Hamam böceklerini öldürmek neden bu kadar zor? - Ameya Gondhalekar: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
650 kelime 140 kel/dk

Video özeti: Bu video, hamam böceklerini ortadan kaldırmanın neden bu kadar zor olduğunu; hızlı kaçışları ve ezilmeye dayanıklı bedenlerinden sıra dışı sindirimlerine, bakterilerle ortaklıklarına, bağışıklık savunmalarına ve böcek ilaçlarına dirençlerine kadar açıklıyor. Ayrıca nükleer bir kıyametten kolayca sağ çıkacaklarına ilişkin yaygın inanışı düzeltiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. weather just about everything we throw at them. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: weather fiilinin burada hava durumunu değil; saldırılara, eleştirilere ya da zorluklara dayanmayı anlattığını kavrayın. Bu ifadeyi, kendisine yöneltilen neredeyse her türlü baskı ve güçlük karşısında ayakta kalan bir kişiyi veya şeyi betimlemek için kullanabilirsiniz. 2. having a resident group of bacteria recycle — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Uzun bir bilimsel mekanizma açıklamasında have + nesne + fiilin yalın hâli ettirgen yapısını tanıyın. Böylece geri dönüşüm işini yerleşik bakterilerin yaptığını belirleyebilir ve bir canlının başka bir etkene bir süreci nasıl gerçekleştirdiğini anlatabilirsiniz. 3. mildly tolerant to radiation. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: tolerant to ifadesini bir maddeye veya çevresel etkene karşı dayanıklılık olarak yorumlarken mildly sözcüğünün bu dayanıklılığın derecesini ciddi biçimde sınırladığını fark edin. Bir canlının radyasyona dayanma yetisini abartmadan dikkatli bilimsel karşılaştırmalar kurabilirsiniz.

Bu derste

In the Egyptian Book of the Dead, there's a banishment spell that declares, Kültür

0:08

Mısır Ölüler Kitabı'nda şöyle diyen bir sürgün büyüsü vardır:

"Be far from me, oh vile cockroach."

0:12

"Benden uzak dur, ey iğrenç hamamböceği."

Kültür

the Egyptian Book of the Dead: antik Mısır'a ait bir cenaze metinleri derlemesi

the Egyptian Book of the Dead, antik Mısır'a ait cenaze metinleri ve büyülerden oluşan bir derlemenin İngilizce adıdır. Bu bir özel addır; genel olarak “ölü insanlar hakkında bir kitap” anlamına gelmez. Ayrıca başlangıçta tek ve sabit bir metni olan modern bir kitap değildi. Buradaki gönderme, hamam böceğini uzaklaştıran sözleri eski bir dinî bağlama yerleştirir ve hamam böceklerinden duyulan hoşnutsuzluğun çok uzun zaman önce kayda geçtiğini gösterir.

Alıştırma

Burada the Egyptian Book of the Dead adı neyi ifade ediyor?

  1. Antik Mısır'a ait cenaze metinleri ve büyülerden oluşan bir derleme
  2. Ölmüş insanlar hakkında yazılmış herhangi bir kitap
  3. Böceklerle ilgili modern bir rehber
Cevabı göster

Antik Mısır'a ait cenaze metinleri ve büyülerden oluşan bir derleme

Kültür

a banishment spell: bir şeyi uzaklaştırmaya yarayan büyü

a banishment spell, bir kişiyi, yaratığı veya zararlı bir varlığı uzaklaştırmak için kullanılan törensel ya da büyülü bir söz dizisidir. Bu isim grubunda banishment, spell sözcüğünün amacını belirtir. Burada spell, “büyülü veya dinî gücü olduğuna inanılan sözler” anlamındadır; bir kelimeyi harf harf yazma eylemi değildir. Bu bağlamda banishment törensel bir uzaklaştırmadır, yasal bir sürgün cezası değildir.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? The old manuscript describes ___ intended to drive a spirit away.

  1. a spelling exercise
  2. a legal exile order
  3. a banishment spell
Cevabı göster

a banishment spell

More than 3,000 years later, Anlatım akışı

0:16

3.000 yıldan fazla zaman geçmesine rağmen,

we're still trying to oust these insects. Kelime

0:18

hâlâ bu böcekleri defetmeye çalışıyoruz.

Anlatım akışı

More than 3,000 years later: anlatıyı günümüze taşımak

More than 3,000 years later, cümlenin başında yer alan bir zaman çerçevesidir. Anlatıyı eski bir örnekten günümüzdeki duruma taşır; yani yalnızca bir tarih vermekle kalmaz, açıklamanın iki bölümü arasındaki ilişkiyi de düzenler. Zaman aralığı + later kalıbı büyük bir zaman sıçramasını açıkça gösterir. Burada still, aynı sorunun bu sıçramadan sonra da sürdüğü anlamını ekler.

Alıştırma

More than 3,000 years later bu açıklamada esas olarak ne yapıyor?

  1. Açıklamayı eski bir örnekten günümüze taşır ve uzun bir zaman aralığını belirtir.
  2. Böcekleri ortadan kaldırma çabasının 3.000 yıl önce sona erdiğini gösterir.
  3. Böceklerin ilk ortaya çıktığı kesin tarihi verir.
Cevabı göster

Açıklamayı eski bir örnekten günümüze taşır ve uzun bir zaman aralığını belirtir.

Kelime

oust these insects: bu böcekleri zorla uzaklaştırmak

oust these insects ifadesinde oust, böcekleri insanların kontrol etmek istediği bir yerden zorla çıkarmak anlamına gelir. Fiil yalnızca bir şeyi taşımayı değil, zorla uzaklaştırmayı ve direnci vurgular; böcekleri mutlaka öldürmek anlamına gelmez. Oust çoğu zaman bir kişiyi görevinden veya güçlü bir konumdan zorla uzaklaştırmayı anlatır. Böcekler için kullanılması resmî ve canlı bir anlam genişlemesidir: Zararlılar, insanların uzaklaştırmaya çalıştığı istenmeyen işgalciler gibi sunulur.

Alıştırma

Kurul, başkanını görevden ayrılmaya zorlamak için resmî bir oylama yaptı. “The board voted to ___ the chair” cümlesini en iyi tamamlayan resmî ve güçlü fiil hangisidir?

  1. eradicate
  2. remove
  3. oust
Cevabı göster

oust

But from poison traps to hastily brandished slippers, Anlatım akışı

0:21

Ancak zehirli tuzaklardan aceleyle savrulan terliklere kadar,

cockroaches seem to weather just about everything we throw at them. Deyimler

0:25

hamamböcekleri üzerlerine attığımız hemen hemen her şeyi atlatıyor gibi görünüyor.

Anlatım akışı

from poison traps to ... slippers: geniş bir aralığı iki uçla göstermek

Burada from X to Y bir hareketi anlatmaz. Bir aralığın iki ucuna birbirinden çok farklı iki örnek yerleştirir: bir uçta önceden hazırlanmış zehirli tuzaklar, diğer uçta ise aceleyle kapılıp sallanan terlikler vardır. Konuşmacı bu iki ucu söyleyerek hamam böcekleriyle mücadele etmenin birçok yolunu tek tek sıralamadan düzenli biçimde bir araya getirir. Özel olarak hazırlanmış bir tuzakla doğaçlama kullanılan terlik arasındaki karşıtlık da mizah katar.

Alıştırma

from ... to ... aralık yapısını tamamlayın: The workshop covers everything ____ basic safety ____ advanced repairs.

Cevabı göster

from · to

Deyimler

weather just about everything we throw at them: yöneltilen hemen her şeye dayanmak

Bu cümlede weather, zor bir şeye dayanıp onu atlatmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Atmosfer koşullarını anlatan “hava durumu” ismi değildir. Just about “hemen hemen” demektir; dolayısıyla iddia güçlüdür fakat kelimesi kelimesine mutlak değildir. Just about everything we throw at them, weather fiilinin nesnesidir. Buradaki throw at mecazidir: yalnızca fiziksel olarak fırlatılan nesneleri değil, insanların hamam böceklerine yönelttiği tüm tuzakları, darbeleri ve diğer yöntemleri kapsar.

Alıştırma

Hangi cümlede weather “zor bir duruma dayanıp devam etmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. The school weathered months of repairs and reopened on time.
  2. The students threw their hats into the air after graduation.
  3. The school posted the weather report by the entrance.
Cevabı göster

The school weathered months of repairs and reopened on time.

So,

0:29

Peki,

what makes cockroaches so hard to kill? Anlatım akışı

0:30

hamamböceklerini öldürmesi neden bu kadar zor?

Anlatım akışı

what makes cockroaches so hard to kill? ile açıklamayı açan giriş sorusu

Bu açılış sorusu dikkat çekici bir giriş sorusu olarak çalışır: videonun açıklayacağı ana konuyu ortaya koyar. Böylece sonraki ayrıntılar, birbirinden kopuk bilgiler yerine tek bir yanıtın parçaları olarak anlaşılabilir. what makes + nesne + sıfat + to mastarı yapısı, bir nesnenin belirli bir özelliğe sahip olmasına neyin yol açtığını sorar. Açıklamanın başında bunun gibi yanıtlanabilir bir soru kullanmak, sonraki bilgileri düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu soru bir açıklamanın başında hangi görevi görür?

