SpaceX Roketlerinin Arkasındaki Deha ile Tanışın: İngilizce çalışma notları

Newsthink

Öğrenme zorluğu
1.020 kelime 189 kel/dk

Video özeti: Bu biyografi, Tom Mueller'ın amatör deneylerden SpaceX'te kilit rol oynamasını sağlayan motor çalışmalarına ve başarısız fırlatmalara uzanan yolunu anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a lot of the credit goes to — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: sonucu yalnızca ünlü lidere değil, onu mümkün kılan katkı sahibine atfedin. 2. Fourth time's a charm. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: üç başarısızlıktan sonra “Third time's the charm” sözünün esprili değişimini anlayın ve fourth kelimesini sabit atasözü sanmayın. 3. traced back to — Öbek fiiller: edilgen yapıyla sonraki bir başarıyı önceki kaynağına veya nedenine bağlayarak biyografi ve analizlerde köken açıklayın.

Bu derste

Elon Musk may be the superstar CEO of SpaceX,

0:01

Elon Musk, SpaceX'in süper star CEO'su olabilir,

but a lot of the credit goes to the guy Kalıp ifadeler

0:04

ama asıl kredinin büyük bir kısmı,

who was instrumental in making the rockets fly. Kalıp ifadeler

0:06

roketlerin uçmasında en büyük role sahip olan kişiye gidiyor.

Kalıp ifadeler

başarıdaki payın büyük kısmı ... aittir

Burada credit, bir başarıya katkıda bulunmaktan doğan takdir veya pay anlamındadır. A lot of the credit goes to someone, o kişinin bu takdirin büyük bir kısmını hak ettiğini belirtir. Kalıp a lot of the credit goes to + kişi, grup veya etken şeklindedir. Bu cümlede dikkat, ünlü CEO'dan çalışması çok önemli olan başka bir katkı sahibine çevrilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The launch succeeded, and ____ the engineering team.

Cevabı göster

a lot of the credit goes to

Kalıp ifadeler

instrumental in making: gerçekleşmesinde kilit rol oynamak

Bu cümlede was instrumental in making, bir şeyin gerçekleşmesinde kilit rol oynamak anlamına gelir. Instrumental burada bir sıfattır; müzik aletlerine gönderme yapmaz. Bir katkının sonuç açısından önemli olduğunu belirtmek için be instrumental in + isim veya -ing biçimi kullanılır. making the rockets fly ifadesinde in sözcüğünden sonra making gelir; make ise the rockets nesnesini ve ardından to olmadan fly fiilinin yalın biçimini alır.

Alıştırma

Cümleyi “kilit rol oynadı” anlamındaki geçmiş zaman hedef yapısıyla tamamlayın: Her careful planning ____ keeping the event on schedule.

Cevabı göster

was instrumental in

I'm Tom Mueller.

0:09

Ben Tom Mueller.

I'm a co-founder of the company.

0:10

Şirketin kurucu ortaklarından biriyim.

Tom Mueller may not be famous like Musk,

0:12

Tom Mueller, Musk gibi ünlü olmayabilir,

but he's a big part of the reason the company is as successful as it is today. Notlar

0:14

ama şirketin bugün olduğu kadar başarılı olmasının büyük bir sebebi kendisi.

Kalıp ifadeler

a big part of the reason: önemli ama tek olmayan bir neden

Bu cümlede a big part of the reason, bir kişinin veya şeyin sonucun ortaya çıkmasında önemli bir neden olduğunu belirtir. Şirketin başarısı açıklanırken Tom Mueller'ın katkısına büyük ağırlık verilmektedir. Bu ifade, o nedeni kasıtlı olarak tek neden gibi sunmaz: a big part yüksek önemi vurgularken part başka insanlara ve etkenlere de yer bırakır. Yeniden kullanılabilecek kalıp X is/was a big part of the reason (why) + sonuç biçimindedir.

Alıştırma

Birden fazla etken katkıda bulunduğunda cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Good communication was ____ the project finished on time, alongside careful planning and strong support.

  1. a big part of the reason
  2. not part of the reason
  3. the only reason
Cevabı göster

a big part of the reason

Dilbilgisi

as successful as it is: as ... as kalıbında gerçek derece

as + sıfat + as kalıbı derece karşılaştırması yapar. as successful as it is ifadesinde ilk as, successful sıfatını; ikinci as ise karşılaştırma ölçütünü sağlayan it is yan cümlesini getirir. Bu ölçüt, şirketin şu anda gerçekten ulaştığı başarı düzeyidir. İfade, şirketin gerçekte ulaştığı derece kadar başarılı olduğunu anlatır. Başka bir şirketle karşılaştırma yapılmaz ve as it is, çünkü öyledir anlamına gelmez. Bu kalıp, gerçek bir sonucun ulaştığı dereceye odaklanmak için why, how veya the reason ifadelerinden sonra sıkça kullanılır.

Alıştırma

Her iki boşluğa da as yazarak gerçek derece karşılaştırmasını tamamlayın: The careful editing explains why the article is ____ clear ____ it is.

Cevabı göster

as · as

As vice president of propulsion

0:18

İtki sistemlerinden sorumlu başkan yardımcısı,

and later the propulsion chief technology officer,

0:20

ve daha sonra itki sistemleri baş teknoloji sorumlusu olarak,

he led the design, testing, and construction of SpaceX's engines.

0:22

SpaceX'in motorlarının tasarımına, testlerine ve inşasına öncülük etti.

Before joining SpaceX,

0:26

SpaceX'e katılmadan önce,

Mueller developed engines at TRW,

0:27

Mueller, TRW'de motorlar geliştirdi,

a large aerospace company in Los Angeles,

0:30

Los Angeles'taki büyük bir havacılık ve uzay şirketi,

later acquired by Northrop Grumman.

0:32

daha sonra Northrop Grumman tarafından satın alındı.

As a hobby,

0:34

Bir hobi olarak,

he spent weekends testing and flying his own machines Dilbilgisi

0:35

hafta sonlarını kendi makinelerini test edip uçurarak geçiriyordu,

in the Mojave desert with an amateur rocket club called Reaction Research Society.

0:38

Reaction Research Society adında amatör bir roket kulübüyle Mojave çölünde.

Dilbilgisi

spent weekends testing and flying: spend + zaman + -ing kalıbı

spent weekends testing and flying ifadesinde spent, “para harcadı” değil, “bir zaman dilimini kullandı” anlamına gelir. Weekends kullanılan zamanı, testing ve flying ise yapılan etkinlikleri belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp spend + zaman + doing something biçimindedir. İki etkinlik aynı zaman ifadesini paylaşıyorsa paralel -ing biçimlerini and ile bağlayın: spent weekends testing and flying.

Alıştırma

Leo'nun cumartesi gününü nasıl geçirdiğini anlatmak için spend + zaman + doing kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Leo spent Saturday fixing his bike.
  2. Leo spent Saturday to fix his bike.
  3. Leo spent on Saturday fixing his bike.
Cevabı göster

Leo spent Saturday fixing his bike.

That's how he met Musk almost 20 years ago through the club. Anlatım akışı

0:43

Kulüp aracılığıyla Musk ile neredeyse 20 yıl önce böyle tanıştı.

Anlatım akışı

That's how: önceki bir süreci sonucuna bağlamak

That's how, az önce anlatılan süreç veya duruma gönderme yapar. Burada önceki kulüp deneyimini Musk'la tanışmasının yolu olarak özetler. Bu bir soru değil, söylem içindeki bir bağlantıdır. Önceki ayrıntıları o süreçten doğan sonuca bağlamak için That's how + cümlecik kullanılır: I volunteered at the library. That's how I met Ana.

Alıştırma

I joined a neighborhood garden. Bu etkinliği sonuca götüren süreç olarak en iyi sunan ikinci cümle hangisidir?

  1. That's why I learned to grow tomatoes.
  2. That's how I learned to grow tomatoes.
  3. That's when I learned to grow tomatoes.
Cevabı göster

That's how I learned to grow tomatoes.

The future SpaceX CEO had been looking to recruit Dilbilgisi

0:46

Geleceğin SpaceX CEO'su, o sıralar

a bright team of engineers to build rockets.

0:49

roketler inşa etmek için parlak bir mühendis ekibi kurmanın yollarını arıyordu.

