly straight teeth despite almost certainly never sporting braces. Notlar
0:07Bütün bu antik kafatasları, neredeyse kesinlikle hiç diş teli takmamış olmalarına rağmen mükemmel derecede düzgün dişlere sahip.
perfectly straight teeth: tamamen düzgün sıralanmış dişler
perfectly straight teeth ifadesinde straight, dişlerin dizilişini anlatır: dişler çarpık değil, düzgün biçimde sıralanmıştır. Bir yönü anlatmaz ve dişlerin sağlıklı olduğunu da belirtmez. Perfectly, straight sözcüğünün derecesini güçlendirerek dizilişin tamamen ya da neredeyse kusursuz olduğunu gösterir.
Alıştırma
“Her teeth are perfectly straight.” cümlesinde straight ne anlama gelir?
- Dişler düzgün sıralanmıştır ve çarpık değildir.
- Dişler özellikle sağlıklıdır.
- Dişler doğrudan öne doğru uzanır.
Cevabı göster
Dişler düzgün sıralanmıştır ve çarpık değildir.
despite ... never sporting braces: despite + -ing ile ödün yapısı
Despite bir ödün ve karşıtlık ilişkisi kurar: ana cümledeki sonucu şaşırtıcı kılan bilgiyi gösterir. Burada almost certainly never sporting braces bir -ing öbeğidir; sporting bu bağlamda “takmak” anlamına gelir. Böylece cümle, düzgün dişlerle neredeyse kesin olarak hiç diş teli takmamış olma durumunu karşılaştırır. Despite'tan sonra isim, zamir ya da -ing öbeği kullanılır; doğrudan özne ve çekimli fiil içeren tam bir cümlecik gelmez. Almost certainly, mutlak kesinlik iddia etmeden çok yüksek bir güven belirtir; never ise sporting eylemini olumsuz yapar.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir karşıtlık kurmak için despite sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Despite of feeling tired, Jonah finished the hike.
- Despite feeling tired, Jonah finished the hike.
- Despite he felt tired, Jonah finished the hike.
Cevabı göster
Despite feeling tired, Jonah finished the hike.
sporting braces: sport fiilinin bir şeyi üzerinde taşıma anlamı
Burada sporting, ‘diş teli takmak’ anlamında kullanılan bir fiildir; sporla hiçbir ilgisi yoktur. Sporting braces, görünür bir özelliği canlı bir şekilde anlatır ve bu ifadenin kafatasları için kullanılması biraz mizah katar. Tarafsız wearing ile karşılaştırıldığında sport, birinin sahip olduğu veya sergilediği görünüme daha çok dikkat çeker. Aktarılabilir kalıp sport + görünür bir özellik ya da eşya şeklindedir; bunu o eşyayla spor yapmak olarak anlamayın.
Alıştırma
“The actor arrived sporting a bright red hat” cümlesinde sporting ne anlama gelir?
- şapkayla spor yapmak
- şapkayı takmak veya sergilemek
- şapkayı yapmak
Cevabı göster
şapkayı takmak veya sergilemek
this isn't some strange sample: tuhaf bir tekil vaka açıklamasını reddetmek
this isn't some strange sample yalnızca örneğin ne olduğunu bildirmez. Konuşmacı, sonucun tuhaf ve temsil gücü olmayan tek bir örnekten kaynaklandığı düşüncesini önceden reddeder; böylece ardından gelen kanıtları destekler. some burada örnek sayısını belirtmez. Olumsuz isn't some + isim yapısında, ismi rastgele seçilmiş ve kolayca göz ardı edilebilecek bir örnek gibi gösterebilir. Bu nedenle cümlede hafifçe tartışmacı ve önleyici bir ton vardır.
Alıştırma
Konuşmacı “This isn't some strange sample” derken esas olarak ne yapıyor?
- Yalnızca bir örnek olduğunu açıklamak
- Sonucun tuhaf ve temsil gücü olmayan bir vakadan kaynaklandığı düşüncesini reddetmek
- Örneğin güvenilmez olduğunu kabul etmek
Cevabı göster
Sonucun tuhaf ve temsil gücü olmayan bir vakadan kaynaklandığı düşüncesini reddetmek
According to the fossil record: kanıt kaynağını belirtmek
According to + kaynak, “o kaynağın söylediğine veya gösterdiğine göre” anlamına gelir. Burada the fossil record, keşfedilmiş fosillerden elde edilen kanıtların bütünüdür. Bu nedenle ifade, sonraki iddiayı fosil kanıtlarıyla desteklenen bir bilgi olarak sunar. Cümlenin başında kullanıldığında, sonraki bilginin hangi temelde anlaşılması gerektiğini gösterir; konuşanın dayanaksız kişisel görüşünü belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle according to ifadesini dış bir bilgi kaynağını belirtmek için doğru kullanır?
- According to me, the building is secure.
- According to the safety report, the building is secure.
- According to, the building is secure.
Cevabı göster
According to the safety report, the building is secure.
ancient humans usually had straight teeth
0:18eski insanlar genellikle üçüncü azı dişleri veya yirmi yaş dişleri de dâhil olmak üzere
complete with third molars or wisdom teeth: dâhil olan bir özelliği vurgulamak
Complete with + isim, “o parça veya özellik de bütünün içinde bulunuyor” anlamına gelir. Genellikle bütünün beklenen her şeyi ya da dikkat çekici bir ayrıntıyı içerdiğini vurgular. Burada straight teeth ifadesini niteler ve dişler arasında arka azıların da bulunduğunu söyler; complete bir eylem fiili değildir. Third molars ve wisdom teeth aynı dişlerin iki farklı adıdır. Burada or, daha yaygın adı tanıtır; ikinci bir diş türü eklemez.
Alıştırma
Hangi cümle dâhil olan ekipmanı tanımlamak için complete with ifadesini doğru kullanır?
- The science kit completes with safety goggles.
- The science kit comes complete with safety goggles.
- The science kit is complete safety goggles.
Cevabı göster
The science kit comes complete with safety goggles.
and wisdom teeth extractions today
0:28ve yirmi yaş dişi çekimlerine olan talebi artıran diş problemleri,
fuel the demand for braces: diş teli talebini artırmak
Burada fuel fiili mecaz anlamda kullanılmıştır. Diş sorunları daha fazla kişinin diş teline ihtiyaç duymasına veya bunu istemesine yol açtığı için fuel the demand for braces, “diş teli talebini artırmak” anlamına gelir. Bu, yakıtın bir şeyi çalışır durumda tutmasına benzer. fuel the demand for + isim kalıbı, talebin büyümesini veya güçlü kalmasını sağlayan bir gücü belirtir. Katkıda bulunan bir etkene işaret eder; bunun tek neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle sıcak havanın daha fazla kişinin taşınabilir vantilatör istemesine yol açtığını belirtir?
- Hot weather fueled the demand for portable fans.
- Local factories met the demand for portable fans.
- Stores measured the demand for portable fans.
Cevabı göster
Hot weather fueled the demand for portable fans.
appear to be recent developments: ihtiyatlı bir sonuç
Appear to be ihtiyatlı bir sonucu belirtir: Kanıtlar diş sorunlarının nispeten yeni olduğunu düşündürür, ancak konuşan kişi bundan tamamen emin olduğunu iddia etmez. Kalıp, özne + appear(s) to be + isim öbeği veya sıfat şeklindedir. Burada recent developments, nispeten geç ortaya çıkan koşul veya olguları ifade eder. Bu bağlamda developments ürün ya da iyileşme anlamına gelmez; recent ise konunun zaman ölçeğine göre anlaşılır.
Alıştırma
Bir araştırmacının bazı kanıtları var, ancak sonuç tamamen kesin değil. Hangi cümle uygun bir ihtiyat gösterir?
- The new pattern appears to be temporary.
- The new pattern used to be temporary.
- The new pattern is temporary.
Cevabı göster
The new pattern appears to be temporary.
So, what happened? ile açıklamaya geçiş
So, soruyu az önce sunulan bir gözleme bağlar. Ardından What happened? dinleyicinin dikkatini sonuçtan, bu sonucun arkasındaki olaya, değişime veya nedene yöneltir. Bir geçiş sorusu olarak açıklamanın başlayacağını gösterir. Happened mutlaka bir kazayı anlatmaz; yalnızca “ne değişti veya bu sonuca ne yol açtı?” anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Şaşırtıcı bir sonuç anlatıldıktan sonra So, what happened? sorusunun temel işlevi nedir?