  1. Konuyu ilgisiz bir bilgiye çevirir.
  2. Tüm kanıtlardan sonra nihai sonucu belirtir.
  3. Sonraki açıklamanın yanıtlayacağı ana soruyu ortaya koyar.
Cevabı göster

Sonraki açıklamanın yanıtlayacağı ana soruyu ortaya koyar.

There are nearly 5,000 cockroach species.

0:34

Yaklaşık 5.000 hamamböceği türü vardır.

99% of them live in a range of habitats

0:38

Bunların %99'u,

where they play important ecological roles Kalıp ifadeler

0:41

ölü veya çürüyen organik maddeleri geri dönüştürerek ve diğer hayvanları besleyerek

by recycling dead or decaying organic matter and nourishing other animals. Dilbilgisi

0:43

önemli ekolojik roller oynadıkları çeşitli habitatlarda yaşarlar.

Kalıp ifadeler

play important ecological roles: play a role eşdizimi

play important ecological roles ifadesinde play, play a role veya play roles sabit eşdiziminin parçasıdır ve «bir işlevi yerine getirmek» anlamına gelir. Roles işlevleri belirtir; important ve ecological ise bu işlevleri niteler. İngilizcede bu eşdizimde normalde do veya make kullanılmaz. Alanı ya da süreci belirtmek için play a role in + isim veya -ing biçimi kullanılır; play a role in recycling nutrients buna bir örnektir. Asıl cümledeki by recycling ... and nourishing ... bölümü, bu ekolojik rollerin nasıl yerine getirildiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi play an important role eşdizimiyle tamamlayın: Healthy soil microbes ____ in recycling nutrients.

Cevabı göster

play an important role

Dilbilgisi

by recycling ... and nourishing ...: bir yöntem veya mekanizmayı açıklama

By + -ing biçimi, bir sonuca hangi yöntemle veya mekanizmayla ulaşıldığını açıklar. Burada by recycling ... and nourishing ..., bu türlerin önemli ekolojik rolleri “nasıl” üstlendiğini gösterir. Recycling ve nourishing sözcüklerinin ikisi de by'dan sonra -ing biçimindedir ve and ile paralel bağlanır. Bunlar zaman sırasına göre iki adım değil, iki paralel yöntemdir; yapı başka durumlarda by doing X and doing Y olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için by ile sort ve reuse fiillerinin -ing biçimlerini kullanın: The school reduced waste ____ paper and ____ old boxes.

Cevabı göster

by sorting · reusing

But a couple dozen species adapted to live in close Kalıp ifadeler

0:49

Ancak birkaç düzine tür, insanlarla

association with humans.

0:52

yakın ilişki içinde yaşamaya uyum sağlamıştır.

Kalıp ifadeler

a couple dozen species: yaklaşık bir miktar

Amerikan İngilizcesinde a couple dozen species genellikle yaklaşık iki düzine, yani yaklaşık 24 tür demektir. Genel bir açıklamada kesin bir sayıdan çok yaklaşık bir miktar belirtir. Burada couple ve dozen tek bir miktar ifadesi oluşturur; yalnızca iki tür anlamına gelmez. Daha tam biçim olan a couple of dozen species de aynı yaklaşık miktarı ifade edebilir.

Alıştırma

a couple dozen species ifadesi genellikle yaklaşık kaç türü belirtir?

  1. Yaklaşık 2 tür
  2. Yaklaşık 12 tür
  3. Yaklaşık 24 tür
Cevabı göster

Yaklaşık 24 tür

Kalıp ifadeler

adapted to live in close association with humans: insanlarla yakın ilişki içinde yaşamaya uyum sağlamak

adapted to live, bu türlerin zaman içinde bu yaşam biçimini mümkün kılan değişiklikler geçirdiğini anlatır. Mastar yapı olan to live, uyumun mümkün kıldığı davranışı ya da sonucu belirtir. in close association with humans, insanlarla yakın ve süreklilik gösteren bir yaşam veya ekolojik ilişki içinde olmak demektir. Burada association “bağlantı veya ilişki” anlamındadır, “dernek” anlamında değildir. İfadenin tamamı, insanların yakınında bir kez bulunmayı değil, hem uyumu hem de yakın bir arada yaşamayı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle, bir türün değişerek yeni bir ortamda yaşayabildiğini anlatmak için vurgulanan yapıyı doğal biçimde kullanır?

  1. Some moths adapted living in dark caves.
  2. Some moths adapted to live in dark caves.
  3. Some moths joined a close association in dark caves.
Cevabı göster

Some moths adapted to live in dark caves.

German and American cockroaches are among the most common. Kültür

0:55

Alman ve Amerikan hamamböcekleri en yaygın olanlarıdır.

Kültür

Tür adları olarak German and American cockroaches

German cockroach ve American cockroach, iki türün yerleşik İngilizce yaygın adlarıdır. Kısaltılmış German and American cockroaches yapısında cockroaches iki sıfat için de geçerlidir: German cockroaches ve American cockroaches. Bu nedenle German ve American, adların parçalarıdır; milliyet veya her böceğin bulunduğu yer hakkında bilgi vermez. Bir türün yaygın adındaki yer sözcükleri, onun gerçek kökenini veya günümüzdeki dağılım alanını her zaman göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede German and American cockroaches ne anlama gelir?

  1. Şu anda Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan bütün hamam böcekleri
  2. İki hamam böceği türünün yerleşik İngilizce yaygın adları
  3. Alman ve Amerikalı kişilerin sahip olduğu hamam böcekleri
Cevabı göster

İki hamam böceği türünün yerleşik İngilizce yaygın adları

And they owe their resilience Kalıp ifadeler

0:59

Ve bu dayanıklılıklarını

to a combination of physical and chemical adaptations. Kelime

1:00

fiziksel ve kimyasal adaptasyonların bir kombinasyonuna borçludurlar.

Kalıp ifadeler

owe their resilience to: bir sonucu nedenine bağlamak

owe X to Y kalıbında X bir sonuç ya da özellik, Y ise bunun nedeni veya kaynağıdır. Burada their resilience X, a combination of physical and chemical adaptations ise Y'dir. Cümle, bu uyumların hamam böceklerinin dayanıklılığının kaynağı olduğunu söylüyor. Owe burada borçlu olmak anlamına gelmez. Bir sonucu, onu ortaya çıkaran nedene bağlayarak neden atfeder.

Alıştırma

Cümleyi owe X to Y kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: The town ____ its clean streets ____ a strong recycling program.

Cevabı göster

owes · to

Kelime

physical and chemical adaptations: biyolojide fiziksel ve kimyasal uyumlar

Biyolojide adaptations, bir canlıyı çevresine daha uygun hâle getiren özellikler veya mekanizmalardır. Burada physical adaptations vücut yapılarını ya da diğer bedensel özellikleri, chemical adaptations ise kimyasal savunmaları veya direnç mekanizmalarını ifade eder. Çoğul ifade, dayanıklılığı oluşturmak için farklı türden mekanizmaların birlikte çalıştığını gösterir. Bu bilimsel bağlamda adaptations, herhangi bir değişiklik değil, hayatta kalmayla ilgili özellikler veya mekanizmalar anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede adaptations, örnektekiyle aynı biyolojik anlamdadır?

  1. Some desert plants have adaptations that help them store water.
  2. The new film is an adaptation of a popular novel.
  3. We made adaptations to the schedule after the storm.
Cevabı göster

Some desert plants have adaptations that help them store water.

When it comes to old-fashioned removal methods, Anlatım akışı

1:05

Eski usul yok etme yöntemlerine gelince,

they're troublingly tenacious. Kelime

1:07

rahatsız edici derecede inatçıdırlar.

Anlatım akışı

Konu belirlemek için When it comes to ...

When it comes to ... ardından gelen yorumun kapsamını belirler. “… söz konusu olduğunda” veya “… konusuna gelince” anlamına gelir: girişteki ifade konuyu adlandırır, virgülden sonraki yan cümle de bu konu kapsamında neyin geçerli olduğunu söyler. Buradaki when belirli bir zamanı göstermez. Bu sabit kalıpta to bir edattır; bu yüzden ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan konu belirleme ifadesiyle tamamlayın: ____ planning a class trip, good communication matters.

Cevabı göster

When it comes to

Kelime

troublingly tenacious: endişe yaratan bir direnç

Tenacious, birinin veya bir şeyin durdurulması, yenilmesi ya da ortadan kaldırılması zor olacak kadar sıkı tutunması veya kararlılıkla devam etmesi demektir. Tek başına kullanıldığında vazgeçmeyen birini övebilir, ancak inatçı bir sorunu da anlatabilir. Troublingly, tenacious sözcüğünü niteler ve konuşanın değerlendirmesini ekler. Bu cümlede direnç, gücü bakımından etkileyici olsa da sonucu kötüdür: zararlıların ortadan kaldırılmasını zorlaştırır ve endişe yaratır.

Alıştırma

Örnekte troublingly tenacious nasıl bir tutum ifade ediyor?

  1. Dirençleri endişe yaratıyor.
  2. Ortadan kaldırılmaları giderek kolaylaşıyor.
  3. Dirençleri hayranlık uyandırıyor.
Cevabı göster

Dirençleri endişe yaratıyor.