Dilbilgisi

had been looking to recruit: önceden beri süren işe alım çabası

Had been looking, had been + fiil-ing yapısındaki past perfect continuous biçimidir. Devam eden bir çabayı veya niyeti başka bir geçmiş olaydan önceye yerleştirir; çaba daha önce başlamış ve sonraki zamana kadar sürmüş ya da o sırada hâlâ önemini korumuştur. look to + fiil yapısında mastar, amaçlanan eylemi belirtir. Burada looking to recruit, yalnızca bir şeye bakmak değil, insanları bir ekibe katmayı hedeflemek veya bunun için arayışta olmak demektir. İfadenin tamamı, hikâyedeki sonraki olaya devam eden bir arka plan sağlar.

Alıştırma

Cümleyi look fiilinin past perfect continuous biçimi ve ardından recruit fiilinin amaç bildiren mastarıyla tamamlayın: Before the clinic expanded, its director ____ another nurse for several months.

Cevabı göster

had been looking to recruit

The year before,

0:51

Bir yıl önce,

Musk had gone to Moscow to try to buy refurbished ICBMs. Kültür

0:52

Musk, yenilenmiş kıtalararası balistik füzeler (ICBM) satın almak için Moskova'ya gitmişti.

Kültür

refurbished ICBMs: yenilenmiş kıtalararası balistik füzeler

ICBM, intercontinental ballistic missile ifadesinin kısaltmasıdır; ICBMs ise çoğul biçimidir. Refurbished ICBM, yeniden kullanılmak üzere onarılmış, eski durumuna getirilmiş veya güncellenmiş mevcut bir füzedir; yeni üretilmiş bir füze değildir. Burada ifade, Musk'ın satın alma umuduyla Moskova'ya gittiği donanımı belirtir. Mevcut füze teknolojisini yeniden kullanma planı, daha sonra kendi roketlerini yapmaya yönelmesinin arka planını oluşturur.

Alıştırma

Cümledeki refurbished ICBMs ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Yeniden kullanılmak üzere onarılmış, daha önce üretilmiş kıtalararası balistik füzeler
  2. Yalnızca sivil uydu fırlatmaları için tasarlanmış yepyeni roketler
  3. Uluslararası yolculuklar için onarılmış sıradan uçaklar
Cevabı göster

Yeniden kullanılmak üzere onarılmış, daha önce üretilmiş kıtalararası balistik füzeler

But when the Russians wanted too much money,

0:56

Fakat Ruslar çok fazla para isteyince,

he set out to build his own rocket for less. Öbek fiiller

0:58

daha az maliyetle kendi roketini yapmaya karar verdi.

Öbek fiiller

set out to build: açık bir hedefle yapmaya başlamak

Set out to build, “bir hedef belirledikten sonra bir şeyi inşa etmeye girişmek” demektir. Bu cümlede daha ucuz bir roket yapmak, tesadüfen gerçekleşen bir şey değil, bilinçli olarak seçilmiş bir plan şeklinde sunulur. Set out to + fiilin yalın biçimi, belirli bir amacı olan görevin, planın veya uzun süreli çabanın başlangıcını anlatır. Yalnızca started demekten genellikle daha kararlı ve anlatımsal bir hava taşır.

Alıştırma

Set out ifadesinin geçmiş biçimini ve make fiilinin doğru biçimini kullanın: Nora ____ a working model before Friday.

Cevabı göster

set out to make

So when it came time to founding SpaceX, Dilbilgisi

1:01

Bu yüzden, SpaceX'i kurma zamanı geldiğinde,

Musk saw in Mueller

1:03

Musk, Mueller'de

someone who knew everything there was to know about rocket engines. Dilbilgisi

1:04

roket motorları hakkında bilinmesi gereken her şeyi bilen birini gördü.

Dilbilgisi

when it came time to founding: to found veya for founding kullanımı

Vurgulanan when it came time to founding SpaceX ifadesi iki standart yapıyı birbirine karıştırır. Come time to sonrasında to mastarı başlatır; bu yüzden fiilin yalın biçimi kullanılır: when it came time to found SpaceX. -ing biçimi kullanılacaksa for gerekir: when it came time for founding SpaceX. Buradaki found, “bir kuruluşu kurmak veya oluşturmak” anlamına gelen yalın biçimde bir fiildir. Bu cümlede find fiilinin geçmiş zamanı değildir.

Alıştırma

Come time to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanın. Cümleyi found fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When it came time ____ the science club, Amir asked his teacher for help.

Cevabı göster

to found

Dilbilgisi

everything there was to know about: bir konu hakkındaki tüm bilgiler

everything there was to know about rocket engines ifadesinde everything, isim öbeğinin ana sözcüğüdür. there was to know about rocket engines yan cümlesi, anlamı bu konu hakkında edinilebilecek tüm bilgilerle sınırlar. Bu ifade vurguludur; genellikle birinin kusursuz bilgiye sahip olduğu yönünde kelimesi kelimesine bir iddia değildir. Burada Mueller'ın olağanüstü bilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi everything + there was + to know about hedef yapısıyla tamamlayın: After twenty years at the observatory, Nina seemed to know ____ the old telescope.

Cevabı göster

everything there was to know about

When I met Elon,

1:08

Elon ile tanıştığımda,

it's like, Ton ve niyet

1:09

şöyle hissettim,

"Wow, I'd really like to go do this thing.

1:10

"Vay canına, gerçekten gidip bu işi yapmak istiyorum.

Ton ve niyet

it's like,: yeniden canlandırılan bir tepkiden önce

Buradaki it's like, yeniden canlandırılan bir düşünceyi veya tepkiyi başlatan gündelik bir hikâye anlatma belirtecidir. Ardından gelen sözler, konuşanın Elon'la tanıştığında ne hissettiğini yaklaşık olarak gösterir; like kelimesi gerçek anlamda bir karşılaştırma kurmaz. Konuşan, geçmişteki bir anı canlı biçimde yeniden anlatırken şimdiki zaman biçimi olan it's like ifadesini kullanabilir. Ardından gelen alıntı yaklaşıktır; dolayısıyla bunların söylenen sözlerin aynısı olduğu iddia edilmez.

Alıştırma

When I opened the box, it's like, 'No way!' cümlesinde it's like ne işe yarar?

  1. Alıntının kelimesi kelimesine olduğunu garanti eder.
  2. Kutunun fiziksel olarak başka bir şeye benzediğini söyler.
  3. Konuşanın tepkisinin yaklaşık olarak yeniden canlandırılmasını başlatır.
Cevabı göster

Konuşanın tepkisinin yaklaşık olarak yeniden canlandırılmasını başlatır.

It's high risk, but it's where I want to be."

1:12

Yüksek riskli, ama tam da olmak istediğim yer."

Going to a startup was risky,

1:15

Bir girişime katılmak riskliydi,

but also gave him free reign to do more. Deyimler

1:16

ama aynı zamanda ona daha fazlasını yapması için serbestlik tanıdı.

Deyimler

free reign: standart deyim free rein

Bu cümlede free reign, “karar vermek ve hareket etmek için tam özgürlük” anlamında kullanılmak istenmiştir. Ancak standart deyim free rein şeklindedir. Bu ifade, daha özgür hareket edebilmesi için bir atın dizginlerini gevşetme fikrinden gelir. Anlam, bir kişiye bir işi nasıl yapacağı konusunda kontrol vermeyi de kapsar. Örnekteki yazım yaygın bir karışıklığı gösterir; bu anlamı taşıyan farklı bir deyim değildir.

Alıştırma

“Karar vermek için tam özgürlük” anlamındaki standart deyimle cümleyi tamamlayın: The manager gave the team ____ to solve the problem.

Cevabı göster

free rein

Mueller is known for developing rocket engines from scratch, Deyimler

1:19

Mueller, roket motorlarını sıfırdan geliştirmesiyle tanınır,

including the Merlin engine.

1:22

Merlin motoru da dahil olmak üzere.

Deyimler

from scratch: temel aşamadan başlamak

From scratch, bitmiş bir ürünü, hazır bir temeli veya mevcut bir sürümü ana başlangıç noktası olarak kullanmadan en temel aşamadan başlamak demektir. Burada, önceden yapılmış bir motoru yalnızca değiştirmek yerine motorun kendisini geliştirmeyi vurgular. Bu ifade bilgi, araç veya malzeme olmadan çalışmak anlamına gelmez. Çalışanın deneyimini değil, işin başlangıç noktasını anlatır.