- Açıklama gerekmediği için konuyu bitirir.
- Konuşmacının nihai cevabı zaten kanıtladığını duyurur.
- Gözlemlenen sonuçtan, sonucun nedenine veya gelişimine ilişkin açıklamaya geçer.
Cevabı göster
Gözlemlenen sonuçtan, sonucun nedenine veya gelişimine ilişkin açıklamaya geçer.
While it's nearly impossible to know for sure, Dilbilgisi
0:35Kesin olarak bilmek neredeyse imkânsız olsa da
While it's nearly impossible to know for sure: belirsizliği kabul etmek
Burada while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamına gelir. Başlangıçtaki yan tümce önemli bir sınırı kabul eder: cevap kesin olarak bilinemez. Ana cümle daha sonra yine de geçerli olan noktayı belirtir; bilim insanlarının bir hipotezi vardır. Bu ödünleme kalıbı, makul bir fikir sunmadan önce belirsizliği kabul etmeyi sağlar: While + sınırlama, ana iddia. Know for sure, “kesin olarak bilmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede while, bir iddia sunulmadan önce bir sınırlamayı kabul etmek için kullanılmıştır?
- While the team was eating lunch, the results arrived.
- The results are useful because the sample is large.
- While the sample is small, the results are still useful.
Cevabı göster
While the sample is small, the results are still useful.
have a hypothesis: sınanabilir bir bilimsel açıklamaya sahip olmak
scientists have a hypothesis ifadesinde have, bilim insanlarının bir açıklamayı benimsediğini veya öne sürdüğünü belirtir. Hypothesis, kanıtlarla sınanabilecek geçici bir açıklamadır; henüz doğrulanmış bir gerçek olarak sunulmaz. Bu ifade belirsizliği bilimsel bir biçimde aktarır: bilim insanlarının sınanacak bir açıklaması vardır, ancak hâlâ daha fazla kanıta ihtiyaç duyulur.
Alıştırma
Henüz sınanması gereken bir açıklama öne süren araştırmacıları en iyi hangi cümle anlatır?
- The researchers have a proven fact.
- The researchers have a hypothesis.
- The researchers have a guess.
Cevabı göster
The researchers have a hypothesis.
the ancestors of modern humans lived a subsistence lifestyle. Kelime
0:43modern insanın ataları bir geçimlik yaşam tarzı sürdürüyordu.
A couple million years ago: yaklaşık bir zaman tahmini
Burada A couple million years ago, yaklaşık iki milyon yıl öncesini merkez alan gayriresmî bir tahmindir. Konuşan kişi kaba bir zaman ölçeği verir; bunun tam olarak 2.000.000 yıl olduğunu garanti etmez. Gayriresmî Amerikan İngilizcesinde a couple, a couple million veya a couple thousand örneklerinde olduğu gibi büyük bir sayı biriminden hemen önce gelebilir. Bu kalıp genellikle o birimin yaklaşık iki tanesini belirtir; belirsiz ya da sınırsız bir miktar anlamına gelmez.
Alıştırma
Yargılayın: A couple million years ago ifadesinde konuşan kişi sürenin tam olarak 2.000.000 yıl olduğunu garanti eder.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
a subsistence lifestyle: esas olarak temel ihtiyaçları karşılamaya yönelik yaşam biçimi
Geçimlik yaşam tarzı, insanların temel ihtiyaçlarını karşılayacak kadar yiyecek ve diğer zorunlu maddeleri elde ettiği veya ürettiği, genellikle çok az ürün fazlasının bulunduğu bir yaşam biçimidir. Burada subsistence, ataların geçimlerini nasıl sağladığını anlatır. Bu terim antropoloji, tarih ve ekonomi alanlarında sık görülür. Otomatik olarak insanların sürekli aç kaldığı anlamına gelmez; odak noktası, pazar için büyük bir ürün fazlası üretmek yerine temel yaşamı sürdürmeye yetecek kadar üretmektir.
Alıştırma
Hangi cümle a subsistence lifestyle ifadesinin anlamını en iyi gösterir?
- They live a sustainable lifestyle, using less energy to protect the environment.
- They live a luxurious lifestyle, spending freely on expensive goods.
- They live a subsistence lifestyle, growing only enough food to meet their basic needs.
Cevabı göster
They live a subsistence lifestyle, growing only enough food to meet their basic needs.
to make the food they ate digestible. Dilbilgisi
0:50sindirilebilir hâle getirmek için çok çalışmak zorundaydı.
make the food they ate digestible: make + nesne + sıfat
make + nesne + sıfat kalıbı, birinin veya bir şeyin belirli bir duruma gelmesini sağlamak anlamına gelir. make the food they ate digestible ifadesinde nesne the food they ate, ortaya çıkan durumu anlatan sıfat ise digestible sözcüğüdür. Burada make, üretmek anlamına gelmez. İngilizcede sıfat normalde doğrudan nesnenin arkasına gelir: make the food digestible denir, make the food to be digestible denmez.
Alıştırma
Parantez içindeki tüm sözcükleri kullanarak cümleyi make + nesne + sıfat kalıbıyla tamamlayın: The new labels ____. (make / the instructions / clear)
Cevabı göster
make the instructions clear
the food they ate: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
the food they ate, “yedikleri yiyecek” anlamına gelir; açık biçimi the food that they ate şeklindedir. they ate yan cümlesi food sözcüğünden sonra gelir ve hangi yiyeceğin kastedildiğini belirtir; ayrı bir ana cümle değildir. Düşürülen ilgi zamiri that ya da which olabilir ve ate fiilinin nesnesidir. İlgi zamiri nesne görevindeyken İngilizcede sıkça düşürülür; böylece the book I read örneğindeki gibi isim + özne + fiil biçiminde kısa bir yapı oluşur.
Alıştırma
Hangi cümlede the food they ate ile aynı yapı, yani nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülmüş bir yan cümlenin izlediği isim yapısı vardır?
- The teacher who called was polite.
- The movie we watched was funny.
- The baby slept for two hours.
Cevabı göster
The movie we watched was funny.
show extensive wear and flattening: görünür uzun vadeli etkileri anlatmak
Burada show, “bir şeyi bilinçli olarak sunmak” değil, “görünür bir kanıt taşımak veya sergilemek” anlamındadır. Diş yüzeylerinde gözlemlenebilir değişiklikler vardır: extensive wear and flattening. Wear genellikle kullanım ya da sürtünme sonucu zamanla oluşan hasarı anlatan sayılamayan bir isimdir. Flattening, daha düz hâle gelme sürecini veya sonucunu adlandırır. show + kanıtı ya da değişimi adlandıran isim öbeği kalıbı, bilimsel ve teknik betimlemelerde yaygındır.
Alıştırma
Teknik açıklamayı hedef ifadeyle tamamlayın: After years of use, the rubber pads ____.
Cevabı göster
show extensive wear and flattening
They also had larger jaws and teeth overall.
0:58Ayrıca genel olarak daha büyük çeneleri ve dişleri vardı.
At some point: belirtilmemiş bir zamanı gösterme
At some point bilinmeyen, hatırlanmayan, henüz kararlaştırılmamış ya da kesin olarak belirtilmesi önemsiz bir zamanı ifade eder. Burada kesin bir tarih öne sürmeden anlatıyı yeni bir gelişmenin başladığı aşamaya taşır. Daha uzun bir dönem içindeki bir olayı veya değişimi tanıtmak için kullanılır. Geçmişe de geleceğe de gönderme yapabilir; hangisi olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
Kesin zaman bilinmiyor veya önemli değilse bir değişimi en iyi hangi cümle aktarır?
- At some point, the river changed course.
- The river changes course every spring.
- At exactly noon, the river changed course.
Cevabı göster
At some point, the river changed course.
break it down: bir şeyi parçalamak veya basitleştirmek
Burada break it down, yiyeceği işlenmesi veya sindirilmesi daha kolay olan basit parçalara ayırmak anlamına gelir. it zamiri food sözcüğüne gönderme yapar; down ise bir yön değil, öbek fiilin parçasıdır. Aynı yapı, karmaşık bir fikri, görevi veya süreci daha küçük ve kolay parçalara ayırmak anlamında da kullanılabilir.
Alıştırma
Konuşmacı az önce karmaşık bir plandan söz etti. Hangi devam cümlesi it zamirini doğru kullanır?