An American cockroach's sensory hairs are structures

1:10

Bir Amerikan hamamböceğinin duyusal kılları,

pick up subtle air currents Öbek fiiller

1:13

hafif hava akımlarını algılayan

and rapidly send signals to its central nervous system.

1:15

ve merkezi sinir sistemine hızla sinyaller gönderen yapılardır.

Öbek fiiller

pick up subtle air currents: hafif hava akımlarını algılamak

pick up subtle air currents ifadesinde pick up, “algılamak” veya “hissetmek” anlamına gelir. Duyusal tüyler havanın çok küçük hareketlerini fark eder; fiziksel olarak hiçbir şeyi kaldırmaz. Pick up’ın bu kullanımı, bir duyu, sensör, mikrofon veya başka bir alıcı sinyal, ses, koku ya da küçük bir değişiklik gibi zayıf bir şeyi algıladığında yaygındır. Subtle, “fark edilmesi zor” demektir.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “algılamak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: Modern sensors can ____ tiny changes in temperature.

Cevabı göster

pick up

The roach can then turn and sprint away within a few milliseconds, Kalıp ifadeler

1:19

Böcek daha sonra birkaç milisaniye içinde dönüp hızla kaçabilir,

Kalıp ifadeler

within a few milliseconds: süre sınırı dolmadan önce

Bu cümlede within a few milliseconds, hamam böceğinin bu çok kısa süre sınırı dolmadan tepki verdiği anlamına gelir: en fazla birkaç milisaniye içinde döner ve hızla uzaklaşmaya başlar. Koşmanın yalnızca birkaç milisaniye sürdüğü anlamına gelmez. Bir üst sınır belirlemek için within + bir zaman aralığı kullanılır: bir olay bu sürenin sonuna kadar gerçekleşir veya bir iş o zamana kadar tamamlanır. Bir milisaniye, saniyenin binde biridir.

Alıştırma

Cümleyi “bu sürenin sonuna kadar” anlamına gelen edatla tamamlayın: The backup should finish ____ ten minutes.

Cevabı göster

within

and it's among the fastest invertebrates ever recorded, Dilbilgisi

1:23

ve şimdiye kadar kaydedilen en hızlı omurgasızlar arasındadır,

reaching speeds of up to 50 body lengths per second. Kalıp ifadeler

1:26

saniyede vücut uzunluğunun 50 katına varan hızlara ulaşabilir.

Dilbilgisi

among the fastest ... ever recorded: en hızlılar grubunda, ancak tek başına birinci değil

Among the + en üstünlük derecesindeki sıfat + çoğul isim yapısı, birinin veya bir şeyin belirli bir özellik bakımından en üst gruba ait olduğunu anlatır. Burada hayvanı en hızlı omurgasızlar grubuna yerleştirir; onun tek başına en hızlı olduğunu iddia etmez. Ever recorded, karşılaştırmayı şimdiye kadarki mevcut kayıtlarla sınırlar. Kanıtlar çok yüksek bir sıralamayı desteklediğinde ancak tek başına birinciliği kanıtlamadığında kullanılan temkinli bir kalıptır.

Alıştırma

Burada among the fastest invertebrates ever recorded ne anlama geliyor?

  1. Kaydedilmiş diğer tüm omurgasızlardan kesinlikle daha hızlıdır.
  2. Kaydedilmiş en hızlı omurgasızlar grubuna aittir, ancak bir numara olmayabilir.
  3. Hızı kaydedilmiş tek omurgasızdır.
Cevabı göster

Kaydedilmiş en hızlı omurgasızlar grubuna aittir, ancak bir numara olmayabilir.

Kalıp ifadeler

reaching speeds of up to ...: mümkün olan azami hızı bildirmek

Reaching speeds of up to ... şeklindeki -ing yapısı, önceki hız iddiasını destekleyen ölçüm değerini verir. Reach speeds of, bir şeyin ne kadar hızlı hareket edebildiğini nesnel biçimde anlatan yaygın bir kalıptır. Up to ulaşılabilecek en yüksek değeri gösterir; bu nedenle 50 body lengths per second sürekli korunan bir hız değildir. Body length per second, mesafeyi hayvanın kendi vücut uzunluğuyla ölçen göreli bir birimdir.

Alıştırma

Cümleyi reach speeds of up to ile tamamlayın: Some racing drones can ____ 200 kilometers per hour.

Cevabı göster

reach speeds of up to

This would be the human equivalent of running more than 300 km per hour. Anlatım akışı

1:30

Bu, bir insanın saatte 300 km'den fazla koşmasına eşdeğerdir.

Anlatım akışı

the human equivalent of ... running more than 300 km per hour: insan ölçeğiyle karşılaştırma

the human equivalent of + bir isim ya da -ing öbeği, insan olmayan bir ölçümü veya performansı insan ölçeğinde yeniden ifade eder. Bu cümlede, hamam böceğinin vücut uzunluklarıyla hesaplanan hızını insanların kolayca hayal edebileceği bir koşu hızına dönüştürür. Bu, anlamayı kolaylaştıran bir karşılaştırmadır; hamam böceğinin gerçekten saatte 300 kilometreden hızlı koştuğunu söylemez. Bu ifade alışılmadık bir sayıyı somutlaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede the human equivalent of ne işe yarıyor?

  1. Bir insanın gerçekten saatte 300 kilometreden hızlı koştuğunu kanıtlar.
  2. Hamam böceğinin vücut uzunluğunu kesin olarak verir.
  3. Hamam böceğinin hızını insanlarla karşılaştırılabilir bir ölçekte ifade eder.
Cevabı göster

Hamam böceğinin hızını insanlarla karşılaştırılabilir bir ölçekte ifade eder.

And finding a hiding place is no problem with its flattened, flexible body, Dilbilgisi

1:36

Ve düzleşmiş, esnek vücuduyla saklanacak bir yer bulmak sorun değildir,

an American cockroach can squeeze into spaces less than a quarter of its height. Notlar

1:41

bir Amerikan hamamböceği, yüksekliğinin dörtte birinden daha az boşluklara sıkışabilir.

Dilbilgisi

finding a hiding place is no problem: bir eylemi özne olarak kullanma

finding a hiding place, bir gerund öbeğidir: -ing biçimi ve ardından gelen sözcükler eylemin tamamına ad verir ve öbeğin tamamı is no problem ifadesinin öznesi olur. Burada cümle, hamam böceği için saklanacak bir yer bulmanın kolay olduğunu söyler. is no problem, bir şeyin kolay olduğunu veya zorluk yaratmadığını anlatan doğal ve oldukça konuşma diline yakın bir ifadedir. Buradaki finding, şimdiki zamanın devamını anlatan bir fiil değildir; bir etkinliği adlandırır.

Alıştırma

Bir eylemin kolay olduğunu söylemek için -ing öbeğini özne olarak doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Finding a quiet seat are no problem if we arrive early.
  2. Find a quiet seat is no problem if we arrive early.
  3. Finding a quiet seat is no problem if we arrive early.
Cevabı göster

Finding a quiet seat is no problem if we arrive early.

Kalıp ifadeler

squeeze into spaces: dar bir alana sıkışarak girmek

Squeeze into + bir alan ya da yer, çok az boşluk bulunan bir yere bedeni veya bir nesneyi bastırıp ayarlayarak girmek demektir. İfade yalnızca baskıyı değil, içeri doğru hareket etme sonucunu da içerir. Bu cümlede spaces, hamam böceğinin girebildiği dar açıklıkları veya alanları belirtir. Kalıp, bir yere ancak sığabilen insanlar ve nesneler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Dört kişi çok küçük bir fotoğraf kabininin içine giriyor. Bu anlamı en doğal biçimde hangi cümle ifade eder?

  1. Four people squeezed through the tiny photo booth.
  2. Four people squeezed into the tiny photo booth.
  3. Four people squeezed the tiny photo booth.
Cevabı göster

Four people squeezed into the tiny photo booth.

Dilbilgisi

less than a quarter of: %25'ten az

less than a quarter of + isim öbeği kalıbı, bir miktar ya da ölçünün karşılaştırma temelinin dörtte birinden, yani %25'inden az olduğunu belirtir. Bu cümlede boşlukların yüksekliği hamam böceğinin kendi yüksekliğiyle karşılaştırılır. Buradaki a quarter, on beş dakikalık bir süreyi değil dörtte bir kesrini belirtir. Kalıp boyut, miktar, kapasite, zaman veya ölçülebilen başka değerleri karşılaştırabilir.

Alıştırma

Tüm biletlerin %25'inden azının çevrim içi satıldığını hangi cümle açıkça ifade eder?

  1. A quarter of the tickets were sold online.
  2. Less than a quarter of the tickets were sold online.
  3. Online sales were a quarter less than last year.
Cevabı göster

Less than a quarter of the tickets were sold online.

Even if we do land a hit, Dilbilgisi

1:46

Bir darbe indirsek bile,

it can withstand compressive forces of up to 900 times its own weight Kalıp ifadeler

1:48

darbeyi vücudu boyunca dağıtarak

Dilbilgisi

Even if we do land a hit: ödünleme ve vurgulu do

Even if, ödünleme bildiren bir koşul sunar: konuşmacı, koşul gerçekleşse de gerçekleşmese de ana sonucun geçerli kalacağını söyler. Burada canlıya gerçekten vurmayı başarmak bile onun kuvvete dayanma yeteneğini değiştirmez. do land a hit içindeki do, land fiilinin yalın hâlinden önce gelen vurgu yardımcı fiilidir. “Gerçekten” anlamını ekler; çoğu zaman bir şüpheye karşılık vermek veya darbenin gerçekten isabet ettiğini vurgulamak için kullanılır. Land a hit, “hedefe başarıyla vurmak” demektir.