Alıştırma

“Hazır bir şablon kullanmadan” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: We designed the game ____ instead of adapting an existing one.

Cevabı göster

from scratch

This is a 95,000 lb thrust engine. Kelime

1:25

Bu, 95.000 libre itme gücüne sahip bir motor.

Kelime

95,000 lb thrust: motor ağırlığı değil, itiş kuvveti

Bu mühendislik ifadesinde 95,000 lb thrust, motorun üretebildiği kuvvet miktarını belirtir. Burada lb, motorun ne kadar ağır olduğunu söylemek için değil, daha kesin adıyla libre-kuvvet olan bir kuvvet birimi olarak kullanılır. number + lb + thrust yapısını “o kadar libre itiş kuvveti” olarak anlayın. Bu ölçüm motorun çıkış kuvvetini anlatır; motorun ağırlığı veya kütlesi için farklı bir ifade gerekir.

Alıştırma

Bu cümlede 95,000 lb thrust ne anlama gelir?

  1. Motor 95.000 libre-kuvvet itiş üretebilir.
  2. Motorun 95.000 libre yakıta ihtiyacı vardır.
  3. Motorun kendisi 95.000 libre ağırlığındadır.
Cevabı göster

Motor 95.000 libre-kuvvet itiş üretebilir.

Basically, this engine will burn a hole right through concrete.

1:27

Temel olarak, bu motor betonu doğrudan yakıp delebilir.

These engines power the Falcon line of rockets.

1:29

Bu motorlar Falcon serisi roketlere güç veriyor.

The 27 in the Falcon Heavy

1:32

Falcon Heavy'deki 27 motor,

generate over 5 million pounds of thrust at liftoff.

1:33

kalkışta 5 milyon libreden fazla itme gücü üretiyor.

And the Falcon 9 gets its name Kalıp ifadeler

1:38

Ve Falcon 9 adını,

from the nine Merlin engines in the first stage.

1:39

ilk aşamadaki dokuz Merlin motorundan alıyor.

Kalıp ifadeler

gets its name from: bir adın kaynağını açıklamak

Gets its name from, bir adın belirli bir kaynaktan geldiğini ifade eder. Bu cümlede Falcon 9’daki 9 sayısı, ilk kademedeki dokuz Merlin motorundan gelir. Yapı, adlandırılan kişi veya şey + get/get(s) its name from + kaynak şeklindedir. get fiilini özneye göre değiştirin; adlandırılan kişi veya şey farklı bir iyelik sözcüğü gerektiriyorsa its sözcüğünü de değiştirin.

Alıştırma

Cümleyi get its name from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The festival ____ an old harvest tradition.

Cevabı göster

gets its name from

They're fueled by rocket grade kerosene and liquid oxygen. Kalıp ifadeler

1:42

Roket sınıfı gazyağı ve sıvı oksijen ile çalışıyorlar.

Kalıp ifadeler

fueled by: yakıtı veya itici gücü belirtmek

be fueled by + isim yapısında fueled, “yakıt sağlanmış” anlamına gelen edilgen bir ortaçtır. Buradaki by, motorların itici madde olarak kullandığı maddeleri gösterir; eylemi yapan bir kişiyi ya da şeyi belirtmez. Bu yapı mecaz anlamda da kullanılabilir: Bir duygu, karar veya etkinlik be fueled by something ise o şey onu güçlendiriyor ya da sürmesini sağlıyor demektir.

Alıştırma

Yakıtı belirten iki sözcüklü edilgen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The backup generator is ____ diesel.

Cevabı göster

fueled by

It's not easy developing an engine

1:45

Bir motor geliştirmek kolay değildir;

that can withstand a 170-second burn, Kelime

1:47

170 saniyelik bir yanmaya dayanabilecek,

long enough to send a payload into orbit Dilbilgisi

1:50

bir yükü yörüngeye gönderecek kadar uzun süre dayanıp

and then return safely to Earth.

1:52

ardından Dünya'ya güvenle dönebilecek bir motor.

Kelime

withstand a 170-second burn: motor yanmasına dayanmak

Withstand, zararlı bir kuvvet veya zorlu bir koşul yaşanırken hasar görmeden kalmak ya da çalışmayı sürdürmek anlamına gelir. Özne sınanan şeydir; nesne ise onun dayanması gereken koşulu belirtir. Buradaki a 170-second burn, roket motorunun 170 saniye boyunca yanarak çalıştığı dönemi ifade eder. Burn, cilt yanığı değil motor yanmasını anlatan teknik bir isimdir. 170-second, burn sözcüğünden önce birleşik sıfat olduğu için second tekil kalır.

Alıştırma

İngilizce “The shield can withstand ten minutes of intense heat,” cümlesinde withstand ne anlama gelir?

  1. Isıya rağmen işlevini sürdürmek
  2. On dakika boyunca ısı oluşturmak
  3. Isının on dakika sürmesini sağlamak
Cevabı göster

Isıya rağmen işlevini sürdürmek

Dilbilgisi

long enough to + fiil

Sıfat + enough + to ile mastar yapısı, bir özelliğin bir sonucu mümkün kılacak düzeye ulaştığını gösterir. Burada long, 170 saniyelik yanmanın süresini anlatır; enough to ise bu sürenin neyi mümkün kıldığını belirtir. Sözcük sırası önemlidir: enough sıfattan sonra gelir. Bu nedenle long enough to send denir; enough long to send denmez.

Alıştırma

Cümleyi yeterli süreyi gösteren hedef yapıyla tamamlayın: The battery lasts ____ finish the trip.

Cevabı göster

long enough to

Merlin revolutionized space flight

1:55

Merlin uzay uçuşlarında devrim yarattı,

as it's designed to be reused.

1:57

çünkü yeniden kullanılabilir olarak tasarlandı.

Building reusable rockets puts SpaceX on the map. Deyimler

1:59

Yeniden kullanılabilir roketler yapmak SpaceX'i haritaya yerleştirdi.

Deyimler

put ... on the map: geniş çapta tanınır hâle getirmek

Put someone or something on the map, “bir kişiyi, şirketi, yeri veya projeyi geniş çapta tanınır ya da önemli hâle getirmek” anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek bir harita üzerindeki konumu değil, kamuoyu nezdindeki tanınırlığın değişmesini anlatır. Burada yeniden kullanılabilir roketler geliştirmek, SpaceX'e büyük görünürlük kazandıran başarı olarak sunulur. Yapı put + nesne + on the map biçimindedir; put, zaman veya özne uyumuna göre biçim değiştirir. puts SpaceX on the map bunun bir örneğidir.

Alıştırma

Televizyona çıkmanın restoranı geniş çapta tanıttığını belirten deyimi tamamlayın: The chef's TV appearance put the restaurant ____.

Cevabı göster

on the map

It's now a common sight to see the Falcon 9 first stage Kalıp ifadeler

2:02

Artık Falcon 9'un ilk aşamasını görmek çok sıradan bir durum,

perform one of its signature landings.

2:05

kendine özgü inişlerinden birini yaparken.

Kalıp ifadeler

a common sight to see: sık görülen bir manzara

'A common sight', insanların sık gördüğü ve bu yüzden artık sıra dışı gelmeyen bir şeydir. Burada sight, görülebilen bir manzara veya olay anlamındadır; görme yetisi ya da turistik yer anlamına gelmez. 'It is a common sight to see + kişi/şey + fiil' yapısında to see bölümü, sık görülen sahneyi tanıtır. Bu cümledeki sahne, Falcon 9'un ilk aşamasının iniş yapmasıdır.

Alıştırma

Cümleyi, insanların sık gördüğü bir sahneyi anlatan bu dersteki beş sözcüklü ifadeyle tamamlayın: In spring, it's ____ cyclists filling the riverside paths.

Cevabı göster

a common sight to see

Last year, that rocket launched astronauts

2:08

Geçen yıl, o roket astronotları fırlattı,

aboard the Crew Dragon to the International Space Station.

2:10

Crew Dragon ile Uluslararası Uzay İstasyonu'na.

Mueller also developed the engines

2:13

Mueller aynı zamanda motorları da geliştirdi,

that helped the Dragon spacecraft maneuver while in orbit. Dilbilgisi

2:15

Dragon uzay aracının yörüngede manevra yapmasına yardımcı olan.

