SpaceX Roketlerinin Arkasındaki Deha ile Tanışın: İngilizce çalışma notları
Newsthink
Video özeti: Bu biyografi, Tom Mueller'ın amatör deneylerden SpaceX'te kilit rol oynamasını sağlayan motor çalışmalarına ve başarısız fırlatmalara uzanan yolunu anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a lot of the credit goes to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: sonucu yalnızca ünlü lidere değil, onu mümkün kılan katkı sahibine atfedin. 2. Fourth time's a charm. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: üç başarısızlıktan sonra “Third time's the charm” sözünün esprili değişimini anlayın ve fourth kelimesini sabit atasözü sanmayın. 3. traced back to — Öbek fiiller: edilgen yapıyla sonraki bir başarıyı önceki kaynağına veya nedenine bağlayarak biyografi ve analizlerde köken açıklayın.
Bu derste
who was instrumental in making the rockets fly. Kalıp ifadeler
0:06roketlerin uçmasında en büyük role sahip olan kişiye gidiyor.
başarıdaki payın büyük kısmı ... aittir
Burada credit, bir başarıya katkıda bulunmaktan doğan takdir veya pay anlamındadır. A lot of the credit goes to someone, o kişinin bu takdirin büyük bir kısmını hak ettiğini belirtir. Kalıp a lot of the credit goes to + kişi, grup veya etken şeklindedir. Bu cümlede dikkat, ünlü CEO'dan çalışması çok önemli olan başka bir katkı sahibine çevrilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The launch succeeded, and ____ the engineering team.
Cevabı göster
a lot of the credit goes to
instrumental in making: gerçekleşmesinde kilit rol oynamak
Bu cümlede was instrumental in making, bir şeyin gerçekleşmesinde kilit rol oynamak anlamına gelir. Instrumental burada bir sıfattır; müzik aletlerine gönderme yapmaz. Bir katkının sonuç açısından önemli olduğunu belirtmek için be instrumental in + isim veya -ing biçimi kullanılır. making the rockets fly ifadesinde in sözcüğünden sonra making gelir; make ise the rockets nesnesini ve ardından to olmadan fly fiilinin yalın biçimini alır.
Alıştırma
Cümleyi “kilit rol oynadı” anlamındaki geçmiş zaman hedef yapısıyla tamamlayın: Her careful planning ____ keeping the event on schedule.
Cevabı göster
was instrumental in
but he's a big part of the reason the company is as successful as it is today. Notlar
0:14ama şirketin bugün olduğu kadar başarılı olmasının büyük bir sebebi kendisi.
a big part of the reason: önemli ama tek olmayan bir neden
Bu cümlede a big part of the reason, bir kişinin veya şeyin sonucun ortaya çıkmasında önemli bir neden olduğunu belirtir. Şirketin başarısı açıklanırken Tom Mueller'ın katkısına büyük ağırlık verilmektedir. Bu ifade, o nedeni kasıtlı olarak tek neden gibi sunmaz: a big part yüksek önemi vurgularken part başka insanlara ve etkenlere de yer bırakır. Yeniden kullanılabilecek kalıp X is/was a big part of the reason (why) + sonuç biçimindedir.
Alıştırma
Birden fazla etken katkıda bulunduğunda cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Good communication was ____ the project finished on time, alongside careful planning and strong support.
- a big part of the reason
- not part of the reason
- the only reason
Cevabı göster
a big part of the reason
as successful as it is: as ... as kalıbında gerçek derece
as + sıfat + as kalıbı derece karşılaştırması yapar. as successful as it is ifadesinde ilk as, successful sıfatını; ikinci as ise karşılaştırma ölçütünü sağlayan it is yan cümlesini getirir. Bu ölçüt, şirketin şu anda gerçekten ulaştığı başarı düzeyidir. İfade, şirketin gerçekte ulaştığı derece kadar başarılı olduğunu anlatır. Başka bir şirketle karşılaştırma yapılmaz ve as it is, çünkü öyledir anlamına gelmez. Bu kalıp, gerçek bir sonucun ulaştığı dereceye odaklanmak için why, how veya the reason ifadelerinden sonra sıkça kullanılır.
Alıştırma
Her iki boşluğa da as yazarak gerçek derece karşılaştırmasını tamamlayın: The careful editing explains why the article is ____ clear ____ it is.
Cevabı göster
as · as
and later the propulsion chief technology officer,
0:20ve daha sonra itki sistemleri baş teknoloji sorumlusu olarak,
he led the design, testing, and construction of SpaceX's engines.
0:22SpaceX'in motorlarının tasarımına, testlerine ve inşasına öncülük etti.
a large aerospace company in Los Angeles,
0:30Los Angeles'taki büyük bir havacılık ve uzay şirketi,
he spent weekends testing and flying his own machines Dilbilgisi
0:35hafta sonlarını kendi makinelerini test edip uçurarak geçiriyordu,
in the Mojave desert with an amateur rocket club called Reaction Research Society.
0:38Reaction Research Society adında amatör bir roket kulübüyle Mojave çölünde.
spent weekends testing and flying: spend + zaman + -ing kalıbı
spent weekends testing and flying ifadesinde spent, “para harcadı” değil, “bir zaman dilimini kullandı” anlamına gelir. Weekends kullanılan zamanı, testing ve flying ise yapılan etkinlikleri belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp spend + zaman + doing something biçimindedir. İki etkinlik aynı zaman ifadesini paylaşıyorsa paralel -ing biçimlerini and ile bağlayın: spent weekends testing and flying.
Alıştırma
Leo'nun cumartesi gününü nasıl geçirdiğini anlatmak için spend + zaman + doing kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Leo spent Saturday fixing his bike.
- Leo spent Saturday to fix his bike.
- Leo spent on Saturday fixing his bike.
Cevabı göster
Leo spent Saturday fixing his bike.
That's how he met Musk almost 20 years ago through the club. Anlatım akışı
0:43Kulüp aracılığıyla Musk ile neredeyse 20 yıl önce böyle tanıştı.
That's how: önceki bir süreci sonucuna bağlamak
That's how, az önce anlatılan süreç veya duruma gönderme yapar. Burada önceki kulüp deneyimini Musk'la tanışmasının yolu olarak özetler. Bu bir soru değil, söylem içindeki bir bağlantıdır. Önceki ayrıntıları o süreçten doğan sonuca bağlamak için That's how + cümlecik kullanılır: I volunteered at the library. That's how I met Ana.
Alıştırma
I joined a neighborhood garden. Bu etkinliği sonuca götüren süreç olarak en iyi sunan ikinci cümle hangisidir?
- That's why I learned to grow tomatoes.
- That's how I learned to grow tomatoes.
- That's when I learned to grow tomatoes.
Cevabı göster
That's how I learned to grow tomatoes.
The future SpaceX CEO had been looking to recruit Dilbilgisi
0:46Geleceğin SpaceX CEO'su, o sıralar
a bright team of engineers to build rockets.