Alıştırma

Cümleyi even if ve vurgu yardımcı fiili do ile tamamlayın: ____ we ____ solve the first problem, the team may still need more time.

Cevabı göster

Even if · do

by distributing the impact along its body.

1:53

kendi ağırlığının 900 katına kadar sıkıştırma kuvvetlerine dayanabilir.

Kalıp ifadeler

withstand compressive forces: basma kuvvetlerine dayanmak

Withstand compressive forces, bir şeye sıkıştırıcı kuvvetler uygulandığında onun sağlam kalması veya çalışmaya devam etmesi demektir. Withstand, zarar verme ihtimali olan bir kuvvete başarıyla direnmeye vurgu yapar; fiziksel olarak ayakta durmak anlamına gelmez. Compressive forces, içe doğru iterek bir malzemeyi sıkıştıran veya kısaltan basma kuvvetleridir. Bu ifade, dayanımı anlatan bilimsel açıklamalarda kullanılan doğal ve resmî bir sözcük birlikteliğidir.

Alıştırma

Malzeme testi cümlesini “sıkıştırıcı basınç altında sağlam kalmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: During the test, the sample had to ____ without cracking.

Cevabı göster

withstand compressive forces

Kalıp ifadeler

up to 900 times its own weight: üst sınır ve kat karşılaştırması

up to 900 times its own weight ifadesinde up to bir üst sınır belirtir. Basınç kuvveti hayvanın ağırlığının 900 katına ulaşabilir, ancak her seferinde bu düzeye ulaşması gerekmez. Sayı + times + öznenin kendi ağırlığı kalıbı, bir kuvveti veya yükü öznenin ağırlığıyla karşılaştırır. Sayıyı ve sahiplik bildiren sözcüğü özneye göre değiştirin; three times its own weight ve ten times my own weight buna örnektir.

Alıştırma

up to + number + times its own weight kalıbını ve 15 sayısını kullanarak cümleyi tamamlayın: This small robot can carry ____.

Cevabı göster

up to 15 times its own weight

And the cockroach's toughness doesn't end there. Anlatım akışı

1:56

Ve hamamböceğinin dayanıklılığı bununla bitmez.

Anlatım akışı

doesn't end there: daha fazlasının geleceğini belirtmek

Doesn't end there, az önce sözü edilen noktanın her şeyi kapsamadığını belirten bir geçiş ifadesidir. Dinleyiciye daha fazla kanıtın, özelliğin veya etkinin geleceğini bildirir. There gerçek bir yeri değil, açıklamada gelinen aşamayı belirtir. Burada cümle, hamam böceğinin dayanıklılığına ilişkin bir örneği tamamlayıp başka dayanıklılık nedenlerine geçiş yapar.

Alıştırma

Daha fazla iyi haberin geleceğini göstermek için cümleyi hedef geçiş ifadesiyle tamamlayın: The hotel offers free breakfast, but the good news ____; guests also get free airport rides.

Cevabı göster

doesn't end there

Cockroaches can eat a variety of organic matter,

1:59

Hamamböcekleri saç, ölü deri, yapıştırıcılar ve kağıt dahil olmak üzere

including hair, dead skin, adhesives, and paper.

2:02

çeşitli organik maddeleri yiyebilirler.

This is made possible by an expansive set of digestive enzymes. Kalıp ifadeler

2:07

Bu, geniş bir sindirim enzimi setiyle mümkün olmaktadır.

Kalıp ifadeler

made possible by: bir sonucu neyin mümkün kıldığını belirtmek

"This is made possible by..." ifadesinde made possible, "mümkün kılınmış" anlamına gelir; "üretilmiş" anlamına gelmez. İfade, bir şeyin by sonrasında belirtilen neden sayesinde gerçekleşebildiğini anlatır. X is/was made possible by Y kalıbı önce sonucu, ardından bu sonucu mümkün kılan koşulu, aracı veya mekanizmayı verir. Burada this, hamam böceğinin birçok organik madde türünü yiyebilmesini anlatır; bunu mümkün kılan ise sindirim enzimleridir.

Alıştırma

Resmî neden-sonuç cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: The successful rescue was ____ clear communication.

Cevabı göster

made possible by

Cockroaches are able to thrive even in nutrient-poor environments. Kelime

2:12

Hamamböcekleri besin açısından fakir ortamlarda bile gelişebilirler.

Kelime

thrive even in nutrient-poor environments: zor koşullarda iyi gelişmek

Thrive, yalnızca hayatta kalmak değil; iyi büyümek, gelişmek veya iyi durumda yaşamak anlamına gelir. Even in, nutrient-poor environments ifadesini beklenmedik ya da zor bir koşul olarak vurgular. Dolayısıyla bütün ifade, hamam böceklerinin az besin bulunmasına rağmen iyi durumda yaşayabildiğini anlatır. Nutrient-poor, "besin açısından fakir" anlamına gelen bir bileşik sıfattır. Environments sözcüğünden önce kullanıldığında kısa çizgi, iki sözcüğü tek bir niteleme olarak birleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle, çok az besin bulunmasına rağmen bitkilerin iyi büyüdüğünü anlatır?

  1. These plants thrive even in nutrient-poor soil.
  2. These plants weaken because the soil is nutrient-poor.
  3. These plants survive for a short time in nutrient-rich soil.
Cevabı göster

These plants thrive even in nutrient-poor soil.

Roaches often eat decaying foods that are low in nitrogen, Kalıp ifadeler

2:17

Böcekler genellikle DNA ve proteinlerin temel bir bileşeni olan

an essential component of DNA and proteins. Kalıp ifadeler

2:21

azot oranı düşük çürüyen yiyecekler yerler.

Kalıp ifadeler

low in nitrogen: bir bileşenin miktarının az olduğunu belirtme

low in nitrogen ifadesinde low, yiyecekteki azot miktarını anlatır. be low in + madde veya besin öğesi kalıbı, “ondan görece az miktarda içermek” demektir; fiziksel olarak aşağıda olmayı anlatmaz. Burada that are low in nitrogen, decaying foods ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Aynı kalıp low in sugar, low in fat, low in salt ve low in oxygen ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

“Görece az sodyum içerir” anlamını veren hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: This soup is ____ but still flavorful.

Cevabı göster

low in sodium

Kalıp ifadeler

an essential component of DNA and proteins: gerekli bir parçayı adlandırma

An essential component of DNA and proteins, azotun DNA ve proteinlerin yapısında bulunan gerekli bir parça olduğunu belirtir. Component daha büyük bir bütünü oluşturan bir parça demektir; yalnızca o bütünle bağlantılı bir şey anlamına gelmez. Bu isim öbeği virgülden sonra açıklayıcı bir eş değer ifade olarak gelir. Tam bir cümlecik eklemeden nitrogen sözcüğünü yeniden adlandırıp açıklar; bilimsel ve bilgilendirici metinlerde yaygın olan kısa bir yapıdır.

Alıştırma

Hangi cümle işlemcinin bir bilgisayarı oluşturan gerekli parçalardan biri olduğunu söyler?

  1. The processor is important for a computer.
  2. The processor is an essential component of a computer.
  3. The processor is related to a computer.
Cevabı göster

The processor is an essential component of a computer.

But they survive

2:24

Ancak

by storing nitrogen-containing wastes in their bodies

2:25

azot içeren atıkları vücutlarında depolayarak

and having a resident group of bacteria Dilbilgisi

2:29

ve azotu kendileri için yararlı moleküllere geri dönüştüren

recycle the nitrogen into useful molecules for them.

2:31

yerleşik bir bakteri grubuna sahip olarak hayatta kalırlar.

Dilbilgisi

having ... bacteria recycle: have + nesne + fiilin yalın hâli

having a resident group of bacteria recycle ifadesinde have + nesne + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. Nesne olan a resident group of bacteria aynı zamanda recycle eylemini yapan ögedir; yani azotu bakteriler geri dönüştürür. Having, by sözcüğünden sonra storing ile paralel yapıdadır. Bu iki -ing biçimi hamam böceklerinin hayatta kalmasının iki yolunu gösterir. Bir kişi veya şey, başka birinin eylem yapmasını sağladığında, mümkün kıldığında ya da ayarladığında bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi control fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The greenhouse saves water by having sensors ____ the irrigation.

Cevabı göster

control

Meanwhile, German cockroaches will eat their own poop, vomit,

2:36

Bu arada Alman hamamböcekleri kendi dışkılarını, kusmuklarını

and dead or dying colony members without hesitation. Kalıp ifadeler

2:40

ve ölü veya ölmekte olan koloni üyelerini hiç tereddüt etmeden yerler.

Kalıp ifadeler

without hesitation: tereddüt etmeden hareket etmek

Without hesitation, harekete geçmeden önce şüphe veya isteksizlik olmaması anlamına gelir. Yalnızca fiziksel bir duraklamanın olmamasını değil, eylemin arkasındaki tutumu anlatır. Burada cümlenin sonunda yer alarak will eat ifadesini niteler ve hamam böceklerinin insanların genellikle iğrenç bulduğu yiyeceklere bile direnç göstermediğini vurgular. Başka durumlarda hızlı ve kendinden emin bir kararı anlatabilir.