Dilbilgisi

while in orbit: kısaltılmış zaman yan cümlesi

While in orbit, kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Burada while the Dragon spacecraft was in orbit anlamına gelir; eksik özne ve be biçimi bağlamdan anlaşılır. Özne açık olduğunda bu yapı yaygın biçimde kullanılır: while + ilgeç öbeği veya sıfat, while + özne + be yapısının yerini alabilir. In orbit, bir gezegenin veya başka bir gök cisminin çevresinde hareket etmek anlamına gelir; yalnızca uzayda bir yerde bulunmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, uydunun verileri yörüngede bulunduğu sırada gönderdiğini açıkça anlatır?

  1. While in orbit, the engineers received the satellite's data.
  2. The satellite sent the data while in orbit.
  3. The satellite sent the data after leaving orbit.
Cevabı göster

The satellite sent the data while in orbit.

Well before these achievements, Anlatım akışı

2:18

Bu başarıların çok öncesinde,

Mueller was right beside Musk during the company's most difficult days.

2:20

Mueller, şirketin en zor günlerinde doğrudan Musk'ın yanındaydı.

Anlatım akışı

Well before these achievements: zamanda çok daha geriye gitmek

“Well before”, “çok daha önce” demektir. Buradaki well, zaman aralığının büyüklüğünü vurgular; “iyi” veya “iyi bir şekilde” anlamına gelmez. Cümlenin başında bulunan bu ifade bir zaman çizelgesi işareti gibi çalışır. Anlatıyı sonraki başarılardan çok daha eski bir döneme götürür ve sonraki başarılarla önceki zorluklar arasında karşıtlık kurar.

Alıştırma

Örnekte “Well before these achievements” ne işe yarıyor?

  1. Mueller'in başarıları ustalıkla gerçekleştirdiğini söyler.
  2. Zaman çizelgesini başarılardan çok daha önceye götürür.
  3. Zor günlerin başarılardan hemen önce yaşandığını söyler.
Cevabı göster

Zaman çizelgesini başarılardan çok daha önceye götürür.

When attempts to launch its first rocket, the Falcon 1,

2:25

İlk roketi Falcon 1'i fırlatma girişimleri,

kept failing. Dilbilgisi

2:28

sürekli başarısız olduğunda.

Dilbilgisi

Kept failing: keep + -ing ile tekrarlanan eylem

“Kept failing”, keep + fiil-ing yapısını kullanır. Geçmiş zaman biçimi kept, başarısızlıkların yalnızca bir kez olmadığını, devam ettiğini veya tekrar tekrar yaşandığını gösterir. Bu kalıp tekrarlanan olaylar veya devam eden sorunlar için kullanışlıdır: özne + keep/kept + fiil-ing. Bu cümlede başarısız fırlatma girişimlerinin sürekliliğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin geçmiş zaman biçimi ve ring fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Even after I pressed the stop button, the alarm ____.

Cevabı göster

kept ringing

The third time it tried to fly into orbit,

2:29

Yörüngeye uçmayı denediği üçüncü seferde,

the first stage rear-ended the second, Deyimler

2:31

ilk aşama ikinci aşamaya arkadan çarptı,

caused by a small amount of residual thrust Kelime

2:33

motor kapandıktan sonra ilk aşamadan gelen

from the first stage after the engine was cut off.

2:35

küçük miktardaki artık itme gücü nedeniyle.

Deyimler

rear-ended: bir şeye arkadan çarpmak

Burada rear-ended, birinci kademenin arkadan ilerleyip ikinci kademeye çarptığı anlamına gelir. Bu fiil, bir aracın önündeki aracın arka kısmına çarptığı trafik kazaları için kullanılan ifadeden gelir. Bu trafik sözcüğünün roket kademeleri için kullanılması, göreli konumları ve hareketleri zihinde hızlı ve canlı biçimde canlandırır. Bu bir benzetmedir; roketin otomobil gibi bir arka kısmı olduğu iddiası değildir.

Alıştırma

Cümlede rear-ended, çarpışma hakkında hangi bilgiyi verir?

  1. Birinci kademe ikinci kademeye arkadan çarptı.
  2. İkinci kademe geriye düşerek birinci kademenin üzerine indi.
  3. İki kademe kafa kafaya çarpıştı.
Cevabı göster

Birinci kademe ikinci kademeye arkadan çarptı.

Kelime

residual thrust: motor kapandıktan sonra kalan kuvvet

Residual thrust, motor kapatıldıktan sonra devam eden az miktardaki itme kuvvetidir. Residual, ana süreç bitmiş olması gerekirken geride kalan anlamına gelir. Bu cümlede geride kalan kuvvet, ayrılmadan sonra birinci kademeyi ileri doğru hareket ettirmeye devam etmiş ve onun ikinci kademeye yetişmesine neden olmuştur. İfade, planlanmış ek güç ya da yedek itki anlamına gelmez.

Alıştırma

Kapatıldıktan sonra kalan az miktardaki itme kuvveti anlamına gelen tam ifadeyle teknik açıklamayı tamamlayın: Even after the cart's test motor was switched off, ____ pushed the cart forward for a moment.

Cevabı göster

residual thrust

SpaceX had enough money to scrounge up a fourth Öbek fiiller

2:38

SpaceX'in dördüncü bir uçuş için parayı ancak toparlayabildiği

and what would have been final flight if it failed. Dilbilgisi

2:40

ve başarısız olursa bunun son uçuş olacağı bir andı.

Öbek fiiller

scrounge up: gerekeni güçlükle toparlamak

Scrounge up, bulunması zor bir şeyi farklı yerlerde arayarak veya eldeki her şeyi kullanarak güçlükle bulmak ya da bir araya getirmek demektir. Burada şirketin yalnızca parası olduğu değil, bir uçuş daha yapacak parayı bulmanın zor olduğu anlatılır. Up bu öbek fiilin bir parçasıdır ve bir ihtiyacı karşılayacak kadar toplama anlamı katar. Yukarı doğru hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Eldeki her şey kullanılarak paranın zar zor toplandığını en iyi vurgulayan ifade hangisidir? Using loose change and a few small donations, the club managed to ___ enough money for the bus.

  1. save up
  2. scrounge up
  3. raise
Cevabı göster

scrounge up

Dilbilgisi

would have been ... if: gerçekleşmemiş bir geçmiş sonuç

Would have been, geçmişteki bir gerçeği değil, hayal edilen bir sonucu anlatır. Burada if it failed koşulu, başarısızlığın dördüncü uçuşu son uçuş yapacağı anlamına gelir. Uçuş gerçekte başarılı olduğu için bu hayalî sonuç gerçekleşmedi. Cümle, önceki bir ana bağlı olan olası sonuca sonradan bakar. Koşulun tamamı geriye dönük biçimde ifade edildiğinde standart biçim It would have been the final flight if it had failed. olur. Özenli standart İngilizcede final flight önünde the kullanılır.

Alıştırma

Takım kazandı ve turnuvaya devam etti. Hangi cümle, o maçı kaybetmenin gerçek dışı sonucuna açıkça geriye dönerek bakar?

  1. The match would have been their final game if they had lost.
  2. The match was their final game because they lost.
  3. Before the match, they knew it would be their final game if they lost.
Cevabı göster

The match would have been their final game if they had lost.

This time, the team told the rocket to wait

2:43

Bu kez ekip, rokete

a few more seconds after the engine was cut off

2:45

motor kapandıktan sonra birkaç saniye daha beklemesini

before stage separation.

2:48

ve ardından kademe ayrılmasını gerçekleştirmesini komut verdi.

Fourth time's a charm. Deyimler

2:50

Dördüncüde şeytanın bacağını kırdılar.

Deyimler

Fourth time's a charm: atasözünün esprili bir uyarlaması

Yaygın kalıp Third time's the charm şeklindedir. İki başarısız denemeden sonra üçüncü denemenin sonunda başarılı olabileceğini anlatır; buradaki charm gerçek sihri değil, iyi şansı ifade eder. Bu cümlede başarı dördüncü denemede geldiği için bilinen söz Fourth time's a charm şeklinde değiştirilmiştir. Dinleyen kişi asıl sözü tanıdığı için hafif bir mizah oluşur; Fourth time's a charm ayrı bir yerleşik atasözü değildir.

Alıştırma

Bir ekip üç kez başarısız olup dördüncü denemesinde başarılı oluyor. Birisi neden Fourth time's a charm diyebilir?