0:49roketler inşa etmek için parlak bir mühendis ekibi kurmanın yollarını arıyordu.
had been looking to recruit: önceden beri süren işe alım çabası
Had been looking, had been + fiil-ing yapısındaki past perfect continuous biçimidir. Devam eden bir çabayı veya niyeti başka bir geçmiş olaydan önceye yerleştirir; çaba daha önce başlamış ve sonraki zamana kadar sürmüş ya da o sırada hâlâ önemini korumuştur. look to + fiil yapısında mastar, amaçlanan eylemi belirtir. Burada looking to recruit, yalnızca bir şeye bakmak değil, insanları bir ekibe katmayı hedeflemek veya bunun için arayışta olmak demektir. İfadenin tamamı, hikâyedeki sonraki olaya devam eden bir arka plan sağlar.
Alıştırma
Cümleyi look fiilinin past perfect continuous biçimi ve ardından recruit fiilinin amaç bildiren mastarıyla tamamlayın: Before the clinic expanded, its director ____ another nurse for several months.
Cevabı göster
had been looking to recruit
Musk had gone to Moscow to try to buy refurbished ICBMs. Kültür
0:52Musk, yenilenmiş kıtalararası balistik füzeler (ICBM) satın almak için Moskova'ya gitmişti.
refurbished ICBMs: yenilenmiş kıtalararası balistik füzeler
ICBM, intercontinental ballistic missile ifadesinin kısaltmasıdır; ICBMs ise çoğul biçimidir. Refurbished ICBM, yeniden kullanılmak üzere onarılmış, eski durumuna getirilmiş veya güncellenmiş mevcut bir füzedir; yeni üretilmiş bir füze değildir. Burada ifade, Musk'ın satın alma umuduyla Moskova'ya gittiği donanımı belirtir. Mevcut füze teknolojisini yeniden kullanma planı, daha sonra kendi roketlerini yapmaya yönelmesinin arka planını oluşturur.
Alıştırma
Cümledeki refurbished ICBMs ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Yeniden kullanılmak üzere onarılmış, daha önce üretilmiş kıtalararası balistik füzeler
- Yalnızca sivil uydu fırlatmaları için tasarlanmış yepyeni roketler
- Uluslararası yolculuklar için onarılmış sıradan uçaklar
Cevabı göster
Yeniden kullanılmak üzere onarılmış, daha önce üretilmiş kıtalararası balistik füzeler
he set out to build his own rocket for less. Öbek fiiller
0:58daha az maliyetle kendi roketini yapmaya karar verdi.
set out to build: açık bir hedefle yapmaya başlamak
Set out to build, “bir hedef belirledikten sonra bir şeyi inşa etmeye girişmek” demektir. Bu cümlede daha ucuz bir roket yapmak, tesadüfen gerçekleşen bir şey değil, bilinçli olarak seçilmiş bir plan şeklinde sunulur. Set out to + fiilin yalın biçimi, belirli bir amacı olan görevin, planın veya uzun süreli çabanın başlangıcını anlatır. Yalnızca started demekten genellikle daha kararlı ve anlatımsal bir hava taşır.
Alıştırma
Set out ifadesinin geçmiş biçimini ve make fiilinin doğru biçimini kullanın: Nora ____ a working model before Friday.
Cevabı göster
set out to make
So when it came time to founding SpaceX, Dilbilgisi
1:01Bu yüzden, SpaceX'i kurma zamanı geldiğinde,
someone who knew everything there was to know about rocket engines. Dilbilgisi
1:04roket motorları hakkında bilinmesi gereken her şeyi bilen birini gördü.
when it came time to founding: to found veya for founding kullanımı
Vurgulanan when it came time to founding SpaceX ifadesi iki standart yapıyı birbirine karıştırır. Come time to sonrasında to mastarı başlatır; bu yüzden fiilin yalın biçimi kullanılır: when it came time to found SpaceX. -ing biçimi kullanılacaksa for gerekir: when it came time for founding SpaceX. Buradaki found, “bir kuruluşu kurmak veya oluşturmak” anlamına gelen yalın biçimde bir fiildir. Bu cümlede find fiilinin geçmiş zamanı değildir.
Alıştırma
Come time to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanın. Cümleyi found fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When it came time ____ the science club, Amir asked his teacher for help.
Cevabı göster
to found
everything there was to know about: bir konu hakkındaki tüm bilgiler
everything there was to know about rocket engines ifadesinde everything, isim öbeğinin ana sözcüğüdür. there was to know about rocket engines yan cümlesi, anlamı bu konu hakkında edinilebilecek tüm bilgilerle sınırlar. Bu ifade vurguludur; genellikle birinin kusursuz bilgiye sahip olduğu yönünde kelimesi kelimesine bir iddia değildir. Burada Mueller'ın olağanüstü bilgili olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi everything + there was + to know about hedef yapısıyla tamamlayın: After twenty years at the observatory, Nina seemed to know ____ the old telescope.
Cevabı göster
everything there was to know about
"Wow, I'd really like to go do this thing.
1:10"Vay canına, gerçekten gidip bu işi yapmak istiyorum.
it's like,: yeniden canlandırılan bir tepkiden önce
Buradaki it's like, yeniden canlandırılan bir düşünceyi veya tepkiyi başlatan gündelik bir hikâye anlatma belirtecidir. Ardından gelen sözler, konuşanın Elon'la tanıştığında ne hissettiğini yaklaşık olarak gösterir; like kelimesi gerçek anlamda bir karşılaştırma kurmaz. Konuşan, geçmişteki bir anı canlı biçimde yeniden anlatırken şimdiki zaman biçimi olan it's like ifadesini kullanabilir. Ardından gelen alıntı yaklaşıktır; dolayısıyla bunların söylenen sözlerin aynısı olduğu iddia edilmez.
Alıştırma
When I opened the box, it's like, 'No way!' cümlesinde it's like ne işe yarar?
- Alıntının kelimesi kelimesine olduğunu garanti eder.
- Kutunun fiziksel olarak başka bir şeye benzediğini söyler.
- Konuşanın tepkisinin yaklaşık olarak yeniden canlandırılmasını başlatır.
Cevabı göster
Konuşanın tepkisinin yaklaşık olarak yeniden canlandırılmasını başlatır.
but also gave him free reign to do more. Deyimler
1:16ama aynı zamanda ona daha fazlasını yapması için serbestlik tanıdı.
free reign: standart deyim free rein
Bu cümlede free reign, “karar vermek ve hareket etmek için tam özgürlük” anlamında kullanılmak istenmiştir. Ancak standart deyim free rein şeklindedir. Bu ifade, daha özgür hareket edebilmesi için bir atın dizginlerini gevşetme fikrinden gelir. Anlam, bir kişiye bir işi nasıl yapacağı konusunda kontrol vermeyi de kapsar. Örnekteki yazım yaygın bir karışıklığı gösterir; bu anlamı taşıyan farklı bir deyim değildir.
Alıştırma
“Karar vermek için tam özgürlük” anlamındaki standart deyimle cümleyi tamamlayın: The manager gave the team ____ to solve the problem.
Cevabı göster
free rein
from scratch: temel aşamadan başlamak
From scratch, bitmiş bir ürünü, hazır bir temeli veya mevcut bir sürümü ana başlangıç noktası olarak kullanmadan en temel aşamadan başlamak demektir. Burada, önceden yapılmış bir motoru yalnızca değiştirmek yerine motorun kendisini geliştirmeyi vurgular. Bu ifade bilgi, araç veya malzeme olmadan çalışmak anlamına gelmez. Çalışanın deneyimini değil, işin başlangıç noktasını anlatır.