- Let's break it into down three simple steps.
- Let's break it down into three simple steps.
- Let's break down it into three simple steps.
Cevabı göster
Let's break it down into three simple steps.
Over the course of several thousand years: binlerce yıl boyunca
Over the course of + bir zaman dilimi, “o zaman dilimi boyunca” anlamına gelir. Tek bir anı göstermek yerine, yavaş yavaş gelişen veya değişen bir şey için geniş bir zaman çerçevesi kurar. Burada several thousand years, yiyecekleri işleme ve rafine etmenin daha yaygın hâle geldiği zaman aralığıdır. Bu ifade tarih, araştırma veya kişisel gelişimdeki uzun vadeli değişimleri anlatmak için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir kasabanın bir yüzyıl boyunca geçirdiği değişimi doğal biçimde anlatır?
- The town changed greatly at the course of a century.
- The town changed greatly over the course of a century.
- The town changed greatly according to a century.
Cevabı göster
The town changed greatly over the course of a century.
It became more common for people to + fiil: bir davranışın yaygınlaşması
it became more common for + kişi veya grup + to + fiil kalıbı, bir etkinliğin daha yaygın hâle geldiğini anlatır. Became zaman içindeki bir değişimi gösterir; more common ise insanları değil, etkinliği niteler. It, özne konumunu dolduran biçimsel bir öznedir. Asıl içerik ardından gelir: for people eylemi kimin yaptığını, to process and refine ise eylemin ne olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle çevrim içi eğitimin daha yaygın hâle geldiğini bu kalıpla doğru şekilde anlatır?
- It became more common for people to study online.
- It became people more common to study online.
- People became more common to study online.
Cevabı göster
It became more common for people to study online.
process and refine their food: gıda işlemenin iki düzeyi
Bu gıda üretimi bağlamında process, yiyeceği bir veya daha fazla aşamadan geçirerek ham hâlinden değiştirmek demektir. Refine ise çoğunlukla istenmeyen maddeleri çıkararak ya da yiyeceği daha saf ve daha tekdüze hâle getirerek daha özel bir işlem uygulamak demektir. İki fiil and ile bağlanır. Birlikte kullanıldıklarında genel gıda işleme fikrinden daha dar olan rafine etme fikrine geçerler; yalnızca işlemek, mutlaka rafine etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Genel bir işlemin ardından ek saflaştırma yapıldığını anlatan, dersteki iki fiille cümleyi tamamlayın: Before bottling the oil, the company will ____ it.
Cevabı göster
process and refine
like the germ and bran from rice and wheat. Kelime
1:30tahılların daha sert kısımlarının çıkarılmasına yardımcı oldu.
Milling technologies: tahıl işleme yöntemleri ve araçları
Burada milling, tahılı bir değirmende işlemek demektir. Tahıl tanelerini öğütmenin yanı sıra kepek ve ruşeym gibi bileşenleri ayırmayı da içerebilir; bu nedenle yalnızca tahılı ezme eylemiyle sınırlı değildir. Milling technologies ifadesinde milling, teknolojilerin ne amaçla kullanıldığını belirtir. Technologies burada geniş anlamlıdır: yalnızca elektronik cihazları değil, araçları, makineleri, yöntemleri ve süreçleri de kapsayabilir.
Alıştırma
Bu cümlede milling technologies ifadesi ne anlama geliyor?
- Hazır yiyecekleri donmuş hâlde tutmak için kullanılan makineler
- Tahılı öğütmek ve parçalarını ayırmak için kullanılan araçlar ve yöntemler
- Tarlalarda tahıl yetiştirmek için kullanılan yöntemler
Cevabı göster
Tahılı öğütmek ve parçalarını ayırmak için kullanılan araçlar ve yöntemler
remove A from B: çıkarılan şeyi ve kaynağını belirtme
remove A from B, “A’yı B’den çıkarmak veya uzaklaştırmak” demektir. A çıkarılan şeyi, from B ise onun başlangıçta bulunduğu yeri, nesneyi veya bütünü belirtir. Bu cümlede A, the tougher parts of grains; B ise rice and wheat bölümüdür. like the germ and bran ifadesi A’ya örnek verir; from sonrasında başka bir kaynak belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi remove A from B yapısını kullanarak tamamlayın: Before recycling the toy, ____ the batteries ____ it.
Cevabı göster
remove · from
Tahıl tanesinin yapısında germ and bran
Tahıl tanesinin yapısında germ, yeni bir bitkiye dönüşebilen embriyo, yani ruşeymdir. Bran ise tanenin lif bakımından zengin dış koruyucu katmanı, yani kepektir. Burada germ, “zararlı mikrop” anlamına gelmez. Öğütme sırasında ruşeym ve kepek çıkarılarak daha yumuşak ve daha rafine bir iç kısım bırakılabilir. Bu nedenle cümlede bunlar pirinç ve buğdayın daha sert kısımları olarak tanımlanır.
Alıştırma
Tahılı anlatan bir metinde germ and bran ne anlama gelir?
- tahıl işlemek için kullanılan iki makine
- bir tahıl tanesinin embriyosu ve dış koruyucu katmanı
- tahılda bulunan iki zararlı mikrop
Cevabı göster
bir tahıl tanesinin embriyosu ve dış koruyucu katmanı
and technological innovations dramatically accelerated these processes. Kalıp ifadeler
1:36teknolojik yenilikler bu süreçleri önemli ölçüde hızlandırdı.
Fast forward to: zaman çizgisinde daha sonraki bir noktaya atlamak
Fast forward to + bir zaman ya da olay, anlatıda zaman atlamasını gösteren bir işarettir. Aradaki dönemi atlar ve dinleyiciyi ya da okuyucuyu doğrudan daha sonraki bir noktaya götürür. Bu cümlede tarihsel zaman çizgisini doğrudan Sanayi Devrimi'ne taşır. Bu ifade, video veya ses kayıtlarındaki ileri sarma düğmesinden gelir. Bir hikâyede ya da açıklamada zamanı düzenler; birinin fiziksel olarak hızla ileri hareket ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
Dersteki ifadeyle zaman atlamasını tamamlayın: Let's ____ 2035, when the new station will be fully open.
Cevabı göster
fast forward to
the Industrial Revolution: makine gücüne dayalı üretime geçiş
Sanayi Devrimi, büyük bir tarihsel değişimdi: Çoğunlukla elle yapılan üretimden makine gücüne dayalı üretime ve fabrika sistemlerine geçildi. Böylece ürünler daha hızlı ve çok daha büyük ölçekte üretilebildi. Burada gereken temel bilgi budur: Yeni makineler ve üretim yöntemleri, cümlede sözü edilen süreçleri çok daha hızlı hâle getirebilirdi. Bu ifade tek bir buluşu ya da makineyi değil, geniş bir değişim dönemini adlandırır.
Alıştırma
Cümlede teknolojinin süreçleri neden hızlandırdığını en iyi açıklayan tarihsel bilgi hangisidir?
- Sanayi Devrimi, üretimde makine kullanımını sona erdirdi.
- Sanayi Devrimi, yeni bir işleme makinesinin adıydı.
- Sanayi Devrimi, makine gücüne dayalı üretim ile fabrika üretiminin hızla büyümesini sağladı.
Cevabı göster
Sanayi Devrimi, makine gücüne dayalı üretim ile fabrika üretiminin hızla büyümesini sağladı.
technological innovations dramatically accelerated these processes: güçlü bir neden-sonuç ilişkisi anlatmak
Bu yan cümlede technological innovations nedeni, accelerated geçmiş zaman fiilini, these processes ise hızlanan şeyi belirtir. Dramatically, accelerated fiilini güçlendirerek hız artışının büyük ve fark edilir olduğunu anlatır; burada tiyatroyla ilgili bir anlam taşımaz. X dramatically accelerated Y kalıbı, bir süreç veya değişim üzerindeki güçlü bir neden-sonuç etkisini kısa ve resmî bir biçimde anlatır.
Alıştırma
Bir sürecin çok daha hızlı hâle geldiğini anlatmak için dramatically accelerated ifadesini en doğal kullanan cümle hangisidir?
- The new screening tool dramatically became the review process.
- The new screening tool dramatically rushed the review process.
- The new screening tool dramatically accelerated the review process.
Cevabı göster
The new screening tool dramatically accelerated the review process.