  1. Yaygın sözü gerçek deneme sayısına eğlenceli biçimde uyarlamak için.
  2. Dördüncü denemenin gerçek sihir sayesinde başarılı olduğunu söylemek için.
  3. İngilizce bir atasözünün standart biçimini hiç değiştirmeden kullanmak için.
Cevabı göster

Yaygın sözü gerçek deneme sayısına eğlenceli biçimde uyarlamak için.

Stage separation confirmed.

2:51

Kademe ayrılması onaylandı.

The Falcon 1 became the first privately developed liquid fuel rocket

2:53

Falcon 1, özel olarak geliştirilen ilk sıvı yakıtlı roket oldu

to orbit the planet,

2:57

gezegeni turlayan,

which led to a billion-dollar contract with NASA

2:58

bu da NASA ile milyar dolarlık bir sözleşmeye yol açtı

that saved the company.

3:00

şirketi kurtaran sözleşmeye.

Mueller has been an integral part of the story of SpaceX from the start. Kalıp ifadeler

3:02

Mueller, en başından beri SpaceX hikayesinin ayrılmaz bir parçası oldu.

Kalıp ifadeler

an integral part of: bir bütün için vazgeçilmez olan şey

An integral part of something, bir bütün için vazgeçilmez olan kişi, bileşen veya özelliği anlatır. Mueller'ın an integral part of SpaceX's story olarak tanımlanması, yalnızca katıldığını değil, rolünün merkezî olduğunu söyler. Kalıp an integral part of + isim veya isim öbeği şeklindedir. From the start ise bu önemin en başından beri var olduğunu ekler.

Alıştırma

“Bir bütünün vazgeçilmez bileşeni” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Reliable data is ____ good research.

Cevabı göster

an integral part of

But he almost never became an engineer

3:06

Ancak akıllıca bir tavsiye almasaydı,

if it were not for some sage advice. Dilbilgisi

3:08

neredeyse hiçbir zaman bir mühendis olamayacaktı.

Dilbilgisi

If It Were Not For: bir etkenin yokluğunu hayal etmek

“If it were not for + isim”, “... olmasaydı” veya “... olmadan” anlamına gelir. Önemli bir kişinin, şeyin ya da koşulun var olmadığını hayal etmenizi ister. Were, durumun gerçeğe aykırı olduğunu gösterir; bu nedenle it tekil olsa bile resmî standart biçimde were kullanılır. Burada bilgece tavsiye, onun kariyer yolunu değiştiren etken olarak sunulur. Mühendis olmak tamamlanmış bir geçmiş sonucu olduğu için özenli İngilizcede genellikle “if it had not been for some sage advice, he might never have become an engineer” denir. Asıl cümle yine de aynı gerçek dışı neden-sonuç ilişkisini aktarır.

Alıştırma

Haritanın kaybolmamızı önlediğini göstermek için şimdiki zamana ait karşıt gerçeklik yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. If it is not for the map, we would be lost.
  2. If it were not for the map, we would be lost.
  3. If it were not the map, we would be lost.
Cevabı göster

If it were not for the map, we would be lost.

As the son of a logging truck driver

3:11

Tomruk taşıyan bir kamyon şoförünün oğlu olarak

raised in a small town in Idaho,

3:13

Idaho'da küçük bir kasabada büyümüş,

being an engineer wasn't something he considered.

3:15

mühendis olmak aklından bile geçmemişti.

He wanted to be an aircraft mechanic.

3:17

Bir uçak tamircisi olmak istiyordu.

Then I took a math class when I was a freshman in high school, Kültür

3:19

Sonra lise birinci sınıftayken bir matematik dersi aldım

Kültür

A Freshman in High School: lisenin ilk yılındaki öğrenci

ABD okul kullanımında freshman, dört yıllık bir eğitim aşamasının ilk yılındaki öğrencidir. in high school sözleri hangi aşamadan bahsedildiğini belirler; bu nedenle a freshman in high school genellikle 9. sınıf öğrencisi anlamına gelir. Freshman üniversitenin ilk yılındaki bir öğrenciyi de ifade edebilir. Hangi okul düzeyinin kastedildiğine karar vermek için freshman sonrasındaki ifadeye veya daha geniş bağlama bakın.

Alıştırma

Cümledeki “a freshman in high school” ifadesi ABD okul kullanımında büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Lisenin son yılındaki bir öğrenci
  2. Lisenin ilk yılındaki, genellikle 9. sınıftaki bir öğrenci
  3. Üniversitenin ilk yılındaki bir öğrenci
Cevabı göster

Lisenin ilk yılındaki, genellikle 9. sınıftaki bir öğrenci

and my math teacher said to me,

3:22

ve matematik öğretmenim bana dedi ki,

"Do you want to be the guy that fixes a plane Anlatım akışı

3:24

"Uçağı tamir eden kişi mi olmak istersin,

or the guy that designs the plane?"

3:27

yoksa uçağı tasarlayan kişi mi?"

Anlatım akışı

the guy that fixes ... or the guy that designs ... ile paralel karşıtlık

Tekrarlanan “the guy that + fiil” kalıbı iki rolü aynı dil bilgisi biçimine yerleştirir: bir kişi uçağı tamir ederken diğeri onu tasarlar. Her iki yerde de that, hangi guy kişisinden söz edildiğini belirleyen kısıtlayıcı bir ilgi cümleciği başlatır. Kalıbı or sözcüğünün iki yanında tekrarlamak seçimi keskin ve dengeli gösterir. Buradaki karşıtlık, dinleyicinin üstlenebileceği role ilişkin bakışını genişletmek içindir; uçak tamir etmenin değersiz olduğunu söylemez.

Alıştırma

Or sözcüğünün iki yanında “the guy that ...” kalıbını tekrarlamanın temel etkisi nedir?

  1. İki rolü dengeli ve paralel bir biçimde sunar.
  2. That sözcüğünün guy kişisini tanımlamak yerine uçağı göstermesini sağlar.
  3. Aynı kişinin uçağı hem tamir ettiğini hem de tasarladığını gösterir.
Cevabı göster

İki rolü dengeli ve paralel bir biçimde sunar.

That was a pivotal point of my life.

3:29

Bu hayatımın dönüm noktasıydı.

Of course, I wanted to be the guy that designs the plane.

3:31

Elbette, uçağı tasarlayan kişi olmak istiyordum.

No one had told me that I had the aptitude to be an engineer.

3:34

Kimse bana mühendis olma yeteneğim olduğunu söylememişti.

I didn't even know what an engineer did.

3:37

Bir mühendisin ne yaptığını bile bilmiyordum.

That teacher changed my life.

3:40

O öğretmen hayatımı değiştirdi.

He spent summers logging to pay his way through college, Kalıp ifadeler

3:42

Üniversite masraflarını karşılamak için yazları ağaç keserek geçirdi,

studying mechanical engineering at the University of Idaho.

3:45

Idaho Üniversitesi'nde makine mühendisliği okudu.

Kalıp ifadeler

pay his way through college: üniversite masraflarını kendi karşılamak

“Pay his way through college”, üniversiteye devam ederken masraflarını başka birinin ödemesine güvenmek yerine kendisinin karşıladığı anlamına gelir. Bu cümlede, yaz aylarında yaptığı tomrukçuluk işinden kazandığı para bu masrafları karşılamıştır. Kalıp pay + iyelik sözcüğü + way through + okul veya program biçimindedir. İyelik sözcüğü kişiye uyar: pay my/your/her/our/their way through college. Buradaki way “yol” anlamına gelmez; eğitim süresince gereken masrafları karşılamayı genel olarak ifade eder.

Alıştırma

Pay one's way through college ifadesini kullanın ve iyelik sözcüğünü özneye göre değiştirin. Cümleyi tamamlayın: She worked two jobs to ____.

Cevabı göster

pay her way through college

After graduation, he set out for California Öbek fiiller

3:48

Mezun olduktan sonra Kaliforniya'ya yola çıktı

and its thriving aerospace industry.

3:51

ve oranın gelişen havacılık sektörüne.

Öbek fiiller

set out for + varış yeri: bir yere doğru yola çıkmak

Set out for + varış yeri, o yere doğru bir yolculuğa başlamak demektir. Bu cümlede for sözcüğünden sonra gelen California varış yeridir. Bu ifade, yola çıkışa amaçlı ve biraz anlatısal bir hava katar. Bu yüzden biyografilerde, gezi yazılarında ve anlatılarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi set out for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At sunrise, the hikers ____ the mountain pass.