Alıştırma

Leo gönüllü olma konusunda hiç şüphe duymuyor ve isteyerek kabul ediyor. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Leo agreed to volunteer without hesitation.
  2. Leo agreed to volunteer without delay.
  3. Leo agreed to volunteer without permission.
Cevabı göster

Leo agreed to volunteer without hesitation.

An American cockroach will frolic in sewers, Kelime

2:44

Bir Amerikan hamamböceği kanalizasyonlarda dolaşacak,

consuming excrement and toting microbes Kelime

2:47

dışkı tüketecek ve Staphylococcus aureus ile E. coli gibi

like Staphylococcus aureus and E. coli. Kültür

2:49

mikropları taşıyacaktır.

Kelime

frolic in sewers: kirli bir ortamda neşeli bir sözcük

Frolic, canlı ve kaygısız bir biçimde oynamak ya da etrafta hareket etmek anlamına gelir. Bir yerde bulunmayı tarafsız biçimde anlatan bir fiil değildir. Frolic sözcüğünün kirli sewers ortamıyla birlikte kullanılması bilinçli bir uyumsuzluk yaratır. Hamam böceği, insanların iğrenç bulduğu bir yerde eğleniyormuş gibi gösterilir; böylece bilimsel anlatım oyuncu ve hafif alaycı bir ton kazanır.

Alıştırma

Frolic bu cümlede nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Hamam böceğinin hareketine, kirli ortamla karşıtlık oluşturan oyuncu bir nitelik verir.
  2. Hamam böceğinin kesin hızını tarafsız biçimde bildirir.
  3. Hamam böceğinin sıkıştığını ve özgürce hareket edemediğini söyler.
Cevabı göster

Hamam böceğinin hareketine, kirli ortamla karşıtlık oluşturan oyuncu bir nitelik verir.

Kelime

toting microbes: taşımak demenin gündelik ve canlı bir yolu

Toting microbes ifadesinde toting, hareket ederken bir şeyi yanında taşımak anlamındaki tote fiilinin -ing biçimidir. Consuming ile paralel yapıdadır ve hamam böceği hareket ederken gerçekleşen başka bir eylemi ekler. Burada mikroplar bir çanta gibi elde tutulmuyor; hamam böceğiyle birlikte hareket ediyor. Tote, mikroplar hamam böceğinin etrafta taşıdığı bir yükmüş gibi gündelik ve görsel bir anlatım yaratır; carry ise daha tarafsızdır.

Alıştırma

Cümleyi gündelik tote fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After shopping at the market, Lena walked home ____ two heavy bags.

Cevabı göster

toting

Kültür

Bakteri adları olarak Staphylococcus aureus ve E. coli

Staphylococcus aureus ve E. coli bakteri adlarıdır. Bu cümlede like sözcüğünden sonra hamam böceğinin taşıyabileceği mikrop örnekleri olarak gelir ve olası sağlık riskini daha somut hâle getirir. E. coli, Escherichia coli adının kısaltılmış biçimidir: E., cins adı Escherichia'nın kısaltmasıdır. Bilimsel ve tıbbi metinlerde bu tür Latince biçimli bilimsel adlar genellikle korunur. Bu adlar bakteri türlerini tanımlar ancak her suşun her zaman hastalığa neden olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede Staphylococcus aureus ve E. coli neyi ifade ediyor?

  1. Hamam böceğinin ne kadar atık yediğini gösteren ölçülerdir.
  2. Hamam böceğinin taşıyabileceği mikroplara örnek olarak verilen bakteri adlarıdır.
  3. Kanalizasyon sisteminin iki bölümünün adlarıdır.
Cevabı göster

Hamam böceğinin taşıyabileceği mikroplara örnek olarak verilen bakteri adlarıdır.

But they'll rarely suffer any consequences. Kalıp ifadeler

2:53

Ancak bunun sonucunda nadiren herhangi bir zarar görürler.

Kalıp ifadeler

suffer any consequences: zararlı sonuçlar yaşamak

suffer consequences ifadesinde suffer, yalnızca fiziksel acı hissetmek değil, zararlı bir şey yaşamak anlamına gelir. Consequences genellikle bir eylem veya olayın yol açtığı kötü sonuçları ifade eder. Buradaki rarely, hamam böceklerinin bu sonuçları neredeyse hiç yaşamadığını gösterir. Rarely olumsuza yakın bir anlam taşıdığı için any consequences doğal bir kullanımdır. Any anlamı her tür sonuca genişletir, ancak rarely yine de hiçbir zaman değil, seyrek olarak demektir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: Even when the app crashes, users rarely ____ because their work is saved automatically.

Cevabı göster

suffer any consequences

This is because they're equipped Kalıp ifadeler

2:56

Bunun nedeni, sayısız patojene karşı

with genes that provide immunity against numerous pathogens. Kelime

2:58

bağışıklık sağlayan genlerle donatılmış olmalarıdır.

Kalıp ifadeler

equipped with genes: doğuştan gelen yararlı bir özelliğe sahip olmak

Be equipped with + isim, bir işlev için yararlı olan bir şeye sahip olmak anlamına gelir. Bu cümlede genler, koruma sağlamaya yardımcı olan ve doğuştan bulunan biyolojik bir donanım gibi sunulur. Equipped çoğu zaman bir kişiye, araca veya yere eklenen araçları anlatır; ancak doğal özellikleri de anlatabilir. Burada genlerin biri tarafından yerleştirildiği değil, canlıların bu genlere doğal olarak sahip olduğu ifade edilir.

Alıştırma

Biyolojik özellik açıklamasını equipped with ile tamamlayın: Some fish are ____ organs that detect electric fields.

Cevabı göster

equipped with

Kelime

immunity against numerous pathogens: biyolojik koruma

Immunity against + hastalığa yol açan etken, o tehdidin neden olduğu enfeksiyon veya hastalığa karşı biyolojik koruma anlamına gelir. Burada numerous pathogens, hastalığa yol açabilen çok sayıda canlı veya etken demektir; dolayısıyla genler bu tür birçok tehdide karşı savunmaya yardımcı olur. Bu bağlamda immunity, hukuki dokunulmazlık değil, biyolojik bir terimdir. Provide immunity against fiil öbeği, korumayı neyin sağladığını ve korumanın hangi tehditleri hedeflediğini belirtir.

Alıştırma

Tıbbi cümleyi immunity against ile tamamlayın: The vaccine may provide ____ several strains of the virus.

Cevabı göster

immunity against

These genes are often duplicated many times over, Kalıp ifadeler

3:02

Bu genler genellikle defalarca kopyalanır,

Kalıp ifadeler

duplicated many times over: yoğun tekrarı vurgulama

duplicated many times over ifadesinde many times over, tekrar anlamını güçlendirir: Genler tekrar tekrar kopyalanır ve çok sayıda kopya oluşur. Buradaki over bu vurgunun bir parçasıdır; “üstünde” anlamına gelmez. Aynı eylem veya süreç birçok kez gerçekleştiğinde fiil + many times over kalıbı kullanılabilir. Bu kalıp özellikle kopyalama, test veya prosedürleri açıklarken yararlıdır.

Alıştırma

Çok fazla tekrarı vurgulamak için cümleyi many times over ifadesiyle tamamlayın: The safety check was repeated ____ before launch.

Cevabı göster

many times over

so when infected, Dilbilgisi

3:05

böylece enfekte olduklarında,

the cockroach's immune system

3:06

hamamböceğinin bağışıklık sistemi

efficiently unleashes many antimicrobial molecules. Kelime

3:08

çok sayıda antimikrobiyal molekülü verimli bir şekilde serbest bırakır.

Dilbilgisi

when infected: kısaltılmış edilgen zaman yan tümcesi

Bu bağlamda when infected, when the cockroach is infected anlamına gelir. Bu, kısaltılmış bir edilgen zaman yan tümcesidir: when sözcüğünden sonra geçmiş zaman ortacı infected gelir; özne ve be fiilinin bir biçimi söylenmez. infected, bir başkasına enfeksiyon bulaştırmayı değil, enfeksiyona maruz kalmayı anlatır. Bu kısaltma, gizli özne ana tümcenin öznesiyle aynı olduğunda en açık biçimde anlaşılır. Burada kastedilen özne hamam böceğidir, ancak ana tümcenin dil bilgisel öznesi the cockroach's immune system ifadesidir. Bu yüzden when the cockroach is infected şeklindeki tam yapı daha açıktır.

Alıştırma

“When infected, the cockroach's immune system unleashes antimicrobial molecules” cümlesinde when infected ifadesinin amaçlanan anlamını hangi tam yan tümce en iyi verir?