In a relatively short time: göreli bir zaman çerçevesi kurmak
In a relatively short time, cümlenin başına getirilmiş bir zaman ifadesidir. Ana olaydan önce zaman çerçevesini kurar ve böylece okuyucu sonraki değişimi hızlı gerçekleşmiş olarak yorumlar. Relatively, short sözcüğünü kesin bir ölçüm değil, bir karşılaştırma hâline getirir: süre, ilgili tarihsel, gelişimsel veya olağan zaman ölçeğine kıyasla kısadır. Bu ifade cümlenin başında olduğunda normalde ardından virgül gelir.
Alıştırma
Değişimin olağan zaman ölçeğine kıyasla hızlı gerçekleştiğini anlatan hedef başlangıç ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: ____, the small online store began serving customers nationwide.
Cevabı göster
In a relatively short time
were relieved of a great deal of their: işin büyük bölümünden kurtulmak
Edilgen be relieved of + isim kalıbı, bir görevin, yükün veya başka bir sorumluluğun birinden alınması anlamına gelir. Buradaki were relieved of, ağızların artık bu kadar çok iş yapmak zorunda olmadığını söyler; relieved bir duyguyu anlatmaz. a great deal of their sözleri, ardından adı verilen işin büyük bir bölümünü gösteren miktar ifadesini başlatır. Cümle, ağızları iş yükü azaltılmış çalışanlar gibi kişileştirir.
Alıştırma
Maya'nın bu görevleri artık yapmak zorunda olmadığını anlatmak için cümleyi be relieved of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After the software update, Maya ____ several repetitive tasks.
Cevabı göster
was relieved of
grinding, crushing, and pulverizing duties: mizahi kişileştirme
Grinding, crushing ve pulverizing, yiyecekleri daha küçük parçalara ayıran fiziksel eylemlerdir. Bunlara duties denmesi, ağzın normal hareketlerini ona verilmiş işler hâline getirir. Bu bir kişileştirmedir: ağız, iş yükü olan bir çalışan gibi sunulur. Bu görüntü anlatımı canlı ve hafif mizahi kılar; ağızların gerçekten bir işi olduğu söylenmez.
Alıştırma
grinding, crushing, and pulverizing duties ifadesi cümlede nasıl bir etki yaratır?
- Ağzı, kendisine görev verilmiş bir çalışan gibi mizahi biçimde sunar.
- Üç eylemin yiyecekleri parçalamakla hiçbir ilgisi olmadığını söyler.
- Fabrika çalışanlarının yaptığı işleri gerçek anlamıyla listeler.
Cevabı göster
Ağzı, kendisine görev verilmiş bir çalışan gibi mizahi biçimde sunar.
that tooth crookedness appears to have become more common. Dilbilgisi
1:52zaman da tam olarak bu sıralardı.
It was around this time that...: bir zamanı vurgulamak
It was + odaklanan zaman ifadesi + that + yan cümle, zamanı öne çıkaran bir cleft yapısıdır. Burada around this time odak konumuna getirilerek görünürdeki değişimin ne zaman gerçekleştiği özellikle vurgulanır. Bu vurgu yapısı kaldırılırsa temel düşünce Tooth crookedness appears to have become more common around this time. olur. Yapı olayı değiştirmez; zamanı ana bilgi hâline getirir.
Alıştırma
Yaklaşık bir zamanı vurgulayan tam cleft ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ the first public library opened.
Cevabı göster
It was around this time that
appears to have become more common: önceki bir değişim hakkında temkinli çıkarım
appears to have become yapısında appears, ifadenin kesin bir gerçek değil, kanıta dayanan temkinli bir değerlendirme olduğunu gösterir. Perfect infinitive yapısı to have become, değişimi şu anda yapılan değerlendirmeden önceye yerleştirir. More common değişimin yönünü belirtir. İfade bütünüyle, mevcut kanıtların artışın daha önce gerçekleşmiş olduğunu düşündürdüğü anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir artışın daha önce gerçekleşmiş olduğuna dair şu anda yapılan temkinli bir değerlendirmeyi ifade eder?
- The condition appears to have become more common.
- The condition appears to be becoming more common.
- The condition appears to be more common.
Cevabı göster
The condition appears to have become more common.
Examining fossils spanning millions of years of evolution, Dilbilgisi
1:57Milyonlarca yıllık evrime yayılan fosilleri inceleyen
Examining fossils spanning ...: cümle başındaki -ing yan cümlesi
Examining fossils ... ana cümleden önce gelen bir -ing yan cümlesidir. Araştırmacıların arka plan eylemini ya da yöntemini önce verir: fosilleri inceleyerek bir örüntü gözlemlediler. Bu yapının örtük öznesi, ardından gelen ana cümlenin öznesi researchers’dır. Yapının içindeki spanning millions of years of evolution da bir -ing yan cümlesidir, ancak burada fossils sözcüğünü niteler. Fosillerin milyonlarca yıllık evrimi kapsayan kanıtları temsil ettiğini anlatır.
Alıştırma
Baştaki -ing yan cümlesinin açık ve mantıklı bir özneye sahip olduğu cümle hangisidir?
- Examining the samples, a clear pattern appeared in the results.
- Examining the samples, the researchers found a clear pattern.
- Examining the samples, the laboratory became unusually quiet.
Cevabı göster
Examining the samples, the researchers found a clear pattern.
researchers have observed a gradual decrease in tooth and jaw size Kalıp ifadeler
2:01araştırmacılar, insanlarda ve atalarımızda
a gradual decrease in ... size: yavaş bir düşüş eğilimi
a gradual decrease in X ad öbeği, X’in zaman içinde yavaşça küçüldüğü ya da azaldığı anlamına gelir. Burada X, tooth and jaw size ifadesidir; bu nedenle gradual, değişimin ani olmadığını gösterir. a decrease in + ölçü veya özellik kalıbı raporlarda, araştırmalarda ve eğilim açıklamalarında yaygındır. gradual gibi bir sıfat değişimin hızını veya ilerleme biçimini gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade a gradual decrease in ile tamamlayın: The survey found ____ average daily screen time.
Cevabı göster
a gradual decrease in
and the advent of cooking were gradual Kelime
2:15ve yemek pişirmenin icadı gibi beslenme alışkanlıklarındaki değişimlerin kademeli olduğunu
dietary shifts: beslenme düzenindeki değişimler
Dietary shifts ifadesi, bir kişinin veya toplumun yediği şeylerde meydana gelen anlamlı değişiklikleri anlatır; yiyecek seçimleri, oranları veya beslenme alışkanlıklarındaki değişimleri kapsar. Bu cümlede etin ya da pişmiş yiyeceklerin beslenmeye eklenmesi gibi geniş tarihsel değişimleri adlandırır. Dietary, beslenmeyle ilgili anlamına gelir; shift ise yön veya düzen değişikliğini düşündürür. Bu kısa ifade changes in eating habits ifadesinden daha resmîdir ve sağlık, beslenme, tarih ve toplumsal eğilim tartışmalarında yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümlede dietary shifts, beslenme düzenindeki değişiklikler anlamında kullanılmıştır?
- Researchers moved several dinner plates across the table.
- Researchers changed the cafeteria's opening hours.
- Researchers documented major dietary shifts over three generations.
Cevabı göster
Researchers documented major dietary shifts over three generations.
the advent of cooking: pişirmenin ortaya çıkışı
The advent of cooking, pişirmenin önemli bir insan uygulaması olarak ortaya çıkması veya başlaması anlamına gelir. Pişirmeyi insanlık tarihine giren ve zaman içinde yaşamı değiştiren bir gelişme olarak sunar; bilinen tek bir mucit veya kesin bir başlangıç anı olduğunu ileri sürmez. Kalıp the advent of + isim şeklindedir. Advent resmî bir sözcüktür ve genellikle önemli bir teknoloji, uygulama veya toplumsal gelişme için kullanılır.
Alıştırma
Resmî bir tarih veya teknoloji bağlamında the advent of ifadesini en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The advent of my sandwich made lunch more enjoyable.
- The advent of the internet transformed communication.
- The advent to the internet transformed communication.
Cevabı göster
The advent of the internet transformed communication.
basically kept pace with one another. Deyimler
2:20temel olarak birbiriyle uyumlu ilerlediğini düşünüyor.
basically kept pace with one another: benzer hızlarda değişmek
Keep pace with, “başka bir şeyle yaklaşık aynı hızda gelişmek veya değişmek” anlamına gelir. Buradaki pace, yürürken atılan gerçek bir adım değil, değişimin hızıdır. Özne, diş boyutundaki ve çene boyutundaki değişimleri anlatır. One another bu iki değişimi birbirine bağlar; basically ise iddiayı yumuşatır: her an tamamen aynı değillerdi, ancak genel olarak benzer hızlarda ilerlediler.