Cevabı göster

set out for

But instead of finding a job designing planes,

3:53

Ama uçak tasarlayan bir iş bulmak yerine,

he wanted to work on his childhood passion, rockets.

3:56

çocukluk tutkusu olan roketler üzerinde çalışmak istedi.

I realized that that was a key decision. Dilbilgisi

3:59

Bunun kilit bir karar olduğunu fark ettim.

Dilbilgisi

that that: bağlaç + yan cümle öznesi

Yan yana gelen iki that farklı görevler üstlenir. İlk that bir bağlaçtır; tamamlayıcı olarak da adlandırılır ve realized fiilinin nesne yan cümlesini başlatarak neyin fark edildiğini gösterir. İkinci that ise işaret zamiridir ve was fiilinin öznesidir; daha önce konuşulan karara gönderme yapar. Bu nedenle that that dizisi kendiliğinden bir hata değildir. Her sözcük cümlenin farklı bir yapısal katmanına aittir ve bu katmanları tanımak yan cümleyi çözümlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede iki that sözcüğünün dil bilgisel görevleri nelerdir? When the alarm stopped without explanation, we realized that that was the first sign of a larger problem.

  1. İlk that öznedir, ikinci that ise nesne yan cümlesini başlatır.
  2. İlk that nesne yan cümlesini başlatır, ikinci that ise alarmın durmasına gönderme yapan öznedir.
  3. İki that aynı görevdedir ve bunlardan biri yalnızca bir hatadır.
Cevabı göster

İlk that nesne yan cümlesini başlatır, ikinci that ise alarmın durmasına gönderme yapan öznedir.

A fork in the road where I made the right choice Deyimler

4:02

Yol ayrımında, sevdiğim işi yapmak için

to do what I love.

4:05

doğru seçimi yapmıştım.

Deyimler

A fork in the road: farklı gelecek yolları arasında önemli bir seçim

Bu cümlede a fork in the road, birinin gelecekteki farklı yönler arasında seçim yapmak zorunda kaldığı anı anlatan bir benzetmedir. Burada asıl anlam gerçek bir yol ayrımı değildir. Bu görüntü, her seçimin farklı bir yola çıkacağını ve kararın bundan sonra olacakları etkileyebileceğini düşündürür. Kariyer, ilişki veya planlarla ilgili önemli bir seçimi anlatabilir.

Alıştırma

Hangi durum en iyi “a fork in the road” olarak tanımlanır?

  1. İşten sonra her zamanki yoldan eve gitmek.
  2. Öğle yemeğinden önce sıradan bir işi bitirmek.
  3. Birbirinden çok farklı geleceklere götürecek iki kariyer yolu arasında seçim yapmak.
Cevabı göster

Birbirinden çok farklı geleceklere götürecek iki kariyer yolu arasında seçim yapmak.

Don't settle. Kelime

4:06

Yarı yolda yetinmeyin.

Kelime

Don't settle: hedeflerinden daha azına razı olmamak

Burada Don't settle, “gerçek hedeflerinin, ihtiyaçlarının veya standartlarının altında kalan bir seçeneği kabul etme” anlamına gelir. Neyin kabul edildiği söylenmez, ancak bağlam don't settle for less düşüncesini sağlar. Settle fiilinin birden fazla anlamı olduğu için bu kısa cümle bağlama dayanır. Motive edici bir tavsiyede, kişiyi kendisine daha uygun bir seçeneği aramaya veya bunun için çalışmaya devam etmeye yönlendirir.

Alıştırma

İki sözcüklük tavsiyeyi tam olarak tamamlayın. Don't sözcüğünün ardından settle yazın: ____.

Cevabı göster

Don't settle

Put yourself on the right path Deyimler

4:08

Kendinizi doğru yola sokun

and end up where you want to be. Öbek fiiller

4:09

ve olmak istediğiniz yerde bitirin.

Deyimler

Put yourself on the right path: kendini hedefine götüren yola sokmak

Put yourself on the right path, bir yolda ilerlemeyi kişisel gelişim için mecaz olarak kullanır. Put yourself, hayatını veya planlarını yararlı bir yöne taşıyacak adımlar atman demektir. Right, nesnel olarak tek doğru seçim değil, istediğin hedefe uygun yön anlamındadır. put + person + on a path kalıbı, bugünkü seçimleri yön belirleyen adımlar, gelecekteki sonuçları ise varış noktaları olarak gösterir. Bu nedenle gerçek bir yolculuk olmadan eğitim, iş, alışkanlıklar veya diğer uzun vadeli planlardaki ilerlemeyi anlatabilir.

Alıştırma

Öne çıkarılan mecazlı ifadeyle tavsiyeyi tamamla: Choose one small goal today to ____.

Cevabı göster

put yourself on the right path

Öbek fiiller

End up: bir sürecin sonundaki sonuç

End up, bir süreç sonunda ulaşılan son durumu, yeri veya sonucu belirtir. End up where you want to be ifadesindeki where yalnızca fiziksel bir yeri değil, hayatta veya kariyerde istenen konumu da anlatabilir. Yaygın kalıplar end up + yer veya edat öbeği, end up + sıfat ve end up + -ing şeklindedir. İfade çoğu zaman beklenmedik bir sonucu anlatır, ancak bu cümlede olduğu gibi sonuç istenen bir şey de olabilir.

Alıştırma

Cümleyi end up ifadesinin doğru zamanıyla tamamla: After trying three different routes, we ____ at the same cafe.

Cevabı göster

ended up

After a storied career at SpaceX, Kelime

4:11

SpaceX'te efsanevi bir kariyerin ardından,

he stepped back into a part-time advisory role in 2016

4:13

2016 yılında yarı zamanlı bir danışman rolüne geri çekildi,

Kelime

storied career: ün kazanmış, seçkin bir kariyer

Bu cümlede a storied career, önemli başarıları ve unutulmaz olaylarıyla geniş ölçüde tanınan bir kariyer demektir. Kişinin meslek geçmişini seçkin olarak sunar ve çoğunlukla hayranlık tonu taşır. Burada storied yalnızca “hikâyelerden oluşan” anlamına gelmez. Biyografilerde ve kişi profillerinde, kamuoyunca bilinen önemli bir geçmişi özetleyen değerlendirici bir sıfattır.

Alıştırma

Hangi cümlede storied, örnektekiyle aynı övgü dolu biyografik anlamda kullanılmıştır?

  1. The pilot retired after a storied career filled with record-breaking flights.
  2. His career was storied because he often told stories at lunch.
  3. The novelist stored her career notes in a drawer.
Cevabı göster

The pilot retired after a storied career filled with record-breaking flights.

as Musk in the propulsion department

4:17

bu sırada itki departmanında Musk,

led the development of new engines for a new rocket.

4:19

yeni bir roket için yeni motorların geliştirilmesine liderlik ediyordu.

This could be the first engine to take people to Mars. Dilbilgisi

4:24

Bu, insanları Mars'a götürecek ilk motor olabilir.

Dilbilgisi

the first engine to take people to Mars: the first + isim + to do kalıbı

The first + isim + to + fiilin yalın hâli kalıbı, isimle belirtilen kişi veya nesnenin eylemi yapan ya da başarıyı gerçekleştiren en erken örnek olduğunu gösterir. Burada to take people to Mars, engine sözcüğünü niteler ve bu motoru ilk yapabilecek olası başarıyı belirtir. Could, bunun tamamlanmış bir gerçek değil, bir olasılık olduğunu gösterir. Cümle motorun insanlardan önce yola çıkacağı anlamına gelmez; görev gerçekleşirse daha önce hiçbir motorun insanları oraya götürmemiş olacağı anlamına gelir.

Alıştırma

The first + isim + to + fiilin yalın hâli kalıbındaki iki sabit bölümü ekleyerek cümleyi tamamlayın: In 2030, this probe could become ____ spacecraft ____ bring back samples from that moon.

Cevabı göster

the first · to

Raptor engines power SpaceX's fully reusable rocket, Starship.

4:27

Raptor motorları, SpaceX'in tamamen yeniden kullanılabilir roketi Starship'e güç veriyor.

They're fueled by liquid oxygen and liquid methane.

4:32

Sıvı oksijen ve sıvı metanla çalışıyorlar.

Methane could possibly be made on the red planet Kültür

4:35

Metan muhtemelen kızıl gezegende üretilebilir

for the journey home.