  1. when the cockroach is infected
  2. when the cockroach infects another organism
  3. when the cockroach's immune system is infected
Cevabı göster

when the cockroach is infected

Kelime

unleashes many antimicrobial molecules: bilimsel salınımı canlı biçimde anlatmak

Burada unleashes, bir şeyi güçlü ve etkin bir biçimde serbest bırakmak anlamına gelir. Bağışıklık sistemi gerçek anlamda bağlı bir şeyi çözmüyor; bu fiil, çok sayıda molekülün salınmasını güçlü bir olay gibi gösteriyor. Antimicrobial molecules, mikroorganizmaları öldüren veya büyümelerini yavaşlatan moleküllerdir. Antimicrobial, yalnızca bakterileri ifade eden antibacterial sözcüğünden daha geniş kapsamlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede "unleashes many antimicrobial molecules" ne anlama gelir?

  1. Çok sayıda mikroorganizmayı moleküllerle birbirine bağlar
  2. Mikroorganizmalara karşı etkili olan çok sayıda molekülü serbest bırakır
  3. Bütün savunma moleküllerini üretmeyi durdurur
Cevabı göster

Mikroorganizmalara karşı etkili olan çok sayıda molekülü serbest bırakır

Cockroaches also have a slew of defenses against pesticides. Kalıp ifadeler

3:12

Hamamböceklerinin böcek ilaçlarına karşı da bir dizi savunması vardır.

Kalıp ifadeler

a slew of defenses against: miktar ve karşı koyulan tehdit

A slew of, “çok sayıda” anlamına gelir. Çoğul ve sayılabilen defenses isminden önce gelir; bu nedenle a slew of defenses, çok sayıda savunma demektir. Burada slew, miktar ifadesinin içindeki bir isimdir; slay fiilinin geçmiş zamanı değildir. Defenses against pesticides ifadesinde against, savunmaların karşı koyduğu tehdidi belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıplar a slew of + çoğul isim ve defenses against + tehdit şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki miktar ifadesi ve savunma edatıyla tamamlayın: The new firewall has ____ defenses ____ malware.

Cevabı göster

a slew of · against

When a non-resistant roach walks on a surface that's been sprayed Dilbilgisi

3:17

Örneğin dirençsiz bir böcek,

with a pyrethroid insecticide, for example,

3:20

piretroid böcek ilacı püskürtülmüş bir yüzeyde yürüdüğünde,

the results will likely be fatal. Kalıp ifadeler

3:23

sonuç büyük olasılıkla ölümcül olacaktır.

Dilbilgisi

that's been sprayed with: tamamlanmış edilgen bir işlem

Buradaki that's, that has ifadesinin kısalmış hâlidir ve that sözcüğü surface'e gönderme yapar. Has been sprayed, has + been + past participle yapısındaki present perfect passive biçimidir. Yüzey eyleme maruz kalır; eylemi yapan yüzey değildir. With, yüzeye uygulanan maddeyi belirtir. İlgi cümleciği, daha önce böcek ilacıyla işlem görmüş bir yüzeyi tanımlar ve bu önceki işlem sonraki sonucun koşulunu oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi that has been sprayed with ifadesinin kısaltılmış present perfect passive biçimiyle tamamlayın: The workers put up a sign beside a field ____ pesticide.

Cevabı göster

that's been sprayed with

Kalıp ifadeler

will likely be fatal: büyük olasılıkla ölümcül bir sonucu öngörmek

Will likely be fatal, öngörülen sonucun büyük olasılıkla ölüme yol açacağı anlamına gelir. Likely burada zarftır: will yardımcı fiili ile be arasına gelir ve tüm tahminin olasılığının yüksek olduğunu, ancak kesin olmadığını gösterir. Fatal, sonucun dirençli olmayan hamam böceği üzerindeki etkisini tanımlar. Hamam böceğinin kendisinin ne kadar olası olduğunu anlatmaz.

Alıştırma

Tahmini will + likely + be ve ölüme yol açan anlamındaki sıfatla tamamlayın: Without urgent treatment, the infection ____.

Cevabı göster

will likely be fatal

Once absorbed, Dilbilgisi

3:25

Emildikten sonra,

the chemical binds to sodium channel proteins, Kelime

3:26

kimyasal, sinir uyarılarının yayılmasına yardımcı olan

Dilbilgisi

Once absorbed: kısaltılmış edilgen yan cümle

Once absorbed, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Buradaki tam biçimi Once the chemical is absorbed şeklindedir. Eyleme maruz kalan the chemical olduğundan absorbed, maddenin başka bir şeyi emdiği anlamına gelmez. Once, emilmenin tamamlanmasını ana cümledeki sürecin gerçekleşmesinden önceki aşama olarak gösterir. Bu yapıda, kısaltılmış yan cümlenin gizli öznesi ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır.

Alıştırma

Once heated ifadesinin malzemenin ısıtıldığını doğru biçimde anlattığı cümleyi seçin.

  1. Once heated, the material becomes flexible.
  2. Once heating, the material becomes flexible.
  3. Once heated, the technicians bend the material.
Cevabı göster

Once heated, the material becomes flexible.

Kelime

binds to sodium channel proteins: moleküler bağlanma

Biyokimyada binds to, bir molekülün moleküler düzeyde bir hedefe bağlanıp onunla etkileşime girmesi anlamına gelir. Burada the chemical molekül, sodium channel proteins ise onun hedefleridir. Kalıp bind to + hedef şeklindedir. the chemical üçüncü tekil şahıs olduğu için binds kullanılır. Buradaki anlam, kitap ciltlemek veya nesneleri birbirine bağlamak gibi gündelik anlam değildir.

Alıştırma

bind to ifadesinin doğru üçüncü tekil şahıs biçimini kullanın: A hormone molecule ____ a receptor on the cell surface.

Cevabı göster

binds to

which help propagate nerve impulses. Kelime

3:29

sodyum kanalı proteinlerine bağlanır.

Kelime

propagate nerve impulses: sinir sinyallerini iletmek

Burada propagate, bir sinyalin ileriye taşınmasını veya yayılmayı sürdürmesini sağlamak anlamına gelir. Nesne olan nerve impulses, sinir hücrelerinin taşıdığı elektrokimyasal sinyalleri ifade eder; dolayısıyla propagate nerve impulses, bu sinyallerin sinir sistemi boyunca ilerlemesine yardımcı olmak demektir. Bu, propagate fiilinin bilimsel kullanımıdır. Bu cümlede bir inancı, mesajı veya kampanyayı tanıtmak ya da yaymak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu bilimsel cümlede propagate nerve impulses ne anlama gelir?

  1. sinir sinyallerinin sinir sistemi boyunca ilerlemesine yardımcı olmak
  2. sinirlerin herhangi bir sinyal göndermesini engellemek
  3. sinirlerle ilgili fikirleri tanıtmak
Cevabı göster

sinir sinyallerinin sinir sistemi boyunca ilerlemesine yardımcı olmak

The pyrethroid keeps the sodium channels open, Dilbilgisi

3:32

Piretroid sodyum kanallarını açık tutar,

so the nerves fire repeatedly, Kelime

3:35

böylece sinirler tekrar tekrar ateşlenir,

and soon the cockroach dies.

3:37

ve kısa süre sonra hamamböceği ölür.

Dilbilgisi

keeps the sodium channels open: keep + nesne + sıfat

keep + nesne + sıfat kalıbı, birinin veya bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Burada the sodium channels isim öbeği nesnedir; open ise kanalların sürdürdüğü durumu anlatan bir sıfattır. Bu yapı, kanalları yalnızca bir kez açmayı değil, açık durumda tutmayı vurgular. Bu devam eden durum, ardından anlatılan tekrarlanan sinir ateşlenmesine yol açar.

Alıştırma

keep + nesne + sıfat yapısını ve parantezdeki sözcükleri kullanarak geniş zaman cümlesini tamamlayın: During deliveries, a rubber wedge ____. (keep / the door / open)

Cevabı göster

keeps the door open

Kelime

nerves fire repeatedly: sinirler tekrar tekrar sinyal gönderir

Sinir biliminde nerves fire, sinir hücrelerinin elektrik sinyalleri üretip göndermesi anlamına gelir. Repeatedly, bu sinyal etkinliğinin tekrar tekrar gerçekleştiğini belirtir. Burada fire teknik bir anlam taşır. Sinirlerin yandığı veya silahla ateş ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede fire ne anlama gelir? The neurons fire repeatedly when the circuit is overstimulated.

  1. Nöronlar tekrar tekrar silahla ateş eder.
  2. Nöronlar tekrar tekrar yanar.
  3. Nöronlar tekrar tekrar elektrik sinyali gönderir.
Cevabı göster

Nöronlar tekrar tekrar elektrik sinyali gönderir.

But if a resistant roach is exposed to pyrethroids, Kalıp ifadeler

3:40

Ancak dirençli bir böcek piretroidlere maruz kalırsa,

it'll be just fine. Ton ve niyet

3:43

hiçbir şey olmaz.

Kalıp ifadeler

is exposed to pyrethroids: bir maddeyle temas etme

Be exposed to, bir maddeyle temas etmek veya bir maddenin ya da başka bir etkenin kişiyi etkileyebileceği bir yerde bulunmak anlamına gelir. Burada dirençli hamam böceği piretroitlerle temas eder ancak zarar görmez. Yapı be + exposed + to + isim şeklindedir. Exposed yalnızca cildin veya vücudun başka bir bölümünün açıkta kalması anlamına gelmez.

Alıştırma

Güvenlik uyarısını be exposed to ile tamamlayın: Without gloves, workers may ____ harmful chemicals.