Alıştırma
İki departmanın maliyetleri birkaç yıl boyunca yaklaşık aynı hızda arttı. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- The departments' costs basically kept pace with one another.
- One department's costs consistently outpaced the other's.
- One department's costs caught up after falling behind.
Cevabı göster
The departments' costs basically kept pace with one another.
But with ... revolutions in ... habits: değişen bir arka planı tanıtmak
But, daha önce anlatılan ilişkiden farklı bir duruma geçildiğini gösterir. Baştaki with + isim öbeği yeni bir arka planı veya nedeni sonuçtan önce verir; burada with, sahiplik belirtmek yerine yaklaşık olarak “bu değişimler gerçekleşirken” anlamına gelir. Revolutions burada mecazidir: siyasi ayaklanmaları değil, tarım ve yemek hazırlama alışkanlıklarındaki büyük ve geniş etkili değişimleri anlatır. Bütün yapı, açıklamayı eski bir durumdan yeni bir koşula taşır ve ardından neyin değiştiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi But with + isim öbeği kullanarak tamamlayın: ____ recent changes in work habits, the old schedule became impractical.
Cevabı göster
But with
As the theory goes: bir teorinin açıklamasını tanıtmak
As the theory goes, sonraki bilginin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini gösteren bir çerçeveleme ifadesidir. Ardından gelen cümlenin doğrudan bir gözlem değil, belirli bir teorinin sunduğu açıklamanın özeti olduğunu bildirir. Ayrıca konuşana biraz mesafe sağlar: Konuşan kişi, teorinin her bölümünün kanıtlandığını veya kabul edildiğini otomatik olarak söylemeden teorinin iddiasını aktarır.
Alıştırma
As the theory goes bu cümlede neyi gösteriyor?
- İddianın doğrudan gözlemlendiğini ve tamamen kanıtlandığını söyler.
- Belirli bir teorinin ne iddia ettiğini tanıtır.
- Fikrin yalnızca ideal koşullarda işe yaradığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Belirli bir teorinin ne iddia ettiğini tanıtır.
some human populations saw a decrease in jawbone size, Kalıp ifadeler
2:34bazı insan popülasyonlarında çene kemiği boyutu küçülürken
some human populations saw a decrease in jawbone size: saw ile yaşanan bir eğilimi anlatmak
Buradaki saw, gözleriyle fark etti anlamına gelmez. some human populations özne olduğunda bir değişim yaşadı anlamına gelir: Bu topluluklarda çene kemiği boyutu azaldı. Yer, grup, sektör veya dönem + saw + bir değişim yapısı, eğilimleri anlatmak için yaygın olarak kullanılır. Dil bilgisel özne, değişimin gerçekleştiği ortam veya değişimden etkilenen gruptur; değişimi gözlemleyen bir kişi olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Eğilim raporunu hedef ifade saw a decrease in ile tamamlayın: The school ____ absences after it started a breakfast program.
Cevabı göster
saw a decrease in
while teeth stayed roughly the same size: karşıtlık bildiren while
Burada while, 'oysa' veya 'buna karşılık' anlamındadır; '... olduğu sırada' anlamında değildir. Dişlerin boyutunun yaklaşık olarak aynı kalmasını önceki yan cümlede açıklanan başka bir değişimle karşılaştırır. Açıklayıcı metinlerde while birbirinden farklı veya farklı yönlerde ilerleyen gerçekleri bağlıyorsa, onu zaman değil karşıtlık belirten bir bağlayıcı olarak yorumlayın.
Alıştırma
Hangi cümlede while, örnekteki gibi iki gerçeği karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- Call me while you are at the station.
- Sales rose, while costs stayed the same.
- I listened to music while I cooked.
Cevabı göster
Sales rose, while costs stayed the same.
meaning they're left vying for limited space. Dilbilgisi
2:42Bu da kısıtlı alan için rekabet ettikleri anlamına geliyor.
meaning they're left vying for limited space: meaning ile sonuç bildirme
Buradaki meaning, mean fiilinin -ing biçimidir ve önceki ifadenin tamamını açıklar. O ifadenin sonucunu aktarır ve which means that yapısına benzer bir görev görür. İsim olan meaning değildir. Sonuç bölümündeki they're left vying, koşulların onları sonunda rekabet eder durumda bıraktığını anlatır. Vie for, bir şey için rekabet etmek demektir; dolayısıyla limited space, elde etmek için rekabet etmeleri gereken kıt alandır.
Alıştırma
Hangi cümlede meaning, önceki ifadenin sonucunu aktarmak için kullanılmıştır?
- The road was closed, meaning we had to take a different route.
- I was meaning to ask you about the schedule.
- She explained the meaning of the warning.
Cevabı göster
The road was closed, meaning we had to take a different route.
When they do grow in: olumlu cümlede vurgu amaçlı do
When they do grow in olumlu yan cümlesinde do, dişlerin gerçekten çıkmasını vurgular. Bu kullanım, dişlerin her zaman kolayca çıkmadığını veya konuşanın bu gerçeği bir beklentiyle karşılaştırdığını düşündürebilir. Vurgu amaçlı do sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: do grow doğrudur, do grows değildir. Burada grow in, dişlerin çıkması anlamına gelir.
Alıştırma
Tohumların gerçekten filizlendiğini gösteren vurgu yardımcı fiiliyle cümleyi tamamlayın: If the seeds ____ sprout, move them into larger pots.
Cevabı göster
do
displace others: diğer dişleri yerinden itmek
Bu diş bağlamında displace, bir şeyi ilk konumundan iterek uzaklaştırmak anlamına gelir. Others, other teeth yerine kullanılır; dolayısıyla they may displace others, yeni dişlerin yakındaki dişlerin konumunu değiştirebileceği anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, yalnızca hareket değil, bir şeyin hareket ettirilmesidir: bir şey başka bir insanın veya nesnenin yerinden, konumundan, görevinden ya da evinden ayrılmasına neden olur.
Alıştırma
Dişlerle ilgili bu cümlede displace others ne anlama gelir?
- Aynı yere yedek dişler koymak.
- Diğer dişleri daha temiz hâle getirmek.
- Diğer dişleri yerinden itmek.
Cevabı göster
Diğer dişleri yerinden itmek.
and get jostled into some eccentric positions. Kalıp ifadeler
2:47ve tuhaf pozisyonlara itilebilirler.
get jostled into some eccentric positions: edilgen bir sonuç
Burada get jostled, get ile kurulan edilgen bir yapıdır: dişler eylemi yapan değil, eylemden etkilenen taraftır. Jostled, dışarıdan gelen basıncın onları itip çarparak hareket ettirdiğini anlatır. Into some eccentric positions bu hareketin sonucunu belirtir. Burada eccentric, konumların alışılmadık veya merkezden kaymış olduğunu ifade eder; kişilikten söz etmez. Başka durumlarda da kullanılabilen get + geçmiş zaman ortacı + into + konum kalıbı, bir olaydan etkilenen şeyin sonunda yeni bir yere veya düzene geçtiğini vurgular.
Alıştırma
Dışarıdan gelen bir hareketin bir şeyi yeni bir konuma ittiğini göstermek için get jostled into ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The bumpy ride got jostled into the boxes.
- The boxes got eccentric into one corner during the bumpy ride.
- The boxes got jostled into one corner during the bumpy ride.
Cevabı göster
The boxes got jostled into one corner during the bumpy ride.
seem to only complicate things further. Kalıp ifadeler
2:55işleri sadece daha da karmaşıklaştırıyor gibi görünüyor.
make their debut: ilk kez ortaya çıkmayı anlatan benzetme
Make one's debut ifadesinde debut, ilk kez kamuoyu önüne çıkmak anlamına gelir. Their, wisdom teeth ifadesine gönderme yaptığı için cümle, dişlerin çıkmasını sahneye giriş yapmaları gibi hayal eder. Bu anlatım, bedensel bir süreci bir sahne olayıymış gibi kişileştirerek bilimsel açıklamayı daha canlı kılar. Başka bağlamlara aktarılabilecek temel fikir, gerçek bir gösteri değil, ilk kez ortaya çıkmadır.