4:37

eve dönüş yolculuğu için.

Kültür

the red planet: Mars'ın bilinen lakabı

Bu cümlede the red planet, Mars'ın yaygın bir lakabıdır. Bu ad, Mars yüzeyindeki demir bakımından zengin tozla bağlantılı kızılımsı görünümünden gelir. Belirli tanımlık the, bilinen ve belirli bir varlığa işaret eder. Bilim haberlerinde, belgesellerde ve hikâyelerde bu ifade genellikle kırmızı görünen herhangi bir gezegeni değil, Mars'ı anlatır.

Alıştırma

İngilizce 'The rover will collect rocks on the red planet,' cümlesinde the red planet neyi anlatır?

  1. Keşif aracının yeni bulduğu bir gezegen
  2. Mars
  3. Kırmızı görünümlü herhangi bir gezegen
Cevabı göster

Mars

As SpaceX soars to new heights, Deyimler

4:39

SpaceX yeni ufuklara uçarken,

much of its achievements can be traced back to the early work of Tom Mueller. Öbek fiiller

4:41

başarılarının çoğu Tom Mueller'in ilk çalışmalarına kadar izlenebilir.

Deyimler

soars to new heights: daha büyük başarıyı anlatan uçuş mecazı

Burada soars to new heights, SpaceX'in başarı ve kazanım bakımından daha yüksek bir düzeye ulaştığı anlamına gelir. Bu ifade, tek bir roketin hareketini değil şirketin gelişimini özetler. Soar sözcüğü gerçek anlamda yükselmeyi veya yüksekte uçmayı çağrıştırır. SpaceX roketlerle çalıştığı için bu uçuş imgesi şirketin gerçek faaliyetini de hatırlatır ve cümleye hafif bir çift anlam katar.

Alıştırma

“Daha yüksek bir başarı düzeyine ulaştı” anlamındaki canlı uçuş mecazıyla cümleyi tamamlayın: After its first international hit, the small studio ____.

Cevabı göster

soared to new heights

Öbek fiiller

Trace something back to: bir şeyin kaynağını geriye doğru izlemek

can be traced back to yapısında trace, kanıtları ya da geçmişi izleyerek bir köken bulmak demektir. Cümlede başarıların önemli bir kaynağı Tom Mueller'ın ilk dönem çalışmalarına bağlanır; back fiziksel olarak geri gitmeyi değil, kökene doğru ilerlemeyi anlatır. Etken kalıp trace + something + back to + source, edilgen kalıp ise something + be traced back to + source şeklindedir. Araştırmayı yapan kişiden çok açıklanan sonuç veya şey önemliyse edilgen yapı yaygındır.

Alıştırma

“Kökeninin … olduğu belirlendi” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The power outage was ____ a damaged cable.

Cevabı göster

traced back to

In fact, Musk acknowledged

4:45

Aslında, Musk şunu kabul etti

his contributions were critical to SpaceX's success.

4:47

onun katkılarının SpaceX'in başarısı için kritik olduğunu.

The man who helped make the rockets fly officially retired in late 2020,

4:51

Roketlerin uçmasına yardım eden adam 2020'nin sonlarında resmi olarak emekli oldu,

capping off a nearly two-decade career at SpaceX, Öbek fiiller

4:55

SpaceX'teki neredeyse yirmi yıllık kariyerini noktalayarak,

Öbek fiiller

Capping off: bir dönemi veya etkinliği sona erdirmek

Burada capping off, bir dönemi veya deneyimi belirgin biçimde sona erdirmek anlamına gelir. Emeklilik, yaklaşık yirmi yıllık kariyeri tamamlayan olaydır; gerçek anlamda bir şapka ya da kapak söz konusu değildir. Capping off, -ing biçiminde bir ortaç öbeğidir. Önceki eylemin sonucunu ekler: emekli oldu ve bu emeklilik kariyeri sona erdirdi. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıplar cap off + event or period ve cap something off with + final event şeklindedir.

Alıştırma

cap off ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The award ceremony ended with a concert, ____ a week of celebrations.

Cevabı göster

capping off

which has been in his words quite a ride. Notlar

4:58

ki bu kendi sözleriyle oldukça uzun ve keyifli bir yolculuktu.

Anlatım akışı

in his words: ifadenin kime ait olduğunu belirtmek

Bu cümlede in his words, quite a ride ifadesinin anlatıcı tarafından üretilmiş bir tanım değil, hakkında konuşulan adamın seçtiği sözler olduğunu gösterir. Yani kullanılan ifadenin kime ait olduğunu belirtir. Bu işaret kısa bir ifadeyi veya daha uzun bir alıntıyı tanıtabilir. Çevresindeki her kelimenin birebir alıntı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Açıklamayı Daniel'ın kendi sözlerine bağlayan üç kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The project was, ____, a wild experiment.

Cevabı göster

in his words

Deyimler

quite a ride: olağanüstü derecede olaylı bir deneyim

Burada ride, birçok değişiklik, sürpriz veya zorluk içeren uzun bir deneyimi anlatan mecazdır. Quite a ride, birinin gerçekten bir araçla yolculuk ettiğini değil, deneyimin olağanüstü derecede hareketli veya yoğun olduğunu belirtir. Quite a, konuşanın değerlendirmesini güçlü biçimde vurgular. İfade olumlu, olumsuz veya ikisinin karışımı bir anlam taşıyabilir; hangisi olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Quite a ride hangi durumda en doğal kullanımdır?

  1. Hiçbir şeyin olmadığı beş dakikalık bir bekleyişi anlatmak.
  2. Sürprizler, aksilikler ve başarılarla dolu bir yılı geriye dönüp değerlendirmek.
  3. Sakin bir otobüs yolculuğunun tam süresini belirtmek.
Cevabı göster

Sürprizler, aksilikler ve başarılarla dolu bir yılı geriye dönüp değerlendirmek.

Ability plus luck equals success. Anlatım akışı

5:00

Yetenek artı şans başarıya eşittir.

Anlatım akışı

Ability plus luck equals success: X plus Y equals Z kalıbı

Cümle, bir düşünceyi matematik formülü gibi sunmak için X plus Y equals Z biçimini kullanıyor. Burada plus “ile birleşen”, equals ise “birlikte yol açan” anlamındadır. Yani cümle, hem yeteneğin hem de şansın başarıya katkıda bulunduğunu söylüyor. Bu, bir hesaplama ya da kanıt değil, düşünceyi kısaltan retorik bir formüldür. Paralel biçimi iddiayı hatırlamayı kolaylaştırır, ancak yetenek ve şansın başarının tek olası nedenleri olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi X plus Y equals Z kalıbıyla tamamlayın: “Preparation ____ timing ____ opportunity.”

Cevabı göster

plus · equals

If you have the ability, then luck is your opportunity.

5:04

Eğer yeteneğiniz varsa, o zaman şans sizin fırsatınızdır.

Mueller may have met the right visionary at the right time, Anlatım akışı

5:07

Mueller doğru vizyonerle doğru zamanda tanışmış olabilir,

but it took more than luck to win Musk over. Öbek fiiller

5:10

ama Musk'ı kazanmak için şanstan fazlası gerekti.

Anlatım akışı

the right visionary at the right time: right sözcüğünün paralel tekrarı

Burada right, yön bildiren “sağ” değil, “uygun” veya “iyi eşleşen” anlamındadır. The right visionary, cesur ve geleceğe dönük fikirleri duruma uyan bir kişiyi belirtir; bu bağlamda o kişi Musk'tır. The right ifadesinin iki paralel söz öbeğinde tekrarlanması cümleye ritim verir ve iki ögeyi eşit biçimde vurgular. Hem kişiyi hem de zamanı uygun bir eşleşme olarak sunduğu için bu tekrar gereksiz değil, amaçlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle hem uygun bir kişiyi hem de uygun bir zamanı vurgulamak için paralel tekrarı en iyi biçimde kullanıyor?

  1. She met the mentor on the right.
  2. She met the right mentor at the right time.
  3. She met a mentor at the correct time.
Cevabı göster

She met the right mentor at the right time.

Öbek fiiller

win someone over: birinin desteğini kazanmak

Win someone over, birinin desteğini, güvenini veya sevgisini yavaş yavaş kazanmak anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Bu cümlede Mueller, Musk'ın onayını yalnızca şansla değil, sunabildikleri sayesinde kazanıyor. Nesne bir isimse hem win Musk over hem de win over Musk kullanılabilir. Nesne bir zamirse onu fiil ile parçacığın arasına koyun: win him over denir, win over him denmez.