Alıştırma
“Hazır bir şablon kullanmadan” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We designed the game ____ instead of adapting an existing one.
Cevabı göster
from scratch
95,000 lb thrust: motor ağırlığı değil, itiş kuvveti
Bu mühendislik ifadesinde 95,000 lb thrust, motorun üretebildiği kuvvet miktarını belirtir. Burada lb, motorun ne kadar ağır olduğunu söylemek için değil, daha kesin adıyla libre-kuvvet olan bir kuvvet birimi olarak kullanılır. number + lb + thrust yapısını “o kadar libre itiş kuvveti” olarak anlayın. Bu ölçüm motorun çıkış kuvvetini anlatır; motorun ağırlığı veya kütlesi için farklı bir ifade gerekir.
Alıştırma
Bu cümlede 95,000 lb thrust ne anlama gelir?
- Motor 95.000 libre-kuvvet itiş üretebilir.
- Motorun 95.000 libre yakıta ihtiyacı vardır.
- Motorun kendisi 95.000 libre ağırlığındadır.
Cevabı göster
Motor 95.000 libre-kuvvet itiş üretebilir.
Basically, this engine will burn a hole right through concrete.
1:27Temel olarak, bu motor betonu doğrudan yakıp delebilir.
These engines power the Falcon line of rockets.
1:29Bu motorlar Falcon serisi roketlere güç veriyor.
generate over 5 million pounds of thrust at liftoff.
1:33kalkışta 5 milyon libreden fazla itme gücü üretiyor.
gets its name from: bir adın kaynağını açıklamak
Gets its name from, bir adın belirli bir kaynaktan geldiğini ifade eder. Bu cümlede Falcon 9’daki 9 sayısı, ilk kademedeki dokuz Merlin motorundan gelir. Yapı, adlandırılan kişi veya şey + get/get(s) its name from + kaynak şeklindedir. get fiilini özneye göre değiştirin; adlandırılan kişi veya şey farklı bir iyelik sözcüğü gerektiriyorsa its sözcüğünü de değiştirin.
Alıştırma
Cümleyi get its name from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The festival ____ an old harvest tradition.
Cevabı göster
gets its name from
They're fueled by rocket grade kerosene and liquid oxygen. Kalıp ifadeler
1:42Roket sınıfı gazyağı ve sıvı oksijen ile çalışıyorlar.
fueled by: yakıtı veya itici gücü belirtmek
be fueled by + isim yapısında fueled, “yakıt sağlanmış” anlamına gelen edilgen bir ortaçtır. Buradaki by, motorların itici madde olarak kullandığı maddeleri gösterir; eylemi yapan bir kişiyi ya da şeyi belirtmez. Bu yapı mecaz anlamda da kullanılabilir: Bir duygu, karar veya etkinlik be fueled by something ise o şey onu güçlendiriyor ya da sürmesini sağlıyor demektir.
Alıştırma
Yakıtı belirten iki sözcüklü edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The backup generator is ____ diesel.
Cevabı göster
fueled by
long enough to send a payload into orbit Dilbilgisi
1:50bir yükü yörüngeye gönderecek kadar uzun süre dayanıp
withstand a 170-second burn: motor yanmasına dayanmak
Withstand, zararlı bir kuvvet veya zorlu bir koşul yaşanırken hasar görmeden kalmak ya da çalışmayı sürdürmek anlamına gelir. Özne sınanan şeydir; nesne ise onun dayanması gereken koşulu belirtir. Buradaki a 170-second burn, roket motorunun 170 saniye boyunca yanarak çalıştığı dönemi ifade eder. Burn, cilt yanığı değil motor yanmasını anlatan teknik bir isimdir. 170-second, burn sözcüğünden önce birleşik sıfat olduğu için second tekil kalır.
Alıştırma
İngilizce “The shield can withstand ten minutes of intense heat,” cümlesinde withstand ne anlama gelir?
- Isıya rağmen işlevini sürdürmek
- On dakika boyunca ısı oluşturmak
- Isının on dakika sürmesini sağlamak
Cevabı göster
Isıya rağmen işlevini sürdürmek
long enough to + fiil
Sıfat + enough + to ile mastar yapısı, bir özelliğin bir sonucu mümkün kılacak düzeye ulaştığını gösterir. Burada long, 170 saniyelik yanmanın süresini anlatır; enough to ise bu sürenin neyi mümkün kıldığını belirtir. Sözcük sırası önemlidir: enough sıfattan sonra gelir. Bu nedenle long enough to send denir; enough long to send denmez.
Alıştırma
Cümleyi yeterli süreyi gösteren hedef yapıyla tamamlayın: The battery lasts ____ finish the trip.
Cevabı göster
long enough to
Building reusable rockets puts SpaceX on the map. Deyimler
1:59Yeniden kullanılabilir roketler yapmak SpaceX'i haritaya yerleştirdi.
put ... on the map: geniş çapta tanınır hâle getirmek
Put someone or something on the map, “bir kişiyi, şirketi, yeri veya projeyi geniş çapta tanınır ya da önemli hâle getirmek” anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek bir harita üzerindeki konumu değil, kamuoyu nezdindeki tanınırlığın değişmesini anlatır. Burada yeniden kullanılabilir roketler geliştirmek, SpaceX'e büyük görünürlük kazandıran başarı olarak sunulur. Yapı put + nesne + on the map biçimindedir; put, zaman veya özne uyumuna göre biçim değiştirir. puts SpaceX on the map bunun bir örneğidir.
Alıştırma
Televizyona çıkmanın restoranı geniş çapta tanıttığını belirten deyimi tamamlayın: The chef's TV appearance put the restaurant ____.
Cevabı göster
on the map
It's now a common sight to see the Falcon 9 first stage Kalıp ifadeler
2:02Artık Falcon 9'un ilk aşamasını görmek çok sıradan bir durum,
a common sight to see: sık görülen bir manzara
'A common sight', insanların sık gördüğü ve bu yüzden artık sıra dışı gelmeyen bir şeydir. Burada sight, görülebilen bir manzara veya olay anlamındadır; görme yetisi ya da turistik yer anlamına gelmez. 'It is a common sight to see + kişi/şey + fiil' yapısında to see bölümü, sık görülen sahneyi tanıtır. Bu cümledeki sahne, Falcon 9'un ilk aşamasının iniş yapmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi, insanların sık gördüğü bir sahneyi anlatan bu dersteki beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In spring, it's ____ cyclists filling the riverside paths.
Cevabı göster
a common sight to see
aboard the Crew Dragon to the International Space Station.
2:10Crew Dragon ile Uluslararası Uzay İstasyonu'na.
that helped the Dragon spacecraft maneuver while in orbit. Dilbilgisi
2:15Dragon uzay aracının yörüngede manevra yapmasına yardımcı olan.
while in orbit: kısaltılmış zaman yan cümlesi
While in orbit, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Burada while the Dragon spacecraft was in orbit anlamına gelir; eksik özne ve be biçimi bağlamdan anlaşılır. Özne açık olduğunda bu yapı yaygın biçimde kullanılır: while + ilgeç öbeği veya sıfat, while + özne + be yapısının yerini alabilir. In orbit, bir gezegenin veya başka bir gök cisminin çevresinde hareket etmek anlamına gelir; yalnızca uzayda bir yerde bulunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, uydunun verileri yörüngede bulunduğu sırada gönderdiğini açıkça anlatır?