Alıştırma
Cümleyi make + iyelik sözcüğü + debut yapısını kullanarak tamamlayın: The new game will ____ at next month's expo.
Cevabı göster
make its debut
işleri daha da karmaşıklaştırmaktan başka bir işe yaramıyor gibi görünmek
seem to, gözleme dayalı temkinli bir yargı bildirir; tamamen kesin bir olgu ileri sürmez. Burada konuşan kişi, yirmi yaş dişlerinin ek sorunlara yol açtığını düşünüyor, ancak ifadesinde biraz belirsizlik bırakıyor. only complicate things further, zaten var olan bir sorunu daha karmaşık hâle getirmek demektir. only, görünen etkinin yardımcı olmadığını; further ise durumun zaten kolay olmadığını vurgular. Bu yapı, mevcut bir durumu yönetmeyi zorlaştıran yeni herhangi bir etken için de kullanılabilir.
Alıştırma
Yeni bir etkenin mevcut bir sorunu daha karmaşık hâle getirecek gibi göründüğünü doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.
- Adding another approval step seems to only explain things further.
- Adding another approval step seems to only complicate things further.
- Adding another approval step seems to only organize things further.
Cevabı göster
Adding another approval step seems to only complicate things further.
they have little or no space to emerge. Kalıp ifadeler
2:59çıkmak için çok az yerleri vardır veya hiç yerleri yoktur.
çıkmak için çok az ya da hiç yeri olmamak
have little or no space to emerge, yirmi yaş dişlerinin ağızda çıkması için neredeyse hiç yer olmadığı ya da hiç yer bulunmadığı anlamına gelir. Buradaki they, önceki bağlamdaki yirmi yaş dişlerine gönderme yapar; emerge ise dişin diş etini geçip görünür hâle gelmesini anlatır. little or no, çok küçük bir miktardan sıfıra kadar olan aralığı kapsar. to emerge mastarı, bu alanın ne amaçla gerektiğini açıklar. Genel olarak have little or no space to + fiil yapısı, bir eylem için yeterli alan olmadığını belirtir.
Alıştırma
Neredeyse hiç alan olmadığını belirten hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The crowded room has ____ for another chair。
Cevabı göster
little or no space
can lead to impacted wisdom teeth: olası bir sonucu ifade etme
can lead to yapısında lead to, bir nedeni onun sonucuna bağlar. Özne nedeni, to sonrasındaki isim öbeği veya -ing biçimi ise sonucu belirtir. Can, sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir. Burada impacted wisdom teeth, normal şekilde çıkması engellenmiş yirmi yaş dişlerini ifade eder. Vurgulanan ifade, söz konusu durumun bu diş sorununa neden olabileceğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir sonucu anlatmak için can lead to yapısını doğru kullanıyor?
- Too much noise can lead to headaches.
- Too much noise can lead to get headaches.
- Too much noise can lead headaches.
Cevabı göster
Too much noise can lead to headaches.
if not surgically removed: kısaltılmış edilgen if yan cümlesi
if not surgically removed, if they are not surgically removed yapısının kısaltılmış biçimidir. Anlaşılan özne they, yirmi yaş dişlerini belirtir ve removed edilgendir: dişleri bir kişi ameliyatla çıkaracaktır. İngilizcede bir if yan cümlesinin öznesi açıkça belliyse ve ana cümlenin öznesiyle aynıysa özne ile be biçimi atılabilir. if + geçmiş zaman ortacı kalıbı, edilgen bir koşulu kısa biçimde anlatır.
Alıştırma
Parantez içindeki koşulu kısaltılmış edilgen koşul olarak yeniden yazın: The medicine may lose its strength ____. (if it is not stored properly)
Cevabı göster
if not stored properly
appear to be associated with greater chewing demands: ilişkiyi temkinli biçimde ifade etmek
Bu cümlede appear to, iddiayı temkinli hâle getirir: eldeki kanıtlar bir bağlantıya işaret eder, ancak konuşmacı bunu kesin bir gerçek olarak sunmaz. Be associated with, “... ile ilişkili olmak” demektir; “doğrudan ... tarafından meydana getirilmek” anlamına gelmez. Greater chewing demands, daha fazla ya da daha güçlü çiğneme gereksinimini anlatır. İfade bir bütün olarak, neyin neye neden olduğunu kanıtlamadan gözlemlenen bir örüntüyü bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle, nedensellik iddiasında bulunmadan gözlemlenen bir ilişkiyi temkinli biçimde bildirir?
- Access to green space definitely causes lower stress levels in everyone.
- Access to green space has no possible relationship with stress levels.
- Access to green space appears to be associated with lower stress levels.
Cevabı göster
Access to green space appears to be associated with lower stress levels.
that as people's diets have become less chewy, Dilbilgisi
3:17insanların diyetleri daha az çiğneme gerektirdikçe
as people's diets have become less chewy: paralel eğilimleri bağlamak
Burada as, bir kademeli değişimin başka bir değişimle birlikte geliştiğini anlatan “... değiştikçe” anlamındadır. Yapı, “X değiştikçe Y de değişir” şeklinde özetlenebilir. As yan cümlesi değişen arka planı, yani insanların beslenme biçiminin zamanla daha az çiğneme gerektirir hâle gelmesini verir. Ana cümle ise çene boyutunda buna eşlik eden değişimi anlatır. Have become, geçmişte başlayan bir değişimi şimdiye bağlayan present perfect yapısıdır. As'in bu kullanımı iki eğilimi aynı zaman çizgisine yerleştirir; ancak tek başına birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede as, zaman içinde değişen iki eğilimi birbirine bağlar?
- As the town has grown, public transportation has expanded.
- Because the storm began, the game ended.
- When the timer beeped, we opened the oven.
Cevabı göster
As the town has grown, public transportation has expanded.
and that this has led to dental crowding, Kalıp ifadeler
3:22bunun da dişlerde çapraşıklığa yol açarak
this has led to dental crowding: günümüzdeki sonucu olan bir neden
Has led to, lead to ifadesinin present perfect biçimidir ve bir şeyin bir sonuca neden olduğunu anlatır. Özne olan this, daha önce belirtilen değişikliğe gönderme yaparken dental crowding bu değişikliğin sonucunu belirtir. Present perfect, daha önce başlayan veya zamanla gelişen bir nedeni şu anda hâlâ önemli olan bir sonuca bağlar. Tamamlanmış bir geçmiş zamandan çok günümüzdeki sonuç önemliyse bu yapı kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: Repeated delays ____ a loss of trust.
Cevabı göster
have led to
resulting in ...: bir sonuç eklemek
Resulting in, az önce açıklanan durumun sonucunu ekleyen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Burada önceki durumun dişlerde çarpıklığa ve gömülü yirmilik dişlere neden olduğunu anlatır. Önceki cümleciğe bağlandığı için yeni bir cümle başlatmadan neden-sonuç zincirini kısa ve düzenli tutar. Virgülden önceki durum, mantıksal olarak in sonrasındaki sonucu doğurmalıdır.
Alıştırma
Elektrik kesintisi sunucuların durmasına ve ardından gecikmeye neden oldu. Hangi cümle bu nedenden sonuca giden yönü korur?
- A power cut shut down the servers, resulting in a long delay.
- The power cut resulted from the long delay in restarting the servers.
- A long delay resulted in the power cut shutting down the servers.
Cevabı göster
A power cut shut down the servers, resulting in a long delay.
has been supported by ...: ön kanıtı present perfect edilgen yapıyla sunma
has been supported, present perfect edilgen yapısıdır: has + been + past participle. Özne olan This hypothesis destek alan ögedir; by ise desteği sağlayan kanıtı tanıtır. Bu yapı, araştırmacıları ana eyleyen olarak öne çıkarmak yerine bugüne kadar biriken kanıta odaklanır. some ve preliminary ifadeleri iddiayı temkinli tutar. Cümle, ilk deney sonuçlarının hipotezi desteklediğini söyler; hipotezin kesin olarak kanıtlandığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi support fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The theory ____ by several recent observations.