Alıştırma

Cümleyi win ... over ile tamamlayın ve zamiri doğru yere koyun: The investors were doubtful, but the live demo helped ____.

Cevabı göster

win them over

A great engineer requires a solid background Kalıp ifadeler

5:13

Harika bir mühendis sağlam bir temel gerektirir

in math, science, and computer science.

5:15

matematik, bilim ve bilgisayar bilimlerinde.

Kalıp ifadeler

solid background in: bir alanda sağlam altyapı

A solid background in bir alan, o alanda güçlü ve güvenilir bir bilgi, eğitim ve bazen deneyim temeline sahip olmak demektir. Burada bir mühendisin matematik, fen ve bilgisayar bilimlerinde ihtiyaç duyduğu hazırlığı anlatır. Kalıp a solid background in + ders veya alan şeklindedir. Solid burada mecazidir; fiziksel olarak sert değil, iyi gelişmiş ve güvenilir anlamına gelir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi bir alanda güçlü bir temel anlamına gelen üç sözcüklü eşdizimle tamamlayın: The role requires a ____ cybersecurity.

Cevabı göster

solid background in

Whether you'd like to brush up on the math you learned as an undergrad, Öbek fiiller

5:18

Lisans eğitiminde öğrendiğiniz matematiği tazelemek isteyin,

Öbek fiiller

brush up on: önceden öğrenilmiş bilgileri tazelemek

Bu cümlede brush up on, daha önce öğrenilmiş matematik bilgilerini yeniden gözden geçirip tekrar kullanılabilir hâle getirmek anlamına gelir. Bilginin zaten var olduğunu, ancak biraz körelmiş olabileceğini anlatır. Yapı brush up on + konu veya beceri şeklindedir. Sıfırdan başlamak anlamına gelmez; amaç tamamen yeni bir alana başlamak değil, önceki bilgiyi canlandırmaktır.

Alıştırma

Cümleyi, daha önce öğrenilen bir beceriyi tazelemek anlamındaki dersin öbeksi fiiliyle tamamlayın: I studied Spanish in college, so I want to ____ it before my trip.

Cevabı göster

brush up on

want to take up programming, Öbek fiiller

5:21

programlamaya başlamak isteyin,

Öbek fiiller

take up: yeni bir etkinliğe veya beceriye başlamak

Bu cümlede take up programming, programlamayı yeni bir etkinlik olarak öğrenmeye veya yapmaya başlamak anlamına gelir. Çoğu zaman tek bir denemeden fazlasını ifade eder; kişinin bu etkinliği ilgi alanlarının ya da düzeninin bir parçası yapmayı planladığını düşündürür. Buradaki up, öbeksi fiilin bir parçasıdır ve fiziksel olarak bir şeyi kaldırmak anlamına gelmez. Bu kullanım, zaman içinde sürdürülebilecek yeni bir etkinliğe başlamaya odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi, yeni ve sürekli bir etkinliğe başlamak anlamındaki dersin öbeksi fiiliyle tamamlayın: Priya has never played tennis, but she wants to ____ tennis this summer.

Cevabı göster

take up

or simply wish to expand your critical thinking through logic courses,

5:23

ya da sadece mantık kursları ile eleştirel düşüncenizi geliştirmek isteyin,

you can sign up for free with Brilliant. Öbek fiiller

5:26

Brilliant'a ücretsiz kayıt olabilirsiniz.

Öbek fiiller

sign up for free: ücretsiz kaydolmak

Sign up, “kaydolmak” veya “hesap oluşturmak” demektir. Bu cümlede sign up tek başına tamamlanır; ardından gelen for free, “ücret ödemeden” anlamına gelen bir ücret ifadesidir. Her sign up for dizisini otomatik olarak sign up for + bir şey kalıbı şeklinde yorumlamayın. sign up for a course ifadesinde for, katılınan şeyi belirtir; burada ise free katılınan şey değildir.

Alıştırma

“You can sign up for free,” cümlesinde for free neyi belirtir?

  1. Kayıt için ücret alınmaz.
  2. Kayıt yalnızca ilk aydan sonra ücretsizdir.
  3. Free adlı bir etkinliğe katılıyorsunuz.
Cevabı göster

Kayıt için ücret alınmaz.

Brilliant offers over 60 interactive courses.

5:29

Brilliant 60'tan fazla etkileşimli kurs sunuyor.

There are no tests,

5:32

Sınav yok,

and if you happen to answer incorrectly, Dilbilgisi

5:33

ve yanlış cevaplarsanız,

my sponsor Brilliant explains where you went wrong. Kalıp ifadeler

5:35

sponsorum Brilliant nerede hata yaptığınızı açıklıyor.

Dilbilgisi

happen to + fiilin yalın hâli

Happen to + fiilin yalın hâli, birinin bir şeyi tesadüfen yaptığını veya bir durumun planlanmadan öyle olduğunu anlatır. if you happen to answer incorrectly ifadesinde yanlış cevap verme, olabilecek küçük ve tesadüfi bir durum olarak sunulur. Bu yapı mesajı da yumuşatır. Konuşan kişi suçu vurgulamak yerine yanlış cevap vermeyi kendiliğinden gerçekleşebilecek bir durum gibi gösterir. happen to ifadesinden sonra fiilin yalın hâlini kullanın: happen to answer, happen to see, happen to know.

Alıştırma

Cümleyi happen ile kurulan ve “tesadüfen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: If you ____ find my blue notebook, please bring it to class.

Cevabı göster

happen to

Kalıp ifadeler

Hatalı adımı belirten “where you went wrong”

Bu cümlede where you went wrong, düşünme veya uygulama sürecinizin hangi noktasında hata yaptığınız anlamına gelir. Where burada fiziksel bir yeri değil, bir aşamayı, kararı veya adımı gösterir. Bu kalıp geri bildirim vermek ve sorunları incelemek için kullanışlıdır: explain/show/see where someone went wrong. Düzeltilebilmesi için süreçteki hatanın yerini bulmaya odaklanır.

Alıştırma

Hatanın bir sürecin hangi noktasında gerçekleştiğine odaklanan seçenek hangisidir?

  1. what the process included
  2. where the process went wrong
  3. when the process began
Cevabı göster

where the process went wrong

You can register with the link in my description,

5:38

Açıklamamdaki linkle kayıt olabilirsiniz,

and the first 200 people to use my link

5:40

ve linkimi kullanan ilk 200 kişi

will get 20% off the premium subscription, Kalıp ifadeler

5:42

premium abonelikte %20 indirim kazanacak,

Kalıp ifadeler

Yüzde indirim belirten “get 20% off”

Get 20% off, orijinal fiyatın %20’sine eşit bir indirim almak demektir. Kalan %80’i ödersiniz; off, ödediğiniz kısmı değil, fiyattan çıkarılan kısmı gösterir. Genel kalıp get + sayı/yüzde + off + ürün veya hizmet şeklindedir: get 20% off the premium subscription. İndirimli ürün zaten belliyse reklamlarda 20% off tek başına da kullanılabilir.

Alıştırma

Bir ceketin indirimden önceki fiyatı $80. Ceket 20% off olduğuna göre yeni fiyatı nedir?

  1. $80
  2. $64
  3. $16
Cevabı göster

$64

which gives you unlimited access to all the courses. Kalıp ifadeler

5:45

bu da size tüm kurslara sınırsız erişim sağlar.

Kalıp ifadeler

unlimited access to + bir hizmet veya kaynak

Unlimited access to, bir kaynağı kullanma, görüntüleme veya kaynağa girme sıklığına ya da miktarına belirli bir sınır koyulmayan izni anlatır. Bu cümlede kaynak, premium aboneliğe dâhil olan tüm kurslardır. Bu ifadede access bir isimdir. İsim olan access, kullanılabilen kaynaktan önce normalde to alır: access to all the courses. Kalıp unlimited access to + kullanılabilen kaynak şeklindedir.

Alıştırma

Kullanım sınırı olmadığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A museum membership gives you ____ its online collection for one year.

Cevabı göster

unlimited access to

Thanks so much for watching.

5:48

İzlediğiniz için çok teşekkürler.

For NewsThink, I'm Cindy Pom.

5:50

NewsThink'ten ben Cindy Pom.