- While in orbit, the engineers received the satellite's data.
- The satellite sent the data while in orbit.
- The satellite sent the data after leaving orbit.
Cevabı göster
The satellite sent the data while in orbit.
Mueller was right beside Musk during the company's most difficult days.
2:20Mueller, şirketin en zor günlerinde doğrudan Musk'ın yanındaydı.
Well before these achievements: zamanda çok daha geriye gitmek
“Well before”, “çok daha önce” demektir. Buradaki well, zaman aralığının büyüklüğünü vurgular; “iyi” veya “iyi bir şekilde” anlamına gelmez. Cümlenin başında bulunan bu ifade bir zaman çizelgesi işareti gibi çalışır. Anlatıyı sonraki başarılardan çok daha eski bir döneme götürür ve sonraki başarılarla önceki zorluklar arasında karşıtlık kurar.
Alıştırma
Örnekte “Well before these achievements” ne işe yarıyor?
- Mueller'in başarıları ustalıkla gerçekleştirdiğini söyler.
- Zaman çizelgesini başarılardan çok daha önceye götürür.
- Zor günlerin başarılardan hemen önce yaşandığını söyler.
Cevabı göster
Zaman çizelgesini başarılardan çok daha önceye götürür.
When attempts to launch its first rocket, the Falcon 1,
2:25İlk roketi Falcon 1'i fırlatma girişimleri,
Kept failing: keep + -ing ile tekrarlanan eylem
“Kept failing”, keep + fiil-ing yapısını kullanır. Geçmiş zaman biçimi kept, başarısızlıkların yalnızca bir kez olmadığını, devam ettiğini veya tekrar tekrar yaşandığını gösterir. Bu kalıp tekrarlanan olaylar veya devam eden sorunlar için kullanışlıdır: özne + keep/kept + fiil-ing. Bu cümlede başarısız fırlatma girişimlerinin sürekliliğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi keep fiilinin geçmiş zaman biçimi ve ring fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Even after I pressed the stop button, the alarm ____.
Cevabı göster
kept ringing
rear-ended: bir şeye arkadan çarpmak
Burada rear-ended, birinci kademenin arkadan ilerleyip ikinci kademeye çarptığı anlamına gelir. Bu fiil, bir aracın önündeki aracın arka kısmına çarptığı trafik kazaları için kullanılan ifadeden gelir. Bu trafik sözcüğünün roket kademeleri için kullanılması, göreli konumları ve hareketleri zihinde hızlı ve canlı biçimde canlandırır. Bu bir benzetmedir; roketin otomobil gibi bir arka kısmı olduğu iddiası değildir.
Alıştırma
Cümlede rear-ended, çarpışma hakkında hangi bilgiyi verir?
- Birinci kademe ikinci kademeye arkadan çarptı.
- İkinci kademe geriye düşerek birinci kademenin üzerine indi.
- İki kademe kafa kafaya çarpıştı.
Cevabı göster
Birinci kademe ikinci kademeye arkadan çarptı.
residual thrust: motor kapandıktan sonra kalan kuvvet
Residual thrust, motor kapatıldıktan sonra devam eden az miktardaki itme kuvvetidir. Residual, ana süreç bitmiş olması gerekirken geride kalan anlamına gelir. Bu cümlede geride kalan kuvvet, ayrılmadan sonra birinci kademeyi ileri doğru hareket ettirmeye devam etmiş ve onun ikinci kademeye yetişmesine neden olmuştur. İfade, planlanmış ek güç ya da yedek itki anlamına gelmez.
Alıştırma
Kapatıldıktan sonra kalan az miktardaki itme kuvveti anlamına gelen tam ifadeyle teknik açıklamayı tamamlayın: Even after the cart's test motor was switched off, ____ pushed the cart forward for a moment.
Cevabı göster
residual thrust
SpaceX had enough money to scrounge up a fourth Öbek fiiller
2:38SpaceX'in dördüncü bir uçuş için parayı ancak toparlayabildiği
and what would have been final flight if it failed. Dilbilgisi
2:40ve başarısız olursa bunun son uçuş olacağı bir andı.
scrounge up: gerekeni güçlükle toparlamak
Scrounge up, bulunması zor bir şeyi farklı yerlerde arayarak veya eldeki her şeyi kullanarak güçlükle bulmak ya da bir araya getirmek demektir. Burada şirketin yalnızca parası olduğu değil, bir uçuş daha yapacak parayı bulmanın zor olduğu anlatılır. Up bu öbek fiilin bir parçasıdır ve bir ihtiyacı karşılayacak kadar toplama anlamı katar. Yukarı doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Eldeki her şey kullanılarak paranın zar zor toplandığını en iyi vurgulayan ifade hangisidir? Using loose change and a few small donations, the club managed to ___ enough money for the bus.
- save up
- scrounge up
- raise
Cevabı göster
scrounge up
would have been ... if: gerçekleşmemiş bir geçmiş sonuç
Would have been, geçmişteki bir gerçeği değil, hayal edilen bir sonucu anlatır. Burada if it failed koşulu, başarısızlığın dördüncü uçuşu son uçuş yapacağı anlamına gelir. Uçuş gerçekte başarılı olduğu için bu hayalî sonuç gerçekleşmedi. Cümle, önceki bir ana bağlı olan olası sonuca sonradan bakar. Koşulun tamamı geriye dönük biçimde ifade edildiğinde standart biçim It would have been the final flight if it had failed. olur. Özenli standart İngilizcede final flight önünde the kullanılır.
Alıştırma
Takım kazandı ve turnuvaya devam etti. Hangi cümle, o maçı kaybetmenin gerçek dışı sonucuna açıkça geriye dönerek bakar?
- The match would have been their final game if they had lost.
- The match was their final game because they lost.
- Before the match, they knew it would be their final game if they lost.
Cevabı göster
The match would have been their final game if they had lost.
a few more seconds after the engine was cut off
2:45motor kapandıktan sonra birkaç saniye daha beklemesini
Fourth time's a charm: atasözünün esprili bir uyarlaması
Yaygın kalıp Third time's the charm şeklindedir. İki başarısız denemeden sonra üçüncü denemenin sonunda başarılı olabileceğini anlatır; buradaki charm gerçek sihri değil, iyi şansı ifade eder. Bu cümlede başarı dördüncü denemede geldiği için bilinen söz Fourth time's a charm şeklinde değiştirilmiştir. Dinleyen kişi asıl sözü tanıdığı için hafif bir mizah oluşur; Fourth time's a charm ayrı bir yerleşik atasözü değildir.
Alıştırma
Bir ekip üç kez başarısız olup dördüncü denemesinde başarılı oluyor. Birisi neden Fourth time's a charm diyebilir?
- Yaygın sözü gerçek deneme sayısına eğlenceli biçimde uyarlamak için.
- Dördüncü denemenin gerçek sihir sayesinde başarılı olduğunu söylemek için.