Cevabı göster

be exposed to

Ton ve niyet

just fine: tamamen iyi ve zarar görmemiş olmak

Bu cümlede be just fine, “tamamen iyi olmak” veya “hiç zarar görmemek” anlamına gelir. Dayanıklı hamam böceği, dayanıklı olmayan bir hamam böceğinin aksine kimyasal maddeye maruz kaldıktan sonra hayatta kalır. Burada fine, hassasiyet veya ayrıntı kalitesi değil, iyi ve sorunsuz bir durumu anlatır. Just, güven veren anlamı güçlendirir ve bilimsel karşıtlığı daha konuşma diline yakın ve anlaşılır hâle getirir.

Alıştırma

Bu yeni cümlede just fine ne anlama gelir? The laptop slipped off the sofa, but it was just fine.

  1. Dizüstü bilgisayar büyük bir hassasiyetle üretildi.
  2. Dizüstü bilgisayar zarar görmedi.
  3. Dizüstü bilgisayar para cezası ödemek zorunda kaldı.
Cevabı göster

Dizüstü bilgisayar zarar görmedi.

Genetic mutations have given them sodium channels

3:44

Genetik mutasyonlar onlara piretroidlerin

that the pyrethroids can't bind to. Dilbilgisi

3:47

bağlanamayacağı sodyum kanalları vermiştir.

Dilbilgisi

that ... can't bind to: to'yu ilgi yan cümlesinin sonunda bırakmak

that the pyrethroids can't bind to yan cümlesi sodium channels ifadesini niteler. Bu yapı, “The pyrethroids can't bind to the sodium channels.” düşüncesinden gelir. İlgi yan cümlesinde that, channels sözcüğünü temsil eder. bind to yapısı to edatını gerektirir. Nesne that ile temsil edildiğinde gündelik İngilizcede to yan cümlenin sonunda kalabilir. Bu nedenle sondaki to gereklidir, fazladan değildir.

Alıştırma

“The cable connects to the port” cümlesinden doğru bir ilgi yan cümlesi oluşturan seçenek hangisidir?

  1. This is the port that the cable connects to.
  2. This is the port that the cable connects.
  3. This is the port to that the cable connects.
Cevabı göster

This is the port that the cable connects to.

The cockroach also produces more detoxification enzymes, Kelime

3:50

Hamamböceği ayrıca böcek ilacını zararsız hale getiren

which render the pesticide harmless, Kalıp ifadeler

3:54

daha fazla detoksifikasyon enzimi üretir,

and the cockroach simply excretes it as a waste.

3:56

ve hamamböceği bunu sadece bir atık olarak dışarı atar.

Kelime

detoxification enzymes: zararlı maddeleri işleyen enzimler

Detoxification enzymes, bir canlının zararlı maddeleri kimyasal olarak değiştirmesine, parçalamasına veya uzaklaştırmasına yardımcı olan enzimlerdir. Bu isim öbeğinde detoxification, enzimlerin görevini belirtir. Burada ifade, biyokimyasal bir savunmanın parçasını adlandırır: enzimler böcek ilacını işleyerek artık hamam böceğine zarar vermemesini sağlar. Bu, bir canlının içinde gerçekleşen belirli bir kimyasal süreçtir.

Alıştırma

Bu bilimsel bağlamda detoxification enzymes ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Bir canlı için böcek ilacı üreten enzimler
  2. Detox olarak tanıtılan herhangi bir yiyecek veya içecek
  3. Zararlı maddelerin kimyasal olarak işlenmesine yardımcı olan enzimler
Cevabı göster

Zararlı maddelerin kimyasal olarak işlenmesine yardımcı olan enzimler

Kalıp ifadeler

render the pesticide harmless: böcek ilacını zararsız hâle getirmek

Render + nesne + sıfat, “birini veya bir şeyi belirli bir duruma getirmek” anlamına gelir. Render the pesticide harmless ifadesinde the pesticide nesnedir; harmless ise ortaya çıkan durumu anlatır. Burada render, “dijital bir görüntü oluşturmak” anlamına gelmez. Dil bilgisi yapısı ve bağlam, “bir duruma getirmek” anlamını seçer.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için rendered, the old app ve unusable ifadelerini kullanın: The software update ____.

Cevabı göster

rendered the old app unusable

Because German cockroaches reproduce especially quickly,

3:59

Alman hamamböcekleri özellikle hızlı üredikleri için,

populations may evolve resistance to a new pesticide within months. Kelime

4:03

popülasyonları aylar içinde yeni bir böcek ilacına karşı direnç geliştirebilir.

Kelime

evolve resistance to a new pesticide: yeni bir böcek ilacına karşı evrimsel direnç geliştirmek

Evolve resistance to, nesiller boyunca bir popülasyonda bir maddeyi ona karşı daha az etkili kılan kalıtsal özelliklerin gelişmesi anlamına gelir. Resistance to ifadesinden sonra direnç gösterilen şey gelir; burada bu şey yeni bir böcek ilacıdır. Özne olarak populations kullanılması önemlidir. Cümle, hamam böceği gruplarının nesiller boyunca geçirdiği evrimsel değişimi anlatır; tek bir hamam böceğinin böcek ilacıyla temas ettikten sonra bilinçli ya da anında değişmesini anlatmaz.

Alıştırma

Evrim yoluyla zamanla dirençli hâle gelmek anlamındaki hedef ifadeyle bilimsel cümleyi tamamlayın: Over many generations, bacteria can ____ antibiotics.

Cevabı göster

evolve resistance to

So far,

4:08

Şimdiye kadar,

they're already resistant to 43 different chemicals.

4:09

zaten 43 farklı kimyasala karşı dirençlidirler.

But contrary to popular belief, Anlatım akışı

4:13

Ancak popüler inanışın aksine,

cockroaches would probably not survive a nuclear apocalypse. Dilbilgisi

4:15

hamamböcekleri muhtemelen bir nükleer kıyametten sağ çıkamazlardı.

Anlatım akışı

contrary to popular belief: yaygın bir inanışı düzelteceğini belirtmek

Contrary to popular belief, cümlenin başında kullanılan ve birçok insanın düşündüğünün aksine anlamına gelen bir yönlendirme ifadesidir. Önce yaygın bir varsayımı akla getirir, ardından okuyucuya veya dinleyiciye sıradaki iddianın bunu düzelteceğini ya da sorgulayacağını bildirir. Burada hamam böceklerinin nükleer bir kıyametten muhtemelen sağ çıkamayacağını belirtir; bu, onların sağ çıkacağına dair bilinen düşünceye aykırıdır. İfade bilgide bir tersine dönüş düzenler; yaygın inanışı desteklemez.

Alıştırma

Birçok insanın düşündüğünün aksine anlamındaki hedef başlangıç ifadesiyle düzeltme cümlesini tamamlayın: ____, not all deserts are hot.

Cevabı göster

Contrary to popular belief

Dilbilgisi

would probably not survive: varsayımsal bir durumda temkinli tahmin

Bu cümlede would, hayal edilen bir durumun, yani nükleer bir kıyametin sonucunu belirtir. Geçmişte tekrarlanan bir eylemi anlatmaz. would sözcüğünden sonra survive fiilinin yalın biçimi gelir. Probably not, olumsuz tahmini kesin bir iddia yerine temkinli bir yargı hâline getirir. Konuşan kişi hamam böceklerinin hayatta kalamayacağını düşünür, ancak bir miktar belirsizlik bırakır. Yeniden kullanılabilen kalıp would + probably + not + fiilin yalın biçimidir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla temkinli tahmini tamamlayın: With no water or shade, the seedlings ____ the week.

Cevabı göster

would probably not survive

Compared with other insects, Anlatım akışı

4:19

Diğer böceklerle karşılaştırıldığında,

cockroaches are only mildly tolerant to radiation. Kalıp ifadeler

4:21

hamamböcekleri radyasyona karşı sadece hafif toleranslıdır.

Anlatım akışı

Compared with other insects: karşılaştırma ölçütünü önce belirleme

Compared with other insects, ana yargıdan önce referans grubunu belirler. Hamam böceklerinin radyasyona dayanıklılığını mutlak bir düzey olarak değil, diğer böceklere göre değerlendirmeniz gerektiğini gösterir. Bu, cümle başında kullanılan kısaltılmış bir karşılaştırma öbeğidir. Ana cümlenin öznesi cockroaches karşılaştırılan şeydir; other insects ise yalnızca referans grubudur. Virgül, bu çerçeve öbeğini ana yargıdan ayırır.

Alıştırma

Hangi cümle, cümle başındaki karşılaştırma öbeğini mantıklı biçimde kullanır?

  1. Compared with older batteries, the engineer praised this model.
  2. Compared with older batteries, this model lasts twice as long.
  3. Compared with older batteries, the test ended at noon.
Cevabı göster

Compared with older batteries, this model lasts twice as long.

Kalıp ifadeler

mildly tolerant to radiation: sınırlı tolerans

Be tolerant to something, bir etkene maruz kalındığında işlevini hemen yitirmeden veya o etkenin bütün etkisini görmeden bir ölçüde dayanabilmek demektir. Buradaki etken radiation, yani radyasyondur. Mildly çok önemlidir; toleransın düşük düzeyde olduğunu belirtir. Bu nedenle cümle, hamam böceklerinin radyasyondan etkilenmediğini değil, özellikle diğer böceklerle karşılaştırıldığında radyasyona dayanma yeteneklerinin sınırlı olduğunu söyler.