Cevabı göster
has been supported
raise ... on diets of ...: büyüme süresince belirli bir diyetle besleme
raise an animal on a diet yapısında raise, hayvan büyürken ona bakmak ve onu beslemek anlamına gelir. Kalıp raise + hayvan veya kişi + on + yiyecek veya diyet şeklindedir; burada 43 squirrel monkeys nesnedir ve on diets of deneydeki beslenme koşullarını tanıtır. Bu yapı, büyüme dönemi boyunca düzenli olarak ne verildiğini anlatır; tek bir öğünü anlatmaz. Burada raise, “kaldırmak” anlamına gelmez ve on fiziksel bir konumu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi raise ... on kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: They ____ the puppies ____ a balanced diet.
Cevabı göster
raised · on
either naturally tough or artificially soft food: paralel seçenekler
Either ... or ... aynı dil bilgisel düzeydeki iki seçeneği birbirine bağlar. Buradaki seçenekler, iki beslenme koşulu olan naturally tough food ve artificially soft food ifadeleridir. Food adı iki betimlemede de ortaktır: naturally, tough sözcüğünü; artificially ise soft sözcüğünü niteler. İki tarafı paralel tutmak deney koşulları arasındaki karşıtlığı açıkça gösterir.
Alıştırma
Tam olarak iki alternatif saklama koşulunu belirten iki parçalı ifadeyle cümleyi tamamlayın: The samples were stored ____ at room temperature ____ in a freezer.
Cevabı göster
either · or
Those fed softer food had more crowded premolars, Notlar
3:45Daha yumuşak yiyeceklerle beslenenlerin küçük azı dişleri daha çapraşıktı,
Those fed softer food: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Those, bağlamda daha önce belirlenmiş çoğul bir gruba gönderme yapan zamirdir. Fed softer food, those sözcüğünü niteler ve bu grubun içinden bir alt grubu belirtir. Fed, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğindeki geçmiş zaman ortacıdır: those fed softer food, those who or that were fed softer food ile aynı anlama gelir. Grup, besleme eylemine maruz kalır. Those + geçmiş zaman ortacı kalıbı çoğu zaman “... yapılmış olanlar” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle “Those fed softer food showed different results” ile aynı dil bilgisel anlama sahiptir?
- Those who fed softer food to others showed different results.
- Those who were feeding softer food showed different results.
- Those who were fed softer food showed different results.
Cevabı göster
Those who were fed softer food showed different results.
had more crowded premolars, rotated or displaced teeth, and narrower dental arches: paralel bir sonuç listesi
Bu cümlede had yalnızca bir kez kullanılarak üç paralel isim öbeği sunulur: more crowded premolars; rotated or displaced teeth; ve narrower dental arches. Virgüller ve sondaki and, üç öğenin aynı düzeyde sonuçlar olduğunu gösterir. İkinci öğenin içinde or, teeth sözcüğünü niteleyen rotated ve displaced adlı iki alternatif tanımı bağlar. Bunlar üst düzeyde iki ek sonuç oluşturmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, üç paralel isim öbeği sonucunu tek bir had ile sunar?
- The second group was colder, grew slowly, and had fewer flowers.
- The second group had lower temperatures, slower growth, and fewer flowers.
- The second group had lower temperatures because the flowers grew more slowly.
Cevabı göster
The second group had lower temperatures, slower growth, and fewer flowers.
And a 2004 study similarly observed Anlatım akışı
3:54Ve 2004 tarihli bir araştırma da benzer şekilde
And a 2004 study similarly observed: birbirini destekleyen kanıtları bağlama
Similarly, 2004 tarihli çalışmanın az önce sözü edilen gözleme benzer bir gözlem yaptığını belirtir. Okura, bir karşıtlık veya yeni konu yerine aynı yönde destekleyici kanıt geleceğini bildirir. And kanıt zincirini sürdürürken similarly yeni bulgunun önceki bulguyla ilişkisini açıklar. Ardından observed, devamında gelen belirli bulguyu sunar.
Alıştırma
Önceki bir çalışma, kısa molaların odaklanmayı artırdığını buldu. Hangi cümle aynı örüntüyü gösteren daha sonraki bir sonucu en iyi biçimde ekler?
- Similarly, a later experiment found that short breaks improved focus.
- A later experiment also measured focus after short breaks.
- A later experiment found that short breaks reduced focus.
Cevabı göster
Similarly, a later experiment found that short breaks improved focus.
hyraxes raised on cooked foods: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
Raised on cooked foods, hyraxes isminden sonra gelen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Hayvanlara ne yapıldığını belirtir ve hyraxes that were raised on cooked foods biçiminde açılabilir. Bu kısaltılmış edilgen ilgi cümleciğinde that were atılır. “İsim + geçmiş zaman ortaç öbeği” kalıbı, bir işlem uygulanmış deney deneklerini, örnekleri veya grupları kısa biçimde tanımlar.
Alıştırma
Bir ismin belirttiği varlığa ne yapıldığını anlatmak için isimden sonra geçmiş zaman ortaç öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The plants were grown in shade developed larger leaves.
- The plants growing the shade developed larger leaves.
- The plants grown in shade developed larger leaves.
Cevabı göster
The plants grown in shade developed larger leaves.
experienced roughly 10% less growth Kalıp ifadeler
4:01çiğ çiğ ve kurutulmuş yiyecek verilenlere kıyasla
experienced roughly 10% less growth: yaklaşık bir farkı bildirme
Burada experienced, “deneyimden bilgi edinmek” değil, “bir değişim geçirmek” veya “bir sonuç göstermek” anlamındadır. Experience + sonuç adı kalıbı, ölçülen değişimleri bildirirken yaygın olarak kullanılır. Roughly, %10 değerinin yaklaşık olduğunu gösterir. 10% less growth, büyüme miktarının karşılaştırma değerinden yaklaşık %10 daha düşük olduğu anlamına gelir; yalnızca %10 kaldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
İşlem uygulanan grubun kilo artışının kontrol grubundan yaklaşık %15 daha düşük olduğunu en doğal biçimde bildiren cümle hangisidir?
- The treated group experienced 15% roughly less weight gain than the control group.
- The treated group experienced roughly less 15% weight gain than the control group.
- The treated group experienced roughly 15% less weight gain than the control group.
Cevabı göster
The treated group experienced roughly 15% less weight gain than the control group.
compared to those given raw and dried foods. Dilbilgisi
4:07yaklaşık %10 daha az büyüme yaşadığını gözlemledi.
compared to those given...: karşılaştırma grubunu belirtmek
Compared to, karşılaştırmanın dayanağını tanıtır. Bu parça, cümlenin başka bir yerindeki sonuca veya açıklamaya bağlanır ve o sonucun hangi grupla karşılaştırıldığını gösterir. Those, daha önce geçen çoğul bir ismin yerini tutar. Given raw and dried foods, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir: those given ... ile those that were given ... aynı anlama gelir. Böylece isim tekrarlanmadan karşılaştırma grubu belirtilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir karşılaştırma grubunu belirtmek için compared to those + kısaltılmış edilgen niteleyici yapısını doğru kullanır?
- Volunteers receiving the new drug recovered faster compared to those given a placebo.
- Volunteers receiving the new drug recovered faster compared those given a placebo.
- Volunteers receiving the new drug recovered faster compared to those were given a placebo.
Cevabı göster
Volunteers receiving the new drug recovered faster compared to those given a placebo.
In other words: aynı fikri yeniden ifade etmek
In other words, bir ifadenin yeniden anlatılacağını bildiren söylem belirtecidir. Ardından gelen bölümün yeni bir nokta sunmak yerine aynı ana fikri daha açık, basit veya doğrudan sözlerle ifade edeceğini gösterir. Burada önceki araştırma sonucunu doğrudan bir sonuca dönüştürür. Dinleyicinin daha önceki bilgilerin nasıl anlaşılması gerektiğini görmesine yardımcı olur.
Alıştırma
En uygun bağlayıcıyı seçin: The shop sells only secondhand books. ___, none of its books are new.
- For example,
- In addition,
- In other words,
Cevabı göster
In other words,
at large: konuyu bir bütün olarak ele almak
The issue at large isim grubunda at large, konunun bir bütün olarak veya en geniş kapsamıyla ele alınması anlamına gelir. Issue sözcüğünü niteler ve dikkati tek bir ayrıntıdan daha geniş soruya yöneltir. Bu, society, community, public ve issue gibi isimlerden sonra sık görülen resmî ve gerçek anlam dışı bir kullanımdır. Burada fiziksel büyüklüğü anlatmaz.
Alıştırma
Örnekteki the issue at large ne anlama geliyor?