- İngilizce bir atasözünün standart biçimini hiç değiştirmeden kullanmak için.
Cevabı göster
Yaygın sözü gerçek deneme sayısına eğlenceli biçimde uyarlamak için.
The Falcon 1 became the first privately developed liquid fuel rocket
2:53Falcon 1, özel olarak geliştirilen ilk sıvı yakıtlı roket oldu
which led to a billion-dollar contract with NASA
2:58bu da NASA ile milyar dolarlık bir sözleşmeye yol açtı
Mueller has been an integral part of the story of SpaceX from the start. Kalıp ifadeler
3:02Mueller, en başından beri SpaceX hikayesinin ayrılmaz bir parçası oldu.
an integral part of: bir bütün için vazgeçilmez olan şey
An integral part of something, bir bütün için vazgeçilmez olan kişi, bileşen veya özelliği anlatır. Mueller'ın an integral part of SpaceX's story olarak tanımlanması, yalnızca katıldığını değil, rolünün merkezî olduğunu söyler. Kalıp an integral part of + isim veya isim öbeği şeklindedir. From the start ise bu önemin en başından beri var olduğunu ekler.
Alıştırma
“Bir bütünün vazgeçilmez bileşeni” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Reliable data is ____ good research.
Cevabı göster
an integral part of
if it were not for some sage advice. Dilbilgisi
3:08neredeyse hiçbir zaman bir mühendis olamayacaktı.
If It Were Not For: bir etkenin yokluğunu hayal etmek
“If it were not for + isim”, “... olmasaydı” veya “... olmadan” anlamına gelir. Önemli bir kişinin, şeyin ya da koşulun var olmadığını hayal etmenizi ister. Were, durumun gerçeğe aykırı olduğunu gösterir; bu nedenle it tekil olsa bile resmî standart biçimde were kullanılır. Burada bilgece tavsiye, onun kariyer yolunu değiştiren etken olarak sunulur. Mühendis olmak tamamlanmış bir geçmiş sonucu olduğu için özenli İngilizcede genellikle “if it had not been for some sage advice, he might never have become an engineer” denir. Asıl cümle yine de aynı gerçek dışı neden-sonuç ilişkisini aktarır.
Alıştırma
Haritanın kaybolmamızı önlediğini göstermek için şimdiki zamana ait karşıt gerçeklik yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- If it is not for the map, we would be lost.
- If it were not for the map, we would be lost.
- If it were not the map, we would be lost.
Cevabı göster
If it were not for the map, we would be lost.
Then I took a math class when I was a freshman in high school, Kültür
3:19Sonra lise birinci sınıftayken bir matematik dersi aldım
A Freshman in High School: lisenin ilk yılındaki öğrenci
ABD okul kullanımında freshman, dört yıllık bir eğitim aşamasının ilk yılındaki öğrencidir. in high school sözleri hangi aşamadan bahsedildiğini belirler; bu nedenle a freshman in high school genellikle 9. sınıf öğrencisi anlamına gelir. Freshman üniversitenin ilk yılındaki bir öğrenciyi de ifade edebilir. Hangi okul düzeyinin kastedildiğine karar vermek için freshman sonrasındaki ifadeye veya daha geniş bağlama bakın.
Alıştırma
Cümledeki “a freshman in high school” ifadesi ABD okul kullanımında büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Lisenin son yılındaki bir öğrenci
- Lisenin ilk yılındaki, genellikle 9. sınıftaki bir öğrenci
- Üniversitenin ilk yılındaki bir öğrenci
Cevabı göster
Lisenin ilk yılındaki, genellikle 9. sınıftaki bir öğrenci
"Do you want to be the guy that fixes a plane Anlatım akışı
3:24"Uçağı tamir eden kişi mi olmak istersin,
the guy that fixes ... or the guy that designs ... ile paralel karşıtlık
Tekrarlanan “the guy that + fiil” kalıbı iki rolü aynı dil bilgisi biçimine yerleştirir: bir kişi uçağı tamir ederken diğeri onu tasarlar. Her iki yerde de that, hangi guy kişisinden söz edildiğini belirleyen kısıtlayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Kalıbı or sözcüğünün iki yanında tekrarlamak seçimi keskin ve dengeli gösterir. Buradaki karşıtlık, dinleyicinin üstlenebileceği role ilişkin bakışını genişletmek içindir; uçak tamir etmenin değersiz olduğunu söylemez.
Alıştırma
Or sözcüğünün iki yanında “the guy that ...” kalıbını tekrarlamanın temel etkisi nedir?
- İki rolü dengeli ve paralel bir biçimde sunar.
- That sözcüğünün guy kişisini tanımlamak yerine uçağı göstermesini sağlar.
- Aynı kişinin uçağı hem tamir ettiğini hem de tasarladığını gösterir.
Cevabı göster
İki rolü dengeli ve paralel bir biçimde sunar.
Of course, I wanted to be the guy that designs the plane.
3:31Elbette, uçağı tasarlayan kişi olmak istiyordum.
No one had told me that I had the aptitude to be an engineer.
3:34Kimse bana mühendis olma yeteneğim olduğunu söylememişti.
He spent summers logging to pay his way through college, Kalıp ifadeler
3:42Üniversite masraflarını karşılamak için yazları ağaç keserek geçirdi,
studying mechanical engineering at the University of Idaho.
3:45Idaho Üniversitesi'nde makine mühendisliği okudu.
pay his way through college: üniversite masraflarını kendi karşılamak
“Pay his way through college”, üniversiteye devam ederken masraflarını başka birinin ödemesine güvenmek yerine kendisinin karşıladığı anlamına gelir. Bu cümlede, yaz aylarında yaptığı tomrukçuluk işinden kazandığı para bu masrafları karşılamıştır. Kalıp pay + iyelik sözcüğü + way through + okul veya program biçimindedir. İyelik sözcüğü kişiye uyar: pay my/your/her/our/their way through college. Buradaki way “yol” anlamına gelmez; eğitim süresince gereken masrafları karşılamayı genel olarak ifade eder.
Alıştırma
Pay one's way through college ifadesini kullanın ve iyelik sözcüğünü özneye göre değiştirin. Cümleyi tamamlayın: She worked two jobs to ____.
Cevabı göster
pay her way through college
After graduation, he set out for California Öbek fiiller
3:48Mezun olduktan sonra Kaliforniya'ya yola çıktı
set out for + varış yeri: bir yere doğru yola çıkmak
Set out for + varış yeri, o yere doğru bir yolculuğa başlamak demektir. Bu cümlede for sözcüğünden sonra gelen California varış yeridir. Bu ifade, yola çıkışa amaçlı ve biraz anlatısal bir hava katar. Bu yüzden biyografilerde, gezi yazılarında ve anlatılarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi set out for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At sunrise, the hikers ____ the mountain pass.
Cevabı göster
set out for
he wanted to work on his childhood passion, rockets.