Alıştırma

Örnekteki mildly tolerant to radiation ifadesini en iyi hangi açıklama karşılar?

  1. Radyasyondan tamamen korunurlar.
  2. Radyasyon onları diğer böceklerden daha güçlü yapar.
  3. Sınırlı miktarda radyasyona dayanabilirler.
Cevabı göster

Sınırlı miktarda radyasyona dayanabilirler.

They would die near the sites of nuclear explosions

4:24

Nükleer patlama alanlarının yakınında ölürler

and would still be severely compromised miles away. Kelime

4:27

ve kilometrelerce uzakta bile ciddi şekilde hasar görürlerdi.

Kelime

severely compromised: ciddi biçimde zayıflamış veya zarar görmüş

Would be severely compromised yapısında compromised, zarar görmüş veya zayıflamış bir durumu anlatır: sağlık ya da normal işleyiş ciddi biçimde etkilenir. Severely, zararın küçük değil büyük olduğunu gösterir. Burada compromise sözcüğünün müzakereyle ilgili anlamı kullanılmaz. Sağlık, sistemler, güvenlik veya yapılar anlatılırken be compromised genellikle bir şeyin artık gerektiği kadar iyi çalışamadığını veya koruma sağlayamadığını belirtir.

Alıştırma

Örnekte severely compromised ne anlama geliyor?

  1. Sağlıkları veya işlevlerini sürdürme yetenekleri ciddi biçimde zarar görürdü.
  2. Tamamen sağlıklı kalırlardı.
  3. Bir anlaşma için müzakere ederlerdi.
Cevabı göster

Sağlıkları veya işlevlerini sürdürme yetenekleri ciddi biçimde zarar görürdü.

Moreover,

4:30

Dahası,

disasters that threaten humanity

4:31

insanlığı tehdit eden felaketler,

also jeopardize the habitats and buffets we provide roaches. Deyimler

4:33

böceklere sağladığımız yaşam alanlarını ve açık büfeleri de tehlikeye atar.

Deyimler

jeopardize the habitats and buffets we provide roaches: hamamböceklerine sağlanan yaşam alanlarını ve “açık büfeleri” tehlikeye atmak

Bu cümlede jeopardize, “tamamen yok etmek” değil, “tehlikeye atmak” anlamına gelir. Birbirine bağlanan nesneler the habitats and buffets ifadesidir: felaketler hem hamamböceklerinin yaşadığı yerleri hem de insan ortamlarında buldukları yiyecekleri tehdit eder. we provide roaches bölümü, insanların istemeden bunları hamamböceklerine sağladığını anlatır. Buffets; yemek artıkları ve çöpler gibi bol ve kolay ulaşılabilen yiyecekler için kullanılan eğlenceli bir benzetmedir. Resmî jeopardize fiilinin bu hafif imgeyle eşleştirilmesi, bilimsel açıklamaya mizahi bir ton katar.

Alıştırma

“jeopardize the habitats and buffets we provide roaches” ifadesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. İnsanlar hamamböceklerini restoranlara taşıyarak korur.
  2. Felaketler hem hamamböceklerinin yaşam alanlarını hem de insanların erişilebilir hâle getirdiği bol yiyecek kaynaklarını tehlikeye atar.
  3. Felaketler hamamböceklerine tekrar tekrar vurur ama yuvalarını ve yiyeceklerini güvende bırakır.
Cevabı göster

Felaketler hem hamamböceklerinin yaşam alanlarını hem de insanların erişilebilir hâle getirdiği bol yiyecek kaynaklarını tehlikeye atar.

Perhaps the only way to beat them is through our mutual destruction. Anlatım akışı

4:38

Belki de onları yenmenin tek yolu karşılıklı yok oluşumuzdur.

Anlatım akışı

through our mutual destruction: aşırı bir yol

Burada through, bir sonucun gerçekleşmesini sağlayacak yolu veya aracı tanıtır. the only way to beat them is through + noun phrase kalıbında through our mutual destruction, “hangi yolla?” sorusuna cevap verir ve sözde zaferi hem insanların hem de hamamböceklerinin yok oluşuna bağlar. İki tarafı da yok eden bir zafer gerçek bir zafer olmadığı için bu ifade, düşünceyi kasıtlı bir abartı ve kara mizahla sonlandırır. Bu, uygulanabilir bir tavsiye değil, retorik bir sonuçtur.

Alıştırma

“through our mutual destruction” ifadesinin cümledeki işlevi nedir?

  1. Onları yenmenin sözde gerçekleşeceği, kasıtlı olarak aşırı yöntemi belirtir.
  2. İnsanların içinden geçmesi gereken fiziksel yeri belirtir.
  3. Bir felaket için ciddi bir güvenlik prosedürü sunar.
Cevabı göster

Onları yenmenin sözde gerçekleşeceği, kasıtlı olarak aşırı yöntemi belirtir.

Or maybe cockroaches would find even more surprising ways

4:42

Ya da belki de hamamböcekleri biz gittikten çok sonra bile gelişmenin

to thrive long after we're gone. Kalıp ifadeler

4:46

çok daha şaşırtıcı yollarını bulacaklardır.

Kalıp ifadeler

long after we're gone: bizsiz uzak bir gelecekte

Long after + yan cümle, bir şeyin başka bir olaydan çok daha sonra gerçekleştiğini veya devam ettiğini anlatır. Burada hamamböceklerinin olası başarısını, insanların yok olmasından sonraki uzak bir geleceğe yerleştirir. We're gone, we are gone ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Tüm insanlığın geleceğini ele alan bu senaryoda gone, insanların kısa süreliğine bir yere gittiği anlamına gelmez; insanlığın artık var olmadığını daha yumuşak bir biçimde anlatır.

Alıştırma

Cümleyi long after ve we are ifadesinin kısaltılmış hâliyle tamamlayın: This message may still be read ____.

Cevabı göster

long after we're gone

Cockroaches are curious creatures,

4:49

Hamamböcekleri merak uyandıran yaratıklardır,

but did you know there's a bug that gives birth to its own clones, Kalıp ifadeler

4:52

ancak, zaten kendi klonlarına hamile olan kendi klonlarını doğuran

who are already pregnant with their own clones? Kalıp ifadeler

4:56

bir böcek olduğunu biliyor muydunuz?

Kalıp ifadeler

gives birth to its own clones: ebeveynin bakış açısı

Give birth to + yavru, bir bebek veya yavru dünyaya getirmek anlamına gelir. Özne, yavruyu dünyaya getiren ebeveyndir. A bug tekil olduğu için şimdiki zaman fiili burada gives biçimindedir. Its own clones, yavruların aynı böceğin genetik kopyaları olduğunu söyler. Own, bunların o böceğin kendi yavruları olduğunu vurgular; clones ise burada sıradan nesne kopyalarını değil, genetik olarak aynı yavruları anlatır.

Alıştırma

Cümleyi give birth to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last June, the giraffe ____ a healthy calf.

Cevabı göster

gave birth to

Kalıp ifadeler

already pregnant with their own clones: kendi klonlarına çoktan hamile

Pregnant with + bebek, yavru veya soy ifadesi, gelişmekte olan o yavruyu taşımak anlamına gelir. Burada who, clones sözcüğüne gönderme yapar; yani bu klonlar kendi klonlarından oluşan yeni bir nesli taşımaktadır. Already, bu durumun beklenenden daha erken gerçekleştiğini gösterir: klonlar doğduklarında zaten hamiledir. Bu şaşırtıcı zamanlama soruya hayret duygusu katar.

Alıştırma

Cümleyi already ve taşınan yavruları belirten doğru edatla tamamlayın: At her first checkup, the cat was ____ pregnant ____ four kittens.

Cevabı göster

already · with

And that's just the tip of the honeydew. Deyimler

5:00

Ve bu balçiğinin sadece görünen kısmı.

Deyimler

That's just the tip of the honeydew: deyimin temaya uygun biçimde değiştirilmesi

Bu cümle, bilinen That's just the tip of the iceberg deyimini değiştirir. Bu deyim, şu anda görülen veya bilinen şeyin çok daha büyük bir bütünün yalnızca küçük bir parçası olduğu anlamına gelir. Yaprak bitleri honeydew adı verilen şekerli bir sıvı ürettiği için iceberg yerine honeydew kullanılmıştır. Bu değişiklik, daha çok şey olduğu mesajını korurken yaprak biti temalı bir kelime oyunu ve tanıtım oluşturur.

Alıştırma

That's just the tip of the honeydew bu bağlamda neden komiktir?

  1. Bir kavunun sivri bir ucu olduğunu söyler.
  2. Bal özünün bir buzdağından büyük olduğunu iddia eder.
  3. Bilinen bir deyimi yaprak bitleriyle ilgili bir sözcükle değiştirir ve hâlâ daha fazlası olduğunu düşündürür.
Cevabı göster

Bilinen bir deyimi yaprak bitleriyle ilgili bir sözcükle değiştirir ve hâlâ daha fazlası olduğunu düşündürür.

Get to know more about the weird and wonderful aphid with this video.

5:03

Bu video ile tuhaf ve harika yaprak biti hakkında daha fazla bilgi edinin.