- Bir bütün olarak ele alınan konu
- Fiziksel olarak büyük bir konu
- Firardaki bir suçluyla ilgili konu
Cevabı göster
Bir bütün olarak ele alınan konu
environmental ... a genetic one: one, issue'nun yerini alır
One, daha önce geçen tekil sayılabilir isim issue'nun yerini alır. Bu nedenle a genetic one, a genetic issue anlamına gelir; one of lifestyle ile kastedilen ise a lifestyle-related issue ifadesidir. Böylece issue tekrarlanmadan kategoriler karşılaştırılır. Özgün ifade kısaltılmıştır ve environmental sıfatını one içeren isim gruplarıyla yan yana getirir. Özenli yazıda daha paralel bir biçim an environmental or lifestyle issue rather than a genetic one olur. Yeniden kullanılabilir kalıp, bilinen tekil sayılabilir bir ismin yerine geçen «sıfat + one» yapısıdır.
Alıştırma
Problem sözcüğünü tekrarlamayı önleyen tekil sözcüğü yazarak cümleyi tamamlayın: This looks like a technical problem, not a financial ____.
Cevabı göster
one
though ... may be at play: olası bir etkiyi kabul etmek
Burada be at play, olanları etkiliyor olmak ya da nedenlerden biri olmak anlamına gelir; oyun oynamayı anlatmaz. May, ifadenin kesin olmadığını gösterir: bu etkenler önemli olabilir, ancak konuşan kişi kesinlikle etkili olduklarını söylemez. Though bir ödünleme düşüncesi ekler. Olası bir kalıtsal etkiyi kabul ederken bunun ana savı geçersiz kılmadığını gösterir. Bu kalıp, bir sonucun birden fazla nedeni olabileceğini açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir etkiyi kabul ederken bunu kesinmiş gibi sunmaz?
- Though no single cause has been proven, several factors may be at play.
- Several factors are playing, though no cause exists.
- Because no single cause has been proven, several factors are definitely at play.
Cevabı göster
Though no single cause has been proven, several factors may be at play.
It's estimated that: bir tahmini sunmak
It's estimated that, kişisiz bir edilgen yapıdır. It, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel öznedir. That ile başlayan yan cümle, tahmin edilen sayıyı veya sonucu taşır. Edilgen yapı, tahmini yapan kişi ya da kuruluşu belirtmez; böylece odak bilginin üzerinde kalır. Estimated ayrıca sonucun kesin ve doğrulanmış bir gerçek değil, yaklaşık bir değer olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadenin aynısıyla tamamlayın: ____ around 2,000 people visit the park each day.
Cevabı göster
It's estimated that
somewhere between 30 to 60%: yaklaşık bir aralık ve standart eşleşme
Somewhere between A and B yapısında somewhere, kesin değerin bilinmediğini; A ve B ise beklenen alt ve üst sınırları gösterir. Burada amaçlanan anlam yaklaşık %30 ile %60 arasıdır. Standart yazılı İngilizcede between, and ile eşleşir: somewhere between 30% and 60%. Aralık bildiren diğer bir standart yapı from 30% to 60% şeklindedir. Altyazıdaki between ... to biçimi iki yapıyı karıştırır; konuşmada anlaşılabilir olsa da örnek alınacak standart biçim değildir.
Alıştırma
Eksik bağlacı yazarak standart between ... and yapısını tamamlayın: The rate is somewhere between 30% ____ 60%.
Cevabı göster
and
experience some level of tooth crowding.
4:27bir düzeyde diş çapraşıklığı yaşadığı tahmin ediliyor.
But this trend varies across global populations. Kalıp ifadeler
4:30Fakat bu eğilim küresel popülasyonlar arasında farklılık gösteriyor.
this trend varies across global populations: gruplar arasındaki farklılık
This trend, daha önce sözü edilen bir örüntüye gönderme yapar. Varies across global populations, bu örüntünün dünyadaki bütün gruplarda aynı olmadığını; büyüklüğünün veya biçiminin bir topluluktan diğerine değişebileceğini anlatır. X varies across Y yapısı, X'i çoğul bir küme olan Y'nin üyeleri arasında karşılaştırır. Farklılık bulunduğunu söyler, ancak bu farklılığın yönünü veya büyüklüğünü belirtmez.
Alıştırma
Aynı etkinin farklı yaş gruplarında aynı olmadığını anlatan cümle hangisidir?
- The effect varies over time in one age group.
- The effect causes every age group to change.
- The effect varies across age groups.
Cevabı göster
The effect varies across age groups.
Some people naturally never have wisdom teeth,
4:34Bazı insanların doğal olarak hiç yirmi yaş dişi çıkmıyor,
and some don't experience tooth crowding or crookedness
4:37bazıları diş çapraşıklığı veya eğriliği yaşamıyor
and still get their wisdom teeth without a hitch. Deyimler
4:40ve hâlâ yirmi yaş dişleri sorunsuzca çıkıyor.
without a hitch: hiçbir sorun olmadan gerçekleşmek
Without a hitch, bir şeyin sorun, gecikme veya beklenmedik bir güçlük olmadan sorunsuzca gerçekleştiğini anlatan bir deyimdir. Burada bazı insanların yirmi yaş dişlerinin sorun çıkarmadan büyüdüğünü belirtir. Hitch, ilerlemeyi kesintiye uğratan küçük bir sorun anlamına gelebilir. Bu kalıplaşmış ifadede sözcük gerçek anlamıyla bir kanca veya çekme bağlantısı değildir.
Alıştırma
Cümleyi “sorunsuzca ve hiçbir problem olmadan” anlamındaki deyimle tamamlayın: The ceremony went off ____.
Cevabı göster
without a hitch
seems to coincide with ...: neden değil, temkinli bir bağlantı
Seems to coincide with, iki şeyin birlikte gerçekleşiyor veya aynı örüntüyü izliyor gibi göründüğünü anlatır. Seems iddiayı kesinlikten uzaklaştırır; coincide with ise ilk gözlemi ardından gelen ad öbeğine bağlar. Bu ifade neden-sonuç kanıtı değil, bir ilişki bildirir. Cümlede daha az işlenmiş beslenme biçimleri söz konusu olguyla birlikte gözlemlenmektedir, ancak bu beslenme biçimlerinin olguya neden olduğu ileri sürülmez.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: "X seems to coincide with Y" tek başına Y'nin X'e neden olduğunu kanıtlamaya yeterlidir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
how can we prevent tooth crowding early Anlatım akışı
4:49yaşam tarzı değişiklikleri ve ortodonti kullanarak
How can we prevent ... using ...?: nedenlerden eyleme geçiş
How can we prevent...? sorusu anlatımın işlevini değiştirir. Diş çapraşıklığının neden oluştuğunu açıklamayı sürdürmek yerine, bu açıklamayı uygulamaya dönük bir soruna çevirir: Erken dönemde azaltmak veya önlemek için ne yapılabilir? using lifestyle changes and orthodontics, ele alınacak yolları belirtir. Bu soru yapısı, nedenlerden veya kanıtlardan olası eylemlere geçerek bir açıklamayı sonuca bağlamak için sık kullanılır.
Alıştırma
Bir sağlık sorununun neden ortaya çıktığını açıkladıktan sonra hangi soru, anlatımı en iyi şekilde uygulamaya dönük bir eyleme taşır?
- How many sections does the report contain?
- How can we reduce the risk through daily habits and early care?
- When was the first study on the problem published?
Cevabı göster
How can we reduce the risk through daily habits and early care?
it's certainly something to chew over. Deyimler
4:54bu kesinlikle üzerinde çiğnemeye (düşünmeye) değer bir şey.
Something to chew over: dikkatli düşünme ve dişlerle ilgili kelime oyunu
Something to chew over, dikkatle düşünmeye değer bir fikir, soru veya sorun demektir. Buradaki chew over bir deyimdir; yiyeceği gerçekten ısırma talimatı değildir. Konu dişler olduğu için chew sözcüğü, gerçek anlamı olan ‘çiğnemek’ fiilini de akla getirir. Bu çift anlam hafif bir kelime oyunu oluşturur ve açıklamayı eğlenceli bir şekilde bitirir.
Alıştırma
Bu dersteki deyimin aynısını kullanarak cümleyi tamamlayın ve zamiri doğal konumuna yerleştirin: I need a little time to ____ before I decide.
Cevabı göster
chew it over
to provide free high-quality educational materials
5:02ücretsiz ve yüksek kaliteli eğitim materyalleri sağlama görevimizi