3:56çocukluk tutkusu olan roketler üzerinde çalışmak istedi.
that that: bağlaç + yan cümle öznesi
Yan yana gelen iki that farklı görevler üstlenir. İlk that bir bağlaçtır; tamamlayıcı olarak da adlandırılır ve realized fiilinin nesne yan cümlesini başlatarak neyin fark edildiğini gösterir. İkinci that ise işaret zamiridir ve was fiilinin öznesidir; daha önce konuşulan karara gönderme yapar. Bu nedenle that that dizisi kendiliğinden bir hata değildir. Her sözcük cümlenin farklı bir yapısal katmanına aittir ve bu katmanları tanımak yan cümleyi çözümlemeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede iki that sözcüğünün dil bilgisel görevleri nelerdir? When the alarm stopped without explanation, we realized that that was the first sign of a larger problem.
- İlk that öznedir, ikinci that ise nesne yan cümlesini başlatır.
- İlk that nesne yan cümlesini başlatır, ikinci that ise alarmın durmasına gönderme yapan öznedir.
- İki that aynı görevdedir ve bunlardan biri yalnızca bir hatadır.
Cevabı göster
İlk that nesne yan cümlesini başlatır, ikinci that ise alarmın durmasına gönderme yapan öznedir.
A fork in the road: farklı gelecek yolları arasında önemli bir seçim
Bu cümlede a fork in the road, birinin gelecekteki farklı yönler arasında seçim yapmak zorunda kaldığı anı anlatan bir benzetmedir. Burada asıl anlam gerçek bir yol ayrımı değildir. Bu görüntü, her seçimin farklı bir yola çıkacağını ve kararın bundan sonra olacakları etkileyebileceğini düşündürür. Kariyer, ilişki veya planlarla ilgili önemli bir seçimi anlatabilir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi “a fork in the road” olarak tanımlanır?
- İşten sonra her zamanki yoldan eve gitmek.
- Öğle yemeğinden önce sıradan bir işi bitirmek.
- Birbirinden çok farklı geleceklere götürecek iki kariyer yolu arasında seçim yapmak.
Cevabı göster
Birbirinden çok farklı geleceklere götürecek iki kariyer yolu arasında seçim yapmak.
Don't settle: hedeflerinden daha azına razı olmamak
Burada Don't settle, “gerçek hedeflerinin, ihtiyaçlarının veya standartlarının altında kalan bir seçeneği kabul etme” anlamına gelir. Neyin kabul edildiği söylenmez, ancak bağlam don't settle for less düşüncesini sağlar. Settle fiilinin birden fazla anlamı olduğu için bu kısa cümle bağlama dayanır. Motive edici bir tavsiyede, kişiyi kendisine daha uygun bir seçeneği aramaya veya bunun için çalışmaya devam etmeye yönlendirir.
Alıştırma
İki sözcüklük tavsiyeyi tam olarak tamamlayın. Don't sözcüğünün ardından settle yazın: ____.
Cevabı göster
Don't settle
Put yourself on the right path: kendini hedefine götüren yola sokmak
Put yourself on the right path, bir yolda ilerlemeyi kişisel gelişim için mecaz olarak kullanır. Put yourself, hayatını veya planlarını yararlı bir yöne taşıyacak adımlar atman demektir. Right, nesnel olarak tek doğru seçim değil, istediğin hedefe uygun yön anlamındadır. put + person + on a path kalıbı, bugünkü seçimleri yön belirleyen adımlar, gelecekteki sonuçları ise varış noktaları olarak gösterir. Bu nedenle gerçek bir yolculuk olmadan eğitim, iş, alışkanlıklar veya diğer uzun vadeli planlardaki ilerlemeyi anlatabilir.
Alıştırma
Öne çıkarılan mecazlı ifadeyle tavsiyeyi tamamla: Choose one small goal today to ____.
Cevabı göster
put yourself on the right path
End up: bir sürecin sonundaki sonuç
End up, bir süreç sonunda ulaşılan son durumu, yeri veya sonucu belirtir. End up where you want to be ifadesindeki where yalnızca fiziksel bir yeri değil, hayatta veya kariyerde istenen konumu da anlatabilir. Yaygın kalıplar end up + yer veya edat öbeği, end up + sıfat ve end up + -ing şeklindedir. İfade çoğu zaman beklenmedik bir sonucu anlatır, ancak bu cümlede olduğu gibi sonuç istenen bir şey de olabilir.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin doğru zamanıyla tamamla: After trying three different routes, we ____ at the same cafe.
Cevabı göster
ended up
he stepped back into a part-time advisory role in 2016
4:132016 yılında yarı zamanlı bir danışman rolüne geri çekildi,
storied career: ün kazanmış, seçkin bir kariyer
Bu cümlede a storied career, önemli başarıları ve unutulmaz olaylarıyla geniş ölçüde tanınan bir kariyer demektir. Kişinin meslek geçmişini seçkin olarak sunar ve çoğunlukla hayranlık tonu taşır. Burada storied yalnızca “hikâyelerden oluşan” anlamına gelmez. Biyografilerde ve kişi profillerinde, kamuoyunca bilinen önemli bir geçmişi özetleyen değerlendirici bir sıfattır.
Alıştırma
Hangi cümlede storied, örnektekiyle aynı övgü dolu biyografik anlamda kullanılmıştır?
- The pilot retired after a storied career filled with record-breaking flights.
- His career was storied because he often told stories at lunch.
- The novelist stored her career notes in a drawer.
Cevabı göster
The pilot retired after a storied career filled with record-breaking flights.
led the development of new engines for a new rocket.
4:19yeni bir roket için yeni motorların geliştirilmesine liderlik ediyordu.
This could be the first engine to take people to Mars. Dilbilgisi
4:24Bu, insanları Mars'a götürecek ilk motor olabilir.
the first engine to take people to Mars: the first + isim + to do kalıbı
The first + isim + to + fiilin yalın hâli kalıbı, isimle belirtilen kişi veya nesnenin eylemi yapan ya da başarıyı gerçekleştiren en erken örnek olduğunu gösterir. Burada to take people to Mars, engine sözcüğünü niteler ve bu motoru ilk yapabilecek olası başarıyı belirtir. Could, bunun tamamlanmış bir gerçek değil, bir olasılık olduğunu gösterir. Cümle motorun insanlardan önce yola çıkacağı anlamına gelmez; görev gerçekleşirse daha önce hiçbir motorun insanları oraya götürmemiş olacağı anlamına gelir.
Alıştırma
The first + isim + to + fiilin yalın hâli kalıbındaki iki sabit bölümü ekleyerek cümleyi tamamlayın: In 2030, this probe could become ____ spacecraft ____ bring back samples from that moon.
Cevabı göster
the first · to
Raptor engines power SpaceX's fully reusable rocket, Starship.
4:27Raptor motorları, SpaceX'in tamamen yeniden kullanılabilir roketi Starship'e güç veriyor.
the red planet: Mars'ın bilinen lakabı
Bu cümlede the red planet, Mars'ın yaygın bir lakabıdır. Bu ad, Mars yüzeyindeki demir bakımından zengin tozla bağlantılı kızılımsı görünümünden gelir. Belirli tanımlık the, bilinen ve belirli bir varlığa işaret eder. Bilim haberlerinde, belgesellerde ve hikâyelerde bu ifade genellikle kırmızı görünen herhangi bir gezegeni değil, Mars'ı anlatır.
Alıştırma
İngilizce 'The rover will collect rocks on the red planet,' cümlesinde the red planet neyi anlatır?
- Keşif aracının yeni bulduğu bir gezegen
- Mars
- Kırmızı görünümlü herhangi bir gezegen
Cevabı göster
Mars
much of its achievements can be traced back to the early work of Tom Mueller. Öbek fiiller
4:41başarılarının çoğu Tom Mueller'in ilk çalışmalarına kadar izlenebilir.
soars to new heights: daha büyük başarıyı anlatan uçuş mecazı
Burada soars to new heights, SpaceX'in başarı ve kazanım bakımından daha yüksek bir düzeye ulaştığı anlamına gelir. Bu ifade, tek bir roketin hareketini değil şirketin gelişimini özetler. Soar sözcüğü gerçek anlamda yükselmeyi veya yüksekte uçmayı çağrıştırır. SpaceX roketlerle çalıştığı için bu uçuş imgesi şirketin gerçek faaliyetini de hatırlatır ve cümleye hafif bir çift anlam katar.
Alıştırma
“Daha yüksek bir başarı düzeyine ulaştı” anlamındaki canlı uçuş mecazıyla cümleyi tamamlayın: After its first international hit, the small studio ____.
Cevabı göster
soared to new heights
Trace something back to: bir şeyin kaynağını geriye doğru izlemek
can be traced back to yapısında trace, kanıtları ya da geçmişi izleyerek bir köken bulmak demektir. Cümlede başarıların önemli bir kaynağı Tom Mueller'ın ilk dönem çalışmalarına bağlanır; back fiziksel olarak geri gitmeyi değil, kökene doğru ilerlemeyi anlatır. Etken kalıp trace + something + back to + source, edilgen kalıp ise something + be traced back to + source şeklindedir. Araştırmayı yapan kişiden çok açıklanan sonuç veya şey önemliyse edilgen yapı yaygındır.
Alıştırma
“Kökeninin … olduğu belirlendi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The power outage was ____ a damaged cable.
Cevabı göster
traced back to
his contributions were critical to SpaceX's success.
4:47onun katkılarının SpaceX'in başarısı için kritik olduğunu.
The man who helped make the rockets fly officially retired in late 2020,
4:51Roketlerin uçmasına yardım eden adam 2020'nin sonlarında resmi olarak emekli oldu,
capping off a nearly two-decade career at SpaceX, Öbek fiiller
4:55SpaceX'teki neredeyse yirmi yıllık kariyerini noktalayarak,
Capping off: bir dönemi veya etkinliği sona erdirmek
Burada capping off, bir dönemi veya deneyimi belirgin biçimde sona erdirmek anlamına gelir. Emeklilik, yaklaşık yirmi yıllık kariyeri tamamlayan olaydır; gerçek anlamda bir şapka ya da kapak söz konusu değildir. Capping off, -ing biçiminde bir ortaç öbeğidir. Önceki eylemin sonucunu ekler: emekli oldu ve bu emeklilik kariyeri sona erdirdi. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıplar cap off + event or period ve cap something off with + final event şeklindedir.
Alıştırma
cap off ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The award ceremony ended with a concert, ____ a week of celebrations.
Cevabı göster
capping off
which has been in his words quite a ride. Notlar
4:58ki bu kendi sözleriyle oldukça uzun ve keyifli bir yolculuktu.
in his words: ifadenin kime ait olduğunu belirtmek
Bu cümlede in his words, quite a ride ifadesinin anlatıcı tarafından üretilmiş bir tanım değil, hakkında konuşulan adamın seçtiği sözler olduğunu gösterir. Yani kullanılan ifadenin kime ait olduğunu belirtir. Bu işaret kısa bir ifadeyi veya daha uzun bir alıntıyı tanıtabilir. Çevresindeki her kelimenin birebir alıntı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Açıklamayı Daniel'ın kendi sözlerine bağlayan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The project was, ____, a wild experiment.
Cevabı göster
in his words
quite a ride: olağanüstü derecede olaylı bir deneyim
Burada ride, birçok değişiklik, sürpriz veya zorluk içeren uzun bir deneyimi anlatan mecazdır. Quite a ride, birinin gerçekten bir araçla yolculuk ettiğini değil, deneyimin olağanüstü derecede hareketli veya yoğun olduğunu belirtir. Quite a, konuşanın değerlendirmesini güçlü biçimde vurgular. İfade olumlu, olumsuz veya ikisinin karışımı bir anlam taşıyabilir; hangisi olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
Quite a ride hangi durumda en doğal kullanımdır?
- Hiçbir şeyin olmadığı beş dakikalık bir bekleyişi anlatmak.
- Sürprizler, aksilikler ve başarılarla dolu bir yılı geriye dönüp değerlendirmek.
- Sakin bir otobüs yolculuğunun tam süresini belirtmek.
Cevabı göster
Sürprizler, aksilikler ve başarılarla dolu bir yılı geriye dönüp değerlendirmek.
Ability plus luck equals success: X plus Y equals Z kalıbı
Cümle, bir düşünceyi matematik formülü gibi sunmak için X plus Y equals Z biçimini kullanıyor. Burada plus “ile birleşen”, equals ise “birlikte yol açan” anlamındadır. Yani cümle, hem yeteneğin hem de şansın başarıya katkıda bulunduğunu söylüyor. Bu, bir hesaplama ya da kanıt değil, düşünceyi kısaltan retorik bir formüldür. Paralel biçimi iddiayı hatırlamayı kolaylaştırır, ancak yetenek ve şansın başarının tek olası nedenleri olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi X plus Y equals Z kalıbıyla tamamlayın: “Preparation ____ timing ____ opportunity.”
Cevabı göster
plus · equals
If you have the ability, then luck is your opportunity.
5:04Eğer yeteneğiniz varsa, o zaman şans sizin fırsatınızdır.
Mueller may have met the right visionary at the right time, Anlatım akışı
5:07Mueller doğru vizyonerle doğru zamanda tanışmış olabilir,
but it took more than luck to win Musk over. Öbek fiiller
5:10ama Musk'ı kazanmak için şanstan fazlası gerekti.
the right visionary at the right time: right sözcüğünün paralel tekrarı
Burada right, yön bildiren “sağ” değil, “uygun” veya “iyi eşleşen” anlamındadır. The right visionary, cesur ve geleceğe dönük fikirleri duruma uyan bir kişiyi belirtir; bu bağlamda o kişi Musk'tır. The right ifadesinin iki paralel söz öbeğinde tekrarlanması cümleye ritim verir ve iki ögeyi eşit biçimde vurgular. Hem kişiyi hem de zamanı uygun bir eşleşme olarak sunduğu için bu tekrar gereksiz değil, amaçlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle hem uygun bir kişiyi hem de uygun bir zamanı vurgulamak için paralel tekrarı en iyi biçimde kullanıyor?
- She met the mentor on the right.
- She met the right mentor at the right time.
- She met a mentor at the correct time.
Cevabı göster
She met the right mentor at the right time.
win someone over: birinin desteğini kazanmak
Win someone over, birinin desteğini, güvenini veya sevgisini yavaş yavaş kazanmak anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Bu cümlede Mueller, Musk'ın onayını yalnızca şansla değil, sunabildikleri sayesinde kazanıyor. Nesne bir isimse hem win Musk over hem de win over Musk kullanılabilir. Nesne bir zamirse onu fiil ile parçacığın arasına koyun: win him over denir, win over him denmez.
Alıştırma
Cümleyi win ... over ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: The investors were doubtful, but the live demo helped ____.
Cevabı göster
win them over
A great engineer requires a solid background Kalıp ifadeler
5:13Harika bir mühendis sağlam bir temel gerektirir
solid background in: bir alanda sağlam altyapı
A solid background in bir alan, o alanda güçlü ve güvenilir bir bilgi, eğitim ve bazen deneyim temeline sahip olmak demektir. Burada bir mühendisin matematik, fen ve bilgisayar bilimlerinde ihtiyaç duyduğu hazırlığı anlatır. Kalıp a solid background in + ders veya alan şeklindedir. Solid burada mecazidir; fiziksel olarak sert değil, iyi gelişmiş ve güvenilir anlamına gelir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi bir alanda güçlü bir temel anlamına gelen üç sözcüklü eşdizimle tamamlayın: The role requires a ____ cybersecurity.
Cevabı göster
solid background in
Whether you'd like to brush up on the math you learned as an undergrad, Öbek fiiller
5:18Lisans eğitiminde öğrendiğiniz matematiği tazelemek isteyin,
brush up on: önceden öğrenilmiş bilgileri tazelemek
Bu cümlede brush up on, daha önce öğrenilmiş matematik bilgilerini yeniden gözden geçirip tekrar kullanılabilir hâle getirmek anlamına gelir. Bilginin zaten var olduğunu, ancak biraz körelmiş olabileceğini anlatır. Yapı brush up on + konu veya beceri şeklindedir. Sıfırdan başlamak anlamına gelmez; amaç tamamen yeni bir alana başlamak değil, önceki bilgiyi canlandırmaktır.
Alıştırma
Cümleyi, daha önce öğrenilen bir beceriyi tazelemek anlamındaki dersin öbeksi fiiliyle tamamlayın: I studied Spanish in college, so I want to ____ it before my trip.
Cevabı göster
brush up on
take up: yeni bir etkinliğe veya beceriye başlamak
Bu cümlede take up programming, programlamayı yeni bir etkinlik olarak öğrenmeye veya yapmaya başlamak anlamına gelir. Çoğu zaman tek bir denemeden fazlasını ifade eder; kişinin bu etkinliği ilgi alanlarının ya da düzeninin bir parçası yapmayı planladığını düşündürür. Buradaki up, öbeksi fiilin bir parçasıdır ve fiziksel olarak bir şeyi kaldırmak anlamına gelmez. Bu kullanım, zaman içinde sürdürülebilecek yeni bir etkinliğe başlamaya odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi, yeni ve sürekli bir etkinliğe başlamak anlamındaki dersin öbeksi fiiliyle tamamlayın: Priya has never played tennis, but she wants to ____ tennis this summer.
Cevabı göster
take up
or simply wish to expand your critical thinking through logic courses,
5:23ya da sadece mantık kursları ile eleştirel düşüncenizi geliştirmek isteyin,
you can sign up for free with Brilliant. Öbek fiiller
5:26Brilliant'a ücretsiz kayıt olabilirsiniz.
sign up for free: ücretsiz kaydolmak
Sign up, “kaydolmak” veya “hesap oluşturmak” demektir. Bu cümlede sign up tek başına tamamlanır; ardından gelen for free, “ücret ödemeden” anlamına gelen bir ücret ifadesidir. Her sign up for dizisini otomatik olarak sign up for + bir şey kalıbı şeklinde yorumlamayın. sign up for a course ifadesinde for, katılınan şeyi belirtir; burada ise free katılınan şey değildir.
Alıştırma
“You can sign up for free,” cümlesinde for free neyi belirtir?
- Kayıt için ücret alınmaz.
- Kayıt yalnızca ilk aydan sonra ücretsizdir.
- Free adlı bir etkinliğe katılıyorsunuz.
Cevabı göster
Kayıt için ücret alınmaz.
my sponsor Brilliant explains where you went wrong. Kalıp ifadeler
5:35sponsorum Brilliant nerede hata yaptığınızı açıklıyor.
happen to + fiilin yalın hâli
Happen to + fiilin yalın hâli, birinin bir şeyi tesadüfen yaptığını veya bir durumun planlanmadan öyle olduğunu anlatır. if you happen to answer incorrectly ifadesinde yanlış cevap verme, olabilecek küçük ve tesadüfi bir durum olarak sunulur. Bu yapı mesajı da yumuşatır. Konuşan kişi suçu vurgulamak yerine yanlış cevap vermeyi kendiliğinden gerçekleşebilecek bir durum gibi gösterir. happen to ifadesinden sonra fiilin yalın hâlini kullanın: happen to answer, happen to see, happen to know.
Alıştırma
Cümleyi happen ile kurulan ve “tesadüfen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you ____ find my blue notebook, please bring it to class.
Cevabı göster
happen to
Hatalı adımı belirten “where you went wrong”
Bu cümlede where you went wrong, düşünme veya uygulama sürecinizin hangi noktasında hata yaptığınız anlamına gelir. Where burada fiziksel bir yeri değil, bir aşamayı, kararı veya adımı gösterir. Bu kalıp geri bildirim vermek ve sorunları incelemek için kullanışlıdır: explain/show/see where someone went wrong. Düzeltilebilmesi için süreçteki hatanın yerini bulmaya odaklanır.
Alıştırma
Hatanın bir sürecin hangi noktasında gerçekleştiğine odaklanan seçenek hangisidir?
- what the process included
- where the process went wrong
- when the process began
Cevabı göster
where the process went wrong
will get 20% off the premium subscription, Kalıp ifadeler
5:42premium abonelikte %20 indirim kazanacak,
Yüzde indirim belirten “get 20% off”
Get 20% off, orijinal fiyatın %20’sine eşit bir indirim almak demektir. Kalan %80’i ödersiniz; off, ödediğiniz kısmı değil, fiyattan çıkarılan kısmı gösterir. Genel kalıp get + sayı/yüzde + off + ürün veya hizmet şeklindedir: get 20% off the premium subscription. İndirimli ürün zaten belliyse reklamlarda 20% off tek başına da kullanılabilir.
Alıştırma
Bir ceketin indirimden önceki fiyatı $80. Ceket 20% off olduğuna göre yeni fiyatı nedir?
- $80
- $64
- $16
Cevabı göster
$64
which gives you unlimited access to all the courses. Kalıp ifadeler
5:45bu da size tüm kurslara sınırsız erişim sağlar.
unlimited access to + bir hizmet veya kaynak
Unlimited access to, bir kaynağı kullanma, görüntüleme veya kaynağa girme sıklığına ya da miktarına belirli bir sınır koyulmayan izni anlatır. Bu cümlede kaynak, premium aboneliğe dâhil olan tüm kurslardır. Bu ifadede access bir isimdir. İsim olan access, kullanılabilen kaynaktan önce normalde to alır: access to all the courses. Kalıp unlimited access to + kullanılabilen kaynak şeklindedir.
Alıştırma
Kullanım sınırı olmadığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A museum membership gives you ____ its online collection for one year.
Cevabı göster
unlimited access to